Tezer Özlü Aramızdan Ayrılalı 28 Yıl Oldu
'Ben belli ülkesi olmayan insanlardanım' dedi, 43 yıllık kısa yaşamı boyunca. Aklın ve ölümün peşinden koştu. Toplumun çürümüşlüğünü, insanların ikiyüzlülüğünü, kişinin kendine bile söyleyemeyeceği gerçekleri anlattı yazılarında. İlk kitabı 1963 yılından itibaren dergilerde yayınladığı öykülerden oluşan Eski Bahçe'dir ve ilk kez 1978 te basılmıştır. İlk romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980'de basılır. Stevo, Kafka ve Pavese'in izinden giderek yazdığı ikinci romanı Bir İntiharın İzinde adıyla Almanca yayınlandı. 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü kazanan kitap, yazar tarafından Yaşamın Ucuna Yolculukadıyla Türkçe olarak tekrar yazıldı ve 1984'te basıldı.  İlk öykü kitabı Eski Bahçe, yazarın ölümünden sonra yazdığı öykülerle Eski Bahçe-Eski Sevgiadıyla tekrar basıldı. Günce ve anlatılarından oluşan bazı parçalar ise Kalanlar adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Özlü'nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993'ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil'e yazdığı mektuplardan oluşan Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar da bulunmaktadır. Yaşamı ve yazdıklarıyla içimizdeki yerini asla kaybetmeyen Tezer Özlü’yü saygıyla anıyoruz... Onedio
Post Mortem (Ölüm Sonrası Fotoğraflar)
Post mortem “ölümden sonra” anlamına gelen bir kelimedir. Post mortem fotoğraflar ise kişi öldükten sonra, ondan hatıra kalması amacıyla onunla ile birlikte çekilen son fotoğraflardır. Tarihte ilk olarak sanırım 15. yüzyılda ölen rahiplerin ressamlar tarafından çizilen resimleri gösterilebilir. Ölüm maskelerini saymayalım tabii, onun bu konuyla ilgilisi yok.  Özellikle 19. yüzyılda fotoğraf çektirmek çok lüks bir olaydı bu nedenle kişilerin genelde yaşarken fotoğrafları olmazdı, aileden bir kişi öldüğünde sadece son bir hatıra olması için post mortem fotoğraflar çekilirdi. Bu fotoğraflarda aile ölen kişiyle birlikte görülür ve ölen kişi sanki yaşıyormuş gibi giydirilerek ve süslenerek poz verdirilirdi.
Film Gibi Adam: Ertem Eğilmez
Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz  oluşturan Türkiye'nin efsane ismi Ertem Eğilmez'in 85' inci doğum günü için hayat hikayesi ve eserlerini sizler için derledik.  Onedio
Savaş Kalıntıları Arasına Sıkışmış Sanat
Her savaşta olduğu gibi Suriye’deki savaş da arkasında harabeler ve yıkılmış koca bir şehir bıraktı. Fakat sanat işin içine girince ortaya harabeler ve bu korkunç yıkımı bile nispeten güzel gösterebilecek görüntüler ortaya çıkıyor.Sara Roncero-Menendez isimli sanatçı; Munch, Goya, Van Gogh ve Andy Warhol gibi ressamların ünlü eserlerini kullanarak harabelerin aralarını süslemiş. Sanat eserleriyle doldurulmuş Suriye manzaraları, sanatın dokunduğu her yeri güzelleştirebileceğinin mükemmel kanıtlarından biri olmuş.
Mustafa'nın İdamı Gerçeğe Ne Kadar Yakındı?
Şehzade Mustafa’nın boğulması olayının ardından konuyla ilgili nerdeyse konuşmayan kalmadı. Tarihciler olayı farklı yorumlarken bambaşka bir yorum da Zaman yazarı Mustafa Armağan’dan geldi. Armağan, köşesinde Mahvidevran Sultan’ın hayat öyküsüne değindi.. İşte o yazı Tam tersi de olabilirdi ve Şehzade Mustafa Türbesi’nin önüne şiş gözlerle gelenler Mahıdevran yerine Hürrem’e, Mustafa yerine Bayezid ve erkek kardeşlerine ağlıyor olabilirlerdi. Bu bir iktidar mücadelesiydi ve bir cihan devletinde yaşanıyordu. Geçtiğimiz perşembe günü Bursa’daydım. Muradiye’de gencinden yaşlısına Şehzade Mustafa’nın türbesine tuhaf bir akın vardı. Akşam seyrettikleri idam sahnesinden gözleri şişmiş hanımlar ve kızlar, asırlar sonra olsun bu bahtsız şehzadeye bir Fatiha okumaya koşuyorlardı. Türbe restorasyona alınmıştı. Kapısı kontrplakla kapalıydı. Lakin kimin umurunda? Önünde cep telefonuyla bir hatıra resmi çektirmek yetiyor da artıyordu bile insanımıza. Tabii şişirile pişirile çekilmiş bol hırıltılı idam sahnesinin etkisi gözleriyle türbe arasında asılı kalıyordu. Türbeye bakarken onu görüyorlardı. Peki Mustafa’nın idamı sırasındaki olaylar dizideki gibi mi cereyan etmişti? Batılı kaynaklar ile tarihçi Müneccimbaşı, Kanuni’yi o çadırda gösterseler de, güvenlik bakımından ve faciaya şahit olmamak için Kanuni’nin diğer oğullarıyla birlikte uzaktaki bir çadıra geçtiğini düşünmek daha doğru olur. Belki Mustafa’nın babasının otağın 4. bölümünde olduğunu düşünüp oraya iltica etmeye kalkmasından kaynaklanmış olabilir bu algı. Fakat içeriye girebilseydi de babasını orada bulamayacaktı. (bkz. Danişmend, II, 284.) 1- Kaynaklarımızın verdiği bilgilere göre Şehzade Mustafa içeriye girdiğinde çadır boştu ve bu yüzden telaşlanmış ve tuzağa düşürüldüğünü anlamıştı. Babasıyla da asla bir görüşmesi olmamıştı. Fakat dizide babası “tefhim”de bile bulunuyor, yani kararı yüzüne okuyor. 2- Malum dizide Kanuni, oğlu Mustafa’nın işini göremeyen cellatları güya içerideki çadırından dışarıya çıkarak uyarıyor, onlara bağırarak emir veriyor! İyi de bu cellatlar sağır ve dilsiz değiller miydi? Onu nasıl duyacaklardı? Dahası Kanuni de bunu bilmeyecek kadar saf mıydı? Temel hata Dizinin en başından beri işlenen –ama bu diziye mahsus olmayan- hata, senaryonun Hürrem-Rüstem-Mihrimah üçlüsünün bütün bu melanetleri işlediği kabulüne dayanmasıdır. Bu, olayın bir yorumudur ve kesinlikle tek yorumu değildir. Gelibolulu Mustafa Âli’den kaynaklanan bu hikâye, Batılı kaynaklar ve Topkapı Sarayı’ndaki bazı belgelerle desteklenerek modern zamanlara ulaştı ve 1916’da basılan Ahmed Refik’in “Kadınlar Saltanatı” gibi popüler tarih kitaplarıyla bildiğimiz kıvamına erişmiş oldu. Böylece bir tarafta ‘masum’ ve ‘bahtsız’ Şehzade Mustafa (iyi adam) ile onun baş düşmanları Hürrem-Rüstem-Mihrimah troikası (kötü adamlar) “cast”ı kurulmuş oluyordu. Bundan sonra gelsin senaryolar…
Reklam
Kumdan Kalelere Modern ve Minimalist Yaklaşım
New Yorklu sanatçı Calvin Seibert'in 10 günlük Hawaii tatili sırasında yaptığı bu ilginç kumdan kaleler sanatın sadece uygun şartlar altında icra edilebilen bir şey olmadığını bizlere kanıtlıyor. İlhamın nerede geleceği belli olmaz. Ne demişler, 'let it go'...İşte harika görselleriyle 'Hawaii'ye Tatile Giden Heykeltıraşın Yaptığı Modern Kumdan Kaleler' galerisi...
Düğün Fotoğrafı Geleneğinde Ezber Bozan 14 Yaratıcı Çift
Evlendiğiniz gün muhtemelen hayatınızın en mutlu günü olarak aklınızda kalacaktır. Bazı çiftler bu günü daha anlamlı hale getirmek için düğün fotoğrafı geleneğini biraz fantastikleştirmişler. İşte bu ilginç çiftlerin fantastik düğün fotoğrafları...
Reklam
The Punisher: Dirty Laundry
İlki beklenen ilgiyi göremeyen 'The Punisher' filminin baş rol oyuncusu Thomas Jane, serinin ikinci filminde oynamayı reddettikten sonra 'Sons of Anarchy' dizisinin ağır topu Clay Morrow ile birlikte 'The Punisher: Dirty Laundry' kısa filminde boy gösteriyor. Yapım: 2012 / AmerikaYönetmen: Phil Joanou Oyuncular:  Thomas Jane, Ron Perlman, Shannon Collis, Sammi Rotibi, Brandee Tucker, Karlin Walker
Reklam
Reklam
İstanbul Boğazı’nı Yürüyerek Geçen İlk İnsan
Suyun üzerinde yürümenin imkansız olduğunu mu düşünüyorsunuz? O bunu başardı... O her İstanbullu gibi bir boğaz sevdalısı idi. Boğazın eşsiz havasını solumayı herkes gibi o da severdi. Fakat o İstanbul Boğazı’na olan sevgisini herkesten çok farklı bir şekilde göstermek istiyordu. Leonardo Da Vinci‘nin tasarlamış olduğu bir ayakkabıdan haberdar olduktan sonra başlamıştı Atilla Hülagü’nün hikayesi. Eğer bu ayakkabı doğru kullanılırsa suyun üzerinde yürümeni sağlayabiliyordu. Bu ayakkabı Deniz Subayı olan Atilla Hülagü’nün ilgisini çekmişti. Farklı bir şeyler yapmayı arzulayan Atilla Hülagü eşini de yanına alarak bir ayakkabı yapımına başlamıştı. Yapacağı şey bir ayakkabıdan ziyade sanki kayığı andırıyordu. Yapım aşaması bile çok uzun sürmüştü bu ayakkabının. Öyle ki tam 2 yıl sürmüştü. Atilla Hülagü ve eşi çok zorlanmalarına karşın bu deniz ayakkabısını yapmışlardı. Beylerbeyi Astsubay Okulu’nun önünde yaptığı deniz ayakkabılarını denemeye başlayan Atilla Hülagü, aylar süren hesaplar ve çizimler sonucunda kendisini başarıya götürecek olan ayakkabıları yaptığına ikna olmuştur. Vapurların ve boğazın üzerine köprünün gölgesinin bile düşmediği 1963 yılında İstanbullular su üzerinde yürüyen birini görürler. Balta Limanı’ndan başladı Anadolu Hisarı’na kadar 56 dakika boyunca yürüdü. O gün, kaç kişinin ve kaç martının şaşkınlıktan birbiriyle çarpıştığı bilinmemektedir. Evet İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçen ilk insandır Atilla Hülagü. İstanbul Boğazı’na olan sevgisini bizim gibi elimize geleni atarak değil, üzerinde yürüyerek göstermiştir. Ancak Atilla Hülagü ismi tarihin bilinmeyen sayfalarında kaybolmuştur. Bu konuyla ilgili araştırma yaparken şöyle bir habere daha rastladık bunu da ek olarak paylaşmak istiyoruz. Ne kadar üzücü bir halde olduğumuzu, tarihimize ne şekilde sahip çıktığımızı çok açık bir şekilde gösteren bir haberdir bu... SUDA YÜRÜMEK ARTIK MÜMKÜN Çinli bir lise öğrencisi olan Wang Wenting’in icadı olan ayakkabı sayesinde artık su üzerinde yürümek mümkün olabilecek. Çin’in Chengdu kentinde yaşamakta olan Wenting’in icadıyla İstanbul Boğazı’nı yürüyerek geçmek isteyenlerin hayalleri gerçek oluyor. Hem de yorulmadan ve ıslanmadan. Wenting, icadını mümkün olduğunca az enerji harcayacak şekilde su üzerinde kalabilen ördeklerden ilham alarak geliştirdiğini söylüyor. Dört yıl sürdü... Wenting’in su üzerinde yürümeyi sağlayan ayakkabılar için çok farklı malzemeler denemesi ve geliştirme süreci dört yıldan uzun sürmüş. 180 cm uzunluğundaki ayakkabılar bir çift ördek yüzgecine benziyor. Ayakkabılar yaklaşık 500 yuana yani yaklaşık 85 TL'ye mal oluyor. Wenting, daha şimdiden bir firmanın kendisine ürünü daha da geliştirmek ve pazarlamak için teklifte bulunduğunu söylüyor.
Kara Dul Filmi mi Geliyor?
Marvel'ın sayılı kadın karakterlerinden Black Widow'un (Kara Dul) filminin çekilme ihtimali üzerinde duruluyor Marvel evreninin öne çıkan sayılı kadın kahramanlarından Kara Dul / Black Widow karakteri üzerine bir film yapılma ihtimali söz konusu. İlk olarak 'Demir Adam 2 / Iron Man 2' filminde seyirci karşısına çıkan Kara Dul karakterini ünlü oyuncu Scarlett Johansson canlandırmıştı. Marvel'ın başkanı Kevin Feige, Total Film'e yaptığı açıklamada Kara Dul karakterinin 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' ve ' The Avengers 2: Age of Ultron' filmlerinde genişçe yer bulacağını, aynı zamanda kendisine ait bir filmin çekilmesinin de ihtimaller dahilinde olduğunu belirtti. Feige, 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmiyle ilgili olarak 'Bu filmde Kara Dul'un geçmişini, nereden geldiğini ve olduğu kişiye nasıl dönüştüğünü göreceğiz' diye konuştu. Onun hakkında daha çok şeyi, onu temel alan bir filmde öğrenmenin harika olabileceğini söyleyen Feige, bu konuda da kimi çalışmaların sürdürüldüğünü açıkladı. 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmi, modern hayata adapte olmaya çalışan Kaptan Amerika'nın bir yandan da SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir düşmana karşı dünyayı korumak için mücadele veriyor. Verdiği mücadele de ona destek olmak için Johansson'ın canlandırdığı Kara Dul ve Anthony Mackie tarafından canlandırılan Falcon da ona yardıma geliyor. Milliyet Sanat
Reklam
İmkansızı Başarmak
Pekin'de yaşayan Li Wei isimli sanatçı, imkansız sanat adı verilen, herhangi bir rötuş olmadan yapılan bir tür fotoğraf stili oluşturdu. Aynalar, iskele ve tellerin yardımıyla akıllara durgunluk veren yaratıcı ve bazen de çok tehlikeli akrobasi ve performansla çekilen bu fotoğraflara siz de bir göz atmalısınız. HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat Sitesi Daha Fazlası Için Tıklayınız.
Türk Fotoğrafçıdan İlgi Çekici Bir Çalışma: Yüzümüzün Sağı ve Solu Aynı mıdır?
Fotoğrafçı Eray Eren, insan yüzünün simetrik olmadığının değerlendirmesini yapmak için Asimetri adını verdiği bu çalışmaya imza atmış. Bildiğiniz gibi simetri, bir bütünün ortasından geçen sanal bir düzleme göre sağ ve sol parçalarının aynı olması olarak adlandırılabilir. İskelet sisteminde gözlemlenen asimetrik yapılanma gerek mekanik gerekse genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Fotoğrafçı bu çalışmasında, modellerin cepheden çekilen fotoğraflarını orta noktasından ayırarak her bir parçayı ayna görüntüsüyle tamamlamış ve insanların yüzlerinin sağ-sol taraflarının birbirinden farklı olduğunun değerlendirmesini yapmayı amaçlamış ve daha doğal bir sonuç elde etmek için fotoğraflara hiçbir müdahalede bulunmadan siyah beyaz olarak bizlere sunmuş. Eray Eren; 'Yüzümüz birden fazla özelliğe sahiptir, mükemmel simetri güzelliğin temel bir özelliği değildir.' diyor...
18 Yaratıcı Örnekle Montreal Yollarındaki Sokak Sanatı Çalışmaları
Kanadalı sokak sanatçısı Peter Gibson kendine has kalıplarıyla Montreal sokaklarında harika çalışmalara imza atıyor. 2001 yılında kentte daha fazla bisiklet yolu isteğiyle çalışmalarına başlayan sanatçı, halktan da oldukça büyük bir destek gördü. Şimdilerde ise Montreal sokaklarında, caddelerinde sanatçının zekice çalışmalarıyla karşılaşabilirsiniz. Diğer sokak sanatçılarından farkı ise direkt olarak yaya geçitlerine, otoyol çizgilerine, kısacası kentte herkesin her an önünden geçtiği, görmek zorunda olduğu yerlerde harika bir zeka gerektiren çalışmaları diyebiliriz. Tabi ki her sokak sanatçısı zekidir fakat hakkını vermek gerekiyor Gibson biraz daha abartmış işin boyutunu. Ülkemizdeki herhangi bir şehirde böyle bir şey yapmaya kalksanız yüksek ihtimal kamu malına zarar vermekten ya da kabahatler kanunu gereğince ceza alırsınız, yani şehirinizde denemeyin, tehlikelidir. :)İşte Peter Gibson çalışmalarından 18 tanesi sizlerle....
Reklam