onedio
CERN'de Atomaltı Parçacık Keşfi
Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bilim adamları, iki atomaltı parçacığı keşfetti. CERN'den yapılan açıklamada, keşfin, dünyanın nasıl meydana geldiğini tanımlayan parçacık fiziğinin 'Standart Model'inin ötesinde işlerin nasıl yürüdüğüne ışık tutacağı belirtildi.BİRİNİ BULMAYA ÇALIŞIRKEN İKİSİNİ KEŞFETTİKBüyük Hadron Çarpıştırıcısı kullanılarak yapılan deneylerde keşfedilen atomaltı parçacıklar, devasa bir gücün bir araya getirdiği üç zerreciğin oluşturduğu baryondan meydana geliyor.CERN'e bağlı LPNHE Laboratuvarı'nda görevli Matthew Charles, 'Doğa bize cömert davrandı. Birini bulmaya çalışırken ikisini birden keşfettik' dedi.PROTONLARDAN 6 KAT DAHA AĞIRKeşfedilen yeni parçacıkların, 14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamını yaratmayı amaçlayan 10 milyar dolar tutarındaki deney sırasında, 27 kilometrelik tünelde birbirleriyle çarpıştırılan protonlardan 6 kat dağa ağır olduğu belirlendi.Araştırma sonuçları, 'Physical Review Letters' dergisinde yayımlanacak.NOBEL ÖDÜLLÜK DENEYBüyük Hadron Çarpıştırıcısı kullanılarak daha önce de parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve 'Higgs Bozonu' adı verilen atomaltı parçacığı keşfedilmişti. 'Tanrı Parçacığı' olarak da bilinen Higgs Bozonu'nun keşfi, geçen yıl Belçikalı fizikçi François Englert ile İngiliz bilim adamı Peter W. Higgs'e Nobel Fizik Ödülü getirmişti.
Davutoğlu: 'Takvim Değil Sıralama Konuşabiliriz'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm süreciyle ilgili 'Artık takvim değil sıralama konuşabiliriz, şu gece 'Silah bırakıyoruz' deseler onun gereği olan adımlar atılır' dedi.Başbakan Davutoğlu, çözüm sürecinin takvimi konusunda “Şimdi artık net bir takvim değil, bir sıralama konuşabiliriz. Kim ne yaparsa onunla mukabele edilecek. Şu gece 'Silah bırakıyoruz' deseler hemen onun gereği olan adım atılır. İşte burada suça iştirak etmemiş olanları topluma yeniden kazandırılması gibi adımlar.” dedi.G20 zirvesinin ardından Filipinler'i ziyaret eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT'de gazetecilerin sorularını yanıtladı.'Önce kamu düzeni sonra talepler'Çözüm süreciyle ilgili olarak gelinen noktayı değerlendiren Başbakan, 6-7 Ekim olaylarının kamu düzeni ihtiyacını ortaya koyduğunu söyleyerek, 'Kamu düzeni üzerinde bir ipotek kabul etmeyiz. Bunda anlaşmışsak bundan sonraki aşamada talepleri konuşacağız.” dedi.12 Eylül ya da 28 Şubat dönemlerini hatırlatan Davutoğlu, “Aslında şu anda çözüm kendi doğasında işliyor. 6-7 Ekim olaylarında bile Kürt vatandaşlarımızdan örgüte karşı bir tepki oluştu. Son anket geldi. Kürt vatandaşlarımızın yüzde 70-75’i 6-7 ekim olaylarını yanlış bulduğunu söylüyor. Vatandaşların devlete dönüp kamu düzenini sağlaması için çağrıda bulunması çözüm sürecinin bir başarısıdır” ifadelerini kullandı.Davutoğlu, HDP'yi kastederek “Kendileri de çok iyi biliyorlar ki, şu konularda mutabık olunduğu kendilerine iletilmiştir. Özellikle kamu düzeni konusunda. Kamu düzeni üzerinde bir ipotek kabul etmeyiz. Bunda anlaşmışsak bundan sonraki aşamada talepleri konuşacağız.” yanıtını verdi.Yerel yönetimler konusunda ise “Büyükşehir yasası Türkiye’nin Tanzimat’tan sonra merkezi yönetimi güçlendirme çalışmalarında en büyük devrimsel yerel yönetimleri güçlendirme yasasıdır. Yeterli midir? Yerel dinamikler bunu gösterir. Ayrılıkçı bir şey istiyorlarsa bu çözüm süreci değildir. Bu başka bir şeydir. Kürtleri temsil işini HDP’ye bırakamayız. Biz AKP oalrak daha çok temsil ediyoruz. Kürtleri temsil olarak biz edelim diyorlarsa, birkaç ili çıkardığınızda AK Parti’nin temsili daha yüksek.”Çözüm sürecinin sadece siyasal ve sosyal bir barışı değil ekonomik kalkınmayı da öngördüğünü belirten Davutoğlu 6-7 Ekim'deki Kobani olaylarının sürecin kırılganlığını gösterdiğini belirtti.Davutoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:'Haziran ayında çıkardığımız yasayla yasal zemin oluşturmuştu. 6-7 Ekim olayları bir ihtiyacı ortaya koydu: Kamu düzeni. Bu olaylarla Türkiye'de kamu düzeni ve ekonomiye darbe vurmak istediler. Birçok işyeri yağmalandı... Âkil insanları da toplayarak biz kararlığımızı ortaya koyduk. Bu konuda ispat durumunda değiliz. Karşımızda da tek bir taraf yoktur. 6-7 Ekim olayları nihai kertede Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan halkımızın tepkisini görmüştür. Eğer HDP kanadından hâlâ 6-7 Ekim'de doğru yaptıklarına dair açıklama olsaydı kanallar zor açılırdı. Eşit vatandaşlık ilkesi etrafında herkesin eşit hakka sahip olduğu, başkalarının da haklarının gasp edilmediği yeni bir Türkiye'nin inşaasını hedefliyoruz. 6-7 Ekim olayları 'bazı taraflarda bu irade var mıdır? sorusunu gündeme getirdi. Umarım bir daha böyle olaylar olmaz. Nehrin yarısını çoktan geçtik, özgürlükler ve temel insan hakları bazında meseleleri ele almalıyız. Silahların en kısada terkedilmesi icap eder.''Seçim çalışmalarına Hakkari'den başlayacağım''Ben bu hafta sonu Patnos’tayım, Tunceli’ye, Erzincan’a gideceğim. Seçim çalışmalarına Hakkari’den başlayacağım. Önüme ne çıkarsa çıksın. Birisi bu bölge bana ait derse kusura bakma derim. Her bölge herkese ait.Başbakan ‘Çözümden silahın susması, siyasi alanın açılmasını mı anlamalıyız?’ sorusuna da. “Evet. HDP ile MHP birbirine iki zıt parti, çıkıyor kürsüde hitap ediyorlar. Demek ki herkesin fikrini ifade etme özgürlüğü var. Ben Selahattin Demirtaş’ı kabul ettiğimde, 'Cumhurbaşkanı adayı olmanızdan ve kullandığınız dilden çok memnun oldum' dedim. 'Cumhurbaşkanı olsaydınız Türkiye’nin bütününe hitap edeceksiniz' dedim. Ama 6-7 Ekim’de çıkıp Türkiye’de küçük bir gruba hitap eder hale gelirseniz bu başka bir şeydir. Demirtaş 6-7 Ekim’de Cumhurbaşkanı olsaydı nasıl tavır alacaktı? 'Daha çok sokağa çıkın diye tweet atanlara' destek mi verecekti? Şurada dükkanlar basılmış, evler yakılmış diye bilgiler geldi. Siz devlet yetkilisi olarak ne tavır alırdınız? Önce bunları durdururdunuz. Ben aynı tavrı AK Parti üyelerine karşı da alırdım.” yanıtını verdi.'Ülke bölünmedi'Davutoğlu'na Öcalan’a sekretarya verileceğine dair haberleri hatırlatan gazeteciler, bundan sonra takvimin ne olacağını kamuoyunun bilmediğini belirtti. Son 6-7 Ekim’in bir yapısal krizden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, Türk devleti ile Kürtlerin beklentisi arasında fark olup olmadığı soruldu. Davutoğlu buna şu yanıtı verdi:“Bugünlerde 90’lı yıllarda hazırlanan raporlara bakıyorum. CHP’nin de '96 raporu var. Talepler var. OHAL kalksın denmiş, kalktı. Kürtçe konuşulabilsin denmiş. Olmuş. Kürt ensitütüsü açılsın denmiş. Açılmış. Biz 'Siz şunu yaparsanız biz de bunu yaparız' diye yapmadık. Evrensel değerler çevresinde yaptık. Doğru olduğuna inandığımız için yaptık. Bizden önce iki uç nokta vardı. Şimdi öyle bir noktaya geldi ki demokratik çerçevede bunları gerçekleşti. Ülke bölünmedi. Aidiyet duygusu pekişti. En temel aktivitelerin bile sınırlandırıldığı karanlık bir dönemden bahsediyoruz. Bizim dönemimizde köye dönüşler, tazminat ödemeleri bile gerçekleşti.”'Doğru polisika için sağlıklı koordinasyon'Davutoğlu, 'Siyaset, Merkez Bankası'na daha fazla müdahale etmeli mi?' sorusuna 'Politikaların mahiyeti değişebilir. Ama değişmemesi gereken şey rasyonel olması. 2008 krizi finansal bir kriz olarak başladı. Sonra reel sektörü de etkileyen daha kapsamlı bir ekonomik krize dönüştü. Orada da tutulamadı, sosyal bir patlama oldu. Ardından da siyasal patlama oldu. Ben dört yılda 7 Yunan, 8 Romen Dışişleri Bakanı gördüm. Ekonominin herhangi bir sektörünü başka bir sektörden ayıramayız' yanıtını verdi.'Tarım komitesi oluşturuldu'Davutoğlu, 'Bana kimse 'Avrupa Merkez Bankası Avrupa'nın siyasi çevrelerinden bağımsız' diyemez. Siyasal, ekonomik, reel sektör ve sosyal alanları birbirlerinden koparmak mümkün değil. Merkez Bankası Başkanımızla görüştüğümde, Türkiye MB'nin faiz beklentisi yüzde 6'nın altına düşmesini bekliyordu. Düştü mü? Olmadı. 'Niye olmadı' diye sorduğumuzda tarım fiyatlarının kuraklık nedeniyle yüksek çıkması yanıtını aldık. Tarım politikalarıyla ilgili bir husus, Merkez Bankası'nın beklentisini etkiliyor. Biz de tarım politikalarıyla ilgili Merkez Bankası yetkililerinin de içinde olduğu bir komite oluşturduk' diye devam etti.Dünyanın her ülkesinde merkez bankalarıyla hükümetler arasında daha yakın işbirliğinin yapıldığını belirten Davutoğlu, 'Bir ülkede kalkınma ve büyüme rakamlarının düştüğü yerlerde siyasi istikrar olmaz. Enflasyonla büyüme arasında kaçınılmaz bir çelişki varmış gibi baktığınızda kısrı döngüye girmiş bulunuyorsunuz. Arz talep konusunda ulaşulacak yeni denge daha yüksekte olmalıdır' dedi.Davutoğlu Merkez Bankası'yla sağlıklı koordinasyonun 'doğru politikalar' doğuracağını belirtti.'Almanya-İngiltere dengeyi bulmalı'Türkiye'nin 2015'te G20 Dönem Başkanlığı'nı değerlendiren Davutoğlu, G20'nin temsil kabiliyetinin geniş olduğunu, gelişmiş ve dinamik ekonomileri bünyesinde barındırdığını söyledi. Davutoğlu, G20'nin 2008 küresel ekonomik krizinin ardından 'kafa kafaya verip' yapısal reformlara imza atılmasına önayak olduğunu belirtti.Liberal ekonomiler arasında bir görüş ayrılığı olduğunu vurgulayan Başbakan, petrol üreticileri ve tüketicileri gibi ayrımları dışında Almanya gibi enflasyon karşıtı ülkelerle ABD gibi talep yanlısı ülkeler arasında görüş farklarının ortaya çıktığını söyledi. Avrupa ekonomisini daraltacak adımların Türkiye'yi etkileyeceğine dikkat çeken Davutoğlu, Anti-enflasyonist adımların talep artışını frenlememesi gerektiğini söyledi.AB içinde Almanya ve İngiltere arasındaki çekişme bağlamında Türkiye'nin durumu sorulduğunda ise Davutoğlu, Meksika ve Türkiye'nin sunumlarının dikkat çektiğini belirtip şöyle konuştu:'O oturumda Türkiye başarı öyküsü olarak gündeme geldi. Ben Almanya ve İngiltere'nin uzlaşması gerektiğini vurguladım. Durağan ekonomilerin bedelini Almanya ödemesin diye anti-enflasyonist politikalara yöneliyor. Avrupa'daki daralmayı Amerika finanse ediyor gibi bir durum var. Böyle bir kutuplaşmaya gidilmemesi gerekiyor. Avrupa üç kez resesyona girdi. Bir kez daha girerse bunu kaldıramaz. Türkiye'nin tezi şuydu: İkisinin buluşturulması gereken yer yerel sektör reformlarıyla talep ile arzın daha üst bir dengede buluşması. Arz ve talep bir dengede buluştu. Onu daha üst bir dengeye çıkarmak gerekiyor. Türkiye, üç sacayağında duruyor. 1. Siyasi istikrar. O salonda en uzun siyasi istikrarı olan Türkiye. Süratle tepki verebilen alternatif politika ürettiğinde bunun önünü görebilen bir hükümet. 2. önemli madde makro ekonomik istikrar, 3.sü de yapısal reformların kararlılıkla sürdürülmesi... 90'lı yıllarda dünya ekonomisi büyürken Türkiye çok az büyüdü. 'Davutoğlu 2014'ün bir sınama yılı olduğunu, iki seçim yapıldığını ama buna rağmen siyasi istikrarın korunduğunu belirtti.Kaynak: TRT
Ara Güler'in Yayımlanmamış Fotoğrafları Seul Yolcusu
Ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in 1950'li yıllarda karanlık odada kendi eliyle bastığı ve bugüne kadar yayımlanmamış vintage baskıların bulunduğu 110 fotoğrafın yer alacağı sergi, 22 Kasım'da Güney Kore'nin başkenti Seul'de açılacak.Ünlü fotoğrafçı Ara Güler bugüne kadar yayınlanmamış fotoğraflarının yer alacağı Seul sergisi için açıklama yaptı. 86 yaşındaki usta fotoğrafçı Güler, 16 Ekim'de Berlin'de açılan 'İstanbul’un Gözü Retrospektif 1950-2005' sergisinin yoğun ilgi görmesinin hatırlatılması üzerine, 'Çektiğim fotoğrafların dünya tarafından ilgi görmesi hoşuma gidiyor. Onlar istiyor, başkaları istiyor, dünyanın her yerinden istiyorlar. Bu durum ülke için de güzel' dedi. Berlin'de 200 fotoğrafının yer aldığı sergiyi günde 2 bine yakın kişinin ziyaret ettiğini aktaran Güler, Seul'de açılacak serginin tüm hazırlıklarının tamamlandığını söyledi.'İNŞALLAH SATILMAZ'Güler, sergilenecek eserlerin, etkinliği düzenleyenler tarafından Ara Güler Müzesi'nden seçildiğini kaydederek, bu sergide ayrıca daha önce hiç yayımlanmamış vintage baskıların yer alacağını söyledi. Vintage baskıların, çekildikten sonra 1-2 ay içerisinde basılan fotoğraflar olduğunu belirten Güler, bunların büyük kıymet taşıdığını vurguladı. 'Bu adamlar vintage baskının ne kadar değerli olduğunu biliyor. Müzede bütün duvarlar boşaldı neredeyse. Vintage kalmadı. İnşallah satılmaz' diyen Güler, sergilenecek fotoğrafların 1950'liler başta olmak üzere çok farklı yıllara ait olduğunu dile getirdi.'İSTANBUL'U BENİM KİTAPLARIMDAN ÖĞRENİYORSUN'Sergi açılışına gidemeyeceğini, Seul'un çok uzak olduğunu belirten Güler, 'Kendi fotoğrafımı göreceğim diye 16 saat havada gidemem. Yaş olmuş 86' dedi. Ara Güler, dünyanın her yerinden kendisine ve sanatına büyük saygı duyulduğunun hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:  'İyi ki var. Demek ki bir işe yarıyoruz. Adamların işine geliyoruz. Dünyanın çok farklı yerlerine giderek, çok farklı yer görmüş ve kayda geçirmişim. Fotoğraf makinesi çok güzel bir kayıt makinesidir ve bütün bir devri öteki devre taşır. 20. asırda çekilen fotoğraflar bir asır sonra tarih olur. Bizler aslında 'hiçbir şey değiliz' gibi görülürüz ama aslında en mühim şeyi yapıyoruz. Yaşayan hayatı kaydedip öteki devre taşıyoruz. Bunları bilmeyenler orada öğreniyor. Bugün sen İstanbul'u benim kitaplarımdan öğreniyorsun. Biz İstanbul'u çekmeye başladığımız zaman İstanbul zaten bitmişti, ölmüştü. Büyük bir kadavranın ve kokmak üzere olan bir leşin üzerinde İstanbul diye yaşıyoruz.''ŞİMDİKİ FOTOĞRAFÇILAR EĞİTİMLİ DEĞİL'Yeni fotoğrafçıların dünyada eskileri kadar tanınmış olmadığı şeklinde değerlendirme yapılması üzerine Ara Güler, 'Eğitimleri yetmiyor. Neyin ne olduğunun farkında değiller. Fotoğrafı manzara diye çekiyorlar. Manzara başka, fotoğraf başka. Şimdi bizlerin dışında kalan herifler aslında fotoğraf çekmiyor bana kalırsa instagram çekiyor. Fotoğraf çektiğini zannediyor, aslında güneş batması, manzara gibi tabiat olaylarını çekiyor. Zaten dünyanın her yerinde tabiat olayı var. Güneş her yerde batıyor' diye konuştu.İlerihaber
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Mescid-i Aksa'ya Saldırı Türkiye'ye Yapılmış Bir Saldırıdır'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yaptığı barbarca saldırı Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır. Çünkü Mescid-i Aksa hepimizin mescididir' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Cezayir İş Forumu toplantısında yaptığı konuşmaya 'Kıymetli dostum' diye hitap ettiği Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika'ya daveti için teşekkür ederek başladı, mevkidaşına 'acil şifa' diledi.Buteflika'nın, geçmişten bugüne dünya siyasetinde derin bir tecrübenin temsilcisi konumunda olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı ile görüşmelerinin çok verimli geçtiğini dile getirdi. Erdoğan, 'Tecrübelerinden istifadeyle birlikte Türkiye-Cezayir ilişkilerinin her geçen gün daha iyiye giden sürecini değerlendirme fırsatı bulduk' dedi.Kendisine, heyetine ve Türk işadamlarına gösterilen misafirperverlik için teşekkür eden Erdoğan, 2013'te başbakan iken geldiği Cezayir'e, bir buçuk yıl aradan sonra cumhurbaşkanı olarak gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Arada her ne kadar denizler, ülkeler olsa da arada engeller de olsa biz Cezayir'i yanı başımızdaki kardeşimiz olarak tanırız, biliriz. Son bir asır içinde Cezayir'in bağımsız, hür, güvenli, istikrarlı ve huzurlu bir ülke olmasını, inanın, yeryüzünde en çok arzulayan millet de devlet de biz olduk' diye konuştu.Buteflika'nın liderliğinde istikrarlı ve sağlıklı bir büyüme eğilimine giren Cezayir'in, huzur ve güven içinde 'Kuzey Afrika'nın parlayan yıldızı' olduğunu görmekten en az Cezayirliler kadar heyecan duyduğunu söyleyenErdoğan, 'Tarihleri, değerleri, halkları ve devletleri birbirine bu kadar yakın iki ülkenin ekonomik alanda birbirine mesafeli durmasına asla rıza gösteremeyiz' değerlendirmesinde bulundu.'Çok çalışırsak ticaret hacmini 10 milyar dolara ulaştırabiliriz'İki ülke arasında, 12 yıl önce 1 milyar doları bulmayan ticaret hacminin 2013 yıl sonu itibarıyla 4,5 milyar dolara kadar çıktığına işaret eden Erdoğan, 'Ancak bu seviye de bizim için asla yeterli değil. Çok çalışırsak gayret edersek aradaki engelleri kaldırırsak Türkiye-Cezayir dış ticaret hacmini çok rahat bir şekilde 10 milyar dolara ulaştırabiliriz' ifadesini kullandı.Ülkeler arasındaki en önemli ticaret kaleminin enerji olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'Şu anda Cezayir, doğalgaz ithalatımızda dördüncü sırada yer alıyor. Cezayir, milli hidrokarbon şirketi SONATRACH ve bizim şirketimiz BOTAŞ, süresi 2014 Aralık ayında dolacak olan, doğalgaz alım satımına ilişkin sözleşmeyi 10 yıl süreyle uzattılar' diyerek bunun çok önemli bir adım ve ülkeler adına son derece hayırlı bir karar olduğuna vurgu yaptı.Müteahhitlik sektörünün ikili ilişkilerin önemli bir başka boyutu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Cezayir'de 244 Türk müteahhitlik firmasının 2014 Ekim ayı itibarıyla 11 milyar dolarlık proje üstlendiğini anlattı. Türk müteahhitlerinin, Cezayir makamlarının da desteğiyle büyük altyapı projelerinden daha fazla pay almalarını arzu ettiğini dile getiren Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Buteflika'nın da Türk müteahhitlerin çalışmalarından duyduğu memnuniyeti kendisiyle paylaştığını aktardı.'Cezayir'in konut hamlesine Türkiyeli müteahhitler en uygun çözümü getirir'Dünya çapında deneyimli Türkiye firmalarının, Cezayir'in kalkınma planı çerçevesinde büyük ölçekli sanayi tesislerinin ve sayıları 100 binlerle ifade edilen konutların inşasında yer almaya hazır olduğunu kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin konut inşasında kendisini ispatladığını ve dünyanın ilgisini üzerinde topladığını belirtti.TOKİ için 12 yıl önce 500 bin konutu hedefi belirlendiğini, 12 yıl sonunda toplu konutların 600 bine ulaştığını söyleyen CumhurbaşkanıErdoğan, 'Buradan elde edilen tecrübe ve birikimle Cezayir'in konut hamlesine Türkiyeli müteahhitlerin en uygun çözümü getireceğine inanıyorum' dedi.İş adamlarının üretime yönelik yatırım için de Cezayir'e gelmelerini teşvik ettiklerini ifade eden Erdoğan, ülkedeki Türk yatırımlarının 2 milyar dolara ulaştığına vurgu yaptı. Riskin ticarette olmazsa olmaz şartlardan biri olduğunu dile getiren Erdoğan, 'Risk siyasette de olmazsa olmaz şartlardan bir tanesidir. Risk yaşamda da var. 'Yaşamda risk yoktur' diyebilir misiniz, orada da var. Normal yolunuzda gidersiniz, bakarsınız bir taşa takılır, orada çökersiniz hayat bitmiş. Hiç umulmadık bir anda, bakarsınız bir trafik kazasında ölebilirsiniz. Bunlar hayatın, yaşamın riskleridir' diye konuştu.Tekstil sektörünün de Cezayir'e yönelik önemli projeleri olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk firmalarının Cezayirli ortaklarıyla farklı şehirlerde büyük tekstil kompleksleri kurarak 'Made in Algeria' etiketli giyim markaları oluşturmayı, binlerce Cezayirliye iş imkanı sağlamayı hedeflediğini kaydetti.Cezayir'de faaliyet gösteren bir demir çelik firmasının yönetim kurulu başkanı ile görüşürken kaç Cezayirli istihdam ettiğini sorduğunu ve 'Bin' yanıtını aldığını aktaran Erdoğan, işsizliği, 'büyük bir bela' olarak tanımladı ve işsizlik ne kadar azaltılırsa o kadar başarılı olunacağını vurguladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiyeli iş adamlarının Cezayir'deki yatırımları dikkate değer boyutlara ulaştı ve inanıyorum ki daha fazla kolaylık sağlandığında, bu katkılar daha da artacaktır' değerlendirmesini yaptı.Erdoğan, bölgede tarihin akışını değiştirecek güçte çok önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti.'Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan büyük değişimle ilgili olan bizim önümüzdeki en önemli soru şudur. Bu değişimi, bu bölgenin halkları mı kontrol edecek, yoksa son asırlarda yaşadığımız gibi dışarıdan birileri mi bu değişimi kontrol edecek?' diye soran Erdoğan, 'Hepimiz çok çok iyi biliyoruz ki, biz kendi sorularımıza ithal cevaplar ürettiğimizde sorunlar çözülmüyor' dedi.Bu şekilde sorunların daha da derinleştiği değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:'Hatta, başkalarının gelip, bu bölgenin sorunlarına müdahil olması, bölgemizdeki meseleleri daha fazla içinden çıkılmaz hale getiriyor. Dışarıdan müdahale değil, kendi içinde çözüm…Türkçe'de güzel bir söz var. 'Taşıma su ile değirmen dönmez' Bizim bu bölgenin gerçek sahipleri olarak, karşı karşıya kaldığımız tüm sorunlara artık yerli çözümler üretmemiz kaçınılmaz bir hal almıştır.'Erdoğan, bunun ekonomide, siyasette ve dış politikada yapılmasının zorunlu olduğunu bildirdi.Bölgedeki enerji kaynaklarının, bölge ekonomilerini şaha kaldıracak bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aynı şekilde, bölgenin siyasi geleneklerinin, dünyanın birçok ülkesinin sahip olmadığı kadar eski olduğunu görüyorsunuz. Bütün bu zenginliklere, bütün bu tarihibirikime rağmen, Kuzey Afrika'nın da Ortadoğu'nun da maalesef yapay sorunlarla enerjisini, vaktini, naktini heba ettiğini üzülerek görüyoruz.Libya'nın sahip olduğu tüm zenginliklere rağmen yaşadığı trajedi ortada. Şu anda Libya'nın yurt dışındaki parası, farklı ülkelerdeki parası, son rakamları bilmiyorum ama birkaç ay öncesine kadar 170 milyar dolar. Başka ülkelerde duruyor bu para. Kimin bu para? Libya'nın, Libya halkının. Bu olacak iş mi? Niye Libya kendi parasını kullanamıyor? Kendi ülkesindeki yatırımlarda niye bunu kullanamıyor? Bunların hepsi birer soru işaretidir.'Erdoğan, Mısır, Suriye ve Irak'ta durumun aynı olduğunu belirterek, buraların yeraltı kaynakları açısından çok zengin olduğuna işaret etti. Dünyanın en büyük rezervlerinin bu bölgelerde bulunduğunu ifade eden Erdoğan, 'İnsan kaynağı derseniz, genç, dinamik, ahlaklı insan kaynağı da bu bölgelerde bulunuyor. Kültür ve medeniyet de aynı şekilde tarihe yön veren medeniyetlerin bu topraklardan neşet ettiğini görüyorsunuz' diye konuştu.'Kardeş bir ülkenin yaşadığı mağduriyet asla bizim çıkarımıza olamaz'Tüm bunlara rağmen, aynı bölgelerde çatışmanın, kanın, gözyaşının, huzursuzluk ve istikrarsızlığın da hiç eksik olmadığını dile getiren Erdoğan, 'Bir kardeşimizin, bir kardeş halkın, kardeş bir ülkenin yaşadığı mağduriyet asla ve asla bizim çıkarımıza olamaz. Bizim, geleceğimiz olamaz' dedi.Erdoğan en son İsrail'in Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdiği saldırıyla ilgili olarak şunları söyledi:'İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yaptığı barbarca saldırıyı, hep birlikte üzülerek yaşadık. 'Bize ne?' deme lüksümüz var mı? 'Filistin'in meselesi, bizi ilgilendirmez' deme imkanımız var mı? O saldırı Türkiye’ye yapılmış bir saldırıdır. Cezayir'e yapılmış bir saldırıdır.Çünkü, Mescid-i Aksa, Filistinliler'in değil, hepimizin ortak mescidi, hepimizin en kutsal ortak mekanlarından biri. Kendi mescitlerimize, camilerimize kirli postallarla girmek ne ise, Mescid-i Aksa'ya girmek aynen odur.''Her alanda dayanışma hayati derecede önemlidir'Erdoğan, bölgenin tüm meselelerinin, Filistin, Suriye, Libya ve Irak'taki sorunlarının bütüncül olarak ve kardeşlik hukuku içinde ele alınması gerektiğini vurguladı.Bu coğrafyada huzur ve barış istediklerinin altını çizen Erdoğan, 'Bu coğrafyanın her ülkesinde, anne, babaların, çocukların, kadın ve erkeklerin 'her an bomba patlayabilir, her an çatışma çıkabilir, her an farklı kesimler birbirine saldırabilir' korkusuyla yaşamasını içimize sindiremiyoruz' diye konuştu.Güven ve istikrarı ve bölgesel barışı temin etmek için her alanda dayanışmanın hayati derecede önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan şöyle devam etti:'Türkiye olarak, bölgemizdeki her ülkeyle barış, istikrar, dayanışma odaklı ilişkiler geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. İstiyoruz ki, bölgenin tüm ülkeleri, tüm kardeşlerimiz huzur içinde yaşasınlar. Sahip oldukları kaynakların refahı içerisinde yaşasınlar. İstiyoruz ki, tüm ülkeler kendi içlerinde ya da uluslararası ilişkilerinde barış ve emniyet içinde olsunlar. Biz, bunu temin etmek için ekonomik, siyasi, diplomatik her kanalla dayanışma mücadelemizi sürdüreceğiz.Cezayir, Tunus, Libya, Mısır halkı için elimizden ne geliyorsa hiç çekinmeden kardeşlerimizle paylaşmayı sürdüreceğiz.''Cezayir bir sorun yaşadığında, kendimiz bir sorun yaşıyormuş gibi üzülürüz. Cezayir, güvenli, huzurlu ve refah içinde olduğunda ise kendimiz bunu yaşıyor gibi seviniriz' diyen Erdoğan, 'İnanıyorum ki, Cezayir ile ekonomik, siyasi, diplomatik dayanışmamızı daha da güçlendirirsek, bu dayanışma tüm Afrika'ya ve bölgeye örnek olur' dedi.Bu şekilde bölgeye daha güçlü mesajlar verilebileceğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:'Mesele, sadece ekonomi meselesi değil. İhracat, ithalat, yatırım meselesi değil. Mesele, bir kardeşlik meselesi. Bir dayanışma meselesi. İnşallah, tarihte yaptığımız gibi, bugün de yarın da biz bu kardeşlik hukukunun gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz.'Yaklaşık 1.5 yıllık bir sürenin ardından tekrar Cezayir'e, Afrika'ya ilk ziyaretini cumhurbaşkanı olarak yaptığını dile getiren Erdoğan, bunun kendisi için ayrı bir memnuniyet olduğunu söyledi. Erdoğan, burada olmaktan ötürü memnun olduğunun altını çizerek, 'Cumhurbaşkanı olarak Afrika ve Kuzey Afrika'ya bu ziyaretle birlikte,hamdolsun iş adamlarımızın kendi aralarında 400 kadar sözleşmede bir mutabakata varmış olmaları çok çok anlamlı. Bunun artarak devamı, inşallah ayrı bir güç kaynağı olacaktır' diye konuştu.Erdoğan, gelecek adına bu gelişmelerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, şahsına, heyetine, iş adamlarına gösterilen sıcak misafirperverlikten dolayı da teşekkürlerini sundu.Bölgesel konular görüşüldüÖte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın görüşmelerinde, Irak'ın toprak bütünlüğü ile Filistinliler arasındaki ulusal uzlaşının perçinlenmesinin önemini vurguladıkları, Libya konusunda ise her türlü dış müdahaleye karşı olduklarını belirttikleri kaydedildi.Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanlığı Özel Konutunda, bakanların huzurunda gerçekleşen ve son derece samimi geçen görüşmede Erdoğan ile Buteflika, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konularda da görüş teatisinde bulundu.İki liderin Türkiye-Cezayir arasındaki sadece ekonomik ve ticari ilişkileri değil, köklü bir geçmişe sahip olan kültürel ilişkileri de güçlendirme konusunda kararlı olduklarını vurguladıkları öğrenildi.Irak, Filistin, Libya, Afrika ve Avrupa Birliği gibi konuların ele alındığı görüşmede, ikili ilişkiler konusunda ise enerji, tarım ve savunma sanayisinde işbirliği, Cezayir'de TİKA'yla gerçekleştirilecek ortak projeler ön plana çıktı.Irak'ın toprak bütünlüğünün önemine işaret eden iki lider, Libya konusunda her türlü dış müdahaleye karşı olduklarını, taraflar arasında milli mutabakat sağlamayı hedefleyen diyalog sürecinin teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.İki liderin Filistinliler arasındaki ulusal uzlaşının perçinlenmesinin önem taşıdığına da değindiği, Buteflika'nın bu çerçevde önümüzdeki haftalarda El Fetih ve Hamas yetkililerini Cezayir'de ağırlamayı planladığını söylediği kaydedildi.Eğitim, sağlık ve imar konularında Türkiye'nin tecrübesinden istifade etmek istediklerini ifade eden Buteflika'nın, Erdoğan'ı, cumhurbaşkanı seçilmesinin yanı sıra 'Türkiye'deki zorlu süreçleri en iyi biçimde yönetme başarısı dolayısıyla' özellikle tebrik ettiği öğrenildi.Cezayir'in Osmanlı döneminden itibaren Türkler'le güçlü ilişkiler içinde olmasından gurur duyduklarına değinen Buteflika'nın, bu köklü ilişkileri daha da güçlendirme hususunda iki tarafın da kararlılık içinde olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu ifade ettiği belirtildi.AA
Üniversiteliye Yeni Af Meclis’ten Çıktı
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulmasına ilişkin yasa, Meclis Genel Kurulu’nda eklenen yeni torba hükümlerle genişletilerek kabul edildi.Yasaya göre TÜSEB bünyesinde Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak. Enstitü Başkanı, Sağlık Bakanı’nın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB’de görevlendirilebilecek. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Tarihi gelecekte Türkiye’nin sağlık alanındaki dinamiklerine çok önemli katkıları olacaktır” dedi.AF VE ATILMA ŞARTLARIYasaya eklenen maddelere göre, üniversitelerde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler 5 ay içinde geri dönebilecek. Öğrenciler ilişiklerinin kesildiği program üniversitede var ise bu yıl bahar döneminde, eğer yoksa üniversitelerin açıldığı ekim ayında öğrenim görmeye başlayacak. Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek ve eğitimlerine devam edecekler.YÖK ONAYIYLA ATMAÜniversite öğrencileri 2 yıllık ön lisans programlarını azami 4 yıl, 4 yıllık lisans programlarını azami 7 yıl, 5 yıllık lisans programlarını azami 8 yıl, 6 yıllık lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin üniversiteyle ilişiği kesilecek. Düzenlemenin gerekçesi “Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi sebebiyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilmemesi esas olmakla beraber, öğrencilerin eğitime devam edip etmeyecekleri bilinmeksizin bu kadar uzun süreler kayıtlarının devam etmesi, üniversiteleri kontenjanları ve bütçe planlamalarını gerçekçi olarak yapamaz duruma getirecektir” diye açıklandı.NİTELİKLİ OPERASYON ZAMMIDevlet hastaneleri, araştırma hastanelerinde, organ nakli, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim ve beceri gerektiren operasyonlarla ilgili hekimlere yapılacak ek ödemeler bir kat artırıldı. sağlık bakanlığı’nca, özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, aday öğretmenlerin sınavlarını yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapabilecek. Veteriner hekimlikte de uzmanlık yapılabilecek. Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme 2 yılı geçemeyecek.TAM GÜN UYUMUHekim, diş hekimi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde veya özel hastanelerde görev yapanlara üniversite ödeneği ve ek ödeme verilmeyecek. Ancak bu hekimler, muayenehanelerini kapatır ve özel hastanelerden ayrılmak isterlerse 31 Aralık 2014’e kadar bu konudaki beyanlarını görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirmeleri gerekecek. Bu kişilerin en geç 31 Mayıs 2015’e kadar faaliyetleri sona ermiş sayılacak ve çalışma uygunluk belgesi veya izinleri iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek. Bu düzenleme GATA’da çalışan öğretim üyelerine de uygulanacak. Ancak GATA’daki öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek. Gerekçede, maddenin, Anayasa Mahkemesi’nin tam gün yasasına ilişkin verdiği kararlara uyum amacıyla düzenlendiği belirtildi.Habertürk
Reklam
Dünyanın İlk 'Kucaklama Merkezi' Açıldı
Profesyonel ‘ kucaklayıcı’ Samantha Hess ilk sarılma merkezini açtı. Müşterilerini, 60 dolar karşılığında bir saat boyunca kucaklayan Hess’in merkezine, açıldığı ilk hafta 10 bin başvuru geldi.ABD’nin Oregon eyaletinde ‘ Bana Sarılıp Yat ‘ adını verdiği bir merkez açan Hess, bir saatlik sarılma seansları yapıyor. Hess’in 60 dolarlık seanslarına saç okşamak, konuşma ve el ele tutuşmak da dahil.The Independet’a konuşan Hess. “ Merkez şimdiden başarılı oldu. İlk haftada yaklaşık 10 bin e- mail aldm ” dedi. Başarılı girişimci, işinin yetişkinlere yönelik olduğu yorumlarınıysa reddetti.Bir sarılma merkezi açma fikrini hayatında her şeyin dibe vurduğu bir anda bulduğunu anlatan Hess, “ Birinin bana sarılması için para ödemek ve art niyete sahip olmaması kulağa çok iyi bir fikir gibi geldi. Bu neden bizim kolayca ve güvenle yapabileceğimiz bir şey olması diye düşündüm ” diye konuştu.
Karşıyaka'dan Müthiş Galibiyet
Eurocup F Grubu’ndaki mücadelede Pınar Karşıyaka, DJ Strawberry'nin müthiş oynadığı maçta, PAOK'u deplasmanda 79-74 yenerek 6. maçında 4. galibiyetini aldı.Ev sahibi ekip maça boyalı alandan bulduğu sayılarla etkili başladı. Karşıyaka da özellikle hücum ribaundlarında etkili olunca oyun başa baş gitti. Diebler ilk beş dakikada üç faule ulaşınca, Pınar Karşıyaka hücumda zorlandı. Dixon'ın ilk periyodun sonlarında ilk sayılarına ulaşması ve Paok'un 4 üçlüğü, ilk periyotta 24-20 'lik bir skorun oluşmasına neden oldu.İkinci periyodun başında gelen üçlük farkı üçe indirdi. Fakat Margaritis ve Charalampidis 'in üçlükleri skoru 30-23'e getirdi ve Ufuk Sarıca mola almak zorunda kaldı.Mola çare olmadı ve fark ilerleyen dakikalarda 35-25 oldu.Mutlu'nun pota altındaki hakimiyeti farkın kapanmasını sağladı. 3 faüllü Diebler'ın attığı üçlükle fark 3'e kadar düştü. İlk yarı 45-41 sona erdi.3. periyotta ilk üç dakikada maça eşitlik geldi. 46-46Skor 48-48'ken Paok, Chalampidis'in üçlüğüyle 6-0'lık serisini 9-0'a çıkarttı ve skoru 57-48'e getirdi.Dixon'ın oyuna bir türlü girememesi farkın kapanmamasına neden oldu. Hücum ribaundlarında da başarılı olmaya başlayan PAOK bulduğu üçlükle son 2.30 dakikaya 9 fark önde girdi. 61-52Dip çizgiden üçlükleri atmaya devam eden Paok'a, Strawberry 'nin sayılarıyla karşılık vermeye çalışan Karşıyaka üçüncü periyodu da 65-57 geride kapattı.4. periyot Dixon'ın üçlüğüyle başladı. 65-60Hemen sonrasında Karşıyaka hücumunda çalınan teknik faul, Ufuk Sarıca'nın ikinci teknik faülü oldu ve Sarıca salon dışına gönderildi.Savunmada etkili olan Karşıyaka, Mutlu ve Strawberry 'nin sayıları farkı bire indirdi. 66-65Strawberry'nin üçlüğüyle Karşıyaka maın bitimine beş kala uzun bir aradan sonra öne geçti. 66-68Son 3 dakikaya girilirken 70-70 eşitlik vardı.Strawberry ve Dixon'ın sayılarıyla Karşıyaka 75-70 öne geçti.Maçın sonlarını iyi oynayan Pınar Karşıyaka maçı 79-74 kazanmayı başardı.Altıncı maçında dördüncü galibiyetini alan Pınar Karşıyaka'da Darryl Strawberry attığı 23 sayıyla maçın en skorer ismi oldu.PAOK'un en skorer ismi ise 18 sayıyla, dipten denediği beş üçlüğün dört tanesinde başarı sağlayan Kosta Charalampidis oldu.Spor365
5. Malatya Uluslararası Film Festivali 21 Kasım'da Başlıyor
5. Malatya Uluslarası Film Festivali’nde yarışmacı filmlerin yanısıra Türkiye prömiyerini yapacak filmler, Türk Sineması’nın yüzüncü yılında ilkleri, ulusal/dünya panoromaları ve Suriyeli misafirler için özel gösterimlerden oluşan 125 filmlik bir seçki bulunuyor.21 Kasım Cuma akşamı Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde açılan festival 27 Kasım Perşembe akşamı düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek.Bantmag
Reklam
Dünyada Her 5 Dakikada Bir Çocuk Öldürülüyor
19 Kasım Dünya Çocuk İstismarını Önleme Günü. Dünya genelinde çocuklara yönelik şiddet ve istismara dair raporlar ise endişe verici boyuttaUNICEF'in raporunda çocukların maruz kaldığı şiddet ve cinsel istismarın eriştiği boyut, önlemlerin yetersizliğini gözler önüne seriyor.Dünyada her beş dakikada bir, şiddete maruz kalan bir çocuk ölüyor.Dünyadaki 195 ülkeden yalnızca 37'si çocuk cinayetlerini rapor ediyorŞiddete maruz kalan çocukların üçte biri travma sonrası stres belirtileri gösteriyor. Bu çocukların beyinleri akranlarına oranla yüzde 6 küçük kalıyor.Şiddete maruz kalan çocukların üçte biri saldırgan davranışlar sergeliyor. Beşte biri arkadaşlık kurmakta güçlük çekiyor.Ülkelerin yalnızca yüzde 2'si çocuklara yönelik şiddeti önleyecek kapsamlı bir yasal düzenlemeye sahip. 230 milyon çocuğun yasal kimliği yok.Yetişkin tecavüz mağdurlarının yüzde 17'si çocukken de cinsel istismara maruz kaldı.Çocukları taciz eden her üç kişiden biri çocukken taciz edildi.Savaşlarda çocuk ölümlerinin yüzde 70'ten fazlası patlayıcı silahlarla yaşanıyor.Bir buçuk milyon çocuk evini terk etmek zorunda kaldı.Her beş çocuk ülkesindeki şiddet ortamı nedeniyle yetersiz besleniyor.T24
Volkan'ı 500 Kişi Beklemiş!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye - Kazakistan maçı başlamadan önce tribünlerden Volkan Demirel'e yönelik küfürlü saldırıyla ilgili bir soruşturma yürütüyor.Söz konusu küfürlü saldırıyı gerçekleştiren kişilerin kimliklerinin tespiti için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Spor Şube Müdürlüğü'ne talimat verildiği, bu talimat çerçevesinde kamera kayıtlarının çok sıkı incelendiği öğrenildi. Savcılığın dikkatini maçtan 1 buçuk saat sonra bile dağılmayıp otopark kapısında bekleyen 500 kişilik taraftar grubuna yönelttiği öğrenildi. Soruşturma çerçevesinde bu taraftar grubunun hangi nedenle dağılmayıp toplu şekilde beklediği araştırılıyor.Savcılık bu sorunun yanıtının yanı sıra, bu grupta Volkan Demirel 'e yönelik küfür eden kişilerin olup olmadığının belirlenmesini istiyor.DHA
Reklam
Londra'da Binlerce Öğrenci Parasız Eğitim İçin Sokakta
İngiltere'de binlerce öğrenci, yükseköğretimin parasız olması için Londra'da parlamento binasına yürüdü. Gösteriler, 2010’dan bu yana yapılan en büyük öğrenci eylemi.İngiltere’nin başkenti Londra’da sosyal medya üzerinden “Borçsuz, kesintisiz, harçsız parasız eğitim!” sloganıyla örgütlenen binlerce öğrenci öğlen saatlerinde parlamento binası önünde toplandı.Mezuniyetlerine kadar kredi çekerek binlerce sterlin ödeyen ve iş hayatına atıldıklarında çok daha fazlasını geri ödemek zorunda kalan öğrenciler parasız eğitime geçilmesi ve bütçe kesintilerine son verilmesini talep ediyor.Parlamento binası etrafını demir parmaklıklarla çeviren polisle bazı göstericiler arasında arbede yaşandı.Ülkede 40’tan fazla şehre yayılan protestoların aralık ayına kadar sürmesi bekleniyor. Öğrenciler yine sosyal medya üzerinden 3 ve 6 Aralık için protesto çağrısı üzerinde bulundu.Eylemlerin, 2010 yılında öğrenci harçlarına yapılan zammı protesto için sokağa dökülen en az 30 bin öğrencinin gerçekleştirdiği gösterilerden daha büyük olması bekleniyor.Yıllık ücret 9 bin sterlinDünyanın en pahalı üniversite eğitimlerinden birine sahip Büyük Britanya'da harç ücretleri öğrencinin hangi ülkeden geldiğine göre değişiyor.Öğrenci, Büyük Britanya veya Avrupa Birliği (AB) pasaportu taşıyorsa lisans eğitiminin yıllık ücreti en fazla 9 bin sterlin (yaklaşık 31 bin 500 Türk lirası) oluyor.Kuzey İrlanda’da bu ücret 3 bin 575 sterlin olarak belirlenirken, İskoçya’da ise eğitimden hiçbir ücret alınmıyor. Ancak bu “bedava eğitim” uygulaması yalnızca İskoçyalı öğrenciler için geçerli.Britanya ve AB vatandaşı olmayan öğrenciler için ise üniversite masrafı 11 bin 933’e kadar çıkıyor. Yani 41 bin 804 Türk lirası.30 yıllık geri ödemeEğitimin asıl yükü ise öğrencinin omuzlarına mezuniyetten sonra biniyor.Bankalardan çekilen eğitim kredileri veya devletin sağladığı öğretim burslarının geri ödemesi, öğrenci işe girdikten sonra yıllarca sürebiliyor.Yüksek Öğrenim Komisyonu’nun yaptığı açıklamaya göre 2044 yılında geri ödenmesi gereken toplam eğitim borcu 330 milyar sterline ulaşacak.Komisyon mezuniyet üzerinden 30 yıl geçmiş olsa bile öğrencilerin yüzde 73’ünün borçlarını ödeyemeyeceğini söylüyor.Yıllık borcun ortalama 44 bin sterline ulaşacağı sistemde geri ödemede en çok zorlanacak grubun sağlık çalışanları, öğretmenler ve kamu işçileri olduğu açıklandı.Kaynak: The Guardian, The Independent, İngiltere Yüksek Öğretim Komisyonu, British Council
Google Dünyanın En Büyük Reklam Panosunu Kiraladı
Google, New York'un ünlü meydanı Times Square'de, dünyanın en büyük ve en pahalı dijital reklam panosunu kiralayan ilk şirket oldu.Reklam panosu sekiz kat yüksekliğinde.Dört haftalık kirası da 2,5 milyon dolar olarak tahmin edilmekte.Bir futbol sahası büyüklüğünde olan ekran, Marriot Marquis otelinin yan cephesine monte edilmiş.Çevresinden her gün 300.000 yayanın geçtiği tahmin ediliyor.
Reklam
Türkiye'nin Konuştuğu Yardımsevere G.Kurmay'dan Davet
FRANSA'da yaşayan 38 yaşındaki sıva ustası Ali Dal, Ordulu şehit Astsubay üstçavuş Nejdet Aydoğdu'nun doğacak olan bebeğine daire bağışlayınca, Genelkurmay Başkanlığı tarafından davet edildi.Kendisiyle ilgili haberlerin basında yer alması üzerine yurdun her tarafından kutlama telefonu aldığını belirten Ali Dal, 'Genelkurmay ikinci Başkanımız Orgeneral Yaşar Güler telefonla arayıp beni davet etti. Çok duygulandım' dedi.Fransa'nın Vienne kentinde yaşayan ve aslen Afyonkarahisarlı olan evli ve 3 çocuk babası Ali Dal, dün Ordu'ya gelerek Diyarbakır'da eşiyle pazar alışverişi yaptığı sırada silahlı saldırıya uğrayarak şehit olan Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu'nun ailesine Eskişehir'de dayalı döşeli sıfır dairesinin tapusunu verdi. Ordu Valiliği'nde dün düzenlenen tapu teslim töreninde Ali Dal, şehit eşi Esra Aydoğdu'ya doğacak bebeği üzerine dairesinin tapusunu verirken gözyaşlarını tutamadı.Ali Dal'ın daire bağışına ilişkin basında çıkan haberler üzerine Genelkurmay Başkanlığı'da harekete geçti. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Ali Dal'ı telefonla arayarak bu anlamlı bağışından dolayı tebrik edip kendisini Ankara'ya davet etti.Basında çıkan haberlerden sonra Türkiye'nin dört bir tarafından kendisini arayıp kutlayanlar olduğunu, bundan da mutluluk duyduğunu belirten Ali Dal, 'Genelkurmay ikinci Başkanımız Orgeneral Yaşar Güler telefonla aradı 'Sana madalya vereceğiz senin gibi yiğitlere ihtiyacımız var Ankara'ya gel senin alnından öpeceğiz' deyince çok duygulandım. Cuma günü Ankara'da Genelkurmay'da olacağım, nasip olursa da Cumartesi günü Fransa'ya ailemle birlikte dönüş yapacağım. Her taraftan telefonla arayanlar var, bundan çok mutlu oldum. Şehitler bizim şehitlerimiz onlara mutlaka sahip çıkmalıyız, inşallah bu örnekler artar' dedi.Kendisinin Fransa'da kirada oturduğunu, daireleri olması halinde yine verebileceğini de belirten Ali Dal şöyle devam etti:'Ben Fransa'da kendim ailemle kirada kalıyorum. Şehidimizin eşi bana teşekkür etti. Mal mülk hepsi boş. Söylemeye kelime bulmak zor. Bir ev değil elimde olsa 10 ev veririm. İçimizden geldi böyle bağış yaptık.'ŞEHİT BABASININ EVİNE DE SIVA YAPACAĞIMAli Dal, şehidin baba evi olan Ünye'nin Pelitliyatak Mahallesi'nde dışı sıvasız evin yardımseverler tarafından sıvatılıp onarılmaması halinde de Fransa'dan tekrar Ordu'ya gelerek o evi de sıvayacağını belirterek, 'Ben kendim sıva ustasıyım, kimse o evi sıvamazsa onun içinde geleceğim. Elime alırım malamı gelirim. Ben her zaman yardıma açığım. Şehitlerimizi gurbette de unutmuyoruz. Eğer kimse o evi onarmazsa bizzat Fransa'dan ben gelip onu da sıvayacağım' diye konuştu.DHA
Her Genç Kızın En Yakın Arkadaşına Vermesi Gereken 22 Değerli Söz
etiket
Çevremde gözlemlediğim kadarıyla 'ayrılmaz ikili' olarak anılan kızların, birbirlerini her ne kadar çok sevseler de, bazı konularda anlaşmazlıklara düştüklerini ve aralarının bozulduğunu gördüm. Eğer siz de en yakın arkadaşınızla sonsuza kadar birlikte kalmak ve hayat yolunu beraber yürümek istiyorsanız, bu içerikte derlediğim sözleri birbirinize vermeyi deneyebilirsiniz. İşte en yakın arkadaşınıza vermeniz ve ömür boyu tutmanız gereken o sözler;
Reklam