onedio
Başka Kültürlerden Tek Kelime ile Tercüme Edilemeyecek 10 Kelime
İnsanlığın en büyük başarılarından biri de iletişim için geliştirdiği diller. Başkaları ile kelimeler aracılığı ile iletişim kuruyoruz; tabii jest, mimik ve vücut dilinin de yardımlarıyla.İnsanoğlu, çok farklı kültürel ve coğrafi sınırlarla birbirinden ayrılmış ve her bir topluluk bulunduğu farklı coğrafi koşullardan da etkilenerek kendi dilini oluşturmuş. Örneğin atçılıkla uğraşan bir toplulukta atla ilgili çok fazla kelime ortaya çıkarken; balıkçılıkla uğraşan bir kültürde yine balıkçılıkla ilgili kelime ihtiyacı ortaya çıkmış. Dolayısıyla her kelimenin diğer bir kültürde doğrudan karşılığı olmayabiliyor.Şimdi bir dilden diğerine çevrilmesi oldukça zor olan 10 kelimeye bir göz atalım:Waldeinsamkeit (Almanca): Ormanda yalnız olma duygusuCualacino (İtalyanca): Soğuk bardağın masada bıraktığı izIktsuarpok(Eskimo Dili): Birisi geliyor mu acaba diye dışarıya bakmanıza yol açan duyguKomorebi (Japonca): Ağaçların yapraklarının arasından süzülen güneş ışığıPochemuchka (Rusça): Çok fazla soru soran kişiSobremesa (İspanyolca): Öğle veya akşam yemeğinden sonra yemek yenilen kişilerle geçirilen vakitJayus (Endonezya Dili): Çok kötü ve komik olmayan bir şekilde anlatılan bir fıkranın ardından birisinin kendini tutamayıp gülmesiPanapo’o (Hawai Dili): Unuttuğu birşeyi hatırlamak için kişinin başını kaşımasıGoya (Urdu Dili): Hikayenin doğru olarak sunduğu önermeleri gerçek olmasa bile kabul edilmesini sağlamaMangata: (İsveççe): Ay ışığının deniz üzerinde oluşturduğu yola benzer yansıma
Berkin Elvan'ın Ölüm Yıldönümünde 1464 Kareden Proje
Gezi Parkı olayları zamanı polis tarafından başına isabet eden gaz fişeği sonrası yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan’ın ölüm yıldönümü yaklaşırken ilginç bir eylem hazırlığı var.Tarık Tolunay isimli sanatçı 1464 karenin birleşimi sonrası dev bir Berkin Elvan çizimi projesine öncülük ediyor. 30×30 cm büyüklüğündeki panolardan bir tasarım hazırlayacak sanatçı bunu taşımak içinse 1500 kişiye ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Sosyal medyada paylaştığı görseller ise bu eylemin ses getireceğini gösterir nitelikte.
‘Bilişim Vadisi'nin Temeli Nisan Ayında Atılacak’
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilişim Vadisi'nin temel atma törenini Nisan ayında yapmayı hedeflediklerini belirtti.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Bilişim Vadisi'nin temel atma törenini nisan ayında yapmayı hedeflediklerini belirterek, 'Bilişim Vadisi hayata geçirildiğinde, Türkiye bilişim teknolojileri noktasında bölgenin en önemli ülkelerinden biri olacak' dedi.Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Işık, Bilişim Vadisi'ne ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.Işık, Gebze'de 3 milyon metrekareden fazla alana inşa edilecek Bilişim Vadisi'ni kurma kararının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı ve kendisinden önceki Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün döneminde alındığını hatırlattı.Bakanlık görevini devraldıktan sonra Bilişim Vadisi kurulma sürecini hızlandırdığını belirten Işık, şu anda alt yapı çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Dünyanın en hızlı büyüyen ve katma değeri en yüksek sektörün bilişim olduğunu vurgulayan Işık, şöyle konuştu:'Bilişim konusuna odaklanmak, yüksek teknolojiyi yakalamak açısından olmazsa olmaz. Hedefimiz, şubat ayı içinde üst yapı ihalesinin 1. etabının ihalesini yapmak ve aksilik olmazsa nisan ayında Bilişim Vadisi'nin temel atma törenini yapmak. Bunun anlamı şu; yıl sonuna doğru veya en geç önümüzdeki yılın başında Körfez Geçiş Köprüsü ile birlikte Bilişim Vadisi'nin de en azından 1. etabının hizmete giriyor olması. İnanıyorum ki Bilişim Vadisi hayata geçirildiğinde Türkiye bilişim teknolojileri noktasında bölgenin en önemli ülkelerinden biri olacak.''Vadide yer alacak firmalar değerlendiriliyor'Işık, Bilişim Vadisi'nde uygulanacak çalışma konseptini de anlattı. Bilişim alanındaki dünyanın çok güçlü bazı lider firmaları ile Türkiye'nin orta ve küçük ölçekli firmalarını buluşturmayı amaçladıklarını kaydeden Işık, vadide bilişim, Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi oluşturmayı istediklerini dile getirdi. Işık, inkübatör (kuluçkalık) ve startup (yeni açılan) firma gibi unsurları vadideki ekosisteme yerleştirerek, bilişim noktasında Türkiye'nin teknoloji gelişimini ve yeni firmaların sektöre, sisteme girişini sağlayacaklarını ifade etti.Alt ve üst yapı yatırımlarının devam ettiğine değinen Işık, diğer taraftan global ve yerel ölçekli firmaların Bilişim Vadisi'nde yer alması konusunu değerlendirdiklerini söyledi.'Çip fabrikasında optimizasyon çok önemli'Işık, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde kurulacak, Türkiye'nin ilk silisyum tabanlı çip fabrikası hakkındaki detayların sorulması üzerine, çip üretiminin önemine işaret etti.Ticari çip üretiminde, Uzakdoğu'da çok ciddi kapasite olduğunu belirten Işık, 'Savunma sanayi ve milli güvenlik konularıyla ilgili tasarımının ve üretiminin mutlaka sizde olması gereken bir alan var' diye konuştu. Bu alanın gözardı edilebilecek bir alan olmadığını vurgulayan Işık, savunma sanayi ile bir çalışma yürüttüklerini ve Türkiye'de milli mikro çip üretiminin gerekli olduğuna karar verdiklerini anlattı.Işık, çip üretiminin Türkiye'de yapılmasıyla ilgili çalışmayı başlattıklarını kaydederek, şunları söyledi:'Malezya seyahatimizde, oradaki çip üretim tesislerini ve Ar-Ge merkezlerini ziyaret etme imkanımız oldu. Şu anda Bilkent Üniversitesi ile savunma sanayimiz galyum nitrat tabanlı çip üretim tesisini hayata geçiriyorlar. Şimdi de arkadaşlarımız, hangi ölçekte silisyum tabanlı üretim tesisi kurulacağı konusunda çalışıyorlar. Bu konuda Türkiye'nin en önemli birikimi, TÜBİTAK'ın Türkiye ve Yarıiletken Teknolojileri (YITAL) merkezinde, birlikte silisyum tabanlı çip üretim tesisini kuracağız. Optimizasyon bizim için çok önemli, çok büyük kapasiteler kurup verimliliği yakalayamazsak ülkemize yük getirebiliriz, bunun hassasiyeti içindeyiz. Çalışmalar sonunda silisyum tabanlı çip üretim tesisini Türkiye'ye kazandırmış olacağız.''Çipli kimlik kartında son durum'Işık, çipli kimlikler konusundaki son gelişmelere değindi. Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün ihaleye çıkacağını anlatan Işık, çipli kimlik kartlarının çipini ve işletim sistemini TÜBİTAK'ın tasarladığını ve bunun çok önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.İhalede TÜBİTAK'ın misyonunun, teknik danışmanlık olduğuna işaret eden Işık, teknik problem çıkmaması ve rekabetin engellenmemesi gibi noktalarda teknik şartnamenin hazırlanmasında İçişleri Bakanlığına tam destek verdiklerini vurguladı. Işık, şartnamenin teknik detaylarının TÜBİTAK mühendislerince çalışıldığını ancak kurum olarak ihaleye girmediklerinin altını çizdi.Işık, yakında İçişleri Bakanlığı'nın 2. aşama ihalesine çıkacağını, daha sonra da akıllı kimlik kartlarının dağıtılmaya başlanacağını kaydetti.Mehtap Yılmaz, Necip Fazıl Çelik - AA
Sosyal Medyayı Meşgul Eden Olaylar ile Yeniden Yorumlanmış 8 Oscar Adayı Filmi Afişi
Önümüzdeki pazar günü gerçekleşecek Oscar Töreni, bütün sinemaseverlerin yıl boyunca merakla beklediği en önemli organizasyonlardan. Hal böyle olunca aday filmleri çeşitli yorumlamalara konu edinen çalışmalara denk gelmişsinizdir. Bunun en bilindik örneği legolar ile hazırlanmış afiş yorumlamaları. Bu afiş yorumlamalarına yenisini ekleyen Onur Kurnaz ve Sevil Yılmaz, zamanında Türkiye gündemi ve sosyal medyayı meşgul etmiş olay ve kişileri Oscar'a aday filmlerin afişlerinde tekrardan yorumlamışlar.
Reklam
Pamuk: 'Tweet Atan Bir Kişinin Evinin Aranmadığı Bir Türkiye'de Yaşamak İstiyorum'
Almanya’nın, yaklaşık 1 milyon okuyucuya hitap eden haftalık siyasi gazetesi ‘Die Zeit’ (Zaman) bugün piyasaya çıkan sayısında, Nobel Edebiyat ödüllü yazar Orhan Pamuk ile yapılan röportaja iki sayfa yer ayırdı.Die Zeit, Orhan Pamuk’la İstanbul’da yapılan röportajında, yazarın 2000 yılında piyasaya çıkan ‘Kar’ romanının halen güncelliğini koruduğunu yazdı.Die Zeit’ın röportajında Orhan Pamuk, ‘İfade özgürlüğünün Türkiye’de bir değeri olmadığını’ yazan bir televizyon gazetecisinin, attığı tweet yüzünden evinin aranmasını eleştirdi ve “Tweet atan bir kişinin evinin aranmadığı bir Türkiye’de yaşamak istiyorum” dedi.Pamuk röportajında şunları söyledi:“Türkiye’de liberal, özgür bir demokrasi değil; popülist, hoşgörüsüz bir demokrasi var. Türkiye’de bir şey söylemek için 50 kez düşünmek zorundasınız. Gezi olaylarından sonra Türkiye’de her şey kötüye gitmeye başladı. Hükümeti eleştirenler sert reaksiyonlarla karşılaşıyor. Beni bile batı ajanı olarak gösteriyorlar. Batı ve Amerika; radikal İslamcı gruplar ve siyasi İslamcılarla, diğer İslam arasındaki farkı göremiyor. Radikal İslamcılarla İslam arasındaki ayrıma hep dikkat çektim ve çağrıda bulundum.”Pamuk röportajında, ‘Charlie Hebdo’ saldırısına da dikkat çekti.“Siyasi İslamcıların hayali vizyonlarının felakete yol açtığı kendi fikirlerine uymak istemeyenleri tehdit ve cezalandırmak istiyorlar.” diyen Pamuk hükümeti de eleştirdi. Pamuk; “Halk, seçmen demokrasiden çok ekonominin büyümesine daha önem veriyor. İnsanlar her gün rüşvet haberlerini okuyor. Kendini iyi hisseden halk bu nedenle ses çıkarmıyor.” dedi.Türkiye’nin AB’ye girme zamanının geçtiğini, Avrupa ve Türkiye’nin kendi problemleriyle ilgili olduğunu belirten Nobel ödüllü romancı; ’10 yıl önce 1 milyon Ermeninin öldürüldüğünü söylediniz; Ermeni soykırımının 100. yıldönümünde ne söylemek istersiniz?’ sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Türkiye ve özellikle muhalefetin bu konuyu ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesini isterdim.”DHA
Reklam
Şener Şen'e Nürnberg'de Onur Ödülü
13 Mart'ta başlayacak olan '20. Nürnberg Türk-Aman Film Festivali'nde Yavuz Turgul ve Şener Şen'e onur ödülü verilecek.Almanya'nın Nürnberg kentinde 13 Mart'ta başlayacak olan '20. Nürnberg Türk-Aman Film Festivali' Yavuz Turgul’un yönettiği 'Eşkiya' ile açılış yapacak.2015 yılında dünya çapında üne kavuşmuş olan Alman oyuncu Hanna Schygulla, Türkiye’nin sevilen oyuncusu Şener Şen ve yönetmenlik - senaryo yazarlığı konusunda referans kabul edilen Yavuz Turgul’a festivalin onur ödülü verilecek.Onur ödülü alacak üç sanatçıyı birleştiren ortak olgu ise yüksek kalite anlayış ve standartlarıyla kendi ülkelerinde nesilleri kalıcı olarak etkilemiş olmaları.Fassbinder’den sonra Ettore Scola, Carlos Saura ve Jean-Luc Godard gibi Avrupa’nın en etkili yönetmenlerle birlikte çalışan Hanna Schygulla 1993 yılında Erden Kıral’ın yönettiği Mavi Sürgün adlı filmde de rol aldı. En son calışmalarından biri de Fatih Akın’ın Yaşamın Kıyısında adlı filmdeki rolü. Festival Türkiye sinemasının başarılı yapıtı Mavi Sürgün‘ü 20 yıldan sonra yeniden seyirci ile buluşturacak.Şener Şen’in kariyeri olağanüstü bir şekile sürekli zirvede kaldı. Tiyatro aşığı olarak ilk başlarda figüran olarak çalıştığı tiyatrodan 70‘li yıllarda sinemaya geçiş yapan Şener Şen komedi filmlerinin vazgeçilmez starı oldu ve özellikle 80‘li yıllarda Türk sinemasına yön verenlerden biri oldu.Gazetecilik eğitimi ve gazeteci olarak ilk deneyimlerinden sonra senaryo yazarı olarak sinemaya geçiş yapan Yavuz Turgul, hızla 80‘li yılların en başarılı en nitelikli ve gişesi en bol filmlerinin yazarı oldu. Günümüzde de hala Türkiye’nin senaryo referansı olarak kabul ediliyor.22 Mart’a kadar sürecek film festivalinde en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, ve seyirci ödülü verilecek.Taner TÜZÜN/NÜRNBERG (DHA)
Yıllar Geçse de Hafızalardan Silinmeyecek 33 Şarkı
Toplumdaki her yaştan kesiminin en az bir kere dinlediği, duyguların harmanıdır bu şarkılar... Zamanın silemediği, unutulmayacak yapıtlar... Kimimizin çocukluğu, kimimizin yetişkinliği, kimimizin yaşlılığına denk gelmiş, kimimizin de daha duymamış olduğu ama duyacağı hepimizin hafızasında yer etmiş ya da edecek şarkılardır bu şarkılar.
Beynimizin Sadece Yüzde 10’unu mu Kullanıyoruz?
Beyinle ilgili birçok yanlış inanış var. Bunlardan biri de beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımıza dair algıdır.Herkesin hoşuna gider buna inanmak. Çünkü geri kalan yüzde 90’ı da kullanmayı öğrendiğimizde daha zeki, başarılı ve yaratıcı olabileceğimiz umudunu barındırır. Ama ne yazık ki doğru değildir.Her şeyden önce neyin yüzde 10’u sorusunu sormak gerekir. Eğer söz konusu olan beyin bölgelerinin yüzde 10’u ise bu tez çok çabuk çürütülebilir. Nörologlar manyetik rezonans görüntüleme ya da MRI denen teknikle, insan bir şey düşünürken ya da yaparken beynin hangi bölümlerinin harekete geçtiğini gözleyebiliyor.Yumruğumuzu sıkıp gevşetmek gibi basit bir hareket ya da birkaç kelime söylemek bile beynin yüzde 10’undan daha büyük bir bölümünün harekete geçmesini gerektiriyor. Hiçbir şey yapmadığımızı sandığımız anda bile beynimiz oldukça meşguldür; nefes alma ve kalp atışı gibi fonksiyonları kontrol ediyor ya da yapılacak işler listesini hafızaya alıyordur.
Reklam
34. İstanbul Film Festivali Onur Ödülleri Sahipleri Belli Oldu
İstanbul Film Festivali tarafından her yıl sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri sahipleri belirlendi.34. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri yönetmen ve yapımcı Yılmaz Atadeniz , müzisyen Cahit Berkay , oyuncu Nebahat Çehre, senarist ve yönetmen Safa Önal ve oyuncu Süleyman Turan ’a takdim edilecek. İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülleri , 3 Nisan Cuma gecesi Lütfi Kırdar Sergi ve Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilecek 34. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni’nde takdim edilecek.
"Grinin Elli Tonu" Filmiyle İlgili Atılmış En İyi 10 Tweet
Zamanlaması pek manidar, sevgililer gününden bir gün önce vizyona girmesiyle birlikte tüm dünyada sansasyon yaratan, Sam Taylor - Johnson tarafından yönetilen, başrollerinde Jamie Dornan ve Jennifer Ehle'nin rol aldığı Grinin 50 Tonu filmiyle ilgili sosyal medyada en çok beğenilen 10 tweet'i sizler için derledim.
Dünyanın En Büyük 10 Türü
etiket
Milyonlarca yıl önce Dünya üzerinde şu an fosil yakıtları olarak kullandığımız binlerce hayvan türü yaşıyordu. Bu videodaki hayvanlar arasında; şu ana kadar yaşamış uçabilen en büyük böcek türü, en büyük eklem bacaklı, en büyük yılan türü olan titanoboa, karada yaşamış en büyük yırtıcı dinozor olan Spinosaurus, köpek balıklarına benzeyen ve okyanuslarda yaşamış en büyük yırtıcı olan megalodon, yaşamış en büyük kara canlısı olan amphicoelias veya tüm dünya'da yaşamış ve hala yaşıyor olan en büyük hayvan olan mavi balina vardır.
Reklam
She & Him'in 1930'lardan Günümüze Bir Zaman Makinesiyle Kaçtığının İspatı Niteliğinde 7 Güzide Eser
Zooey Deschanel (vokal-piyano-ukulele), M. Ward (gitar, prodüksiyon), Chris Scruggs (gitar, pedal steel gitar, mandolin), Mike Coykendall (bas gitar) ve Scott McPherson (davul)'dan oluşan, ağırlıklı olarak indie pop, indie rock, r&b, surf rock, jazz ve rock'n roll türünde müzik yapan Usa/Portland menşeli grup.Grubun diskografisi ise şu sekildedir:- Volume One (2008)- Volume Two (2010)- A Very She & Him Christmas (2011)- Volume 3 (2013)-Classics (2014)
Bir Gazete Dolusu Nazım Hikmet: 12 Tasarımla Nazım’ı Yeniden Okumak
O minnacık bir kadını seven mavi gözlü devdi: “Bir dev gibi seviyordu dev/ Ve elleri öyle büyük işler için/ hazırlanmıştı ki devin/ yapamazdı yapısını/ çalamazdı kapısını/ bahçesinde ebruli/ hanımeli açan evin.”  Mavi gözlü dev Nazım Hikmet‘in en sevilen şiirlerini özel bir tasarımla derleyen bir projeden bahsedeceğiz size bugün. Yaratıcı yönetmen ve grafik tasarımcı olan Ozan Karakoç‘un hazırladığı bu projenin en dikkat çeken yanı ise bu çalışmaları gazete formunda oluşturulmuş olması. Listemizin sonunda bulacağınız 2000 kare/saniye kaydedebilen yüksek hızlı bir kamera ile çekilen görüntülerden oluşan video ise işin kaymağı olmuş.  İngilizce olarak hazırlanan çalışmanın şiir seven ve henüz Nazım Hikmet ile tanışmamış yabancıları da kendine çekeceği ve projenin Nazım’ı dünya çapında tanınmasına katkı sağlayacağı kesin.  Sözü çok uzatmadan sizi Ozan Karakoç’un gazete okur gibi sayfa sayfa okuyacağınız “Nazım Hikmet: The Tree With Blue Eyes” çalışması ile baş başa bırakalım.
Reklam
'Kod Adı: K.O.Z.' Gişede Hayal Kırıklığı Yarattı
Gezi eylemleri ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarını iktidarın gözünden anlattığı yorumları yapılan ‘Kod Adı: K.O.Z.’ filmi gişede beklediği başarıyı yakalayamadı. Filmin yönetmeni Celal Çimen’in Recep İvedik’in rekorunu kırma hayalleri de suya düştü.13 Şubat’ta vizyona giren film, Box Office Türkiye’nin açıkladığı rakamlara göre ilk üç günde sadece 127 bin 743 kişi tarafından izlendi. Amerika’da film eleştirmenlerinin yerden yere vurduğu ‘Grinin 50 Tonu’ filmi, Kod Adı: K.O.Z.’u ikiye katlayarak 13-15 Şubat tarihleri arasında 292 bin 492 kişiye ulaştı.315 kopyayla tüm Türkiye’de gösterime sokulan filmin yönetmeni Celal Çimen, vizyon öncesinde 1 milyon seyirci hedefini mütevazı bulmuş ve Şahan Gökbakar’ın 7 milyon 369 bin kişi tarafından izlenen Recep İvedik 4 filmini geçeceklerini iddia etmişti.Ancak Türkiye rekorunu elinde bulunduran Recep İvedik 4 filmi ilk üç günde 1 milyon 641 bin 474 seyirciye ulaşmıştı.Ücretsiz gösterimTaraf yazarı Hayko Bağdat’ın Twitter hesabından paylaştığı görselde, Sinema X adlı bir salondaki film afişinin üzerinde, “18-25 Şubat tarihleri arasında tüm halkımıza ücretsizdir” ibaresinin yer aldığı görülüyor.Diken
3D Yazıcılar Yaygınlaşıyor
Üç boyutlu malzemelerin basılmasını sağlayan 3D yazıcılar, organ basımından yemek üretmeye kadar birçok alanda kullanılmaya başlanıyor. Üç boyutlu baskı alabilen yazıcıların geçmişi 1980'li yıllara kadar dayanıyor. Önceleri büyük, pahalı ve ağır olan bu cihazların temel görevi genelde plastik benzeri malzemeler kullanarak çeşitli araçlar üretmekti. Temel mantığı kağıt üzerine baskı yapan yazıcılarla aynı olan 3D yazıcılarda mürekkep yerine farklı materyaller kullanılıyor. Kağıt basan sürümlerine göre bir diğer fark ise baskıların 3 boyutlu yapılabilmesi. Zamanla ve teknolojinin yardımı ile küçülen, fiyatları ucuzlayan ve tabana yayılan bu cihazlar günümüzde yurtdışında birçok alanda kullanılıyor. Halen az sayıda üretilmesi gereken endüstriyel parçalar için kullanılsa da 3D yazıcıların geleceği parlak görünüyor. Üretim anlamında devrim getirecek özellikleri bulunan 3D yazıcılar birçok anlamda endüstriyel üretim tekniklerini değiştirebilecek potansiyele de sahip. Şimdilik ağırlıklı olarak polikarbon ve türevlerinde malzemeler kullanan yazıcılar ağırlıklı olarak üretiliyor olsada, çikolata basabilen, canlı dokuları baskı malzemesi olarak kullanan henüz geliştirme aşamasında olan yazıcılar da var.Fiyatlar değişkenGünümüzde 300-500 dolardan başlayıp birkaç bin dolara kadar satılan 3D yazıcılar bulunuyor. Yazıcıların fiyatı baskı teknikleri, kullandıkları malzeme ve karmaşıklıklarına göre değişiyor. Yazıcıların büyük bir çoğunluğu yurtdışında üretiliyor. Birkaç örnek de olsa Türkiye'de 3D yazıcı üretimi yapan firmalar var. Ancak bunların çoğu endüstriyel alanda kullanılan ürünler. Tabaka mantığı ile çalışan yazıcılarda baskı alınabilmesi için basılacak şeklin 3 boyutlu halinin dijital sürümünün hazırlanması gerekiyor. Bu tarz 3 boyutlu dökümanların büyük bir kısmı internette bulunabiliyor. Ancak spesifik bir parça baskısı almak için bu parçanın üç boyutlu halinin bulunması gerekiyor. Birçok alet ve parça üretilebiliyorÖzellikle büyük bir makineye ait tek bir parçanın üretilmesinin maliyetli ya da mümkün olmadığı durumlarda 3D yazıcılar kullanılıyor. Ağırlıklı olarak polikarbon malzeme kullanan bu yazıcılarda geçtiğimiz günlerde ön ayakları olmayan bir köpek için protez bacak üretilmişti. Benzer şekilde insanlar için de protez uzuv, aparat ya da benzeri parçalar üretilebiliyor.Karmaşık üretim yapılamıyor3D yazıcılar üretim tekniği olarak katman mantığına sahip olduğu için içinde elektronik, mekanik ya da benzeri farklı materyallerin bulunduğu nesneleri basamıyor. Bilim insanları ve mühendisler bu konu üzerinde çalışıyor olsa da henüz karmaşık ve farklı malzemelerden üretilen nesneler basabilen yazıcılar bulunmuyor.Organların basımı gündemdeBilim insanlarının 3D yazıcıları organ basma amaçlı kullanmak üzere yaptığı çalışmalar devam ediyor. Japonya'da yapılan çalışmanın sonuçlarına göre önümüzdeki 3 yıl içinde canlı hücreler 3D yazıcılarda basılıp organ haline getirilecek. Tokyo Hastanesi Üniversitesi'nde yapılan çalışmalar sonuç verirse kulak ve benzeri nisbeten basit yapıya sahip organlar yazıcılardan basılabilecek.Yiyecek baskısı3D yazıcıların bir diğer kullanım alanı ise yiyecek basmak. Üzerinde çalışılan konulardan biri olan olan yiyecek baskısı ile ilgili bazı adımlar da atıldı. Örneğin pizza yapabilen ve çikolata basabilen yazıcılar bulunuyor. Bunları bir adım öteye taşıyıp farklı içerikleri bir araya getirebilecek yazıcılar üzerinde de çalışmalar yapılıyor.Silah da basılabiliyor3D yazıcılar zaman zaman kötü amaçlar için de kullanılabiliyor. Geçtiğimiz aylarda dünyanın farklı yerlerinde bu yazıcıları tabanca tüfek gibi silahların üretimi için kullananlar oldu. Bu konuda firmalar ve devletler çeşitli önlemler almaya çalışsa da bu tarz üretimlerin önüne geçmek zor görünüyor. Türkiye'deki durumDünyanın tersine Türkiye 3D konusuna biraz mesafeli duruyor. Yazıcı fiyatlarının dövize endeksli olması, malzemelerin pahalı olması ve nispeten teknik bir özellik taşıması bu ürünlerin Türkiye'deki gelişimini olumsuz etkiledi. 3D yazıcılar konusunda çalışmaları bulunan 3Dörtgen firmasının Genel Müdürü Furkan Bakır, Türkiye'nin bu cihazlarla geç tanıştığını düşünüyor. 'Türkiye birçok teknolojide olduğu gibi 3D yazıcılarla da kısmen geç tanıştı. Ancak bu gecikmeyi avantaja dönüştürmeye oldukça yakınız' diyen Bakır sözlerine şöyle devam etti:Yurtdışındaki uygulamaları ve deneyimleri iyi okumak ve edinimleri kullanarak hızlı ilerleyebilirsek hem 3D Yazıcı teknolojisinin sahiplenilmesi konusunda hem de yenilikçi uygulamaları hayata sokma konusunda lider olmamız mümkün.Özellikle geçen yılın üçüncü çeyreğinden itibaren eğitim sektöründe yoğun bir talep var. Üniversiteler yeni yıl bütçelerine 3D yazıcıyı kesinlikle ekliyorlar. Fiyatların ucuzlamasıyla erişilebilir duruma gelen cihazlar, eğitim sektöründe de yeni olanaklar sağlıyor. Kasım ayında gerçekleşen Türkiye’nin ilk Maker Faire’inde 3D Yazıcılar en çok ilgiyi gören cihazlar oldular. Bu cihazların “yeni nesil üretim hareketi” olan Maker Hareketi bünyesinde Türkiyede de ilgi görmesi çok umut verici.Furkan Bakır'a göre sektörün en önemli sorunu bilinirlik. Bakır bu cihazların sadece bir makine olmadığının anlaşılması gerektiğinin altını çiziyor ve kanun yapıcıların da bu cihazları düzgün tanımadığını belirtiyor:Sektörün en büyük sorunu doğru bilinirlik. Her ne kadar hakkında onlarca haber de yapılsa, konu hala oldukça yeni. Bu da insanların bu teknolojiye devrim olarak bakmasını geciktiriyor. 3D yazıcının sadece bir makine değil, üretimde bir devrim olduğunun anlaşılması gerekiyor. Üretici ve tüketici kavramlarının saydamlaşıp birbirine girdiği bir durumla karşı karşıyayız. Böyle bir durum ise sosyal, politik ve ekonomik en temel yapılarda bile değişikliğe sebebiyet verebilir. Gelir, emek ve mülkiyet sahipliği gibi konular yeniden tartışılacak. Bu nedenle 3D Yazıcılara sadece bir makine diye bakmamak gerekli.3D Yazıcılar kanunu yapıcılar tarafından da düzgün tanınmıyor. Güvenlik ve mülkiyet hakları konusunda yeni yasa veya regülasyonlar çıkarılmalı.Türkiye'de faaliyet gösteren bir diğer 3D baskı teknolojileri firması olan İKİZİN Genel Müdürü Birkan Şahi bu ürünlerin ağırlıklı olarak prototip üretme amacıyla kullanıldığını ifade ediyor:3D yazıcılar özellikle prototip üretme konusunda yoğun ilgi görmektedir. Güçlü olduğumuz sağlık sektöründe de kullanımı başlanmış olup bu alanda kendine büyük bir pazar payı bulacağı ortadadır. Aynı zamanda çikolata üreten 3D yazıcının da ortaya çıkışı ile birlikte gıda sektöründe de büyük değişimlere yol açacağını ön görmekteyim. Özellikle üretim yapan fabrikaların otomasyon süreçlerinde bu tip yazıcıların olanaklarından yararlanarak daha az iş gücü ile yalın üretim için denemelere başladıklarını da duymaktayız.Şahi, yazıcıların yurtdışından ithal edilmesini ve işgücünün olmamasını önemli bir sorun olarak görüyor:3D yazıcıların ülkemize ithal ediliyor konumda olması maalesef bu sektörün de birkaç yıl boyunca teknoloji sektörü gibi yurtdışına bağımlı kalacağını göstermektedir. Yerli 3D yazıcı üretimi ile ilgili birçok firma araştırma geliştirme faaliyetine geçmiştir ancak henüz sanayi tipi baskı yapabilecek düzeyde makinelerin ortaya çıkmadığı aşikardır. Aynı şekilde 3D yazıcıyı kullanmayı bilen iş gücünün olmaması yine sektörün hızla gelişmesine bir engel teşkil etmektedir.Al Jazeera Turk
Uzayda Üretilen İlk Nesneler Test Edilecek
NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (UUİ) 3D yazıcıyla üretilen nesnelerin Dünya'ya ulaştığını açıkladı. Nesneler kontrol edilerek yerçekimsiz ortamdaki yazıcının performansı kontrol edilecek.NASA, Dragon kapsülünün UUİ'den getirdiği kargoda yer alan ilk uzay üretimi eşyaların incelenmesine başlandığını belirtti. Dragon, bir ay bağlı kaldığı UUİ'den 10 Şubat günü ayrılmış ve uzay istasyonunda tamamlanan bilimsel deneylerle beraber 3D yazıcıda üretilen eşyaları da getirmişti.Uzaydaki ilk 3D yazıcı Kasım 2014'te kullanılmaya başlanmış ve astronotlar deneme amaçlı olarak küçük parçalar ve el eşyaları üretmeye başlamıştı. 3D yazıcı programının başında yer alan Niki Werkheiser, '3D yazıcının göstereceği performansın Mars yolculuğu için büyük önem taşıdığını' söyledi.Made in Space firması tarafından yerçekimsiz ortamda kullanılabilmesi için özel olarak üretilen 3D yazıcı, düşük ısıda üretilen plastik iplikler kullanıyor. Astronotlar, aynı zamanda Dragon'un en son ulaştırdığı kargoda yer alan, ESA (Avrupa Uzay Ajansı) tarafından üretilen 3D yazıcıyı da kullanıyor. Her kenarı 25 cm uzunluğunda olan küp şeklindeki yazıcı, uzaydaki eşya üretimini geliştirmek için çalışmaları destekliyor.NASA, ilk aşamada İngiliz anahtarı, çekiç ve tornavida gibi aletleri üretmenin bile Mars'a uzanan yolculuk için büyük önem taşıdığını belirtiyor. Bu kapsamda en iyi 3D yazıcının geliştirilmesi amaçlanıyor.UUİ'den gönderilen bilimsel donanımın yanı sıra, ilaç geliştirilmesi ve bitki yetiştirilmesini kapsayan deneyler de Dünya'ya ulaştı. Uzayda bitkilerin yetiştirilebilmesi, uzun yolculuklar için gıda ihtiyacını çözümleyecek.Kaynak: Al Jazeera
Anne Adaylarının Su Altında Çekilmiş Masalsı Pozları
Su altında, masaldan fırlamışçasına fantastik görünen anne adaylarının birbirinden güzel fotoğrafları... 'Hamile kadın sokağa çıkmasın' diyen düşünce yapısına inat su perisi gibi görünen kadınların estetiği göz kamaştırıyor.
Reklam