onedio
Robotların Katana Savaşı!
Biraz yavaş da olsalar bu katana tutan robot kollar robotların ne derece isabetli olduğunu görebilirsiniz. Animelerdeki robot savaşları uzakta değil.
Akıllı Telefonlar ile Sihir Gösterisi Yapın!
Yakın gelecekte arkadaşlarınızı etkileyecek sihirli gösteriler yapmak için uzman sihirbaz olmanıza gerek olmayabilir. Queen Mary University of London’dan araştırmacılar kendi başına sihirli numaralar bulabilen yapay zeka geliştirdiler. Program sihirli yapbozlar veya “akıl okuma” tekniklerini öğrenerek kendi özel sihirli numaralarını planlayabiliyor.Detaylarına buradan ulaşabileceğiniz çalışmanın ürünlerinden Phoney isimli Android uygulamasını da Google Play’den indirebilirsiniz.
Kırsal Alanlara Geniş Bant İnternet İçin “Lazer-Radyo”
Şehir dışında yaşayanlar için hızlı internet bulmak önemli sorunlardan bir tanesi. Şimdi kablosuz internet altyapısında test edilen yeni teknoloji bu sorunu çözebilir. Technology Review’in haberine göre ABD’nin üç servis sağlayıcısı lazer ve radyo bağlantıları ile yüksek hızda internet sağlayan yeni bir kablosuz çözümü test ediyor. Yeni teknolojide hızlar 10Km uzaklıklarda 2Gbps civarında olabiliyor. Teknolojinin arkasındaki firma AOptix, farklı tekniklerle çok daha uzun bağlantıların sağlanabileceğini iddia ediyor. Kırsal kesimlere fiber internet taşımanın güçlüğü göz önüne alındığında fiberin yerini tutabilecek olan teknoloji aynı şekilde fiber internet altyapısının zor kurulacağı şehirler için de bir çıkış yolu olabilir.Teknolojinin tek kötü yanı ise yağmur ve sis gibi hava olaylarının internetin kalitesini etkilemesi. AOptix bu sorunu çözmek için lazer ve radyo dalgaları üzerinden veriyi paralel olarak gönderiyor.
Kudüs'te Gerilim Tırmanıyor
Kudüs'te iki Filistinlinin sinagoga düzenlediği ve 4 İsraillinin öldüğü saldırının ardından saldırıyla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin yakınları gözaltına alındı, evlerinin yıkılması talimatı verildi.İsrail İç Güvelik Bakanlığı saldırıları gerçekleştirenlerin evlerinin yıkımının hızlanması için talimat verdi.Saldırıyla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin ailelerinden bazı kişiler gözaltına alındı.Batı Kudüs'te bir sinagoga sabah saatlerinde düzenlenen saldırıda dört İsrailli öldü. İsrail polisi saldırıyı düzenleyen iki Filistinliyi öldürdü. Olayda dört kişi de yaralandı.Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) isimli grup üstlendi. 1967'de kurulan FHKC, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bünyesinde faaliyet gösteren solcu bir örgüt olarak biliniyor.Saldırının ardından İsrail hükümeti acil toplandı. İsrail polisi saldırıyı, Doğu Kudüs'te yaşayan Gassan ve Udey Abu Cebel isimli kuzenlerin gerçekleştirdiğini iddia etti.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırıdan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas’ı sorumlu tuttu.Netanyahu yazılı açıklamasında, “İsrail, Kudüs'teki sinagog saldırısına sert bir şekilde karşılık verecektir” ifadelerini kullandı. Mahmud Abbas ise saldırıyı kınadığını açıkladı.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de, 'katıksız bir terör eylemi' olarak nitelendirdiği saldırıyı kınadı.Hamas: Biz yapmadık ama tebrik ediyoruzHamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, Al Jazeera'ya yaptığı açıklamada 'Bu kahramanca eylemi tebrik ediyoruz' dedi.Ebu Zuhri açıklamasında şu ifadeleri kullandı:Bu eylemin, Mescid-i Aksa ve Kudüslüler hakkında yapılan ihlallere bir doğal karşılık olduğunu düşünüyoruz. Biz bu eylemleri desteklediğimizin altını her zaman çiziyoruz.Bu eylemlerin devamı için çağrı yaptık ve yapıyoruz. Bu eylemlerin gerçek değeri, Mescid-i Aksa’nın bir kırmızı çizgi olduğunu anlatmasıdır. Filistinliler, bizim kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılara karşı teslim olmayacak. Filistinliler, kısıtlı imkanlarıyla saldırmaya devam edecek. İsrail cinayetlerini durdurana kadar biz bu eylemlerin devam etmesi için çağrı yapıyoruz. Bu eylemin, Hamas’ın düzenlediği bir eylem olmadığına dikkat çekiyoruz. Kudüs’teki bu eylemler, bizim organize ettiğimiz bir şey değil, bu tamamen İsrail’in ihlallerine karşı bir halk tepkisidir. Hamas Hareketi bir İntifada’nın başlaması için defalarca çağrılar yaptı. Bu kahramanca eylemlerin bir intifada başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Tüm işaretler bunu gösteriyor.Gazze'deki İslami Cihad hareketi de saldırıyı tebrik ettiğini açıkladı.Kaynak: Al Jazeera
Galatasaray'dan Kazakistan Maçı ile İlgili Açıklama!
Türkiye ile Kazakistan maçı sırasında ve sonrasında yaşanan saha ve tribün olaylarına ilişkin Galatasaray Kulübü resmi internet sitesi üzerinden bir açıklama yayınladı.Söz konusu açıklamada, milli maçlarda ilgili önlemlerin sorumluluğun ve yetkilerinin Türkiye Futbol Federasyonu'na ait olduğu belirtildi.İŞTE O AÇIKLAMA!Pazar günü stadımızda oynanan milli maç sırasında ve sonrasında meydana gelen olaylara ilişkin basında kulübümüz profesyonelleri ile ilgili bir takım iddialar yer almaktadır.Bilinmesi gerekir ki, milli maçların oynanacağı karşılaşmalarda stadyumların tüm giriş, çıkışları, güvenlikleri, akreditasyon sistemi, dağıtımı, kontrolleri, müsabaka operasyon icra sorumlulukları ve yetkileri Türkiye Futbol Federasyonu'nundur. Süreç boyunca mutlak yetkililer TFF görevlileridir.Yaşanan olaylar sonrası söz konusu milli futbolcu, emniyet yetkilileri ve TFF görevlileri ile birlikte, CCTV sistemi de bulunan odada tespit yapmışlardır. Giriş katında bu sistemi barındıran tek oda Stadyum Direktörü'ne aittir, gerekli işlemlerin yapılması için denetimi zaten kendilerine ait olan TFF görevlileri ve Emniyet yetkilileri tarafından kullanılmıştır.Kamuoyunun bilgisine sunulur.Sporx
'Bunlar Ecdadının Karadan Gemi Yürüttüğüne de İnanmıyorlar'
Açılış töreninde imam hatipli öğrencilere seslenen Erdoğan 'Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz özgürlüklere sımsıkı sarılın' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da 155 eğitim tesisinin toplu açılış töreninde konuştu.Başbakanlığı döneminde eğitim sisteminde yaptıkları değişikliklerden söz eden Erdoğan 'İmam hatiplerden 2002-2003 eğitim öğretim yılında 63 bin öğrenci vardı. Şu an 983 bin eğitim-öğretim alıyor. Öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı imam hatip liselerinde. Daha çok çalışacağız, hayırseverlerimiz talebi karşılamak için daha çok seferber olacaklar' dedi.Konuşmasında imam hatipli öğrencilere seslenen Erdoğan 'Başörtüsünde füruat dediklerinde, imam hatip okulları gereksiz kapatılmalı dediklerinde bile yıkılmadık. Bu büyük ihanete rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik. Sizler bugün bu modern okullarda özgürce eğitim görüyorsanız inanın bunda nice gönül erbabının emeği vardır. Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz bu okullara ve bu özgürlüklere sımsıkı sarılın. Gelecekte birileri çıkıp da yine bu okulları kapatmak isterse, bizden aldığınız emaneti ve o mesuliyetin gereklerini hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum' şeklinde konuştu.İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:Yarım milyar lira kaynakla Ankara'ya eğitim tesislerini kazandırdık. Hükümetimize, bakanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Hayırseverlere özellikle teşekkür ediyorum. Bu eğitim yuvaları hayırlı olsun.12 yıl başbakanlık görevini yaparken Merkez İmam Hatip Lisesi olan çok sayıda arkadaşımız çalıştı. Şimdi ki görevimde de buradan mezun çok yakın çalışma arkadaşlarım bulunuyor. Özel danışmanıma kadar, özel kalem müdürüme kadar bu okuldan mezun oldular. Bana buranın eski halini anlattılar. Bodrum katlarında, ışıksız nasıl eğitim gördüklerini anlattılar. Nasıl çileler çektiklerini anlattılar. Diğer imam hatip okulları gibi burası da nice genç değerler yetiştirdi.'KİLİTLERİ TEK TEK SÖKÜP ATTIK'4+4+4 kod numarası 444.. Başörtüsü yasağını kaldırdık. O zulümde artık sona ermiş olduk.İmam Hatip okullarının kapılarındaki kilitleri tek tek söktük attık.'ÖĞRENCİ SAYISI 15 KATTAN FAZLA ARTTI'İmam hatiplerden 2002-2003 eğitim öğretim yılında 63 bin öğrenci vardı. Şu an 983 bin eğitim-öğretim alıyor. Öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı imam hatip liselerinde. Daha çok çalışacağız, hayırseverlerimiz talebi karşılamak için daha çok seferber olacaklar. Başbakanlığım dönemimde milli bütçemizin yüzde 50'sini eğitime ayırdık. Kadro tahsislerinde birinci sırayı eğitime ayırdık.'BEN 75 KİŞİLİK SINIFTA OKUDUM'Bu bizim nereden nereye geldiğimiz gösteriyor. Ben 75 kişilik bir sınıfta okudum. Ama o zamanlardaki öğretmenlerimizin kalitesi çok çok fazlaydı. Bu hocalarımızın büyük kısmı üniversitelere gittiler profesör oldular. Biz bu hocalarımızdan ilmi, feyzi, bereketi aldık.Onlar bize çok şey kazandırdı. O hocalarımız da zaman kavramı yoktu. Biz cumartesi de okuyorduk. Şimdi Cuma günü bitiyor iş.Çok çalışacağız, hocalarımızın da size olan himayesi, sizlere verecekleri ilim irfan sizleri çok farklı yerlere taşıyacak. Bilgi yetmiyor, hikmete de ihtiyacımız var.'BİR KIZIMIZ ARAYIP HIÇKIRA HIÇKIRA DERDİNİ ANLATTI'Keşan'da bir kızımız bana mektup vermek istedi. Yanıma çağırdım, mektubun içeriğini sordum. 'Keşan'daki imam hatip lisesi ihtiyaca cevap vermiyor' dedi. Ertesi gün bu kızımızı aradım. Hıçkıra hıçkıra derdini anlattı. Keşan'da okulda çok büyük sıkıntı çektiklerini söyledi. 'Keşan'a 700 kişilik imam hatip yapsak yeter mi?' dedim. 'O bile yetmez' dedi. Arazi tahsis edildi, orada da inşaat başlıyor.'SÜRGÜNE GİDER GİBİ AVRUPA'YA GİTTİLER'Sürgüne gider gibi Avrupa'nın köşelerinde okuyanlardan ibret alın. Sizler eğer bugün özgürce eğitim alıyorsanız bu uzun ve sabırlı bir mücadelenin eseridir. Menderes gibi, Tevfik İleri gibi insanların bunda emeği var. Nice isimsiz kahramanın, Özal gibi Erbakan gibi isimlerin bunda payı var. Hamdolsun bugün zafere ulaştık. Dmeokratik yöntemlerden hiçbir zaman şaşmadık.Elimize taş ve sopa alanlardan olmadık. Karşımdaki bu gençlik imam hatip gençliği asla ve kat'a böyle bir örnek olmaz. Onlara demokratik mücadele nedir öğrettik.'SAHİP OLDUĞUNUZ BU HAKLARA SAHİP ÇIKIN'Başörtüsünde füruat dediklerinde, imam hatip okulları gereksiz kapatılmalı dediklerinde bile yıkılmadık. Bu büyük ihanete rağmen haklı davamızdan vazgeçmedik. Sizler bugün bu modern okullarda özgürce eğitim görüyorsanız inanın bunda nice gönül erbabının emeği vardır. Bir imam hatipli büyüğünüz, bir abiniz olarak söylüyorum sahip olduğunuz bu okullara ve bu özgürlüklere sımsıkı sarılın. Gelecekte birileri çıkıp da yine bu okulları kapatmak isterse, bizden aldığınız emaneti ve o mesuliyetin gereklerini hakkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyorum.'TÜRKİYE'Yİ İLKLER VE REKORLARLA TANIŞTIRDIK'1994 yılında bizzat şahsım belediye başkanı oldum. İmam hatipli olarak emanetin hakkını verdik. 28 Şubat sürecinde imam hatip okulları öcü gibi gösterildi. Tehlikeli kurumlar olarak haksız ithamlara maruz bırakıldı. Küçücük çocuklara en ağır hakaretler yapıldı. Medyada, gazete manşetlerinde hatta devlet nezdinde hükümetler nezdinde imam hatip okullarının öğrencileri mezunları ikinci üçüncü sınıf insan yerine kondu. Sonuçta ne oldu? 2002'de bir imam hatip mezunu Başbakan oldu. Bir kısım arkadaşaları bakan oldu milletvekili oldu. 12 yıl boyunca bu görevin de hakkını verdik. Türkiye'yi ilkler ve rekorlarla tanıştırdık. İşte şimdi de yine bir imam hatip mezunu cumhurbaşkanı seçildi. Yine milletin hizmetindeyiz. Yine ülkenin hizmetindeyiz. Türkiye'yi daha da büyütmenin mücadelesi içindeyiz.'MUHTAR BİLE OLAMAZSIN DEDİKLERİ İNSANLAR...'Öcü dedikleri, ölü yıkayıcısı mı olacaksın diye tahkir ettikleri, muhtar bile olamazsın dedikleri insanlar işte cumhurbaşkanı oldu. Son dönemlerde gençlerimiz arasında ciddi kötü alışkanlıklar yayılıyor. Sigaradan tutunuz uyuşturucuya varıncaya kadar kötü alışkanlıklara karşı karşımdaki gençliğin ciddi mücadele vereceğine inanıyorum. Bunlar sizi gönül dünyanıza sokmamalısınız. Bu konuda gençliğe örnek olma mücadelesi veren gençler olacağınıza inanıyorum. Biz imam hatip okullarının yeniden açılmasını ne kadar savunduysak diğer meslek liselerinin de yeniden hayat bulmasını savunuyoruz. Başörtüsünü savunduğumuz kadar 77 milyonun her bir ferdinin temel hak ve özgürlüklerini aynı şekilde savunduk.Kur'an dersinin Siyer dersinin seçmeli ders olarak okutulması için çabaladığımız kadar, farklı dil ve lehçelerin diğer derslerin okutulması için de çabaladık.'BİR MÜSLÜMAN'IN BUNU YAPACAĞINA İNANMADILAR'Amerika kıtasına Kolomb'tan 300 yıl önce Müslümanların ulaştığını söyledim. Bu yeni bir iddia değil. Hatta şu anda Almanya'da yaşayan Prof. Fuat Sezgin'in eserlerinde de bu yerini almıştır. Bana ait olan bir iddia değil. Bu konuda yazan ilim erbabının diliyle orada ifade ettim. Türkiye'de ve dünyada çok sayıda saygın ilim adamı bunu iddia ediyorlar. Delillerini de ortaya koymuşlar. Bu işin uzmanlarından önce bu iddianın yurt dışındaki muhataplarından önce bizim kendi gençliğimiz araştırmadan incelemeden yapılan tartışmalara hiç bakmadan buna itiraz etmeye istihza etmeye başladılar. Koca koca adamlar da itiraz ettiler. Bazı köşe yazarları karikatüristler itiraz etmeye başladı. Çünkü bunlar bir Müslüman'ın bunu yapabileceğine hiçbir zaman inanmadılar.'KENDİ MİLLETİNE YABANCILAŞMADIR BU'Bunlar ecdadının karadan gemileri yürüterek Haliç'e indirdiğine de inanmayanlardır. Bir karanlık çağı kapatıp aydınlık çağı açan liderlere de inanmadılar. İşte bu özgüven eksikliğidir. Onun için taş üstüne taş koyamadılar. Kendi milletine tarihine yabancılaşmadır bu. Ezberlerle hareket eden, kendisine öğretileni mutlak doğru kabul eden gençlik böyle ezber bozan bir iddiayı duyduğunda din ile alay etmeyi tercih ediyorlar. Batılı kaynaklara ayet gibi inananlar sadece kendilerini kandırırlar. Biz ezber bozmaya devam edeceğiz. Bizim görevimiz bu. Tarihin muzafferler ve egemenler tarafından değil objektif bir biçimde yazılması için cesur olmaya devam edeceğiz. Bilim tarihi eğer tarafsız şekilde yazılsa İslam coğrafyasının ilime ve sanata katkılarının bilinenden çok olduğu ortaya çıkacaktır. Milletimin ezik olmasını asla kabul etmem. Egemenler tarafından yazılan tarihin bizim özgüvenimizi kırmasını kabul edemem. Mesele bilim dünyasının meselesidir. Ben bu noktada teşvik makamındayım. Her zaman da teşvik edici olmaya devam edeceğim.Biz tarihte yaptık yine yapabiliriz. Buyurun Marmaray'ı yaptık. Denizin altından geçirdik. Bunu yapabileceğimize inanmadılar. İnşallah Kanal İstanbul'u da yapacağız. Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacağız. Bunlara sorsan yapamazsınız derler. Hemen yazmaya başlamışlar. 3. Havalimanı yapılmayacak diye... Kim söyledi yapılmayacak diye? Harıl harıl herkes çalışıyor. Biz büyük medeniyetler inşa ettik. Bugün fetreti aşabiliriz.Sondakika.com
Reklam
Koruma Kurulu'na Göre Tarihi Kümbetin Yanındaki Yurt Silüeti ‘Fazla’ Etkilemiyor
Selçuklular tarafından 700 yıl önce yaptırılan tarihi Halime Hatun Kümbeti’ne neredeyse bitişik inşa edilen yurt binasıyla ilgili Koruma Kurulu’nun ‘Silüeti fazla etkilemiyor’ dediği ortaya çıktı.Van’ın Gevaş ilçesindeki Selçuklular’dan kalma 700 yıllık tarihi Halime Hatun Kümbeti’ne neredeyse bitişik inşa edilen yurt binasıyla ilgili Koruma Kurulunun “Silüeti fazla etkilemiyor” dediği ortaya çıktı. 1. derece arkeolojik sit alanı olan bölgedeki kaçak ve ruhsatsız yurt binasıyla ilgili soruşturma açılsa da, yetkililer dosyayı 2010 yılında kapatarak, yurt binasının bu şekilde kalmasına göz yumdu. Oysa AKP’li belediye başkanı “Bu görüntü tarihi katleden bir görüntüdür. Mutlaka ortadan kaldırılması lazım” demişti.700 YILLIK ‘ECDAT’ YADİGARİVan’ın Gevaş ilçesindeki Melik İzeddin tarafından 700 yıl önce kızı Halime Hatun için yaptırdığı Halime Hatun Kümbeti’nin güneybatısına 7 yıl önce yurt binası yaptırıldı. Bina, tarihi kümbetin dokusuna görüntü açısından zarar verdiği için büyük tepki çekti.Van Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bilgi edinme hakkı kapsamında yapılan bir başvuruya verdiği yanıta göre, mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Gevaş Belediyesine ait olan Selçuklu Mezarlığı ile Halime Hatun Kümbeti, 30 mayıs 1985 tarihinde 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi.SİLÜETİ FAZLA ETKİLEMİYORMUŞBölgede yapılaşma yasağı olduğu halde, 7 yıl önce kümbetin hemen yanı başında kaçak ve ruhsatsız olarak inşa edilen yurt binasıyla ilgili Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun skandal bir yorum getirdiği ortaya çıktı. Kurul, 13 mayıs 2010’te kümbetin hemen yanı başındaki binanın sit alanı dışında kaldığını öne sürerek, “Yüksekliğinin türbe silüetini fazla etkilemediği”ni söyledi.Kurul ayrıca, ilçenin eğitim ve öğretim ihtiyacına destek olarak barınma sorununun karşılanmasına yönelik kamu hizmeti yaptığı için inşa edilen yurt binasına yönelik bir fiziki müdahalede bulunulmamasına karar verdiğini bildirdi.BAŞKAN ‘KATLİAM’ DEMİŞTİKümbetin silüetinin bozulmasıyla ilgili AKP’li Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan, ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Bu görüntü bu tarihi katleden bir görüntüdür. Bana göre bir cinayettir. Bunun mutlaka ortadan kaldırılması lazım” demişti.SORUŞTURMA DOSYASI 2010’DA KAPATILMIŞAncak, Van Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Bölge Kurulu, 2008 yılında MEB tarafından izinsiz ve ruhsatsız inşaat edilen yurt binasını yapan ve yaptıranlar hakkında adli ve idari soruşturma açılmasına karar verdiği halde, inşaata müdahalede bulunulmasıyla ilgili bir karar almadı. Van Valiliği de, 27 aralık 2010 tarihinde ruhsatsız yurt binasının yapılmasına müsaade eden kamu görevlileriyle ilgili soruşturmaya izin verilmemesini kararlaştırdı. Belediye Başkanı’nın 2014 yılında “Yıktıracağız” dediği kaçak yurt binasının dosyası 2010 yılında tamamen kapatıldığı ortaya çıkmış oldu.‘AZ YA DA ÇOK DİYE BİR ŞEY OLMAZ’Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Sami Yılmaztürk “Fazla etkilememek” diye bir kavram olmaz. Bir suç tespit edilmiş ve soruşturma dosyası açılmış. “Fazla etkilemediği” şeklindeki ifade, dosyayı kapatmak için kullanılan bir kitabına uydurma ifadesidir. Bunun azı, çoğu nasıl oluyor? Etkilemiştir. Kültür varlıklarının algılanabilir olması gerekir. En basitinden bir fotoğraf çektiğinizde, o yurt giriyorsa kareye, etkileniyor demektir. Hangi açıdan bakarsanız bakın, kümbet ve yurdu aynı açıda görüyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu yurt, hem imar kanununa, hem de koruma mevzuatına aykırı bir işlemdir.GÜL YÜZÜNÜZE SÖZÜMÜZ OLSUN: KAÇAK YAPIYI YIKTIRACAĞIZArtos Dağları ile Van Gölü arasında kalan kıyıda kuruldu Gevaş. Urartular yaşadı. Sonra Bizans, Arap ve İranlılar geçti bu topraklardan. Anadolu’ya Türkmen akınları başladığında da boyların yerleştiği alanlardan biriydi Gevaş. Artos eski Yunanca’da “ekmek” anlamına geliyordu. Bu “ekmekartos” Hristiyanlıkla birlikte bir tür “kutsal ekmekpasta” görünümü kazandı. Dirilişi temsil eden sembolik bir coğrafyanın adıydı artık Artos. İşte Anadolu’ya gelen Türkmenler de bu mekânı, kutsallığıyla emanet aldılar. Dağın kutsal ekmeğinden besleneceklerini bildiklerinden, kadın savaşçıları için bir mezar yaptılar. Hatunlar mezarlığının başına da bilgeliğin temsilcisi Halime Hatun’un adıyla bir kümbet ördüler. Miladi 1335 yılında, Melik İzeddin’in zamanında.Van Tatvan karayolu bu mezarlığın ortasından, 1940 yılında, geçirilinceye kadar tüm bir tarih neredeyse unutulmuştu. Yolun iki yakasında kalan şahideler ise 1985 yılında yeniden hatırlandı. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Halime Hatun Kümbeti’ni ve Hatunlar mezarlığını sit alanı olarak tescil etti, koruma altına aldı. Mezar alanında, pek çok uygarlığın mezar kültü yanı sıra “türkmen şehidelerin” mezarları vardı. Hatunların mezarlarında, geometrik ve rumi desenler, geçme yıldız ve kandil motifleriyle Selçuklu celi-sülüs hat sanatının en güzel örnekleri bulunuyordu. Mezarlarda en yaygın yazı ise, “Yaşayan herkes, elbet ölecektir” ve “Ölüm, nasihat olarak yeterlidir” idi.Hatun savaşçıların sandukasının bir yüzünde ise Farsça şu Rubai yazılıydı: “Ey mezarın toprağı onu incitmeye çalışma, o çok değerli bir konuktur, onu iyi ağırla, onun misk kokan örgülü saçını çözme, onun gül yüzünü toprağa katma.”Bu asil insanların mezarlarına, Kuran-ı Kerim ve Ayet-el-kürsü’yü incelikle işleyenlerin ruhuna karayolundan sonra, başka bir gölge ise sit alanı ilan edilen mezarlığın ve kümbetin koruma alanına ruhsatsız yurt yapılmasıyla düştü. Halime Hatun Kümbeti’nin ustası Ahlatlı Pehlivan oğlu Esed çıksa gelse, “Bunu mu yaptınız başucumuza” dese vereceğimiz bir yanıt var mı? Evet, var. Onların var. Koruma Kurulu, Anadolu’nun en özgün Türk-İslam “Yapı bütünlüğünün siluetini yurt binasının fazla bozmadığı” yanıtını verecektir, mesela. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından koruma alanına kaçak olarak yaptırılan bu yapıyı, “İlçenin yurt ihtiyacını karşıladığı için yıkmadık” diyebilecektir Kurul üyeleri. Hem de bağlı oldukları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu çiğneyerek. Sandukaların üzerindeki yazıları unuttuğumuz anlarda da riyakarlıklarıyla dillenecekler. Tarihi yeniden yazmaya girişenlerin, tarihin üzerine diktikleri tüyü çıkartmak da yine Anadolu’nun ortak mirasını koruyacak olanlara kalıyor. Pehlivanoğlu’na sözümüz olsun, hatunlara sözümüz olsun. Gül yüzünüzü toprağa katmayacağız, üzerinize düşen gölgeyi kaldıracağız.Sinem UĞURLU | Evrensel
Reklam
Baba Dedikleri Adam Babalarının Katili Çıktı
Kayıp babalarının katili Mehmet Eray'a 18 yıl boyunca 'baba' diyen kardeşler yıkıldı. 3 kardeşin en büyüğü Sevda Bayri 'Babam kaybolunca yardımımıza koştu. Meğer annemde gözü varmış' dediSamsun'un Tekkeköy ilçesinde 18 yıl önce ortadan kaybolan 3 çocuk babası Şaban Bayri'nin cesedinin geçen hafta bulunması, büyük bir dramı ortaya çıkardı. Bayri'yi öldürüp yaktıktan sonra tarlaya gömen Mehmet Eray, olaydan 3 ay sonra Bayri'nin eşi Habibe Bayri'yle evlendi. Sabah'tan Murat Alhan'ın haberine göre Yıllarca 'baba' dedikleri Mehmet Eray'ın, öz babalarının katili olduğunu öğrenen Sevda (27), Selda (22) ve Gökhan Bayri (19) şoke oldu. 'Bu nasıl canilik' diyen Selda Bayri şunları söyledi: 'Babamızın bizi terk edip gittiğini düşünürken, meğerse o adam, babamızı katledip yakmış. Bu bizim için tarifsiz bir acı. O adam, babamı gömdüğü tarlada annemi, ablamı ve beni yıllarca çalıştırdı. Yıllarca babamın mezarının üzerine mısır, tütün ve patates ekmişiz. Bir insan nasıl bu kadar soğukkanlı olabilir.BİZ YILLARCA ONA BABA DİYE SARILDIKBiz yıllarca bu adama 'baba' diye sarıldık.' Babalarının katili olan Mehmet Eray'a yıllarca hizmet ettiklerini anlatan Selda Bayri, 'Ben ve ablam yıllarca onun elbiselerini yıkayıp, yemeğini yapmışız. Çalışıp kazandığımız parayı bile baba bildiğimiz için getirip ona verirdik. Babamı boğarak öldürdüğü o yeşil cipe binmek için can atardık. Bizi o ciple gezmeye götürürdü' diye konuştu. Babalar Günü'nde hediye alıp Mehmet Eray'a gittiklerini anlatan Selda Bayri, 'Ona sarılıp hediyesini verirdik. Beni ve ablamı istemeye geldiklerinde onu gerçek babamız diye tanıttık. Oysa öz babam yaşasaydı bizi o evlendirecekti. Torunlarını o sevecekti. Çocuklarımız gerçek dedelerine seslenecekti. Şimdi çocuklarımıza nasıl dede dediğiniz adam, sizin gerçek dedenizin katilidir diyeceğiz' dedi.Sevda Bayri ise 'Annem, babam ortadan kaybolduktan sonra 3 çocukla ortada kaldı. Ben o zaman 9 yaşında idim. Babamın akrabaları bize sahip çıkmadı. Mehmet Eray bize sahip çıktı. Her türlü yardımımıza koştu. Meğerse bunları annemde gözü olduğu için yapıyormuş' dedi. Kardeşleri Gökhan'ın iki yıl önce tarım ilacı içerek intihara kalkıştığını ve o zamandan beri yatağa bağımlı kaldığını söyleyen Sevda ve Selda Bayri, Mehmet Eray'ın 2001'de bir gece sarhoşken cinayeti annelerine itiraf ettiğini, annelerinin karakola şikayette bulunduğunu, ancak daha sonra abisini ihbar eden kayınbiraderi tarafından 'Çocuklarını öldürürüm' diye tehdit edildiği için şikayetini geri çektiğini söyledi. Habibe Bayri'nin katil zanlısı eşine boşanma davası açacağı öğrenildi.Milliyet
Neden Yüzleri Tanır da İsimleri Hatırlamayız?
Yüzleri ve isimleri hatırlamak için beynimizin aynı şekilde çalıştığını düşünürüz; fakat uzmanlar bu iki sürecin birbirinden tümüyle farklı işlediğini belirtiyor.“Yüzleri çok iyi hatırlarım ama isimler konusunda çok kötüyüm” cümlesini sık sık duyarız. Fakat yaygın kullanılan bu ifade ne kadar doğru? Hafıza psikolojisine ufak bir yolculuk yapıp yüzler ve isimlerle ilgili hafızanın nasıl çalıştığına bir bakalım.İnsanların yüz tanıma konusunda uzman olduğu doğrudur. Birçoğumuz binlercesini tanırız ve bu işi otomatiğe bağlanmışçasına yaparız. Nörologlar bunu zor bir işin kolaymış gibi görünmesi olarak değerlendirir. Çünkü beyinde bu görev için ayrılmış çok sayıda mekanizma vardır.Beynimizde yüz tanıma görevini yerine getiren bir bölüm vardır; kısaca FFA olarak adlandırılan bu bölüm kulaklarımızın arkasında bulunan temporal lop bölgesinde yer alır. Bu bölgede herhangi bir hasar meydana gelmesi halinde, görmenizde bir sorun olmasa bile insanları yüzlerinden değil, ancak seslerinden ve giysilerinden tanıyabilirsiniz. Beynin bu bölgesindeki zayıflığın kalıtsal olması da söz konusu. Prospagnozi adı verilen ve yüz körlüğü olarak tanımlanabilecek bu durumda tüm aile fertleri, birbirlerinin yüzleri de dahil hiçbir yüzü tanıyamaz.Fakat ne ilginçtir ki isimleri hatırlamak için benzer bir alan yoktur beynimizde. Sadece kelimeleri hatırlama göreviyle yükümlü bölgeler vardır; isimler de zaten özel kelimelerdir. Bu bölgelerde meydana gelen bir hasar sonucunda isimleri de kelimeleri de hatırlamakta zorluk çekeriz. Örneğin muzu tanır, onun lezzetini bilir, hatta muzlu pasta tarifi bile yapabilir, ama adını hatırlamayız.Yüzleri tanımak ve isimleri hatırlamak için kullanılan hafıza işlemi birbirinden farklıdır. Yani iki farklı psikolojik işlem devreye girer: Tanımak ve hatırlamak.Örneğin bir partide konukların yüzlerine bakarken biriyle göz göze geldiğinizde “Bu kişiyi tanıyor muyum?” diye kendinize sorduğunuzda buna yüz tanıma işlemi denir ve vereceğiniz cevap ya “evet, tanıyorum” ya da “hayır, tanımıyorum” olacaktır.Daha sonra bir tanıdığınızla konuşurken onu başkalarıyla tanıştırmanız gerektiğinde hafızanın isim hatırlama kısmı devreye girecek, gördüğünüz bir şeyi tanımak değil, daha önce öğrenmiş olduğunuz bir şeyi hatırlamak söz konusu olacaktır. Burada basit “evet/hayır” yanıtı işe yaramayacak, bizzat ismin ne olduğunu hatırlamanız gerekecektir.Yani şöyle de diyebiliriz: Yüzler verili bir bilgidir; baktığımızda orada görürüz; yapmamız gereken tek şey onları daha önce görmüş olup olmadığımızı bilmektir. Oysa isimler hafızada saklıdır ve onlarla ilgili daha zor bir psikolojik işlem yapmamız, arayıp bulmamız gerekir.İsimleri hatırlama konusunda iyi değilseniz uygulayabileceğiniz bazı yöntemler vardır. Hafızayla ilgili deneyler, kendinizi zorlayarak hatırlamaya çalışmanın işe yaramadığını göstermiştir. Hatırlamaya çalıştığınız şeyi tekrarlamak ve onunla ilgili bağlantılar kurmak daha yararlı olacaktır.Yani isimleri hatırlamak istiyorsanız, biriyle ilk tanıştığınızda konuşma içinde ismini sık sık tekrarlamanız gerekir. İsmini mutlaka hatırlamanız gereken biri varsa onlarla ilgili bir özelliği tespit edip isimleriyle birlikte bu özelliği zihninizde çarpıcı bir görsel imgeyle birleştirmek yararlı olacaktır. Örneğin Jennifer isimli bir kadınla tanışıp onun Alaska’dan geldiğini öğrendiyseniz ve o bölge soğukluğuyla ünlüyse onu kar içinde kürk giymiş bir halde hayalinizde canlandırabilirsiniz (kürk İngilizce ‘fur’ demektir, yani JenniFUR bağlantısı). Böylece bir daha kimsenin ismini hatırlamadığınız için utanmanız gerekmeyecektir.BBC Türkçe
Demirtaş: 'Amerika'nın Keşfi Gündem Çarpıtma Projesi'
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine Ahmet Kaya ve Seyit Rıza'yı anarak başlayan Demirtaş'ın konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:-14. ölüm yıldönümünde Ahmet Kaya'yı hasretle anıyoruz. İki gözüm bilsin ki, onun bıraktığı ülkede çok fazla şey değişmedi. Aynı ayrımcılık, ötekileştirme, hiçleştirme devam ediyor. Yeni linçler devam ediyor. Kültüründen, mezhebinden inancından dolayı insanlar horlanmaya devam ediyor. Özür furyası başlamışken, birileri çıkar kürsülerden özür dilemesini bekliyoruz. O dönem Ahmet Kaya'dan en kötü yazan biri parlamentoyu yönetiyor. Oktay Ekşi de parlamento kürsüsünden özür diler diye bekliyoruz. Ahmet Kaya'dan özür adına pratik olarak yapılması gereken şey var. Gerçek özür anadilin özgürleşmesiyle gerçekleşir.-Anmamız gereken bir diğer isim Seyit Rıza. Bir kez daha bu konuya değineceğiz. Seyit Rıza şahsında, insanlık onuru adına direnen bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Seyit Rıza'nın bize armağan ettiği baş eğmez, diz çözmek geleneği bizler de yaşatmaya devam edeceğiz.-Geçen hafta sonu HDK olağan kongresini gerçekleştirdi. Sosyal ekonomik toplumsal olaylara çözüm üreten bir halk meclisi... Yaşamın her alanında pratikleşmesi, mahallede, sokakta, barikatta, fabrikada, emekten özgürlükten yana mücadelesiyle kendisini büyüteceğini olan inancımızla HDK'yi kutluyor, yeni seçilen arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Herkesin yolu açık olsun.-Hükümetin iç gündemler ve dış gündemler vesilesiyle yaptığı büyük hataların yaptığı sıkıştırmışlıkla gündem değiştiriyor. Recep Tayyip Erdoğan bunu hep yaptı. Davutoğlu da onun yolundan gidiyor. Ülkenin gündemleri başka, Cumhurbaşkanı ve Başbakan olur olmaz şeylerle, gündemi olur olmaz şekilde gündemi değiştiriyor.-Amerika'yı velev ki Müslümanlar keşfetti. Bize faydası nedir? Bunu sıcak gündeme taşımanın alemi nedir. Bir yandan 1000 odalı saray yaptıracaksın. Bütün makam araçlarını sıfır km yenileyeceksin. Kendine yeni bir saltanat kurmanın hazırlığı içindeyken, halk senden bunun cevabını isterken, 'Amerikayı biz bulduk' diye bir konu ortaya atıyor. Gündem saptırarak Türkiye'yi oyalamaya çalışıyorlar, dünya da buna gülüyor. Bunu kimse ciddiye almıyor. Bu kadar suça günaha bulaşmış bir iktidar olarak, cumhurbaşkanı olarak, konuşacak başka bir konu yok mu? Bizim asli meselelerimiz, evde, sokakta canımızı yakan gündemimiz neyse, bizim meselelerimiz o olacaktır.-Ne zaman Kürt sorununda, ekonomi konusunda, Ortadoğu da sıkışmışsa. Ne zaman işçi katliamları yaşanmışsa, ne zaman büyük meselelerle karşı karşıya kalmışsak Dersim özrü gündeme gelmiştir. Yoksa Alevilerin sorunu nedir, talebi nedir bilmeyen var mı? 7 defa çalıştayda bir araya gelip, Alevilerin ne dediğini anlamadınız mı? Gerçek gündemi söyleme cesaretleri yok.-Bu ekibin Alevi inancıyla ilgili düşüncesi şudur: Aleviliği sapkın bir mezhep olarak görürler. Alevileri dinden çıkmış sapmış insan olarak görürler. Onların kafasındaki sorun, Alevileri yola getirme sorunudur. 'Alevi sorununu çözeceğiz' derken, 'dinden çıkmış, sapmış olanları yola getireceğiz' diyorlar, açık söylemiyorlar. Alevi çalıştayı, sorunun çözümü adı altında, Alevi inancına mensup insanları sindirmek için kullandıkları taktiktir. Aleviliği inanç olarak kabul etmezler. Alevi inancını kabul etmiş insanlar olarak tarihe geçmek istemiyorlar.-Aleviliği hiçbir zaman kabul etmek istemeyecekler, göreceksiniz. Cumhurbaşkanının imam hatipler açtığı, insanları zorla imam hatiplere kayıt ettikleri bir dönem. Alevi inancına sahip insanlar bunları bilmiyorlar mı? Tarihsel olarak katliamlara uğramış insanlar bizlerden daha iyi biliyorlar. Hemen bu hafta meclise getirin. Alevi inancını tanıyın, cemevi ibadethane olsun, zorunlu din dersini kaldırın. Ayrımcılığa uğramayacağının garantisini verin, bunun önünü açın. Alevi inancına sahip rektörlere pozitif ayrımcılık yapacağım deyin, buyurun pratikte görelim.-Biraz önce Cumhurbaşkanı Ankara'nın göbeğinde imam hatip lisesi açılışı yapıyordu. Benim en yakın arkadaşlarım bu liseden mezun oldu diyor. Başbakanım imam hatip mezunu, korumalarım imam hatip mezunu diyor, bu kadar teşvik ediyor. Hadi bakalım Aleviliği teşvik edin, 'biz Alevilerden tercih edeceğiz' diyin, diyemezsiniz. Alevi açılımı adı altında asla çözmeyecekler. Kürt meselesi de böyledir. Politik olarak Kürt kimliğinin arkasında duran bir kişi gösterin, devlet yönetimine katılmış. Bir tane Ermeni gösterin. Kendi tarihine ve kimliğine saygı gösteren bir devlet yöneticisi gösterin.-Tekçi bir zihniyetle devleti yöneteceksiniz, Alevi acıları, Dersim acıları üzerinden özür dileyeceksiniz. Dersim ismini iade etmeniz lazım. Arşivleri açmanız lazım, Dersimli kızların akıbetini açıklamanız lazım. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarını açıklamanız lazım. HES'leri ortadan kaldırmanız lazım. Ucuz siyasi çıkar ve rant için Dersim'in en büyük acısını, katliamını kullanıyorlar. İnanılmaz bir gaddarlık, vandalizm örneğidir. Dalga geçmektir. Bunun adı özür değildir.-Birbirinizi suçlamanıza gerek yok. Hepiniz Dersim'in sorumlusunuz. Alayınız Dersim'e karşı suçlusunuz. Devlet olarak, parti olarak hepiniz ayrı ayrı özür dileyeceksiniz. Dersimlilerin acılarını kullanmak yerine. İşlediğiniz suçları anlatmanız lazım, sadece Dersim değil, Zilan'ı da Ağrı'yı da...-Alevi sorunu bu kadar samimiyetsiz tartışma şeklinde yürüyor. Mezhebimiz, inancımız, etnik kimliğimiz, cinsiyetimiz, yaşam tarzımız devleti etkilemez. Devletin eşit yaklaşması dışında bir çözüm yoktur.-Devlet ne sizin ne ötekinin malıdır. Bu topraklar, yaşayan bütün halkların ortak mülkiyetidir.-Kim devleti ele geçirirse, kendi malı-mülkü görüp, aynı o şekilde yönetiyor. Geçmişte de aynıydı. Cumhuriyet tarihi boyunca böyle yönettiler. 'Devlet benim malımdır, istediğim kişiye peşkeş çekerim' dediler. Bu zihniyet devam ettiği sürece böyle gidecektir.-Bu devlet anlayışını, tekçi anlayışı kırmak, halkların iktidarını oluşturmak için bir alternatifi kurduk. Onun için HDP'yi ortak düşman ve tehdit olarak görüyorlar. Biz hepsi için ortak tehdidiz. Bütün partiler bizim için aynı teraneyi çalıp söyleyen, tekçi, faşizan partilerdir. Bunları halk nezdinde teşhir etmeden gerçek kardeşliği ve huzuru bulamayacağız. Bizi birbirimize düşman, aynı mahallede, aynı şehirde, aynı ülkede yaşayamaz hale getirmek istiyorlar. Her biri tekçi damardan besleniyor. Her birinin kutsalı, diğerlerinin kutsallarından öndedir. Bir diyalog, ortak yönetim ve çözüm bulma anlayışı gelişmeyecektir. Mücadele o nedenle uzun solukludur. Müzakereler de böyledir, çözüm süreci de böyledir.-G-20'de dünyanın zengin başkanlarına sesleniyor. Sorunların çözümünde ortak bir yol bulalım, birlikte çalışalım diyor. Bize söylemiyor. Ama G-20'deki zenginlere, patronlara sesleniyor.-Biz o nedenle, bu siyasi partilerle birlikte demokrasiye ve özgürlüğe kolay kolay ulaşamayacağız. Gözümüzü halkımızın hizasında tutacağız. İl ilçe kongrelerimiz yapılıyor. Görev alacak arkadaşlarımız, gözünü halktan asla ayırmasın, umut oradadır, mücadele oradadır. Bizim için kurtuluş, yüksek makamlar mevkiler değil. Bizim için kurtuluş, Ermenek'te, Yırca'da, Gever'de, Kobane'de mücadele edenlerdedir. Korkmadan yılmadan mücadele ortaklığı yapmaktır.-HDP bu nedenle yeniden kuruluş seferberliği yapıyor. Özellikle kadınlar ve gençler, kongrelerde kapılar sonuna kadar açıktır. Görev almanız, nefer olarak bu siyaseti ve mücadeleyi yükseltmeniz önemli. Bu partide siyaset yapmak için paraya pula ihtiyacınız yok. Mangal gibi yüreğe ihtiyacınız var.-Bugün Ermenek madeninde 6 işçinin daha cenazesi çıkarıldı. 8 cenazeye hala ulaşılamadı. İki bakan hakkında gensoru önergemiz vardı. Bunu işçilerin cenazelerine ulaşma faaliyetlerinin aksamama konusunda rica üzerine erteledik. Bunu oradaki ailelere saygımızdan dolayı erteledik, biz gensoruyu geri çekmedik. Çözüm süreci ve pazarlıktan dolayı gibi yansıtıldı, bu gerçek değildir. Üstünü örtmek değildir. HDP gensoruyu güncelleyerek parlamentoya taşıyacaktır.-Yırca'da zenginliklerin ortadan kaldırılması mevzusunun ne anlamına geldiğini kısaca bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Mesele sadece ağaç değil. Hangi zihniyet buna yol açıyor. Bu uygulama ne tür sonuçlar doğuruyor. Bunları bilince çıkarmak gerekir, doğa ekoloji neden önemlidir. İnsanoğlu, tabiatta doğada, kendine yetebilecek besini gıdayı bulma bulma konusunda bir dengeye sahiptir. İnsanlık tarihinde kıtlıklar olmuştur, açlıklar olmuştur. Siz doğaya aşırı müdahale etmediğiniz sürece, doğa sizi aç bırakmaz. Ne yaptılar? Neoliberal politikalar ve kar hırsınızın yarattığı şeydir yaşananlar. Öyle bir tüketim piyasasına soktular ki, bugünkü dünya harcanmış paranın üzerine kurulmuş gibi yansıtılıyor. 300 yıl önce böyle bir şeye yoktu. İki cep telefonumuz yoktu, iki tabletimiz yoktu. Lüks arabalarda gezmiyorduk, lüks konutlarda yaşamıyorduk. Ekonomik gelişme adı altında dünyayı talan ettiler.-Yırca'da 6 bin kök zeytin ağacı kesildi. Yüzlerce aile, binlerce insan ekonomik gelir elde ediyor. Zeytinin yarattığı ekonomi, bir kültür yaratmış, insan ilişkileri, evlilik ilişkileri, düğünü, bayramı, seyranı türküleri arkadaş ilişkileri, oradaki doğanın ve tabiatın şekillendirdiği kültürdür. Siz o ağacı kesmekle onları ortadan kaldırıyorsunuz. Zeytini kandırıp termik santral dikeceksiniz. Orada artık köy kahvesi olmayacak. Orada arkadaş ilişkileri başkalaşacak, aile ilişkileri başkalaşacak. O oksijen yerine polisin gaz bombasını soluyacaklar. Tek bir termik santral yüzünden. Her yerde bunu yapıyorlar. Doğaya, insan ilişkilerine böyle müdahale ediyorlar. Termik santral yapsınlar 5 yıl sonra insanlar işsiz olacaktır. Buna kalkınma politikası diyorlar, buna başarı öyküsü diyorlar. Her yere HES ve baraj yapıyorlar. Buna karşı çıkanlar barbar oluyor, onlar ileri kafalı. Tarihi kültürü satıp, karşısını da para almayı uyanıklık olarak yansıtıyorlar.-100 yıl öncesinde yapanlar var, çok daha büyüklerini yaptılar. Almanya'da tek bir ağaç kesemezsin, ama oradan gelip burada ağaçları keserler. Amerika'da İngiltere'de bir ağaç kesin bakalım. Sadece ağaç bile değil. Gidin Hama'ya bakın, Şam'a bakın, Halepe bakın. Bütün tarihi eserler harap durumdadır. Kapitalizmin bize yutturmaya çalıştığı elmalı şeker. Paradan başka taptıkları bir güç yok. O nedenle ağaç önemlidir, suyumuz önemlidir. Bize aittir, insanlara aittir, termik santral sahiplerine ait değildir.-Siz fabrika kurup para kazanacaksınız diye biz tarihimizden yaşamımızdan vazgeçmeyeceğiz. İşte biz Hasankeyfte olacağız, Ermenek'te, Soma'da olacağız. Bizler bunu her yerde anlattıkça, içimizde bunu pratikte uyguladıkça başarılı olacağız. Tek alternatif biziz, tek umut biziz. Bunu yapacağız, inancımız da var, gücümüz de var. Bu sevdaya inanan kadrolarla 2015'te gerçek bir alternatif olarak ortaya çıkacağız. Ama şimdiden dantel gibi örerek, 2015'i kazanacağız. Her yerde HDP'nin daha görkemli, katılımcı, demokratik kongrelerinde görev almak için görev başına diyoruz.Etha
Reklam
7 Maddede 77'nci Yıldönümünde Dersim Olayları
Bugün Birinci Dersim Harekatı olarak bilinen harekatın 77'inci yıl dönümü. Bölgedeki isyanı bastırmak amacıyla başlayan harekat 15 - 18 Kasım 1937 tarihleri arasında Seyit Rıza başta olmak üzere bölgenin önemli isimlerinin idamıyla son buldu. Ancak olaylar Birinci Dersim Harekatı ile sulh bulmayacak, İkinci Tunceli Harekatı, Üçüncü Tunceli Harekatı ve Temizleme Harekatı adı verilen operasyonlarla 1938 yılında sona erecekti. Harekatlar kapsamında 13 bin sivil öldü, 110 asker hayatını kaybetti, yaklaşık 12 bin kişi sürgüne tabi tutuldu. (Kaynak: Sabah) Dersim'de yaşananların hikayesi hala açığa çıkmayı bekliyor.
Çözüm Sürecinde 16 Kişilik Üçüncü Göz
Süreçte üçüncü göz görevini yürütecek İzleme Heyeti 16 kişiden oluşacak; üyelerin yarısını hükümet, yarısını da HDP belirleyecek. Taraflar arasında isimler üzerinde tartışmalar devam ederken heyette görev yapacak kişilerin siyasi figürler yerine akademisyen, yazar ağırlıklı sivil bir yapıdan oluşacağı belirtiliyor.Çözüm süreci kapsamında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP heyeti arasında gerçekleşen kritik görüşmede; bugüne kadar pek çok krize neden olan bölgedeki yol kesme, kimlik kontrolü gibi lokal eylemler ve çatışmaların önüne geçilerek “kamu düzeninin sağlanması” konusunda karşılıklı irade beyan edildi. Cumhuriyet'ten Mahmut Lıcalı'nın haberine göre, görüşmede gündeme gelen ve çözüm sürecinde “üçüncü göz” olacak İzleme Kurulu’nun 16 üyeden oluşacağı ve üyelerin 8’inin hükümet, diğer 8 üyeyi ise HDP’nin belirleyeceği ifade ediliyor. Eski DEP Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle’nin İmralı heyetine dahil edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.Çözüm sürecinde yaklaşık 25 gündür kesilen görüşmeler, dün Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’den oluşan HDP İmralı heyetinin görüşmesiyle tekrar başladı. Hükümet ile HDP arasında hafta içinde tıkanıklık öncesinde olduğu gibi yoğun bir görüşme trafiği yaşanacak. HDP heyeti hafta içinde Çözüm Kurulu üyeleri ve bazı hükümet temsilcileriyle görüşme yapmayı sürdürecek. Dünkü kritik görüşmede Akdağan ve HDP heyetinin birlikte çekilen fotoğrafı süreçteki tıkanıklığın resmen bittiği mesajı olarak yorumlandı. HDP heyeti görüşmenin ardından HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile de bir toplantı gerçekleştirdi.Lokal eylemler sürece zarar veriyorEdinilen bilgiye göre Başbakanlık Merkez Bina’da yapılan ve bir saat süren kritik görüşmede; süreçte tıkanıklığa neden olan etkenlerin bir daha yaşanmaması için karşılıklı değerlendirmeler yapıldığı öğrenildi. Bu çerçevede bugüne kadar çözüm sürecinde krizleri tetikleyen yol kesme, kimlik kontrolü, iş makinalarının yakılması gibi bölgede yaşanan eylemlerin süreçe zarar verdiği, bu eylemlerin sona ermesinin sürecin geleceği açısından önemli olduğu konusu dile getirildi. Taraflar lokal olarak meydana gelen söz konusu eylemlerin ve çatışmaların sona ermesi konusunda irade beyan etti.Heyetin genişlemesi netlik kazanacakGörüşmede HDP heyetinin genişlemesi konusunun da ele alındığı belirtilirken, bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığı ifade ediliyor. KCK davası kapsamında cezaevinde kalan DTK Eş Başkanı Hatip Dicle’nin heyete dahil edilmesi konusunda hem hükümet hem de HDP’de herhangi bir görüş ayrılığı olmadığı belirtilirken, heyete dahil olacak diğer isim konusunda görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. HDP heyetine dahil olacak isimlerin bu hafta yapılacak görüşmelerle netlik kazanması bekleniyor.İmralı ziyareti yeni heyetle gerçekleşebilirHDP heyetinin genişlemesi konusunda verilecek kararla birlikte heyetin İmrali ziyaretini yeni üyelerle birlikte yapabileceği de konuşuluyor. Buna göre bu hafta yapılacak görüşme trafiğinin ardından yeni isimlerin netleşmesi durumunda heyetin yeni isimlerle birlikte İmralı’ya gitmesi bekleniyor. Öte yandan müzakere aşamasında Abdullah Öcalan’ı yardımcı olacak sekreteryanın hükümlü örgüt üyesi formülüyle kurulması konusunda bu hafta çalışmaların tamamlanabileceği, böylece heyetin İmralı’ya gittiğinde Öcalan’ın yanında yardımcılarının da olabileceği ifade ediliyor.Üçüncü göz için isimler belli oluyorEdinilen bilgiye göre müzakere aşamasına geçişle birlikte oluşturulması öngörülen ve süreçte üçüncü göz görevini üstlenecek İzleme Heyeti’nin üye yapısıyla ilgili de önemli değerlendirmeler yapıldı. Buna göre heyetin üye yapısı konusunda hükümet ve HDP tarafında isimler tartışılıyor. Çözüm sürecinde olası tıkanıklarda taraflara çağrı yapacak süreç kapsamında çalışmaları tarafsız bir şekilde takip edecek İzleme Heyeti’nin üyelerinin hem hükümet hem de HDP tarafından belirleneceği belirtiliyor. Kulislere sızan bilgiye göre İzleme Heyeti’nin 16 üyeden oluşacak ve 8 üyenin hükümet, diğer 8 üyenin ise HDP tarafından belirlenecek. İzleme Heyeti üyelerinin siyasi kimlikleri yerine akedemisyen, yazar ve aydınlar başta olmak üzere sivil toplum kökenli isimlerden oluşacağı dile getiriliyor.Mahmut Lıcalı | Cumhuriyet
Reklam
Artuklu Üniversitesi'nde Yolsuzluk Operasyonu: 68 Gözaltı
MARDİN Artuklu Üniversitesi'nde ihalelerle ilgili düzenlenen yolsuzluk operasyonunda aralarında Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Kadri Yıldırım, Genel Sekreter Süleyman Bayburt, Genel Sekreter Yardımcısı Sedat Gül, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekano Prof.Dr. Zekiye Sarıkartal'ın da bulunduğu 68 kişi gözaltına alındı.Mardin Artuklu Üniversitesi'nde yapılan ihalelere fesat karıştırıldığı gerekçesiyle Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Mardin Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ile Mali Polis ekipleri bu sabah saatlerinde Mardin merkezli 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda polis, Rektör Prof.Dr. Serdar Bedii Omay'ın da odası başta olmak üzere rektör yardımcıları ve dekanların odalarında da aramalar yaparak, çok sayıda bilgisiyar hardiskleri, evraklar ve dosyalara el koydu.Operasyonlarda YÖK Teftiş Kurulu'nda olduğu belirtilen müfettiş S.E., Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Kadri Yıldırım, Genel Sekreter Süleyman Bayburt, Genel Sekreter Yardımcısı Sedat Gül, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekiye Sarıkartal, Rektör Omay'ın şoförü, koruması, ihalelere giren işadamlarının da bulunduğu 68 kişi gözaltına alındı.Artuklu Üniversitesi'nde geçen Temmuz ayında üniversitede yapılan ihalelerde, 'Haksız kazanç sağlamak, ihaleye fesat karıştırmak, gizleme veya değiştirme, görevi kötüye kullanma' gerekçesiyle Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma neticesinde operasyon yapılmıştı. Soruşturma kapsamında polis, üniversitenin Yenişehir yerleşkesindeki rektörlük binasında arama yapmış, Mali İşler Daire Başkanlığı, Strateji Daire Başkanlığı'nın da aralarında bulunduğu birimlerde yapılan aramalarda çok sayıda evrak, cd, bilgisayarlara el konulmuştu. Bu sabah yapılan operasyonun bunun devamı olduğu ileri sürüldü.Bu arada YÖK'ten alınan izinle devam eden soruşturma kapsamında gözaltına alınacak şüphelilerin sayısının artabileceği belirtildi.Nezir GÜNEŞ/MARDİN (DHA)
Kudüs'te Sinagoga Saldırı
Kudüs'te iki Filistinli'nin sinagoga düzenlediği silahlı saldırıda 4 İsrailli öldü. Saldırıyı, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi üstlendi. Hamas 'Eylemi tebrik ediyoruz' dedi, Abbas saldırıyı kınadı.Batı Kudüs'te bir sinagoga sabah saatlerinde düzenlenen saldırıda dört İsrailli öldü. İsrail polisi saldırıyı düzenleyen iki Filistinliyi öldürdü. Olayda dört kişi de yaralandı.Saldırıyı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) isimli grup üstlendi. 1967'de kurulan FHKC, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bünyesinde faaliyet gösteren solcu bir örgüt olarak biliniyor.Saldırının ardından İsrail hükümeti acil toplandı. İsrail polisi saldırıyı, Doğu Kudüs'te yaşayan Gassan ve Udey Abu Cebel isimli kuzenlerin gerçekleştirdiğini iddia etti.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırıdan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas’ı sorumlu tuttu.Netanyahu yazılı açıklamasında, “İsrail, Kudüs'teki sinagog saldırısına sert bir şekilde karşılık verecektir” ifadelerini kullandı. Mahmud Abbas ise saldırıyı kınadığını açıkladı.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de, 'katıksız bir terör eylemi' olarak nitelendirdiği saldırıyı kınadı.Hamas: Biz yapmadık ama tebrik ediyoruzHamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, Al Jazeera'ya yaptığı açıklamada 'Bu kahramanca eylemi tebrik ediyoruz' dedi.Ebu Zuhri açıklamasında şu ifadeleri kullandı:Bu eylemin, Mescid-i Aksa ve Kudüslüler hakkında yapılan ihlallere bir doğal karşılık olduğunu düşünüyoruz. Biz bu eylemleri desteklediğimizin altını her zaman çiziyoruz.Bu eylemlerin devamı için çağrı yaptık ve yapıyoruz. Bu eylemlerin gerçek değeri, Mescid-i Aksa’nın bir kırmızı çizgi olduğunu anlatmasıdır. Filistinliler, bizim kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılara karşı teslim olmayacak. Filistinliler, kısıtlı imkanlarıyla saldırmaya devam edecek. İsrail cinayetlerini durdurana kadar biz bu eylemlerin devam etmesi için çağrı yapıyoruz. Bu eylemin, Hamas’ın düzenlediği bir eylem olmadığına dikkat çekiyoruz. Kudüs’teki bu eylemler, bizim organize ettiğimiz bir şey değil, bu tamamen İsrail’in ihlallerine karşı bir halk tepkisidir. Hamas Hareketi bir İntifada’nın başlaması için defalarca çağrılar yaptı. Bu kahramanca eylemlerin bir intifada başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Tüm işaretler bunu gösteriyor.Gazze'deki İslami Cihad hareketi de saldırıyı tebrik ettiğini açıkladı.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Zonguldak Kömür, Süper Lig Ortalamasını Geçti
Zonguldak Kömürspor takımının taraftar ortalaması Spor Toto Süper Lig takımlarının taraftar ortalamasını bile geçti.2014-2015 sezonunun başlamasıyla birlikte Spor Toto Süper Lig takımlarının taraftar ortalaması yine beklenenin altında oldu. Sezon başından beri oynanan 9 lig maçında Süper Lig kulüplerinin maça gelen taraftar toplamının ortalaması 8 bin 632 iken, bu sayının Zonguldak Kömürspor’da 9 bin 562 olduğu öğrenildi.Spor Toto 3. Lig 1. Grup’ta mücadele eden Zonguldak Kömürspor’a, taraftarları iç saha maçlarında stadı hınca hınç doldurarak destek sağlıyor. Merkez nüfusu 125 bin olan Zonguldak şehri adeta futbolla yatıp futbolla kalkıyor. 125 bin nüfuslu şehrin Spor Toto 3. Lig’de mücadele eden takımının bu kadar yüksek bir taraftar ortalamasıyla maçlarını oynaması şaşırtıyor.Skorer
Instagram'daki Gezi Fotoğrafına Dava
Taksim Meydanı'nda çektirdiği fotoğrafı Instagram'da paylaşan Avukat Yeşinil Yeşilyurt'un fotoğrafı Akit gazetesinde yayınlanınca hakkında iki yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Fotoğrafı yayınlayan Akit muhabiri ile yayın yönetmeni hakkında da iki ayrı suçlamadan dava açıldı.Radikal Gazetesi'nden İsmail Saymaz 'ın haberine göre İstanbul ’daki Gezi Parkı gösterileri sırasında Taksim Meydanı’nda göstericiler tarafından ters çevrilmiş bir polis aracının üzerine çıkıp sol yumruğunu kaldırarak hatıra fotoğrafı çektiren ve bunu Instagram adlı sosyal paylaşım sitesine koyan Avukat Yeşinil Yeşilyurt, fotoğrafını izinsiz şekilde yayınlayan Akit gazetesi hakkında şikayetçi oldu. Yeşilyurt, ‘özel hayatının ihlal edildiğini’ savunurken; Akit’i ve instagram’daki fotoğrafı delil kabul eden savcılık, kadın avukat hakkında ‘suçu ve suçluyu övme’ suçundan iki yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.İddianamede, Yeşilyurt’un “Kamu malına zarar verme suçunu ve bu suçu işleyenleri övdüğü ve bununla ilgili çektirmiş olduğu fotoğrafı Facebook, Twitter ve Instagram adlı paylaşım sitelerinde paylaşmak suretiyle isnat olunan suçu işlediği” ileri sürüldü. Akit hakkında ise, “Instagram’daki fotoğraf özeldir, fotoğrafı basmak suç değildir” denilerek, hukuk tarihine geçecek bir takipsizlik kararı verildi. Yeşilyurt, “Nazi kampı önünde fotoğraf çektirsem faşizmle mi yargılanacağım?” diye soruyor.Akit: “Çapulculuğa özel hayat kılıfı”İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi olan Avukat Yeşinil Yeşilyurt geçen yıl Gezi Parkı eylemleri sırasında Taksim Meydanı’nda bulunan on binlerce kişiden biriydi. Yeşilyurt da çoğu kişi gibi, göstericiler tarafından ters çevrilen bir polis aracının üzerine çıkıp sol yumruğunu havaya kaldırarak, hatıra fotoğrafı çektirdi. Daha sonra fotoğrafı Instagram adlı sosyal paylaşım sitesinde yayınladı. Aynı günlerde İstanbul Barosu aleyhine haber hazırlayan Akit gazetesi, Yeşilyurt’un Instagram hesabına girerek bu fotoğrafı aldı ve 10 Kasım 2013’te, “Alın size delil” başlığıyla bastı. Aynı haberde, Yeşilyurt ile yapılmış görüşmeye, kendisinden izin alınmaksızın yer verildi.Gazete aynı fotoğrafı sonraki günlerde “Çapulculuğa özel hayat kılıfı”, “Savcılık bu delili işleme koyacak mı?”, “Başörtülü olsaydı baro ne yapardı?” ve “O avukat vergi fakiri” başlıklı haberlerinde defalarca yayınladı. Çıkan haberler üzerine Yeşilyurt, “özel hayatın gizliliğini ihlâl, verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme, iftira, suç uydurma, yargı görevini yapanı etkileme, bilişim sistemine izinsiz girme” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.Kamu malına zarar verenleri övmüşYeşilyurt hakkını ararken, kendisini sanık olarak buldu. Savcı Mehmet Ocak, Yeşilyurt hakkında ‘suçu ve suçluyu övme’ savıyla dava açtı. Delil olarak da Akit’in haberi ile Yeşilyurt’un Facebook, Twitter ve Instagram’da paylaştığı fotoğraf gösterildi. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan ve ilk duruşması 3 Şubat 2015’te görülecek olan davanın iddianamesinde, Yeşilyurt’a şu suçlama yöneltildi:“Şüphelinin Gezi hadiseleri sırasında göstericiler tarafından yakılmış olan polis aracının üstüne çıkmak ve sol yumruğunu yukarı kaldırmak suretiyle kamu malına zarar verme suçunu ve bu suçu işleyenleri övdüğü ve bununla ilgili çektirmiş olduğu fotoğrafı Facebook, Twitter ve Instagram adlı paylaşım sitelerinde paylaşmak suretiyle isnat olunan suçu işlediği...”Fotoğraf: Özel ama yayınlanabilirYeşilyurt’un ‘özel hayat’ şikayetini değerlendiren Basın Savcısı Hüseyin Parlakkılıç ise hukuk tarihine geçecek nitelikte bir takipsizlik kararı verdi. Instagram’da paylaşılan fotoğrafın hatıra amaçlı olduğunu, özel hayata girdiğini ve basıldığı için Yeşilyurt’un hedef gösterildiğini beliren Savcı Parlakkılıç, ancak bunun izinsiz şekilde yayınlamanın suç olmadığını ileri sürdü. Savcı Parlakkılıç, kararda şu ifadeleri kullandı:“Gezi olaylarını destekler mahiyetli görünen bu fotoğraf ile müştekinin, Gezi olaylarını desteklemeyen grupların hedefi haline gelebilme ihtimali söz konusudur. Bu ihtimali barındıran bir fotoğrafın mahrem olduğunun kabulü gerekir. Çünkü fotoğraf ile müştekinin karşılaşabileceği ve gelen iletilerden de karşılaşmış olduğu anlaşılan tehlike veya zarar yahut korunan değer, bir kimsenin yalnız kendisinin veya partnerinin görebilmesinin mümkün olabileceği görüntülerden daha hafif değildir. Ancak internet gibi herkesin yasal-gayrı yasal yollarla girebileceği bir platformda paylaşılmış olması fotoğrafın her ne kadar özel olsa da özel hayata ilişkin bir fotoğraf olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle müştekiye ait olan ve özel sayılması gereken pozlarına ilişkin fotoğrafın etik olmayan şekilde basın ve yayın yoluyla yayınlanması suretiyle ifşa edilmesi eyleminde atılı suçun oluşmayacağı sonucuna varılmıştır.”Akit muhabirlerine dava açıldıSavcı Parlakkılıç, soruşturma sonunda, Akit muhabiri Kenan Kıran ile yayın yönetmeni Ali İhsan Karahasanoğlu hakkında iki ayrı suçlamadan dava açtı. İlk suçlama, Yeşilyurt ile görüşmeyi izinsiz yayınladıkları için ‘haberleşmenin gizliliğini ihlal’ iddiasıyla yöneltildi. Kıran ve Karahasanoğlu ayrıca, “Savcılık bu delili işleme koyacak mı?” ve “O avukat vergi fakiri” başlıklı haberlerle Yeşilyurt hakkında dava açılmasını ve vergi incelemesi yapılmasını sağlamaya dönük şekilde ‘iftira’ atmakla suçlandı. İddianamede her iki suçlama için yedişer yıla kadar hapis cezası isteniyor.'Nazi kampında çektirsem ne olacak?'Avukat Yeşilyurt, Akit’in aynı fotoğrafı ısrarla yayınlamaya devam ettiğini ve her haberden sonra hedef gösterildiğini kaydediyor. İfade için gittiği savcılıkta, “Bir Nazi kampına gitsem, kapısında fotoğraf çektirsem, beni faşizmi övmekten mi tutuklayacaksınız” dediğini anlatan Yeşilyurt, “Bana, ‘Avukat hanım bir suç bulmamız lazım’ denildi' diyor. Yeşilyurt, “Suçu ve suçluyu nasıl övmüşüm, anlamıyorum. Bir pazar günü herkesin üzerine çıktığı ve simge haline gelmiş bir araçtı o” diyor. Avukat Erkut Güzel de Instagram’a konulan fotoğrafa bakılması ile bunun yayınlanması arasında bir fark olması gerektiğini vurguluyor.İsmail Saymaz | Radikal
Süper Kahramanlar 16. Yüzyılda Olsaydı
Paris'te bulunan Grand Palais'teki bir sergiye katılan fotoğrafçı Sacha Goldberg çalıştığı modeller, stilistler ve tasarımcıların yardımıyla süper kahramanları 16. yüzyıla taşıdı. Aşağıda göreceğiniz fotoğrafların hiçbiri photoshop değil, hepsi kuaförlerden makyajcılara, tasarımcılardan modellere yaratıcı bir enerjinin dışa vurumu. (Kaynak: Kotaku)
Reklam