Meme Kanserine Meyveli Kampanya!
Uludağ sözlükte gecen sene meme kanserine karşı farkındalık yaratmak için başlatılan kampanyada kullanıcılar, whatsapp durumunu renklerle ifade etmişlerdi. Bu sene başlatılan kampanya da ise kullanıcılar durumlarını meyve isimleriyle değiştiriyorlar. Medikalakademi
Android 5.0 Gecikebilir
Android L, Android Lollipop veya Android 5.0; nasıl söylerseniz söyleyin, yeni işletim sisteminin çıkışına daha çok var.Görünüşe göre Google’ın yeni işletim sistemi Android 5.0 henüz hazır değil. İşletim sisteminin Nexus 9’un çıkışı ile birlikte kullanıma hazır hale geleceği belirtiliyor.Endüstri kaynaklarına göre Google şu anda Android 5.0’a son dokunuşları yapmakla meşgul ve yeni Nexus cihazlarının sevkıyatına başlanır başlanmaz güncellemeler gelmeye başlayacak. Yine de Google’ın cihazları piyasaya sürmeden önce güncel işletim sistemi ile birlikte sevk edebileceği söyleniyor. Fakat ürünleri Çin’den ABD ve Avrupa pazarına ulaştırmak epey bir zaman aldığı için kullanıcıların cihazlarını alır almaz güncellemeleri gerekebilir.Öte yandan Android 5.0 ile gelmesi beklenen Nexus 9, microSD kart yuvası barındırmıyor ve Apple iPad Air 2 ile iPad Mini 3’ü karşısına alıyor. Son iki senede tabletin fiyatını iki katına çıkaran Google’a kullanıcıların tepkilerinin nasıl olacağını merak ediyoruz. 2012’de 199€ , 2013’te Full HD ekranla 219€ ve son olarak da 399€ fiyat etiketi ile 9″ Nexus 9. Nexus 9 fiyatına iki adet Nexus 7 2013 ya da bir adet iPad mini 3 alabiliyorsunuz.Sonuç olarak Google da Apple gibi yazılımları geciktiriyor ve bazı özellikleri güncellemelerle birlikte sunmak durumunda kalıyor. iPhone 6 çıkışında da benzer durum iOS 8.0 ile gerçekleşmişti. Bazı özelliklere kullanıcılar iOS 8.1 ile kavuşabildi.Technopat
IŞİD'in Elinden Avrupalılar Kurtuluyor Ama Amerikalı ve İngilizlerin O 'Şans'ı Yok
Suriye ve Irak’taki saldırılarına devam eden radikal İslamcı terör örgütü IŞİD’e dair en fazla konuşulan konuların başında yabancı rehineler geliyor. Kan donduran infaz görüntüleriyle akıllara kazınan örgüt bugüne kadar en az 23 yabancıyı rehin aldı.Rakka’ya yakın bir hapishanede tutulan rehinelerden bazıları fidye karşılığı serbest bırakıldı, bazılarıysa kafaları kesilerek öldürüldü; üstelik bu anlar kayıt altına alınarak örgüt propagandası için kullanıldı.New York Times IŞİD tarafından rehin alınan bu 23 kişinin akıbetini derledi.Son kurban Rus’tuHabere göre örgüt bugüne dek dört yabancı rehineyi kafalarını keserek öldürdü. Bunlardan en çok bilinenleri ABD’li gazeteciler James Foley ile Steven Sotloff ve Birleşik Krallık vatandaşı yardım görevlileri David Cawthorne Haines ve Alan Henning. Zira hem ABD hem de İngiltere teröristlerle müzakere masasına oturmayı reddediyor.IŞİD’in öldürdüğü beşinci rehine ise mühendis Sergey Gorbunov oldu. Militanlar, Rus vatandaşı Gorbunov’un cansız bedenini aynı hücerede tutulduğu diğer yabancı rehinelere de gösterdi.Halen üç rehine var2012 yılında örgüt tarafından rehin alınan İngiliz gazeteci John Cantlie ise yayımlanan ‘Bana Kulak Verin‘ videolarıyla gündeme geldi. IŞİD hakkında Batı’nın manipüle ettiği bazı gerçekleri anlatmak istediğini söyleyen Cantlie’ye göre, ABD ve Birleşik Krallık kendi vatandaşlarını geride bırakıp terk ediyor.John Cantlie dışında halen örgütün elinde bulunan iki rehine var. Bunlardan biri ismi açıklanmayan Amerikalı bir kadın yardım görevlisi, diğeriyse yine ABD’li Peter Kassig.Avrupalılar kurtulduGeri kalan 15 rehinenin tamamı ise Avrupa ülkelerinin yurttaşlarıydı. ABD ve Britanya’nın tersine, ‘pazarlık’ tan çekinmeyen İtalya, Danimarka, Fransa, İspanya, İsveç, İsviçre ve Peru IŞİD’in rehin tuttuğu vatandaşlarının fidye karşılığında serbest bırakılmasını sağladı.Diken
O Sesin Sahibi Bulundu
Metro, metrobüs ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarında durak isimlerini seslendiren, her gün yaklaşık 5 milyon insanın kulaklarına aşina olan o sesin sahibi, Gül Selçuk...İstanbul’da toplu taşıma araçlarında ses sentezi teknolojisiyle durak isimlerini seslendiren, her gün yaklaşık 5 milyon insanın kulaklarında aşina olan sesin sahibi Gül Selçuk, her gün milyonlara ulaşan sesiyle insanlarla sürekli iç içe olmaktan dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.“KENDİ SESİMLE YOLCULUK YAPMAK GARİP”Uzun yıllardır medya sektöründe çeşitli kurumlarda görev yapan Gül Selçuk, toplu taşıma araçlarını kullanırken kendi sesiyle yolculuk yapmanın garip bir duygu olduğunu ifade etti. SESTEK teknoloji firmasının üretimi olan sistemin özellikle görme engelliler için çok yararlı olduğuna dikkat çeken Gül Selçuk konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “İnsanlara yardımcı olmak güzel bir duygu. Her gün milyonlarca insana yardımcı oluyorum. Çünkü herkes İstanbul’da oturmuyor başka yerden gelenler de var. Ben bile İstanbul’un bilmediğim yerlerine giderken nerede olduğu, hangi durakta olduğumu bilmek adına da güzel bir teknoloji. Diğer yandan da kendi sesimi duyduğum zaman enteresan geliyor. Uykuda olan insan için benim sesimi her durakta duymak nasıldır bilmiyorum ama insanlara yardımcı olmak duygusu bende daha ağır basıyor. Her gün milyonlarca insanla iç içeyim, güzel bir duygu.”Text-to-Speech olarak da bilinen konuşma sentezi teknolojisinin geliştirilmesi sürecinde binlerce kelime seslendirdiğini belirten Selçuk, 14 yaşında başladığı seslendirme işinde insanlara sesiyle ulaşabildiği için sıcak bir bağ oluştuğunu sözlerine ekledi.SESTEK TÜRKİYE’DE İLKE İMZA ATTIDiğer yandan teknolojiyi üreten, Prof. Dr. Levent Arslan’ın kurduğu ve Serdar Karadayı’nın Genel Müdür’ü olduğu SESTEK firması, toplu taşıma araçlarında kullanılan sesli bilgilendirme sisteminin geliştirilebilir olduğuna dikkat çekiyor.SESTEK Genel Müdürü Serdar Karadayı, teknoloji Türkiye’de Türkçe olarak satan ilk firma olduklarını söyledi. Ses teknolojileri alanında Türkiye ve dünyada en başarılı şirketlerin arasında olduklarının altını çizen Karadayı konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: “İnsan sesi kullanmak çok maliyetli. Her an acil durumlarda kullanamayacağınız bir durum. Aynı zamanda insan sesini de her ortamda kullanamazsınız. Örneğin veri tabanından bilgi çekip müşteriye okunması gerektiği durumda bu sistem olmadan bunu başaramazsınız. Ya canlı bir insan bunu okuyacak ya da bu tür yazılımlarla hayatınızı kurtaracak. Bizim tek amacımız, bu teknolojinin insan sesine en yakın ses olmasını sağlamak. Çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz.”Milliyet
Tetiği Çeken Polise 'Sıkma' Talimatı, Uğur Kurt İddianamesine Girmedi!
Okmeydanı Cemevi'nde polis kurşunuyla vurulan Uğur Kurt'un ölümüne ilişkin iddianamenin sanık polisin ifadesiyle paralellik göstermesi dikkat çekti.Okmeydanı Cemevi’nde, cenaze beklerken polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt ’un ölümüne ilişkin iddianame hazırlanarak, İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianamenin büyük bir bölümünün sanık polisin savunmasıyla örtüştüğü görüldü. Tetiği çeken polise amirlerinin 'sıkma' diye seslenmesi de iddianameye girmedi.Henüz mahkemece kabul edilmeyen iddianamede, sanık polisin ateş ettiği nokta ile Kurt’un vurulduğu nokta arasında 73.5 metre mesafe ve 9.5 metrelik kot farkı olduğu ortaya çıktı.İsmail Saymaz ’ın Radikal’de yer alan haberine göre, kot farkı, polis S.K.’nin eli yere eğik şekilde ateş ettiğini gösteriyor. Ayrıca bu kurşunun, molotofkokteyli attığı iddia edilen göstericinin kafasının 26 santimetre üzerinden geçip Kurt’a isabet ettiği kaydedildi. Yani, S.K.’nin, Kurt olmasa da, ilk göstericiyi öldürmek üzere ateş ettiği saptandı.Öldüren silah polise iade edildiİddianamede, ateşten önce arkadaşlarının polis S.K.’ye “Sıkma!” diye ikazda bulunduğu bilgisine yer verilmedi. Buna karşılık savcılık, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) “hata hali düzenlenmediği” için “meşru müdafaanın kasıt olmaksızın aşılması” maddesine istinaden dava açtığını vurguladı. Kurt’u öldüren tabanca da sanık polise iade edildi.Savcı: Polis kendini koruduHazırlanan iddianamede; Liseli Dev- Genç adlı grubun Berkin Elvan anması için yaptığı toplantı sonrası polise taş ve molotofkokteyli attığı ve daha sonra Okmeydanı’na doğru kaçtığı ifade edildi. TEM’de görevli S.K.’nin de içinde olduğu 24-62 numaralı ekip aracının erken saatlerden itibaren grubu izlediği, saat 11.30’dan itibaren de kaçanları takip ederek, mahalleye geldiği belirtildi. Bu aracın hemen arkasında, Kağıthane Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı 80-43 numaralı ekip aracının bulunduğu ifade edildi.İki aracın Çınar Sokak’a girdiği anda hemen karşıdaki Barçın Sokak üzerinden, kimliği belirsiz kişilerce atılan molotofkokteylinin zırhlı aracın ön havalandırma deliği camdan içeriye girdiği ve aracın alev aldığı kaydedildi. Şoför mahallinde bulunan V.A. ile yanında olan Ş.K.’nin elleri ve yüzlerinin yandığı savunuldu. Bu arada, Seyhan Sokak’ta bulunan, aralarında C.K.’nin de olduğu dört göstericinin zırhlı araca doğru koşarak taş ve molotofkokteyli atmaya başladıkları ileri sürüldü.Zırhlı aracın arka kapısından inen polis S.K. ve B.A.’nın “kendilerini korumaya çalıştıkları” ve “üst üste taş ve motolofkokteyli atılmakta olduğu istikamete dönerek” ateş ettikleri ileri sürüldü.İddianamede, S.K.’nin eylemi için, “Son bir hamle ile molotofkokteyli atan şüphelinin polislere fırlattığı molotofkokteylinin henüz zırhlı araca veyahut polisler ve civarına isabet ettiği anda, bu şüpheli ile diğer şüphelilerin bulunduğu yöne doğru ateş etmeye başlarken, diğer polislerin de havaya ateş ettiği” iddia edildi. S.K.’nin açtığı ateş sonucu Kurt’un başından vurularak öldüğü ifade edildi.Kot farkı, dokuzbuçuk metre!Yapılan tespit sonucu; polis S.K. ile Uğur Kurt’un vurulduğu nokta arasında 73.5 metre mesafe olduğu, aradaki kot farkının 968 santimetre olduğu kaydedildi. Buna karşılık, polis S.K. ile elinde molotofkokteyli bulunduğu iddia edilen C.K. adlı gösterici arasında ise 31 metre olduğu ve S.K.’nin açtığı kurşunun, C.K.’in baş izasından 26 santimetre yüksekten geçtiği kaydedildi.Hedef şaşırmışİddianamede; polis S.K.’nin bulunduğu zırhlı araca beş adet taş ve molotofkokteylinin atıldığı, üçünün aracın üzerine veya yanına düştüğü anlatıldı. C.K. ve diğer göstericilerin polisleri öldürmek veya yaralamak niyetiyle molotofkokteyli attıkları savunuldu. Buna karşılık polis S.K.’nin “kendisine yahut diğer polislere yönelik, tekrarı büyük olasılık olan saldırıyı bertaraf ederek, yanar vaziyette molotofkokteyli atan şüpheliyi etkisiz hale getirmek için silahla ateş etmesine rağmen hedef aldığı şüpheliye isabet ettiremeyip, aynı istikamette caddenin alt tarafındaki cemevi bahçesinde bulunan ve olaylarla ilgisi bulunmayan Kurt’u vurarak, ölümüne sebebiyet verdiği” kaydedildi. Ayrıca “Yapılan ölçümde merminin izlediği yol çizgisi takip edildiğinde, kamera görüntülerine göre, silahtan çıkan kurşunun molotofkokteyli atan şahsın başının 26 santimetre uzağından geçtiği” kaydedildi.'Taksirle ölüme sebebiyet vermekten' ceza istendiPolis S.K.’nin TCK’nin 25 ve 27. maddelerine göre meşru müdafaa halini kasıt olmaksızın aştığı öne sürülerek, şöyle denildi: “S.K.’nin, molotofkokteyli ile ağır ve haksız saldırıya maruz kalmaları ve bu saldırının devam etmesinin pek muhtemel olması nedeniyle gerek kendisi, gerekse diğer polisleri korumak amacıyla ani gerçekleşen saldırıyla orantılı olacak şekilde, haksız saldırı ile eşzamanlı kabul edilebilecek bir anda karşılık verirken, hedefte hata yaparak, olayla ilgisi bulunmayan Uğur Kurt’u vurarak, ölümüne sebebiyet verdiği…”İddianamede, TCK’da “hata hali düzenlenmediği” için, 27. Maddeye göre “meşru müdafaanın kasıt olmaksızın aşıldığı” sonucuna varan savcılık, “taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan dava açılmasını istedi. Ayrıca Uğur Kurt’u öldüren silahın şüpheliye teslimini istedi.T24
Reklam
Sabri Sarıoğlu Affedildi
Galatasaray'da kadro dışı bırakılan Sabri Sarıoğlu affedildiği önü sürüldü.Galatasaray'da Teknik Direktör Cesare Prandelli'nin kadro dışı bıraktığı Sabri Sarıoğlu'nun affedildiği ve yarın takımla antrenmanlara başlayacağı ileri sürüldü.Uzun süredir kadro dışı olan tecrübeli futbolcu, yeni yöneticiAbdurrahim Albayrak’ın devreye girmesi sonucu affedildi.Teknik direktör Cesare Prandelli’nin de onay verdiği bu kararın ardından Sabri, yarın sabah yapılacak A takım antrenmanına çıkacak.T24
Gazi'ye 'İyi ki Kollarını Kaybetmişsin' Diyen Şoför Açığa Alındı
İki kolunu, sağ ayağını ve bir gözünü Şırnak’ta çatışmada kaybeden Gazi Yılmaz Yiğit , Ankara’da belediye otobüsüne bindi, şoför gazi kartını basması gerektiğini söyledi.Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, kartının arka cebinde olduğunu, elleri olmadığı için çıkaramadığını söyleyen Gazi Yiğit, şoförden yardım istedi. Şoför, gaziye “Sizin gibi şerefsizlerden bıktım.Senin gibi şerefsiz bir gaziden 2 bin 500 TL tazminat aldım, benim için mi gazi oldun şerefsiz” dedi.Ardından otobüs şoförünün Gazi Yiğit’e söyledikleri ise, karakol tutanaklarına “Bana ne. Çıkarmak zorunda mıyım? Bunlar hep böyle. Benim için mi kollarını kaybettin. Sana iyi olmuş, iyi ki kaybetmişsin. Senin gibi şerefsiz bir gaziden 2 bin 500 lira tazminat aldım” olarak yansıdı.Gazi'ye şiddet girişiminde de bulunan şoför olayın kamuoyuna yansımasının ardından açığa alındı.Gazi Yiğit ve diğer gazi arkadaşları olayın ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Gazi Yiğit, “Ben Şırnak’ta 7 yıl boyunca Özel Hareket Birliğinde görev yaptım, yanımda birçok arkadaşım şehit oldu, gazi oldu ve sonunda 2 kolumu, 1 bacağımı ve 1 gözümü kaybettim. Dün akşam Ankara Büyükşehir Belediyesi belediye otobüsüne bindim, otobüse binerken Gazi olduğumu söyledim, bana binerken otobüs şoförü, bir şey söylemedi inerken de, bana ‘Kart basmadınız’ dedi, ben de gazi olduğumu çipli kartımın ve kollarımın olmadığını belirttim. Bunun üzerine bana ‘Gazi olman beni ilgilendirmez’ dedi, kart basmam için ısrar etti ve sonunda bana bağırarak insanların için de ‘Sizin gibi şerefsizlerden bıktım. Senin gibi şerefsiz bir gaziden 2 bin 500 TL tazminat aldım, benim için mi gazi oldun şerefsiz’ diyerek üzerime yürüdü. Şimdi Başbakan, Cumhurbaşkanına sesleniyorum sizlerin uyguladığı politikalar yüzünden bizlere bu insanlar şerefsiz diye hitap etmektedir” ifadelerini kullandı.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran , terör gazisi Yılmaz Yiğit’in dün gece Ankara’da belediye otobüsünde hakarete maruz kalması üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ’in özür dilemesini ve şoför Vahit Çatal hakkında gerekli cezayı vermesini istedi.Hükümetin açılımı sürerken şehitlerin geldiğini, gazilere hakaret edildiğini belirten Oran, “Masanın üzerinde silah varken müzakere olmaz. Silahı elinde tutan seni esir alır, istediği zaman tekmeyi vurur masayı dağıtır” diyerek AKP hükümetinin politikasını eleştirdi. Umut Oran, “Hitler taktiklerini uygulayan hükümet şimdi ‘makul şüphe’ ile artık ‘ileri faşizme’ geçmek üzere. AKP’ye karşı laf eden, ağzını açan herkesi hapsedecekler, malvarlığına el koyacaklar. Artık yeter bu daha nereye kadar gidecek, buradan herkese 'Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek' diyorum” şeklinde konuştu.T 24
Reklam
Süleyman Şah İçin Tatbikat
Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Suriye'nin Halep kenti sınırları içindeki Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun korunmasına yönelik bir tatbikat yaptı. Kullandığı uçakla tatbikata katılan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, telsizle görüştüğü karakolun komutanına, 'İhtiyaç anında Hızır gibi yanınızdayız' diye seslendi.Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın internet sitesindeki açıklamaya göre tatbikat 21 Ekim'de gerçekleşti. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk 141.Filo Komutanlığı'a ait 1-16 D uçağıyla gündüz ve gece uçarak Suriye ve Irak sınırındaki birlikleri denetledi.Toplam iki saati bulan ve yaklaşık 800 kilometrelik bir mesafeyi kapsayan inceleme ve denetleme uçuşunun ardından, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Öztürk, Diyarbakır'a indi.Öztürk, baskın gibi acil ihtiyaç durumlarında askeri karakollara sağlanan yakın hava desteği görevini ve Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun korunmasına yönelik planlanan müşterek harekatın tatbikatını gece şartlarında bizzat uçarak denetledi. Tatbikata Diyarbakır’da konuşlu 181'inci Filo Komutanlığı pilotları katıldı. Sınıra çok yakın mesafede gerçekleştirilen tatbikat sırasında Süleyman Şah Saygı Karakolu komutanı ile telsizle görüşen Orgeneral Öztürk, 'İhtiyaç anında Hızır gibi yanınızdayız' ifadeleriyle karakol personeline desteklerini iletti.Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik tehditTürkiye'nin sınırları dışındaki tek Türk toprağı olan ve Suriye sınırları içerisinde yer alan Süleyman Şah türbesinin bulunduğu köy 13 Mart'ta IŞİD'in eline geçti. IŞİD, 22 Mart Cumartesi günü türbeyi koruyan Türk askerleri üç gün içinde çekilmezse saldırı yapacağını duyurdu.O dönem Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Başbakan Ahmet Davutoğlu 'Her an her türlü riskle karşı karşıya kalabilir, olabilecek bütün senaryolara hazırlıklı olmak şarttır. Türk topraklarına söz konusu olabilecek bir müdahale cevabını görür. Oradaki Mehmetçiğimizin güvenliği bizim için 75 milyon vatandaşımızın güvenliğidir' ifadelerini kullandı.Nisan ayında Süleyman Şah Türbesi'ne nöbet değişimine giden askerlerin yollarının IŞİD tarafından kesildiğine yönelik iddialar da Genelkurmay tarafından yalanlandı:'Konvoyun karakola gidişi ve dönüşü için ayrı güzergâhlar kullanılmıştır. İzlenen güzergâhlar, değişik grupların kontrolü altında bulunmaktadır. Karakoldaki ikmal ve değişim faaliyetinin tamamlanmasını müteakip, konvoy aynı gün saat 20.00 sularında emniyetli şekilde Türkiye’ye geri dönmüştür.”Cumhurbaşkanı Erdoğan da IŞİD tehdidi altındaki Türbe'nin kuşatıldığı iddialarıyla ilgili olarak 'Süleyman Şah bunların hepsi uydurma şeyler. Türbeye herhangi bir şey olması durumunda Türkiye'nin atacağı adım bellidir hassasiyetimiz bellidir' diye konuştu.Al Jazeera
Rusya'dan İlginç 'Selfie' Uyarısı: 'Bitlenirsiniz'
Rusya'da halk sağlığı konusunda tavsiyelerde bulunan kurum, saç bitinin yaygınlaşmasının önlenmesi için gençlerin selfie çekmekten kaçınmasını tavsiye etti.Rospotrebnadzor adlı kurumun Kursk bölge temsilciliği, insanların grup halinde cep telefonuyla fotoğraf çektirmelerinin saç bitinin daha geniş bir kitleye yayılmasında başlıca etmen olduğunu kaydetti.Kurum birbirine kafalar değecek kadar yaklaşmanın saçtaki bitlerin diğer insanların saçlarına atlayabilmesine neden olduğunu söyleyerek, saçlarında bit olan çocukların okula gitmelerinin doktorlar tarafından yasaklandığını hatırlattı.Uyarı sosyal medyada dalga konusu olurken, kurumun geçmişte yaptığı tartışmalı bazı uyarılar da gündeme geldi.Kurumun eski başkanı Gennady Onişenko daha önce kargaların kuş gribi yayan tüylü kurtlar olduğunu söyleyerek öldürülmelerini önermişti.BBC Türkçe
Reklam
Çöp Evden 3 Milyon Lira Çıktı
Habibe Irız, işadamı eşinin 38 yıl önce intihar etmesi sonucu İznik'in Selçuk Mahallesi'ndeki evinde yalnız yaşamaya başladı. Çevresindekilerle görüşmeyen ve çocuğu olmayan yaşlı kadının geçen ay evinden kötü kokular gelmesi üzerine çevredekiler belediyeye ve polise haber verdi. Gelen ekipler, her yanı çöplerle kaplanmış evde Habibe Irız'ın cesedini buldu.Habibe Irız'ın ölümünün ardından ortaya çıkan serveti şaşırttı. Çocuğu olmayan yaşlı kadının, ilçedeki iki banka hesabında toplam 3 milyon 270 bin lira parası, Bursa'nın merkez Yıldırım İlçesi'nde 4 dairesi, Mudanya İlçesi'nde bir villası, İstanbul Bakırköy'de bir iş yeri, Nişantaşı'nda iki iş yeri, Bebek'te ise bir evi olduğu belirlendi.Habibe Irız'ın serveti, İstanbul'da yaşayan ve emekli öğretmen olduğu öğrenilen kız kardeşinin geçen cuma günü ablasının vergi dairesine borcu olan 218 bin TL'yi ödemek için gitmesiyle ortaya çıktı.Yaşlı kadının evinin bulunduğu Selçuk Mahallesi'nin muhtarı Selim Sarıkaya, 'Sürekli yardıma muhtaç olduğunu dile getiriyordu. Muhtarlık olarak her ay Habibe teyzeye para yardımında bulunuyorduk. Son zamanlarda akli melekeleri çok yerinde değildi' dedi. Komşuları ise yaşlı kadının varlıklı biri olduğunu bildiklerini söyleyerek, kendisinin bu konuda hiçbir zaman konuşmadığını ifade etti.Haber + Bir
Reklam
Tarihin En Büyük Dinleme Skandalı Beyazperdede
Edward Snowden ve onun ABD, Birleşik Krallık ve başka ülke hükümetlerinin kitlesel gözetleme faaliyetlerini ifşa etmesiyle ilgili Citizenfour adlı belgesel filmin ön gösterimi, Cuma günü Londra’da yapıldı. 114 dakikalık filmin, dünya ön gösterimi ise 10 Ekim’de New York Film Festivali’nde yapılmıştı.Belgeseli, Amerikalı ödüllü belgesel yönetmeni Laura Poitras yönetti. Poitras, Snowden’ın sarsıcı ifşaatları konusunda onunla bağlantıya geçen ve onun Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA) belgeleri arşivini açtığı ilk kişiydi. Belgesel, Poitras, Kirsten Johnson, Katy Scoggin ve Trevor Paglen tarafından filme alındı. Film yapımcısı Steven Soderbergh ise üç baş yapımcıdan biridir.Belgeselin Birleşik Krallık’taki ön gösterimi, Britanya Film Enstitüsü’nün düzenlediği 58. Londra Film Festivali’nin bir parçasıydı. Londra’daki Curzon Chelsea’de ağzına kadar dolu bir salonda ve 18 Ekim’de yine başkentteki Hackney Sineması’nda gösterilen Citizenfour, “Özel Belgesel” olarak sunuldu. Curzon’daki gösterimi, yaşadığı şehir olan Berlin’den Skype üzerinden bağlantı kurulan Poitras ile yapılan bir soru-cevap oturumu izledi. Citizenfour ve soru-cevap oturumları, Birleşik Krallık’ın başlıca kent ve kasabalarında bulunan 70 sinemada, ülke çapında eş zamanlı olarak gösterildi.HER ŞEYİ GÖREN GÖZPoitras, soru-cevap oturumunda, Citizenfour’un, önceki filmleri “My Country, My Country” [Ülkem, ülkem] ve “The Oath” [Yemin] olan “11 Eylül üçlemesi”nin son filmi olduğunu açıkladı. Poitras 2013 yılı Ocak ayında, 11 Eylül sonrasında ABD’de yaşanan demokratik hak ihlalleri hakkında bir film hazırlama sürecinde, kendini başlangıçta sadece Citizenfour olarak tanıtan Snowden’dan şifreli e-postalar almaya başlamıştı.Film, Snowden’ın Poitras’a yazdığı ilk e-postaların birinde onu nasıl bilgilendirdiğini anlatıyor: “Şimdilik şunu bil, geçtiğin her sınır, her satın aldığın şey, yaptığın her arama, geçtiğin her baz istasyonu, edindiğin her arkadaş, ziyaret ettiğin her site ve yazdığın her satır, ulaşımı sınırsız olan ama koruması sınırsız olmayan bir sistemin ellerinde.”Snowden, “Sonunda kaynak belgeleri yayınlarsan, büyük olasılıkla benim bu olayla ilişkili olduğum hemen görülecek. Senden sadece Amerikan halkına ait olan bu bilgiyi sağlama almanı istiyorum.” diye ekliyor.2013 yılı Mayıs ayı sonunda, Poitras ve sonrasında Guardian’da gazeteci Glenn Greenwald ve diğer bir Guardian muhabiri Ewen MacAskill, Snowden ile görüşmek için Hong Kong’a gitmişti. Poitras, Hong Kong’ta bir otel odasında, Snowden’ın kimliğini açıkladığı Guardian’daki söyleşisini kaydetmişti.HAREKETLİ SAHNELERFilm, bu olayı belgeliyor ve Snowden ile otel odasında çekilen etkileyici yeni kamera görüntülerini ve röportajları içeriyor. Snowden, Poitras ve Guardian muhabirleri, onun elindeki malzemeyi ve onu insanlar ile acilen paylaşmak gerektiğini tartışıyor.Citizenfour, bu malzemelerin halka açıklanmasının ardından ilerleyen saatlerde ve günlerde, Snowden’ın yazgısı ABD güvenlik/istihbarat güçleri tarafından ele geçirilmesi ve hapsedilmesi tehdidiyle nazik bir durumdayken yaşanan gerilimleri ve kaygıları çarpıcı biçimde yansıtıyor. Hareketli sahneler, Snowden’ın, kadın arkadaşının Amerikan yönetimi tarafından sorguya çekildiğini öğrendiğinde, onun eylemlerinin ABD’deki ailesi ve kadın arkadaşı üzerindeki etkisine ilişkin büyük kaygısını gösteriyor.EN BÜYÜK BASKI SİLAHISnowden, bir yerde, “İnsanlık tarihindeki en büyük baskı silahını inşa ediyoruz” diyor.Bizzat Poitras’ın ve diğer gazetecilerin yazgısı, temel haklara yönelik saldırının, Snowden’ın belgelerinin yayımlanmasından sonraki 18 ay içinde ne ölçüde artmış olduğunu gözler önüne sermektedir.Belgeselin yapımcısı, Londra’daki gösterime neden katılamadığına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, orada bulunmayışının nedenini, “Çünkü Britanya yasaları, Birleşik Krallık Terörizm Yasası ve Devlet Sırları Yasası bu tür bir yapıtı yayımlamayı gazeteciler için son derece tehlikeli kılıyor. Filmde görmüş olduğunuz gibi, Gleen’in arkadaşı David Miranda saatlerce gözaltında tutuldu ve avukatım bana ‘Birleşik Krallık’a gitme’ tavsiyesinde bulundu. Bu yüzden orada değilim.” sözleriyle açıkladı.ASSANGE’A ALKIŞRejisör, filmin yapımına katkıda bulunan ve avukatların önerisiyle gösterime katılamayan diğerlerine de kişisel olarak teşekkür etti: “Öncelikle, orada bulunamayan Sarah Harrison’a [WikiLeaks’in yasal savunma temsilcisi] ve Julian Assange’a [WikiLeaks’in kurucusu] teşekkür etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, Edward Snowden’a siyasi sığınma sağlayan şey onların çabasıydı ve onlar bu yüzden büyük bir övgüyü hak ediyorlar.”Londra’daki izleyiciler, Harrison ile Assange’ın yanı sıra WikiLeaks’in salondaki temsilcileri için tezahürat yaptılar ve onları alkışladılar.Poitras, gösterime katılan ve kimi soruları yanıtlayan Trevor Paglen’a da teşekkür etti. O, Paglen’ın, “[Britanya hükümetinin] Bude ve Menwith Hill istasyonunda gördüğünüz gözetleme tesislerinin görüntülerini çeken olağanüstü fotoğrafçı” olduğunu söyledi.Citizenfour belgeselinin nasıl yapıldığını açıklayan Poitras, şunları belirtti: “2004 yılında, bir film dizisi olacağını bilmeden, Irak Savaşı hakkında bir film yaptım. ABD’nin farklı bir yol izleyebileceğini düşünüyordum. Bugün bulunduğumuz yola sürüklendiğimizi düşünmemiştim. O filmin ardından hala yazıyordum ve Guantanamo’nun [Körfez Hapishanesi] hala açık olduğuna çok şaşırdım; bu 2005 yazındaydı. Guantanamo hakkında bir film yapmam gerektiğini düşündüm; çünkü onun hala açık olması gerçekten ulusal bir utançtı. Böylece The Oath filmini yaptım.”“O film üzerinde çalışırken, bunun bir film dizisi olacağını biliyordum ve son bölümünde hikayeyi ülkeye götürmek istedim; 11 Eylül’den sonra Bush’un [Başkan George W. Bush] yaptığı ilk şeylerden biri iç gözetlemeydi. Onlar, Askeri Güç Kullanım İzni’ni çıkardılar ve ardından ABD’de iç casusluk yapmak için sunucuları devreye soktular. … 11 Eylül’ün hemen ardından hedefe yerleştirilen insanlar ABD’deki Müslüman Amerikalılar idi ama bu sonradan genişlemeye başladı. ”Poitras, konuşmasını, “kişisel olarak, 2006 yılında izlenme listesine konuldum ve ABD’ye her seyahatimde durdurulmaya ve sorgulanmaya başladım. Böylece, onun, herkes ama aynı zamanda bir gazeteci olarak benim durumumdaki biri için oluşturduğu tehlikelerin ve tehditlerin farkına vardım.” diyerek sürdürdü.Citizenfour, Birleşik Krallık’ta Artifical Eye ve BRITDOC Vakfı tarafından dağıtıma sokuluyor ve 31 Ekim’den sonra Film4 ortak yapımı olarak Britanya sinemalarında gösterilecek. Karasal yayın yapan televizyon kanalı Channel 4, filmi 2015 yılı başlarında gösterecek.Robert Stevens – Toplumsal EşitlikToplumsol.org
Müslümanlara Özel Telefon: BQ İstanbul
Rusya’da Müslümanlara özel bir akıllı telefon piyasaya sürülecek. “Namaz alarmı”, “Kur’an meali” gibi uygulamaları bulunacak olan telefonun kasım ayında çıkması bekleniyor.Tataristan ve Rusya Müslüman Kadınlar Birliği Başkanı Nailya Ziganshina, Müslümanlara özel olarak çıkarılacak olan telefonun, kasım ayından itibaren satışa çıkacağını duyurdu. Kullanıcılarına, konumlarına göre güncel olarak namaz vakitlerini sunacak olan telefonun içerisinde,Arapça metnin yanında dört farklı Rusça Kur’an meailini hafızasında barındıracak.Rengi ve tasarımıyla İslami öğeleri bünyesinde bulunduran cihazın uygulama menüsünde, sureler arasında hızlı bir geçiş sağlanıyor. Böyle bir telefonun piyasaya sürülecek olmasından dolayı oldukça mutlu olduğunu söyleyen Ziganshina, “Mucitlerimizin boş durmayıp Müslümanların hayatını kolaylaştırmak için çeşitli icatlar düşünmelerinden ve böyle telefonların ortaya çıkmasından memnunum' dedi.Rusya’da birçok satış noktasında bulunacak olan telefon, düşük bir fiyatla satışa sunulacak.
Reklam
Validebağ Korusu'nda Neler Oluyor? Bilmeniz Gereken 11 Madde!
Validebağ Korusu İstanbul Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanı ve birinci derece doğal sit alanı. İstanbul Koşuyolu’nda 354 bin metrekare alana kurulu olan Validebağ Korusu’nun mülkiyeti Hazine’ye, kullanımı Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ait. İçinde çok sayıda anıt ağaç bulunan koru 1999 yılında 1. derece doğal sit alanı edildi. Koru içinde, koruma altına alınan Adile Sultan Kasrı, Abdülaziz Köşkü ve ek olarak Validebağ sanatoryumu, Mustafa Necati Bey Öğretmen Huzur evi, Çamlı Köşk ve Kuş evi mevcut. Çoğunluğu göçmen 100'ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan Koru dünyanın başlıca kuş göç yollarından biri üzerinde ve doğal yaşamın denge noktalarından birini teşkil ettiği için sadece İstanbul ve Türkiye değil, tüm dünya için önemli. Koruyla ilgili 2006 yılından bu yana içinden yol geçeceği ve korunun yapılaşmaya açılacağı iddiaları bulunuyordu.
Yüksekova'da Yanmış Kadın Cesedi Bulundu
Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde arazide yanmış kadın cesedi bulundu. Cesedin kime ait olduğunun belirlenmesi için çalışma başlatıldı.Hakkâri'nin Yüksekova ilçesindeki Güngör mahallesinde boş arazide bir ceset olduğunu fark edenler polise haber verdi.İlçe Emniyet Müdürlüğü olay yeri inceleme ve bomba imha ekipleri, ceset üzerinde inceleme yaptı.Otopsi işlemleri için Yüksekova Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cesedin kime ait olduğunun belirlenmesi için çalışma başlatıldı.AA
Reklam