onedio
iOS’da Film Rulosu Özelliği Geri Geliyor
iOS 8 ile birlikte tarihe karışan, telefondaki tüm fotoğrafların kronolojik sıraya göre dizildiği Film Rulosu özelliği geri geliyor olabilir. Bir süre sonra çıkacak iOS 8.1’in geliştirici sürümünü inceleyenler Film Rulosunun galeride tekrar göründüğünü fark ettiler. Her ne kadar beta sürümlerinde gözüken özellikler daha sonra kaldırılabiliyor olsa da, bu Film Rulosu için mantıksız gözüküyor.iOS 8 ile ‘Fotoğraflar’ uygulamasından Film Rulosu kaldırılarak yerine kolay kullanımı amaçlayan farklı seçenekler koyulmuş ancak bunlar kullanıcıların daha çok kafasını karıştırmıştı. Film Rulosuna alışkın kullanıcılardan büyük tepki toplayan Apple kullanıcı geribildirimlerini ciddiye almış olabilir.
Davutoğlu: 'Kobani İçin Elimizden Geleni Yaparız'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını dinleyince gerçekten hayretler içinde kaldım. Aylarca bizi IŞİD'e karşı hareket etmemekle, hatta IŞİD'i terör örgütü olarak tanımlamamakla suçladı. Şimdi IŞİD tehdidini açıkça ifade eden bir tezkereye 'hayır' dediler' dedi. Kobani düşerse çözüm süreci sona erer iddialarına da değinen Davutoğlu, 'Kobani için elimizden geleni yaparız' açıklamasını yaptı.Başbakan Davutoğlu, A Haber-ATV ortak canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı.Davutoğlu bir gazetecinin, 'Güvenlik zirvesinde ne kararlar alındı?' şeklindeki sorusu üzerine, Suriye ve Irak sınırında Türkiye'deki şartlardan bağımsız olarak gelişen dinamik bir durum olduğunu söyledi.Irak'taki bu dinamizmin 1991 Körfez Savaşıyla başladığını ve değişik aşamalardan geçerek bugüne kadar geldiğini anlatan Davutoğlu, 'Yani 2003 müdahalesi, Amerikan işgali, arkasından ortaya çıkan hükümetin istikrarı sağlamak ve içselleştirici bir politika yerine mezhepçi bir temayülü, ona doğan tepkiler ortaya çıktı ve bunun getirdiği bir güvensizlik ortamı sınırımızda yaklaşık 20 senedir, aslında 20 seneyi aşkın 24 senedir, Irak sınırımızda bir belirsizlik hali var' diye konuştu.'Bugün geldiğimiz noktada böyle bir tezkereye ihtiyaç vardı' ifadesini kullanan Başbakan Davutoğlu, '2007'den beri Irak tezkeresi çıkartıyoruz, Dağlıca baskını, terör saldırısı sonrasında 2012'den beri de Suriye ile ilgili Akçakale'ye dönük saldırılarla başlayan ve oradan beri de bir Suriye tezkeremiz vardı. Biz bu iki tezkereyi birleştirdik. Çünkü bir çok açıdan yeni bir durum sözkonusu ve bu iki tezkereyi birleştirmek suretiyle daha entegre bir strateji, hem Irak, hem Suriye sınırlarını gözeten bir strateji geliştirme ihtiyacını da ortaya koymuş olduk. Başta 'acaba hukuk tekniği itibarıyla ayrı mı düzenlesek' diye de düşündük' diye konuştu.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in Bakanlar Kurulu'na katıldığını ve bu durumun cumhuriyet tarihinde 2 kere olduğunu, daha önce İlker Başbuğ'un da bir bilgilendirme yaptığını hatırlatan Davutoğlu, bundan sonraki dönemde ihtiyaç doğdukça Genelkurmay Başkanının bilgilendirme yapacağını söyledi.'Bize dokunan da bir yılan var''Önümüzde 4 opsiyon var tabiri caizse, 4 senaryo veya 4 tavır alış sözkonusu olabilir' şeklinde konuşan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bütün bu gelişmeler yaşanırken ve bir de uluslararası bir koalisyon ilk defa Suriye ve Irak bağlamında oluşmuşken birincisi şunu diyebiliriz 'Ne biz müdahale edelim veya ne biz bu konuya müdahil olalım ne de uluslararası toplum. Bırakalım doğal seyrinde devam etsin.' Bunu dememiz çok büyük bir risk içerir. Bunu dediğiniz anda bundan sonra IŞİD'in bütün sınır kapılarını kontrol etmesi ya da rejimin hava saldırıları sonrasında Halep başta olmak üzere çok daha büyük göç dalgalarıyla uğraşmamız anlamına gelir. Dolayısıyla var olan statükoyu seyretmek, izlemek 'kendi doğal seyrine bırakalım, bize dokunmayan yılan bin yaşasın' mantığı ki burada bize dokunan da bir yılan var, bu sözkonusu değil.'İkinci olarak, 'Biz karışmayalım uluslararası koalisyon ne yapıyorsa yapsın' şeklinde bir senaryonun düşünülebileceğini dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti: 'Böyle dediğimiz anda da uluslararası koalisyon içinde bulunan hiçbirülke, buna Amerika Birleşik Devletleri de dahil, bu olaydan bizim kadar etkilenmiyor ve hiçbir ülkede bu olayı Suriye'deki gelişmeleri, Irak'taki gelişmeleri bizim kadar etkileyebilecek, özellikle Suriye bağlamında, kapasiteye sahip değil. En çok etkilenen de biziz, en çok etkileyebilecek durumda olan da. Böyle bir şeyi Suriye gibi dost ve komşu ülkenin kaderini, Irak gibi dost ve komşu ülkenin kaderini ve hepsi akraba olan toplulukların kaderini uluslararası koalisyonun bizim olmadığımız karar mekanizmalarına bırakamayız. Üçüncü senaryo 'uluslararası koalisyon madem var, tezkere çıkardık, uluslararası koalisyon bizden ne talep ederse biz değerlendirelim uygun görürsek yapalım, uygun görmezsek yapmayalım', bu da çok edilgen bir tavırdır. Yani karar bir yerde alınacak, Suriye'nin kaderi bir yerde belirlenecek, Irak'ın kaderi bir yerde belirlenecek ve Türkiye'ye denecek ki mesela 'Bize şu destek ver' biz de 'evet' veya 'hayır' diyeceğiz. Biz bunu da kabul etmeyiz.Dördüncü senaryo, tezkereyi, onun için açık söyleyeyim, kelime kelime, bazı yerlerde bizzat ben kaleme aldım, kelime kelime, virgül virgül titizlikle yazdık. Tehditleri açık tanımladık. Alınacak tedbirlerin, muhtemel bütün çerçevesini net olarak belirledik ve şunu demiş oluyoruz biz bu tezkereyle; bizim Suriye ve Irak ile ilgili komşu ülkeler olarak, bölgemizle ilgili bizim bölgemizle olarak, başkalarının değil bizim bölgemiz olarak, Türkiye'nin sınırlarıyla ilgili, bizim ülkemiz ve ulusal çıkarlarımız olarak, milli bir stratejimiz vardır. Bunun esaslarını da daha eskiden beri devam eden, ben Dışişleri Bakanıyken, Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken 3 yıllık müktesebat var, Suriye konusunda. Bugün oturan heyet, bilmiyorum kaçıncı toplantısını yaptı, yani son üç dört sene içinde 20-30.'Başbakanlık görevine geldikten sonra da, iki ayrı karar alarak, 'çözüm süreci' ve 'ulusal güvenlik' mekanizmalarını kurduklarını, bu mekanizmaların her hafta düzenli olarak toplandığını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Birinde çözüm süreci, birinde ulusal güvenlik. Birbirleriyle irtibatlı olduğunda da birlikte topluyoruz. Sonuncusunu, Bakanlar Kurulunun arasında yaptık, çıktık tekrar yaptık, Bakanlar Kuruluna girdik. Hiç aksatmadan yaptık. İhtiyaç olduğunda da Cumhurbaşkanımız başkanlığında, biraz önce bir araya geldiğimiz gibi bir araya geliyoruz.''Genel çerçeve stratejik plan hazırladık'Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan son Güvenlik Zirvesi'nde, Suriye ilgili 4. senaryonun mu ele alındığının sorulması üzerine de şöyle konuştu: 'Sayın Cumhurbaşkanımız daha New York'a gitmeden zaten benim başkanlığımda yapılan ulusal güvenlik mekanizmasında, biz Suriye'deki gelişmeler karşısında, IŞİD'in de karşı tutumu, PYD, Suriye rejimi, Özgür Suriye Ordusu, bütün bunları çerçeveleyip içerideki güvenlik tedbirleri, Suriye'de ve Irak'ta alınması gereken tedbirlerle ilgili bir genel çerçeve stratejik plan hazırladık. Cumhurbaşkanımız, New York'a gitmeden bazı şeyleri istişare ettik. O zaman rehine sorumuz da vardı. New York'ta BM Güvenlik Konseyi toplantıları devam ederken, Cumhurbaşkanımız Obama ile Biden ile görüşürken biz de Ankara'da Kobani'den gelen göç dalgası üzerine yine bir toplantı yaptık. Bu sefer Kobani de dahil olmak üzere neler yapabileceğimizi, içeride ve dışarıda ne yapabileceğimizi bir eylemplanı üzerine oturttuk. Evvelsi gün Bakanlar kurulu içinde bunu daha da netleştirdik yani. O netleşmeye göre de tezkeremizin çerçevesini belirledik.''Kılıçdaroğlu bugün, 'IŞİD'e de razı olalım' dedi'Davutoğlu, muhalefetin kamuoyunda, tezkerenin IŞİD'e değil rejime karşı hazırlanmış gibi sunduğuna işaret ederek, şunları söyledi: 'Yani dün Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını dinleyince gerçekten hayretler içinde kaldım. Aylarca bizi IŞİD'e karşı hareket etmemekle, hatta IŞİD'i terör örgütü olarak tanımlamamakla suçladı. Rehinelerimizin orada olmasına rağmen. Şimdi IŞİD tehdidini açıkça ifade eden bir tezkereye 'hayır' dediler. Niçin hayır dediler? Rejime karşıymış, tezkere. Yani açık bir şekilde 'Esad'ı Şam'da muhafaza edebilmek için IŞİD'e de razı olalım' dedi bugün Kılıçdaroğlu. Sırf Esad'ı korumak için. Hani milletvekilleri oraya kadar gittiler, Esad'ın ayağına. Bombalar atılırken, büyük bir zulüm işlenirken, şimdi bugün de tezkereye 'hayır' diyerek, 'aslında Esad kalabilecekse bu şekliyle, bu baskıcı, zulümle, kimyasal silah kullanan bir lider olarak biz de IŞİD'e razı oluruz' dedi, CHP bugün. Bu tarihe geçecek bir kayıttır. Bu öngörüsüzlük çok açık bir şekilde.'HDP'nin de TBMM'deki oylamada, tezkereye 'hayır' dediğine dikkati çeken Başbakan Davutoğlu, 'Günlerdir bize diyorlar ki, Kobani'ye destek olun. Peki biz hukuk devletiyiz. Nasıl destek olacağız? Elimizde bir tezkere olması lazım, bir araç, yasal zemin olması lazım. Bunu çıkartıyoruz, dün Demirtaş'a da söyledim' diye konuştu.PYD'ye geçen sene, Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket etmeleri gerektiğini söylediklerini dile getiren Davutoğlu, şöyle dedi: 'Bütün kuzey hattı birlikte tek bir çatı altında koruyun, dedik. Çözüm süreci de devam ettiği için, 'biz sizi düşman görmüyoruz', dedik. Fakat onlar ikircikli bir politikayla rejimle işbirliği yaptılar ve Özgür Suriye Ordusu'na rejimle birlikte saldırdılar. Bir taraftan da IŞİD saldırdı ılımlı muhalefete. Ilımlı muhalefet sıkışınca bu sefer IŞİD, PYD'ye yürüdü, Kobani'ye yürüdü, sınıra kadar.''Kobani'nin düşmemesi için ne gerekiyorsa yaparız 'Bir gazetecinin 'Kobani düşerse ne olur?' sorusunu Davutoğlu, 'Kobani'nin düşmesini istemeyiz. Kobani'den gelen kardeşlerimize kucağımızı açtık. Kobani'nin düşmemesi için ne gerekiyorsa da elimizden geleni yaparız' diyerek yanıtladı.Daha düne kadar oradan Araplar, Türkmenler gelirken, 'Niye bu Özgür Suriye Ordusu'na yardım ediyorsunuz, niye bu gelenlere yardım ediyorsunuz' diye CHP'nin kendisine gensoru verdiğini anımsatan Davutoğlu, o zamanki BDP'nin de aynı tutumu takındığını söyledi.Davutoğlu, 'Bunun Türkiye ilişkisi ne? Saldıran IŞİD, düşen Kobani. Bizimle ilgisi şu; biz oradaki Kürt kardeşlerimize sahip çıkarız. Ama bunun çözüm süreci ile doğrudan irtibatını kurmanın hiçbir mantığı yok. Kim böyle bir irtibat kurarsa bu gayet anlamsız bir şey' değerlendirmesinde bulundu.Bu irtibatı kim kuruyorsa yanlış olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti: 'İster şu, ister bu. Tamamıyla yanlış. Suriye'deki Kürt halkına da yardım etmez bu tutum. Suriye'deki Kürt halkının da, Arap halkının da, Türkmen halkının da dönüp sığınabileceği tek yer Türkiye. Türkiye'yi kaybederek kim, neyi yapabilir bölgede? Başka bir yere mi gidilebilecekti. Kobani halkı nereye gitti? 186 bin kişi oldu, biraz önce rakamı aldık. 186 bin kişi, yaklaşık 10 gün içinde girdi. Nereye gidecekti Türkiye Cumhuriyeti olmasaydı. Türkiye Cumhuriyeti'nde düzen olmasaydı gelirler miydi? Çözüm sürecinin sağladığı Türkiye'de barış ortamı olmasa Kobanili Kürtler Türkiye'ye rahatlıkla gelebilirler miydi? Rahat edebilirler miydi, bir çatışma ortamı Türkiye'de olsaydı. Herkesin aklını başına alması lazım. Çözüm sürecinde biz muhatap görülüyorsak ki, biz muhatabız, esas asli olarak biz belirleyiciyiz. Herkes bilsin ki Türkiye çözüm sürecinin sürdürme iradesini dün tezkereyle birlikte, biz çözüm sürecinin bütün mekanizmasını Bakanlar Kurulu ile benim imzamla esasa bağladık. Yani çıkan yasayı uygulama planına oturttuk.''Vebali bu kararı alanlar üzerine olur'Bir taraftan da ciddi bir yol haritası üzerinde çerçeve müzakereler yürüttüklerini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti: 'Bu kadar gelinmiş bir yolda, eğer Kobani düştü diye, Türkiye'nin hiçbir dahli, hiçbir vebalinin olmadığı, aksine PYD'nin vebalinin olduğu şekilde Kobani düşerse, bunu dönüp çözüm sürecine mal etmek istenirse bu yapılabilecek en büyük hata olur. Böyle bir hatanın vebali de bu kararı alanlar üzerine olur. Ama bizim yanımızda durulursa, Türkiye, Suriye'deki Kürtlerin de hamisidir, Türkmenlerin, Arapların olduğu gibi Suriyeli Kürtler de bizim kardeşimizdir.'CNN Türk
Behçet Nacar Hayata Veda Etti
Türk sinemasına; oyuncu, yapımcı ve senarist olarak hizmet eden, Yeşilçam’ın en önemli karakterlerinden “Parçala Behçet”i yaratan Behçet Nacaroğlu hayatını kaybetti.Ciğerlerinden hasta olan ve Balıklı Rum Hastanesi Geriyatri servisine yatırılan Behçet Nacaroğlu, 80 yaşında vefat etti. Sinemanın hemen her dalında faaliyet gösteren Behçet Nacar’ın ayrıca Beyoğlu’nda bir kostüm kiralama dükkanı bulunuyordu.Sinemamızın Yeşilçam döneminde figüranlık yaparken gördüğü ilgi üzerine başrol teklifi alan ve ilk defa başrolde oynadığı Parçala Behçet adlı filmiyle bir zamanlar fenomen olan Behçet Nacaroğlu'nun oynadığı diğer filmler arasında Canım Sana Feda, Şaka ile Karışık, Malkoçoğlu, Azrail Peşimizde, Helal Sana Behçet, Ustura Behçet, Behçet Derler Adıma gibi filmler var.Cenazesi 03 Ağustos 2014 Cuma günü (bugün), Bakırköy Amine Hatun Camii’nde kılınacak ikindi namazını müteakip toprağa verilecek.Behçet Nacar kimdir? 1934 yılında doğdu ve tam adı Behçet Nacaroğlu. İstanbul Erkek Sanat Enstitüsü mezunudur. 1960'lı yılların ortalarında sinemaya figüran olarak başlamış yaklaşık 142 filmde rol almıştır. Yeşilçam'ın önemli karakterlerinden 'Parçala Behçet' olarak akıllarda kalmıştır.CNN Türk
Dünyanın En Güzel Tren Yolculuğu
Norveç'in batısında, UNESCO korumasındaki Aurlandsfjord ile Flam kasabası arasındaki hat, hattı dünyanın en güzel tren hatlarından biri sayılıyor.Fiyordlardan başlayıp dağların arasından geçen bu tren hattı, geçen yaz tarihinin en kalabalık sezonlarından birini geçirdi.865 metreye çıkan 20 kilometrelik tren hattı, aynı zamanda dünyanın en dik tren hatlarından biri.
Galatasaray'da Listeler Açıklandı
Galatasaray Divan Kurulu Başkanı İrfan Aktar, Duygun Yarsuvat ve Alp Yalman'ın yönetici aday listelerini açıkladı.Galatasaray'dan yapılan açıklama şöyle:'Galatasaray Spor Kulübü Divan Başkanlığından bildirilmiştir.Tüzüğümüzün 61.maddesi uyarınca 18 -25 Ekim 2014’de yapılacak olan Olağanüstü Seçim genel kurulunda aday olmak üzere, Sn. O. Alp Yalman ve Sn. Duygun Yarsuvat süresi içinde gerekli evrakları Divan Başkanlığına sunarak müracaat etmişlerdir.Adayların Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin kurulu ve Sicil kurulunda görev yapacak üyelerinin listeleri kıdem ve sicil yönünden yeterlilikleri Sicil kurulunca incelenmiş olarak, müracaat sırasına göre aşağıda sunulmaktadır.Saygılarımla,İrfan AktarGalatasaray Spor KulübüDivan Kurulu BaşkanıBaşkan adayı:O. Alp Yalman 3660Yönetim Kurulu Üye Aday ListesiM. Taner Aşkın 5924A. Nasuhi Sezgin 6939Işın Çelebi 8023Levent Nazifoğlu 8164Mehmet Dedeoğlu 8993Alper Narman 10500Aydın Yardım 12528Abdullah Kavukçu 12767Dikran Gülmezgil 13642Erdal Aslan 14294Yönetim Kurulu Yedek Üye Aday ListesiMehmet Altıoklar 9766Levent Karadeniz 10430Can Natan 10753Erdem Keçeci 14683Erol Türk 14842Denetim Kurulu Üye Aday ListesiM. Ayhan Özmızrak 6889Çaptuğ Kitapçıoğlu 10036Metin Sinan Aslan 11989Denetim Kurulu Yedek Üye Aday ListesiAli Kaçel 4271Selim Yavuz Işılay 8066M. Akif Aygün 12772Sicil Kurulu Üye Aday ListesiYalçın Kaya 6904Erdan Çokay 7543Ekmel Ünlüsan 8146Sedat Vanizör 8273Eray Yazgan 10327Asena Yılmazkaya 10401Mehmet Onultan 10771Sicil Kurulu Yedek Üye Aday ListesiRagıp Numan Taner 6940Kaan Kançal 7607Gökhan Küçükgirgin 8502Disiplin Kurulu Üye Aday ListesiOkan Tekinşen 3814A.Cevdet Dayıoğlu 3864Cemal Burnaz 4052Alparslan Karagülle 4274Yıldırım Baysal 4277Cengiz Özyalçın 5333Aydın Önder 7784Disiplin Kurulu Yedek Üye Aday ListesiA.Nazım Paksoy 2661Engin Kaptanoğlu 3838Nejat Hürbaş 3948Vedat Alpaslan 3968Faruk G. Altınbaşak 4592Başkan adayı:Duygun Yarsuvat 3666Yönetim Kurulu Üye Aday ListesiHamdi Yasaman 4308Dursun Aydın Özbek 6602Mehmet İpekdokuyan 7594Abdürrahim Albayrak 9047Mehmet Can Topsakal 9461Cem Kınay 11416İsmail Sarıkaya 11671Mete İkiz 11804Ahmet Tunç Akan 12626Ebru Köksal 12661Yönetim Kurulu Yedek Üye Aday ListesiCeyda Gürcan 11973H. Murat Atay 11982H.Ural Aküzüm 12281Ali Yüce 13415S.Arda Üçer 14845Denetim Kurulu Üye Aday ListesiCengiz Ergani 6886Asena Yılmazkaya 10401Kerem S. Ergün 12379Denetim Kurulu Yedek Üye Aday ListesiCan Özatay 7839Cevat Genç 13004İlkan Koyuncu 14528Sicil Kurulu Üye Aday ListesiSerdar Eder 6514Çetin Öztürk 6827Gürkan Eliçin 7593Giray Güngör 8045Mesut Karaarslan 8093Ali Tüzmen 8377A.Esat Tansev 8934Sicil Kurulu Yedek Üye Aday ListesiDeniz Gün Enön 6459Nihal Özfırat 7782Ö.Faruk Dak 8924Disiplin Kurulu Üye Aday ListesiOğuz Evrenos 3794Okan Tekinşen 3814Cemal Burnaz 4052Alparslan Karagülle 4274Celal Emon 4636Can Baydarol 5348Kunter Akyürek 6019Disiplin Kurulu Yedek Üye Aday ListesiHakan Gençer 5347Derya Göbelek 5546Hamdi Barıştıran 5576Aytuğ Sakallıoğlu 6255Hakan Ünsaler 7628Gerçek Gündem
Reklam
Broadway veya La Scala’da Tayt Yasağı Var mı?
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü’nün getirdiği kılık kıyafet yasağını TBMM’ye taşırken, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’e, “Sanatçılar provaları da ­takım elbise ve döpiyesle mi yapacak? Avrupa veya ABD’de giyim kuşamına karışılan, yasak konulan herhangi bir sanatçı veya sanat kurumu var mıdır? Broadway’de veya La Scala’da sanatçılar için bu tür yasaklar uygulanmakta mıdır?” diye sordu.Konuyu soru önergesiyle Meclis gündemine taşıyan CHP’li Umut Oran, Kültür Bakanı Ömer Çelik’e şu soruları yöneltti:- Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada imzasıyla kılık ve kıyafet hakkında 2014/03 sayılı bir genelge yayımladı mı?- Genelgeyle, Devlet Opera ve Balesi ve bağlı il müdürlüklerinde görev yapan tüm memur, sözleşmeli ve geçici personel ile işçi ve temizlik şirketi çalışanlarının kılık kıyafetlerine sınırlama getirildiği; kurum içinde sporcu atleti, kolsuz penye, şort, tayt, streç kot, sandalet, terlik, çivi topuklu ayakkabı, abiye giyilmesinin yasaklandığı bilgisi doğru mudur?Yasak sanatçıları da kapsıyor mu?- Söz konusu genelgeyle getirilen kılık kıyafet yasağı statüsü ve bağıl mevzuatı ne olursa olsun Devlet Opera ve Balesi personelinin tamamını kapsamakta mıdır? Bu kılık kıyafet yasağı, 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluşu Hakkında Kanun’una göre çalışan personeliniz için de geçerli midir?Takım elbiseli prova mı?- Bundan böyle balerinler tayt, baletler şort ya da kot pantolon giyemeyecek mi? Tüm balerin, balet, koro sanatçıları provalarda dahi takım elbise, kravat veya döpiyes giymek zorunda mı?Broadway veya La Scala’da yasak var mı?- Avrupa veya ABD’de giyim kuşamına karışılan, yasak konulan herhangi bir sanatçı veya sanat kurumu var mıdır? Broadway’de veya La Scala’da sanatçılar için bu tür yasaklar uygulanmakta mıdır?
İnsanları Çıldırtan Sümkürme Şakası
İnsanların dibine giderek yanı başlarında sümkürmeye başlayan şakacı herkesi delirtmeyi başarıyor. Şaka esnasında kameraya yansıyan bu ilginç görüntüler.
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bir orkestra şefi gibi çalışarak 2 Ekim 2014 tezkeresinde hükümetin Meclis’ten Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne karşı ABD’nin öncülüğünde kurulan cepheye askeri harekât dâhil katılma yetkisi alması için ağırlığını koymuştu.Tezkere 98’e karşı 298 oyla kabul edildi. Bu yetki ve sorumluluk artık Başbakan Ahmet Davutoğlu’nda.Cumhurbaşkanı Erdoğan ise sonuçtan o kadar emindi ki daha sabah saatlerinde oylamanın hemen arkasında Çankaya’da bir güvenlik toplantısı çağrısında bulunmuştu.Bu toplantıda, Meclis’ten alınan yetki çerçevesinde yapılacaklar belirlendi dersek, yanıltıcı olur.Bu toplantıda, Meclis yetkisi çerçevesinde hedeflenenler belirlendi demek daha doğru.
Google, Ünlülerin Çıplak Fotoğrafları Yüzünden 100 Milyon $ Ödeyebilir
Haftalar önce ortaya çıkan iCloud krizini herhalde herkes hatırlıyordur. Bilindiği üzere aralarında Kate Upton ve Jennifer Lawrence gibi ünlülerin de yer aldığı birçok ünlünün iCloud'daki çıplak fotoğrafları hackerlar tarafından internette paylaşılmıştı . Bu olayların ardından herkes ünlülerin Apple'ı dava etmesini beklerken görünüşe göre olay Google'ın başına patladı.Business Insider'ın yapmış olduğu habere göre ünlü , Google'ın tepesindeki isimler Larry Page ve Sergey Brin'e ünlülere ait çıplak fotoğrafları internetten kaldırmadıkları takdirde 100 milyon $'lık bir tazminat davası açacaklarını söyledi.Google'a ayrıca sunmuş olduğu 6 sayfalık raporda Google'ın ünlülerin ortaya çıkan fotoğrafları nedeniyle milyonlarca dolar kazandığı iddiası da bulunuyor. Ayrıca Singer'ın çıplak fotoğrafları ortaya çıkan birçok ünlünün hukuki temsilciliğini üstlendiğini de belirtelim.teknokulis
Semanur'dan Acı Haber
İstanbul Esenler’de perşembe günü semt pazarında başından vurulan 9 yaşındaki Semanur Culum, yoğun bakımda tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi’nde hayatını kaybetti.İstanbul Esenler’de geçen hafta perşembe günü 16.00 sıralarında teyzesiyle semt pazarında bayram alışverişine çıkan Semanur bir anda yere yığılmış, başını tezgaha çarptığı sanılarak hastaneye kaldırılmıştı. Daha sonra çocuğun başından vurulduğu anlaşılmıştı. Kaldırıldığı hastanenin yoğun bakım ünitesinde kalbi duran Semanur'un cenazesi Adli Tıp Kurumu'na götürülecek.Çocuk hastanedeyken annesi Elif Culum, kızını vuran kişiye seslenerek, 'Allah rızası için, sen kimsen, vicdanın, evladın yok mu? Ailen yok mu? Hiç mi düşünmedin o silahı sıkarken? O küçücük bir kız çocuğu. Yalvarıyorum size, duyan gören varsa söylesin' dedi.Polis, silahın kim tarafından ateşlediğini araştırıyor.Sinan BİLGİLİ - Bulut MÜLHİM / İstanbul, (DHA)
Reklam
TİB’in 4 Saatte Site Kapatma Yetkisi İptal
Anayasa Mahkemesi torba yasayla Meclis’ten geçirilen 4 düzenlemeyi iptal ederken 3 uygulamayı da durdurdu. TİB’in site kapatma yetkisi iptal edildi. Görevden alınan memurların 2 yıl göreve iade edilmemesi düzenlemesi de iptal oldu.TİB’e internet sitelerine mahkeme kararı olmaksızın 4 saatte erişimi engelleme yetkisini iptal eden AYM  yürürlüğünü de durdurdu.Bürokratların göreve dönüş kararının 2 yıl uygulanmaması maddesi hem iptal edildi, hem de yürütmesi durduruldu.Göreve iade kararını uygulamayanlara dava açılmayacak düzenlemesi için hem iptal hem de durdurma çıktı.Özelleştirme kararının üzerinden 5 yıl geçtikten sonra mahkemenin iptal kararı uygulanmaz kararı da iptal edildi.Ana­ya­sa Mah­ke­me­si, AKP'nin tor­ba ya­say­la çı­kart­tı­ğı ara­la­rın­da in­ter­ne­te san­sür ya­sa­sı­nın da bu­lun­du­ğu 4 ay­rı dü­zen­le­me­nin Ana­ya­sa­ya ay­kı­rı ol­duk­la­rı ge­rek­çe­siy­le ip­ta­li­ne ka­rar ver­di. İp­tal edi­len mad­de­ler ara­sın­da Tİ­B’­e mah­ke­me ka­ra­rı ol­ma­dan in­ter­net eri­şi­mi­ni en­gel­le­me ile tra­fik bil­gi­le­ri­ni sak­la­ma yet­ki­si ve­ren hü­küm­ler yer al­dı. Gö­rev­den alı­nan ka­mu gö­rev­li­le­ri­nin yar­gı ka­ra­rıy­la tek­rar gö­re­ve dön­me­si­ni 2 yıl en­gel­le­yen mad­de de ip­tal edil­di. Bu hü­küm­le­rin yü­rür­lü­ğü ka­ra­rın Res­mi Ga­ze­te'de ya­yın­la­na­ca­ğı ta­ri­he ka­dar dur­dur­du.CHP ­BAŞ­VUR­MUŞ­TUAna­ya­sa Mah­ke­me­si, CHP’­nin 6552 sa­yı­lı tor­ba ya­sa­da yer alan hu­ku­ka ay­kı­rı dü­zen­le­me­le­re kar­şı aç­tı­ğı ip­tal ta­le­bi­nin ilk in­ce­le­me­si­ni geç­ti­ği­miz haf­ta yap­mış­tı. Esas in­ce­le­me­si­ni de dün ya­pan AYM, tor­ba ya­sa­da­ki 4 ay­rı dü­zen­le­me­nin ip­ta­li­ne ka­rar ver­di.İŞTE İPTAL EDİLEN  DÜZENLEMELERTorba Kanun’da yapılan değişiklik TİB’e millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gibi hallerde internet sitelerine gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mahkeme kararı olmaksızın 4 saat içinde erişimi engelleme yetkisi veriyordu. Kanunda internet trafik bilgisinin TİB tarafından ilgili işletmecilerden temin edilip, hâkim kararıyla ilgili mercilere verileceği belirtiliyordu. AYM bu hükümleri hem iptal etti, hem de yürürlülüğünü durdurdu. İptal kararına göre, TİB mahkeme kararı olmadan internet sitelerine erişimi engelleyemeyecek. Trafik bilgilerini istihbarat kuruluşlarına veremeyecek.YÜRÜRLÜĞÜ DURDURULDUDaire başkanı ve üstü görevlerdeki bürokratların tekrar göreve dönmesiyle ilgili mahkeme kararlarının 2 yıl boyunca uygulanmamasını öngören madde iptal edildi. Bu maddenin yürürlüğü durduruldu.Göreve iadeyle ilgili mahkeme kararını uygulamayanlar hakkında soruşturma ve dava açılamayacağına ilişkin hüküm de iptal edildi. Maddenin yürürlüğü durduruldu. Karara göre mahkemelerin kamu görevlilerinin göreve iadesini öngören kararlarını 30 gün içinde yerine getirecek.ÖZELLEŞTİRME’YE DE İPTALAYM, özelleştirme kararının üzerinden 5 yıl geçtikten sonra mahkeme tarafından verilen iptal kararlarının uygulanmayacağına ilişkin hükmün de iptaline karar verdi. Bu maddenin yürürlüğünün durdurulması talebi reddedildi. Özelleştirmelere ilişkin mahkeme kararları uygulanacak. Metin ARSLAN- BUGÜN GAZETESİ
7 Milyar TL'ye Taksit Taksit Kurban
AKP'den önce 1,5 maaşla büyükbaş alınabiliyordu şimdi 3 maaş anca yetiyorAKP döneminde besicinin yem fiyatı yüzde 465 zamlandıCHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, son 12 yılda küçükbaş kurbanlıklar ortalama yüzde 450, büyükbaş kurbanlıklar yüzde 725 pahalandığını belirterek, “2002’de ortalama 550 kiloluk bir büyükbaş kurbanlık yaklaşık 4 asgari ücretle satın alınabilirken, bugün 7 asgari ücret buna yetmiyor. Aynı hayvanı satın alıp kurban edebilmek için 2002’de gereken 1.5 memur maaşı, şimdi 3 maaşa çıkmış durumda. Bu durum besicinin de suçu değil çünkü Besi yeminin 2002’de 194 TL olan ton fiyatı, bugün 900 lira dolayına ulaşmış durumda. Türk besicisi dünyanın en pahalı yemini kullandığı için Türk halkı da dünyanın en pahalı etini tüketiyor” dedi.Umut Oran, son 12 yıl içinde besicinin durumu ve kurbanlıkların fiyatlarını inceledi. Oran, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti.Bu yıl Kurban’da 2 milyon dolayında küçükbaş, 800 bin kadar da büyükbaş hayvan kesileceği tahmin ediliyor. Küçükbaşlarda 350-1.350 TL, büyükbaşlarda 2000-11.200 TL arasında el yakan kurbanlık fiyatları, dar gelirli vatandaşların dini vecibesini yerine getirmesini güçleştiriyor. Ortalama fiyatlara göre hesaplandığında, kurban kesecek vatandaşın cebinden çıkacak toplam para 7 milyar liraya yakın.Son 12 yılda küçükbaş kurbanlıklar ortalama yüzde 450, büyükbaş kurbanlıklar yüzde 725 pahalandı. 2002 yılında küçükbaş kurbanlık fiyatları 100-200 TL, büyükbaş olanlar 500-1.100 TL aralığında alınabiliyordu.Canlı hayvan-kurbanlık fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle işçi, memur, emekli gibi dar ve sabit gelirlilerin alım gücü son 12 yılda önemli oranda aşındı. 2002’de ortalama 550 kiloluk bir büyükbaş kurbanlık yaklaşık 4 asgari ücretle satın alınabilirken, bugün 7 asgari ücret buna yetmiyor. Aynı hayvanı satın alıp kurban edebilmek için 2002’de gereken 1.5 memur maaşı, şimdi 3 maaşa çıkmış durumda. 2002’de yaklaşık üç SSK emekli aylığı ile alınabilen ortalama bir büyükbaş hayvana bugün 6 emekli aylığı gerekiyor.Kurbanlık fiyatlarındaki aşırı artışın temel nedeni ise yem fiyatları… Besi yeminin 2002’de 194 TL olan ton fiyatı, bugün 900 lira dolayına ulaşmış durumda. Türk besicisi dünyanın en pahalı yemini kullandığı için Türk halkı da dünyanın en pahalı etini tüketiyor.Maliyet artışları dikkate alındığında besicilerin kurbanlıkları kilosu 14-15 lira dolayında satması gerekirken bu yıl canlı ağırlık fiyatının büyükbaşlarda kilo başına 11-12 lira, küçükbaşta 12-13 lira civarında olacağı tahmin ediliyor. Yani vatandaşın elini yakan kurbanlık fiyatları, hayvan yetiştiricisini ise ondurmuyor.Dar gelirli vatandaş, nakdi yetmediği için kurbanlığını, kredi kartına taksitle büyük marketlerden almak zorunda kalıyor. Kurban eti 9 gün dayanmazken, kesilen kurbanın bedelinin ödemesi 9 ay, yani neredeyse bir sonraki Kurban Bayramı’na kadar sürüyor.Kurban Bayramı öncesi artarak ayda 15 bin âdeti bulan Suriye’den Türkiye’ye kaçak hayvan girişleri sektörün dışında, halk sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor.Kurban bayramlarında daha güncel hale gelmekle birlikte kronik bir sorun olan yüksek canlı hayvan ve et fiyatlarının makul seviyelere indirilebilmesi ve Türk halkının et tüketiminin çağdaş ülkeler seviyesine çıkması için etkin önlemlere ihtiyaç bulunuyor.Ülkemizde hayvan varlığı ve et üretimini büyütmek için sektöre yönelik destekler artırılıp verimli hale getirilmelidir. Ulusal Kırmızı Et Konseyi işlevsel olmalıdır. Hayvan ithalatına kesinlikle başvurulmamalıdır. Hayvan ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Aile çiftçiliğinin ölmesine izin verilmemeli; sıfır faizli krediler başta bu işletmelere açılmalıdır. Et ve Balık Kurumu daha etkin hale getirilmelidir. Besicilikte maliyetlerin aşağı çekilmesi için girdilerden KDV ve ÖTV alınmamalıdır. Hayvancılığın geliştirilmesi; kaliteli ve sağlıklı et üretimi için başetmemiz gereken bulaşıcı hastalıklara karşı seferberlik başlatılmalıdır. Kaçak, hastalıklı ve sağlıksız hayvanların et olarak piyasaya sürülmesi engellenmelidir.İslam coğrafyasına kan ve gözyaşının hâkim olduğu, ateş çemberinin bize doğru yaklaştığı şu günlerde idrak etmeye hazırlandığımız Kurban Bayramı’na ülkemiz ve halkımız sıkıntılar içinde giriyor. Giderek kötüleşen ekonomik koşullarda ağız tadıyla bir bayram kutlama şansından mahrum işçi, memur, köylü, esnaf ve emeklilerin oluşturduğu geniş halk kitleleri, kıt maddi imkânlarını zorlayarak dini vecibesini yerine getirmeye çalışacak.KURBANLIKLAR EL YAKIYOR…15 milyon dolayında büyükbaş, 42 milyon kadar da küçükbaş hayvan varlığı bulunan Türkiye’de, Kurban Bayramı boyunca yaklaşık 3.5 milyon hayvan yer değiştirecek. Bu trafiğin iyi yönetilmesi gerekiyor. Potansiyel kurbanlık talebi büyükbaşta 850-900 bin, küçükbaşta da 2-2.5 milyon dolayında olmakla birlikte bu yıl 800 bin kadar büyükbaş, 2 milyon dolayında da küçükbaş hayvan kesileceği tahmin ediliyor. Kurbanlık fiyatları ise el yakıyor. Küçükbaş kurbanlıklarda ağırlığına göre adette 350-1.350 TL, büyükbaşlarda 2000-11.200 TL arasında seyreden fiyatlar; işçi, memur, küçük esnaf ve diğer dar ve sabit gelirli kesimin bu dini vecibesini yerine getirmesini güçleştiriyor. Tahmini kesim sayısı ve ortalama fiyatlara göre, vatandaşların cebinden çıkacak toplam para 7 milyar liraya yaklaşıyor.YÜKSEK FİYATLAR ÜRETİCİYİ DE GÜLDÜRMÜYOR…Kurbanlık fiyatlarının yüksek oluşu, girdi maliyetlerindeki artışlardan kaynaklanıyor. Aslında üretici, maliyet artışlarını fiyata tam yansıtamıyor. Geçen Kurban Bayramı’nda kurbanlıklar canlı ağırlık fiyatı kiloda 13-14 liradan pazara getirilmiş ancak bayrama yakın bu fiyat 11 liraya kadar düşmüştü. Maliyet artışları dikkate alındığında bu yıl besicilerin kurbanlıkları kilosu 14-15 liradan satması gerekirken canlı ağırlık fiyatının büyükbaş hayvanlarda kilo başına 11-12 lira, küçükbaşlarda 12-13 lira civarında olacağı tahmin ediliyor. Yani vatandaşın elini yakan kurbanlık fiyatları, hayvan yetiştiricisini ise ondurmuyor, kurtarmıyor. Besicilerin, yem fiyatlarındaki artışların yanı sıra kurbanlık satış yerlerine ödenen kiralar, nakliye ücretlerindeki artışlar, kişisel harcamalar gibi birçok sorunla baş etmesi gerekiyor. Hayvan yetiştiricileri, zaten ağır kredi borcu altında eziliyor. Dini vecibesini yerine getirmek isteyen vatandaşlarımızca 3-4 günde milyonlarca hayvanın kesildiği bu kısa süreye yığılan canlı hayvan talebinin karşılanmasında rol alan besiciler; ulaşım, barınma, kurban alanı gibi çeşitli sorunlar da yaşıyor.KURBANLIK FİYATLARI AKP DÖNEMİNDE AŞIRI YÜKSELDİSon 12 yılda kurbanlık fiyatlarındaki artış enflasyonu solladı. 2002’de küçükbaş kurbanlık fiyatları 100-200 TL, büyükbaşlar 500-1.100 TL aralığında alınabiliyordu. 12 yılda ortalama fiyat küçükbaşta 150 liradan 825 liraya, büyükbaşta 800 liradan 6.600 liraya çıktı. 12 yılda küçükbaş kurbanlıklar ortalama yüzde 450, büyükbaş kurbanlıklar yüzde 725 pahalandı. 2002 sonunda bu yana birikimli enflasyonun (TÜFE) yüzde 184 olduğu dikkate alınırsa, kurbanlık hayvan fiyatları enflasyonu 4’e katlıyor. 2002’deki 194 TL’lik ton fiyatı 900 lira dolayına yükselen besi yemindeki pahalanma, bunun ana nedeni.ÜCRETLİ VE EMEKLİNİN KURBAN KESMESİ ZORLAŞTI…Canlı hayvan-kurbanlık fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle işçi, memur, emekli gibi dar ve sabit gelirlilerin alım gücü son 12 yılda önemli oranda aşındı:Büyükbaş kurbanlık canlı ağırlık fiyatlarına göre 2002’de 127 kilo olan bir asgari ücretlinin alabildiği kurbanlık miktarı 2014’te 74 kiloya geriledi. Bu dönemde ortalama memur maaşı ile alınabilen miktar 397 kilodan 181 kiloya, ortalama SSK aylığı ile alınabilen miktar 190 kilodan 88 kiloya düştü.2002’de ortalama 550 kilo civarındaki bir büyükbaş kurbanlık yaklaşık 4 asgari ücretle satın alınabilirken, bugün 7 asgari ücret buna yetmiyor.Ortalama ağırlıkta bir büyükbaş kurbanlık için 2002’de 1.5 memur maaşı yeterken, şimdi bu bedeli ancak 3 maaş karşılayabiliyor.Aynı hayvanı satın alıp kurban edebilmek için gereken tutar 2002’de yaklaşık üç SSK emekli aylığı idi; şimdi ise buna 6 emekli aylığı tutarından daha fazla ödemek gerekiyor.2002-2014 döneminde asgari ücretlinin küçükbaş kurbanlık alım gücü 78 kilodan 69 kiloya, ortalama düzeydeki memurun alım gücü 244 kilodan 167 kiloya, SSK emeklisinin alım gücü de 117 kilodan 82 kiloya geriledi.2002’de bir asgari ücretin yaklaşık yüzde 80’i ile ortalama 64 kilo ağırlığındaki bir kurbanlık küçükbaş hayvan alınabilirken, şimdi aynı hayvan için asgari ücretin tamamına yakınının verilmesi gerekiyor.2002-2014 döneminde ortalama ağırlıktaki bir küçükbaş kurbanlığın fiyatının ortalama memur maaşına oranı yüzde 26’dan yüzde 38’e, ortalama SSK emekli aylığına oranı da yüzde 54’ten yüzde 78’e çıktı. TAKSİTLE KURBANLIK DEVRİ…Kurbanlığını peşin almaya gücü yetmeyen vatandaşlar için yine tüketim ekonomisinin araçları devreye giriyor. Bu yıl da büyük marketlerden kredi kartı ile taksitle kurbanlıklar alınıyor. Geçen yıl 12-20 Ekim arasındaki Kurban bayramı tatili öncesinde taksitle kurbanlık alımlarının da etkisiyle kartlı harcamalarda ciddi bir artış yaşanmıştı. Bu yıl büyük marketlerde 1/7 hisse büyükbaş kurbanlık fiyatları 800-900 TL, küçükbaş kurbanlık paket fiyatları 700-800 TL arasında değişiyor. Kesilen kurbanın eti 9 gün dayanmazken bedelinin ödemesi 9 ay sürüyor, yani neredeyse bir sonraki Kurban Bayramı’nı buluyor.SURİYE’DEN KAÇAK HAYVAN GİRİŞİ CİDDİ TEHDİT!Kurban Bayramı öncesi Suriye’den Türkiye’ye kaçak hayvan girişinde önemli artış yaşanması dikkati çekiyor. Lazkiye’den gemilerle getirilen hayvanlar Hatay’ın Yayladağı ilçesi üzerinden tüm Türkiye’ye dağılıyor. Aylık kaçak hayvan girişi 15 bin dolayında tahmin ediliyor. Bu hayvanların Suriyeli girişimciler tarafından gemilerle Latin Amerika ülkelerinden getirildiği söyleniyor. Kaçak girişler Hatay, Adana, Gaziantep, Kilis başta tüm ülkedeki besicileri zor durumda bırakıyor. Zaten piyasa koşulları nedeniyle yüksek girdi maliyetlerini fiyatlarına yansıtamayan üreticiler, bir de kaçak hayvan girişlerinin fiyat kırması ve haksız rekabeti ile karşı karşıya bulunuyor. Kaçak hayvan girişleri bu sektörü olduğu gibi, halk sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor.PEKİ NE YAPMALI?Hayvancılığın toplum sağlığı açısından taşıdığı hayati öneme ve Türkiye’nin hayvancılık açısından sahip olduğu büyük potansiyele rağmen, ülkemizde bu sektör hak ettiği konuma bir türlü erişemiyor. Türkiye, dünyanın en pahalı etini tüketiyor, çünkü hayvan yetiştiricileri dünyanın en pahalı yemini kullanıyor. Kurban bayramlarında daha güncel hale gelmekle birlikte kronik bir sorun olan yüksek canlı hayvan ve et fiyatlarının makul seviyelere indirilebilmesi ve Türk halkının et tüketiminin çağdaş ülkeler seviyesine çıkması için kapsamlı önlemlere ihtiyaç bulunuyor.Bu bağlamda;Hayvan varlığını ve et üretimini artırmak amacıyla sektöre yönelik destekler artırılmalı ve verimli hale getirilmelidir.Ulusal Kırmızı Et Konseyi işlevsel hale getirilmelidir.Hayvan ithalatı yoluna kesinlikle gidilmemelidir.Hayvan ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmelidir.Küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerinin, yani aile çiftçiliğinin ölmesine izin verilmemeli; sıfır faizli krediler başta bu işletmelere verilmelidir.Et ve Balık Kurumu etkin hale getirilmeli, Kurum’un küçük ölçekli tarım işletmelerine yönelik faaliyet göstermesi sağlanmalıdır.Besicilik sektörünün maliyetlerinin aşağı çekilmesi için kullandıkları girdilerden KDV ve ÖTV alınmamalıdır.Son yıllarda gerileyen koyunculuğun hayvansal üretim içindeki payını artıracak düzenlemelere gidilmelidir.Sektörde örgütlenmeyi teşvik edecek ve güçlendirecek önlemler alınmalıdır.Hayvancılığın geliştirilmesi; kaliteli ve sağlıklı et üretimi için yenmemiz gereken bulaşıcı hastalıklara karşı seferberlik başlatılmalıdır.Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, her il, ilçe ve işletmede düzenli olarak ücretsiz aşı faaliyeti yürütmeli, aşı yaptırmayanlara para cezası uygulanmalıdır.Hayvan hareketleri ciddi biçimde denetlenmeli, hastalıklı ve sağlıksız hayvanların et olarak piyasaya sürülmesi engellenmelidir.Yerli sektörü ve halk sağlığını tehdit eden Suriye’den Türkiye’ye kaçak hayvan girişlerine derhal müdahale edilmeli, etkili önlemler uygulanmalıdır.BAYRAM İÇİN ETKİN BİR ORGANİZASYON LAZIM…Kısa süre içinde milyonlarca hayvanın yer değiştirdiği Kurban Bayramı’nda bu trafiğin doğru yönetilmesi, kurbanlıkların naklinin sorunsuz gerçekleşmesi, satış ve kesim yerlerinin sıhhi, çağdaş bir ülkeye yakışır nitelikte olması ve çevre kirliliğine yol açılmaması, bu konularda her yıl ortaya çıkan olumsuz manzaraların tekrar yaşanmaması için etkili önlemler almalıdır. Besicilerin ulaşım, barınma, kurban alanı vb. konulardaki sorunları da bu kapsamda çözülmelidir.Bütün bu önlemler ortak akılla tasarlanarak bütüncül, etkili bir organizasyon yapısı içinde hükümet, belediyeler ve ilgili diğer kamu birimleri tarafından uygulanmalıdır.Milyonlarca vatandaşımızın dini vecibesini rahat bir şekilde yerine getirmesi ve Bayramı ağız tadıyla kutlaması için bu organizasyon ve alınacak önlemler hayati önemdedir.
Nokia Markası Gitti; Microsoft Markası Geldi!
Nokia markasının yerini Microsoft'a bıraktığı ilk cihaz, resmi olarak ortaya çıktı!Microsoft 'un en son taşınabilir harici bataryası, firmanın Nokia markasını bir kenara bırakmaya başladığını bir kez daha gösteriyor.Portable Power, geçen ay tanıtılan DT-601 ve DT-903 kablosuz şarj yüzeylerinin aksine Nokia logosunu taşımıyor. Ürün bunun yerine bir Microsoft logosuyla geliyor. İçerisinde 6000mAh kapasiteli bir pil taşıyan Microsoft Portable Power, sadece Lumia'ları değil, birçok akıllı telefonu şarj edebiliyor.Cihaz bir kez şarj edildiğinde, bu şarjı birkaç ay koruyabiliyor. Microsoft, cihazın 6 ay sonrasında bile pilin yüzde 80 şarjı koruyabildiğini iddia ediyor. Portable Power, 1.500mAh pile sahip Lumia 530 gibi giriş seviyesi bir cihazdan, 3.000-3.500mAh kapasiteli LG G3 gibi amiral gemilerine her tür akıllı telefonu şarj edebiliyor.Bu ay piyasaya sürülecek olan Microsoft Portable Power, beyaz, açık yeşil ve turuncu renk seçeneklerine sahip olacak ve 49 dolara satılacak.Chip
Reklam
Komşu Ensemize Geldi
UEFA ülkeler sıralamasında Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılım getiren kritik 12. basamaktaki yerimizi koruduk.Takımlarımız bu hafta Avrupa Kupaları’nda iki yenilgi, bir beraberlik alınca, Türkiye’nin ülke puanı sadece 0.200 (1 puan/katılan 5 takım) arttı. En yakın takipçimiz Yunanistan’ın ise dört takımından üçü (PAOK, Panathinaikos ve Olympiakos) kaybetti, sadece Asteras Partizan’ı yendi. Yunanistan’ın hanesine eklenen 0.400 puanla sezon başında 0.900 olan aramızdaki fark 0.300’e indi. Bu da sadece bir galibiyet anlamına geliyor. Diğer bir deyişle Avrupa Kupaları’nda dört takımla yola devam eden Yunanistan, üç takımı ayakta kalmış Türkiye’den kalan maçlarda bir galibiyet fazla alırsa UEFA ülkeler sıralamasında üstümüze çıkacak. Bu da Türkiye’nin kritik 12. basamağı kaybetmesi anlamına geliyor.12 neden kritik?UEFA, ülke sıralamasında ilk 12’dekilerin kupa şampiyonuna Avrupa Ligi gruplarına doğrudan katılım hakkı tanıyacak. Bu ülkelerin lig şampiyonunun Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılımı da devam edecek. Dolayısıyla ilk 12’den düşersek lig şampiyonumuz da Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için ön eleme oynayacak ve kupa şampiyonunumuzun Avrupa Ligi’ne doğrudan katılma hakkı olmayacak. 2015-16 katılımını belirlendiği sırlamayı 11’inci bitirdik. Dolayısıyla önümüzdeki sezon lig şampiyonumuz Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan girecek. 2014-15 sonunda oluşacak sıralama 2016-17 katılımını belirleyecek.NTV Spor
Google WhatsApp’a Rakip mi Çıkartıyor?
Economic Times gazetesi çeşitli kaynakları göstererek Google’ın Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerde test edeceği yeni bir uygulama üzerinde çalışmakta olduğunu öne sürdü. Henüz yeni geliştirilmeye başlanan uygulama kayıt için Google hesabı istemeyecek ve çıktığı takdirde Whatsapp, Line ve Hike gibi uygulamalara rakip olacak. Google’lı yetkililer ise açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Reklam
Lexus 'RC F' Sanal Sürüş ile Test Edilebilecek
Lexus’un 2015 model spor RC F modeli şirketten yapılan bir açıklama göre sanal gerçeklik kullanılarak galerilerde test edilebilecek. Gerçek direksiyon ve pedal takımları ile oluşturulan simülasyon seti için Oculus Rift teknolojisinden yararlanılmış. Simülasyon gerçek bir Lexus aracının deneyimi verebilecek mi kesin değil ancak en azından arabanın iç kısmını incelemek için faydalı olacağı kesin.
Tottenham - Beşiktaş Maçı İçin Yazılmış En İyi 10 Köşe Yazısı
Beşiktaş dün gece Tottenham karşısında çok doğru bir oyun oynadı...Gerek savunmada gerek hücumda, açılırken ve kapanırken doğru zamanda ve çok doğru şekilde oynadı. İlk 11'de forma giyen Sosa'yı da çok beğendim. Arjantinli oyuncu performansı ve güzel paslarıyla dikkat çekti. Tabii devamlılığını beklemek lazım.Devamı...
'Tezkerenin Kabulünden Memnuniyet Duyuyoruz'
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, TBMM’de kabul edilen Suriye ve Irak tezkeresinden memnun olduklarını belirtirken, Amerikan Dışişleri’nin özel IŞİD temsilcileri emekli Orgeneral John Allen ve yardımcısı Büyükelçi Brett McGurk’ün de, önümüzdeki hafta Ankara’nın koalisyona sağlayacağı askeri katkıları görüşmek üzere Türkiye’ye geleceğini açıkladı. Ziyaret sırasında İncirlik NATO Üssü’nün IŞİD mücadelesine sağlayabileceği katkıların ağırlıklı yer tutacağı öğrenildi.Hürriyet’in haberine göre; ABD ve Türkiye arasında IŞİD’e karşı mücadele için müzakereler devam ederken, Psaki, günlük basın toplantısında tezkere konusunda şunları söyledi: “Türkiye ile yakın temas halindeyiz. Türk askeri harekâtına izin veren Parlamento kararından menuniyet duyuyoruz. Irak ve Suriye’deki IŞİD tehdidine karşı koymadaki işbirliğimizi ilerletmeyi ele almak için Türk uzmanlarla birçok üst düzey görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmeler devam edecek. Bu işbirliğini güçlendirmeye bakacağız.”İNCİRLİK GÖRÜŞMELERİN PARÇASIÖnümüzdeki hafta Türkiye’ye varacak olan Allen, 2011-2013 arası ABD’nin Afganistan’daki kuvvetlerinin komutanlığını üstlenmiş, Afganistan’ın ardından emekli olduktan sonra da geçen ay Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na “IŞİD’e Karşı Küresel Koalisyon Özel Temsilcisi” olarak atanmıştı. Allen’ın yardımcılığına da, daha önce Dışişleri Irak Özel Temsilcisi olarak görev yapan Brett McGurk getirilmişti.Allen, kritik Ankara ziyaretinden önce dün CNN’e verdiği mülakatta da Türk Hükümeti ile İncirlik konusundaki görüşmelerin halen devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Türkler, koalisyonda rol alma konusuyla ilgilendiklerini çok açık ifade ettiler. Şu anda kendi hükümetleri bunun üzerinde çalışıyor. Yakında Ankara’da olup bunları Türk liderlerle görüşmeyi umuyorum. İncirlik konusunu onlarla konuştuk ama yeniden söylüyorum, bu konuda bir karar alıp bize öyle dönüş yapmalarını bekleyelim. Bu (İncirlik Üssü) şu anda görüşmelerin bir parçası.”TÜRKİYE NEDEN SONDAPsaki, beş kenti kapsayan bir koalisyon turu için Allen ve McGurk’ün bugün Bağdat’a vardıklarını açıklarken, iklinin Bağdat’dan sonra Brüksel’e geçeceklerini, daha sonra Ürdün ve Mısır’ı ziyaret edip en son Ankara’ya varacaklarını belirtti. Ankara’nın turun neden sonuna atıldığı konusunda ise Psaki, “Görüşeceğiniz kişilerin takvimine göre çalışırsınız. Bu seyahatin üzerinde bir süredir çalışılıyor. Türkiye ile önümüzdeki günlerde de temasta olacağız. Temas için haftaya olacak bu seyahati beklemeyeceğiz. Hem bölgedeki yetkililerimiz hem de Washington’daki üst düzey yetkililerimiz kanalıyla” dedi. Psaki, TBMM’de kabul edilen tezkerenin de izin verdiği kara harekâtı yetkisi konusunda ise “Düşünülebilecek birçok seçenek var. Türkiye ile görüşmelerimizden önce bir yorumda bulunmayacağım” demekle yetindi.ARTIK İLERLEME VAKTİTürkiye ile 5 Eylül’de Galler’deki NATO Zirvesi sırasında ABD Başkanı Barack Obama ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan toplantıdan beri süren IŞİD müzakerelerinin geldiği noktayı nasıl gördüğü konusunda ise Psaki şunları söyledi: “Biz Türk Parlamentosu’nun Türk askeri harekâtına izin veren kararını memnuniyetle karşıladığımızı söylerken, Türkiye ve liderleri de, koalisyonda daha önde bir rol oynamak istediklerini belirttiler. Bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye önemli bir terörle mücadele ortağı ve önemli bir NATO müttefiği. Türkiye’nin (IŞİD’in rehin aldığı) diplomatları nedeniyle haftalar boyunca yaşadığı hassasiyeti anlıyoruz. Şimdi ilerlemeye hazırız. Aktif bir ortak olmak istediklerini belirttiler.”ÖNCELİKLER AYNI MIPsaki, ABD ve Türkiye’nin IŞİD’i bölgede öncelikli tehdit görmede aynı düşünüp düşünmedikleri sorusuna ise “Türkiye IŞİD tarafından ortaya konulan tehdidi anlıyor. Bu soruyla ilgili daha fazla yorum için sizi onlara (Türkiye) yönlendiririm.” diye cevap verdi. Psaki, dünkü basın toplantısında da, Türkiye ile IŞİD’e karşı mücadelede koalisyona yapacağı katkıları görüşmeye devam ettiklerini belirterek, Allen ve McGurk’ün Türkiye’deki temaslarında ele alacakları konulara ilişkin şöyle konuşmuştu: “Türkiye, IŞİD’e karşı mücadelede IŞİD’in meşruiyetinin ortadan kaldırılmasında rol üstlenebilir. Türkiye birçok alanda rol oynayabilir. Şüphesiz, yabancı savaşçıların akışı konusu, bunun yanında teröristlerin finansmanı ve aşırılık ideolojisiyle mücadelenin yanı sıra (Türkiye’nin) askeri angajmanının ne olacağı görüşülecektir.”UYB’Yİ DÜŞÜNMÜYORUZ“Askeri angajman konusunda isteğiniz, İncirlik Üssü’nün Suriye ve Irak topraklarına askeri saldırılar yapılması için kullanılması mı?” sorusu üzerine ise Psaki, “Parlamentoya gönderilen tezkere geniş seçenekler içeriyor. Türkiye’nin spesifik olarak hangi roller üstlenebileceği konusunun görüşülmesini askeri ekibimize ve Orgeneral Allen ile Büyükelçi McGurk’e bırakıyorum” demişti. Görüşmelerde Türkiye’nin Suriye içinde uçuşa yasak bölge (UYB) oluşturulmasına yönelik teklifinin de ele alınıp alınmayacağı sorusuna ise “Bu, Türkiye’nin kamuoyu önünde belirttiği bir husus. Aktif olarak değerlendirdiğimiz bir şey olduğunu söylersek doğru olmaz ama onların ihtiyaçları ve istekleri noktasında görüşme şüphesiz olacaktır” yanıtını vermişti. ZETE
2014 Göç Yollarının En Ölümcül Yılı Oldu
Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM), bu hafta açıkladığı rapora göre, 2014, ilk dokuz ayında Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden 3,072 göçmenle 21. yüzyılın en yüksek ölüm oranı istatistiğine şimdiden ulaştı.2014’te Akdeniz’i geçmeye çalışırken hayatını kaybeden göçmenlerin sayısı 3.072’ye ulaşırken, bu istatistik 1.500 olan yıllık ortalamanın iki katından bile fazlasına denk geliyor. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM), bu hafta açıkladığı rapora göre, 2014, ilk dokuz ayında Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden 3,072 göçmenle 21. yüzyılın en yüksek ölüm oranı istatistiğine şimdiden ulaştı.Bu istatistiklerle 21. yüzyılda göç yollarında ölenlerin sayısı 40 bini geçerken, bu göçmenlerin yarısından fazlası Akdeniz’de hayatını kaybetti. IOM raporuna göre, bu sebeple Avrupa’ya giden göç yolları, yasal yolları kullanmayan göçmenler için en tehlikeli güzergâh. Ölüm oranının yüksekliği açısından, Akdeniz’i, ABD-Meksika sınırı ve Hint Okyanusu takip ediyor.Ortadoğu’daki süregelen savaş halinin bu vahim tablonun oluşmasında çok önemli bir etmen, zira yasal yolları kullanmayan göçmenlerin %24’ü Suriyeli. 2000’den itibaren Ortadoğu, Kafkasya ve Hazar bölgesinden Avrupa’ya geçiş için en çok kullanılan ikinci güzergah Türkiye olurken, bu güzergahta tespit edilen yaklaşık 25 bin göçmenin %51’i Suriye’den, %24’ü ise Afganistan’dan kaçanlar. AB’nin uyguladığı sert sınır politikası sebebiyle Türkiye üzerinden kara yolunu kullanarak Avrupa geçmek isteyenlerin sayısında 2010’dan itibaren büyük düşüş yaşanırken, 2011’den başlayarak aynı güzergahta deniz yolu kullanımı önemli oranda artış gösteriyor. Avrupa’ya ulaşmak için göçmenlerin en çok kullandığı yol ise Tunus veya Libya’dan İtalya’ya gitmeye çalışmak.Raporda, devletlerin bu hususta verileri dikkatli bir biçimde toplamadığı için sayının sunulandan çok daha yüksek olabileceğine dikkat çekilirken, gerçek istatistiklerin yayınlanmasının sorunun gerçek boyutunu gözler önüne sermesi açısından çok önemli olduğu ifade ediliyor.EMRE CAN DAĞLIOĞLU | AGOS
Reklam