onedio
Oscar'da Hakkı Yenenler
Sinema yazarı Kerem Akça  86. Oscar Ödülleri’nde ‘hakkı yenenler’i kaleme aldı. Her sene Oscar yarışının bir de görünmeyen tarafı oluyor. Aday gösterilen filmler, oyuncular ve sanatçıların girdikleri rekabetin yanı sıra kulislerde de ‘hakkı yenenler’ konuşuluyor. Elbette Akademi’nin seçimleri bir lobi faaliyetinin, iyi alınan kritik virajların, festival takvimini lehine çevirme becerisinin ve atları tespit etme kıvraklığının bir sonucu olarak şekilleniyor. Günümüzde büyük oranda TWC, Warner Bros., Fox Searchlight, Paramount ve Columbia gibi şirketlerin idare ettiği bir yarış geçiyor. Hiçbir zaman ‘şu film iyiydi ama niye Oscar almadı?’ gibi bir şeyden söz etmek mümkün değil. Yoksa sinema tarihinin gerçekleriyle çelişiriz. Hitchcock ve Kubrick’in ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ dalında Oscar heykelciğine ulaşamadığı bir dünyada böylesi bir iddia ne kadar tutarlı olabilir ki? EN AKLA YATKIN MAĞDURLAR HANGİLERİ? Ama bana kalırsa belli bir noktada geriye çekilip bu konuyu masaya yatırmak şart hale gelmeli. Elbette yarıştaki konuma göre bakınca “Sen Şarkılarının Söyle”nin (“Inside Llewyn Davis”) son düzlükte hamle yapamayarak devre dışı kaldığı, “Lee Daniels’ The Butler”ın görücüye çıktıktan sonra yavaş yavaş zirveden uzaklaştığı, Robert Redford, Tom Hanks, Oprah Winfrey, Emma Thompson ve Daniel Brühl’ün de onlara eklenebileceği net. Tabii ki bunlar etrafta dolaşan tahminler, ödül sezonunun getirdikleri ve stratejileri ışığında şekillenen tablonun koşulsuz görüntüleri. Olaya diğer tarafından bakınca ise bambaşka bir resim ile karşılaşıyoruz. Zira bu noktada “Mavi En Sıcak Renktir” (“La Vie d'Adèle”) ve “Zafere Hücum” (“Rush”) gibi yarışın içindeyken hiçbir şekilde kendini öne atamayan filmlerin niye sıfır çektiğini sorgulamak abesle iştigal etmekten öteye gitmez. Ama bunu mantıklı bir çerçevede yorumlamak elbette bizim hakkımız. Şirketleri Sundance Selects ve Universal’ın ‘gaza basma’ hazırlıksızlığından çeken bu ikili, Oscar’a uygun olmamasının da zararını görmüş gibi. İlkinin lezbiyen sinemada cinsellik konusunda cüret gösterip ‘muhafazakar’ damarı rahatsız ederek itici durması, ikincisinin ise ‘gösterişli sinema’sı ve “Senna”nın (2010) varlığı sebebiyle tatmin etmediği çok açık. DÖRT İYİ AMERİKAN FİLMİ GÖRMEZDEN GELİNDİ Ama ‘En İyi Film’ kategorisinde bana kalırsa kalite adına, Andrew Dosunmu’nun Sundance’den ödüllü, Brooklyn’de yaşayan bir Nijeryalı aileyi merceğine alan, şiirsel, ayrıksı ve gerilla sineması karşıtı “Mother of George”u en öne çıkan. Derek Cianfrance’nin polisiye kalıplarını altüst eden becerisi “Babadan Oğula” (“The Place Beyond the Pines”) ve Terrence Malick’in büyüleyici, tanımsız ve ruhsal aşk filmi yorumu “Aşkın İzleri” (“To the Wonder”) ilave edilebilir. Elbette biraz daha ileri gidersek “Elysium: Yeni Cennet”in (“Elysium”) “Yerçekimi”nin (“Gravity”) üzerinde olmasına karşın türünde daha az gerçekçi durmanın mağduriyetini yaşadığını da ekleyebiliriz. Zira Akademi’nin kurallarına göre ‘drama’ alanına yatkın, hikaye anlatma sinemasının genel kurallarının fazla dışına çıkmayan eserler kazanabiliyor. Yenilikçi anlatı modelleri deneyen, cinsel özgürlüğün sınırlarını zorlayan filmlerin şansı az oluyor. Dönem filmlerinin, politik filmlerin, geleneksel biyografik filmlerin, gerçek hikaye uyarlamalarının, savaş filmlerinin, tarihi-epiklerin, westernlerin, müzikallerin ve zaman zaman da felsefi komedilerin gücünü hissettirdiği görülebiliyor. Aşk da böylesi bir sürecin içinde başını içeriye sokabiliyor. Ama “Hayat Ağacı” (“The Tree of Life”, 2011), “Aşk” (“Her”) gibi bütün kriterleri reddeden ama özgünlüğü kabul edilen eserler, özellikle ‘beş film adayı’ kuralının değişmesiyle şans taşımaya başladı. Yeniden yukarıda adını geçirdiğim filmlere dönersek, ‘En İyi Yönetmen’ dalında da müthiş bir yetkinlik olduğunu belirtmek boynumuzun borcu. Elbette “Mother of George” gibi geleneksel çerçeve algısını her anında kaybedip, klasik anlatıyı ve lineer akışı yıkan stil duygusu yüksek bir eserden böylesi bir başarı beklemek garip olur. Veya “Babadan Oğula” gibi soğukkanlılık üzerine bir yapı kurup, asla seyircisiyle bağ kurmayan bir yapıttan… Zira Akademi için özdeşleşme yaratırken anlamlı olmak, bizi bir karakterle ilişkiye sokup, onun irade, başarı hikayesine yönlendirmek esaslı kriterlerden biri. Tabii bu dalda Ron Howard gerçeğinin özellikle üzerine basmadan parantezi kapatmak olmaz. ANA OYUNCU KATEGORİLERİNDE FAZLA MAĞDUR YOK Diğer kategorilere geçince ise ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalının bu sene bir iyi performans bolluğu içinde olduğunu söylemeliyim. Ama Emma Thompson’ın “Mr. Banks”teki (“Saving Mr. Banks”) P.L. Travers performansının, Naomi Watts’ın tepeden tırnağa hakimiyeti altına aldığı “Diana” kompozisyonunun, Paulina Garcia’nın “Gloria”da cesaret ve heyecan yüklediği orta yaşlı kadın portresinin ve Adèle Exarchopoulos’un 18 yaşındaki doğallığının, bedenini kullanma cüretinin bir yerlere gelmesi mümkündü. ‘En İyi Erkek Oyuncu’da ise aslında fazla seçenek yoktu. Toni Servillo’nun, makyajdan güç alınca ‘unutulmaz’ portreler çıkaran oyunculuk yeteneği “Muhteşem Güzellik”te (“La Grande Bellezza”) de canlanıyor. Bu performans, Hanks’ten de, Redford’dan da, Bale’den de daha yukarıda bana kalırsa. Ama kendi dilinde oynayan yabancı oyuncular, genelde ancak Hollywood’a sızmışsa bir şans elde edebiliyor. Onun yanına elbette “Aşk”ta Jonze ile müthiş bir işbirliği içinde bütün filmi sırtlayıp götüren Joaquin Phoenix’i de koymazsak ayıp olur. Kerem Akça’ya göre Oscar’da hakkı yenen aday adayları En İyi Film: Mother of George En İyi Yönetmen: Derek Cianfrance (Babadan Oğula) En İyi Kadın Oyuncu: Emma Thompson (Mr. Banks) En İyi Erkek Oyuncu: Toni Servillo (Muhteşem Güzellik) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Julie Walters (One Chance) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Daniel Brühl (Zafere Hücum) En İyi Özgün Senaryo: Upstream Color En İyi Uyarlama Senaryo: Il Futuro En İyi Görüntü Yönetimi: Mother of George En İyi Kurgu: Zafere Hücum En İyi Müzik: Muhteşem Gatsby En İyi Yapım Tasarımı: Muhteşem ve Kudretli Oz Yabancı Dilde En İyi Film: Büyük Usta (Yi Dai Zong Shi) Kerem Akça | HaberTürk
Fotoğraf Sanatına Yeni Bakış Açısı
İsveçli fotoğrafçı Eric Johansson çalışmalarıyla gerçeği sorgulatıyor. Çünkü onun fotoğraflarında, ortadan ikiye ayrılan yollar ya da karada giden sandallar gibi sürreal unsurlar neredeyse normal Fotograflara verdiği sihirli havayla reklam şirketlerinin gözdesi haline gelen Isveçli sanatçı Andy Warhol un tahtında.. Pop art ın kurucusu Andy Warhol gibi yeni bir akım başlattığı düşünülen genç sanatçının pek çok çalışmasına aslında aşinayız.Daha fazlası için.. HangerArt Türkiyenin En Modern Kültür ve Sanat Sitesi
Tiyatro Salonlarında Her Daim Görebileceğiniz Seyirci Tipleri
Genelde babasından mesajlaştığını diğer insanlardan da telefonun ışığını gizlemeye çalışır.Sonunda annesinden uyarı alır ve ''höff annee yaa'' derken duyabilirsiniz.Çoğu zaman oyundan da bir şey anlamaz,tek amaç tiyatroya gidip çocuğa entel olduğunu belli etmektir.
İzmir Aşığı Dario Moreno
Aydın'da dünyaya gelen Dario, küçük yaşlarda yetim kaldı. Babasının vefatından sonra annesi ile birlikte İzmir'e yerleşti ve ölümüne kadar sürecek olan İzmir aşkı başladı. Birçok çeşitli işte çalıştı ve bu koşturmaca içinde geceleri kütüphanede tek başına Fransızca öğrenmeye çalıştı. Eline geçen bir gitar, müzik aşkını ortaya çıkardı.    İzmir'de sahnelere çıkmaya başladı ve kısa sürede aranan bir sanatçı oldu. Onu farklı kılan sadece şarkıları söylemesi değil, adeta bir şov gösterisi sunmasıydı. Geleceğinin Fransa'da olduğuna inanarak Fransa'ya yerleşti. İlk yıllarında çok büyük zorluklar çekmesine rağmen geri dönmedi. Vefatına kadar Fransa'nın gözde sanatçısı olarak yaşadı. Ancak hiçbir zaman Türk olduğunu saklamadı hatta şarkılarında Türk ezgilerini kullandı. Gerisi, gerisi aşağıda bulunan Dario MORENO şarkılarında...
Sanatçı Sasha Unisex Tarafından Yapılmış Olağanüstü Renkli Dövmeler
St. Petersburglu sanatçı Sasha Unisex müşterilerinin vücutlarına hayvanlar, çiçekler ve dalgalı bir deniz gibi renkli sahneler çizmekten hoşlanıyor ve bu işte çok başarılı. Birçok dövme sanatçısının aksine Sasha'nın tasarımları anahat değildir. Sanatçı şekilleri 3 boyutlu aksettirmek için zıt renkler ve gölgelemeye önem veriyor. Dövme yapılmadan önce yapılacak resmi sulu boya ile kağıda çizen sanatçı kalıcı bir sıkıntı yaşanmasının da önüne geçiyor. Aralarında Ed Hardy gibi isimlerin de bulunduğu birçok ünlü vücudunda Sasha'nın imzasını taşıyor. İŞte bu harika Dövmeler...
Bruce Lee ve İlginç Kahvaltı Hazırlama Yöntemleri
VSE OK olarak bilinen Tumblr kullanıcısı tarafından hazırlanan bu çalışma 'Bruce Lee kahvaltı hazırlasaydı acaba nasıl yapardı?' sorusuna cevap olacak nitelikte.8 fotoğraftan oluşan bu seride herhangi bir açıklamaya gerek duyulmamış zaten fotoğraflar da yeterince açıklayıcı.Bruce Lee kahvaltı hazırlasın sizde keyfinize bakın. Afiyet olsun...
6 İlginç Fotoğrafla Şiddet İçerikli Afişler Tarafından Vurulan Adam
New York'ta yaşayan sanatçı Jon Burgerman, New York metrolarında yer alan şiddet içerikli film afişlerinin önünde pozlar vererek , photoshopla afişlerdeki oyuncular tarafından vurulduğu izlenimini veriyor. Çalışmaları kendi blogunda paylaşan sanatçı, halka açık mekanlarda açıkça şiddeti özendiren film afişlerine tepki olarak bu çalışmaları yaptığını ve farkındalık yaratmak gerektiğini söylüyor. Şimdilik 6 afişin önünde poz veren sanatçının diğer şiddet içerikli film afişlerinin önündeki çalışmalarını da ilerleyen günlerde göreceğiz. Ülkemizdeki şiddet içerikli film afişlerini ya da şiddet içerikli filmleri görünce ülkemiz için de böyle farkındalık yaratan çalışmaların gerekli olduğunu söylemek zor olmasa gerek. İşte Jon Burgerman'dan ilginç ve anlamlı 6 çalışma...
'Harry Potter'ın Yazarından İtiraf
Beyazperdeye de uyarlanan Harry Potter serisinin yazarı J.K Rowling, hikayenin sonunda verdiği kararlardan pişman olduğunu itiraf etti. Wonderland adlı dergiye bir röportaj veren Rowling, kitabın sonunda Hermione adlı karakterin Ron yerine Harry ile evlenmeliydi açıklamasını yaptı.Rowling, hayranlarını şaşırtacak bu açıklama için, “Hermione ve Ron ilişkisini kendi arzumu gidermek için yazdım. Çok üzgünüm. Bu açıklamamın bazı hayranları sinirlendireceğini biliyorum. Ancak yaptığım seçim edebiyatla ilgili değil, kişiseldi. Umarım bunları söyleyerek kimsenin kalbini kırmıyorumdur” ifadelerini kullandı. Serinin birçok takipçisi Hermione ve Harry’nin kitabın sonunda birlikte olmasını bekliyordu. Beyazperdede sevilen karakterleri Emma Watson ve Daniel Radcliffe canlandırıyordu.Posta
Dünyanın En Ucuz Oteli
Otel olarak hizmet verirken şimdilerde müzeye dönüştürülen ve dünyanın gerçekten en ucuz oteli ünvanına sahip NULL STERN’i (Almanca’da 'sıfır yıldız' anlamına geliyor) gezmeye ne dersiniz?..İsviçre'nin Zürih şehri yakınındaki Null Stern, otel olarak hizmet verdiği 2008-2012 yılları arasında çok sayıda ünlü ve ihtişamlı otel ile birlikte Geo dergisinin 'top 100' listesinde kendine yer buldu. Yıldızsız otelin geceliği 9.53 dolardı. Müşterilere, bir çift kulak tıkacı veriliyordu zira otelin gürültülü havalandırma sistemine başka türlü tahammül etmek zordu. Ayrıca konuklar sabah sıcak bir banyo yapma lüksünü de tamamen unutmak zorundaydı. Soğuk Savaş sırasında inşa edilen bir sığınaktan dönüştürülmüş olan Sevelen'deki otelde kişiye özel 'antika' yatakların yer aldığı 'lüks' odalar da kalmak da mümkündü ama bu durumda fiyat 27 dolara çıkıyordu. Müşteriler boyasız beton duvarlara da katlanmak zorundaydı. Otelin ısıtması yoktu. Konuklara gece üşümemeleri için sıcak su torbaları veriliyordu bir de buz gibi yerlere basmamaları için bir çift terlik... Üstelik soğuk duş sırasını belirlemek için eski bir bisiklet lastiğinden yapılmış şans tekerleği bile var…Otel tüm bu olumsuzluklara rağmen yılda 29 farklı ülkeden gelen ziyaretçileri ağırlamayı ve memnun etmeyi başardı. Uluslararası seyahatlere çıkmak için ille de zengin olmanın gerekmediğinin ispatı olan otelin sloganı da oldukça realist: “Buradaki tek ‘yıldız’ sizsiniz”Müzeyi bir rehber eşliğinde gezebilir ve sanki otelde konaklıyormuşçasına deneyimleyebilirsiniz… İşte Null Stern’den kareler…
Yabancı Gözüyle Osmanlı İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu birçok kişinin bildiği üzere miladi 1299 yılında Söğüt'te kurulan, başlarda küçük bir beylik iken devletin en geniş sınırlarına ulaştığı Kanunî Sultan Süleyman devri ve sonrası için tüm Dünyaya 'bir devlet nasıl İmparatorluk olur?' ekolünü benimsetmiştir. Yaptığım araştırmada bazı yabancı şahsiyetlerin Osmanlı İmparatorluğu ve o zamanın tebaası hakkında düşüncelerini sizlerle de paylaşmak için bir kaç örnek sunmak istiyorum. Kullanılan kaynaklar: http://belgelerlegercektarih.wordpress.com  ,  http://osmanlikulturunuyasatmadernegi.com/
Geleceğe Dönüş 2 Filminin Geleceği Gördüğünü İspatlayan 9 Teknolojik Gelişme
Filmde geleceğe gidilen tarih olan 21 Ekim 2015'e vardık ve uçan kaykay ile uçan arabalar neden hala yok diye hayıflanıyor, duygularımızla oynadığı için bu güzelim filme yükleniyoruz. Evet bunlar henüz çıkmamış olabilir, fakat bu demek değil ki film geleceği görememiş? İşte herkesin gözüne takılabilecek 30 yıl öncesinin öngörüleri: