Fethiyespor Yine Atatürk Tişörtüyle Çıktı
Geçtiğimiz sezon Ziraat Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yle oynanan mücadeleye 'Yüce Atatürk' yazılı t-shirt'le çıkan Fethiyespor, Cumhuriyet Bayramı'nda da bu geleneği sürdürdü.Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup takımlarından Fethiyespor, Ziraat Türkiye Kupası'nda Keçiörengücü ile deplasmanda oynadığı mücadelede Cumhuriyet Bayramı'nı unutmadı. Maç öncesinde gerçekleştirilen seramoniye Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün resminin bulunduğu t-shirt'lerle çıkan Fethiyesporlu futbolcular, Cumhuriyetimizin 91. yıl dönümünü kutlayarak taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandı.GEÇEN SEZON PFDK'LIK OLMUŞLARDIFethiyespor'un Atatürk'ü anan t-shirt giymesi durumu ilk değil. Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe ile Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynadıkları Ziraat Türkiye Kupası maçına da 'Yüce Atatürk' yazılı t-shirt'lerle çıkan Fethiyesporlu oyuncular, tıpkı bugün olduğu gibi tüm halkın takdirini kazanmıştı. Ancak o dönemde TFF, bu t-shirt'ün uluslararası futbol oyun kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle Fethiyespor'u PFDK'ye sevk etmişti. PFDK ise Akdeniz ekibine herhangi bir ceza vermemişti. Dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da Fethiyespor'un PFDK'ya sevkini eleştirmişti.Sistem tarafından bu haberle ilişkili bulunan diğer haberler…Cumhuriyet
Google 'Kanımıza Girecek'
Arama motoru devi Google'ın geliştirme aşamasında olduğu bir hap kan damarlarında dolaşarak kanserli hücreleri tespit edecek.Farklı alanlarda çalışmalarıyla bilinen Google'ın sağlık alanındaki yatırımları artıyor. Firma, kandaki şeker miktarını gözyaşından ölçen kontak lens projesinden sonra kanserli hücreleri tanıyan hap şeklinde bir cihaz geliştirmeye başladığını açıkladı.Google'ın üzerinde çalıştığı proje aslında nano partiküllerle kaplı bir hap. Bu hap, kana karıştığında kanserli ya da zararlı olabilecek hücrelerle ilgili bilgileri toplayabilecek. Toplanan bu veriler ise anında doktora iletilerek hastanın durumu hakında bilgi sahibi olması sağlanacak.ABD'de düzenlenen WSJD konferansında konuşan Google X laboratuvarı Yaşam Bilimleri Şefi Andrew Conrad, nano partiküllerden oluşan haplar sayesinde kanserli ya da hasta hücreleri tespit etmeyi hedeflediklerini açıkladı.Çalışmalarla ilgili olarak ortaya çıkan bir ürün olmasa da uzun vadede hastalıkların nano haplar sayesinde teşhis ve hatta tedavi edilebileceği düşünülüyor.Kaynak: Google
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Cumhuriyet bugün 91 yaşında ve yeni bir cumhurbaşkanı var. Tayyip Erdoğan’ın bilinen kimliği ve özelliği ile cumhuriyetin 91. yaşında doğrudan halk oyu ile cumhurbaşkanı seçilebilmiş olması, bir yönüyle yandaşlarının vurguladığı haliyle “Yeni Türkiye” yi ifade ediyor.“Yeni Cumhurbaşkanı” nın belli ki üzerinde önceden düşünülmüş, tasarlanmış ve özel bir önem verdiği belli olan “simgesel davranışları” na bakılırsa, gerçekten de, “Yeni Türkiye” den söz edilebilir bir döneme girilmiş olduğu söylenebilir.Nedir bunlar?
Ak Saray'daki İlk Resepsiyon İptal
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni cumhurbaşkanlığı sarayında ilk kez düzenlenecek Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu Ermenek'teki maden kazası nedeniyle iptal etti. Erdoğan Karaman'a gidecek.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu akşam yapacağımız resepsiyonu Karaman'daki elim maden ocağı kazası sebebiyle iptal kararı aldık' dedi.Erdoğan, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla tebrikleri kabulünün ardından, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.Ermenek'teki elim kaza nedeniyle, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunun iptal edilmesine karar verdiklerini bildiren Erdoğan, 'Bu resepsiyonu bu akşam tümüyle iptal ediyoruz. Yapmayacağız. Çünkü kazadaki tüm ailelerin, kardeşlerimizin yürek acısının devam ettiği bir dönemde, biz böyle bir resepsiyon yapmayı değerlerimiz, geleneklerimiz açısından doğru bulmuyoruz. Onun için bu sene bu resepsiyonu yapmaktan vazgeçtik' diye konuştuKazayla ilgili gelişmeleri takip ettiğini ifade eden Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun ardından kendisinin de Karaman'a gideceğini söyledi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, kazayla ilgili olarak ise 'Hala beklentimiz, umudumuz kesilmiş değil. Arkadaşlarımız, bakanlarımız orada çalışmalarını sürdürüyorlar, gayretler devam ediyor' dedi.AA
'Yemeği Dışarıda Yeseydik Bu Facia Yaşanmayacaktı'
4 yıldır madende çalışan Süleyman Bilgin su sızıntısına önlem alınmadığını söyleyerek, “Geçen yıl da böyle bir su baskını yemekte olmuştu, dışarıda olduğumuzdan kurtulmuştuk” dedi. İşçilerden Kerim Pınarlı ise “Son yasal düzenlemeler sonrası içeride yemeğe başlamıştık” diye konuştu.Madenciler, su patlamasının yaşandığı sırada işçilerin içeride yemek yediğini belirterek, “Yemek dışarıda yenseydi bunlar yaşanmazdı” dedi. Su baskınının gerçekleştiği sırada madende olan ve kendi imkânları ile kurtulan işçilerden Kerim Pınarlı olayın yaşandığı anı şöyle anlattı: “Tam yemek saatiydi. Bir anda ocağın içinde fırtına eser gibi bir rüzgâr esmeye başladı. Diğer galeride göçük oldu zannettik. Göçüklerde de genelde öyle olur. Diğer tarafa galeriye koştuk, arkadaşların yanına gidelim diye. Arkadaşlar ‘Gelmeyin, kaçın’ dedi. Biz kaçmaya başladık. 25-30 metre gittik. Bize ’kaçın gelmeyin’ diyen arkadaşlar döndük baktık gelmediler. Biz tekrar durduk neden gelmediler diye baktık, bu sefer gaz kokusu daha fazla gelmeye başlayınca biz kaçmaya başladık.Herkes sofrasının başındaydıVardiya çavuşunda gaz ölçüm cihazı vardı, ötmeye başladı. Bu gaz kokusu olduğunu gösterir ve tehlikedir. Kaçtık kendimizi bir an evvel atalım dışarı diye. Biz daha çok gaza yakalanacağız diye, hızlı şekilde çıkalım diye uğraştık. Bize ‘kaçın’ diyen arkadaşlar gelmedi. Muhtemelen o arkadaşlar ‘başyukarı’ dediğimiz galeriye kaçtılar. 7-8 metre koştuk, desandreye (çıkış rampası) çıktık. Su peşimizden geldi. Suyun patladığını biz orada anladık. Biz 6 arkadaş oradan çıktık. Buradaki galeriden ise 2 kişi çıkmış. Diğer arkadaşlar içerdeler. Saniyelerle, dakikalarla kurtulduk diyebiliriz.”Aşağıda kaç kişi olduğunu tam olarak bilmediğini belirten Pınarlı, “Biz içeri girip çıkan sekiz kişiyiz. İki arkadaş da başka bir taraftan çıkmışlar” dedi.Öğle yemeğini normalde dışarıda yediklerini söyleyen Pınarlı, madencilerle ilgili son yasal düzenlemelerin ardından içeride yemeye başladıklarını ifade etti. Pınarlı, “Yemek olayı dışarıda olsaydı, olayın gerçekleştiği saatte tüm işçiler dışarıda olmuş olacaktı. Bu olaylar yaşanmazdı. Herkes sofrasının başında yakalandı” diye konuştu.Yaşanan olayın ardından konuşan bir başka işçi de “45 gündür işe gelmiyoruz yeni yasa çıkalı. Yemeğin dışarıda yenmesi için 45 gündür işe gelmiyoruz. Yemek dışarıda yenmiş olsaydı belki bu facia yaşanmayacaktı. Biz yemek ve servis verilmediği için, daha öncesi yemek ve servis verildiği için 30 senedir, 45 gündür gelmiyoruz. Bu arkadaşlar da gelmiyordu. bugün maddi şartları nedeniyle, borçları nedeniyle işe başlamıştı. Mecbur kaldıkları için. Yemeği evimizden getiriyorduk, içeride yeniyordu. Daha öncesi, yasa çıkmadan öncesi, yemek dışarıda yeniyordu” diye konuştu.4 yıldır madende çalıştığını söyleyen Süleyman Bilgin de NTV’ye yaptığı açıklamada geçen yıl da böyle bir su baskının yaşandığını yine yemek saatinde yaşanan kazadan, yemeği dışarıda yedikleri için kurtulduklarını anlattı. Bilgin, “Geçen yıl yemek saatinde yaşandı. Bugün içeride yemek yendi. Su sızıntısı oluyordu, önlem almadılar. Bu eski ocaklarda birikinti olduğu zaman kurtuluş şansımız yok. Ben 12-8 vardiyasında çalışıyorum. Yaklaşık 30 kişi giriyoruz bir vardiyaya. Aşağıda kaç kişi var bilmiyorum” ifadelerini kullandı.Kurtarılmayı bekleyen işçilerden Ali Haznedar’ın hamile eşi Fadime Haznedar da gelecek iyi haberi bekleyenlerden. Fadime Haznedar, “Çalışmak zorundaydı. Ben de hamileyim. 45 gün sonra ilk defa işe geldi. Bugün ilk iş günüydü” dedi.İşçiler isyan ettiOcaktan sağ kurtulanlarla ve çevre maden ocaklarında çalışan işçiler Bakan Yıldız’a, “Bu üçüncü su baskını. Önlem alınsaydı böyle olmazdı. Ayrıca Torba Yasa’da çıkan kanununun ardından işçiler öğle yemeklerini madende yiyorlar. Öğle yemeğini madende yemeselerdi bu yaşanmazdı. Ayrıca hemen müfettişler denetim yapsın. Yoksa işveren eksiklikleri giderir ve denetimde bir şey çıkmaz” diye tepki gösterdi. Bakan Yıldız da, “Ben bütün gece buradayım. Şu an tek çabamız su seviyesini azaltmak” dedi.‘Baskın belirtisi yoktu’Aynı kömür ocağında görevli Mehmet Öndür ise çalıştıkları saatlerde herhangi bir su baskını belirtisinin bulunmadığını aktararak, şunları kaydetti: “Suyun patladığı bölgede sabahleyin ben çalışıyordum. Ben çıkarken suyun patlamasıyla ilgili hiçbir belirti yoktu. Eski ocaklarda su oluşmuştu. Benim çalıştığım yerde patlamış. Ama hiçbir belirtisi yoktu. Öğlen saat 12.00’de arkadaşlar yemek yerken patlama olmuş. Yerin 300 metre altındalar. Su, üstlerinden önlerine geliyor. Önlerini kapatıyor. Bir yer daha var. Eğer oraya kaçtılarsa kurtulabilirler. Tek umudumuz orası.”‘Kimse bize haber vermiyor’Mahsur kalan madencilerden Nuri İlhan’ın eşi 2 çocuk annesi Ayşe İlhan, “Eşim 2 yıldır kömür ocağında çalışıyordu. Eşim içeride, saatlerdir burada bekliyoruz. Kimse bize bir haber vermiyor” diyerek gözyaşı döktü.HABER MERKEZİ / DHA
Reklam
'Bu Üçüncü Su Baskını, Neden Daha Önce Gelmediniz?'
Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 işçinin su baskını nedeniyle mahsur kaldığı kömür ocağında arama-kurtarma çalışmaları gece boyunca devam ederken, bölgeyi ziyaret eden bakanlar ailelerin sert tepkisiyle karşılaştı. Sağ kurtulan bir işçiyse, ” Bu üçüncü su baskını. Önlem alınsaydı, böyle olmazdı ” dedi.Su baskınının duyulmasının ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik bölgeye gitmişti.Bakanlar ocak önünde yakınlarının kurtarılmasını bekleyen ailelerin yanına gittiğindeyse öfkeyle karşılaştı. Eşi Ali Haznedar için gözyaşı döken üç çocuk annesi ve hamile Fadime Haznedar isyan etti. Haznedar, önünde eğilerek “ Acımız hepimizin, şu anda pompalarla su çekiliyor ” diyen Bakan Elvan’a ” Canlarımız gitti, bize zehir ettiniz ” dedi. Elvan’ın, “ Saat 18.00’den beri buradayız, yanınızdayız ” sözlerine de ” Canımız yandıktan sonra ne olur? ” karşılığını verdi.Ocaktan sağ kurtulan ve çevre maden ocaklarında çalışan işçilerinse Bakan Yıldız’a ‘üçüncü su baskını’ndan söz etmesi dikkat çekti: “ Bu üçüncü su baskını. Önlem alınsaydı, böyle olmazdı. Ayrıca Torba Yasası’nda çıkan kanununun ardından işçiler öğle yemeklerini madende yiyorlar. Öğle yemeğini madende yemeselerdi, Bu yaşanmazdı. Ayrıca hemen müfettişler denetim yapsın. Yoksa işveren eksiklikleri giderir ve denetimde birşey çıkmaz .”18 işçinin mahsur kaldığı Has Şekerler Madencilik Şirketi’ne ait linyit kömürü ocağı, 19- 20 Haziran 2014’te yapılan denetimde ’ madenin kapatılmasını gerektirmeyen eksikliklerden ’ dolayı 9 bin TL idari para cezasına çarptırılmıştı.Diken
Marilyn Monroe'nun Kitaplığı
Ölümünden 50 yıl sonra bile Marilyn Monroe hâlâ Hollywood'un en önemli yıldızlarından biri olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Monroe hakkında az bilinen şey ise iflah olmaz bir kitap kurdu olduğu. Monroe, 1916'da Fransız gazeteci George Belmont'a, 'Çekimlerin olmadığı zamanlarda ne yaptığımı kimse tahmin edemez' demişti. 'Okula gidiyordum! Bir süre Kaliforniya Üniversitesinde gece kurslarına katıldım. Ame­rikan tarihi ve edebiyat tarihi üzerine dersler aldım ve çok okumaya başladım. Birçok harika yazarın kitabını okuma şansım oldu.' 1962 yılının Ağustos ayında öldüğünde Monroe, arka­sında dört yüzden fazla kitaptan oluşan saygın bir kitaplık da bıraktı. Kitaplara şöyle bir göz gezdirildiğinde ilk dikkati çeken, Monroe'nun büyük bir D.H. Lawrence hayranı olduğu. Romanlara olan ilgisi, listede yer alan Ralph Ellison'm Görülmeyen Adam\, Hemingway'in Güneş de Doğar ve Dostoyevski'nin birçok romanıyla da belli oluyor. Bunun yanında hiç çocuğu olmayan ve bunun için duyduğu üzüntüyü de daha önce dile getiren Monroe'nun kitaplı­ğında Dr. Spock'm Baby and Child Care'i gibi çocuk bakım kitapları da göze çarpıyor. Listede öne çıkan öbür kitaplar ise şu şekilde: Düşüş , Albert Camus, Kamelyalı Kadın , Alexander Dumas, Muhteşem Gatsby , F. Scott Fitzgerald, Rusya'dan Sevgilerle , Ian Fleming, Ulysses , James Joyce, Yolda , Jack Kerouac, Venedik'te Ölüm , Thomas Mann, Seçilmiş Oyunlar , George Bernard Shaw, Kırmızı Güller , Sean O'Casey, Huckleberry Finn'in Maceraları , Mark Twain, Metafizik , Aristoteles, Madam Bovary , Gustave Flaubert, Guermantes Tarafı , Marcel Proust, Nana , Emile Zola, Toplu Oyunlar , Molière, Hz. Musa ve Tektanrıcılık , Sigmund Freud, Adlandırılamayan , Samuel Beckett, Sanatçının Genç Bir Köpek Olarak Portresi , Dylan Thomas, Ses ve Öfke - Döşeğimde Ölürken , William Faulkner, Dublinliler , James Joyce, The Collected Short Stories , Dorothy Parker, Kırmızı ve Siyah , Stendhal, The Poems And Fairy-Tales , Oscar Wilde, Alice Harikalar Diyarında , Lewis Carroll, Soneler , William Shakespeare. * Bu yazıyı NotosÖykü dergisinin Nisan-Mayıs 2014 tarihli 45. sayısından aldık.Bianet
Reklam
'Bugün Cumhuriyet Kendi Özüyle Yeniden Buluşmuştur'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bugün Cumhuriyet, kendi özüyle, ruhuyla gerçek manasıyla yeniden buluşmuştur' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Türkiye Cumhuriyeti milletimizin ortak eseridir, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti cumhurun tamamının yani istisnasız 77 milyonun cumhuriyetidir, 77 milyonun her bir ferdi bilaistisna bu Cumhuriyetin öz evladıdır, bu Cumhuriyetin eşit derecede sahibidir' dedi.Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 91. yıl dönümü dolayısıyla Atatürk Kültür Merkezi (AKM) tören alanında resmi geçit düzenlendi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile üstü açık klasik araçtan, TSK Atlı Tören Kıtası ve Cumhurbaşkanlığı Motosikletli Timi eşliğinde tören birliklerini denetledi, vatandaşlar ile öğrencilerin bayramını kutladı.Selamlama öncesi TSK Bando Okulları Komutanlığı Bandosu öğrencileri ve Çankaya Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Korosu kısa bir konser verdi.Tören, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın protokoldeki yerini almasıyla başladı. İstiklal Marşı'nın okunmasından sonra günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin 91. kuruluş coşkusunu, heyecanını, gurur ve iftiharını 77 milyonun hep birlikte idrak ettiğini söyledi.Türkiye'yi 91 yıllık süreçte her alanda büyütmek için yoğun bir mücadele verdiklerini, bu kutlu mücadelede çok önemli başarılar elde ettiklerini ve 'Türkiye Cumhuriyeti'nin, aziz milletimiz için olduğu kadar dünyanın mazlum ve mağdurları için de bir umut ışığı olarak doğduğunu' ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, '91 yılın ardından geldiğimiz noktada ekonomisiyle göz kamaştıran, demokrasisi her geçen gün ileri standartlara kavuşan, milli birlik ve kardeşliğini her türlü engel ve saldırıya rağmen en güçlü şekilde yücelten bir Cumhuriyetimiz var. Dahası kurulduğu ilk gün olduğu gibi bugün de dünyanın her yerindeki mazlumlar, mağdurlar ve muhtaçlar için yegane umut olma özelliğini en güçlü şekilde koruyan, umutlara karşılık bulmanın asil mücadelesini veren bir Cumhuriyetimiz var' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Kuruluşunun 91. yıl dönümünde bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek ifade etmek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti milletimizin ortak eseridir, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti cumhurun tamamının yani istisnasız 77 milyonun cumhuriyetidir, 77 milyonun her bir ferdi bilaistisna bu Cumhuriyetin öz evladıdır, bu Cumhuriyetin eşit derecede sahibidir. Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki bugün ulaştığımız seviyede Cumhuriyet, tüm etnik kökenlere, inançlara, dillere, kültürlere eşit mesafede duran bir yapıya kavuşmuş, yani kendi özüyle, ruhuyla gerçek manasıyla yeniden buluşmuştur. Devlet ile millet, cumhur ile cumhuriyet bugün daha büyük bir muhabbetle kucaklaşmış eski acılar, kırgınlıklar, dargınlıklar tedavi ve telafi yoluna girmiştir. İşte bu dayanışma ve kardeşlik ruhuyla geleceği inşa etmeyi sürdüreceğiz.İnşallah 9 yıl sonra Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünü yeni ve büyük kazanımlarla daha büyük bir coşku ve heyecanla idrak edeceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyetimizin sağlam temellerini atan herkese, TBMM'ne, aziz şehitlerimiz ve gazilerimize milletçe bir kez daha minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Cumhuriyetimizi daha da büyüteceğimize, yücelteceğimize, onu insanlığın bir umut kaynağı olarak muhafaza edeceğimize dair tüm şehitlerimize buradan bir kez daha söz veriyoruz.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karaman'ın Ermenek ilçesindeki maden kazasını da anımsatarak, 'Karaman'da yaşanan acı maden faciası sebebiyle üzüntümüz büyük. Umudumuzu hala kesmiş, bitirmiş değiliz' dedi. Şu anda bazı bakanların bölgede bulunduğunu, törenlerin ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ve kendisinin de bölgeye gideceğini bildiren Erdoğan, 'Temennimiz odur ki 18 kardeşimize kavuşalım, son ana kadar mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.Ermenek'teki maden kazası nedeniyle bu akşam düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Resepsiyonu'nun iptal edildiğini belirten Erdoğan, 'Bu olaydan sonra bizim böyle bir resepsiyonu yapmanın doğru olmayacağı kararını verdik ve bu yıl Cumhuriyet Resepsiyonunu yapmıyoruz. Aziz milletim, sevgili vatandaşlarım Cumhuriyet Bayramı hepinize, hepimize kutlu olsun diyorum' diyerek konuşmasını bitirdi.AA
Reklam
Minimal Tasarımlarla; "Cumhuriyetin Getirdikleri"
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bugün yaşadığımız modern hayatı borçlu olduğumuz tüm bireylere, Cumhuriyeti omuzlarında yükseltenlere ve Cumhuriyetin bugünkü çocuklarına saygılarımızla, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun! İşte ReputeUs'tan minimal tasarımlarla 'Cumhuriyetin Getirdikleri'...
Burhan Kuzu'ya Göre Maden Faciası Doğal Afet
Karaman’ın Ermenek ilçesinde suyla dolan kömür madeni ocağında mahsur kalan 18 işçiye ulaşma çalışmaları sürüyor. AK Parti İstanbul Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Twitter’da faciayla ilgili olarak “Sel felaketine maruz kalan 18 maden işçimize sağ salim ulaşabilmek ümidi ile dua edelim” mesajı paylaştı.
Reklam
NASA'nın İkmal Roketi Havada İnfilak Etti
ABD'nin Virginia eyaletinden fırlatılan NASA'nın insansız roketi, kalkıştan 6 saniye sonra infilak etti.Orbitdal Scicences adlı şirkete ait ticari ikmal roketi, Virginia’daki Wallops Adaları’ndaki fırlatma tesisinde kalkıştan altı saniye sonra infilak etti.Patlama nedeniyle yaralanan olmazken, şirketin açıklamasına göre, Cygnus adlı kargo gemisi, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki altı kişi için 2 ton 267 kilogram teçhizat taşıyordu.NASA California merkezli SpaceX şirketi ve Virginia merkezli Orbital Sciences’e uzay istasyonuna ikmal için ödeme yapıyordu.T24
Reklam
Dört Büyüklerin Sorunu ne?
Uğur Meleke’ye göre lider Beşiktaş’ın Erciyes’e yenilmesinin nedeni stres. Galatasaray’da sorun Prandelli değil, takımı sabote eden oyuncular. Fenerbahçe’nin problemi ise Kartal’ın kendini ispat çabası.Lider Beşiktaş’ın, puan farkını dörde çıkarabileceği haftada Kayseri Erciyesspor’a yenilmesinin ve bu fırsatı kaçırmasının başlıca nedeni stres. Aynen iki sezon önce, Aybaba döneminde her liderlik fırsatı geldiğinde kazanamamaları gibi…Beşiktaş, çok sayıda tecrübesiz oyuncusu olan bir takım. Kadroda hiç şampiyonluk yaşamamış, hatta hiç şampiyonluk yarışı yapmamış oyuncu sayısı çok fazla. Durum böyle olunca, kader anlarında, kırılma anlarında sakin kalamıyorlar.Maçın Beşiktaş adına kahramanının Kerim Frei olması da aslında bu duyguyla alakalı. Bu tarz müsabakalarda bireysel hedefi olan oyuncular, kendini gösterme ihtiyacı olan oyuncular daha rahat kalırlar. Olcay, Oğuzhan, Veli takımın liderlik stresini üstlerinde taşırken, Kerim’in Cenk’in derdi kendileri göstermektir, daha farklıdır duyguları.Biliç’in Kerim’i, Cenk’i, hatta Uğur Boral ve İsmail gibileri kullanması için iyi bir fırsattı bu. Ve eğer onları da kullansaydı sonuç daha farklı olabilirdi belki de.İsmail Kartal, hocanın kendisi olduğunu ispat etmek istiyorFenerbahçe’nin Gençlerbirliği’ni yenmesi vaka-ı adiye sayılır. Yani şaşılacak bir durum yok. Gençlerbirliği zaten bence son 20 yılın en kötü günlerini geçiriyor, Cavcav’ın teknik direktörlük merakı, takımı yavaş yavaş tüketiyor. Son üç maçta bir puan alınması tesadüf değil. Öncesinde de hiçbir şey oynanmadan Eskişehir’e karşı alınan mucizevi galibiyet, sadece sorunların üstünü örtmüştü bir süre. Fenerbahçe karşısında çok çaresizlerdi, tek bir pozisyon bile üretmeden bir şans golü buldular ve sonuçta kazanmayı hak eden taraf Sarı Lacivertlilerdi.“İsmail Kartal iyi bir teknik direktör, iyi bir insan ama maalesef çok çok duygusal.”Fenerbahçe’nin galip geldiği halde birinci gündem maddesinin üç puan olamamasının nedeniyse, İsmail Kartal’ın duygusallığı. Aslında onun ne kadar duygusal bir adam olduğunu iki sene önce, Aykut Kocaman döneminde Kasımpaşa’ya 2-0 kaybettikleri maç sonrası fark etmiştim. O gün Fenerbahçe berbat bir top oynamış, Kocaman’ın oyundan aldığı Alex-Stoch tribüne oturarak teknik adamlarını protesto etmiş, Aykut Hoca maç sonu basın toplantısına çıkmayıp Kartal’ı göndermişti. O gün o basın toplantısında ben de vardım. Kartal’ın ne kadar heyecanlı, ne kadar gergin, ne kadar dağılmış olduğunu gözümle gördüm. Ufak bir krizde soğukkanlı kalmasının ne kadar zor olduğuna şahit oldum o gün. O yüzden cumartesi akşamı Gençlerbirliği önünde gözlerinin dolu dolu olmasına da hiç şaşırmadım aslında. Kartal iyi bir teknik direktör, iyi bir insan ama maalesef çok çok duygusal.Bence son iki haftada yaptığı bazı oyuncu tercihleriyle de bu duygusallığını gösterdi: Geçen hafta Galatasaray derbisinde 60’ta Emenike’nin yerine Hasan Ali’yi sokup son yarım saatte ileri üçlüyü Alper-Kuyt-Caner olarak kurması enteresan bir tercihti. Bu hafta da başka enteresan tercihlere imza attı: Beklenmedik biçimde Caner’le başlamadı. Sonra 67’de yine bu oyuncuyu Webo’nun yerine sol açık olarak soktu. Tüm bu değişik tercihlerin altında yatan duygu bence şu: “Bu takımın hocası benim. Aziz Yıldırım değil. Ayrıca Aykut Kocaman ve Ersun Yanal’dan farklı şeyler düşünebilirim. Benim de kendi futbol mantalitem var. Ve bunu göreceksiniz…”Eğer Kartal takımın asli menfaatleri yerine kendini ispat etme duygusunu koyarsa, yapabileceği iyi şeyleri de yapamayabilir.Prandelli hatalı ama gönderilmesi sorunu çözmezEvet, Galatasaray’da kriz büyük. Evet, bir takım bu derece kötüyse muhakkak teknik adamın payı da büyüktür. Prandelli’nin de bu tabloda payı azımsanamaz. Ama şu kötü alışkanlıktan da kurtulmak gerek: Ligin yedinci haftasında her kötü giden takım hoca değiştirirse, ortada hoca kalmaz, istikrar kalmaz, futbol da kalmaz aslında...“Prandelli çok değerli bir teknik direktör ama bütün bir iş hayatını İtalya’da geçirmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üstelik teknik kadrosunda da tek bir Türk yok. (...) Başakşehir diye bir semti de Abdullah Avcı diye bir hocayı da oynayacağı hafta ilk kez duyuyor. ”Prandelli çok değerli bir teknik direktör ama bütün bir iş hayatını İtalya’da geçirmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üstelik teknik kadrosunda da tek bir Türk yok. Bence ne kendi kadrosunu, ne de rakipleri yeterince tanıyor; Başakşehir diye bir semti de Abdullah Avcı diye bir hocayı da oynayacağı hafta ilk kez duyuyor. O zaman da ortaya rakiple alakalı ön çalışması çok eksik bir takım çıkıyor...Yine de Prandelli’nin ön çalışması ne kadar eksik olursa olsun, takımın yıldızlarının gerekeni yapmaları lazım. Golü Prandelli atmayacak sonuçta, Sneijder atacak, Selçuk atacak, Burak atacak. Ama onların da hali ortada.Takımda uzun süredir istikrarla kötü olan, görünmez olan adamlar var. Bir tür sabote ekibi: Burak, Selçuk, Dzemaili gibi. Artık yeterince şans verilmiş olan Veysel gibi. Bu hafta bunların hiçbirinin 18’de olmaması gerek. Umut Gündoğan gibi, Furkan Özçal gibi şans bekleyenlere sıra gelmesi gerek. Belki bu tarz bir neşter, bu tarz bir elektroşok Galatasaray’ı kendine getirebilir.Halilhodzic kadroyu değiştirmek zorundaydıHerkes Halilhodzic’in kadroyu değiştirmesini eleştiriyor ama ben bazı şeyleri anlayamıyorum doğrusu: Sekiz yabancıyla çıkılan Lokeren maçı kadrosunu ligde koruyamazsınız ki! İlla ki üç yabancıyı yerlilerle değiştirmeniz gerek. Ki Halilhodzic de bunu yaptı, Avraam-Cardozo-Waris yerine M. Yumlu, Sefa, Serdar’ı soktu. Onun dışında 11’de yaptığı tek değişiklik hafif sakatlığı olan Mehmet Ekici’nin yerine Soner’i oynatması.Hocayı Özer’i 11’de başlatmaması konusunda eleştiriyorlar. İki aydır sakat olan bir adamı 11’de başlatsa, bu kez “Nasıl başlatırsın!” diye eleştirecekti aynı kitle. Yani ben hocanın oyuncu tercihlerinde bir sorun göremiyorum.Benim hocayı eleştirebileceğim tek konu şu: 34’te Özer girerken Soner’i değil Mustafa Yumlu’yu çıkarabilirdi. Böylece Medjani savunmanın göbeğine kayar, belki de kalan iki golü yemeyebilirdi Trabzonspor... Yoksa onun dışında hocanın yapabileceği çok fazla bir şey yoktu doğrusu... O da, hiç kimse de Mustafa Yumlu-Belkalem savunmasının bu kadar geçirgen olacağını, araya atılan her topta dağılacağını öngöremezdi. Trabzon’un dört gol yeme nedeni de bu zaten.Kaynak: Al Jazeera | Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı
Süper Kahraman Filmlerinin Acilen Kurtulması Gereken 7 Klişe
Biliyoruz, biliyoruz, çizgi romanlar klişelerden beslenen yaratıklar. Buna yapacak bir şey yok. Ölenin ölü kalmadığı, bilim adamı dediğinin kesinlikle her koşulda mucizeler yaratabildiği, yetimliğin süper kahraman olmak için mecburi bir ön koşul olduğu bir medya çizgi romanlar. Biz de onu öyle sevdik ve kabullendik. Tamam da, filmleri biraz kalıbı bozsa olmuyor mu? Çok şey istemiyoruz, sadece artık şu aşağıdaki 7 klişeden dışarı çıksalar, bir daha şu kanunları sinema sahnesinde görmesek ölümüne memnun oluruz, eminiz.
Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat'tan Reçete
Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, ekibiyle izleyecekleri yol haritasını ve çok merak edilen Prandelli kararını çarpıcı örneklerle tek tek anlattı...Sarı-Kırmızılı kulübü içine düştüğü durumdan kurtarmak için başkanlık koltuğuna oturan ve mayısta görevi bırakacağını söyleyen Duygun Yarsuvat, ilk röportajını FANATİK’e verdi. Yazarımız Serdar Dinçbaylı’nın yaptığı ve FANATİK TV’den de izleyebileceğiniz söyleşide Yarsuvat çok çarpıcı ifadeler kullandı. İşte detaylar...Köylü derken düşündünüz mü?Basın mensupları olarak, gerek görsel medyada gerek yazılı medyada çok hoşunuza gidiyor teknik direktörlerin değişimi. Geçmişe bakıldığında kaç tane teknik direktör eskittiniz? Örneğin Löw’e köylü dediniz, adam gitti, Almanya Milli Takımı’nı şampiyon yaptı. Hiç düşünmüyor musunuz bu insana köylü derken, ya da başka birisi gitsin diye manşet atarken. Del Bosque’ye hiç unutmuyorum bir Fenerbahçeli yazar, “Bu adam gitmeden Beşiktaş düzlüğe kavuşmaz” dedi, adam gitti İspanya Milli Takımı’nın başına geçti. Bizim için de Rijkaard gitsin dediler o dönem Galatasaray ligde 3. oldu. Sonra Karl-Heinz Feldkamp geldi. Fakat o da yaşlıydı ve soğuk havadaki maçlara gitmek istemiyordu. Ve o da gitti. Derwall’in ilk geldiği yılı hatırlayın. O sene Hilton Oteli’ni bastılar kasım ayında Galatasaraylı taraftarlar git dedi. Allah’tan gitmedi. Hem kendisi Galatasaray’a faydalı oldu hem de yerli teknik direktörler yetiştirdi.Atmak, kesmek, tedavi etmezHâlâ 2-3 hafta üst üste yenilen bir takımın hocası için gitsin/gitmesin tartışmaları yapıyorsunuz. Bunları bırakın. İnsanlara biraz çalışma alanları yaratın. Sadece teknik direktörde mi suç? 11 kişi futbol oynuyor. 15 kişilik yönetim kurulu var yedekleriyle birlikte. Acaba oyuncular hata yapmıyor mu? Hava nasıl, adam nerede kalıyor, ne yemek yedi, İstanbul çok güzel, şarap, rakı o da güzel. Boğaz, balık iyi. Adam daha makarnadan kurtulamamışken, rakı, şarap içirip, yediriyoruz ve alışsın istiyoruz. Ve bunu en kısa sürede yapmasını talep ediyoruz. Buraya gelen adamlar 2 ayda daha konuşmaya bile alışamıyor. Onun için bekleyelim Prandelli biraz nefes alsın. Yurt dışına bakalım. Başarılı takımların antrenörleri devamlıdır. Arsene Wenger, Sir Alex Ferguson bunlar kaç senedir takımlarının başında durdu ve durmaya devam ediyor. Atmak, kesmek tedavi de etmez. İlk önce hastalığı teşhis edelim.Sezon sonuna kadar devamEkim ayını bitirdik, kasıma geldik. Prandelli ile yollar ayrılırsa işler bizim adımıza zorlaşacak ve yeni gelen hocanın alışma süresi, adapte olma zamanı ile başarıya gitmesi çok zor olacaktır. O yüzden bu çok yanlış bir düşünce. Prandelli ile sezon sonuna kadar kesinlikle devam edeceğiz. Ve öyle de düşünüyorum ki, onunla çok başarılı bir sezon geçireceğiz. Ve unutmayın İstanbul’da Real Madrid’den 6 yedik o zaman Mancini vardı.(O dönem Galatasaray'ın başında Fatih Terim vardı.) Bizim Dortmund’dan 4 yediğimiz hafta, koskoca Roma da kendi evinde Bayern Münih’ten 7 yedi. Son Dünya Kupası’nda şampiyon olmuş Almanya, Polanya’ya 2-0 yenildi. Futbol bu, bunun güzelliği de bu zaten. Hep Almanya yense bunun neresinde güzellik kalacak.Dürüst cok faydalı olacakAli Dürüst, Abdurrahim Albayrak’la birlikte Florya’dan sorumlu olacak ve oradaki işleyişi denetleyerek bize büyük fayda sağlayacak.Ali Dürüst bizim yönetimimizle çalışmayı kabul etti. Ve çok faydalı olacağına inanıyorum. Ali Dürüst, Sportif A.Ş.’nin içinde olacak. Abdurrahim Albayrak ile birlikte Florya’dan sorumlu olacak ve oradaki işleyişi denetleyecek.Her şeyden o sorumluAli Dürüst’ün beyin olarak her şeyden sorumlu ve altında birçok kontrol mekanizması bulunacak. Sık sık Abdurrahim Bey’in de gitmesine gerek yok. Merkezden bu işler yapılır. Abdurrahim Bey’in çalışma ofisi de oraya yakın olacağı için muhtemelen Florya’da bol vakit geçirecektir. Futbolcuların da Abdurrahim Bey’i çok sevdiğini biliyorum. İki yöneticimizin de başarılı olacağını tahmin ediyorum.Bağlı olmak yokDirekt bana bağlı olarak değil, Ali Dürüst bir anonim şirketin yönetim kurulunda olacak. Ben prensip olarak ‘bağlı olmak’ kelimesini sevmiyorum. Ali Dürüst ile bir problemim olursa zaten gelir bana söyler ve ortadaki sorunları çözmeye çalışırız. Ama ‘bağlılık’ kelimesi benim lugatımda yok. Ben Sportif A.Ş.’nin başında olacağım ve yukarıdan işlerin üzerinde bir kontrolüm olacak.Derslerimi bırakamamEsasen 24 saat ayırmak lazım. Ama derslerim var onları bırakamam. Pazartesi full, salı günü öğleden sonra, perşembe de 17.00’den sonra derslerim var. Bir kere onları aksatmayacağım. Çok şanslıyım ki çalışma ofisimle, stat çok yakın. Trafik yoksa 3 dakika, varsa da 10 dakikada ulaşabilirim. Bu durum benim için avantaj. Her iki yere de muhtelif saatler içinde gidebilirim. O bakımdan asıl yerim kulüp olacak fakat diğer işlerimi de çalışma ofisimde yürüteceğim.Passolig işi şüpheliKombinem var ama Passolig’im yok. Çünkü sevmiyorum Passolig’i. Birileri bir mesaj vermek istiyor. Böyle bir uygulamaya gerek yok.Kombine kartım var. Fakat Passolig’im yok. Çünkü sevmiyorum Passolig’i. Birileri bir mesaj vermek istiyor. Böyle bir uygulamaya gerek yok. Geçen gün bir tanıdığım Osmanlıspor’un maçı varmış. Boş vakti de varmış. ‘Stadın içinde 10 kişi vardı. İçeri girmek istedim fakat Passolig’im olmadığı için beni almadılar’ dedi. Kaldı ki çıkan kanunda Passolig yok. Sadece e-bilet var. Benim 5 kişilik locam var. Biz 3 kişiyiz kalan 2 yere de genelde dostlarımızı, sevdiklerimizi çağırırız. Yurt dışında yaşayan arkadaşlarımız telefon eder, bu hafta maça geliyoruz diye. Biz de hep beraber gideriz. Şimdi onlar gelemiyor.Tribün kültürünü yok ettilerYok efendim çok kolaymış da internetten girecekmişsin de, pasaport numarasını da verecekmişsin de aslında kolay falan değil. Ben baloya gittiğimde Passolig ile mi gidiyorum? Tiyatroya gittiğimde tiyatrolig ile mi gidiyorum? Uygulamayı getirene sormak lazım. Ben getirmedim. Ama tribün kültürünü yok ettiği bir gerçek.Börek de yerim beyaz sıvı da içerimSigara böreği de yiyeceğim. Beyaz sıvıdan da içeceğim. Hayatımın geri kalanına devam edeceğim. Bunca sene bunu yapmışım. Yaptığım şeylerden neden vazgeçeyim? Cemiyet bizim evimiz. Benim evim. Herkes orada birbirini görüyor. Konuşuyor, dertlerini paylaşıyor. Cemiyetin olması Galatasaraylılar için büyük bir avantaj. Cemiyet, Galatasaray’ı Galatasaray yapan unsurlardan biri.Serdar DinçbaylıFanatik
Reklam