ABD'li gerilim romanı yazarı James Patterson, dünyanın kendini imha eden ilk romanını hazırladı. 1000 kopyası bedava dağıtalacak olan Private Vegas adlı roman, okunmaya başlandıktan 24 saat sonra kendini imha edecek.ABD'li ünlü yazar James Patterson, kreatif bir ajansla işbirliğine giderek dijital kitap tecrübesini çok yeni bir boyuta taşıdı. Yazarın Private Vegas adını verdiği son romanı, kendini imha edecek şekilde tasarlandı.24 saat içinde yanarak yok olan kitap, Patterson'ın sayfasından başvuru yapan 1000 okuyucuya bedava dağıtılacak. Kitabın bir kopyası da 294 bin 38 dolardan satışa çıkarılacak. Bu bedeli ödemeyi kabul eden hayranı, Patterson ile beş akşam yemeği yiyeceği bir gezi de kazanacak.Patterson, Mother adlı ajansla ortak gerçekleştirdiği projenin kendi fikri olmadığını ancak 'televizyon ve sinema gibi her türlü yayın türüyle rekabetin zorunlu olduğunu' belirtti. Günümüzde geçmişi anımsatan kitapçıların kalmadığını söyleyen Patterson, bakılabilen kitap sayısının kısıtlandığını ve bu tür projeyi bu yüzden beğendini ifade etti.
Paralel Yapı operasyonu sırasında sahte diploma ile TÜBİTAK’a girdiği ortaya çıkan ve tutuklanan Hasan Başaran’ın, eski Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün yeğeninin eşi olduğu ortaya çıktı. Ergün, TÜBİTAK’a girmesini sağladığı iddia edilen damatla ilgili, “En ufak katkım yok” dedi.Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın haberine göre Tüm ailenin, gözaltına alındığında sahtekârlığı öğrendiğini belirten Ergün şunları söyledi:AİLE ŞOKTA“Söz konusu Hasan Başaran, benim ağabeyimin kızı, yani yeğenimle 7 yıl önce evlendi. Herkes onu ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu sanıyordu. Gözaltına alınana kadar eşi dahil ailelerden kimse sahte diplomaya sahip olduğunu bilmiyordu. Ailesi olayla birlikte büyük bir şok ve travma yaşadı. Öğrendik ki, yıllar önce Başkent Üniversitesi’nin 2 yıllık Bilgisayar Bölümü’nde okula başlamış. Sonra ailesine dikey geçişle ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ne geçtiğini söylemiş. Sonra da mezun oldum deyip, sahte diplomayla askere gitmiş ve kısa dönem askerlik yapmış.YENİ ÖĞRENDİKÖnce Kocaeli Belediyesi’nde ardından da TÜBİTAK’ta işe girmişti. Gözaltı olayına kadar tüm aile ve bizler bunun doğru olduğunu sanıyorduk. Gözaltı olayında, sahte diploma olayı ortaya çıktığında tüm aile perişan oldu. Yeğenimle 7 yıldır evli ve bir oğulları var. Eşi de herkesle birlikte öğrendi. Evet bir yakınlığım var ama mağdur edilenin yakınıyım. Şimdi devlet bunun hesabını sorar. Ne suç işlediyse cezasını çeker. Sahtecilikten de ceza alır. Olmadı devletten aldıklarının parasını tahsil eder. Ama bir de ailesinin kaybettikleri var. Aile de şu anda perişan. Eşi ve oğlunun durumunu düşünün. Bundan sonra ne yaparlar bilmiyoruz.BEN İŞE ALMADIMBenim bakanlık yaptığım dönemde TÜBİTAK’ta işe başladı. Ama işe alınması sürecinde hiçbir dahlim ve katkım olmadı. Ne ben, ne de benim bürokratlarımın aracılığı oldu. TÜBİTAK’ın kendi iç inceleme ve eleme sistemiyle kuruma alındı. Bilgisayar Mühendisi olduğunu söyleyen, diploması olan ve kriptoloji lisansı yaptığını gösteren belgeleri olan biri olarak başvurmuş ve tüm elemelerden geçmiş. Asıl sorun da burada bana göre. Ne askerlik yapma aşamasında, ne de kamuda göreve alınma aşamasında gösterdiği belgelerin hiçbiri ciddi bir kontrolden geçmemiş. Daha önce de böyle sahtekârlar yakalandı. Sahte doktor olaylarını bile gördük. Aslında YÖK ile temasa geçip tek bir düğmeye basılarak, bu belgelerin teyidinin yapılması gerekir. Bir soruşturma konusu olmadan böyle bir sahtekârlık ortaya çıkmıyor.TÜBİTAK’ta Paralel Yapı’yla ilgili olarak operasyon başladıktan sonra tüm diplomalar tarandığı için bu olay ortaya çıkıyor. Ailemizde, Paralel Yapı’yla bağı olduğuna dair tek bir bilgi yok. Adamın diplomasının sahte olduğunu bile ailede herkes gözaltına alındıktan sonra öğrendi.”e-imzanın başındaydıHASAN Başaran’ın ODTÜ’den alınmış gibi düzenlenen sahte diploma ile TÜBİTAK’ta işe girdiği ortaya çıkmıştı. ‘Paralel’cilerle ilişkisi olduğu öne sürülen Başaran’ın TÜBİTAK Gebze’de tüm kamu kurumlarında kullanılan e-imzaların hazırlandığı Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin başında görev yaptığı öğrenildi. Başaran, Temmuz 2012’de Kamu Sertifikasyon Merkezi bünyesinde işe başlayıp 4 ay sonra aynı birimin başına geçti. Başaran’ın o dönem BİLGEM Başkanı Hasan Palaz’ın önerisi ve TÜBİTAK Başkanı Yücel Altınbaşak’ın onayı ile Kamu Sertifikasyon Merkezi’nin başına getirildiği öğrenildi. Kurumdan 7 bin TL maaş aldığı öğrenilen Başaran’ın sorgusunda, “Diplomamın sahte olduğunu anlayan olmadığı için askerliğimi de kısa dönem yaptım. İşe giriş esnasında sunduğum diplomayı da 2005’te bilgisayarımda Photoshop’la kendim yaptım. Ailem de gerçek sandı. İşe girişte, bana genellikle kriptografi üzerine sorular sordular. Sürekli makaleler okuduğum için rahatlıkla cevapladım” dediği iddia edildi.
Türkiye’nin en büyük fotokitap markası Lukapu, eğlenceli ve bir o kadar da pratik iPhone uygulaması LukaBUKA’da da sevgilileri unutmadı: 5 Şubat’a kadar iPhone’unuzdaki en romantik fotoğrafları seçin, fotokitap hazırlayın ve yüzde 25 indirimi kaçırmayın.iPhone uygulaması LukaBUKA’yı bugüne kadar yaklaşık 25 bin kişi indirdi. LukaBUKA sayesinde akıllı telefonunuzdaki ya da sosyal medya hesaplarınızdaki 20 fotoğrafı seçip birkaç dakika içinde albümünüzü tasarlayıp sipariş verebiliyorsunuz. Hemen https://itunes.apple.com/app/lukabuka-fotograf-albumu/id814349208?l=tr&ls=1&mt=8 adresinden ücretsiz olarak LukaBUKA’yı indirip kolayca iPhone’unuzda sevgilinize hediyenizi tasarlayabilirsiniz. Hem de hediyenize yüzde 25 indirimli sahip olacaksınız.Bunları biliyor muydunuz?- Tüm işletim sistemlerinde çalışan Lukapu Türkiye’nin 81 iliyle de tanıştı.- En çok Lukapu büyük kare fotokitap tercih ediliyor.- Lukapu tasarlamak için siteye her gün ortalama 7 bin fotoğraf yükleniyor.- Her gün ortalama 20 bin kişi lukapu.com’u ziyaret ediyor.
Türkiye’de normal Blues şarkıları ve bu işi icra edenler bile o kadar azken, bu müziği Türkçe sözlü yapanları bulabilmek adeta çölde su bulmak gibidir Blues severler için. Bazı şehirlerde amatör olarak bu müziği yapan bazı gruplar da mevcut lakin bazılarının kayıtlarının olmaması bazılarının da kayıtlarının kötü olmasından dolayı listeye alamadık. Her ne kadar “Türkçe sözlü Blues olmaz” diyenler olsa da, onları haksız çıkartabilecek kadar güzel şarkılar da var. Zaten bir Yavuz Çetin gerçeği de var. Yavuz’a saygı olarak ilk onunla başlayalım ve Türkçe sözlü Blues’un tadını çıkartalım. Sizlerin de bildiği Türkçe sözlü Blues şarkıları varsa yorum bölümünde paylaşabilirsiniz. Keyifli Dinlemeler…
Azerbaycan'da bulunan dünyanın ilk ve tek minyatür kitap müzesi Guinness Rekorlar Kitabı'na alındı. 'Picture of English History'nin 1815 baskısı, 16. yüzyıla ait 'Masses of St. Francis of Assisi and St. Anne' kitabının çok eski tıpkı basımı ve 17. yüzyıla ait bir Kur'an-ı Kerim, müzenin en nadir eserlerini oluşturuyor.Tarihi İçerişehir'deki müzede sergilenen minyatür kitaplar, 'Dünyanın en büyük minyatür kitap koleksiyonu' olarak onaylanarak, Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.Müzenin dünyada 'ilk ve tek' olduğunu vurgulayan minyatür kitap koleksiyonunun sahibi Zarife Salahova, sadece 7,5 santimetreden küçük kitapların minyatür kitap olarak kabul edildiğini, koleksiyonunda bu standardı taşıyan 2 bin 913 kitap bulunduğunu belirtti.Bakü'ye gelen turistlerin uğrak yeri olan müzede, 71 ülkede basılmış kitaplar bulunuyor. Müzede, minyatür kitapların yanı sıra farklı büyüteçler yardımıyla okunabilen mikro kitaplar da yer alıyor.MÜZENİN EN KÜÇÜK KİTABIJaponya'da Toppan Yayınevi tarafından basılan 0,75x0,75 milimetre ebadındaki 'Dört Mevsim Çiçekleri' isimli kitap müzenin en küçük kitabı olma özelliğini taşıyor. Yirmi iki sayfalık bu kitap, özel mikroskop vasıtasıyla okunabiliyor.'Picture of English History' kitabı 1815 baskısı, 16. yüzyıla ait 'Masses of St. Francis of Assisi and St. Anne' kitabının çok eski tıpkı basımı ve 17. yüzyıla ait bir Kur'an-ı Kerim, müzenin en nadir eserleri arasında yer alıyor.ATATÜRK'ÜN NUTUK'UAlparslan Türkeş'in Dokuz Işık eseri ve Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirlerinden oluşan mini kitapların yer aldığı müzede, Mustafa Kemal Atatürk'ün 2008 yılında Azerbaycan'da yayımlanan eseri Nutuk da sergileniyor.Sputniknews
Büyük usta Nazım Hikmet bu dizeleri size yazmış olmasın sevgili Kovalar? Özgürlüğüne düşkün, değişim yanlısı, yaratıcı, dahiliğe yakın derecede zeki ama aynı zamanda da hümanist, sevecen.. İnsanın burç seçerken Kova olası geliyor. Tamam size biraz kendini beğenmiş diyorlar, bağlanma probleminiz de varmış. Öyle aile, akraba, talukat pek takmıyormuşsunuz. Gelenek, görenekle de alakanız yokmuş. Pardon ama Darwin bacanağıyla tavla oynasa daha mı iyiydi? Ya Ajda Pekkan eltisiyle altın günü yapsa bugün Türkiye olarak Süperstarsız ne yapacaktık?Siz bildiğiniz yoldan şaşmayın, sizin yolunuz yıldızların yolu. Zaten büyük ihtimalle onlardan birinden geldiniz.
1934 yılında National Allied Publications adıyla kurulan Dc Comics, adını kendi serilerinden biri olan ''Detective Comics''in baş harflerinden almaktadır. Dünya çapında bu denli popüler olmasını sağlayan şeylerden biri de ''Warner Bros Entertainment''in alt kuruluşlarından biri olmasıdır. Çizgi romanın tanınması, sevilmesi ve popüler olması konusunda Marvel ile başı çeken Dc Comics, yine çizgi romanların altın çağını yaşadığı yıllarda da zirvedeki isimlerden biri olmuştur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘işin ehli’ sözleriyle övdüğü Balyan ailesine mensup Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garabet Balyan’ın kayıp mezartaşı Kartal’da İstanbul Belediyesi’ne ait bir inşaat şantiyesinde ortaya çıktı.İstanbul’un simge yapılardan biri olan Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garabet Balyan’ın kayıp olan mezar taşı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kartal’da kullandığı bir şantiyede ortaya çıktı.Bilindiği gibi, İstanbul’daki pek çok önemli yapı, Balyan Ailesi’ne mensup mimarların eseri. Dolmabahçe Sarayı, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi, Dolmabahçe Valide Sultan Cami gibi İstanbul’daki tarihi öneme sahip yapıların mimarı Garabet Balyan’ın kayıp olan mezar taşı, Kartal Soğanlık’ta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından kullanılan bir şantiyenin içinde bulundu. İBB’nin uzun yıllardır kullandığı şantiye alanındaki binalarının yıkılmasıyla, binaların arasında kalmış mezar taşı ortaya çıktı. Balyan’ın mezar taşının yanı sıra, üzerindeki Ermenice yazılar tam olarak okunamayan başka mezar taşları ve kitabeleri de bulundu.Beşiktaş Ermeni Mezarlığı’ndaydıGarabet Balyan’ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor. Bu konuda elimizdeki en önemli kaynaklardan biri, Pars Tuğlacı’nın ‘Balyan Ailesi’ kitabı. Tuğlacı, kitabında, Garabet Balyan’ın mezar taşına ait bir fotoğrafa da yer vermişti. Berç Erzian tarafından 1958’de Beşiktaş Ermeni Mezarlığı’nda çekilmiş fotoğrafları yayımlayan Tuğlacı, mezar taşlarının artık yerlerinde olmadığını anlatıyordu. Fotoğraftaki Garabet Balyan’a ait mezar taşıyla, belediye şantiyesine bulunan mezar taşının aynı olduğu tespit edildi.Sorular yanıtsızAgos'tan Uygar Gültekin'in haberine göre yıllardır kayıp olan Balyan’ın mezar taşının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kullandığı şantiye alanına nasıl geldiği ve mezar taşlarını korumaya yönelik tedbirlerin neden alınmadığı soruları ise hâlâ yanıtsız. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, konunun araştırılacağını söyleyerek Agos'un sorularını yanıtsız bıraktı.
Bir gün, Bağcılar'ın kendine dayattığı yaşam tarzından çok sıkılan bir genç, arkadaşlarıyla birlikte tek gerçek acı olan fiziksel acıyı yaşamak, sisteme başkaldırmak, uykudakileri uyandırmak için Bağcılar Dövüş Kulübünü kurdu... Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Rus Ilya Kuvshinov tarafından yaratılan ünlü dizi ve film karakterlerinin anime çizimleri epey hayranlık uyandıracak derecede. Bunların yanında ilk 3 çizimde görebileceğiniz gibi oyun ve anime karakterlerini tekrardan yorumlayan illüstratörün Deviantart galerisine bakmanızda yarar var.
Dün dört gazete hemen hemen aynı manşetle çıktı: Başkanlık sistemine ilk adım.Sabah, Akşam, Yeni Şafak ve Star, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 19 Ocak’ta Bakanlar Kurulu’nu Ak Saray’da toplamış olmasını bu şekilde duyurdular.Dört gazeteyi de artık “hükümet yanlısı olarak” tarif edenler haksızlık etmiş olur; çünkü artık bir Erdoğan çizgisi var.Aylardır Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’nu toplayacak olmasını Türkiye’de Parlamenter rejimden Başkanlık rejimine geçiş olarak görenlere yönelik eleştiri dalgası bu manşetlerle boşa çıktı, kabul edilmiş oldu.Çünkü Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’nu toplaması kendisinden önceki cumhurbaşkanlarında olduğu gibi “istisna” değil, “kaidedir”.
Grimm masalları 200 yıl önce Almanya’da yayımlanmış, daha sonra farklı dillere çevrilmişti. Fakat masal dendiğine bakmayın; güzel başlıkların altında aslında şiddet, seks, cinayet, yamyamlık, bebek katilliği ve ensest hikâyeleri yatıyor. Bunlar bugün çocuklar için uygun kabul edilecek türden konular değil.Jacob ve Wilhelm Grimm kardeşler Almanya’nın Kassel kentinde yaşıyordu. Almanca ve hukuk eğitimi almışlardı. Onlar bu masalları yazdığında dünya farklıydı.Grimm kardeşler 1812-14 yılları arasında 150 masal yazmıştı. Bunların bir kısmı popülaritesini yitirdi, ama Kırmızı Başlıklı Kız , Kül Kedisi , Hansel ve Gretel , Pamuk Prenses gibileri ölümsüzlüğe kavuştu. Bunlar çok sayıda romana ve filme de konu oldu.Fakat Harvard Üniversitesi’nden Alman folkloru ve mitolojisi profesörü Maria Tatar’a göre, “cinsellik ve şiddet içeren bu masallar çocuklara uygun değil”. “Örneğin Pamuk Prenses ’te üvey anne küçük kızın akciğerini ve karaciğerini istiyor. Kız daha yedi yaşında ve avcı tarafından ormana götürülüyor. Oldukça korkutucu. Daha sonra ise kötü üvey anneye kızgın demir ayakkabılar giydiriliyor. Kül Kedisi Sindirella ’da ise üvey kız kardeşlerin topukları ve ayak parmakları kesiliyor.”Tatar, “ Pamuk Prenses ’in kaç yeni versiyonu piyasaya çıktı artık saymıyorum. Bunlar sadece çocuklara yönelik Disney filmleri de değil. Bu masallardaki sapkın cinsellik öne çıkarılarak yetişkinlere yönelik filmeler de yapılıyor,” diyor.Bunlar doğru ve yanlışa dair masallar. Ders çıkarmaya yönelik. Aldatma ve dürüst olmamanın cezalandırılacağı, dürüstlüğün ve çalışkanlığın ödüllendirileceğine, verilen sözlerin tutulması gerektiğine, yabancılara dikkat etmek gerektiğine dair dersler bunlar.Fakat bu masalların cazibesi bu derslerden ziyade dinleyiciye gergin anlar yaşatan kanlı senaryolarda yatıyor. Profesör Tatar bu durumu şöyle ifade ediyor: “Hayal edebileceğimiz en kötü şey başımıza gelse ne olurdu türünden bir senaryo yaratılıyor; ama bunu ‘bir zamanlar’ ifadesiyle bizden uzak bir zamana götürerek bize güven de veriliyor.” Yaşanan kötü olaylara rağmen hikâyeler mutlu sonla bitiyor.Çocukların çoğu bu türden kanlı masalları sevse de ebeveynlerin çok da hoşlanmadığını ortaya koydu geçen yıl yapılan bir araştırma. Bazı aileler çocuklarının Kırmızı Başlıklı Kız ’ın başına gelenlere ağladığını bildiriyor. Bazıları ise çocuk kaçırma ve idam içeriğinden dolayı Rumpelstilskin masalını okumadıklarını söylüyor. Bazı ebeveynler de Sindirella’nın bütün gün ev işi yapmasından dolayı çocukları için iyi bir örnek olmadığını ifade ediyor.Tatar, Pamuk Prenses masalında kötü kraliçenin güzel kadınlıktan çıkıp yaşlı ve çirkin bir cadıya dönüşmesinin ise aslında yetişkinlere ait bir konu olduğunu, yaşlanmaya dair endişelerimizi dile getirdiğini söylüyor.Grimm kardeşlerin yaşadığı Kassel’deki Botanik Bahçesi’nde bazı masallar canlandırılıyor, ayrıca masallarla ilgili sergi insanı düşünmeye itiyor. Örneğin Kırmızı Başlıklı Kız hikâyesinin bir parfüm reklamında kurdu terbiye etmede kullanıldığını gösteren bir video, masallarda şiddet içeren cümlelerin duvar panolarında sergilenmesi gibi.Serginin küratörlerinden Louisa Dench, çocuklara daima iyinin kazandığını göstermenin önemli olduğunu belirtiyor.Dench’e göre, masalların bugüne kadar gelmesindeki en önemli etkenlerden biri, çoğu şeyin kişinin kendi hayal gücüne bırakılmış olması. “Biri size masalı okurken zihninizde onu istediğiniz gibi canlandırabilirsiniz. İşin büyüsü de burada.”Bu, fanteziye dayanan bir büyü ve belki de bu masalları ebeveynlerin gazabından koruyan şey de o. Bazı masallar ürkütücü temalar içerse de çocuklar genellikle bunların fantezi olduğunu biliyor.İşte bu yüzden iki yüz yıldır yaşayan bu masallar iki yüz yıl daha yaşayacak gibi görünüyor.BBC Türkçe
'Terör tehdidi yarattığı' gerekçesiyle geçen ay sonunda İtalya'dan sınır dışı edilen Türk vatandaşının 25 yaşında bir doktora öğrencisi olduğu ortaya çıktı.İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, geçen hafta sonu yaptığı açıklamada Aralık ayı sonundan bu yana 9 kişiyi teröre destek şüphesiyle sınır dışı ettiklerini, bunlardan birinin de Türk vatandaşı olduğunu söylemişti.İtalyan basınında yer alan haberlere göre söz konusu Türk vatandaşı, Pisa'da fizik doktorası yapan 25 yaşındaki Furkan Semih Dündar'dı.Bilkent Üniversitesi'nden mezun olan, ardından da ODTÜ'de yüksek lisans yapan Dündar, Kasım 2014'te de İtalya'nın Pisa kentindeki Normale Üniversitesi'nde fizik doktorası yapmaya başlamıştı.27 Aralık'ta ise, İtalyan ve ABD devlet kurumlarına intihar saldırısı düzenleme tehdidinde bulunduğu gerekçesiyle ülkeden sınır dışı edildi. İtalyan güvenlik güçleri Dündar'ın Pisa'daki evinde yaptıkları aramada, tehdit mesajlarının gönderildiği belirtilen bilgisayarı da buldu.Furkan Semih Dündar'ın bir terör şüphelisi için 'sıradışı' profili ise İtalyan basınını şaşırttı. Yerel Il Tirreno gazetesi, Dündar'ın görüntüsünün 'herhangi biri gibi, hatta biraz da komik' olduğunu yazdı.Gazetenin konuştuğu, Dündar'ı tanıyan kişiler de muhtemelen bir 'sinir yıpranması' yaşadığını söyledi.Dündar'ı Pisa'daki üniversiteye kabul eden Teorik Fizik Doçenti Augusto Sagnotti de 'Çok parlak bir öğrenciydi, rafine ve eğitimliyidi. Kara delikler ve bilim felsefesi üzerinde çalışmak istiyordu' dedi.Sagnotti, Dündar'ın geçen yaz yapılan doktora seçmelerinde 100 kadar aday arasından 3'üncü olduğunu da vurguladı. Doçent, 'Belki de sadece stres altındaki bir çocuktu, ama ben buna karar verecek verilere sahip değilim' dedi.Üniversiteden bir arkadaşı da 'Benimle hiç politika ya da dinle ilgili konuşmadı. Batılı gibi, hipster gibi giyinip yaşıyordu. Cihatçıya benzemiyordu' dedi.Dündar: Tercüme hatasıLa Repubblica gazetesinin ulaştığı Dündar ise her şeyin yanlış çeviriden kaynaklanan bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu öne sürdü.Dündar, 'Mesajlarımı tercüme etmek için Google'ın tercüme sistemini kullanmışlar. Bu sistemin Türkçe tercümede iyi çalışlmadığını herkes biliyor. Bu yüzden kendimi havaya uçurmayı istediğimi sanmışlar' dedi.Dündar, şunları söyledi: 'İtalya'ya geldiğim ilk günden beri sanki bir düşmanmışım gibi sokakta, her yerde takip edildiğimi fark ettim. Sonra CIA'e bir mesaj yazdım: 'ABD Büyükelçiliği'nin önünde kendimi havaya uçurmak istediğimi mi sanıyorsunuz? Bütün gün sizi düşünmekten başka yapacak işim olmadığını mı sanıyorsunuz?' dedim. İlk başta CIA'in bana yardım etmesini ve bu yanlış anlamayı düzeltmesini umuyordum. Fakat sonra başka kurumlara da provokatif mesajlar göndermeye başladım.'Dündar, bunu neden yaptığı sorusuna ise 'Bu durumu sona erdirmek için kendimi tutuklatmak istiyordum. Artık bittiğine de memnunum' diye cevap verdi.Türk öğrenci Il Tirreno gazetesine yazdığı e-postada ise İtalya'ya 'güzel şarapları ve likörleri için müteşekkir olduğunu' söyledi.BBC Türkçe
'AllstarsCoverband' isimli grup, çeşitli sanatçıların şarkılarını cover'layarak piyasanın en iyisi olduklarını iddia ediyorlar. İddialarını da objektif bir juri olan Shazam'a dayandırıyorlar. Shazam bildiğimiz üzere ses tabanlı şarkı bulma uygulaması. İsmini bilmediğimiz şarkının kısa bir yerini dinlettiğimizde bize o şarkının gerçek sahibini gösteriyor. Burada da grup üyeleri şarkıların gerçek sahipleri olmadıkları için Shazam'ın o şarkıyı bulmaması gerektiği öngörmemizi istiyorlar. Ancak arkadaşlar o kadar iyi cover yapıyorlar ki uygulama gerçek sanıyor. Uygulamanın hilesi var mıdır bilinmez ancak arkadaşları tebrik etmek gerekiyor...
Dustin Martin isimli Nevada Üniversitesi öğrencisi 2014'ün En İyi Filmi Oscar'ı adaylarını tek videoda bir araya getirmiş. Oscar adayları için detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz...
George G. Blaisdell, bir arkadaşını şaşkınca Avusturya yapımı hantal bir çakmağı kullanırken izledi. Çakmak bacasının tasarımı nedeniyle rüzgarlı havada bile iyi çalışıyordu. Yani görünüşte kullanışlıydı. Kullanımı, iki el gerektiriyordu ve ince metal yüzeyi kolayca açılıyordu.Bay Blaisdell, 1932 sonbaharında Avusturya çakmağının şeklini yenilemeye karar verdi. Zippo Çakmaklarının hikayesi de böyle başlıyor.
Falluslar –yapay erkeklik organları- aslında hiç de yeni bir keşif değil. Hatta en erken örneği günümüzden yaklaşık 30.000 yıl öncesine tarihleniyor. Arkeologlar aşağıda 1. sırada gördüğünüz Almanya’da bulunan örnek ve benzerlerine “buzul çağı batonları” adını verdi. Arkeolog Timothy Taylor konu hakkında şöyle konuşuyor: “Buzul çağı batonlarının boyutlarına, şekillerine ve bazen de aşikar sembolizme bakarak, en açık ve en basit açıklamadan kaçınmak iki yüzlüce geliyor. Ama bu açıklamadan uzun bir süre boyunca kaçınıldı”Araştırmacılara göre, ilk seks oyuncakları; taş, tahta ve katran gibi kolay şekil verilebilir maddelerden yapılmış.İşte arkeofili.com'un hazırladığı tarih boyunca seks oyuncakları: