onedio
Selahattin Demirtaş: 'Atatürk Büstü ve Bayrak Yakanları Kınıyorum'
IŞİD'in Kobani saldırılarını bahane ederek, Türkiye'nin bir çok noktasında yapılan gösterilerle ilgili konuşan Selahattin Demirtaş, Atatürk heykeli ve Türk Bayrağı yakılmasıyla ilgili provokasyon uyarısında bulundu.Bir televizyon kanalına konuşan Demirtaş, 'Bayrak ve Atatürk büstünü yakanları kınıyorum. Bunlar batıdan doğuya destek gelmesin diye yapılan provokasyondur' dedi.Demirtaş şunları söyledi:'TAMPON BÖLGE DEĞİL, KORİDOR AÇILSIN'Hamaset yapma günlerini geçtik. Direnişteki insanlar kardeş miyiz, değil miyiz görmek istiyorlar. Bu topraklar kimsenin babasının petrol kuyusu değil, halkların öz yurdudur. Yapılması gereken tampon bölge değil, koridor açılmasıdır. Kobani'nin kendini savunabilmesi için yardımın geçebilmesi amacıyla. Bu direnişi zafere götüreceğiz, buna yürekten inanıyorum. Kobani ne hava saldırısı istiyor, ne de kara harekatı. Sadece bu abluka kalksın ki kendimizi savunabilelim diyorlar. Kobani'nin düşmesini bekleyenler hayretler içinde. Tankları sadece tanksavarlar durdurabilir sanıyorlar. Oysa iradeyle durduruldu.'AZERBAYCAN OLSAYDI...'Kobani değil de Azerbaycan olsaydı, Türk halkı da sınıra yığılsaydı, hükümet oradaki Türkleri gazla copla dağıtır mıydı? İnsanlarımız burayı boşaltmazlar, evlatları orada, IŞİD katliamı ile yüz yüze. Hükümet bu duyguyu anlayamıyor. Bu kararlılık kırılmadığı sürece Kobani düşmeyecek. Halkımız hiçbir yerde geri adım atmadan direnişini sürdürürse, ablukanın kırılacağına inanıyoruz.'habertürk
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan: 'Türkiye, Kobani'nin Düşmesinden Memnuniyet Duymaz'
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, IŞİD'in Kobani'ye dönük saldırılarını değerlendirerek; 'Türkiye Kobani'nin düşmesinden ve sınırında IŞİD gibi bir terör örgütünün bulunmasından kesinlikle memnuniyet duymaz' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, twitter hesabından Kobani'de yaşananlara ilişkin açıklama yaptı. Akdoğan, Kobani'ye IŞİD saldırısı ile çözüm sürecinin ilişkilendirilmesini eleştirdi. Akdoğan şunları kaydetti:'Kobani konusunda Türkiye’nin hiçbir şey yapmadığı büyük bir yalandır. Türkiye insani zeminde yapılabilecek ne varsa yapmaya çalışmaktadır. Türkiye Kobani’nin düşmesinden ve sınırında IŞİD gibi bir terör örgütünün bulunmasından kesinlikle memnuniyet duymaz. Halkı sokağa dökmeye yönelik çağrılar sorumsuz siyaset anlayışının tezahürüdür,Türkiye’nin iyi niyetli çabalarına karşı büyük haksızlıktır. Halkımızın huzurunu kaçırmaya yönelik her türlü şiddet eylemi ve Vandalizme karşı kesinlikle müsamaha gösterilmeyeceği çok iyi bilinmelidir. Türkiye dışında yaşanan ve bizim doğrudan müdahil olmadığımız olayları bahane ederek çözüm sürecinde kırılganlık üretmek sorumsuzluktur.'DHA
Millilerimiz Çek Maçına Bileniyor
A Milli Futbol Takımı, 2016 Avrupa Şampiyonası elemeleri A Grubu'nda 10 Ekim Cuma günü İstanbul'da Çek Cumhuriyeti ile yapacağı karşılaşmanın hazırlıklarını sürdürdü.Riva’daki Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim yönetiminde basına kapalı gerçekleştirilen antrenmanda, futbolcuların ısınma bölümünün ardından çabukluk, dar alanda kısa pas ve taktik çalışmaları yaptıkları belirtildi.Sağ uyluk adalesinde gerilme olan Arda Turan ile sol kalça adalesindeki sakatlıkla ilgili şikayeti devam eden Mehmet Topal’ın, fizyoterapist eşliğinde takımdan ayrı çalıştıkları duyuruldu.A Milli Takım, yarın akşam gerçekleştireceği çalışmayla Çek Cumhuriyeti müsabakasının hazırlıklarına devam edecek.Açık Mert Korkusuz
Hamit Altıntop Milli Takım'da
Milli Takım'da yaşanan sakatlıkların ardından Futbol Direktörü Fatih Terim, Galatasaraylı Hamit Altıntop'u kadroya dahil etti.  Türkiye A Milli Futbol Takımımız'da yaşanan sakatlıkların ardından Fatih Terim 'den flaş bir hamle geldi.Galatasaray'da geçirdiği uzun süreli sakatlığın ardından oynayama başlayan Hamit Altıntop , Çek Cumhuriyetl ve Letonya maçlarının aday kadrosuna davet edildi.Sporx
Reklam
Fransa, Kobani İçin Harekete Geçiyor: Durum Acil, Hollande Erdoğan'ı Arayacak
Fransa, IŞİD’in katliam tehdidi altında olan Kürt kenti Kobani için Türkiye nezdinde harekete geçeceğini açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, atılacak adımları Türkiye’yle birlikte ele aldıklarını duyurdu. Fabius, ” Kobani için harekete geçiyoruz’ ‘ diye konuştu.” Adım adım bir trajedi yaşanıyor ve hepimiz buna tepki göstermeliyiz ” diyen Fabius, Türkiyeli mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu’yla görüştüğünü açıkladı. Fabius, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın da, ‘ bu acil durum karşısında ne yapılacağını ele almak için ‘ bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı arayacağını söyledi.Fabius, ” İslam Devleti’yle savaşan güçlerle koordinasyonumuzu güçlendiriyoruz ” dedi. Ancak kenti savunan PYD’yi kastedip etmediğine açıklık getirmedi.DİKEN
Avrupa'nın Cihatçı Kadınları IŞİD'e Neden Katılıyor?
Dr. Katherine Brown Londra King's College - Savunma Çalışmaları bölümü öğretim görevlisiİngiltere'den 50 ila 60 arasında genç kadının Türkiye üzerinden Suriye'ye geçerek IŞİD'e katıldığı tahmin ediliyor.Okul çağındaki Yusra Hüseyin'in, üniversiteye giden Aksa Mahmud'un ve ikiz kardeşler Selma ve Zehra Halane'nin basında çıkan haberleri İngiltere'de Müslüman kadınların radikalleşmesi konusunu gündeme taşıdı.Bu kadınlar Suriye'ye varınca ABD, Avusturya, Fransa, Hollanda, Kanada, Norveç ve İsveç gibi diğer Batılı ülkelerden kadınlarla bir araya geliyorlar.Yusra Hüseyin'in Suriye'ye gidip gitmediği henüz kesinlik kazanmamış olsa da, polis buna ihtimal veriyor. Diğerlerinin hikayelerini ise Twitter, tumblr, LinkedIn ve ask.fm gibi sosyal medya sitelerinde doğrudan takip etmek mümkün.Sosyal medyanın etkisinin büyük olduğu açıkça ortada. İslami hayat tarzını ve cihada katılmayı idealize eden ve IŞİD propagandası yapan internet sayfaları genç kadınlara Suriye'ye seyahat konusunda yardım ve destek sağlıyor.İlk başlarda Suriye'ye giden Müslüman kadınların kayda değer çoğunluğu, IŞİD saflarında savaşan eşlerinin yanına gidenlerden oluşuyordu.Örneğin 22 yaşında bir Londralı olan Hatice Dare, İsveçli IŞİD savaşçısı Ebu Bekir ile evlenme kararını verdikten sonra Suriye'ye gitti. Attığı tweet'lerde bir Batılı rehineyi öldüren ilk kadın mücahit olmak istediğini övünerek söylüyordu.Bu gibi durumlarda aile, Suriye'ye yapılan yolculuğun ana etmenlerinden biri.Ama yakın zaman için haberlere yansıyan başka vakalar da var. İnternet üzerinden kurulan bağlar vasıtasıyla Suriye seyahatinin planlamasını yapıyor, gittiklerinde kendilerini karşılayacak ve diğerleriyle tanıştıracak olan kişileri kolayca bulup ayarlayabiliyorlar.Batı medyasında konan adıyla 'cihat gelinleri' adlarını bu şekilde giderek daha çok duyurmaya başladı. Erkek IŞİD militanlarının internet hesaplarının kendileriyle evlenmek isteyen Batılı Müslüman kadınların istekleriyle dolup taştığı bildiriliyor. Kızları Suriye'ye gitmiş olan Fransız aileler, evlilik izni almak için kendilerini Suriye'den arayan adamları anlatıyor.Massachusetts Lowell Universitesi'nin Terör ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi'nden Mia Bloom, ''saf'' bir İslam devleti kurma ideolojisi çerçevesinde bu kadınların adeta ''bebek fabrikası'' olarak muamele gördüğünü söyleyerek tartışma yaratmıştı.Fakat sözkonusu kadınların Suriye seyahatini sadece eş bulma amacıyla gerçekleştirdiğini düşünmek doğru görünmüyor. ''Cihat gelini'' kavramı, hikayenin sadece bir kısmı.Bu kadınların IŞİD'e katılmasının nedeni, cihada ve yeni bir İslam devletine katkıda bulunmalarını sağlayan ütopik bir siyasetin çekim gücü.IŞİD, hareketin sadece savaşçılardan oluşmadığını vurgulayarak ilan ettikleri İslam devletinin doktora, mühendise ya da inşaat işçilerine de ihtiyacı olduğu çağrısını yaptı.Şeriat hukukuna ve belirli bir İslam anlayışına dayalı bu yeni siyasi projede ''doğru hayat yolunu'' bulduklarını söyleyen kadınların anlatılarında romantize edilmiş bir dünya tanımlanıyor.Kurdukları İslam devletinde kadınlara düşen birçok iş ve görev var. Örneğin Suriye'nin Rakka kentinde bir İslami polis gücü olarak düşünülen ve iddia edildiğine göre bir İngiliz kadının fikri olan El Hansa tugayına katılabiliyorlar.Suriye'den gelen fotoğraflarda kalaşnikof taşıyan, üzerlerinde bombalı intihar ceketleri bulunan ve ellerinde kesik bir başla poz veren kadınlar görülüyor. Ama aynı zamanda yemek yaparken, ev işleriyle uğraşırken, birbirlerine kahveye oturmaya giden, annelik yapan kadınların görüntüleri de var.Ev kadınlığını kalaşnikofla buluşturan bu toplumsal manzara, gözlemcilerin aklını karıştırıyor. Ümmül Baraa adıyla bilinen Malezyalı kadın doktor geçen Ocak ayında attığı Twitter mesajında ''Boynumda steteskop, omzumda kalaşnikof, en büyük hayalim şehit olmak.'' diyordu.Batılı Müslüman kadınları ''çeken'' siyasi gerekçeler olduğu kadar, onları ''iten'' gerekçeler de mevcut.Kadın cihatçıların internet forumlarındaki görüşlerini okuyunca, Batılı devletlerin genç Müslüman vatandaşlarına bir aidiyet hissi, yaşama hedefi ve değerleri sunmakta anlaşıldığı kadarıyla başarısız kaldığı gözlemleniyor.Suriye'de bulunan Hatice adlı Hollandalı bir kadın, ''Ben her zaman Şeriata göre yaşamak istedim. Avrupa'da bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.'' diyor örneğin.IŞİD'li kadınlar, Batı toplumlarının siyasi sistemini eleştiriyor, Fransa'da burkaya konan yasak gibi İslam'ı istedikleri biçimde yaşama özgürlüğünün sınırlandığından şikayetçi oluyorlar.Fakat öte yandan, anlatılarında Kuran'dan ayetlere yer verseler de, internet forumlarında Şeriat, İslam ya da Suriye'deki kriz hakkında derin bilgi sahibi olduklarına dair çok az işaret var.Batılı ülkelerden IŞİD'e katılan Müslüman kadınların bu adımı neden attıklarının ardında, aralarında saf bir romantizmin de yer aldığı toplumsal ve bireysel farklı sebepler yatıyor.Londra King's College Savunma Çalışmaları bölümünde öğretim görevlisi olan Dr. Katherine Brown, kadınların terör, terörle mücadele ve şiddete dayalı siyasetteki rolü ve yansıtılış biçimini ve radikal siyasi hareketlerde Müslüman kadınları inceliyor.
Reklam
'Şiddet Misliyle Karşılık Bulacaktır'
İçişleri Bakanı Ala, çeşitli illerde yaşanan olaylara ilişkin, 'Şiddet bir çözüm yöntemi değildir. Şiddet misliyle karşılık bulur. Derhal bu akıl dışı tutuma son verilmelidir' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Gaziantep ziyaretine eşlik eden İçişleri Bakanı Efkan Ala, gazetecilerin bazı illerde devam eden şiddet olaylarına ilişkin sorularını yanıtladı.Şiddet olaylarının 'kabul edilebilir gibi olmadığını ve bunlara karşı gereğinin yapılacağını' ifade eden Ala, 'Derhal bu akıl dışı tutuma son verilmelidir ve sokaklardan çekilinmelidir. Aksi takdirde öngörülemeyen sonuçları olur bu meselenin' dedi.Türkiye'nin bölgede, Kobani'de ve diğer alanlarda yapılan zulmün, baskıların karşısında en anlamlı biçimde duran ve politika üreten ülke olduğuna işaret eden Ala, uluslararası bir sorunun sadece Türkiye üzerinden çözülmeye çalışılmasının da akılla, politikayla ve mantıkla bağdaşmayacağını vurguladı.İçişleri Bakanı Ala, hiç kimseye Türkiye'de kamu düzenini bertaraf etme imkan ve imtiyazını vermeyeceklerini, demokratik anlayışlarının 'şiddetin ortalığı teslim alması demek' olmadığını belirterek, şöyle devam etti:'Şiddete başvuranlar, ortalığı yakıp yıkanlar, bu vatana ihanet etmektedir ve demokrasiden de en küçük bir nasibini almamıştır. Tezkere götürülüyor Meclis'e, HDP'de buna ret verdi. Tezkere neydi? Tezkere işte böyle, sınırımızın dışında olan bir sorunun giderilmesi için Türkiye'de hem Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hem siyasetin, hükümetin inisiyatif almasını sağlayacak bir metin. Buna 'hayır' diyorsunuz, arkasından da buralarda 'neden bu sorunlar yaşanıyor' diye Türkiye'yi sorumlu tutup, hükümeti sorumlu tutup şiddete başvuruyorsunuz. Şiddet bir çözüm yöntemi değildir, şiddet misliyle karşılık bulur. Derhal bu akıl dışı tutuma son verilmelidir.Bunu uluslararası platformlarda, Sayın Cumhurbaşkanımız bugün yine, Suriye'de olup biteni dile getirdi. Yine en açık biçimde bu bölgede bir uçuşa yasak bir bölge ilan edilmesi, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin sınırlarının dışında, burada bir güvenlikli bölgenin oluşturulması yönünde her türlü girişimde bulunuluyor ama bu bir uluslararası meseledir. Onun için bu meseleyi Türkiye'nin içine taşımaya çalışmak kadar yanlış bir politika olamaz ve benim söyleyeceğim: Daha fazla kendilerine zarar vermeden, daha fazla milletimize zarar vermeden derhal buna son verilsin.'İçişleri Bakanı Ala, şiddet olaylarına karşı gereğini yaptıklarını, kararlı bir biçimde gereğinin yapılmaya da devam edileceğini belirterek, 'Türkiye'yi, böyle uluslararası ciddi bir sorunun tartışıldığı, konuşulduğu dönemde kendi bölgedeki iç sorunlarıyla uğraşır hale getirmek tamamen ulusal çıkarlara aykırı bir siyasal tutumdur' ifadelerini kullandı.Efkan Ala, şiddet olaylarının yaşandığı illerdeki gelişmeleri de yakından takip ettiğini söyledi.AA
‘Türkiye ile Pek Çok Konuda Fikir Birliğine Vardık'
PYD lideri Salih Müslim'in geçen hafta yaptığı ani Türkiye ziyaretinde belli bir mutabakatın oluştuğu anlaşılıyor. Müslim, görüşmelerinin ardından Al Jazeera Türk'ten Ece Göksedef'e yaptığı açıklamada bu mutabakatın işaretlerini verdi.PYD lideri Salih Müslim, Türkiye'nin daha önce kendisine ilettiği ama PYD'nin soğuk baktığı taleplere ilişkin ilk kez pozitif mesajlar verdi.Müslim, Türkiye'nin de buna karşılık Kobani'ye öteki PYD'nin ilan ettiği diğer kantonlardan gelecek yardımları kolaylaştıracağı sözü verdiğini anlattı. PYD lideri, geçtiğimiz haftaki Türkiye ziyaretinden önce Ankara'nın 'güvenli bölge' çağrılarına da 'İşgal sayarız' diye tepki gösteriyordu. Ancak Müslim'in son Ankara görüşmelerinden sonra 'Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir toplu karar olursa saygı duyarız' çizgisine geldiği görülüyor.Türkiye'de yaptığınız görüşmelerden sonra, Türk Dışişleri'nin şart koşmadan size destek sözü verdiğini açıkladınız...'Türk Dışişleri ile Türkiye'de görüştük, IŞİD'e karşı ortak mücadele etmemiz gerektiğini konuştuk. Türkiye bizim IŞİD'e karşı verdiğimiz mücadeleden memnun, çünkü Kobani düşerse tehlike Türkiye'nin kapısına gelmiş olur. Bu sebeple bize bu savaşta destek vereceklerini söylediler, bunun karşılığında hiçbir şart koşmadılar. Konuşmalarımızda böyle şartlar dile getirilmedi.'Türkiye daha önce PYD'ye destek vermek için bazı şartlar öne sürmüştü. Bu şartlardan vazgeçtiğini mi söylüyorsunuz?' Türkiye ile birçok konuda fikir birliği yaptık, bizi anladılar. Rejimle bir iliişkimiz olmadığını biliyorlar. Kamışlı'daki özel durumu onlara anlattık, yoksa bizim yıllardır rejimle savaştığımızı Türkiye de biliyor.'Kamışlı'daki özel durumu özetleyebilir misiniz?' Rejim orada sadece havaalanında, havaalanının çevresinde bir Arap aşireti var. Onları oradan çıkarmak için bir Kürt-Arap savaşı başlatmamız gerekir bu durumda, o savaşı istemiyoruz; bunu yapmayacağımız için orada özel durum devam ediyor.'Kantonlarla ve HSO'yla işbirliği ile ilgili bir konuşmanız oldu mu?' Bizim merkezi olmayan bir yönetim istediğimizi, gelecekteki Suriye'nin kesinlikle bir parçası olacağımızı da söyledik. Bu durumun halklar arasında, Suriye içinde çözülmesi gerektiği konusunda hemfikiriz.''IŞİD'e karşı yer yer HSO ile de işbirliği yapıyoruz, IŞİD'le mücadelede Türkiye de bizim yanımızda olmak durumunda. Türkiye de zaten sınırımızda IŞİD'e karşı bizi koruyorsunuz diyor. Türkiye'nin sınırı için biz hiçbir zaman tehdit olmadık, bunun farkındalar. O sınır bizim için de çok önemli, hem lojistik açıdan hem diğer tarafta da Kürt kardeşlerimiz yaşadığı için bizim için de en az Türkiye kadar önemli o sınır. Bu konuda da anlaştık.'Görüşmenin ardından güvenli bölge konusunda duruşunuzda bir değişiklik oldu mu?' Konuşmalarımızda Ankara insani yardımın devam edeceğini ve Türkiye tarafına top atışı olursa karşılık vereceğini söyledi. Ama top atışı olduğu halde henüz karşılık verilmedi. Hem bize insani yardım için hem de kendi tarafında bir tehlike olmaması için güvenlik koridoru açılması meselesini konuştuk. Güvenli bölge için Türkiye'nin içinde bulunduğu bir toplu karar alınırsa saygılı oluruz.'Türkiye destek sözü verdi diyorsunuz. Bu desteğin detayları nedir, ne vaat etti Ankara?' Türkiye hiçbir şart koşmadan insani yardım ve destek vaadi verdi. Biz diğer kantonlarımızdan da Kobane'ye destek vereceğiz elbette ama bunun için Türkiye'nin sınırlarından geçebilmemiz gerekiyor, Türkiye'nin sözünü yerine getirmesini bekliyoruz şimdi.'Türkiye'nin şartlarıTürkiye - Suriye sınırındaki Kobani'ye yardım ulaştırılması için Türkiye dışında başka bir güzergah yok. Yani PYD, daha önce özerklik ilan ettiği Kobani’de kalanların insani ihtiyaçlarının karşılanması için dâhi Türkiye’nin vereceği izne ihtiyaç duyuyor. Çözüm sürecinin başında PYD'yi uyaran Türkiye teması kesmedi. Ankara, Suriye'deki iç savaşın başladığı günden bu yana PYD ile doğrudan devam eden görüşmelerde şu üç şartı her zaman masada tuttu:PYD daha önce Türkiye'nin PYD Eşbaşkanı Salih Müslim'le birden fazla yaptığı görüşmeye rağmen tutumunu değiştirmedi.Ece Göksedef / Al Jazeera
'AKP, 2011'deki Gibi Savaş Kararı Verdi'
PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan , AKP hükümetinin, 2011 yılında olduğu gibi yeni bir savaş kararı verdiğini söyledi.ANF'nin haberine göre, PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan, AKP hükümetinin Kobanê'ye karşı yürüttüğü politikanın tehlikeli olduğunu söyledi. Karayılan, 'Erdoğan'ın son anda müdahale ederek Kobanê'nin düşmesini hedeflediğini ve bu çerçevede Kürt halkına karşı 2011'deki gibi yeniden bir savaş kararı vermiş olduğu durumu anlaşılmaktadır' değerlendirmesini yaptı.Kobanê'yi destek eylemlerinin her yerde büyütülmesi gerektiğine dikkat çeken Karayılan, şu çağrıyı yaptı: 'Artık her yerin Kobanêleşmesi gerekir. Gün direniş günü ve insanlığa sahip çıkma günüdür. Ulusal-demokratik değerlere bağlı tüm çevrelerin harekete geçmesi gereken bir gündür.'IŞİD eliyle gerçekleşen saldırıları karşı Kobanê direnişinin süreceğinin altını çizen Karayılan, 'Sokak sokak da olsa bu çatışma yürütülecek. Kobanê direnişinin başarıya ulaşacağına ve Kobanê'de gerçekleşen sömürgeci vahşete karşı insanlık onurunun kazanacağına olan inanç ve kararlılık bugün daha fazla yükselmiş bulunmaktadır' diye konuştu.T 24
Reklam
'Kobani Düşerse Çözüm Süreci Biter'
ADANA'da Kobani bölgesine saldırı gerçekleştiren IŞİD'i protesto eylemine katılan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, 'Kobani düşmemiştir. Kobani düşerse çözüm süreci biter' dedi.HDP, DTP, İHD, ve Halkevleri'nce oluşturulan 'Kobani Halkına Destek Platformu' tarafından protesto yürüyüşü düzenlendi. Merkez Seyhan İlçesi'ndeki İnönü Parkı'ndan başlayan yürüyüşe HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da dahil oldu. 'Katil IŞİD, işbirlikçi AKP', 'Kobani halkı yalnız değildir' sloganları atan yaklaşık bin 500 kişilik grup, AK Parti İl Başkanlığı'na yürümek için hareket etti. Geniş güvenlik önlemleri arasında yürüyep grup, Atatürk Caddesi'ni trafiğe kapatı. Atatürk Parkı'na kadar devam eden yürüyüşte IŞİD'e lanet yağdırıp, Kobani'ye destek sloganları atan grup, Atatürk Parkı'na girdi. Atatürk Parkı'nda toplanan kalabalığa, hitaben konuşma yapan Pervin Buldan, IŞİD'in katliamlarına son verilmesi için harekete geçilmesi çağrısında bulundu.Çözüm sürecinin devamı için Kobani'ye sahip çıkılması gerektiğini söyleyen Buldan, 'Kobani düşmemiştir, asla düşmeyecektir. Kobani düşerse, Adana düşer, Kobani düşerse Ankara düşer. Kobani düşerse Türkiye düşer. Bölge Kürt halklarının tamamı Kobani'ye sahip çıkacaktır. İmralı ile yapılan görüşmelerde de bu dile gelmiştir. Kobani düşerse çözüm süreci de biter' diye konuştu.IŞİD kuşatması altındaki Kobani'ye destek için eylem çağrısında bulunan Buldan, merkez Seyhan İlçesi'nin Küçükdikili Çınarlı Mahallesi'nde meydana gelen ve 2 kişinin yaralandığı olayın da provakasyon olduğunu öne sürdü.Grup, Pervin Buldan'ın basın açıklamasının ardından olaysız şekilde dağıldı.DHA
Reklam
iOS 8 Yüzde 47’de Durdu!
Üçüncü parti klavyeler, bildirim alanı araçları ve daha pek çok yenilik sunan iOS8, indirilme oranlarında hızlı başlamasına rağmen erken bitti. Son sürüm olan iOS 8’i kullanan kullanıcı sayısı geliştirici portalında yayınlanan bilgiye göre iki hafta öncesine oranla sadece yüzde 1 artarak yüzde 47’ye gelebildi. Geçtiğimiz sene bu sezonda iOS7 yüzde 60’lara ulaşabilmişti. Henüz yorum yapmak için erken olsa da 0.1’li güncellemelerin çokluğu ve büyük indirme boyutlu dosyaları kullanıcıları iOS 8.1’e geçmekten alıkoymuş olabilir.
Gezi'nin Kayıpları Buluştu
Ressam Haydar Özay, TMMOB Mimarlar Odası Karaköy Şubesi’nde duvara astığı 50 metrekarelik dev tuvale Gezi olaylarını resmetti. Haydar Özay’ın ‘Gezi Resmi’ Ekim ayı boyunca burada görülebilecek.Ressam Haydar Özay Haziran 2013’de başlayan Gezi olaylarını ve daha sonra Türkiye’nin tarihinde yer eden gelişmeleri 5 metre eninde 10 metre boyunda tek parçalık dev tuvaline resmetti. 30 yıl Gezi Parkı’nda başbahçıvanlık yapan babası Cemal Özay’dan ilham aldığını ve çocukluğunun Gezi Parkı’nda geçtiğini belirten Özay, yağlı boya olarak yaptığı dev ‘Gezi Resmi’nde, kırmızılı kadınla başlayan sürecin bütün aşamalarını tuvaline aktardı.Gezi’de hayatını kaybeden Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım’ın yanı sıra Kadıköy’de düzenlenen Kent mitingi sırasında hayatını kaybeden Elif Çermik, Okmeydanı’nda Cemevi bahçesinde polisin silahından çıkan kurşunla ölen Uğur Kurt, Somalı madenciler de dev tuvalde yer aldı.‘SOMALI MADENCİLERİ DE EKLEDİM’Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümünden 1996’da mezun olan Özay, çalışmalarını daha çok büyük boyutlu tuvaller üzerinde yapıyor. Yaz aylarında devam ettiği çalışmasının ardından resmin tamamlanmak üzere olduğunu söyleyen Özay, izleyicilerin talepleri üzerine resme eklemeler yaptığını ifade etti. Özay “Çok karamsar bir hava yaratmadan, resme doğanın ve kentin savunmasında hayatını kaybeden, insani değerleri savunanları koydum” diye konuştu. Resminde Gezi sonrasında yaşanan önemli olayların da yer aldığını belirten Özay, “Somalı madencileri ekledim. İnsanlar ‘Asansör faciasında hayatını kaybeden insanlar da olmalı’ diyorlar. Türkiye’de her gün bir şeyler oluyor ve insanlar bu gelişmeleri resimde görmek istiyorlar” dedi.TMMOB Mimarlar Odası Karaköy Şubesi’nde çalışmalarına devam eden Haydar Özay’ın ‘Gezi Resmi’ Ekim ayı boyunca burada görülebilecek. Özay daha sonra dev tuvalini, uluslararası platformlarda sergilemeyi planlıyor.
Reklam
"Her Takıma Karşı Kazanmak İstiyorum"
Cesare Prandelli, Kulüp Başkanı Ünal Aysal'ın görevini bırakacağını hiç düşünmediğini ancak bu kararın kendisini terk edilmiş hissettirmediğini söyledi.Sarı-kırmızılı takımın gerçekleştirdiği antrenmanın öncesinde gazetecilerle sohbet toplantısı düzenleyen Prandelli, Aysal'ın başkanlığı bırakma kararı hakkında, 'Kendimi terk edilmiş hissetmedim. Hayat, her gün yeniliklerle karşı karşıya bırakıyor. Sözleşme imzalarken başkanın bizi bırakacağını düşünemem. Özel hayatını ve son 3 ayda neler yaşadığını bilmiyorum. İhanete uğramış hissetmedim' diye konuştu.İtalyan teknik adam, bir gazetecinin 'Böyle olacağını bilseydiniz Galatasaray'a gelir miydiniz?' şeklindeki sorusuna, 'Futbolda yarın neler olacağını bilemezsiniz. Buraya geldik. Kazanmak için çalışacağız' yanıtını verdi.Türkiye'de beklemediği durumlarla karşılaştığını anlatan Cesare Prandelli, 'Bunları hiç beklemiyordum. Maalesef böyle bir şey olacağını hiç düşünmemiştim. İki ay önce bir kontrat imzaladım ama bizim başkan böyle bir karar aldı. Benim için çok büyük bir haberdi. Baktığımızda taraftarın da bütün lige karşı az ilgi göstermesi beni çok şaşırttı. Her zaman söylediğim gibi bu tip sorunları ben çözemem. Onun için bunu kabul edip, devam etmemiz gerekir' ifadelerini kullandı.'Herkes gibi ben de her takıma karşı kazanmak istiyorum'Galatasaray taraftarının her zaman kazanmak istemesini çok sevdiğini belirten İtalyan teknik adam, ancak Arsenal gibi büyük takımlar karşısında gerçekçi olmaları gerektiğini söyledi. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 4-1 kaybedilen Arsenal maçından sonra hedeflerinin Türkiye Ligi olduğu yönündeki demeçlerine açıklık getiren Prandelli, şöyle konuştu: 'Bu seneki hedefimiz, 4. yıldızı takmak. Avrupa'da iyi oynayıp, takımımızın güzel yüzünü göstermek ve tabii ki maçları kazanabilmek. Ama gerçekçi de olmamız lazım. Eleştirenler, sadece eleştirmek için konuşuyorsa, Arsenal'in son transferini konuşalım. Alexis Sanchez'i aldırlar ve 60 milyon avro verildi. Onun için bu takımlar Şampiyonlar Ligi'nde oynuyor. Hem taraftarımızın hem de Türklerin mantığını çok seviyorum. Çünkü hiç kimse kaybetmek istemiyor. Herkes gibi ben de her takıma karşı kazanmak istiyorum ama bazen de gerçekçi olmak lazım. Kazanabilirsek ne ala.' Prandeli, Arsenal karşısında agresiflik zamanlamalarında hatalar yaptıklarını anlatarak, 'Arsenal'e karşı sorun kaliteli bir takım olmaları. İlk 20 dakika gayet iyiydik. İki güzel pozisyon da bulduk ama ilk zor atakta takım biraz korktu gibi oldu ve geriye çekildi. Ben de ufak değişikliklerin bile birçoğu için çok büyük travmalara yol açabildiğini fark ettim. Sadece futbolcular için değil, normal hayatımızda da böyle oluyor. Yenilikler her zaman korkutur. Kabul edene kadar biraz zaman geçiyor. Çok çalışman ve onlarla savaşman gerekiyor. Bu istek bize bir kayıp değil. Bunu aşacağımıza inanıyorum' ifadelerini kullandı.'Yeni başkanımızla tanıştığımızda'Cesare Prandelli, Galatasaray Kulübü'nde 25 Ekim'de yapılacak seçimden sonra gelecek yeni başkanla programları hakkında görüşeceğini aktardı. Sarı-kırmızılı takımla ilgili ocak ayından itibaren bazı teknik planlarının olduğunu anlatan Prandelli, şöyle devam etti: 'Yeni başkanımızla tanıştığımızda yeni programlarımızla ilgili konuşma fırsatı bulacağız. Bana sunulan program, ilk 6-7 ayın ekonomik açıdan fair-play çerçevesinde geçeceğiydi. Ocaktan itibaren takımı geliştirebilmek için ödemeler, yeni futbolcu alımı düşünüyorduk. Yeni başkanla bunları konuşacağız. Teknik proje, takımı geliştirebilmek için sunulan bir şeydir. Bende 32 futbolcu var. Onun için oyuncu sayısını azaltmamız lazım. Çünkü fazladan 10 kişi benim ihtiyacımı görmüyor. Bu 10 kişiyi verdikten sonra 1-2 takviye yapılabilir ve takımın biraz daha gelişmesini sağlayabilirsin.'Fenerbahçe derbisi57 yaşındaki teknik direktör, Spor Toto Süper Lig'in 6. haftasında 18 Ekim Cumartesi günü yapacakları Fenerbahçe derbisine kadar hazır olmaları gerektiğini söyledi. Fenerbahçe'nin geçen sezon Türkiye Ligi'nin agresiflik anlamında en iyi takımı olduğunu belirten Prandelli, şu ifadeleri kullandı: 'Derbiye kadar hazır olmamız gerekiyor. Futbol maalesef istekle bitmiyor. Kazanmak için her zaman hazırlanma dönemi olur. Geçen senenin maçlarını izleme fırsatım oldu, Türkiye'de sadece Fenerbahçe agresif olarak oynuyordu. Bu negatif durum değil, topu kaybettiği anda diğer takımlara baskı yaparak zor duruma düşürüyordu. Geçen sezon agresif anlamda en iyi takım Fenerbahçe'ydi. Taraftarlar gibi biz de bu maçı bekliyoruz. Son 10 güne girdik ve ilk soru derbiyle alakalı geldi. Onun için baskı git gide yükseliyor. Oraya vardığında her zaman hazır olman ve maçı nasıl kazanacağını bilmen gerekiyor. Bu tip maçlarda pasif durursanız zora düşme ihtimali daha yüksek oluyor.''Son pasa daha çok çalışmamız lazım'Cesare Prandelli, Galatasaray'da agresiflik, baskı, organizasyon, oyun ve denge gibi faktörlerin üzerinde durduğunu anlattı. Başka takımlara bakmadan kendi felsefelerine göre hareket etmeleri durumunda biraz zaman alsa da sonunda kazananın kendileri olacağından bahseden Prandelli, şöyle konuştu: 'Galatasaray olarak futbol oynamak için doğduk. Başka takımlara bakmayıp, kendi felsefemize göre futbol oynamamız lazım. Tabii ki en başta biraz zorluk çekebilirsiniz. Ama bu yolda oynamaya devam edersek, biz kazanırız. Ofansif ve defansif bölümlerin dengeli olması lazım. Takım maç içinde ikiye bölünmemeli. Bazı maçlarda son pası yapamadığımızdan bahsetmiştik. Son maçta kanattan 48 oyun kurduk ama sadece 4 tanesi sonuca vardı. Demek ki son pasa daha çok çalışmamız lazım. Türkiye'de bu kadar çok kanat oyunu kuran takım yok.''Son maçta olumlu istatistikler var'Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü Süper Lig'de oynanan son Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında takımda gelişmeler olduğunu vurguladı. Diğer maçlara oranla daha olumlu istatistiklerin olduğuna değinen Cesare Prandelli, 'Kayseri Erciyesspor maçında daha çok kaleye gittik ve topu ileride kazandık. Galatasaray'ın hem cesareti hem de gücü olması lazım. İleride oynaması gerekiyor. Defansif olarak daha ileride top kazanmalıyız. Muslera'nın yakınında topu kazandıktan sonra diğer kaleye gidebilmek için 100 metre var. Ama ileride topu kazanırsan, kısa mesafe kat etmeniz gerekir ve kaleye daha hızlı gidersiniz' diye konuştu.'Hamit Altıntop'u yeniden bulduk'Prandelli, sakatlığı nedeniyle geçen sezonun büyük bölümünde, bu sezonun ise ilk haftalarında süre alamayan Hamit Altıntop'un adeta yeniden doğduğunu belirtti. Deneyimli futbolcu hakkında istekli konuşacağını aktaran İtalyan teknik direktör, 'Hamit, maalesef, geçen sezon fiziksel sorunlar yaşadı ve sadece 6 maçta oynadı. Sezon başında çok iyi çalıştı. Ufak tefek fiziksel sorunları olsa da son 15 gün kendini iyi hissetti. Ben de çok mutluyum. Çünkü deneyimli bir futbolcu. Futbolu okuyup, anlayabilen bir oyuncu. Bizim için yeni bir transfer gibi. Hamit'i yeniden bulduk. Tekrardan kendine geldiğini hissediyorum' değerlendirmesinde bulundu. Cesare Prandelli, eleştirilen 3'lü savunma düzeni hakkında ise şunları kaydetti: 'Bu 2 sistemin üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü hazır olmamız gerekiyor. Büyük bir takımın farklı sistemlerle de saha içinde kendini göstermesi gerekiyor. Bu fikir, şundan doğdu; Türkiye'deki bütün bekler ve bizim bekler, ne zaman topu alırsa ileri gidiyor. Topu kaybettiğinizde genel olarak 2 stoper çok yalnız kalıyor. Çünkü mesafeler çok fazla. Saha içinde dengeyi bulmak gerekiyor. Bu iki sistem, çalışmamız gereken sistemler.' Sneijder'i defansın önünde oynatma nedeninden bahseden Prandelli, 'Sneijder'in defansif bloğun önüne gelmesinin sebebi, çok büyük bir kalite oluşturması. Felipe Melo'nun oradaki duruşu çok fazla defansifti. Aslında daha çok orta sahaya destek vermesi gerekiyordu. Biz o sisteme daha az çalıştığımız için o boşluklar oluştu ve maalesef öyle bir sonuç aldık' ifadelerini kullandı.'Pandev ile Burak arasında fark var'Prandelli, milli takım arasından sonra ligde yapacakları Fenerbahçe derbisine Goran Pandev ya da Burak Yılmaz ikilisinden hangisini tercih edeceğiyle ilgili bir soru üzerine, şunları ifade ederek sözlerini tamamladı: 'Pandev ile Burak arasında farklılıklar var. Burak, bilekten sakatlandı. Milli takıma gitti ve oradaki doktorlar yeniden bize gönderdi. Fizyoterapistler eşliğinde tedavi görüyor ve her gün ufak ufak iyileşiyor. Oynatıp, oynatmayacağımla ilgili bir şey söyleyemiyorum. Pandev de çalışmalara devam ediyor. Kendisi, 8 yabancıdan bir tanesi. Unutmayalım ki bir maçta sadece 5 yabancı oynayabiliyor.' Sohbet toplantısının başında gazetecilerin tek tek bayramını kutlayan Prandelli, toplantının ardından ise hatıra fotoğrafı çektirdi.Eurosport 
Sayıştay Raporuna Göre Öğrencinin Parası da Kayıp...
Sayıştay’ın eğitim kurumlarına ilişkin raporları, öğrenciler üzerinden elde edilen gelirlerin nerelere gittiğinin belli olmadığını ortaya koydu.Sayıştay, öğrenciler üzerinden elde edilen milyonlarca liralık gelir üzerinde hiçbir denetimin olmadığını ortaya koydu. Cumhuriyet'ten Sinan Tartanoğlu'nun haberine göre, ÖSYM’nin düzenlediği sınavlar için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullarında kurulan başvuru merkezlerinde yaklaşık 10 milyon adaydan alınan işlem ücretlerinin “nerelere harcandığını” tespit edemeyen Sayıştay, ÖSYM’nin bankaların tahsil ettiği başvuru ücretlerini takip etmediğini, 2 gün içinde teslim alması gereken binlerce lirayı 7 gün bankada “unutarak”, faizsiz bankacılık yapan Kuveyt Türk’ün de aralarında bulunduğu 6 bankaya haftalık faiz kazandırdığını belirledi.Binlerce üniversite öğrencisinin kredi ve burs ücretlerini,“banka hesap numarası” bilgisine yer vermeden Ziraat Bankası’na yatıran Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun paraların iade edip edilmediğine bakmadığı ortaya çıktı. Suçlanan kurumların kendilerini “mevzuattaki boşlukla” veya “iş yükünün çokluğuyla” savunması ise dikkati çekti. MEB ile ÖSYM arasında 2006 yılında düzenlenen protokolle, ÖSYM tarafından yapılan merkezi sistemi sınavlarında her bir başvuru için okul müdürlüklerince alınacak ücretinin dağıtımına ilişkin esaslar belirlendi. Protokole göre her bir başvuru ücretinin yüzde 50’si okullarda, başvuru ve tercih işlemlerini yürüten personele ödenecekti. Kalan paranın yüzde 80’i tercih işlemlerinin yapıldığı okulların ihtiyaçları için, yüzde 20’si ise diğer okulların acil ihtiyaçları için kullanılacaktı.10 milyon adaydan 3 liraAncak söz konusu protokol 2011 yılında yürürlükten kaldırıldı ve yeni bir protokol hazırlanmadı. ÖSYM yılda yaklaşık 40 sınav düzenlemeye devam etti. Bu sınavlara yaklaşık 10 milyon aday başvurdu. Örneğin 2014 yılında her bir başvuru bedeli 3 TL olarak belirlendi. 10 milyon adayın ödediği 3 TL okul müdürlüklerince ya yürürlükten kaldırılan protokole göre toplanıp dağıtıldı ya da Sayıştay’ın tespitine göre “hiçbir düzenlemeye dayanmadan kullanıldı.”Sayıştay’ın bu tespitine karşı MEB’in gönderdiği savunmada ise “Alınan ücretlerin sarfı konusunda mevzuattaki boşluk sebebiyle tereddütler yaşandığı anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.Sınavlar bankalara kazandırıyorHer yıl düzenlenen yaklaşık 40 ÖSYM sınavına lişkin ücretlerin MEB ayağında nasıl usulsüz toplandığını belirleyen Sayıştay, sınav paralarınınÖSYM ayağında da sorunların yaşandığını raporlaştırdı. Sayıştay’ın ÖSYM raporunda, yaklaşık 10 milyon adayın bankalara yatırılması istenen sınav ücretlerinin yasaya aykırı olarak bankalarda bekletildiği, bu yolla bankalara para kazandırıldığı ortaya çıktı.Öğrencinin sırtından faizKamu Haznedarlığı tebliğine göre bankalarca tahsil edilen paraların iki işgünü içinde ÖSYM’nin hesabına aktarılması zorunluyken, ÖSYM ile 5 banka arasında imzalanan sözleşmelerin “paraların 7 gün içinde kurumun hesabına yatırılmasını” hüküm altına aldığı ortaya çıktı. Yasaya aykırı olarak hazırlanan sözleşmenin uygulanması aşamasında da “Anlaşmalı bankalardan mevcut tahsilatların 6-7 gün bloke edilerek sonrasında ÖSYM banka hesabına aktarıldığı, bu aktarımların ise kontrollerinin yapılmadığı” belirlendi.Hayalet burs!Sayıştay’ın Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) ilişkin raporunda ise yine üniversite öğrencilerine ödenen binlerce TL’lik burs ve kredi ödemeleri üzerindeki denetimsizlik ortayakonuldu. Buna göre KYK, üniversite öğrencilerinin burs ve kredilerini öğrencilerin banka hesaplarınayatırılmak üzere Ziraat Bankası’na yatırıyordu. Yapılan denetim sonucunda toplam paranın bankaya yatırıldığı ancak bankanın dağıtım için ihtiyacı olan öğrencilerin hesap numaraları bilgisinin bankaya verilmediği ortaya çıktı.Cumhuriyet
H&M 'Peşmerge Tulumu' İçin Özür Diledi
İsveçli giyim firması H&M, yeni koleksiyonunda bulunan haki renkli tulumun sosyal medyada Kürt kadın savaşçılarının giydiği üniformaya benzetilmesi üzerine özür dilediİsveçli giyim firması H&M'in, yeni koleksiyonu için hazırladığı kıyafetleri yayınlamasının ardından koleksiyonda bulunan haki renkli tulum sosyal medyada tepki çekti. Bazı sosyal medya kullanıcıları 'Bu da Peşmerge modası mı' diye tepki gösterirken, bazı kullanıcılar ise H&M'i Kürt mücadelesini alay konusu yapmakla suçladı.Bu suçlamalar üzerine İsveçli firma H&M açıklama yaparak, özür diledi.H&M'in açıklaması'Bu tasarım nedeniyle bazı çevreleri incittiysek, bundan derin üzüntü duyuyoruz. Amacımız asla bu değildi. H&M olarak her zaman müşterilerimizden gelen talepleri dinlemeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz sezonlarda tulumlara yönelik yoğun bir talep vardı ve biz de yeni koleksiyonumuzda farklı kumaşlarda ve farklı renklerde tulumlara yer verdik. Sezonun moda renklerinden biri olan haki yeşili tulumlar da büyük bir koleksiyonun bir parçası. Müşterilerimizin fikirleri bizim için her zaman çok değerli ve onlardan aldığımız bu geri dönüşü, gelecek sezonlar için de dikkate alacağız.'BirGün
Reklam