Pakistan, Endonezya, Malezya Ve Japonya'da Kovid-19 Salgınına İlişkin Gelişmeler
İSLAMABAD (AA) - Asya ülkelerinden Pakistan, Endonezya, Malezya ve Japonya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Pakistan Koronavirüs Ulusal Yönetim ve Kontrol Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte kaydedilen 1563 yeni vakayla ülkedeki toplam vaka sayısı 537 bin 477’ye yükseldi. Son 24 saatte 74 kişinin yaşamını yitirmesiyle ölenlerin sayısı 11 bin 450’ye ve iyileşenlerin sayısı 492 bin 207’ye çıktı.Pakistan İlaç Düzenleme Kurumu (DRAP), 24 Ocak'ta Rusya'dan Sputnik-V şirketinin ürettiği Kovid-19 aşısına acil kullanım onayı vermişti. Pakistan'da daha önce Oxford-AstraZeneca ile Çinli Sinopharm şirketinin Kovid-19'a karşı geliştirdiği aşılara da acil kullanım onayı çıkmıştı.EndonezyaSağlık Bakanlığı verilerine göre, Endonezya'da Kovid-19 nedeniyle son 24 saatte 387 kişinin hayatını kaybetmesiyle salgının başlangıcından bu yana en yüksek günlük ölüm sayısı kayıtlara geçti.Toplam can kaybının 27 bin 203’e çıktığı ülkede, 10 bin 974 ile günlük en yüksek sayıda da vaka iyileşmesi görülürken, iyileşenlerin sayısı 831 bin 330’a yükseldi. Kovid-19 vaka sayısı ise 11 bin 948 artışla 1 milyon 24 bin 298’e ulaştı.MalezyaMalezya Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, Kovid-19 vaka sayısı son 24 saatte 3 bin 680 artarak 194 bin 114'e yükseldi. Bugün 1858 kişi daha sağlığına kavuştu, iyileşen kişi sayısı 151 bin 18, aktif vaka sayısı ise 42 bin 389 oldu.Son 24 saatte 7 kişinin hayatını kaybetmesiyle Kovid-19 salgınında ölenlerin sayısı 707'ye yükseldi.Öte yandan Bilim, Teknoloji ve Yenilik Bakanı Hayri Cemaleddin, mart ayında başlayacak kitlesel aşılama kapsamında günde 75 bin kişinin aşılanmasını hedeflediklerini belirtti.JaponyaJaponya'da ise Kovid-19 vaka sayısı son 24 saatte 3 bin 970 artarak 377 bin 12’ye, virüse bağlı can kaybı sayısı 90 artışla 5 bin 401’e yükseldi. Son bir günde 67 bin 214 kişiye virüs testi yapılırken, 6 bin 624 kişinin taburcu edildiği ülke genelinde 1043 kişi yoğun bakım servislerinde Kovid-19 tedavisi görüyor.
Hamsi Avcılığı İçin Kısmi Durdurma Kararı 7 Şubat'a Kadar Uzatıldı
ANKARA (AA) - İstanbul Boğazı'nın tamamı ile Karadeniz'de İstanbul'un Sarıyer ilçesi Kumköy Aslan Burnu'ndan Gürcistan sınırına kadar olan karasularda her türlü av aracı ile ticari amaçlı hamsi avcılığının durdurulmasına ilişkin kararın süresi 7 Şubat saat 00.00'a kadar uzatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, ticari amaçlı hamsi avcılığını, 8 Ocak itibarıyla İstanbul Boğazı'nda ve Karadeniz'in büyük bir bölümünde durdurmuştu. Bu süre içinde Genel Müdürlük tarafından yürütülen araştırma, inceleme ve gözlemlerle başta bilim insanları olmak üzere, birçok balıkçı, balıkçılık örgütleri ve sektörün diğer paydaşlarıyla gerçekleştirilen istişareler sonucu yeniden bir değerlendirme yapıldı. Bu değerlendirmeye göre, hamsi avcılığına kısıtlama getirilen karasularda bulunan hamsi popülasyonunda iyileşme gözlenmiş olsa da halen büyük bir bölümünün avlanabilir asgari boy uzunluğunun (9 cm) altında ve et veriminde sınırlı miktarda bir artış olduğu görüldü.Bu nedenle, İstanbul Boğazı'nın tamamı ile Karadeniz'de İstanbul'un Sarıyer ilçesi Kumköy Aslan Burnu'ndan Gürcistan sınırına kadar olan karasularda her türlü av aracı ile ticari amaçlı hamsi avcılığının durdurulma kararının süresi 7 Şubat saat 00.00'a kadar uzatıldı.Bu süre içinde kısıtlama bölgesindeki hamsiler, ekipler tarafından devamlı olarak takip edilerek, söz konusu karasularda iri bireylerden oluşan yeni hamsi sürülerinin girmesi durumunda getirilen kurallar yeniden değerlendirilecek.Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'Kısıtlamanın bittiği 7 Şubat tarihinden balıkçılık sezon sonu olan 15 Nisan tarihine kadar denetim ve kontrollerimiz aralıksız devam edecek olup hiçbir surette 9 santimetrenin altında hamsi avı yapılmasına müsaade edilmeyecektir. Av kısıtlaması getirilen bölgenin dışında özellikle Bulgaristan sınırımız İğne Ada açıkları ve Marmara’da yasal boy uzunluğunda ve yeterli et veriminde bulunan hamsiler avlanılabilecektir. Bakanlığımızca denizlerimizde av sırasında, avlanılan su ürünlerinin karaya çıkarıldıkları noktalarda, toptan ve perakende satış yerlerinde gerekli denetimler her zaman olduğu gibi bundan sonra da titizlikle yürütülecek, yasal boy limitinin altındaki balıkların avlanılmasına ve satışına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.'
Cansu Poyraz Karadeniz Yazio: Çünkü Kaçamazsın Kendinden… Ha Bir de “İnsan Nedir” Sahiden?
Bulunduğun yere ait hissetmemek nedir bilir misin? Fenadır fena… Soluyacak havan yoktur. Vücudunun 40 yıllık uzuvlarıyla bile ne yapacağını bilemez olursun, elin kolun fazla gelir de vücuduna, nereye koyacağını şaşırırsın….Mor inekler bilir bu hali. Hayatları rahat soluyabilecekleri iki nefesin olduğu yeri bulmakla geçer. Sık iş değiştirmişlerdir, muhakkak birden fazla şehirde yaşamışlardır. Şanslı olanları yerini bulmuş, içindeki fırtınayı dindirebilmiştir. Diğerleri ise sürüklenir durur bir ömür; ailesi anlam veremez, çevresindekiler anlam veremez, zira zekidir, çalışkandır ama bir türlü düzenini tutturamamıştır. Sırf iş güç anlamında olmak zorunda değil bu arada bu düzen tutturamama hali.
Kovid-19 Aşısı Yaptıranların Sayısı 1,5 Milyonu Geçti
ANKARA (AA) - Yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında başlatılan aşı uygulamasının 13. gününde, aşı yaptıranların sayısı 1,5 milyonu aştı. Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda, Sağlık Bakanlığınca belirlenen 'Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi'ne göre, 14 Ocak'ta ülke genelinde başlatılan aşılama çalışmaları sürüyor.Sağlık Bakanlığının 'covid19asi.saglik.gov.tr' internet sitesindeki verilere göre, aşı yapılan kişi sayısı 1,5 milyonu geçti.
Hava Kirliliğinin, Göz Sağlığı Üzerinde Olumsuz Etkilerine Rastlandı
ANKARA (AA) – İngiltere’de yapılan bir araştırmada, hava kirliliğindeki artışın görme bozukluklarına neden olabileceği ortaya konuldu.The Hill gazetesinin haberine göre, İngiliz bilim insanları, yaşa bağlı görme bozukluğunun, artan hava kirliliğiyle de bağlantılı olduğunu ortaya koyan bir araştırma yürüttü.Uzmanlar, 40-69 yaş aralığındaki 115 binden fazla gönüllünün katıldığı çalışmada, havadaki nitrojen dioksit ve nitrojen oksitlerin, görme bozukluğuna neden olan yaşa bağlı makula dejenerasyonu (AMD) veya retinada bozulmayla bağlantılı olup olmadığını inceledi.Araştırma çerçevesinde, gönüllü raporları ve insan gözünü incelemek için kullanılan spektral alan optik koherens tomografisi ile retina hasarı ölçüldü.Uzmanlar, partikül madde içindeki nitrojen oksitler ve nitrojen dioksitleri ölçerek her katılımcının ulusal veri tabanında kayıtlı adreslerindeki hava kirliliği tahminleriyle karşılaştırdı.Araştırma sonucunda, daha yüksek miktarda ince partikül maddeye veya az miktarda partikül parçacıklarına maruz kalan katılımcıların daha fazla görme sorunu yaşadığı gözlendi.Bilim insanları, ortalama 2,5 mikrometrelik partikül maddeye yüksek dozda maruz kalan katılımcıların, yaşa bağlı makula dejenerasyonu yaşadığını bildirme olasılığının yüzde 8 daha yüksek olduğunu belirtti.Araştırmada ayrıca daha yüksek partikül madde seviyesinin daha ince pigmentli retina tabakası ile ilişkili olduğu da kaydedildi. Araştırmanın ayrıntıları 'British Journal of Orhthalmology' dergisinde yayımlandı.
Reklam
Filistin Ulusal Konseyi: İsrail'in Kudüs'teki Suçları Uluslararası Düzeyde Cezalandırılmalı
AMMAN (AA) - Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Filistin Ulusal Konseyi, işgal altındaki Doğu Kudüs'le ilgili uluslararası kararları ihlal ettiği için İsrail'in uluslararası düzeyde soruşturulması ve cezalandırılması çağrısında bulundu.Merkezi Ürdün'de bulunan Filistin Ulusal Konseyinden yapılan yazılı açıklamada, Mescid-i Aksa'daki restorasyon çalışmalarının engellenmesi ve Kudüs İslami Vakıflar İdaresi görevlilerine yönelik devam eden baskıların, 'Kudüs'ün ve Müslümanlar ile Hristiyanlara ait kutsal mekanların Yahudileştirilmesi projesinin bir parçası' olduğu ifade edildi.Kudüs'ün simgesel yapılarını yok etmenin, ilgili uluslararası anlaşmaların ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kararlarının açık şekilde ihlali olduğu vurgulanan açıklamada, İsrail'in işgal altındaki Filistin şehri olan Doğu Kudüs üzerindeki egemenlik iddiasının UNESCO tarafından da reddedildiği hatırlatıldı.Arap ve Müslüman halklara, hükümetlere ve kurumlara 'sorumluluklarını üstlenmeleri, geç olmadan Kudüs'ü ve kutsal değerlerini korumaları' çağrısında bulunulan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'İşgalci İsrail'in işgal altındaki Kudüs'te işlediği suçlar, uluslararası kararları ihlal ettiği gerekçesiyle uluslararası düzeyde soruşturulmasını ve cezalandırılmasını gerektiriyor.'İsrail güçleri, 24 Ocak'ta Mescid-i Aksa'nın sınırları içinde yer alan Kubbetu's Sahra Camisi'ne baskın düzenleyerek, ibadethanedeki mermer ve iç sütunların restorasyon çalışmalarını engellemiş ve burada çalışan işçileri gözaltına almakla tehdit etmişti.Ürdün Dışişleri Bakanlığı, Mescid-i Aksa'daki restorasyon ve imar çalışmalarının İsrail'in engellemelerinin ardından bugün itibarıyla yeniden başladığını duyurmuştu.
Reklam
Pınar Eğilmez Yazio: Seçin Bakalım! Böbrek mi Karaciğer mi? Duygu mu Düşünce mi?
etiket
Düşüncelerinizi kontrol edemiyorsunuz. En iyi ihtimalle gelip geçtiklerini biliyorsunuz ve odaklanma kabiliyetinizce onları izlemeyi öğrendiniz. Güzel. Peki duygularınız? Duygularla aramız fena. Her gelen düşünceyi elbet bir duygu takip ediyor. Gelen duyguyu izlemeyi bırak öyle bir bastırıyoruz ki o duyguyu hissetmiyoruz. Kısaca iş duyguya gelince düşünce kovalamaktan daha becerikliyiz. Duygularımızı hissetmeye kendimize izin vermiyoruz. Bunu becerebiliyoruz.
Reklam
Çin'de Yapılan Bir Araştırma, Öğle Uykusunun Zihni Kuvvetlendirdiği Ortaya Koydu
ANKARA (AA) - Çin'de 2 bin 200 kişinin izlendiği araştırma, öğle uykusunun zihni kuvvetlendirdiği ortaya koydu.United Press International'ın (UPI) haberine göre, Şanghay Ruh Sağlığı Merkezi'nden bilim insanları öğlen uykusunun, zihin üzerindeki etkilerini incelemek için bir çalışma yürüttü.Araştırma çerçevesinde, Pekin, Şanghay ve Şian şehirlerinden 2 bin 200 kişi izlendi. Bu kapsamda, 1520 katılımcı öğlenleri 2 saatten az uyudu, 680 kişi ise uyanık kaldı.Daha sonra katılımcılara görsel-mekansal beceriler, kısa süreli hafıza, dikkat süresi, problem çözümü, mekansal farkındalık ve sözel akıcılık gibi zihinsel yeterliliğin ölçüldüğü testler yapıldı.Araştırma ekibinin lideri Dr. Lin Sun, öğlen uykusuna yatanların hafıza ve sözel akıcılık becerinde, uyumayanlara kıyasla ciddi farklar gözlendiğini bildirdi.New York'da Lenox Hill Hastanesinden nörolog Dr. Gayatri Devi ise sağlıklı uyku alışkanlığının bunamadan koruduğunu belirterek konuyla ilgili daha fazla çalışma yapılması önerisinde bulundu.Uzmanlar ayrıca öğle uykusunun süresi ve sıklığının, zihinsel beceriler açısından önemli olabileceğini kaydetti.
Kolajen Peptitler Eklem Ve Kemik Rahatsızlıklarının Tedavisinde Fayda Sağlıyor
İSTANBUL (AA) - İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu, bilimsel çalışmaların vücudun ihtiyacı olan kolajenin, morina ve gelincik balıklarının derilerinden elde edilebildiğini gösterdiğini, morina balığının içerdiği prolin, histidin, glisin ve hidroksiprolin aminoasit zincirleri ile özellikle eklem ve kemikler için eşsiz bir fayda sunduğunu belirtti. Dıraçoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, uzun yıllardır cilt ve eklemlerle anılan kolajen peptitlerin, bugün farklılaşan yaşam koşulları sebebiyle sahip olunan stres, anksiyete, uyku bozuklukları, kalp damar hastalıkları, unutkanlık ve odaklanma sorunları gibi birçok farklı sağlık probleminin anahtarı olduğunu anlattı. Özellikle son 5 yılda yapılan 16 bin 500'den fazla çalışmanın, çözümün kolajen peptitlerde olduğunu gösterdiğini belirten Dıraçoğlu, 'Vücudumuzda, hemen her dokuda bulunan protein olan kolajen peptitler, yaş aldıkça azalır. Dolayısıyla vücudun kolajen peptit ihtiyacını dışarıdan tamamlama ihtiyacı ortaya çıkar. Bunun için genellikle ilk olarak akıllara balık veya kelle paça gelir ama bu besinler yeterli olmaz. Kolajenler büyük molekül ağırlıklarında olduklarından vücuttan emilimleri kolay değildir. Bu sebepten uzmanlar, kolajenlerin parçalanmış halleri olan peptit formlarında alınmasını önerirler.' ifadelerini kullandı. 'Eklem ve kemik rahatsızlıklarında ağrı ve iltihabı azaltıyor'Prof. Dr. Demirhan Dıraçoğlu, kelle paça gibi yiyeceklerde kolajen bulunduğunu ancak mide asidinin, bu kolajeni parçaladığını anlatarak, şunları kaydetti:'Bilimsel çalışmalar, vücudun ihtiyacı olan kolajenin, morina ve gelincik balıklarının derilerinden elde edilebildiğini gösterdi. Morina balığı içerdiği prolin, histidin, glisin ve hidroksiprolin aminoasit zincirleri ile özellikle eklem ve kemikler için eşsiz bir fayda sunar. Bu aminoasitler sayesinde kıkırdak onarımı için çok etkili olduğu bilinen kolajen peptitler, aynı zamanda ağrı ve iltihaplanmayı azaltmada da önemli rol oynar. Yapılan çalışmalarla morina balığından elde edilen kolajen peptitlerin eklem ve kemik rahatsızlıklarında ağrı ve iltihabı azaltıp kıkırdak dokusunu yenilediği, iltihap azaltıcı özellikleri sayesinde akne ve selülit tedavilerine destek olduğu, nemlendirme ve kırışıklık önleyici özellikleriyle yaraların kapanmasını hızlandırıp iz oluşumunu engellediği bulgularına ulaşıldı.'Gelincik balığından elde edilen kolajen peptitlerin, vücudun stres yanıtını düzenleyerek sakinleştirici görevi gördüğünü bildiren Dıraçoğlu, bu sayede fibromiyalji ve migren gibi stres kaynaklı hastalıklar için etkili ve hızlı bir tedavi alternatifi oluşturduğunu belirtti. Prof. Dr. Dıraçoğlu, bunların yanı sıra kolajen peptitlerin, hafıza ve odaklanma sorunları, alzaymır ve parkinson gibi hastalıkların önlenmesi ve ilerlemesini yavaşlatma, kalp ve damar sağlığı adına tansiyonun dengelenmesi ile damarlardaki yağ dengelerini düzenleyerek kolesterol seviyelerinin düşmesi gibi faydalar sağladığını kaydetti.
Reklam
Her Mısrasında ve Her Notasında Kendinizden Bir Şeyler Bulabileceğiniz 15 Ege Türküsü
etiket
Sözlerinin anlamında, şarkıcının bin dertli sazında ve zeybeğinin kollarını açışında bulursunuz bu milletin tarihini, hüznünü-mutluluğunu... Egeli olmayan bile Ege türkülerinin her zerresini hisseder. Çünkü, bu yöreye ait türkülerin sazı da sözü de tüm bir millete mâl olmuştur. Öyleyse, haydi çıkalım Anadolu'nun batısına unutulmaz bir yolculuğa.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu "Türkiye-Hollanda Konferansı'nın 8. Toplantısı"Nda Konuştu:
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen yılın Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde, Avrupa ile ilişkileri sınayan zor bir yıl olduğunu ancak şimdi Türkiye ile AB arasında yenilenen bir diyalog için fırsat penceresi bulunduğunu söyledi. 8. Türkiye-Hollanda (Wittenburg) Konferansı Çavuşoğlu ile Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok'un eş başkanlıklarında çevrim içi düzenlendi.Konferansın Antalya'da da düzenlenmesine ilişkin söz veren Çavuşoğlu, bu video konferansın, iki ülke arasındaki üst düzey diyaloğu sürdürme isteğinin bir göstergesi olduğunu belirtti.Çavuşoğlu, olağanüstü zamanlardan geçildiğini ve değişimin her zamankinden daha hızlı gerçekleştiğini dile getirerek, 'Ticaret ve ekonomiden, inovasyon ve teknolojiye kadar ikili iş birliğimizde büyük bir potansiyele sahibiz. Değişime uyum sağlamak ve potansiyelimizden yararlanmak için sürekli diyaloğa ihtiyacımız var.' dedi.Türkiye ile Hollanda halkının lalelerin dışında ortak pek çok yanı olduğunu anlatan Çavuşoğlu, iki halkın da girişimci, iş odaklı pratik olduğunu vurguladı.Bunun ticarette ve yatırımlarda görüldüğünün altını çizen Çavuşoğlu, 'İş insanlarımızı daha fazlasını yapmaya teşvik etmek için daha çok çalışmalıyız.' diye konuştu.Çavuşoğlu, Türkiye ile Hollanda'nın, Avrupa'nın farklı köşelerindeki iki ülke olarak kıtadaki sorunların ele alınmasına katkıda bulunacak çok şeye sahip olduğunu belirtti.'Türkiye ile AB arasında yenilenen bir diyalog için fırsat penceremiz var'Geçen yılın Türkiye-AB ilişkilerinde, Avrupa ile ilişkileri sınayan zor bir yıl olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, 'Orta Doğu, Kıbrıs, Libya, Suriye ve Kafkasya'daki önemli gelişmelerin yaşandığı yoğun bir yıldı. AB, aralık zirvesinde Türkiye'ye elini uzattı ve biz de olumlu yanıt verdik. Şimdi Türkiye ile AB arasında yenilenen bir diyalog için fırsat penceremiz var.' şeklinde konuştu.Çavuşoğlu, Belçika, Almanya, İtalya, İspanya ve Portekiz'deki mevkidaşlarıyla görüşmelerinin de AB üyelerinin çoğunluğunun bu görüşte olduğunu destekler mahiyette olduğunu söyledi.Çavuşoğlu, 20-22 Ocak 2020 tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’e düzenlediği ziyaret kapsamında AB Konseyi Başkanı Charles Michel’le görüşmelerinde bir zaman çizelgesi dahilinde “somut adımlar için bir yol haritası” üzerinde anlaşma sağladıklarını anımsattı. Türkiye ile AB arasında samimi bir ortaklığın göç, ticaret, enerji, güvenlik, savunma, Suriye, Libya, Balkanlar ve Kafkaslar dahil olmak üzere birçok önemli konuda gerçek değişikliğe yol açabileceğine dikkati çeken Çavuşoğlu, tarafların 2016’daki göç krizi döneminde ortaklıklarının kabiliyetini ortaya koyduğunu söyledi. Çavuşoğlu, 'Türkiye ve AB’nin ortak çabaları sayesinde Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan en büyük insani krizi idare edebildik.' ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, 'Türkiye, aday ülke olarak, en yüksek düzeyde kararlılıkla gerçek bir ortaklığa hazır.' dedi.Tüm ilişkilerde olduğu gibi iki tarafın da bazı beklentileri olduğunu aktaran Çavuşoğlu, Türkiye’nin beklentileri arasında 18 Mart Mutabakatı'nın tüm boyutlarıyla yenilenmesi ve bu çerçevede katılım süreci, gümrük birliğinin güncellenmesi, vize serbestisi, göç alanında iş birliği, üst düzey diyalog ve terörle mücadelede iş birliğinin ele alınması gibi konuların bulunduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu bağlamda Yunanistan’la istikşafi görüşmelere başladığını, Fransa’yla ilişkilerde normalleşme süreci yürüttüğünü ve içeride reform sürecine odaklandığını dile getirdi. Türkiye’nin aynı zamanda daha önce öneride bulunduğu Kıbrıs’a ilişkin '5 +Birleşmiş Milletler' toplantısı ve Doğu Akdeniz Konferansı’na da hazır olduğunu belirten Çavuşoğlu, Hollanda’nın da desteğine güvendiklerini söyledi. Çavuşoğlu, 'Türkiye ile AB arasında katılım müzakerelerinin başlatılması kararının 2004 yılında Hollanda’nın AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nda alındığını hala hatırlıyoruz.' diye konuştu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Hollanda’nın 18 Mart Mutabakatı'nın imzalanmasında da önemli rol oynadığını kaydetti.Hollanda’daki Türk toplumunun iki ülke arasındaki çok yönlü ilişkilerin en önemli unsurlarından biri olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, 'Türk halkının, Hollanda toplumuna aktif ve başarılı bireyler olarak entegrasyonunu destekliyoruz.' şeklinde konuştu. Almanya’da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısını bulan Türk-Alman bilim insanları Uğur Şahin ve eşi Özlem Türeci’yle gurur duyduklarının altını çizen Çavuşoğlu, onların Türklerin Avrupa’da entegrasyonun başarılı örnekleri arasında yer aldığını belirtti.Çavuşoğlu, '8. Wittenburg Konferansı'nın iki ülke arasındaki ortaklığı geliştireceğini vurgulayarak, özellikle İnovasyon Çalışma Grubunu görmekten dolayı memnuniyet duyduğunu, diğer çalışma gruplarına da başarılar dilediğini sözlerine ekledi.
Reklam
İklim Değişikliğine Bağlı Hastalıklar Nedeniyle Ölüm Oranları Artabilir
EDİRNE (AA) - Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Didem Evci Kiraz, iklim değişikliğinin neden olduğu yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve sıcak stresi sonucu ölüm oranlarının gelecek yıllarda artabileceği uyarısında bulundu.Prof. Dr. Kiraz, Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) ve Küresel Denge Derneği iş birliğinde çevrim içi düzenlenen Yerelden Ulusala İklim Ağı Trakya Eğitim Toplantısı'nda 'İklim değişikliği ve halk sağlığı' konulu sunum yaptı.Sunumunda, küresel ısınmanın iklim değişikliğine neden olduğunu belirten Kiraz, tüm dünyanın iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı risk altında bulunduğunu ifade etti.Kiraz, iklim değişikliğinin halk sağlığını tehdit ettiğini vurgulayarak, 'İklim değişikliğinin neden olduğu yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve sıcak stresi sonucu 2030-2050 yılları arasında her yıl 250 bin artan ölüm bekleniyor. Yetersiz beslenme şimdilerde bile tehdit ediyor. Isı artışıyla birlikte ısı ve nem dengesindeki değişimlerin beraberinde getireceği sıtma ve sıcak stresi de ölüm nedenleri arasında.' diye konuştu.Bebeklerde ve yaşlılarda suyun eksik kullanımı nedeniyle vücudun yerine koyamayacağı su kayıplarının tehlike yarattığını anlatan Kiraz, beraberinde tuz kayıplarıyla birlikte vücutta bir metabolik sendromun ortaya çıkabileceğine dikkati çekti.Kiraz, kuraklık ve su kıtlığının pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabileceğini dile getirdi.Kirli suyun getirdiği bulaşıcı hastalıkların yanı sıra suyun olmamasından kaynaklı bulaşıcı hastalıkların da ortaya çıkabileceğine işaret eden Kiraz, şunları kaydetti:'Su kıtlığı, küçük su kaynakları, göller ve nehirlerde kirlenmeye neden oluyor. Tarım alanlarında tuzlanma, temiz su kaynaklarının azalması, besinlerde azalma ve yetersiz beslenme gibi sorunlara yol açıyor. Altyapı sorunları ve buna bağlı olarak ishal ve diğer bulaşıcı hastalıklar, susuzlukla beraber ortaya çıkan çölleşmeyle kum fırtınalarının neden olabileceği solunum yolu hastalıklarını buna ekleyebiliriz. Tüm bu nedenlerle sağlık hizmeti sunumunda yaşanan sorunlar salgınlar ve ölüm oranlarının artmasına neden olabilir.'
Öğrencilerden Kovid-19 Aşısıyla İnsanlığa Umut Olan Türk Çifte Teşekkür Mektupları
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bir grup öğrenci, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı geliştiren Türk bilim insanları Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci'ye teşekkür mektubu gönderdi.Orhan Cemal Fersoy Ortaokulundaki öğrenciler, Kovid-19'a karşı geliştirilen ve yüzde 90 başarılı olduğu bildirilen potansiyel aşıyı üreten Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucularından Şahin ve Türeci'ye mektup yazdı.Okulun 7. sınıf öğrencilerinden Gülnur Paket, mektubunda, Şahin ve Türeci'yi Türkçe öğretmeninin canlı derste anlatmasıyla tanıdığını belirtti.Şahin ve Türeci'ye minnettar olduklarını vurgulayan Paket, 'Sizin hakkınızda biraz araştırma yaptım ve yaptıklarınızı görünce sizin gibi insanların hala bulunmasına hem sevindim hem de gurur duydum. Sizler benim gözümde birer mucit, birer bilim insanısınız.' ifadelerini kullandı.'Temennim Şahin ve eşi Türeci'nin Nobel Ödülü alması'Öğrencilerden Mert Ayramcı da mektubunda, Kovid-19'dan kurtulmanın tek çaresinin aşının bulunması olduğunu, bu aşıyı geliştiren Şahin ve Türeci'ye teşekkür ettiğini belirterek, duygularını şöyle dile getirdi:'Onların Türk bilim insanları olmasından dolayı da ayrı gurur duyuyorum. Milletimizi, bayrağımızı temsil ettikleri için çok mutluyum. O asil duyguyu bize yaşattıkları için ayrıca çok minnettarım. İnşallah en kısa sürede bütün dünya aşılanır ve Sars Cov-2 diye bir şey kalmaz. Temennimdir ki Şahin ve eşi Türeci, Nobel Ödülü'nü alıp bizi Aziz Sancar gibi gururlandırırlar.'Öğrencilerden Esmanur Türkmen de Şahin ve Türeci'ye aşıyı geliştirdikleri için teşekkür ederek, 'Başarılarınızın devamını dilerim. Umarın en kısa sürede tüm dünya Kovid-19'dan kurtuluruz. Bu salgından kurtulursak bu sizin sayenizdedir. Tekrar çok çok teşekkür ederiz. En kısa zamanda sizi tanımak isterim. Görüşürüz Türkiye'nin gurur kaynakları.' ifadelerini kullandı.Okulun Türkçe öğretmeni Seda Aslan ise AA'ya yaptığı açıklamada, öğrencilerinin, Türk milleti için hissettiği duyguları mektuplarda güzel şekilde kaleme almasından mutluluk duyduğunu kaydederek, onların da gelecekte ülkesi için nice başarılara imza atan Türk gençleri olmasını diledi.Öğrenciler, mektuplarında, dünyanın salgınla mücadele süreci ve Türk bilim insanlarının aşı konusundaki başarılarını yansıttıkları resimlere de yer verdi.
Koronavirüs Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Koca Başkanlığında Bu Akşam Toplanacak
ANKARA (AA) - Koronavirüs Bilim Kurulu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığında saat 17.00'de video konferans yöntemiyle toplanacakBilim Kurulu toplantısında, Kovid-19'la mücadele kapsamında alınan tedbirlerin sonuçlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılacak, devam eden aşılama süreci ele alınacak ve aşı takvimi gözden geçirilecek.Toplantının ardından yazılı açıklama yapılacak.
Reklam