Torba Yasa, Ermenek Yetimlerini Maaşsız Bıraktı
Soma faciasından sonra çıkarılan ‘torba yasa’ ile kişiye özel düzenleme yapılması Ermenek’teki maden kazasında ölenlerin yakınlarını mağdur etti. Çünkü yasa ile ölüm aylığı verilecek iş kazası mağdurları sadece Soma ile sınırlı tutuldu. Ermenek’te yetim kalan 36 çocuk ve aileleri maaşsız kaldı.301 maden işçisinin hayatını kaybettiği Soma faciasının ardından iktidar bir ‘torba yasa’ çıkardı. Yasanın getirdiği düzenleme ile ölüm aylığına hak kazanamayan madencilerin yakınlarına maaş bağlandı. Ancak muhalefetin uyarılarına rağmen düzenlemenin Soma ile sınırlı tutulması, Ermenek’te hayatını kaybeden madencilerin ailelerini aylıktan mahrum bıraktı. 18 madenciden 16’sı evli ve onlardan geriye 36 yetim çocuk kaldı. Uzmanlar, kişiye özel yapılan yasaların pek çok insanı mağdur ettiğine dikkat çekiyor. Ermenek maden faciası ve 10 işçinin hayatını kaybettiği İstanbul’daki asansör kazası başta olmak üzere, bu tür olaylarda mağdur olanların ailelerine maaş bağlanabilmesi için her birine özel yasa çıkarılması gerekiyor. Ancak kamuoyunda ses getirmeyen kazalardan sonra hiçbir düzenleme yapılmıyor. Torba yasadan sonra meydana gelen diğer iş kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 735’i buldu.İş kazalarında ölenlere maaş bağlamak yerine, ‘torba yasa’ ile kişiye özel düzenleme yapılması, Ermenek’teki maden ve İstanbul’daki asansör facialarında hayatını kaybedenlerin yakınlarını mağdur etti. 301 kişinin hayatını kaybettiği Soma faciasının ardından çıkarılan torba yasa ile ölüm aylığına hak kazanamayan madencilerin yakınlarına özel bir düzenleme ile maaş bağlanması yüzünden Ermenek’te hayatını kaybeden 18 işçinin 36 çocuğu ölüm aylığından mahrum kaldı. Dolayısıyla torba yasandan sonraki diğer iş kazalarında hayatını kaybeden 735 kişiden, ölüm aylığına hak kazanamadan hayatını kaybedenlerin eş ve çocukları, ölüm aylığı alamayacak. Uzmanlar, kişiye özel yasa çıkarılmasıyla pek çok kişinin mağdur edildiğine dikkat çekiyor. Ermenek ve 10 işçinin hayatını kaybettiği rezidanstaki asansör kazası başta olmak üzere, bu kişilerin ailelerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için her birine özel yasa çıkması gerekiyor.İş kazaları Türkiye’nin kanayan yarası olmaya devam ediyor. Peş peşe meydana gelen kazalarda binlerce insan hayatını kaybederken gerekli tedbirler bir türlü alınmıyor. Her kazanın ardından geride acılı eşler, yetim çocuklar, gözü yaşlı anne-babalar kalıyor. Son büyük iş kazası 28 Ekim’de Ermenek’te meydana geldi. 18 işçinin toprak altında kaldığı kaza hâlâ sıcaklığını koruyor. İş kazaları ders olmazken, her gün bu kazalara yenileri ekleniyor. Önceki gün üç ayrı kazada 3 işçi daha hayatını kaybetti. Hükümet ise kazaları önleyecek kararlı tedbirleri almak bir yana, hayatını kaybedenlerin yaralarını sarmakta bile yetersiz kalıyor. İş kazalarında ölen kişilerin önemli bir bölümüne ölüm aylığı bağlanmıyor. Ancak kamuoyunda büyük yankı uyandıran Soma faciası gibi olaylara has özel düzenleme yapılıyor. Oysa, iş kazalarında her gün ortalama 5 kişi hayatını kaybediyor. Son 10 yılda iş kazalarında ölenlerin sayısı 14 bini geçerken, yakınları da büyük mağduriyet yaşıyor. Pek çoğunun eş ve çocuğu, torba yasanın getirdiği ayrımcı yaklaşım sebebiyle ölüm aylığı alamadı.Kazalarda ölenlerin yakınları yeni yasa bekliyorHayatını kaybeden kişilerin eş ve çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için bu kişilerin her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün prim ödemiş olmaları gerekiyor. Ancak kısa süreli çalışanların birçoğu bu şartları taşımıyor. İş kazalarında da bu şartları taşımadan hayatını kaybeden pek çok kişi mevcut. Hükümet, Soma faciasının ardından torba yasa ile bu kazada ölenlerin yakınlarına, yasanın öngördüğü şartlar aranmadan ölüm aylığı bağlandı. Ancak hükümet, kamuoyunun hassasiyet gösterdiği Soma’da ölenlerin yakınlarına ölüm aylığı bağlarken iş kazalarında hayatını kaybeden binlerce kişiyi dikkate almadı. Muhalefetin uyarılarına rağmen yasa Soma ile sınırlı tutuldu. Bu yaklaşım bugün Ermenek’tekileri mağdur ettiği gibi yarın da diğer işçi yakınlarının mağduriyetine yol açacak. Ermenek’tekilerin yakınlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi ise ancak yeni çıkarılacak özel bir yasa ile mümkün olacak.Torba yasa ile Soma’da ölen madencilerin anne-babalarına aylık bağlanması için gereken muhtaçlık şartı da kaldırılarak anne-babalara aylık bağlandı. Yine bu kişilere özel yasa ile İşsizlik Fonu’ndan yardım yapıldı. Bu hakların hiçbirinden ne Ermenek ne de diğer kazalarda ölenlerin yakınları yararlanabilecek.ZAMAN
Ünlüler Ebola’ya Karşı “Duruyor”
İrlandalı rock grubu U2’nun solisti dünyaca ünlü aktivist Bono’nun kurucuları arasında yer aldığı özellikle Afrika’da fakirlik ve önlenebilir hastalıkların önüne geçmek amacıyla kurulan kâr amacı gütmeyen organizasyon ONE Campaign şimdi de Ebola’ya karşı.Aralarında Matt Damon, Will Ferrell, Morgan Freeman, Ben Affleck gibi aktörlerin yanı sıra Afrika kökenli şarkıcılar Akon, Ice Prince ve Femi Kuti’nin de yer aldığı 2 dakikalık bir film yayınlayan organizasyon, izleyen herkesi dünya liderlerini Ebola karşısında harekete geçmeye ve kararlı olmaya çağıran bir dilekçenin imzalanabileceği one.org/ebola adresine davet ediyor. Film “Konuşmakla olmaz. Harekete geçme zamanı” mesajıyla sona eriyor.
Tarihi Kar Fırtınasına Drone ile İçeriden Bakmak
İki gün önce Amerika'nın New York eyaletini etkisi altına alan kar fırtınası ülkenin bazı şehirlerde olağanüstü hal ilan edilmesine neden olmuş. Uzmanlar, Kuzey Kutbu ve Sibirya'dan gelen kutup rüzgarlarının da fırtınayı desteklemesi ile 48 saat içinde yağan karın 4 aylık yağışa eşdeğer olduğunu söylüyorlar. Videoda ise 'Drone' yani İnsansız Hava Aracı ile bu fırtınanın içinden görüntüler kaydedilmiş, onları izliyoruz...
Dünyanın En Uzun ve En Korkunç Lunapark Treni
Dünyanın en uzun lunapark treni olması için inşasına başlanan ve 2017 de bitmesi planlanıyor. Henüz bitmediği için de burada izleyeceğiniz video bir DEMO. Orlando'da 570 metre yüksekliğindeki Skyplex kulesinin etrafında inşası devam eden trenin bitmesini heyecanla bekliyoruz...
'Bekarlık Geni' Bulundu, 'Sorun' DNA'nızda Olabilir!
Arkadaşlarınızın çoğunun bir 'çifti varken siz hep yalnızsanız ve bundan rahatsızlıklık duyuyorsanız, genlerinizi suçlayabilirsiniz. Zira Çin’de yapılan bir araştırmada, 'bekarlık geni' bulundu. Bu genin, bekar kalma ihtimalini yüzde 20 oranında artırdığı belirtildi.Araştırma Pekin Üniversitesi’nde, 600 öğrencinin saç tellerinin incelenmesiyle yapıldı. Testlerde incelenen 5-HTA1 adlı genin ‘G‘ ve 'C' denilen iki türünün bulunduğu, 'G' türüne sahip olanların da bekar kalmasının daha yüksek ihtimal olduğu belirlendi.Buna göre, 'G' türündeki gen mutluluk hormonu serotoninin seviyesini azaltarak, bir kişinin başkalarıyla yakınlaşmakta zorlanmasına yol açıyor ve yakın ilişkilerde kendini iyi hissetmesini engelliyor. Bu durum ya ilişki başlatmayı ya da ilişkiyi sürdürmeyi zorlaştırıyor. Araştırmacılar, söz konusu gene sahip olanların depresyondan mustarip olma ihtimalinin de daha yüksek olduğu sonucuna vardı.Diken
'Amerika'yı Müslümanlar Keşfetti Demek Fantezidir'
Kanal D'de Cüneyt Özdemir'in sunduğu 5N1K programına konuk olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeme getirdiği 'Amerika'yı ilk olarak Müslümanlar keşfetti' tezini değerlendirdi.İlber Ortaylı, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:'BU BİR FANTEZİDİR''Bu bir fantezidir. Gavin Menzies diye (İngiltere Eski Deniz Kuvvetleri Başkomutanı ve okyanus bilimci) bir amiral var. Amerika'yı devasa gemiler yapan Çinlilerin keşfettiklerine dair belgelerle ortaya çıktı.''Ondan önce Vikingler kendilerine yol çizmişler. Onların geçtikleri çok net zaten. Siz o yolu bilerek geçiyorsunuz. Onlar bilmeden geçiyor. Bu nasıl oluyor. Yani ikna edici değil. Dolayısıyla bu konuda kesin konuşmak zor.''Kolomb, dünyanın yuvarlak olduğu teziyle, Hindistan'a ulaşmak için batıya yelken açıyor. Amerika'ya ulaşmasına rağmen Hindistan'a vardığını düşünüyor. Ancak gerçeği öğrenemeden ölüyor. Daha sonra Ameroco Vespuci, 'Bu başka bir kıtadır' diyerek Amerika'nın batı tarafından keşfini başlatıyor.''Her halde bir hoca, Küba'da cami olduğuna dair bir hikayeyi empoze etti. Ve bu hikaye bu şekilde yayıldı.''PAPA AYASOFYA'DA DUA ETMEMELİ''Papa'nın Ayasofya ziyaretinde orada kendisi ve diğer Hristiyanların dua etme girişimi yanlış olur. Orayı artık beşeriyetin umumi bir eseri olarak müzeleştirdik.'Cumhuriyet
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Başbakan Başdanışmanı, ‘İslami kesimin en az yarısı yolsuzlukların olduğunu düşünüyor. Bundan rahatsız’ dedi..CHP lideri, mütedeyyin camiaya seslenerek ‘Neden susuyorsunuz’ diye sordu.. İktidara desteğin neden azalmadığını sorguladı.. Çıkan sonuç şu; İslami kesimin en az yarısı rahatsız ama bu rahatsızlığını dilendirmiyor..Dün bu konuya girmiştim.. Muhafazakâr camia üzerine saha çalışması yapılmalı, psikolojileri doğru analiz edilmeli demiştim..Gördüm ki ilgi çekmiş.. İnsanlar, bu olağanüstü duruma kafa yormuşlar.. Olağanüstü durum çünkü demokratik ülkelerde bu derece tepkisizlik görülmüş şey değildir..Örneği yoktur....
Erdoğan'dan Afrika Ülkelerine 'Paralel Örgüt' Uyarısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bazı Afrika ülkeleri ile Türkiye arasına eğitim gönüllüsü maskesiyle çeşitli tehlikeli yapılanmaların nüfuz etmeye çalıştıklarını görüyoruz' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da düzenlenen '2. Türkiye – Afrika Ortalık Zirvesi'nin ikinci gününde gerçekleştirilen liderler oturumunda, zirveye katılan devlet ve hükümet başkanları ile delegasyon üyelerine hitap etti.Zirveye ev sahipliği yapan Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obiang Nguema Mbasogo ve Afrika Birliği dönem başkanlığını yapan Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Abdulaziz'e teşekkür eden Erdoğan, zirvenin ilkinin 2008 yılında İstanbul’da yapıldığını anımsatarak, orada Afrika’yı geleceğin önemli cazibe merkezlerinden biri olarak gördüklerini açıkladığını ve yaşanan 6 yılda bunun haklı olduğunu görmekten memnuniyet duyduğunu belirtti.Afrika’nın bugün sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda kaydettiği dikkat çekici ilerlemeyle dünyanın ilgi odağı haline geldiğini, kıtanın yaşadığı büyük dönüşümden Türkiye olarak çok büyük mutluluk hissettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Afrika, Türkiye için her zaman dostlarının ve kardeşlerinin toprağı olmuştur. Binlerce yıllık tarihi olan, en az 2 bin yıllık devlet geleneğine sahip olan, insanlığın ortak birikimine de eşsiz katkılar sağlamış olan Türkiye, Afrika kıtasına her zaman hürmet nazarıyla bakmıştır” dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son bin yıl içinde Büyük Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti gibi iki büyük devlete sahip olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:“Selçuklu Devleti, Asya kıtası üzerinde geniş bir coğrafyaya hükmetmişti. Osmanlı Devleti ise Asya, Avrupa ve Afrika olmak üzere 3 kıtada hüküm sürmüştü. Atalarımız, selefimiz olan iki büyük devlet de ne bölgelerindeki ülkelere ne de Afrika’ya asla asla ırkçı, köleleştirici ya da sömürgeci nazarla bakmadı. Biz, Afrika halklarını her zaman gönüldaşlarımız, kader arkadaşlarımız olarak gördük. Dinlerimiz, değerlerimiz, etnik kökenlerimiz ve harici görünümlerimiz farklı da olsa biz kendimizi Afrika ile aynı geminin yolcuları olarak hissettik. Afrika kıtasının kadim medeniyetine her zaman takdirle baktık. Afrika’nın yaşadığı acılara politik, stratejik, çıkar odaklı bakanlardan olmadık, her zaman insani, vicdani nazarla yaklaştık. Aynı şekilde Afrika’nın sevincini, başarılarını da hep kendi sevincimiz, başarımız olarak gördük ve bununla da iftihar ettik.Tıpkı Selçuklu ve Osmanlı devletleri gibi 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti de Afrika’ya hep bu nazarla bakmıştır. Afrika ülkelerinin bağımsız, özgür, barış ve emniyet içinde olabilmeleri, kendi istikametlerini tayin hakkına sahip olabilmeleri Türkiye’nin dış politikasının merkezinde yer almıştır.”Afrika Açılım PolitikasıCumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlık görevinde bulunduğu 2002-2014 yılları arasında Afrika ile ilişkilere büyük önem atfettiklerini, kıta ile ilişkileri yoğunlaştırmanın gayreti içinde olduklarını anlatarak, 2005 yılını Türkiye’de “Afrika Yılı” ilan ettiklerinde yürütülen politikayı “Afrika açılım politikası” olarak tanımladıklarını söyledi. 2009 yılında Türkiye’nin kıtada 12, Afrika ülkelerinin ise Ankara’da 10 büyükelçiliği bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, bugün itibariyle Türkiye’nin Afrika’da 39 büyükelçilik ve 4 başkonsoloslukla temsil edildiğini, Afrika ülkelerinin Ankara’daki diplomatik temsilcilik sayısının da 32’ye yükseldiğini söyledi.Kalkınma ortaklığından siyasi diyalog mekanizmalarına, eğitim kültür faaliyetlerinden ekonomik işbirliğine, ticaret hacminden yatırımlara, müteahhitlik hizmetlerinden ulaştırma alt yapılarına kadar Türkiye ve Afrika ülkelerinin birlikte büyük ilerlemeler sağladığını ifade eden Erdoğan, “Karşılıklı olarak ‘açılım sürecini’ tamamlamış olduk. Artık eşit ortaklığa dayalı yeni ve daha ileri bir aşamaya geçmemizin gerekli olduğunu gördük. Şimdi ortaklığımızın sağlam temeller üzerinde ilerletilme zamanıdır. Bu anlayışla bugün zirvede kabul edeceğimiz bildiri ve uygulama planının bu ortaklığın köşe taşlarını temsil edeceğine, gelecek dönemdeki hedeflerimize yön vereceğine inanıyorum” diye konuştu.Erdoğan, Türkiye’nin, Afrika ülkeleriyle tarım, enerji, sağlık, eğitim, küçük ve ortak ölçekli işletmeler, istihdam, yatırımların teşviki, enerji ve ulaşım gibi konularda dayanışma ve daha derin, verimli işbirliğine hazır olduğunu belirterek, “Kalkınma ve bütünleşme yolunda yeni bir ortaklık modeli hedefinde birlikte ve kararlılıkla yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Afrika’da çok yönlü, çok boyutlu bir politika izlediğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:“Sahra altı Afrika ülkeleriyle ticaret hacmimiz son 10 yılda 10 kat artış kaydetti. Afrika’daki yatırımlarımızın toplamı 6 milyar dolara ulaştı. Türk Hava Yolları, bugün itibariyle Afrika kıtasında 40 farklı şehre tarifeli sefer yapıyor. Bu seferlerin ve sürekli genişleyen uçuş ağının da katkısıyla her yıl Türkiye ve Afrika arasında turizm, kültür, iş ve ticaret amacıyla karşılıklı olarak seyahat edenlerin sayısı yılda 200 bini aşan rakamlara ulaştı. Bu sayının her geçen gün artmakta olduğunu belirtmekte fayda görüyorum. 1991-2013 döneminde Afrika ülkelerine lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde toplam 3 bin 254 burs kontenjanı açtık. Son 2 yılda ise Afrikalı genç kardeşlerimize Türkiye’deki üniversitelerde binin üzerinde yeni burs tahsis ettik, bu sayıyı daha da artıracağız. Zira bu gençlerin Türkiye’de alacakları kaliteli eğitim ve edinecekleri yüksek becerileri buralara geri dönüp, ülkelerinin ve içinden çıktıkları toplumların hizmetine sunacaklarına güveniyoruz.  Sağlık sektörünün Afrika ülkeleriyle işbirliğimizde önemli bir alan olarak belirgin hale geldiğini görüyoruz, bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Sudan’da açılan 150 yataklı hastanenin, Somali’de de 200 yataklı tam teşekküllü bir hastanenin açılışına hazırlanıyoruz. Kendi kendine yetebilir şekilde Türk ve yerel sağlık personeli tarafından ortak işletilen ve sunduğu sağlık hizmetleri bakımından örnek uygulamalar arasına giren benzeri projeleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz.”Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ebola salgını nedeniyle zor bir dönemin yaşanmakta olduğu bugünlerde sağlık alanındaki işbirliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüklerini belirterek, “Bu vesileyle Türkiye’nin Ebola salgını ile mücadele için Afrikalı dostlarımıza şimdiye kadar yaptıklarımıza ek olarak 5 milyon dolarlık ilave bir kaynak ayırdığını açıklamak istiyorum” diye konuştu. Erdoğan, bu konuda yuvarlak masa toplantısı sırasında zirve katılımcılarına daha ayrıntılı bilgi sunacağını söyledi.Türkiye’nin somut işbirliği teklifi olarak 5 yıl içinde bin uzmanın Türkiye’ye meslek öğretmek için 3 ve 6 aylık periyotlarla götürülebileceğini ve 5 yıl içinde 10 ülkede birer model olmak üzere tarım-hayvancılık projesi geliştirebileceklerini belirten Erdoğan, bu konudaki ileri derecede bulunan deneyimlerini paylaşabileceklerini söyledi.'Afrika'nın artık küresel alandaki ağırlığı giderek artıyor'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika'nın artık küresel alandaki ağırlığı giderek artan, siyasi ve ekonomik bir kıta olarak geleceği gördüğünü söyledi.Dünyanın yüz ölçümü bakımından en büyük ikinci kıtası Afrika'nın, gelecek yıllarda zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesiyle uluslararası sistem içerisinde giderek daha etkin rol oynayacağını dile getiren Erdoğan, Afrika'da ekonomik ve sosyal kalkınma, çatışmaların önlenmesi, demokrasi, insan hakları ile sorunların barışçıl çözümü alanlarında önemli başarılar kaydedildiğine dikkati çekti.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kazanımların korunarak daha ileri noktalara ulaştırılmasını önemsediklerini ifade ederek, Afrika Birliği'nin ve bölgesel örgütlerin, belirlenen ortak hedefler doğrultusunda, siyasal ve ekonomik bütünleşmesinin sağlanmasında, öncü rol oynamaya devam edeceklerine olan inancını dile getirdi.Afrika Birliği'nin, temsil gücünün ötesinde, siyasi ağırlığının günden güne artmasını ve üye ülkelerde ortaya çıkan sorunların çözümünde oynadığı etkin rolü not ettiklerini ve memnuniyetle karşıladıklarını belirten Erdoğan, 'Afrika Birliği bütçesine son 5 yıldır yapmakta olduğumuz nakdi bütçe katkısını önümüzdeki yıllarda da devam ettireceğimizi belirtmek isterim' dedi.Çeşitli tehlikeli yapılanmalarTerörizm, organize suçlar ve uyuşturucuyla mücadelenin yanı sıra, yoksulluk, eğitimsizlik ve salgın hastalıklara karşı yürütülen çalışmalarda, Afrika ülkeleriyle sonuç odaklı ve projelere dayalı güçlü bir işbirliğine hazır olduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti.'Burada bir hususa da özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim: Bazı Afrika ülkeleriyle Türkiye arasına, sivil toplum örgütü ya da eğitim gönüllüsü maskesiyle çeşitli tehlikeli yapılanmaların nüfuz etmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bunu da dikkatle izliyoruz. Faaliyet gösterdikleri hemen her ülkede gizli yapılanma içine giren ve ajanlık faaliyetleri artık daha da somutlaşan bu örgütlere karşı devlet ve hükümet başkanı dostlarımızın daha hassas olacaklarını umuyoruz. Eğitim ve insani yardım görüntüsü altında, Türkiye dahil olmak üzere faaliyet gösterdikleri her ülkede ciddi tehdit teşkil eden bu örgüt veya örgütlere karşı her türlü bilgi paylaşımına ve ortak mücadeleye hazır olduğumuzu da burada özellikle vurgulamak isterim.'Bu ikinci zirvenin Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında yeni bir dönüm noktası teşkil edeceğini, üçüncü zirve için 'İstanbul 2019'un hazır olduğunu, burada ev sahipliği yapmak için sabırsızlandıklarını belirten Erdoğan, zirvenin başarılı geçmesi temennisinde bulundu.  Aile fotoğrafıZirve, liderler oturumunun ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer devlet ve hükümet başkanları 2. Türkiye - Afrika Ortaklık Zirvesi aile fotoğrafını çektirdi. Erdoğan, fotoğraf çekiminin ardından 'Türkiye - Afrika Ortaklığı' konulu fotoğraf sergisini gezdi. Erdoğan'ın sergi alanına Nijer Devlet Başkanı Mahamadou Issoufou ile el ele tutuşarak gitmesi dikkati çekti. Serginin ardından Erdoğan ve Issoufou, bir süre baş başa görüştü.  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirvenin açılışı oturumundaki konuşmasını eşi Emine Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da izledi.AA
Reklam
7 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i yerli 7 film vizyona girecek.'Kumun Tadı'Melisa Önel'in yönettiği ve Mira Furlan, Timuçin Esen, Ahmet Rıfat Şungar ile Mustafa Uzunyılmaz'ın oynadığı 'Kumun Tadı' izleyici ile buluşacak.Dünya prömiyeri 64. Berlin Film Festivali'nin 'Forum' bölümünde yapılan film, kamyon şoförü Hamit'in yaşadıklarını konu alıyor.'Asfalt Çiçekleri'Yapımcılığını ve yönetmenliğini Kamil Koç'un yaptığı 'Asfalt Çiçekleri', haftanın bir başka dram türündeki filmi.Hilmi Korkmaz, Sema Şahingöz, Sinem İslamoğlu ile Semir Aslanyürek'in oynadığı film, genç bir ressamın arayış hikayesini anlatıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen filmin çekimleri, İstanbul, İzmit, Osmancık, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, İzmir, Selçuk ve Konya'da yapıldı.'Ümmü Sıbyan: Zifir'Efe Hızır'ın yönettiği 'Ümmü Sıbyan: Zifir' filminin oyuncu kadrosunda Melisa Akman, Berkan Bulut, Rabia Kaya ile Mustafa Kırantepe gibi isimler yer alıyor.Korku türündeki film, lise son sınıfta okuyan bir grup arkadaşın mezun olmadan önce son bir çılgınlık yapmaya karar vererek, gece okula gizlice girip ruh çağırma seansı yapmaları sonucu yaşanan olayları beyaz perdeye aktarıyor.'Karışık Kaset'Sarp Apak, Özge Özpirinçci, Bülent Emin Yarar, Ulaşcan Kutlu, Aslıhan Kapanşahin, Burak Sarımola, Atilla Taş, Öznur Serçeller ile Sevinç Erbulak'ın oynadığı 'Karışık Kaset' adlı filmin yönetmenliğini Tunç Şahin yaptı.Filmde Ulaş karakterini canlandıran Sarp Apak ile İrem karakterine hayat veren Özge Özpirinçci'nin 20 yıl önce başlayıp, günümüze dek gelen aşk serüveni anlatılıyor.'Karışık Kaset', Uygar Şirin'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlandı.'Seni Seviyorum Adamım'Biray Dalkıran'ın yönettiği ve Barış Kılıç, Gizem Karaca, Asuman Dabak, Yıldız Kültür, Ayşen Gruda, Aslı Omağ ile Murat Serezli'nin oynadığı 'Seni Seviyorum Adamım' izleyici ile buluşacak.Film, mesleğine küserek KKTC'de sahil kasabasına yerleşen, eskiden oldukça başarılı bir müzik yapımcısı olan Ömer ile hayatının son günlerini yaşadığını öğrenen genç ve yetenekli genç kız Ezel'in hikayesini konu alıyor.'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1'Dünyada ilgiyle izlenen 'Açlık Oyunları' film serisinin merakla beklenen üçüncü bölümü 'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1', Türkiye'deki sinema severlerle buluşacak.Francis Lawrence'in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Robert Knepper, Julianne Moore ve Elizabeth Banks yer aldı.'Şeflerin Savaşı'Jean Reno, Michael Youn, Raphaelle Agogue ile Julien Boisselier'in oynadığı 'Şeflerin Savaşı' filminin yönetmenliğini Daniel Cohen üstlendi.Komedi türündeki filmde; restorana gelen yeni müdürün, moleküler gastronomide uzmanlaşmış daha genç bir şef getirmek istemesi ve şefin restorana bir yıldızını kaybettirmeye çalışması anlatılıyor.AA
Fenerbahçe'den Şenol Güneş'e Sert Tepki
Fenerbahçe Kulübü, Şenol Güneş'in yaptığı Volkan Demirel'le ilgili açıklamalara sert tepki gösterdi.Resmi siteden yapılan açıklama şöyle;'Dün bir televizyon kanalında konuşan ve bugün yazılı basında da yer alan, Teknik Direktör Şenol Güneş’in, milli takımın kalecisi ve kaptanımız ile ilgili açıklamaları tarafımızdan dikkatle takip edilmiştir.Daha önce Galatasaray, Beşiktaş ve Gençlerbirliği maçlarımızdan önce olduğu gibi, Fenerbahçe’yle oynayacak olan takımların, maçın hemen öncesindeki açıklamalarıyla yaptıkları algı yönetimi artık kronik bir hal almıştır.Milli Takımda bir dönem teknik direktörlük yapmış bir isme, kaptanımızla ilgili hedef göstermeye yönelik yaptığı açıklamalar yakışmamaktadır.Şenol Güneş’e tavsiyemiz, bir açıklama yapma zorunluluğu hissediyorsa, kendi oyuncularıyla ve takımıyla ilgili demeçler vermesidir.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ'Milliyet
Breaking Bad Hasretinizi Bastıracak %100 Saf ve Mavi 10 Soundtrack
2008 yılında sessiz sedasız yayın hayatına giren ve biterken de kitleleri ağlatan, sadece senaryosuyla değil bittiği için bile kahreden efsanevi dizi Breaking Bad’i çok özlüyoruz. “F*ck you Bogdan and your eyebrows” diyerek isyanını başlatan ve daha sonra “Say my name!” özgüveniyle karanlık yüzün, zehirli zihni Walter White’ı izlemek muhteşem bir histi! Daha fazla duygusallaşmaya gerek yok, Mr White ve Jesse sizi özledik. Utanmasak Skylar seni de özledik diyeceğiz. Neyse, bizi o heyecan dolu, merak dolu günlere geri götürecek, bir nebze olsun özlemimizi, hasretimizi dindirecek Breaking Bad şarkıları huzurlarınızda;
Reklam
Sokak Röportajları : Sevgilinizle Yapmayı En Çok Sevdiğiniz Şey Nedir?
El ele sokaklarda aylak aylak yürüyenlerden mi, evde yayılıp dizilerden dizi beğenenlerden mi, yoksa “ne sevgilisi abi, bulduğumuzda ne yapacağımızı düşünürüz” diyenlerden misiniz? SokakRoportajlari.com iftiharla sunar; “Sevgilinizle yapmayı en çok sevdiğiniz şey nedir?”
19 Yıllık Petrolümüz Kaldı
Türkiye'nin 46,3 milyon ton ham petrol, 6,3 milyar metreküp doğalgaz rezervi kaldı.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri hız kesmeden sürüyor.Yılın 8 ayında, ruhsat sahalarında 3 bin 61 kilometresi denizlerde, 262 kilometresi karalarda olmak üzere toplam 3 bin 323 kilometre iki boyutlu sismik arama, 8 bin 933 kilometrekaresi denizlerde ve 593 kilometresi karalarda olmak üzere toplam 9 bin 526 kilometrekare üç boyutlu sismik arama çalışması gerçekleştirildi.Bu dönemde petrol ve doğalgaz bulmak amacıyla, 65 arama ve tespit kuyusu, 62 üretim kuyusu olmak üzere toplam 127 kuyu açıldı. Açılan bu kuyularda 249 bin metraja ulaşıldı.Arama faaliyetleri kapsamında 1934'ten bu yana 2 bin 726 arama ve tespit, bin 840 üretim kuyusu olmak üzere toplam 4 bin 566 kuyu açıldı ve toplam 8 bin 497 kilometre sondaj yapıldı. Açılan kuyuların yüzde 70’i Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, yüzde 22’si Trakya Bölgesi'nde, yüzde 8’i ise diğer bölgelerde yer alıyor.Bu çalışmalar sonucu 130 ham petrol sahası, 56 doğalgaz sahası keşfedildi. Bu sahalarda halen bin 309 kuyudan ham petrol, 235 kuyudan ise doğalgaz üretimi yapılıyor.Bu yılın 8 aylık dönemde 1,6 milyon ton ham petrol, 343 milyon metreküp doğalgaz üretimi yapıldı. Ortalama günlük ham petrol üretimi 46 bin 536 varil, doğalgaz üretimi ise günlük 1,41 milyon metreküp olarak gerçekleşti.Türkiye'de 1934'ten bu yılın ağustos ayı sonuna kadar toplam 144,3 milyon ton ham petrol ve 13,9 milyar metreküp doğalgaz üretimi yapıldı.Ağustos sonu itibarıyla Türkiye'nin 46,3 milyon ton ham petrol, 6,3 milyar metreküp doğalgaz rezervi kaldı.Yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bu yılki aylık ortalama üretim seviyeleri ile Türkiye'de 19,3 yıllık ham petrol rezervi, 12,2 yıllık doğalgaz rezervi kaldı.Türkiye, yılın 8 ayında 1,6 milyon tonluk ham petrol üretimine karşılık, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 10,8 milyon ton da ithalat gerçekleştirdi. Ham petrol üretimi, ithalatın yaklaşık yüzde 13'üne karşılık geldi.Aynı dönemde 343 milyon metreküp doğalgaz üretimine karşılık 32 milyar 256 milyon 700 bin metreküp doğalgaz ithal edildi. Doğalgaz üretimi ise ithalatın yaklaşık yüzde 1'inde kaldı.Türkiye'de 29 yerli, 17 yabancı olmak üzere toplam 46 petrol şirketi, 189 arama, 89 işletme ruhsatında ham petrol ve doğalgaz arama faaliyetinde bulunuyor.AA
Ermenek'te Ölen Madenci: 'Maden Çok Tehlikeli, Cenazemi 15 Güne Getirirsiniz'
Karaman’ın Ermenek İlçesi’nde meydana gelen maden faciasında cansız bedenlerine ulaşılan ve geçen çarşamba günü defnedilen Uğur İlhan, Mehmet Tokat ve Tezcan Gökçe’nin birbirlerine sarılmış halde bulundukları ortaya çıktı. Üç arkadaşın iş hayatı dışında da sürekli birbirleriyle görüştükleri öğrenilendi. Kömür ocağında ise geriye kalan 8 işçinin kurtarılması için çalışmalar sürüyor.Ermenek İlçesi Pamuklu Köyü Cenne Mevkii’nde Has Şekerler Madencilik şirketine ait linyit kömür ocağından 28 Ekim Salı günü saat 12.15′de işçilerin öğle molası sırasında eski kullanılmayan kömür ocağınde biriken suyun basması sonucu 18 işçi mahsur kaldı. İşçilerden 2′sinin 6 Kasım günü 2′nci Başyukarı’da, 2′sinin 17 Kasım, 6′sının da 18 Kasım günü 4′üncü başyukarı da cansız bedenleri bulundu.18 Kasım günü 4′üncü Başyukarı’da cansız bedenleri bulunan işçilerden Uğur İlhan, Mehmet Tokat ve Tezcan Gökçe’nin birbirlerine sarılı halde bulunduğu ortaya çıktı.BİRBİRLERİNE SARILMIŞLARMaden faciasında oğlu Uğur İlhan’ı ve damadı Mehmet Tokat’ı kaybeden acılı baba Hasan İlhan, şunları söyledi: “Oğlum Uğur, damadım Mehmet ve arkadaşı Tezcan 1,5 yıldır beraber çalışıyorlardı. Sürekli aynı madende görev yapıyorlardı. İşe giderken gelirken ve dışarıda hep beraber geziyorlardı. Diğer arkadaşları da vardı, ama üçü can ciğer yakın arkadaşlardı. Madende meydana gelen olayın ardından yapılan kurtarma çalışmaları sonra üçü de kucak kucağa birbirlerine sarılmış olarak bulunmuşlar. Çıkaran arkadaşa neden bana bu çocuklarımızın üçünü de bir arada bulduğunuzu söylemedin diye sitem ettim. Oğlumu, damadımı ve Tezcan’ı defnettikten sonra olayın şokunu yaşadım.”YEMEK ÇANTASI ISLANMAMIŞHasan İlhan, oğlunun yemek çantasının ise su baskınında ıslanmadığını dikkat çekerek, “Oğlumun çıkaran arkadaşlarının anlattığına göre, oğlumun evden yemek için götürdüğü azık çantası astığı duvarda kuru bir şekilde bulunmuş. Hiç ıslanmamış” dedi.CENAZELER KÖMÜR GİBİ SİMSİYAHMadende cenazelerin kömür gibi simsiyah bir şekilde bulunduğunu da ifade eden Hasan İlhan, şöyle konuştu: “Maden nasıl simsiyah ise çocuklarımız da aynı o şekli almış. Ama elimizden bir şey gelmiyor. Evet bir ekmek uğruna gitti bunlar. Benim nasıl çocuklarım orada simsiyah olduysa bunların olmasına neden olanlar da dünya yüzünde simsiyah olsunlar” diye konuştu.ÖLECEĞİ OĞLUMUN İÇİNE DOĞMUŞMaden faciasında oğlunu kaybeden anne Fatma İlhan da, “Benim oğlum olaydan 2 gün önce ablasına ‘Ocak çok tehlikeli. Benim ölümü 15 güne varmadan ocaktan getireceksiniz ‘demiş. Ablası da gitmemesi için uyarmış ama gitmesem işten çıkarıp kırmızı kalem çekerek işten çıkarırlar, sigortam biter, hem de çektiği kredisini ödeyebilmek için gitmek zorunda olduğunu söylemiş. 2 gün sürmedi ve kardeşim öldü diye o da ağlıyor şimdi. Demek ki çocuğumun içine doğmuş. Hep ben senden evvel ölürüm derdi yavrum. Demek ki çocuğumun içine sığmış ölüm. Bu saatten sonra bana dünyalar kadar para verseler gözüme gözükmez. Yeter ki benim yavrumu versinler. Yavrum o kredi için kendini ocaklara verdi ve kurban gitti. O kredi olmasa benim çocuğum aç açıkta değildi. Hatta motosikletinin anahtarının bir tanesini yeğenine teslim etmiş. ‘ben öleceğim. Dedenle yengenin bir işi düşerse motoru götürüp getirirsin. Motora sahip ol’ demiş. O kadar tehlike olmasaydı hiç öleceğim der miydi” diye konuştu. DHA - Zete
Reklam
Türkiye'de 10 Yılda 2,5 Milyon Futbol Sahası Büyüklüğünde Tarım Arazisi Yok Oldu
Türkiye’de son 10 yılda, 2 milyon 573 bin futbol sahasına denk gelen 27 milyon 825 bin 64 dekar tarım arazisinin, imara, inşaata kurban gittiği ortaya çıktı.Antalya Ticaret Borsası (ATB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yola çıkarak, Türkiye’nin 2004-2013 yılları arasında kaybettiği tarım arazisi miktarını ortaya koyan bir çalışma yaptı. TÜİK verilerinden derlenen rakamlara göre Türkiye’de son 10 yılda toplam 27 milyon 825 bin 64 dekar tarım arazisinin kaybedildiğini belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “2004 yılında 265.9 milyon dekar olan tarım arazisi varlığı, 2013 sonu itibariyle 238.1 milyon dekara düşmüş. Aradaki fark 27.8 milyon dekar. Türkiye son 10 yılda tarım topraklarının yüzde 10.46′sını kaybetmiş durumda” dedi.Bu rakamlara göre Türkiye’nin yıllık kaybının 2.7 milyon dekar, günlük kaybının ise 7.623 dekar olduğuna işaret eden Ali Çandır, “Bunun anlamı, günlük 705 futbol sahası kadar tarım toprağımız, tarım dışı faaliyetlere kurban edilmiş. Yani 10 yılda 2 milyon 573 bin futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi yok oldu” dedi.EN ÇOK KAYIP, TAHIL AMBARI KONYA’DAAraştırmada 81 ilden 62′sinde tarım topraklarında azalma yaşandığı, 19′unda ise artış olduğu belirlendi. 62 ilde yaşanan kayıp 29 milyon 555 bin 704 dekarken, 19 ildeki 1 milyon 730 bin 640 dekarlık artış nedeniyle toplamdaki Türkiye toplam kaybı 27.8 milyon dekar olarak gösterildi. En çok kayıp ise Türkiye’nin tahıl ambarı olarak nitelendirilen Konya’da gerçekleşti. Konya, tarım topraklarının yüzde 27.35′ini, yani 7 milyon 161 bin dekarını kaybetti. İkinci sırada Yozgat yüzde 24.91′ini, yani 1 milyon 991 bin dekarını kaybetti. Üçüncü sırada ise Diyarbakır yüzde 24.66′sını, yani 1 milyon 968 bin dekar tarım toprağı yok oldu.EN ÇOK KAYIP YAŞANAN İLLERTarım topraklarını inşaata, imara kurban veren iller sıralamasında ilk 10 sıradaki iller Konya, Yozgat ve Diyarbakır’ın ardından şöyle: “Kars yüzde 37.55, 1 milyon 272 bin dekar. Adana yüzde 20.22, 1 milyon 204 bin dekar. Afyonkarahisar yüzde 18.90, 1 milyon 97 bin dekar. Kahramanmaraş yüzde 18.51, 816 bin dekar. Malatya yüzde 21.30, 772 bin dekar. Edirne yüzde 20.71, 762 dekar. Tekirdağ yüzde 16.93, 654.000 dekar.”Kaybedilen tarım arazisi miktarı 600.000 ila 100 dekar arasında değişen iller ise Samsun, Mardin, Ankara, Kayseri, Çorum, Kırşehir, Bursa, Adıyaman, Osmaniye, Kütahya, Erzincan, Kırklareli, Muş, Elazığ, Hatay, Gümüşhane, Balıkesir, Antalya, Ordu, Aksaray, İzmir, Zonguldak, Sinop, Aydın, Erzurum, Kocaeli, Bitlis, Kastamonu, Düzce, Muğla, Sakarya, Bilecik, Karabük, Gaziantep, İstanbul, Hakkari ve Bolu.ARTAN İLLER62 ildeki büyük kayba karşın 19 ilde ise tarım arazisi alanı arttı. Bu illerin başında 264.000 dekarla Van geliyor. İkinci sırada Isparta tarım arazilerini 243.000 dekar artırırken, sırayla Şanlıurfa 231.000, Manisa 183.000, Ardahan 147.000, Bayburt 123.000, Kırıkkale 108.000, Eskişehir 96.000, Çankırı 64.000, Ağrı 52.000 dekar artırdı.NEDEN KAYBEDİYORUZ?Ali Çandır, ATB’nin çalışmasına ilişkin tarım topraklarının kaybedilmesi nedenlerini ise şöyle sıraladı:“Tarım topraklarının insanların şahsi menfaatleri nedeniyle imara açılması. Plansız ve çarpık kentleşme. Yanlış tarım politikaları ve yasal düzenlemeler. Toprakların miras yasası nedeniyle küçülmesiyle tarımın rantabl olmayışı ve bu nedenle tarım topraklarının farklı sektörlere kayması. Turizm nedeniyle yapılan gereksiz büyüklükteki konaklama alanları. Toplum olarak aşırı lüks tüketim alışkanlığı.”KORUMAK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDünyada sorunların temelini gıda ve suya ulaşımın oluşturacağına dikkat çeken Çandır, “Tarım topraklarımızı korumak hepimizin boynunun borcudur. Topraklarımız olmadan beslenme politikalarını oluşturamayacağımız gibi, toplumumuzun besin ihtiyacının karşılanmasını da tehlikeye atmış oluyoruz. Bu durum günümüzde kendini sadece fiyatlar düzeyinde belli ediyorken, durumun böyle devam etmesi halinde gelecek kuşakları büyük tehlikeyle baş başa bırakmış olacağız. Ayrıca tarımın stratejik önemi, çevremizde yaşanan olaylar nedeniyle her geçen gün daha fazla insan tarafından görülmekte ve anlaşılmaktadır. Günümüzde bazı ülkeler tarım ve gıda ürünlerini cephane olarak görmekte ve hatta kullanmaktadır. İleride açlık, kıtlık gibi terimlerle karşılaşmak ve kötü durumlara düşmek istemiyorsak şimdiden önlemlerimizi almalıyız” diye konuştu.SON KURBAN KONYAALTI’NDATürkiye’nin meyve, sebze, zeytin, narenciye, endüstri bitkileri, üzüm, incir gibi katma değeri yüksek, kıymetli ve gerçekten ihraç edilen ürünlerinin Marmara, Trakya, Akdeniz, Ege ve bir miktar Güneydoğu’da yetiştiğini belirten Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Vahap Tuncer ise şunları söyledi:”Bunların toplam alanı da Türkiye’deki tarım arazilerinin yüzde 11′i. Türkiye tarımsal katma değerinin yüzde 70′i bu alanlarda yetişiyor. Ancak bu alanlar çok ciddi imar, sanayi ve turizm baskısı altında. Türkiye tarımda geleceğini kurtarmak ve bu anlamda söz sahibi olmak istiyorsa bu bölgelere yapılacak sanayi ve enerji yatırımlarını başka bölgelere kaydırmak, turizm tesislerini deniz- kum- güneş ötesinde çeşitlendirerek başka alanlara kaydırmak zorundadır. Bu bölgelerdeki nüfusu hızla artan kentlerde yerleşim alanlarını birinci sınıf tarım arazileri ve meyve bahçeleri üzerinde değil, marjinal tarım arazileri üzerinde değerlendirmelidir. Bu çerçevede Batı Çevre Yolu’nun açılması Konyaaltı’nda birinci sınıf 1600 dekar meyve bahçesinin elden çıkmasına yol açmıştır. Burada yapılan planlama, komşu mahallelerde de planlama baskısı ve talebini artırmıştır. Daha plan hayata geçirilmeden Bahtılı, Çakırlar, Doyran ve Karatepe bölgesindeki çiftçilerden de imar talebi gelmeye başladı. Halkta yaratılan ‘şehirli olacağız, şapkayı atıp kravat takacağız’ algısının onların kurtuluşu olmadığı anlatılmalıdır.” DHA - Zete
Reklam
Atıyla Çıktığı Gezinti Tam Bir Kabusa Dönen Kadının Hikayesinden 14 Bağlılık ve Mücadele Dolu Fotoğraf
Melbourne'de yaşayan Nicole Graham boş zamanlarını değerlendirmek için atıyla birlikte geniş arazilerde dolaşıyordu. Küçük kızına da ata binmeyi öğreten anne, bu şekilde hem teknolojiden biraz olsun uzaklaşabileceklerini, hem de kızına doğayı ve hayvanları sevmeyi öğretebileceğini umuyordu. İşte böyle bir günde, işler Nicole'un planladığı gibi gitmedi ve kızıyla birlikte çıktığı at gezintisi tam bir kabusa döndü. 18 yaşındaki atı Astro ile birlikte çamura saplanan talihsiz anne, arkalarından gelen kızını uyarma şansına da sahip olamadı. Böylece anne-kız ve atları çamura saplanmış oldu. Neyse ki Nicole kendini çamurdan kurtarmayı başarabildi ve hemen kızını da çamurdan çıkarmaya çalıştı. Büyük çabalar harcayan anne, kızını ve onun atını da çamurdan çıkarabilmeyi başardı. Fakat bir sorun vardı: Nicole'un atı Astro hala çamurun içerisindeydi ve hayvan can çekişiyordu. İşte herkesin yüreklerini burkan o anlardan birkaç görüntü;
Twitter'da Direkt Mesaj ile Tweet Paylaşma Dönemi
Twitter, yaptığı son güncelleme ile twitter kullanıcılarının artık özel bir tweeti takipçileri ile direkt mesaj olarak paylaşabilmelerine olanak sağladı.Sadece mobil uygulama üzerinden değil, aynı zamanda web ortamında ve tweetdeck uygulamalarında da bir tweeti direkt mesaj ile paylaşmak mümkün. Masaüstü ve Tweet Deck üzerinde paylaşmak istediğiniz bir tweet üzerine gelip “daha fazla” ikonuna ardından da “direkt mesaj ile paylaş” ibaresine tıklamanız yeterli. Mobil platformlarda ise -ios ve android- paylaşmak istediğiniz tweet üzerine uzun süre basılı tutarak, çıkan ekrandan “direkt mesaj ile paylaş” ibaresini tıklamanız yeterli, daha sonra mesaj göndermek istediğiniz kullanıcıyı seçerek tweeti direkt mesaj ile takipçiniz ile paylaşabilirsiniz.Yolladığınız mesajı alan kullanıcı twitter tarafından bir bildirim alacak ve gönderiniz doğrudan mesaj penceresinde görüntülenecek.Bu özellik twitter kullanıcılarının çok aradığı bir özellik mi tartışılır, ancak bu özelliğin geliştirilme amacının dışında, kullanıcıların yaratıcılarını kullanarak bu özelliği tamamen farklı amaçlar için kullanmalarıda olası.Twitter geçen kıştan bu yana direkt mesaj konusu üzerine eğilmiş, linkler, fotoğraflar paylaşmaya da olnaka sağlamıştı. Bu son yeniliğinin de direkt mesaj ile ilgili olması, sosyal medyada özel konuşma ve anonim iletişim trendinin artmasına bağlı olarak, Twitter’ın da anonimlik konusunu yakından takip ettiğini gösteriyor.
Reklam