onedio
Dikkat! Bu Çizgi Roman Aşırı Kolesterol İçerir
Başınıza nahoş bir şey gelmesin istiyorsanız Tony Chu gibi pancardan başka bir şey yemeyin… Chew, modern toplumları gittikçe daha fazla pençesine alan yiyecek paranoyasıyla dalgasını geçiyor. Yemek yapan birinin parmağını kesmesi irkiltici bir şey. Zaten ben kan gördüm mü küçük çaplı baygınlık geçiririm. Chew’un giriş sayfasında ilk iki kareden sonra ne olacağını hissettim. Yemek yapan birinin elleri vardı ilk karelerde; soğan, sebze filan hazırlamış, kesme tahtasında doğramaya hazırlanıyordu. “Tamam” dedim, “birazdan parmağını kesecek yanlışlıkla” ve Chew’un kapağını kapadım. Zorlu bir yolculuk olacaktı anlaşılan… Derin bir nefes alıp sakinleştim ve okumaya devam ettim. Hayret, hem güldüm hem şaşırdım, zaman zaman yüzümü buruşturdum. Kitabı okuduğum kafede yan masalarda oturanlar beni okurken seyretmişlerse kesin Chew’u merak etmişlerdir. Arka kapağında ign.com’dan yapılan tanıtım alıntısındaki cümle çok doğru: “Chew harika bir çizgi roman. Sizi kulaklarınızdan tutup burnunuzdan bir parça ısıracak, yüzünüze tükürecek ama yine de gülerek daha fazlasını isteyeceksiniz…” Adından da anlaşılacağı üzere konu yemekle ilgili. “Chew” yani “Çiğnemek”. Aslına bakarsanız eylemin sözlükvari açıklaması kitabın konusu açısından daha aydınlatıcı olur: “Yiyecekten bir parça ısırıp dişlerinin arasında ezmek.” Olayların merkezinde bir polis dedektifi olan Tony Chu var. Soyadına dikkat. Chew ve Chu arasında ses benzerliği önemli. Sadece hikâye açısından bir ipucu değil bu; yazarının kafa yapısı hakkında bir fikir veriyor. John Layman yazmış Chew’un öyküsünü. Kitabın arkasında yazdığı kısa özyaşam öyküsü çok eğlenceli. Şöyle diyor: “John Layman korkunç derecede yaşlıdır (araştırdım, 44’ünde daha) ve bütün hayatı boyunca son derece feci acılar çekmiştir. Her yeni gün, attığı her adım, aldığı her nefes ona yepyeni türde bir acı vermektedir fakat buna rağmen halen azmetmektedir. Hem de sadece senin için sevgili okur, sadece senin için.” Çizerimiz Roy Guillroy da eğlenceli bir tip. O da kendisini şöyle tanıtmış: “Boş zamanı yoktur ama bir mucize olur da boş zaman bulursa kıçının üzerine oturup çimlerin uzamasını izlemeye bayılır.” Evet, karşımızda böyle iki tip ve elimizde onların yazıp çizdiği bir Chew var. Sonuç absürt, farklı, tekinsiz, biraz rahatsız edici ama komik-eğlenceli bir çizgi roman. Kuşgribi sonrası dünya Türüne fantastik-polisiye diyebiliriz rahatlıkla. Olaylar kuşgribi salgınının 23 milyon Amerikalıyı öldürmesinden sonraki bir zaman diliminde geçiyor. Dedektifimiz Tony Chu, Philadelphia polis teşkilatında çalışıyor. FDA yani Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tavuk ve benzeri kuş türünün, kısaca beyaz etin diyelim, yiyecek olarak tüketilmesini yasaklamış. Tabii devlet neyi yasaklarsa el altından satışının devam edeceği doğa kanunu gibi bir şey. Beyaz et karaborsası ve mafyası oluşmuş. FDA da (Türkçe çeviride GİD – Gıda İşleri Dairesi denmiş) beyaz et mafyasına karşı özel suçlar birimi kurmuş ve tavuk kaçakçılarına aman vermiyor. Chu rutin görev sırasında özel güçlerini kullanarak yamyam bir seri katili yakalıyor. Ancak bunu yaparken kullandığı güçleri biraz sıradışı ve irkiltici. Chu bir “sibopatik”; yani bir yiyeceği tattığında onun üretiminin nasıl yapıldığı, ona kimler dokundu, hangi kimyasallarla temas etti, nasıl taşındı gibi bilgiler kafasında bir imgelem olarak oluşuyor. Seri katil hapse girmemek için Chu’ya öldürdüğü insanların ismini vermeden kendisini öldürüyor. Chu’nun isimlere ulaşması için yapacak tek şeyi kalıyor, katilin etinden birkaç ısırık alıp etini çiğneyip yutmak. Adalete ve kurbanların böyle huzura kavuşacağına inancı tam olduğu için Chu da tam bunu yapıyor. Katilin bir kısmını yiyor ve isimleri öğreniyor. Ama onu bulduklarında yüzünün çoğu yenmiş bir katille orada ne yaptığını açıklamak kolay değil. İçişleri dedektiflerinin kendisini sorgulayıp büyük ihtimalle meslekten ihraç edecekleri sırada odaya bir GİD ajanı olan Mason Savoy giriyor ve Chu’yu ajan olarak kendi bölümlerine aldıklarını soruşturmanın kapandığını söylüyor. Makarnadan gitar sesi çıkartmak Ve asıl hikâye bundan sonra başlıyor. Chu, yeni ortağı Savoy’un da kendisi gibi sibopatik olduğunu ve kendisinin de bu güce sahip dünyada bilinen üç kişiden biri olduğunu öğreniyor. Ardından “saboskrivner’lerin (yani yazdıkları yazılarla okuyanlara o tatları gerçekten hissettirenler), “voresoflar” (yani yedikçe zekileşenler), “siboyinvaleskorlar” (yani yedikçe fiziki gücü artanlar), “bromaformutareler” (yani yediği yemeğin biçimini alabilenler), “lagamüzisyenler” (yani çubuk makarnadan gitar sesi çıkartabilenler), “hortamagnatroflar” (yani yetiştirdiği sebzeleri istedikleri boyuta kadar büyütebilenler) gibi birçoğu absürt, bir kısmı tehlikeli ama illa ki yiyecekle ilgili özel güçleri olan insanların dünyasına giriyor. Bu arada Tony Chu’nun güçlerinin işlemediği tek yiyecek pancar. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla bir tek pancar yiyebiliyor. Çünkü başka ne yese iç bulandırıcı şeylerin görüntüleri beliriyor kafasında; çoğunlukla da bir suç oluyor geçmişte bir yerlerde. ABD’de Chew yayına 2009 Haziranı’nda başladı. Bugüne kadar 42 macera yayımlandı. Türkçe basımını yapan Marmara Çizgi ilk beş macerayı toplu bastı. Sağlıklı yaşa “terörü” Yazar John Layman son yıllarda “modern refah” toplumlarını gittikçe daha fazla pençesine alan yiyecek paranoyasıyla bir güzel dalga geçiyor. “Yumurta yeme kolesterol yapar”; “bitkisel yağ damarlarını tıkar”; “kalbini seviyorsan kırmızı et yeme”; “sen bu tavukların nasıl yetiştirildiğini biliyor musun”, “tuz yeme”, “sigara içme”, “kepekli ekmek ye” diye uzayıp giden bir “doğrular”, “uyulması elzem” sağlıklı beslenme listesi var. Bu listeden kaçmak mümkün değil. Lafı uzatmak gibi olacak ama son bir not: Başbakan Erdoğan 2007’de “sigaraya savaş açtım” açıklaması sonrası etrafındaki vekillerin ceplerinden ve ağızlarından sigaraları alıp bırakma sözü almaya başlamıştı. Değil mi ki sağlığınızı sizden daha fazla düşünen yöneticileriniz olunca tüm iradenizi teslim etmenizde sakınca yoktur; hah işte Chew idarenizin yanı sıra iradenizi de teslim ettiğinizde olacakları anlatıyor. Buyurun olası geleceğinizi okuyun. CHEW 1- Cilt: Lezzetçilerin Tercihi Yazan: John Layman Çizen: Rob Guillroy Çevirmen: İlke Keskin Marmara Çizgi 2014, 128 sayfainsanokur.org
TDK: Bundan Böyle Prezervatif Kaputtur!
Türk Dil Kurumu'nun (TDK) hazırladığı İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü yine tartışma yaratacak gibi. Sözlükte, 'deterjan-kirgiderir', 'otopsi-ölü açımı', 'mazoşist-özezer', 'katarakt-akbasma', 'prematüre-yarımca', 'grip-paçavra hastalığı' ve 'prezervatif-kaput' şeklinde isimlendirildi. Türk Dil Kurumu tarafından oluşturulan çalışma grubu, eczacılık terimlerine bulduğu karşılıklarla ilk Türkçe eczacılık sözlüğünü hazırladı. Yaklaşık 12 yılda hazırlanan 'İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'nde, eczacılık terimlerine bulunan ilginç karşılıkların yanı sıra halk diline yerleşen ancak bilimsel anlatımda yeri olmayan sözcüklere de yer verildi. Sözlükte, 'deterjan-kirgiderir', 'otopsi-ölü açımı', 'mazoşist-özezer', 'katarakt-akbasma', 'prematüre-yarımca', 'grip-paçavra hastalığı' ve 'prezervatif-kaput' şeklinde isimlendirildi. TDK Başkanı Mustafa Kaçalin, 'İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'ne ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eczacılık terimlerine dil birliğini ve terimlerin daha anlaşılır olmalarını sağlamak amacıyla yeni karşılıklar bulunduğunu belirtti. Çalışmanın, ilaç ve eczacılık terimlerine ilişkin kaynaklarda Türkçe karşılık bulunması konusunda görülen eksikliğin giderilmesine katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Kaçalin, sözlüğün çalışma grubunda yer alan 11 öğretim üyesinin çabalarıyla hazırlandığını ve yaklaşık 12 yılda tamamlandığını söyledi. 12 BİN TERİM VAR Kaçalin, sözlükte 12 bin terimin tanımları ve yönlendirmelerinin mevcut olduğuna işaret etti. Çalışmada birçok yabancı terime Türk dilinin kurallarına uyan yeni karışılıklar türetilirken, terimlerin Türkçe karşılıklarının kullanılmasına öncelik tanındığını anlatan Kaçalin, ancak kavram karışıklığına engel olmak için dile yerleşmiş, kökeni yabancı olan terimlere de yer verildiğini belirtti. Kaçalin, sözlüğün hazırlanış tekniği, düzenlenişi ve bütün eczacılık bilim alanlarını içermesi nedeniyle alanında 'ilk ve tek çalışma' olduğunu kaydetti. SÖZLÜKTEKİ İLGİNÇ TANIMLAR İlaç ve eczacılıkla ilgili terimlere pek çok yeni Türkçe karşılığın bulunduğu çalışmada, günlük yaşamda sıkça kullanan kelimelere bulunan ilginç karşılıklar dikkat çekiyor. 'By-pass'ın 'köprüleme-aşırtma', 'check-up'ın 'tambakı', dedektörün 'ararbulur', dezenfeksiyonun 'bulaş savma' olarak isimlendirildiği sözlükte, 'efervesan-suda eriyen tablet' yerine 'fışırdayan', 'endoskop' yerine 'içgöreç' gibi karşılıklar kullanılıyor. Sözlükte, bazı tıp terimleri için belirlenen yeni karşılıkar ise şöyle: 'Biseksüel: Erdişi, Anksiyete: Kaygı, Aerosol: Püskürtü, Andropoz: Yaş Dönümü, Antidot: Ağugideren, Antienflamatuvar: Yangıgiderir, Atrofi: Körelme, Dejenerasyon: Yozlaşma, Depresyon: Çökkünlük, Deterjan: Kirgideren, Deodorant: Kokugideren, Diyaforetik: Terletici, Endoskop: İçgöreç, Fistül: Akarca, Filobotomi: Hacamat, Greft: Yama, Parfümeri: Itriyat, Migren: Yarım Baş Ağrısı, Nüks: Depreşme, Refleks: Tepke, Sendrom: Belirge, Halusinasyon: Varsanım, Uğunma: Katılma Nöbeti, Akut : İvegen, Kronik: Süregen, Benign: İyicil, Malign: Kötücül, Pürülan: İrinli, Radyoaktif: Işınetkin, Nazal: Burundan, Ürtiker: Dobaz, Makyöz: Düzgüncü-Yüzyapan, Grip: Paçavra Hastalığı, Ülser: Karha, Kürtaj : Kazıma, Dışkı: Kazurat, Epilasyon: Kılsızlaştırma, Traş Bıçağı: Kılkeser, Prospektüs: Tanıtmalık, Mazoşist: Özezer, Kabızlık: Peklik, Diş taşı: Kefeki, Prezervatif: Kaput, Korse: Sargaç, Diyare: Sürgün-Amel, Anestezi: Uyuşturum, Enjeksiyon: Şırıngalama, Radyasyon: Işıma, Prematüre: Yarımca, Agresif: Yayılgan, Astım: Yelpik, Epilepsi: Tutarık, Lokal Anestezi: Yerel Duyum Yitimi' AA
Dünya Gerçekten Küçük | Evrende Dünyamız
Bu videoda Himalayalardan başlayan yolculuğumuz, Tibet, Dünya, Gezegenler, Güneş Sistemi, Zodyak Burçları, Samanyolu Galaksisinden geçip evrenin derinliklerinden geri dönüp son buluyor.
Harry Potter Serisi Hakkında Bilmeniz Gereken 50 Bilgi
Harry Potter dünyada en çok takipçisi olan serilerden biri. Kitapları, filmleri bitmesine rağmen popülerliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Bu galeride seriyle ilgili pek bilinmeyenleri okuyacaksınız. Fakat tabi ki biliyor olabilirsiniz!
Reklam
İnsan Vücudunu Şeffaflaştırmanın Yolu Bulundu
Bilim insanları doku ve organları şeffaf hale getirebilen bir yöntem keşfettiKemirgenler üzerinde araştırmalar yapan uzmanlar insan vücudunun tamamını şeffaf hale getirmenin yolunu buldular. Cell adlı bilim dergisinde yayınlanan araştırma bulgularına göre bu hiç bir dokuyu zedelemeden vücuttaki önemli organlar ve bağlantıları görmeyi sağlayan bir yöntem olarak kullanılabilir. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, bilim insanları bu sayede her bir organın bir diğeriyle ilişkisinin görsel olarak daha iyi anlaşılabileceğini ve 'yeni nesil' tedavi yöntemlerinin yolunun açılabileceğini belirtiyor. Bu yöntemin virüslerin ve kanserli hücrelerin dokulara ne kadar yayıldığını saptamakta da kullanılabileceği kaydediliyor. Bilim insanları neredeyse yüz yıldır, organların içini görebilmek için yöntemler geliştirmeye çalışıyor. Fakat kullanılan tekniklerin çoğu dokulara zarar verdiğinden bu konudaki tıbbi deneyler sürdürülemiyor. Hücrelerde bulunan yağlı lipid molekülleri hafif ışınları kırarak dokuların arkasının görünmesini engelleyebiliyor. Fakat onları çözelten süreçler de organları çevreleyen dokuları temel bir yapısal doku malzemesinden yoksun bırakarak incelenen dokunun şekilsiz bir kütleye dönüşmesine sebep olabiliyor. İşte son araştırmayı yapan California Institute of Technology (California Teknoloji Enstitüsü) uzmanları buldukları teknikle 'Biyoloğun rüyasını' gerçek kılmayı başardıklarını söylüyorlar. Daha önce yapılmış çalışmalardan da yararlanan ekip üç aşamalı bir teknik geliştirmiş: - Yumuşak plastiğe benzer bir ağla dokulara destek sağlanıyor - Ardından kana karıştırılan moleküler bir deterjan lipidleri eriterek organları şeffaf hale getiriyor - En önemli bağlantıları görebilmek için kullanılan sıvıya iz sürmeyi sağlayacak boyalar ya da işaretlenmiş moleküller karıştırılabilir. Bu yöntemi kemirgenler üzerinde deneyen araştırmacılar hayvanların böbrek, kalp, akciğer ve bağırsakları gibi tek tek organlarını üç günde, tüm vücutlarını ise iki hafta içinde temizlemeyi başarmışlar. Ayrıca kanser hastalarından alınan örnekler üzerinde aynı yöntemle yaptıkları denemeler hastalığın ne kadar yayıldığını görmelerini sağlamış. Fakat yöntem şu ana kadar yaşayan bir organizma üzerinde denenmemiş. Bütün deneyler sadece öldürülmüş fareler ve ameliyatlar sırasında insanlardan alınan parçalar üzerinde yapılmış. Bilim insanları bu yöntemin gelecekte uzun sinir dokularının beyinden vücudun diğer yerlerine tam olarak nasıl ulaştığından tutun da farklı virüslerin hangi dokuların neresinde saklandığını haritalamaya varana kadar bir çok farklı amaçla kullanılabileceğini söylüyor. Araştırma ekibi şimdi diğer bilim insanlarıyla işbirliği yaparak demanslı hastaların beyin dokularını incelemeye hazırlanıyor. Bu örnekleri, sağlıklı doku örnekleriyle karşılaştırarak, hücre yapıları ve sayılarındaki potansiyel farklılıkları daha önce mümkün olmadığı kadar detaylı bir şekilde görebileceklerini düşünüyorlar.T24
Reklam
Türkiye Nüfusu 2030'da 86 Milyonu Geçecek
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) yayımladığı 'İnsani İlerlemeyi Sürdürmek: Kırılganlıkları Azaltmak ve Dayanıklılık Oluşturmak' başlıklı 2014 İnsani Gelişme Raporu'na göre Türkiye nüfusu 2030'da 86,8 milyona ulaşacak.AA muhabirinin UNDP'nin raporundan derlediği bilgilere göre, Türkiye'deki tahmini yaşam süresi 1980-2013 tarihlerinde 16,6 yıl, ortalama öğrenim görme süresi 4,7 yıl, öğrenim görme süresi beklentisi 6,9 yıl, kişi başına düşen milli gelir ise yaklaşık yüzde 112,5 artış gösterdi. Türkiye nüfusunun 2030 itibarıyla 86,8 milyona ulaşacağının öngörüldüğü raporda, ülkedeki kadın milletvekili oranının yüzde 14,2, internet kullanım oranının yüzde 45,1, okur-yazarlık oranının yüzde 94,1, istihdam oranının yüzde 48,5 olduğu belirtildi. İnsani Gelişme Endeksi'nde (İGE) ilk sırayı Norveç alırken, bu ülkeyi Avustralya, İsviçre, Hollanda ve ABD izledi. Almanya'nın 6., İngiltere'nin 14., Japonya'nın 17., Fransa'nın 20., Yunanistan 'ın 29. sırada bulunduğu endekste, en az insani gelişmeye sahip ülkeler ise Nijer, Kongo, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Sierra Leone oldu. Türkiye, İGE'de 187 ülke arasında 69'uncu sıra ile 'yüksek insani gelişme' kategorisinde yer aldı. Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında 2013'teki İGE sıralaması ve nüfus büyüklüğü bakımından Türkiye'ye yakın ülkeler, sırasıyla 78. ve 76. olan Sırbistan ve Azerbaycan oldu. Türkiye'nin İGE değeri, yüksek insani gelişme kategorisindeki ülkeler ile Avrupa ve Orta Asya ülkeleri ortalamasının üstünde yer aldı. 1,5 milyar insan yoksul UNDP'nin Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi'ne göre, gelişmekte olan 91 ülkede yaklaşık 1,5 milyar insan sağlık, eğitim ve yaşam standartları alanlarında tekrar eden yoksunluklar nedeniyle yoksulluk içinde yaşarken, yaklaşık 800 milyon insan da yoksulluk riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Krizlere dayanıklılığın arttırılması için küresel işbirliği çağrısında bulunan İnsani Gelişme Raporu'nda, küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 2'sinden daha az bir harcama ile dünyadaki yoksulların temel sosyal güvenlik sorunlarının çözülebileceği belirtiliyor. İnsani Gelişme Endeksi 1990 yılından beri her yıl undan tarafından yayımlanan İGE ile cinsiyet eşitsizliği ölçümünden çok boyutlu yoksulluğa, sağlıktan eğitime, kaynak kullanımından sosyal bütünleşmeye, güvenlikten uluslararası entegrasyona, çevreden gelir dağılımı eşitsizliğine kadar pek çok veri bir arada değerlendirilerek 187 ülkenin insani gelişme dereceleri karşılaştırılıyor. İGE, ülkelerin birbiriyle mümkün olduğunca iyi bir şekilde kıyaslanabilmesi için özellikle Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü,Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı, UNESCO İstatistik Enstitüsü ve Dünya Bankası'ndan sağlanan uluslararası veriler temel alınarak hazırlanıyor.Ayşenur Sağlam, AA
Reklamsız, 60 Milyon Şarkıyı Arayın, Çalın!
YouTube'u temel alan bu araç, tam 60 milyon şarkıyı, ücretsiz olarak emrinize veriyor!Şarkı arama işini kolaylaştırmak istiyorsanız, YouTube 'u temel alan Atraci size göre olabilir. Windows, Mac ve Linux'ta çalışan yazılım, ' 60 milyon şarkıyı ' önünüze getirebiliyor.Reklam göstermeyen, kayıt olmanızı da şart koşmayan Atraci, Spotify gibi hizmetlerde bulamadığınız şarkıları YouTube'un geniş müzik repertuvarı sayesinde çalabiliyor. Atraci'yi diğer YouTube müzik çalıcılarından farklı yapan ise, kullanıcı deneyimine yoğunlaşması. Göze hoş görünen bir arayüz sunan araç, aradığınız müziği isabetli bir biçimde bulabiliyor.Uygulamayı ilk açtığınızda ekrana popüler şarkılardan oluşan bir çalma listesi geliyor. Bir parçayı çalmaya başlamak için üzerine tıklamanız yeterli oluyor. ' Featured artist ' işlevi ise belirli bir sanatçı hakkında bilgi ve çalma listeleri sunuyor. Herhangi bir sanatçının veya şarkının adını yazmaya başladığınızda ise sonuçları hızla görebiliyorsunuz.Atraci, albüm resimlerini ve parça bilgilerini iTunes, Last.fm ve Soundcloud'dan topluyor. Akış ise YouTube üzerinden yapılıyor. Atraci, şarkının bulunan en yüksek kaliteli sürümünü yürüttüğünü iddia ediyor.
Reklam
Türkçe Rap'in En İyi 10 Beatmakerı
Rap'in en önemli yapıtlarından biride tabi ki de kuşkusuz altyapıdır.Altyapısı olmadan bir rapçi silahı olmayan askere benzer, savaşamaz.. Ona duygularını altyapı yani beat hissettirir. Ve karşınızda Türkçe Rap'in en iyi beatmakerları. Dipnot : Sıralama rastgele yapılmıştır iyiden kötüye, kötüden iyiye gibi bir sıralama söz konusu değildir.Ve unuttuğumuz,hatırlayamadığımız her kim varsa affola.
Dinozorların Neslini Kötü Zamanlama Tüketti
Dünya’da 231,4 milyon yıl hüküm süren dinozorların nesli, kötü bir zamanlama sebebiyle gerçekleşti. Bilim adamları, türün kökünü kurutan göktaşının birkaç milyon erken veya sonra çarpması halinde, dinozorların hayatta kalabileceğini söylüyor. Dünyanın dört bir yanından bilim insanlarından oluşan araştırma ekibi, dinozorların neslinin nasıl tükendiğine dair ortaya atılan senaryoları ve ilgili kanıtları inceleyerek, bu yaratıkların neslinin kısa bir zaman zarfı içerisinde tükendiğinde; bunun da göktaşı teorisini desteklediğinde karar kıldı. Göktaşı teorisi, 1980 yılında Nobel ödüllü fizikçi Luis Alvarez ve onun jeolog oğlu Walter Alvarez tarafından ortaya atıldı. Bu görüşe göre, dinozorların sonunun 65 milyon yıl önce, yaklaşık 10 km çapında bir göktaşının Dünya’ya çarpmasıyla gerçekleşti. Bu göktaşı, saatte 54.000 km hızla Meksika’nın Yukatan Yarımadası açıklarında Dünya’ya çarpmış ve çarpma anında 200.000 km³ madde buharlaştı, erimiş ya da yüzlerce kilometre öteye savruldu. Bu çarpma sonucu canlı türlerinin yüzde 70′inden fazlası yok oldu ve 180 km çapındaki, Dünya’nın en büyük kraterlerinden biri olan Chicxulub krateri meydana geldi. Çarpmanın 100 milyon megaton TNT’ye (Trinitrotoluen / kimyasal patlayıcı) eşdeğer bir enerji açığa çıkardığı tahmin ediliyor. Çarpma sonucu oluşan toz tabakası atmosferi kapladı, Dünya aylar boyu karanlıkta kaldı, sıcaklık suyun donma derecesine kadar düştü ve asit yağmurları yaşandı. Aylarca süren bu karanlık ve soğuk dönemde bitkilerin fotosentez yapamaması besin zincirini yıktı ve bu felaketler zinciri de dinozorların sonunu hazırladı. İskoçya’nın Edinburgh Üniversitesi’nden paleontolog Stephen Bresatte, araştırma ekibinin liderlerinden. “Dinozorların neslinin tükenmesi bilim dünyasının en büyük sırlarından biri” diyor ve devam ediyor, “Grup olarak bir araya gelmek ve bu konuda fikir birliğine varmaya karar verdik.” Brusatte ve dünyanın dört bir yanından diğer 10 tanınmış dinozor uzmanı, Kuzey Amerika’da bulunan ve Kretase Dönemi’ne ait olduğuna inanılan fosilleri inceledi. Bu fosillerin 146 ile 66 milyon yıl arasında bir zamana ait olduğuna inanılıyor. Grubun büyük bir bölümü fosillerden yola çıkarak, Dünya’nın gördüğü en karizmatik yaratıkların sonunun göktaşı veya bir kuyruklu yıldızın gezegene çarpması ile geldiğinde karar kıldı. Araştırma grubundan bazı bilim insanları, neslin birden bire tükendiğini, dinozorların kademeli olarak ölmediğini ileri sürüyor. Brusatte, Live Science’a yaptığı açıklamada, dinozorların neslinin çok hızlı tükendiğini, birkaç on bin yılın veya daha kısa bir sürenin yeterli olduğunu söyledi. Bilim insanlarına göre, şayet göktaşı Dünya’ya birkaç milyon yıl önce çarpsaydı, yani Kuzey Amerika’da çok daha çeşitli dinozor türleri yaşamlarını sürdürürken; veya birkaç milyon yıl sonra, yani dinozorlar çılgınca otobur türler yeniden kalabalıklaştıktan sonra, dinozorların nesli tükenmeyebilirdi. Brussatte, dinozorların sonunu getiren göktaşı olayını otobüs çarpmasına, otobur türlerin azlığını ise karşıdan karşıya geçerken bileğin burkulmasına benzetiyor. Grupta yer alan bir diğer bilim insanı olan Birmingham Üniversitesi’nden Richard Butler, Live Science’a verdiği demeçte, Kuzey Amerika’dan elde ettikleri bulguların, o dönemde dünyanın geri kalanında ne olup bittiğini açıklayamayabileceğini belirtiyor ve bu belirsizliğin teori üretirken önlerindeki en büyük zorluklardan biri olarak tanımlıyor. Peki, göktaşının çarpmasından on binlerce yıl sonra dinozorların nesli tükenirken, kuşlar, memeliler ve diğer canlılar nasıl hayatta kalmayı başardılar? Brussatte’ye göre pek çok tür çarpmanın ardından yok oldu fakat dinozorların nasıl tümden yok olduğu henüz bilim tarafından tam anlamıyla açıklanamadı. Bilgisayar simülasyonları, iklimin ve yer şekillerinin değişmesiyle otobur dinozor türlerinin azaldığını ve bunun da türün besin zincirini yıktığını gösteriyor.stuff
Reklam
10 Sözüyle Bob Marley
Farkını yansıt, değiş, geliş, keşfedilmeyeni keşfet, yücelerin içinde yüksel. Sonunda tek ol!
Reklam
Jamie Foxx, Biyografik Filmde Mike Tyson'ı Canlandıracak
Mike Tyson’ın başarı ve sansasyonlarla dolu hayatı film oluyor. Filmde başrolde Jamie Foxx yer alıyor. Daily Mirror ‘a konuyla ilgili konuşan Mike Tyson, filmin bir buçuk yıl içerisinde hazır olacağını söylerken, Foxx’un kendisini canlandıracağını da ilk duyuran kişi oldu. Filmin senaryosunu Boardwalk Empire’ ın yaratıcısı Terence Winter yazıyor. Mike Tyson verdiği röportajda Martin Scorcese’nin de projede yer alacağını söyledi fakat Scorcese’nin hangi görevden sorumlu olduğunu söylemedi. BantmagAşağıdaki video’da Jamie Foxx’u bir Mike Tyson taklidi yaparken görebilirsiniz.
Meşhur ve Etkileyici 11 Optik İllüzyon
etiket
Optik illüzyon (görsel illüzyon) ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur.
Çok Fazla Bilinmeyen ve Kullanılmayan 26 Deyim
etiket
Deyim (tabir), genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan, ifadeyi daha zengin ve etkileyici kılmak amacıyla söylenen ve en az iki kelimeden oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir.
Reklam