'İnviv0' isimli Deviantart kullanıcısı, gezdiği yerlerin harika fotoğraflarını çekip, bunları hem Facebook sayfasında, hem de Deviantart profilinde paylaşıyor. Almanya'da yaşayan fakat memleketi İstanbul olan inviv0'nun, gerçek ismini maalesef bilemiyoruz. Profesyonel bir fotoğrafçı olmadığını, sadece seyahat ettiği yerlerin fotoğraflarını çekmekten hoşlandığını dile getiren inviv0'nun objektifinden 30 fotoğraf sizlerle...
İlk bakışta fotoğraflar photoshop teknikleri kullanılarak manipüle edilmiş gibi görünse de aslında fotoğrafların hiçbir yerinde orjinal olmayan bir şey yok. Bu fotoğrafların mimarı ise Rus doktor Leonid Tishkov. Bir sanat festivali için özel üretilen bu yapay Ay, son olarak Leonid Tishkov'un eline geçti. Bu yapay Ay ile dünya turuna çıkan ve dünyanın farklı yerlerinde kendi Ay'ı ile inanılmaz fotoğraflar çektiren Tishkov 'Ay, farklı milletlerden ve kültürlerden, farklı ülkelerden insanları bir araya getiren parlak bir noktadır. Bizim sıkıcı dünyamızdaki masal ve şiirlere ilham kaynağı olur.' diyor. İşte bahsettiğimiz mükemmel fotoğraflar...
Sümer inancına göre Sümer kralı her sene bereket ve aşk tanrıçası İnanna’nın yeryüzündeki temsilcileri kabul edilen rahibelerden bir tanesiyle evlenirdi.Bu şiir Sümer kralı Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından tapınakta yapılan düğününde söylenmek için yazılmıştı ve müzik ve dans eşliğinde söyleniliyordu.Yazıtın çevirisi şöyledir :canlar canıey sevgili güvey, canımın içiey güzeller güzeli, ballar balı,canıma can katan arslanım benim,güzellikte bir tane, ballar balı.büyüledin beni, bak titriyorum,güvey, beni yatak odana götür.büyüledin beni, bak titriyorum,al, yatak odana götür arslanım.gel, güvey, koynuma gir sevişelim,baldan tatlıdır benimle sevişmek.dört yanından bal damlayan gerdektegüzelliğinin tadına varayım.arslanım, koynuma gir, sarılalım,baldan tatlıdır benimle sevişmek.sevgili güvey, tadıma vardın ya,anam kuş sütüyle beslesin seni,babam armağanlar yağdırsın sana.ben bilirim gönlün nerede şenlenir,bizde uyu güvey şafağa kadar.bilirim nerede sevinir yüreğin,arslanım bizde uyu sabaha dek.sen seviyorsun beni, yalvarırımsarıl bana, okşa beni, öp beni.benim efendim, koruyucu tanrım!enlil’in yüreğini şenlendirenşusin’im, sarıl bana, okşa beni.yerin baldan tatlı, okşa elinle,güzelim giysileri okşar gibi,elini doldursun cânım dokusu.Bu eşsiz yazıt İstanbul Arkeoloji Müze şark eserleri bölümünde sergilenmektedir.
'Kusursuzlar', 'Halam Geldi', 'Oldboy' ve 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı' bu hafta vizyona giren filmler... Bu hafta 2'si yerli 4 film vizyona girdi. Kusursuzlar 50- Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen', 4. Malatya Film Festivali'nde ise 'En İyi Kadın Oyuncu' ödüllerine layık görülen 'Kusursuzlar' izleyici ile buluşuyor. Başrollerini İpek Türktan ile Esra Bezen Bilgin paylaştığı filmde, İbrahim Selim, Mehmet Ali Nuroğlu, Suna Selen ve Melih Düzenli de rol alıyor. Yönetmenliğini Deniz Eyüboğlu Aydın, sanat yönetmenliğini Elif Taşçıoğlu, müziklerini Barış Diri, kurgusunu ise Theron Patterson'ın yaptığı film, İstanbul'dan kaçarak Çeşme'ye anneannelerinin yazlığına giden iki kız kardeşin, sırlarla örülü, gerilim dolu hikayesini anlatıyor. Lale ve Yasemin dışarıdan bakıldığında birlikte vakit geçirmek için tatile gelmiş gibi gözükseler de onları İstanbul'dan Çeşme'ye sürükleyen bir olay vardır. Lale ve Yasemin arasında yılların biriktirdiği karşılıklı hayal kırıklıkları, ortak bir sırrı taşımanın verdiği yükle beraber su yüzüne çıkmaya başlar. Yan komşuları Kerim'le tanışmalarının ardından kardeşler arasında ilk günden beri devam eden gerilim giderek tırmanır. Kardeşler bir yandan öfke, hayal kırıklığı ve intikam duygularıyla öte yandan kan bağının verdiği ağırlıkla mücadele etmek zorunda kalırlar. Halam Geldi Gazeteci Evrim Kanpolat'ın gerçek bir olaydan uyarlayarak yazdığı 'Halam Geldi' filminin çekimleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde medeniyetlerin iç içe geçtiği, birden fazla kültürün bir arada yaşadığı köylerden biri olan Akıncılar'da gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Erhan Kozan'ın yaptığı filmde, Akıncılar'da yaşayan Diyarbakırlı 13 yaşındaki üç genç kızın hikayesi anlatılıyor. Küçük yaşta yapılan evlilikler ile akraba evliliğinden doğan engelli çocukların yaşamını çocukların gözünden beyazperdeye taşıyan filmde, aynı zamanda Kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki sınır sorunu da insani yönleriyle ele alınıyor. 50- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde özel bir gösterimle galası yapılan filmde, Burçin Terzioğlu, Turgay Tanülkü, Dilek Çelebi, Necip Memili, Berke Hürcan rol alıyor. Oldboy Spike Lee'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 'Oldboy' da Josh Brolin, Elizabeth Olsen, Sharlto Copley ile Samuel L. Jackson rol alıyor. Gerilim sevenleri sinema salonlarına çekmesi beklenen filmin konusu şöyle: 'Joe Doucett kaçırılır ve dış dünyayla hiçbir iletişiminin olmadığı karanlık bir yere götürülür. Bu karanlık mahsende neden kaçırıldığını dahi bilmeden yirmi yıl boyunca tutsak edilir. Hiçbir kurtulma umudu kalmamışken televizyondan gösterilen bir haberde karısının öldürüldüğünü ve baş şüpheli olarak arandığını öğrenir ve günü gelip dışarı çıktığında öncelikli amacı karısının katillerini ve kendini kaçıranları bulup esaslı bir intikam almaktır. Ne var ki soruşturmaya başladığında zannettiği kadar özgür bir adam olmadığını ve tuzaklarla dolu bir suç ağına karşı zorlu bir yoldan geçmesi gerektiğini anlar.' Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı Ben Stiller'in yönettiği 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı'nın oyuncu kadrosunda, Ben Stiller, Kristen Wiig, Sean Penn ile Kathryn Hahn yer alıyor. Macera ve dramatik türündeki filmin konusu şöyle: 'Fantezi dünyasında sessiz sedasız bir hayat süren, tirajı yüksek 'Life!' dergisinin fotoğraf arşivinde çalışan Walter, kendini hiç beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Yeni iş arkadaşı Cheryl ile flört etmeye başlamasının sonrasında hayatı, hayalindeki sevgilinin gerçeğe dönüşmesiyle değişir.' Cnntürk
Kadıköy’de bulunan Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde eğlenceli bir mekan düzenlemesiyle hazırlanan sergi, belgeler ve fotoğraflarla çikolatanın mutfakta ve kültürdeki yerini anlatacak Saint-Joseph Fransız Lisesi’nin çikolatalı ekmek ve kahveyle ikindi kahvaltısı geleneği uzun yıllar lisede okuyanların en sevdikleri alışkanlıklardan biri olmuş. Şimdi bu gelenek bir sergiye ilham oldu. Lisenin mezunlarının “çikolatalı ekmek günü” diye andıkları bu geleneğin ilham verdiği sergi Osmanlı’dan günümüze çikolatanın tarihini anlatacak. Kadıköy’de bulunan Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde eğlenceli bir mekan düzenlemesiyle hazırlanan sergi, belgeler ve fotoğraflarla çikolatanın mutfakta ve kültürdeki yerini anlatacak. Nestle sponsorluğunda düzenlenen sergi vesilesiyle, serginin küratörü Saadet Özen’le konuştuk. Çikolatanın tarihi Türkiye’de nasıl kayda alınmış? Sergiyi hazırlarken ne gibi kaynaklardan yola çıktınız? Çikolata tarihi hakkında arşiv kayıtları, gazeteler, hatırat, hatta romanlarda pek çok veri mevcut. Türkiye'deki arşivlerin dışında Nestlé'nin İsviçre, Vevey'deki arşivinde de çalıştık. Fakat bir de çikolatayla ilgili, nasıl bir yer edindiğini, ne gibi anlamlar yüklendiğini gösteren başka türlü malzemeler var: teneke çikolata kutuları, reklam kartları, ilanlar... Müzayedeleri takip ederek, başta Cengiz Kahraman olmak üzere koleksiyoner dostlarımıza danışarak bu tür bir koleksiyonu bir araya getirmeye çalıştık. Çikolatanın yemek kültüründeki yeri nasıl oluşmuş? Refik Halid Karay, Sultan II. Abdülhamid döneminde çikolatayı 'çocuk yiyecekleri' arasında sayıyor. Aslında çikolata o dönemde, yani Osmanlı topraklarında Menier, Compagnie Coloniale gibi büyük markaların çikolatalarının satılmaya başlandığı 19. YY.'nin ikinci yarısında Bonmarşe türü mağazalarda, Pappi, Lannesans gibi içkili kafelerde, Vallaury, Lebon gibi şekercilerde bir de -ilaç olarak kullanılan türü- eczanelerde bulunabiliyordu. Yani çocukları aşan bir müşteri kitlesine sahipti. Yemek kitaplarında, 1880'li yıllarda bazı çikolatalı tarifler varsa da asıl olarak Cumhuriyet sonrasında çikolatalı bisküvi, kurabiye vb. ev mutfaklarında yaygınlaşmış gibi görünüyor. Osmanlı mutfağında çikolatanın nasıl bir yeri var? Çikolatanın Osmanlı mutfağında büyük bir yer tuttuğunu, Avrupalılar gibi sabahları çikolata içmenin Osmanlılar arasında, sözgelimi 17 ya da 18. YY.'de yaygın olduğunu söyleyemeyiz. Çikolata bir modernizasyon şeması içinde, bir 'Frenk' gıdası olarak gelmiş. Esas olarak 1920'lerden sonra yaygınlaşmış gibi görünüyor. Osmanlı’ya çikolata nasıl girmiş? Çikolatanın Osmanlı topraklarına ilk ne zaman geldiğini söylemek zor. Yine de 19. YY.'da modern ulaşım yöntemleri ithalatı kolaylaştırıp Avrupalı markalar pazara girene kadar çok yaygınlaşmış gibi görünmüyor. 19. YY.'nin ikinci yarısından itibaren Avrupalı çikolata firmaları Osmanlı pazarına girmiş fakat sarayın teveccühünü kazanan firma Nestlé olmuş. Nestlé’nin 1905 yılında Sultan 2. Abdülhamid döneminde sarayın ilk resmi çikolata tedarikçisi olduğuna dair belgeler var. 1927 yılında ise Türkiye’nin ilk çikolata fabrikasını Feriköy’de kuran Nestlé, bu topraklara geldiği 1875’ten bu yana Türkiye'deki faaliyetine kesintisiz devam etmiş. Ayrıca Balkan Savaşları'nda cepheye kakao ve çikolata sevkiyatına dair belgeler de var. Bunun sebebi çikolatanın o zaman da bir enerji kaynağı olarak bilinmesi, aynı zamanda bir ilaç olarak da kullanılması. Sergideki belge ve fotoğraflardan bahseder misiniz? Sergide işin gastronomi kısmından çok çikolatanın nasıl yaygınlaştığını, pazarda kimler olduğunu, kendilerini nasıl tanıttığını anlatan parçalar olacak: gazete haberleri, fotoğraflar, afişler, çikolataların içinden çıkan, osmanlı piyasası için hazırlanmış küçük reklam kartları, ayrıca çikolata ve pastane kutusu, cezvesi vb. küçük nesneler.Kaynak: Milliyet Sanat
Eylül ayı yaklaşırken heyecan başlar Pehlivanköy’ de. Pavli panayırı 1910 yılından beri Panayır geleneğini aksatmaksızın sürdürüyor. Çatalca ve Pavli panayırları Trakya’daki son iki panayır. Pavli Pehlivanköy’ün eski adı. Pavli demeyi tercih eder eskiler… Ama Pavli deyince panayır gelir akla… Bu renkli panayırı elimden geldiğince fotoğraflamaya çalıştım.. Aslı Bağdadioğlu’nun sesinden Pavli Panayırı
İstanbul, Ankara ve diğerleri...Çarpık kentleşmenin, rantın kurbanı şehirler...Peki ya dünyanın diğer şehirlerinde durumlar nedir? Kacper Kowalski ve Klaus Leidorf'un kuşbakışı dünya turundan muazzam fotoğraflarla bu sorunun cevabını bulabiliriz.
İstanbul'un bilinen ilk renkli fotoğraflarının Amerikalı bir şirket tarafından çekildiği ortaya çıktı. Detroit Publishing Company tarafından 1890 ile 1900 yılları arasında çektirildiği tahmin edilen İstanbul'a ait 25 ve Bursa'ya ait üç fotoğraf 1905'te basılan özel bir katalogta yayınlandı. İstanbul'un ilk renkli resimlerinden olma özelliğine sahip fotoğraflarda Eyüp, Haliç, Eminönü, Rumeli Hisarı, Yeni Camii, Valide Sultan Camii, Topkapı, Üsküdar gibi şehrin değişik köşelerinde çekilmiş manzara ve günlük yaşamdan enstateneler yer alıyor. 1890'ların sonunda William A. Livingstone Jr ve Edwin H. Husher tarafından kurulan Detroit Photographic Company'nin İstanbul'a ait görüntülerin 1895 yılında resmedildiği ve yurt dışında çektiği ilk fotoğraflardan olduğu tahmin ediliyor. Fotoğraflar halen Amerikan Kongre Kütüphanesi'nin arşivinde saklanıyor. Siyah beyaz fotoğrafları renkliye dönüştüren İsveç Photochrom işleminin kulanım hakkını alan ortaklar, ilk renkli fotoğrafları kart postallara, albümlere ve kataloglara bastı. İstanbul'da çekilen siyah beyaz fotoğraflar da bu teknoloji sayesinde renklendirildi.
War Toys, Amerikalı fotoğrafçı Brain McCarty'nin savaş, sanat ve çocukların çizimleri üçgeninde yürüttüğü anlamlı bir çalışma. McCarty, savaşın çocuklar üzerindeki etkisini araştırmak için Batı Şeria, Gazze Şeridi ve İsrail'deki okullara, kamplara, insani yardım kuruluşlarına ve mahallelere giderek, çocuklardan savaşla ilgili yaşadıkları bir sahneyi çizmelerini istedi. Çünkü savaştan en çok zarar gören ve en tarafsız olanlar onlardı. McCarty, çocukların çizimlerinden sonra bu sahneleri oyuncak objelerle canlandırmakla kalmayıp, çocukların çizimlerine konu olan olayları, yaşandıkları yerde canlandırdı. Bölgede yaşanan şiddetin çocuklar üzerindeki etkisini tam anlamıyla gözler önüne seren proje, psikolojik bir deney niteliğinde. Üstte çocukların çizimleri, altta ise McCarty'nin canlandırmalarıyla 'War Toys' çalışması...
Son şarkısında Challenger faciasına ait bir ses kaydı kullanan Beyonce, NASA ve kazada yakınlarını kaybedenler tarafından eleştirildi. NASA tarihinin en büyük faciası olarak kabul edilen Challenger kazasına ait bir ses kaydı kullanan Beyonce'ye tepki çığ gibi büyüyor. Ünlü şarkıcının yeni albümünde yayınladığı 'XO' adlı şarkısının ilk 6 saniyesinde NASA eski çalışanı Steve Nesbitt'in kazanın ardından 'Uçuş teknisyenleri durumu dikkatli bir şekilde inceliyor. Muhtemelen büyük bir arıza gerçekleşti' sözleri duyuluyor.NASA yetkilileri endişelerini dile getirirken, kazada yakınlarını kaybedenler şarkının hayalkırıklığı yarattığını ve duygusal açıdan zor anlar yaşattığını ifade etti. Eski NASA çalışanı Keith Cowing ise ses kaydının şarkının içinde tamamen kaldırılmasını talep etti. YAZILI AÇIKLAMA YAPTI Beyonce yaptığı yazılı açıklamada, 'Kalbim yakınlarını Challenger faciasında kaybedenlerle. Bu şarkı sevdiklerini kaybeden insanlara yardım etmek, hayatta hiç beklenmedik olayların olabileciğini hatırlatmak bu yüzden yaşadığımız her anın tadını çıkartmayı değerini bilmeyi hatırlatmak için kaydedildi. Söz yazarları, o ses kaydını Challenger'ı anmak ve hiçbir zaman unutulmamaları için kullandı' ifadelerini kullandı. UZAY MEKİĞİ ATEŞLENDİ Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden 28 Ocak 1986'da ateşlenen Challenger uzay mekiği, ateşlenmesinden 73 saniye sonra katı yakıt motorundaki arıza nedeniyle havada infilak etmiş, parçaları Atlantik Okyanusu'na çakılmış ve faciada 7 kişi hayattını kaybetmişti. sondakika.com
Çağdaş Türkiye edebiyatının en özgün ve önemli isimlerinden İhsan Oktay Anar yeni romanı Galiz Kahraman 17 Ocak'ta kitapçılarda... İhsan Oktay Anar'ın yeni romanı İletişim Yayınları böyle tarafından böyle duyuruldu: https://twitter.com/iletisimyayin/status/418351570464415744 Yazarın yayımlanmış diğer kitapları: Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005), Suskunlar (2007), Yedinci Gün (2012).
İlk başlarda 4 yaşındaki kızının eskiz defterini kurcalamasından memnun olmayan ressam Mica Angela Hendricks'in bakış açısı ufaklığın söylediği 1 cümle ile tamamen değişti..
Sanat tarihinin en çok sansasyonu seven sürrealizm yani gerçek üstücülük akımında bile gerçek üstü duran sanatçımızı Salvador Dali.Salvador Dali ne tanrıya inanıyordu nede bir dine mensuptu. Yaptığı resimler ve sergilediği garip davranışları ile hep ilgi çeken bir sanatçı olmuştur.Ancak yaptığı bu resim yüzünden kocaman Hristiyan alemini bir birine düşürmeyi başarmış ve döneminde büyük sansasyon yaratmıştır.Bu resim diğer çarmıha gerilmiş İsa resimlerine benzemiyordu. Sanat tarihinde yüz binlerce çarmıhta İsa konusu işlenmişti ama hiçbiri bu şekilde ele alınmamış ve tanrı tanımaz biri tarafından yapılmamıştır.Katolik rahip ve din adamları bu resim sonrasında bir birine girdiler. Bir kısmı resmin inancı daha da körükleyen çok etkili ve güzel bir çalışma olduğunu savundular. Diğer taraf ise İsa'nın hoyratça çarpıtıldığını onu sanki bir yaratık gibi işlediklerini ve büyük bir saygısızlık örneği olduğunu savundular.Tartışmalar uzunca süre dinmedi. Ancak Bu resim bu gün bile en çarpıcı İsa resimlerinden biridir.Meraklısına Not: Resimdeki model Hollywood Stüdyolarında dublör olarak kullanılan bir aktör, stüdyoda iplerle havaya asılarak fotoğrafı çekmişler, Dali de bu açıdan çekilen fotoğrafı kullanmış.
2013 yılının en çok gişe başarısı kazanan filmleri belirlendi, ilk sırayı 'Demir Adam 3 / Iron Man 3' aldı Marvel'ın süper kahramanı Tony Stark'ın maceralarını konu alan 'Demir Adam' serisinin 3. filmi, 2013'ün en çok kazanan filmi oldu. 'Demir Adam 3 / Iron Man 3' 1.2 milyar dolardan fazla gişe başarısı sağlayarak listenin tepesine yerleşti. Listenin tamamı şu şekilde; 1. 'Demir Adam 3 / Iron Man 3' - $1,215,439,994 2. 'Çılgın Hırsız 2 / Despicable Me 2' - $918,573,535 3. 'Hızlı ve Öfkeli 6 / Fast & Furious 6' - $788,679,850 4. 'Açlık Oyunları 2: Ateşi Yakalamak / The Hunger Games: Catching Fire' - $771,484,011 5. 'Sevimli Canavarlar Üniversitesi / Monsters University' - $743,559,607 6. 'Çelik Adam / Man of Steel' - $662,845,518 8. 'Thor: Karanlık Dünya / Thor: The Dark World' - $627,858,622 9. 'Crood'lar / The Croods' - $587,204,668 10. 'Dünya Savaşı Z / World War Z' - $540,007,876 11. 'Muhteşem ve Kudretli Oz / Oz the Great and Powerful' - $493,311,825 12. 'Star Trek: Bilinmeze Doğru / Star Trek Into Darkness' - $467,365,246 13. 'Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları / The Hobbit: The Desolation of Smaug' - $426,244,000 14. 'The Wolverine' - $414,828,246 15. 'Pasifik Savaşı / Pacific Rim' - $407,602,906 16. 'GI Joe: Misilleme / GI Joe: Retaliation' - $375,740,705 17. 'Karlar Ülkesi / Frozen' - $363,012,773 18. 'Sihirbazlar Çetesi /Now You See Me' - $351,723,989 19. 'Felekten Bir Gece 3 / The Hangover Part III' - $351,000,072 20. 'Muhteşem Gatsby / The Great Gatsby' - $348,840,419Milliyet Sanat