Picasso'dan 290 Milyon Dolarlık Miras
Dünyanın en önemli ressamlarından Pablo Picasso'nun torunu Marina Picasso, dedesine ait paha biçilmez koleksiyonun bazı parçalarını satacak.Sanat dünyasının 'dahi'lerinden ünlü ressam Pablo Picasso'nun torunu Marina Picasso, dedesinin eserlerinden bir servet kazandı. Sanatçının oğlu Paulo Picasso’nun kızı olan Marina koleksiyonundaki eserleri satarak 290 milyon dolar kazanmayı planladığını açıkladı.Koleksiyondaki Picasso’nun ilk eşi Olga’ya ithafen çizdiği meşhur ‘Portrait de femme’ ile ‘la Mandoline Femme' isimli tabloları 60 milyon dolara, ‘Maternité’ başlıklı çalışma ise 54 milyon dolara alıcı bulmuştu.Marina Picasso, eserlerin satışından elde ettiği gelirin büyük kısmının çocuk ve gençlere yönelik yardım faaliyetleri yürüten uluslararası örgütlere bağışladığını açıkladı.Habertürk
Dünyada Yaşayan Herkes Aynı Anda Zıplarsa Ne Olur?
Birşeyler olur, ama kesinlikle bahsetmeye bile deymez. Klasik geyiktir, 1 milyar Çinli aynı anda zıplayınca Amerika'da deprem olacak diye ancak 2011'de Japonya'da gerçekleşen deprem bile günleri yaklaşık 0.0000018 saniye kısalttı. Aynı etkiyi yaratmak için aynı anda zıplaması gereken insan sayısı, şu anki dünya nüfusunun tam 7 milyon katı! yani 8 milyar x 7 milyon insan aynı anda zıplarsa benzer bir etki yaratabiliriz. Peki 7 milyar insan yan yana omuz omuza, Ankara kadar bir yere sıkışıp zıplasa ne olur? Dünyayı biraz olsun aşağı itebilir miyiz?Herkesin aynı anda 30 santim yüksekliğe zıplayıp geri indiği düşünülse bile, Dünya'nın yerini 1 hidrojen atomunun büyüklüğünün 100'de 1'i kadar değiştirebiliyoruz, o da çok kısa bir süreliğine, Dünya geri eski yerine neredeyse anında geliyor. Özet olarak insanların toplu kütlesi, Dünya'ya oranla o kadar düşük ki, hiç bir etkimiz olmuyor desek yanlış yapmış olmayız.Altta da ingilizce bilenler için detaylı bir video var.
Sadece Gazetelerin Arka Sayfalarında Rastladığımız Sağlıklı Yaşama İlişkin 7 Altın Öneri
Son derece önemli bilgiler veriyor olmasına karşın, gazetelerin en arka sayfasında, memelerini büyütünce şansı açılan hanım kızımızın büyük resimli haberinin altında denk geldiğimiz haberlerdir bunlar. İçerik olarak hayatın sırrını verme ile eşdeğer bilgiye sahip ancak konum olarak 'okumasan da olur' tadındadır. Mesela ömrü uzatmanın yolları, sağlıklı bir cinsel ilişkinin anahtarları hep bu küçücük alanda verilir. Türkiye'de insan hayatına verilen değerin düşük olmasından mıdır yoksa bu haberlerin kaynağı olan bilim insanlarına duyulan güvensizlikten midir bilinmez ama bu haberler bir türlü hak ettiği yere ulaşamaz.
Kendi Ölümleri Hakkında Doğru Kehanetlerde Bulunan 6 Sıradışı Sanatçı
Burada bahsedeceklerim komplo teorileri veya varsayımsal bilgiler değil. Bu dünyada gördüğü her şeyden şüphelenen ve yaşamın gerçeklerini sorgulayan bir insan olarak, sizlere gerçekten ölümünü tahmin eden insanlardan bahsedeceğim. İlk olarak John Gregory Dunne'ın kendi ölümünü sezdiğini okuduğumda gerçekten çok etkilenmiştim. 'O his nedir?' diye sormuştum kendime: İnsanların ölümün yaklaştığını anlamasını sağlayan o his nasıl bir duygudur ve nereden gelir? Biraz araştırma yaptım ve kendi ölümlerini tahmin etmiş olan başka insanlar olduğunu da keşfettim. Birbirinden ilginç hikayelere sahip olan bu insanları bu içerikte sizler için bir araya getirdim. İşte kendi ölümünü tahmin etmiş 6 sıradışı sanatçı:
'Peanuts Movie'den Yeni Fragman!
Serinin çizgi filmlerini ya da karikatürlerini sevenlerine müjde: Charlie Brown, Snoopy, Lucy ve arkadaşları ilk kez bir sinema filminde!
Reklam
Pedro Almodovar'dan Yeni Film: Silencio
Kadınların dünyasını konu aldığı filmleriyle tanınan Oscar’lı yönetmen Pedro Almadovar, Financial Times gazetesine verdiği röportajında, üzerinde çalıştığı yeni filmi hakkında ipuçları verdi. Almadovar, başta 1995’te çektiği The Flower of My Secret, Oscar’lı aktris Penelope Cruz’un başrolünde yer aldığıVolver/ Dönüş ve kendisine En İyi Dilde Yabancı Oscar’ını getiren, All About My Mother/ Annem Hakkında Her Şey gibi kadın öykülerine devam ettiğini ve yeni filminin adının Silencio/ Sessizlik olacağını açıkladı. İspanyol yönetmen, “ Şu an, beni çok heyecanlandıran, çarpıcı ve yıkıcı bir kadın dramı hikâyesinin yaratım sürecindeyim” derken, “Sessizlilik bir kadının başına gelebilecek en korkunç şeyi resmediyor, bu dehşet verici şey karşısında verebileceği yegane tepkiyse sessiz kalmak, işte film adını buradan alıyor” dedi.SEÇECEĞİM KADIN DÜNYAYA AÇILACAKOyuncu kadrosu henüz belli olmayan yapım için Almadovar, kadın başrolün kim olduğuna karar vermediğini fakat seçilecek İspanyol kadın oyuncunun bu filmle bir dönüm noktası yaşayabileceğini kabul ettiğini anlattı. Ünlü yönetmen, “Bu film İspanyol bir aktrisin, dünyaya açılmasını sağlayacak bir film niteliğinde olacak, fakat henüz bir isimde karar kılmış değilim” dedi. Almadovar Nisan ayında çekimlerine başlayacağı filmin tamamının İspanya’da çekileceğini de sözlerine ekledi.Kaynak: Variety
Reklam
"Food Porn" Kavramını Gerçek Anlamıyla Gösteren Instagram Hesabı
Bizim kültürümüze oldukça uzak olsa da, hatta 'nimetle şaka olmaz!' minvalinde atasözlerimiz bulunsa da, birazdan göstereceklerimiz, yiyeceklerle nasıl erotik fotoğraflar çekilebildiğini gösteriyor.Yakın zamanlarda, Avustralyalı fotoğrafçı Sarah Bahbah'a ait olan ilginç bir Instagram hesabıyla karşılaştık.Bahbah'ın farklı mekanlarda, farklı insanları çektiği fotoğraflar bir yana, son çektiği alelade pozlar en dikkat çekicileri oldu.Eğer Sarah'ın Instagram hesabına bir göz atarsanız, ne demek istediğimizi anlayacaksınız.Sarah Bahbah, çıplak insanların farklı yiyecekler yerken fotoğraflarını çekti ve bir albüm oluşturdu. Oldukça 'lezzetli' fotoğraflar olmasa, Sarah'ın yaptığı kelimenin tam anlamıyla bir yiyecek erotizmi.İşte Sarah'ın objektifinden dikkat çeken o fotoğraflar:
İnsan Vücudu Hakkında Belki de Bazılarına İnanmayacağınız 22 Gerçek
etiket
İnsan vücudu o kadar karmaşık bir sistem ki binlerce yıllık tıbbi bilgiye ve tecrübeye rağmen hala tam anlamıyla çözülebilmiş değil ve araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. Muhtemelen bazılarını inandırıcı bulmayacağınız, vücudunuzun her bir köşesinden o gerekli/gereksiz ve ilginç bilgiler:
Depresyon Bir Tür Alerjik Tepki mi?
Hemen her hafta kamuoyunda ünlü bir isim 'depresyonla savaşımını' dile döküyor ve bu hâlâ yürekli bir adım olarak görülüyor. Zira depresyonla ilgili tüm damgalanmanın kaldırılması gayretlerine rağmen, hala bir aklî ve duygusal zayıflık olarak görülüyor.Peki ya depresyon böyle bir şey değilse? Ya insanın kendisini gayet kötü hissetmesine yol açan bir fiziksel hastalıksa? O durumda depresyon yaşadığını açıklamak, daha kolaylaşacak mı? Ve depresyonun hayali bir durum olduğu inancına nihayet son verilebilecek mi?İngiliz gazetelerinden Guardian 'da yayımlanan bir haberde, sayıları giderek artan bilim insanının depresyon hakkında, ezber bozan tezlerle ortaya çıktığı belirtiliyor.Caroline Williams 'ın bu konudaki son çalışmalara ilişkin haberi şöyle:Los Angeles'teki Kaliforniya Üniversitesi'nde yıllardır depresyon konusunda çalışma yapan klinik psikoloğu George Slavich, depresyonun, akıl kadar vücutla da ilgili bir durum olduğu sonucuna vardı.Slavich, 'Depresyonu artık bir psikiyatrik durum olarak görmüyorum. Psikolojiyle ilişkili bir durum ama, aynı derecede biyolojik ve fiziksel sağlıkla da ilişkili.' diyor.Bu yeni tezin temeli, aslında, söylendiğinde, gayet bariz. Herkes hasta olduğunda kendisini kötü hisseder. İnsanın kendisini çok yorgun hissetmesi, can sıkıntısı çekmesi, divandan doğrulmak bile istememesi, psikologlar arasında, hastalıklı olma davranışı olarak bilinir. Bu durum da aslında, belli bir nedenle, vücuda daha fazla zarar verilmesini ya da enfeksiyonun daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla yaşanır.Hastalanınca çoğalan depresyon belirtileriİnsanın bu hali, depresyona çok benziyor. Dolayısıyla eğer depresyon yaşayan insanlar klasik hastalık belirtileri gösteriyorsa ve hasta insanlar da depresyona giren kişiler gibi davranıyorsa, bu iki durum arasında ortak bir neden olabilir mi?Bu sorunun cevabı evet.Bu duruma yol açan en büyük aday da iltihaplanma. Yani bağışıklık sisteminin, yaraları kapatmak ve sistemin diğer kısımlarını harekete geçirmek için, adeta bir hırsız alarmı gibi devreye girmesi.Sitokin denilen protein ailesi vücutta iltihaplanmayı devreye sokuyor ve beyni hastalık moduna geçiriyor.Depresyon dönemlerinde sitokinlerin ve iltihaplanmanın büyük bir artış kaydettiği görülmekte. Çift kutuplu (bipolar) rahatsızlık çekenlerde, hastalığın hafiflediği dönemlerde sitokin ve iltihap düzeyi de düşüyor.Sağlıklı insanlar da, iltihabı artıran bir aşı yapıldığında, geçici bir süre için bunalıma, evhamlı bir döneme girebiliyor.Tifo aşısı yapılan insanların beyin görüntüleri, bu duruma, beyinde ödüllendirme ve cezalandırma işlemlerinin yapıldığı bölgedeki değişimin yol açabildiği sonucunu ortaya çıkardı.Başka ipuçları da var...İltihap - depresyon ilişkisiRomatizmal eklem iltihabı yaşayan insanlar, ortalamanın üzerinde oranda depresyondan muzdarip. Kanserle mücadelede iltihabi tepkiyi pekiştirmek amacıyla hastalara verilen interferon alfa adlı ilaç, yan etki olarak genellikle depresyona yol açıyor.Bu tür veriler arttıkça, vücutta iltihaba neyin yol açtığı konusu daha fazla dikkat çeker oldu.New York'taki Stony Brook Üniversitesi'nde görev yapan Turhan Canlı, enfeksiyonların en büyük neden olduğu kanısında ve hatta, depresyonu, 'bulaşıcı olmayan bir enfeksiyon hastalığı' olarak, yeniden tanımlamamız gerektiği inancında.Diğer uzmanlarsa bu derece ileri gitmiyor.Bunun bir nedeni, iltihaba yalnızca enfeksiyonun yol açmaması. Trans yağ ve şeker bakımından zengin olan beslenme şeklinin iltihaplara yol açtığı; bol meyve, sebze ve yağ oranı yüksek balıklardan oluşan beslenme düzeninin ise iltihapları kontrol altında tuttuğu biliniyor.Bir diğer tehlike de obezite. Özellikle bel çevresinde biriken yağ tabakalarında büyük miktarlarda sitokin depolanıyor.Modern zamanların alerjisiBuna sosyal dışlanmanın veya yalnızlığın getirdiği stresin iltihaba yol açtiği gerçeği eklendiğinde, depresyon, bir tür, modern yaşama yönelik alerji olarak belirmeye başlıyor.İnsanların giderek daha fazla yiyerek ve uyuşukluk edip kendilerini soyutlayarak kronik iltihaplanma döngüsüne kapılmalarıyla, depresyon da tüm dünyada hızla yaygınlaşıyor.Eğer durum böyleyse, depresyonla mücadelede, önleyici adımlar atılması, bir başlangıç noktası olabilir.Klinik psikolog George Slavich, vücuttaki iltihaplanma sürecini devredışı bırakmanın pek de doğru olmayacağını, zira enfeksiyonlarla mücadele için buna gerek olduğunu söylüyor ama 'düzenli iltihaplanmanın kontrol edilebilir düzeye indirilmesini amaçlamak, iyi bir hedef olur' diyor.Sevindirici olan bir gelişme, antidepresanlara, iltihapla mücadele eden ilaçların eklenmesiyle hem hastalık belirtilerinin düzelmesi, hem de tedaviye cevap veren insanların oranının artması oldu. Ama bu verinin doğrulanması için daha başka denemeler yapılması gerekiyor.Omega 3 ve kürküminin yararlarıAyrıca Omega 3 ile zerdeçaldan çıkarılan kürküminin benzer etkileri olabileceği belirtiliyor. Omega 3 ve kürkümini, reçetesiz edinmek mümkün ve denenmesi yararlı olabilir. Ama bunlar bir seçenek olarak değil, sadece yardımcı tedavi unsurları olarak düşünülmeli.Londra'daki Kings College'de görevli psikiyatr Carmine Pariante, 5-10 yıl içinde depresyon yaşayan insanların kanlarındaki iltihaplanma oranının ölçülebileceği ve buna göre tedavi sunulacağı inancında.Depresyonun toplumda hala bir damgalanma nedeni olmasına gelince...Kabahati, akıldan vücuda aktarmak, damgalama eğilimlerine son verir mi?Bunu zaman gösterecek. Depresyon, daha önceleri de fiziksel olgularla ilişkilendirilmişti. Yakınlarda yapılan bir araştırma, beyindeki 'kimyasal dengesizliklerin depresyona yol açtığı' bilgisinin daha geniş kitlelerce bilinir olmasına rağmen, depresyon damgalamasının azalmadığını gösterdi. Üstelik bu eğilim, durumu daha da vahimleştiriyor.Ama bu kez hedefte, beyin ya da akıldan kaynaklanan herhangi bir türdeki zayıflık yok. Herkesin vücudunda bulunan bir temel özelliğin olayların gidişine göre herhangi bir kişiyi vurabilmesi söz konusu.İşte bu bilgi, daha fazla anlayış ve şefkat uyandıramazsa, o zaman hiçbir şey uyandıramaz.BBC Türkçe
Reklam
İnsana Yalnızlığını Hatırlatan Soğuk Kış Günlerinde Kaçmak İsteyebileceğiniz 20 Kış Evi
Soğuk rüzgarlar yüzümüzü hissizleştirdiğinde, biz yürüdükçe ayaklarımızın altında kalan karlar ses çıkardıkça ve gökyüzünden düşen kar taneleri görüşümüzü azalttıkça, aslında en güzel mevsimin geldiğini anlıyor insan. Kış demek birçok kişi için yalnızlık demek; battaniyenin altına uzanarak bir film izlemek veya sıcak bir şeyler içerek sokaktan geçenleri seyretmek demek. Bir de bu kış evlerine bakın; belki de bu yalnız kış günlerini geçirebileceğiniz en güzel yer bunlardan biridir;
Uzayda Hayat Var Mı Sorusunun Cevabı Nanosensörlerde mi?
Uzayda yaşam izleri bulmak için dünya var gücüyle çalışıyor. Curiosity ya da Philae gibi uzay sondalarının kullandığı kimyasal tetkikler ise bulunan materyallerin halen canlı olup olmadığını söyleyemiyorEngadget’ın haberine göre, Fransız bilim insanları bu konuda yardımcı olabilecek bir nanosensör geliştirdi: yaklaşık 500 bakteri toplama kapasitesi olan, lazer hareket sensörlü bir konsol. Bakteriler eğer canlıysa, konsolda çok hafif titreşimler yaratıyor ve lazerler de bu hareketleri yakalıyor. Bakteri ölünce bu sinyal de duruyor. Bu teknoloji kimyasal değil, tamamen mekanik olduğu için, ilaç deneyleri gibi pek çok amaçla da kullanılabileceği öngörülüyor. Örneğin lazer hareket sensörlü bu konsollara kanser hücreleri yerleştirilebilir. Eğer kansere karşı geliştirilen ilaç etkiliyse, hareket sinyalleri yavaşlayabilir ya da durabilir. Normalde uzay sondaları dünyadakine benzer kimyasal maddeleri arıyor ama başka gezegenlerde farklı türde kimyasallar da olabilir. Kim bilir, belki nanosensörler sayesinde Titan’ın hareket halindeki soğuk metan göllerinde günün birinde yaşam izleri bulunabilir. Bilgi Çağı
Reklam
Sanat Ne Anlatır ? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri-5
NeoKlasizm(Yeni klasizm) den Romantizme geçiş sürecinde Fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük ressamlarından olan Gericoult birbirine girmiş, bu insan yığınlarını bir araya getirerek büyük bir şaşkınlık yaratmış, ardından da sert eleştirilerin hedefi olmuştur.Acaba bu resme baktığımızda ne anlamamız gerekiyor ? Umut mu ? Umutsuzluk mu ?1816 yılının sıcak temmuzunda Medusa adlı Kraliyet gemisi, sakince kıyıdan ayrılarak, kendisini sonsuz maviliğe bırakıyor. İngilizlerin Fransızlara bıraktığı Senegal'deki bölgeyi işgal etmek için deniz taburu gemide hazır bulunuyor. Çiçeği burnunda yeni atanmış Senegal Valisi, ailesi, hizmetçileri, oranın coğrafyasını çıkarmak,  bilgi edinmek için bilim adamı ve araştırmacılar ile beraber tam 400 kişi Medusa'nın kamaralarına yerleşmeye çalışıyor.Kanarya Adalarının yakınlarında gemi çeşitli hatalardan dolayı kayaya oturuyor. Geminin bir an önce boşaltılması lazım, ancak nasıl ?Vali, ailesi, kaptan ve subaylar 6 filikaya doluşuyorlar. Geriye kalan 147 insan ise geminin direğinden parçalarından acelece yapılan, sallara zorla bindiriliyor. Filikaların onları karaya kadar çekeceği söyleniyor. Ne yazık ki bu pekte mümkün değil.Suyun ortasında bir avuç tahta parçasının üzerinde gerçek bir ölüm kalım savaşı baş gösteriyor. Açlık, susuzluk ve Temmuzun yakıcı sıcağı...Aradan bir hafta geçiyor ve 147 kişiden geriye yalnızca 28 insan salda kalıyor. (Zor atlatılan bir haftanın ardından bazı ölülerin etleri güneşte kurutularak yendiği kayıtlara geçmiştir)Suyun ortasında geçen 13 vahşi günün ardında tesadüfen sağ taraftan bir geminin geçtiği fark ediliyor, ve halen umudu olan bir kaç insan, son enerjilerini de kullanarak geçen geminin dikkatini çekmeye çalışıyorlar. Ve işte Theodore Gericault tamda bu anı devasa bir tabloya işleyerek ölümsüzleştiriyor.Ve evet, o kadar asilzadenin arasından uzanan bir 'Zenci' kolu, sonunda fark ediliyor, gemi bu insanları kurtarıyor.
33 Maddede Gelişimi ve Kendisinin Bambaşka Olduğunu Kanıtlayan Yer: DUBAİ
Çok değil... Kim bilirdi 1990'lı yıllarda bir balıkçı kasabası olan çöl çorak bir yerin şimdi dünyanın en ihtişamlı yerlerinden biri ve dünya ticaret merkezlerinden olacağını. Hem gelişimi hem de şehri ile kendine hayran bırakan, ''lüks şehir'' tanımının yeni jenerasyona rahatça anlatılabileceği Dubai'nin kendisi de, gelişimi de gerçekten hayret verici.İşte Arap dünyasının lüks şehri:
Reklam
!F İstanbul Açılışı Tim Burton ile Yapıyor
14. !f istanbul’u, hayalgücünün sınırsızlığını her işinde gözümüze sokan Tim Burton’ın son filmi ‘İri Gözler / Big Eyes’ ile açıyoruz. Burton bu sefer karısının iri gözlü çocuk tablolarının üzerine konan Walter ve resimlerin gerçek yaratıcısı Margaret Keane’in hayatını anlatıyor. 50li yıllarda yaşayan Keane çifti dev gözlü küçük kız tablolarıyla o dönem büyük şöhret elde etmiş. Henüz filmi izlemedim ama fragmanından yayılan kokular uykudan uyandırıp mutfağa götürecek cinsten.Margaret Keane’i American Hustle, The Master’daki rolleriyle iz bırakan Amy Adams, Walter Keane’i ise Inglorious Basterds ve Django Unchained filmleriyle Oscar’ı kucaklayan Christoph Waltz canladırıyor. Filmde ayrıca geçtiğimiz sene The Grand Budapest Hotel’deki performansıyla bir kez daha kalbimizi çalan Jason Schwartzman ile Breaking Bad izleyenler için unutulmaz kadın Kyrsten Ritter rol alıyor.Sona bıraktım ama söylemeden olmaz; İri Gözler‘de insanları en mutlu anlarında bile hüzünlendirebilmeyi kendisine görev bilmiş Lana del Rey‘in iki şarkısı var. Bunlardan Pazartesi sabahı sizi daha az ağlatacak olan Big Eyes’ı şurada dinleyebilirsiniz. Burada da Lana size öpücük atıyor ki onu affedin, biraz keyiflenin.Zaferhan Yumru/ifistanbulblog
Reklam