Temsilcimiz, Volero Zürih'i deplasmanda altın sette enerek Dörtlü Final'e kaldı.Voleybolda Kadınlar DenizBank CEV Şampiyonlar Ligi 6'lı play-off turu rövanş maçında Eczacıbaşı VitrA, deplasmanda İsviçre ekibi Volero Zürih'i altın sette 15-12 yenerek Dörtlü Final'e yükseldi.TRT Spor
Fantastik ve bilimkurgu edebiyatına yön vermiş, bağımsız ve bir o kadar benzersiz çalışmalarıyla okuyucuların kalbini fethetmiş usta yazar Terry Pratchett 66 yaşında hayata gözlerini kapadı.Yazdığı 70’ten fazla kitap ile edebiyat tarihine adını altın harflerle yazdıran Terry Pratchett’ın ölüm haberi birçok medya kanalından doğrulandı. Ünlü yazar uzun süredir Alzheimer hastalığı ile boğuşmaktaydı.Yapılan açıklamalara göre Terry Pratchett doğal sebepler yüzünden 66 yaşında hayatını kaybetti. Pratchett’ın son anlarını ailesiyle beraber geçirdiğini ve mutlu bir şekilde aramızdan ayrıldığı belirtiliyor.2014 yılının yaz ayında Diskdünya serisi için son kitabını yazan Pratchett, Alzheimer ile mücadele etmekten asla vazgeçmemişti. 2008 yılında Şövalyelik (Sir) unvanı bahşedilen Terry Pratchett, arkasında birçok başarılı eser ve gözü yaşlı hayranlar bıraktı.FPRnet
'Çanakkale geçilmez' destanının yazıldığı Gelibolu Yarımadası, zaferin 100'üncü yılında gerçekleştirilecek törenlere hazırlanıyor.Türk tarihinin altın sayfalarından biri olan, eşsiz kahramanlıkların, vatan ve millet sevgisinin sembolleştiği, kutsal saydığı değerler için ülkenin her köşesinden gelen gençlerin kanlarını dökerek 'Çanakkale geçilmez' destanını yazdığı Gelibolu Yarımadası'nda, zaferin 100'üncü yılında gerçekleştirilecek törenler için hazırlık yapılıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı Mehmet Gürkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgenin bu yıl 18 Mart ve 24-25 Nisan'da uluslararası ölçekte gerçekleştirilecek törenlere ev sahipliği yapacağını söyledi.Törenlerin, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm, Dışişleri, Milli Savunma, Gençlik ve Spor Bakanlıklarının iş birliğinde yapılacağını anlatan Gürkan, 'Bu yıl çok büyük ve uluslararası katılımla gerçekleştirilecek törenlere 106 ülkeden devlet başkanı, başbakan ve temsilci düzeyinde misafir gelecek. Bu kadar büyük ve uluslararası katılım da 'dünyanın gözlerinin üzerimize çevrilmesi' demektir. Bu kadar dikkatler üzerimizde, Çanakkale'deyken bunun bir şekilde barış zirvesi halinde ele alınması da Dışişleri Bakanlığımız tarafından yönetiliyor' dedi.Gürkan, 18 Mart'ta Çanakkale'de düzenlenecek törenlerin, önceki yıllara göre daha büyük bir ihtişamla geçeceğini vurguladı.Özellikle 18 Mart ve devamındaki haftalarda Çanakkale'de kültür ve sanat etkinliklerini yoğunlaştıracaklarını dile getiren Gürkan, şöyle devam etti:'Konserler, tiyatro gösterileri, paneller ve söyleşiler ile zafer haftamızı ve kutlamalarımızı gerçekleştireceğiz. 24 Nisan'da da birçok kültür sanat grubumuz Çanakkale'de yerlerini alacak. Bu tarihlerde Güzel Sanatlar, Devlet Opera ve Balesi, Tiyatrolar Genel Müdürlükleri, özel kültür ve sanat kurumlarınca hem Çanakkale'de hem de ülkemizin dört bir tarafında etkinlikler düzenlenecek. Bu yıla özgü olarak tiyatro oyunları sahneleniyor, besteler yapılıyor. Gerek senfoni gerek halk müziği ve sanat müziği beste yarışmaları açıldı. Bu çalışmalarla yıl içinde birçok etkinliğe imza atılacak. Kültürel etkinliğin yanı sıra Çanakkale'deki kültürel mirasımızın da bu yıl farklı bir çerçevede ele alınarak savaşın da işlenerek korunması ve ziyarete açılması söz konusu.'Etkinlikler diğer illere de yayılacakMehmet Gürkan, Kilitbahir Kalesi'nde Kültür ve Turizm Bakanlığınca başlatılan restorasyon çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, teşhir ve tanzim işlemlerinin ağustos ayında bitirilerek kalenin yeni yüzüyle ziyaretçilerini karşılayacağını bildirdi.Kabatepe'de bulunan Gelibolu Destanı Tanıtım Merkezi'nde de insan maketlerinin üzerlerinde orijinal giysilerle savaşın ifade edildiği bir sergi hazırlığının sürdüğüne değinen Gürkan, 'Ciddi olarak savaşı anlatacak bu sergi, kültürel malzemelerin sergilenmesi açısından da birçok kişiye yeni açılımlar sağlayacak. Yurt dışından da yabancı temsilcilikler bizimle irtibat halinde. Yeni Zelanda ve Avustralya da bizimle iş birliği içinde. Diğer taraftan 81 ilimizde Çanakkale Zaferi'ni gündeme taşıyacak etkinlikler planlanıyor' diye konuştu.Gürkan, söz konusu etkinliklerle hem halk arasında bir algı yaşanacağını hem de bu yıl savaşların 100'üncü senesi olması dolayısıyla tüm kesimler için bazı etkinlikler düzenleneceğini ifade etti.Programlarla ilgili bilgilendirme için hazırlıklarını tamamladıklarını aktaran Gürkan, şunları kaydetti:'Uluslararası medya 100'üncü yıl nedeniyle alanda programlar, yayınlar yapmak istiyor. Bunları biz de koordine etmeye çalışıyoruz. Bütün ülkeler alanda bir şeyler yapmak istiyor. 100'üncü yıl nedeniyle bütün ülkeler alanda plaket koymak, bir anıt yapmak istiyor. Bunları da büyük öneme haiz olduğu için önemsiyorum. Bunların da alanda yer bulması için uluslararası anlaşmaları da göz önüne alarak değerlendireceğiz. Öte yandan tarihi alanımızdaki anıtlarımızın temizliği için çalışmalara başlıyoruz. Törenlere kadar yetiştirilmesi için çalışmalar başlatıyoruz.'Burak Akay, AA
Londra’daki Britanya Müzesi (British Museum), kullandığı son teknolojiyle mumyalara ve Antik Mısır’da yaşayan insanların yaşamına ışık tutuyor.Biritish Museum’daki Antik Hayatlar, Yeni Keşifler adlı sergi eski Mısır’da yaşamın nasıl olduğuna dair ipuçları veriyor. Serginin küratörleri John H Taylor ile Daniel Antoine sekiz mumya üzerinde kullanılan son teknoloji ile antik dönem Mısır'a ve Nil nehri kıyısında yaşama ve ölüme ışık tutmayı amaçladı. “Bu mumyaları birer birey olarak daha yakından tanımak gerekiyordu,” diyor Taylor.Modern insan için eski Mısırlıların heykel ve tabutları resmi görünebilir. Küratörler bu nedenle maskenin arkasına geçip gerçek Mısırlıların yaşamını keşfetmek istemiş. Fakat tabutun ardını görmek hiç de kolay olmamış.19. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran ‘Mısır merakı’ yüzünden mumyaların sargıları özensiz bir şekilde açılmış, bu ise büyük zararlar vermişti. Bu nedenle Britanya Müzesi mumyaları açmama kararı almıştı. Fakat bunu yapmadan içeride ne olduğu konusunda arkeologların fikir edinmesi nasıl mümkün olacaktı?
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından on birinci kez AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Dünya sinemasının yeni örneklerinden ödüllü filmlere, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklerine, yeni keşiflerden başyapıtlara, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşilerden partilere, şehrin gözü iki hafta boyunca festivalde olacak.Gösterdiği filmlerin çeşitliliği ve niteliğiyle 34 yıldır önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali’ne sayılı günler kaldı. İstanbul Film Festivali bu yıl 4-19 Nisan tarihleri arasında, sinemaseverlere 2014 ve 2015 yıllarının en yenilerinden klasik başyapıtlara, usta yönetmenlerin son filmlerinden yaratıcılığın sınırlarını zorlayan keşiflere yine çok zengin bir program sunacak. Festival, 20’nin üzerinde bölümde 62 ülkeden 222 yönetmenin 204 filminin yanı sıra ücretsiz olarak gerçekleştirilecek usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmalarını, sinema dersleri ile özel etkinlikleri izleyicilerle buluşturacak.
Galatasaray Daikin Kadın Voleybol Takımı, CEV Kupası çeyrek final rövanş maçında, Rusya temsilcisi Omichka'yı altın sette 15-12 yenerek yarı finale yükseldi.Karşılaşmada Galatasaray Daikin, rakibini dört set sonunda ekibini 3-1 mağlup etti. İlk maçı Rusya temsilcisi 3-0 kazandığı için maç altın sete uzadı. Altın seti 15-12 kazanan Galatasaray kupada yarı finale yükseldi.Burhan Felek Voleybol Salonu'nda oynanan karşılaşmada ilk seti sarı-kırmızılılar 25-13 kazandı. Büyük çekişmeye sahne olan ikinci setten Galatasaray 25-27 mağlup ayrıldı. Üçüncü sette ise yine büyük çekişme vardı.Galatasaray Daikin bu sette rakibine 25-23'lük üstünlük kurarak karşılaşmada 2-1 üstünlüğü yakaladı. Son sette ise oyuna hakim olan Galatasaray 25-15'lik sonuçla maçı altın sete götürdü.Altın setten 15-12 galip ayrılan Galatasaray Daikin, CEV Cup'ta adını son dört takım arasına yazdırdı.Fotomaç
Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile kas geliştirme konusunda yıllardır yapılan araştırmalar ve çeşitli yöntemler olmazsa olmaz şu beş kuralı ön plana çıkarttı:Kas yapısını derinden güçlendirmekGüçlü kas dokusu ile kas dokusu çevresindeki yağ yakımını hızlandırmakKas liflerini artırmakMetobolizmayı hızlandırmakKan dolaşımını hızlandırmakEstetik Plastik Rekonstruktif Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflama, güçlü ve estetik vücut yapısı için bu olmazsa olmaz 5 maddenin şart olduğunu belirtiyor ve ekliyor:Klasik fitness antrenmanları tüm kas gruplarını çalıştırmak ve derinlemesine güçlendirmek anlamında maalesef çok yeterli olamıyor. Spor teknolojisinin geldiği son nokta olan ve Avrupa ve Amerika’da kullanımı hızla yaygınlaşan EMS teknolojisi ile vücudumuzdaki 36000 kas lifini aynı anda çalıştırabiliyoruz. Kas aktivitesinin artması çevre dokulardaki yağ yıkımını hızlandırarak kasların gelişmesine ve yağsız bir beden tipine sahip olmayı kolaylaştırıyor.Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın temelinde güçlü kas yapısı olduğunu vurguluyor ve beş altın kuralın EMS teknolojisinde birleştiğini ve bu teknolojinin Avrupa Amerika gibi gelişmiş ülkelerden sonra Türkiye’ye de geldiğini müjdeliyor. Ancak EMS teknolojisini kullanırken medikal onaylı cihazlar ve sertifikalı kişisel antrenörler eşliğinde ve hijyenik ortamlarda antrenman yapılmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuda Türkiye’de ilk defa Amerikan Sağlık Bakanlığı onaylı ileri teknolojik cihazlarla, sertifikalı antrenörler eşliğinde, hijyenik stüdyolarda faaliyet gösteren GOMAX gibi dünya markalarının tercih edilmesinin önemini vurguluyor.Dünya çapında kendini kanıtlamış ve EMS teknolojisinde medikal onaylı cihazlarla faaliyet gösteren GOMAX firmasının (www.gomaxturkiye.com) Alman sahibi Krisztina Burmeister, Nurnberg Üniversitesi’nde ve diğer akademik çalışmalar sonucunda, EMS antrenmanlarının vücut kompozisyonu üzerinde oldukça olumlu etkileri olduğunun kanıtlandığını ve yağ kitlesini azaltırken kas hacmini artırdığı gözlemlendiğini, ayrıca metabolizma hızında ve kan dolaşımının hızında artırıcı bir etkisi olduğunu anlatıyor. Bu teknolojiyi en üst seviyedeki aletlerle Türk halkı ile buluşturmaktan mutlu olduklarını belirtiyor.
Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Facia, dünya çapında nükleer enerjiye bakışı önemli ölçüde etkiledi.“Fukuşima faciası nükleer enerji konusunda küresel bir kilometre taşı.” Çevre örgütü Greenpeace tarafından facianın dördüncü yıl dönümü öncesinde açıklanan bir rapora göre, nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor. Dünya çapındaki nükleer santrallerde üretilen elektrik miktarının 2011’de yüzde 4, 2012’de de yüzde 7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, özellikle Japonya’daki tüm santrallerin kapatılmasının etkili olduğu, ancak buna ek olarak Almanya, Fransa, Finlandiya, Güney Kore ve ABD’nin de aralarında bulunduğu toplam 16 ülkede söz konusu miktarda azalma kaydedildiği belirtiliyor.Nükleer santrallerin faturası kabarıyorGreenpeace, birçok ülkenin Fukuşima sonrasında nükleer enerjiye geçiş planlarından vazgeçtiğini veya bu planları ertelediğini hatırlatıyor. Raporda ayrıca güvenlik konusundaki yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması nedeniyle, santrallerin işletmesinin de giderek daha pahalı bir hal aldığı vurgulanıyor.'Yenilenebilir enerji ciddi rakip'Her yıl açıklanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu'nun hazırlanmasına da öncülük eden bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider ise küresel trendleri şöyle özetliyor: “Nükleer santrallerden gelen elektriğin üretim masrafları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Bu önemli bir gelişme, zira başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere tüm diğer teknolojilerin masrafları azalıyor. Yenilenebilir enerji ciddi bir rakip, ayrıca Avrupa’da elektrik tüketimi de geriliyor.”Finansmanı zor1997'de 'alternatif Nobel' olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü'ne layık görülen enerji analisti Mycle Schneider, 1970’li yıllarda altın bir geleceği olduğuna inanılan nükleer santrallerin, günümüzde finansmanının bile zorlaştığına dikkat çekiyor. “Bugün nükleer santrallerin finansmanını üstlenen tek bir büyük ticari banka bile kalmadı. Tüm kredi derecelendirme kuruluşları yeni bir nükleer santrale yatırıma olumsuz not veriyor.” diyen Schneider, buna karşılık, Siemens örneğinde olduğu gibi nükleer enerjiye vedanın da, bu kuruluşlardan olumlu not kazandırdığını hatırlatıyor. Nükleer santral inşaatlarının sayısının ise çok az olduğunu ve sadece belli sayıda inşaat şirketinin ayakta kalmayı başarabildiğini belirten enerji analisti, son olarak, kendini dünyanın bir numarası olarak lanse eden Fransız Areva şirketinin kredi notunun 2014 sonunda ıskarta seviyesine indirildiğine dikkat çekiyor. Rus Atomenergoprom şirketinin notunun da, birkaç gün önce aynı şekilde ıskarta seviyesine çekildiğini kaydeden Schneider, “Yani özetle finans dünyası, hangi ülkeden olursa olsun, nükleer enerji şirketlerine kötü not veriyor.” tespitinde bulunuyor.“ Tam bir devrimin ortasındayız”30 yılı aşkın süredir nükleer enerji alanındaki gelişmeleri izleyen Schneider, gelecek yılların enerji sektöründe ne gibi değişikliklere gebe olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Tam bir devrimin ortasındayız. Deutsche Bank ya da İsviçre'nin en büyük bankası olan UBS'in en yeni analizleri gayet ilginç. UBS, binanın çatısına konacak bir güneş enerjisi sisteminin ve elektrikli bir taşıtın 2020 yılında birçok insan için karlı olacağını hesaplamış. Bu tür gelişmeler tüm enerji sistemini baştan aşağı değiştirecektir. Deutsche Bank'ın tahminlerine göre ise, tüketicilerin güneş enerjisi ile kendi ürettikleri elektrik birçok ülkede şimdiden şebekeden gelen elektrikten daha hesaplı. Bu da, geleceğin enerji piyasasında geçerli olacak kuralların günümüzdekiler ile yakından uzaktan alakası olmayacağı anlamına geliyor.”Nükleer enerji sektörünün geleceğiBağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider, tüm bu gelişmelerin nükleer enerji sektörü için ne anlama geleceğini tek bir kelimeyle özetliyor, 'felaket!”.Deutsche Welle Türkçe | Gero Rueter
Arjantin'de, Fransa yapımı reality show 'Dropped'un ekibini taşıyan iki helikopterin çekim esnasında çarpışması sonucu 10 kişi hayatını kaybetti. Paris, ölenler arasında 3 ünlü sporcu olduğunu doğruladı.Yerel yetkililerin açıklamalarına göre, Buenos Aires'in bin 170 kilometre kuzeybatısında Villa Castelli bölgesinde meydana gelen kazada helikopterlerde bulunan 10 kişiden kurtulan olmadı.
2003 yılının Eylül ayında iki ezeli rakip, Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya.Galatasaray, Kemal ve van Hoojdonk'un gollerine sadece birer dakika sonra Arif ve Hakan Şükür ile cevap veriyordu.Karşılaşmanın 90.dakikasına 2-2'lik eşitlik ile girilirken sarı-kırmızılı ekip korner kullanıyor, Hakan Şükür ile birlikte topa yükselen Fenerbahçe'li Luciano topa eliyle müdahale ediyordu.O an Hakem Muhittin Boşat dışında stattaki herkesten 'penaltı' sesi yükseliyordu.
Her yıl birçok toplumsal olay meydana geliyor ve bir o kadarı da unutuluyor. Ancak bazı olaylar ve kişiler var ki, isimleri, yaptıkları yıllarca hatırlanıp örnek olacak. İşte 2014'e damga vuran kadınlar.
Milli Eğitim’in “değerler eğitimi”ne göre; Alaaddin’in Sihirli Lambası, Pamuk Prenses, Robin Hood, Külkedisi, Sherlock Holmes gibi kitaplar “hırsızları kutsadığı için” sakıncalı.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şubat ayında 9. sayısı çıkan İstanbul Eğitim ve Kültür Dergisi’nde, 'Değerler Eğitimi Özel Sayısı'nda Batı’da ortaya çıkan masal ve romanların çocukları edilgenliğe ve hırsızlığa yönelttiği iddia edildi.Türkiye’nin yeni değerlerinin Kuran ve din olduğunun vurgulandığı dergide ‘Batı Edebiyatının Olumsuz Etkileri’ başlıklı bir yazı kaleme alan Tuncel Altınköprü, “Kendi yazınımızla birlikte Batı’nın kimi edebiyat ürünlerini hiç incelemeyip irdelemeden çocuklarımıza sunarken, ne yazık ki onları birtakım tehlikelerin içine atıyoruz” diyor.'KATİLLER KUTSANIYOR'Altınköprü, kült haline gelmiş ve dünyanın her tarafında okutulması için devletlerce teşvik edilen klasikleşen kitaplar için şu ifadeleri kullanıyor: 'Ali Baba ve Kırk Haramiler, Alaeddin’in Sihirli Lambası, Çizmeli Kedi, Sihirli Fasülyeler, Bremen Mızıkacıları, Oduncunun Çocukları, Külkedisi, Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Kibritçi Kız gibi masallarsa fena! Bu masalların aslında hırsızlığı, kapkaççılığı, dolandırıcılığı övdüğünü; kötüleri, hırsızları, katilleri kutsadığını, giyim kuşam düşkünlüğünü körüklediğini; tembelliği, acizliği teşvik ettiğini; onları pasifliğe sürüklediğini, çocuklarımızı bu tür davranışlara özendirdiğini söylersem bana inanır mısınız? …Bütün bu saydığım masalların konuları aslında ortaktır ve hırsızlık masallarıdır. Masal kahramanları, bu serüvenlerde Kırk Haramilerin zenginliklerini, büyücünün sihirli lambasını, devin altın yumurtlayan tavuğunu, sihirbazın ve hırsızların hazinesini çalarlar. Sahipleri peşlerine düştüğünde de, onları acımasızca öldürürler. Sonra da elde ettikleri bu zenginliklerle ömürlerinin sonuna kadar rahat ve mutlu yaşarlar.'ORMANDA BİR SOYGUNCU YAŞANIYORDergide Tuncel Altınköprü imzasıyla yer alan yazıda sadece masallar değil romanlar da akıl almaz ifadelerle itham ediliyor. “Yabancı kökenli masallardaki olumsuz öğeler masallarla sınırlı değil ne yazık ki! Bazı çeviri romanlarla ilgili şu kısa bilgiler sözlerime tercüman olmaya yeter” ifadelerine yer veren yazar, ünlü edebi romanlar için şu ifadeleri kullanıyor:Robin Hood Ormanda yaşayan bir soyguncu ve çetesi… (Televizyonda gördüm, Hırsızlar Prensi diye yüceltilerek isimlendirilmişti.)Arsen Lüpen Kibar hırsız, salon adamı… Polislere asla yakalanmayan gözü pek ve çapkın maceracı…Fantoma Bir türlü başa çıkılmayan suç makinesi… Fantoma ve Müdürü Juve…Killing Ele geçirilemeyen cani…Sherlock Holmes Nikotin ve esrar bağımlısı, anti sosyal efsanevi özel dedektif….'BOMBADAN DAHA TEHLİKELİDİR' ZİHNİYETİn Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi Barış Uluocak ‘Değerler Eğitimi’ diye cilalanarak okullara yerleştirilmeye çalışılan modelin nasıl ürkütücü bir edebiyat ve sanat düşmanlığı içerdiğini dergi sayesinde tespit ettiklerini söyledi. Uluocak, “Çocuk edebiyatı klasiklerinin ve masalların bile suça teşvik eden unsurlar gibi gösterilmesi nasıl derin bir cehalet taarruzuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Masalları ve hikâyeleri akıl almaz bir saldırganlıkla itham edenler sanırım ‘bazı kitaplar bombadan daha tehlikelidir’ diyen Erdoğan’ın izinden gidiyorlar” değerlendirmesi yaptı.Serbay Mansuroğlu / BirGün
Erkekler 3 bin metrede 7:38.42 ile şampiyona rekoru kıran Ali Kaya, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda altın madalya kazandı.Daha önce gençlerde de iki Avrupa şampiyonluğu bulunan Kenya asıllı Ali Kaya, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da gelen altınla, Türkiye'ye şampiyona tarihinde altın madalya kazandıran üçüncü sporcu oldu.Erkekler 3 bin metrede ikincilik, 7:44.48'lik derecesiyle Britanyalı Lee Emanuel'e gitti.Norveçli Henrik Ingebrigsten ise 7:45.54 ile bronz madalya kazandı.Al Jazeera
Biz Bursalıların kullandığı bir deyim. heykel'e gitmek bursa halkı arasında heykel'e çıkmak olarak adlandırılır. Kafkasın önünde buluşmadan önce heykele çıkılır.Altıparmak Burçta sinema izledikten sonra, altıparmak'tan hareketle sıra dükkanlar önünden geçerek itfaiyeye varılır, oradan da heykel bölgesine çıkılırdı bir zamanlar. hey gidi günler hey!Sonuç olarak; Bursalı olmayan bilmez,heykele gidilmez heykele çıkılır :)
Hayao Miyazaki Japonya'nın en büyük animasyon yönetmenlerinden biridir. 50 yılı aşkın bir süredir animasyon dünyasının içindedir ve en yakın çalışma arkadaşı Isao Takahata ile birlikte Studio Ghibli adlı animasyon stüdyosunun kurucusudur. Onun filmlerinde eğlenceli araziler, zorlayıcı karakterler, nefes kesen animasyonlar olağan üstü bir kurgu vardır. Uluslararası bir üne sahiptir.Hayao Miyazaki'nin başarısını kanıtlayacak örnekler(Çeşitli film festivalleri ve ödül törenlerinden yaklaşık 70 ödülü vardır);En iyi animasyon film Oscar'ı 2003Akademi onur ödülü 2014Yılın animasyonu dalında Japon Akademi Ödülü 2014 Wind Rises, 2009 PonyoEn iyi film dalında Japon Akademi Ödülü 2002 Spirited Away. 1998 Princess MononokeNebula en iyi senaryo ödülü 20007 Howl's Moving CastleVenedik Film Festivali Mimmo Rotella Vakfı Ödülü 2008 PonyoAltın Ayı 2002 Spirited AwayDaha fazlası için: http://www.imdb.com/name/nm0594503/awards
Eski zamanlarda Fatih ve Bayezid Camilerinin avlusunda sergi kurulur ve bu avlular yiyecek v.s. satan küçük dükkanlarlar dolardı.Topkapı Sarayı bu ismini Eski Sarayın sahilindeki toplu kapısından almıştır. Bu sarayın, Fatih zamanındaki adı Yeni Saray idi.Çadıri Osmanlıların ilk hanesi, ilk sarayı, ilk taht evidir. Osmanlı sarayı, pek muhteşem ve çok odalı idi. Hele havaya dayanıklılığı ve ihtişamı pek meşhurdu.II. Süleyman kadınlarla meşgul olmazdı. Saraylılar harem ağalarıyla rezalete başladılar. Bu yüzden hizmeti olmayan ağaların içeri girmesi men edildi.Sultan Orhan zamanında Bizans’ta taht kavgaları oluyordu. Kantakuzinus’un yardımına giden Türkler, Bizans’ta büyük bir itibar kazanmışlardı. Saraya serbestçe girip çıkabiliyor, Bizanslılara hakim sıfatını takınıyorlardı.Osmanlı şehzadeleri babaları ile beraber harbe giderlerse ihtiyat kuvvetlerini kumanda ederlerdi.
Bu elbise ne renk tartışması bütün dünyayı sardı elbise inanılmaz bir şöhrete sahip oldu 'Mavi-siyah' mı yoksa 'beyaz-altın' mı tartışmaları günlerdir kesilmedi Elbise hakkındaki 'renk illüzyonu' tartışmaları sürerken, Güney Afrika'da elbise inanılmaz bir projeye konu oldu.Güney Afrika'da Kurtuluş Ordusu tarafından sosyal bir proje olarak başlatılan kampanyada, sözkonusu elbise, vücudunda moruklar ve çürükler bulunan bir kadına giydirilerek, 'aile içi şiddet' konusunda güçlü bir mesajın yer aldı bir sosyal mesajın yayılması için vasıta oldu.'MAVİYİ VE SİYAHI GÖRMEK BU KADAR ZOR MU?'Fotoğrafın sağ üst kısmında 'Mavi ve iyahı görmek neden bu kadar zor' sloganıyla elbiseyi taşıyan kadının vücudundaki 'morluk ve siyahlıklara' dönüşen şiddet izlerine dikkat çekildi.Kurtuluş Ordusu sözcüsü kampanyaya ilişkin şunları söyledi : 'SUÇUN GERÇEK ETKİSİNİ İNSANLARA GÖSTERMEK İÇİN...'Kadın-erkek herkes, çocuklar her gün aile içi şiddetin yıkıcı etkilerini görüyor... Dört kadından birinin aile içi şiddet mağduru olduğunu biliyoruz. Bu kampanyayı yaymak, birden bire inanılmaz bir üne kavuşan bu elbiseyi kullanarak dikkat çekmek için kullandık. Bu resim bu suçun gerçek etkisini görmek için insanlara yardımcı olur umarım...'BU ELBİSE NASIL YAYILMIŞTI?'Swiked' adlı 21 yaşındaki İskoç şarkıcı Caitlin McNeill tarafından Tumblr'da yayınlanan ve sosyal medyada kıyameti koparan elbise fotoğrafı dünyayı 'hangi renk olduğu konusunda' resmen ikiye bölmüştü. İnternethaberSözkonusu kampanyanın afişi:
Bugün, sokakta motosiklet kullanan bir kadın görme sıklığımız oldukça düşük. Fakat eski zamanlarda bu oranın daha yüksek olduğunu söyleseler de inanmamız güç olurdu. ama gerçekten de öyleymiş, değil motosikleti düz yolda süren; plajda, ilginç pistlerde hatta ayakta bile motosiklet süren kadınlar için 1940'lara 50'lere gidiyoruz.
Hangimiz genç olmadık da eve çıkmayı hayal etmedik! Kafa dengi kankalarımız varsa ne âla; yoksa da olur, nasıl olsa öğrenci evi boş kalmaz. Ancak ev kiralamadan tut, yerleşmeye varıncaya kadar pek çok can yakıcı duruma da hazırlıklı olman gerekebilir. Hazırsan başlıyoruz!