onedio
11 Fotoğrafla Aynı Pozu Veren Sevimli Çocuk ve Dadısının Maceraları
Kanadalı fotoğrafçı Alex Neary ve bakıcılığını yaptığı sevimli Henry'nin fotoğraf serisi görenleri şaşırtıyor. Fotoğrafçı, direktör ya da model olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Henry'nin ileride hangisini daha çok seveceğini zaman gösterecek. Fotoğrafların hikayesine gelirsek; Dadısı bir gün kendi cep telefonuyla Henry'nin fotoğraflarını çekmiş. Sonrasında Henry de dadısından aynı pozları vermesini istemiş ve bu fotoğraf serisi başlamış. Fotoğraf serisinin ismi ise Henry'nin konsepti...Not: Aslında 22 fotoğraf var:)
Engelli Mankenler ile Güzellik Algımıza Gönderme
İsveçli Pro Infirms engelli insanlar için kurulmuş bir yardım vakfı. Vakıf insanların aklındaki güzellik anlayışını tersine çevirmek  ve engelli insanların da farkındalığına dikkat çekmek için bir reklam kampanyası oluşturmuş. Kampanyanın sloganı “ Kim Mükemmel Ki? Yaklaş.” olarak belirlenmiş ve engelli birçok kişinin mankeni yapılmış. Sonra bu mankenler Zürih’teki bir alışveriş sokağındaki ünlü mağazaların vitrinlerine koyulmuş. Gerçekten dikkat çekici ve başarılı bir çalışma. Bu sayede engelli insanlarında aramızda olduğu ve duyarsız kalmamamız gerektiğini tekrar bizlere hatırlatmıştır. Özellikle projenin yapılış aşamalarını anlatan videoyu mutlaka izleyin.
"Farklı" Olduğunu Nasıl Anlarsın?
Farklılık her zaman ilgi çekmiş bir olgudur. Ama tabiki etkisi kadar yan etkisi de fazladır. Ne kadar farklı olduğunu merak mı ediyorsun ? O zaman aşağıdaki maddeleri oku ve farklılığını kendin belirle :)
Boyalarla Oluşturulmuş Karadelik Fotoğrafları
    Fotoğrafçı Fabian Oefner Kara Delik adını verdiği bu seride metal çubuk üzerinden saniyenin  1/40000  hızında ayrılan akrilik boyaları flaş aracılığı ile fotoğraflayarak karadeliği anımsatan rengarenk ve farklı kareler yakalamış. Serinin devamına ve sanatçının diğer işlerine kendi sitesinden ulaşabilirsiniz.
İnternetin Yeni Trendi Kedi Bıyığı
İnsanlar sürekli kendilerini farklı şekillerde ifade etmeyi ve yeni şeyleri seviyorlar sanırım. Bu yüzden internette sürekli ilginç şeylerle karşılaşabiliyoruz. Şimdi de yeni internet akımı kedi bıyığı.. Kedi sahipleri kedileriyle çekildikleri fotoğrafları instagramdaki #CatBeard adresine  yüklüyor. Çoğu komik bu fotoğraflar hoşunuza gidebilir ve bir kediniz varsa sizde bu gruba katılabilirsiniz.
Selçuk Uluergüven Hayata Veda Etti
Aydın'da, kırılan kalça kemiğindeki protezin yerinden çıkması sonucu kaldırıldığı hastanede yaklaşık 3 aydır tedavi gören ünlü tiyatro sanatçısı Selçuk Uluergüven, 72 yaşında yaşamını yitirdi.Ünlü oyuncunun eşi Türkan Uluergüven (64), 'Son yılı çok stresli geçirdi. Sanatçı duyarlılığı ile öngörüleri bizden daha iyiydi. Yaşanan her şeyi kendine dert ediyordu. Son isteği İstanbul'a gitmekti. Böyle olmamalıydı' diye konuştu. Türk Tiyatrosu'nun usta isimlerinden Selçuk Uluergüven, kırılan kalça kemiğindeki protezin yerinden çıkması nedeniyle 3 aydır tedavi gördüğü Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde, dün (salı) saat 23.45 sıralarında hayatını kaybetti. Oynadığı tiyatro, dizi ve sinema filmlerindeki rolleriyle Türk Halkı'nın gönlünde taht kuran ünlü oyuncunun 2012 yılında Aydın'a yerleştiğini söyleyen acılı eşi Türkan Uluergüven, '2012 yılında kısmi bir felç geçirdi, çabuk toparladı. Daha sonra bir düşme sonucu kalça kemiği kırıldı. Üniversite Hastanesi'nde ameliyat oldu. Yaşına rağmen yine iyi toparladı. Ancak yaklaşık 3 ay önce protez yerinden çıkmış ve iltihap kapmış. Anestezi Yoğun Bakım Servisi'nde tedavi görüyordu, üzgünüz' dedi. Ünlü oyuncunun son isteğinin İstanbul'a gitmek olduğunu söylediğini belirten Türkan Uluergüven, 'Son yılı çok stresli geçirdi. Sanatçı duyarlılığı ile öngörüleri bizden daha iyiydi. Yaşanan her şeyi kendine dert ediyordu. Son isteği İstanbul'a gitmek oldu. Böyle olmamalıydı' diye konuştu. 'BABAM HEP TİYATROYU DÜŞÜNDÜ' Babası ile son olarak Gülhane Parkı oyunu ile turneye çıktıklarını söyleyen 39 yaşındaki oğlu Emre Uluergüven, 'Aydın'da yaşamayı kendisi istedi. Buraları bildiği yerlerdi. Burada da tiyatro yapmayı çok istedi ancak rahatsızlıkları müsaade etmedi. Kalçası kırıldığında bile bana birkaç oyun çıkarttı. Hep yine sahneye çıkmak istedi. Hep tiyatro düşündü. Bir sanatçı için en zoru sahneye çıkamamak. Özellikle oynadığı dizilerle tüm Türkiye tanıdı. Türk Tiyatrosu'nun başı sağolsun' dedi. Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Oğurlu, ünlü oyuncunun hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntülü olduğunu belirterek, '2012 yılından bu yana hastanemizde tedavi görüyordu. En son 2013 Ekim ayında tekrar hastanemize yatışı yapıldı. Yoğun bakım servisinde solunum cihazına bağlı tedavi görüyordu. Maalesef çabalarımız sonuçsuz kaldı' dedi. OĞLUNUN YANINA GÖMÜLECEK Ünlü sanatçı Selçuk Uluergüven'in cenazesinin kendisi gibi oyuncu olan ve 2004 yılında 21 yaşındayken tiyatroda geçirdiği kaza sonucu yaşamını yitiren oğlu Eren Uluergüven'in Zincilikuyu Mezarlığı'ndaki kabrinin yanına gömüleceği öğrenildi. SELÇUK ULUERGÜVEN KİMDİR? 1962 yılında Ankara Meydan Sahnesi'nde tiyatroya başlayan sanatçı, Ankara Sanat Tiyatrosu Dormen Tiyatrosu Tiyatro TÖS Halk Oyuncuları Tiyatro Sanatevi gibi topluluklarda çalıştı, çeşitli sinema ve dizi filmlerde rol aldı. Bahariye Sanat Merkezi'nin Genel Sanat Yönetmenliğini de yapan ünlü oyuncu, Bizimkiler dizisindeki Davut Usta rolüyle izleyicilerin beğenisini kazandı. 1998-2002 yıllarında Kadıköy Belediyesi'nde Meclis Üyeliği yaptı. Kendisi gibi sanatçı olma yolunu seçen oğlu Eren Uluergüven, mesleğini icra ederken, 21 yaşında bir sahne kazası sonucu vefat etti. ROL ALDIĞI BAZI TİYATRO OYUNLARI El Kapısı - Bilgesu Erenus, 403. Kilometre - İsmet Küntay, Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti - Bertolt Brecht, Karaağaçlar Altında Arzu, Devri Süleyman, Hamdi Ortadirek, Her şey İşporta, Hangisi Karısı, Sevgilime Göz Kulak Ol, Macbeth, Gülhane Parkı, Tek Perdelik Şaka, Zafer Madalyası, OYNADIĞI BAZI DİZİLER Hayat Devam Ediyor (2011), Adanalı (2010) Sadullah Baba, Ezel (2009) Konuk oyuncu (2010), Yusuf Yüzlü (2004), Melekler Adası (2004), Asmalı Konak (2002), Dedem Gofret ve Ben (2001), Eltiler (1997), Yazlıkçılar (1993), Bizimkiler (1989-2002), Davut Usta Erikçigiller (1984-1986), Evdekiler (1996) OYNADIĞI FİLMLER İstanbul - 2011, Devrimden Sonra - 2011, Harbi Define - 2010, Aloya - 2006, Çarpışma - 2005, Beş Kollu Avize 2004, Fişgittin Bey - 2003, Gönlümdeki Köşk Olmasa - 2002, Hiçbiryerde - 2001, Duruşma - 1999, Sırtımdan Vuruldum - 1997, Kurtuluş - 1996, Türk Tutkusu - 1994, İz - 1994, Babam Askerde - 1994, Kıvılcım - 1993, Gölge Oyunu - 1992, Düttürü Dünya - 1988, Ateş Gibi - 1988, Deniz - 1987, Suçumuz İnsan Olmak - 1986, Uzun Bir Gece - 1986, Bir Avuç Cennet - 1985, Mine - 1982, Öğretmen Kemal - 1981, At - 1981, Unutulmayanlar - 1981, Bereketli Topraklar Üzerinde - 1979 (aynı zamanda filmin yapımcılarından), Aslan Bacanak - 1977, Caniko - 1976, 2X2=5 - 1974, Güllü Geliyor Güllü - 1973)DHA
2013'ün En İyi 40 Sokak Sanatı Örneği
Müzisyeninden, şairine, ressamına, sokak sanatını icra eden kişiler kesinlikle yaratıcı insanlar. Her fırça darbesi, her sprey darbesi duvarlara, sokaklara hayat veriyor. Böyle güzel bir sanatın harika örneklerini gördüğünüzde dediklerime hak vereceğinizi düşünüyorum. Keşke Türkiye'de de her şehirde o şehrin ruhunu, kültürünü yansıtan sokak sanatı örnekleri görsek.İşte 2013'ün en iyi 40 sokak sanatı örneği...
Scarlett Johansson'ın Beklenen Bilimkurgusu !F İstanbul'da
Scarlett Johansson’ın erkekleri baştan çıkararak yok eden bir uzaylıyı canlandırdığı, yılın beklenen bilimkurgusu ‘Under the Skin (Derinin Altında)’, Türkiye’de ilk kez 13 Şubat’ta başlayacak 13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek.Radiohead’den Massive Attack’e, pek çok ünlü gruba çektiği videolarla ve ‘Sexy Beast’, ‘Birth’ filmleriyle tanıdığımız Jonathan Glazer’ın yönettiği ‘Under The Skin (Derinin Altında)’, kendisine seksi bir kadın imajı vererek erkekleri avlayan tehlikeli bir uzaylıyı anlatıyor. Yolda gördüğü yalnızca belirli özelliklere sahip otostopçu erkekleri arabasına alan ve onları baştan çıkararak yok eden uzaylı rolünde Scarlett Johansson’ı izleyeceğimiz bu etkileyici bilimkurgu, Kuzey İskoçya’nın donuk ve sessiz manzarası eşliğinde seyirciyi büyülüyor. Michel Faber’ın Türkçede de yayımlanan aynı adlı kitabından uyarlanan ‘Derinin Altında’, “İnsanın derisinin altında yatan şeyler hayvanınkinden ne kadar farklı?” sorusunu soran çarpıcı bir fikre doğru ilerliyor. David Bowie’nin oynadığı 1976 tarihli klasik bilimkurgu ‘The Man Who Fell to Earth/Dünyaya Düşen Adam’ın kadın versiyonu olduğu yorumları yapılan film, İngiliz görüntü yönetmeni Daniel Landin’in kusursuz çalışması ve Micachu kısa adıyla tanınan İngiliz besteci ve şarkıcı Mica Levi’nin yılın en iyi soundtrack’leri listesinde mutlaka yer alan müzikleriyle yılın kült olmaya aday filmlerinden biri.ZETE
İçinde Başka Ünlülerin de Oynadığı, Sizi Çok Şaşırtacak 20 Nostaljik Klip
Bazı klipler vardır ki, oradan hiç tahmin edemeyeceğimiz bir kişi çıkabilir. Bu zamanında çok ünlü olan ya da sonradan üne kavuşmuş bir kişi olabilir. Kliplerde bir görünüp bir yok olan ünlüleri sizin için derledim. Ayrıca fotoğrafların altındaki linke tıklarsanız çocukluğunuzun ya da gençliğinizin şarkılarına gidebilirsiniz. İyi seyirler...
Enternasyonalizmin, Sosyalizmin Adıdır Küba Devrimi
Küba Devrimi 55’inci yılında Dünya Halklarına örnek olmaya, yol göstermeye, umut aşılamaya, Sosyalizmin bayrağını yükseklerde gururla dalgalandırmaya devam ediyor. Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı daha 1967’de, Sovyetler ve Sosyalist Kamp dünyada büyük bir prestije sahipken görmüştü Küba Devriminin niteliğini: “Küba yöneticileri, bütün dünyada en doğru sosyalist hattı savunuyorlar.” diyordu Usta’mız. Küba Devrimi niçin dimdik ayakta? Lenin; “Biz komünistler olarak okyanusta bir damlayız. Başarımızın sırrı, halkın özlemlerini, isteklerini, taleplerini, duygularını doğru bir şekilde kavramamızdadır. Eğer bunu yapabilirsek devrime önderlik edebiliriz, sosyalist ekonomiyi örgütlendirebiliriz ve toplumu komünist idealimize doğru götürebiliriz, öncülük edebiliriz.” diyor. İşte Küba Halkının 55 yıldır bağırlarına bastıkları önderlerinin, halkın özlemlerini anlayabildikleri, duygularını, ihtiyaçlarını kavrayabildikleri, insanları yürekten, kardeşleri, en yakınlarıymış gibi sevdikleri, kendilerini halktan koparacak hiçbir ayrıcalığı kabul etmedikleri içindir Küba Devrimi’nin başarısı. Küba Devrimi 55 inci yılında dünya halkları tarafından tüm dünyada kutlanıyorsa, saygınlığını yitirmemişse, Küba Halkının ve önderlerinin gericilik rüzgârlarına karşı taviz vermeden yürümesi, insan soyunun en büyük düşmanları AB-D Emperyalistlerine karşı mücadeleyi hiç bırakmaması sayesindedir. Lenin Usta; “Bir siyasi hareketi, biz, adına, programına, bildirgelerine bakarak değerlendirmeyiz. Biz, bir siyasi hareketi ya da bir partiyi, önderlerine ve o hareketin eyleminin siyasi muhtevasına yani içeriğine bakarak değerlendiririz.” diyor. Küba Devrimi’nin önderleri Fidel, Che, Raul, Camilo Yoldaşlara baktığımız zaman, Küba Devrimi neden 55 yıldır neden dimdik ayakta, sorusunun yanıtı da verilmiş olur. Cesareti, yiğitliği, kararlılığı, sosyalizme olan inancı, insan sevgisini bayrak yaptıkları için Küba Devrimi yıkılmadan yoluna devam ediyor. Genel Başkan’ımız Nurullah Ankut , “Cesaret bir vatandır. O vatana sahip değilsek, onurumuzu da, maddi vatanımız olan üzerinde yaşadığımız coğrafyadan oluşan vatanımızı da koruyamayız.” diyor. İşte bu Önderler ve Kübalı Yoldaşlar, cesaret vatanına sahip oldukları, vatan aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense ölmeyi yeğ tuttukları için, 55 yıldır dünyanın kanlı zalimi, başhaydudu ABD Emperyalizmine karşı, onun yanı başında dimdik duruyorlar, Dünya Halklarının çıkarını ve sosyalizmin onurunu temsil ediyorlar. Sosyalizmin bayrağını dalgalandırıyorlar. O kahpe düşmana karşı savaşıyorlar. Küba Devrimi neler kazandırdı? Küba’da okuma yazma oranını yüzde yüze ulaştırdı Küba Devrimi. Eğitimsiz bir tek insan yok şu anda Küba’da. Küba Devrimi Küba’yı ortalama ömrün 79 yıl olduğu bir ülke yaptı. Küba Devrimi işsiz, yoksul bir tek insan bırakmadı Küba’da. Hastalandığı zaman en modern sağlık hizmetlerine ulaşamayan bir tek insan yok. Küba Devrimi’nin en büyük kazanımlarındandır insanlığın yarısı kadınların sosyal statüsü. Küba’da savcıların yüzde 71’i, eğitim emekçilerinin yüzde 63’ü, parlamento üyelerinin yüzde 43’ü, sağlık alanında çalışanların yüzde 60’ı kadındır. Küba bugün bebek ölümleri oranında dünyanın en düşük oranlardan birisine sahiptir. Küba’da doğan her bin bebekten sadece 5,3’ü, bir yaş içinde ölmekte. Bu, çok büyük bir rekor dünya çapında. Bu, anneler için çok büyük bir mutluluk. Coğrafya üretici güçleri açısından son derecede yetersiz olmasına, akaryakıt-petrol yönünden bağımlı olmasına, zengin maden yataklarının, büyük akarsuların olmamasına rağmen, bu kazanımlar elde edilmiştir. Bu başarının sırrı, Küba Önderliğinin, kurtuluş davalarına, içtenlikle, ruhlarıyla, zekâlarıyla, enerjileriyle kilitlenmelerinde, odaklanmalarında yatmaktadır. Küba Önderliğinin insan, hayvan, doğa sevgisini mücadelelerine temel yaptıkları, kendilerini asla halkının üstünde görmedikleri, halkının acılarını, duygularını, düşüncelerini anında hissettikleri içindir ABD Emperyalizminin bütün provokasyonlarına rağmen, Küba’da devrim hiç sarsılmaması. Fidel: “(…) Biz matematik varsayımlarımızı yalnız adam sayısı, silahların ateşinin şiddeti üzerine değil, en az silahların ateşince sıcak, başka bir şey üzerine de, gönüllerdeki ateş ve bütün halkın yiğitlik ateşi üzerine de yapıyoruz.” diyor. İşte Küba Halkı, gönüllerindeki ateşi kendi yüreklerinde hisseden bir önderliğe sahip olduğu için tereddüt geçirmiyor devrimden vazgeçmeme, devrimi sürdürme konusunda. Herkes sadakatle bağlı Devrime ve Önderliğe. Aksi düşünülemez bile… Fidel der ki, Programını kapsamlı bir şekilde açıkladığı 1961 Aralık’ında: “Ben bir Marksist-Leninistim. Ölünceye kadar da böyle kalacağım.” 1961’den bu yana elli üç yıl geçti. Fidel, hep sözüne sadık kaldı. Hiç sarsılmadı, hiç esnemedi, hiç tereddüt geçirmedi yolu konusunda. “Adamızı batırabilirler emperyalistler, ama sosyalist sistemimizi asla değiştiremezler” dedi. Böylesine kararlı oldu Küba Önderliği. Önderimiz Nurullah Ankut’un dediği gibi “Küba Halkı, bu dünya ve dünyada insanlık var olduğu sürece Marksist- Leninist kalacak ve sosyalist kalacak. Ve insanlığın onuru olmaya devam edecek” . AB-D Emperyalistleri, böyle bir önderliğe sahip oldukları ve bu önderliğin arkasında sapasağlam durdukları için Küba Halkına abluka uygulamaktadır. Bu abluka halka büyük maddi zararlar vermesine rağmen diyor ki Fidel, ABD Emperyalistlerinin ablukası için: “Devrimimizi olumlu yönde etkiledi. Bize savaşma azmi, savaşma ruhu kazandırdı.” Yine Fidel: “Bir komünistin belirleyici niteliği, oligarşilere, sömürüye ve emperyalizme karşı durmasıdır” diyor. Kübalı Yoldaşlar, Uluslararası Proletarya Hareketiyle dayanışmayı ihmal etmediler 55 yıl boyunca. Kübalı yoldaşların bütün bu niteliklerinden etkilendiği için Hugo Chavez, Evo Morales Yoldaşlar Latin Amerika’dan sol rüzgârlar estirdiler. Chavez Yoldaş: “Kübalı yoldaşlar, kırk yıldan bu yana direniyorlarsa ABD Emperyalistleri karşısında, biz de direnebiliriz.” diyordu. Küba Devrimi dünya halklarında emperyalizme karşı direnme, gericilik rüzgârlarına karşı yürüme bilincini hep diri tuttu. Ve hep diri tutmaya devam edecek. Bizler de bu topraklarda yerli Parababalarına karşı savaşı hiç aksatmadan, saniye ara vermeden, sürekli, kararlı bir şekilde, yavaşlatmadan sürdürmek, ama aynı anda da uluslararası proletarya hareketi ile bağlarımızı en sıkı şekilde güçlü tutmak; kendi yürüttüğümüz savaşı, dünyanın her yerindeki devrimci savaşın bir parçası olarak görmek durumundayız. İşte o zaman, yanılmayız, Kübalı devrimcilerin yolundan gideriz ve zafere yürürüz. Son söz olarak; Önderimiz Nurullah Ankut ’un dediği gibi: “Küba’nın zaferi bizim zaferimizdir. Küba’nın onuru bizim onurumuzdur. Çünkü biz aynı insanlık ideali için savaşan insanlarız. Ve bugün dünyanın başhaydudu ABD Emperyalizmine karşı aynı savaşı yürüten, aynı ordunun dünyanın değişik bölgelerindeki temsilcileriyiz.” 05.01.2014 Halkın Kurtuluş Partisi Genel Merkezi
30 Harika Fotoğrafla Eşsiz Bir Seyahate Çıkın
'İnviv0' isimli Deviantart kullanıcısı, gezdiği yerlerin harika fotoğraflarını çekip, bunları hem Facebook sayfasında, hem de Deviantart profilinde paylaşıyor. Almanya'da yaşayan fakat memleketi İstanbul olan inviv0'nun, gerçek ismini maalesef bilemiyoruz. Profesyonel bir fotoğrafçı olmadığını, sadece seyahat ettiği yerlerin fotoğraflarını çekmekten hoşlandığını dile getiren inviv0'nun objektifinden 30 fotoğraf sizlerle...
9 Mükemmel Fotoğrafla Kendi Ay'ı ile Dünya Turuna Çıkan Rus Doktor
İlk bakışta fotoğraflar photoshop teknikleri kullanılarak manipüle edilmiş gibi görünse de aslında fotoğrafların hiçbir yerinde orjinal olmayan bir şey yok. Bu fotoğrafların mimarı ise Rus doktor Leonid Tishkov. Bir sanat festivali için özel üretilen bu yapay Ay, son olarak Leonid Tishkov'un eline geçti. Bu yapay Ay ile dünya turuna çıkan ve dünyanın farklı yerlerinde kendi Ay'ı ile inanılmaz fotoğraflar çektiren Tishkov 'Ay, farklı milletlerden ve kültürlerden, farklı ülkelerden insanları bir araya getiren parlak bir noktadır. Bizim sıkıcı dünyamızdaki masal ve şiirlere ilham kaynağı olur.' diyor. İşte bahsettiğimiz mükemmel fotoğraflar...
Türk Popunun 3 Dakikalık Özeti
A Capella Boğaziçi grubundan Türk Popunun 3 dakikalık harika özeti. Grup; Ajda Pekkan'dan 'Her Yerde Kar Var' (1965), Barış Manço'dan 'Dağlar Dağlar' (1970), Cici Kızlar'dan 'Delisin' (1975), MFÖ'den 'Ele Güne Karşı' (1984), Sezen Aksu'dan 'Sarışın' (1988), Yonca Evcimik'ten 'Abone' (1991), Serdar Ortaç'tan 'Karabiberim' (1994) ve Tarkan'dan 'Şımarık' (1998) parçalarını yorumlamış.
Dünya'nın En Eski Aşk Şiiri
Sümer inancına göre Sümer kralı her sene bereket ve aşk tanrıçası İnanna’nın yeryüzündeki temsilcileri kabul edilen rahibelerden bir tanesiyle evlenirdi.Bu şiir Sümer kralı Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından tapınakta yapılan düğününde söylenmek için yazılmıştı ve müzik ve dans eşliğinde söyleniliyordu.Yazıtın çevirisi şöyledir :canlar canıey sevgili güvey, canımın içiey güzeller güzeli, ballar balı,canıma can katan arslanım benim,güzellikte bir tane, ballar balı.büyüledin beni, bak titriyorum,güvey, beni yatak odana götür.büyüledin beni, bak titriyorum,al, yatak odana götür arslanım.gel, güvey, koynuma gir sevişelim,baldan tatlıdır benimle sevişmek.dört yanından bal damlayan gerdektegüzelliğinin tadına varayım.arslanım, koynuma gir, sarılalım,baldan tatlıdır benimle sevişmek.sevgili güvey, tadıma vardın ya,anam kuş sütüyle beslesin seni,babam armağanlar yağdırsın sana.ben bilirim gönlün nerede şenlenir,bizde uyu güvey şafağa kadar.bilirim nerede sevinir yüreğin,arslanım bizde uyu sabaha dek.sen seviyorsun beni, yalvarırımsarıl bana, okşa beni, öp beni.benim efendim, koruyucu tanrım!enlil’in yüreğini şenlendirenşusin’im, sarıl bana, okşa beni.yerin baldan tatlı, okşa elinle,güzelim giysileri okşar gibi,elini doldursun cânım dokusu.Bu eşsiz yazıt İstanbul Arkeoloji Müze şark eserleri bölümünde sergilenmektedir.
Bu Hafta 4 Yeni Film Vizyonda
'Kusursuzlar', 'Halam Geldi', 'Oldboy' ve 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı' bu hafta vizyona giren filmler... Bu hafta 2'si yerli 4 film vizyona girdi. Kusursuzlar  50- Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen', 4. Malatya Film Festivali'nde ise 'En İyi Kadın Oyuncu' ödüllerine layık görülen 'Kusursuzlar' izleyici ile buluşuyor. Başrollerini İpek Türktan ile Esra Bezen Bilgin paylaştığı filmde, İbrahim Selim, Mehmet Ali Nuroğlu, Suna Selen ve Melih Düzenli de rol alıyor. Yönetmenliğini Deniz Eyüboğlu Aydın, sanat yönetmenliğini Elif Taşçıoğlu, müziklerini Barış Diri, kurgusunu ise Theron Patterson'ın yaptığı film, İstanbul'dan kaçarak Çeşme'ye anneannelerinin yazlığına giden iki kız kardeşin, sırlarla örülü, gerilim dolu hikayesini anlatıyor. Lale ve Yasemin dışarıdan bakıldığında birlikte vakit geçirmek için tatile gelmiş gibi gözükseler de onları İstanbul'dan Çeşme'ye sürükleyen bir olay vardır. Lale ve Yasemin arasında yılların biriktirdiği karşılıklı hayal kırıklıkları, ortak bir sırrı taşımanın verdiği yükle beraber su yüzüne çıkmaya başlar. Yan komşuları Kerim'le tanışmalarının ardından kardeşler arasında ilk günden beri devam eden gerilim giderek tırmanır. Kardeşler bir yandan öfke, hayal kırıklığı ve intikam duygularıyla öte yandan kan bağının verdiği ağırlıkla mücadele etmek zorunda kalırlar. Halam Geldi Gazeteci Evrim Kanpolat'ın gerçek bir olaydan uyarlayarak yazdığı 'Halam Geldi' filminin çekimleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde medeniyetlerin iç içe geçtiği, birden fazla kültürün bir arada yaşadığı köylerden biri olan Akıncılar'da gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Erhan Kozan'ın yaptığı filmde, Akıncılar'da yaşayan Diyarbakırlı 13 yaşındaki üç genç kızın hikayesi anlatılıyor. Küçük yaşta yapılan evlilikler ile akraba evliliğinden doğan engelli çocukların yaşamını çocukların gözünden beyazperdeye taşıyan filmde, aynı zamanda Kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki sınır sorunu da insani yönleriyle ele alınıyor. 50- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde özel bir gösterimle galası yapılan filmde, Burçin Terzioğlu, Turgay Tanülkü, Dilek Çelebi, Necip Memili, Berke Hürcan rol alıyor. Oldboy Spike Lee'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 'Oldboy' da Josh Brolin, Elizabeth Olsen, Sharlto Copley ile Samuel L. Jackson rol alıyor. Gerilim sevenleri sinema salonlarına çekmesi beklenen filmin konusu şöyle: 'Joe Doucett kaçırılır ve dış dünyayla hiçbir iletişiminin olmadığı karanlık bir yere götürülür. Bu karanlık mahsende neden kaçırıldığını dahi bilmeden yirmi yıl boyunca tutsak edilir. Hiçbir kurtulma umudu kalmamışken televizyondan gösterilen bir haberde karısının öldürüldüğünü ve baş şüpheli olarak arandığını öğrenir ve günü gelip dışarı çıktığında öncelikli amacı karısının katillerini ve kendini kaçıranları bulup esaslı bir intikam almaktır. Ne var ki soruşturmaya başladığında zannettiği kadar özgür bir adam olmadığını ve tuzaklarla dolu bir suç ağına karşı zorlu bir yoldan geçmesi gerektiğini anlar.' Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı Ben Stiller'in yönettiği 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı'nın oyuncu kadrosunda, Ben Stiller, Kristen Wiig, Sean Penn ile Kathryn Hahn yer alıyor. Macera ve dramatik türündeki filmin konusu şöyle: 'Fantezi dünyasında sessiz sedasız bir hayat süren, tirajı yüksek 'Life!' dergisinin fotoğraf arşivinde çalışan Walter, kendini hiç beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Yeni iş arkadaşı Cheryl ile flört etmeye başlamasının sonrasında hayatı, hayalindeki sevgilinin gerçeğe dönüşmesiyle değişir.' Cnntürk
Çikolatanın Resimli Tarihi
Kadıköy’de bulunan Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde eğlenceli bir mekan düzenlemesiyle hazırlanan sergi, belgeler ve fotoğraflarla çikolatanın mutfakta ve kültürdeki yerini anlatacak Saint-Joseph Fransız Lisesi’nin çikolatalı ekmek ve kahveyle ikindi kahvaltısı geleneği uzun yıllar lisede okuyanların en sevdikleri alışkanlıklardan biri olmuş. Şimdi bu gelenek bir sergiye ilham oldu. Lisenin mezunlarının “çikolatalı ekmek günü” diye andıkları bu geleneğin ilham verdiği sergi Osmanlı’dan günümüze çikolatanın tarihini anlatacak. Kadıköy’de bulunan Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde eğlenceli bir mekan düzenlemesiyle hazırlanan sergi, belgeler ve fotoğraflarla çikolatanın mutfakta ve kültürdeki yerini anlatacak. Nestle sponsorluğunda düzenlenen sergi vesilesiyle, serginin küratörü Saadet Özen’le konuştuk. Çikolatanın tarihi Türkiye’de nasıl kayda alınmış? Sergiyi hazırlarken ne gibi kaynaklardan yola çıktınız? Çikolata tarihi hakkında arşiv kayıtları, gazeteler, hatırat, hatta romanlarda pek çok veri mevcut. Türkiye'deki arşivlerin dışında Nestlé'nin İsviçre, Vevey'deki arşivinde de çalıştık. Fakat bir de çikolatayla ilgili, nasıl bir yer edindiğini, ne gibi anlamlar yüklendiğini gösteren başka türlü malzemeler var: teneke çikolata kutuları, reklam kartları, ilanlar... Müzayedeleri takip ederek, başta Cengiz Kahraman olmak üzere koleksiyoner dostlarımıza danışarak bu tür bir koleksiyonu bir araya getirmeye çalıştık. Çikolatanın yemek kültüründeki yeri nasıl oluşmuş? Refik Halid Karay, Sultan II. Abdülhamid döneminde çikolatayı 'çocuk yiyecekleri' arasında sayıyor. Aslında çikolata o dönemde, yani Osmanlı topraklarında Menier, Compagnie Coloniale gibi büyük markaların çikolatalarının satılmaya başlandığı 19. YY.'nin ikinci yarısında Bonmarşe türü mağazalarda, Pappi, Lannesans gibi içkili kafelerde, Vallaury, Lebon gibi şekercilerde bir de -ilaç olarak kullanılan türü- eczanelerde bulunabiliyordu. Yani çocukları aşan bir müşteri kitlesine sahipti. Yemek kitaplarında, 1880'li yıllarda bazı çikolatalı tarifler varsa da asıl olarak Cumhuriyet sonrasında çikolatalı bisküvi, kurabiye vb. ev mutfaklarında yaygınlaşmış gibi görünüyor. Osmanlı mutfağında çikolatanın nasıl bir yeri var? Çikolatanın Osmanlı mutfağında büyük bir yer tuttuğunu, Avrupalılar gibi sabahları çikolata içmenin Osmanlılar arasında, sözgelimi 17 ya da 18. YY.'de yaygın olduğunu söyleyemeyiz. Çikolata bir modernizasyon şeması içinde, bir 'Frenk' gıdası olarak gelmiş. Esas olarak 1920'lerden sonra yaygınlaşmış gibi görünüyor. Osmanlı’ya çikolata nasıl girmiş? Çikolatanın Osmanlı topraklarına ilk ne zaman geldiğini söylemek zor. Yine de 19. YY.'da modern ulaşım yöntemleri ithalatı kolaylaştırıp Avrupalı markalar pazara girene kadar çok yaygınlaşmış gibi görünmüyor. 19. YY.'nin ikinci yarısından itibaren Avrupalı çikolata firmaları Osmanlı pazarına girmiş fakat sarayın teveccühünü kazanan firma Nestlé olmuş. Nestlé’nin 1905 yılında Sultan 2. Abdülhamid döneminde sarayın ilk resmi çikolata tedarikçisi olduğuna dair belgeler var. 1927 yılında ise Türkiye’nin ilk çikolata fabrikasını Feriköy’de kuran Nestlé, bu topraklara geldiği 1875’ten bu yana Türkiye'deki faaliyetine kesintisiz devam etmiş. Ayrıca Balkan Savaşları'nda cepheye kakao ve çikolata sevkiyatına dair belgeler de var. Bunun sebebi çikolatanın o zaman da bir enerji kaynağı olarak bilinmesi, aynı zamanda bir ilaç olarak da kullanılması. Sergideki belge ve fotoğraflardan bahseder misiniz? Sergide işin gastronomi kısmından çok çikolatanın nasıl yaygınlaştığını, pazarda kimler olduğunu, kendilerini nasıl tanıttığını anlatan parçalar olacak: gazete haberleri, fotoğraflar, afişler, çikolataların içinden çıkan, osmanlı piyasası için hazırlanmış küçük reklam kartları, ayrıca çikolata ve pastane kutusu, cezvesi vb. küçük nesneler.Kaynak: Milliyet Sanat