FIFA'nın Sitesinde Skandal Türkiye Hataları
FIFA'nın internet sitesinde Türkiye-Brezilya maç sonu haberinde ilginç hatalar yapıldı. Türkiye hazırlık maçında Brezilya'ya 4-0 mağlup oldu. FIFA'nın resmi internet sitesinde mücadele sonrası yapılan haberde skandal hatalar göze çarptı.19. dakikada Brezilya'nın attığı ilk gol anlatılırken Volkan Demirel yerine eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in ismi yazıldı. 2. golde de Semih Kaya'nın yerine eski milli futbolcu Suat Kaya'nın adı yazıldı.FutbolArena
Sneijder'in Harika Golü Hollanda'ya Yetmedi
Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu'nda A Milli Takımımız'ın rakiplerinden Hollanda , hazırlık maçında Güney Amerika temsilcisi Meksika ile karşı karşıya geldi. Amsterdam Arena Stadı'nda oynanan mücadeleyi Meksika 3-2 kazandı.Mücadeleye konuk ekip Meksika etkili başlayan taraf oldu ve yıldız ismi Carlos Vela ile 1-0 öne geçti. Bu golün ardından iki takım da ilk yarıda yakaladıkları pozisyonları gole çeviremedi ve ilk yarı Meksika'nın 1-0'lık üstünlüğü ile sona erdi.İkinci yarı tam bir gol düellosu şeklinde geçti. Karşılaşmanın 49. dakikasında Galatasaraylı Wesley Sneijder'in ceza alanı dışından bulduğu muazzam golle Hollanda skoru 1-1'e getirdi. Meksika, bu gole 62. dakikada ilk golün sahibi Carlos Vela ile karşılık verdi ve Güney Amerika temsilcisi skoru 2-1'e getirdi. Real Madrid forması giyen Javier Hernandez, 69. dakikada attığı golle Meksika adına skoru 3-1'e taşırken Hollanda Daley Blind attığı şık golle skoru 3-2'ye getirirken aynı zamanda maçın da skorunu ilan etti ve Meksika, Hollanda'yı 3-2 mağlup etti.Hollanda, Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri A Grubu'nda 16 Kasım Pazar gecesi sahasında Letonya'yı konuk edecek.Sporx
Fatih Terim'den Taraftara Sitem
A Milli Futbol Takımı teknik direktörü Fatih Terim, Brezilya karşılaşması sonrası açıklamalarda bulundu.Fatih Terim'in açıklamaları şöyle;'Teknik analiz yapılacaktır ama. Çok müthiş bir takım seyrettirdik. Zaman zaman biz de seyrettik. Hepimizin bazı gerçeklerle yüzleşmeye , ihtiyacı vardı. Dünyanın en iyi takımlarından birisiyle oynadık. Japonya'dan geldiler, orada da 4-0 kazandılar. Bazı şeylerle yüzleşmemiz lazım. Bazı şeylerin altını daha sert çizmemiz lazım. Küçük vizyonlarla bir yere varılamayacağını herkesin görmesi lazım. İzlanda maçında bana yıldızlar diye soruldu. Taffarel ile konuştuk. Yarın sabah antrenmanda Neymar yine aynı koşacak dedi. İşte yıldız böyle oluyor.'...MUTLUYUM'Lokal başarı artık kıstastan çıkmalı. Uzun vadeli düşünmeliyiz. Bunun için yıldızlar topluluğunu izlettiğimiz için mutluyum. Dünya yıldızları işte böyle oluyor. Burada daha önemli bir konu var. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Suçlu aramaya gerek yok. Elinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Ne, daha 15. dakikada Federasyon başkanımız ıslıklanmayı hakediyor, ne bu çocuklar ıslıklanmayı hak ediyor.TARAFTARA SİTEMTamam Neymar alkışlandı alkışlanabilir. Ama bu çocukların da alkışlanması lazım. Top Brezilya'nın ayağına geçince alkış, bize geçince yuhalanıyor. Bu olmaz.'SEYİRCİ KÜLTÜRÜMÜZÜ DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR'Kazakistan maçı öncesi biz başka bir takım seçemez miydik? Daha zayıf bir rakiple oynayıp farklı da kazanabilirdik. Bunu tercih etmedim. Hayır ben arkasında durdum gerekirse Messi'yle oynayalım dedim. Bizim çocukların arkasında durmamız gerekiyor. Oyun anlayışımızı nasıl değiştirmemiz gerekiyorsa, seyirci kültürümüzü de değiştirmemiz gerekiyor. Yanlışları olabilir. Ama onlar bizim evladımız.Daha da önemli oyuncular var da niye oynatmadın diye sorabilirsiniz. Aramızdaki farkı görüyorsunuz işte. Neymar işte önümde 90. dakikada top istiyor. Sorduğunuzda benim için istatistik önemli diyor. Biz buralara nasıl yaklaşabilirizi sormalıyız. Bu ülkede zaman zaman böyle bir rüzgar esmeli. Gerçekleri bizim gözümüze batırmalı ki rüyadan uyanalım. Ben çok pozistif bir adamım ancak bazen kulübede bile aciz kalabilirsiniz. Önemli bir ders aldık. Bu maçın milat olması gerekiyor.'İnternet Haber
'Başörtüsünün İlkokula İndirilmesi AKP'nin Kadınlara Yönelik Son Saldırısı'
'AKP, 'Yeni Türkiye' söylemiyle muhafazakâr bir anlayıştan dini muhafazakâr bir anlayışa evriliyor'Sosyalist Feminist Kolektif (SFK), kız çocuklarının bedeninin ideolojik savaş alanı olmadığını belirterek, 'Kamusal alanda dini referanslarla kız çocuklarına başörtüsü serbestliği getirmek, erkek cinselliğini engellenemez ve saldırgan olarak varsaymak, kız çocukların bedenini ise tahrik nesnesi olarak belirlemektir' görüşünü dile getirdi. SFK, 'başörtüsünün 9-10 yaşında kız çocuklarına kadar indirilmesini AKP’nin kadınlara yönelik en son saldırısı' olarak niteledi.SFK'nın internet sitesi sosyalistfeministkolektif.org'da yayımlanan açıklamada, hükümetin okullarda öğrencilere 10 yaşından itibaren başörtüsü serbestisi getiren uygulaması eleştirildi.' Tayyip Erdoğan 'ın Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesiyle birlikte AKP'nin 'Yeni Türkiye' söyleminin dini muhafazakâr bir anlayışa evrildiği' belirtilen açıklamada, 'Kadın bedeni çocuk yaştan itibaren cinsel tahrik nesnesi olarak kodlanırken, kadının cinselliğinin denetlenmesi ve kız çocuklarının bedenleri üzerindeki baskı ve kontrolün artmasıyla geleceğin istenen itaatkâr 'iffetli' kadınlarının oluşturulması hedefleniyor' dendi.Açıklamada, SFK'nın, 'başörtüsü hakkına ilişkin yasaklara karşı olduğu, ancak 9-10 yaşlarındaki kız çocuklarının henüz kendi bedenlerini keşfetmedikleri bir yaşta, devletin izniyle ailelerin kız çocuklarını örtmelerinin, kız çocukların özgür iradesiyle bir ilişkisi olmadığı, bu durumun örtülü-örtüsüz bütün kadınlar için dönüşü olmayan bir yola gidiş' anlamı taşıdığı vurgulandı.Sosyalist Feminist Kolektif'in ' Kız çocuklarının bedeni sizin ideolojik alanınız değildir ' başlığıyla yayımlanan açıklamasının tam metni şöyle:'Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle birlikte siyasi otoritesini pekiştiren AKP, “Yeni Türkiye” söylemi çerçevesinde özellikle eğitim sistemindeki düzenlemelerde açıkça görüldüğü gibi yeni muhafazakâr bir anlayıştan dini muhafazakâr bir anlayışa evriliyor.Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğrencilerin kılık ve kıyafetine dair yönetmelikte yaptığı değişiklik sadece imam-hatip ortaokulu ve liselerinde tüm derslerde, diğer okullarda ise seçmeli Kur’an-ı Kerim dersinde kız öğrencilerin başlarını örterek derse girmelerinin serbest bırakılmasıyla sınırlı kalmadı. Ortaokuldan yani 5'inci sınıftan itibaren öğrenciler başlarını kapatabiliyor. Eğitimdeki imam hatipleşmeyle birlikte sayıları artan seçmeli din dersleri ve başörtüsünün 9 yaşında kız çocuklarına kadar indirilmesi, AKP’nin kadınlara yönelik en son saldırısı.Başbakanın “dindar bir nesil yetiştirme” hedefine uygun olarak düz lise seçeneğinin kaldırılması ve okulların imam-hatiplere dönüştürülmesi, okullarda mescit açılmasının zorunlu olması vb. uygulamalarla, başta Aleviler olmak üzere Sünni inanca sahip olmayanlara ve inançsızlara Sünni İslamın dayatılmasıdır.“Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum, yaradılıştan farklıyız” diyerek kadın ve erkeğin toplumsal rollerini yaratılıştan gelen farklara dayandıran dinci-muhafazakâr AKP’liler bulundukları siyasi mevkilerde kadınların giyim kuşamı, hal ve hareketleriyle ilgili sürekli görüş belirtiyorlar. Kamusal alanda dini referanslarla kız çocuklarına başörtüsü serbestliği getirmek, erkek cinselliğini engellenemez ve saldırgan olarak varsaymak, kız çocukların bedenini ise tahrik nesnesi olarak belirlemektir. Hükümet, imam-hatiplerle kız ve erkek öğrencilerin okullarının ayrıştırılmasına yöneldiği gibi, kamusal alanda da kadın / erkek ayrıştırılmasının önünü açacak köklü bir değişime gitmektedir. Milli Eğitim’deki bu değişiklik itaatkâr kadın kimliğinin ideolojik olarak inşa edilmesi sürecinin önemli bir ayağıdır.Kız çocuklarının başının 9 yaşında örtülmesi, “ebeveynlerin çocuklarını istedikleri gibi yetiştirme hakları vardır”, “özel alan, aile kararı” ve hele hele “açılan bir özgürlük alanı” denilerek meşrulaştırılamaz, iktidarın söylemleriyle birlikte ele alındığında bu uygulamalar kız çocuklarına yönelik ayrımcılık ve cinsiyetçiliktir.8 yılık zorunlu eğitimin kaldırılmasıyla kız çocuklarının okullaşma oranının yüzde 27'ye düştüğü, ortaokula kayıt yaptıran kız çocuklarının sayısının ise yüzde 6 oranında azaldığı biliniyor. Ortaokula devam eden 181.851 kız öğrenciyi liselere kaydettirmeyerek eğitim gibi temel haklarından mahrum bırakan ebeveynlerden bu çocukları koruyacak hiçbir mekanizma yok, çocuklar ebeveynlerin insafına terk edilmiş durumda. Erkeklerin tahakkümleri altında özellikle kız çocukları aile içinde cinsel istismara maruz kalıyor, küçük yaşta evlendiriliyor.9 yaşındaki bir kız çocuğundan, koşması oynaması yerine başını örtmesi, hâl ve hareketlerini sınırlaması yetişkin bir kadın gibi davranması bekleniyor. Çünkü bu zihniyet kız çocuklarını âdet gördükleri andan itibaren “kadın” olarak görüyor. Patriyarkal baskı ve denetimi bizzat kendi deneyimleyen kızların erkek öğrencilere göre daha insiyatifsiz olması ise kaçınılmaz.Kadın bedeni çocuk yaştan itibaren cinsel tahrik nesnesi olarak kodlanırken, kadının cinselliğinin denetlenmesi ve kız çocuklarının bedenleri üzerindeki baskı ve kontrolün artmasıyla geleceğin istenen itaatkâr “iffetli” kadınlarının oluşturulması hedefleniyor. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Kadın iffetli olacak. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak ”diyordu. İşte eğitimdeki dönüşümlerle “itaatkâr, iffetli, dindar” kadın nesli ilkokul sıralarından başlayarak inşa edilecek. İslamcı toplum tahayyülü esas olarak patriyarkanın kadınların kimlikleri ve bedenleri üzerinde kurduğu baskı ile tesis edilecek. Mevcut iktidar zaten uzun zamandır dini referanslarla ve kürtajın sınırlandırılması, üç çocuk dayatması gibi kadınlar üzerindeki patriyarkal baskıyı güçlendirecek uygulamalarıyla kadınların özgürleşme taleplerini bastırmaya çalışıyordu.Düşünce, inanç ifade etme özgürlüğüne yönelik engellemelere olduğu gibi başörtüsü hakkına ilişkin de bütün yasaklara karşıyız. Ancak 9-10 yaşlarındaki kız çocuklarının henüz kendi bedenlerini keşfetmedikleri bir yaşta, devletin izniyle ailelerin kız çocuklarını örtmelerinin, kız çocukların özgür iradesiyle yakından uzaktan bir ilişkisi yoktur. Bu durum örtülü-örtüsüz bütün kadınlar için dönüşü olmayan bir yola gidiştir.AKP için dini inanç, tanrıyla kul arasında bir mesele olmanın ötesinde özel ve kamusal alanı dini esaslara göre düzenlemeyi içeren bir anlayış olarak kadınların özgürleşmesinin önünde ciddi bir tehlike olarak duruyor!Biz kadınlar AKP iktidarının yalanlarını, kadın düşmanı politikalarını biliyoruz! Kız çocuklarını küçük kadınlara çevirmek isteğinizin nasıl bir manipülasyon olduğunun farkındayız.Yıllarca “örtünme” kadın bedeni üzerinden ideolojik bir savaş alanı olarak siyasetin gündeminde yer aldı. Şimdi de kız çocukların bedeni, siyasetin ideolojik savaş alanı haline getiriliyor. “Özgürlük” olarak sunduğunuz örtünme iznine, 9 yaşındaki kız çocukların babalarına “baş kapatma” hakkı verdiği için esastan itiraz ediyoruz!Bedensel ve zihinsel gelişimini henüz tamamlamamış olan (kız ve oğlan fark etmez) herkes çocuktur! “Dindar nesiller yetiştirmek” adına henüz muhakeme gücü olgunlaşmamış çocukların inanç eğitimiyle uğraşmak devletin işi değildir. Din eğitiminden elinizi çekin!Sadece çocukların birlikte büyüme özgürlüklerini ellerinden almakla kalmayıp, cinsiyetçiliği ve ayrımcılığı eğitimde meşrulaştırıyorsunuz.Kız çocuklarının bedeni sizin ideolojik savaş alanınız değildir! “Başörtüsü özgürlüğü” denilerek kız çocuklarına yönelik cinsiyetçilik ve ayrımcılık ailelerin keyfi uygulamalarına da bırakılamaz!Kız çocuklarının beden bütünlüğünü bozacak uygulamalardan derhal vazgeçin!T24
Reklam
Warcraft Filmi, Yıllar Sonra Yayına Giriyor!
Yıllardır söylentisi dolaşmakta olan filminin vizyona giriş tarihi açıklandı!Video oyunların çekilen filmlerinin genel olarak pek iyi olmadığını söyleyebiliriz. Ancak ufukta küçük bir umut belirmiş gibi gözüküyor ve bu umut, daha önce de pek çok kez söylentileri dolaşan World of Warcraft filmi olabilir.' Moon' ve 'Source Code 'un yönetmeni Duncan Jones , Warcraft filminin başında bulunacak. Bu noktada belirtmek lazım ki, eğer bir video oyun filmi başarılı olacak ise, Warcraft filminin bu film olma ihtimali oldukça yüksek. Collider'da söylenene göre, filmin ve aslında film, önümüzdeki yıl yayına girecekti. Ancak Star Wars Episode VII ile aynı orijinal yayın tarihine sahip olduğu için ertelendi.Filmde, Anduin Lothar'ı Travis Fimmel, Kral Llane Wrynn'i Dominic Cooper, Garona'yı Paula Patton oynarken, Medivh rolü Ben Foster tarafından oynanacak. Ayrıca Güruh (Horde) tarafında da tanıdığımız karakterler Durotan, Orgrim Doomhammer, Blackhand ve Gul-Dan bulunacak.Warcraft filmi, sinemalara 2016 Mart tarihinde ulaşacak ve bu filmin, video oyun filmlerinin kötü giden kaderini değiştirme ve hatta tamamen yeni bir tür yaratma ihtimali olduğuna inanabiliriz...Chip
21. Yüzyılın En Tuhaf 20 Filmi
Bazı filmler o kadar tuhaftir ki, saatlerce izlersin ama bir türlü filmin çekilmesindeki amaç nedir anlayamazsın. Adam ne anlattı, ana fikir neydi bir türlü çözemesin. Hatta öyledir ki bazen filmi izlemekle kaybettiğin zamanı keşke tuvalette geçirseydim dersin. Ya film gerçekten saçmalığın ötesindedir, ya da sen filmdeki ince mantığı çözemeyecek kadar aptalsındır. Olmadı film bitince internetten falan araştırıp acaba bu konuda yalnız mısın öğrenmeye çalışırsın.
Reklam
Almanya ‘En Prestijli Ülke’ Unvanını ABD'nin Elinden Aldı
Almanya dünyanın en gözde ülkesi sıralamasında Amerika’yı tahtından indirdi.Pazar Araştırma Enstitüsü (GfK) tarafından yapılan bir anket, Almanya’nın dünyanın en prestijli ülkesi olduğunu ortaya koydu. 20 farklı ülkede 20.000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ankette ülkeler ihracat, hükümet, idare, kültür, insanlar, turizm ve göç/yatırım başlıkları altında 23 farklı alt kategoride değerlendirildi.Almanya 2009 yılından beri en prestijli ülke olan ABD’yi geride bırakarak birinci oldu. Almanya en çok puanı spor alanında elde ederken, Avrupa’daki yönlendirici rolü, politika ve ekonomideki istikrarı nedeniyle listenin başında yer aldı. ABD ise, özellikle dünya barışı ve güvenliği konusunda puan kaybederken, uluslararası anlaşmazlıklardaki rolü de ABD’ye prestij kaybettirdi.Dünya sıralamasında en çok kaybı Rusya yaşadı. Üç basamak gerileyerek 25′inci sıraya gerileyen Rusya’ya en çok puanı hükümet ve Ukrayna krizi konusundaki tutumu kaybettirdi. Sıralamaya göre, dünyanın en prestijli 10 ülkesi şöyle:AlmanyaABDİngiltereFransaKanadaJaponyaİtalyaİsviçreAvustralyaİsveçZETE
Bakan Zeybekçi: 'Türkiye ile Yunanistan En Büyük Hatayı Zorunlu Göç Konusunda Yaptılar'
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye ile Yunanistan'ın tarihte yaptığı en büyük hatanın zorunlu göç olduğunu söyledi.İZMİREkonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından İzmir'de düzenlenen 'Türkiye-Yunanistan İş Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, forumun iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.'Bu adım inşallah hayırlara vesile olur' diyen Zeybekci, insanların bazı şeyleri seçme hakkının bulunmadığını, komşuluğun da bunlardan biri olduğunu ifade derek, şöyle devam etti:'Bazı şeyler vardık ki seçemezsiniz, bazı şeyler vardır ki kararı size ait değildir. İnsan annesini, babasını, kardeşini seçemez. İnsan çocuğunu seçemez, vatanını, coğrafyasını seçemez. Seçemediği bu özelliklere de çok büyük bir sevgiyle sarılmak zorundadır. Türkiye ile Yunanistan bu özelliklere sahip birer ülkedir. Bir birlerini seçme hakkı yoktur, bir birlerini seçme imkanları yoktur. Birinin diğerine 'seni istemiyorum' deme hakkı yoktur. Böyle bir alternatif yoktur, böyle bir şans yoktur. Ama bence zor olanı zorlamaktan ziyade kolay olanı yapmak lazım. Bir birini çok sevmeleri gereken iki ülke olarak düşünüyorum.'Birlikte hareket etmenin önemiİki ülkenin birlikte hareket etmesinin önemine dikkati çeken Bakan Zeybekci, 'Eğer akıllı olursak, 1 artı 1'i 2 değilde, 1 artı 1'i 3, 1 artı 1'i 4, 1 artı 1'i 5, 7-8-11 yapacaksak eğer, işbirliği yapmak zorundayız. Aynı denizin iki tarafında aynı kıyının 3 kilometrelik 5 kilometrelik mesafesinde aynı rüzgardan beslenen, aynı yağmurun altında ıslanan aynı coğrafyanın ve kültürün bir çok şeyi birlikte paylaşan ülke bence bugüne kadar maalesef ciddi hata yapmıştır' diye konuştu.Zorunlu göç büyük hataEkonomi Bakanı Zeybekci, iki ülkenin yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başladığına işaret ederek, şunları söyledi:'İki ülkenin tarihinde yaptığı en büyük hata savaşmalarıydı ama savaşmaktan daha kötü bir hata bu zorunlu göç oldu. Buradaki Anadolu'daki insanlarının göç ettirilmesi, adalardaki ve Yunanistan'daki insanların zorla göç ettirilmesidir. Elimizdeki en büyük fırsatı böyle teptik. İki ülke arasındaki en büyük köprüyü yıktık, en büyük imkanı ortadan kaldırdık. Keşke o hata yapılmasaydı, keşke o zorunlu göç olmasaydı. Keşke birlikte yaşama kültürü ilelebet devam etseydi. Bütün bu coğrafyada yine bizim dostlarımız, komşularımız, arkadaşlarımız yerinde kalsaydı. Girit'te, Rodos'ta, Selanik'te de Türk kökenle Yunanistan vatandaşları orada kalsaydı.'Yunanistan'daki anısını anlattıNihat Zeybekci, geçmişte kendisi için Yunanistan'ın her denize girdiğinde 'karşı ada, karşıdaki komşu' gibi göründüğüne değinerek, şöyle konuştu:'2005 yılında Denizli Belediye Başkanı olduğum dönemde Türk-Yunan ortaklığında yapılan bir kültür etkinliği için Samos ya da Sisam'a gitmiştik. Hangisi Türkçe hangisi Yunanca bilmiyorum. Yunan tarafı Samos mu diyor. Bunda bile iki tarafta itilaflar var. Oraya gittik, bizi çok güzel ağırladılar. O küçük adanın merkezinde bir okul bahçesinde çok doğal ortamda bizi karşıladılar. Ada halkı evlerinden karnıyarık, cacık getirdiler. Çok önemli bir şey yaşadım. Çok yaşlı bir kadın geldi, bana Türkçe 'hoş geldin' dedi. 'Biz seninle akrabayız' dedi. Olabilir, bundan memnun olurum dedim. Nereden akrabayız dedim. 'Senin soyadın Zeybekci, bizim de soyadımız Zeybeki' dedi.'İki ülkenin bir araya gelmesi durumunda karşılıklı kazançların ortaya çıkacağını vurgulayan Zeybekci, turizmde çok büyük işbirliğinin yapılabileceğini yineledi.Zeybekci, 'Ege'nin rüzgarını, turizmini, koylarını birlikte pazarlayabiliriz. Ege'nin imkanlarını birlikte bütün dünyaya pazarlayabiliriz. Önümüzdeki yıllarda birçok projeyi bir çok etkinliği birlikte yapabiliriz. Japonya-Kore örneği çok önemli. Dünya kupasını beraber düzenlediler. Biz niye uluslararası etkinliklerde işbirliği yapmayalım. Bir birini tamamlayan iki ülke. Diğer taraftan da çok büyük avantajlarımız şu. Yunanistan'ın potansiyeli sadece yüz ölçümü, nüfusu veya ekonomisiyle sınırlı değil. Türkiye'nin de potansiyeli sadece yüz ölçümü sınırlı değil' şeklinde konuştu.İki ülkenin Balkanlar'da, Orta Asya'da ve dünyanın diğer ülkelerinde birlikte iş yapabileceğini anlatan Zeybekci, 'Türk müteahhit şirketleri, dünyada Çin'den sonra ikinci sırada. Türk müteahhitlerinin sadece geçen sene dünyada ait oldukları müteahhit kontratları 40 milyar dolara yakın. Türk müteahhitlerinin şu anda devam ettirdikleri, tamamladıkları projelere baktığımızda 300 milyar dolar civarında. Yunanistan ile Türkiye birlikte üçüncü ülkelerde çok büyük yol alabilirler' ifadelerini kullandı.Nihat Zeybekci, çok büyük önem taşıyan bu toplantının hemen ardından sektörel bazda yeni toplantılar yapılabileceğine işaret etti.Muhabir: Ali Rıza Karasu/Halil ŞahinAA
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na 250 Odalı Ek İnşaat İddiası
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Atatürk Orman Çiftliği'nde yapılacak Cumhurbaşkanlığı Konutunun 7000 metrekareyi bulacağını ve 250 odalı olacağını söyledi.'Yerleşke sadece Kaçak Saray'dan ibaret değil' diyen Candan, 'Cumhurbaşkanı'nın oturacağı rezidans, yaklaşık metrekaresini 7000 metre kare olarak hesapladık. Yerüstünde 4000 metrekareye oturuyor. Bir odayı 20 metrekareden hesaplarsak kendisine 250 odalı bir konut yaptırıyor. Maliye Bakanlığı konut maliyetini de açıklamalı. 4000 kişilik yaptırılan caminin mimarisi ise kopya ve çok abartılı' dedi.'MARMARA KÖŞKÜ TEHDİT ALTINDA'Alan içerisinde önemli kültür varlıkları olduğunu söyleyen Candan şöyle devam etti: 'Alan içerisine giremediğimizden alanda kalan kültür varlıkları bizi tedirgin ediyor. Atatürk'ün kullandığı Marmara Köşkü Kaçak Saray Kampüsü'nün içerisinde kalıyor. 1930'lı yıllarda mimar Ernst Egli tarafından yapılmış önemli bir yapı. Yakınlarda bulunan Atatürk'ün evi vaziyet planında görünmüyor. Atatürk'ün evinin izinin bile görünmemesi bu alanların tehdit altında olduğunu göstermekte. Kaçak Saray yalnızca maliyeti ile değil, sadece 1000 odası ile değil, yerleşkesinde yapılan Kaçak camii, kaçak konutu, kaçak kültür merkezi ile bir kaçak merkezi haline geldi. Aynı zamanda şaaşanın ve harcamanın simgesi haline geldi.'Candan ayrıca, 'Cumhurbaşkanı, Büyük devlet olmanın gereğini Büyük saray sanıyor, Şu anda 5109 metrekare ile ABD'de bulunan Beyaz Saray dünyanın küçük saraylarından. ABD Küçük bir devlet anlaşılan. Demek ki Büyük Saray ile Büyük Devlet olunmuyor. Her şeyiyle abartılı' dedi.'CUMHURİYETİ KURAN İRADE PADİŞAH OLARAK KENDİSİNİ İLAN ETMEMİŞTİ'Mimarlar Odası Ankara Şube ikinci Başkanı Ali Atakan, 'Cumhuriyeti kuran irade padişah olarak kendisini ilan etmemişti. Ankara'nın hakim bir noktasında Çankaya'da mütevazi bir anlayışta köşk inşaa edilmiştir. Kaçak saray yalın ve insani yaklaşımdan uzak otoriter bir anlayışla inşa edilmiştir. Arsa seçiminde ise Ankara'nın en değerli arazisine konumlamdırılmıştır. Milletin saray'ı dedikleri Saray'da Millete dair bir iz yoktur. Her şeyi abartılı 7 bin metrekarelik konut ve bin odalı bir yapı millete ait bir iz taşımaz' ifadelerini kullandı.Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Namık Kemal Kaya ise, 'Atatürk Orman Çiftliği'nde yapılan ağaç katliamıyla inşa edilen şaaşalı , gösterişli bina gerici bir kompleksi cumhuriyetle savaş halinde olan bir yaklaşım biçimidir.Katliamla oluşan binadaki bu bağnazlık Kaçak bina ile taçlandırılmıştır' dedi.Mimarlar Odası Kent İzleme Merkezi Üyesi Ethem Torunoğlu ise 'Son yıllarda Türkiye insan hak ve ihlalleri , madencilik ve inşaatta yaşanan ölümlü iş kazalarının yanında doğa ve çevre tahribatı ile anılıyor. Ve Türkiye AOÇ tahribatı ile anılıyor ve AOÇ'deki çirkin yapı ile anılıyor. İş kazası ve ölümlere baktığımızda, çevre ve kent hakkının ihlalleri anlamında da yeni Türkiye nin nasıl bir Türkiye olduğu görülüyor' dedi.DHA
Reklam
Adli Yıl Açılış Töreni Resmen Kaldırıldı
TBMM Adalet Komisyonu, yargı paketinin ikinci gün görüşmelerinde Yargıtay’da 1 Eylül’de adli yıl açılış töreni yapılmasını AKP'li üyelerin oylarıyla kaldırdı.Muhalefetin “tepkisel düzenleme”, “ hınç alma”, “Sayın cumhurbaşkanı tak diye emredecek biz şak diye yapacak mıyız? Ayıp” eleştirilerine ve tartışmalara rağmen AKP'li üyelerin oylarıyla madde kabul edildi.Yargıtay Kanunu’ndaki adli yıl açılış töreninin yasal dayanak olan 1973’ten beri bulunan madde kaldırıldı.Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “1943 yılından bu yana adli yıl açılış törenleri yapılıyor. Barolar ve başsavcılıklar yapabiliyor. Yine Yargıtay geleneksel törenini sürdürecektir. Bütçe ile ilgili bir sıkıntı da yaşanmaz. Yaşanırsa çözeriz” dedi.AK Partili Ramazan Can ise maddeyi savunurken, “Biz töreni yasaklamadık. Sadece yasal dayanağını kaldırdık. Bu törenler Başbakanların azarlandığı, milli iradenin aşağılandığı, Başbakanlara konuşma ve cevap hakkı tanınmadan yapılan toplantılar şeklinde geçmektedir. Siyaset yapılacak yerler bellidir. Cüppelerini çıkarsınlar siyasetlerini öyle yapsınlar” dedi.CHP’li Dilek Akagün Yılmaz, Ramazan Can’ın özür dilemesi gerektiğini savundu ve Yargıtay’a gözdağı verilip intikam alındığını öne sürdü. Yılmaz, “Eğer bu anlayışla gidersek yargıyı kendinize bağlamak istiyorsunuz. Bir AKP yargısı yaratmak istiyorsunuz” dedi.AK Partililerin 'O törenlerde Başbakan azarlanıyor. Siyasetin daniskası yapılıyor' itirazlarına CHP'liler 'Yasayla tören kaldırmanın adı demokrasi değildir' yanıtı verdiler.O dönem Başbakanlık koltuğunda oturan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Danıştay'ın açılış töreninde Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu'nun konuşmasına tepki göstermişti, Bu tartışmanın ardından Erdoğan Adli Yıl açılış törenine gitmemişti.T24
Reklam
Reklam
ABD Büyükelçiliğinden Çuval Açıklaması
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçiliği, ABD'li askerlere yönelik yönelik İstanbul'da yapılan çuvallı protestoya ilişkin bir açıklama yaptı.Büyükelçilik tarafından sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yapılan açıklamada saldırı kınanarak 'Türkiye'yi ziyaret eden üç Amerikalı askere yapılan saldırıyı gösteren videoyu son derece çirkin bulduğumuzu ifade ediyoruz. Barışçıl protesto hakkına ve ifade özgürlüğüne saygı duymakla birlikte, bugün İstanbul'da gerçekleştirilen bu saldırıyı kınıyor; Türk halkının büyük çoğunluğunun da Türkiye'nin misafirperverliğine saygısızlık teşkil eden böyle bir eyleme karşı çıkmakta bizlere katılacağı konusunda hiçbir şüphe duymuyoruz' ifadeleri kullanıldı.DHA
Humaira'nın Eğitim Devrimine Madonna, Beyonce ve Salma Hayek’ten Destek
Hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adayan Humaira Bachal, ülkesinde devrim yaptı. Kapı kapı dolaşıp kız çocuklarını eğiten Bachal’a Madonna ve Beyonce’den de destek var.Humaira Bachal, hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adadı. Taliban tarafından vurulan Malala Yousufzai gibi defalarca ölümle tehdit edilmesine rağmen başlattığı eğitim devriminden vazgeçmedi. Pakistan’ın Karachi şehrinde yaşayan 26 yaşındaki Bachal, 12 yaşından itibaren okulda gördüğü dersleri okula gidemeyen diğer kız çocuklarına anlattı.Aileleri ikna etmeyi başardıKurduğu eğitim timiyle Pakistan’da kapı kapı gezerek aileleri kız çocuklarını okula göndermesi için ikna etmeye çalıştı. Bu uğurda tehdit edildi, kaçırıldı, hakarete uğradı. Ancak Humaira’nın hayatı çekilen bir belgeselle değişti. Belgeseli izleyen herkes Humaira için yardıma koştu. Madonna Londra konserinde Humaira’yı özgürlük savaşçısı ilan ederek hayranlarından yapılacak olan okul için destek istedi. Beyonce ise Londra’da okulun giderlerine katkıda bulunmak için sahne aldı. Salma Hayek’ten de kampanyaya destek geldi. Şimdi Karachi’de 22 öğretmen ve bin 200 öğrencisiyle bir okulu var. Hayatta en büyük destekçisinin babasından şiddet görmesine rağmen kızının eğitimi için çabalamaktan vazgeçmeyen annesi olduğunu ifade eden Bachal, STAR’a yaptığı açıklamada, “Taliban için artık endişelenmiyorum. Korkmuyorum. Bu durumu değiştirmek için sesini yükselten sadece Malala ve Bachal değil. Yüzlerce kadın var. 100 tane Humaira öldürseler bizi durduramayacaklar. Rüya okulu hayal ediyordum. Şimdi Rüya Üniversiteyi hayal ediyorum. “ dedi.Her şey reçeteyle başladıAnnesi reçeteyi okuyamadığı için kuzenine tarihi geçmiş ilaç vererek ölümüne sebep olduğunu anlatan Humaria, “Kuzenim ölünce cehalete son verme kararı aldım. Benim yaşadığım toplumda kadının hiç bir hakkı yoktur. Ben bunu değiştirmeye çalışıyorum. Kadınlar kızlarının kendisi gibi olmasını istemediği için bana destek verdi. Taşlandık, hakarete uğradık ama yılmadık. Talibandan da korkmuyorum” diyor.Seda Çakmak | Star
NATO: Rusya, Ukrayna'ya Girdi
NATO, Rus birliklerinin bu hafta tank, top ve hava desteğiyle Ukrayna'ya girdiğini bildirdi.NATO'nun ABD'li komutanı General Philip Breedlove 'Rus tankları, Rus topları, Rus hava savunma sistemleri ve savaş birlikleri görüldü.' diye konuştu.Rusya, Ukrayna'nın doğusundaki Moskova yanlısı ayrılıkçıları desteklemek için ülkeye asker gönderdiği iddialarını sürekli olarak reddediyor.Ancak Rusya yanlısı isyancılar ülkedeki 'gönüllülerin' kendilerine yardım ettiğini söylüyor.Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk kentinde bu sabah ağır topçu ateşi duyuldu.Ancak atışların Ukrayna hükümeti güçleri tarafından mı yoksa isyancılar tarafından mı yapıldığı belli değil.Ayrıca yine Rusya yanlısı isyancıların ellerinde olan Luhansk şehri yakınlarından da çatışma haberleri geliyor.Kentin kuzeyinde yaşanan çatışmalarda bir Ukrayna askeri öldü, bir diğeri yaralandı.Ukrayna hükümetine ait güvenlik güçleri, çatışmanın isyancıların Şatsya köyü yakınlarındaki hükümet güçlerine ait kontrol noktalarına ateş açmaları üzerine çıktığını söylüyor.Ülkede devam eden çatışmalarla ilgili olarak 5 Eylül günü ateşkese varıldı, ancak ateşkesten sonra bile ölü sayısı yüzlerle ifade ediliyor.AB ülkeleri Rusya'ya Ukrayna'daki ayrılıkçılara yardım ettiği gerekçesi ile yaptırım uyguluyor. Rusya da karşı yaptırımlarla yanıt veriyor.BBC Türkçe
Reklam