Öncelikle OKTAV nedir? Bir notanın 7 nota inceltilerek elde edilen ince sesine kadar ki bölümü bir oktavdır. Oktav ve ses farklıdır. Örneğin Mariah Carey'in sesi 7 oktav değildir.5 oktavdır (5,2 oktav). Piyanoda 2. aralıktaki mi sesinden, 7.aralıktaki sol diyez sesine kadar çıkabilmektedir. Burada (E2-G#7) ses aralığı için en son çıkartabildiği sesin Piyanonun 7. aralığında olması, sesin 7 oktav olması anlamına gelmez. Çünkü çıkartabildiği en kalın ses piyanonun 2. aralığındadır. Yani sesi 7 - 2 = 5 oktavdır. Ayrıca, Mariah Carey'in sesi 2. aralıkta (G#)sol diyez notasından değil de, daha geride bulunan (E) mi notasından başladığına göre sesi 5'den yukarı yani 5,2 oktavdır. Gelelim Sanatçıların gerçek ses oktavlarına.
Gecenin bir yarısı uykunuzdan korkuyla uyandığınızı düşünün, yardım çağırıyorsunuz ama sizi kimse duymuyor, hatta hareket bile edemediğinizi fark ederek daha çok dehşete kapılıyorsunuz… Uyku felci, ya da daha çok bilinen adıyla kara basan tecrübesi olan insanlar, bu durumun ne kadar kötü olduğunu bilirler. Fotoğrafçı Nicolas Bruno da bu insanlardan biri. Ancak o, bu deneyimlerini kendi tecrübeli olduğu alana, yani fotoğraflara, o kadar güzel yansıtıyor ki, hayran kalmamak elimizde değil! Kabuslarında gördüklerini önce kağıda, daha sonrasında da fotoğraf karelerine aktaran Nicolas Bruno’nun tüyler ürpertici ve bir o kadar da müthiş fotoğrafları. HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat SitesiDaha Fazlası için : http://www.hangerart.net/sanat/73-fotograf-sanati
Alman menşeli, Deep House ve Nu Disco'nun gizemli yüzü DJ/prodüktör Claptone, 2013 yılı içerisinde ülkemizi sık sık ziyaret edip güzel anlar yaşatmış, Deep House'u iliklerimize kadar hissettirmiş, bol clap ve bol kick'i kulaklarımızdan hiç eksik etmemiş, kuşkusuz tam puanımızı aldı. Bir nevi mahallemizin sevilen ve sürekli aranan bir abisi haline geldi. Gigology'nin elinden tutup getirdiği Claptone, 2013 yılı içerisinde ülkemizde 5 konser vermiş. Sünnet, nişan ve düğünlere bile çıkmaya hazır hale gelen Claptone'ını 2014 yılı içerisinde de sık sık göreceğimizden eminim. Claptone'a başarılar diler, lezzetli parçalar çıkarmasını dört gözle beklerim.
Çoğunluğu bilmeyiz ama hayranları zaten Emrah Serbes’in Behzat Ç. ’den ibaret olmadığının farkındaydı. Dizisiydi, filmiydi derken iyice Behzat Ç. i le özdeşleştirilen Serbes’in başka bir hikâyesi de şimdi farklı bir mecrada seyirciyle buluşmak için gün sayıyor. Yazarın Erken Kaybedenler kitabındaki Üst Kattaki Terörist başlıklı öyküsü İkincikat tarafından sahneye uyarlanıyor. Erken Kaybedenler erkek çocuklarının dünyasını farklı bir noktadan gösteren, okuyanın kendi hikâyesinden de anlar yakaladığı bir kitap. Öyküde ise abisi askerde şehit olmuş bir çocuğun, üst kata taşınan bir öğrenciyi 'terörist' olarak nitelendirmesiyle başlayan olaylar anlatılıyor. Öyküyü tiyatro metnine aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de yapan Sami Berat Marçalı uyarladı. Uzun zamandır tiyatro projesi olma yolunda çalışmaları yapılan öykü ile ilgili yönetmen başrol için 12 yaşında bir çocuk oyuncu aradıklarını ve bunun bir hayli zaman aldığını söyledi: “Aslında bu proje için uzun zaman önce karar vermiştik. Ancak hem politik bir mesajı olan hem de bu mesajı küçük bir çocuk aracılığıyla veren bu öykü için 12 yaşında bir çocuk bulmamız gerekiyordu. Uzun süre aramamıza rağmen bulamadık. Nihayet bu yıl Denizhan’la anlaştık.” İlk kez politik bir oyun yönetecek Marçalı, dolayısıyla farklı bir şey denemek istiyor: “Bu oyun benim için çok önemli elbette. Öncelikle bulunduğumuz duruma değinen bir öykü ve önemli bir mesajı var bizlere. Üstelik ufak bir çocuk gözünden. Bunu da oldukça samimi bir dille ve etkileyici bir şekilde yapıyor. Yönetmenliğimin bu noktasında bir çocukla çalışmak benim için harika bir deneyim. Bu nedenle bu oyunda farklı bir şeyler yapmak, herkesin eşit olduğunu anlatmak ve bunu yaparken seyirciyi de oyuna katmak istiyorum.” Emrah Serbes ise oyundan oldukça ümitli. Metni henüz görmemiş ama 'bu yetenekli ekibin' elinden çıkacak işi dört gözle bekliyor. İkincikat 'Üst Kattaki Terörist'in provalarına başladı bile. Denizhan Akbaba , Bedir Bedir, Gözde Kocaoğlu, Banu Çiçek Barutçugil’in oyuncu kadrosunda yer aldığı oyun prömiyerini 7 Mart’ta yapıyor. Kaynak Radikal (Gökçe Saatçi'nin haberi)
Çin'in Yeni Yılı onuruna sanatçı Hong Yi tarafından icra edilen bu sıra dışı çalışma tamamen makyaj malzemeleri kullanılarak yapılmış. Çalışmalarında genel olarak kültürel temaları işleyen sanatçı Çin Kültür'ünde önemli yere sahip havai fişek ve maske argümanlarını daha çok kullanmış. Bu çalışma bir devam çalışması olmasından dolayı sanatçı belirli aralıklarla instagram hesabından yeni çalışmalarını sevenleriyle paylaşıyor. İşte Çin'in Yeni Yılı onuruna yapılan ilginç çalışma ...
Cinedergi, Türk Sineması’nın 100. Yılı’nı unutmadı! Şubat sayısında 12 yazarının favori 20 Türk filmine yer veren Cinedergi, bu listelerden çıkan en iyi 21 Türk filmini paylaştı. . Özellikle üç film 12 yazardan 10′unun listesinde yer alarak öne çıktı. Bu filmler: Sevmek Zamanı, Muhsin Bey ve Anayurt Oteli.
'Batının Zeugması' denilen mozaiklerle ilgili karar, arkeoloji dünyasını şaşkına çevirdi. BİM'in İzmir Kemalpaşa'da depo yapmak istediği arsada bulunan ve taşınmasına neden olan tarihi mozaikler Zeugma'dakiler kadar önemli. İzmir Kemalpaşa'da geçen yıllardaki kurtarma kazılarında çok değerli taban mozaikleri, Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait panolar ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıkmıştı. 'Batının Zeugması' olarak nitelendirilen mozaikler, MS 4 yüzyıl ile 7 yüzyıl arasına tarihleniyor. Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre, kaynaklardan henüz antik kentin ismi bile tespit edilememişken dünya şaheseri sayılabilecek mozaiklerin taşınmasına karar verilmesi arkeologları da şaşırttı. İzmir Müzesi ya da üniversite tarafından kazı çalışmaları genişletilmesi beklenirken kurulun mozaikleri kaldırma kararı vermemesi gerekiyor. 'Bir aristokratın villası' değerlendirilmesi de yapılan mozaikler için bilinmedik bir antik kent olabileceği vurgusu da yapılıyor. 'KORUMA ALANI GENİŞLETİLMELİ' Arkeoloji Sanat Dergisi Editörü Nezih Başgelen, mozaiklerin kaldırılmasına karar verenlerin bir yanlışın içinde olduklarına değinerek bilimsel kazı çalışmalarının alanda devam etmesi gerektiğini ve eserlerin en azından bilimsel verileri tamamlanıncaya kadar yerinde kalması gerektiğini, sit derecesinin kesinlikle değiştirilmeyerek koruma alanının genişletilmesi gerektiğine değindi. Başgelen, ''Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu bugüne kadar aldığı kararlarla adeta bir Kültür Varlıklarını Koruma (ma) ve (Yoketme) Yüksek Kurulu gibi hareket ediyor'' dedi. 'YERİNDE KORUNMALI' Kurtarma kazıları sırasında da dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü de 'Hiç bilmediğimiz bir antik kentle karşı karşıyayız, Anadolu'da keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda antik kent bulunuyor'' demişti. Yine Dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da mozaiklerin yerinde korunması gerektiğine dikkat çekerek, mozaikler için 'Batının Zeugması' benzetmesi yapmıştı. TEKLİF GERİ ÇEVRİLDİ 17 Aralık operasyonun ardından internete ve basına yansıyan fezlekelerde, Kemalpaşa'daki araziyle ilgili BİM'in yönetim kurulu başkanı Latif Topbaş ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in telefon konuşmaları da yer almıştı. Topbaş'ın, burasının koruma kararının 3'üncü derece SİT'e düşürülmesi için Bakan Çelik'ten yardım istediği iddia edilmişti. Bakanlık yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Ömer Çelik, iddia konusu olan telefon görüşmesinde, duvarın taşınmasının mümkün olmadığını söyleyerek olumsuz bir tavır ortaya koydu. Yetkililer, 'Daha önce de mozaik taşınması gibi konular söz konusu olduğu halde buradaki örnekte duvarın taşınmasının imkânsız olduğu tespiti yapıldı. Dolayısıyla da ilgili firmanın talebi geri çevrildi. Bu detaylar telefon görüşmesinin basına verilmeyen son bölümünde yer alıyordu' dediler. BİM DEVREDİYOR BİM Birleşik Mağazalar A.Ş.'den konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi: '20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurul'a bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul, Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi 3'üncü derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır. Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır.' MOZAİKLER KÜLTÜR BAKANLIĞI'NIN SİTESİNDE SERGİLENİYOR Kemalpaşa'da 2012 yılında keşfedilen antik şehir büyük heyecan, yaratmış, konuyla ilgili detaylı bilgi ve fotoğraflar Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sitesinde de yer almıştı. BİM'in depo çalışmaları sırasında keşfedildiği sitedeki açıklamada da yer alıyor. İşte o paragraf: 'İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde yapılan kazılarda milattan sonra 4. yüzyıla ait olduğu düşünülen 'Anadolu Pars'ı mozaiklerinin de bulunduğu antik bir şehir bulundu. Kemalpaşa Organize Sanayi bölgesinde yapılan kurtarma kazısı sonrasında 'Batı'nın Zeugması' denebilecek mozaikler ortaya çıktı. Bir firmanın sondaj kazıları sırasında fark ettiklerini, alanın daha önce de definecilerin kazı yaptığını vurgulayan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Osman Murat Süslü, 'Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak.' dedi. Kemalpaşa ilçesinde bir perakendeşirketinin depo olarak kullanacağı alanda yasa gereği sondaj kazısıyapılmasıyla adeta bir tarih hazinesi çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da 'Bayram müjdesi olacağını' iletmesinin ardından Kemalpaşa'daki bir antik kent herkese heyecan yaşattı.' Söz konusu fotoğraflar ve açıklamalar halen Bakanlığın sitesinde yer almaya devam ediyor.
Oğuzhan Koç'un derlediği bir çok ilginç bilgiden birkaçını sizler için sundum. Gerek günümüzle ilgili tahliller olsun,gerek geçmişimizden kahramanlık dolu hikayeler olsun hepsini merakla okuyabileceğiniz bir yazı.
Şarkıcı Halil Sezai'nin başrolünde olduğu filmin fragmanı seyirci ile buluştu Başrollerinde Halil Sezai ve Melike Güner'in yer aldığı yer aldığı İncir Reçeli filmi 2011 yılında vizyona girmiş ve oldukça dikkat çekmişti. Halil Sezai de geçtiğimiz günlerde filmin devamının çekileceğini açıklamıştı. Vizyon tarihi henüz belli olmayan İncir Reçeli 2'nin ilk tanıtım fragmanı da yayınlandı. Sabah
Yönetmen David O. Russell yeni filminde favori oyuncularından Jennifer Lawrence için başrol düşünüyor 'Umut Işığım / Silver Linings Playbook' ve 'Düzenbaz / American Hustle' filmlerinde birlikte çalışan Oscar ödüllü Jennifer Lawrence ve yönetmen David O. Russell yeni bir proje için yeniden bir araya geliyor. Jennifer Lawrence'ın Amerikalı dul bir anneyken girişimciye dönüşen ve viledayı icat eden Joy Mangano'nun biyografik filminde Mangano'yu canlandırması planlanıyor. Milliyet Sanat
Yeşilçam Kötüleri, genç illüstratör Hakan Arslan imzalı bir illüstrasyon serisi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Programı’ndan mezun olan Aslan, yine aynı okulda yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Çalışmalarını freelance olarak sürdüren Arslan’ın illüstrasyonlarının altındaki bilgileri ise Kürşat Sevim’in şuradaki sayfasından aldım.metin kaynak: elmaaltshift.com
Doğada gün batımı kadar güzel başka ne olabilir ki? Doğru ayarla, doğru zamanda ve doğru yerde sizde böyle unutulmaz fotoğraflar çekebilirsiniz.İşte mükemmel manzaralarıyla 'Ölmeden Önce Gün Batımını Görmeniz Gereken 25 Özel Mekan' galerisi...
Market zinciri BİM'in Kemalpaşa'da depo yapmak istediği arsada bulunan tarihi mozaiklerin taşınmasına karar verildiği ortaya çıktı. Ancak Batı'nın Zeugma'sı olarak da adlandırılan mozaiklerle ilgili yapılan görüşmeler, kamuoyuna 'Urla Villaları'yla ilgili olarak yansıdı. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, görevi devrettiği Bakan Ömer Çelik ve BİM'in ortaklarından işadamı Latif Topbaş'ın kamuoyuna da yansıyan konuşmalarındaki mozaiklerin aslında bu tarihi kalıntılarla ilgili olduğunu söyledi. 2012 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mozaiklere hayran kalmıştı Günay, Hürriyet gazetesinden Banu Şen'e şu bilgileri verdi: 'Ben Kemalpaşa'daki mozaiklerin bulunduğu alanı 2012'nin son aylarında gidip görmüştüm. Gerek mozaikler, gerekse çevresindeki duvar kalıntıları önemli bir yerleşim merkezi olduğunu açıkça gösteriyor. Gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırdı ve Ege Bölgesi'nde önemli bir Zeugma keşfettiğimizi düşündük. Bu düşüncelerimizi de basınla paylaştım. Ancak bu buluntulardan yaklaşık üç ay sonra görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu alan o zamanki tespitlerime göre 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak işaretlenmesi gereken bir alandır. Şimdi burada yeni bir yapılaşma gerçekleştirmek için sürdürülen çalışmaları dikkatle takip ediyorum ve ayrıntıları öğrenmeye çalışıyorum. Daha ayrıntılı bilgi edindikten sonra bu konuda ve İzmir'de SİT alanlarında yapılmaya çalışılan başka alanlarla ilgili detaylı açıklama yapacağım. Yalnız bir şey var ki o da bun alana kesinlikle depo yapılamaz.' Önce taşınamaz sonra taşınsın kararı Süreç şöyle gelişti: 2012'de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Ulucak mevkii 7 No'lu parselinde perakende zinciri BİM depo amaçlı inşaat yapmak üzere çalışmalara başladı. Sondaj çalışmaları sırasında arkeolojik buluntular ortaya çıktı. Alan, İzmir 2 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından mozaikler ve duvarlara ulaşılmadan, ilk etapta 3. Derece SİT olarak tescillenip korumaya alındı. Alanda kurtarma kazıları başladı.Bu kazılarda Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait mozaikler ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıktı. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay o günlerde, alanda bir basın toplantısı yaparak, buranın 'Batı'nın Zeugması' olacak değerde önemli bir arkeolojik bölge olduğunu söyledi. Bu arada BİM sanayi inşaatı yapmak istediğini, alanın ya üzerinin örtülmesini ya da mozaikler ile duvar kalıntıların kaldırılmasını talep etti. Ancak kurtarma kazıları tamamlandığında mozaikler ve duvarların olduğu alanın 1. Derece, diğer kısımların ise 3.Derece olarak tescillenmesi, bu nedenle de mozaik ve duvarların kaldırılmadan yerinde korunmasına karar verildi. BİM; kurulun 12.06.2013'te aldığı bu karara iki kez itiraz etti. Bu kez itirazlar Ankara'ya, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'na gitti. 12 Aralık 2013'te toplanan kurul, BİM'in itirazlarını değerlendirdi. Müze müdürlüğünün raporu ile BİM'in yaptığı itiraz başvurusuna ek olarak sunulan ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Prof. DR. Ersin Doğaner ve Yrd.Doç. Emine Tok tarafından hazırlanan raporları dikkate alan Yüksek Kurul, mozaiklerin taşınmasına karar verdi. Plan veren duvarların bulunduğu alana ilişkin ise Koruma Yüksek Kurulu'nun 37 sayılı ilke kararları hükümleri göz önünde bulundurularak hazırlanacak projelerin, İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu'nca değerlendirilmesi kararı çıktı. Koruma altında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içindeki alan, koruma altına alındığı günden bu yana sürekli polis gözetiminde tutulurken, 550 metrekarelik villanın 11 odasının altısında bulunan mozaiklerin ise toprakla kaplanarak koruma altına alındığı görüldü. Kalıntılar arasında duvarlar, sütunlar ve mezarlar da dikkat çekti. Takdir kurulun Kurtarma kazılarını gerçekleştiren İzmir Arkeoloji Müzesi'nin Müdürü Mehmet Tuna, özellikle mozaiklerin bulunduğu alanın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı olduğunu belirtirken Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd.Doç.Akın Ersoy buluntuları değerlendirdi: 'İpuçlarından MS.4.yy yüzyıl sonralarından 7.yy'a kadar kullanıldığı anlaşılıyor. O dönemde kırsalda olan merkezi mekanlı villalara benziyor. Ya zengin Nyphaion'li (Kemalpaşa) ya da Smrynalı (İzmir) bir aristokrata ait bir villa olabilir. 200 yıllık yaşam süren bir yapı. Kente Müslüman Arap saldırıları olduğu sırada burada yaşamın sona erdiğini söylemek mümkün. Şu an görünen malzemeler orijinal. Kamu yararı söz konusu olduğunda kimi zaman kurullar müzede sergilenmesi yönünde böyle kararlar alabilir. Ancak bu şekliyle baktığımızda 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olmaya aday bir alan. Ama takdir yine de koruma kurulunundur.' Alanın en son durumu ile görüşlerine başvurulan İzmir 2 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, internet sitelerindeki arıza nedeniyle en son yüklemeyi 2 Eylül 2010'da yaptıklarını daha sonra başvurumuza yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti. Batı'nın Zeugması Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 20 Ekim 2012'de 'İzmir'e bayram öncesinde herkesi çok şaşırtacak ve görenlerin şaşkınlığını gizleyemeyeceği büyük bir arkeolojik müjde vereceğiz' şeklinde açıklamasıyla gündeme gelmişti. Milattan sonra 4'ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında geniş çaplı kazı çalışmaları başlamış ve yine o dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, 'Anadolu'da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak. Burada 'Batı'nın Zeugması' denebilecek bir yapılaşma var' demişti. Süslü, 'Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar. Bir kent ya da yerleşim birimi olup olmadığı belirlendikten sonra buranın durumu netlik kazanacak' demişti. BİM: GERİ ALINMASI İÇİN BAŞVURACAĞIZ BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: Sosyal medya üzerinden yayıldığı tespit edilen tapelerle, mülkiyeti şirketimize ait bu arazi arasında hiçbir ilişki yoktur. Şirketimize ait İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 40.000 m² büyüklüğünde bir arazi bulunmaktadır. Söz konusu araziye ilişkin son durum bilgileri kronolojik olarak şu şekildedir: 1- 26 Ocak 2012 tarihinde bu arazi üzerinde bir depo yapımı için proje hazırlanmış ve yerel yönetimin onayına sunulmuştur. 2- Bunu takiben 13 Mart 2012 tarihinde kuralına uygun olarak başlatılan hafriyat çalışmaları esnasında bazı kalıntıların varlığı tarafımızca tespit edilmiş ve gecikmeksizin İzmir Müze Müdürlüğü bilgilendirilmiştir. 3- 23 Mart tarihinde müze arkeologları yerinde yaptıkları inceleme sonucunda söz konusu kalıntılar ile ilgili bir tespit tutanağı düzenlemişlerdir. Bunun akabinde 23 Mayıs 2012 tarihinde İzmir 2 No'lu Koruma Kurulu tarafından mülkiyetimizde olan bu arazi 3. derece sit alanı ilanı edilmiştir. 4- 3 Eylül 2012 tarihinde ise Müze Müdürlüğü tarafından öncelikle sondaj kazıları başlatılmış ve devamında 26 Eylül tarihinde kurtarma kazıları başlatılmıştır. Keza 29 Ekim 2012 tarihinde kazı alanı dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından ziyaret edilmiş; bulunan tarihi eserler basında haber olarak yer almıştır. 5 – 5 Nisan 2013 tarihinde kurtarma kazısı tamamlanmış, müze uzmanları tarafından hazırlanan rapor temelinde İzmir 2 No'lu Koruma Kurulu, 12 Haziran 2013 tarihinde eserlerin bulunduğu bölüm için 1. derece sit diğer kalan kısım için 3. derece sit alanı kararı almıştır. 6- 20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurula bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi 3- derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır. Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır. Hürriyet - Gerçek Gündem
Her yıl yapılan ve Dünya Fotoğrafçılık Organizasyonu tarafından düzenlenen ve Sony'nin sponsor olduğu Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri için finale kalan fotoğraflar açıklandı. 166 ülkeden fotoğrafçıların 140.000 fotoğraf ile katıldığı yarışmada finale kalan fotoğraflardan 33'ü organiazasyon tarafından The Atlantic ile paylaşılmış. Ödül 30 Nisan'da Londra'da yapılacak törenle verilecek. İşte gözlere ziyafet 33 Fotoğraf
'Day to Night' harika şehirlerin gece ve gündüz fotoğraflarının tek karede birleştirilmesiyle oluşturulmuş eşsiz bir çalışmadır. Stephen Wilkes tarafından hazırlanan bu çalışma günde 15 saat çalışma ve 15000'in üzerinde fotoğraf çekimini içeriyor. Ayrıca sanatçının gece ve gündüz fotoğraflarını birleştirmesi de yaklaşık 1 ayını almış. Her kare sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar çekilen onlarca fotoğrafın bir ürünü. Fotoğraflarda kentlerin tarihi yapıları, sosyal hayatları ve sokak yaşantıları ön plana çıkarılmaya çalışılmış. Ağırlıklı olarak da New York manzaralarına yer verilmiş.İşte harika fotoğraflarla 'Day to Night' projesi...