1900'lü Yılların Başında Paris'te Çekilen 19 Harika Renkli Fotoğraf
1907 ve 1930 yılları arasında Paris'te çekilen fotoğraflar adeta bizi geçmişe götürüyorlar. Lumière Kardeşler tarafından bulunan autochrome tekniğiyle yine bu kardeşler tarafından çekilen renkli fotoğraflardaki ambiyans gerçekten harika...Bu arada öğrenmek isteyenler için Autochrome tekniği ile ilgili kısa bir bilgilendirme: Fotoğrafların autochrome işlemi ile renklendirilmesi ilk olarak 1907 yılında Lumiere kardeşler tarafından gerçekleştirilmiştir. Cam plakaların üzerine çok ufak mozaik parçaları şeklinde kırmızı, yeşil ve mavi boyalı patates nişastası ile kaplanarak işleme başlanıyordu. Kullanılan bu nişastaların ana görevi emulsüyon üzerinde ışığa duyarlı filtre görevi görmeleriydi. İşlem süresince hazırlanan emulsiyon tabakası ilk olarak siyah-beyaz pozitif bir görüntüye dönüşürdü. Daha sonra renklendirme işlemine başlanırdı. Autochorome ile renklendirme işlemi 1930’lu yıllara kadar devam etti ve bu yıllarda renkli filmlerin ve baskıların çıkmasıyla son buldu. Tipik olarak Autochrome baskı tekniğinin özellikleri noktasal bir renklenmeye sahip olması, fotoğrafın genelinde oluşan yumuşak bir görüntüye sahip olması, renklerin solgun görünmesi ve pastel tonlardaki görüntüsüyle karakterizedir. İyi eğlenceler dileriz...
New York'ta Gazze Film Festivali
ABD'nin New York kentinde, İsrail'in Gazze'ye saldırılarını ve Filistinlilerin çektiği acıları konu alan filmlerin yer aldığı Gazze Film Festivali düzenlendi.Mısırlı doktora öğrencisi Eman Mursi'nin öncülüğünde düzenlenen Gazze Film Festivali, New York Üniverstesi'nin (NYU) Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi ve NYU'daki Asya/Pasifik/Amerikan Enstitüsü'nün desteğiyle gerçekleştirildi. İlk gün 'Gazze'nin Gözyaşları' ve 'Uçan Kağıt' filmlerinin gösterildiği festivalin ikinci gününde ise İsrail'in saldırılarının ekonomik etkisine vurgu yapan Ayelet Heller'in yönettiği 'Çilek Tarlaları', Abdel Salam Shehada'nin yönettiği ''Gözyaşlarının Bir Başka Çeşidi'' ve İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ablukayı anlatan Fida Qishta'nın yönettiği ''Kuşlar Nerede Uçmalı'' filmleri sıralandı.'Utanç verici'Festivali düzenleyen Yakın Doğu Araştırmaları Hagop Kevorkian Merkezi'nde Ortadoğu doktora öğrencisi Eman Mursi, bu yaz İsrail'in Gazze'yi bombalayarak 2 binden fazla kişiyi öldürmesinin ardından bu konuda bir şey yapmak gerektiği düşüncesiyle böyle bir festivali düzenlediğini ifade etti. ABD'nin İsrail'in saldırılarıyla ilgili tutumunu ''utanç verici'' olarak yorumlayan Mursi, filmlerle ABD medyasında yer almayan Filistinlilerin acılarını göstermeye çalıştığını belirtti. Mursi, festivalde yer alan filmlerin, sadece belirli askeri operasyonları değil, aynı zamanda kuşatma altındaki hayatın fiziki, duygusal ve ekonomik etkilerini de ortaya koyduğunu ifade etti.Yönetmenliğini Vibeke Lokkeberg'in yaptığı ve İsrail'in Gazze'deki Filistinli sivillere yönelik saldırılarını anlatan ''Gazze'nin Gözyaşları'' adlı filmin gösterimi sırasında, birçok izleyicinin gözyaşlarına hakim olamadıkları görüldü. Demokrat Hukukçular Konseyi üyesi ve şair Gloria Blatter, ''Filmi seyrettikten sonra gözyaşlarına hakim olmak zor'' dedi. İsrail'in 2008-2009 saldırılarından sonra Birleşmiş Milletler (BM) ile Gazze'ye gittiğini belirten Blatter, orada fabrikaların yıkıldığını ve Gazze'nin güzel plajının korkunç hale geldiğini yakından gördüğünü ifade etti. 'Gazze'nin Gözyaşları', İsrail ordusunun 2008-2009 tarihinde yaptığı saldırıların ardından 2010'da çekildi.'ABD, İsrail desteğini kesmeli'Filmi izleyenlerden çocuk psikoloğu Sandy Turner da, ''ABD'de olanları değiştirmek, İsrail'e desteğini kesmesinden emin olmak zorundayız'' dedi. Amerikalı Turner, Gazze'deki kısır döngüden çıkılmasının yolunun, Gazze'ye olanları değiştirmekten geçtiğini belirtti. Çocukların içinde bulundukları travmanın büyüklüğüne dikkat çeken Turner, filmde çocukların travmanın üstesinden gelmesinin herhangi bir yolu olmadığını gördüğünü anlattı.Turner, ''Çocukların çok ciddi bir şekilde travmaya uğradıklarını görüyoruz. Onları, sadece onlara olanları değiştirerek tedavi edebiliriz. Filmde çocukların doktor olmak istediğini gördüm ancak orada doktor olmak, avukat olmak hiçbir şeyi değiştirmiyor'' diye konuştu. ''Uçan Kağıt'' belgeselinin iki yönetmeninden biri Nitin Sawhney da çektikleri filmin Gazzeli çocukların uçurtma yapma dirençleriyle ilgili bir film olduğunu belirterek, filmin festivalde gösterilmesinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi. Yönetmen Sawhney, 4 farklı dile çevrilen filmin geçen yıl Londra Filistin Film Festivali'nde de gösterildiğini ifade etti. Nitin Sawhney ve Roger Hill tarafından yönetilen ''Uçan Kağıt'' belgeseli, Gazze'deki genç sinemacılardan oluşan bir ekiple birlikte yapıldı.AA
Gerçekçilikte Boyut Atlamış 23 Harika 3D Çizim
Ramon Bruin'e ait olan bu çizimler, gerçekçilikte 'gerçekten' boyut atlamış. Kendisi bu çizimlere ise 'Optik ilizyon' adını vermiş. İşte o çizimler:Kaynak: http://www.hongkiat.com/blog/
Kurşun Kalemin İçine Dünyayı Sığdıran Türk Sanatçının 23 Yaratıcı Çalışması
Fırat Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde okuyan Recep Alçamlı, gündelik kullanılan kurşun kalemin içinde bulunan bulunan grafit (halk arasında kömür olarak biliniyor) kısmına, oldukça yaratıcı figürler yapıyor. Bu sanatın adı ise grafit işlemeymiş. İşte o harika çalışmalardan bazıları:Recep Alçamlı'nın çalışmalarını takip etmek isterseniz: https://twitter.com/recepsiyon
Osmanlı Padişahlarının Tarihe Kazınmış Unutulmaz 40 Sözü
Osmanlı Hanedanı’nın sultanları 1299’dan 1922’ye kadar kıtalararası geniş bir imparatorluğa hükmetmiştir. 623 yıl yaşamış bu İmparatorluk, sayısız bilge Padişah tarafından yönetilmiştir. İşte sizin için derlediğimiz bir kaç iz bırakmış Osmanlı Padişahlarının tarihi sözleri.
Tarikat Kursa Müridi Olabileceğimiz 17 Dizi/Film Karakteri
Lisede kimya öğretmenliğinden ''I am the danger'' diyerek meth kralı kıvamına gelene kadar izlediğimiz bu abimizi listenin birinci sırasında tutuyorum. Gerek zekası, gerek stratejileriyle bizi bizden alan Heisenberg tarikatına hepinizi bekliyoruz.
Nevşehir'in Güzelliğini Anlatan 11 Fotoğraf Karesi
Nevşehir, tarih ve doğanın iç içe geçerek, bütünsel bir güzellik sergilediği beldeleri ve bölgede yaşamış uygarlıkların zenginleştirdiği kültürel birikimi ile Türkiye’nin eşsiz turizm cennetlerinden biridir.
'Kırmızı Halıda Yürürken Heyecanlandım'
Venedik Film Festivali'nde sinema eleştirmenlerince verilen Premio Bisato D'oro En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülen 'Sivas' filminin Yozgat'ın Yerköy ilçesinde yaşayan çocuk başrol oyuncusu Doğan İzci ile ailesi büyük sevinç yaşıyor.Yerköy'de Şehit İbrahim Karadağ Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Doğan İzci'nin babası Nedim İzci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Sivas' filminde başrol oynayan oğlunun Venedik Film Festivali'nde ödül kazandığını öğrendiğinde çok şaşırdığını ve gurur duyduğunu ifade etti.11 yaşındaki oğlu Doğan'ın okulda 200 öğrenci arasından yönetmen Kaan Müjdeci tarafından seçildiğini, Yozgat'ın Küçük Nefes köyünde çekilen 'Sivas' filminde başrol oynadığını belirten İzci, filmin çekimlerinin 5 aydan fazla sürdüğü söyledi.Oğlunun bir filmde başrol oynayacağı söylendiğinde inanamadıklarını anlatan İzci, şunları kaydetti'Dünyalar bizim oldu. Yönetmen Kaan Bey bize geldi, 'çocuğunuzu beğendik müsaade ederseniz filmde oynatacağız' dedi. Biz de müsaade ettik. Allah razı olsun yönetmeninden ve çocuğum da Türkiye'yi temsil etti, ödül kazandı. Filmin çekimlerini izledik ama gösterimini izleyemedik. Ödül almasını beklemiyorduk, sinema camiasının içinde olmadığımız için. İlk defa oynadığı için beklemiyorduk.'İzci, Doğan'ın vizesinin süresi bittiği için ödülünü alamadığını, ödülü filmin yönetmeni Kaan Müjdeci'nin alacağını sözlerine ekledi.'Kırmızı halıda yürürken heyecanlandım'Sivas filminin çocuk başrol oyuncusu Doğan İzci ise filmde Aslan isminde bir çocuğu canlandırdığını ifade etti.İtalya'da diğer oyuncular ve yönetmen Kaan Müjdeci ile filmin galasına katıldığını anlatan İzci, 'İlk defa yurt dışına gittim. Hayatımda ilk defa uçağa bindim ve birazcık korktum. Çok sevindim, mutlu oldum. Kırmızı halıda yürürken heyecanlandım' diye konuştu.Ödülünü Kaan Müjdeci'nin alacağını söyleyen İzci, şöyle konuştu:'Oyunculuk zor biraz. Oyunculuk yapmak için prova yaptık. Daha önce tiyatro da oynamadım. Ya iyi bir oyuncu olmayı düşünüyorum ya da iyi bir vali olmayı düşünüyorum. Köpekten çekimlere başlamadan önce biraz korktum, daha sonra da alıştım. Kaan Abi Türkiye'ye döndüğünde ödülü bana göndereceğini söyledi.'Doğan İzci'nin annesi Yurdagül İzci ise çok sevindiklerini dile getirerek, 'Çok seviniyorum çocuğum için. Okulda buldular, 'anne beni filme götürüyorlar' dedi ben inanmadım. Evden bir ay, iki ay kadar ayrı kaldı. Sevindim ama şok oldum. Beklemiyorduk böyle bir şeyi. İtalya işini hiç beklemiyorduk biz. Biz okumasını istiyoruz, kendisi ne isterse onu olacak. Haberlerde görünce çok sevindik' ifadelerini kullandı.CNNTürk