Tecrübeli Japon Kök Hücre Araştırmacısı İntihar Etti
Japon kök hücre araştırmacısı Yoshiki Sasai intihar etti. Sasai'nin son yayınları araştırma dünyasında çalkantılara yol açmıştı. Bu yıl başında Nature dergisinde yayınlanan iki makalesiyle kök hücre araştırması alanında büyük tartışma yaratan araştırmacı Yoshiki Sasai bugün çalıştığı RIKEN Enstitüsü’nde ölü bulundu. Sasai kolay bir başkalaşım yöntemiyle farklı türdeki hücrelerden kök hücre üretilebileceğine dair ipucu elde etmişti. Japon haber kaynaklarından alınan bilgilere göre Sasai, yüksek prestijli bir enstitü olan Kobe’deki RIKEN Enstitüsü’nün güvenlik görevlileri tarafından kendini asmış olarak bulundu. Yapılan basın açıklamasında 52 yaşındaki Sasai’nin Nature makalelerini birlikte yayına hazırladığı çalışma arkadaşlarına veda mektubu bıraktığı belirtildi ancak mektubun içeriği kamuoyuyla paylaşılmadı. Nature dergisinde yayınlanan makalelerin ardından kök hücre araştırmacıları arasında ciddi tartışmalar yaşanmış ve bu makalelerde elde edilen sonuçlar dünyadaki pek çok laboratuvar tarafından tekrar edilememişti. Süregiden tartışmalar ve yapılan incelemeler sonrasında makalelerin yazarları her iki makaleyi de yayından çekmek zorunda kalmıştı. Bu makalelerde kimi deneylerin yanlış yapıldığı, bazı kısımlarda ise sonuçların çarpıtıldığı ve intihal yapıldığı belirlenmişti. Kök hücre alanında önemli çalışmalara imza atan Sasai’nin son olaylardan olumsuz olarak etkilendiği biliniyordu. Sasai son yıllarda kök hücrelerden laboratuvarda ufak organcıklar geliştirilmesi konusunda ciddi başarılara imza atmıştı. Bugün alınan ölüm haberi başta Japonya ve tüm dünyadaki araştırmacıları yasa boğdu.Sol Portal
Vay Be Dedirtecek Altıncı His Teknolojisi
Altıncı His Teknolojisi , dijital bilgiyi kullanarak fiziksel dünyamızı daha zenginleştirmeye yarayan giyilebilir bir teknoloji. Bu teknolojiyi bulan Pranav Mistry, MIT Media Lab ‘da çalışan bir Hintli. Google Glass ile hayatımıza girmeye çalışan giyilebilir teknoloji kavramı, aslında tahminlerimizden öte yeniliklere açık. Google Glass, bize sadece bir gözlük yardımıyla hayatımızı kolaylaştırabilecek bir ürün sunuyor.Altıncı His Teknolojisi sahibi P.Mistry şu düşünceden yola çıkmış: “Yaşantımızdaki günlük objeler ve jestler hakkındaki bilgimiz ve onları kullanma biçimimiz, dijital dünyayla olan etkileşimimize nasıl uyarlanabilir?… Klavye ve fare kullanmak yerine, neden bilgisayarımı fiziksel dünyayla etkileşim kurduğum şekilde kullanamayayım?”Bilgisayarın faresi ile başlayan bu araştırma, kağıtlara aldığımız notları SMS ile göndermeye, 3 boyutlu çizim yapabilen kalemlerden uçak biletini kullanarak Google Maps’de arama yapmaya kadar birçok alana yayılmış.
Antarktika'da Dev Penguenler Yaşıyordu
Antarktika'da yapılan yeni araştırmalar, bir zamanlar boyu 2 metreye ulaşan dev penguen fosillerini ortaya çıkardı. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait yeni ayak ve kanat fosilleri, canlının 115 kilo ağırlığa erişebildiğini gösterdi. Antarktika'nın Güney Amerika'ya en yakın olduğu noktanın açıklarında yer alan Seymour Adası'nda yapılan araştırmalar, bir zamanlar dünyada 'mega penguenler'in yaşadığını gösterdi. New Scientist'in haberine göre, binlerce penguen kemiği bulunduran bölgede yapılan yeni kazılar, bugüne kadar rastlanmış en büyük fosillere ulaşılmasını sağladı. Arjantin'in La Plata Müzesi araştırmacıları tarafından bulunan yeni kemiklerin, geçmişte tanımlanmış olan Palaeeudyptes klekowskii türüne ait olduğu ancak geçmişte bulunan kemiklerden farklı olduğu belirtildi. Yeni kemikler 37-40 milyon yıl önce yaşamış olan penguenin boyunun 2 metreye, ağırlığının ise 115 kiloya kadar ulaşabildiğine işaret etti. Günümüzde yaşayan en büyük penguenler olan İmparator penguenlerin boyu en fazla 1.36 metreye ulaşırken, ağırlıkları 46 kiloya kadar çıkıyor. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait geçmişteki en büyük fosiller, nesli tükenen canlının en fazla 1.5 metre boya erişebildiğini göstermişti. Araştırmanın başında yer alan Carolina Acosta Hospitaleche, 'dev penguenin hayatta olduğu dönemin tüm penguen türleri için en iyi zamanlar olduğunu, Antarktika kıyılarında 10-14 türün hep beraber yaşadıklarını' söyledi. Comptes Rendus Palevol dergisinde yayımlanan en son araştırmada, P. klekowskii'ye ait yeni ayak ve kanat kemikleri bugüne kadar türe ait en büyük fosiller olarak kayıtlara geçti. Kemikleri inceleyen ABD'nin Bruce Müzesi'nden Dan Ksepka, 'kemiklerin tanık olduğu en büyük penguen fosilleri olduğunu belirterek, bir zamanlar gerçekten dev penguenlerin yaşadığını' ifade etti. Al Jazeera
Tarihteki 9 Dramatik Hata
Tarihe bakınca insan gerçekten ibret alınacak birçok hikaye görüp, okuyor. Bazıları o kadar net ki ibret almamak mümkün değil. İşte seçtiğimiz 9 tanesi.
Filistinli Genç Bombardımanı Sanata Dönüştürdü
İsrail'in yaklaşık bir aydır devam eden ve en az 1800 kişinin ölümüne neden olan saldırılarında Gazze objektiflere sıkça üzerinden yükselen dumanlarla takılıyordu. Gazzeli sanatçı ve mimar Tevfik Gebril ise fotoğrafları farklı bir gözle görüp patlama anlarını sanata dönüştürmeye karar verdi. Gebril'in sosyal medya aracılığıyla paylaştığı resimlerinde Gazze'den yükselen dumanlar bir yumruğa, bebeğini kucaklayan bir anneye ve ağlayan bir çocuğa dönüşüyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Gebril, 'İsrail'in işgali sonucu toz dumana dönüşmüş binalardan sanat eseri yapmak istedim' diyor ve amacının farklı direniş yöntemleriyle dünyaya seslerini duyurmak olduğunu söylüyor. 'Yaşanan tüm yıkıma karşın diz çökmeyeceğiz' diyen Gebril, Facebook ve Twitter'da birçok kişinin kendisini takip etmeye başladığını ifade ediyor ve büyük destek gördüğünü söylüyor. Hâlâ Gazze'de yaşadığını ifade eden Filistinli genç sanatçı, elektriklerin tamamen kesilmesi nedeniyle bilgisayarını jeneratör aracılığıyla çalıştırıp resimleri yapabildiğini de ifade ediyor. Gebril'in resimlerine karşı çıkanlar da var. Sanatçının Twitter hesabından paylaştığı bir fotoğraf için Neesha isimli Twitter kullanıcısı: 'Orada insanların öldüğünü bile bile bu korkunç dumaın sanata dönüştürülmesi beni üzüyor' diyor. Gebril ise sadece Filistinlilerin acılarını dünyaya farklı bir açıdan duyurmak istediğini yineliyor. Gebril'in bundan sonraki amacı farklı ülkelerde resimlerinin sergisini açabilmek ve Gazze'de yaşanan acıları sanatıyla duyurmaya devam etmek.Enis Şenerdem | BBC Türkçe
Japonya'nın 'Uzay Kuvvetleri' Meteorlarla Savaşacak
Japonya menşeli gazete The Mainichi Shimbun‘un haberine göre; Japonya Hükümeti, Savunma Kuvvetleri’ne dahil edeceği bir “ uzay kuvvetleri ” kuracak. Projenin amacı, “Dünya’nın yörüngesinde dolanan tehlikeli meteorları saptamak ve bu meteorların uydulara çarpmasını engellemek.” Japonya , söz konusu projesi için Amerikan Hükümeti’yle ortak çalışacak. Nitekim projenin başlıca amaçlarından biri de, uzay araştırmaları konusunda iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek. Anlaşmaya göre Japonya, uzay kuvvetlerinden topladığı bilgileri, Amerika ile de paylaşacak. Uzay kuvvetleri ekibi, Japonya Savunma Bakanlığı’nın Hava Kuvvetleri’nden atayacağı personellerden oluşacak. Ekip, ülkenin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve Uzay Keşif Dairesi ile ortak çalışacak. Japonya, uzay kuvvetlerini 2019 yılına yetiştireceğini öngörüyor.teknolojioku
Elektronik Kitap Okumak İçin Yedi Sebep
Kitapları, kitapların kokusunu çocukluğumuzdan beri seviyoruz. Öyle seviyoruz ki odalarımızı raflarla, raflarımızı kitaplarla doldurduk. Günün birinde odalarımızda raflara yer kalmadı, masaların, yatakların üzerine, mutfak ve banyo dolaplarına yayıldık. Fakat bir kitabı elimize alıp okumaktan, satırlarının altını kalemimizle çizmekten çok keyif almamız, hayatımızda elektronik kitaplara yer açmamıza engel değil. Hatta açmak için makul sebeplerimiz var. İşte bunlardan yedisi: 1) Çünkü biz gladyatör değiliz Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşleri 'ni ya da Ken Follett'in Sonu Olmayan Düny a adlı kitabını okuduğunuzu düşünün. Belki dizüstü bilgisayarınızdan bile daha ağır olan bu kitapları yanınızda nasıl taşıyacaksınız? Veya yatakta okurken kollarınızın ağrısına ne kadar katlanacaksınız? 2) Hangi kitabı okuduğunuzu kimse bilemez Bir kişisel gelişim kitabı okuyabilir, soran olursa Tolstoy'dan Savaş ve Barış 'ı okuduğunuzu söyleyebilirsiniz. Ya da elinizde klasikleşmiş bir kitap görenlere, onun hakkında ne düşündüğünüzü açıklamak zorunda kalmazsınız. Çünkü bazen rapor vermeden sadece okumak ister insan. 3) Kitabınızı karanlıkta da okuyabilirsiniz Evet, elinize bir fener vs. almadan hem de... Çünkü elektronik kitap okuyucularının kendi ışıkları var. Üstelik ışığın seviyesini ayarlayabilir, yanınızdakini uyandırmadan kitabınızın keyfini sürebilirsiniz. 4) Anında kitap satın alabilirsiniz Bir kitapçıya gidip, kitapların arasında gezinmenin keyfi hiçbir şeyde yok, doğru. Ama bazen kitapçıya gidecek vakti bir türlü bulamazsınız. Eğer bir elektronik kitap okuruysanız kitaplarınızı indirmeniz de mümkündür. 5) Tatile daha hafif bir bavulla çıkın Tatile büyük bir çantayla çıkıyorsunuz ve bunda kitapların da payı var. Çünkü tatilin uzunluğuna, uçakta geçirilecek zamana ve kitapların kalınlığına göre yanınıza bazen dört, bazen yedi, hatta bazen daha fazla sayıda kitap almanız gerekiyor. Bu kitapları bavulunuzda taşımaktansa elektronik kitap okuyucusunda taşımak daha pratik sanki... 6) Yazı boyutunu büyütebilirsiniz Özellikle pazar sabahları, cumartesi akşamının izini ağrıyan ve belki biraz da dönen başınızda sürmek mümkünken, küçük harflerle uğraşmanıza gerek yok artık. 7) Taşınmak artık daha kolay Artık bir kamyon dolusu kitap kolisi taşımanıza gerek yok. Evet belki kitap almaktan hiç vazgeçmeyeceksiniz ama hiç değilse yükünüz biraz olsun azalacak. Kaynak Huffington Post | Sabit Fikir
Bastır Parayı Tıp'ta Oku
Devlet ve vakıf üniversiteleri arasında puan farkları şaşırtıcı boyuta ulaştı. Öğrencilerin en çok tercih ettiği tıp, hukuk gibi bölümlerde dahi puan farkları 265’i aşıyor. Parası olan üniversitede istediği bölüme girebiliyor Üniversitelerde merkezi yerleştirmeler tamamlandı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) yayınladığı sayısal veriler, üniversitelerin aynı bölümlerindeki puan farklılıklarını gözler önüne seriyor. Milliyet'ten Mine Özdemir'in haberine göre, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki puan makası her geçen yıl açılırken, vakıf üniversitelerinin burslu, burssuz programları arasındaki farklar da giderek büyüyor. Öyle ki öğrencilerin en çok tercih ettiği, önceki yıllarda kazanmanın çok zor olduğu tıp, hukuk gibi fakültelerde dahi bu farklar dikkat çekiyor. Bu yıl vakıf üniversitelerinin tıp fakültelerinde burslu ve burssuz programlar arasındaki fark 240’a kadar ulaşıyor. Tıp fakültesi olan tüm üniversiteler arasındaki puan farkı ise 241’e kadar çıkıyor. Yine öğrencilerin en çok tercih ettiği bölümlerden hukuk fakültelerinde de puan farkları 265’e kadar ulaşıyor. Yani bir anlamda ilk 10 bindeki öğrenci ile bir milyonuncu öğrenci aynı sınıfta okuyacak. Bu durum sınıftaki öğretim kalitesinin en iyi öğrenciler aleyhine bozulmasına neden oluyor. Yüzde 100 burslu pek çok öğrencinin, sonraki yıl, üniversite değiştirmesinin ve özellikle de vakıflardan, devlete yönelmesinin en önemli nedeni bu. Kısacası parası olan üniversitede istediği bölüme girebiliyor. 256 puanlı hukuk fakültesi Hukuk fakültelerinde en yüksek puan 521 puanla Galatasaray Üniversitesi’ne ait, en düşük puan ise 256 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’nde. Devlet üniversiteleri arasındaki en düşük puan 393 ile Atatürk Üniversitesi’nde. Yani en düşük puanlı devlet üniversitesiyle vakıf üniversiteleri arasındaki fark 137. Yine vakıf üniversitelerinin burslu burssuz programları arasında çok yüksek farklılıklar bulunuyor. En yüksek puan farkı 228 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’nde. Üniversitenin hukuk fakültesi tam burslu programına 484 ile öğrenci alırken, burssuz (ücretsiz) programına 256 puanla öğrenci alıyor. Yine Fatih Üniversitesi de 210 puan farkıyla dikkat çekiyor. Üniversitede tam burslu programın taban puanı 500 iken yüzde 25 burslu öğrenci alan programın puanının 290 olduğu görülüyor. Psikolojide fark 280’e ulaştı Gözde bölümlerden olan ve her yıl neredeyse kontenjanlarının tamamını dolduran psikoloji bölümünde de 280’e ulaşan puan farklılıkları dikkat çekiyor. Psikoloji bölümünde en yüksek puan 484 ile Boğaziçi Üniversitesi’ne ait, en düşük puan ise 204 ile Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde. Devlet üniversiteleri arasında en düşük puan ise 395 ile Bingöl Üniversitesi’nde. Bu durumda en düşük puanlı devlet üniversitesiyle vakıf üniversiteleri arasındaki fark 191. Vakıf üniversitelerinin burslu burssuz programları arasındaki puan farkı da 225’e kadar çıkıyor. Psikoloji bölümünde en yüksek puan farkı 225 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’ne ait. Üniversite İngilizce Psikoloji Bölümü’ne 457 puanla öğrenci alırken, burssuz programına 256 puanla öğrenci alıyor. Yine Üsküdar Üniversitesi’nde 220, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 210, Bahçeşehir Üniversitesi’nde 210, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde 200, Fatih Üniversitesi’nde 204, Doğuş Üniversitesi’nde 200 puan farkı dikkat çekiyor. Tıpta makas açılıyor Devlet üniversiteleri arasında en yüksek puan 531 ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce programına ait. Vakıf üniversitelerinde ise en yüksek puan 541 ile Koç Üniversitesi’nde, en düşük puan da 300 ile Yakın Doğu Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde yer alıyor. Tıp fakültesinin burslu burssuz programlarındaki en fazla fark 221 ile Bahçeşehir Üniversitesi’nde. Diğer üniversitelerdeki puan farkları ise şöyle: Yakın Doğu Üniversitesi’nde (İng) 147, Fatih Üniversitesi 114, Şifa Üniversitesi’nde 110, Yakın Doğu Üniversitesi’nde 98, Turgut Özal Üniversitesi’nde 95, Acıbadem Üniversitesi’nde 94, Zirve Üniversitesi’nde 93, İstanbul Bilim Üniversitesi’nde 88, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde (İng) 85, Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde 82, Yeditepe Üniversitesi’nde 79, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde 78, Maltepe Üniversitesi’nde (İng) 76, Mevlana Üniversitesi’nde 68, Bezmialem Üniversitesi’nde 54, Maltepe Üniversitesi’nde 55, Ufuk Üniversitesi’nde 47, Başkent Üniversitesi’nde 44 oldu. Tıp fakültesindeki bütün programlarına burslu öğrenci alan Koç Üniversitesi’nde tam burslu ve yüzde 50 burslu programları arasındaki fark da 33’e kadar çıktı.Milliyet
Kill Bill 3 Geliyor
Quentin Tarantino bir sürpriz daha yaparak Kill Bill serisinin 3. filminin 2015 yılında vizyonda olacağı dile getirildi. Bilimkurgu, çizgi roman, animasyon ve eğlence dünyasının buluştuğu ABD’nin San Diego Eyaleti’ndeki ‘Comic-Con 2014 Festivali’nde usta yönetmen Quentin Tarantino, izlenme rekorları kıran Kill Bill serisinin devam filmi sayılabilecek olan Kill Bill: The Whole Bloody Affair’in 2015′te vizyona gireceği müjdesini verdi.kaynak: 365haber.org/sinema
Çift Başlı Yunus Ölüsü Sahile Vurdu
İZMİR’in Dikili İlçesi’nde çift başlı, çift yüzgeçli, tek kuyruğu olan yavru yunus, sahilde ölü bulundu. Antalya’dan tatil için Dikili İlçesi’ne giden Beden Eğitimi Öğretmeni Tuğrul Metin, sahilde yüzerken kıyıya bir balığın vurduğunu gördü. Sahile çıkan Tuğrul Metin, tek kuyruklu, çift başlı ve yaklaşık 1 metre boyunda ölü yunusla karşılaştı. Tuğrul Metin’in durumu bildirmesi üzerine sahile gelen Dikili Jandarması’na bağlı ekipler, ölü yavru yunusu alarak incelenmek üzere götürdü. Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Gökoğlu, ender görülen bir olayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, 'Yapışık ikizlerin benzeri bir durum. Yapılacak incelemelerin ardından mutlaka bir sonuca ulaşılacaktır' dedi.Süleyman EKİN/ ANTALYA, (DHA)
Beyaz Et Hakkında Soru ve Cevaplar
Böyle bir görüş bilimsellikten uzak bir yaklaşım olup tamamen safsatadır. Piliç etinin erken ergenliğe neden olduğuna dair hiçbirbilimsel yayın bulunmamaktadır. Böyle bir durumun olması hiçbir zaman sözkonusu değildir.
Birinci Dünya Savaşı'nda Yaşanan Sivil Kayıpların Anısına Buzdan 5000 Heykelcik
Brezilyalı heykeltıraş Nele Azevedo Birinci Dünya Savaşı'nda yaşamını yitiren sivil erkek ve kadınlar için bir anma töreni düzenledi. Bu törende gönüllülerin de yardımıyla Birmingham, Chamberlain Meydanı'na 5000 buzdan heykelcik yerleştirildi. Heykellerin buzdan olmasının sebebini sanatçı Azevedo şöyle açıklıyor; '' Benim heykellerim her zaman hatırlanan kişileri anmak için değil, unutulanları hatırlamak için yapıldı.'' Sivil kayıpların anısına yapılan herhangi bir anıt olmadığı ve unutulduklarını düşünen sanatçı heykelleri buzdan yaparak bu konuya dikkat çekmeye çalışmış. İşte karşınızda '' Eriyen Heykeller'' çalışması...