Çelik Zırhtan Kuvvetli: Örümcek Ağı
Araştırmalar, bilinen en sağlam doğal fiber olan örümcek ağının çelikten daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Amaç askeri zırh yapımı ve gündemde ipek böceklerinden örümcek ağı elde edilmesi var. Örümcek ağının askeri zırh olarak kullanılması için çalışmalar devam ediyor. Esnek ve hafif yapısı olan örümcek ağı, ağırlığına göre yüksek kaliteli çelikten daha sağlam. Çok güçlü bir yapıya ve en sağlam doğal liflere sahip olan örümcek ağının, askerleri, kurşun ve savaş ortamındaki diğer tehditlere karşı koruyabileceği düşünülüyor. Cerrahi sütür (damar ve deri gibi dokuların bütünlüğünün sağlanması ve iyileşmenin hızlanması için kullanılan maddeler) olarak değerlendirilen örümcek ağının, sanayide daha geniş alanlarda kullanılması için çalışmalar sürüyor. Şimdilik en önemli engel ise, örümcek ağının ticari olarak kullanılacak miktarda üretilmesi. Livescience’da yer alan habere göre, Michigan merkezli Kraig Biocraft Laboratuvarı, genetik çalışmalar yaparak örümcek ağı elde etmek için ipek böcekleri üzerinde çalışmalar yürütüyor. Habere göre firma, yakında test amaçlı eldivenler üretecek.
Tarçın Ve Bal Karışımının İnanılmaz Faydaları
Tarçınlı tek kelime ile mucizevi doğal bir ilaç. Kanserden kilo vermeye, kalp hastalıklarından kolesterole, soğuk algınlığından cilt enfeksiyonlarına kadar iyileştiremediği hastalık yok gibi... Hindistan'da bir geleneksel tıbbi tedavi yöntemi ile balın yanık tedavisindeki etkisin kıyaslandığını ve 1 haftanın sonunda balla tedavi edilen yanıkların %91, diğer yöntemle tedavi edilenlerin %7 oranlarında enfeksiyon riskinden korunduğunu biliyor muydunuz? Tarçın ve Bal Mucizesi İlaç firmaları bu bilgilerin yayılmasından hoşlanmayacak, çünkü tarçınlı düzenli kullanıldığında pek çok ilaçtan daha sağlıklı ve daha etkili bir ilaç. Bal ve karışımının pek çok hastalığı iyileştirdiği biliniyor. Bir yan etkisinin olmaması da cabası. Şekerli olmasına rağmen doğru miktarda alındığında diyabet hastalarına dahi zarar vermiyor. Batılı bilim insanlarının araştırmalarına göre: Kalp Hastalıkları: Bal ile toz tarçını karıştırın ve kahvaltıda kızarmış ekmekle yiyin. Kolesterolü düşürür ve muhtemelen kalp krizini önler. Tarçınlı balın düzenli olarak tüketilmesi kalp vuruşlarını güçlendirir. Yaşlandıkça atar damarlar ve toplar damarlar esnekliklerini kaybediyor ve tıkanıyor. Tarçınlı ise damarları yeniden canlandırıyor. Arterit: Arterit hastalar bir fincan sıcak suya iki yemekkaşığı ve bir çay kaçığı toz koyarak faydalı bir içecek hazırlayabilirler. Günlük olarak içilirse kronik arterit hastaları dahi iyileşebilir. Kopenhag Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada 200 hastalarını kahvaltıdan önce bir kaşık bala yarım çay kaşığı ile tedavi eden doktorlar 73 hastanın tümüyle ağrıdan kurtulduğunu, bir ay içerisinde ağrı yüzünden hareket edemeyen hastaların hemen hepsinin ağrı çekmeksizin yürümeye başladığını gördü. İdrar Yolu Enfeksiyonu İki yemek kaşığı toz ile bir yemek kaşığı balı ılık suya ekleyerek için. İdrar yolundaki mikropları öldürür. Kim bilebilirdi ki? Kolesterol İki yemek kaşığı ve üç yemek kaşığı toz 450 gram çay kolesterol hastasına verildiğinde iki saat içerisinde kandaki kolesterol oranunun %10 azaldığı görüldü. Günde üçkez alındığında kronik kolesterol dahi tedavi edilebiliyor. Günlük olarak yenen ise kolesterol şikayeterini azaltıyor. Soğuk Algınlığı Sık ya da ağır şikayeti olanlar bir kaşık ılık çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir. Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir, sinüsleri temizleyebilir. Boğaz Tahrişi Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı söyleniyor. Gaz Hindistan ve Japonya'da yapılan araştırmalar tarçınlı balın midede oluşan gazları önlediğini gösteriyor. Bağışıklık Sistemi Tarçınlı balın günlük tüketimi bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve vücudu bakteri ile virüs saldırılarından koruyor. Balın düzenli tüketimi akyuvarları güçlendirerek bakteriyel ve virütik hastalıklara karşı direnci artırıyor. Sindirim Güçlüğü: İ ki yemek kaşığı bala serpilen toz tarçının yemek yemeden önce aınması asitliliği önlüyor ve en ağır yemekler dahi sindirilebiliyor. Grip İspanyol bir bilim insanı baldakı doğal bir bileşenin grip mikrobunu öldürdüğünü ve hastayı gripten kurtardığını kanıtladı. Uzun Ömür Bal ve toz ile hazırlanan çay düzenli olarak içildiğinde ileri yaşın etkilerini azaltıyor. Çay yapmak için dört yemek kaşığı , bir çay kaşığı ve üç fincan kaynamış su kullanın. Günde 3-4 kez 1/4 fincan için. Cildi taze ve yumuşak tutar ve yaşlanmayı önler. Boğaz Ağrısı Boğaz ağrıdığında ya da gıdıklandığında bir kaşık yiyin. Boğazınızdaki raatlık geçene dek 3 saatte bir tekrarlayın. Sivilceler Üç yemek kaşığı ve bir çaykaşığı toz tarçını karıştırın. Yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine sürün ve ertesi gün ılık suyla yıkayın. İki hafta her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden söker. Cilt Enfeksiyonları Bal ve toz tarçını etkilenen bölgelere eşit miktarda uygulamak egzama, mantar ve her türlü cilt enfeksiyonunu iyileştirir. Kilo Verme Her gün sabahları kahvaltıdan yarım saat önce, boş mideye ve geceleri yatmadan önce bir bardak kaynamış suyun içine ve toz koyup için. Düzenli olarak alındığında obezite sorunu yaşayanlarda bile kilo kaybı sağlıyor. Kanser Japonya ve Avustralya'da yapılan araştırmalar mide ve kemik kanserinin başarıyla tedavi edilebildiğini gösterdi. Bu kanser çeşitlerinden muzdarip hastalar günde bir yemek kaşığı ve bir çay kaşığı tarçını üç parçaya bölerek bir ay boyunca almalı. Yorgunluk Yakın zamanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki baldaki şeker vücudun güç kazanmasına yardımcı oluyor. Bal ve toz tüketen yaşlılar daha zinde ve esnek olduklarını ifade ediyor. Her gün diş fırçaladıktan sonra ve öğleden sonra 15.00'te alındığında bir haftada vücut direnci artıyor. Kötü nefes Güney Amerikalılar sabahları bir çay kaşığı ve konmuş suyla gargara yapıyor böylece nefesleri gün boyu güzel kokuyor. İşitme kaybı Günlük olarak sabah ve akşamları bal-tarçın ikilisini almak duyma kaybını giderebiliyor. Tarçınlı Balın Hazırlanışı Önce bir bardak suyu kaynatın, sıcak suya koyun ve demlenmeye ve soğumaya bırakın. Kaynar suya koymayın. Sıcak su baldaki enzimleri öldürür. Su oda sıcaklığına geldiğinde tarçının iki katı kadar ekleyin. Yatmadan bardağın yarısını için ve diğer yarısını sabaha bırakın.
Independent: 'O Çocuklar Bir Gün Büyüyüp İsrail'e Geri Saldıracak'
Independent‘ın Gazze’de bulunan muhabiri, İsrail’in Gazze’ye kara operasyonunu başlatmadan önce uygulanan beş saatlik ateşkes sırasında konuştuğu Gazzelilerin görüşlerini aktarıyor. Filistin yönetiminden bir bakanla, İsrail’in Çarşamba günü Gazze’de bir sahile düzenlediği saldırıda yaralanan 11 yaşındaki çocuğu ziyarete giden Independent muhabiri, bakanın şu sözlerini aktarıyor: “İsrail küçük çocuklara saldırıyor, ama bu çocuk bir gün büyüyecek ve İsrail’e geri saldırmak isteyecek. İşte İsrail’in yarattığı şey bu”. Muhabir, saldırıda kardeşini ve kuzenini kaybeden 11 yaşındaki yaralı çocuğun İsraili hiç affetmeyeceğini söylediğini belirtiyor. Muhabirin “ileride sen de savaşmak istiyor musun?” sorusuna ise çocuk “Hayır, sadece babam gibi balıkçı olmak istiyorum. Hepsi bu” cevabını veriyor. Daily Telegraph da Hamas’ın siyasi lideri Halid Meşal ile yaptığı röportajda, Meşal’in “basit bir ateşkesi kabul etmeyeceklerini” yinelediğini yazıyor. İsrail’in kara operasyonu başlamadan önce yapılan röportajda Meşal, Gazze’deki ablukanın hafifletilmesinin Hamas için artık yeterli olmadığını, ablukanın tamamen kaldırılmasından başka bir seçeneğe razı gelmeyeceklerini söylüyor. Meşal, Mısır’ın hafta başında sunduğu ateşkes planını da medyadan duyduklarını, kimsenin kendilerine danışmadığını belirtiyor. Demokrat Haber
Google'ın Akıllı Lensi Şeker Ölçümü Yapacak
Geçtiğimiz hafta ABD Patent ve Marka Ofisi, Google'ın akıllı lensinin yeni yönlerini ortaya çıkartan bir patent başvurusu yayınladı. Patentte 'Kontakt lens kullanılarak gözyaşı örneği toplama ve testi' geçiyor. Entegre glikoz testi yani şeker testi ile Google'ın zamanlaması daha iyi olamazdı. Kısa bir süre önce Google'ın akıllı lens teknolojisi lisansı için Alcon'la bir anlaşma yaptığı haberleri çıkmıştı. Apple ve Google şu anda ev ve sağlık pazarında büyük bir savaş içinde. Google önemli adımlar attı. Apple'ın bazı şirketlerle yakından ilgilendiği belirtiliyor. Google'ın son patenti aslında oldukça önemli. Dünyada birçok diyabet hastası var ve şeker ölçümü açısından akıllı lens önemli bir yardımcı olabilir. Lens şu anda halen geliştirme aşamasında ve ne zaman son tüketici için çıkacağı ise belirsiz.Teknokulis
Bilim İnsanları Ölme İhtimalini Tahmin Eden Kan Testi Keşfetti
Finlandiya merkezli Moleküler Tıp Enstitüsü uzmanlarından Bilimadamı Dr.Johannes Kettunen ve ekibi, kişinin 5 yıl içinde ölme ihtimalini tahmin eden bir kan testi keşfetti.Sağlıklı bir kişinin önümüzdeki 5 yıl içinde ölme ihtimali nedir ? Bilim insanları, basit bir kan testiyle artık bu soruyak yanıt verebilecekleri görüşünde. Finlandiya merkezli Moleküler Tıp Enstitüsü uzmanlarından Bilimadamı Dr.Johannes Kettunen ve ekibi, kişinin 5 yıl içinde ölme ihtimalini tahmin eden bir kan testi keşfetti. Araştırmacılar, kandaki 4 değerin belirleyici olduğunu söylüyor. Araştırmada, sağlık sorunu olmayan 17 bin kişinin kanlarındaki yüz farklı biyomoleküle bakıldı. Kişilerin sağlık durumları 5 yıl boyunca takip edildi. Takip süresince bu kişilerden yaklaşık 700′ükalp ve kanser de dahil çeşitli hastalıklar nedeniyle öldü. Ölenlerin hepsinde dört değerin benzer seviyede olduğu saptandı. Dört değere bakarak ölüp ölmeyeceği anlaşılabiliyor. Bu göstergeler albumin, alfa-1 asit glikoprotein, sitrat ve düşük yoğunluklu lipoprotein. Bilim insanları, bu dört değere bakarak insanların 5 yıl içinde ölüp ölmeyeceğinin anlaşılabileceğini söylüyor. Sağlıklı insanların 5 yıl içinde kanser, kalp gibi hastalıklara yakalanıp ölme riskini belirleyen ve bu nedenle de “ölüm testi”olarak tanımlanan kan testi, bilim dünyasını da ikiye böldü. Bazı bilimadamları Dr.Kettunen gibi sağlıklı bireylerin kendilerini öldürme riski yüksek olan hastalığa karşı tedbir alması için bir fırsat olarak değerlendirirken, bazı bilimadamları bilim dünyasının artık ölüm değil ölümsüzlük üzerinde çalıştığını bu nedenle de ölüm testinin beynin sınırlarını zorlayan bir çalışma olmadığı kanaatini taşıyor. Bu konuda Erzurum Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Bölüm Başkanı Doç.Dr.Hasan TÜRKEZ ise şunları söylüyor; Şu andaki testlerle ilerleyen yıllarda hangi hastalıklara yakalanacağınız zaten saptanıyor. Hatta doğuştan DNA testleriyle kişinin ilerleyen yaşlarında hangi hastalıklara yakalanacağı da saptanabilir. Tıpta bu etik olarak tartışılan bir konudur. Bireye, ’30 yaşında ölüm riskin var’ demenin bireye ne faydası olacaktır? Bilim dünyası şu anda insanların ne zaman öleceği değil ölümsüzlüğün keşfi üzerinde çalışıyor. Mesela “C-elegans” isimli solucanda, ölümsüzlük büyük ölçüde gerçekleşti. İnsan gibi komleks bir organizmada bu hala teori aşamasında. Bireye ne zaman öleceğinin söylenebiliyor olması beyin sınırlarını zorlayan bir test olmadığı gibi etik de değil. Zaten ölüm vakalarının başında birinci sırada kalp, ikinci sırada kanser hastalıkları geliyor. Bunların da zaten belirteçleri var. Doktorlar da bu belirteçlere bakıp, ‘Senin 6 ay ömrün kalmış’ diyebiliyor. Bu bilgiler ile birlikte tartışmalar “ölümü engelleyecek bir şey yapılamayacaksa, öleceğini daha önceden bilen bir kişinin bu bilgi ile hiçbir şey yapamayacak olması” konusunda düğümlenmekte.Teknoloji Oku
Ekşisözlük Yazarından İhsanoğlu’na: 'Ben Ateistim Beni de Sevecek misiniz?'
Çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu buluşmayı Twitter hesabından 'Ekşi Sözlük'ten gençlerimizle bir araya geldik. Değerli soruları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum' mesajı ve bir fotoğrafla duyurdu. Buluşma sırasında “Ben ateistim. Cumhurbaşkanı olduğunuzda beni de sevecek misiniz?' diye soran ekşisözlük yazarına İhsanoğlu “Dinde zorlama yoktur. İnandığın dine kimse karışamaz. Önemli olan sen başkalarını zorluyor musun?” şeklinde cevap verdi. Hürriyet’te yer alan habere göre, toplantıdan sosyal medyaya yansıyan bilgilere göre, İhsanoğlu'nun en çok altını çizdiği mesaj, 'Ben partiler üstü adayım' mesajı oldu.   ‘Dinde zorlama yoktur’ İhsanoğlu'na kadın haklarından, mahkum haklarına, din özgürlüğüne kadar pek çok soru soruldu. 'Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde herkesi kucaklayacağını' söyleyen İhsanoğlu'na sorulan en ilginç sorulardan biri ise 'Ben ateistim. Cumhurbaşkanı olduğunuzda beni de sevecek misiniz?' oldu. Soruyu sorana, 'Sen benim kızım olsaydın ne yapacaktım ben seninle' diye hitap eden İhsanoğlu, ardından soruya 'Dinde zorlama yoktur. İnandığın dine kimse karışamaz. İster inanır, ister inanmazsın. Önemli olan sen başkalarını zorluyor musun?' yanıtını verdi. Ekşisözlük'teki İhsanoğlu profili Peki EkşiSözlük'te Ekmeleddin İhsanoğlu'nun nasıl bir profili var? Buluştuğu gençlerin de aralarında olduğu yazarlar kendisi hakkında neler yazmışlar? İhsanoğlu konusundaki ilk yorumlar, yıllar öncesinde İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği'ne seçildiği dönemde yazılmış.  Bu döneme ait çok az sayıdaki yorumda, EkşiSözlük yazarları İhsanoğlu'nun akademisyen kimliğine atıf yapmışlar. İşte bunlardan birkaçı; Bilim tarihcisi, Prof.Dr. Kişilik olarak 'ismiyle özdeş' nadir insanlardandır. Osmanlı biliminin tarihsel gelişimi ve yapısı konusunda yetkin insandır. Siyasi konulardaki görüşlerine eleştiri hakkım saklı olmakla birlikte, Ekmeleddin hoca, sevdiğim ve saygı duyduğum bir insandır. Bilim tarihine ilgimi (ilgili olan herkesi) hep teşvik etmiştir. Uluslararası bilim tarihi ansiklopedilerinde 'Osmanlı bilimi'nin özel bir madde olarak yer almasını sağlamıştır (örnek: encyclopaedia of the history of science, technology, and medicine in non-western cultures, selin, helaine (ed.)). İhsanoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın başında olduğu dönemde özellikle bir konuda eleştiri almış... Sudan Lideri El Beşir'i koruyan açıklaması konusunda...'İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Uluslararası Ceza Mahkemesi`nin (UCM) Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir hakkında tutuklama kararı almasını derin bir hayal kırıklığı ile karşıladığını ve mantık dışı bu kararı reddettiğini söyledi.' Normaldir söylemiştir, şaşırılacak bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Bu konulardaki bu tavır bir tek kendisinin değil. Zaten asıl gerçekdışı olan katile ''katil'' demesini beklemektir. Sen dünyaya normal gözlerle baksan şaşırmalara doyamazsın ya neyse. Devam et mantık dışı demeye. Üç yüz bin insan. Aday oldu, yorumlar patladı Cumhurbaşkanlığı için adı geçmeden önce Ekşisözlük'te adı sadece iki sayfada anılan İhsanoğlu, adaylığı ortaya çıkar çıkmaz adeta 'yorum patlaması' yaşamış; Şu anda Ekşisözlük İhsanoğlu'na ilişkin yorumları içeren 309 sayfa var ve her geçen gün artıyor: 'İlginç bir kafa. İslam bilmem ne işbirliğinin başındaymış galiba. Bugün 9 yıllık görev süresinin bitimi nedeniyle ht gazetesine verdiği röportaja bir gözattım. Nerdeyse tek bir islami referans yok. Varsa yoksa demokrasi, Batı. İslam için en büyük tehdit radikallermiş, bu Frankenstein'ı bitirmek için canla başla çalışılmalıymış. Bunun için Marshall planı gibi uzun vadeli bir plan lazımmış. Vay be adam bu görevi baktıktan sonra ABD Başkanlığı için aday olacak sanki' İhsanoğlu'nun adaylığının kesinleşmesinden sonra ise yorumlarda ağırlık, AKP'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaştırmaya kaymış. Bu yorumlarda İhsanoğlu'na oy vereceğini söyleyen de var, 'mecburiyet' diyen de, 'Erdoğan karşısında hiç şansı yok' yorumu yapan da var. 'Yeni cumhurbaşkanı aday adayı, ulusalcılar ve Kemalistler korktu sanırım. Tayyipçiler onlardan daha çok korkmuş olabilir ama' 'Mecbur oy vereceğimiz kişi. kendisinin kariyeri falan tartışılmaz da toplumdaki popülaritesine göre ikimiz girsek seçime, oylarımız yakın çıkar. RTE gibi bir figürün önüne Ekmeleddin İhsanoğlu? CHP hiç akıllanmayacak galiba.. Aday olursa islami kesimden de oy alabilecek önemli bir isim, ancak kamuoyunda fazla tanınmıyor olması nedeniyle aday yapılmasını ve aday olursa seçimleri kazanmasını bayağı zor görüyorum. Hele ki Erdoğan gibi karşısında çok tanınan bir aday olunca. Gerçi o da artık çok yıprandı ama İhsanoğlu'nu Türkiye'de islami camia da dahil olmak üzere kaç kişi tanır merak ediyorum. Yine de Türkiye gibi bir ülkede ne olacağı önceden asla kestirilemez ve İhsanoğlu adı çatı aday olarak pekala düşünülebilir. Kılıçdaroğlu'nun da iktidar için ne kadar hevesli ve inatçı bir isim olduğu bu hamlesiyle bir kez daha görüldü CHP/MHP kombosundan beklediğim gibi emekli bir memur/bürokrat adaydır Sadece ismi yüzünden bile kazanma ihtimali düşük olan eski diplomat Yazdığı kitap sayısı çok büyük ihtimalle Tayyip'in okuduğu kitap sayısından fazladır. ‘Dört büyüklere bomba transfer hediye etsin’ Ekşisözlük'te, İhsanoğlu ile görüşme hakkında herhangi bir yorum yok. Ancak yazarlar arasında kendisine seçimi kazandıracak 'parlak fikirler' önerenler bile olmuş; Hesabında biriken paralar ile dört büyüklere ilaç olacak birer tane bomba transfer hediye etmek suretiyle ipi göğüsleyeceğini umduğum cumhurbaşkanı adayı. Ekşisözlük'te İhsanoğlu hakkındaki yorumların gelişimini özetleyen yorum ise şu: ''KPSS güncel bilgilerden CHP cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar gelmiştir.'' T24
Reklam
X-Men'i Kıskandıracak Süper Güçlere Sahip 10 ÖYM Sanığı
Bu ülkede doğmuş, yaşamış her insan evladının içine dert olan büyük sorunlardan birisi de şunca güzel memlekette bir süper kahraman çıkarma şansına sahip olamamaktır. El oğlu Süpermen'le, Örümcek Adam'la, Batman'le övünüp, Flash'ından Kaptan Amerika'sına süper kahramana doyamazken, Karaoğlan'dı, Yüzbaşı Volkan'dı bunları takip etmek hepimizin içinde bir ukde, bir yara oldu. Allah'tan demokrasimiz başka memleketleri imrendirecek bir hızla ilerleyerek ufukta kayboldu ki biz de yıllar yılı aradığımız süper kahramanlara mahkeme zabitlerinde kavuşma imkanı bulduk. Bu liste, mahkeme tutanaklarında, savcı iddianamelerinde yer alan iddialar çerçevesinde hazırlandı. Polis fezlekeleri, savcılar tarafından hazırlanıp mahkemelere sunularak kabul edilen iddianameler hatta mahkeme kararlarıyla sabit ki Türkiye'de akıl almaz sayıda süper güce sahip insan var. Bu insanlar görünmez olabiliyor, zamanda seyahat edebiliyor, en temel fizik kurallarını leblebi çekirdek niyetine yemeğine katık edip aynı anda üç yerde bile olabiliyor. Eğer güçlerini evreni kurtarmak, dünyaya barış getirmek için kullansalar 15 dakikada cihanda tozu alınmamış salon bile bırakmayacak bu süper kahramanları sizlere tanıtmak ve gece dualarınızdan onların isimlerini eksik etmemenizi sağlamak istedik. Kimbilir belki yarın jilet gibi kostümünü üstüne çekip karanlıkları aydınlığa çevirecek o biri çok uzak değil, hatta sandığımızdan da yakın, komşunuz olabilir.
Google'ın Robotu İlk Denemeden Geçti
Google'ın sahibi olduğu Boston Dynamics firması tarafından geliştirilen dört ayaklı askeri robot, ABD ordusu tarafından yapılan ilk denemeleri tamamladı. Google'ın LS3 adı verilen dört ayaklı askeri robotu, üç seneyi aşkın süren geliştirme sürecinin ardınndan ilk kez denendi. Big Dog yani Büyük Köpek adı da verilen robot, ABD ordusunda askerler için her türlü arazide malzeme taşımak için geliştirildi. Google, Big Dog'u üreten Boston Dynamics firmasını Aralık 2013'te satın almıştı. Google, sözleşmelerinin büyük kısmı ABD Savunma Bakanlığı tarafından karşılanan Boston Dynamics'in projelerine sadık kalınacağını belirtmişti. Hawaii'deki Kahuku Eğitim Alanı'nda yapılan ilk denemede, Big Dog arazide askerlere su taşıma amacıyla kullanıldı. Askerler, robota Stephen King'in aynı isimli romanından esinlenerek Cujo lakabını taktı. Cujo, dolambaçlı yollarda ve tepelerde biraz zorlanmasına rağmen güçlü denge kabiliyetiyle ilk denemeden başarıyla geçti. LS3, bir askeri takip etmesi için programlanabildiği gibi, bir el konsoluyla da kontrol edilebiliyor. Robot, bir gün içinde 32 kilometre yol alabiliyor ve 180 kg ağırlık taşıyabiliyor. Big Dog, motorunun çok fazla ses çıkarması nedeniyle şu an sadece lojistik görevler için düşünülüyor. Her türlü arazide yüzde 70-80 oranında başarılı kabul edilen Big Dog, dengesini kaybettiği zaman kendiliğinden doğrulma yeteneğine sahip. Big Dog, dünyanın en gelişmiş arazi robotu olarak kabul ediliyor. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri Atak T129 Avrupa'yı Fethetti
İngiltere'nin Farnborough kentinde düzenlenenen uluslararası havacılık fuarında, Türk mühendislerinin hazırladığı yerli yapım taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK ile insanız hava aracı ANKA MALE tanıtıldı. Türk Havacılık ve Uzak Sanayi (TUSAŞ)'nin katıldığı fuarda bu yıl, T129 ATAK taarruz ve taktik keşif helikopteri ve ANKA insansız hava aracı (İHA) sistemi ile birlikte diğer hava araçlarının sergilendiği statik alanda görücüye çıktı. Fuarda ATAK bir de uçuş gösterisi gerçekleştirdi. Avrupa'da ilk, dünyada ise ikinci kez uçuş gösterisinin gerçekleştirildiği ATAK helikopteri sergi alanında oldukça ilgi topladı. Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda stand açan TUSAŞ, hava araçlarının tanıtımının yanısıra Martin Baker firmaları arasında 'Fırlatma Koltuğu Alt Sözleşme İmza Töreni ve ardından bir resepsiyon düzenledi. Dünyanın en etkin taarruz helikopteri olma ünvanını elinde bulunduran T129 ATAK helikopteri, taarruz ve taktik keşif görevleri için çok amaçlı olarak Türk mühendisleri taradından tasarlanarak tamamlandı. Orta irtifa uzun havada kalışlı, insanız hava aracı ANKA ise gece ve gündüz, her türlü hava koşulunda, keşif, gözetleme, sabit/hareketli hedef tespit, teşhis ve gerçek zamanlı görüntülü istihbarat görevleri ve bir çok uçuş yeneteneği ile donatıldı. Fuara katılan TUSAŞ Grup Başkanı Bekir Ata Yılmaz, TUSAŞ'ın her yıl bu fuara katılmasına karşın bu yıl diğerlerinden farklılık gösterdiğini belirterek ilk kez kendi üretim ve tasarımları ile tamamlanan ürünleri sergilediklerini kaydetti. Yılmaz; ''İlk kez Türk mühendislerinin tasarladığı ürünler dünya fuarında görücüye çıktı. O bakımdan mutluyuz. Bundan sonra da özgün Türk çözümleri görülmeye devam edecek. Biz sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarına çözüm üretmekle yetinmiyoruz. Aynı zamanda dünyanın önde gelen havacılık firmalarına da çok ciddi tasarım artı üretim ortağı olma vizyonumuzu da muhafaza ediyoruz diye konuştu. Yılmaz, büyük havacılık firmaları ile ilişkileri geliştirme hem de milli çözümler açısından TUSAŞ bugün önemli bir noktayı yaşadığını ifade etti. ATAK helikopterinin test uçuşu pilotları Arif Ateş ve Gökhan Korkmaztürk de uçuş gösterisinin ardından hava araçlarının sergilendiği alanda DHA'nın sorularını yanıtladı. Helikopterin ilk test uçuşlarını gerçekleştirdiklerini ve şu anda aracın kullanıma hazır olduğunu belirten test pilotu Gökhan Korkmaztürk, helikopter hazır olduğu için artık yurt dışında da tüm fuarlara katılabildiklerini belirterek hali hazırda ilk üç adetinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verildiğini ifade etti. ''TUSAŞ ve Türkiye olarak havacılık sektöründe varız demek istiyoruz'' diye konuşan test pilotu Arif Ateş ise, Avrupa'da ilk dünyada ise ikinci kez gösteri uçuşunu gerçekleştirdiklerini belirterek bu uçuşta helikopterin manevra kabiliyetini kısıtlı olarak gösterdiklerini ancak helikopterin gerçekte çok yüksek manevra kalibiyetine sahip olduğunu kaydetti. Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda hava ve savunma sanayi firmalarının katıldığı fuar, 20 Temmuz'a kadar devam edecek.teknolojioku
Dünyamızın Bilinmeyen Gerçekleri!
Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biri olan Dünya hakkında bilinmeyenbelki milyonlarca, belki de daha fazla şey var. Pek çok bilim insanı ve kaşif Dünya üzerinde çalışmalarına devam ediyor ve her geçen gün dünya hakkında yeni bilgi ve gerçekleri ortaya çıkartıyorlar. Dünya ile ilgili bu bilgilerin içinden en ilginç olanlarını derlemeye çalışmak istedik ve ortaya faydalı ve enteresan bilgilerle dolu uzun bir liste çıktı. İşte dünyamız hakkındaki ilginç ve enteresan bilgiler! DÜNYA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER -Dünya, bir bowling topundan bile daha pürüzsüzdür. Bowling topunun üzerindeki, hissedilemeyen pürüzlerin aksine, en yüksek dağ ile en derin okyanus bile Dünya yüzeyinin kalınlığının sadece 5.000′de 1′ini oluşturur. -Her gün, uzayda yarattığımız uydu çöplüğünden ortalama olarak 1 parça Dünya’ya geri düşmektedir. -Her gün uzaydan Dünya’ya 100 ton ağırlığında meteorit tozu düşmektedir. -Ozon deliği küçülmektedir. 2012 senesinde deliğin büyüklüğü, son 10 senedeki tüm değerlerden daha küçüktü. -Eğer fabrikalara uygulanan CO2 salınımı ücretlendirmesi üzerinden hesap yapılacak olursa, atmosferin parasal değeri 4.300.000.000.000.000 Sterlin olacaktır. Atmosferdeki her metreküp başına 1.3 CO2 molekülü düşer. -Dünya’da üretilen en pahalı yapı, yapımı için 150 milyar dolar harcanmış olan Uluslararası Uzay İstasyonu’dur. -Dünya üzerinde keşfedilmiş en dayanıklı canlı olan Tardigrad, vakumlu uzay ortamında 10 gün hayatta kalabilmektedir. -Çin’deki hava kirliliği uzaydan görülmektedir ancak Çin Seddi, uzaydan görülemez. -Bir günde tam olarak 24 saat yoktur. Doğrusu, 23 saat 56 dakika 4 saniyedir. -Günümüzde, an itibariyle Dünya etrafında 22.000 adet uydu dolanmaktadır. Bunların sadece %5′i çalışmaktadır, %8′inin yakıtı bitmiştir, %87′si ise bozuktur/çalışmamaktadır. -Dünya’ya düşen en büyük meteor, krater oluşturmamıştır. Meteor, yapısı itibariyle köşeli ve kenarları düz olduğu için, muhtemelen bir taşın suda sekmesi gibi yüzeyde sekmiş ve durmuştur. -Armstrong Limiti olarak bilinen yükseklik limiti yerden 19 kilometredir. Bu limitten sonra astronot kıyafeti giymek gerekmektedir. Eğer giyilmeyecek olursa, vücuttaki su, vücut sıcaklığında kaynamaya başlayacaktır. -Dünya’daki suların %97′si tuzlu, %3′ü tatlı sudur. -Antarktika’daki toplam buz miktarı, Atlas Okyanusu’ndaki su miktarına eşittir. -Bir Litre okyanus suyu içerisinde, 1 gram altının 13 milyarda biri kadar altın elementi bulunur. -Dünyaya her saniye 50 ila 100 şimşek düşer. -Denizlerdeki atıkların %90′ı plastiklerdir. -Okyanuslarda ortalama 1.000.000 adet tür yaşadığı düşünülmektedir. Üstelik tüm okyanus türlerinin sadece%33′ünün keşfedildiği düşünülmektedir. -Dünya üzerindeki tüm volkanik aktivitelerin, %90′ı okyanus tabanlarında gerçekleşmektedir. -Dünya’nın en derin noktası olan Mariana Çukuru, okyanus yüzeyinin yaklaşık 11 kilometre dibindedir. -Dünya, Güneş Sistemi içerisinde levha tektoniğine sahip tek gezegendir. Ancak eğer levha hareketi olmasaydı, karbon tüketilip yenilenemezdi ve Dünya, tıpkı Venüs gibi aşırı ısınırdı. -Nadir elementler olarak bilinen kimyasallar, sanıldığı kadar ‘nadir’ değildirler. Lutetyum elementi Dünya kabuğunda altından 200 kat daha fazla bulunur. Ki bu, nadir elementler arasında en seyrek bulunanıdır. -Dünya’daki altının %99′u, çekirdeği içerisinde bulunur. Öyle ki, Dünya’nın çevresini 45 santimetre kalınlığında sarabilecek kadar altın vardır. -Dünya’nın çekirdek kısmı 5500 santigrat derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık, Güneş’in yüzey sıcaklığına hemen hemen eşittir. -Dünya’nın kalbi olarak sayabileceğimiz çekirdek, 2500 kilometre çapa sahip bir demir küredir. Akkor olacak düzeyde sıcak olmasına rağmen, çekirdek üzerindeki basınç o kadar fazladır ki, demir bu sıcaklıkta eriyemez. -Dünya’nın en büyük kristalleri, 55 ton ağırlığındadır. Bu kristaller, Meksika’nın altındaki Naica gümüş madenlerinde yatmaktadır. -Dünya üzerinde açılan en derin delik, Sakharin-1 kuyusudur ve 12.4 kilometre derinliğe inmiştir. Dünya’nın yüzeyinden merkezine olan uzaklık (yarıçapı) ise 6371 kilometredir. -Dünya’nın en derin noktasında (karada) yaşayan bakteriler, yüzeyin 2.8 kilometre altında bulunmuştur. Bu bakteriler hayatta kalabilmek için uranyumdan yayılan radyoaktiviteyi kullanarak suyu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek bir metot geliştirmiştir. -Amazon Nehri’nin yaklaşık olarak tam altında, yer yüzeyinden 4 kilometre derinlikte, Rio Hamza Nehri adı verilen bir su akmaktadır. Bazı noktalarda 400 kilometre kadar genişliğe ulaşabilen bu nehir, toprağın içerisinde saatte sadece 1 milimetre akabilmektedir. -Her yıl, Sahra Çölü’nden Amazon Ormanları’na 40 milyon ton ağırlığında, besince zengin kum taneleri uçmaktadır. -Türkmenistan’da bulunan Cehennem Kapısı isimli çukur, yer altında sıkışmış gazın, düzgün bir krater içerisinde alev almasından ötürü, 40 yıldan uzun bir süredir, durmaksızın yanmaktadır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık, 1922 yılında Libya’nın El Azizia ilinde kaydedilen 57.8 santigrat derece sıcaklıktır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en soğuk gün, Antarktika’daki Vostok İstasyonu’nda kaydedilmiştir ve -89.2 santigrat derecedir. -Dünya üzerindeki ilk canlılık örneklerine günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait tabakalarda, Avusturalya’darastlanmaktadır. Bu o kadar uzun bir süredir ki, o dönemde atmosferde oksijen bile bulunmamaktadır. -Dünya’nın en kurak bölgesi olarak bilinen Antarktika’nın Kuru Vadi bölgesine son 2.000.000 yıldır hiç yağış düşmemiştir. -Bugüne kadar gezegenimizde 106.000.000.000 insan yaşamıştır. 2050 yılına ulaştığımızda Dünya’da 9.200.000.000 insan olacağı tahmin edilmektedir. -Dünya’nın yaşı yaklaşık olarak 5 milyar yıl olarak hesaplanırken, Dünya’daki yaşam yalnız son 150 – 200 milyon yılda vardır. Yani ‘yaşam’, Dünya hayatının yalnız 5% – 10%’u kadardır. -Dünya’nın en büyük çölü Sahara, 9 000 000 km2′siyle neredeyse ABD büyüklüğündedir. -Güneş ışınları (ışık fotonu) Dünya’ya 8 dakika 3 saniye içinde ulaşmaktadır. -Dünya’nın en büyük şelalesi, 979 metresiyle Venezuella’daki Angel Şelalesidir. -Asya kıtası Dünya kuru alanının %30′unu kaplamaktadır ve Dünya nüfusunun 60%’ını barındırmaktadır. -Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti 25.427 km2 ile Avustralya’nın Mt.Isa Queensland kentidir. -Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Çimin komşu ülke sayısı ise 15 dir. -Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir. -Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.teknokulis
Geleceğin Savaş Teknolojisi: İnsansız Savaş Uçakları
Adını Keltik mitolojisindeki gök gürültüsü ve yıldırımlar tanrısından alan 'Taranis' isimli uçak, İngiltere'nin çokuluslu savunma şirketi BAE Systems'ın da en tuhaf görünen hava aracı. Firma, gri, pürüzsüz kanatları geriye doğru uzanan kama şeklindeki bu İnsansız Savaş Uçağı (UCAV), veya genel adıyla insansız hava aracı (İHA) için 'İngiltere'de üretilen en gelişmiş savaş uçağı' diyor. Taranis, çatışma bölgelerinde uzun menzilli atışlar yapabilecek insansız savaş uçaklarının bir prototipi olarak tasarlandı. İngiltere'nin en yeni savaş uçağı 'Thyphoon' modelinin 2030 yılında yenisiyle değiştirilmesi planlanıyor. Taranis projesinin başarısı, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne gelecekte kullanacağı pilotlu ve pilotusuz savaş uçakları konusunda karar vermesi için yardımcı olacak. Taranis hakkındaki detaylar gizli tutuluyor. Ama boyutları yaklaşık, Hava Kuvvetleri'nin mevcut eğitim uçağı Hawk kadar. Düşük radar kapasitesi ve kızılötesi ışınlarla nesneleri tespit etme özelliklerine sahip olacak şekilde tasarlanan Taranis'in gelişmiş bir egzoz sitemi var. Motorlarının ısısıyla çıkabilecek izlerin takip edilmemesi ve vurulmaması için farklı bir teknolojiye sahip. Savunma şirketi BAE Systems'la Taranis'in üretimi için ortak çalışan Rolls-Royce'un araştırma geliştirme birimi başmühendisi Conrad Banks, 'Yapmamız gereken gaz türbinini tamamen savaş uçağının bedenine iliştirmekti' diyor. BAE Systems, bu hafta düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda, Taranis'in adı gizli tutulan bir bölgede yaptığı test uçuşlarını ve gelişmiş gizlilik yetenekleriyle ilgili son havadisleri paylaştı. BAE Systems'ın geleceğin savaş uçakları mühendisliği birimi müdürü Chris Garside 'Taranis projesi, İngiltere hükümeti ve İngiltere sanayisini nasıl bir arada çalışabileceğini gösteren muazzam bir örnek' yorumunu yapıyor. Avrupa'nın tek insansız savaş uçağı projesi Taranis değil. Kanalın hemen diğer ucu Fransa'da da, Dassault Aviation adlı havacılık firması, Neuron isimli benzer bir savaş uçağının denemelerini yapıyor. Fuarda ayrıca, Fransa ve İngiltere, iki yıl boyunca savaş uçakları sistemlerinin gelişimi için 120 milyon sterlin'lik (205 milyon dolar) ortak çalışma planını açıkladı. Proje kapsamında, Taranis ve Neuron'un denemelerinden alınan dersler de birleştirip ortak çalışma yürütülecek. Fransa geçen yıl, bütçe kaygılarını göz önünde bulundurarak ABD'nin US Reaper model insansız hava aracından almaya karar verdi. Avrupa devletleri, tek başlarına insansız savaş uçakları için etkin bir pazar olacak kadar büyük değil. Dolayısıyla, bu sistem ancak, diğer ülkelerle beraber çok uluslu İHA'lar geliştirmeleri durumunda ekonomik olabilir. Farnborough fuarında, her türden, her boyuttan insansız hava aracına (İHA) sahip olan 80 firma var. Fakat bu İHA'ların çoğu silah taşımaya uygun tasarlanmamış. Büyük çoğunluğu bilgi taşımak ve gözlem amaçlı geliştirilmiş. Dünyanın en sık İHA kullanan birimi ABD silahlı kuvvetleri, 8 bin İHA'ya sahip olabilir ama yalnızca yüzde 1'i silahlı. İnsanlı ya da insansız, savaş uçakları geliştirmenin ve üretmenin pahalı olduğu, ekonomik bir gerçek. Taranis şimdiden 185 milyon sterline mal oldu. Yine de, artan maliyetlerine rağmen İHA'lar tüm dünya genelinde hava kuvvetlerinde önemli bir rol oynamaya devam edecek. Bunun nedeni ise açık: İnsansız hava araçları sıkıcı ama karmaşık meseleleri çabucak halledebiliyor. Yapamadıkları şey ise, nüanslara dayanan kararlar alabilmek. Bu nedenle hem pratik hem de ahlaki nedenlerle yakın zaman içerisinde bu insansız araçların insanlı uçakların yerini tamamen aldıklarını görmemiz mümkün olmayacak. Geleceğin savaşları açısından daha mümkün olan ise, insansız araçların insanlılarla beraber iş görmesi. Fakat bu kadar farklı sistemlere sahip yapıları yakın şekilde çalıştırma konusu henüz üzerinde çalışılmaya başlanmış bir mesele. Bu yıl başında, Dassault'un Neuron İHA'sı, insansız savaş uçakları açısından önemli bir ilki gerçekleştirdi ve yanında bir diğer savaş uçağı olan Fransa'nın son model insanlı jeti Rafale ile beraber uçtu. Fakat insansız savaş araçları Taranis ve Neuron gibi İHA'lara benzemeyebilir. İnsansız savaş araçları, şu anda var olan ve hali hazırda pilotların kullandığı savaş jetlerinin insansız versiyonları olabilir. İsveç'in Saab firması, Gripen tipi çok amaçlı savaş uçağının insansız modelini geliştirme fikrini değerlendirmeye aldı. Saab'ı bu fikre iten sebep ise, hava kuvvetleri için, bir geleneksel uçak bir de insansız savaş uçağı üretmek yerine tek tip bir uçak gövdesi geliştirmenin daha ucuz olacağı gerçeği. Saab Genel Müdürü Hakan Buskhe, 'Bu, bir uçağın çeşitli görevler için pilotlu mu pilotsuz mu uçacağına dair kararlar alınırken uygun maliyetli çözümler bulma arayışıyla ilgili' diyor. Yalnızca İsveçliler değil, Boeing de F-16 savaş uçakları için benzer bir değerlendirme yapıyor. Avrupalı politikacıların askeri İHA'larla ilgili karşılaştıkları zorluklara rağmen, küresel İHA pazarı, son yıllarda birçok ülkede kısıtlanan askeri bütçelerin büyük oranda dışında tutuluyor. Pazar yılda yüzde 5'e yakın büyüyor ve İngiliz danışmanlık şirketi IHS'nin uzmanlarına göre gelecek 10 yılda da büyümeye devam edecek. Pazar, 2014 ve 2023 yılları arasında 90 milyar dolara kadar çıkacak. Fakat, bu büyümeyi sağlayacak olan, kısa vadede küçüleceği öngörülen ABD savunma pazarı olmayacak. İHA pazarının ABD dışında yıllık büyüme oranının da gelecek on yılda yüzde 10 veya daha fazla olacağı öngörülüyor. IHS danışmanlık kuruluşundan İHA uzmanı Derrick Maple, 'Bu oranın çoğu, kendi sanayilerini geliştiren Rusya ve Çin'den geliyor' diyor ve ekliyor: 'Öncelikli talepleri kendileri için kullanmak fakat özellikle Çin'in ihraç etme isteği var.' Uzman, Rusya'nın da 'gelecek on yılda 10 milyar dolardan fazla harcama amacında olduğunu' belirtiyor ve 'İnsansız savaş araçları üretecekler' diyor. Taranis'in başarısına rağmen, Avrupalı ülkelerin, 2030 yılı sonrasında pilotlu savaş uçaklarının yanında kendi insansız savaş uçaklarını üretip üretmeyecekleri henüz kesin olarak bilinmiyor. İHA uzmanı Maple, 'Çok uluslu programların geliştirilmesi siyasi olarak zorlayıcı bir durum' diyor ve şöyle devam ediyor: 'Ama bana göre bunun üstesinden gelmek Avrupa için bir ihtiyaç, aksi halde ABD ve İsrail'e bağımlı olmaya devam edecekler.'BBC Türkçe
Reklam
11 Soruda Higgs Bozonu Nedir? Ne Değildir?
1. Higgs bozonu nedir? Evrenin başlangıcı kabul edilen Büyük Patlama'nın hemen saniyenin milyonda biri kadar ertesinde ilk parçacıklar da etrafa saçıldı. Bu parçacıklar saf enerjiydi,  bir kütleleri yoktu. Onlara kütle kazandıran mekanizmanın Higgs bozonu olduğu 1964 yılında ortaya atıldı. Dün yapılan açıklamayla da bu 48 yıllık teori deneysel olarak da kanıtlanmış oldu. 2. Higgs parçacığa kütleyi nasıl kazandırıyor? Higgs bozonunun bir diğer adı da 'Higgs alanı.' Higgs mekanizması denen şey, bu alanda gerçekleşiyor. Parçacık alandan geçerken alanla etkileşime giriyor, alan o anda ortadan kayboluyor, parçacık ise kütle kazanıyor. Bu kütle sayesinde atomlar oluşuyor ve nihayetinde biz oluşuyoruz. 3. Higgs'in önemi ne? Parçacıklara kütle kazandırması dışında Higgs'in esas büyük önemi, ilk atomların oluşumunu açıklayan elimizdeki en geçerli teori olan Standart Model'in bel kemiğini oluşturması. Bunu devasa ve bilmediğimiz sayıda parçadan oluşan bir yapboz gibi düşünün. Yapbozun bütün parçalarını bir araya getirsek bile sonunda nasıl bir resimle karşılaşacağımızı da bilmiyoruz. İşte bu devasa yapboz içinde matematik öyle gerektirdiği için olması gereken ama bu sabaha kadar da varlığı kanıtlanmamış olan ana parçalardan biriydi Higgs. 4. Higgs olmasa ne olacaktı? Evrenin başlangıç koşullarında bir 'süper simetri' olduğuna inanılıyor. Bu simetri bir biçimde ve Higgs'in de katkısıyla bozuldu, o sayede evren ve bizler var olabildik. Higgs bozonu olmasaydı, o zaman bizim evrendeki varlığımızı açıklayacak, parçacıkların neden ve nasıl kütle sahibi olduğuna herkesi ikna edip kanıtlanabilecek yep yeni bir teoriye ihtiyacımız olacaktı. 5. Higgs'i nasıl gördüler? Görmediler. Çünkü Higgs görülemez. Bir parçacıkla etkileşime girdiği anda yok oluyor Higgs. CERN'deki bilim insanları onu yok olduktan sonra ortaya çıkan etkilerden hareketle saptayabiliyorlar ancak. 6. Higgs'in varlığından yüzde 100 emin miyiz? Hayır. Tam rakamıyla söyleyecek olursak Higgs'in varlığından yüzde 99.9999426697 oranında eminiz şu an için. Gelecekte CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'ndan gelecek ilave verilerle bu rakam daha da yükselebilir ama hiçbir zaman yüzde 100 olmayacak. 7. Neden yüzde 100 emin olamıyoruz? Bunun sebebi klasik fizikte değil kuvantum fiziğinde yatıyor. Kutantum mekaniğinin meşhur belirsizlik ilkesinin emirleri gereği atom altı parçacıkların konumunu ve hızını aynı anda bilemiyoruz. Bunu bilemediğimiz için de olasılık teorisinden ve bunun matematiğinden yararlanarak çok kuvvetli tahminler yapıyoruz. Mesela yüzde 99. 9999426697 oranında emin olmak şu anlama geliyor: CERN'deki deney 3 milyon kere tekrarlansa bu tekrarlarda ancak 1 kez Higgs'e benzeyen bir şey tesadüfen ortaya çıkabilir. Eğer bir şey yüz seferden 99. 9999426697 seferinde ortaya çıkıyorsa o Higgs'dir. 8. Higgs bulundu diye boyumuz bir karış uzayacak mı? Bunu bilemeyiz. Bilim ve insanlığın doğayı anlama çabasındaki çok önemli bir aşamaydı bu sabahki açıklama. Genellikle böyle önemli bilimsel buluşlar doğrudan olmasa da dolaylı yollarla teknolojiye ve dolayısıyla insanlığın refahına önemli hizmetler yapıyor. Laser teknolojisi kuvantum fiziğinin sonuçlarından biri. Ama bu teknoloji bize önce müzik CD'lerini ve DVD'leri verdi, ardından da devasa bilgi depolama disklerini. Yani Higgs'in insanlığa nasıl bir teknoloji getireceğini, getirip getirmeyeceğini bugünden kestiremeyiz. 9. Buna neden 'Tanrı Parçacığı' deniyor? Aslında bu isim bir şakadan ibaret. Standart Model'i popüler dilde anlatmayı deneyen bir kitabın içinde, parçacığa adını veren Peter Higgs'in 'Şu Allahın belası parçacık da bulunamadı gitti' diye bir cümlesi var. O cümle zamanla kılık değiştirip 'Tanrı Parçacığı' şekline dönüştü. Popüler dilde, özellikle de gazeteler ve televizyonlarda kullanıla kullanıla da yaygınlaştı. 10. Parçacığın Tanrıyla bir ililşkisi var mı? Hayır, bilim buna bakmıyor. Bilimin aradığı cevap Tanrının varlığı veya yokluğu değil, ilk atomların nasıl olup da oluştuğu, evrenin nasıl oluştuğu vs. İnançlı biri çıkıp 'Siz atom nasıl oluştu diye bakıyorsunuz ama Büyük Patlamayı Tanrı yaptı' diyebilir hala. 11. Peki Büyük Patlama nasıl oldu sahiden? Bunu bilmiyoruz. Hatta Büyük Patlama sırasında geçerli fizik kanunlarını da bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, bizim şu anki fizik kanunlarımızın o sırada geçerli olmadığı. Fizikte buna 'tekillik' deniyor. Benzer bir 'tekilliği' kara deliklerin içinde de görüyoruz. Kara delik, ışığın bile dışarı kaçmasına izin veremeyecek kadar güçlü bir çekim kuvveti demek. Dışarı ışık bile kaçamadığı için içinde ne olduğu hakkında ancak spekülasyon yapabiliriz.
Çin'de Dört Kanatlı Dinozor Bulundu
Çin'de dört kanatlı ve uzun kuyruklu yepyeni bir dinozor türü keşfedildi. Changyuraptor yangi (C. Yangi) isimli bu dinozorun mezozoik dönemin sonlarında, Çin'in günümüzdeki Liaoning eyaletinin bulunduğu bölgede yaşamış olduğu düşünülüyor. Dört tane kanadı olmasının yanı sıra bu dinozoru ilginç kılan özelliklerinden biri de kuyruğundaki eşi benzeri görülmemiş uzunluktaki tüyleri. 30 cm'yi bulan bu tüylere iki kanatlı olmayan dinozorlarda şu ana kadar hiç rastlanmamıştı. Bilim insanları, bu uzun tüyler sayesinde C. Yangi dinozorunun uçtuğu sırada ve inerken kendini yavaşlatabildiğini öne sürüyor. C. Yangi'nin 'mikroraptorin' denilen dinozor grubuna ait olduğu düşünülüyor, dört kanat ve kuyruk bu dinozor türünde mevcut. Paleontologlar arasında bu keşfe kadar dört kanatlı canlı türlerinin, iki kanatlı canlı türlerinin evrim sürecinde bir basamak olduğu düşünülüyordu. Fakat C. Yangi'nin bu evrim sürecinin çatallanması sonucu olduğu tahmin ediliyor. Uçuş yetisine sahip canlı türlerinin, günümüzde kuş olarak sınıflandırılan grubunun fizyolojik yapısı dışında da evrim geçirdiği düşünülüyor. C. Yangi'nin iskelet kalıntıları Bohai Üniversitesi ve Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi'nden uzmanların oluşturduğu bir ekip tarafından bulundu. Burnundan kuyruğunun sonuna kadar 132 cm uzunlukta olan bu yeni tür, şu ana kadar rastlanılan en büyük dört kanatlı dinozor. Araştırmacılar bu yeni dinozor türünün arka bacaklarında bulunan çıkıntılı tüyleri uçuş amaçlı kullandıklarını söylüyor. Uzmanlar, C. Yangi'nin uzun kuyruk tüyleriyle uçabildiğini, aksi takdirde o kanat yapısıyla havalanamayacak kadar ağır ve büyük bir canlı olduğunu da belirtiyor. BBC Türkçe
Reklam
Mars'taki Kanallar Sıvı Suyla Oluşmadı
Mars Yörünge Kaşifi (MRO) tarafından ilk kez 2010'da görüntülenen ve sıvı suyun etkisiyle oluşmuş olabileceği belirtilen kanalların, kuru buz etkisiyle ortaya çıktığı belirlendi. NASA, görüntülerini ilk kez Mart ayında açıkladığı su kanallarına ait yapıların sıvı suyla değil, kuru buz etkisiyle oluştuğunu açıkladı. Yeni analizler, Mars'ın yüzeyindeki su kanallarının karbon dioksitin mevsimsel olarak donmasıyla belirdiğini destekledi. Icarus dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan ABD Jeolojik Araştırmalar Astrojeoloji Bilim Merkezi'nden Colin Dundas, 'Yaklaşık beş yıl önce Mars'taki kanalların sıvı su etkisiyle oluştuğunu düşündük... Yaptığımız daha fazla gözlemle kanalların zaman içindeki oluşumu ve değişimini inceledik. Sonuçlar, bu hareketliliğin kışın gerçekleştiğini gösterdi' bilgisini verdi. Bilim insanları Mars'ta su kanallarına ait izleri ilk kez 2000'li yıllarda elde etmiş ve Kızıl Gezegen'de sıvı su bulunma ihtimali heyecan yaratmıştı. Su buharı ve donmuş halde su içerse de, Mars'ın yaşamın kaynağı olduğu kabul edilen sıvı halde suya sahip olduğu henüz kanıtlanmadı. Dundas ve meslektaşları, MRO'nun HiRISE kamerasıyla 2006'dan bu yana üzerinde gözlem yapılan 356 su kanalı yapısına ait fotoğrafları inceledi. İncelenen su kanallarının 38'i, tortu birikimi ve kanallarda genişleme gibi aktif hareketlilik gösterdi. Oluşumların öncesi ve sonrasına ait fotoğrafları analiz eden Dundas ve ekibi, değişimlerin karbondioksitin donduğu kış mevsiminde yaşandığı sonucuna vardı. Kısaca, Mars'taki sıcaklık değişimleriyle sıvı suyun ortaya çıktığı düşüncesi doğrulanamamış oldu. Kuru buz olarak adlandırılan donmuş karbondioksit, Dünya'da doğal olarak bulunmasa da Kızıl Gezegen'de bolca bulunuyor. Su kanallarındaki hareketliliğin, kuru buzun gaz haline geçmesi veya eğimli yüzeylerde biriken tortunun akmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Dundas, 'Mars'taki kanalların Dünya'da eşi bulunmayan bir gözlem imkanı sunduğunu' söylerken, araştırmada yer alan NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan (JPL) Serine Diniega, 'MRO gibi uzun süreli gözlemler yapan uzay araçları sayesinde belli yüzeyler üzerinde sürekli gözlem yapabiliyoruz' diyerek gelecekte daha fazla bilgi sahibi olacaklarını ifade etti. Kaynak: Al Jazeera
LED Çiftlikte Günde 10 Bin Marul
Japon bir bilim insanı, yarı iletken fabrikasını dünyanın en büyük kapalı çiftliklerinden birine dönüştürdü. LED aydınlatmalı çiftlikte her gün 10 bin marul yetiştiriliyor. Bitki fizyoloğu Şigeharu Şimamura, Sony'nin eski bir yarı iletken fabrikasını marul çiftliğine dönüştürdü. Japonya'da Temmuz ayında açılan ve bitkilerin LED aydınlatma ile yetiştirildiği çiftlik, kıtlık, doğal afet ve tahıl ürünlerini etkileyen hastalıkların önüne geçmek için en iyi yöntem olarak kabul ediliyor. Şimamura, bir futbol sahasının yarısını kaplayacak büyüklükteki çiftliğinde her gün 10 bin marul üretiyor. Her biri 15 katlı toplam 18 tarım rafının yer aldığı çiftlikte, 17 bin 500 LED ışık kullanılıyor. Şimamura, 'bitki yetiştirmeyi donanımla bir araya getirmek istediğini' belirterek, oluşturdukları ortamda bitkiler için daha fazla gün ve gece ayarı yaptıklarını, ayrıca aydınlatmayı ve ortamdaki şartları kontrol ederek en iyi fotosentez düzenini sağladıklarını söyledi. LED aydınlatma, ısı ve nemi kontrol edebilen Japon araştırmacılar, marulları doğal ortamda verilen su miktarının sadece yüzde 1'iyle büyütüyor. Şimamura, marulların kontrollü ortamda doğal ortamdakinden 2.5 kat daha hızlı geliştiklerini belirtti. Japonya, Mart 2011'de yaşanan yıkıcı depremin ardından en fazla zarar gören yer olan Miyagi bölgesinde LED çiftlikler kurmayı planlıyor. Şimamura, 'yakın zamanda gerçek tarım sanayileşmesine başlayacaklarını' söyledi. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Ay'da 440.000 Dönüm Arsa Sahibi Türk
Emre Özerginli hakkında fazla bilgi sahibi değiliz, sadece Moon-Star Limunary adlı aracı şirketin sahibi vede Ay'da arsa satan çeşitli şirketler ile çalıştığını biliniyor.Bunun yanında yurtdışında bilim ve teknoloji dergilerine vede portallara çeşitli beyanatlar vermesiyle adından söz ettirmiştir.Özellikle yer altından çıkabilecek değerli madenler, minareller ve Ay'ın A.B.D'nin eyaleti olması gerektiği konusunda.    Emre Özeginli'nin ardından zirveye doğru 630.000 dönüm ile Tom Cruıse, 700.000 dönüm ile Bill Gates, 880.000 dönüm ile eski A.B.D başkanı George H.W.Bush, 1.000.000 dönüm ile ünlü Rus iş adamı Roman Abramoviç, listenin zirvesinde ise 1.500.000 dönüm ile iş adamı David M.Rothschild bulunuyor.   Peki nasıl olabiliyor da Ay'da arsa sahibi olunabiliyor, bilimsel ve hukuksal bir dayanğı var mı işte yapılan açıklama;Amerikalı bir avukat olan Dennis Hope, 1980 yılında Birleşmiş Milletler Uzay Antlaşması yasasındaki bir boşluğu fark ederek, Ay'ı kendi üzerine tescil ettirdi. Yasada hiçbir ülkenin uzaydaki bir gezegen üzerinde hak iddia edemeyeceği yazıyordu. Hope bu maddeye dayanarak; ülkelerin gezegenler üzerinde herhangi bir hak iddia edemeyeceği, ancak şahısların toprak satın almasında herhangi bir kısıtlayıcı madde olmadığını farketti ve Ay'ı kendi adına tescil ettirdi ardından Beyaz Saraya, Kremlin'e ve birleşmiş milletlere bir mektup yazıp Ay'ın artık kendi tescilinde olduğunu bildirdi hatta belgelerini ve kendi hazırladığı tapu örneğini de gönderdi olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt gelmeyince de kanuni süreç başlamış oldu ve Ay'ı kendi üzerine tescil ettirdi. Hope Ay`ı her biri 4 bin metrekarelik 5 milyon parsele bölerek satışa çıkardı.Bakalım Türkiye'den Emre Özerginli'den başka bu büyük çapta başka yatırımlar olacak mı?Bekleyip görecez.
Mekandan Hatun Kaldırmak İçin 18 Altın Kural
Mekandan kız kaldırmak bir Türk erkeği için; sünnet, ehliyet, askerlik gibi tamamlanması gereken bir görevdir. Bu tarihi adımı atamamış hiç bir erkeğin tam olarak hayat çizgisini doğru olarak devam ettirdiğinden bahsedilemez. Şimdi birbirimizi kandırmayalım bu ülkede yaşayan erkeklerin ancak %1'i bu ulvi görevi yerine getirmiştir. Geri kalan %99'un bir kısmı ya bu işi beceremeyeceğini baştan kabul etmiştir, ya da 'Ben de yaptım' diye yalan söylemektedir. Yalana ve boyun eğmeye gerek yok arkadaşlar. Bu listedeki 18 şeyi kesinlikle yapmadığınız sürece şans size de gülecektir. Koca yaz boş kollarla geçmez, haydin barlara gece kulüplerine bilimum hatun bulunası yerlere koşun, vatan sizden hizmet bekler!
Bunları Biliyor Musunuz?
Hayata dair her zaman her şeyi bilemeyebiliriz. Bakalım bunları biliyor musunuz?-Bilim insanlarına göreIQ’nuz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.-Filler zıplayamayan tek memelidir.-Mide asidiniz bir jileti eritebilir.-Hapşurduğunuz zaman kalbinizde dahil tüm fonksiyonlarınız durur.-Yaşamınız boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyiyorsunuz.-Eğer çok şiddetli hapşırırsanız kaburgalarınızı bile kırabilirsiniz.-Çakmak kibritten önce bulunmuştur.-Diş minesi vücudunuzun her sert yeridir.-Zürafaların ses telleri yoktur.-İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.-Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.-Sevdiğiniz birisine bakarken göz bebekleriniz genişler.-Bir karınca kendi ağırlığından 50 kat fazla ağırlık taşıyabilir.-Kangurular geri geri yürüyemez.-Dünya’ya her yıl düşen yağış miktarı eşittir.-Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km.-Hastalıkların çoğu strese bağlı oluşmaktadır.-Aşırı stresli insanlar daha zor öğrenir çünkü stres, beynin direkt öğrenme ile ilgili bölümünü etkiler.-Kedi sahibi olan insanların kalp krizi geçirme riski % 30 daha azdır.-Her saniyede 1 sayıyı okuyarak bile 1 trilyona kadar saymanız 31 bin 688 yıl sürer.-Kanada’daki çeşme suları,şişe sularından daha temiz ve sağlıklıdır.-Gözdeki çekiklik aşağıya doğruysa Japon, kulak hizasındaysa Çinli, yukarıya doğru ise Koreli’dir.-Ruj eski Mısırda icat edilmiştir.-Beyin vücudunuzun ağırlık olarak %2′sini oluşturmasına rağmen bütün enerji ihtiyacınızın %20′sini kullanır.-Çok uyumak ve sürekli uyku hali, bir depresyon belirtisidir.
Reklam