Milyonluk Eserleri 10 Bin Liraya Satmışlar!
Ankara Resim Heykel Müzesi'ndeki milyonlarca liralık tabloların, sahteleriyle değiştirilerek 10 bin liraya satıldığı ortaya çıktı.Ankara Resim Heykel Müzesi'nden değerli eserlerin nasıl çıkarıldığı gizli tanık ifadesiyle de gözler önüne serildi. Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan gizli tanık, müzede güvenlik görevlisi ve müdür yardımcısı olarak çalışan kişilerin tabloları sattığını söyledi.Gizli tanığın verdiği bilgiye göre müzenin depolarında duran, bazıları kayıtlara girmemiş orjinal resimler dışarı çıkarıldı ve yerlerine sahteleri konuldu. Bunlar arasında Halil Haşa'ya ait iki yağlı boya tablo da 10 bin liraya satıldı.Bu tablolar başka isimler arasında el değiştirirken aynı müzeden 80 eser daha geldi.Bunların bir bölümü müzayedelerde bir bölümü de el altından satıldı.Resim Heykel Müzesi'nde kayıp 132 eserle ilgili başlatılan operasyonda aralarında işadamarı ve antikacilarında bulunduğu 17 şüpheliden 3'ü tutuklandı. 6'sı adli kontrol şartıyla serbest bırakıdı. Müzenin güvenlik görevlisiyle satışlara aracılık eden iki kişi cezaevine gönderildi.Operasyonda bazı eserlerin kaybolduğu bazılarının da sahteleriyle değiştirildiği ortaya çıktı. Bulunan eserler arasında ünlü ressam Hikmet Onat'a ait manzara tablosu, Hüseyin Avni Lifij'e ait portre ve manzaralar, camii resimleriyle tanınan Şevket Dağ'a ait cami çıkışı tablosu, Hoca Ali Rıza'ya ait karakalem eskiz ve yağlıboya tablolar bulunuyor.Posta
Yırca'da Köylüler Güvenlik Görevlilerini 'Dövmüş'
6 bin zeytin ağacını kesmesinin ardından köylüleri şoke eden bir gelişme daha yaşandı. Şirket yetkilileri ve özel güvenlik görevlileri, kendilerini dövdükleri gerekçesiyle şikayetçi oldukları aralarında kadınların da bulunduğu Yırcalı köylülerin, 'şüpheli' olarak ifadesi alındı.Şirket yetkilileri ve özel güvenlik görevlileri, kendilerini dövdükleri gerekçesiyle şikayetçi oldukları aralarında kadınların da bulunduğu köylülerin, 'şüpheli' olarak ifadesi alındı. Bu arada, köy muhtarı Mustafa Akın ise, temel atma törenine katıldığı yönündeki söylemlere, 'Temel, var olan termik santralin atıl arazisine atıldı. Kendi arazilerine yapılacağından kimsenin haberi yoktu' dedi. Ayrıca, iş makinalarının söktüğü ağaçların üzerindeki zeytinlerin toplanamadan kurumaya başlaması ise, olayın bir başka hüzünlü tarafı oldu.Kolin Grubu, geçen perşembe saat 20.00 sıralarında, santralin yapılacağı Yırca Mahallesi'ndeki zeytinliklerin bulunduğu bölgeye, ağaç kesimi yapmak üzere iki otobüs dolusu özel güvenlik görevlisi ve iş makinelerini gönderip, ağaç katliamı yaptı. Bölgede zeytinlerin kesilmemesi için 16 gündür nöbet tutan köylülerin direnişine rağmen, arazideki 6 bin zeytin ağacı iş makinelerince üzerlerindeki ürünüyle birlikte söküldü. Bu sırada özel güvenlik görevlileri, biber gazı da kullandıkları arbede sırasında, mahalle sakinlerinden Mehmet Öksüz, Kamile Çiftçi, Kerem Özkılınç ile Yırca'da zeytinliği bulunan avukat Hasan Namak'ı kelepçelemiş, özel güvenlik görevlilerinin kullandığı ileri sürülen gaz fişeğinin kapsülünün isabet etmesi sonucu köylülerden Emin Özkılınç, başından yaralanmıştı. 6 bin zeytin ağacının kesilmesinden 12 saat sonra Danıştay 6'ncı Dairesi'nin aslında çok daha önce verdiği 'yürütmeyi durdurma' kararı ortaya çıktı. Bunun üzerine de, araziye çevreleyen tel örgütler köylüler tarafından söküldü. Yeni zeytin fidanları dikildi. Danıştay'ın, kararının ardından 50'si özel güvenlik görevlik görevlisi, geri kalanı inşaat işçisi olmak üzere Kolin şirketi yaklaşık 100 kişinin işine son verdi.KÖYLÜ KADINLAR, GÜVENLİKCİLERİ DÖVMÜŞBugün sabah saatlerinde Yırcalılar'ı, şoke eden bir gelişme daha yaşadı. Geçen Cuma yaşanan arbede sırasında, şirket yetkilileri ve özel güvenlik görevlileri, yaralanan, yerlerde sürüklenen köylülerin, kendilerini dövdükleri gerekçesiyle şikayetçi oldukları ortaya çıktı. Şikayet üzerini harekete geçen jandarma ekipleri de, prosüdür gereği, kadınların da bulunduğu köylülerin 'şüpheli' olarak ifadesi almaya başladı. Şüphelilerden birisi ise, 46 yaşındaki Münevver Özkılınç oldu. Kendisinin zeytinlerini savunmaya çalıştığını söyleyen Münevver Özkılınç, 'Bir bana bakın bir de o güvenlik görevlilerine, ben kimi dövebilecek güçteyim? Birisi gelip bana söylesin bakayım. Bu bir anneye yapılan ayıptır' dedi. Aynı gün başından yaralanıp hastaneye kaldırılan Emin Özkılınç da yine şüpheliler arasında yer aldı. Özkılınç, 'Başından yaralanan ben, hastaneye gidip tedavi olan ben. Onları döven de ben. Bu işte bir yanlışlık yok mu?' dedi. Köylülerin Avukatı Deniz Bayram ise, 'Aslında o gün orada neler yaşandığını tüm Türkiye'de herkes biliyor. Ama dayak yiyen meğer köylüler değil, yerlerde sürüklenen köylüler değil onlarmış. Köylüler şimdi ifade vermek zorunda kalıyor' dedi.MUHTAR İDDİALARA YANIT VERDİBu arada, hem şirket yetkilisinin katıldığı bir televizyon programındaki açıklamalarına, hem de başbakan yardımcısı Bülent Arınç'ın açıklamalarına Yırca Muhtarı Mustafa Akın'dan cevap geldi. Köylülerin yaşananlardan habersiz olduğunu söyleyen Akın, 'Temel atılan yer, var olan termik santralin atıl olarak duran arazisinin bulunduğu yer. Köylüler santralin orada yapılacağını biliyordu. Yoksa kendi arazilerine gireceğinden haberdar değildi. Sonra zeytinliklerinin de gideceği ortaya çıkınca köylüler mücadele başlattı. Soma faciası yaşanınca, itirazları pek duyulmadı ama hep karşı çıktılar. Köylüler için bu söylenenler yalan' dedi. Termik santralin yanında zeytincilik yapmalarıyla ilgili itirazlara ise Mustafa Akın, 'Aynı konuyu şirket yetkilisi de söylüyor. 'Termik santralin, yanında zeytin yetişir mi?' diye. Ya bu termik santral 1978 yılında yapıldı. Ama burada yüz yıllık zeytin ağaçları var. Ondan sonra da dikilip yetişen ağaçlar var. Ziraat mühendislerinin de bu konuda açıklamaları var. Termik santral tozuna, dumanına en çok dayanan ürün zeytin. Bizim köyde de zeytinden başka geçim kaynağı olan yok. Ayrıca termik santralin yanındaki bu araziden başka da köylünün ürün yetiştireceği arazi yok' dedi.O HASAT YAPILAMADI, ZEYTİNLER DALINDA KURUDUGeçen Cuma, onlarca iş makinasının köklerinden söktüğü zeytin ağaçları da kaderine terkedildi. Hasatları yapılamayan ağaçların üzerindeki zeytinler de, toplanamadan dallarında kurumaya başladı. Bu durum, sökülen zeytin ağaçlarının arasında dolaşan köylü kadınları da hüzünlendirdi. Gözyaşı döken kadınlar, bir evlat dünyaya getirecekmiş gibi zeytinleri yeniden yetiştireceklerini dile getirdi.Haber: Taylan YILDIRIM  | DHA
Tek Mekanda Geçen 14 Efsane Film
Kimi sinema severlerin özellikle kıymet verdiği bir kategoridir tek mekanda geçen filmler. Özel efektlere boğulmuş atlamalı zıplamalı filmlere alışık yeni nesiller pek bilmezler ama tek mekanın verdiği gerilimi fazla teknoloji bile veremez. Hani orada tıkılır kalırsın çıkamazsın, Sadece gerilim değil, komedi, gizem, bazen hepsi tek bir evde ya da bir odada vuku bulur. İŞTE ÖYLE ŞEYLER.
Dışişleri'nden 'Başkonsolosluk Vuruldu' İddialarına Yalanlama
Dışişleri Bakanlığı, Musul Başkonsolosluğu'nun vurulduğu iddialarını yalanladı.Dışişleri Bakanlığı, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçlerinin, bu sabah Irak'ın Musul kentindeki IŞİD hedeflerine düzenlediği operasyonda vurulan yerler arasında Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'nun da bulunduğu iddialarını yalanladı.Bakanlık kaynakları, AA muhabirine, uluslararası koalisyon güçlerinin operasyonunda Musul'da bulunan Türk başkonsolosluğu binasının vurulmadığını ancak yanındaki binanın bombardımanda zarar gördüğünü belirtti.Bugün bazı haber sitelerinde yayımlanan haberlerde, sabah saatlerinde, savaş uçaklarının Ninova vilayetinin merkezi Musul’daki bombardımanında vurulan yerler arasında Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'nun da bulunduğu öne sürülmüştü.Muhabir: Meltem Uzun | AA
Fas Afrika Kupası'ndan Atıldı!
Afrika Kupası 2015'ün ev sahibi olan Fas, ebola'yı öne sürerek turnuvaya ev sahipliği yapmayı reddettiği gerekçesiyle kupadan diskalifiye edildi.Afrika'da baş gösteren ve dünyayı tehdit eden ebola salgınının Afrika Kupası nedeniyle kendi sınırları içine sıçramasından korkan Fas, Afrika Kupası'nı ev sahipliği yapmak istemediğini ve kupanın ertelenmesi talebini defalarca açıklamıştı.Sonunda bu konuda bir gelişme oldu ve Fas, Afrika Kupası'ndan atıldı. Şimdi kupa için yeni evsahibi arayışı başladı.CNN Türk
Reklam
'Artık Halep Diye Bir Şehir, Suriye Diye Bir Ülke Yok'
Francesca Borri serbest çalışan bir İtalyan gazeteci. 34 yaşında. Mayıs 2012’den bu yana Suriye’deki savaşı alana giderek takip ediyor.İki buçuk yıl boyunca Halep’in içinden, Suriyeli sivillerin arasında yaşayarak yaptığı haberlerin birinde, sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun şu sözlerini paylaşıyordu: “Buradaki tek uçaksavar sistemi yağmur. Tek sığınak kader…”Borri Suriye’ye, Halep’e gidip gelmeye ve savaşın içinden bildirmeye devam eden az sayıda yabancı gazeteciden biri. Syria Deeply’ye verdiği mülakat, hem Suriye’deki savaşı anlamamız açısından önemli hem de adeta bir gazetecilik dersi…Syria Deeply: 2011’deki ayaklanmadan bu yana Suriye’ye defalarca gidip geldiniz. Her ziyarette nasıl değişiklikler gördünüz?İnsanlar benden Suriye’deki durumu birkaç cümlede özetlememi istiyor. Zor. Suriye’deki savaşta dört taraf var: Beşşar Esad ve rejimi, İslam devleti ve radikal İslamcı gruplar, isyancı gruplar ve en önemli taraf, bu savaşın bedelini asıl ödeyen Suriyeliler.Bir anlamda, değişiklik var çünkü bu özgürlük ve onur talebiyle başlayan bir devrimdi, derken silahlı bir direnişe dönüştü ve sonra da topyekün savaş haline geldi.Biz alandaydık, o nedenle ilk yabancı savaşçıların gelişine ve hem onların hem de Suriyelilerin giderek nasıl radikalleştiğine tanık olduk. Benim izlenimim herkesin farklı bir tarafı desteklediği yönünde ama bu, insanların ideal tercihler yaptığı anlamına gelmiyor. Yani insanlar rejimi sevmediklerini söylüyorlar ama halifeliği de istemiyorlar ya da isyancı grupların yol açtığı anarşiyi de. Bu açıdan bakıldığında değişen bir şey yok Suriye’de. Aktörler ve çıkarlar çoklu.Sürekli varil bombalarının ve hava saldırılarının tehdidi altında haber yapmak nasıl bir şey?Halep’teki en kötü zamanlarım varil bombalarının atıldığı nisan ve mayıs aylarındaydı. Halep’teki varil bombalarıyla yapılan bombardıma benzer birşey daha önce hiç görmedim. İnsanlığa karşı işlenen suçlar açısından bugüne dek görülmemiş boyutta…Suriye’de sivil-savaşçı ayrımı yok. Bugün Suriye’de siviller tüm tarafların hedefi. Gerçeküstü bir durum ama, cephede olmak daha güvenli. Çünkü hava saldırıları cephelere düzenlenmiyor. Varil bombaları sadece sivillerin yaşadığı mahallelere atılıyor. Savaşçıların yanında habercilik yaptığınızda, sığınağınız ve yiyeceğiniz oluyor. Yani bazı bakımlardan onların yanında olmak daha güvenli.Nisan ve Mayıs’ta Halep’teki yaklaşık 80 bin sivil cephe neresidir, nerede çatışma var bilemiyordu. Bu nedenle nereye kaçacaklarını da bilmiyorlardı. Tamamen çıldırtıcıydı durum.Halep nasıl değişti? Kültürel mirasın, sosyal dokunun yıkımı ne ölçüde gözlenebiliyor?Artık Halep diye bir yer yok. Yerle bir oldu. Kilometreler boyunca enkaz üzerinde yürüyorsunuz. Kültürel mirastan bahsetmek anlamsız. Artık fiziksel olarak var olmayan bir şeyden bahsediyoruz çünkü. Halep’te yürüyorsunuz, yürüyorsunuz ve hiçbir şey yok (yolunuz boyunca).Suriye derken, 3 milyon insanın kayıtlı, binlercesinin de kayıtsız mülteci olduğu; nüfusunun yarısının evini terk etmek zorunda kaldığı ve -bilgiyi kimden aldığınıza bağlı olarak az çok değişse de- 300 bin kişinin öldüğü bir ülkeden söz ediyoruz.İşim için planlama yaparken, Suriye’yi dört bölgeye ayırıyorum: Güney, orta, kuzey ve doğu Suriye olarak. Bildiğimiz Suriye bitti, artık yok. Ama Suriyeliler var ve odaklanmamız gerekenler de onlar.Son makalenizde genç bir aktivistten alıntı yapmışsınız: “Biz sadece devrimi kaybetmedik… Suriye’yi de kaybettik.” Biraz açar mısınız?Cuma Protestoları’nın liderlerinden Ebu Meryem, Suriyelilerin ve Suriye’nin ne hale geldiğinin sembolü gibi. Ebu Meryem rejim tarafından baskılara maruz kaldı; sonra isyancı grupların saldırısına uğrayıp dövüldü ve en sonunda da İslam Devleti tarafından kaçırılıp öldürüldü.Suriyeliler öldürüldüğünü öğrendiklerinde, Halep’te, varil bombalarının altında yine bir Cuma Protestosu düzenlediler. Halep dünyada cehenneme en yakın yer ama yine de insanlar Ebu Meryem anısına sokağa çıktı.Bugüne kadar, hala, her cuma Suriye’de protesto gösterileri düzenlenmeye devam ediyor. Tek fark, insanlar artık sadece Beşşar Esad aleyhtarı değiller, diğer isyancı gruplar ve İslam Devleti aleyhinde de gösteriler düzenleniyor. Suriyelilerle konuştuğunuzda tamamen kaybolmuş gibi hissettiklerini görüyorsunuz. Ülkelerini de tümüyle kaybettiklerini hissediyorlar.Halep’te sizi en çok etkileyen, hiç unutamayacağınızı düşündüğünüz anınız nedir?Halep’teki ilk günlerimde, çatışmaların ilk haftalarında, Ekim 2012’de bir grup serbest gazeteciyle beraberdim. Ağır top atışı altında kaldık ve bir aşamada sığınak bulmak için fırladık. Kadınlarla, çocuklarla, ailelerle dolmuş bir bina bulduk. Ama ben içeriye giremedim. Bir metrekare dahi yer kalmamıştı…İçeriden yaşlı bir adam çıktı ve bana onun yerine içeri girmemi işaret etti; benim hayatımın onunkinden daha kıymetli olduğunu çünkü bir gazeteci olarak Suriye’de neler olduğunu dünyaya anlatabileceğimi söyledi.Bu adamın yürüyüp toz ve dumanın içinde kayboluşu gözlerimin önünden gitmiyor. Bu görüntüyü bir gazeteci olarak hayatımın sonuna dek unutamam.İslam Devleti yeni bir şey değil. Alanda çalışan bir gazeteci olarak nereden nereye evrildiklerini izledim. Şimdi İslam Devleti bayrağı taşıyanlar birkaç ay önce başka bayraklar taşıyorlardı. Ama yekpare (monolitik) bir örgüt değiller. İslam Devleti’nin yerel Suriyeli savaşçıları ile yabancı savaşçıları arasında fark var.İslam Devleti’nin yönetim, insani yardım, yeniden inşa gibi etkinliklerini yürüten üyeleri ile savaşçıları arasında ise dağlar kadar fark var. Bir yıl önce İslam Devleti’nin halka insani yardım götüren Suriyeli üyeleriyle beraber, yani onlara ilişik çalıştım. Dolayısıyla YouTube videolarında gördüklerimizle benim izlenimlerim arasında fark var.Örneğin, mayıs ayında, bombardımanlar nedeniyle çok sayıda insan ölürken, İslam Devleti, El Nusra Cephesi ve Hareket El Hazm üyeleri, altı tane otobüs bulup tamir etti ve Halep’ten Türkiye sınırı yakınlarındaki kırsal alanlara doğru insanları tahliye etmek üzere seferler başlattı. Ama İslam Devleti’nin Batılı gazetecilere yönelik tehditleri üzerine, sonra ben de Halep’ten ayrılmak zorunda kaldım.Yani siyah ve beyaz değil her şey. Alandaki gerçeklik çok daha karmaşık.Suriye gazeteciler için dünyanın en tehlikeli yerlerinden biri. Halep’teki deneyimlerinizi bu açıdan aktarır mısınız?Mayıs ayında, Halep’ten sağ çıkamam diye düşünüyordum. Yine de Halep’teki son dönemim en güzel zamanlarımdı. İnsanlar yüzünden, insanlıkları sayesinde.Suriye gibi bir yerde zaman anahtardır, yani bir yerde uzun süre geçirme fırsatı bulabilmek… Böylece insanlarla tanışıp, birden fazla kez, aylarca, farklı zamanlarda, öncephede ya da arkaplanda konuşabiliyorsunuz.Türkiye sınırında iken, güvenliğim için örtünmeye karar verdim. Sınırda genç ve yalnız bir kadın olduğunuz için, İslam Devleti ya da devriye gezen herhangi bir grup sizi derhal fark ediyor. Başörtülü olmama rağmen Arap olmadığım da aşikar. Bir keresinde, sınırda bir grup kadın İslam Devleti üyelerinin beni gözetlediğini fark etmiş. Bunun üzerine hemen çevreme toplanıp arkadaşlarıymışım gibi davrandılar. Sınırda ve Suriye içinde buna benzer çok olay oldu, beni hep Suriyeliler korudu, kolladı.Gazeteci olarak güvenilğimin sağlanmasında Suriyeli kadınların özel bir rolü var. Suriye’deki gibi, bir savaş içinde parçalanmalar başladığında, silahlı gruplara ilişerek gazetecilik yapmanın, onların silahlı korumasından yararlanmaya çalışmanın faydası yok. Sahip olabileceğiniz tek koruma Suriyelilerin sağlayabileceği ‘sosyal koruma’ olabilir. Sosyal korumanız olabilmesi için, ilişkiler kurmanız gerekir; bunun için de zamana ihtiyaç var ve işte şimdilerde gazetecilerin sahip olmadığı tek şey bu: zaman.Alana gönderilen muhabirlerin sayısı azaltılıyor. Bu nedenle aynı gazeteci oradan oraya koşmak zorunda kalıyor ki bu da onları tehlikeye atıyor. Suriye’de sadece bir hafta geçirirseniz tehlikedesiniz demektir. Çünkü nelerden kaçınmanız gerektiğine dair tecrübeniz yoktur. Bu açıdan meseleye sadece sahadaki IŞİD varlığı açısından bakmıyorum; medya endüstrisindeki değişiklikleri de göz önünde bulunduruyorum.Diken
Reklam
Kim Kardashian’ın Mobil Oyunu 43 Milyon Dolar Kazandı!
Kim Kardashian’ın mobil oyunu yayınlandığı Haziran sonundan itibaren tam 43 milyon dolar hasılat hayatın adil olmayabileceğini bir kere daha hatırlattı.Candy Crush Saga tarzında freemium bir oyun olan Kim Kardashian: Hollywood isimli oyunun yapımcısı Glu Mobile, sadece bu oyundan o güne kadar yaptığı tüm oyunlardan daha fazla kazanmış oldu. Her ne kadar bu sayı tahmin edilen 200 milyon dolarlık hasılatın yanında sönük kalsa da zaten zengin olan ünlü için oldukça iyi. Kardashian’ın toplam servetinin 65 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.Oyunda Malibu’da 10 dolara satılan ev gibi gerçek parayla satın alınabilecek sanal ürünler satın alınabiliyor.
Reklam
Ali Sunal'dan Kemal Sunal Hakkında Duygulandıran Mesaj
Türk sinemasının unutulmaz oyuncusu Kemal Sunal'ın bugün doğum günü. Sunal'ın oğlu Ali Sunal bugün İnstagram hesabından babası için fotoğraf paylaştı. Fotoğrafta Gül Sunal'ın eşi Kemal Sunal'a 70'inci yaş günü hediyesi için kaleme aldığı kitap yer aldı.Ali Sunal, fotoğrafın altına düştüğü notta babasına duyduğu özlemi dile getirdi. Sunal notunda, 'Babam çok özledim seni. Bu yıl annem sana 70'inci yaş hediyesi olarak bu kitabı yazdı. O kadar içten anlatmış ki, bize olan hasretimi bu kitapla dayanılır hale getiriyorum. Sen herşeyin en güzelini hakediyosun melek babam' dedi.Milliyet
'Apple Üç Yıl Önce Daha Büyük Bir iPhone Üretmeliydi'
Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın neredeyse 30 yıldır kurduğu şirketle herhangi bir bağı bulunmasa da, görüşleri halen teknoloji dünyasında büyük saygı görüyor. Capital One’ın Teksas eyaletinin Plano şehrinde kurduğu inovasyon merkezinde CNN’e konuşan Wozniak, Apple’ın bundan üç yıl önce daha büyük bir iPhone üretmesi gerektiğini belirtti.Apple’ın üç yıl önce daha büyük ekranlı bir telefon üretmesi durumunda akıllı telefon pazarında çok daha büyük bir paya sahip olabileceğini belirten Wozniak, böylelikle kurucusu olduğu şirketin Samsung ile girdiği rekabette daha iyi performans gösterebileceğini iddia etti. IDC tarafından açıklanan son rakamlara göre, Samsung 2014’ün üçüncü çeyreğini yaklaşık yüzde 24’lük bir pazar payıyla kapattı. Apple ise yüzde 12’lik pazar payıyla Samsung’u takip etti.Teknoblog
GTA 5'in Yeni Nesil Çıkış Videosu Yayınlandı
Yeni nesil konsollar için çıkışına sadece bir hafta kalan Grand Theft Auto 5'in yeni nesil cihazlara özel çıkış videosu yayınlandı. Bakalım GTA 5'te neler yeni?Açık dünya oyunları arasında kuşkusuz çok farklı bir yere sahip olan GTA serisi, her oyunuyla bu farklılığını başarısıyla ön plana çıkardı. GTA 5 oyunuyla da bu başarısını sürdürmeye devam ediyor.Xbox 360 ve PlayStation 3 platformlarındaki yakaladığı satış rakamlarıyla, ilk bir haftada en iyi satış grafiği sergileyen oyun ünvanını kazanan yapım, yüksek satış rakamlarını yeni nesil konsollarda ve PC'de de devam ettirmek istiyor.Yeni nesil sürüm ile birlikte daha çok yenilikFPS modu , yeni modellemeler, daha gerçekçi doğa hayatı, yeni silahlar, yeni araçlar ve daha fazlası yeni nesil sürümde oyuncuları bekliyor olacak.Rockstar Games tarafından geliştirilen ve Take-Two Interactive tarafından dağıtımcılığı üstlenilen oyun PlayStation 4 ve Xbox One için'da çıkış yapacak, PC oyuncuları ise 2015'in Ocak ayını beklemesi gerekiyor. ShiftDelete.Net
Reklam
Trabzonspor'a UEFA'dan Kötü Haber
Fenerbahçe Kulübü, UEFA disiplin müfettişinin Trabzonspor Kulübü'nün yaptığı şikayetin reddedilmesi yönünde görüş bildirdiğini açıkladı.Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, UEFA disiplin müfettişinin aldığı kararın örneğinin bilgi için kendilerine gönderildiği belirtildi.Açıklamada, 'UEFA disiplin müfettişi, Trabzonspor Kulübü tarafından kulübümüz ile ilgili yapılan 9 Mayıs 2014 tarihli şikayetin UEFA'nın yetki alanı dışında kaldığından kabul edilemez olduğu, her halükarda şikayetin reddedilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiş olup, anılan raporun bir örneği bilgi için kulübümüze gönderilmiştir' ifadeleri kullanıldı.Eurosport
Fazıl Say Yeni Albümünü Youtube'da Anlatıyor
Fazıl Say, Yekta Kopan ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. Geçtiğimiz günlerde Fazıl Say'ın resmi YouTube kanalından yayınlanan videoda Say, Yekta Kopan'a projelerini, yeni albümü Say Plays Say'ı,Kumru'yu, Japonya Turnesi'ni ve Belçika Ulusal Orkestrası'nın siparişi olan 1914'ü anlattı.Say Plays Say’ın ilk konserini 10 Kasım'da 26. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları kapsamında İstanbul’da gerçekleştiren Say, bugün yine ENKA sahnesinde olacak. İstanbul Erkek Lisesi'nin 1. Dünya Savaşı'na katılan öğrencilerine bir ağıt niteliğinde bestelenen ve Belçika Ulusal Orkestrası'nın I. Dünya Savaşı konulu eser siparişi olan  '1914'ün Dünya Prömiyeri ise kasım ayı sonunda gerçekleşecek. Sait Faik, İlk Şarkılar 2, Mozart Sonatları albümü ve diğer tüm gelişmeleri bulabileceğiniz bu röportajı yukarıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:bugunbugece.com
Reklam
Araçların Rüzgarı ile Aydınlık Yollar
Yeni teknolojiler ile artık tasarruflu enerji kullanımı her alana girmeye başlıyorAraç Rüzgarı Enerjiye DönüyorSon yıllarda Teknoloji firmaları ve bilim insanlarının enerji üzerinde yaptığı çalışmalar meyvesini vermeye başlamış gibi gözüküyorEKO-Tasarım firması olarak bilinen TAK Firması tarafından geliştirilen sistem ile otobanlarda araçların oluşturmuş olduğu rüzgar enerjisi enerjiye dönüştürülerek daha aydınlık yollar yapılması planlanıyor.Özellikle ülkemizde görmeye alıştığımız karanlık otoban yolları için kullanışlı bir buluş olabilir. Çünkü ülkemizde dahil olmak üzere bir çok ülkede otoyolların sadece belirli bir bölümleri aydınlatılmaktadır. Yüksek enerji maliyetlerinden dolayı yolları komple aydınlatmak ülkelerin istemediği bir sistem olmuştur.Fakat bu sistem ile otoyollara dikilecek rüzgar gülleri ile hem bütün direkler kendi enerjisini üretecek hemde bütün yollar daha aydınlık olacaktır.Araçlar ve özellikle kamyonların karayollarında oluşturdukları rüzgar enerjisini kullanarak çalışacak sistem şuan için geliştirme aşamasındadır. Önümüzdeki yıllarda özellikle ülkemizde görmek istediğimiz bir teknoloji adımı olarak belirtebiliriz.
Ak Saray’ın Aylık Elektrik Maliyeti '700 Bin TL'
1,3 milyar TL maliyetli ‘Ak Saray‘ın, aylık ortalama 700 bin TL’lik elektrik faturası giderinin olacağı hesaplandı...Atatürk Orman Çiftliği’ne kaçak biçimde yapılan ‘saray’ hakkında verilere dair kamuoyuna ‘güvenlik gerekçesiyle’ resmi bir açıklama yapılmıyor. Ancak ‘saray’ın 35 bin metrekarelik bir alana inşa edilmiş yaklaşık 300 bin metrekarelik bir kapalı alana sahip olduğu biliniyor. Diğer bir ifadeyle ‘Ak Saray’ın sadece kapalı alanı 30 adet futbol sahası büyüklüğünde. Birgün’den Uğur Koç’un haberine göre, bu veriler üzerinden  bir değerlendirme yapan EMO eski yöneticisi Nevzat Çeltek, Cumhurbaşkanlığı’nca kullanılan kaçak binanın kurulu elektrik gücünün 10 bin kVA (Kilovolt amper) olarak öngörüldüğünü söyledi.YÜZDE 40 OLURSA...Çeltek şöyle devam ediyor: “Bu asgari bir güç öngörüsü olup, günümüzde yöneticilerin lüks tüketim anlayışının da etkisi düşünüldüğünde, verimlilik yöntemleri gelişmekle birlikte tüketimin de geliştiğini dikkate almak gerekmektedir. Bu nedenle yapının aylık tüketiminin, eşzamanlılık faktörleri ile birlikte, kurulu gücünün yüzde 40 oranında daimi kullanımda olduğu, yukarıda baz alınan rakamsal verilere göre 1 milyon 800 bin kilovat saat olduğu hesaplanmıştır.”ASGARİ ÖNGÖRÜ: 700 BİN!Isıtma-soğutma sistemleri, iç ve dış aydınlatma gibi faktörlerin birlikte düşünülmesi gerektiğini belirten Çeltek “Bu tüketimin maddi karşılığı, EPDK’nin resmi daireler için geçerli kılınan ticarethane tarifesi üzerinden hesaplama yapıldığında aylık olarak yaklaşık 700 bin TL olacaktır” dedi. Buna göre ‘Ak Saray’ın sadece elektrik gideri için kamunun cebinden yıllık yaklaşık 8,5 milyon TL çıkacak.Kaynak: Birgün
Kılıçdaroğlu'ndan Zaytung'a 'Zeytin' Çağrısı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu iş kazalarına karşı 10 maddelik bir facia önleme planı hazırlayıp sunduklarını açıkladı. Parti grup toplantısında 'Ak Saray' hakkında sert açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, Yırcalıları kürsüye davet ederek zeytin fidanı verdi. Kılıçdaroğlu ayrıca “Çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak için haydi Türkiye tarım arazilerini koruyalım” mesajı veren Tarım Bakanlığı kamu spotlarının da Zaytung'a malzeme olabileceğini söyledi.
Reklam