onedio
Size Nostaljik Anlar Yaşatacak Grup Vitamin'in 10 Şarkısı
Grup Vitamin, 90'ların başında kurulmuş bir gruptur. Dönemin çok tutan şarkılarını kullanarak gündemi eleştiriyorlardı. Ayrıca grubun ilk üyeleri arasında; Gökhan Semiz, Ufuk Yıldırım, Ercan Saatçi de vardı.Herhangi bir sıralama içermez en sevdiğim şarkılarını koydum. Bütün şarkıları güzel, bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.
Sovyet Rusya'dan Irkçılığa ve Emperyalizme Karşı Çıkan Propaganda Afişleri
Rusya'da günümüzde yükselen ırkçılık ve ayrımcılık trendine karşılık Sovyet Rusya doğası gereği eşitlik, hümanizm ve antiemperyalizm üzerine yoğun derecede propoganda yapıyordu. New York'da yaşayan Rus sanatçı Yevgeniy Fiks, New York'daki en son sergisinde Sovyet Rusya döneminden kalma propoganda afişlerini derlemiş. Özellikle Amerika'da ırkçılığın en üst seviyede olduğu zamanlarda basılan afişler oldukça ilgi çekici
Günlük Nesneler, Akıllıca Çizilen Basit Çizimler ve Fevkalade Yaratıcı Sonuçlar
Eğer gerekli algıya sahipseniz dünya, zekice tasarımlar yapmak için birçok materyal ve fikirle doludur diyor Ekvatorlu tasarımcı Javier Perez. Yaptığı ilginç tasarımları görünce ona hak vermemek elde değil. 5 yaşındaki bir çocuğun bile kolayca çizebileceği çizimler ve her gün gördüğümüz  nesneleri birleştirerek sanat yapmak aslında kolay bir şey fakat gerekli algıya sahipseniz...İşte bu algıya fazlasıyla sahip Javier Perez' in mükemmel çalışmalarından 20 harika örnek...
Efsane Dövüş Sahnesinden Tyler Durden Çıkartılırsa
Dijital video sanatçısı Richard Trammel, Adobe After Effects programı kullanarak, klasik Fight Club sahnesini tekrar üretmiş.  Fight Club İzlemeyenler İçin Spoiler İçerir* Tyler Durden aslında yoktu.. Peki Edward Norton'ın canlandırdığı karakter dışarıdan nasıl gözüküyordu.. (Bu arada Edward Norton'un canladırdığı karakterin isminin filmde hiç geçmediğini de yeni farkettim, IMDB'de de Anlatıcı olarak geçiyor)
Reklam
Reklam
Değerli Müzik Adamı Selim Işık İle Röportaj
Selim Işık, başarılı bir müzik adamı, gitar eğitmeni ve sevilen bir ağabey. Ayrıca, internet ortamında da fazlasıyla tanınan ve sevilen biri. Selim Işık'ı bir de kısaca kendi ağzından tanıyabilir miyiz?1975, Sivas doğumluyum, ama İstanbul'da büyüdüm. Kendimi bildim bileli sanatla alakalıyım. Öncelikle resme ilgim vardı, ama rock müziği duyduktan sonra bütün hayatım müzik oldu ve hala da öyle. Uzun süredir üzerinde çalıştığınız Selim Işık Elektro Gitar Metodu kitabınızı kısa süre önce müzikseverlerle buluşturdunuz. Tabii yanında bir eğitim DVD'si de var. Böyle bir çalışma yapmaya nasıl karar verdiniz? Elbette çok uzun bir süreçti bu, yılların birikimi, binlerce öğrenci ve kendimi eğitmeye çalıştığım 20 yıldan uzun bir süre. Elektro gitar üzerine Türkçe kaynak ülkemizde oldukça kısıtlı maalesef. Hatta kendi derslerimde dahi çoğunlukla yabancı kaynaklar kullanmaktaydım. Türkçe kaynak hazırlamaya önce gitar dersi videolarıyla başladım, ardından da kitap fikri oluştu. Bu metodu yazmak ve videoları hazırlamak 2 yıldan fazla zamanımı aldı. İşin teknoloji tarafına gelelim biraz daha isterseniz. Video çekimlerinde ve çektiğiniz videoların düzenlenip montajlanmasında ne gibi ekipmanlar kullandınız? Şüphesiz yeni teknolojiler, artık birçok işin ev ortamında da yapılabilmesine imkan tanıyor.Evet, gelişen teknoloji sayesinde hemen hemen her şeyi tek başıma, ev ortamında hazırlayabildim. Videoları hazırlamak için Canon 600D makine kullandım. Metodu alanlar, aynı zamanda HD kalitesinde videolarına da sahip olabilecekler böylece. Kitabı hazırlamak için Guitar Pro, Adobe Premier ve Microsoft Word gibi programlar kullandım.
Sera Etkisi Nedir? Sera Etkisi Anlamı ve Hakkında Bilgi
Dünya , enerjisinin büyük bir bölümünü fosil yakıtları yakarak sağlar; sadece petrol değil, kömür ve doğal gaz da dâhil . Bu yanma sonucunda karbondioksit açığa çıkar. Karbon , yüz milyonlarca yıldır yeryüzündeki fosil yakıtlarda depolanmıştır. Özellikle son yüzyılda, büyük miktarlarda fosil yakıt yakılması sonucu, açığa çıkan karbondioksitte de artış olmuştur. Bütün karbondioksit atmosferde kalmaz; bir kısmı okyanus ve göl sularında çözünür ve bir kısmı da, kalsiyum ve magnezyum karbonat formunda kayaya dönüşür. Fakat ölçümler, atmosferdeki karbondioksit miktarının her yıl yavaşça arttığını gösteriyor.
İnanmakta Zorlanacaksınız: Çılgın Proje Değil Doğa Harikası!
Bu fotoğraflara bakıp 'Fotoşop yeaa' diyen mutlaka çıkacaktır ama bu gördüğünüz  mavi ışıltılar milyonlarca fitoplanktona ait. Tayvanlı fotoğrafçı Will Ho hayran bırakan bu kareleri Maldivlerde çekmiş. Bu ilginç oluşumlar aslında aynı ateş böceklerine benziyor. Ama üzerlerinde gezinip sevgilinizle baş harflerinizi kalp içine yerleştirme imkanı da sunuyor. Harika değil mi? Will Ho'nun bütün fotoğrafları için: http://www.flickr.com/photos/78546112@N00/
Reklam
Türkiye'nin 'Yüz Karası' Geri Dönüyor!
Türkiye'nin imajını olumsuz etkilediği gerekçesiyle tartışmalara konu olan 'Geceyarısı Ekspresi', beyazperdeden sonra şimdi de Broadway sahnesine çıkacak. Oyun, hikâyenin gerçek kahramanı Billy Hayes’ın performansıyla, New York’ta 22 Ocak’tan itibaren sergilenecek. ABD’deki Türk derneklerinin çatı kuruluşu Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF), dünyaca ünlü Broadway sahnesinde Türkiye’nin karalanması ihtimaline karşı alarma geçti. TADF Başkanı Ali Çınar, bu konuda topyekün tepki gösterimine hazırlandıklarını belirterek, konuyla ilgili olarak acilen toplantı düzenleyeceklerini ifade etti. TÜRKİYE'DE HAPSE DÜŞEN ABD'Lİ... 1970 yılında Türkiye’de uyuşturucuyla yakalanıp, hapse atılan Amerikalı Billy Hayes’in 1977 yılında kitaplaştırdığı hikaye, Oliver Stone tarafından sinemaya uyarlanmış ve Alan Parker’ın yönetmenliğinde, 1978 İngiliz-Amerikan ortak yapımı bir film olarak gösterime girmişti. O dönemde Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen film, 52. Akademi Ödülleri’nde aday olduğu 6 dalın 2’sinde ‘En İyi Özgün Müzik’ ve ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ödülü kazanmıştı. Aralık 2004’te filmin senaryo yazarı Oliver Stone, Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında, yazdığı şeyleri çekim aşamasında fazla dramatize ettiğini kabul ederek özür dilemişti.  AA
Dedesinin Evini Temizleyen Adam Bakın Ne Buldu?
Çoğu insan tavan aralarını kullanmadığımız atıl eşyalarımızı depoladığımız karanlık ve tozlu yerler olarak düşünür. Fakat tavan aralarına farlı gözle bakmanızı sağlayacak bir hikaye var. Bir reddit kullanıcısı dedesinin evindeki tavan arasında inanılmaz bir şey buldu.İşte hikayesi...
Reklam
Reklam
21 Yaşındaki Fotoğrafçıdan 12 Harika  Sürreal Çalışma
Chicagolu sanatçı Audrey Simper henüz 21 yaşında fakat ortaya çıkan eserler bu alanda tecrübeli sanatçılara taş çıkartacak nitelikte. Ayrıca Simper fotoğrafçılık alanında herhangi bir kursa ya da okula gitmemiş. Eğitim almaksızın kendisini bu kadar geliştirebilmesi takdire şayan bir durum.2008 yılından beri sürreal fotoğrafçılıkla uğraşan Audrey '' bana yaşamam için gerekli enerjiyi ve isteği veren yine içimdeki yaratıcılık hissidir'' diyor. İşte bahsettiğimiz harika sürreal fotoğraflar...
Nadir Bilinen En Yararlı Meyve ve Gıdalar
Günümüzde çok fazla tüketilmeyen ancak sağlığımız için olmazsa olmaz vitamin ve mineraller bakımından en yüksek değerlere sahip olan bu nadir meyveleri sizin için derledim.Gelin bu özel meyvelere bir göz atalım;
Feminizm Tam Bir Salaklık
Eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman: Cahiller milliyetçi olur.Gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendirT242010'da casus olduğu saptanınca FBI tarafından tutuklanan eski Rus 'kızıl ajan' Anna Chapman , 'Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum' dedi.Hürriyet’ten Aslı Barış ’a konuşan Anna Chapman, tutuklanmasını, moda görüşünü, feminizmi ve Kremlin ile olan yakınlığını anlattı. Bir dönem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile aşk yaşadığı iddia edilen Chapman ‘Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var’ diye devam ediyor.Aslı Barış'ın Chapman ile yaptığı röportajın bir kısmı şöyle:Türkiye’de son dönemdeki durumu takip ediyor musunuz? Örneğin Gezi Parkı olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?Tabii ki fikrim var ama uzak durmaya çalışıyorum politik meselelerden. Çünkü bir kez politikaya kafa yormaya başlarsam, şiddetle bu işin içine çekiliyorum. Elimde değil, bir kere bilgi toplamaya başladım mı, hemen işe bulaşıyorum. Bilgi konusunda kendime belli limitler koyuyorum, politikadan uzak durmaya, başka işler yapmaya çalışıyorum.Kendinizi uzak tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama Putin’le, Kremlin’le olan yakın ilişkiniz biliniyor…Rusya’ya geri döndüğümde medya yüzünden inanılmaz derecede popüler oldum. Bunu da milliyetçi hisleri körüklemek için kullandılar. “İşte ülkesi için iyi bir şeyler yapan genç bir kız” diyerek örnek gösterdiler. Son 20 yılda iyi bir ekonominiz yoksa, kuvvetli bir ideolojik düşünce oturtamamışsanız, bir şeyleri değiştiren bir kahraman aramaya başlarsınız. Ben de bu gücü kullanarak gençlere önderlik etmeye, örnek teşkil etmeye çalıştım. Çünkü bende örnek alınması gereken çok önemli değerler var. Kendim için bir şey istemiyorum, tamamen toplumumuz için çalışıyorum. Mesela Rusya’ya döndükten bir ay sonra gençlik için bir vakıf kurdum.Ne konularda çalışıyor vakfınız?Mikrobiyoloji ve genetik alanında genç bilimadamlarına kaynak yaratan bir fon oluşturdum. Ülkemizde bilim yeteri kadar desteklenmiyor. Halbuki altyapımız ve geçmişimiz çok kuvvetli: Uzaya gittik, bilişim sektöründe oldukça önemli gelişmeler kat ettik. Şimdi ise durum pek parlak değil. Oluşturduğum fon özellikle kanser tedavisi alanında çalışanlara kaynak sağlıyor. Bu çalışmalar çok önemli. İnsan ömrü bu sayede en az 40 yıl uzayacak. Zaten ülkemizde kanser tedavisinde çok önemli yollar kat edildi. AIDS’in tedavisi de bulundu gibi, herhalde önümüzdeki sene açıklanır.Tutuklandıktan ve Rusya’ya iade edildikten sonra uluslararası anlamda büyük şöhret kazandınız. Neler değişti hayatınızda?Ünlü değilseniz, bir konuda değişim yapmak istediğinizde imkânlar çok kısıtlı oluyor. Ancak tanınıyorsanız, bir yerde çıkıp fikrinizi söylüyorsunuz, insanlar fark ediyor. Şöhreti kendi hakkında konuşmak için kullananları inanılmaz salak buluyorum. Kafam farklı çalışıyor. Başarının formülünü çözdüm. Beni dünyanın en başarılı insanı yapacak değerlere sahibim. Nedir bunlar derseniz, ilki aktif olmak. İkincisi pozitif enerji. Bunları hepimiz biliyoruz ama üçüncü özellik çok önemli. Bunu hapisteyken öğrendim. Başkalarına bir değer katmak için çalışmanız lazım. Kafanızda bir fikriniz varsa, diğer insanlara da aşılamanız, çalıştığınız örgütlere de yaymanız gerekiyor. Önemli olan toplum, birey değil. Toplum halinde hareket edersek, daha başarılı oluruz.Hapis günlerinden bahsedelim. Ne düşündünüz ilk tutuklandığınız zaman?İlk tutuklandığım zaman, “Beni oldukça uzun bir süre burada tutacaklar” diye düşünmüştüm. Dışarı çıkabileceğim konusunda hiç umudum yoktu. Ama bu hayatımın bittiği anlamına da gelmiyordu. Daha ilk günden düzenli spor yapmaya başladım. İkinci gün orada eğitimin konusunda nasıl ilerleyebileceğim konusunda araştırma yaptım. İçeriden de diploma alabilmek mümkünmüş, 'Anlaşılan önümüzdeki 5 yıl buradayım, iyisi mi hukuk diplomamı alayım” diye düşündüm. Zaten istiyordum bunu. Yani hep pozitif kaldım.Playboy ve Maxim gibi dergilerdeki karelerinizden sonra seks sembolü olarak anılmaya başladınız. Koleksiyondaki parçalar da bu imajınızı destekleyecek şekilde mi? En çok hangi parçaları beğeniyorsunuz tasarımlar arasında?Açıkçası modadan, giysilerden hiç anlamam ve hayattaki en fuzuli şey gibi gelir. Yemek yapmayı da bilmem. Bu ikisi dışında geri kalan her şeyi yapabiliyorum. Mesela iyi ekip kurmasını ve yönetmesini bilirim. Onun için iyi bir tasarım ve üretim ekibi kurdum. Çıkış noktam da şu: Akıllı kadınların kendi zekâlarını yansıtacak kıyafetlere ihtiyacı var. Bir kadın seks sembolü ya da potansiyel anne olarak görünmemeli. Dünyayı değiştirecek bir kadın olarak görünmeli. Dünya sorunlarıyla ilgilenen, kitap okuyan kadınların giyebileceği bir koleksiyon hazırladım. Mesela kitap şeklinde çantalar var. Desenlerde ülkemizin destanlarında yer alan figürler kullanıyoruz. Sadece Batı'nın bize empoze ettiği değerleri kabul etmemeliyiz. Bizim derdimiz gücümüz para değil, kendi değerlerimiz, kendi kahramanlarımız var.Batı değerlerine karşı bir düşmanlık mı var?Kapitalizmden nefret etmiyorum. Benim ülkemde de kapitalizmin muhtelif öğeleri var. Ama kendi değerlerimize daha fazla sarılmalıyız. Bunlar güç verir insana.Kendinizi milliyetçi olarak tanımlar mısınız?Nefret ederim milliyetçilikten de, milliyetçilerden de. Cahiller milliyetçi olur. Hayatlarında yurtdışına çıkmazlar, dünyada olup bitenden haberleri olmaz, sonra “Ülkemi çok seviyorum” derler. Tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Benim için gerçek vatansever ülkesini en çok seven değil, hayatta her şeyi gören, gördüğü güzellikleri de ülkesine getirendir. Stephen Covey’nin ‘Kazan-kazan’ ilkesinde olduğu gibi, başka ülkeye gidip, insanlarla konuşup onların iyi özelliklerini alır, kendi ülkenize taşırsınız, ona bir artı değer katarsanız, onu güçlendirirsiniz…Bilgilerini aktardığınız ülkenin ne gibi bir kazancı var burada? Pek ‘Kazan-kazan’ durumu gibi gelmedi bana…Önemli olan sinerji yaratmak. Yaratmış olduğum koleksiyondan örnek vereyim. En iyi tasarım ekibini ülkemden topladım. İş imkânı yaratmak için. Ama baktım en iyi kumaşlar Türkiye’de üretiliyor, en iyi malzemeler burada, her şeyi İstanbul’dan aldım. “Ayy, Türklerde ne kadar iyi kumaşlar var, lanet olsun” demedim. Nefret etmedim, saygı duydum, iş yaptım. Bana hocalarım 20 yıldır böyle öğrettilerSizi acımasızca eleştiren Punk grubu ‘Pussy Riot’ ve ‘FEMEN’ hareketine gelelim…Feminizm tam bir salaklık. Çıkış noktaları yanlış. Bir kadın, hakkı için savaşıyorsa, baştan erkekle eşit olmadığını söylüyordur. Tüm insanlar ayrıdır. Tanıdığım her erkekle bu konuda tartışırım. Kadınların daha iyi olduğunu düşünmüyorum sadece kadın-erkek herkesin eşit olduğunu savunuyorum.Seksapele önem vermediğinizi söylüyorsunuz ama sizin de bir hayli seksi pozlarınız var. Biraz çelişkili bir durum değil mi?Hayır, seksapel daha ziyade içgüdüsel bir şey. Eğer (mankenlik gibi) bir işi profesyonel olarak yapmıyorsanız, içgüdülerinize sarılarak kendinize göre yorumlarsınız. Yine başarılı olursunuz o alanda. Ben her zaman içgüdülerime güvenirim.Size şu an saldırsam, beni etkisiz hale getirmeniz ne kadar zamanınızı alır? İsteseniz ağzımı yüzümü kırabilir misiniz?Kendimi savunma konusunda her zaman çok sakin davranırım. Ama tabii ki etkisiz hale getirebilirim karşımdakini. Yine de buna ihtiyaç duymadan halletmeye çalışıyorum meseleleri.
Reklam