onedio
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
ÇANAKKALE zaferinin önemini anlamak için iki sorudan yola çıkmak gerekir: 1912 Balkan Harbi'nde silahını bırakıp kaçan ordu nasıl oldu da Çanakkale destanını yazdı?Çanakkale zaferinin Türk ve dünya tarihinde sonuçları nedir?Balkan Harbi'nde silahını bırakıp kaçan ordu siyasete batmıştı, eğitimsizdi, ruhsuzdu, dil birliği bile yoktu. Harpte esir düşen Yüzbaşı Ömer Seyfettin, anılarında bu 'çokuluslu' hazin tabloyu büyük ıstırapla anlatır.Orduya ruh ve disiplin veren Enver Paşa'dır. Alaylı subayları tasfiye etti. İyi eğitimli genç subayları görevlendirdi. İsmet İnönü ve Kazım Karabekir gibi Milli Mücadele liderleri de Enver Paşa'nın bu rolünü övgüyle anlatırlar. Fakat 35 yaşında başkumandan vekili olan Enver'in eğitimi çok iyi olmakla beraber siyasi olgunluğu teşekkül etmemişti, bir cihan harbini yürütecek 'büyük sevk ve idare' denilen birikim ve tecrübesi yoktu. İlk hizmeti ne kadar büyükse, bu ikincisinin maliyeti de o kadar ağır oldu.
Davutoğlu: 'Bıraktığınız Emanet Emin ve Sağlam Omuzlardadır'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla 18 Mart Stadı'nda düzenlenen resmi trene katıldı.Davutoğlu, konuşmasına, 'Vatan, millet, bayrak, namus, haysiyet ve hürriyet için bir an bile tereddüt etmeden şehadete yürüyen Aziz şehitlerin değerli torunları, bu şehitleri bağrında barındıran değerli Çanakkaleliler, aziz konuklar bu anlamlı günde, bu büyük günde hepinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum' diyerek başladı. Milletlerin sınava çekildiği tarihi anlar olduğunu, o tarihi anlarda, bu sınavın hakkını veren milletlerin, tarihe altın harflerle yazıldığını dile getiren Davutoğlu, bu sınavların hakkını veremeyenlerin ise tarihten silindiğini ifade etti.'İşte 100 yıl önce böyle bir sınavı tarihe geçmiş bir millet olarak aziz milletimiz yaşadı' diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:'1911 Trablusgarp Harbi’nden 1922 Büyük Taarruz’a kadar 11 yıl, Asya’nın, Afrika’nın Avrupa’nın, Balkanların, Kafkaslar'ın, Ortadoğu’nun, Kuzey Afrika’nın her bir yerinde kahramanca savaşan bir millet, Çanakkale’de büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldı. Ya bu imtihan kazanılıp bu millet haysiyetle ayakları üzerinde duracaktı ya da büyük bir zillet yaşanacaktı. Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de bir milletin kaderini değiştirdiler.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tohumlarını bu mübarek topraklarda attılar. Allah onlardan razı olsun. Onların emaneti bizim için kutsal bir mirastır ve ebediyen bütün milletimiz tarafından bu miras omuzlarda taşınacak, bu aziz bayrak zirvelere taşınacaktır.''Ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar''Bu kutlu savaşın aziz milletimizin tarihinde, bilincinde uyandırdığı en önemli hatıra, milli birliğin ve beraberliğin önemidir' ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:'İşte 100 yıl önce bu topraklarda şehit düşen, aziz atalarımız bize şehadetleriyle aslında geleceğimizin, istikbalimizin de temel prensibini ortaya koydular. Yurdumuzun her köşesinden şehadete yürüyenler, bundan sonra da yurt topraklarında ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar. Aziz milletimizin hiçbir ferdi yoktur ki 100 yıl önceki Çanakkale Savaşı’ndan ailesinde hatırasında bir iz taşımamış olsun. Bizim köyümüzde, evimizde Hatice ninemiz vardı. Yarım asra yakın evimizde kalmıştı. Her seferinde dedem onuÇanakkale emaneti diye anardı. Dedemin kardeşinin eşi, Çanakkale’de şehit olmuştu. Biz daha zaman çocukluk bilincimizde Çanakkale’yi ailemizin birliğinin timsali olarak görmüştük. Lisede okulda okurken, İstanbul’da bir altın sınıftan bahsedildi. Bir nesli, Çanakkale’ye gelmiş, bir sınıfı 50’ye aşkın şehitle bu topraklarda kalmıştı. O sebepledir ki İstanbul Lisesi pervazları siyaha boyanmıştı. Duvarlarının rengi de sarı olduğu için sarı siyah İstanbul Lisesi’nin sembolü olmuştu.''Bıraktıkları kardeşlik mirası ebediyen taşınacaktır'Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çanakkale’nin unutulmaz izleri bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:'Aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz; bıraktıkları miras, bıraktıkları kardeşlik mirası ebediyen taşınacaktır. Bugün Diyarbakır’da da İzmir’de de Hakkari’de de Edirne’de de Rize’de de Muğla’da da o aziz şehitlerin torunları omuz omuza geleceğe yürüyorlar, yürüyecekler. Onların mirasına, onların hatırasına ayrımcılık, bölücülük sokmak isteyenlere, fırsat verilmeyecektir. Türk, Kürt, Alevi, Sünni kim olursa olsun, Çanakkale Savaşı’nda omuz omuza savaşanların torunları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit vatandaşları olarak geleceğe birlikte omuz omuza yürüyecekler. Yine gönül coğrafyamızda Balkanlar’da Ortadoğu’da, Kafkaslar'da, Kuzey Afrika’da her bir toprak parçasında bugün Çanakkale Savaşı şehitlerinin hatıraları yaşar. Prizren'e gidin, Üsküp’e gidin, Saray Bosna’da her yerde ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Irak’a, Bağdat’a Kerkük’e, Musul’a gidin ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Biraz önce Basra’dan gelen aşiret liderlerini gördüğümde bu topraklarda şehit düşenlerin sadece Anadolu ile Trakya ile sınırlı olmadığını fark etmiştim. Yine Halep’te, Humusta Kudüs’ten şehitleri Çanakkale’nin bağrında görürsünüz.'Davutoğlu, Türk milletinin 1911’den 1922’ye kadar 11 yıl içinde dünyanın her köşesinde şehitler bıraktığına işaret ederek, şunları kaydetti:'2 hafta Macaristan’a gittiğimde, Galiçya şehitlerini selamladım. Başbakan olarak ilk ziyaretimi yaptığımda Azerbaycan’da Kafkas İslam Ordusu’nun şehitlerini selamladım. 2 sene önce Myanmar’a gittiğimde, unutulmuş gibi zannedilen, oraya götürülen 6 bini aşkın askerimizin şehit topraklarına selam gönderdik ve unutulmuş o mezarları ihya ederek başlarına aziz bayrağımızı ve aziz Kuran-ı Kerim'in hitabetini getirdik. Bu mektupları cevapsız kalmış şehitlere, 100 yıl sonra gelmiş ulu mektuptu. Şimdi buradan bir kez daha seslenerek diyorum ki nasıl Çanakkale Savaşı’nda dersaadetin, payitahtın, başkentin, aziz İstanbul’un düşmemesi için Iraklılar, Suriyeliler'in, Filistinliler, Balkan kökenliler, Kosavalılar, Boşnaklar, Azeriler, hep beraber omuz omuza savaşmışlarsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bugün de diyoruz ki 100 yıl sonra o aziz şehitlerin torunları, onların torunlarının kaderi bizim kaderimizdir. Suriyeliler'in, Iraklıların Aziz Azerbaycan’ın, Balkanların kaderi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin merhamet ve şefkat elindedir. Bizler, o aziz şehitlerin mirasına sahip çıkacağız. Yine o zaman Mehmet Akif, Çanakkale şehitlerine hitap ederken, Muhammed İkbal de Lahor’dan Çanakkaleşehitlerine, Balkan şehitlerine, Trablusgarp şehitlerine hitap ediyordu ve diyordu ki ‘eğer ahirete gitsem ve Resul'un huzuruna varsam, getireceğim en büyük hediye Balkan şehitlerinin, Çanakkale şehitlerinin kanı olur’ diyordu. Hint Müslümanları ayaktaydı, Afrika Müslümanları ayaktaydı. Orta Asya’daki soydaşlarımız ayaktaydı. Hep beraber dua ediyorlardı.  Çünkü biliyorlardı ki Çanakkale düşerse, İstanbul düşerse mazlum milletlerin kaderi de düşer. İşte o zaman, Türkiye’nin o zamanki vatanımızın çok ötesindeki mazlum milletlerin kaderi de Çanakkale Savası ile birlikte değişti.'Çanakkale savaşının, hiçbir ordunun yenilmez olmadığını gösterdiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Hiçbir güç iman gücünün  onur ve haysiyet mücadelesine dayanan o manevi gücün üstünde olamaz. Hiçbir güç Seyit Onbaşı’ndan daha kuvvetli, daha  kudretli değildir. Eğer mazlum milletler ayağa kalkmışsa, eğer 20. yüzyılın ortalarında mazlum milletler kendi kaderlerini çizebilmişlerse bunda Çanakkale şehitlerini aziz kanının tesiri  vardır, izi vardır, hatırası vardır.'
Taraftarlardan Mehmet Özdilek ve Futbolculara Tehdit
SAİ Kayseri Erciyesspor'da şoke eden bir olay yaşandı. Kayseri Erciyes Taraftarlar Derneği bu haftaki Çaykur Rizespor maçı için teknik direktör Mehmet Özdilek ve futbolcuları tehdit eden ifadeler dolu bir bildiri yayımlayarak, 'Ya bu maçı alacaksınız, ya da alacaksınız. Aksi sonuçta hepiniz bu şehri terk edin' dedi.Ligde son olarak Beşiktaş'a 5-1 mağlup olan SAİ Kayseri Erciyesspor'da şoke eden bir olay yaşandı. Kayseri Erciyes Taraftarlar Derneği bu haftaki Çaykur Rizespor maçı için teknik direktör Mehmet Özdilek ve futbolcuları tehdit eden ifadeler dolu bir bildiri yayımlayarak, 'Ya bu maçı alacaksınız, ya da alacaksınız. Aksi sonuçta hepiniz bu şehri terk edin' dedi.Spor Toto Süper Lig'de hayal kırıklığı yaratan ekiplerin başında gelen Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'un son olarak Beşiktaş'a 5-1 mağlup olması, taraftarların sabrını taşırdı. Kayseri Erciyes Taraftarlar Derneği, önümüzdeki cumartesi günü Çaykur Rizespor ile oynanacak maç için bir bildiri yayımlayarak, teknik direktör Mehmet Özdilek ve futbolcuları açıkça tehdit etti.Derneğin Facebook sayfasında basın sözcüsü Mehmet İncialan imzasıyla yer alan bildiride, futbolcuların tek kuruş alacağının dahi olmadığı vurgulanarak şu ifadeler kullanıldı:'Dermansız hasta gibisiniz''Kayseri Erciyesspor'un gidişatı bizleri kahretmektedir. Alt sıralardaki bütün takımlar can havliyle çıkış yakalamak için çaba gösterirken Kayseri Erciyesspor sanki bulunduğu yerden çok memnunmuş görüntüsü vermeye devam etmektedir.Süper ligde futbolcularına borcu olmayan tek kulüp niteliğindeki Kayseri Erciyesspor maalesef taraftarını üzmüş, gururunu kırmış ve ölümünü bekleyen dermansız hasta konumundadır.'Yaptıklarınız yanınıza kâr kalmayacak!'Tek tek ele aldığımız zaman hepsi birer yıldız olan futbolcularımızın umursamaz tavırları bir ihanet gibi algılanmaktadır. Verilen onca emeğe, sevgiye ve paraya karşılık alınan sonuçlar sıfırın bile altındadır.Ziya Eren'in suçu her istediğinizi anında yerine getirmek ve sizi maddi yönden mutlu etmek mi? Taraftarın suçu, takımın hatırına sizi protesto etmeyip, mağlup olduğunuz maçtan sonra bile sessiz kalmak mı? Yani yaptıklarınızın yanınıza kar kalacağını zannediyorsanız yanılıyorsunuz.'Size ikinci şans vermiyoruz'Ey Mehmet Özdilek, nedir problem? İstediğin her oyuncu alındı. Senden başarı beklemek en tabii hakkımızdır. Bu takıma çareyi sen bulacaksın. Senden bahane değil, başarı istiyoruz.Sizi affetmek ve yeniden bütünleşmek için sadece bir fırsatınız var. Cumartesi günü oynanacak olan Çaykur Rize maçını mutlaka kazanmanız gerekiyor. Size ikinci bir şans vermiyoruz. Bu maçı ya alacaksınız, ya da alacaksınız. Aksi sonuçta stattan tesislere bile gelmeyip hepiniz bu şehri terk edin.'Eurosport
İnce: '413 Milletvekili Verin Erdoğan'ı Yargılayalım'
CHP Yalova Milletvekil Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilebilmeli' sözlerini eleştirerek, “Millet iş, aş derdinde bu A.Ş. derdinde. Bence bu anonim şirketin adı Fıtrat A.Ş. olmalıdır' dedi.Gazipaşa Caddesi üzerinde bulunan bir restoranda basın toplantısı düzenleyen Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde söylediği “Türkiye bir anonim şirket gibi yönetilebilmeliö yönündeki açıklamalarını eleştirdi. İnce, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ağzındaki baklayı çıkardı. Türkiye'yi anonim şirket gibi yönetecekmiş. Türkiye Cumhuriyeti değil, anonim şirketi yapacakmış. Millet iş, aş derdinde bu A.Ş. derdinde. Bence bu anonim şirketinin adı Fıtrat A.Ş. olmalıdır. Fıtrat A.Ş.'nin ana sözleşmesinde şunlar yazmalıdır: Fıtrat A.Ş.'de iş cinayetleri fıtrata bağlanır. Rüşvet paraları itinayla sıfırlanır. Rüşvet davaları mecliste aklanır. Bu Fıtrat A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı da Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Bu aile ve akraba şirketidir zaten. Kar ve imkânları da akrabalar arasında dağıtılır diye Fıtrat A.Ş.'nin ana sözleşmesine yazılmalıdır. Bu Fıtrat A.Ş.'nin kârı aileye, şirketin borcu Türkiye'ye diye yine ana sözleşmesinde bulunmalıdırö diye konuştu.'Muhasebeci Reza Zarrap olmalı'Fıtrat A.Ş.'nin muhasebecisi olarak Reza Zarrab'ın olması gerektiğini söyleyen İnce, şöyle devam etti:“Bu Fıtrat A.Ş.'nin muhasebecisi de Reza Zarrab olmalıdır. Muhasebe kayıtlarını bu tutmalıdır. Saat işlerine eski bakanlardan birisi, danışmanlık hizmetine de eski bakanlardan birisi görevlendirilebilir. Şirketin ana sözleşmesinde kupon arsa işleri bizzat yönetim kurulu başkanı tarafından takip edilecektir hükmü konulması sakın unutulmamalıdır. Bu şirketin bir de güvenlik problemi çıkacaktır. Bu güvenlik işlerini de Özel Paşa tarafından yerine getirilmelidir. Fıtrat A.Ş.'nin güvenlik işlerini bizzat Özel Paşa incelemelidir. Bu Fıtrat A.Ş.'nin bir de çağrı merkezi olacaktır. Onun adı 'Alo Fatih' olmalıdır. Fıtrat A.Ş.'nin altın hissesi 1 numaranın olmalıdır. Altın hisse onun olmalı, onun onayı olmadan kar payı dağıtımı da yapılmamalıdır. Bu Fıtrat A.Ş. her türlü bağımsız denetimden muaf olmalıdır. Mahkemeler onları yargılayamamalıdır ve Sayıştay denetimine tabi olmamalıdır. Müfettişler bu Fıtrat A.Ş.'yi denetlemek isterlerse derhal sürgün edilir diye ana sözleşmeye yazılmaları lazımö“413 milletvekili verin yargılayalım'“Sorumsuz Cumhurbaşkanı, sorumsuzca hareket ederek, tarafsızlığını yitirerek meydanlara çıkıp AKP'ye 400 milletvekili istemektedir diyen İnce, şöyle devam etti:“Resmen anayasayı, fiilen ihlal etmiş durumdadır. Kendisi Anayasa'nın uygulanmasını gözetmekle mükelleftir ancak bizzat kendisi Anayasa'yı uygulamamaktadır. Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu maddesinde cumhurbaşkanı sadece ve sadece vatana ihanetten yargılanır diyor. Okuyalım 105'inci maddeyi: 'Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır' diyor. Yani 184 kişi teklif yapabiliyor 413 kişi de karar veriyor. Ben şimdi diyorum ki kendisi diktatörlük kurmak, Fıtrat A.Ş. yönetim kurulu başkanı olmak için 400 milletvekili istiyor. Ey benim aziz milletim siz CHP'ye bırak 400'ü 413 milletvekili verin. Ben sizden 413 milletvekili ile bunu yargılayalım diyorum. Bu diktatörlük heveslisini, Fıtrat A.Ş. yönetim kurulu başkanını 400 ile yargılayamıyoruz. 413 ile yargılıyoruz. Verin 413 milletvekilini bu Fıtrat A.Ş. yönetim kurulu başkanını hep birlikte yargılayalım.'DHA
Coyote ve Road Runner Çizgi Filminin 9 Altın Kuralı
Looney Tunes'un muhteşem ikilisi Wile E. Coyote ve Road Runner'ı bilmeyinimiz yoktur. Avına ulaşmak için daima ilginç mekanizmalar kullanan ve asla vazgeçmeyen çakal Coyote ve yalnızca ''Beep Beep'' sesiyle kendini sevdiren Road Runner, yönetmen Chuck Jones tarafından Warner Bros için yaratıldı. Bütün maceraları birbirine benzese de izlemekten keyif aldığımız bu ikili, ilk kez 1949'da seyirci karşısına çıktı. Yönetmen Chuck Jones'un 9 altın kuralı neden her bölümün birbirine benzediğini açıklıyor.
Reklam
Fenerbahçe Forvetlerinden Yana Dertli
Fenerbahçe, forvetlerinin sadece 1 gol atabildiği son 4 maçta 8 puan yitirdi. Formsuz golcüler, ligde gol krallığı yarışında da geride kaldı.Spor Toto Süper Lig'de zirve yarışında kritik puanlar yitiren Fenerbahçe, forvetlerinin performansından dertli.Sarı-lacivertli takım, forvetlerinin sadece 1 gol atabildiği ligin son 4 maçında 8 puan yitirdi. İlk 11'in vazgeçilmez isimleri Emmanuel Emenike ve Moussa Sow, gol attıkları 20. haftadaki Gaziantepspor mücadelesinin ardından adeta sessizliğe büründü.Gaziantep deplasmanında forvetlerin de skora katkı yaptığı 5-0'lık galibiyetin ardından 23. haftadaki Galatasaray derbisinde forvet oyuncularından sadece Kuyt ile bir gol bulan sarı-lacivertli ekibin , son 4 maçta 4 golünün 3'ünü ise orta alan ve savunma oyuncuları Raul Meireles, Egemen Korkmaz ve Mehmet Topal kaydetti .Kadıköy'de 21. hafta mücadelesinde Akhisar Belediyespor'a 2-1 yenilen Fenerbahçe tek golünü Meireles ile buldu. 22. hafta Torku Konyaspor deplasmanından Egemen Korkmaz'ın golüyle 1-1'lik eşitliği yakalayıp bir puan çıkaran sarı-lacivertli takım, 24. haftada Gençlerbirliği maçındaki tek golünü Mehmet Topal ile kaydetti.Krallık yarışında yoklarSarı-lacivertli takımın formsuz golcüleri, gol krallığı yarışında da rakip forvetlerin gerisinde kaldılar.Beşiktaşlı Demba Ba ve Bursasporlu Fernandao'nun 15'er golle zirvede bulunduğu krallık yarışında, 14 golle Trabzonspor'un golcüsü Cardozo rakiplerini takip ediyor.Spor Toto Süper Lig'de Galatasaraylı Burak Yılmaz'ın 13, Akhisar Belediyesporlu Gekas'ın 12, Trabzonsporlu Mehmet Ekici, İstanbul Başakşehirli Semih Şentürk'ün ve Kardemir Karabüksporlu Traore'nin de 9'ar golü bulunuyor.Fenerbahçe'nin en skorer isimleri Kuyt ve Sow'un gol sayısı ise 8 olması dikkati çekiyor.24 maçın 10'unu boş geçtilerFenerbahçe'nin forvetleri, Süper Lig'de 24 maçın 10'undan suskun kaldı.Ligde 3. haftada 1-0 kazanılan Gaziantepspor, 4. haftada 2-0 kaybedilen Akhisar Belediyespor, 6. haftada 2-1 kaybedilen Galatasaray, 12. haftada 1-0 kazanılan Balıkesirspor, 14. haftada 1-0 kazanılan Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor, 15. haftada 1-0 kazanılan Mersin İdmanyurdu, 19. haftadaki Trabzonspor (0-0), 21. haftada 2-1 kaybedilen Akhisar Belediyespor mücadelesinde, 22. haftada 1-1 tamamlanan Torku Konyaspor ve 24. haftadaki Gençlerbirliği deplasmanında forvetlerden ses çıkmadı.Söz konusu maçlarda orta alan oyuncuları Emre Belözoğlu (2), Alper Potuk, Meireles (2), Mehmet Topal (2) savunma oyuncusu Egemen Korkmaz, sarı-lacivertli takımın gollerini attı.Emenike 21 maçta 4 golFenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın ilk 11 kurgusunun değişmez ismi Emenike, ligde forma giydiği 21 maçta sadece 4 kez golle buluştu.Ligin 1. haftasında ve 18. haftasında Kardemir Karabükspor'u 3-2 ve 2-1'lik skorlarla yendikleri, 8. haftada Beşiktaş'ı 2-0 geçtikleri ve 20. haftada Gaziantepspor'u 5-0 mağlup ettikleri maçlarda gol atan Nijeryalı forvet, ilk 11'de sahaya çıktığı maçların 14'ünde ise suskun kaldı.Sarı-lacivertli takımda geride kalan sezonda (2013-2014) 24 haftalık periyodu 9 golle geçen Nijeryalı oyuncunun skora katkısı bu sezon düşük kaldı.Sow ve Emenike'nin en son 20. haftadaki Gaziantepspor maçında gol attığı Fenerbahçe'de, genelde yedek kalan 4 gollü forvet Webo ise en son 3,5 ay önce 11. haftadaki Eskişehirspor mücadelesinde gol atmıştı.AA
Cem Uzan, İsviçre'yi Mahkemeye Verdi
Halen Fransa’da yaşayan Türk iş adamı Cem Uzan, tasarruflarını rızası olmadan Türkiye’ye iade eden İsviçre’yi mahkemeye verdi. Cem Uzan, İsviçre’den 300 milyon Euro’luk tazminat talep ediyor.Uzan birkaç yıl önce ailesinin altın ve diğer varlıklarını bloke ettiği ve sonrasında hepsini Türkiye’ye aktarmasından dolayı İsviçre’yi suçluyor. Uzan bu transferin hukuksuz ve mesnetsiz olduğunu iddia ederek, Türkiye ile İsviçre arasında yürürlükte olan yatırım koruması anlaşması çerçevesinde kendisinin yatırımcı olarak sahip olduğu hakların ihlal edildiğini ifade ediyor.DHA
Reklam
20. Yüzyılın Okunması Gereken 50 Romanı
Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder. Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır. 1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu. 2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar. 3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır. 4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur. 5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır. 6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır. 7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır. 8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder. 9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir. 10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker. 11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır. 12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor. 14. Yabancı (1942) – Albert Camus Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır. 15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur. 16. 1984 (1949) – George Orwell 1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır. 1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır. 18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir. 19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır. 20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler. 21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir. 22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir. 23. Gece (1958) – Elie Wiesel Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir. 24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir. 25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır. 26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir. 27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir. 28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır. 29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler. 30. Herzog (1964) – Saul Bellow Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar. 31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir. 32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır. 33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir. 34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır. 35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir. 36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer. 37. The Color Purple (1982) – Alice Walker Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor. 38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar. 39. Watchmen (1986) – Alan Moore Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır. 40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır. 41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin 1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır. 42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır. 43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür. 44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir. 45. Life After God (1994) – Douglas Coupland Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır. 46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar. 47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır 48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır. 49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir. 50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır. Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır. (Onlineaccredittedegrees) | Notosoloji
Demba Ba'nın Altın Sezonu
Erciyes maçının yıldızı 1 gol-2 asistle Demba Ba oldu. Senegalli yıldız bu sezonki gol sayısını 24 yaptı, geçmiş sezonlarla arayı açtı.Beşiktaş'ın yıldız golcüsü Demba Ba, Erciyesspor maçının kahramanı oldu. Sivasspor ile geçtiğimiz hafta oynanan maçta suskun kalan Senegalli forvetin gol orucu en fazla 1 hafta sürdü. Erciyesspor'u mağlup eden siyah-beyazlılarda Demba Ba penaltı noktasından 1 gol attı, Olcay ve Motta'ya olmak üzere 2 de asist yaparak galibiyetin mimarı oldu.Demba Ba böylece ligdeki gol sayısını 15'e çıkardı. Avrupa'da 8, kupada 1 golü bulunan 29 yaşındaki oyuncu, bu sezon siyah-beyazlı forma ile toplam gol sayısını 24 yaptı. Chelsea, Newcastle United, West Ham United ve Hoffenheim gibi takımlarda forma giyen Demba Ba, yeni adresinde adeta patlama yaptı.Yıldız futbolcu ulaştığı rakamlarla kariyerinin zirvesine çıktı, en iyi sezonunu Kara Kartal'da yaşadı. Demba Ba sürekli attığı gollerle her hafta rekorunu daha da geliştiriyor.Milliyet, Onur Dinçer
Ankara'da Beşiktaş'tan Gol Yağmuru
Galatasaray'ın puan kaybı sonrasında liderliği tekrar yakalamak için SAİ Kayseri Erciyesspor karşısına çıkan Beşiktaş, bu sezonun en farklı galibiyetini 5-1'le alarak zirvenin yeni sahibi oldu.Spor Toto Süper Lig'de Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'u Ankara'daki Osmanlı Stadı'nda konuk eden Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic, takımını geçen haftaya göre 4 değişiklikle sahaya sürdü. Teknik direktör Bilic, Tolgay Arslan, Mustafa Pektemek ve Motta'ya Kayseri ekibi önünde ilk 11'de şans verdi. Balıkesirspor maçında kırmızı kart gören ve cezası nedeniyle Medicana Sivasspor karşısında oynamayan Pedro Franco ise cezasını tamamladı ve yeniden formasına kavuştu. Bu arada esame listesinde yer alan Serdar Kurtuluş'un yerine, ısınmadan sonra Ersan Gülüm başladı. Kurtuluş'un sol arka adalesinde çekme olduğu öğrenildi.Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor Teknik Direktörü Mehmet Özdilek ise bir önceki lig maçına göre kadroda 4 değişiklik yaptı. Özdilek, ligde geçen hafta oynadıkları Gençlerbirliği maçında ilk 11'de yer alan Necati Ateş ve Sylla'yı yedek kulübesine çekerken, Mehmet Akgün ve Drenthe'ye ise ilk 11'de şans verdi.Karşılaşma iki takım için durağan başladı. Beşiktaş, orta sahada topu tutarak pozisyon bulmaya çalışırken, konuk takım da siyah beyazıların etkili hücum hattına fırsat vermemek için dikkatliydi. 25. dakikada ev sahibi ekip öne geçti. Olcay Şahan'ın pasında topu önüne alan Gökhan Töre'nin uzak mesafeden vuruşunda, Anıl'a çarpan top kaleci Gökhan Değirmenci'nin üstünden filelerle buluştu. 33. dakikada Olcay Şahan'ın Caner'in dışarı çıkması için bıraktığı topu kapması ve ardından düşürülmesiyle Beşiktaş bir de penaltı kazandı. Atışı kullanan Demba Ba, ligdeki 5. penaltı golüyle farkı ikiye çıkardı. İlk yarının son dakikasında Beşiktaş'ı iyice rahatlatan gol geldi. Geçen hafta Atiba'ya asist yapan Necip, bu kez Demba Ba'yı gördü, onun klas pasında farkı 3'e çıkaran isim Olcay oldu. Ankara'daki maçların etkili ismi Olcay bu maçı da boş geçmemiş oldu.İkinci yarıya golle başlayan takım Erciyesspor oldu. 47. dakikada Drenthe, muhteşem bir frikik golüyle farkı ikiye indiren isim oldu. Hollandalı isim, böylece ligdeki 3. golünü de çok klas biçimde atmış oldu. Erciyes bu golden sonra Edinho ile bir kez da direği geçemedi. Ancak 70. dakikadan sonra kontrolü tamamen ele geçiren Beşiktaş, 77. dakikada Mustafa Pektemek ile bir gol daha buldu ve farkı tekrar üçe çıkardı. 79. dakikada sahne sırası Motta'ya geldi. Brezilyalı'nın ceza sahası dışından attığı şut defansa çarptı ve ağlara gitti.Beşiktaş, bu sezonki en farklı galibiyetini 5-1'le alarak hem 54 puanla liderliği ele geçirdi, hem de kritik Brugge ve Fenerbahçe maçları öncesinde moral buldu. Erciyespor ise 20 puan da kaldı.Lig Tv
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Seçime az bir süre kaldı. Liderler çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. AK Parti’den sonra CHP’de de süreç hızlandı. CHP bu ayın sonunda ön seçim yapacak. Ön seçim, CHP’de ciddi bir mobilizasyon yaratmış durumda. MHP ve HDP’de ise henüz büyük bir hareketlilik gözlenmiyor. Önceki gün Mehmet Acet’in İskele Sancak programında seçimi konuştuk. KONSENSUS Araştırma’dan Murat Sarı ve ANAR’ın sahibi İbrahim Uslu vardı. İbrahim Uslu, AK Parti için anketler yapan bir isim. Ancak üç genel, üç yerel, iki referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimini bilen bir şirketi var. KONSENSUS ise ANAR’a göre daha bağımsız hareket ediyor. Ancak her iki şirketin araştırmalarında da yakın sonuçlar çıkıyor. Öncelikle muhalefetin iddialı sözlerine rağmen iktidar değişmiyor. AK Parti’nin birinciliği devam ediyor. Hatta CHP ve MHP’nin sayısal toplamı AK Parti’nin oyu kadar etmiyor. Murat Sarı yayında KONSENSUS’un Şubat 2015 araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Sarı, bulduğu sonuçları rakamsal aralık olarak sunmayı tercih ediyor:AK Parti: Yüzde 45-48CHP: Yüzde 25-28MHP: Yüzde 14-17HDP: Yüzde 7-9
Putin Nerede? 5 Teori
Rusya'da gündemin birinci maddesi ne rublenin değer kaybetmesi ne de Ukrayna. Rusya tek bir şeyi merak ediyor: 'Putin nerede?'Putin neredeyse 10 gündür ortalıkta gözükmüyor. Bir çok etkinliği, Kazakistan gezisi ve Rus İstihbarat Teşkilatı FSB yöneticileri ile yapacağı toplantılar da iptal edildi. Herkes Putin'in nerede olduğunu bulmaya çalışırken, ortaya çıkan iddialar da gittikçe ilginçleşiyor.
Atletizm'de 1 Altın, 1 Gümüş
Atletizmde 15. Avrupa Atmalar Kış Kupası'nda yarışan Türk Milli Takımı iki madalya elde etti.Türkiye Atletizm Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, Portekiz'in Leiria kentinde bugün başlayan organizasyonda yarışan Türk sporculardan Emel Dereli, kadınlar gülle atmada altın, Özkan Baltacı ise erkekler çekiç atmada bronz madalya kazandı.Dereli , üçüncü hakkında yaptığı 17,45'lik atışıyla birinci sırada yer alırken, Baltacı, 69,07'lik derecesiyle 3. oldu.Kupada bugün yarışan diğer milli atletlerden, kadınlar cirit atmada Eda Tuğsuz 54,04'le, erkekler disk atmada da Ercüment Olgundeniz 63,07'lik derecesiyle 6. sırada yer aldı. Kadınlar gülle atmada Dilek Özada, 14,05'lik derecesiyle 16. sırada kaldı.TRTSpor
Reklam
Munzur’a Maden Projesi ‘Anadolu Parsı’na Takıldı
Tunceli'de bir şirkete verilen maden ruhsatı parsların o bölgede yaşadığı yönünde verilen rapor üzerine iptal edildi.Radikal'den İdris Emen imzalı habere göre, Tunçpınar Madencilik Tunceli’nin Sin mezrası mevkiinde altın ve bakır maden kurmak için Tunceli Valiliği’nden ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi(ÇED) gerekli değildir’ kararını alınca Mayıs 2014 tarihinde ÇED gerekli değildir kararının iptali istemiyle Elazığ 2. İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Mahkeme bölgede incelemede bulunmak için bir bilirkişi keşfi istedi. Bölgede incelemede bulunan bilirkişi heyeti hazırladığı raporu 31 Aralık 2014 tarihinde mahkemeye sundu.Bilirkişi: Anadolu parsı ve İran parsı olabilirMunzur havzasında 1518 bitki türü saptayan bilirkişi heyeti raporda bu bitki türlerinden 43 tanesinin bölgeye ait endemik türler olduğunu tespit etti. Bölgenin fauna yönünden zengin olduğu belirtilen raporda; kırmızı pullu alabalık, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, ur keklik, kaya kartalı, kurt, boz ayı, kızıl tilki, yabani tavşan, kaya yedi uyuru, vaşak, sansar, porsuk gibi canlıların bölgede yaşam sürdüğü belirtildi. Ayrıca Anadaolu Parsı ile İran Parsı’nın bölgede yaşadığına dair işaretlere de rastlandığı da raporda yer aldı.Raporun sonuç bölümünde projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediği, ‘ÇED gerekli değildir’ biçiminde verilecek bir kararın proje alanı ve çevresindeki flora ve faunanın geri dönüşümsüz şekilde kaybına sebep olabileceği yer aldı.  Raporda yeraltı ve yerüstü sularının kirlenebileceği, dolayısıyla yörede ekolojik dengenin bozulacağı yer aldı. Bilirkişi raporunu dikkate alan Elazığ 2. İdare Mahkemesi ‘ÇED gerekli değildir’ kararını hukuka aykırı bularak yürütmeyi durdurma kararı aldı.‘Emsal bir karar’Yürütmeyi durdurma kararının bölgedeki diğer maden davaları için emsal bir karar taşıdığını söyleyen avukat Barış Yıldırım sözlerine şöyle devam etti:Dersim genelinde 145 madencilik projesi bulunmaktadır. Madencilik şirketleri arama-işletme ruhsatlarına konu toplam rezerv sahaları çok daha yüksek miktarda olmasına rağmen ÇED sürecinden kaçınmak için faaliyet yürütecekleri alanı 25 hektarın altında etap etap beyan etmekteler. 25 hektar ve üstü ruhsat sahasına sahip tüm madencilik projeleri için verilen ÇED gerekli değildir kararlarının geri alınarak ÇED raporu hazırlatılmalı.
Eğitime ve Eğitimcilere Dair 24 Güzide Film
50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.''Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.''http://www.imdb.com/title/tt0097165/
Reklam
Yüzünüz Sizinle İlgili Ne Anlatıyor?
İnsanların görünümüne bakarak yargıya varmanın yanlış olduğu söylenir. Fakat psikologlar yüzün kişiliğin en derin sırlarına açılan birer pencere olduğunu belirtiyor. Hiçbir şeyi dışa vurmadığımızı sansak bile yüzümüz kişiliğimiz, sağlığımız ve zekamızla ilgili bilgiler barındırıyor.İngiltere’deki Northumbria Üniversitesi’nden Carmen Lefevre’ye göre, “Genlerimiz ve hormon seviyesi gibi biyolojik özelliklerimiz büyümemizi etkilediği gibi karakterimizi de şekillendiriyor”.Yüzün kemik yapısını ele alalım. Lefevre, testosteronu yüksek olanların elmacık kemiklerinin daha büyük ve yüzlerinin daha geniş olduğunu ve bu insanların daha iddialı ve bazen de saldırgan bir kişiliğe sahip olabileceğini ifade ediyor.Yüzün şekli ile baskın karakter arasındaki ilişki oldukça yaygın görülebilir. Örneğin kapuçin maymunlarında yüz ne kadar genişse grup içindeki hiyerarşik yer de o kadar yüksektir. Futbolcular arasında da benzer bir durum görülür. 2010 Dünya Kupası’nı inceleyen Amerikalı bir akademisyen, futbolcunun yüzünün genişliği ile uzunluğu arasındaki orana göre faul ve gol sayılarının tahmin edilebileceğini gösterdi. (Bu, iki kulak arasındaki mesafenin, göz ile dudak arasındaki mesafeye oranıdır ve normalde 2’dir.)Yüzümüz sağlığımızın da aynasıdır. Örneğin yüzdeki yağ oranı, ne kadar formda olduğumuza dair vücut kütle endeksi kadar bilgi verir. Yüzü ince olanlarda enfeksiyon daha az ve daha hafif görülür. Bu insanlarda depresyon ve anksiteye de daha az rastlanır.Nasıl olur da yanakların dolgunluk derecesi, hakkımızda bu kadar çok şey anlatır? Glasgow Üniversitesi’nden Benedict Jones bunu, yağın vücuttaki rolü konusunda edinilen yeni bilgilere bağlıyor. Jones, vücutta ne kadar yağ olduğundan ziyade yağın bulunduğu yerin sağlık açısından önemli olduğunu belirtiyor. Yağları kalça kısmında biriken armut vücutlu insanlar, yağları gövde kısmında biriken elma vücutlu insanlara kıyasla daha sağlıklıdır. Hayati organların etrafının yağla kaplanması tehlikelidir. Jones, yanakların dolgunluğunun belki de zararlı bölgelerde biriken yağlara işaret ettiğini, ya da yüzdeki yağların farklı bir nedenle tehlikeli olduğunu söylüyor.Bu belirgin ipuçlarının yanı sıra ten rengi de sağlık durumunuzu dışa vurur. Jones ve Lefevre bunun etnisiteyle ilgili renklere bağlı olmadığını, fakat zor fark edilebilecek ton farklarının yaşam tarzına dair ipuçları verdiğini ifade ediyor. Ten renginiz hafif sarımsı, altın rengi bir tondaysa sağlıklı ve dirençlisiniz demektir. Tene bu rengi veren, turuncu ve kırmızı meyve ve sebzelerde bulunan karotenoid adlı pigmentlerdir. Bunları yeterince tükettiğimizde derinin üst katmanlarında toplanarak sarımsı bir renk oluştururlar. Sağlık göstergesi olarak bu şekilde sergileriz onları; çünkü hastalıklarla savaşmada kullanmamışızdır. Böylesine sağlıklı bir şekilde parıldamak insanın fiziksel çekiciliğini de artırır.Pembe yanaklar ise kan dolaşımının ne kadar iyi olduğunun, aktif bir yaşam tarzının, hatta kadınlar açısından doğurganlığın göstergesidir.Jones bu sırların aslında ortada olduğunu, ancak bizim onları yavaş keşfettiğimizi söylüyor. Dış görünümü inceleyen fizyonomi tarihin bazı dönemlerinde gözden düşmüş. Fakat bugünlerde yeniden itibar kazanıyor. Yani ‘selfie’lerimizde keşfedilmeyi bekleyen başka birçok özellik bulunabilir.İnsanın ne kadar zeki olduğunu tahmin etmeye yarayan fiziksel özellikler henüz net olarak ortaya konmuş olmasa da bu tahminler çoğunlukla tutuyor. Hatta insanların cinsel eğilimleri bile yüze ve davranışlara bakılarak tahmin edilebiliyor. Bu ani yargılara varmanın nasıl mümkün olduğu konusunda ise daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.Kişilik, yaşam tarzı ve dış görünüm arasındaki bağlantı zaman içinde de değişebilir elbette.Kısa bir süre önce yapılan zekice bir deneyin de gösterdiği gibi aslında dış görünüşümüz ten rengi ve kemik yapısından öte bir şeydir. Araştırmacılar deneklerden en sevdikleri giysilerini giyip yüzlerinin fotoğrafını çekmelerini istemiş. Bu kişileri daha önce hiç görmemiş jüri üyelerinin yaptığı değerlendirmede, giysiler fotoğrafta görünmese bile, daha öncekilere kıyasla bu fotoğraflar çok daha cazip bulunmuş. Buradan yola çıkarak araştırmacılar, güzel giysilerle özgüvenleri artan deneklerin bu ifadesinin yüzlerine de yansıdığını ifade ediyor.Kısacası, yüzümüz sadece biyolojimizin ürünü değil. Genlerimizi ve hormonlarımızı değiştirmemiz mümkün değil elbette. Ama kişiliğimizi, özgüvenimizi ve özsaygımızı yüzümüze yansıtarak kendimizle ilgili önemli bilgiler verebiliriz.BBC Türkçe
Türk Televizyon Tarihinin En Unutulmaz 50 Karakteri
Türk televizyonu kadar dizi, program vs. şeye şahit olan başka bir tek Amerikan televizyonu vardır. Bu kadar işin yol açtığı hengamede aradan sıyrılanlar hep akılda kalıcı olmuştur.Yalnız listeyi hazırladıktan sonra bu yazıyı yazarken dikkat ettim ki Perran Kutman'ın çok emeği geçmiş, tebrik etmek lazım.Fakat çok dizi karakteri var ki bunların tamamını burada paylaşmak imkansız.İşte onlardan bir demet...
Çin'den Otoriter Rejimlere İlham Verecek 10 İş Kolu
Çin Halk Cumhuriyeti pornografik veya gayri ahlaki yayınları tespit ederek yasaklamak için bu alanda ihtisas yapmış hakimler istihdam ediyor. Haftada 700 film izleyen hakimler, bu yayınların pornografik veya gayri ahlaki bir içeriğe sahip olup olmadığını tespit ediyor. Yılda 32 bin dolar maaş alan hakimlerin evli olması zorunlu. (Kaynak: Beijing Today)
Reklam