Devletin Siber Güvenlik Tedbiri: 'Beyaz Hacker'
Devleti koruyacak 'beyaz hackerlar' eğitime başlıyor. Sanayi Bakanı Fikri Işık bu kişilerin sistemdeki açıkları kapatarak devlete hizmet sunacağını söyledi.Akşam'ın haberine göre devleti siber saldırılara karşı 'beyaz hackerlar' koruyacak. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türk Standardları Enstitüsü'nün (TSE) yetiştireceği ve devletin siber güvenliği için çalışma yapacak beyaz hackerların eğitimlerinin mayısta başlayacağını ve bu hackerların en kısa sürede hizmete başlayacağını söyledi. Işık, siber güvenliğin artık devlet güvenliği haline geldiğini, hatta bunu da aşan durumların olduğunu belirtti.   'İYİ KALPLİ' DE DİYEBİLİRİZ Işık, 'Siber saldırılar, sistemlerin çökertilmesi, bilgilerin çalınması gibi pek çok alanda tehditler oluşturuluyor. Burada da olay, hackerların sisteme zarar veren değil de sistemi koruyan hale geçirilmesi. TSE, beyaz hackerlar diyor ama biz iyi kalpli hackerlar da diyebiliriz' dedi.Akşam
Antik Kent Üstüne TOKİ Evleri!
İstanbul'da Hitit izlerinin bulunduğu Bathonea Antik Kenti'ni bakanlık ören yerine dönüştürmeyi hedeflerken TOKİ konut yapmak için başvurdu. TOKİ, 1. derece SİT olan bölgeyi de istiyor. Radikal gazetesinden Ömer Erbil’in haberine göre, İstanbul ’da ilk defa Hitit izlerinin bulunduğu Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea Antik Kenti kazılarının yapıldığı araziye TOKİ’nin konut yapmak istediği ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılındaki Bathonea kazı sonuçlarını görünce araziyi kamulaştırarak ören yeri statüsüne almak istedi. Bu yönde raporlar hazırlandı, bilimsel gerekçeler belirlendi. Bakanlık, İstanbul’un ilk ören yeri için İstanbul Üniversitesi’ne de görüşünü sordu. Üniversite arazinin elinden çıkacağını anlayınca apar topar TOKİ ile anlaşma yolunu seçti. 9 Ocak’ta yapılan protokole göre, TOKİ üniversitenin Çapa ve Cerrahpaşa’daki binalarını yenileyecek, Avcılar’daki kampüste sosyal tesisler yapacak, bunun karşılığında da üniversiteye ait 7 parsele konut inşa edecek. TOKİ, 1. derece arkeolojik SİT alanında konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Koruma Kurulu’na geçen hafta resmen başvurdu. Şimdi kurulun kararı merakla bekleniyor. Neolitik çağ izleri Kocaeli Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün , 2006 yılında Küçükçekmece Gölü havzası içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile 2 yıl yüzey araştırması yaptı. Buluntular oldukça ilginçti. Neolitik Dönem hatta Paleolitik Dönem buluntularına bile rastlayınca 2009 yılında bilimsel arkeolojik kazı için bakanlıktan izin aldı. Bu sırada da arazinin SİT dereceleri belirlendi. İlk iki yılık kazılarda önemli buluntular elde edildi. Bölgede sürdürülen yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında 800.000 yıl öncesinden itibaren tarımın başladığı Neolitik Dönem, Tunç, Demir ve Antik Çağları (Helen, Roma ve Bizans) kapsayıp Osmanlı Dönemi sonlarına ulaşan kesintisiz bir zaman dilimine ait önemli arkeolojik verilerle karşılaşıldı. Bunlar arasında M.Ö. 7000’lerde Avrupa ’ya tarımın İstanbul üzerinden ulaştığını kanıtlayan çakmak taşından tarım aletleri, günümüzden 2700-2600 yıl öncesine ait iki antik liman ve dünyada keşfi yapılan üçüncü antik fener, Hititlere ait olduğu düşünülen 2 adet yapı adak heykelciği ile yine Hitit dönemi pişmiş toprak eserler, antik Roma yolları, Bizans sarnıcı, bazilika kalıntıları, yeraltı su kanalları bölgenin önemini ortaya çıkardı. Kazı, her geçen yıl daha da iyi sonuçlar vermeye başladı. Dünyanın en önemli 10 kazısı arasına giren Bathonea kazıları özellikle 2013 yılı kazı sezonunda arkeoloji dünyasının tüm dikkatlerini üzerine çekmeyi başardı.Öte yandan, Arazide İstanbul Üniversitesi bilimsel tarım uygulamaları yapıyordu. Üniversite kendisine ait 3. derece arkeolojik SİT alanında tekno-park yapmak istedi. Bu nedenle 1 No’lu Koruma Kurulu’na müracaat edilerek yaklaşık 200 hektarlık 4434, 4435, 5955, 5951 numaralı parseller 2010 yılında SİT’ten çıkarıldı. Çünkü arazinin bir tarafı 3. derece SİT alanıyken diğer tarafı 1. derece SİT alanıydı. Şimdi bu araziler konut yapımı için TOKİ’ye devredildi. İstanbul tarihine ayna 2013 yılı kazılarında ortaya çıkan bilimsel veriler Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Valiliği’ni de heyecanlandırdı. Bakanlık bölgenin ören yeri olması için uzmanlara rapor hazırlattı. İstanbul’un ikinci tarihi yarımadası olarak yeni bir turizm çekim merkezi olması planlandı. Efes, Troya, Bergama gibi ören yeri statüsü kazandırılarak bir yandan turistlerin bu bölgeyi ziyaret etmesi düşünülürken diğer yandan İstanbul’un karanlıkta kalmış dönemlerini açığa çıkarmak amacıyla bilimsel arkeolojik kazıların sürdürülmesi hedeflendi. İÜ apar topar devretti Bakanlık kamulaştırma yapmak için İstanbul Üniversitesi’ne geçen yıl sonunda görüşünü sordu. İstanbul Üniversitesi arazinin elinden çıkacağını anlayınca görüş bildirmek yerine apar topar TOKİ ile anlaşma yoluna gitti. 9 Ocak 2014’te üniversite ile TOKİ arasında protokol imzalandı. Bu protokole göre ‘‘İstanbul Üniversitesi’nin faaliyetlerini yürüttüğü Cerrahpaşa, Çapa ve Avcılar yerleşkelerindeki eğitim-öğretim ve hizmet binaları ile tescilli yapıların olası deprem risklerinin ortadan kaldırılması, modern tesislerde eğitim-öğretim hizmetleri ile diğer hizmetlerini sürdürebilmesinin temini için bu alanlarda eğitim-öğretim, sağlık, araştırma ve çevre düzenlemesinin yapılması ve inşa edilecek bu tesislerin finansmanının da üniversitenin atıl durumda olan Halkalı ve Avcılar’daki taşınmazları üzerinde proje gerçekleştirilmesi suretiyle mahsuplaşılmıştır.’’ Yerleşime uygun değil Yüzyıllardır göl kıyısı ve havza içinde yerleşen birçok medeniyete ait yapıların, yaklaşık 300 yılda bir depremlerle birçok kere yıkıldığı ve bölgenin bu nedenle terk edildiği arkeolojik kazı çalışmalarında bilimsel olarak ortaya konmuştu. Jeolojik açıdan yerleşmeye uygun olmayan bu alanın TOKİ tarafından yerleşime açılmak istenmesi de başka bir tezat oluşturdu. Diğer yandan TOKİ’nin konut yapmak istediği 4440, 4441 ve 4450 numaralı parseller ise 1. derece arkeolojik SİT alanı içinde kalıyor. 2863 sayılı yasa SİT alanlarında inşaat izni vermiyor. Aynı zamanda bu parsellerde Bathonea bilimsel kazıları devam ediyor. Ancak TOKİ tüm bunlar yokmuşçasına bu parsellerde konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’na müracaat etti. Aynı zamanda da Küçükçekmece ve Avcılar Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yazı gönderip görüşlerini sordu. Üniversite ile yapılan protokolün hatırlatıldığı yazıda şöyle denildi: ‘‘İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde bulunan Avcılar ilçesi Tahtakale Mahallesi 4434, 4435, 4440, 4441, 4450, 5951 ve 5955 nolu parseller ile Küçükçekmece Halkalı Mahallesi 4651 nolu parselleri kapsayan alanlara yönelik hazırlanacak imar planı çalışmalarına altlık teşkil etmek üzere meri imar planları ile görüşlerinizi, projelerinizi, ileriye dönük planlarımızı idaremize bildirin.” Ömer Erbil | Radikal Kaynak: T24
13 Yaşındaki Çocuk Nükleer Füzyon Reaktörü İnşa Etti
Bir düşünün, 13 yaşındayken neler yapıyordunuz? Birçok şeyi yapmış olabilirsiniz ancak tahmin ediyoruz ki bir nükleer füzyon reaktörü inşa etmediniz. Ancak İngiltere'nin Preston şehrinde yaşayan Jamie Edwards yaşındaki bir çocuk bunu başardı ve dünyada füzyon reaktörü üreten en genç kişi oldu. Genç dahi Jamie Edwards , yaptığı reaktörle, 2 hidrojen atomunu çarpıştırarak, 1 helyum atomu üretmeyi başardı. Öte yandan Edwards'ı bu çalışma içerisine iten ise geçtiğimiz yıllarda bu rekorun önceki sahibi olan Tyler Wilson olmuş. Wilson bu işlemi 14 yaşında iken gerçekleştirmişti. Bu rekoru kırmak isteyen Edwards ise ilk olarak okul müdürünü gerekli bütçe için ikna etmek zorunda kalmış. Bunu başardıktan sonra ise yaklaşık 5 ay boyunca üzerinde uğraştığı reaktörü sonunda inşa etmiş. Ayrıca geleceğin enerji kaynağı olarak görülen füzyon reaktörü , birçok laboratuvarlarda geliştirilmeye çalışılıyor. Teoride reaktör, çok az israfla bol miktarda enerji sağlayabiliyor.teknokulis
İzmir'deki Efsane Gerçek Oldu: Tarihi Tünel Bulundu
İzmir'de 'Agora ile Kadifekale'yi birbirine bağlayan tüneller' efsanesinin, bir evin altında bulunan su kanallarıyla gerçek olduğu ortaya çıktıBahçesinde tarihi bir su kanalı bulunan Agora semtindeki evi satın alarak restore eden Konak Belediyesi, bir tarihi daha su yüzüne çıkartarak kentin turizmine katkıda bulunmaya hazırlanıyor. Yıllarca kulaktan kulağa dolaşarak efsaneleşen Agora ile Kadifekale'yi birbirine bağlayan tüneller, Konak'ın tarih kokan geçmişine bir ışık daha tuttu. Ortaya çıktıktan sonra arkeoloji çevrelerinde büyük yankı uyandıran su kanallarının korunması için ilk destek, Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan'dan geldi. Agora semtinde bir gecekondunun bahçesinden başlayan, Kadifekale'ye doğru gittiği belirlenen ve içinden su akan tünel, belediyenin gecekonduyu satın almasıyla tarihi öneminin yanında turizme kazandırılacak bir değere dönüştü. Tünelin içinde bulunan çeşmenin de doğurganlığı arttırmayı ve sütü bollaştırmayı ifade eden 'Sütveren Anne' inancının başlangıç noktasını oluşturduğu ortaya çıktı. Meryem Ana'ya kadar gidebilen bir inanışın parçası olan bu çeşme ve şehrin tarihi su şebekesi, Tünelli Ev projesiyle dünyaya açılacak. Başkan Tartan, yaptığı açıklamada Büyük İskender'in Kadifekale efsanesinin Tünelli Ev'le gerçek bir boyut kazanacağını ifade ederek 'Avlusundan tünele girilen ev, Arkeopark projesini gerçekleştireceğimiz Altınpark alanına çok yakın bir konuma sahip. Yine bu bölgede bir semt merkezimiz, Kadın Müzesi ile Radyo ve Demokrasi Müzemiz yer alıyor. Tünelli Ev'in projesi de tamamlanarak restorasyon çalışmalarına başlandı. Proje Koruma Kurulu'nca da onaylandı. Restorasyondan sonra semt tarihi ve anı evi olarak kentin hizmetine sunacağız. Agora ve Basmane çevresi, her geçen gün eski güzel anılarına, turizm merkezi olacağı bir geleceğe yaklaşıyor. Kente küçük sihirli dokunuşlarla İskender'in rüyasında gördüğü kat kat mutlu insanların yaşadığı İzmir'i bugün gerçekleştiriyoruz' dedi. DHA
Jennifer Lopez ve Ricky Martin'den Ateşli Klip
Wisin ve Yandel'in yeni klibi müzik dünyasının iki seksi Latin yıldızını bir araya getirdi. Adrenalina adlı İspanyolca şarkıya eşlik eden Jennifer Lopez ve Ricky Martin'in dansları klibe damgasını vurdu. Öyle ki klibin asıl sahipleri bu ikilinin geri planında kaldı.CNN TÜRK
Avrupa'nın 'En Büyük Dinozoru' Bulundu
Portekizli bilim insanları, bir uçurumdan çıkarılan dinozor fosillerinin Avrupa kıtasının en büyük canlısına ait olduğuna inanıyor. Torvosaurus gurneyi adlı dinozorun fosilleşmiş kemikleri başkent Lizbon'un kuzeyindeki Praia da Vermelha'daki bir uçurumda bulundu. 10 metre uzunluğunda ve 4-5 ton ağırlığında olan bu yırtıcı canavarla ilgili bilgiler Plos One dergisinde yayımlandı. Kısa ön ve uzun arka bacaklara sahip olan bu etobur dinozorun 150 milyon yıl önce geç Jura devrinde yaşadığı düşünülüyor. Lizbon'daki New University'den Profesör Octavio Mateus, herkesin Tyrannosaurus rex dinozorunu tanıdığını, fakat Torvosaurus gurneyi türü dinozorun farklı döneme ait olduğunu vurguluyor. T. rex 'in tebeşir dönemi olarak da bilinen Kretas döneminde yaşadığını belirten Mateus, 'Bu dinozor ise Jura dönemine ait. Dönem farkı 80 milyon yıl gibi çarpıcı bir rakam. Yani T. rex yeryüzünde dolaşırken Torvosaurus fosil halindeydi.' dedi. Araştırmacılar Portekiz'in fosil bakımından zengin Lourinha kayalarında Torvosaurus 'a ait çok sayıda kemik buldu. Bulunan örnekler arasında yumurta ve embriyolara da rastlanıyor. Dinozorun tarihteki yerine oturtulmasını sağlayan bulgu üst çene kemiklerinde ortaya çıktı. Portekiz'de bulunan dinozor, Kuzey Amerika'da varlığı bilinen Torvosaurus 'un 'kuzeni' olarak değerlendiriliyor. Bu da her iki canlının çok eskiden, Atlantik Okyanusu ortaya çıkmadan önce aynı ortak atadan geldiğini gösteriyor. Araştırmayı kaleme alan Christophe Hendrickx, '150 milyon yıl önce Portekiz Kuzey Amerika'dan ayrılmış, yani türleşme mekanizmaları devreye girebilecek durumdaydı. Avrupa'da Torvosaurus 'un bu yeni türünü bulmamız bu nedene dayanıyor.' dedi. T. gurneyi 'nin en önemli özelliklerinden biri 10 cm uzunluğundaki keskin dişleri. Bu özellik beslenme zincirinde en üst sıralarda olduğunun işareti olarak değerlendiriliyor. Bu dinozorların yaşadığı sıralar İber Yarımadası'nda kaplumbağalar, timsahlar, uçan sürüngenler ve küçük memelilerin bulunduğu ve tropik bitki örtüsünün olduğu düşünülüyor. Torvosaurus Avrupa açısından rekor düzeyde büyük olmakla birlikte dünyanın başka bölgelerinde Kretas dönemine ait çok daha büyük dinozor türleri bulunuyor. Avrupa'daki en büyük bilinen otobur dinozorun ise İspanya'da bulunan ve 40 ton ağırlığa sahip sauropod olduğu düşünülüyor. BBC
Reklam
Asya'da Yeni Bir Kuş Türü Keşfedildi
Bilim insanları, türünün yalnızca tek bir örneği olan yeni bir kuş familyası keşfetti. Tüneyen ötücü kuşlardan serçe familyasını inceleyen araştırmacılar, hayat ağaçlarında 10 farklı dal tespit etti. Uzmanlar, çalıkuşu ve diğer ötücü kuşlara benzeyen yeni kuş türünün 'Elachura' olarak tanımlanmasını tavsiye ediyor. Araştırma, Biyoloji Mektupları (Biology Letters) adlı dergide yayımlandı. İsveç Uppsala Üniversitesi Ziraat Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Per Alstrom, “Türünün tek örneği olan bu kuş, en büyük grup olan tüneyen kuşlar içinde yaşayan en eski temsilci. Bu familya dünyadaki 10 bin 500 kuş türünü yüzde 36’sını kapsıyor” dedi. Araştırmayı Uppsala Üniversitesi ve Çin Bilim Akademisi ortak yürüttü. Daha önce Spelaeornis formosus, olarak bilinen Elachura formosa , Himalayalar’dan Çin’in güneyine kadar uzanan bölgede tüneyen ötücü kuşların küçük bir türü. Prof. Alstrom bu türü, “çok gizemli ve subtropikal dağlık ormanlardaki karışık bitki örtüsünün derinlerine gizlendiği için gözlemlemesi güç” olarak tanımlıyor. “Fakat, erkek kuşlar kuluçka döneminde kendilerine has çok tiz bir sesle ötmeye başlıyor. Bu ses Asya’daki hiçbir diğer kuşun sesine benzemiyor. Bazen çalıların arasında bir dala konmuş halde görülebiliyor.” Prof. Alstrom, bu yeni tür kuşun daha önce fark edilmemiş olmasını da ‘çalıkuşu ve diğer ötücü kuşlarla’ büyük benzerlikler taşımasına bağlıyor. Uzman, Elachura’nın diğer türlerle aynı doğa şartlarında yaşadığı için gelişim sırasında benzerlikler doğabileceğini söylüyor. Biyologlar, kuşların kalıtımsal yapılarını anlamak için DNA’larındaki moleküler farkları inceledi ve gelişimlerini açığa çıkardı. Araştırmacılar geçtiğimiz yıllarda da benzer yöntemlerle yaptıkları keşiflerde aladoğan türünün, atmacadan çok, şakrakkuşu türüne yakın olduğunu tespit etmişti. Prof. Altrom, moleküler incelemelerin kuş türleri arasındaki bağı anlamak için büyük öneme sahip olduğunu ve bu yolla yapılan araştırmalarda, flamingo ve dalgıç kuşları ile şahin, papağanı ve ötücü kuşlar, tarla kuşu ve bıyıklı baştankara arasındaki ilişkilerin de gözlemlendiğini söylüyor. Prof. Alstrom, “Daha fazla tür incelendikçe, gelecekte yeni keşifler de yapılabilir. Ama, Elachura gibi keşfedilmeyi bekleyen türünün tek örneklerinden çok fazla kalmadığını düşünüyorum” diyor.BBC
Reklam
Nasıl Kısa Film Çekilir?
Kısa Film her geçen gün Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlıyor, yeni kısacılar gün yüzüne çıkıyor. Bu yazımızda “Nasıl Kısa Film Çekilir” sorusunu ele alacağız ve kısa film çekmek isteyen gençlerimize elimizden geldiğinde yardımcı olmaya çalışacağız. Öncelikle kısa film çekmek için bir fikre ihtiyacınız var. Eğer ki fikrim yok diyorsanız, müzik klibi çekebilirsiniz. Fikriniz varsa eğer ilk şart bu fikrin kısa filme uygulanabilir uzunlukta olması gerekmektedir. Adından da anlaşıldığı gibi kısa film pek uzun sayılmaz, yirmi dakikayı geçmez. Bu yüzden fikrinizi, çektiğiniz kısa filmde izleyiciye hızlıca anlatmanız gerekmektedir. Sonra ise bütçe, film için gerekli bütçeyi bulmanız lazım. Ne yazık ki bu Türkiye’de kısacılar için zor bir nokta, bütçe bulmak oldukça zor. Eğer fikrinize güvenen, filmi başarıyla çekebileceğinize inanan bir yapımcınız varsa şahane! Yoksa başka yöntemler bularak bütçe sorununu çözmeniz gerekmektedir. Siz fikrinize inanıyorsanız ve bütçe bulamadıysanız, kendi birikiminizle filminizi çekin! Ayrıca Kültür Bakanlığı tarafından düzenli aralıklarla verilen desteklere de başvurabilirsiniz. Bütçeyi bir şekilde ayarladınız diyelim, sonraki iş ekipman ayarlamak. Asıl ihtiyacınız olan şey kameradır. Kamerayı ister kiralayın, isterseniz katkıda bulunabilecek -az sayıda olsa da- kurumlardan yardım alın. Bu kurumların başında Mithat Alam Film Merkezi gelmektedir, bakınız. Ekipmanı da ayarladınız, sonraki adım oyuncu kadrosu! Hepimiz isteriz, filmlerimizde sinema yıldızları yer alsın ama bu istek kısa filmciler için pek mümkün değil. Bu yüzden tiyatro okul öğrencileriyle iletişime geçip onlardan filminizde oynamasını isteyebilir, yardım talep edebilirsiniz. İnanın bu konuda çok yardımseverlerdir. Oyuncuları ayarladınız, kadraj önü tamam! Şimdi sırada kadraj arkasındaki ekibi oluşturmaya geldi. Çevrenizdeki arkadaşlarınızdan yardım isteyin ya da sosyal medya ağları üzerinden deneyimli insanlarla iletişime geçip kısa film projenizde yer alıp almayacaklarını sorun. Geldik filmin çekileceği mekâna. Ulaşım sorunu yaşamayacağınız ve güvenliğini tehdit etmeyecek mekanları seçmeniz doğru olacaktır. Ayrıca şunu da unutmayın; çekim yapacağınız mekanın sahibinden izin almanız gerekmektedir. Sonra başınız ağrımasın! Ve artık çekime başlayabilirsiniz. Ama bitti mi? Maalesef. Asıl şimdi başlıyor tüm sıkıntılar. Eğer ki sette deneyimli insanlarla çalışıyorsanız, sorunlarınızı çabuk çözüme kavuşturabilirsiniz. Çekimler bittikten sonra sırada kurgu aşaması başlıyor. Bunun için bir kurgu programına ihtiyacınız var, internetten araştırabilirsiniz. Kurguda önemli olan şey filmin süresi, Türkiye’deki kısa film festivalleri yirmi dakikayı geçmemiş filmleri kabul ediyor. Bu yüzden filminizi yirmi dakikanın altında tutmaya özen gösterin. Kurguyu da tamamladığınıza göre filminizi paylaşabilirsiniz. Kısa filminizi festivallerde gösterebilirsiniz: !fİstanbul, Akbank gibi. Bununla birlikte birçok üniversitesinin düzenlediği festivallerde mevcut. Tüm kısa filmci arkadaşlara başarılar dileriz. Sağlıcakla kalınız.
Nikola Tesla'nın Sözlerini Ciddiye Alın
Bu yazımızda Nikola Tesla’nın sözlerini sizlerle paylaşıyoruz. Öncelikle bilmeyenler için Nikola Tesla kimdir onu söyleyelim. Nikola Tesla (10 Temmuz 1856 – 7 Ocak 1943), Sırp asıllı Amerikalı mucit, fizikçi ve elektrofizik uzmanıdır. Aslında dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla ‘kökünden’ değiştirebilecek birçok ‘kullanılan ve kullanılmayan’ deneye/buluşa da imza atmasına rağmen, ders kitaplarında adı nadiren geçer. Özellikle ‘elektriğin kablosuz taşınabilmesi’ gibi bir buluşu ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Edison ile arasında amansız bir bilimsel mücadele geçmiştir. Elektrik üzerine yaptığı sayısız deneyler ve buluşlar vardır. 7 Ocak 1943 yılında kendisine ait patent aldığı 700 buluşla en çok patent sahibi kişi olarak dünya tarihine geçmiştir. Nikola Tesla’nın Sözleri “Bilim insanı hemen sonuç elde etmeyi amaçlamaz. O bu ileri fikirlerin kolayca ele alınacak olmasını beklememelidir. Onun çalışması tohumu eken birisi gibi olmalıdır – gelecek için. Onun görevi sonraki gelenler için zemin hazırlamak ve yol göstermektir. O yaşıyor, uğraşıyor ve umut ediyor olmalı.” “Önemli bir nokta vardır ki ilk olarak bilmemiz gereken: Dünya’nın kapasitesi nedir? Eğer elektriklenirse hangi yükü içerir?” “Doğa birçok yolla aynı sonuca ulaşabilir. Sonsuz bir okyanus ortamında tümüyle yayılan fizik dünyasında bir dalga gibi, yani organizmalar dünyasında, yaşamda, zaman zaman ileriye doğru ilerlemeye başlayan bir impuls belki zaman zaman ışık hızıyla, belki de asırlardır yavaşça insanlar için tasavvuru bile edilemez bir karmaşıklık süreçlerinden geçerken yavaşlıyor gibi görünüyor. Fakat tüm formlarda, tüm evrelerde, doğanın enerjisi sonsuza kadar mevcut bulunmaktadır. Geçmiş zamanlarda bir tiranın (zorba bir hükümdarın) gözü üzerine düşen uzak bir yıldızdan gelen tek bir ışık ışını onun hayatının seyrini değiştirmiş olabilir, belki de ulusların kaderini de değiştirmiştir, belki de Dünyamızın yüzeyini dönüştürmüştür, bu yüzden akıl almaz bir şekilde, tasavvuru yapılamaz bir karmaşıklıkla Doğa’da süreçler işliyor.“ “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East Rivera indirebilirdim.” “Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir.” “İnsan imkansızı başarabilir sözü yetersizdir çünkü insan imkansızın da ötesine ulaşabilir.“ “Frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar. ama bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. sinir dokularına nüfuz edebilecek miliamperler öldürücü bir etki yaratabilir ama derinin üzerindeki amperler kısa süreler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa, ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme yol açabilir…” “Paranın başkaları için taşıdığı anlam, benim için bir şey ifade etmiyor.” “Benim beynim sadece bir alıcıdır (reseptör). Evrende, bilgiyi, gücü ve ihamı ondan aldığımız bir öz var. Bu özün sırlarına nüfuz etmedim, ama var olduğunu biliyorum.” sözü de Nikola Tesla’ya atfedilir. Arthur Compton, Nikola Tesla için “Tesla insanlığın ebedi olarak minnettarlığını kazanmıştır.” FM Radyo’nun mucidi Edwin Howard Armstrong, Nikola Tesla için “Dünya bence Nikola Tesla’nın hayalleri ve başarılarıyla aynı düzeyde olmak için uzun süre bekleyecektir.” Unimetre
UNICEF Yılın Fotoğrafını Seçti
Fotoğrafçı Niclas Hammarström, Suriye’deki savaş çocuklarını konu alan fotoğrafıyla “UNICEF-2013 Yılının Fotoğrafı” ödülüne layık görüldü. İsveçli fotoğrafçının ödül kazanan fotoğrafı 15 Ekim 2012 tarihli. Fotoğrafta Halep'te oyun oynarken bir bombanın patlaması sonucu yaralanan 11 yaşındaki bir kız çocuğu görülüyor. Yüzünden yaralanan kızın başını dikkatlice tutan ellerse ağabeyine ait. Fotoğrafçıya ödülü Berlin'de törenle takdim edildi. Törende UNICEF Almanya Hamisi Daniela Schadt bir konuşma yaptı. Schadt, “Çocuğun bakışı tüm bir neslin kaybolup gitmemesi için, dünyaya tüm diplomatik ve insanî çabaları güçlendirme çağrısıdır” dedi. Fotoğrafçı Hammarström kasın ayında gazeteci Magnus Falkehed ile Suriye'de kaçırılmış ve ocak ayının başında serbest bırakılmıştı. 'GEO' dergisi tarafından desteklenen uluslararası yarışmaya 27 ülkeden 82 fotoğrafçı katılmıştı.Cumhuriyet
Reklam
Türk Müziğinin Son 50 Yılı
Türk Müziğinde 50 yıl geriye gitmek ister misiniz? Birbirinden özel sanatçılarımızın o yıllara damga vuran şarkıları sizlerle birlikte.
Christopher David White Tarafında Yapılmış Aşırı Gerçekçi Seramik Heykeller
Christopher David White isimli sanatçı seramikten yaptığı heykellere öyle bir görüntü veriyor ki ahşap olmadığına sizi ikna etmek çok zor olacak. Genelde yaşam ve ölüm temaları üzerine çalışan sanatçının harika heykelleri gerçekten görülmeye değer.İşte 'Christopher David White Tarafında Yapılmış Aşırı Ahşapımsı Seramik Heykeller' galerisi...
'Nymphomaniac' Filmini İzlemek İçin Son Fırsat!
Türkiye'de vizyona girmesi yasaklanan Lars von Trier'in sansasyonel filmi 'Nymphomaniac'ı sinemada izlemek için son bir şans var, İstanbul Film Festivali. Türkiye ’de vizyona girmesi Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’nun kararıyla yasaklanan Lars von Trier’in sansasyonel filmi ‘Nymphomaniac’, 5-20 Nisan tarihlerinde yapılacak İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek. Milliyet
Reklam
Türkiye ve Azerbaycan'dan Bilimsel Ortaklık
Türkiye ve Azerbaycan arasında bilim ve teknoloji işbirliği.Türkiye ve Azerbaycan arasında ortak bilimsel ve teknolojik araştırma ve projelelerin hazırlanması için yarışma ilan edildi. Azerbaycan Milli İlimler Akademisinden (AMİA) yapılan açıklamada, Türkiye ve Azerbaycan arasında bilim ve teknoloji alanında ortak araştırma ve projelerin hazırlanmasına yönelik tekliflerle ilgili yarışma ilan edildiği belirtildi. Açıklamada, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Kasım 2013'te Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret zamanı AMİA ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında bilim ve teknoloji alanında işbirliği protokolü imzalandığı, bu protokole göre tarafların işbirliğini geliştirmek için teklifler paketi hazırlayacağı kaydedildi. Azerbaycan tarafının konuya ilişkin çalışmalara başladığı bu nedenle iki ülke arasında bilim ve teknoloji işbirliğinin ilerletilmesine yönelik teklifler konusunda yarışma başlatıldığı bildirildi. Yarışmaya sunulacak tekliflerin 11 Temmuz'a kadar AMİA'ya ulaştırılması gerektiğinin belirtildiği açıklamada, tekliflerin TÜBİTAK ve AMİA tarafından ortaklaşa değerlendirilerek seçileceği kaydedildi.veteknoloji
Kardashian Sinemanın En Kötülerinden Oldu
Oscar ödülleri öncesi Amerikan sinemasının en kötülerine verilen Razzie Awards (Altın Ahududu) ödülleri sahiplerini buldu. ‘Movie 43’ filmi en kötü film seçilirken, filmi yöneten 13 yönetme de ‘en kötü yönetmen’ ödülü verildi. ‘After After Earth/ Dünya : Yeni Bir Başlangıç’ filmini baba-oğul ikilisi Will ve Jaden Smith de Ahududu Ödülü’nü aldı. Oğul Jaden Smith en kötü erkek , baba Will Smith ise en kötü yardımcı erkek ödülüne layık görüldü. En kötü kadın oyuncu ödülü ise erkek oyuncu olmasına rağmen ‘Tyler Perry’s A Madea Christmas’ filminde bir kadını canlandıran Tyler Perry’e gitti. Yardımcı kadın oyuncu kategorisinin de yılın en kötüsü ise ‘Temptation: Confessions of a Marriage Counselor’ filmindeki kötü peformansıyla Kim Kardashian’ın oldu.haber kaynağı: 365haber.org/kültür-sanat haberleri
Reklam
Buzuldan Dev Virüs Çıktı
Sibirya’da buzulların içinde keşfedilen 30 bin yaşındaki virüs, şimdiye dek bulunanların en büyüğü. Buzulların erimesiyle, daha fazla ‘uyuyan’ virüsün ortaya çıkmasından endişe ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilim Akademisi Dergisi (PNAS), Sibirya buzullarında hacim olarak dünyanın en büyük virüsünün bulunduğunu açıkladı. Devasa boyuna rağmen bu virüs insana zarar vermiyor. Keşfi gerçekleştiren Fransız ve Rus araştırmacılar, 1.5 mikrometrelik (1000 mikrometre = 1 milimetre) devasa boyutu ve kavanoza benzeyen şekli nedeniyle Antik Yunanca'da 'büyük kavanoz' anlamına gelen Pithovirus ismini verdi. Yapısal olarak Pandora virüsüne benzediği açıklanan Pithovirus, tek hücreli (amip) canlıların olduğu bir kaba konarak gözlendi. Virüs, kısa sürede amiplere bulaştı. 30 bin yıl buzlar arasında bekleyen virüsün hayatta kalması, küresel ısınmayla eriyen buzullardan çıkabilecek başka virüslerin tehlikeli olma ihtimalini düşünen araştırmacıları endişelendiriyor. Virüsler, canlıların hücrelerine çeşitli yollarla girerek kendilerini sınırsız sayıda yeniden üreten ve girdiği hücreyi yok eden varlıklar. Kendi başlarına kaldıklarındaysa tamamen hareketsizler. Bu nedenle ‘canlı’ sayılmıyorlar. Kaynak PNAS
Yaratıcı Düğün Fotoğrafı Çekme Trendinde Son Nokta: Zombiler!
Düğün fotoğraflarının olağan dışı olmasını isteyen bu çılgın ikili yavaş yavaş yönetmenlik veya senaristliği düşünmeliler bence. Fotoğraflara bakarken bir anda kendinizi bir 'zombi' filminde hissedeceksiniz. Keşke fotoğraf değilde kısa film çekselermiş dediğinizi duyar gibi oluyorum... İşte bu çılgın çiftin marjinal düğün fotoğrafları hikayesi...
'Hayat Sana Güzel' Filminin Fragmanı
‘Hayat Sana Güzel’ filminin fragmanı yayınlandı!11 Nisan’da sinemalarda!‘Hayat Sana Güzel’ filminin fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Teoman'la 'Yavaş Yavaş' Konserleri Başlıyor
Teoman, 15 şehri kapsayacak akustik konser turnesi kapsamında Konya, Aksaray ve Kayseri’ den sonra Malatya’ da sevenleriyle buluşacak. “Renkli Rüyalar Oteli”, “Paramparça”, “İstanbul’da Sonbahar” gibi geniş kitlelerin bildiği parçaların yanı sıra “Bugün”, “En Güzel Hikayem”, “Bana Öyle Bakma” gibi şarkılarının akustik hallerini, “yavaş yavaş” turnesinde dinleyebilmek için biletler www.biletix.com adresinde. Vodafone FreeZone, Kral Pop Tv, Kral Pop Radio, Atlas Jet’ in sponsorluğunda gerçekleşecek, organizasyonu ise Atlantis Yapım tarafından yapılacak olan Teoman “yavaş yavaş” turnesinin biletlerine www.biletix.com adresinden ulaşabilirsiniz. Medyatava
Reklam