Daha Okumadıysanız!.. Türk Edebiyatı'na Damga Vuran 20 Büyük Eser
Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, her yıl farklı bir konuda düzenlediği geleneksel yıllık soruşturmalarının sekizincisinin sonuçlarını Şubat-Mart, 44. sayısında açıkladı. 249 yazarın katıldığı bu geniş soruşturma sonunda ortaya çıkan 40 kitaplık liste, bir belge olma niteliğinde. Edebiyatımızın ve toplumumuzun en değerli nesneleri olma özelliğindeki bu eserlerin listesi; hem meraklısı, hem de edebiyatla yeni tanışanlar için başvurulacaklar arasında. Not: Bu liste de diğer tüm listeler gibi kimisine eksik gelebilir. Doğaldır da; çünkü edebiyat çok kişisel bir şeydir. Yorumlarınızla bu listeyi tamamlada  yardımcı olursanız sevinirim. İşte ilk 20: _Kaynak: http://notoskitap.com/notos-44/_
İşte Mustafa Sarıgül'ün 'İstanbul' Projeleri
CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül, İstanbul için hazırladığı 200 projeden 28'ini kamuoyuyla paylaştı.CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül, İstanbul için hazırladığı projeleri açıkladı. Bütün projelerin bilim kurulu üyelerine danıştıklarını ifade eden Mustafa Sarıgül, hukuk ve bilim öncülüğünde yapılamayan hiçbir projeyi kabul etmediklerini söyledi. Yerel seçimlere kısa bir süre kaldığını ifade eden Mustafa Sarıgül, 'Burada size sunacağımız projeler yaklaşık iki yıllık bir çalışmanın ürünü. İstanbul'un tüm sorunlarını değerli bilim insanlarıyla, uzmanlarla masaya yatırdık. Yaklaşık 200 proje oluşturduk. Bunlar arasından 28 projeyi sizlere sunuyoruz. Tüm projeler bizim fikir önerilerimizdir. Proje önerilerimiz, 30 Mart'tan sonra, ilgili STK'lar, akademisyenler, siyasi partilerin temsilcileri ve yurttaşlarımızın görüşleri alınarak ve proje yarışmaları düzenlenerek, tasarlanacak ve hayata geçirilecektir' diye konuştu. 'ÖTEKİSİ OLMAYAN BİR İSTANBUL İÇİN GELİYORUZ' Hazırladıkları projelerin tamamının bilim ve hukukun öncülüğünde hazırlandoğını ifade eden Sarıgül şunları söyledi; 'Tam 20 yıldır aynı anlayış İstanbul'u yönetiyor. 20 yıl sonra gelinen yer maalesef şudur: Dünyada yaşanabilir kentler sıralamasında 109. sıradayız. 20 yıl oldu, artık yoruldular, toplumu da yordular. İstanbul yeni bir ses, yeni bir nefes, yeni bir enerji arıyor. Hiç kimse merak etmesin; İstanbul değişime hazırdır! Ötekisi olmayan bir İstanbul için geliyoruz. Yaptıklarına teşekkür ederiz, biz daha iyisini yapacağız. 30 Mart'tan itibaren İstanbul'da 'benim doğrularım' dönemi bitecek, 'kentin doğruları' dönemi başlayacak. Kin, nefret, sevgisizlik dönemi bitecek, sevgi, barış, dostluk dönemi başlayacak. Asla ötekimiz olmayacak; yurttaşlarımızın yüzde yüzünü kucaklayacağız. 30 Mart'tan itibaren İstanbul'da adamı olanın değil, hak edenin işini yapacağız. Bireylerin değil, toplumun çıkarına hizmet edeceğiz. Doğanın, bilimin, hukukun onaylamadığı, halkın yararına olmayan hiçbir projeye imza atmayacağız.' 'İSTANBUL'DA PLANLI GELİŞİM DÖNEMİ BAŞLAYACAK' 'İstanbul'da planlı gelişim dönemini başlatacağız' diyen Mustafa Sarıgül, 'Tüm fiziksel, sosyal, ekonomik planları güncelleyeceğiz. Artık her uygulama planlı olacak. İstanbul'umuzun suyunu, havasını, denizini, toprağını, yeşilini, ormanını, kimliğini, kültürünü, tarihi dokusunu en iyi şekilde koruyacağız ve geleceğe taşıyacağız. İstanbul'un çevre değerlerine sahip çıkacağız. Kuzey ormanlarını, su havzalarını, tarım alanlarını koruyacağız. Önümüzde ciddi bir su problemi var. Planlanan barajları mutlaka yapacağız. Ayrıca deniz suyundan kullanım suyu elde edilmesi için gerekli etütleri hemen başlatacağız' dedi. 'KENTSEL DÖNÜŞÜM' DEĞİL, 'KENTSEL GELİŞİM' Kentsel dönüşümü kentsel gelişim olarak adlandırdıklarını belirten Mustafa Sarıgül, 'Kentsel dönüşümü yıkım ve mutsuzluk olmaktan çıkaracağız. Kentsel dönüşüm değil, kentsel gelişim diyoruz. Kentsel gelişimde yurttaşlarımızın tüm haklarını koruyacağız. Tapu ve 2-B'den kaynaklanan sorunları mutlaka çözeceğiz. Hiç kimse mağdur olmayacak. İstanbul ortaklığı projemizle, toplumsal mutabakata dayalı doğru ve yerinde dönüşüm sağlayacağız. Kesinlikle yüreklerde deprem korkusu kalmayacak. Binalarımızı güçlendireceğiz. İstanbul'umuzu depreme karşı hazırlıklı hale getireceğiz' şeklinde konuştu. 'RAYLI SİSTEMİN PAYINI YÜZDE 50'YE ÇIKARACAĞIZ' Mevcut yönetimin ulaşımda 5 katrilyon harcadığını fakat ulaşım problemini çözemediğini ifade eden Sarıgül, 'İstanbul'da ulaşım bugünkü gibi plansız projelerle çözülemez. Çözüm; daha fazla, daha konforlu, daha hızlı entegre toplu taşımadır ve bu, imkansız değildir! Öncelikle ulaşım ana planını güncelleyeceğiz. Ulaşımda da her şey planlı olacak. Ulaşımı tek elden yöneteceğiz. İstanbul'un ulaşımında metroya ve raylı sisteme öncelik vereceğiz. Raylı sistemin toplu ulaşımdaki payı yüzde 20. Oysa dünya metropollerinde bu oran yüzde 70 ile 90 arasında. 20 yılda, İstanbul'da yapılan metro 68 kilomtere. Oysa, Şangay'da 18 yılda 437 kilometre, Yeni Delhi'de 10 yılda 190 kilometre metro yapılabildi. Biz, raylı sistemin payını hızla yüzde 50'ye çıkaracağız' ifadelerini kullandı. 'İSTANBUL'A DENİZDEN BAKACAĞIZ' 'İstanbul'a denizden bakacağız' diyen Sarıgül, deniz ulaşımını güçlendireceklerini belirterek, 'Deniz ulaşımının toplu ulaşımdaki payını yüzde 4'ten yüzde 10'a çıkaracağız. Toplu ulaşım ağını büyük otoparklar ve aktarma merkezleriyle birbirine bağlayacağız. Özel taşımacıların gücünden daha etkin yararlanacağız. Bütün bu önlemlerle, İstanbul'da trafik çilesine kademeli olarak son vereceğiz' dedi. İstanbul'da atık suların yüzde 72'si arıtılmadan denize verildiğini ifade eden Mustafa Sarıgül, 'İSKİ kayıtlarında bu açıkça görülüyor. Biz, bu ayıba son vereceğiz. İleri biyolojik arıtma sistemlerini mutlaka hayata geçireceğiz. Yenilenebilir enerji önemli. İBB olarak yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kendi elektriğimizi kendimiz üreteceğiz. Bu yolla, İBB'nin elektrik maliyetini azaltacağız. Bu kaynağı sosyal projelere aktaracağız' şeklinde konuştu. '2 BÜYÜK KENT PARKI YAPILACAK' İstanbul'da yeşil alanlara öncelik vereceklerini dile getiren Mustafa Sarıgül, 'Aktif yeşil alanlarımız çok az. Kişi başı aktif yeşil alan, New York'ta 29 metrekare, Londra'da 27 metrekare, Stockholm'de 87 metrekare, İstanbul'da ise 2 metrekarenin altında. Yeni parklar ve aktif yeşil alanlar oluşturarak, İstanbul'umuza nefes aldıracağız. Anadolu yakasında, İçerenköy'deki hal arazisi ile Avrupa yakasında, 4. Levent-Maslak arasındaki golf kulübü arazisini dünya ölçeğinde kent parkı yapacağız. Tüm ilçelerde parkları, aktif yeşil alanları yaygınlaştıracağız' diye konuştu. Bisiklet yollarını yapacaklarını da sözlerine ekleyen Mustafa Sarıgül, 'İstanbul'umuzun, mümkün olan her noktasında, kesintisiz yaya ve bisiklet yollarına önem vereceğiz. İlk örnek olarak, Eminönü ile harbiye arasını, kesintisiz bir yaya yolu olarak düzenleyeceğiz' dedi. 'İSTANBUL, KÜLTÜR VE TURİZMİN BAŞKENTİ OLACAK' İstanbul'u kültür ve turizm başkenti; bir dünya markası yapacağını ifade eden Mustafa Sarıgül, 'İstanbul'u dünya turizminin göz bebeği haline getireceğiz. İstanbul'un tarihi ve doğal zenginliklerini turizmle daha çok buluşturacağız. Turizm alt yapısını geliştireceğiz. Anadolu çok önemli yakasına bir kongre merkezi yapacağız. Kruvaziyer liman projesini tamamlayacağız. İstanbul'u festivaller şehri haline getireceğiz. İstanbul'u dünyada çok daha etkin şekilde tanıtacağız. İstanbul'u Londra'yla, Paris'le yarıştıracağız. Hedefimiz bugün 10 milyon olan turist sayısını 25 milyona çıkarmak; İstanbul'un turizm gelirlerini hızla artırmaktır. İnanıyorum ki; İstanbul'da turizm şahlandığı zaman, işsizlik de azalacaktır' dedi. Tarihi yarımadanın önemine vurgu yapan Mustafa Sarıgül, 'Tarihi yarımada İstanbul'un en büyük hazinesi yatmaktadır. Ne yazık ki, bu hazine sahipsizdir, bakımsızdır. Tarihi yarımadayı, bir bütün olarak ele alacağız. Evrensel koruma kültürü ilkelerine uygun olarak, şanına yakışır hale getireceğiz. Bu çalışmalarla, tarihi yarımadayı açık bir müze kent haline gelecektir. Haliç'i, Eyüp Sultan odaklı, bir doğa ve kültür vadisi haline getireceğiz. Eyüp Sultan'da inanç turizmini öne çıkaracağız. Haliç Vadisi, İstanbul'un yeni cazibe merkezi olacak. UNESCO dünya mirası listesinde yer alan Yedikule ve fetih surlarını restore ederek turizme kazandıracağız. İstanbul'un tarihi hanlarını aslına uygun şekle getireceğiz' diye konuştu. 'GEZİ PARKI, PARK OLARAK KALACAK' Meydanların kentler için önemli olduğuna dikkat çeken Sarıgül, 'İstanbul'un tarihi meydanları, yanlış mimari uygulamalarla tarihi kimliğinden uzaklaştırılıyor. Meydanlar kentlerin yüzüdür. Yurttaşların buluşma alanıdır. Demokrasi, özgürlük, kültür-sanat mekanlarıdır. Proje yarışmalarıyla, İstanbul'umuzun 6 ana meydanını yeniden düzenleyeceğiz. Bu meydanlar, Taksim, Kadıköy, Üsküdar, Aksaray, Beyazıt, Beşiktaş meydanlarıdır. Gezi parkı ise, park olarak kalacak. Ayrıca, 39 ilçede 39 yaşam meydanı yapacağız. İstanbul beton meydanlara değil, demokrasi, özgürlük, kültür ve sanat meydanlarına sahip olacak. İstanbul'un her ilçesinde, ilçenin ve bölgenin özelliklerini de gözeterek, Abdi İpekçi Caddesi benzeri İstanbul'da marka caddeler yapacağız' şeklinde konuştu. AKM, HİZMETE AÇILACAK Kültür merkezlerinin sayısını arttıracaklarını ifade eden Mustafa Sarıgül, 'İstanbul'a 3 büyük kültür merkezi kazandıracağız. Öncelikle Atatürk Kültür Merkezi'ni hızla onaracağız ve İstanbul'un hizmetine sokacağız. Kadıköy'de bir su kenarı yapısı olarak simge bir opera binası yapacağız. Tepebaşı'nda da İstanbul'a yakışır bir konser salonu yapacağız. Ayrıca, 39 ilçede kültür-sanat merkezleri yapacağız. İstanbul müzeler açısından da yetersiz bir noktada. Öncelikle, var olan müzelerimizi destekleyeceğiz, geliştireceğiz. Ayrıca Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarını, çevreleriyle birlikte değerlendirerek, proje yarışmasıyla, dünya çapında iki kent müzesi haline getireceğiz' diye konuştu. 'İSTANBUL'A OLİMPİYATLARI KAZANDIRACAĞIZ' Amatör spor kulüplerini destekleyeceğini dile getiren Sarıgül, 'Bin 600 tane spor kulübü var. Sporcu fabrikaları açacağım. Olimpiyat stadını, yeni tesislerle bir olimpik park haline getireceğiz. Geleceğin şampiyonları İstanbul'da yetişecek. Olimpiyatları İstanbul'a kazandıracağız. Arda hariç o rakamı bir ardada yakalayamıyoruz. Çocuklarımız için her hafta sonu ücretsiz tiyatro ve sinema gösteriminden ücretsiz yaralanacak. İstanbul'un her ilçesinde organik pazarlar kuracağız' ifadelerini kullandı.'İSTANBUL'A HAYVAN KÖYÜ KURULACAK' İstanbul'un iki yakasına iki hayvan yaşam köyü kuracaklarını ifade eden Sarıgül, 'Kısırlaştır, sahiplendir' projesini de etkin olarak hayata geçireceğiz. Sinema endüstrisi için doğal çekim platoları kuracağız. Film stüdyolarını kurulmasını teşvik edeceğiz. İstanbul doğal çekim platoları, dünya sinemasının yeni cazibe merkezi haline gelecek. Hollyvoda rakip film stüdyolarını hayata geçireceğiz. Yüzlerce oyuncu buraya gelecek İstanbulun tanıtımına katkı bulunacak' dedi. İHA
Sevgiliye Hediye Edilecek En Güzel 10 Kitap
İnsanoğlu’nun kısacık yaşamında aradığı yegane şey sevgi ve bu anlamlı duygu yerini bulduğunda karşınızdaki kişiye dünyaları vermek istemeniz son derece anlaşılır bir duygu. Çoğu zaman hepimizsevgiliye hediye fikirleri bulmak konusunda zor anlar yaşayabiliriz, bunun için sevgilinize hediye edebileceğiniz en güzel 10 kitap adlı bir makale hazırlamaya karar verdim.Hediye alırken erkek sevgiliye hediyeve kadın sevgiliye hediye diye iki ayrı kavram olsa da sanırım bu “kitaplar” için geçerli değil, aşağıda sizler için hazırladığım listenin çok güzel duygular ile karşılık bulmasını diliyorum.
Roketsan 'Cirit'i Avrupa'da Görücüye Çıkaracak
Roketsan tarafından geliştirilen, sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet ile sınıfının en uzun menzilli füzesi olan 'CİRİT' Avrupa'da görücüye çıkacak. Roketsan Genel Müdürü Selçuk Yaşar, sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet ile sınıfının en uzun menzilli füzesi olan CİRİT'in mayıs ayında Almanya'da düzenlenecek bir fuarla Avrupa'da tanıtılacağını belirterek, 'CİRİT'in başarısını Avrupa ülkelerine taşımak istiyoruz. CİRİT, Avrupa'da görücüye çıkacak, büyük bir lansman olacak' dedi. Son yıllarda büyük bir atılım gerçekleştiren Roketsan ve Türk savunma sanayisi ürünleri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulunan Roketsan Genel Müdürü Yaşar, hafif zırhlı/zırhsız sabit ve hareketli hedeflere karşı yüksek hassasiyet ile sınıfının en uzun menzilli füzesi olan CİRİT'in Avrupa'da görücüye çıkacağını söyledi. CİRİT'in Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki kalifikasyonunun tamamlandığını ifade eden Yaşar, 'Çok başarılı sonuçlar alındı. 2013 başında 190 milyon dolarlık bir ihracatımız olmuştu. Bu başarılı bir sonuçla, Birleşik Arap Emirlikleriyle ilişkilerimizin giderek daha da artacağını düşünüyoruz. Zaten CİRİT füzemiz oradaki 4'üncü projemiz' diye konuştu. Yaşar, CİRİT füzesine gösterilen ilgiden dolayı memnuniyet duyduklarını dile getirerek, füzenin Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Orta Doğu bölgesine ve Türkiye ile dost ülkelere ihracat şansının giderek arttığını, uzun vadede de bu potansiyellerini güçlendirmek istediklerini vurguladı. İhracat pazarlarının giderek çeşitliğine dikkati çeken Yaşar, şunları kaydetti: 'Avrupa'daki helikopter üreticileriyle çalışıyoruz. Mayıs ayında Almanya'da Türkiye'nin de katılacağı çok büyük bir fuar gerçekleştirilecek. Burada CİRİT füzeminizin başarısını Avrupa ülkelerine taşımak istiyoruz. Avrupa'nın da önemli helikopter üreticileri var. Bunların ihraç ettiği ülkelere CİRİT'in helikopter üzerinden başarıyla atılabilen bir sistem olması dolayısıyla, helikopter üreticileriyle işbirliği yapıp 3. ülkelere füzemizi pazarlama hedefimiz var. Gayet de olumlu ilerliyoruz. CİRİT, Avrupa'da görücüye çıkacak, büyük bir lansman olacak.' CİRİT füzesinin özellikleri Roketsan tarafından tasarlanan 2,75” Lazer Güdümlü CİRİT füzesi, ucuz ve hassasiyeti düşük güdümsüz roketler ile yüksek maliyetli güdümlü Anti-Tank füzeleri arasındaki boşluğu doldurmak amacıyla tasarlandı. CİRİT, Roketsan tarafından geliştirilmiş olan standart CİRİT POD'undan ve Akıllı POD'dan atılabiliyor. Akıllı POD, sahip olduğu platform ile iki yönlü veri iletişimi ve envanter bilgisi sağlama özellikleri ile CİRİT füzesinin etkinliğini arttırmaktadır. CİRİT, yükleme ve boşaltmayı kolaylaştıran tüp komplesi içerisinde bulunuyor. Füze, aerodinamik yapısı ve kompozit katı yakıtlı motoru sayesinde, klasik 2,75” füzelere göre, 8 kilometre ile sınıfının en uzun menziline sahip. Ayrıca CİRİT füzesi çok maksatlı (Zırh Delici, Anti-Personel ve Yangın Çıkarıcı) harp başlığı ile birlikte yüksek infilaklı harp başlığı opsiyonlarını da barındırıyor. Sistem, çeşitli platformlara (Helikopter, insansız hava aracı, kara aracı, sabit platform, hafif saldırı uçağı, deniz platformu) entegre edilebiliyor. Ulusal füze ve roket programlarının öncüsü Roketsan 1988 yılında ulusal füze ve roket programlarında öncü olmak üzere Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla kurulan ROKETSAN, bugün Türkiye savunma sanayinin teknoloji üreten stratejik merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Roket ve füze sistemleriyle ülke savunmasına hizmet eden ROKETSAN, özgün ürünleri ve ileri teknolojisi ile yurt içinde ve yurt dışında birçok firmayla çalışıyor. Yapısal, termal, mekanik tasarımlar, iç balistik, güdüm-kontrol, silah sistemleri, aerodinamik, kompozit malzeme, yakıt sistemleri ve harp başlığı teknolojilerinde uzmanlaşmış olan ROKETSAN, ulusal ve uluslararası projelerin güvenilir ortağı olarak görülüyor.veteknoloji
Reklam
NASA'nın Yayınladığı Nefes Kesen 10 Uzay Fotoğrafı
NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi, geçtiğimiz günlerde ödül alan ve gişe rekorları kıran 'Gravity' filmine atfen flicker'da 'gravity' başlıklı fotoğraflar yayınladı.Uluslararası Uzay İstasyonu, Uzay Mekiği, NASA astronotları ve uzaydan yakalanan Dünya'nın çeşitli görüntüleri gerçekten nefes kesici...
Reklam
Dolunay İle Süper Yaratıcı Fotoğraflar Çektiren Adam
Fotoğrafçılığın inceliklerini herhangi bir okula gitmeden kendi kendine öğrenen Arnavut fotoğrafçı Adrian Limani model olarak kardeşini kullandığı ve 'playing with the full moon' (dolunay ile oynamak) ismini verdiği fotoğraf serisini yayınladı.Çok yaratıcı ve eğlenceli bir fotoğraf serisiyle karşı karşıyayız...
İnalcık: ''Rusya'nın Kırım Hamlesi Türkiye'ye Yönelik Bir Tehdit''
Dünyaca ünlü Türk tarihçi Halil İnalcık, Kırım'ın Rusya için Anadolu'yu, Boğazları, İstanbul'u tehdit etme noktasında bir atlama eşiği olduğunu belirterek, 'Kırım, Türkiye'yi tehdit etmek için bir merkezdir. Bugün Sivastopol'da, Ukrayna'ya bağlı olmasına rağmen Rus hakimiyeti vardır. Bu neye yöneliktir? Türkiye'ye, Boğazlara ve İstanbul'a yönelik bir tehdittir' dedi. Aslen Kırım Türk'ü olan İnalcık, Ukrayna'da ortaya çıkan krizin ardından Rusya'nın Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde etkisini iyice artırması ve Kırım'da parlamentonun Rusya'ya bağlanma kararı almasına uzanan gelişmelerin tarihsel arka planını değerlendirdi. Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2 bin bilim adamı arasında gösterilen Prof. Dr. Halil İnalcık, Kırım'ın tarih sahnesindeki önemine işaret etti. Kırım'ın 1475'te Fatih Sultan Mehmet döneminde Gedik Ahmet Paşa tarafından fethedildiğini hatırlatan İnalcık, Kırım Hanlığının Osmanlı Devleti ile birleşmesinin, Osmanlı İmparatorluğunun Doğu Avrupa'daki gelişmeleri kontrol etmesini temin ettiğini belirtti. İnalcık, Evliya Çelebi'nin de Kırım Hanlığını, kuzeyden gelen tehlikelere karşı bir 'sedd-i sedid' (sağlam bir duvar) olarak gördüğünü söyledi. TATAR YANLIŞ BİR TERİM, ASIL SÖYLENMESİ GEREKEN KIPÇAK TÜRKÜDÜR Rusya İmparatorluğu'nun, Osmanlı denetimindeki Kırım Türklerini tarih boyunca değişik dönemlerde istila etme ve topraklarına katma girişimlerinde bulunduğuna vurgu yapan İnalcık, Kırım'daki Türkler için Tatar ifadesinin kullanılmasına tepki gösterdi. 'Bir yanlışı düzeltmek istiyorum' diyen İnalcık, şöyle devam etti: 'Tatar ismi Moğolcadır. Doğu Avrupa'ya 1240'larda gelen Moğol ordularında Tatarlar vardı. Buradaki Kırım Hanlığını Osmanlı aldıktan sonra, diğer bölgeler Altınordu Moğol Hanlığına tabiydiler. Moğol devletinin tebası olarak bunlara Tatar denildi. Tatar yanlış bir terimdir, asıl söylenmesi gereken Kıpçak Türkü'dür. Kıpçak Türkü'nün lugatı neşredilmiştir, Kıpçak lehçesi vardır. Tatarlık iddiasında bulunmak Moğolluk iddiasında bulunmaktır. Rusya bunu bildiği için kendi nüfuzunu kurmak istediği bütün Türk illerinde Tatar unvanını kullanır. Bugün Azerilere bile Tatar der, oysa ki Azeriler Anadolu Türkü'dür.' TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDA KIRIM MÜCADELESİ Son Moskova knezi ve ilk Rus çarı 'korkunç' lakaplı 4. İvan'ın, Kazan'ı ve bugünkü Polonya'nın bir kısmını alarak Doğu Avrupa'ya hakim olduğunu belirten İnalcık, 'Rus İmparatorluğunun bundan sonra bütün hedefi Kırım Hanlığını da alıp Karadeniz'e girmekti. Kırım Hanlığı, güçlenen Moskova İmparatorluğuna karşı Osmanlı'yı koruyan bir setti. Buna karşın Rus Çarlığı, Kazak denilen grupları Astrahan'dan, Kafkasya'dan, Terek Irmağından gelen, Don Kazaklarını, Terek Kazaklarını, kendi ön kuvvetlerinde kullanarak Osmanlı'nın nüfuz ettiği bölgelere karşı seferlere başladı. Türkiye ile Rusya arasındaki Kırım mücadelesi böyle başlamıştır' diye konuştu. RUSLAR BİZANS'IN VARİSİ İDDİASIYLA İSTANBUL'U İSTEDİ İnalcık, 1774'te sonuçlanan Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Rusların Kırım'ı tekrarlanan akınlarla istila etme girişimlerinin olduğunu ve Küçük Kaynarca Anlaşması ile Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmek için bağımsız hale getirdiğini, 1783'te nüfusunun çoğunluğunun Kıpçak Türklerinin oluşturduğu Kırım'ı işgal ettiğini anlattı.Ünlü tarih profesörü İnalcık, 'Kafkasya dahil olmak üzere bütün Karadeniz sahili Rusya'nın hakimiyeti altına girdi. Rusya, bütün Karadeniz'i hakimiyeti altına alınca eski Bizans'ın varisi olmak iddiası ile İstanbul üzerinde hak iddia etmeye başladı. Böylelikle Karadeniz kuzeyinde de Rusları yerleştirmek, Kırım'ı Rus vilayeti haline getirmek için nüfus politikası güttüler' değerlendirmesini yaptı. KATİL STALİN TÜRKLERİ SÜRGÜNE GÖNDERDİ Sovyetler Birliği zamanında Stalin döneminde de bu uygulamanın devam ettiğini belirten İnalcık, 'Stalin, bir gece Rus kuvvetlerini gönderip, bölgedeki 300 bin Kırım Türkünü, Türk nüfusunu bertaraf etmek için hayvan vagonlarına doldurup Orta Asya'ya, Urallara sürdü' dedi. KIRIM, TÜRKİYE'Yİ TEHDİT ETMEK İÇİN RUSLAŞTIRILDI Kırım'ın Rusya için Anadolu'yu, Boğazları, İstanbul'u tehdit etme noktasında bir atlama eşiği olduğunu ifade eden İnalcık, 'Kırım, Türkiye'yi tehdit etmek için bir merkezdir. Bugün Sivastopol'da, Ukrayna'ya bağlı olmasına rağmen, Rus hakimiyeti vardır. Bu neye yöneliktir? Türkiye'ye, Boğazlara ve İstanbul'a yönelik bir tehdittir' dedi.Halil İnalcık, Türkiye'nin bu durumu önlemek için Batı ülkeleri ile ve üyesi olduğu NATO gibi uluslararası kuruluşlarla işbirliğini devam ettirmesi gerektiğini belirtti. Rusların Kırım'da toplam nüfusun yaklaşık yüzde 60'ını teşkil ettiğine dikkati çeken İnalcık, şunları kaydetti:'Kırım, Türkiye'yi tehdit etmek için Ruslaştırılmıştır. Bu hakikati bilmemiz lazım. Sürgünden kaçıp gelen zavallı Kırım Türkleri nispeten çok daha az durumdadırlar. Bizim vatanımızı zorla elimizden alıp Türkiye'yi tehdit etmek için Kırım'ı Ruslaştırmıştır. Bu hakikati bilmemiz lazım. Putin bugün askerini Kırım'a getiriyor ve diyor ki 'Kırım Rus'tur, bizim tebaamızdır'. Bütün hikaye bundan ibarettir.' NEO-AVRASYACILIK TÜRKİYE İÇİN TEHLİKEDİR İnalcık, 'Neo-Avrasyacılık' diye tanımladığı Rusya'nın bugünkü amacına, Kırım'ı kendi kontrolü altına alarak ulaşmaya çalıştığına vurgu yaptı. 'Putin'in tekrar bir Çarlık imparatorluğu kurma teorisi var' diyen İnalcık, şunları söyledi: 'Rus politikasının bugünkü temeli, Avrasyacılık'tır. Bunu 'Neo-Avrasyacılık' diye daha yumuşak hale getirmiştir. Rusya, 'Polonya'dan, Orta Asya'ya kadar olan milletlerin bulunduğu bölge, kültür bakımından Ruslara bağlı idi asırlarca, bunu ihya etmek lazımdır' düşüncesindedir. Avrasyacılık anlayışı, biz kardeşiz, sizi Rusya olarak Avrupa'da ve Asya'da sizi koruyoruz, kültürümüzü yayıyoruz anlayışı Gorbaçov döneminde bitti. Kırgızistan, Türkmenistan, Ukrayna gibi milletler bağımsızlıklarına kavuştu. Putin'in bütün gayreti Avrasyacılık teorisiyle, Rusya hakimiyetini yine bu bölgelerde ihya etmektir. Rus boyunduruğu altında bu milletleri toplamaktır. Neo-Avrasyacılığın neticesi Türkiye için tehlikedir. Putin'in bugün Kırım'a ordularını gönderme sebebi Çarlık Rusya'sını ihya etmektir'. Star
Reklam
'Kemerlerinizi Bağlayın' (Ferzan Özpetek) Filminin Türkçe Altyazılı Fragmanı
'Kemerlerinizi Bağlayın' (Allacciate le cinture) filminin Türkçe altyazılı fragmanı yayında!Ferzan Özpetek'in son filmi 10 yıldan fazladır evli olan bir çiftin öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Kadrosunda bu sefer Türk oyuncu yer almayan yapımda, Kasia Smutniak, Francesco Arca, Filippo Scicchitano, Elena Sofia Ricci, Carolina Crescentini ve Paola Minaccioni oyuncu olarka yer alıyor.Bir kadın ve iki erkek... Genç kız Elena, kendisini iki farklı şekilde seven Antonio ve Fabio adlı delikanlıların arasında bölünüyor. Ve bir gün, yaşanan sarsıcı bir gelişmeyle türbülansa kapılıyorlar. 'Kemerlerinizi Bağlayın' (Allacciate le cinture) filminin Türkçe altyazılı fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Çin Seddi'nin Sonunu Hiç Merak Ettiniz mi?
Çin Seddi, Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanır. Dünyanın en uzun savunma duvarıdır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.
Gerçek Kesit'in Tüyler Ürpertici Fon Müzikleri
Bir zamanların efsane televizyon klasiği, bilinçaltımızın korku dolabında onlarca malzeme birikmesini sağlayan program Gerçek Kesit'in tüyler ürpertici müziklerini hep birlikte hatırlayalım.Gerçek Kesit'in uzun bir dönem Bursa'da çekildiğini biliyor muydunuz?... Flash TV doksanlı yıllarda Bursa merkezli bir kanaldı, bundan kaynaklıdır ki dizimizin çekimleri Bursa'da gerçekleşmekteydi.Çocukluk yıllarımızda korkulu gözlerle izlediğimiz bu dizi aslında ne kadar da absürd sahnelerle doludur ki bu konuya ayrı bir zaman değiniriz. Perihan Savaş'ın soğuk kanlı halleri hala gözümün önündedir mesela ayrıca dizi bir çok efso karakter barındırmaktadır, Kaleci Saçlı Adam, Sarı Bıyık, Beyaz Çorap ve Çakma Mükremin bunlardan bazılarıdır.
Reklam
İstanbul United Belgeseli Gösterime Hazır
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarının sokaktaki omuz omuza mücadelesi, İstanbul ve futbol tutkunu iki yönetmenin gözünden belgesel oldu. İlk gösterim 12 Nisan'da, İstanbul Film Festivali'nde.
Reklam
Sanatçı Hasan Hüseyin Demirel Hayatını Kaybetti
Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören sanatçı Hasan Hüseyin Demirel hayatını kaybetti.  Demirel için yarın Zeytinburnu'ndaki Eriklibaba Cemevi'nde tören düzenlenecek. Sanatçı en son 22 Şubat'ta Facebook profilinden 'aşk için ölme vaktidir.. hoşçakalın arkadaşlar...' yazmıştı. Görsel: Seyhun Sertan
Kadın Hakları Tarihi
8 Mart, yani ‘Dünya Kadınlar Günü’. Peki, dünya kadınları günümüze gelene kadar ne mücadeleler verdiler? Dünden bugüne kadın hakları! Sizler için 157 yıl öncesinden başlayan bir kadınlar günü dosyası hazırladık. Dünden Bugüne “Kadınlar Günü” Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir. Bu olaylardan 53 yıl sonra Danimarka’nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857’de New York’ta başlayan, kadınların haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar. Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi. Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olmak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Bazı tarihi adımlar 19- yüzyılın sonlarında kadınların oy verme hakkına kavuşabilmesi konusu kadın hakları hareketi için önemli bir aşama temsil etmiştir. Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918′de verilmiştir. Bu yasa tüm kadınları kapsar. 1902′de Avustralya’da kadınlar seçme hakkı kazanmıştır. 1906 yılında Finlandiya kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. O yıllarda Rusya büyük çarlığına bağlı bir düklük olan Finlandiya, dünyada ilk kadın milletvekillerinin meclise girdigi ülke ünvanını da taşir. 1907 yılında 19 kadın milletvekili meclise girmeyi başarmıştır. Norveç 1913′te, Danimarka ve o zaman Danimarka’ya bağlı olan Izlanda da 1915′de kadınlara oy hakkı vermiştir. Kanada’da Quebec bölgesi hariç, kadınlar 1917′de seçme ve 1920′de seçilme hakkı elde ederken, Quebec’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1940 yılında verilmiştir. 1917′de Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden bir kısmında da kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir. Bu hak 1918 yılı genel seçimlerinde ilk defa kullanılmıştır. 12 Kasım 1918′de Avusturya kadınlarına oy hakkı vermiş, onu takip eden günlerde 30 Kasım 1918′de Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı yasayla garantilenmiş ve 19 Ocak 1919seçimlerinde kadınlar ilk defa oy kullanmıştir.Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanınmış, Kasım 1920′de kadınlar ilk parlemento seçimlerine katılmışlardır.[9] 1918 yılında 30 yaşının üstünde olup, bazı özel durumlarda oy kullanabilme hakkını elde etmiş olan, Birleşik Krallık kadınları için tam oy hakkı 1928 yılında sağlanmıştır. Güney Afrika Cumhuriyeti ırklarlarına göre kadınlara 1930′da beyaz ırka, 1984′de Hint ırkına , 1994′de de siyah ırka, oy hakkı tanımıştır. Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930′da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. 1933′te Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık 1934′te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935′de ilk defa meclis seçimlerine katılan türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler. Fransa’da 4 Ekim 1944′de yapılan yasa değişikliğiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 29 Nisan 1945′te ilk defa belediye seçimlerine katılan kadınlar 21 Ekim 1945′te de ilk defa parlemento seçimlerinde oy kullandılar. 1925′de belediye seçimlerinde oy kullanmaya başlayan İtalyan kadınları 1946′da ilk genel seçimlere katıldılar. Brezilya’da 1934′de, Filipinler’de 1937′de, Arjantin ve Meksika’da 1946′da, Japonya’da 1945′te, Çin’de 1947′de, Liberya’da 1947′de, Uganda’da 1958′de ve Nijerya’da 1960′da kadınlar oy verme hakkına sahip oldular. İsviçre’de kadınların seçme ve seçilme hakkıni elde etmesi 7 Şubat 1971′de gerçekleşirken İsviçre’ye bağlı Appenzell kantonunda ise 1990′ı bulmuştur.
'Nymphomaniac'ın Türkiye Dağıtımcısından Açıklama
Türkiye'de vizyona giremeyecek olan 'Nymphomaniac' filmi hakkında Türkiye dağıtımcısı basın açıklaması düzenledi T24 Danimarkalı yönetmen Lars von Trier'in Türkiye'de vizyona giremeyecek son filmi 'Nymphomaniac' hakkında Türkiye dağıtımcısı basın açıklaması düzenledi. Filmin Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın toplantısı düzenledi, dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat 'Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir' dedi. Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izleyip bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi. Bu kararın ardından filmin Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın toplantısı düzenledi, dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat kararın hukuksuz olduğunu söyledi. Avukat Halat bu hukuki süreçte izleyecekleri yolu şöyle açıkladı: 'Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir' 'Bu oldu bitti bir karar. Yönetmeliğin 8. maddesine göre; Alt Kurul filmin ön değerlendirmesini ve sınıflandırmasını yapar. Değerlendirdikten sonra film usule uygun değilse üst kurula bildirmeden önce ithalatçı ve yapımcıya bildirir. Yasal düzenlemenin bu şekilde hazırlanmasının nedeni üst kurulun ithalatçı veya yapımcının itirazlarını da değerlendirebilsin. Öncelikle Kültür Bakanlığı'na hukuksuz işlemden ötürü kararı geri alması için itirazlarını bulunacağız. Yasak kaldırılmazsa idari mahkemeye başvuracağız, filmin seyirciyle buluşabilmesi için...' Yöneltilen bir soru üzerine açıklama yapan Avukat Halat, 'İtirazımızdan sonra Kültür Bakanlığı isterse bir haftada karar verebilir. Film de Cuma günü yayına girmek üzere hazırlanabilir.' Filmin Türkiye'de vizyona girmeme gerekçesi Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izledi ancak herhangi bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi. 'Nymphomaniac'ın gösterime girmesini yasaklayan Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu'nun gerekçesini şu şekilde açıkladı; 'genel ahlaka aykırılık' ve 'pornografik görüntü ve diyaloglar' öne çıkartılıyor.T24.com
Homo Evolution
Kerem Ağralı, son dönem işlerinden oluşan kişisel sergisiyle kendi sanatsal değişiminin içinden Homo Sapiens`in dönüşümüne tanıklık ediyor.Bir varoluş türü olarak Homo Sapiens, modern çağlarda görülen kültür ve teknolojik ilerlemelerle birlikte halen sürmekte olan bir evrim içinde dönüşmeye devam etmekte. Farklı evrim süreçlerinin zamansal olarak yarattığı bu katmanlar, sanatçının doğal yaratım refleksi ve hayalgücüyle gerçeküstü ve fantastik eserler haline geliyor.Aslen heykeltıraşlık öğrenimi almış olan sanatçı bilim-kurgu ve animasyondan, fizik bilimine uzanan geniş ilgi alanının beslediği görsel birikimini, tuval ve heykellerinde figüratif olanı aşarak temsil etmeye çalışıyor. Bilimsel yaklaşımların ortaya koyduğu gerçeklik ve insanın kendi varlığı üzerine daha bütüncül ve sezgisel içgörüsü eserlerindeki evrimsel katmanlar olarak öne çıkıyor.
Reklam