onedio
Devlet Hastanesi İnşaatında İskele Çöktü, 3 İşçi Yaralandı
Tedavi altına alınan işçilerden Ahmet Töre'nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde yapımı devam eden devlet hastanesi inşaatındaki iskelenin çökmesi sonucu 3 işçi ölümden döndü.Fatih Mahallesi'nde yaptırılan 200 yataklı Çerkezköy Devlet Hastanesi inşaatının iskelesi, beton döküldüğü sırada çöktü.Radikal'de yer alan habere göre, çökmeyle iskeleden düşen işçiler Mustafa Töre , Yunus Öztürk ve Ahmet Töre , sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı.Tedavi altına alınan işçilerden Ahmet Töre'nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.T24
İlk Ay Üssü İnşaat Planı Hazır
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Ay'da inşa edilmesi planlanan ilk koloninin nasıl kurulacağına ait planını sundu. Ay üssünün belkemiği 3D yazıcı robotlar olacak.Ay'da üs kurma planları kuran organizasyonların arasında yer alan ESA, dört astronotla temelleri atılacak ilk koloninin planlarını açıkladı. ESA, Dünya'nın aksine radyasyon, gama ışınları, meteorit çarpmaları ve anormal yüzey sıcaklıklarına karşı atmosfer kalkanı bulunmayan Ay'da 3D yazıcıların öne çıkacağını belirtti.3D Ay üssü, Ariane roketiyle fırlatılacak kapsül ile başlayacak. Kapsül, Ay'a ulaşacak dört astronotun yaşam alanı olacak. Kapsül, Ay'ın sürekli güneş ışını gören güney yarımküresinde, Shackleton kraterine iniş yapacak.İniş modüşü, Shackleton'a ulaşılmasının ardından iglo şeklindeki destek yapısını şişirecek ve iki 3D yazıcı robotu serbest bırakacak. Kepçeleriyle Ay tozunu toplayacak olan robotlar, materyali işleyerek robotik kollarının ucundaki başlıkla inşaat yapacak. 3 ay içinde 3D yazıcıdan çıkan bir örtüyle kaplanan yaşam modülü ve destek yapısı, Ay'ın olumsuz tüm atmosferik etkilerinden korunmuş olacak.Hollanda'da geçtiğimiz hafta düzenlenen ve 350 bilim insanı ve mühendisin katıldığı uzay-havacılık atölyesi düzenleyen ESA, uzay keşfi için her alandan bilim insanının katkı göstereceği ortak çalışmanın öne çıkarılması gerektiği mesajı verdi. Atölyede sunulan modellerde, Ay üssünün inşasında 3D yazıcıların öne çıkacağı ve böylece diğer alternatiflere kıyasla yüzde 80 daha az girdi kullanırak üretim yapılabileceği ifade edildi.Al Jazeera
Bilic'ten Galibiyet Şifreleri
Spor Toto Süper Lig'de İstanbul Başakşehir'i deplasmanda 2-1 yenen Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic maçın ardından açıklamalarda bulundu.Başakşehir karşısında iyi mücadele ettiklerini ifade eden Bilic, ''4. hakem ile maçtan sonra da konuştum, kendisi ile düşüncelerim çok olumlu. Sormak istediklerimi sordum ve bana gayet medeni bir şekilde cevap verdi. Son 20 dakikada agresiftim, agresif olmak zorundaydım. Maçları 11 kişi tamamlayamıyoruz ve oyuncularım buna rağmen çok iyi mücadele ettiler, onları tebrik ediyorum. İlk yarı 0-0 sona erebilirdi, rakibimiz çok organize bir takım bunu biliyorduk. Golü yedikten sonra toparlandık ve hücum oyuncularımızın da oyuna daha fazla ağırlıklarını koymasıyla skora gitmeye başardık. Çok iyi mücadele ediyoruz ve her hafta bunu görüyoruz. Orta alanda biraz daha organize olmamız gerekiyor' dedi.Kırmızı kartları değerlendiren Bilic, 'Bugünkü kırmızı kartların durumu daha öncekilerden daha farklı. İsmail çok üzgün olduğunu söyledi, Franco da o müdahaleyi yapmak zorundaydı. Ben özellikle oynadığımız oyundan konuşmak istiyorum. İlk yarıda rakibe karşı üstüntük ancak oyuncularımız ekstra kalitelerini ortaya koyamadı. İkinci yarıda bambaşka oynadık, Kerim Frei inanılmaz bir pefrormans yaptı, Demba Ba müthiş bir gol attı, Sosa katkı sağladı. Kazanamayabilirdik ama bu şekilde mücadele etmelerinden gurur duyuyorum, kaybetsek de bu şekilde kaybetmeliyiz' ifadelerini kullandı.Sporx
Kılıçdaroğlu: 'İmamları Ziyaret Edin'
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Ankara'da 12 ilin yöneticileri ile buluştu. Kameraların önünde iş kazaları üzerinden hükümeti eleştirdi. Kapılar kapandıktan sonra parti yöneticilerine dikkat çeken mesajlar verdi. Geçen hafta genel merkezde açılan mescidin ardından partililere, 'Gittiğiniz yerlerde imamları ziyaret edin. Ev ziyaretlerine uygun kıyafetlerle gidin' talimatı verdi. Kılıçdaroğlu, parti içi muhalefete, 'Parti yöneticisi şikayet etmeyecek. Edecekse koltuğu bırakacak' diye seslendi.Ankara'da partisinin 12 il yöneticisi ile buluşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündeminde iş kazaları vardı. Tek tek dünya ülkelerinden örnek veren Kılıçdaroğlu, hükümeti eleştirdi. Kılıçdaroğlu, 'Neden Türkiye'de bu kadar iş cinayetleri oluyor? Diyorlar ki, yer altına indiysen ölümü göze alacaksın. Almanya, Amerika, Fransız niye göze almıyor da benim insanım göze alıyor? Başbakan, başbakan koltuğunda değil. Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı koltuğunda değil. Türkiye bir kaosa teslim edilmiş durumda' dedi.'Topuklu ayakkabı' uyarısıKılıçdaroğlu, partisinin bölge toplantısının basına kapalı bölümünde ise içeri dönük mesajlar ve talimatlar verdi. Kılıçdaroğlu, 'Rahmetli Bülent Ecevit'in yaptıklarını yapmak istiyorum. Partinin yeniden ayağa kalkması lazım. Kadınların gençlerin gelmesi lazım. Kadınlar evlere girecek. Ama gittiğiniz yere uygun giyinin. Pursaklara topuklu ayakkabı ile gitmeyin' dedi.'İmamları ziyaret edin'CHP liderinin en çarpıcı talimatı ise 'imamlar' konusundaydı. Kılıçdaroğlu, 'Gittiğiniz heryerde imamları ziyaret edin. Düşman bellemeyin. İletişim kurun, evlerine gidin konuşun. İhtiyaçları var mı yok mu konuşun' diye konuştu.Emine Ülker Tarhan'ın istifası sonrası partide ulusalcıların ayrılacağı ididaları da gündemindeydi. Kılıçdaroğlu parti içi muhalefete de disipline sevk edilen Süheyl Batum üzerinden mesaj gönderdi. Kılıçdaroğlu, 'Parti yöneticisinin şikayet etmeye hakkı yok. Şikayet edecekse o koltuğu bırakacak. Bundan sonra disiplin mekanizması işleyecek. İşlemeye de başladı. Biz AK Parti'lilerden oy istemeye gidiyoruz. Ama siz CHP'lileri kaçırıyorsunuz' şeklinde konuştu.CNN Türk / Ünal Kaya
En Politik Baba Zula
Baba Zula'nın sekizinci albümü “34 Oto Sanayi” geçtiğimiz hafta Türkiye'de satışa çıktı. Önceki albümlerine göre daha vurucu, daha çok sözün olduğu ve daha politik bir albüm olan “34 Oto Sanayi”yi ve albümün ilk olarak tanıtımının yapıldığı Japonya turnesini konuşmak üzere Baba Zula'dan Levent Akman ve Melike Şahin'le bir araya geldik.Albüm “İtaat Etme” şarkısıyla başlıyor. Şarkının sözleri “Zalimliğe, yoksulluğa, içinde nefret olana, gözü dönmüş yobazlığa isyancıyım ben.” Sanırım burada bize bir mesaj veriyorsunuz.Levent Akman: Acaba? Herşey gözüküyor. Anlayan anlar. Bize hep “Baba Zula ne demek?” diye sorarlar. Ben de “Türkçe bilen herkes bunun anlamını bilir” derim. Parçayı dinleyen herkes de bunun anlamını bilecektir. Net ve açık her şey.Albümün devamında da “Gariplere Yardım” şarkısında azınlıkları dile getiriyorsunuz, “Sinek Koca” şarkısında kadınlar var. Kapanış şarkısı “Direniş Destanı” da açılış şarkısı kadar vurucu. Bu yaptığınız en politik albüm galiba...L. A.: Evet, olduğunu söyleyebiliriz. Bundan önce de belli bir duruşumuz vardı tabii. Biz mizahla düşündürmeyi de seviyoruz. Bundan önceki albümlerde de bunu hedefliyorduk. Bu albüm kısa bir albüm oldu. Sekiz şarkı ve süresi de kısa. Toplamda 35 dakikayı geçmeyen bir albüm. 96'dan beri hep böyle kısa bir albüm yapmak istiyorduk. Ama bir türlü parçaları kısaltmaya ve parça atmaya kıyamıyorduk. Bu albüm kısa ama vurucu bir albüm oldu. En çok sözlü parçamızın olduğu albüm oldu. Dolayısıyla söz olduğu için bir sürü şey anlatıyoruz. En politik albüm diyebiliriz yani.Melike Şahin: Hepsinin kendi politikliği var içinde ama son dönemde olup bitenin etkilememesi de imkansız yani. İnsan etkilendiği şeyi yazıyor ona kayıtsız duramazsın.Albümü ilk olarak Japonya'da tanıttınız. Nasıl geçti?L.A.: Japonya güzel geçti. Bizim üçüncü gidişimiz. İlk olarak 2007'de gittik. Fatih Akın'ın “Köprüyü Geçmek” filmi dolayısıyla iki gün kalıp, konser verip dönmüştük. Japonya'dan çok etkilenmiştik. Bu sene en çok şehirde çaldığımız turne oldu. Albüm dünyada ilk orada çıktı. Bunu da Japonlar böyle istedi. “Yeni albüm çıkaracakmışsınız. Biz sizi seviyoruz. Burada bir turne yapın ama albümünüz dünyada ilk burada çıksın” dediler. Türkiye'de albüm bir ay sonra çıktı. Japonya'nın en kuzeyinden güneyine kadar seyahat ettik. Orada göbek dansı çok popüler. Tokyo'da 200 göbek dansı okulu var. Türkiye insanının göbek dansına yaklaşımı orada yok. Burada göbek dansı yapan kadınlara fahişe gözüyle bakılıyor orada hayranlıkla bakılıyor. Halbuki göbek dansı bir sanat. Mısır stili ve Türk stili diye iki ayrı stil bile var. Buna rağmen hak ettiği yeri almamış bir sanat dalı. Japonlar buna hakettiği yeri veriyor. Konserlerden önce iki saat göbek dansı workshop'u oldu. Osaka'da erkekler bile gelip göbek dansı yaptı. Seyirci babında da iyidi. Bütün konserler dolu geçti. “Yeni Türkiye”de sanatı, sanatçıyı ve müziği nasıl görüyorsunuz?M. Ş.: Kendi adımıza konuşacak olursak bizim müzik yaptığımız mekanlar sorunlar içerisinde. Bilhassa alternatif müzik yapan insanların çalabileceği yerler gün geçtikçe kapanıyor. Bir takım ortamlarda bir takım dönüşüm hareketleri var. Mesela İstiklal Caddesi... Yeni Türkiye'de sadece bu değil böyle sosyopolitik bir ortamda duygusal olarak da tıkanıklık yaşadığımız düzlemde zorlu bir durum var. Yeni Türkiye'de rahat ve ferah değiliz. Endişeliyiz, biz de bunu haykırıyoruz ve buna karşı bir duruş içindeyiz.Bu albüm de buna karşı bir haykırış mı? L. A.: Yeni Türkiye bir ilüzyon. Sihirbazlık yapılıyor. Yeni Türkiye diye bir şey yok. Eski Türkiye'nin devamı, hatta daha kötüsü. Olaylara baktığınızda ve geçmiş kuşaklarla konuştuğunuzda aslında olanların 12 Eylül'den daha beter olduğu söyleniyor. Bunu önce kabul etmek gerekiyor. Bizim de bu içinde bulunduğumuz duruma karşı bir çığlık olarak bu albümü çıkardığımızı söyleyebiliriz. İlüzyon bir sihirbazlıktır. Sihirbazlıkta dikkatleri başka yöne çekip yapman gerekeni yaparsın. Türkiye'de olan da bu. Dikkatleri başka yöne çekip bir takım sihirbazlıklar yapılıyor. Biz de bu albümle dikkatleri başka yöne çekilen insanların albümdeki çığlıkla bunun bir ilüzyon olduğunu görmelerini sağlamaya çalışıyoruz.Baba Zula bizden bir önceki kuşakta da vardı. Bizim kuşağımızda da var. Bizden sonraki kuşak için de Baba Zula olacak...L. A.: Yurt dışında da böyle oluyor aslında. Yılda 80-90 konser veriyoruz. Bunun büyük çoğunluğu yurtdışında oluyor. Konseri dinlemeye gelen insanların büyük çoğunluğu da o ülkenin insanları oluyor. Normalde Türkiye'den bir grup yurtdışında konser verdiğinde onu dinlemeye gidenlerin yüzde 80'i, 90'ı Türkler oluyor. Bizde ise tam tersi.Neden böyle sizce?L. A.: Türkiye'deki gruplarda şöyle bir ikilem oluyor: Ya batı formlarında müzik yapmaya yöneliyorlar ya da birebir Türkiye'deki dinleyiciye yöneliyorlar. Türkiye'yi düşünüyorsan mantıklı. Bu gruplarla konuşulduğu zaman onlar da en büyük hedeflerinin yurt dışında konser vermek olduğunu söylüyorlar. Ama bu hedef için iki yol da çıkmaz yol. Bir de biz içinde bulunduğumuz coğrafyanın müziğini çok dinledik ve onlardan etkilendik.Mesela kimlerden etkilendiniz?L. A.: 80 öncesi pop-rock gruplarının büyük etkisi var. Moğollar, Barış Manço, Üç Hürel, Bunalımlar ve adı sayılamayacak birçok sanatçı var. Artı Neşet Ertaş'ı çok severiz. Orhan Gencebay'ı çok severiz... Bir de Türkiye coğrafyası o kadar geniş bir müzik yelpazesine sahip ki... Karadeniz'e gittiğinizde yedilik çalıyor, Trakya'ya gittiğin zaman dokuzluk ritimler var, Güneydoğu'ya gittiğin zaman halaylar, zılgıtlar var... İç Anadolu'ya iniyorsun ikilik, üçlük parçalar var. Doğu'da aşık geleneği var. Bu bitmeyen bir kültürel coğrafya. Bunların hepsinden ister istemez etkileniyorsun. Konserler icabı çok dolaşan bir grup olduğumuz için bu ezgiler kulağına ister istemez çalınıyor. Mardin'den Urfa'ya giderken adam oranın yerel radyosunu açıyor hiç duymadığın bir müzik çıkıyor. Onu duyuyorsun ve o sende kalıyor. “Kostüm çok önemli, bizde sahnede kot giymek yasaktır”Sahne şovu sizin en önemli özelliklerinizden biri. Kostümleriniz, danslarınız...M. Ş.: Kostümsel şeylerde herkesin farklı bir yaklaşımı var. Levent daha dönemsel takılıyor. Murat daha etknlik. Ben de bu ikisini kombine etmeye çalışıyorum. Önemli bir şey ama. Konsere gittiğimizde özenilmiş ve gündelik hayatta kullanılmayan bir şeyin olması gerekiyor. Sahnede bir kişi bir özenle giyindiği zaman seyirci için de hoş bir şey. Salaşlık pek hoş durmuyor bence. Görsel de bir şey yapıyorsun orada. İşitsel bir durum yok ortada. Görselliği de kostümlerle, maskelerle, sahne şovlarıyla sağlıyorsun. Diğer türlü çok statik olurdu. Müziğimiz gereği bunu yapmasak bir tuhaf olurdu.Murat Ertel'in kostümleri çok ilginç. Uzun boyu ve kaftanıyla sahneye bir şaman çıkmış gibi oluyor...L. A.: Öncelikle yaptığın işe saygıdan kaynaklanıyor. Normal yolda yürüdüğün kıyafetle sahneye çıkmak bize ters geliyor. Bir takım insanlar zamanını ayırmak için sana gelmişler ve onlar için bir özen göstermek gerekiyor. Mesela bizde kot giymek yasaktır.Neden?L. A.: Çünkü günlük bir şey. Niye kotla sahneye çıkalım? Baba Zula birçok sanatı birleştirmeye çalışan bir grup. Dansçılarla çalıştık, bizim konserlerde arkada çizim yapan bir arkadaşımız vardı. Tiyatral bir iş yapıyoruz ve tiyatroda da kostüm ve sahne tasarımı çok önemlidir. Albümün ismi neden “34 Oto Sanayi”?L. A.: Bizim stüdyomuz orada. Oto Sanayi İkinci kısımda. O sitenin etrafı gökdelenlerle çevrilmiş durumda. Beş sene öncesinde böyle bir şey yoktu. Beş sene içinde mantar gibi bittiler. Belki de 5-10 sene sonra o site ortada kalmayacak, gökdelenler orayı da işgal edecek. Belki de bunun çoktan planları yapılmıştır. Oto Sanayi de nevi şahsına münhasır bir bölge. Sanayi sitesi mantığıyla yapılmış, içinde aklına gelebilecek her türlü aracı görebileceğin bir yer. Şimdi sanatçılar oraya gelmeye başladı. Bizim sokakta iki tane müzik stüdyosu, iki tane heykeltraş stüdyosu, bir de motosiklet çetesinin iki tane barınma mekanı oldu. Biz bunu hatıra, gelecek nesillere bir bilgi kırıntısı olsun diye koyduk. “Gecekondu” albümünün adını da bu nedenle koymuştuk. 60'lardaki 70'lerdeki gecekondu formu şimdi yok. Şimdiki nesiller, 2000'de doğmuş bir genç 70'lerdeki gecekonduyu bilmiyor, onun formu nasıl, kültürü nasıl, neden inşaa edilmiş bilmiyor. Gecekondu denince benim aklıma 10 metrekare 20 metre kare tek katlı, önünde kavak ağacı olan ve kendi geldiği coğrafyayı o ufacık yapıya sığdırmaya çalışan bir çaba görüyorum. Belki 2050'de albüm birinin eline geçer de bu “Oto Sanayi” neymiş diye bir araştırır.“Belediyeler bizi deli görüyorlar” Muhalif bir duruşunuz var. Zorluk çıkarıyorlar mı?L. A.: Belediyeler bize konser teklifiyle gelmiyor. Ama bu muhaliflikten değil daha çok bizi deli görüyorlar. “Biz çağıracağız bu herifler ne yapar, ne söz söyler, bir slogan atar mı?” gibi şeyler geçiyor kafalarından. Onun için “Aman uzak duralım biz” diyorlar. Bizi yok sayıyorlar. Üniversiteler başka bir durum. Antalya Film Festivali'nde 4-5 sene önce çaldık. Konser sonrası yemek yiyoruz. Sol tayfadan iyi bir abimiz o zamanki Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a “Bunlar iyi arkadaşlar. Baba Zula diye bir grup var. Biraz onlara destek çıksana” demiş. Günay da “Ya abi onlar da çok anarşist” demiş. TRT'de birçok şarkımız yasak. “Pırasa”, “Galiba Hamileyim”, “Özgür Ruh” şarkılarımız TRT'de yasak.12 Eylül devam ediyor yani...L. A.: Tabii canım.YurtRöportaj: Ulaş Gürşat Fotoğraflar: Ceren Büyüktetik
Reklam
Kartal'dan Muhteşem Dönüş
Spor Toto Süper Lig'in 9. hafatasında Beşiktaş İstanbul Başakşehir deplasmanına konuk oldu.Avrupa’da fırtına gibi esen ve hafta içinde Partizan’ı 2-1’lik skorla deviren Beşiktaş, Başakşehir’i 9 kişi kalmasına rağman 2-1 mağlup etti.Kırmızı kartların havada uçuştuğu Kayseri Erciyes ve Fenerbahçe maçlarından eli boş ayrılan Beşiktaş, kötü gidişi noktalamak için konuk ekip Başakşehir karşılaşmasına oldukça istekli başladı.Karşılaşmanın ilk yarısında en tehlikeli atak 30. dakikada Beşiktaş’tan geldi. Sağ kanattan kazanılan köşe vuruşunu Jose Sosa kullandı. Sosa’nın ortasını ön direkte Pedro Franco içeri çıkarttı ve Atiba Hutchinson’dan seken topla altı pas içerisinde buluşan Cenk Tosun’un rövaşatası üst direğe çarpıp oyun alanının dışına çıktı.Mücadelenin ilk yarısı beraberlik ile sona erdi derken sahneye 42. dakikada Alexandu Epureanu çıktı ve attığı golle takımını 1-0 öne geçirdi. Sol kanattan kazanılan köşe vuruşunda topun başına Marcio Mossoro geçti. Mossoro’nun ortasına ön direkte iyi yükselen Alexandu Epureanu’nun muhteşem kafa vuruşu kaleci Cenk Gönen’in sağından ağlarla buluştu ve ilk yarının sonucunu belirledi.Maçın ikinci yarısında Beşiktaş öyle bir başlangıç yaptı ki karşılaşmayı bırakacak gibi gözükmüyordu. Maçın 63. dakikasında Senegalli yıldız Demba Ba Beşiktaş’a beraberliği getiren golü kaydetti. Beşiktaş’ın yıldızı Demba Ba ceza sahası içerisinden topa klas ve bir o kadar sert vuruş yaptı. Top adeta neye uğradığını şaşırdı ve üst direğe çarpıp ağlarla buluştu.Siyah beyazlılar beraberlik sonrası ataklarını sıklaştırdı. Maçın 75. dakikasında Beşiktaş Kerim Frei’ın golüyle 2-1 öne geçti. Kerim Frei’ın pası ile ceza sahası yayının hemen dışında sağ çaprazda topla buluşan Jose Sosa’nın çektiği şut kaleci Volkan Babacan’dan sekti ve kale önüne giden topa kayarak müdahale eden Kerim Frei’ın çektiği şut ağlarla buluştu ve maçın skorunu belirledi.Mücadelenin 76. dakikasındaysa Franco ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü ve takımını 10 kişi bıraktı. 90+5’te İsmail Köybaşı karşılaşmadaki ikinci sarı kartını gördü ve Beşiktaş kalan dakikalarda 9 kişi mücadele etti.Açık Mert Korkusuz
Okmeydanı Yine Karıştı
Okmeydanı'nda yüzleri maskeli gruplar ile polis ekipleri bu akşam karşı karşıya geldi. Polis, molotof kokteyli atan göstericilere gaz bombasıyla müdahale etti.Yüzleri maskeli gruplar saat 18.30 sıralarında Anadolu Kahvesi olarak bilinen noktada toplandı. Yola barikat kurup lastik yakan göstericilerden bazıları çevreye molotof kokteyli atmaya başladı. Atılan molotoflar zaman zaman zırhlı polis araçlarına da isabet etti. Polis, eylemcilere gaz bombası ile karşılık verdi. Polis müdahalesi ile dağılan grupların ara sokaklarda polise yeniden molotof kokteyli ve havai fişek attıkları görüldü.BELEDİYE OTOBÜSÜNÜ YAKMAK İSTEDİLERGerginlik devam ederken, grup caddeden geçen bir belediye otobüsünün önünü kesti. Göstericiler, yolcuları indirdikten sonra aracı ateşe vermek istedi. Ancak polis duruma müdahale edince, eylemciler çevreye molotof kokteyli atarak kaçtı. Belediye otobüsü yanmaktan kurtulurken, atılan molotof kokteylleri olaylara müdahale eden zırhlı bir polis aracına isabet etti. Yanmaya başlayan araç TOMA'dan sıkılan tazyikli suyla söndürüldü.Okmeydanı'ndaki gerginlik zaman zaman devam ediyor. Özgür EREN - DHA
Reklam
Ara Güler: 'İstanbul'da Fotoğraf Değil Istırap Çekiyorlar'
Usta fotoğrafçı Ara Güler’in “Ara’dan 77 Yıl Geçti” kitabı beşinci baskısını yaptı. Usta’ya yayımlanmış 56 kitabını hatırlatınca, “56 kitap yapan adamı döverler be!” diyor. Kitabı vesilesiyle görüştüğümüz Güler’in fotoğrafçılığa ve İstanbul’a dair ezber bozan sözleri var. Bir de Picasso ve Salvador Dali'nin de yer aldığı ilginç hatıraları…Son günlerde Ara Güler adının geçtiği bir dolu etkinlik var, sizin için yapılanlardan hâlâ keyif alıyor musunuz?Alırım ama uzarsa kızarım, hafakanlar basar. Berlin'de retrospektif bir sergi var 240 fotoğrafımın olduğu, renkli siyah beyaz karışık. Günde bin kişi geziyor. Spiegel'de bir yazı çıkmış, hem Leica'da hem sergiden bahsediyor. İsveç'te bir sergi vardı. Bundan sonra Kore'de bir sergi olacak. Koreliler buraya iki kere geldi, fotoğraf seçtiler, benim Kore umurumda değil, 14 saat tayyareye binip gidemem, zaten tayyareye binmekten korkuyorum.Adınıza çıkan 56 kitap var, bunlar şu daha iyidir diye ayrım yapıyor musunuz?56 kitap yapan adamı döverler be! Olur mu 56 kitap ama fotoğrafta olur neden? Her an değişen bir şeyin karşısındasın ve ondan bir şey yakalıyorsun. Bunları yan yana getirdiğin zaman yeni bir dünya oluşturuyorsun, bu oluşturduğun dünya senin dünyan oluyor. Ve sen onu mecburen seviyorsun zaten. Ben aslında bütün kitaplarımı seviyorum. Tabii ki bu daha iyidir dediğim vardır, ama mühim olan o değildir, mühim olan fotoğraf nedir sorusunun cevabıdır.Ara Güler'in gözünden fotoğraf nedir?Fotoğraf bir kere sanat falan değildir. Fotoğraf görülen bir şeyin zapta kayda geçmesidir. Fotoğraf meselesi bir arşiv meselesidir. Arşiv; kaybolmasın, yitmesin, bitmesin, gene bakayım, gene göreyim diye. Onun için fotoğraf bir alettir, makinedir onunla hayatı yakalarsın hayatı yakalamak da arşiv yapmandan çok daha mühimdir. Bir arşiv bir dünyayı getirir. Fotoğraf makinesinin icadı bunun içindir.Biz eski İstanbul'u sizin kadrajınızdan gördük, Ara Güler'in hafızasında kalan İstanbul nasıldı?Benim yaşadığım İstanbul zaten İstanbul değildi. Aslında ben de İstanbul'u görmedim. İstanbul zaten bitmişti. İstanbul Pera'da bitti. Bizanslılar 1917'de Rus İhtilali olduğunda buraya beyaz Ruslar geldi, o Asmalı Mescit kuruldu, orada bohem hayat oldu, herkes oraya daldı, Markiz açıldı falan ama onda bitti hayat. Bugüne baktığında Limon diye sadece pastane kalmıştır. İnsanlar zamanla kendilerini bitiriyorlar, onun için biz İstanbul'un ölüsünü görüyoruz, ölü İstanbul'un üstünde geziyoruz ve neredeyse öyle kokacak. Zaten İstanbul'un kokuları gelmeye başladı pislikten. Benim bildiğim İstanbul, fotoğrafçı Abdullah Biraderler'in zamanındakinden hemen biraz sonrasındır. Gerisi bir şey değildir. Bir de benim dediğim gözle İstanbullu adam yok. İstanbul'da fotoğraf çekmiyorlar ıstırap çekiyorlar. İstanbul ıstırabı çekiyorlar. Çünkü kaçırdıkları İstanbul'u bulamıyorlar.Ucundan yakaladığımız İstanbul'a özlem duyuyor musunuz?Sokağa çıktığım zaman o eski İstanbul'u arıyorum ben ama yok. Nerede bu İstanbul, denize düşmüş. Sevdiğin İstanbul nedir? Salacak'ta bir apartman veya bir bahçe var onun arkasında bir konak var oradan kör kedi çıkar veya ufak bir kedi yavrusu çıkar camdan atlar aşağıya. İnsan neye memleketim der? Çünkü orada camdan gördüğü kıza âşık olmuştur, bütün bu hatıraların yan yana gelişiyle memleket doğar, onun için herkes memleketinde doğduğu yerde ölmek ister. Çünkü hatıraları oradadır yani, orada var olacağını düşünür, ben de şimdi fotoğraf çekmeye giderken o var olmasını istediğim şeyleri arıyorum ve bulamıyorum. Hayatın temposu değişti.Orayı bulduğumda insanlar 21. yüzyılda Roma'yı yaşıyorduSizin meraklarınız arasında arkeoloji de var. Antik kent Afrodisias'ı bir tesadüf sonucu buldunuz değil mi?Afrodisias'a gittiğimde insanlar adeta 21. yüzyılda Roma'yı yaşıyordu. Sonra oraya arkeoloji geldi, bahçe haline soktu, çiçekler dikti, taş yığını yaptı. Yaşayan Afrodisias öldü. Müzeye bağladı, müze zaten ölü demektir. Adnan Menderes'in baraj açılışını çekmeye gitmiştim. Sonra kaybolduk. Yolu bulmaya çalışırken koca koca kayaların içinden geçtik sonra bir ışık gördük meğer kahveymiş, saat on birdi, lüks aydınlatmasında iki üç insan, odun sobası var, pişpirik oynuyorlar. Roma şapitoları, sütunları üzerinde almışlar masa diye kullanıyorlar kahvede. Romalılar bezik oynuyor, düşünsene bundan daha enteresan ne olabilir. O Romalılarla röportaj yaptım. Afrodisias röportajı diye yaptım. O gece orada kaldık. Dedim burada muhakkak bir şey var. Şapitoları falan kahvenin içinde görünce, nasıl bir yer burası diyerek her tarafı gezmeye başladım. Çocuklar arkama takıldı, abi gel burada da taş var, bir bakıyorsun boynuna kadar gömülü heykel toprakta kalmış kafası dışarıda. Evde bir tane sütun üstünde Afrodit'in bir şeyi var. Bir adam, ineğin yanında sigara içiyor. Oturduğu yer bir şapito. Sokakta yürüyorsun kocaman bir lahit, insanlar lahidin içinde çamaşır yıkıyordu, lahidin altını delip arkasına bir leğen koymuşlar oradan şarap yapıyor.Heyecan verici, yaşayan bir Roma kasabası gibi…Bunları çektim. Hayat mecmuasına götürdüm. Hepsi birden, “Gider dağın taşın fotoğrafını çekersin, Türkan Şoray'ın fotoğrafını falan çek de kapak yapalım.” dedi. Türk basınının hali budur. Bugün de böyle. Sebahattin Eyüboğlu'na söyledim, İpsiroğlu'na söyledim, kimse yazmadı yazı. Adam bulamıyoruz, röportaj çıkmıyor. Ben de röportajı dünyanın en büyük mimari mecmuası var, patronu arkadaşımdı, oraya gönderdim. Orada on sayfa çıktı, bizim gazeteler de; “Gavur nasıl yapıyor röportajı.” dedi. Ama altına bakmıyor ki imza Ara Güler diye. Gittim Amerikan servisine Horisen dergisi sana on sayfa ayırdık renklisi varsa gönder, yerin hazır diyor. Rüstem Doyuran vardı müzeler genel müdürü ona gittim, bir sürü fotoğraf var, yazacak adam yok. Dedi ki; “Bir akrabam var Türk ama Amerikalı oldu artık, adı Kenan Erimdir, meşhur arkeolog. Belki yazar.” O da bir üniversitede arkeoloji hocası. Talebelerini aldı, benim dediğim yere getirdi. Orada kocaman şantiye yapıldı misafirler gelip gidiyor.Ben olmasaydım Türk Edebiyatı yüzsüz kalırdıEdebiyatçıların çoğu benim arkadaşımdı, her gece Sabahattin Eyüboğlu grubu vardı. Entelektüel bir hayat vardı. İnsanlar birbirlerinin evine gider edebiyat konuşurlardı. Şimdi futbol maçı konuşuyorlar.Necip Fazıl Kısakürek, dünyada gelmiş geçmiş en büyük şairdir, fakat çok tehlikeli biridir. Orhan Veli Kanık arkadaşımdır, sarhoşken belediyenin açtığı lağım çukuruna düşüp öldü. Orhan Kemal de arkadaşımdı. 6-7 Eylül günü sokakta yürüdüğümüz babası Güney'in İstiklal Mahkemeleri başkanıydı. Atatürk'ten kaçıp gitmiştir. Bedri Rahmi Eyüboğlu da haftanın üç günü birlikte olduğum adamlardan. Fikret Mualla, dünyanın en iyi adamıdır. Sabahattin Eyüboğlu hocamızdı bizim. Onların içinde yaşadım. Onlara gidip de röportaj yapmama gerek yoktu.Dali'nin fotoğraflarını çektim, bir hafta sonra öldüPicasso'nun da fotoğrafını çektim. Benim avantajım Time'ın muhabiri olmamdı. Ama Picasso ile çok uğraştım. Önce arkadaşını sonra oğlunu araya koysam da olmadı. Picasso yok dedi mi bitti. Resim kitapları yapan bir kitapevinin sahibi arkadaşım Picasso'nun Metamorfoz kitabını yapacaktı. Çalışmak için yanına gidecekti. Gittik ve çektim. Salvador Dali de otelde kalıyordu. Time'daki arkadaşlara sordum; “Dali ile röportaj yapmak istiyorum ne yapar?” Hiç deneme dediler. Oteline gittim, 101 numarada kalıyormuş. Oraya çıktım. Kapısını açtım ve bana bakıyor; “Niye benim fotoğrafımı çekmek istiyorsun?” dedi. “Çok meşhursun da onun için.” dedim. “Benim dakikam 25 bin dolardır.” dedi. “Güzel ama ben bir dakikada fotoğraf çekemem ki!” dedim. Beni tuttuğu gibi dışarı attı. İşte o an, hah dedim bu adamın fotoğrafı çekilir. O akşam bir Yahudi arkadaşımla yemeğe gittim. Dali beni dışarı attı dedim, “O benim vaftiz babam.” dedi. “Ama sen Yahudi'sin o Hıristiyan nasıl olur?” dedim. “Sen karışma.” dedi, gitti konuştu. Ertesi sabah saat 11'de gittik. Dali bana bakıyor ben ona. Bir gün evvel kovduğu adamım. ‘Ben seni bir yerden tanıyorum.” dedi. “New York'taki basın toplantısından tanıyorsun.” dedim. “Sen benim filmi biliyor musun?” dedi. “Hangi film?” dedim, “Benim yaptığım bir film var nasıl bilmezsin? Bir Endülüs Köpeği'ydi ismi.” Hemen aklıma geldi. Onu al gel, akşam sinema oynatacağım size dedi. Aldım, izledik, konuştuk. Dali, her gün bütün sarhoş, esrarkeş ve serserileri topluyordu. O atmosferi seviyordu. Ben de o serserilerden biri oldum, baktım ki Dali hep yanımda. Öğlenleri işim Şanzelize Caddesi'ne düştüğü zaman gidip orada yemeklerimi yiyorum. Günün birinde dedim, “Senin fotoğrafını çekmeliyim. Adamakıllı bir fotoğrafın yok.” Tam fotoğraf çekeceğim, kılıç çeker bana. Kılıçla dolaşıyordu, kesecek beni. Dedim, “Duracaksın, ansiklopedi Britannica gibi, bana bakacaksın.” “Kimse yokken gel.” dedi. Ertesi gün saat onda gittim, üç gazeteci daha geldi. Hani dedim benden başka kimse olmayacaktı dedim. Dur dedi ben onları hemen salarım dedi. Elinde de gümüş saplı bir baston var. “Bilin bakalım, ziftin formülü nedir?” dedi. Kimse bilmedi. Formülü kafadan attı. “Benim adım Salvador Dali, bu bastonu ziftin içine sokar çıkarırım. Beş kuruşluk baston olur 50 bin dolar. Sen bunu yaparsan deli derler. Şimdi dediğimden ne anladınsa git onu yaz.” dedi. Üçünü birden toplayıp dışarı attı. O fotoğrafları o gün çektim. “Kılıçla oynuyorsun hep, ben seni matador olarak görüyorum.” dedim. Sonra perdeyi çekip aşağı indirdi, “Bak bu pelerin.” dedi. Sonra bana, evimde fotoğraf çekelim diye teklif etti ama o hafta öldü.Gülen, ‘Daha önce neden tanışmadık’ dediTime'dan dediler ki git Fethullah Gülen'in röportajını yap. Yazar arkadaşım James ile gittik. Altunizade'de bir mektebin dördüncü beşinci katları Fethullah Hoca'nın, orada röportaj yaptık. Yanımızda tercüman yok, Fethullah Gülen konuşuyor, ben bunu İngilizceye nasıl çevireyim, neyse tercüman bulundu. Röportaj yaptık bende arada bir sürü fotoğraf çektim. Bana “Seninle niye daha evvel tanışmadık.” dedi, “Valla abi, olmadı da ondan.” dedim. Sonra bana birkaç kitabını imzaladı. “Ne zaman istersen veririm fotoğraf.” dedi. İyi adamdır öyle düşündükleri gibi değil. Zihnimde iyi bir adam olarak kaldı.Nalan Kaya / Zaman
Dünya'nın Uzaydan En Net Görünümü
1900′lerin ortalarında ilk defa atmosfer dışına çıkmayı başardık ve o gün bu gündür gözlerimizi uzaydan alamıyoruz. Uzay filmleri izliyoruz, uzayda geçen filmler izliyoruz ve çocuklarımız bile astronot olma hayalleriyle büyüyor.Zorlu eğitim programlarını başarıyla geçen seçkin astronotların Dünya’yı uzaydan nasıl gördüklerini ise, ancak bizlere gönderdikleri video ve fotoğraflardan anlayabiliyoruz. Tıpkı, Uluslararası Uzay İstsyonu (ISS) görevlilerinin bizlere yolladıkları video kesitleri gibi.ISS astronotlarının 2011 yılından 2014′e kadar gönderdikleri videoların toplam büyüklüğü 80 GB’ı buluyor. Sanatçı Guillaume Juin, bu videoları alıp, bütün aksaklıklarından arındırarak bugüne kadar gördüğümüz en ilginç video düzenlemelerinden birine imza atıyor.Uluslararası Uzay İstasyonu, saatte 28.000 kilometre hızla Dünya yörüngesinde döndüğü için, bu hızda çekilen görüntüler birçok görüntü hatasını da beraberinde getiriyor. Fakat, After Effects ve Premiere yazılımlarına oldukça hakim olduğu anlaşılan Juin, bu işten alnının akıyla sıyrılmayı başarıyor.Dünya yörüngesindeki manzaranın en net görüntülerine Vincent Tone’nin Astronaut adlı parçası eşlik ediyor. Techno-Labs
Reklam
Galaxy Note 5 Söylentileri Başladı
Samsung’un Galaxy Note 4 telefonu çoğu ülke pazarına yeni girerken, bir sonraki modelin söylentileri çıkmaya başladı.Samsung’un en üst seviye telefonlarından biri olan Galaxy Note serisinin en yeni üyesi Galaxy Note 4 pek çok ülkede yeni satışa girdi. Ancak bu durum tabii ki bir sonraki model hakkında söylentilerin başlamasına engel olmadı. Firmanın Galaxy S6 modeliyle birlikte mobil cihazlarda sil baştan tasarım değişikliğine gideceğine dair fısıltılar da var.Ancak Samsung’un Galaxy Note serisini devam ettireceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu seri eskiden olduğu gibi phablet sınıfında rakipsiz değil, ancak zaman içinde kendine hayli büyük bir takipçi kitlesi de toplamayı başardı. Samsung’un bu serideki bir sonraki model olan Note 5 modelini 2015 yaz sonuna doğru tanıtması, 2015 sonbahar döneminde de satışa çıkarması bekleniyor.Galaxy Note 5 ile ilgili olarak gelen en önemli söylenti ise, bu cihazın büyük ihtimalle 4K çözünürlükte ve 5,9 inçlik bir ekrana sahip olacağıdır. Bu söylenti pek sebepsiz çıktı denemez, çünkü hem Samsung, hem de LG tarafından yapılan açıklamalar bu yönde. Her iki firma da 600 ya da 700 ppi telefon ekranlarının 2015 sonu gibi üretime hazır olacağını tahmin ettiklerini açıkladı. Özellikle Samsung’un 700 ppi Ultra HD Super AMOLED bir ekranı üretmeye hazırlandığı söyleniyor.Halen 4K grafik işleme yeteneğine sahip çok fazla mobil işlemci yok, ancak sayılarının 2015 içinde artması bekleniyor. Burada esas sorun şu; bu türden bir ekranı besleyecek kapasitede bataryayı da yeni telefonlarda görebilecek miyiz? Eğer Samsung ya da diğer firmalar bu konuda da ciddi bir gelişme sağlamazlarsa, o vakit bir sonraki nesil telefonlarda ciddi bir enerji sıkıntısı yaşanabilir.Technopat
Irak Ordusu IŞİD'e Karşı İlerliyor
Irak ordusu, IŞİD’e karşı askeri harekatını sürdürürken, ülkenin en büyük petrol rafinerisinin olduğu Beyci şehrine Irak ordusunun tekrar girdiği belirtiliyor.Irak Ordusu IŞİD’e karşı ilerleme sağlamaya devam ediyor. Anbar ilindeki operasyonlarını sıklaştıran ordu güçleri El Furuşe ile diğer bazı köy ve kasabaların kontrolünü ele geçirdi. Operasyonlarda 19 IŞİD üyesi öldürüldü. Ordu bu kez Amiriyet El Felluce bölgesine yürümeye başladı.Günlerdir bölgede IŞİD ile savaşan askerler ve polisler sonunda bazı bölgelerin kontrolünü sağladı. Bağdat Operasyonlar Komutanlığı, 17.tugay komutanlığı ve hava kuvvetleri komutanlığının desteği ile düzenlenen operasyonlarda IŞİD bölgeden çıkarıldı.Operasyonlarda yer alan komutan ve askerler bölgede düzenlenen operasyonların başarılı bir şekilde sonuçlandığını belirterek El Furuş, Şineytr, Duvilibe ve bazı bölgelerin kontrolünü ele aldıklarını ve Amiriyet El Felluce’ye doğru ilerlemeye başladıklarını bildirdi.BBC Türkçe’nin haberine göre; Iraklı yetkililer ordunun, ülkenin en büyük petrol rafinerisinin de bulunduğu Beyci kent merkezini Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’den geri aldığını söyledi.Helikopter kullanan Irak ordusuna ait birliklerin kentin yüzde 50′sinin kontrolünü IŞİD’den geri aldığı söyleniyor.Haziran ayından bu yana Beyci rafinerisini kuşatan IŞİD, rafinerini üretimin durmasına neden olmuştu. Reuters’a göre, rafineri içinde kalan bir grup Irak ordusu askeri, ABD koalisyonunun attığı hava yardımları ile IŞİD’e karşı direniyor.Reuters’a konuşan Irak ordusundan bir yetkili, birliklerin güney ve batı yönlerinden kente girdiklerini ve şehir merkezindeki El Tamim mahallesini ele geçirdiklerini söyledi.Ajansa konuşan Beyci sakinlerinden Sultan el Cenabi, çatışmaların şiddetle sürdüğünü belirtti.Selahaddin vilayetinin vali yardımcısı Casim El Attiya BBC’ye IŞİD üyelerinin rafineri içindeli Irak güvenlik güçleri ile kente giren birlikler arasında sıkıştığını söyledi.Attiya birliklerin yol kenarlarına döşenen bombalar ve bombalı araç saldırıları nedeni ile yavai ilerlediğini anlattı.Irak Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride, Selahaddin iline bağlı Beyci ilçesi ile El Duluiye kasabasında IŞİD’e karşı havadan ve karadan düzenlenen saldırılarda 31 teröristin öldürüldüğü 12 teröristin de yaralandığı belirtildi, ayrıca saldırılarda IŞİD’e ait doçka yüklü 7 aracında imha edildiği bildirildi.DHA / ZETE
F.Bahçe'den Kombine İptali İçin Açıklama
Fenerbahçe'den iptal edilen kombineler için açıklama geldi.Fenerbahçe, Çaykur Rizespor mücadelesinde bazı taraftarların kombinesinin iptal edilmesi olayı ile ilgili bir duyuru yayınladı. Sarı-lacivertli kulüp, kombineleri iptal edilen grubun, Fenerbahçe'ye karşı bir tutum sergilediğini belirtirken, kombinesi iptal edilen taraftarlarının mağduriyetinin giderileceğini belirtti.İŞTE O AÇIKLAMA...'8.11.2014 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Çaykur Rizespor müsabakasından kısa bir süre önce gerek müsabaka güvenliği ve gerekse tribündeki şiddet olaylarına yönelik kulübümüze ulaşan istihbarat bilgileri doğrultusunda, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu Maraton Üst Tribünü “H” Blok kombine kartlarının ihbara konu olan bölümü, kulübümüzce yasal düzenlemeler tahtında iptal edilmiştir.Öncelikle belirtmek isteriz ki Fenerbahçe Futbol Takımı’nın attığı gole sevinmemekle birlikte, Fenerbahçeli taraftarların sevinmesine dahi engel olan, futbolcularımıza, teknik heyetimize ve başkanımıza her türlü hakaret içeren tezahüratı yaparak, tribünlerde yaratmaya çalıştıkları kaos ve kargaşa ortamından beslenen bu suç grubunun stadımıza alınmaması yolundaki kararlılığımız tamdır.Fenerbahçe’nin başarısı doğrultusunda alınan bu önlem ve tedbirlerden olumsuz yönde etkilenen taraftarlarımızın tüm mağduriyetleri kulübümüz tarafından giderilecektir.Bilinmesi gereken husus sezon öncesi Maraton üst “H” bloğun kombine satışlarının güvenlik önlemleri nedeniyle kulübümüzce askıya alındığı, bununla birlikte Adem Köz isimli şahsın imzası ve kefaleti doğrultusunda kulübümüze sunduğu 443 kişilik liste dahilinde bu bloktan satış yapıldığı ve bu satışı yapılan kombinelerin yer aldığı bloktan Gençlerbirliği müsabakasının 23.dakikasında Fenerbahçeli futbolculara, teknik heyete ve başkanımıza çirkin ve kötü tezahüratlarda bulunulduğu ve hatta takımızın attığı gole sevinen taraftarlarımıza karşı bu kişilerce şiddet uygulandığı tespit edilmiştir.Yapılan araştırmalar sonucunda söz konusu kombinelerin bir kısmının gerçek sahipleri tarafından kullanılmadığı, Fenerbahçe ve Fenerbahçe tribünlerini provoke etmek isteyen aynı küçük grup tarafından ele geçirildiği anlaşılmıştır.Kulübümüzün bu konudaki tedbir ve tasarruflarının aynı kararlılıkta devam edeceğinin bilinmesinin yanı sıra bu konudaki gerekli ve kapsamlı bilgilendirme ve açıklamalar hafta içinde Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sayın Aziz Yıldırım tarafından kamuoyuyla bizzat paylaşılacaktır.Saygılarımızla,Fenerbahçe Spor Kulübü 'Sporx
Reklam
Esenyurt Belediyesi'nde Yemek Faturası Tartışması
Esenyurt Belediyesi, 2014 yılına ait yemek faturası ile çalkalanıyor. Belediye Meclisi’nde gündeme gelen ve toplam ihale bedeli 10 milyon 830 bin TL olan konu tartışmalara yol açtı.Esenyurt Belediyesi 2014 yılında içinde Ramazan iftarları, protokol ve cenaze yemekleri gibi harcamalar için ihaleye gitti. Ramazan iftarları, kahvaltı, pilav üstü kavurma, protokol ve cenaze yemekleri şeklinde yapılan ihaleyi 10 milyon 830 bin lira karşılığında bir firma kazandı. Esenyurt Belediye Meclis Üyesi Engin Doğru bu rakamların abartılı olduğunu düşünerek konuyu Belediye Meclisi'ne getirdi. Konunun mecliste gündeme gelmesiyle iddiaya göre tartışmalar yaşandı.Belediye Meclis Üyesi Engin Doğru, yemek ve daha bunun gibi benzeri ihalelerde yolsuzluk yapıldığı iddialarını gündeme getirerek şöyle konuştu: “Belediye Meclisi'nde yemek ihaleleri hakkında bilgi istedik. Bu bilgiler bize 1 ay sonra ve eksik olarak verildi. Bu bilgiler içinde faturalar ve ihale bedelleri var. Bunları incelediğimizde karşımıza çok uçuk, bizim kabul edemeyeceğimiz rakamlar çıktı. Şöyle ki; belediyenin açmış olduğu ihalede ramazan iftarları, pilav üstü kavurma, kahvaltı, cenaze yemeği ve protokol yemeği adı altında ihaleler olmuş. Bu ihalelerin toplam bedeli 10 milyon 830 bin TL’dir. Bu rakamlar bize uçuk geldiği için bunu sorgulamak istedik. Fakat belediye yetkililerince bize herhangi bir bilgi verilmedi. ‘Size verebileceğimiz bilgiler bununla sınırlıdır’ denildi.”İhalede 50 bin adet protokol yemeği gözüktüğünü vurgulayan Doğru, yaptığı hesaplama ile durumu şöyle açıkladı: “Bu rakamı 365 güne böldüğümüzde günlük 136-137 adet protokol yemeği ortaya çıkıyor. Demek ki Esenyurt Belediyesi yetkilileri 365 gün çalışıp her gün protokol yemeği vermişlerdir. Bu protokol yemeğinin kime, ne amaçla verdiğini bilmiyoruz. Böyle bir protokol yemeği olacağına da şahsen inanmıyorum. Onun dışında yine 50 bin adet kahvaltı var. Ramazan iftarları adet olarak fazla olabilir ama doğrudur verilmiş olabilir. Fakat bunun tam sayı olarak 450 bin adet olduğunu kabul etmiyoruz. Çünkü rakamın böyle sıfır, yuvarlak bir rakam olması açıkçası manidardır. Yani bu rakam 451 bin, 451 bin 200 olabilirdi. Eğer sayı üzerinden gidiliyorsa gerçek anlamda her şey sayılı ve tespitli yapılıyorsa bu şekilde olacağını düşünüyorum. Pilav üstü kavurmanın ise kimlere verildiğini bilmiyoruz. Bunlar ramazan iftarları dışında olanlar. 120 bin adet cenaze yemeği verilmiş. Bende Esenyurt’ta yaşıyorum, bizim cenazelerimiz çok kalabalık olur. Hiçbir cenazede yemeğin belediye tarafından karşılandığını görmedim ya da bana denk gelmedi.”İhale sonucu ortaya çıkan rakamlara bakıldığında ciddi bir sıkıntı olduğunu öne süren Doğru, “Bizim için ihaleyi alan firmaların kim olduğu çok önemli değil ama yapılan hukuksuzluk ve yolsuzluğun peşindeyiz. Bu işin altında yolsuzluk olduğunu düşünüyorum. Bu yemek miktarlarının ciddi anlamda belediyemize, Esenyurt’ta oturan vatandaşlarımızın cebinden alınan vergilerden kendi yandaşlarına rant sağlandığını düşünüyorum.” diye konuştu.Belediye Meclisi'nde bu konuyu gündeme getirdiklerinde tepki aldıklarını kaydeden Doğru, “Neden bunu sorguluyorsunuz gibi bir şeyler oluştu. İstediğiniz belgeleri alabilirsiniz söyleminde bulunuldu fakat sadece 2 sayfa belge verildi. Bunun dışında ihale nasıl yapılmış, kimler katılmış, gerçek anlamda bu kadar yemek verilmiş mi, verilmişse belgeleri nerde, kimlere nasıl dağıtılmış hiçbir şey belli değil.” açıklamasında bulundu.Cihan
Kıbrıs'ta Angajman Yetkisi Artık Deniz Kuvvetleri'nde
Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu, Güney Kıbrıs'la yaşanan gerilimle ilgili, 'Angajman kuralları Başbakanlık tarafından Genelkurmay Başkanlığına, Genelkurmay da Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devredilmiş durumda. Biz bu konuda herhangi bir durumla karşılaştığımız takdirde verilen angajman kuralları çerçevesinde hareket edeceğiz' dedi.Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu, Türkiye ’nin ev sahipliğinde Doğu Akdeniz’de düzenlenen Mavi Balina-2014 Tatbikatı’na katıldı.Yabancı gözlemcilerin ve basın mensuplarının bulunduğu TCG Büyükada savaş gemisine helikopterle gelen Bostanoğlu, Güney Görev Grup Komutanı Tuğamiral Cihat Yaycı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık tarafından verilen brifingi izledi.Gazetecilere açıklamalarda bulunan Bostanoğlu, Deniz Kuvvetleri olarak Doğu Akdeniz başta olmak üzere çevre denizlerde meydana gelen tüm gelişmeleri yakından ve büyük bir hassasiyetle takip ettiklerini söyledi.Türk Deniz Kuvvetlerinin 158 muharip ve yardımcı sınıf gemi, 50’ye yakın hava vasıtası, amfibi deniz piyade tugayı, sualtı taarruz, sualtı savunma ve kurtarma birlikleri, 50 bine yakın nitelikli insan gücüyle etki ve ilgi alanına giren tüm denizlerde Türk milletinin hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi maksadıyla görev yaptığını belirten Bostanoğlu, devletin diğer kurumlarıyla eşgüdüm içerisinde bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacak şekilde geçmişte olduğu gibi bugün de kararlılıkla faaliyetlerine devam ettiklerini anlattı.Bostanoğlu, Karadeniz’de, Karadeniz Uyum Harekatı’na devam edilirken, Doğu Akdeniz’de Akdeniz Kalkanı Harekatı icra edildiğini dile getirerek, “Bu milli faaliyetler icra edilirken müttefiklik sorumlulukları kapsamında NATO’nun etkin çaba harekatına yardımcı destek ve direkt destek görevleri yerine getirilmektedir. NATO Daimi Görev Kuvvetine bir fırkateyn, Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2’ye bir mayın avlama gemisi, deniz haydutluğuyla mücadele görevine bir fırkateynle devam edilmekte. Dünya denizlerinde bayrak gösterilmekte ve Türkiye’nin deniz hak ve menfaatleri etki ve ilgi alanlarımızda başarıyla yerine getirilmektedir” diye konuştu.GÜNEYLE GERİLİMGazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bostanoğlu, Güney Kıbrıs kaynaklı gerilimle ilgili soruya, şöyle yanıt verdi: “Türk Deniz Kuvvetleri, Barbaros Hayrettin Paşa Araştırma Gemisini yakından korumakta ve destek sağlamaktadır. Diğer taraftan da Güney Kıbrıs Rum yönetimi tarafından kiralanan sondaj gemisini 900 kilometre mesafeden takip etmektedir. Şu anda verilen emir 900 kilometre içine girmeme yönündedir. Bu nedenle herhangi bir taciz veya rahatsız edici durum meydana gelmemiştir.”Bostanoğlu, “Tatbikatın bu gerilimle ilgili olup olmadığının” sorulması üzerine, Mavi Balina tatbikatlarının 2 yılda bir icra edildiğini, çalışmalarına 2 yıl öncesinden başlandığını hatırlattı.Tatbikatla Doğu Akdeniz’de yürüttükleri faaliyetler arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Bostanoğlu, “Bu tatbikatın amacı müttefiklerle işbirliğini geliştirmek, özellikle denizaltı savunma harekatı faaliyetlerini icra etmek” dedi.İSRAİL GEMİLERİ GELİRSE...“Doğu Akdeniz’de Yunan veya İsrail savaş gemilerinin karşı karşıya gelmesi durumunda hangi angajman kurallarının uygulanacağının” sorulması üzerine Bostanoğlu, şunları kaydetti:“Bize verilen angajman kuralları çerçevesinde hareket edeceğiz. Angajman kurallarını Başbakanlık Genelkurmay Başkanlığı'na, Genelkurmay da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na devretmiş durumda. Biz bu konuda herhangi bir durumla karşılaştığımız takdirde verilen angajman kuralları çerçevesinde hareket edeceğiz. Deniz Kuvvetleri unsurlarımız, bu bölgede durumsal farkındalık faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek.”Bostanoğlu, brifingin ardından yabancı gözlemcilerle tatbikatın kurtarma safhasını izledi. AA
Reklam
Mükemmel Bir E-Bisiklet Tasarımı “NCycle”
Aralık 2012’de iki genç tasarımcı tarafından konsept bir tasarım olarak Behance‘te paylaşılan nCycle, iki sene sonra gerçekten çalışan bir prototip olarak dünyanın en büyük bisiklet fuarlarından biri olan Eurobike 2014’te yer almış ve yakında ön sipariş almaya başlayacakmış.Bisikletin mükemmel işlevsel tasarımı sayesinde orta alanda bulunan ve npocket dedikleri yerde tablet, kitap vs taşınabiliyor. Katlanabilen yapısının yanı sıra ek bir cihaz ile elektrikli hale getirilebiliyor. Ayrıca her iki gidonda da birer far ve kablosuz ön hoparlörle birlikte bisiklet içerisinde yer alan diktörtgen ‘nlock’ sayesinde kilitleme sorunu da ortadan kalkmış oluyor. Ön ve arka farlara enerji veren lityum pilin yanı sıra, holografik ekran ve akıllı telefon şarj ünitesi yer alıyor. Bu ekran sayesinde akıllı telefondaki uygulamaları görmek mümkün.
AB Bakanı Volkan Bozkır'dan İsrail Askerine: 'Postalınızı Elinize Veririz'
Bozkır, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya girmesiyle ilgili konuştu.Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır , 'Buraya (Mescid-i Aksa) postalla giren askerlere mesaj yolluyorum. Eğer oradan hemen çıkmazsanız postalınızı elinize veririz, koşa koşa arkanızdan bakarız' dedi.Bakan Bozkır, partisinin Burdur Öğretmenevi'nde düzenlenen Merkez İlçe 5. Olağan Kongresine katıldı. Bozkır, AKP'nin ne yaptığını anlamak için öncelikle siyasi reformlara bakılması gerektiğini söyledi. Siyasi reformların bütün yapılanların kilidi olduğunu dile getiren Bozkır, 'Öyle bir Türkiye vardı ki askeri darbeden çıkmış, tamamen korkular üzerine ve hiçbir şeyin yapılmasına doğru düzgün izin vermeyen mekanizmalar... Hiçbir şey olmayacak bir Türkiye olmaya mahkum bir Türkiye idi' diye konuştu.İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya girmesiMescid-i Aksa'nın hem Türklerin hem İslam aleminin kutsal yeri olduğunu vurgulayan Bozkır, buraya herkesin saygı duyması ve bu şekilde davranışlardan kaçınması gerektiğini belirtti.Bozkır, sözlerini şöyle tamamladı:'Buraya (Mescid-i Aksa) postalla giren bu askerlere mesaj yolluyorum. Eğer oradan hemen çıkmazsanız postalınızı elinize veririz, koşa koşa arkanızdan bakarız. Ne Filistin'de ne dünyanın başka bir yerinde bizim kurduğumuz huzur düzenlerini bozmaya da yeltenenlere de Türkiye izin verir. Bugüne kadar vermedi, bundan sonrada vermeyecektir.'Siyasi reformların Cumhurbaşkanı önderliğinde, Başbakanın yer aldığı, eski Cumhurbaşkanının çok büyük emeklerinin geçtiği zahmetli bir süreçten sonra gerçekleştiğini anlatan Bozkır, şöyle konuştu:'2 bin yasa değiştirildi Türkiye'de. Anayasa'nın yarısı Yeni Ceza Kanunu, Yeni Borçlar Kanunu, Yeni Medeni Kanun, yeni Dernekler Yasası, Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Yasası, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Yasası, hepsini değiştirdik. Değiştirdik baktık olmuyor, hepsini yeni kanunlar yaptık ve bugün eğer Türkiye bu noktaya gelebildiyse bu siyasi reformların çok önemli yeri vardır.'Bozkır, Türkiye'de 12 yıl içinde 222 bin derslik inşa edildiğini, 500 bin öğretmen atamasının yapıldığını kaydetti. Türkiye'de 23 milyon gencin ve çocuğun eğitim sisteminde olduğunun altını çizen Bakan Bozkır, sözlerini şöyle sürdürdü:'6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol, 17 bin kilometreye çıkarıldı. 2 bin 494 sağlıktesisi, 184 adalet sarayı... Türkiye'de 6 milyon istihdam sağlandı ve dünya ekonomik kriz içinde kıvranırken, ABD'de bir ayda 500 bin kişi iş kaybetti ekonomik krizde. Türkiye'de bütün ekonomik kriz sırasında biz çok daha iyi bir ekonomik yapıya ulaştık, istihdamımızda en ufak bir azalma olmadı. Dünyada çok önemli bir noktaya geldik. Her rakam üçe katlandı. Milli gelirimiz 250 milyar dolardı, bugün 820 milyar dolar. İhracatımız 35 milyar dolardı, bugün 160 milyar dolar. Turizm gelirlerimiz 10 milyar dolardı, bugün 30 milyar dolar. Türkiye'de o zamanlar 75 üniversite vardı, bugün 185 üniversite var.''Türkiye ağır sıklet boksörü'Bozkır, dünyada ve Türkiye'de bu kadar gelişmesini ve buralarda olmasını arzu etmeyen kesimlerin Türkiye'ye darbeler vurmaya başladıklarını söyledi. Birinci darbenin Gezi olaylarıyla geldiğini kaydeden Bozkır, şöyle konuştu:'Aralıkta bir darbe teşebbüsü daha, ekim başında bir darbe teşebbüsü daha oldu ama bilmedikleri bir şey var. Türkiye ağır sıklet boksörü. Öyle ağır sıklet boksörü, fiskelerle falan bir şey olmaz ama ağır sıklet boksörü durur durur, ondan sonra yumruğu bir oturttu mu hakem yerden kaldıramaz. Bizim tabi antrenörümüz Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız da iyi bir sporcudur, karate, judoyu iyi bilir. Onun için Türkiye'ye fiske vururken dikkatli olmak lazım. Neme lazım, yani sonradan 10'a kadar sayar, hastanede uyandığında kaça kadar saydı diye hakeme soran olur.'Gezi olaylarında bir liste verildiğine işaret eden Bozkır, 'Biz de zannediyoruz ki diyecekler, Gezi Parkı'nda şunu yapma, çiçekleri taşı falan... Dediler ki 'Bir, havaalanını yapma, iki köprüyü yapma'. Elinin körü derler yani, ben bunu yapacağım arkadaş' ifadesini kullandı.'AK Parti'de kimsenin saraylara ihtiyacı yok'Bakan Bozkır, Bağdat'ta 1978-1980 yıllarında görevli olduğunu, o zamanlar Türkiye'de petrol sıkıntısı yaşandığını anlattı. 'Ata tankeri 85 bin tonluk. Irak'tan dolduracağız fakat artık devletin itibarı o kadar düşmüş ki... 'Parasını yolladık' diyorlar, Iraklılar diyor ki 'Ya hep böyle yapıyorsun, dolduruyorum sonra para gelmiyor'. Biz böyle para geldikçe o tankeri 20 günde doldurabildik. Utanç vesilesidir. O sırada da devrin Başbakanı Ecevit paltoyla oturuyordu Başbakanlık ofisinde' diyen Bozkır, şöyle devam etti:'Şimdi diyorlar ki 'Efendim o bina iyi işte. Kaloriferi de yanmasa biz idare ederiz'. Koskoca Türkiye. CHP Genel Merkezi'nde yapacaksın, CHP Genel Merkezi binası büyük olmayacak, Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza Türkiye'nin layık olduğu binayı yapıyorsun, 'Efendim Türkiye'nin böyle büyük binalara ihtiyacı mı? Evet, Türkiye'nin böyle büyük binalara ihtiyacı var. Cumhurbaşkanımız 2 senedir Keçiören'de kiralık evde oturuyor. İhtiyacı olsa orada da oturur. Saraylara falan AK Parti'de kimsenin ihtiyacı yok. Bu devletin itibarıdır. Uçağının arkasında Türk bayrağı, kocaman Türkiye Cumhuriyeti yazıyor. Hepimiz iftihar ediyoruz. Türkiye daha da iyilerine layıktır.'T24
Karadeniz Fırtınası 3 Puanı Kaptı
Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Trabzonspor, sahasında Torku Konyaspor'u 3-2 mağlup etti. Trabzonspor'un gollerini Cardozo (18' ve 78') ve Yusuf Erdoğan (30') atarken Konyaspor'un gollerini Hasan Kabze (7') ve Ömer Ali Şahiner (48') kaydetti. Spor Toto Süper Lig’de 8 maçta aldığı 1 galibiyet ve 6 beraberlikle 9 puan toplayabilen Trabzonspor, Torku Konyaspor’u ağırladı.Avni Aker'de maça hızlı başlayan taraf, konuk ekip Torku Konyaspor'du. Maçın 7. dakikasında Konyaspor , Hasan Kabze'nin golüyle deplasmanda 1-0 öne geçti.İlk yarıda 'Fırtına' esti!Ancak Trabzonspor çabuk toparlandı ve 16. dakikada Trabzonspor'un gelişen atağında ceza sahası içinde Konyasporlu tolga Ünlü topa elle müdahale etti. Hakem Özgür Yankaya penaltı kararı verdi. Atışı gole çeviren Cardozo takımına eşitliği getirdi. Organize gelişen Trabzonspor atağında Yusuf Erdoğan, 30. dakikada topu filelere yolladı ve Trabzonspor 1-0'lık mağlubiyetten 2-1 öne geçti. İlk 45 dakikada keyifli bir oyuna sahne olurken devre 2-1 Trabzonspor'un üstünlüğüyle sona erdi.İkinci yarıya da ilk yarıda olduğu gibi Torku Konyaspor çok hızlı başladı ve 48. dakikada Ömer Ali şahiner skora 2-2'lik eşitliği getirdi. 75. dakikada Konyaspor Hleb'le etkili oldu ancak Trabzonspor kalecisi Fatih aynı güzellikte topu kornere çeldi.Cardozo devreye girdi78. dakikada Bosingwa'nın sağ kanattan ortasına Parguaylı Oscar Cardozo müthiş bir kafa vuruşula skoru 3-2 yaptı. Trabzonspor bu golden sonra 2 dakika içinde 2 önemli atak geliştirdi ancak direkleri geçemedi. Maçın kalan dakikalarında başka gol olmadı ve Trabzonspor Vahid Halilhodzic'in ayrılmasının ardından ilk maçta 3 puan aldı.Fanatik
Hassas ve Fazla Düşünceli İnsanların Sahip Olduğu 16 Özellik
Çevrenizde gerçekleşen olaylara diğer insanlardan daha aşırı tepkiler mi veriyorsunuz? Diğer insanların neler hissettiği konusunda endişelendiğiniz oluyor mu? Daha sessiz ve kaotik bir yerde olmayı ister miydiniz?Eğer bu sorulara verdiğiniz cevap 'evet' ise, fazlasıyla hassas bir insan olmanız muhtemel. 1990'lı yıllarda, ilk kez Elaine N. Aron tarafından araştırılmış olan hassas insanların kişilik özellikleri, aslında günümüzde birçok kişide gözlemleniyor. Her beş insandan birinin fazlasıyla hassas olduğu bugün bilinmekte. Hassaslık üzerine birkaç kitap da yazmış olan Aron'ın geliştirdiği ve gerçekten fazlasıyla hassas bir insan olup olmadığınızı öğrenebileceğiniz bir test de bulunuyor. Günümüzde fazlasıyla hassas olan insanların sayısının artmış olması, bu konuyu gündeme getirdi ve aslında bir farkındalık da yarattı. Fakat araştırmacı Aron'a göre, bu tip insanlar hala 'azınlık' olarak düşünülmekte. 'Azınlık' denildiğinde sakın aklınıza kötü bir şeyler gelmesin çünkü fazlasıyla hassas insanların sahip olduğu onlarca pozitif özellik de bulunmakta. İşte bu karakterdeki insanlara ait en belirgin 16 özellik;
Reklam