Che Guevara gibi erkek devrimcileri hepimiz tanıyoruz ama tarih çoğu kez yeni filizlenen sistemler ve ideolojiler uğruna vaktini, çabasını ve hayatını feda etmiş kadın devrimcilerin katkılarını aktarmamaya meyyaldir. Genel kanının aksine, tarihin seyri boyunca devrimlere katılmış, hatta birçoğu bu devrimlerde hayati roller üstlenmiş yüzlerce kadın vardır. Bu kadınlar, siyasi yelpazenin çeşitli noktalarında yer almıştır. Bazıları eline silah almış, bazılarıysa kalemini silah olarak kullanmış, ama hepsi de inandıkları değerler için amansız mücadeleler vermiştir.İşte, gençlerin giydiği baskılı tişörtlerde belki de hiçbir zaman resimlerini göremeyeceğimiz devrimci kadınlar arasından on kadının hikâyesi…
Ortaçağ'daki bilginin yegane kaynağı olan el yazması kitaplar kadim bilgeliği taşımaları kadar süslemeleri ve renkli tasvirleriyle de eşsiz sanat eserleri olarak görülmelidir. Manastırda karanlık bir odada kör bir mum ışığı altında kitapları tekrar tekrar aktaran ruhbanların içinde bulundukları karanlık dünya ile tezat renkli iç yapılarını yansıttıkları bu süsleme ve tasvirler ilginç özellikleriyle dikkat çekmektedir. Kimi zaman yazımı yapılan kitapta bahsi geçen konuları kimi zaman da sadece sanatsal bir süsleme amacı taşıyan bu tasvirler Ortaçağ hakkında ilginç anekdotlar taşımaktadır.Bu anekdotların belki de en ilginçleri arasında Salyangozlarla savaşan Şövalye figürleri bulunmaktadır. Antik zamanlardan günümüze bir çok toplumun diyetinde de bulunan salyangozlar Ortaçağ'da farklı bir anlamlandırmayla karşılanmıştır. Kutsallık atfedilen mitolojik kaynaklarından modern okuyucuları hayrete düşüren sempatik tasvirlerine Şövalye-Salyangoz düşmanlığı tarihçiler tarafından hala çözülemeyen bir sır olarak anılmaktadır. İşte Oraçağ elyazmalarından Salyangoz savaşçısı Şövalye figürleri...İyi seyirler.
Eşinden ayrılmış ve ayrı olarak yaşayan Katharina Remminger Baverya bölgesinde yalnız olarak yaşamaktadır. Katharina’nın oğlu ise üniversitede mimarlik bölümünü okumaktadır. Bir gün evleneceği arkadaşıyla ziyarete geleceğini söyleyen Katharina’nın oğlu, arkadaşının adının Niki oldugunu söyler. Bu durum karşısında bir kadın bekleyen Katharina’nın tepkisi ve devamında gerçekleşen komik ve dramatik olaylar dizisi.
Hv.K.K.lığının 25 Kasım 2009 tarihinde çalışmalarınıbaşlattığı “Tek F-16 Uçağı ile Gösteri Uçuşu”programı 14 Ocak 2010 tarihindeHv.Plt.Bnb. Murat KELEŞ, Hv.Plt.Yzb. Fatih BATMAZ ve Hv.Plt.Yzb. S. YalınAHBAB’ın kurucu ekip olarak seçilmeleri ile hayata geçmiştir. Hv.Plt.Bnb. MuratKELEŞ 18 Mayıs 2010 tarihinde Tek F-16 Gösteri Uçuşu için ilk eğitim sortisinigerçekleştirmiş ve eğitimini 20 Ağustos 2010 tarihinde tamamlayarak Türkiye’ninilk F-16 Solo Gösteri pilotu olmuştur. Eğitimler diğer iki gösteri pilotununarka kokpitte gözlemci olarak uçması ile icra edilmiştir. 2010-2011 Uçuş eğitimyılı başlangıcı olan 01 Eylül 2010 tarihinde 4. Ana Jet Üs K.lığı’nda Hv.K.K.Org. Hasan AKSAY’a ilk gösteri uçuşu arz edilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinin göndermiş olduğuyaklaşık 300 adet isim önerisi arasından“SOLO TÜRK” ismi seçilmiştir.
Herkesin farklı bir müzik zevki vardır. Ben şu şekil dinlerim, sen şu şekil dinlersin, başkaları şu şekil dinler. Ama öyle müzikler vardır ki, pek bir sanatsal yönü olmasa da hayatımızın arka fonunda sürekli çalar durur. Atari soundtrackleri de öyle işte. Polifonik seslerden oluşan, hayatınızda belki de en çok sevdiğiniz şarkıdan daha çok yer kaplayan 23 atari soundtrackini listeledik.
İstanbul Film Festivali'ndeki gösterimi Kültür Bakanlığı'nın kayıt tescil şartı uygulaması sonucu iptal edilen 'Bakur' belgeseli, ulusal belgesel yarışmasında yer aldığı 26. Ankara Uluslararası Film Festivali'nde de krize neden oldu.Festival, adil bir yarışma olamayacağı gerekçesiyle belgesel ve kısa film yarışmalarını iptal ettiğini duyurmuştu. Medyatava'da yer alan habere göre, 26. Ankara Film Festivali'nde yarışacak 11 filmden 7'sinin yönetmeni, ulusal yarışmadan çekilme kararı aldı.7 yönetmenin imzasıyla yayımlanan ortak açıklama şöyle:'34. İstanbul Film Festivali kapsamında BAKUR (KUZEY) adlı belgesel filmin gösterimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kayıt-tescil ve eser işletme belgeleri olmayan yerli filmlerin festivalde gösterilemeyeceğini bildirmesi üzerine festival yönetimi tarafından iptal edilmiştir. Festivalde filmleri yer alan sinemacılar toplu halde filmlerini çekerek bu üstü kapalı sansür uygulamasını protesto etmişlerdir. Bu gelişmeler karşısında yakın bir tarihte gerçekleşecek olan Ankara Uluslararası Film Festivali bir basın açıklaması yapmıştır. Bu açıklamada, 2004 yılında yürürlüğe giren 5224 sayılı sinema kanunu gereği amatör filmlerden isteğe bağlı kayıt tescil, diğer filmlerden eser işletme belgesi istendiği ama bu koşulları yarışma filmlerinin hepsi gerçekleştiremediği için adil bir yarışma yapılamayacağı, bu sebeple belgesel ve ulusal kısa film yarışmalarının iptal edildiği belirtilmiştir. Biz aşağıda imzası olan 26. Ankara Uluslararası Film Festivali Ulusal Uzun Film Yarışması ve yarışma dışında filmleri gösterilecek yönetmen ve yapımcılar olarak kayıt-tescil ve eser işletme belgesinin bir engelleme mekanizması olarak kullanılmasına karşı çıkıyoruz. Festival filmleri için zorunlu tutulan bu uygulamanın festivallerin varlık sebebine aykırı olduğunu düşünüyoruz. Film yapan insanlar olarak festivallerin sanatın özgür alanları olması gerektiğine inanıyor ve bu alanlara sahip çıkmanın sinemamızın geleceği için önemli olduğuna inanıyoruz. 26. Ankara Film Festivalinin kısa ve belgesel film gösterimlerini iptal etmek zorunda kalmasını bir baskı ve engelleme girişiminin sonuç vermesi olarak değerlendiriyoruz. Sinemacı arkadaşlarımızın gösterimlerinin engellendiği, kısa ve belgesel yapan arkadaşlarımızın filmlerinin kurban seçildiği bir ortamda festivale katılmamızın sansürü büyüteceğine inanarak filmlerimizi festivalden çekiyoruz.'Murat Düzgünoğlu (Neden Tarkovski Olamıyorum)Aydın Sayman (İçimdeki İnsan)Erol Mintaş (Annemin Şarkısı)Çiğdem Vitrinel (Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku)Erden Kıral (Gece)Hüseyin Karabey (Sesime Gel)Aydın Orak (Asasız Musa)
Resimler; kapalı anlatımı, benzetmeleri ve içerdiği anlamlar bakımından sanat eserleri arasında en derinlikli olanıdır. Peki, bu başyapıt resimlerden hangisi senin ruhunu yansıtıyor?
Fazla söze gerek yok. Filmimiz son derece radikal bir senaryoyla geliyor gibi gözüküyor. Öyle ki Terminator serisinde adet olduğu gibi her filmde çok daha gelişmiş bir modelle gelen villain cyborg' umuz, bu sefer çok daha gelişmiş ve beklenmeyen bir hamleyle geliyor... Fragmanda birkaç gönderme de bulunduğunu düşünüyorum; başta Arnold gülümsemesi olmak üzere, evlerinin dizidekine benzemesi, araba camı sahnesi yine diziden... Ve bu sefer Arnold' a bağlanan John değil de Sarah olmuş gibi gözüküyor... Son olarak IMAX 3D ile geldiğini de hatırlatarak buyrunuz...
Sinemacılar sansüre karşı “özgür sinema” için 18 Nisan’da yapacakları yürüyüşün ardından Abbasağa Parkı’nda 1977’deki “Sansüre Hayır” yürüyüşünü anlatan “Yollara Düştük” belgeselini gösterecek.Eylem çağrısında şu ifadelere yer verildi:Sinema tarihimiz aynı zamanda sansürle mücadele tarihidir. Bu mücadelenin son perdesi, ‘Bakur’ filminin 34. İstanbul Film Festivali’ndeki gösteriminin engellenmesiyle açıldı. Sinemacıların filmlerini festivalden çekerek tepkilerini ortaya koyması, İstanbul Film Festivali’nde bütün yarışmaların iptal edilmesiyle sonuçlandı.
Bilim insanlarına göre, iradenin de yardımıyla, bir insanın yeni bir alışkanlık kazanması yaklaşık 30 gün sürüyor. Yeni bir alışkanlık kazanmak için her gün küçük ve altından kalkılabilir adımlar atmak, motivasyonunuzu yükselterek, size devam etmek için ihtiyaç duyduğunuz itici gücü sağlıyor.Uplifers olarak, kişisel gelişiminizi desteklemek adına yaptığımız paylaşımların devamında; Marc and Angel blogunun yazarlarından Marc’ın, 30 günlük değişim için önerdiği 30 maddeyi sizler için derledik. Yeni bir ayın başlangıcıyla beraber uygulayabileceğiniz bu öneriler, düzenli olarak yapmaya devam ettiğinizde, olumlu alışkanlıklar kazanmanıza yardımcı olabilir.'Bir yıllık mutluluk için 7 günde kazanmanız gereken 7 alışkanlık'
Polonya asıllı Sainer ve Bezt; nam-ı diğer Etam Cru, konu mural çalışmalar olunca çoğu insanın aklına ilk gelen isimlerdir. Kariyerlerine yıllar önce Varşova sokaklarında başlayan başarılı ikili, bugün artık dünyanın dört bir tarafında gelen davetlere yetişmeye çalışıyor. Sanatçıların elinden çıkan harikulade çalışmalardan kimi örnekleri, daha önce de yayınlamıştık. Ancak bu galeride yer vereceklerimiz için 'fırından yeni çıktılar' dersek yeridir. İkilinin daha önce yayınladığımız çalışmalarına buradan ulaşabilirsiniz.
Davis Kanunu olarak da bilinen prensip oldukça basit. 'Eğer gazete manşetinde soru işareti varsa, o sorunun doğru cevabı 'hayır'dır.' Örneğin: 'Kansere çare sonunda bulundu mu?' (hayır, bulunsa soru işareti koymazdın), 'Gökyüzündeki bu esrarengiz ışıklar uzaylıların bir oyunu mu?' (hayır, galaksileri aşıp gelen adamın ziyaretini ertesi gün kağıt üstündeki mürekkepten okuyarak öğrenmek uzaylıya ayıp, en azından twitter kullanılır) , 'Bu ahtapot gerçekten de maç sonuçlarını tahmin edebiliyor mu?' (evet, ama doğru tahmin edemiyor, yani aslında hayır). Gazeteler genellikle okuyucu heyecanlandırmak ve manşetin altını okutmak için yeteri kadar iyi ispatlanmamış iddiaları soru formunda ortaya atarlar. Boşuna vakit kaybedip bu manşetlerin altını okumanıza gerek yok.
Mizah dergileri bu hafta, Erdoğan'ın 'inşaat sektörünün olmadığı ülke bitmiş demektir' sözünü, kurumların ve kişilerin birbirleriyle çelişen beyanlarda bulunduğu Ağrı'daki çatışmayı, İstanbul Film Festivali'nde Bakur'a uygulanan sansürü ve Erdoğan'ın başkanlık hayallerini kapaklarına taşıdı.
İnsomnia, Memento, Prestige, Inception, Interstellar gibi yapımların deli dahi yönetmeni ve senaristi Christopher Nolan'ın 1997 yılında çekmiş olduğu 3 dakikalık bu kısa film kendisinin ilk filmi olmasının yanında, ilerde nasıl bir yönetmen olacağına dair de izleyicilere ipuçları verir.
Avşar film, sosyal medyada büyük hayran kitlesine sahip Doğa Konakoğlu, Mustafa Ak ve Oğuzhan Uğur'u beyazperdeye taşıyor. Senaryosunu Tahir Alper Çağlayan, Oğuzhan Uğur ve Can Sarcan'ın yazdığı 'Pişt' 29 Mayıs'ta sinemalarda.Yönetmenliğini çektiği işlerle sosyal medyada büyük yankı uyandıran Can Sarcan'ın üstlendiği 'Pişt' filmine Eylül Ezgi Yılmaz, Tuğçe Kurşunoğlu, Tuğba Erman, Mercan Bahar, Betül Arım, Murat Serezli, Ali Güney, Tolga Öz gibi isimler de oyuncu olarak eşlik ediyor.Facebook : http://www.facebook.com/PistFilmTwitter : http://www.twitter.com/PistFilmInstagram : http://www.instagram.com/PistFilm'Pişt' 29 Mayıs'ta Sinemalarda
Orijinal serinin ilk filminin yaklaşık 40 yıl ardından Star Wars serisi 7. filmiyle sinemaya geri dönüyor. The Force Awakens(Güç Uyanıyor) ismi ile izleyeceğimiz serinin yeni filminden 2. fragmanı J.J. Abrams tarafından Kaliforniya'da düzenlenen bir etkinlikte yayınlandı.