onedio
NBC: 'Tarantino Bana 'Kulübe Hoş Geldin!' Dedi'
'Kış Uykusu', Altın Palmiye kazandığı Cannes Film Festivali'ne ev sahipliği yapan Fransa'da dün vizyona girdi. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Fransa gazetelerine verdiği röportajlarda, Altın Palmiye'nin henüz hayatını değiştirmediğini söyledi.Nuri Bilge Ceylan’a Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazandıran ‘Kış Uykusu’, festivale ev sahipliği yapan Fransa’da dün gösterime girdi. Daha evvel ‘Koza’ adlı kısa metraj filmiyle adım attığı Cannes Film Festivali’nde, festivalin en uzun filmlerinden biriyle büyük ödülü alan yönetmen, 3 saat 20 dakikalık filmin gösterimi dolayısıyla Fransa’nın büyük gazetelerine söyleşiler verdi.Liberation gazetesine tam sayfa röportaj veren Türk sinemasının ünlü yönetmeni, ödülün kariyeri ve hayatında yarattığı etkiye dair soru üzerine; “Belki bir sonraki filmim daha hızlı ilerleyecek. Ama şimdilik hayatımda fazla bir değişiklik olmadı. Elbette film her yerde gösterime girecek ve bu benim daha da tanınmama yardımcı olacak. Ödül gecesindeki seramoniden sonra toplu fotoğraf çekiminde de ilk duyduğum cümle bu olmuştu. Quentin Tarantino bana ‘Kulübe hoş geldin! Ben Altın Palmiye aldığımda festival başkanı da bana aynı şeyi söylemişti’ demişti” sözleriyle yanıt verdi.‘HER KARAKTERDE BİRAZ BEN VARIM’“Buna benzer büyük ödüller almakta bir tehlike olduğunu söyleyebiliriz. Sanatçının bir yanını öldürebilir, çünkü bir sondur neticede. Ama diğer taraftan heyecanım sönmedi. Ben hayatı zor kaldıran biriyim ve sürekli olarak sanata ihtiyacım var. Benim sinema yapma ihtiyacım buradan geliyor. Yaşamakta zorlandığım zor şeylerden söz etmeye devam edeceğim. Sanki film yaparak kendi varlığımla pazarlık ediyorum. Kış Uykusu’nun her karakterinde biraz benden izler var. Ama elbette kendimi en çok Aydın’a yakın hissediyorum. Filmlerimde benden izler olduğu gibi, karakterlere insanların hiç sevmediğim yanlarını da koyuyorum.” HürriyetArzu Morin ÇAKIR
1600 Yıllık El Yazması İncil Ele Geçirildi
1600 yıllık el yazması 6 deri İncil, jandarmanın operasyonuyla ele geçirildi.Muğla'nın Köyceğiz İlçesi’nde, 33 yaşındaki B.S.’nin satmaya çalıştığı 1600 yıllık el yazması 6 deri İncil, jandarmanın operasyonuyla ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüpheli tutuklanırken 6 İncil müzeye teslim edildi.İl Jandarma Komutanlığı ile Köyceğiz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, 33 yaşındaki B.S.’nin, tarihi el yazması 6 İncil’i satmak için müşteri aradığı istihbaratını edindi. Yapılan teknik takip sonrası İncil’i satmak için yola çıkan B.S., geçen salı günü akşam saatlerinde, Beyobası’ndan ilçe merkezine giderken yakalandı.Araçta yapılan aramada yaklaşık 1600 yıllık olduğu belirtilen 6 İncil ele geçirildi. B.S., jandarma tarafından gözaltına alındı. B.S.’nin ifadesinde kitapları yolda bulduğunu ve eserleri Fethiye Müze Müdürlüğü’ne teslim etmek için yola çıktığını söylediği öğrenildi.CNNTürk
İstanbul'un Deyimleri Bu Kitapta
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Çilem Tercüman tarafından kaleme alınan kitap, İstanbul'un kültürel değerleri hakkında ipuçları vermenin yanı sıra Türkçenin zenginliklerini hatırlatmayı amaçlıyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., masalların, efsanelerin, tarihi olayların kaynaklık ettiği, günlük konuşmada sıklıkla kullanılan, Türkçeye zenginlik katan 100 deyimi, ilginç hikayeleri ile birlikte tek kitapta topladı. 'İstanbul’un 100 Deyimi' isimli kitap, İstanbul’da yaşanmış olayların, İstanbul’da yaşamış tarihi kişiliklerin konu olduğu deyimlerin anlamlarını ve ortaya çıkış hikayelerini içeriyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Çilem Tercüman tarafından kaleme alınan kitap, İstanbul'un kültürel değerleri hakkında ipuçları vermenin yanı sıra Türkçenin zenginliklerini hatırlatmayı amaçlıyor. 'Püsküllü Bela', 'Dingo’nun Ahırı', 'Divanyolu’nda Fidan Büyütmek', 'Eşref Saati', 'Derdini Marko Paşa’ya Anlat', 'Serçeden Başka Kuş, Zeyrek’ten Başka Yokuş Bilmemek', 'Üsküdar’da Sabah Oldu', 'Göksu Testisi Gibi Terlemek', 'Ayasofya’da Dilenip Sultanahmet’te Sadaka Vermek', 'Marmara Çırası Gibi Tutuşmak', 'Mahşer Midillisi', 'Surre Devesi Gibi Takıp Takıştırmak', 'Lahanacı-Bamyacı', 'Vermeyince Mabud neylesin Mahmud', 'Hafız Paşa Tokatı' ve 'İçerisi Mahmutpaşa Çarşısı', kitapta hikâyeleri ile birlikte yer alan deyimlerden bazıları... Ağzınla Kuş Tutsan Nafile : “Kişinin kendini yahut yaptığı işi beğendirememesi” anlamında kullanılan “ağzınla kuş tutsan nafile” deyiminin ortaya çıkışı, kaynaklarda şu hikayeyle anlatılır: Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlü dönemlerinde, Fransa ile her alanda iyi ilişkilerin kurulduğu yıllarda bir gün, Topkapı Sarayı’nda huzura kabul edilmeyi bekleyen Fransa elçisi, işinin çok önemli ve acele olduğunu söyleyerek kızlarağasını kendisini bir an önce içeri alması için ikna etmeye çalışır ve buna karşılık şu cevabı alır: 'Şevketli padişahımız bugün çok hiddetli. Biraz önce külahından tavşanlar çıkaran, alev alev yanan çubukları ağzında söndüren, havaya uçurduğu kuşu birkaç sözüyle geri döndürüp ağzıyla ayaklarından yakalayan hünerli bir hokkabazı dahi huzurundan kovdu. Senin anlayacağın, ağzınla kuş tutsan nafile, ama yine de büyük bir hünerin varsa söyle, zat-ı şahaneye arz edeyim.' Amme-i Davadan Zembili Yırtmak : Osmanlı’nın meşhur şeyhülislamlarından “Zembilli” lakabıyla tanınan Ali Efendi, evinin üst katındaki penceresinden zembilini sarkıtır, kimin bir sorusu olursa yazarak bu zembile koyar, Ali Efendi de uygun fetvayı yine zembille aşağıya yollarmış. Hatta rivayet odur ki yolda yürürken bile zembilini elinden bırakmaz, herkes yazdığı soruları zembile atarmış. Zembili kısa sürede eskiyen Ali Efendi, yenisini almak için çarşıya gittiğinde işlerinin çokluğundan kinaye olarak alışveriş yaptığı dükkân sahiplerine “Amme-i davadan yine zembili yırttık!” dermiş. Ayasofya’da Dilenip Sultanahmet’te Sadaka Vermek : Hayatını başkalarının yardımıyla sürdürdüğü halde gösteriş yapmak amacıyla elindekileri etrafa dağıtanlar için kullanılan bu deyim kaynaklarda, “Sultanahmet’te dilenip Ayasofya’da sadaka /zekât vermek” şeklinde geçmektedir.Milliyet Sanat
Müzik Ne Kadar Zararlı Olabilir?
“Müzik hayattır”  “Müzik ruhun gidasıdır” gibi söylemleri hepimiz duymuşuzdur. Bu yazıda bu söylemlerin bizim için nasıl dezavantaja çevirilmiş onu açıklayacağım. Yazıya başlamadan önyargılarınızı kapıda bırakıp öylece kapıdan geçmenizi istiyorum. Yinede aranızda yazımı ön yargıyla okuyacaklar olacak. Onların şüphelerini de kıracaktır bu yazı. KaynakÇağımızda önemli hastalıklardan biri de unutkanlık. Ve bunu hastalık olarak görmeyenler var. Bu hastalığın sebepleri arasında Porno sektörünün tüm dünyayı ele geçirdiği gibi bu hastalığın bir diğer sebebi ise müziktir. Bu tür olumsuzluklar özellikle genç nüfusun üzerine çullanmış durumda. Özellikle sözlü müzikler rap şarkıları vb. müziklerden bende nasibimi alıyorum. Nasıl sadece bir müzik bunu yapabiliyor diyorsanız size açıklayayım: Öncelikle müzik bize hoş geldiğinden 4 dakikalık müziğin hepsini beyin kaydediyor. Bazen yıllar önce dinlediğiniz bir müziğin çok küçük bir kısmını bile duymamız sonucunda o müziğin hepsini hatırlıyorsunuz. 10 yıl içerisinde ortalama olarak duyduğunuz şarkıların sayısı işin içerisine girdiğinde durumun vehameti ortaya çıkıyor. Düşünsenize 7 yaşında duyduğumuz bir parçanın 19 yaşımızda küçük bir kısmını duyduğunuzda hepsini hatırlayabiliyorsunuz. 4 yaşında duyduğum Sezen Aksu’nun bir şarkısını dahi hatırlıyorum. Şu an 20 yaşındayım 16 yıldır hatırladığım bir şarkı var. Kim bilir daha ne zamana kadar bu parçayı hatırlayacağım ve bu süre boyunca acaba aklımda kendisine yer edinmiş kaç tane şarkı var? Bu şarkıların sayısı binleri buluyor. Hiç şaşırmayın! Ve kesinlikle abartmıyorum. Beyninizde başka bilgilerin yerini tutan binlerce şarkı var. Hafıza yetersizliğinin sebeplerinden biri de bu. Elbette sadece bu değil. Müziğin zararları bununla bitmiyor. Dünyada iyi niyetli kişilerin sayısı sandığımızdan çok daha az. En azından kötü niyetli kişilerin elinde olan güç iyi niyetli kişilerinkinden çok daha fazla (İlerde bu konu hakkında yazacağım). Bu iyi bir şey değil. Neyse kötü niyetli kişiler müziğin bu etkisini kullanıp dünyada büyük toplulukları kontrol etmeyi hedefliyor. Size bu söylediğim komplo teorisi gibi gelebilir ama korkmaya başlasanız iyi olur. Müziğin arka planına farketmediğimiz ama beynimizin algıladığı sesler yerleştirip bu seslerin bize ifade ettikleri sayesinde tek tip toplum yapmayı amaçlayan insanlar var. Tek tipten kasıt benzer kişiliğe sahip çok tüketen bir toplum ortaya çıkarmak. Ve emin olun size yapmak istedikleri şeyler bununla sınırlı değil. Bu kişilerin amacı doğrultusunda kullandığı pek çok araç (Televizyon,internet ve reklamlar) var bunların en önemlileri arasında müzikte var.Peki şarkılarımızı dinlemeyecek miyiz? diye soracaksınız. Sizlere tavsiyem Ipodunuzda ve telefonunuzdaki bütün şarkıları silin. İlla müzik dinlemek istiyorsanız; klasik müzik dinlemeye başlayabilirsiniz. En azından beyniniz başkalarına itaat etmez. Aslında sıkıcı bir hayata karşıyım. Size söyleyeceğim son şey hayatınızı çılgınca yaşayın. Paranızı savurmanıza gerek yok. Evde oturup müzik dinlemenizede gerek yok. Bir kere şampiyon olmuş olmanız yeterli. Burda kişisel gelişim zırvalarından bahsetmiyorum. Eğlenin! Muhammed Demirdağ
Reklam
Reklam
Iran'ın Banksy'si, Sokak Sanatçısı "BlackHand" ile Tanışın!
Sokak sanatı bu sefer belki de en beklenmeyen yerde ortaya çıktı, İran'ın başkenti Tahran'da... Sosyal medyada viral olan fotoğraflar, BlackHand isimli sokak sanatçısının İran'ın Banksy'si şeklinde konuşulmasına sebep oldu. (Banksy kim ki diyenler için, dünyanın en ünlü sokak sanatçısının eserleri için şöyle alalım)İran'da graffiti yapmak yasak olsa da, yönetim, kendisini destekleyen sokak sanatlarına izin veriyor. İşte protest tavrıyla 'İran'ın Banksy'si lakabını alan BlackHand'in sokak sanatından örnekler
Çocuk İstismarını Konu Alan Çarpıcı Bir Kısa Film: Zorundayım
Gökhan Oğuztimur'un istismar edilen çocuklar için çektiği Zorundayım adlı kısa filmde gönüllü çocuklar kamera karşısına geçti.Oyuncular; Dilenci çocuk , Böbreği alınan çocuk, Hırsız çocuk, Çöpçü çocuk, Gelin Çocuk, Molotofcu çocuk, Dayak yiyen çocuk , istismarın en önemli rollerini büyük bir titizlikle oynayarak izleyicilere gerçek hayatta çocukların başına gelen olayları anlattı. Aile bireyleri tarafından istismara maruz kalmış çocukların fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları diğer çocuklara göre iki kat daha fazla olup bu sorunlar intihar düşüncelerini ve girişimlerini de kapsıyor.Çocukların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı polis ve diğer yardım kuruluşlarından destek alamaması bu durumu daha da üstü kapalı hale getiriyor.Türkiye'de son bir yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 216.875 in üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Çekimleri bir hafta süren Zorundayım kısa filmi, sponsor desteği olmadan, Yönetmenin ,ekibin ve oyuncuların ücret talep etmediği bir Sosyal Sorumluluk Projesi olmuştur.KÜNYEOYUNCULARDİLENCİ ÇOCUK Beril ÇolaklarBÖBREĞİ ALINAN ÇOCUK Berkay DenizHIRSIZ ÇOCUK Ece KaradenizÇÖPÇÜ ÇOCUK Simay KaradenizGELİN ÇOCUK Öykü KayaMOLOTOFCU ÇOCUK Berkant KaradenizŞİDDET GÖREN ÇOCUK Canay YenilmezSENERYOEsra OğuztimurGÖRÜNTÜ YÖNETMENİYaşar TuranlıMAKYAJYaşar TuranlıYARDIMCI ASİSTANNeslişah KaynardağMÜZİK / KURGUGökhan OğuztimurFOTOĞRAF / FİLMGökhan OğuztimurYÖNETMENGökhan Oğuztimur
Reklam
'Gül, Erdoğan ve Eşleri Milli Saraylar'dan Tarihi Eser Talep Etti mi?'
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e Milli Saraylarla ilgili sorular yöneltti. Çetin, “Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir?” dedi.Çiçek’in yanıtlaması istenen CHP’li Çetin’in soru önergesi şöyle: Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ya da eşi Hayrünnisa Gül tarafından TBMM yönetimindeki Milli Saraylardan Cumhurbaşkanlığında sergilenmek üzere ya da başka amaçla tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edilen tarihi eserler nelerdir? Bunların sayısı nedir? Görev süresi sona ermek üzere olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Milli Saraylara iade edilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bunlar nelerdir ve sayısı nedir? Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edildi ise hangi eserler istenmiştir? Verilen tarihi eserler iade edilmiş midir? Milli Saraylar tarafından başka kurum ve kuruluşlara verilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bu kurumlarca iade edilmeyen tarihi eserlerin sayısı nedir? Ankara-ZETE
Lady Gaga 21 TIR ve 144 Kişilik Ekibiyle Geliyor
Ünlü şarkıcı Lady Gaga, Türkiye'ye 21 tır ve 144 kişilik ekibiyle geliyor.Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, 'Lady Gaga's artRAVE: the ARTPOP Ball' turnesi kapsamında 68 şehirde, 78 performans sergileyecek şarkıcı, 16 Eylül'de İTÜ Stadyumu'nda Türkiye'deki ilk konserini verecek. İstanbul konseri, turnenin Avrupa ayağının da ilk konseri olma özelliği taşıyor. Toplam 21 tır ile İstanbul'a gelecek şarkıcıya sahnede, 14 dansçı ile 5 grup üyesi eşlik edecek. Gaga'nın sahnesi için dev bir bahçe ile 15 dev ağaç, 146 metrelik bir hortumla şişirilecek.Sahnede giydiği renkli kıyafetler içinde 14 gardrop kıyafeti ile gezen Lady Gaga, konserinde yaklaşık 30 saniyede kıyafetlerini değiştiriyor. Lady Gaga, İstanbul konserinde Alejandro, Bad Romance, Poker Face, Born This Way ve son albümünde bulunan G.U.Y gibi ünlü şarkılarını yorumlayacak.CNN Türk
Reklam
Aylık 20 Liraya 600 Bin e-Kitap
Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Okuma eylemimiz teknolojinin gelişmesiyle farklı şekillere girdi. Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. Dünyanın online kitap devi Amazon okuma eylemimizi gittikçe farklı hallere büründürmeye devam ediyor. Amazon, geçtiğimiz hafta yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba sınırsız erişim sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. E-kitabın yanı sıra Amazon'un sitesinde yer alan iki bin kadar sesli kitaba da ulaşmayı kolaylaştıran uygulama yayıncılık endüstrisinde büyük bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hem e-kitaba hem de sesli kitaba ulaşmayı birlikte sağlayan uygulama yazarlardan, yayıncılardan ve okurlardan farklı tepkiler alırken yayıncılık dünyası, bu uygulamanın kitap endüstrine neler getireceğini konuşuyor. Zaman gazetesinden Musa İğrek'in haberine göre E-kitap pazarının yüzde 60'ını elinde bulunduran Amazon'un 'sınırsız okuma' ve 'keşfetme özgürlüğü' olarak adlandırdığı bu yeni uygulamasına, yüksek e-kitap fiyatlarına yumuşatıcı bir etki gibi olarak görülüyor. Uygulamanın okura sunduğu bu olanağın yanı sıra yazarların bu uygulamayla daha fazla okura ulaşacağı düşünülüyor. Amazon'un bu yeni programından faydalanmak için e-kitap okuma cihazına sahip olmak gerekmiyor çünkü akıllı telefon ve tablet uygulamalarından da programa erişim sağlanabiliyor. Şirket şimdilik sadece Amerika'da başlattığı bu projeyi, yakın zamanda dünyanın dört tarafında yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Uygulama, bu alanda hizmet veren diğer şirketler ve Amazon arasında da yeni bir yarışın habercisi. Amazon'un rakip olarak gördüğü Oyster ayda 9,95 dolara 500 bin, Scribd ise ayda 8,95 dolara 400 bin e-kitaba erişim imkânı tanıyor. Sürekli eleştiri konusu olan yüksek e-kitap fiyatlarına karşın bu uygulamaların en mutlu tarafı yüz binlerce kitaba ulaşan okurlar kuşkusuz, fakat yayıncılar ve yazarlar cephesinde çeşitli ihtilaflar var. Ödünç e-kitap pazarı kızışıyor Kindle Unlimited, film (Netflix gibi) ve müzik endüstrisinde (Spotify gibi) yaygın olan ödünç alma yönteminin kitaba uygulanmış hali olarak yorumlanıyor. Yayıncılık dünyasında 'altı büyükler' diye anılan (Penguin ve Random'un birleşmesinden önce), Hachette Book Group, HarperCollins, Macmillan, Simon and Schuster ve Penguin Random House ise bu anlaşmanın dışında kalmayı tercih ederken, ödünç e-kitap pazarı da daha da kızışacağa benziyor. Zira, yayınevlerinin bu tavrı, tüm pazara sahip olan Amazon'a karşı muhalif bir duruş olarak değerlendiriliyor. Uygulamaya yapılan eleştiriler ise her kitaba erişimin olmamasının ve telif hakkı dolmuş yazarların kitaplarının çokluğu. Amazon'un bu yeni programı, bireysel yayıncılık yapan yazarlara dikkati çekti, zira en çok satan e-kitap listelerinin başlarında bu yazarların kitapları yer alıyor. Yayıncılık dünyasında seslerini daha da gür çıkarmaya başlayan bu yazarlar, kitaplarını sadece Amazon'da yayımlamayı kabul ederse programa dahil olabiliyor. Amazon ayrıca başka e-kitap satış platformlarından yazarların kitaplarını çekmesini istiyor, ki bununla diğer e-kitap satış platformlarına (Scribd ve Oyster) bir nevi çelme takmaya çalışıyor. Kişisel yayıncılık yapan yazarlar, küçük bir azınlık gibi gözükse de bu kitlenin e-kitap pazarında önemli bir payı var ve her geçen gün kitlesini çoğaltıyor. Yayın dünyasında demokratik ve özgür bir hareket olarak görülen kişisel yayıncılık, pazarda yüzde 60'lık bir paya sahip olan bu dev karşısında zorlu bir seçim yapmak zorunda. Bu kitlenin Amazon'a biat edip e-kitaplarını tek bir elden satışını yapmaları eleştirilirken, Amazon'un bu politikasının diğer e-kitap ödünç hizmeti veren şirketlere karşı bir yıpratma stratejisi olarak görülüyor. Öyle ki, Amazon'un bu programına katılmayan yazarları kitaplarını satmayarak bir cezalandırmaya gittiğini de söyleyebiliriz.T24
Reklam
İlk Karavanın Hikayesi: Eccles Karavanları
Karavancılığın hikayesi aslında yüzyıllarca öncesine dayanmakta. Nitekim karavan kelimesinin kökü 'kervan' kelimesinden türemiştir ve bundan uzun yıllar önce at arabaları zamanında da atlarla çekilen karavanlar zaman zaman toprak yollarda boy göstermiştir. Eskiden beri dizayn edilen bu tekerlekli taşıtların günümüze kadar ulaşmasına katkı sağlayan bir şirket olan Eccles ise günümüzde de karavan üretmeye devam ediyor.
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
En İyi 12 Game of Thrones Karakteri
Tyrion Lannister, Tywin ve Joanna Lannister'ın üçüncü ve en genç çocuklarıdır. Cüce olduğu için Küçük Şeytan ya da Yarım Adam olarak da çağrılır. Kitap serisinin önemli POV karakterlerinden biridir. TV dizisinde Peter Dinklage tarafından canlandırılmaktadır.
Sokak Sanatçısı INSA'dan 16 GIF-iti Örneği
Rengarenk sokak sanatı işleriyle tanıdığımız INSA, dur durak bilmeyen projelerini artık gif şeklinde yayınlamaya karar vermiş. İyi de etmiş. Capcanlı çizgileriyle gönlümüzde taht kuran sokak sanatçısı, İngiltere'de caddeleri panayıra dönüştürüyor. Desenleri birsüredir bikinileri süsleyen INSA'nın bu hayatta daha başka ne isteyeceğini bilemiyoruz.
Reklam