Isıtılıp Yenen Makarna 'Daha Az Kilo Yapıyor'
Yüksek karbonhidrat değerlerine sahip makarnanın şişmanlattığı algısı oldukça yaygındır. Ancak yapılan son araştırmalar pişirildikten sonra soğumaya bırakılan makarnanın vücut tarafından lifli gıdalar gibi algılandığını gösteriyor.Normalde makarnadaki karbonhidrat vücuttaki enzimler tarafından moleküllere ayrılıp şeker haline getiriliyor. Bunun sonucunda da kandaki şeker seviyesi yükseliyor.Şeker seviyesini tekrar normale indirmeye çalışan vücut da insülin salgılıyor ve tüm bu süreç vücudu yorup acıkma hissinin çok kısa sürede geri dönmesine yol açıyor.Son araştırmalar ise piştikten sonra soğumaya bırakılan makarnanın molekül yapısının değiştiğini ve 'dirençli nişasta' olarak tanımlanan bir yapıya büründüğünü gösterdi.'Dirençli nişasta' enzimler tarafından parçalanamıyor ve glükoza dönüşmüyor. Böyle olunca hem vücut daha az yoruluyor hem de kandaki şeker değerleri yükselmiyor.Soğutulmuş makarnanın faydalarını keşfeden İngiltere'deki Surrey Üniversitesi'nden Denise Robertson 'Eğer makarnayı pişirdikten sonra soğutup yerseniz vücudunuz bunu aynı lifli gıdalar gibi algılayacaktır. Daha az glükoz üreteceksiniz ve bağırsaklarınızdaki faydalı bakteriler de destek görecek' diyor.Soğutulan makarnanın kalorisi de daha düşük.Peki makarnayı soğuk yemeyi tercih eder misiniz? Genelde alınan cevap 'Hayır'.University College London'ın medyatik doktoru Chris van Tulleken, makarnanın soğuduktan sonra tekrar ısıtıldığında 'dirençli nişastanın' faydalı özelliklerini koruyup korumadığını merak etti.Seçilen deneklere haftanın üç farklı gününde aç karnına makarna yedirildi.Servis edilen makarnalar gelişigüzel biçimde sıcak, soğuk ya da yeniden ısıtılmıştı.Denekler her öğünden sonra iki saat boyunca her 15 dakikada bir kan örneklerini verdiler. Çıkan sonuç ise şaşırtıcıydı: Tekrar ısıtılan makarnanın soğuk makarnadan bile daha sağlıklı hale geldiği görüldü.Yeniden ısıtılan makarnayı yiyenlerde kana karışan şeker oranı yüzde 50 azaldı. Doktor Chris van Tulleken, makarnanın yeniden ısıtılmasıyla birlikte 'daha da dirençli' bir nişasta türünün elde edildiğini söylüyor.BBC Türkçe
Telefon Ekranları Kapışıyor!
Galaxy Note 4’ün 518 PPI’lık Super Amoled ekranı ile en büyük rakipleri karşılaştırıldı. İşte LG G3’ün en yüksek PPI değeriyle, iPhone 6’nın üstün parlaklık ve kontrast özellikleriyle ve Note 4’ün derin siyah renkeri ve süper kontrastı ile arz-ı endam ettiği karşılaştırma:
İstanbul Kitap Fuarı'nın Etkinlik Programı Açıklandı
Bu sene 8 Kasım'da kapılarını açmaya hazırlanan 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı etkinlik programı açıklandı.8-16 Kasım arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece'de düzenlenecek olan fuara, 750 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak. Fuar kapsamında 300 etkinlik ve yüzlerce imza günü düzenlenecek.Onur yazarının sinema eleştirmeni Sayın Atilla Dorsay olduğu ve ana temanın 'Sinemamızın 100 Yılı' olarak belirlendiği kitap fuara, yurtdışından 30 yazar da konuk olacak. Fuarın ilk dört günü, açık kalacak olan Uluslararası Salon'da onur konuğu ülke Macaristan yer alacak ve yurtdışından yaklaşık 100 yayınevinin katılımıyla konuk ülke etkinlikleri gerçekleşecek.Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda 'Sinemamızın 100 Yılı' teması kapsamında edebiyat ve sinemanın önde gelen isimlerinin katılacağı söyleşiler ve paneller, 'Çocuk Edebiyatı' başlığı altında okuma saatleri ve söyleşiler, 'Bir Bahçe'den Bir Bahçe'ye' teması altında Macar edebiyatının güncel ve klasik örneklerinin yer alacağı etkinlikler ve profesyonel buluşmalarla yaklaşık 300 etkinlik gerçekleştirilecek.33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı hafta içi 10.00-19.00 saatleri arasında, hafta sonu ise 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek; fuarın son günü olan 16 Kasım Pazar akşamı ise kapılar 19.00'da kapanacak.Öğrenci, öğretmen ve emeklilere girişin ücretsiz olduğu fuarın giriş ücreti 5 TL.33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek.Etkinlik programı için tıklayınız Sabit Fikir
Siyasette Bir İlk: 'Elektronik Parti'
Siyasette yeni dönem başlıyor; siyaset sahnesine 'Elektronik Parti' çıkıyor. Ankara Bağımsız Milletvekili Emrehan Halıcı, Elektronik Parti'nin kuruluşunun ilk aşaması olan 'www.eparti.org' internet sitesini hizmete açtı.Halıcı, AA muhabirine, Elektronik Parti (eParti) fikrinin ne zaman oluştuğunu, ne zaman bu partiyi kurmaya karar verdiğini ve bundan sonraki süreci anlattı.Bu konuyu ilk paylaştığı kişinin eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit olduğunu belirten Halıcı, 2002 yılında seçimlere girerken DSP'nin ana sloganının 'Hedef bilgi toplumu' olduğunu kaydetti. Halıcı, bunun dışında 'Ey Türkiye işte e-Türkiye' ile 'Köykentlerden teknokentlere' sloganlarına da sahip olduklarını ifade ederek, 'Ecevit bu konularda çok vizyonel bir insandı. Eğer hayatta olsaydı ve iktidarda olsaydık, Türkiye'de bu konuda devrim niteliğinde gelişmeler yaşanabilirdi, ama iktidar olamadık. Ben o yıllardan beri bunun çok önemli olduğunu ve bütün partilerin bunu kullanması gerektiğini söylüyorum' dedi.Halıcı, 2011 yılında CHP'ye de bu düşüncelerle geçtiğini ifade ederek, Türkiye'de ilk kez, CHP de bilgi ve iletişim teknolojilerinden sorumlu genel başkan yardımcılığı oluşturulduğunu söyledi. Halıcı, bu konularda büyük çabalar sarfettiklerini ama tam istediği anlamda elektronik partiye dönüşümün gerçekleşmediğini bildirdi.Elektronik Parti girişimi ile ilgili ilk duyuruyu kamuoyuna yaptıklarını ve bu girişimde yer almak isteyenlerin katılabileceği, Elektronik Parti'nin internet sayfasını açtıklarını belirten Halıcı, gelecek süreçte partinin programı ve tüzüğü ile ilgili çalışmaları sonuçlandırarak, en kısa süre içerisinde partinin kuruluş dilekçesini vereceklerini kaydetti.Halıcı, 'Neden böyle bir parti kurmaya ihtiyaç duydunuz?' sorusu üzerine, yurttaşların siyasi partilerde yeterli derecede etkin olamadıklarını, partinin yönetim ve karar mekanizmalarına katılmalarının hemen hemen yok denecek kadar az olduğunu gördüklerini kaydetti.'Ticarette, bankacılıkta var, siyasette de olsun'Ticarette, bankacılıkta, sigortacılıkta, eğlence sektöründe, sağlıkta, eğitimde yani her alanda teknolojik gelişmelerden olabildiğince yararlanılırken, siyasette bundan yararlanılmamasının çok mantıklı bir durum olmadığını vurgulayan Halıcı, 'Teknoloji siyasette üst düzey kullanılmak isteniyor ama bu daha çok tek yönlü oluyor, siyasiler sadece kendi mesajlarını halka iletmek için bunu kullanıyor. Halbuki Elektronik Parti girişiminde bulunan bizlerin isteği, sadece oy alma ve verme, propaganda amaçlı değil, siyasi süreçlerin bizzat tamamında yurttaşların ve o partiye üye olan insanların etkisi ve katkısı olsun' dedi.Emrehan Halıcı, yurttaşların hem ülke hem de parti yönetimine katılımlarının en üst düzeyde olması, denetime ve yönetime en üst düzeyde katılabilmeleri amacıyla böyle bir girişiminde bulunduklarını ifade ederek, şu ana kadar vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendiklerini kaydetti.'Bundan sonra süreç nasıl işleyecek?' sorusu üzerine Halıcı, şu aşamada Elektronik Parti'nin temel ilkeleri ve önceliklerini yurttaşlarla paylaştıklarını söyledi.Halıcı, partinin program ve tüzüğünü bitirmek üzere olduklarını dile getirerek, 'Bunlar tamamlandıktan sonra resmi üyelik için yurttaşlarımıza duyuruda bulunacağız. Onların katılımı ile partinin üye tabanı genişlemiş olacak. Kurucular Kurulu toplanıp, parti ile ilgili tüzükte belirtilen görev bölümünü yapacak. Yurttaşlarımızın kendi görüşlerini bize iletebileceği elektronik sistem duyurusunu yapacağız. Bu parti yaşayan bir parti olacak, kararlar tepeden alınıp vatandaşlara anlatılmaya çalışılan durum olmayacak' diye konuştu.Elektronik Parti'nin Siyasi Partiler Yasası'na göre kurulacağını, dolayısıyla yasada ne yazıyorsa ona uygun bir modellerinin olacağını ifade eden Halıcı, partide eş genel başkanlık sisteminin olacağını bildirdi. Halıcı, partide herhangi bir ayrımcılık olmayacağı gibi pozitif ayrımcılığa da ihtiyaç duymadıklarını belirterek, 'Bazı partilerde gençlere ve kadınlara yönelik maalesef göstermelik kotalar veriliyor. Bunların çok doğru çalışmadığını ve halka sempatik görünmek için alınan kararlar olduğunu görüyoruz' dedi.Emrehan Halıcı, parti içerisinde oluşacak kurulların zaman zaman fiziki olarak biraraya geleceklerini, ama süreçlerin tamamına yakınının elektronik ortamda ve herkes tarafından görülebilir şekilde olacağını kaydederek, elektronik yapılacak oylamalarda kimin kime oy verdiğinin gözükeceğini söyledi.'İnsanlar Elektronik Parti'nin faaliyetlerine evinde, ofisinde, yolda yürürken bile katkı sağlayabilecek. Hedefimiz kağıtsız, bez bayraksız, seçim otobüsü olmayan bir parti' diyen Halıcı, artık insanların 'Partinin genel merkezine gidiyorum' demesine gerek kalmayacağını bildirdi. Eline aldığı akıllı telefonu gösteren Halıcı, 'Parti herkesinde yanında olacak' dedi.'CHP'den istifa ettikten sonra kurulması tesadüf değil'Emrehan Halıcı, 'Kısa bir süre önce CHP'den istifa ettiniz ve hemen ardından Elektronik Parti'nin duyurusu yapıldı. Bu tesadüf değil herhalde' sözleri üzerine, 'Hiç tesadüf değil. Ben CHP'deki bütün arkadaşlarımı şu an sevgi ve saygı ile hatırlıyorum, onların başarılı olmasını istiyorum. Aslında Türkiye'de seçimler, 'kim kazandı kim kazandı' tartışması bittikten sonra, iktidarın da başarılı olmasını istememiz gerekir. Ben iktidarın da muhalefetin de başarılı olmasını isterim. Seçimler bittikten sonra mümkün olduğu kadar uzlaşma ve işbirliği içinde çalışılması gereken bir tabloyu özlüyorum. Ancak maalesef Türkiye'de bu tablo yok' diye konuştu.CHP'ye ilk girdiği andan son kurultay gününe kadar hedefinin, Türkiye'yi bilgi toplumuna dönüştürmek, partiyi de elektronik partiye dönüştürmek olduğunu kaydeden Halıcı, 'Orada epey işler yaptık, o işlerin yarım kalmamasını, devam etmesini temenni ederim. Ama şimdi ben daha çok direksiyonun başında olarak, çok daha etkin bir şekilde bu faaliyetleri sürdüreceğim' dedi.Halıcı, 'Elektronik Parti iktidarı hedefleyecek mi?' sorusuna, 'Ben gerçekçi olmak isterim. Bu fikrin çok doğru olduğuna inanıyorum ama bu konuyla ilgili 'bunun hayata geçmesi için yıllara ihtiyaç var' diyenler var. Doğru adım atıldığına inanıyorum ama bunun hemen ertesi gün 'neticesi şu olsun' diye bir beklentim yok. Bunun siyasette kullanılması gerekiyor. Bu, X sene ya da Y sene sonra olacak. Türkiye bu konuda ilk adımı atıyor. Her parti gibi biz de iktidar olmak üzere, iktidarda olursak ne yapacağımızı söylemek üzere yola çıktık' yanıtını verdi.Emrehan Halıcı, 'www.eparti.org' adresine giren yurttaşların partinin temel ilkelerini, önceliklerini göreceklerini, orada neyi hedeflediklerini, amaçlarının ne olduğunu çok net olarak ortaya koyduklarını anlattı.Coşkun Ergül | AA
Hasta Bilgileri 65 Bin Liraya Satılmış
Milyonlarca hastanın kişisel bilgilerinin satıldığı Sayıştay raporuyla ortaya çıkarken hasta verilerinin anayasaya aykırı olarak 65 bin lira karşılığında 5 ayrı firmaya satıldığı tespit edildi.Bugün'den Nesrullah Sonay'ın haberine göre Sayıştay’ın TBMM'ye gönderdiği kamu kurumları ile ilgili denetim raporlarında çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Kamuoyunda sıkça tartışılan kişilerin sağlık verilerinin 3. kişilere paylaşımı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2013 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda yer aldı.Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen ve kamu harcamalarını ele alan Sayıştay raporunda SGK’nin genel sağlık sigortalı hastalar ve bu hastalara bakmakla yükümlü kişilere ait bilgilerin beş ayrı firmaya satıldığı bilgisi yer aldı. SGK’nın, bilgi işlem sisteminde kayıtlı sağlık verilerinin satılması yoluyla yaklaşık 65 bin TL gelir elde ettiği belirtildi. Hasta bilgilerinin satıldığı beş firmanın ismi ise açıklanmadı.SGK: DANIŞMANLIK HİZMETİSGK, Sayıştay’ın kapsamlı raporuna itiraz etti. Cevap niteliğindeki yazıda verilerin ücretlendirilmesine yönelik danışmanlık hizmeti alımının yapıldığı ancak çalışmaların henüz sonuçlandırılamadığını belirtti. “Bugüne kadar yapılan paylaşımların taleplerin karşılanabilmesi amacıyla ücretlendirildiği belirtilmiştir” denildi.Sayıştay ise raporun sonuç bölümünde verilerin ücret karşılığında üçüncü kişiler ile paylaşılmasına yönelik herhangi bir kanuni düzenleme yapılmadığı sürece genel sağlık sigortası verilerinin paylaşılmamasına dikkat çekti. Raporda “Yönetim kurulu kararı olarak yayımlanan Türk ceza hukukunun genel nitelikteki ilkelerine aykırı hükümlerin kaldırılması; Mali saydamlık ilkeleri uyarınca verilerin fiyatlandırılmasına ilişkin objektif kriterlerin belirlenerek kamuoyuna duyurulması gerekir” görüşüne yer verdi.PAYLAŞIMLAR ANAYASA'YA AYKIRIİstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı Gökhan Ahi, hasta ve sağlıkla ilgili verilerin, Türk Ceza Kanunu’na göre hassas veriler olduğunu belirtti. Ahi, “Hassas veriler, hukuka aykırı kaydedilemez, amacı dışında kullanılamaz ve kullanım için mutlaka ilgilinin açık rızasının alınması gerekir. SGK, yönetmelik desteğiyle dahi bu verileri hiçbir 3. kişiye satamaz. Nitekim, bu husus Anayasa’nın 20. maddesine de aykırıdır” diye konuştu. Evrensel
"80 İlden Teklif Aldık, Bir Tek İstanbul Hariç..."
Sivasspor maçını Ankara'da oynayacak olan Beşiktaş'ta, İkinci Başkan ve Futbol Şubesi Başkanı Ahmet Nur Çebi, yine ses getirecek açıklamalarda bulundu.Son olarak Elazığspor'un kendi resmi sitesinden yaptığı açıklamayla Beşiktaş'ın stat sıkıntısının gündeme getirilmesi nedeniyle konuşan Çebi 'Elazığspor'a çok teşekkür ederiz. Tabi ki böylesine bir daveti değerlendirmek isteriz ama bu tür kararlar bir anda alınmıyor. Sadece Elazığ'dan değil, Rize, Antalya ve İzmir'den de bize teklifler geldi. Türkiye'de 81 vilayet var, deyim yerindeyse 80 vilayetten teklif geldi, bir tek İstanbul'dan bize teklif gelmedi. Bu durum tabiki bizleri üzüyor. Beşiktaş'a, kapılarını açan ve bizlere yardımcı olmaya çalışan herkese teşekkür ederiz' diye konuştu.Serdar Sarıdağ / Skorer Özel
Reklam
Sigarayı Bırakmak İsteyenlere Bakanlık Desteği
Sigarayı bırakmak için kullanılan ilaçlar sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın vatandaşlara ücretsiz verilecek.Bakanlar Kurulunca nikotin replasman preparatları ile Bupropion HCI ve Vareniklin içerikli ilaçların, sigarayı bırakma tedavisi alanlara sayıları 300 bini geçmemek şartıyla sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz karşılanması kararlaştırıldı.Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında, sigarayı bırakma tedavisi alan hastaların; sayıları 300 bini geçmemek şartıyla herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, Sağlık Bakanlığınca temin edilerek birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına dağıtımı yapılacak nikotin replasman preparatları ile Bupropion HCI ve Vareniklin içerikli ilaçlardan, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri vasıtasıyla yararlanmada, 4736 sayılı Kanunun 1'inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden muaf olduğu belirtildi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelen İran Tedavi ve Tıp Eğitimi Bakanı Seyyid Hassan Qazizadeh Hashemi ve beraberindeki heyeti kabulünün ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.Müezzinoğlu, bugün sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaçların vatandaşlara ücretsiz verilmesine ilişkin Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ilişkin bir soru üzerine de 'Türkiye'nin Dumansız Hava Sahası' adı altında tütün ve tütün ürünleri ile mücadele noktasında çok başarılı sonuçlar elde ettiğini söyledi.Şu anda 2 milyonun üzerinde kişinin sigarayı bıraktığını ifade eden Müezzinoğlu, burada esas başarının son 5 yılda 15-25 yaş grubunda sigaraya başlama oranındaki düşme ile elde ettiklerini belirtti. Müezzinoğlu, bu oranın yüzde 7-8 civarında olduğunu kaydetti.'Sigara bırakma polikliniklerinde ilaç desteğini ücretsiz olarak, Bakanlar Kurulu kararı ile 300 bin vakaya yine verilecek' diyen Müezzinoğlu, ilgili vakaların kimler olacağına 'sigara bırakma polikliniklerinde görev yapan hekimlerin karar vereceğini' bildirdi.İranlı gazetecinin sorusu üzerine Müezzinoğlu, dünyanın ülkeye uyguladığı ambargo dolayısıyla Türkiye'nin duruşunu en iyi İran halkının bildiğini belirterek, 'Son dönemlerde Mısır'daki darbe konusunda da yine Türkiye'nin duruşu nettir ve bellidir. Türkiye ve Türk halkı fıtratı gereği, haksızlıklara, adaletsizliklere ve zulümlere karşı değerlerinde olan bir duruşu yönetim olarak sergilemiştir ve sergilemeye de devam edecektir' diye konuştu.Bir başka gazetecinin, 'İki ülke arasında yapılan mutabakat zaptında yer alan organ naklinde işbirliği sağlanacağı belirtiliyor. İran'da farklı bir model var. Nasıl olacak?' sorusu üzerine Müezzinoğlu, 'Bu konular, bizim gündemimize aldığımız ve bizim onlardan, onların bizden fikir, tecrübe ve yol haritası olarak istifade edebileceğimiz alanlar. Şu anda bunların değerlendirmesini teknik heyetler yapıyor' dedi.Müezzinoğlu, İran'ın organ naklindeki başarı ve uygulamadaki farklılıklarına değinerek, 'Tabii ki Türkiye, 'ben de bu çerçeveyi değerlendirebilirim' diyebilir veya 'ülkemde bunu uygulamayacağım' diyebilir. Bunlar, bizim şu anda ortak konu başlıklarımız. Alınmış bir karar yok' yanıtını verdi.'Şu anda ülkemiz adına, panik yapacak durumda değiliz'Bir gazetecinin, 'Dünyada eboladan ölenlerin sayısı artıyor. Sağlık Bakanlığı olarak, alınan ek önlemler var mı?' sorusu üzerine Müezzinoğlu, ebolanın bugün için dünyayı tehdit edecek bir noktaya geldiğini söyledi.Bu virüse karşı henüz bir aşının üretime geçmediğinin altını çizen Müezzinoğlu, dolayısıyla alınabilecek tedbirlerin çok sınırlı olduğunu vurguladı. Müezzinoğlu, uyarıcı ve erken tedbirlerin alınmasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:'Özellikle bulaşıcılığın kontrol altında tutulması önemli. Türkiye olarak yaklaşık 4 aydır, belki de daha aşkın süredir özellikle salgının olduğu bölgelerden geliş-gidişlerde, gerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerekse o bölgelerden değişik amaçlı gelen-gidenleri, gerek bilgilendirme, gerekse en ufak bir sağlık sorunu veya risk taşımaları konusunda son derece duyarlı olunuyor.Uçağa binildiği andan itibaren takip eden ve bunu sistematik yapan, belki de dünyada bu anlamda duyarlılığı en üst düzeyde tutan ülkeyiz ya da ülkeler arasındayız.'Müezzinoğlu, dün itibariyle bir şüpheli vakanın olduğunu ifade ederek, 'Sanırım 5. vaka oldu. Hepsinde sıtma teşhisi konuldu. Tedavisi henüz tıp alanında olmadığı için tedbir konusunu öncelikliyoruz. Tedbirleri en üst düzeyde tutuyoruz' dedi.Ebolanın birçok ülkede sıkıntı yarattığını, ancak bu durumun Türkiye için geçerli olmadığının altını çizen Müezzinoğlu, 'Şu anda ülkemiz adına, halkı panik yapacak bir durumda değiliz' açıklamasında bulundu.İstanbul'da 6 ilçede yapılan çocuk felci aşısının Türkiye genelinde yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Müezzinoğlu, 'Özellikle güney sınır bölgemizde 2 periyot olarak aşı yaptık. Geçtiğimiz Mayıs ayında da Bilim Kurulumuz İstanbul'da da 6 bölgede aşılama yapılmasında yarar olacağı kararını verince, biz 6 ilçemizde aşı yaptık. Onun ikinci periyodunu şimdi yapıyoruz.Burada karar, Sağlık Bakanlığının değil. Karar, bilim kurullarınındır. Bulaşıcı hastalıklarda alınması gereken tedbirleri devamlı bizim bilim kurullarımız takip ediyor ve buradan bize gösterilen yol haritasına göre adımları atıyoruz. Şu anda bu anlamda ilçeleri genişletecek bir risk bize yansıtılmadı.'Muhabir: Selma Bıyıklı Adabaş, Yeşim Sert Karaaslan | AA
Reklam
Gerçek Dünyanın Snapchat’i ile Tanışın!
Normalde yazıcılardan bastırdığınız her şey kalıcıdır. Ancak Diego Trujillo Pisanty’nin yazıcısı bu durumu değiştiriyor. Bir sanat projesi olarak geliştirilen özel yazıcı, bastığı fotoğrafları gliserol ve potasyum tuzu ile kaplayarak ele alıp incelendikten saniyeler sonra yanmasına sebep oluyor. İcat gerçek dünyada arkasında iz bırakmak istemeyenler için birebir.
Alabora'nın Gezi Tweeti 'Sol Darbe' Delili Oldu
Gezi Parkı protestolarına MLKP örgütü adına katıldıkları iddiasıyla yargılanan 81 kişiyle ilgili iddianamede, oyuncu Memet Ali Alabora'nın twitter mesajı bir 'sol darbe'nin delili olarak gösterildi.Radikal'den İsmail saymaz'ın haberine göre, İstanbul’da Gezi Parkı gösterilere katıldıkları, bu eylemleri yasadışı Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) adına gerçekleştirdikleri iddiasıyla 81 kişi hakkında açılan davanın iddianamesinde, oyuncu Memet Ali Alabora’nın “Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı, hadi gel” şeklindeki twitter mesajı, ‘yasadışı örgütlerin meşru hükümeti devirme amacının delili’ olarak gösterildi. Sanıkların, “Biz MLKP’li değil, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesiyiz” savunması için de, “Karşılarındakinin hiçbir şeyden haberi olmayan aptallar olduklarını, gerçekleri göremediklerini sananların savunmalarıdır” denildi. Eylemler sırasında meydana gelen ölümler hakkında da, “Olayın anlatılış biçimi, tamamen öldürmeye ve yok etmeye odaklanmış 300 bin kişilik polis ordusundan söz ediliyor gibidir. Ancak sadece öldürmeye ve yok etmeye odaklanmış 300 bin kişilik polis ordusu, bir hafta boyunca demek ki sadece iki kişiyi öldürebilme becerisini gösterebilmiştir” ifadesi kullanıldı. İddianamede Ankara’da TBMM’ye, İstanbul’da Başbakanlık Ofisi’ne yürüyenler de ‘terörist’ olmakla suçlandı.İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘yasadışı örgüt üyeliği, örgüt propagandası ve yasadışı gösteriye katılmak’ savıyla açılan davanın ilk duruşması, 21 Ekim’de görülecek. Savcı İdris Kurt tarafından hazırlanan 1077 sayfalık iddianamede, “Eylemlerin başlangıcından itibaren, sol terör örgütleri ve marjinal gruplarca şiddet içerikli eylem çağrıları” yapıldığı, “Gezi Parkı’ndaki konulan bahane edilerek” eylemlerin Beşiktaş, Sultangazi ve Sancaktepe ilçelerine sıçradığı, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’ne saldırıldığı iddia edildi.ALABORA’DAN MKLP’YE DELİLGrupların anayasal rejimi değiştirmeyi amaçladığını savunan Savcı Kurt, Ankara’da TBMM, İstanbul’da Başbakanlık Ofisi’ne ‘teröristlerin’ saldırıda bulunduğunu, bunlar arasında MLKP milislerinin olduğunu ileri sürdü. İddianamede, tiyatro oyuncusu Mehmet Ali Alabora’nın twitter mesajına atıfta bulunan Savcı Kurt, bu mesaj ile MLKP’nin aynı amaçta birleştiğini iddia ederek, şunları kaydetti:“Bir tiyatro sanatçısının twitterdan, ‘Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Hadi gel’ şeklindeki mesajından; aslında eylemin, parkın büyütülmesi sırasında kesileceği iddia edilen ağaçların kesilmesine yönelik bir itiraz olmadığı, üstelik tam olarak gerçek de olmayan bu bahanenin, özellikle MLKP’nin açık alan yapılanması olan ESP’nin başını çektiği terör ve yasadışı örgütlerin de amaç birlikteliği içerisinde hareket ederek, demokratik yolla yönetme hakkını elde etmiş meşru bir yönetimi, meşru olmayan bir biçimde kaos ve kargaşa oluşturarak yönetemez hale getirmek amacını taşıdığını ortaya koyan, yoruma yer bırakmayacak biçimdeki açıklamalardan ve delillerden sadece biri olduğu anlaşılmaktadır.”Şüphelilerin “Biz MLKP’li değil, Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyesiyiz” diye savunma yaptığını kaydeden Savcı Kurt, “Bu, olağan seviyede zekaya sahip ve temyiz kudretine haiz olanların altında dahi zeka ve kavrayış seviyesine sahip olan kişilerin zekaları ile bile alay etmek kadar gülünç ve ciddiyet dışıdır. Hiçbir inandırıcılığı olmayan, karşılarındakinin hiçbir şeyden haberi olmayan aptallar olduklarını, gerçekleri göremediklerini sananların savunmalardır” dedi. ESP’nin Gezi Parkı günlerinde yaptığı “300 bin kişilik polis ordusu gaz bombaları, plastik mermiler, tazyikli su, cop-kalas darbeleriyle bir hafta içinde iki eylemciyi katletti. Onlarcası ağır olmak üzere yüzlercesini yaraladı, binlerce göstericiyi ise gözaltına almaya devam ediyor” şeklindeki açıklamasına değinen Savcı Kurt, şu ifadeleri kullandı:“Olayın anlatılış biçimi adeta tamamen öldürmeye ve yok etmeye odaklanmış 300.000 kişilik polis ordusundan söz ediliyor gibidir. Ancak sadece öldürmeye ve yok etmeye odaklanmış 300.000 kişilik polis ordusu, 1 hafta boyunca demek ki sadece 2 kişiyi öldürebilme becerisini gösterebilmiştir!...”Haber+1
G.Saray'dan 'Metro' Açıklaması
Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe ve Borussia Dortmund maçları öncesi ulaşım ile ilgili bir açıklama yaptı.Galatasaray resmi internet sitesinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;'Sanayi - Seyrantepe metro hattında yapımı devam etmekte olan yeni metro tüneli inşaatı nedeniyle Seyrantepe'ye metro seferleri yapılamamaktadır. 18 Ekim Cumartesi akşamı oynanacak olan Galatasaray Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena’ya erişim için Sanayi metro istasyonundan kalkacak İETT otobüslerini ücretsiz olarak kullanabilirsiniz.'Şampiy10
Reklam
Soul Müziğin Efsane İsmi Halil Sezai Sahnesinde
Geçtiğimiz Cumartesi gecesi Hail Sezai kendisini dinlemeye gelen Dünyaca ünlü 'Soul Müziğin Efendisi' olarak da bilinen Carlton Jumel Smith'i sahnesine davet etti ve ondan bir şarkı söylemesini istedi. Halil Sezai'nin isteği geri çevirmeyen Dünyaca ünlü yıldız 'AIN'T NO SUNSHINE' şarkısını kendi tarzıyla söyleyerek dinleyenleri hem eğlendirdi hemde gönülleri mest etti.Türkiye'ye konser vermek için gelen Carlton J.Smith, Ekim ayı boyunca her Çarşamba-Ankara, her Perşembe-İstanbul ve her Cuma-Antalya olmak üzere Türkiye turnesini tamamlamış olacak. Eğlenceli kişiliği ve mükemmel sahne performansıyla bilinen Carlton J.Smith 'Müziğin dili,dini,rengi yoktur, iyi yada kötü müzik vardır ve ben en iyisi için buradayım' dedi.Ayrıca kendisi ve konserleri hakkında bilgi almak isteyenler Resmi Türkçe Fan Sayfasından bilgi alabilirler; Carlton J Smith Turkey
Android 5.0 Lollipop Resmileşti
akşamında Google' ın düzenlediği etkinlikle tanıtılan Android L, beta formunda geliştiriciler için indirilmeye sunulmuştu. Google , yazılımın tam adının böyle olmayacağını, ek özelliklerle beraber yeni Android sürümünün daha gelişebileceğinin sinyallerini vermişti.Bugün tanıtılan Nexus 6 ve Nexus 9 modelleriyle beraber nihayet hayata geçen yeni Android sürümünün de adı belli olmuş oldu. Android 5.0 Lollipop adını alan yeni sürümdeki yenilikleri bir araya getiriyoruz.Android 5.0 Lollipop neler getirecek?Yenilenen yazılım altyapısıART ile 64 Bit Desteği Geliyor! Android 5.0 Lollipop 'un en büyük gelişimi ne diye olacak olursa, buna verilecek cevap ART yapısı olacaktır.Android’in son iki sürümünde yavaş yavaş hayatımıza giren ART, Dalvik sanal makinesi yerine doğal olarak uygulamaları çalıştıran bir yazılım altyapısı.Böylece uygulamalar daha verimli bir şekilde çalışıyor, daha az güç tüketiyor ve daha yüksek performans sunuyor. Dalvik alternatifi olan ART, doğrudan ARM, x86 ve MIPS mimarileriyle uyumlu olarak çalışıyor. Ayrıca 64 bit desteğine de sahip.Yapılan testlerde de ART tabanlı Android 5.0 Lollipop'un performans olarak Dalvik tabanlı uygulamaları epey geride bırakmayı başardığını gördük.Oyunlarda daha yüksek performansART ile performansını ve verimini artıran Android, oyunlarda da daha fazla performans sunacak. Artan performansla beraber eklenen yeni özelliklerle PC kalitesinde oyun deneyimi sunacak.PC oyunlarında gördüğümüz Tesselation teknolojisi ile beraber, geometri ve computer shaders üniteleri geliyor. Ayrıca ASTC texture sıkıştırması da yeni Android sürümüyle beraber gelen özellikler arasında.Materyal Dizayn!Android 5.0 Lollipop ile yen, yazılımda çok katmanlı fiziksel layerlar üzerinde işlemler gerçekleşecek. Bu hem daha anlaşılır hale gelecek hem de performans ve görselliği daha da artıracak.Android’in Tasarım Bölüm Başkanı: “Basit, anlaşılır olmayı amaçlıyoruz. Bir piksel renge ve derinliğe sahip olsa ne olurdu diye düşündük” Bu yüzden Android 5’deki tasarım materyal olarak yenilendi cümlelerini de lansmanda söyledi.Yenilenen Chrome, 60 FPS’de Çalışacak!Google’ın Chrome tarayıcısı, tamamen yeni bir deneyim ve performans sunacağı konusunda epey iddialı. Fluid tasarım anlayışıyla yenilenen yeni Chrome, bilgisayarlardaki gibi grafik işlemci tarafından donanımsal hızlandırma ile performansı daha da artıracak. Burada da performansı artırmak isteyen Google, Chrome’daki hızı 60 FPS’de sabitleyerek ekstra yumuşak geçişler ve yüksek performanslı bir deneyimi bizlere sunacak.Chrome’daki İçerikteki görseller ve metin arasında gezinti tamamen animasyon destekli ve “sıfır gecikme” ile gerçekleşecek.Yeni Güç Tasarruf ÖzelliğiProject Volta adı verilen yeni oluşumla beraber cihaz içerisindeki tüm kalemler farklı farklı kontrol edilip, kullanılmadığı zamanlarda güç tüketimi harcamayacak şekilde hazırlanacak. Ayrıca Android 5.0 Lollipop, Android’in pil sorununa da çare olacak çözümlerle donatılıyor.Battery Historian özelliği, yapılan tüm işlemleri ve açılan donanımsal birimleri işliyor ve sizin kullanım alışkanlıklarınıza göre cihazın güç yönetimini şekillendiriyor. Qualcomm’un Battery Guru programı gibi diyebiliriz.Android 5.0 Lollipop ile Gelen Diğer ÖzelliklerOyun oynarken veya bir uygulamayı çalıştırırken arama gelirse içeriğe ara vermeden aramayı reddetmek mümkün olacak. Yaptığınız işleme son vermek gerekmeyecek.Bildirim sistemi de yenilendi. Bildirimleri okumak ve silmek kilit ekranından çok daha kolay ve hızlı şekilde gerçekleştirilebilecek. Tek bir dokunuş ile tüm bildirimler detaylı olarak sıralanacak. Ufak bir hareket ile bildirimleri tek tek silebileceksiniz.Dokunulan butonlar anlık tepki verecek. Animasyonlar çok daha hareketli olacak.Arama arayüzü tazeleniyor. Numara girişi ve arama arayüzleri farklı olacak.Gerçek zamanlı gölge efekti sunan 3D animasyon desteği.Yeni arayüzde Gmail tipografik olarak da güncelleniyor.Yazan: Tolga Cem KüçükyılmazSDN - ShiftDelete.Net
İçişleri'ne Göre Yüzüne Gaz Fişeği İsabet Eden Kişi Kendi Kusuruyla Yaralanmış!
Ankara’daki Gezi eylemleri sırasında yüzüne gaz fişeği isabet etmesiyle yaralanan Mustafa Başnamlı’nın açtığı tazminat davasında, İçişleri Bakanlığı ‘ sıradışı ‘ bir savunma yaparak Başnamlı’nın kendi kusuru sonucu yaralandığını ve bu nedenle tazminat talebinin reddedilmesini talep etti.Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, Başnamlı’nın 1 Haziran 2013’te gaz fişeğiyle yaralanmasına ilişkin soruşturmada savcılık, şüphelinin tespit edilmemesi üzerine polisin bulunması amacıyla 2028 yılına kadar ‘ daimi arama ’ kararı verdi. Polis saldırısı sonucu yüzüne platin takılan Başnamlı ise İçişleri Bakanlığı aleyhine maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açtı.‘Kendi kusuru’İçişleri Bakanlığı’nca Ankara 10. İdare Mahkemesi’ne gönderilen savunmada, “İdarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, zararın kişilerin kusurundan doğmuş olması nedeniyle tazminat sorumluluğunun bulunmadığı değerlendirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.‘Görüntü yok, her şey hukuka uygun’Savunmada olaya ait görüntü kaydı bulunmadığı belirtilirken, Başnamlı’ya hukuka uygun biçimde müdahale edildiği de öne sürüldü. Bakanlık, personelinin yasaların kendisine yüklediği görevleri yerine getirmekten öte bir eylemi olmadığını iddia ederken, savunmada “Zarara yol açan fiille personelimiz arasında illiyet bağı da bulunmamaktadır” denildi.Emsal karar tehlikesiBaşnamlı’nın avukatı Saliha Şahin, mahkemenin bakanlığın savunması doğrultusunda karar vermesi halinde, Gezi gibi olaylarda yaralanan göstericilerin tazminat taleplerinin reddedilmesi yolunu açacağını iddia etti.Diken
Reklam
Ankara'da Adresler Değişiyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı döneminde kiralanan konuttan Başbakanlık Resmi Konutu'na taşındı. Erdoğan da bu ay sonu 'Ak Saray' olarak anılan yeni Cumhurbaşkanlığı binasında çalışmaya başlayacak.Devlet yönetiminin sembol mekanlarını kullanma geleneği 3 Kasım 2002'de başlayan AK Parti iktidarıyla birlikte değişmeye başladı. Tayyip Erdoğan Başbakanlık görevine başladıktan sonra da Ankara’nın Keçiören semtindeki Subayevleri Mahallesi’nden ayrılmadı. Başbakanlık Konutu’na taşınmayan Erdoğan, eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in de yaptığı gibi, bu binayi resmi kabulleri dışında kullanmadı. Erdoğan komşularıyla, mahalle esnafıyla yakın temas kurduğu bu evden Cumhurbaşkanı seçildiği için ayrılmak zorunda kalışını “Türkiye vizyonunu“ gerekçe göstererek şu sözlerle anlattı:“Ev konusunda da herhalde Subayevleri olmaz. Zira artık gelenimizle gidenimizle olay değişik bir yerde. Bu Türkiye'nin vizyonudur, burada temsil mevzubahis. Mevcut yerde eşim daimi müzakerelerini resmi konutta yapmıştır, biz de orayı kullanmadık fakat bütün resepsiyonlarımızı dar şartlar altında orada verdik. Bundan sonraki süreçte olay değişik olacak. Gerek başbakanın koşulları, gerek reisicumhurun koşulları daha değişik olması gerekli. Zira bu Türkiye'nin vizyonudur.Erdoğan “Türkiye vizyonu”na uygun olmayacağını söylediği Subayevleri semtinden taşındı. Ancak adresi Cumhurbaşkanlığı Köşkü olmadı. Erdoğan, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra kalmaya devam ettiği ve Çankaya Köşkü’nün hemen karşısında bulunan Dışişleri Konutu’nda ikamet ediyor. Bu bina 2009 yılında Dışişleri ve Cumhurbaşkanlığı arasında imzalanan protokolle Cumhurbaşkanlığına tahsis edilmişti.Çankaya Köşkü yerine “Ak Saray”Erdoğan Cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra, yapımına 2012 yılında başlanan ve yeni Başbakanlık binası olarak inşasına devam eden mekandaki çalışmalar son sürat devam etti.Atatürk Orman Çiftliği arazisinde yer alan ve çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının başvurularıyla inşaatıyla ilgili durdurma kararı çıkan bu yüksek güvenlikli binanın çalışmalarıyla Erdoğan bizzat ilgilendi. Zaman zaman binanın inşaatına da giden Erdoğan’ın yakın ilgisi nedeniyle binayı “Başkanlık Sarayı” olarak kullanma niyetinde olduğu yorumları yapıldı.Siyaset çevrelerinde “Ak Saray” olarak anılmaya başlanan binanın yeni Cumhurbaşkanlığı binası olarak kullanılacağı, kapısına Cumhurbaşkanlığı forsunun asılmasıyla resmileşti. Binanın açılışı içinse sembolik bir tarih seçildi: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Gelenekselleşen resepsiyon için gönderilen davetiyelerde adres Cumhurbaşkanlığı olarak belirtildi. Ancak adresin ‘akla ilk gelen’ mekan olmadığını anlatmak için, parantez içinde yeni mekanın bulunduğu semt olan “Beştepe” notu düşüldü.Erdoğan'ın yerleşkedeki inşaatın tamamlanmasının ardından sadece çalışma ofisi olarak değil ikâmet için de bu binayı kullanması bekleniyor.Gül de Köşk’te ikâmet etmedi11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül Çankaya Köşkü yerine Dışişleri Konutu’nda ikâmet etmeyi tercih etmişti. Abdullah Gül, 2003 yılında Dışişleri Bakanı olduktan sonra, Dışişleri Konutu olarak kullanılan ve Köşk yerleşkesinin hemen karşısında bulunan binaya yerleşti. Gül, 2007'de Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da buradan ayrılmadı. Köşk, Gül’ün resmi kabulleri için kullandığı bir alan olarak kaldı. Aynı dönemde Köşk’te başlatılan tadilat nedeniyle de Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül Dışişleri Konutu’nda ikametlerine devam etti.Davutoğlu için bina kiralandıAbdullah Gül bu tercihi nedeniyle Dışişleri Bakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu için yeni mekân arayışına girildi. Tercih edilen konut, hem Köşk’e hem de resmi Dışişişleri Konutu’na çok yakın bir sokaktaydı.Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı döneminde kiralanan bu konutta ikamet etti. Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı döneminde bu kiralık konutta ikâmet etti, yabancı konuklarının büyük kısmını da yine bu binada ağırladı.Başbakanlık Resmi Konutu’nun yeni sahibi DavutoğluDışişleri Bakanlığı döneminde “kiralık konut”ta ikâmet eden Ahmet Davutoğlu artık “Resmi” konutunda çalışmalarına başladı. Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde sadece resmi kabuller için kullandığı mekân artık Davutoğlu ailesinin yeni adresi olarak kullanılacak. Davutoğlu, 15 Ekim Çarşamba gecesi katıldığı televizyon programının ardından ilk kez “Kırlangıç Sokak”taki evine değil Başbakanlık Resmi Konutu’na geçti. Davutoğlu bu sabah günlük programı için ilk kez Resmi Konut’tan ayrılırken görüntülendi.Kaynak: Al Jazeera
Kobani Eyleminde Yaralanan Serdar Arslan Hayatını Kaybetti
Sultanbeyli’de Kobani eylemi sırasında çıkan olaylarda başına isabet eden taşla ağır yaralandığı belirtilen 2 çocuk babası Serdar Arslan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Ailesi, Serdar Arslan’ın işyerine giderken olayların ortasında kaldığını söyledi. Amca, 'Oradan tesadüf geçerken, aniden bir taş darbesiyle yere yığıldı' diye konuştu.Sultanbeyli’deki Kobani eylemleri sırasında başına gelen taşla ağır yaralandığı belirtilen 2 çocuk babası Serdar Arslan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.İddiaya göre, Sultanbeyli’de 7 Ekim’de IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarını protesto gösterileri sırasında, 2 çocuk babası Serdar Arslan (36) başına isabet eden taşla ağır yaralandı. Sultanbeyli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Arslan, buradaki ilk müdahalesinin ardından Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Serdar Arslan, dün saat 19.00 sıralarında hayatını kaybetti.'ORADAN TESADÜF GEÇERKEN... 'Arslan’ın cenazesinin gece saatlerinde Adlı Tıp Kurumu morguna götürüldü. Cenazeyi almak için gelen Arslan’ın amcası Sebahattin Arslan, 'Moralimiz çok bozuk. Çok üzgünüz. Acımız büyük. Yeğenim Serdar yemeğini yedikten sonra işyerine gidiyordu. Berber dükkanına gidiyordu. Giderken bu olayların ortasında kaldı. Oradan tesadüf geçerken, aniden bir taş darbesiyle yere yığılıyor. Ondan sonra hastaneye kaldırdık. Hastanede 9 gün dayanabildi. Maalesef kaybettik yeğenimi. Göstericilerin attığı taşla yaralandı. Orada başka taş atan yok. Tedavisi 9 gün sürdü. Devamlı uyutuldu' diye konuştu.Arslan’ın cenazesi otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından alınarak Trabzon’a gönderileceği öğrenildi.Erhan TEKTEN - Uğur CAN / İstanbul (DHA)
Reklam
Nefret Etsek de Karşı Koyamadığımız 12 Uydurma Söylem
Nerede o eski ağdalı, edebi kelimeler? O muhabbetleri özlemek yaşlanmanın bir belirtisi midir bilinmez, ama günümüzün jargonu gittikçe tahammül edilemez bir hâl alıyor. Sizler için günümüz Türkçesi'ni mahveden söylemleri derlerdik.
Reklam