Brezilya Teknik Direktörü Carlos Dunga, 2014 Dünya Kupası'nda yer almayan Kaka'yı milli takıma davet etti.Dunga, sakatlanıp kadrodan çıkartılan Cruzeiro forveti Ricardo Goulart'ın yerine Kaka'ya şans tanıdı.Tecrübeli orta saha, bir yıldan beri milli takıma çağrılmıyordu.Kadrodan çıkartılan Paris Saint Germainli Marquinhos'un yerine de Dunga Inter'in savunma oyuncusu Juan'ı davet etti.Brezilya kadrosunda Sao Paulolu Souza ve Gremio kalecisi Marcelo Grohe gibi ilk kez milli olacak oyuncular da var.Reuters
Tetanosun aşı ile korunulabilen bir hastalık olduğunu belirten Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, özellikle kırsal kesimde tarımla, hayvancılıkla ya da işi gereği kesici aletlerle uğraşan insanların büyük risk altında olduklarını söyledi. Erişkinlere her 10 yılda bir tetanos aşısı yaptırmalarını öneren Prof. Köksal, 'O zaman kişinin hiçbir şeyden korkmasına gerek yok. Tetanos olma riski de yok. Ancak aşısını tamamlamamış ve kazaen mikrobu barındıran tozla, toprakla teması olmuş, vücudunun herhangi bir yerinde kesi bulunan kişilerin de en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurması lazım'' dedi. Tetanos mikrobu sporlarının her yerde bulunduğunu ve ortamda çok dayanıklı olduklarını anlatan Köksal, ilk müdahalede zamanlamanın çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: ''Tetanos mikrobu toprakta, hayvan dışkısında, paslanmış yüzeylerde vardır ve çok kolay bulaşabilir. Dolayısıyla küçük bir kesi, bulaşma da olsa bunu ihmal etmemek lazım. Yüzeysel kesilerde bile bulaşma olduğunda hastalık ortaya çıkabilir. Tetanos maalesef geliştikten sonra ölüm riski yüzde yüze yakın bir hastalıktır. Ciddi yoğun bakım desteği gerektiren hastalıktır. Dolayısıyla saatler çok önemli. Yaralanmadan sonra sağlık kuruluşuna başvurulması, hemen yaranın temizlenmesi, içeride varsa yabancı cismin çıkarılması, yanı sıra tetanos aşısının ya da tetanos immünglobilinin verilmesi hayat kurtarır ve yüzde yüz koruyucudur.'' SADECE PASLI ŞEYLERDEN BULAŞMAZHastalığın sadece paslı şeylerden bulaşacağına dair yanlış bilgi olduğunu vurgulayan Köksal, 'Tetanos sadece paslı şeylerden değil, bu sporların bulunduğu her türlü ortamdan bulaşabilir. Evde beklemiş, kullanılmamış bıçak bile böyle bir temas olduysa eli kestiği zaman tetanos bulaştırması açısından risk oluşturur. Biz bunları kirli yaralar olarak adlandırıyoruz. Ev içindeki aletlerle kesilen yaralarda bile risk olabilir. Tığ batması sonucu tetanos gelişen hastamız vardı. Ayakkabı vurmaları da tetanos açısından ciddi ve ihmal edilen risktir. Ayakkabıdaki herhangi bir metalin batması da tetanos açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle en kısa sürede sağlık kuruluşuna gidilmesi lazım. Hastalıktan korunmak için kolay olan yol, her 10 yılda bir tetanos aşısının yapılmasıdır. Tetanos vakalarımızın yaş ortalamasına baktığımız zaman 40 yaşın üzerinde daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu da gençlikte yapılan tetanos aşılamasının koruyuculuğunun kalmamasından kaynaklanmaktadır'' diye konuştu.Haberin tamamı ve Vuran ayakkabıda tetanos riski hakkında bilgi için : Vuran ayakkabıda tetanos riski
Ünlü modellerin ana dillerini merak ediyor musunuz? Hatta kendilerinden bu konuda birkaç ipucu almaya ne dersiniz? İşte en seksi dil öğrenme videoları ile karşınızdayız.
‘Gezi belgeseli ‘ Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’in Altın Portakal Film Festivali’nde sansürlenmesine karşı ilk somut tepki, Ulusal Belgesel Yarışması Ana Jüri Başkanı Can Candan’dan geldi. Candan, yönetmenliğini Reyan Tuvi’nin yaptığı belgesel filmin sansürlenmesine tepki olarak görevinden çekildi.Belgesel yarışması ana jüri başkanı, “Sansürün, sorumsuzluğun, manipülasyonun ve baskının olduğu yerde ben yokum” ifadelerini kullandı.Candan, yaptığı yazılı açıklamada yaşanan süreci dikkatle takip ettiğini belirtip, festival komitesinin ön jürinin iradesine müdahale etmesinin meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve festival yönetiminin de sorumluluğu yönetmenin üzerine atarak sansüre ek olarak bir de Tuvi üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı.Candan , “Varılan bu noktada Ulusal Belgesel Film Yarışması Ana Jüri Başkanı olarak benim gönül rahatlığıyla görevime devam edebilmem ve 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin bir parçası olabilmem mümkün değildir” ifadelerini kullandı.AKP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen festivalin yönetimi, Reyan Tuvi’nin belgeselini ön jüri tarafından yarışmaya değer bulunmasına rağmen Türk Ceza Kanunu’nun şahsa ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarını düzenleyen ‘125. ve 299. maddelerine aykırı ifade ve içerik’ nedeniyle yarışma programına alınmamıştı. Yönetimin bu kararı, ön jüride bulunan üç ismin yazılı açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.Yönetim dün yazılı bir açıklamayla kararını filmde ‘insan haklarının rencide edilmesi’ ne bağlarken, aynı zamanda festival komitesinde görev alan SİYAD Yönetim Kurulu Genel Başkanı Alin Taşçıyan da Diken’e ortada sansür değil, filmi korumaya yönelik bir karar bulunduğunu söylemişti.SİYAD üyesi 59 yazar da bugün yazılı açıklamayla sansürü protesto edip, ‘Çağdışı, kabul edilemez’ demişti.Bir protesto da festivalde jüri üyesi olarak görev yapan 11 isimden gelmiş, ortak açıklamayla, kararın geri alınması istenmişti.Ulusal Uzun Metraj Film Yarışma Jüri Başkanı Yılmaz Erdoğan ise ‘ortaya karışık’ konuşmuş, bir yandan, “Sansür varsa ben yokum” derken, bir yandan da, kendisinin söz konusu kararla ilgisinin bulunmadığını söyleyip filmin tekrar değerlendirilerek uzlaşmaya varılmasını önerdi.Diken
Mersin'in Tarsus İlçesi'nde, kurban derilerinin Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü adına toplandığı iddiası üzerine çıkan kavgada 6 kişi yaralandı.Tozkoparan Zahit Mahallesi'nde Mustazaflar Derneği üyeleri Tarsus Kaymakamlığı'ndan kurban derisi toplama yetkisi aldıklarını öne sürerek mahallede kurban derisi toplamak isteyince, bölgede yaşayan Doğu kökenli bir grup tepki gösterdi. Bu kişilerin Mustazaflar üyelerinin mahalleden çıkmalarını istemesi üzerine iki grup arasında başlayan tartışma büyüyerek taşlı ve sopalı kavgaya dönüştü. Olaylara PKK yandaşlarının katılmasıyla mahalle savaş alanına döndü. Bunun üzerine sevk edilen çok sayıda polis kavgaya biber gaz ve TOMA ile müdahale etti.Olay sırasında bir polis ekip otobunun kapısı göstericiler tarafından söküldü. Sökülen kapı çevredekiler tarafından polislere teslim edildi. Taşların atıldığı olaylarda 6 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı. Yaralılar, ambulans ile çeşitli hastanelere kaldırıldı. Polisin yaklaşık 1 saat süren müdahalesi sonucu Mustazaflar Derneği üyeleri mahalleden çıkartılaınce gerginli...
Merkezi Paris’te yer alan Fransız film arşivinde, 1916 yılında çekilen sessiz Sherlock Holmes klasiği bulundu. Keşfi ilginç kılan bir diğer unsursa, Amerikan aktör ve oyun yazarı William Gillette’in performansının kaydedildiği tek film olması.Uzun metrajlı ve ‘Sherlock Holmes’ adlı filmin, Charlie Chaplin klasiklerinin de çekildiği Chicago Essanay Stüdyoları’nda yapıldığı belirlendi.Birgün’de yer alan habere göre, filmde Dedektif Holmes ve Profesör Challenger’ın fikir babası olan Arthur Conan Doyle’un ünlü gizem unsurları bulunuyor. Doyle, Gillette’in ünlü dedektifi canlandırabilecek en iyi aktör olduğunu düşünüyordu.Fransız Sinematek’inde çalışanlar tarafından tesadüfen bulunan filmin, yıllar önce kataloglama sırasında yapılan bir yanlış nedeniyle kayıp sanıldığı açıklandı.İngiliz Film Enstitüsü küratörlerinden Bryony Dixon, “Bulunan film, kayıp Sherlock Holmes filmleri listesinde bir numarada yer alıyordu. Dolayısıyla, oldukça heyecan verici bir keşif” dedi.Film, yapılacak dijital restorasyon çalışmalarının ardından gelecek yıl Ocak ayında Fransa’da düzenlenecek bir festivalde gösterilerecek. Film, bunun ardından ABD’nin San Francisco kentinde düzenlenen sessiz film festivalinde de izleyiciyle buluşacak.ZETE
Oyuncu Seda Bakan, müzisyen Ali Erel ile dünya evine girdi. Ankara'da çok sayıda davetlinin katıldığı düğünde genç çiftin mutlulukları gözlerinden okundu.'Behzat Ç.' dizisi ile üne kavuşan oyuncu Seda Bakan, müzisyen Ali Erel ile Ankara'daki...Seda Bakan, müzisyen Ali Erel ile dünya evine girdi. Ankara'da çok sayıda davetlinin katıldığı düğünde genç çiftin mutlulukları gözlerinden okundu.'Behzat Ç.' dizisi ile üne kavuşan oyuncu Seda Bakan, müzisyen Ali Erel ile Ankara'daki bir otelde düzenlenen düğünle dünya evine girdi. Hayatlarını birleştiren geç çiftin düğününe çok sayıda davetli katıldı. Nikah öncesi Erel çifti, otel bahçesinde davetliler için kokteyl düzenledi. Kokteylin ardından Seda Bakan ve Ali Erel çiftinin nikahını Çankaya Büyükşehir Belediye Başkanı Alper Taşdelen kıydı. Çifte mutluluklar dileyen Taşdelen, evlilik cüzdanını Seda Bakan'a teslim etti. Nikah sonrası yeni evli çift konukların alkışları arasında salona girdi. Dans eden Bakan ve Erel çiftinin mutlulukları gözlerinden okundu. Düğüne Erdal Beşikçioğlu, Canan Ergüder, İnanç Konukcu, Ahmet Kural, Murat Cemcir'in yanısıra gelin ve damadın yakın arkadaşları ile çok sayıda ünlü isim katıldı. Genç çift masaları dolaşarak misafirlerle tek tek ilgilendi. Çiftin balayı için Londra'ya gideceği öğrenildi.Haber3
Uluslararası Astronomi Birliği’nin (UAB) 2006 yılında ‘gezegen ‘ sınıfından çıkararak ‘ cüce gezegen ‘e çevirdiği Plüton’un iade-i itibarı bir kez daha gündemde.Independent’ta yer alan habere göre, Harvard Smithsonian Astrofizik Merkezi tartışmayı yeniden açarak Plüton’un gezegen statüsünü savunan ve savunmayanlara yönelik bir toplantı yaptı. Üç uzmanın görüşlerini anlattığı toplantıdan, ‘Plüton gezegendir’ sonucu çıktı.Merkezin yayınladığı basın bülteninde ‘Cüce bir meyve ağacı yine de küçük bir meyve ağacıdır, cüce bir hamster da küçük bir hamster’dır’ ifadeleriyle Plüton’a atıfta bulunulurken, tartışma UAB’nin bir gezegende aradığı şu üç özellik etrafında yoğunlaştı:Güneş’in uydusu olmak,Kendi kütlesinden dolayı küresel bir yapıya sahip olmak,Yörüngesindeki ‘ enkazı ‘ (yani her türlü başka küçük gök cismini) temizlemiş olmak.Plüton’un gezegen sınıfından çıkarılmasının sebebi, ‘yörüngesindeki enkazı temizlememesi’ ydi.‘Gezegenlik kriterleri değişsin’Plüton’un gezegenlik sınıfından çıkarılması tüm dünyada dikkat çekmiş; durumla alay eden çok sayıda görsel hazırlanmıştı. Görsel: astronomy.wonderhowto.comPanelde ilk sözü alan UAB gezegen tanım komitesinin başındaki Owen Gingerich, Plüton’un bir gezegen olduğunu, zira ‘bir gezegenin tanımının zamanla kültürel olarak’ değişebileceğini söyledi.Küçük Gezegen Merkezi genel müdür yardımcısı Gareth Williams, UAB’nin Plüton’un gezegen olmadığıyla ilgili görüşüne yönelik bir sunum yaptı.Harvard Yaşam Kaynakları İnisiyatifi müdürü Dmitar Sasselov ise tartışmaya farklı bir bakış açısı getirdi. Sasselov’a göre, Plüton’la ilgili sorunun kaynağı gezegen olmanın kritelerinden kaynaklanıyor. Buna göre, kriterler Güneş merkezli olduğu için diğer güneş sistemlerini dışlayan analizler ortaya çıkıyor.Sasselov, gezegenler için yeni bir tanım önerisi de getirdi. Buna göre, bir gezegen ‘yıldızlardan kopan kalıntılardan oluşan en küçük yuvarlak yığın’ olarak tanımlanmalı. Böylece, hem daha çok gezegenimiz olabilecek, hem de Plüton’un durumu artık netlik kazanabilecek.Bu bir başlangıçHarvard’daki tartışmanın şimdilik Plüton’un tanımıyla ilgili bir değişiklik sağlaması beklenmese de, ‘ Plüton savunucuları ‘ için bu bir başlangıç olarak görülebilir.‘ Gezegen ‘ken ‘ gezegenlerin en küçüğü ‘ olarak bilinen Plüton’un yarıçapı sadece 1200 kilometre yani Dünya’nınkinden yüzde 20 daha kısa. Plüton’un çevresi ise 7 bin 242 kilometre, bu da onun Dünya’nın uydusu Ay’dan bile daha küçük olduğunu gösteriyor. Örneğin Plüton’un ekvatoru Washington ile Hawaii arasındaki bir uçuştan daha kısa sürede tamamlanabilir.Diken
1987 yılında Bodrum’da doğan ve bu güne kadar yayınlanmış 3 kitabı bulunan Deniz Tarsus, sinema alanında da edebiyattaki kadar iddialı olduğunu MOD filmiyle bizlere gösteriyor.Yeryüzündeki dengelerin bozulduğu, insanların hayal kurmaya güçlerinin kalmadığı bir dönemde, kendilerine zarar verme pahasına bir makinadan destek alıp mutlu gelecek hayallerine erişen bireylerin hikayesi bu. Distopik olarak nitelendirebileceğimiz MOD, hikayesi kadar hikayenin işlenişiyle de övgüyü hak ediyor. Ülkemizde çekilen bazı uzun metraj filmler bile görsel efekt anlamında çok amatörken, imece usulü çekilen bu kısa filmde her saniyenin ayrıntılı bir şekilde düşünülüp, üzerinde ince ince çalışıldığı belli oluyor. Filmin görsel efektlerini yapan Ethem Onur Bilgiç’in görüntü yönetmenliğini de üstlenerek temelden müdahele edebilmesi ortaya çıkan sonucun bu kadar başarılı olmasında önemli bir etken olmuş. Mekan, kostüm, aksesuar gibi incedetayların atmosferi destekliyelim derken sırıtma ihtimali çok yüksektir fakat MOD’da, bütün bunlar olabildiğine sade ve tamamlayıcı. Filmde fon olarak kullandığı karanlık gelecek tablosunun ucunu özelikle açık bırakan Tarsus, asıl derdinin o dünyada yaşayan birisinin hikayesi olduğunu söylemeye çalışıyor bize. Sanat alanında kaliteli üretimin imkanlardan ziyade, harcanılan enerjiyle doğru orantılı olduğuna inanırım. MOD, bu durumun en güzel örneklerinden. 2013 yılında Cannes Film Festivali’nde Türkiye Masası’ndada gösterilen, yerli ve yabancı festivallerde gösterilmiş ve çeşitli ödüller de toplamış olan film, bu günlerde Varvara isimli, sünger avcılarının hikayesini işleyecek bir belgesel üzerinde çalışan Deniz Tarsus ile tanışmak için güzel bir fırsat.
CHP, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları günü dolayısıyla bir genelge yayımlarken, belgenin altında partinin kedisi Şero'nun da imzası yer aldı.Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Genel Sekreter Gürsel Tekin'in de imzasının bulunduğu genelgede CHP'li belediyelerden hayvan haklarını önceleyen bazı iyileştirmeler yapmaları istendi.CHP basın bürosu, Şero'nun 'uygundur' imzasıyla gönderilen genelgenin, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla tüm CHP'li Belediyelere gönderilidğini duyururken, genelgede sokak hayvanlarının da tıpkı insanlar gibi 'ekolojik sistemin bir parçası olduğu' vurgulandı. 'Sokak hayvanlarının yaşam haklarının korunması ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesi açısından yerel yönetimlere önemli sorumluluklar düşmektedir' notunu düşen CHP, hayvan haklarıyla ilgili atılması gereken adımlara dikkat çekti:'Sokak hayvanlarının rehabilitasyonu kadar yaşadıkları alanlarda vatandaşlarla uyum içinde yaşamaları için gereken tüm önleyici ve koruyucu eylem ve mekanizmalardan bizler sorumluyuz. Bu bilinç ve farkındalıkla CHP'li belediyeler olarak olması beklenenden daha fazla çalışmamız gerekmektedir. Sokakta yaşayan hayvan nüfusunun fazla olması, belediye hizmetlerinin ve imkanlarının yetersizliği ve diğer sosyal meselelerin önceliği gibi bir takım nedenlerden ötürü kimi yanlış ve eksik uygulamalar, vatandaşlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz tarafından sıkça dile getirilmektedir. Planlı ve programlı birkaç adımla bu sorunların çözümlenebileceğini başarılı belediyelerimizin çalışmalarından görmekteyiz.''Hayvanlar sizden kaçmıyorsa komşularınız güzel insanlardır'Hayvanları Koruma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısıyla belediyelere de bu konuda yetki ve sorumluluk verildiği dikkat çekilen genelgede, belediyelerde veteriner işleri müdürlüğü kurulması, veteriner sayısının artırılması, hayvan barınaklarının koşullarının Avrupa standartlarına getirilmesi, kentlerin uygun yerlerine suluk ve yem makinelerinin yerleştirilmesi gibi hayvan haklarını önceleyen bazı iyileştirmelerin yapılması istendi.Genelgede, 'Bir kentin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa orada yaşayan komşularınız güzel insanlardır' sözünden referansla hareket etmenin önemine de değinildi.Kaynak: AA
AKP’nin başkanlık sistemi planları için özel önem atfettiği genel seçimleri erkene almayı planladığı öne sürüldü. Buna göre, Haziran 2015’te düzenlenecek genel seçimler nisan sonu veya mayıs başında yapılabilir.Hükümete yakın Sabah gazetesinin haberine göre, seçim tarihinde değişiklik planlarının arkasında ‘ sınav maratonu ‘ var. Sabah, TEOG’un nisan sonunda, LYS sınavlarının da haziranın ikinci ve üçüncü haftalarında yapılacağına, okulların da 12 Haziran’da kapanacağına dikkat çekip ‘ İnsanların yazlık ya da memleketlerine gitme dönemi başlayacak’ ifadesini kullandı.Gazeteye göre hükümet, ‘bu gelişmelerin en geç 7 Haziran 2015 pazar günü yapılması planlanan genel seçimleri olumsuz etkileyebileceğini’ düşünüyor ve bu nedenle oylama tarihini nisan sonu ya da mayıs ayının hemen başına çekmeye hazırlanıyor. Ancak bu durum erken seçim sayılacağından Meclis kararı gerekiyor.Diken
Her Kurban Bayramı'nda olduğu gibi bu bayramda da İstanbul Boğazı kızıla büründü. Anadolu Yakası'nda kesilen kurbanlıkların kanları atık su kanalından Boğaz'a dökülünce, denizin mavisiyle kanın kırmızısı birbirine karıştı.
Suriye'nin kuzeyindeki Kürt kasabası Kobani’de bayramda da çatışmalar, ağırlıklı olarak bölgenin güneydoğusunda sürüyor. Güvenlik güçleri sınırda eylem yapan bir gruba gazla müdahale etti.Kobani’deki top ve silah sesleri sınırın Türkiye tarafından duyuluyor. Kasabanın güneydoğusundaki tepelerden dumanlar yükseliyor.Al Jazeera Türk’ün Kobani’deki yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre an itibariyle kentin batısında çatışma yok. Çatışmalar bölgenin güneydoğusunda yaşanıyor.IŞİD Şeran köyünden top ve havan atışları gerçekleştiriyor. Bu arada yerel kaynaklar gece boyunca devam eden hava operasyonundan sonra IŞİD’in Kobani merkezinden 3 kilometre geriye çekildiğini aktarıyor.Sınırdaki askerlerin güvenlik önlemleri de devam ediyor. Sınırdan Suriye’ye giriş ve çıkışlara izin verilmiyor.Sınırda gazla müdahaleGüvenlik güçleri sınırda eylem yapan bir grup eylemciye göz yaşartıcı gazla müdahale etti.Öte yandan Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) milletvekilleri de sınıra gelmeye başladı.HDP’li yetkililer Mürşitpınar sınırı yakınlarındaki bir tepeden Kobani’deki gelişmeleri takip ediyor.Kaynak: Al Jazeera
İsveç'te tıp tarihinde ilk kez rahim nakli yapılan bir kadın doğum yaptı.Gothenburg Üniversitesi ve Stockholm Tüp Bebek Ünitesi'nde görevli doktor Mats Brannstrom liderliğindeki ekibin rahim nakli yaptığı 36 yaşındaki kadının, geçen ay bir erkek çocuk dünyaya getirdiği bildirildi.İsmi açıklanmayan kadına, geçen yıl menopoza girmiş, iki çocuk sahibi 61 yaşındaki yakın bir aile dostundan alınan rahim nakledildi.Vücudunun organı reddetmemesi için ilaç tedavisi gören kadın, nakilden altı hafta sonra rahmin sağlıklı olduğunun göstergesi olarak adet görmeye başladı.Bir yıl sonra Brannstrom ve ekibi, organın iyi çalıştığından emin olunca kadından alınan yumurta ve kocasının spermini kullanarak laboratuvar ortamında dölledikleri tek bir embriyoyu kadının rahmine yerleştirdi.Tek böbrekli kadın, tüp bebek tedavisi sırasında, biri gebelik sırasında olmak üzere hafif seyreden üç reddetme vakası yaşadı, ancak hepsi ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edildi.Maliyeti Jane ve Dan Olsson Bilim Vakfı tarafından karşılanan araştırmada gebelik 31. haftaya kadar normal seyrederken, annenin preeklampsi geliştirmesi ve ölümcül kalp ritminin tespiti üzerine erkek bebek sezaryenle dünyaya getirildi.Gebeliğin bu döneminde normal karşılanan, 1 kilo 800 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, doğumdan sonraki 10 gün boyunca yenidoğan ünitesinde tutuldu. Şu anda evlerinde olan bebek ve annenin durumlarının iyi olduğu belirtildi.Tüm bu işlemlerden önce sağlıklı yumurtalıklara sahip İsveçli kadının, 4 bin 500 kız çocuğunda bir rastlanan bir durum olan rahimsiz dünyaya geldiği ifade edildi.Mats Brannstrom, böyle yaşlı bir rahmin işe yaraması karşısında şaşkınlığa düştüğünü belirterek, 'Bebek harika. Ebeveynlerin sevincini ve onları nasıl mutlu ettiğimizi görmek çok güzel' dedi.Brannstrom, öte yandan sezaryen sırasında nakledilen rahme zarar vermiş olabileceğinden endişe ettiğini belirterek, annenin, rahminin ikinci bir hamilelik için hazır olup olmadığını anlamak için birkaç hafta beklemeleri gerektiğini söyledi.Yine ismi açıklanmayan baba, karısı ve kendisinin, deney aşamasındaki prosedürün işe yaracağından emin olduğunu belirterek, bebek için 'Çok ama çok tatlı, hiç bağırmıyor bile, sadece mırıldanıyor' dedi.Bebeklerinin, diğer çocuklardan hiçbir farkı olmadığını belirten baba, 'Anlatacak güzel bir hikayesi var. Birgün nasıl dünyaya geldiğini ve dünyada bu şekilde doğan ilk bebek olduğunu öğrenmek için gazetelere bakabilir' diye konuştu.Brannstrom ve meslektaşları, son iki yılda dokuz kadına rahim nakletti, ancak yaşanan komplikasyonlar iki vakada organların çıkarılmasıyla sonuçlandı.Yıl başında Brannstrom, yedi kadına embriyo transferine başladı. Bu kadınlardan ikisinin de en az 25 haftalık hamile olduğu açıklandı.Türkiye'deki çalışmalarTürkiye'de de rahim nakli konusunda çalışmalar sürüyor.Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Estetik Rekonstrüktif Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, 8 Ağustos 2011'de 23 yaşındaki Derya Sert'e kadavradan rahim nakli yapmış, Sert dünyada bu şekilde nakil yapılan ilk kişi olmuştu.Özkan ve ekibi, sonrasında embriyo transferi yapılan Sert'in geçen yıl hamile kaldığını açıklamış, ancak kadının gebeliği 8. hafta sonundaki kontrolünde embriyo kalp atışlarının izlenmemesi üzerine sonlandırılmıştı.Bazı uzmanlar, hayattaki bir kişiden rahim alınmasını etik dışı ve hayat kurtarıcı olmayan bir ameliyat için bağışçı açısından çok riskli buluyor.AA
Mecidiyeköy'de Torunlar GYO'ya ait rezidans inşaatında çalışan ve parasını alamadığını öne süren 2 işçinin vinç üzerindeki eylemi devam ediyor. İki işçi bayrama 236 metre yüksekte kule vincin üzerinde girdi.Yıkılıan Ali Sami Yen Stadı'nın yerine yapılan rezidans inşaatında çalışan ve paralarını alamadığını öne süren 2 işçi, dün akşam saatlerinde kule vince çıkarak eylem başlattı. Dünden beri 236 metre yüksekte bekleyen işçiler, Kurban Bayramı'na vincin üzerinde girdi. Paralarını alana kadar eylemlerini sürdürecekleri belirtilen Cemalettin Duran ve Orhan Yaman geceyi de 236 metre yüksekliğindeki kule vincin üzerinde geçirdi. Polisin, işçileri vinçten inmeleri konusunda ikna çabaları sürüyor. Olası bir kazaya karşı itfaiye ve sağlık ekiplerinin de inşaat önündeki bekleyişi sürüyor.Zaman
ABD Başkan Yardımcı Joe Biden'ın 'Erdoğan bana 'Suriye konusunda siz haklıydınız' dedi' şeklindeki ifadelerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; 'Eğer Biden böyle şeyler söylediyse benim için tarih olur. Özür dilemelidir.' diye konuştu. Başbakan Davutoğlu da 'Suriye’de birilerinin sorumluluğu varsa o da 4 yıldır uyarılarımızı dinlemeyip halkın çektiği acılara sessiz kalan Güvenlik Konseyi ülkeleridir” dedi.ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Türkiye'ye yönelik Suriye eleştirilerine Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'ndan sert tepki geldi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı namazı çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada Joe Biden'ın 'Erdoğan bana 'Suriye konusunda siz haklıydınız' dedi' şeklindeki ifadelerine tepki gösterip, 'Biden böyle şeyler söylediyse, Biden benim için tarih olur. Benden böyle bir ifade çıkmamıştır. Esefle karşıladım. ABD’deki görüşmede de biz yanlış yaptık, vs. diye konuşmalar asla olmamıştır. Biden eğer Harward’da böyle bir açıklama yaptıysa bizden özür dilemelidir' dedi.Erdoğan, turist vizesiyle Türkiye'ye giriş yapıp daha sonra Suriye'de gidenler olabileceğine dikkat çekerken, silahlı hiç kimsenin Suriye'ye girişine izin vermediklerini belirtti. Cumhurbaşkanı, 'En ufak bir terör örgütüne en ufak bir yardımımız olamaz. Bunu kimse ispatlayamaz. Silahlı olarak sınırı geçtiğini kimseye söyleyemez. 6 bin işinin Türkiye’ye girişini yasakladı.' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu da Kurban Bayramı namazı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Biden'ın Suriye ile ilgili sözlerine yanıt verdi. Namaz çıkışında bir gazeteci Davutoğlu’na Joe Biden’ın Harvard Üniversitesi’ndeki konuşmasını hatırlattı.Davutoğlu: Asıl sorumlu Güvenlik KonseyiDavutoğlu bu eleştiriyi kabul etmenin ‘mümkün olmadığını’ belirterek şu yanıtı verdi:“Bütün Amerikan yönetimi ve en başta Biden çok iyi biliyor ki, Türkiye 4 yıldır tek başına bütün mültecileri ağırlamaya devam ediyor, 4 yıldır yaptığımız uyarılar en başından dinlenmiş olsaydı, bugün bu acılar yaşanmazdı. Herkesin tarihi sorumluluğu var burada. Ama hiçbir tarihi sorumluluk taşımayan bir ülke aranıyorsa o Türkiye'dir. Türkiye tüm mültecileri tek başına kabul ediyor. Türkiye, mültecilerin etnik, mezhebi kimliklerine bakmamıştır. Hâlâ daha Kobani’den gelen binlerce mülteciyi ağırlıyoruz. Hiç kimsenin Türkiye'yi eleştirme hakkı yoktur. Ayrıca Türkiye başından beri yabancı savaşçıları engellemiştir. Suriye’de birilerinin sorumluluğu varsa o da 4 yıldır uyarılarımızı dinlemeyip halkın çektiği acılara sessiz kalan Güvenlik Konseyi ülkeleridir”Biden'ın konuşmasıABD Başkanı Joe Biden, dün Harvard Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada Suriye'deki kriz ortamından ABD'nin bölgedeki müttefiklerini sorumlu tutup, 'Türkler, ki çok iyi dostumuzdur ve benim de uzun süre vakit geçirdiğim Erdoğan’la harika bir ilişkim var. Suudiler, Emirlikler vs... Ne yapıyorlardı? Esad’ı devirme ve bir Sünni-Şii vekalet savaşı çıkarmada çok kararlıydılar' demişti.Biden, müttefiklerin silahlı muhalif grupları desteklediği iddiasını da gündeme getirip, 'Esad’la savaşacak herkese yüz milyonlarca dolar para ve on binlerce ton silah akıttılar, El Nusra, El Kaide için destek olacak, dünyanın diğer yerlerinden gelen cihadistlerin aşırı unsurlarını kabul ettiler.İşte şimdi olan ise birden bire herkes uyandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ki eski bir dosttur, bana dedi ki, siz haklıydınız, çok fazla insanın geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz' demişti.Biden'ın bu sözleri dün basına yansırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Biden bir telefon görüşmesi yaptı. İki liderin görüşmesinde IŞİD başta olmak üzere 'terörle' ortak mücadele konusu ele alındı.Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı Erdoğan veABD Başkan Yardımcısı Biden ikili ilişkilerin yanı sıra, Suriye ve Irak'taki son gelişmeleri görüştü.Türkiye ve ABD'nin iki müttefik olarak bölgede ortak bir strateji izlemeye devam etmelerinin önem taşıdığının vurgulandığı görüşmede, IŞİD başta olmak üzere terörle ortak mücadele konusu da ele alındı.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkan Yardımcısı Biden'ı New York'ta kabulü sırasında da gündeme gelmiş mülteci meselesine telefon görüşmesinde de değinildi.Biden, Kobani başta olmak üzere kaos ortamından kaçan mültecilere kucak açmasından ve yardım eli uzatmasından dolayı Türkiye'nin takdir edildiğini belirtti.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da yaşanan bu drama çözüm üretme açısından, Suriye'de Uçuşa Yasak Bölge ilan edilmesinin ve sınırda Suriye topraklarında bir güvenli bölge oluşturulmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığına dikkati çektiği kaydedildi.Irak'ın yanı sıra Suriye'de de güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesinin önemine işaret edilen görüşmede, Türkiye ve ABD'nin önümüzdeki süreçte, tüm bu konularda, diplomatik, askeri ve istihbari istişareler başta olmak üzere her açıdan yakın temasta olmaya devam etmeleri hususunda da mutabık kalındı.Al Jazeera
Bilenler bilir, oldukça zor bir eylemdir sabah erken kalkmak. Her sabah yaşadığımız o uyanma ritüeli bizi 'geç kaldım' moduna soksa da, aynı şeyi tekrar tekrar her gün yaparız. Çünkü bizler Erken Uyanmaktan Nefret Edenler'iz ve bu konuda yalnızca bizler birbirimizi anlayabiliriz! Galeride sizler için sıraladığımız durumlara bir göz atın ve bize söyleyin: Bizi anlıyor musunuz?