Türk târihi, sayılamayacak kadar çok kahramanla doludur. Attila, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Mustafa Kemal ATATÜRK ve daha birçoğu... Bu listenin en başında yer alacak isimlerden birisi de: Fâtih Sultan Mehmed'dir. Çünkü o, kılıçla keşfi bir arada yürütmüş; çağ açıp, çağ kapatmıştır. İstanbul'u bütün ganimetleri içindeki nadide bir yüzük taşı gibi parmağında ve yüreğinde taşımış, bu şehri biz torunlarına hediye etmiştir. Entelektüel birikimi hakkında asırlardır türlü methiyeler dizilmiş, birçokları tarafından çokça konuya özne edilmiştir. Tedkîk edildikçe derinleşen, derinleştikçe deryâlaşan bu cihângirin sayısız vasıflarından bazıları şunlardır:
Jean-Baptiste Grenouille, Patrick Süskind'in 1985 tarihli 'Das Parfum' adlı romanının ve bu kitaptan uyarlanan 2006 tarihli 'Perfume: The Story of a Murderer' adlı filminin kahramanı. Daha doğrusu bir antikahraman. Doğumundan ölümüne kadar olan süreçte kokulara hükmetmiş kişi.Biz de sizlere Jean-Baptiste Grenouille'in hikayesinin sıradışı yönlerini 15 maddede listeledik.***SPOILER ALARMI***Bir de öncelikle uyarmalıyız ki; şu kitabı okumayanlar ya da şu filmi izlemeyenler, için bu içerik spoiler olabilir.
Yünü, pamuğu, ipeği alın geri neyi kalır ki diyenlere, tekstil sektörü nanoteknolojiyle eski kültürlerin bilgisini arkasına alarak cevap verdi. Alternatif kumaş üretimine şimdiden başladı. Kimi ucuz, çoğu doğa dostu, bir kısmı geri dönüşüm ürünü olan yakın geleceğin tekstil hammaddelerini sizler için derledik. Buyrun galeriye.
Bilerek ve bilmeyerek çıkan yangınlar, fabrikalar, taşıtlar, önlem alınamayan doğal afetler... Ekolojik dönüşüme bin bir şekilde zarar verip, gündelik hayatımıza devam ediyoruz. Peki ya sonrası?
İspanya'nın kuzeyindeki bir mağarada bulunan iskeletlerde, insanın insana uyguladığı şiddetin 430 bin yıllık izleri saptandı. Mağaradaki iskeletlerin Neandertal insanlara ait olabileceği belirtildi.En az 28 insanın iskeletinin bulunduğu Sima de los Huesos (Kemik Çukuru) adlı alandan çıkarılan kafataslarından birini inceleyen araştırmacılar, kafatasında saptadıkları iki kırığın 'öldürme amacıyla vurulmuş çok sayıda darbenin sonucu' olduğunu açıkladı.PLOS One dergisinde bulgularına anlatan bilim insanları, bu sonucun hem söz konusu mağarada toplu halde ceset bulunmasını açıkladığını, hem de şiddetin, en eski insan kültürünün özünde yer aldığını kaydediyor.Kafatası 17'yi modern görüntüleme teknikleriyle inceleyen bilim insanları, kafatasının ön kısmında açıkça görülen ve hemen hemen birbirinin aynısı olan iki kırığa 'aynı nesne ile vurulan darbelerin yol açtığı' sonucuna vardı.Kemik Çukuru 30 yıldan fazla süredir bilim insanlarının araştırma alanı. 2013 yılında korunmuş haldeki bir kemiğin DNA'sı çıkarıldı ve kimi araştırmacılar mağaradaki iskeletlerin Neandertal insanlara ait olduğunu belirtti.Bölgedeki çalışmayı yürüten bilim insanları, bunun, özellikle bu insan grubunun bir geleneği olabileceği, hatta insanın en eski gömme uygulaması sayılabileceği görüşünde.Nevada Üniversitesi'nde antropoloji uzmanı olan ve çok eski insan kültürlerini ve şiddet uygulamasına ilişkin kanıtları inceleyen Prof. Debra Martin, bilim insanlarının vardığı sonucu, 'tamamıyla inandırıcı bulunduğunu' belirtiyor.Prof. Martin, BBC'ye yaptığı açıklamada 'Tarihin gerilerine gittikçe ve çok eski iskeletleri inceledikçe, şiddetin kültürle gelişen bir davranış olduğunu ve kültür varolalı beri, insanla birlikte bulunduğunu göreceğiz' dedi.Sputnik News
Yakın zaman içinde yaşamının bir kaç ayını konu alan Selma filmi ile yine gündeme gelen Martin Luther King'in neler yaptığını ve neleri değiştirdiğini az da olsa yakından görme şansına eriştik. Şiddete tam anlamıyla karşı olan ve pasif direnişin aslında ne kadar büyük etkiler yaratabileceğini göstermiş bu liderin konuşmalarından alıntılanmış sözlerini sizlere sunuyoruz.
Okul hayatıyla yıldızınız bir türlü barışmıyor olabilir. Ama sorun değil. Hemen şunu belirtelim; bu galeri 'okul faydasızdır' demek amacıyla yapılmadı. Sadece 'dünyanın sonu değil' demeye çalıştık. Umuyoruz yaşam boyu işleriniz yolunda gider. Ve lütfen, her ne olursa olsun; seçeneklerinizin tükendiği gibi bir düşünceye kendinizi mahkum etmeyin. Ederseniz de, listemizdeki isimleri hatırlayın yeter..
Ünlü düşünür, filozof Gökhan Türkmen'in;'Yarın hatırımı sorsan ne olur ?Bugün hevesimi kırdın bir kere !'sözlerinden yola çıkarak hazırladığımız bu galeride kendinizden bir şey bulacağınıza eminiz.Hevesleri sürekli kursaklarında kalanların bildiği 17 durumu sizler için listeledik.Onedio Duygu Dilleri Ana Bilim Dalı Mütercim ve Tercümanlık Araştırma Kurulu iftiharla sunar.
Size anlatacaklarım gerçek, doğrulanmış hikayeler değil elbette ve kimseye saygısızlık etmek gibi bir niyetimiz yok. Ancak sanatçıların eserlerine gizlediklerine inandığım gizli duyguları, ruhsal durumları, vs. dilim döndüğünce size anlatmaya çalışacağım. Bana hak vereceğinizden eminim.
Bu tür çalışmaların neden yurtdışında daha çok yapıldığını daha iyi anladım..Çok güzel yerler vardı ama çekemedim. Çünkü dönemin belediyesi yıkmış, harap edilmiş, seçimler için parti reklamı giydirilmiş vs.. Fotoğrafları çekerken, insan ister istemez o zamanın gözüne sahip oluyor. Fotoğrafı çekerken de, photoshop yaparken de zevkle çalıştım.Daha önce örneklerini gördüğüm için, özgün veya yaratıcı değil ama Samsun'da böyle bir çalışma yapıyor olmak beni mutlu etti. Başka şehirlerden de örnekler çıkması dileğiyle..Instagram'dan bana ulaşın !
Beyoğlu’nun bir zamanlar ünlü olan dükkânları birer birer kepenk indirir veya eski yerlerini terk ederken, Beyoğlu’nun tarihi pastahanelerinin son kalesi Lebon da kapatılmak isteniyor. Yahya Kemal’den Aysel Gürel’e pek çok ünlü simanın kişiliğin uğrak noktası olan mekân, Beyoğlu’nun otel furyasından nasibini alacağa benziyor.Lebon Pastanesi’nin müdürü, aynı zamanda sahibi Abdurrahman Bey’in oğlu olan Murat Cengiz, nisan ayı sonunda, mülk sahibi Karagözyan Yetimhanesi Ermeni Vakfı’nın Lebon’u tahliye etmek için açtığı davayı kaybettiklerini söyledi. Cumhuriyet gazetesinden Ceren Çıplak'ın haberine göre Lebon’un bulunduğu binanın otele kiraya verileceğini duyduğunu belirten Cengiz, verilmiş kararı temyize taşıyacaklarını belirtti. Cengiz, bir kiracının bir yerde 10 yıldan fazla kaldıktan sonra mülk sahibi tarafından gerekçe gösterilmeden çıkartılmasıyla ilgili yasadan yola çıkarak dava açıldığını söyledi.
Bir sergiye gittiğinizde kendi yüzünüzü görseniz ne hissedersiniz? Peki biri gizli gizli fotoğrafınızı mı çekti ya da uyurken yüzünüzün kalıbını mı aldı? Hiçbiri değil; bu bir sakızdan DNA bulma sanatı; hatta sanat değil, bir ibret-i alem.
Teali-i Nisvan Cemiyeti, nam-ı diğer 'Kadınların Durumunu Yükseltme Derneği', Türkiye’nin kayda geçen ilk feminist topluluğu olarak, literatürde yer alan bilgilere göre 28 Mayıs 1913 kuruluşuyla bugün 102. yaşına basıyor.
Etiyopya'nın Afar bölgesinde varlığı daha önce bilinmeyen bir insan türüne ait kalıntılar bulundu.3.3 ila 3.5 milyon yıl öncesine ait çene kemiği ve dişler, bilinen ilk insan türlerinden farklı bir türün de yaşadığını ve insanın soyağacının sanılandan daha karmaşık olabileceğini gösterdi.Araştırmacılar, buldukları 'yeni' insan türüne Afar bölgesinde kullanılan yerel dilde 'yakın akraba' anlamına gelen deyiremeda sözcüğünü de kullanarak Australopithecus deyiremeda adını verdi.Nature adlı dergide yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, bulunan kemik ve dişler hem insansı hem insan öncesi türlerin özelliklerini taşıyan dört canlıya ait.
Versay Anlaşması, 1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Almanya'yı askeri açıdan zor bir duruma sokmuştu. Avrupa gün be gün ısınmaya başlarken, 1939 yılında Almanlar Kriegsmarine olarak da bilinen, Alman Donanması'nda çok güçlü bir savaş gemisi kazandırmaya karar verirler.Versay'la birlikte Almanya'nın 35 bin tondan daha büyük savaş gemisine sahip olması yasaklanmıştı. Bu özel savaş gemisi, Bismarck 45 bin tondu. Kurallar ihlal edilmeye çoktan başlanmıştı.
68 kuşağının devrimci önderi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının anısını yaşatmak üzere, devrimci mücadeleye kattıkları değerleri gelecek kuşaklara aktaracak olan “Deniz Gezmiş Bağımsızlık ve Özgürlük Vakfı” kuruldu.Vakıf Sözcüsü Hamdi Gezmiş, “Vakıf düşüncesi esas olarak, Deniz abimlerle ilgili yapılacak araştırma, etkinlik ve üretilecek yapıtlar nedeniyle gelen talepleri kurumsal bir kimlik altında karşılama ihtiyacı ve bireysel çabaların kurumsal yapı içinde daha faydalı sonuçlar verebileceği düşüncesinden kaynaklandı.‘Abim Deniz’Özellikle “Abim Deniz” eserinin hazırlık aşamasında da, aile üyeleri olarak Deniz ve arkadaşlarının anıları ve manevi mirasının daha iyi yaşatılabileceği düşüncesiyle Deniz Gezmiş adına bir vakıf kurma hazırlığına girdik. “Abim Deniz” kitabı ve bu konudaki diğer eserlerin telif haklarından elde edilecek gelirlerin de bu vakfa bağışlanmasını kararlaştırdık. Böylece geçtiğimiz yaz aylarında vakıf senedini oluşturma çalışmalarına başladık.”68. yıl müjdesiGezmiş ailesinin, Deniz Gezmiş’in 68. doğum gününde müjdelediği vakfın kuruluşu, tescil davasının kesinleşmesiyle 12 Mayıs’ta resmen gerçekleşti. Vakfın kurucu Mütevelli Heyeti, aile üyeleri olan Bora Gezmiş, Hamdi Gezmiş, Nural Gezmiş ve Aynur Gezmiş’ten oluşuyor.Halen kuruluş adresinde bulunan Vakfın kalıcı yeri Kadıköy’de olacak ve bir açılış töreni ile tanıtılacak. Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş, “Vakfın adı Deniz Gezmiş olsa da, Deniz’i, Yusuf’tan, Hüseyin’den asla ayrı tutmuyoruz. O kuşağı, onun arkadaşlarını, yeni nesillere tanıtmak, onların düşünce ve ideallerini bugünlere taşımak aile olarak bizim görevimizdi” diyor.Kaynaklarıyla...Kendi kaynaklarıyla var olacak, Deniz ve arkadaşlarını sevenlerin yardımlarıyla yaşayacak olan vakıf, topluma kazandırılmış oldu.Vakıf yönetim kurulu, ilk iş kalıcı yer temini ve Danışma Kurulu oluşturmak için çalışmalarına başladı. Vakfa uygun bir mekan arayışında, kılı kırk yaran bir titizlikle haraket ediyorlar. Bora Gezmiş’in, en çok önemsediği konuların başında, vakfın öğrencilere burs verme projesi var.Son sözünde bilim demiştiDeniz Gezmiş’in kardeşi, Vakıf Sözcüsü Hamdi Gezmiş: “Deniz ağabeyimin ölüme giderken en çok vurgu yaptığı şey bilim ve bilgiydi. Vakfın çıkış noktası bu. Yeni kuşağa bilim arzusunu aşılamak istiyoruz. Araştırmalara, tezlere, incelemelere destek vermek istiyoruz. Adaletsizlikten canı yanmış bir aileyiz. Adalete, insan haklarına vurgu yapan alanlarda çalışmalar yapacağız. Bizimle dayanışacak insanları bu projelere katacağız. Başarılı olmak için yola çıktık.”
69 yaşındaki süper star Ajda Pekkan'ın 19 yaşında Vahi Öz ve Tamer Yiğit ile birlikte başrolü paylaştığı 1965 yapımı Babamız Evleniyor filminden özel bir sahne.
Seçimlere sayılı günler kala vaatse vaat, vizyonsa vizyon, adaylarsa en afillisinden. Gırgıriye'de büyük seçim var. Oylarınız Baryama mı Bekire mi? İzleyin ve kararınızı verin.