onedio
İstanbul'un Deyimleri Bu Kitapta
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Çilem Tercüman tarafından kaleme alınan kitap, İstanbul'un kültürel değerleri hakkında ipuçları vermenin yanı sıra Türkçenin zenginliklerini hatırlatmayı amaçlıyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., masalların, efsanelerin, tarihi olayların kaynaklık ettiği, günlük konuşmada sıklıkla kullanılan, Türkçeye zenginlik katan 100 deyimi, ilginç hikayeleri ile birlikte tek kitapta topladı. 'İstanbul’un 100 Deyimi' isimli kitap, İstanbul’da yaşanmış olayların, İstanbul’da yaşamış tarihi kişiliklerin konu olduğu deyimlerin anlamlarını ve ortaya çıkış hikayelerini içeriyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Çilem Tercüman tarafından kaleme alınan kitap, İstanbul'un kültürel değerleri hakkında ipuçları vermenin yanı sıra Türkçenin zenginliklerini hatırlatmayı amaçlıyor. 'Püsküllü Bela', 'Dingo’nun Ahırı', 'Divanyolu’nda Fidan Büyütmek', 'Eşref Saati', 'Derdini Marko Paşa’ya Anlat', 'Serçeden Başka Kuş, Zeyrek’ten Başka Yokuş Bilmemek', 'Üsküdar’da Sabah Oldu', 'Göksu Testisi Gibi Terlemek', 'Ayasofya’da Dilenip Sultanahmet’te Sadaka Vermek', 'Marmara Çırası Gibi Tutuşmak', 'Mahşer Midillisi', 'Surre Devesi Gibi Takıp Takıştırmak', 'Lahanacı-Bamyacı', 'Vermeyince Mabud neylesin Mahmud', 'Hafız Paşa Tokatı' ve 'İçerisi Mahmutpaşa Çarşısı', kitapta hikâyeleri ile birlikte yer alan deyimlerden bazıları... Ağzınla Kuş Tutsan Nafile : “Kişinin kendini yahut yaptığı işi beğendirememesi” anlamında kullanılan “ağzınla kuş tutsan nafile” deyiminin ortaya çıkışı, kaynaklarda şu hikayeyle anlatılır: Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlü dönemlerinde, Fransa ile her alanda iyi ilişkilerin kurulduğu yıllarda bir gün, Topkapı Sarayı’nda huzura kabul edilmeyi bekleyen Fransa elçisi, işinin çok önemli ve acele olduğunu söyleyerek kızlarağasını kendisini bir an önce içeri alması için ikna etmeye çalışır ve buna karşılık şu cevabı alır: 'Şevketli padişahımız bugün çok hiddetli. Biraz önce külahından tavşanlar çıkaran, alev alev yanan çubukları ağzında söndüren, havaya uçurduğu kuşu birkaç sözüyle geri döndürüp ağzıyla ayaklarından yakalayan hünerli bir hokkabazı dahi huzurundan kovdu. Senin anlayacağın, ağzınla kuş tutsan nafile, ama yine de büyük bir hünerin varsa söyle, zat-ı şahaneye arz edeyim.' Amme-i Davadan Zembili Yırtmak : Osmanlı’nın meşhur şeyhülislamlarından “Zembilli” lakabıyla tanınan Ali Efendi, evinin üst katındaki penceresinden zembilini sarkıtır, kimin bir sorusu olursa yazarak bu zembile koyar, Ali Efendi de uygun fetvayı yine zembille aşağıya yollarmış. Hatta rivayet odur ki yolda yürürken bile zembilini elinden bırakmaz, herkes yazdığı soruları zembile atarmış. Zembili kısa sürede eskiyen Ali Efendi, yenisini almak için çarşıya gittiğinde işlerinin çokluğundan kinaye olarak alışveriş yaptığı dükkân sahiplerine “Amme-i davadan yine zembili yırttık!” dermiş. Ayasofya’da Dilenip Sultanahmet’te Sadaka Vermek : Hayatını başkalarının yardımıyla sürdürdüğü halde gösteriş yapmak amacıyla elindekileri etrafa dağıtanlar için kullanılan bu deyim kaynaklarda, “Sultanahmet’te dilenip Ayasofya’da sadaka /zekât vermek” şeklinde geçmektedir.Milliyet Sanat
Müzik Ne Kadar Zararlı Olabilir?
“Müzik hayattır”  “Müzik ruhun gidasıdır” gibi söylemleri hepimiz duymuşuzdur. Bu yazıda bu söylemlerin bizim için nasıl dezavantaja çevirilmiş onu açıklayacağım. Yazıya başlamadan önyargılarınızı kapıda bırakıp öylece kapıdan geçmenizi istiyorum. Yinede aranızda yazımı ön yargıyla okuyacaklar olacak. Onların şüphelerini de kıracaktır bu yazı. KaynakÇağımızda önemli hastalıklardan biri de unutkanlık. Ve bunu hastalık olarak görmeyenler var. Bu hastalığın sebepleri arasında Porno sektörünün tüm dünyayı ele geçirdiği gibi bu hastalığın bir diğer sebebi ise müziktir. Bu tür olumsuzluklar özellikle genç nüfusun üzerine çullanmış durumda. Özellikle sözlü müzikler rap şarkıları vb. müziklerden bende nasibimi alıyorum. Nasıl sadece bir müzik bunu yapabiliyor diyorsanız size açıklayayım: Öncelikle müzik bize hoş geldiğinden 4 dakikalık müziğin hepsini beyin kaydediyor. Bazen yıllar önce dinlediğiniz bir müziğin çok küçük bir kısmını bile duymamız sonucunda o müziğin hepsini hatırlıyorsunuz. 10 yıl içerisinde ortalama olarak duyduğunuz şarkıların sayısı işin içerisine girdiğinde durumun vehameti ortaya çıkıyor. Düşünsenize 7 yaşında duyduğumuz bir parçanın 19 yaşımızda küçük bir kısmını duyduğunuzda hepsini hatırlayabiliyorsunuz. 4 yaşında duyduğum Sezen Aksu’nun bir şarkısını dahi hatırlıyorum. Şu an 20 yaşındayım 16 yıldır hatırladığım bir şarkı var. Kim bilir daha ne zamana kadar bu parçayı hatırlayacağım ve bu süre boyunca acaba aklımda kendisine yer edinmiş kaç tane şarkı var? Bu şarkıların sayısı binleri buluyor. Hiç şaşırmayın! Ve kesinlikle abartmıyorum. Beyninizde başka bilgilerin yerini tutan binlerce şarkı var. Hafıza yetersizliğinin sebeplerinden biri de bu. Elbette sadece bu değil. Müziğin zararları bununla bitmiyor. Dünyada iyi niyetli kişilerin sayısı sandığımızdan çok daha az. En azından kötü niyetli kişilerin elinde olan güç iyi niyetli kişilerinkinden çok daha fazla (İlerde bu konu hakkında yazacağım). Bu iyi bir şey değil. Neyse kötü niyetli kişiler müziğin bu etkisini kullanıp dünyada büyük toplulukları kontrol etmeyi hedefliyor. Size bu söylediğim komplo teorisi gibi gelebilir ama korkmaya başlasanız iyi olur. Müziğin arka planına farketmediğimiz ama beynimizin algıladığı sesler yerleştirip bu seslerin bize ifade ettikleri sayesinde tek tip toplum yapmayı amaçlayan insanlar var. Tek tipten kasıt benzer kişiliğe sahip çok tüketen bir toplum ortaya çıkarmak. Ve emin olun size yapmak istedikleri şeyler bununla sınırlı değil. Bu kişilerin amacı doğrultusunda kullandığı pek çok araç (Televizyon,internet ve reklamlar) var bunların en önemlileri arasında müzikte var.Peki şarkılarımızı dinlemeyecek miyiz? diye soracaksınız. Sizlere tavsiyem Ipodunuzda ve telefonunuzdaki bütün şarkıları silin. İlla müzik dinlemek istiyorsanız; klasik müzik dinlemeye başlayabilirsiniz. En azından beyniniz başkalarına itaat etmez. Aslında sıkıcı bir hayata karşıyım. Size söyleyeceğim son şey hayatınızı çılgınca yaşayın. Paranızı savurmanıza gerek yok. Evde oturup müzik dinlemenizede gerek yok. Bir kere şampiyon olmuş olmanız yeterli. Burda kişisel gelişim zırvalarından bahsetmiyorum. Eğlenin! Muhammed Demirdağ
Robotlar İnsanoğlunu İşsiz mi Bırakacak?
The Pew Research Internet Project, 2000’e yakın uzmandan fikir alarak yaptığı araştırma kapsamında 10 sene içerisinde robot kullanımının işsizliğe nasıl bir etkisi olabileceğinin cevabını aradı. Araştırmaya katkıda bulunan uzmanların yüzde 48’i, 2025 senesinde robot kullanımının işsizliği arttıracağını öne sürdü. Uzmanların yüzde 52’si ise robotların bazı başka sektörlerde iş fırsatları doğuracağı görüşünü paylaştı. Google’ın üzerinde çalıştığı insansız araba modelini ve Amazon’un uzun vadede posta dağıtımını insansız araçlarla yapmak istemesini örnek gösteren uzmanlar, bu alanlarda çalışan insanların uzun vadede işlerini kaybedeceklerini öne sürdü. Bu fikre katılmayan uzmanlar ise uzun vaadede robotların yok edebileceği sektörlere karşılık yeni iş alanları açılmasında ve insanların bu alanlarda istihdam edilmesinde rol oynayabileceğini savundu.Robot teknolojisi ne kadar gelişirse gelişsin asıl olan insandır. Ve teknolojinin kullanımı nitelikli insan gücüne bağlıdır.teknolojioku
Ebola ile Mücadelede Yeni Umut
Batı Afrika’da çok kısa sürede 729 kişiyi öldüren ve Dünya’da panik yaratan Ebola virüsü, yeni bir salgın başlatmak üzere. ABD’de denenen ZMapp adlı ilaç ise salgını daha ileriye gitmeden bitirebilir. Liberya’da tedavisi olmayan Ebola virüsüne yakalanan Dr. Kent Brantly ve Nancy Writebol, maymunlar üzerinde test edilen ZMapp isimli ilacı kullandı ve iyileşmeye başladılar. Dr. Brantly ve Writebol, Atlanta’daki bir hastanenin karantina bölümünde yatıyor. Gelen son bilgilere göre hâlâ güçsüzler fakat durumları daha iyiye gidiyor. ZMapp, alındıktan 48 saat sonra etkisini göstermeye başlıyor ve 9 gün içerisinde tam etki gösteriyor. Maymunlar ile yapılan denemelerde, Ebola virüsü taşıyan 6 maymundan 4′ü iyileşmeye başlarken, ikisi hayatını kaybetti. Tütün yapraklarından imal edilen ZMapp’in test süreci henüz tam anlamıyla bitmese de, ölmek üzere olduğunu düşünüp yakınlarıyla vedalaşan Dr. Brantly ile Writeboll’u hayata döndürmeyi başardı. İlaç, Afrika ülkelerinde sık sık hortlayan bu virüsün daha fazla can almasını önlemek için kritik önem taşıyan bir adım. ZMapp, küçük bir biyoteknoloji firması olan Mapp Biopharmaceutical tarafından geliştirildi. 2015 yılında son halini alacak ilacın Ebola’yı yeneceği tahmin ediliyor. Stuff
Reklam
Reklam
Iran'ın Banksy'si, Sokak Sanatçısı "BlackHand" ile Tanışın!
Sokak sanatı bu sefer belki de en beklenmeyen yerde ortaya çıktı, İran'ın başkenti Tahran'da... Sosyal medyada viral olan fotoğraflar, BlackHand isimli sokak sanatçısının İran'ın Banksy'si şeklinde konuşulmasına sebep oldu. (Banksy kim ki diyenler için, dünyanın en ünlü sokak sanatçısının eserleri için şöyle alalım)İran'da graffiti yapmak yasak olsa da, yönetim, kendisini destekleyen sokak sanatlarına izin veriyor. İşte protest tavrıyla 'İran'ın Banksy'si lakabını alan BlackHand'in sokak sanatından örnekler
Rosetta 6.5 Milyar Kilometrelik Yolculuğun Ardından Kuyruklu Yıldızın Yörüngesine Girdi
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Rosetta uzay aracı, 10 yıl süren 6.5 milyar kilometrelik yolculuğun ardından takip ettiği kuyrukluyıldızın yörüngesine girdi. Rosetta uzay aracı, 10 yıllık takibin ardından bugün 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızının yörüngesine girdi. Uydu, TSİ 11.00'da başlayan manevra hareketiyle kuyrukluyıldızın 100 km ötesinde konumlandı. Dünya'dan şu anda 450 milyon kilometre mesafede bulunan 67P/Churyumov-Gerasimenko ile ilerleyen tek vücut haline gelen Rosetta, Kasım ayında gök cismi üzerine inecek ve araştırma robotu Philae'yi bırakacak. ESA'nın web sayfasından canlı yayınlanan manevra sürecinin ardından, Rosetta Uçuş Direktörü Andrea Accomazzo, '10 yıllık gezegenlerarası uçuşun sonuna geldik' açıklamasını yaptı. Almanya'nın Darmstadt kentindeki yer kontrol merkezinde görev alan Rosetta operasyon müdürü Sylvian Lodiot ise 'kuyrukluyıldıza ulaştıklarını' belirtti. Sıra Philae'de Rosetta, bir turu birkaç gün içinde tamamlayacağı yörünge hareketi esnasında, 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun yüzeyini inceleyerek iniş için en ideal noktayı belirlemeye çalışacak. Uydunun gövdesindeki keşif aracı Philae, Kasım ayında gök cismi üzerinde ölçümlere başlayacak ve 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun kimyasal-fiziksel yapısını ortaya çıkaracak. 1.7 milyar dolarlık bir projenin ürünü olan Rosetta, Mart 2004'te ateşlenmişti. Uydu, aslında bir yıl öncesinde ateşlenecek ve 46/PWirtanen adındaki başka bir kuyrukluyıldızı takip edecekti. Ancak ateşleme roketinde yaşanan teknik arıza, projenin bir yıl ertelenmesine ve hedefin değişmesine neden oldu. Rosetta, adını Mısır hiyerogliflerini deşifre eden ilk bilim insanı olan Rosetta Stone'da alırken, Philae ismi de Nil Nehri'nde keşfedilen bir dikilitaştan geliyor. Rosetta, Jüpiter'in yörüngesinden çıktıktan sonra asteroidler Steins ve Lutetia'yı gözlemlemiş ve 2011'de üç yıllık 'kış uykusuna' yatmıştı. Uzay aracı, Ocak 2014'te tekrar canlandı ve hedefinin peşine düştü. 67P/Churyumov-Gerasimenko yörüngesinde 2015'in sonuna kadar kalacak olan Rosetta, kuyrukluyıldızlar hakkında birçok yeni bilgi sağlayacağı gibi, Güneş Sistemi'nin geçmişi ve oluşumuna ait yeni bilgiler elde edecek. Al Jazeera
'Cumhurbaşkanlığı Köşküne Ayakkabı Kutusuyla Gidilmez'
Devlet Bahçeli, cumhurbaşkanı seçimi çalışmaları kapsamında Kırıkkale'nin Sulakyurt Belediye Başkanı İsmail Bildik'i, Genel Başkan Yardımcıları Celal Adan, Ruhsar Demirel, Mevlüt Karakaya ve Genel Sekreter İsmet Büyükataman ile birlikte ziyaret etti. Ziyaretin ardından Çarşı Meydanı'nda vatandaşlara hitap eden Bahçeli, herkesin cumhurbaşkanı adayı olma hakkının olduğunu söyledi. 'ERDOĞAN ADİL YARIŞA GİRMEDİ' Bahçeli, 12 yıldan bu yana ülkeyi yöneten AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekillerinin önerisiyle aday olmasının en temel haklardan biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ancak ilk defa halk tarafından cumhurbaşkanı seçildiği için yasal düzenlemesi sırasında önemli boşluklar ve basitlikler olmuştur. Bu boşlukların giderilmesi tabiatıyla yasayı çıkartan iktidarın görevi olsa gerektir. Ama iktidarın başı bu yasadaki boşluklardan yararlanarak haksız bir rekabete girme yolunu tercih ederse, o zaman cumhurbaşkanlığı seçiminin meşruiyeti tartışılır hale gelir. Recep Tayyip Erdoğan şöyle bir yaklaşım içerisinde bulunabilmiş olsaydı, zannediyorum halkımız kendisini çok daha iyi takdir edebilirdi. Diyebilirdi ki, 'Milletvekili arkadaşlarım beni önerdiler, ben de kabul ettim ve aday oldum. Adaylığım 11 Temmuz'da YSK tarafından onaylandı. Başbakan olarak artık bu demokratik yarışa katılmamam gerekir. Onun için başbakanlıktan ayrılıyorum' diyerek diğer iki aday gibi adil, eşit bir yarışın içerisinde olması gerekirdi. Ama bunu yapmadı Başbakan.' Bahçeli, böyle bir ortamda Erdoğan'ı Başbakan olarak kabullenmenin adaletsizliği kabullenmek olduğunu savunarak sözlerini şöyle sürdürdü: BAŞBAKANSINIZ, HER TARAFA DEVLETİN İMKANLARIYLA GİDİYORSUNUZ 'Başbakansınız her tarafa devletin imkanlarıyla gidiyorsunuz. Ana uçağı, baba uçağı. Havalimanına gidiyorsunuz. Gideceğiniz yerde havalimanı yoksa helikopterler sizi bekliyor, onlara biniyorsunuz. Vali orada, kaymakam orada, Emniyet Müdürü orada, ilkokul müdürleri dahi orada. Bir ilkokul öğrencileri gelmemiş, Herkes orada. Böyle bir demokratik, adil bir seçim olabilir mi? Buradan çıkacak olan cumhurbaşkanı milletin vicdanında nasıl yer bulacak. Bunlar dikkate alınması gereken konulardır.' SEÇİLECEK KİŞİ ANAYASA’DAKİ YEMİNE BAĞLI KALMALI Cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından seçildiğini dile getiren Bahçeli, bundan önce TBMM tarafından cumhurbaşkanlarının seçildiğini hatırlatarak, şöyle konuştu: 'Zaman zaman bu yarış çok sancılı geçiyor ve tartışmalı oluyordu. Uyarılar geliyor, muhtıralar veriliyor, olmazsa darbeler yapılıyordu. Böyle bir süreçten geliyoruz. Bir an düşünün. 1980 öncesinde 5 ay 17 gün cumhurbaşkanı seçilemedi. 114 tur yapıldı. O an ülkede sosyal şiddet, ekonomik kriz var, istikrarsızlık başını almış gidiyor. Arkasından 12 Eylül darbecileri gerekçeyi biraz daha genişleterek bulmuş oldular ve sonuç itibariyle de bir 12 Eylül İhtilali ile karşı karşıya kaldık. 12 Eylül İhtilalinden mağdur, mahkum olmayan kalmadı. İşkence, zulüm görmeyen kalmadı. Bunların hepsini yaşayarak geldiğimize göre artık buradan bir ders çıkartmamız lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sancılı olmaması, uzlaşmaya dayalı, devletin birliğini sağlayabilecek bir amaca yönelik olmalı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncelikle Anayasa çerçevesinde gerçekleştirilmeli, seçilecek olan şahsiyet, Anayasa'daki yemine bağlı kalmalı. Böyle olursa bundan böyle halkımızın seçmiş olduğu cumhurbaşkanlığı bir gelenek oluşturur ve böyle devam eder. Ama bunun tersi davranırsak, önemli sıkıntılar olabilir.' NEREYE HİZMET ETTİĞİ MEÇHUL Bahçeli, hangi partinin mensubu olunursa olunsun, cumhurbaşkanı seçimlerini parti meselesi olarak görmenin çok zaman doğru olmayabileceğini söyledi. Girilen bu süreçte adaleti elinden kaybederek, Başbakan sıfatıyla devletin tüm imkanlarını kullanan bir kişinin, seçimlerde sonuç almasının yeni bir tartışmaya neden olacağına dikkati çeken Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: '12 yıldan bu yana Erdoğan Başbakandır. Ne kadar saklarsanız saklayınız. Cepheleşme içerisinde midir? Kutuplaşma içerisinde midir? Kamplaşma içerisinde midir? Gerilim stratejisiyle Türkiye'yi gererek kendisine oy vermiş insanları, partisine ve şahsına hakaret edenler karşısında birleştirici bir üslubu, yalana, dolana dayalı olarak uygulayan bir şahıs. Önce etnik temelli bir ayrım yaptı. Sonra mezhep temelli bir ayrım yaptı. Daha sonra ayrımlar her kanatta devam ediyor. Nereye hizmet ettiği meçhul. Şu çocuklarımızın ant içmesinin ne mahsuru vardı.' BAŞBAKAN BU SÖZÜ NİYE SÖYLÜYORSUN Bu milleti oluşturan insanların farklı mezheplerden olabileceğini belirten Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın uyguladığı politikaların bölünmeye, ayrımcılığa, şiddete, adaletsizliğe, yalana, tahribata ve hakarete dayalı olduğunu ileri sürdü. Bahçeli, “Farklı etnik kökende de olabilir. Ama bir millet şuuru içerisinde, beraberce, birlikte yaşamayı da arzulamıştır. Şimdi kalkmışsınız devletin imkanlarını kullanarak televizyonlarda bülbül gibi konuşarak, falan partinin başkanı 'Alevidir', falan partinin genel başkanı 'Zazadır', 'Ben Sünniyim' diyor. Ne gerek var buna. Başbakan bu sözü niye söylüyorsun. Bu ülkede Alevi kardeşlerim de yaşıyor, Sünni kardeşlerim de yaşıyor. Bunlardan bir tanesinin demokratik hakkı olarak başbakan olması, parti genel başkanı olması mümkün de öbürünün niye mümkün değil?' diye konuştu. KAHİRE’DE DOĞANI MEMLEKET EVLADI SAYMAYAN ERDOĞAN Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın şimdi de doğum yerlerine göre ayırım yaptığını ve Kahire'de doğanı memleket evladı saymadığını belirterek, “Eğer kalkıp 'Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Selanik'te doğdu memleket evladı sayılamaz' deme cesaretine sahip değilsen, lafı niye evirip çeviriyorsun. Pekala sen necisin? Bunu bilen yok. Kendisi de açıkça söyleyemiyor. Erdoğan çıkıp bu milletin huzurunda önce etnik temeldeki karışıklığı ortaya koy. Sonra inanç temelindeki bulaşıklığı bir ortaya koy” dedi. DALGA DALGA ADALETSİZLİK YAPILDI MI? Bugünlerde dalga modasının çıktığını belirten Bahçeli, “Türk Silahlı Kuvvetleri'ne dalga dalga bir adaletsizlik yapıldı mı? Emniyet güçlerine yapıldı mı? Yarın yargıca, savcıya yapılabilir mi?' diye sorarak, 'Hep bu milletin evlatlarına, milli değerlerine bu dalga çarptı. Bir gün AK Partililere de bir dalga çarparsa ne olacak? Erdoğan hata yapıyor diye, cezasını vatandaş bir gün niye çeksin. Bu konuya dikkat etmek lazım. Bu işin şakası yoktur' dedi. BU ANLAYIŞLA CUMHURBAŞKANI OLMAZ Bahçeli, Erdoğan'dan bu anlayışla cumhurbaşkanı olmayacağına dikkati çekerek, “Aklanmadan, paklanmadan, temizlenmeden Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olma şansı yok” diyerek şöyle devam etti: 'Belki bugünkü gücünü, devlet imkanlarını yine değişik yöntemlerle halkı kandırma usullerini kullanmış olsan dahi cumhurbaşkanı kalamazsın. Senden cumhurbaşkanı olmaz, olamaz. Mısır'da 'Rabia' diyor. Peki gerçeği niye paylaşmıyorsun. Bu Rabia işareti daha önce yok muydu? 12 yıl iktidarda kaldın. Rabia işaretini bir gün kullandın mı? Şimdi niye kullanıyorsun. Çünkü deşifre oldu artık. Şu 4 tane bakan ve çocukları. 4 bakan var bunların hepsi savcılık iddianamesiyle haklarında soruşturma açıldı mı? Meclise dosyaları geldi mi? Geldi. Orada da engellemeye çalışıyorlar. Şunu niye böyle şey yapıp da 5 kardeşi niye ortaya koyamıyorsun. Çünkü 5'inci sensin ve Bilal oğlansın.' EKMELEDDİN İHSANOĞLU’NU ANLATTI 'Bu adaylar içerisinde bir şahsiyet vardır ki, şu an için 12-13 partinin etrafını sardığı değerli bir bilim adamı ve diplomat olan Ekmeleddin İhsanoğlu' diyen Bahçeli, 'Ne kadar Erdoğan iftira etse, ne kadar İstiklal Marşı biliyor, bilmiyor tartışsa, ne kadar bilmem nerde doğdu, yaşadı dese de memleketin gerçeği, sıvanamaz, üstü örtülemez. Her şeyi istismar ediyorsun. Allah sana uzun ömür versin. Hem bu dünyada, hem de öte dünyada çekeceğin var. Yüce divana gitmeden hak vaki olmasın. Temennimiz o. Allah sana uzun ömür versin. Sağlıklı yaşamanı temenni ediyorum. Ama şu yalandan, iftiradan, hakaretten bu milleti devlet imkanlarıyla aldatmaktan vazgeç' diye konuştu. Bahçeli, devletin birliği, dirliği, milletin bölünmez bütünlüğü için, Alevi, Sünni, Kürt, Türk ayrımı olmadan birlikte yaşamak için artık devletin başında bu ayrımcılığın olmaması gerektiğini belirtti. SANDIĞA GİDİNİZ Cumhurbaşkanı seçiminin önemsenmesini ve herkesin sandığa gitmesini isteyen Bahçeli, şunları kaydetti: 'Sandığa gidiniz. Sağın, solun tesirleri altında kalmayınız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlış bir adım atılırsa onun arkasını toparlayamayız. Türkiye'deki sosyal hareketlilik hızlanır. Gerilim artar. İç savaşa doğru gidişler olur. Suriye, Irak, Kafkaslar ateş çemberi. Türkiye'nin kendini buradan kurtarması için aklı başında insanların devlet başkanı olması gerekir. Böyle olunca 3 adayın içeresinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nu sizlere tavsiye ediyoruz. Takdir sizin.' CUMHURBAŞKANLIĞI KÖŞKÜNE AYAKKABI KUTUSUYLA GİDİLMEZ Çorum'un Sungurlu İlçesi'nde konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Cumhurbaşkanlığı köşküne kimse yalınayak gitmez. Bunun, böyle olmayacağını biliyorsun. Ayağında bir ayakkabısı olur. Ama ayakkabı kutusu ile girdiğin anda herkes bakacak bu neyin kutusudur diye' dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, karayolu ile geldiği Çorum’un Sungurlu İlçesi’nde vatandaşlarla buluştu. Belediye binası önünde halka hitap eden Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a yüklendi. Erdoğan'ın gezilerde devlet imkanlarını kullandığını söyledi. TRT'YE HESAP SARACAĞIM Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Maltepe’de düzenlediği miting hakkında da konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'İstanbul’da bir miting yapmış. İstanbul’da ne kadar emniyet mensubu varsa miting alanında, 5 bin tane de AKP'nin özel güvenliği kurulmuş. Belediyenin, devletin tüm imkanları ile bir miting olmuş. Şu kadar insan mitingde vardır diyerek övünülüyor ve televizyonlarda, basınlarda aynı fotoğraflarla mitingi veriyor. Şimdi biz ilçe ilçe dolaşıyoruz. Burada televizyon kameralarından birkaç tanesi var. Akşam yayınlayacakları da şüpheli. Hele bir tanesi var TRT. Hepimizin vergisi ile kurulan bir TRT var. Şimdi bu TRT'nin bu seçimler dönemindeki yayınlarının bir mukayesesi yapılmış Recep Tayyip'e 500 saatin üzerinde, öbürlerine 3 saat 7 saat arasında bir şeyle güya adil bir propagandaya fırsat veriyor. Ey, TRT'nin yöneticileri, genel müdürleri, haber müdürleri. Söylüyorum, Allah nasip eder, bir sorumluluk üstlendiğimde bu adaletsizliğin hesabını sormazsam namerdim' dedi. YALANLA CUMHURBAŞKANI OLMAMALI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan'dan cumhurbaşkanı olamayacağını belirterek, 'Recep Tayyip Erdoğan'dan cumhurbaşkanı olmaz, olamaz. Kamplaşmaya, kutuplaşmayla, cepheleşmeye gerilim stratejisi ile kardeş kavgasına ülkeyi sürükleyecek yanlış sözlerle, hakaretlerle yalanla dolanla bir şahıs cumhurbaşkanı olmamalıdır' diye konuştu. DALGA DEĞİL TSUNAMİ VURACAK Cumhurbaşkanlığı köşküne kimsenin yalınayak gitmeyeceğini ifade eden Devlet Bahçeli şöyle devam etti: 'Bunun, böyle olmayacağını biliyorsun. Ayağında bir ayakkabısı olur. Ama ayakkabı kutusu ile girdiğin anda herkes bakacak bu neyin kutusudur diye. Cumhurbaşkanlığının bahçesinin tanziminde süs havuzları var. Oralara şöyle bakıp kendisinin haramzadelerle oluşturduğu havuz gibi görürse, oradaki aziz su artık dolar gibi kendine gelmeye başlarsa bir başka felakette öyle olur. Şimdi kalkmış mecliste de 4 tane bakanın deşifre edilmesi mecliste de soruşturma komisyonunu kurulmasıyla, eli şöyle dolaşıyor neymiş bu Rabia’ymış. Sen 12 yıldan bu yana 3 Kasım’dan bu yana bu ülkeyi yönetmiyor musun? 2012 ve sonrası dönemlerde bu işaret neyin nesi. Bundan evvel Mısır'da Rabia yok muydu ki sen bunu tespit edip bize anlatıyorsun. Bu Rabia işareti midir, başka işaret midir? Benim son döneminde şunlar şunlar deşifre oldular. Bunlar kim 4 tane bakan ve çocukları. Şunu gizli tutayım diyor. Eli böyle yani kalkıp da bunu 5 parmak olarak 5 gardaşı göstermeyin de birini niye saklıyorsun. 4 tanesinin yolsuzluk ve rüşveti belli. 5’incisi sensin oğlun Bilal’dir. Parmağını şöyle kaldırdığın gün 25 Aralık'taki yolsuzluk halkası ailecek boynuna geçer senin. Bu arada kendisinin bakanlarından ağlayan var. Hele sürekli bu devam eder diyor demokratik açılım zırvasıyla ülkeyi ihanete sürükleyen de diğer alanlara da yayılabilir diyor. Şimdi bu yayıla yayıla nereye kadar varacak. Bu dalgaların alayı inançlı temiz yoksul kimsesiz ama memlekete sevdalısı olanların kıyısına bu dalga vuracak dün yoksulda bugün zengin olan AKP’lilere bu hiç dalga vurmayacak mı? Yine söylüyorum, şu Türk Bayrağının altında söylüyorum. Allah nasip ederse dalga değil, tusunami vuracak. Çünkü oraya bir dalga yetmez o kadar millete hakaret eden ihalelerin babaları var onların da alayını almak lazım o dalganın içerisine onlar özel uçakları ile yurt dışına kaçacaklarını zannediyorlarsa bu aziz milletin tusunamisi öyle bir alacakaranlıkta gelir ki alayınızı dalganın içine alır boğar atar. Allah’ın izniyle o sebepten dolayı Recep Tayyip Erdoğan’dan adalet bakanı, o da belki aralarına girecek demek ki o da dalganın içinde olacak bak Allah söyletti. Ama kısaca söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan senden cumhurbaşkanı olmaz. Başını ağrıtma, yolsuzlukla ve rüşvetten kaçman mümkün değil. Bari sana oy vermiş masum insanları kandırarak, hala yanına alarak hırsızlığına soygununa kimseyi alet etme ve bu işten vazgeç. Vazgeçmezsen sizin bileceğiniz iş takdir cenabı Allahı’ndır. Ama biz diyorsak ki senden aday olmaz, senden cumhurbaşkanı olmaz, bu kadar güzide insana peki oluru kimdir diye sorduklarında bir cevabımız olması lazım. Ekmeleddin İhsanoğlu bey. Birçok siyasi partinin etrafında bütünleştiği, anayasa çerçevesinde cumhurbaşkanlığı görevi yapacak yemine sadık kalacak bir aziz millet evladıdır. MHP'ye gönül vermiş arkadaşlarımızda bu adaya destek vermek suretiyle cumhurbaşkanı olmasını istiyoruz. Gösterdiğimiz gayret budur ve büyük çoğunlukta Ekmeleddin bey etrafında bütünleşiyor. Öyleyse pazar günü sandığa gidecek misiniz? Oraya vardığınızda 3 tane resmi görecek misiniz? Bunların içerisinde en tanıdığınızı her yönüyle biliyorsunuz öbürü hakkında da kanaatiniz var. Tanımadığım dediğiniz birisi var o da Ekmeleddin beydir. Sevgi için ekmek, dirlik için ekmek, her konu için ekmektir ve cumhurbaşkanlığı için de Ekmeleddin beydir.' MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, buradaki konuşmasının karayolu ile Laçin İlçesi'ne geçti. Erhan GÖĞEM- Tahsin GÜNER/KIRIKKALE, //İlker AKTAŞ-Yusuf ÇINAR/SUNGURLU(Çorum) (DHA)
Reklam
Danimarka'dan İnternette Terabayt Rekoru!
Danimarkalı araştırmacılar, bir saniyede bu kadar veriyi aktararak rekorları alt üst ettiler!Bir zamanlar internet üzerinden video izlemek istediğimizde uzun süreler boyunca yükleme yapılmasını beklememiz gerekiyordu. Günümüzde bile yüksek kaliteli videoları izlemek istediğimizde sorunlar yaşayabiliyoruz. Ancak Danimarkalı bilim adamlarının çalışmalarına göre bu tür sorunlar çok geride kalmış olabilir.Technical University of Denmark araştırmacıları saniyede 5 terabayt, tam olarak 43 Tbps , veri aktarımı yapabilen bir internet bağlantısı kurmayı başardılar. Günümüzde kullanılan en iyi bağlantıların karşısında bile bu bağlantı büyük bir ilerleme olarak karşımıza çıkıyor.Bu gelişimin en önemli yanı ise, kullanılan teknolojinin temelinin Dünya üzerinde şu anda kullanılan teknoloji ile aynı olması. Yani, bu hıza ulaşan bağlantı da, daha özel olsa da, fiber-optik kablo aracılığı ile kurulmuş durumda. Günümüzdeki fiber-optik kabloların sınırı 100 Gbps olarak gözükmekte ve bu teknolojiye yapılacak olan bir geçiş işlemi, genel interneti çok daha rahatlatacak bir şey olabilir.Her ne kadar bu hız karşısında ağzımız sulansa da, bu teknolojinin henüz evlerimize ulaşmayacağını söylemekte fayda var. Ayrıca, evimizde şu anda 43 Tbps gibi bir hız kullanmaya kalksak bile bu pek çoğumuz için işe yaramaz olurdu. Dünya üzerinde yeni yeni yayılmaya başlayan 1 Gbps hızı bile pratikte çok daha düşük hızlarla sonuçlanıyor. Bunun en büyük sebebi ise tabii elimizde bulunan donanımlar .Ancak, bu yeni teknolojinin ISP'ler tarafından kullanılarak daha fazla bağlantının ve verinin aktarımı kolaylaştırılabilir. Bu da bütün kullanıcılar için daha yüksek bir bağlantı kalitesi ile sonuçlanabilir...
Çocuk İstismarını Konu Alan Çarpıcı Bir Kısa Film: Zorundayım
Gökhan Oğuztimur'un istismar edilen çocuklar için çektiği Zorundayım adlı kısa filmde gönüllü çocuklar kamera karşısına geçti.Oyuncular; Dilenci çocuk , Böbreği alınan çocuk, Hırsız çocuk, Çöpçü çocuk, Gelin Çocuk, Molotofcu çocuk, Dayak yiyen çocuk , istismarın en önemli rollerini büyük bir titizlikle oynayarak izleyicilere gerçek hayatta çocukların başına gelen olayları anlattı. Aile bireyleri tarafından istismara maruz kalmış çocukların fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları diğer çocuklara göre iki kat daha fazla olup bu sorunlar intihar düşüncelerini ve girişimlerini de kapsıyor.Çocukların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı polis ve diğer yardım kuruluşlarından destek alamaması bu durumu daha da üstü kapalı hale getiriyor.Türkiye'de son bir yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 216.875 in üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Çekimleri bir hafta süren Zorundayım kısa filmi, sponsor desteği olmadan, Yönetmenin ,ekibin ve oyuncuların ücret talep etmediği bir Sosyal Sorumluluk Projesi olmuştur.KÜNYEOYUNCULARDİLENCİ ÇOCUK Beril ÇolaklarBÖBREĞİ ALINAN ÇOCUK Berkay DenizHIRSIZ ÇOCUK Ece KaradenizÇÖPÇÜ ÇOCUK Simay KaradenizGELİN ÇOCUK Öykü KayaMOLOTOFCU ÇOCUK Berkant KaradenizŞİDDET GÖREN ÇOCUK Canay YenilmezSENERYOEsra OğuztimurGÖRÜNTÜ YÖNETMENİYaşar TuranlıMAKYAJYaşar TuranlıYARDIMCI ASİSTANNeslişah KaynardağMÜZİK / KURGUGökhan OğuztimurFOTOĞRAF / FİLMGökhan OğuztimurYÖNETMENGökhan Oğuztimur
Reklam
'Gül, Erdoğan ve Eşleri Milli Saraylar'dan Tarihi Eser Talep Etti mi?'
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e Milli Saraylarla ilgili sorular yöneltti. Çetin, “Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir?” dedi.Çiçek’in yanıtlaması istenen CHP’li Çetin’in soru önergesi şöyle: Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ya da eşi Hayrünnisa Gül tarafından TBMM yönetimindeki Milli Saraylardan Cumhurbaşkanlığında sergilenmek üzere ya da başka amaçla tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edilen tarihi eserler nelerdir? Bunların sayısı nedir? Görev süresi sona ermek üzere olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Milli Saraylara iade edilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bunlar nelerdir ve sayısı nedir? Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edildi ise hangi eserler istenmiştir? Verilen tarihi eserler iade edilmiş midir? Milli Saraylar tarafından başka kurum ve kuruluşlara verilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bu kurumlarca iade edilmeyen tarihi eserlerin sayısı nedir? Ankara-ZETE
Lady Gaga 21 TIR ve 144 Kişilik Ekibiyle Geliyor
Ünlü şarkıcı Lady Gaga, Türkiye'ye 21 tır ve 144 kişilik ekibiyle geliyor.Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, 'Lady Gaga's artRAVE: the ARTPOP Ball' turnesi kapsamında 68 şehirde, 78 performans sergileyecek şarkıcı, 16 Eylül'de İTÜ Stadyumu'nda Türkiye'deki ilk konserini verecek. İstanbul konseri, turnenin Avrupa ayağının da ilk konseri olma özelliği taşıyor. Toplam 21 tır ile İstanbul'a gelecek şarkıcıya sahnede, 14 dansçı ile 5 grup üyesi eşlik edecek. Gaga'nın sahnesi için dev bir bahçe ile 15 dev ağaç, 146 metrelik bir hortumla şişirilecek.Sahnede giydiği renkli kıyafetler içinde 14 gardrop kıyafeti ile gezen Lady Gaga, konserinde yaklaşık 30 saniyede kıyafetlerini değiştiriyor. Lady Gaga, İstanbul konserinde Alejandro, Bad Romance, Poker Face, Born This Way ve son albümünde bulunan G.U.Y gibi ünlü şarkılarını yorumlayacak.CNN Türk
Reklam
Aylık 20 Liraya 600 Bin e-Kitap
Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Okuma eylemimiz teknolojinin gelişmesiyle farklı şekillere girdi. Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. Dünyanın online kitap devi Amazon okuma eylemimizi gittikçe farklı hallere büründürmeye devam ediyor. Amazon, geçtiğimiz hafta yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba sınırsız erişim sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. E-kitabın yanı sıra Amazon'un sitesinde yer alan iki bin kadar sesli kitaba da ulaşmayı kolaylaştıran uygulama yayıncılık endüstrisinde büyük bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hem e-kitaba hem de sesli kitaba ulaşmayı birlikte sağlayan uygulama yazarlardan, yayıncılardan ve okurlardan farklı tepkiler alırken yayıncılık dünyası, bu uygulamanın kitap endüstrine neler getireceğini konuşuyor. Zaman gazetesinden Musa İğrek'in haberine göre E-kitap pazarının yüzde 60'ını elinde bulunduran Amazon'un 'sınırsız okuma' ve 'keşfetme özgürlüğü' olarak adlandırdığı bu yeni uygulamasına, yüksek e-kitap fiyatlarına yumuşatıcı bir etki gibi olarak görülüyor. Uygulamanın okura sunduğu bu olanağın yanı sıra yazarların bu uygulamayla daha fazla okura ulaşacağı düşünülüyor. Amazon'un bu yeni programından faydalanmak için e-kitap okuma cihazına sahip olmak gerekmiyor çünkü akıllı telefon ve tablet uygulamalarından da programa erişim sağlanabiliyor. Şirket şimdilik sadece Amerika'da başlattığı bu projeyi, yakın zamanda dünyanın dört tarafında yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Uygulama, bu alanda hizmet veren diğer şirketler ve Amazon arasında da yeni bir yarışın habercisi. Amazon'un rakip olarak gördüğü Oyster ayda 9,95 dolara 500 bin, Scribd ise ayda 8,95 dolara 400 bin e-kitaba erişim imkânı tanıyor. Sürekli eleştiri konusu olan yüksek e-kitap fiyatlarına karşın bu uygulamaların en mutlu tarafı yüz binlerce kitaba ulaşan okurlar kuşkusuz, fakat yayıncılar ve yazarlar cephesinde çeşitli ihtilaflar var. Ödünç e-kitap pazarı kızışıyor Kindle Unlimited, film (Netflix gibi) ve müzik endüstrisinde (Spotify gibi) yaygın olan ödünç alma yönteminin kitaba uygulanmış hali olarak yorumlanıyor. Yayıncılık dünyasında 'altı büyükler' diye anılan (Penguin ve Random'un birleşmesinden önce), Hachette Book Group, HarperCollins, Macmillan, Simon and Schuster ve Penguin Random House ise bu anlaşmanın dışında kalmayı tercih ederken, ödünç e-kitap pazarı da daha da kızışacağa benziyor. Zira, yayınevlerinin bu tavrı, tüm pazara sahip olan Amazon'a karşı muhalif bir duruş olarak değerlendiriliyor. Uygulamaya yapılan eleştiriler ise her kitaba erişimin olmamasının ve telif hakkı dolmuş yazarların kitaplarının çokluğu. Amazon'un bu yeni programı, bireysel yayıncılık yapan yazarlara dikkati çekti, zira en çok satan e-kitap listelerinin başlarında bu yazarların kitapları yer alıyor. Yayıncılık dünyasında seslerini daha da gür çıkarmaya başlayan bu yazarlar, kitaplarını sadece Amazon'da yayımlamayı kabul ederse programa dahil olabiliyor. Amazon ayrıca başka e-kitap satış platformlarından yazarların kitaplarını çekmesini istiyor, ki bununla diğer e-kitap satış platformlarına (Scribd ve Oyster) bir nevi çelme takmaya çalışıyor. Kişisel yayıncılık yapan yazarlar, küçük bir azınlık gibi gözükse de bu kitlenin e-kitap pazarında önemli bir payı var ve her geçen gün kitlesini çoğaltıyor. Yayın dünyasında demokratik ve özgür bir hareket olarak görülen kişisel yayıncılık, pazarda yüzde 60'lık bir paya sahip olan bu dev karşısında zorlu bir seçim yapmak zorunda. Bu kitlenin Amazon'a biat edip e-kitaplarını tek bir elden satışını yapmaları eleştirilirken, Amazon'un bu politikasının diğer e-kitap ödünç hizmeti veren şirketlere karşı bir yıpratma stratejisi olarak görülüyor. Öyle ki, Amazon'un bu programına katılmayan yazarları kitaplarını satmayarak bir cezalandırmaya gittiğini de söyleyebiliriz.T24
İlk Karavanın Hikayesi: Eccles Karavanları
Karavancılığın hikayesi aslında yüzyıllarca öncesine dayanmakta. Nitekim karavan kelimesinin kökü 'kervan' kelimesinden türemiştir ve bundan uzun yıllar önce at arabaları zamanında da atlarla çekilen karavanlar zaman zaman toprak yollarda boy göstermiştir. Eskiden beri dizayn edilen bu tekerlekli taşıtların günümüze kadar ulaşmasına katkı sağlayan bir şirket olan Eccles ise günümüzde de karavan üretmeye devam ediyor.
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
Reklam