Birbirinden Yeni İzlenesi 10 Yabancı Dizi
Biri Vampir mi dedi? The Strain, bir vampir salgını konusunu ele alıyor. Dizinin ilk sezonu 13 bölümden oluşacak. Yapımcılar, Guillermo Del Toro ve Lost'un yapımcıları.
Final Yapmış En İyi 20 Yabancı Dizi
Ekonomik bunalımın bütün dünyayı huzursuz ettiği 1930'lu yıllarda bu olağandışı topluluğun ve ucubelerinin dengeler üzerindeki oyununu konu ediyor. Seyir halinde olan karnavalın son üyesi Ben Hawkins, California'da yaşayan Rahip Justin Crowe'la aynı gizemli ve şifreli rüyaları paylaşıyor. Sihrin bu son çağında, kaderleri birleşen bu iki insan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak iyilik ve kötülük arasındaki büyük çarpışmaya doğru sürüklenirler...
İsrail'in Demir Kubbe Şirketleri 'Çinlilerce Hacklendi'
BBC, Çinli internet korsanlarının İsrail'in 'Demir Kubbe' adını verdiği füze kalkanı sistemini üreten şirketlerin sitelerini hekleyerek askeri sırları çaldığı haberlerini destekleyen belgelere ulaştı. İsrail savunma şirketlerinin sitelerinin heklendiği haberleri ilk olarak Pazartesi günü güvenlik konularında blog yazan Brian Krebs tarafından duyurulmuştu. İsrail'in devlete ait savunma şirketleri gizli bilgilerinin heklendiği haberlerini yalanlıyor. Ne var ki, hekleme olaylarını ortaya çıkaran ekip BBC'ye, gerçekten yüzlerce dosyanın kopyalandığına işaret eden bir istihbarat raporunu gösterdi. Aylarca süren bir süreç içinde çalınan belgeler şu konularda bilgiler içeriyor: Arrow III füzeleri İnsansız hava araçları ya da yaygın adıyla pilotsuz uçaklar Balistik füzeler Siber Mühendislik Hizmetleri (CyberESI) internet korsanlarının bu heklemeyi 2011 ile 2012 arasında sekiz ay boyunca sürdürdüklerini ortaya çıkarmış. Çalınan bilgilere bakarak, korsanların Demir Kubbe teknolojisinin peşinde oldukları sonucuna varıyorlar. Demir Kubbe, füzeleri ve top mermilerini havada durdurup imha edebilen gelişkin bir füzesavar savunma sistemi. Gazze'den atılan roketlerin ciddi sivil can kaybına yol açmasının engellenmesinde bu sistemin büyük rolü olduğu söyleniyor. Uzman şirket CyberESI tarafından 2013 yılında hazırlanan raporda, bu teknolojiyi üreten şirketlerin sitelerine yapılan siber saldırılarda Çinli korsanların ABD savunma şirketlerine sızmak için kullandığına benzer çok gelişkin araçlara başvurulduğu da aktarılıyor. Çin hükümeti daha önce ortaya çıkan ABD savunma şirketlerine yönelik siber saldırılarla hiç bir ilgisi bulunmadığını söylemişti. Raporda, 'Toplanan veriler siber saldırıların arkasındaki aktörlerin Çinli olabileceğine dair kuvvetli işaretler içeriyor' denildi ve bu şöyle açıklandı: 'Bu varsayım Siber Mühendislik Hizmetlerinin izlediği internet sitelerine geçen yıl boyunca yönelen hekleme faaliyetlerine ve sızdırılan verilerin gittiği IP (internet protokol) adreslerinin coğrafi konumuna dayanmaktadır. 'Sızdırılan bilgilerin niteliği ve bu şirketlerin faaliyet alanları Çinli internet korsanlarının, İsrail'in Demir Kubbe adlı hava savunma sistemlerinin peşinde olduğuna işaret ediyor.' ABD'de Maryland'de faaliyet gösteren internet güvenliği uzmanı CyberESI'ye göre, çalınan bilgiler önde gelen iki İsrail savunma şirketine ait: Füze ve uçak üreten devlet şirketi İsrail Uzay Endüstrisi (Israel Aerospace Industries, IAI) Karadan havaya füzeler üreten 1948'de kurulmuş devlet şirketi, Rafael İleri Savunma Sistemleri (Rafael Advanced Defense Systems) IAI'nin bir sözcüsü önce olayı blogunda duyuran Brian Krebs'e saldırıyı doğrulayıp, olayın ilgili mercilere bildirildiğini söylemişti. Fakat şirket daha sonra 'hassa bilgilerin sızdırıldığına ilişkin haberlerin yanlış' olduğunu, 'yalnızca sivil sektöre ait gizli olmayan bilgilerin heklendiği'ni açıkladı. Diğer şirket Rafael'in sözcüsü ise böyle bir olay hatırlamadığını söylemekle yetindi. Fakat BBC'ye gösterilen rapor IAI ve Rafael'e ait hassas bilgilerin çalındığına ve her iki şirketin internet sistemlerinin de güvenlik yazılımları etkisiz hale getirilmek ve şifreler de dahil kullanıcı bilgilerinin ele geçirilmek suretiyle heklendiğine işaret ediyor. Rapor sonuçta İsrail şirketlerinden gigabitlerce veri çalındığını söylüyor ve çalınan verilerden bazılarını şöyle sıralıyor: Word belgeleri Power point sunuşları Hesap çizelgeleri PDF dosyaları Çalışılabilen dosyalar (.exe dosyaları) CyberESI raporu, çalınan bazı teknik belgelerin entellektüel mülkiyet hakları (patent) kapsamına girdiğini ve ABD hükümetinin Uluslararası Silah Trafiği (ITAR) kurallarına tabi olduklarının belirtildiğini de yazıyor. Gerek IAI gerekse Rafael, İsrail'in Demir Kubbe adını verdiği füze savunma sisteminin geliştirilmesinde önemli rolü olan şirketler. IAI ve Boeing firmalarının ortak tasarımı olan Arrow III füzesi konusunda İsrail ile zaten işbirliği içinde olan ABD şimdi Demir Kubbe teknolojisinin daha ileri yeni modellerine yatırım yapmak istiyor. 2013 yılı Mayıs ayında ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Çin'i ABD'nın diplomasi, ekonomi ve savunma örgütlenmelerine karşı gelişkin ir siber casusluk kampanyası yürütmekle suçlamıştı. CyberESI uzmanları BBC'ye İsrail şirketlerine yönelik heklemelerde de benzer özelliklerin görüldüğünü, korsanların Çin kaynaklı hekleme araçlarına başvurduklarını söyledi. Saldırıların ileri sürekli tehdit diye tarif edilen APT tekniğiyle yani (advanced persistent threat) üst düzeyde bir örgütlenme ile ve hedef gözetilerek yapıldığına dikkat çekiliyor. APT geçmişte sanayi casusluğunda kullanılan ve genellikle siber hırsızların büyük çoğunluğu tarafından bilinmeyen çok gelişkin metodlara başvurulan bir saldırı biçimi. CyberESI raporunda, eskiden ABD şirketi olup şimdi İsrail ordusuna en çok malzeme üreten İsrail şirketlerinden biri haline gelen Elisra'nın da gizli elektronik yazışmalarının çalındığını bildiriyor. Demir Kubbe ile ilgili olmayan Elisra'nın internet sitelerine korsanların çok kapsamlı bir şekilde ulaştıkları ve 'Military Spacs', 'UAV' (Pilotsuz uçak) başlıklı dosyalardan belgeler çaldıkları, genel müdür ve çok sayıda şirket üst düzey yöneticisi ait e mail hesaplarına girdikleri kaydediliyor. Elisra BBC'nin konuyla ilgili sorularına yanıt vermedi. Bu yılın Ocak ayında bir başka internet güvenliği şirketi, 15 İsrail savunma şirketinin bilgisayarlarına kötücül e mail eklentisi kullanılarak girildiğini bildirmişti.Joe Miller | BBC Türkçe
Hangi İmparatorlukta Yaşamalıydınız?
Osmanlı, Hun, Moğol, Maya, Hitit... Hangi İmparatorlukta huzuru bulabilirsiniz hiç düşündünüz mü? Sanat, ekonomi, askeri güç, mimari, ticaret ve daha birçok yönüyle size en uygun imparatorluğu buluyoruz.
Fenerbahçe'den Dev Sponsorluk Anlaşması
Fenerbahçe, 106 milyon Sterlin'lik sponsorluk forma reklamı ve stat isim hakkı anlaşması yaptı. Sözleşme, Fenerbahçe Avrupa kupalarına katıldığı sezon başlayacak.Fenerbahçe, dünyanın en eski futbol takımlarından Sheffield United ile İngiltere'de bir dostluk maçı oynadı ve gelirin tamamı maden kazasında ölen vatandaşlarımızın yakınları için kullanılacak. Fakat Chelsea gibi bir dev yardım maçı için İstanbul'a gelirken Fenerbahçe'nin bir üçüncü lig takımına (League One) takımına konuk olması kafaları karıştırmıştı. Fakat altındaki neden ortaya çıktı. HEDEF BAMBAŞKA Fenerbahçe, Sheffield ile sadece bu hazırlık maçı için değil geleceği yönelik de bir anlaşmanın içinde. İki taraf Galatasaray'ın, Reading, Alaniya ve Watford gibi takımlarla yaptığı anlaşmaların bir benzerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Ama Sheffield'ın yüzde 50'sinin sahibi Suudi Prens Abdullah bin Musa'ed bin Abdulaziz Al Saud'un ise bambaşka planları var. PRENSİPTE DEV ANLAŞMAYA VARILDI Fenerbahçe yönetimi Arap dünyasının en büyük kağıt üreticisi olan Prens Abdullah'ın 'SMPC Grup'u ile hem stat hem de forma reklamı için anlaşmaya varmış durumda. Tek eksik Fenerbahçe'nin Avrupa'da boy gösteremeyecek olması. Stat anlaşması gelecek sezondan geçerli olacak şekilde yılda 11 milyon 250 bin Sterlin'den 8 yıllık, formadaki göğüs reklamı içinse yıllık 4 milyon Sterlin'den 4 yıllık prensip anlaşmasının yapıldığı bildirildi. Fenerbahçe bu sezon Avrupa'ya gidebilseydi bu anlaşma bu yıldan geçerli olacaktı. Öte yandan F.Bahçe bu sezon tek yıllık forma reklamı da bulamadığı için reklamsız çıkma kararı aldı. PRENS ABDULLAH SIKI BİR FENERBAHÇE TARAFTARI Öte yandan The Star gazetesine konuşan Fenerbahçe yöneticisi Altuğu Acar da, daha önce Fenerbahçe yönetimiyle Prens Abdullah'ın daha önce bir araya geldiklerini açıkladı. Acar, Saracoğulu'nda oynanan Galatasaray maçından önce de Prens Abdullah ve Sheffield'li yöneticileri İstanbul'da konuk ettiklerini doğruladı. Acar ayrıca Prens Abdullah'ın çok sıkı bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu ve pek çok Fenerbahçe maçını da bizzat izlediğini ve takım hakkında bilgi aldığını, ayrıca Soma'daki maden kazasından sonra da pek çok yardım yaptığını hatırlattı.Eurosport
Reklam
'Bu Vahşiliğe İlgisiz Kalmamız Söz Konusu Değildir'
MHP Genel Başkanı Bahçeli, İsrail'in Gazze'ye saldırısına ilişkin, 'İsrail insan canı almakla kalmamış, hukuk cinayetleri de işlemiştir. Elbette bu olan biten vahşiliğe ilgisiz kalmamız söz konusu değildir' dedi.KAYSERİ MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki göstererek, 'Gerek Türkmeneli'nde gerekse de Gazze'de ölümler otomatiğe bağlanmıştır. İsrail insan canı almakla kalmamış; hukuk cinayetleri de işlemiştir. Elbette bu olan biten vahşiliğe ilgisiz kalmamız söz konusu değildir' dedi. Bahçeli, partisinin il başkanlığı tarafından Kayseri Kadir Has Kongre Merkezi'nde düzenlenen bayramlaşma programında yaptığı konuşmasında, herkesin geçmiş bayramını tebrik etti. Her günün bayram havasında geçmesi temennisinde bulunan Bahçeli, 'Küslükler bizden uzak olsun. Kavgalar bize yabancı dursun. Gerilimden, gerginlikten, cepheleşmeden ve ayrımcılıktan siyasi medet uman kriz ve kaos mihraklarını aramıza sokmayalım. Türkiye'nin önüne engel çıkaran, Kayseri'nin huzuruna kast eden hükümet beslemeli imtiyazlı çevrelere fırsat vermeyelim. İstikbalimizle oynayanlara karşı saflarımızı sıkı tutalım. Lütuf bildiğimiz değerlere hazımsızlık çeken iç ve dış odaklara karşı uyanık ve hazırlıklı olalım' şeklinde konuştu. Türk İslam aleminin çok acil huzur ve sükunete kavuşmasını dileyen Bahçeli, insanlık vicdanının küçücük yavruların şiddete kurban gitmesine gözü kapalı, kundaktaki bebeklerin ölümüne seyirci kaldığını söyledi. İnsan hakları örgütlerinin, küresel adaletin, uluslararası toplumun ölen ve öldürülen Türk ve Müslüman olunca acınacak halde duyarsız kaldığını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti: 'Maalesef İsrail oruç demeden, bayram demeden Gazze saldırısını sürdürmektedir. Batı Şeria'da 12 Haziran'da kaybolan 3 Yahudi yerleşimcinin 18 gün sonra ölü bulunmasının ardından vahşet örtüsü Gazze'nin üzerine serilmiştir. İsrail yönetimi 25 gündür Gazze'ye cehennem azabı yaşatmaktadır. Şu ana kadar bin 300'e yakın Gazzeli hayatını kaybetmiş, 7 bin Gazzeli yaralanmıştır. Yapılan son açıklamalara göre, 70'i aşkın cami bombalanmış, 2 bin 360 ev yıkılmış, 23 bin ev kullanılamaz hale gelmiştir. Ramazan Bayramı'nın ilk gecesi Gazze yine vurulmuş, onlarca masum katledilmiştir. İsrail, bayramın üçüncü gününde, yani dün, bir okulu hedef almış ve yine kan dökmüştür. Gerek Türkmeneli'nde gerekse de Gazze'de ölümler otomatiğe bağlanmıştır. İsrail insan canı almakla kalmamış; hukuk cinayetleri de işlemiştir. Elbette bu olan biten vahşiliğe ilgisiz kalmamız söz konusu değildir.' İsrail'in Gazze'ye ölüm saçarken, vicdan, insanlık, hoşgörü, merhamet yerlerde sürünürken AK Parti hükümetinin etkisiz ve edilgen olduğunu öne süren Bahçeli, 'Aday Erdoğan Gazze çığlığı atarken, Gazze sömürüsü yaparken, kanı durduracak, saldırıları engelleyecek tesirli adımlardan uzaktır' dedi. Türk milletinden özür dilemelidir Gazzeli masumlar ölürken, Erdoğan'ın geri istenen Yahudi Cesaret Madalyası'nı iade edecek dirayeti henüz gösteremediğini ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin Washington Büyükelçisinin, aday Erdoğan adına Amerikan Yahudi Kongresi'ne mektup yazdığını, '2004 yılında alınan ödülü iade etmekten memnuniyet duyacağız' açıklaması yaptığını belirtti. Erdoğan'ın ödülü geri vermeye hazır olduğunu elçisi kanalıyla açıkladığını, o halde sözünü, vaadini hemen somut olarak yerine getirmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti: 'Hatırlarsanız bayramın ilk günü Erdoğan'a, Ankara'dan bir çağrı da bulunmuş ve 10 yıl önce aldığı cesaret ödülünü yüzsüzce, onursuzca taşımaktansa derhal iade etmesini istemiştim. Bugün de aynı sözümü daha güçlü bir şekilde tekrarlıyorum. Aday Erdoğan boynunda taşıdığı kanlı ödülü derhal çıkarmalı ve sahiplerine göndermelidir. Durmamalı, gecikmemeli, korkmamalıdır. Hatta bununla da yetinmemeli, BOP Eşbaşkanlığının lekesini üzerinden temizlemeli, Müslüman katillerine sesini yükseltmelidir. Erdoğan, Türk milletinden özür dilemelidir. Halen içinde kıvrandığı, halen ortasında çırpındığı emperyalist gaddarlıktan yakasını kurtaracak adamlığı göstermelidir. Aday Erdoğan yıllardır zalimlerle kolkoladır.' Erdoğan'ın bir taraftan İsrail'e 'eften püften' tepkiler vermekle kalmadığını, diğer taraftan Türkmenlere de sırtını döndüğünü iddia eden Bahçeli, 'Türkmenlerin ölümünü korkakça izlemiş, onların varlık mücadelesine en ufak bir destek vermemiştir. Gün be gün soydaşlarımızın erimesine, yerlerinden yurtlarından edilmesine ve sistematik ölümlerine insaflı ve milli bir tavır gösterememiştir. Erdoğan Patani'ye üzülmüş, Myanmar'a sızlanmış, Somali'ye ağlamış fakat Türkmeneli'ne karşı taş kalpli kesilmiştir' diye konuştu. Türkmenlerin hayrına ne yapmış, hangi ihtiyaçlarını gidermiştir Erdoğan'ın bayramın ilk günü, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen bayramlaşma töreninde, duyan herkesi pes dedirtecek açıklamalarda bulunduğunu iddia eden Bahçeli, şunları söyledi: 'Bu zihniyet şöyle demiştir: 'İddialı konuşuyorum, cumhuriyet tarihinde Türkiye dışındaki Türkmen kardeşlerinin yanında bizim gibi var olan bir hükümet olmamıştır'. Erdoğan ispatını ispatla mükelleftir. Bugüne kadar Türkmenlerin hayrına ne yapmış, hangi ihtiyaçlarını gidermiştir? Eğer Erdoğan, Kerkük’ü peşmergenin ele geçirmesini, Musul'un IŞİD tarafından işgalini kast ediyorsa, doğrudur, bu alçaklıklara hakikaten de çok emeği geçmiştir. Türkmenler ölüyorken, IŞİD'e göz yuman, Musul'daki diplomatik misyonumuza saldırıyı sineye çeken aday Erdoğan'dır. Türkmenler cinayetlere uğrarken, Barzani'ye 'kardeşim, dostum' diyerek sarılan, Kürdistan nakaratlarıyla başından konfeti temizleyen aday Erdoğan'dır. 'Onlar Şii' diyerek mezhepçilik yapan, Türkmenlere vicdan kapılarını sürgüleyen de aday Erdoğan'dır. Erdoğan, Türkmenlerin yanında olduklarını söylüyorsa; şu anda onbinlerce soydaşımızın aç ve açıkta olmasını nasıl izah edecektir? Yardım konusunda çok iddialı ise Ortadoğu'yu inleten Türkmen çığlığını, toprağa düşen Türkmen bedenlerini ne şekilde açıklayacaktır?' Erdoğan'ın milletin adamı olarak değil, bölücülerin, Siyonizmin, batı hesaplarının, soyguncuların, rüşvetçilerin, açılım, yıkım ve çözüm lobisinin 17-25 numaralı adamı olarak öne çıktığını ileri süren Bahçeli, 'Şimdi siz değerli Kayserili vatandaşlarıma soruyorum, böyle birisinden Cumhurbaşkanı olur mu? Kayseri'nin hemşehrisi Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'e haksızlık yapan, nefis hatırlatması yanlışına düşen, adını doğru dürüst anmayan, siyasi planlamada yok sayan bir adama Kayseri destek verecek midir? Sayın Gül'ü vesayetçi imasıyla zan altında bırakması, koşmayan, terlemeyen, yetkilerini kullanmayan bir Cumhurbaşkanı olarak göstermesi vefasızlık sayılmayacak mıdır?' şeklinde konuştu. Bahçeli, 'Yeni Türkiye denen kepazelik, öze dönüş değil, özden keskin kopuştur. Yeni Türkiye kuruluş ruhuna dönüşme değil, bu ruhu yok etmedir. Aday Erdoğan Diyarbakır’da, 'kimlikler, kültürler, klavyeler, diller üzerindeki baskıyı kaldırdık' diyerek PKK’ya göz kırpmıştır' dedi. Bahçeli, partisinin il teşkilatı tarafından Kayseri Kadir Has Kongre Merkezi'nde düzenlenen bayramlaşma programında yaptığı konuşmada, Başbakan Erdoğan'ın tarihi bir gaflet ve hatanın içinde olduğunu, Türkiye'yi 12 yılda mahvettiğini öne sürdü. Terör örgütü PKK'ya affın kapıda olduğu görüşünü savunan Bahçeli, teröristlerin dağdan indikten sonra bizatihi hükümet tarafından güvenceye alınacağını, el bebek gül bebek muamelesi göreceğini iddia etti. 1 Ekim'de göreve başlayacağı ve çoğunlukla Erbil'de faaliyet göstereceği söylenen Kamu Güvenliği Müsteşarlığı bünyesinde kurulacak özel sekretaryanın teröristlerle koordinasyonu sağlayacağını iddiasında bulunan Bahçeli, Mahmur Kampı'ndan dönüş için hazırlıklar yapıldığını, dağdan inen teröristlere konut yardımı yapılacağını, iş kurmaları için geniş imkanlar sağlanacağını öne sürdü. 'Yeni Türkiye' tepkisi 'Sizlerin evi yokken, işiniz ve aşınız bulunmazken PKK'lılara vergilerinizi peşkeş çekme niyeti hafife alınamayacak bir rezilliktir' diyen Bahçeli, şöyle devam etti: 'Aday Erdoğan PKK'ya diz çökmüştür. Erdoğan 26 Temmuz günü Diyarbakır’da, Türkiye’yi özüne, aslına, kuruluş ruhuna döndürdüklerini açıklamış ve buna da yeni Türkiye demiştir. Yeni Türkiye denen kepazelik, öze dönüş değil, özden keskin kopuştur. Yeni Türkiye kuruluş ruhuna dönüşme değil, bu ruhu yok etmedir. Aday Erdoğan Diyarbakır’da, 'kimlikler, kültürler, klavyeler, diller üzerindeki baskıyı kaldırdık' diyerek PKK’ya göz kırpmıştır. 'Köylerdeki, mezralardaki, yollardaki baskıyı kaldırdık' diyerek bölücülüğü yüreklendirmiştir. Erdoğan, Türkiye'yi ortadan kaldırmak üzeredir. Türk milletinin güvenlik duvarlarını imha etmenin eşiğindedir. Aday Erdoğan sözde çözüm sürecinde, barış, özgürlük, huzur, refah, birlik, beraberlik ve kardeşlik var iddiasındadır. Ne var ki çözüm süreci, çözülmedir, çökmedir, çürümedir.' 'Dünümüzde, bugünümüzde bu toprakların evladı olanları doğdukları yerlere göre tasnif etmek, suçlamak ve yabancı görmek çok büyük bir şuursuzluktur' diyen Bahçeli, şöyle devam etti: 'Bu bir insanlık suçudur. Bu bir nefret suçudur ve bu Türk milletini yok saymadır. Bu durum karşısında Priştine'den, Prizren'den, Sofya'dan, Üsküp'ten, Batı Trakya'dan, Ortadoğu'dan, Kafkaslar'dan gelen kardeşlerim ne diyecekler, Erdoğan'a nasıl dayanacaklardır? Rumeli türküleriyle gözleri nemlenen aziz vatandaşlarım Erdoğan'a kesif bir şekilde itiraz etmek ve varsa desteklerini çekmek için ne beklemektedir? Aday Erdoğan Türk milletinin birliğine suikast yapa yapa ne hakla, hangi yüzle cumhurbaşkanı olmak için mücadele vermektedir? Helal aşımıza haram lokma doğrayan bu adaya 10 Ağustos ders olmalıdır. Doğum yeri çetelesi tutan bu adaya 10 Ağustos'ta kabus yaşatılmalıdır.' AK Parti hükümetinin yolsuzluk ve rüşvet akıntısına kapıldığını iddia eden Bahçeli, rüşvetçilerin, 17-25 Aralık operasyonunu yapan savcılardan, polislerden teker teker intikam aldığını söyledi. Hırsızlığın, dürüstlükten öç aldığını ifade eden Bahçeli, şunları söyledi: 'Adaletsizlik, hukuksuzluk, usulsüzlük, temiz ve vicdanlı tutumları hedefe koymuştur. Türkiye'de suçlular yetki sahibidir. Kanun kaçakları yüksek mevkilerdedir. Kaçakçılar el üstündedir. Organize suç çeteleri altın dönemini yaşamaktadır. AKP'ye rüşveti bastıran işini yürütmektedir. Haracı veren ihaleyi kapmaktadır. Havuzlarda haram birikmiş ve taşmıştır. TÜRGEV'e bağış yapan kim varsa ya boğazdan arsa ya da devletten bol kazançlı, bol karlı iş almaktadır. Böylesi karanlık ve azap verici bir döneme aziz milletimiz müstahak değildir. Kayserili gece gündüz çalışıp evine ekmek götürürken, Erdoğan ve yandaşları malı götürmekte, küplerini doldurmaktadır. Haksızlığa engel olmak milli ve dini sorumluluktur. Erdoğan kamunun her imkanını kendi çıkarı için kullanmaktadır. Devlet, Erdoğan’ın oyuncağı, para kasası, çek defteridir. İşadamları Erdoğan’a bağış kuyruğuna girmiştir. İhalelerden alınan yüzdelere zam yapılmıştır. Terör lobisi, kan lobisi, rant lobisi, Rum lobisi, Barzani, PKK, IŞİD, HDP, Türk düşmanları, Mehmetçik katilleri, komplocular, çözümcüler, açılımcılar, kötü adamlar, 63'lükler Erdoğan demektedir.' 'Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı olacaktır' Türkiye'nin böyle gidemeyeceğini, böyle ayakta kalamayacağını, Türk milletinin bu 'rezaletlere' daha fazla katlanamayacağını belirten Bahçeli, '10 Ağustos, Ankara'da şehit sömürüsü yapıp, Diyarbakır'da PKK'ya tek kelime edemeyen adamın kenara çekileceği tarihtir. 10 Ağustos, Peygamberimizin Mekke'nin fethiyle gurura kapıldığını iddia eden günahkarların, 'akara makara' diyerek yüce kitabımızla alay eden rüşvetçilerin mahcup olacağı tarihtir. 10 Ağustos, rüşvetin, zilletin, hakaretin, iftiranın, iç ve dış politikada dibe vuran itibarın kaybedeceği tarihtir. 10 Ağustos, demokrasi dışı arayışların, özgürlük karşıtı cephenin, korku elçilerinin, teslimiyetçilerin, tavizkarların, müzakerecilerin, şiddetseverlerin boyun eğeceği kutlu bir yenilenmedir. Erdoğan'ın, mahvımız demek olan yeni Türkiye'sine karşı, ekmek kazanacak, Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı olacaktır' şeklinde konuştu. 10 Ağustos'ta huzur için, umut için, birlik için, kardeşlik için, itibar ve güvenlik için 'Ekmeleddin Bey' denilmesini isteyen Bahçeli, içeride dirlik, dışarıda itibar için Ekmeleddin İhsanoğlu'nun tercih edilmesi gerektiğini söyledi. 'Ekmeği bütün Ekmeleddin Bey'i cumhurbaşkanı olarak seçelim. Ekmekle oynayanlara değil, ekmeği nimet görenlere destek verelim. Ekmeğini kazanma derdinde olan kardeşlerim, söz sırası sizdedir' diyen Bahçeli, şunları kaydetti: 'Vatan, millet, bayrak diyen Türkiye sevdalısı ekmek bilen kardeşlerim, karar sizindir. Ülkesini ekmek kapısı gören, milletini ekmek gibi aziz bilen, sözü namus, yüzü nur dolu kardeşlerim, mühür elinizdedir. Ekmek parası için gurbetin yollarına düşen, ekmeğini taştan çıkarmak maksadıyla çalışmayı ibadet gören kardeşlerim yetki sizdedir. Ekmeleddin Bey varken, Cumhurbaşkanlığı makamını 17-25 Erdoğan'a vermeyiniz. Biliniz ki 10 Ağustos'ta ya ekmek kazanacak ya da ekmeksizler ekmek çalmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin doğrulması, Çankaya’yı kurtarmak için Ekmeleddin Bey Cumhurbaşkanı olmalıdır. Bunun için herkes, her dava arkadaşım geceyi gündüze katmalıdır.' Sandıklara mutlaka sahip çıkılması uyarısında bulunan Bahçeli, sandık güvenliğinin çok önemsenmesini, oy ve iradenin sandığa yansıtılmasını istedi. Bahçeli, konuşmasının ardından partililerle bayramlaştı. Muhabir: Musa ÖzyürekAA
Uyarı Levhası Yoksa, Radarla Ceza da Yok
Yargıtay, hız limitini aşarak radara yakalanan sürücüleri yakından ilgilendiren bir karara imza attı. Karara göre, uyarı levhasının olmadığı yerde radara yakalanan sürücülere para cezası kesilemeyecek. Yargıtay'a taşınan dava, Manisa Alaşehir'de başladı. Radara yakalanan ve 343 lira ceza ödeyen sürücü F.A aynı gün mahkemeye başvurdu. Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesi, kontrolün yapıldığı yerde radar işaretinin bulunmaması nedeni ile radar cezasının kaldırılmasına hükmetti. Emniyet Genel Müdürlüğü, mahkeme kararına itiraz etti, Adalet Bakanlığı da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak kanun yararına bozma talebinde bulundu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da kararın bozulmasını istedi, ancak Yargıtay 12'nci Ceza Dairesi kararı bozmadı, aksine onadı. Milliyet
Reklam
'Benim En Büyük Suçum Monşer Olmak'
Konuşmasında Muhsin Yazıcıoğlu'nu da anarak başlayan İhsanoğlu,'Onu unutturmak isteyenler olabilir. Ama bu millet ve onun seçeceği Cumhurbaşkanı unutturmayacaktır' dedi. 'TEK PARTİNİN ADAYI MİLLETİN ADAYI OLAMAZ' Sivas'a geldiklerinde iki manzara görüp yaşadıklarını belirten İhsanoğlu konuşmasına şöyle devam etti: 'Bir köye gittik ayran içtik ve köylülerle beraber olduk. Mazotun pahalılığını, borçların yükünü, mahsulün az olduğunu, alımların başlamadığını öğrendik. Yüzde 70'i çiftçilikle geçinen Sivas'ta bu reva değildir. Türkiye'yi borç sarmış, insanlar artık orta direk olmaktan çıkmıştır. Hükümetin buna çare bulması lazım. Ben inşallah seçildiğim anda ilk başa alacağım konulardan birisi bu borç ve vergi meselesidir. Uzmanları, hükümeti, sivil toplum kuruluşlarını davet ederek buna bir çare bulmamız lazım. Aksi takdirde orta sınıf ortadan kaybolacaktır. Bu konuya büyük önem veriyoruz. İkinci manzara ise Valilik sonrası Madımak'a gidip oraya karanfil koyarak hayatını kaybedenlerin ruhuna fatiha okuduk. Orada yalnız değildim. Benim yanımda bana destek veren bütün partilerin hemen hepsinin temsilcisi vardı. CHP, MHP, BBP, DSP, BTP, DYP gibi bütün partiler vardı. Türkiye artık bugün perdenin etrafında değil, bir bayrağın etrafında toplanmıştır ve o bayrak Türk bayrağıdır. Milletin adayı herkesin adayıdır. Tek partinin adayı milletin adayı olamaz. Yeni Türkiye budur. Birliğini, beraberliğini arayan Türkiye budur. Sen şusun, busun, Sünnisin, Alevisin, Türksün, Kürtsün diyen Türkiye istemiyoruz biz. Hepimiz bir ve beraberiz. Kanun ve anayasa karşısında hepimiz eşitiz. O elim hadisede 30'dan fazla insanımızı kaybettik. Ama 3 gün sonra aynı karanlık eller bi kez Erzincan'da üzücü bir hadiseye neden oldu. Orada'da canlarımızı yitirdik. Türkiye'yi bölmek isteyenler var, buna alet olmayalım. Bakın Suriye'de, Irak'ta ne oldu. Bu ülkelerdeki çeşitli etnik gruplar yakın zamana kadar beraber yaşıyordu. Onlar da dostluk içinde yaşıyordu. Bazı kara emelli, kara eller araya giriyorlar. Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. Türkiye'yi hiçbir zaman Suriye, Irak yapmayacağız. O yüzden 10 Ağustos'taki oyunuz çok önemli.' 'MİLLİ GELİRİ ŞİŞMAN KEDİLER YİYOR' Milletin emriyle yola çıktıklarını ifade eden İhsanoğlu, meclisteki 4 partiden 2'sinin kendi adaylarını gösterdiğini diğer 2 partinin ise kendisini tercih ettiklerini belirterek, 'Bu iki partiye teşekkür etmek lazım. Beni seçtikleri için değil. Türkiye'de bu makama layık çok insan var. 76 milyonluk millet kimleri çıkarttı. Bu milletten en 100 kişi bu makama layıktır. Ama bu iki parti anlaştı, fedakarlık yaptı. Kendisini düşünmedi, milleti düşündü' dedi. Partilerin, benim adamım,. senin damın mantığı gözetmeden hareket ettiğini anlatan İhsanoğlu şöyle devam etti: 'Düşündüler, tartıştılar. Dediler ki, 'Biz İhsanoğlu denilen kişiyi seçtik' dediler. Ben teşekkür ettim. 'Biz sizi istiyoruz, halk sizi istiyor' dediler. Sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Bahçeli'nin bu açıklamasından sonra Türkiye'de bulunan 13 parti en sağdan en sola kadar, milliyetçisi, muhafazakarı, merkez partisi, solcusu, sosyal demokratı, herkes geldi. Bu alay edilecek bir şey mi. Milletle mi alay ediyorsunuz. Size oy veren vatanperver ve sizin nimetinizden nimetperver olacak. Ama size oy vermeyen vatan düşmanı, hain olacak. Böyle siyaset olur mu. Bu ülkede yaşayan herkes, aslı vasfı ne olursa olsun, dini, mezhebi, meşrebi, etnisitesi ne olursa olsun Türk milletinin ferdidir, vatandaşıdır, kanunlar karşısında eşittir ve bu devlet ona aynı hizmetleri eşit şekilde vermesi lazım, ayrım yapmaması lazım. Oyunu ister A ister B partisine versin. 3'üncü dünya ülkelerinin ismini burada zikretmek istemiyorum. Çok ayıp olur, Türkiye bu noktaya gidiyor dersek. İşte borçlarımızın hali. Biz oraya mı gitmek istiyoruz yoksa Avrupa'ya mı. Bizim hedefimiz Atatürk'ün kurduğu hedeftir. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmaktır. Muasır medeniyet artık sırf Avrupa'da değil. Latin Amerika'da, Asya'da da var. Bizden çok geride olan, zamanında bizim kurtarmak için gittiğimiz Güney Kore o gün bir köydü. 81'de oraya gittim. O günkü Güney Kore'nin başkenti, o dönemki anadolunun en orta halli fakir kasabaları kadardı. Şimdi milli gelirde 20 bin doları geçtiler. Biz halen 10 bin dolardayız. O on bin dolar da adil şekilde dağılsa. Yunanistan 30, İspanya 30 bin dolar. Yunanistan'da 2-3 sene önce ekonomi dibe vurmuştu. İspanya duman olmuştu. Halen 4-5 senedir bizde milli gelir 10 binin üzerine çıkmadı. Çünkü o şeklen 10 bin dolar. 10 bin doların büyük kısmını şişko kediler yiyor zaten. Bu seçim Türkiye'de demokrasinin önünü açacaktır.' 'BENİM EN BÜYÜK SUÇUM MONŞER OLMAK' Kampanyaya gönüldaş ve fikirdaşlarının desteğiyle başladığını ve dostlarının verdiği arabalarla, bilet alarak, paralarının yettiği kadar otobüs giydirerek çaba gösterdiklerini ifade eden İhsanoğlu, şunları söyledi: 'Karşı tarafta devletin bütün imkanları, başbakanlığın, bakanlıkların tüm imkanları mevcut. Bakanların hepsi bir ağızdan İhsanoglu'na küfür etmek, iftira atmak ve yalan söylemekle meşgul. Suç uydurmakla meşgul. Benim en büyük suçlarımdan bir tanesi monşer olmaktır. 5553 sayılı yasaya göre Monşer olmak yasaktır. Monşer olanlar idama mahkumdur. Böyle bir şey olur mu? Sonra ben İsrail taraftarıymışım. Yahu ben hayatımı Filistin davasına addetmiş insanım. Ben Filistin'in BM'ye girmesi için çalışmış bir insanım. Ben Hamas ile Fetih arasındaki kavgayı ilk durduran, ilk ateşkesi sağlayan insanım. Sayın Abbas adına da beyanat uydurdular dediler ki 'Yok öyle bir şey.' Sayın Cumhurbaşkanı Abbas ile 19 Aralık 2006'da saat 10.00'da metni kabul ettik. 12.00'de bütün dünyaya ilan ettik. Ben bunu söylediğimde 'hayır siz yapmadınız, yok öyle bir şey'. Şimdi yine bir şey uydurmuşlar. 'BM'de Filistin kabul edildiği gün siz neredeydiniz'. Alp dağlarında kayak yapıyormuşum. Böyle saçma şey olur mu. BM'nin kabul edilmesinden önce Unesco'da kabul yaptık. Unesco'da çalıştım. Bazı fireler vardı. Birkaç ülkeden bizim üyemiz olan, olmayan bazı ülkelerde fireler vardı. Bunların olmaması için biz dedik ki 'Bu ülkelere Cumhurbaşkanları, bakanlarını gönderelim, ikna edelim, vazgeçmesinler'. Ben bunun için uğraştım. Ben bunları sağlarken, bir zatı muhterem o gün toplantıya denk geldi. Orada bir zatı muhterem gidiyor, BM salonu, Filistin heyeti başka tarafta, Türk heyeti en sonlarda oturuyor. Karar için oylama yapıldı. Çok parlak şekilde bizim sağladığımız oylarla oturum başkanı ilan etti, Filistin BM gözlemci üyesi oldu diye. Orada durmuş bekliyorlardı. Alkış kopunca, koşarak aşağı inip Abbas'ı kucaklıyor. Neden, ilk fotoğrafta o çıksın diye. Bu fotoğraf her yerde tebessüm konusu oldu başka bir şey değil. Gerisini siz anlayın. Şimdi birileri diyor ki 'Siz Alp dağlarında kayak yapıyordunuz, keyif çatıyordunuz. Sayın bakanımız BM'de Filistin'i savunuyordu'. Bunun aksini iddia edenlerin ortaya delil koyması lazım. Ben söylediğimin deliline sahibim. Benim Alp dağlarında kayak yaptığımı söyleyenler bunu delille ilan etsinler veya özür dilesinler. Bir daha da böyle çirkin iftiralar kullanmasınlar. Siz kendinizden eminseniz, niye iftira atıyorsunuz. Millet seçer sizi. Demokrasi var. Millet istediğini getirir, istediğini götürür. Başkasına iftira etmeyin, hakaret etmeyin bu dinimize aykırıdır. Bu Müslümanlığa yakışmaz. Kötü söz kullanmak, alay etmek. Siz din adına hareket ediyorsanız, bari dinin ahlak kısmına riayet ediniz.' 'ÜLKEYİ 12 SENEDİR KİM İDARE EDİYOR' Cmhurbaşkanlığı seçim kampanyasında kullanılan vesayet sisteminin sona erdirilmesi söylemlerine de değinen Ekmeleddin İhsanoğlu, rakiplerin Türkiye'nin vesayet sistemi altında inlediğini ve bunun kaldırılacağı söyleminin kullanıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: 'Vesayet sistemi nedir. Askeri, bürokratik vesayeti kaldıracağız. Peki 12 senedir devleti kim idare ediyor. 7 sene Çankaya'da Türk devletin Cumhurbaşkanı'nı kim seçti, hangi partiden. Böyle bir iddia olur mu. Cumhurbaşkanı başka bir partiden gelir, asker veya sivil olur. Anayasa Mahkemesi başkanı olur. O zaman dersin ki, bu vesayet sistemi. Ama sizin adamınız partinizin kurucusu. Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Hem sayın Cumhurbaşkanımıza hem başbakana o makamları işgal ettiği için saygı duyuyorum. Benim aile terbiyem bunu gerektirir. Vesayet nedir. Efendim 12 Eylül'ün getirdiği kanunlar. E peki. Onların hepsini kaldırıp, değiştirdiniz. YÖK, RTÜK kanunu, Seçim kanunu ve Sendikalar kanunu kaldı. Peki 12 senedir niye bunları değiştirmediniz. (Eliyle Rabia işareti yaparak) İşte burada o 4. 17 Eylül'den beri var. Niye 4, niye sıfırlamadınız bunları. Kanunları yeni vesayeti artırmak için değiştirdiler. Vesayet sistemini kaldıracağım diyenler, kendi vesayet sistemini getirecekler. O partiye oy verenlere saygılıyız. ama siz o oyları kendi şahsi emelleriniz, şahsi propagandanız, kendi şahsi gücünüzü artırmak için kullanamazsınız. Kendi arzunuzla bunu yapamazsınız. Millet bunu kabul etmedi. Meclis de bunu kabul etmedi. Siz mevcut Anayasa'ya göre seçileceksiniz. Seçilecek kişi mevcut Anayasanın hükümlerine göre devleti idare edecek. Millet sadece sana oy veren 45.6 değil. Milletin adı yüzde 100 dür, 76 milyondur. Seçilen Cumhurbaşkanı 76 milyonun hepsinin temsilcisi olmalı. Hepsinin birlik ve beraberliğinin temsilcisi olmalı. Böyle olmadığı takdirde bu gemi su alır. Biz bu geminin su almasını hiç istemeyiz. Bu fırtınalı günlerde Türkiye'nin selametle rotasını çizmeli, biz istiyoruz ki Türkiye istikrar içerisinde büyüsün. Türkiye'de insanlar korkuyor. İnsanlar korkudan kurtulsun. Telefon dinlemelerinden, ortam dinlemelerinden.' 'TÜRKMENLER İLE MEŞGUL OLUN' Basın özgürlükleri konusunda Türkiye'nin Bulgaristan ve Ermanistan'dan geride olduğunu, yavaş yavaş Kuzey Kore seviyesine yükseldiğini hatırlatan İhsanoğlu, 'Böyle şey olur mu. Türkiye AB'ye girmek isterken isterken bu seviyeye düştü.' dedi. Ekonominin de sıkıntıda olduğunu iddia eden İhsanoğlu şöyle devam etti: 'Ekonomiden bahsederken sorumlu bakan bunu söylüyor, sanayinin ekonomideki payının azaldığını söylüyor. İnşaat sektörü var. İnşaat sektöründeki balon patlarsa bir çok insan büyük sıkıntıya girecektir. Türkiye'nin gerçekten huzura, istikrara ihtiyacı vardır. Türkiye'nin yurt dışında itibarını korumaya ihtiyacı vardır. Türkiye eğer hale 49 evladını Irak'tan kurtaramamışsa bu çok acı bir şeydir. Her gün sabahtan akşama kadar Gazze'deki kardeşlerimiz için dövünüyorsa, milleti de o şekilde heyecanlandırıyorsa durum böyle olmamalı. Şimdi garip garip insanlar ülkemizde cihad namazı kılıyorlar. Ne demek cihad, kime karşı cihad. Cihadın manasını bilmiyor bunlar. Peygamber efendimiz, müşrikleri def ettikten sonra sahabe kirama diyor ki 'Biz küçük cihaddan zafer çıktık diyor, şimdi asıl büyük cihada yönelmemiz lazım.' diyor. Sahabe diyor ki 'Ey Allah'ın resulu büyük cihad nedir.' Diyor ki , 'Büyük cihad, nefse karşı mücadeledir' diyor. Bir çok ülkede bazı gruplar var. Terörist caniler, hep cihad adını kullanıyor. Bunların hepsi İslam'ın düşmanıdır. En büyük düşmanıdır bunlar. Biz maalesef bunlarla uğraşmayı bıraktık. Sabahtan akşama kadar Gazze diye dövünüyoruz. İyi de Gazze için ne yapıyoruz. Bunu bırakıp yardım edelim, ama bütün kapılar kapalı bize. 'Başkanlar telefona çıkmıyor' diyorlar. Türkiye bu noktaya çıkacak ülke mi. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı dost, müttefik bir ülkenin başkanı ile konuşmak istediğinde karşı taraf bundan kaçınıyorsa bunu düşünmek lazım. Türkiye'nin bunlardan kurtulması lazım. Türkiye'nin Türkler ile Türkmenler ile meşgul olması lazım. Varsa yoksa İsrail'i kınıyoruz.' 'AK PARTİLİLERDEN DE OY BEKLİYORUM' 10 Ağustos'ta verilecek oyların önemli olduğunu belirten İhsanoğlu seçim sonucunun Türkiye'nin önünü ya kapayacağını, ya da açacağını belirterek şunları söyledi: '10 Ağustos'taki seçimler parti seçimi değil, mebus seçimi, belediye seçimi değil. Burada bulunan herkes 30 Mart'ta istediği partiye oy vermiştir. Ben de öyle yaptım. Ama bu seçimde 3 tane aday bir sandalye var. Başka yok. Biz 12 partiden olduğu gibi Ak Parti'den de bu desteği bekliyoruz. Onlar bizim kardeşimizdir. Siyasi tercihi öyle kullanmıştır, saygı duyarız. Kardeşlerimize sesleniyorum, siz partinizi de korumak istiyorsanız, ülkenin de öfkeli ellere düşmemesini istemiyorsanız. Siz devletin başında, serinkanlı, dünyanın tanıdığı sevdiği, saygı duyduğu, komşularının, batının tanıdığı bir adam. O adam sizin gibi muhafazakar, milliyetçi, demokrat, dindar, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'ndaki niteliklerine sahip, milli birlik ve bütünlüğe sahip bir adam. Hem size hem bize yakın. Ama sizden yana bizim, bizden yana sizin aleyhinizde olmayacak bir adam. Gelin bunu seçiniz. Yine siz kendi partinizi de koruyun. Siz de partinin dağılmasını istemiyorsanız, bunu tercih edin. Ben bu yolun başında, teklif geldiği anda çok seçkin arkadaşlarıma danıştım. Ak Parti kurucuları arasında, çünkü bana da kuruculuk teklifi gelmişti teşekkür ettim. Gündelik siyasette olmak istemedim. Ak Parti'nin kurucuları bana 'Lütfen kabul ediniz, memleketin size sizin tecrübenize, sizin gibi sakin bir insana ihtiyacı var. Türkiye'yi rahatlatacak, gerginliği giderecek ve herkesi kucaklayacak insana ihtiyaç var lütfen kabul edin' dediler ve ben böyle yola çıktım, kabul ettim. Ben bize oy verecekler arasında AK Partili kardeşlerimiz olduğuna da inanıyorum.' 'EKMEĞİ PAYLAŞIRIZ, VATANI ASLA' Konuşmasının sonunda mevki kavgası değil, ekmek davası için yola çıktıklarını dile getiren İhsanoğlu sözlerini şöyle noktaladı: 'Biz bu ekmeği büyütmek, refahı artırmak, huzuru getirmek istiyoruz. Türkiye'nin tekrar 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ülküsünde yol almasını sağlamak istiyoruz. Biz sevgi, saygı, birlik tohumları ekmek istiyoruz, dirlik ekmek istiyoruz. Ekmeğimiz büyüsün, mutluluk ve refahımız artsın. Büyüttüğümüz ekmeği ahlaklıca paylaşalım. Karınlarımız doysun. Bize dışarıdan gelen misafirlerimizle de paylaşalım. Paylaştıkça bereket artar. Biz ekmeğimizi paylaşmaya hazırız ama toprağımızı, vatanımızı asla paylaşmayız.' İhsanoğlu programın ardından yürüyerek dinleneceği otele geldi. Sevgi gösterisinde bulunan kişilerle fotoğraf çektirdi. İhsanoğlu her fotoğraf için bir oy istedi. Kentteki bir yerel televizyonun canlı yayınına katıldı. SİVAS, DHA
Ücretsiz Alıp, İnternetten Satıyorlar
Ankara-İstanbul YHT'nin hizmete girmesinin ardından ücretsiz bilet alarak internet üzerinden satmak isteyenlerin biletleri iptal edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara-İstanbul YHT'nin açılışı dolayısıyla 25 'da düzenlenen törende, Ramazan Bayramı'nı da kapsayan bir hafta boyunca biletlerin ücretsiz olacağı müjdesini vermişti. Her kesimden vatandaşın hızlı trenle seyahat edebilmesine imkan vermeyi amaçlayan uygulama fırsatçıları da harekete geçirdi. Bazı kişiler ücretsiz edindikleri biletleri, tüm seferlere ait biletlerin tükenmesini de fırsat bilerek internet üzerinden satışa çıkardı. TCDD'den uyarı TCDD yetkilileri, vatandaşları, bu şekilde satılan biletlerle seyahat edemeyecekleri, bu nedenle biletleri almamaları yönünde uyardı. AA muhabirine, bu şekilde satılmaya çalışılan biletlerin tespit edilerek iptal edildiğini belirten yetkililer, şunları kaydetti: 'Ücretsiz seferler başlamadan önce, yaşanabilecek bu tür sorunları önlemek için bazı tedbirler aldık. Bu çerçevede ücretsiz seferlerin bazı kişiler tarafından suistimal edilmemesi için biletlere isim ve soy ismi yazılıyor. Vatandaşlar YHT'ye binmeden önce de kimlik kontrolü yapılıyor. Bilette yazan isimle kimliğin uymaması halinde, bilet iptal edilerek kişinin trene binmesine izin verilmiyor. Bu durum Ankara-İstanbul YHT'nin açılışından itibaren gar ve istasyonlarda yapılan anonslarla sürekli duyuruluyor ancak uygulamadan haberdar olmayan vatandaşlarımız olabilir.'Milliyet
Kate Moss'un Bodrum Tatili Olaylı Bitti
Ünlü manken Kate Moss Bodrum tatili dönüşü havalimanında biletini unutunca görevlilerle tartıştı. Moss yeni bilet alarak İngiltere'ye uçtu Dünyaca ünlü manken Kate Moss'un Bodrum'daki bir detoks merkezinde tamamladığı tatilinden sonra İngiltere'ye dönüşü olaylı oldu. Bodrum Milas Havaalanına bilet almadan ve alkollü halde geldiği belirtilen Moss, uçak biletini görmek isteyen gümrük görevlilerine sorun çıkardı. Ünlü mankenin gelişiyle hareketlenen havaalanında bulunan diğer yolcular da Moss'u an ve an görüntüledi. VİP YERİNE EKONOMİK BİLET Rahat tavırlarıyla dikkat çeken ünlü manken, görüntüsünü alan çevredeki yolculardan şikayetçi olmadı. Görgü tanıkları Kate Moss'un yetkililere biletini unuttuğunu ve 21.30 uçağı için yeni bir bilet almak istediğini anlattığını ifade etti. Yolculuklarında VIP tercihi önemsemediği belirtilen ünlü güzel, 129 sterlin tutarında bir ekonomi sınıfı bilet alarak diğer yolcularla birlikte kuyrukta bekledi. Uçağın yaklaşık 2 saat 20 dakika rötar yapması sebebiyle tahmin edilenden daha uzun süre beklemek zorunda kalan Moss, çevresindeki yolcularla sohbet etti. Moss'un Londra'daki Gatwick Havaalanı istikametinde havalanan uçağının ardından, olaylı havaalanı macerası sosyal medyada geniş yankı buldu. Milas Havaalanı'nda bulunan birçok yolcunun 'Kate Moss ile az önce aynı havaalanında bekledik' tweetlerinin ardından konuya büyük ilgi duyan İngiliz medyası, haberlerde Moss'a geniş yer verdi. Yedi gün boyunca suit odada kalan Moss'un burada 3 bin 640 euro harcadığı belirtiliyor. Daha önce birçok kez Türkiye'ye tatil için gelen Moss'un plaj kulübünde güneşlendiği sırada çekilen görüntüleri basına yansımıştı.Sabah
Reklam
Ve Arjantin İflas Bayrağını Çekti...
Arjantin kreditörleri ile uzlaşmaya varamadığını açıkladı ve moratoryum ilan ederek borçların geri ödenemeyeceğini duyurdu. Böylece ülke son 13 yılda ikinci kez tahvil borçlarını ödeyemez hale geldi. Arjantin hükümeti, ülkenin tahvillerine yatırım yapan bir grup yatırımcıyla uzlaşma sağlayıp faiz geri ödemelerinde yüzde 70'e varan indirim ve vadenin uzatılması gibi kolaylıklar sağlasa da, bir grup spekülatif yatırım fonu ülkeyle uzlaşmaya yanaşmadı. Uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından Arjantin tahvillerini elinde tutan fonlar ABD'de mahkemeye başvurdu. Mahkeme ise, öarşamba gününe kadar tarafların uzlaşamaması halinde Arjantin'in yükümlü olduğu borcu ödemesi gerektiğine hükmetti. Dün yürütülen görüşmelerden de sonuç çıkmayınca ülke 1,3 milyar dolarlık borcun geri ödenemeyeceğini duyurarak iflas bayrağını çekti. Temerrüt borç alan bir kişinin, kuruluşun ya da ülkenin borçlandığı kişiye verdiği taahhütleri yerine getirememesi durumu olarak tanımlanıyor. Örneğin yatırımcılara tahvil, yani borç senedi satan bir ülke ödemeleri zamanında yapamazsa temerrüde düşmüş oluyor. 'Temerrüde düşme' terimi borçlarını geri ödeyemeyecek duruma gelen ülkeler için de kullanılıyor. Bir ülkenin temerrüde düşmesi durumunda tahvil yatırımcıları ödemelerin acilen yapılmasını talep edebiliyor. Bunun dışında ülke uluslararası piyasalardan borçlanamaz hale gelebiliyor. Bunun sonucunda da kamu çalışanlarının maaşlarının ödenememesine kadar varan bir kriz patlak verebiliyor. Mahkemenin atadığı arabulucu Daniel Pollack dün akşam yaptığı açıklamada, 'Ne yazık ki taraflar uzlaşamadı ve Arjantin şu andan itibaren temerrüde düşmüş oldu' dedi. Arjantin'in borcun yeniden yapılandırılması tekliflerini reddeden yatırım fonları Arjantin hükümeti ve Cumhurbaşkanı Cristina Fernandez de Kirchner tarafından 'Akbana fonlar' olarak tanımlanıyor ve ülkenin zor durumundan faydalanarak kâr etmekle suçlanıyorlar. Ekonomik kriz mi? Arjantin 2001 yılıundaki moratoryum ilanından sonra aynı duruma son 13 yılda ikinci kez düşmüş oldu. Ancak bu kez durumun daha olumlu olduğu belirtiliyor. 2001'de Arjantin hükümeti, vatandaşların bankalardaki mevduat hesaplarını dondurmuş ve para çekmelerine izin vermemişti. Arabulucu Pollack, 'Temerrüdün sonuçlarının tam olarak ne olacağını kestiremiyoruz. Ancak elbette çok pozitif değil' diye konuştu. Kredi derecelendirme kuruluşu Standad & Poor's, Arjantin'in kredi notunu temerrüt seviyesine indirdi ve 'Eğer Arjantin borcunu geri ödemek için bir yol bulabilirse not tekrar yükselir' dedi. BBC Türkçe
Devlet Bahçeli: 'İhsanoğlu Büyük Bir Mutabakatın Sonucudur'
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 'Sayın İhsanoğlu, büyük bir mutabakatın sonucudur. Sayın İhsanoğlu, Türk milletinin, Türkiye’nin, 77 milyonun adayıdır' dedi.İZMİR MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla partisinin İzmir il başkanlığınca Halkapınar Spor Salonu’nda düzenlenen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, bayramların, milli ve manevi hayat bakımından ayrıcalıklı öneme sahip olduğunu ifade ederek, kardeşliği güçlendirdiğini, paylaşmanın güzelliklerini yaşattığını ve sosyal dengeyi tesis ettiğini dile getirdi. Bayramların aynı zamanda, kavuşma ümidi, kaynaşmanın ve 77 milyonun ele ele, gönül gönüle olmasının adı olduğunu belirten Bahçeli, bu günlerde şehit ana ve babalarını, memleket, millet için fedakarlık yapan kahramanların geride bıraktıklarının hatırlamanın herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi. Bahçeli, bayramda yakın coğrafya da yaşanan acılara da işaret ederek, şunları kaydetti: 'Kerkük ağlarken bizler gülemeyiz. Musul, Telafer, Kaşgar, Akmescit inlerken bizler rahat ve huzur bulamayız. Elbette Gazze’nin çığlıklarını da duyacağız. Filistin sokaklarındaki yıkıma duyarsız kalmayacağız. Trablus’un iç çekişini, Halep’in ahını, Şam’ın feryadını, Kudüs’ün zeytin kokulu havasını, Bağdat’ın, Ninova’nın, Tıkrit’in, Samarra’nın, Erbil’in solgun bakışlarını derinlerimizde hissedeceğiz. Babil’in asma bahçelerini, Basra’nın güzelliklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Komşu ülkelerin, eski hakimiyet havzalarımızın istikrara kavuşması için ellerimizi semaya açacağız.' Törene katılanlar ile tüm Türk-İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutlayan Bahçeli, 'Türk yurtları ve tüm insanlık için sevgi, barış ve huzur getirmesini Rabbim’den niyaz ediyorum' dedi. 'Müslümanlar ve Türkler sistematik olarak öldürülüyor' Bahçeli, İslam coğrafyasında vahşet ve karışıklığın hüküm sürdüğünü, Osmanlı hakimiyetinden koparılan topraklarda Müslümanların ve Türklerin sistematik olarak öldürüldüğünü belirterek, bu yapılırken de zalimlerin İslam’a kara çaldığını ifade etti. 'Küresel hesapların, Müslüman varlığına kast ettiğini ama bundan daha kötüsü, bu zulümde bildik işbirlikçilerin zalimlerle kol kola hareket ettiğini' dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu: 'İçimizden devşirilen işbirlikçiler bildik zalimlerle kol koladır. BOP’a Eşbaşkanlık yapan zalim yamağını siz iyi biliyorsunuz. Müslüman kanına doymayan küresel saldırganlara boyun eğen, bölgesel senaryolarda oynatılan malum adamı iyi tanıyorsunuz. İsrail Gazze’yi yakarken, bu adam sadece konuşmuştur. Mısır’da darbe yapılırken, bu adam sadece gürültü çıkarmıştır. İki pilotumuz şehit edilirken, Mavi Marmara’da 10 vatandaşımız katledilirken, Reyhanlı’da 53 vatandaşımız bombalı saldırıya kurban giderken bu adam sadece ipe un sermekle meşgul olmuştur. Bu adam ki, Caber’deki Süleyman Şah türbesi tehdit edilirken sesini çıkaramamış, hatta Türkiye’ye dışarından füze attırıp Suriye’yle savaşa sokmayı bile planlamıştır.' 'Türkiye'nin tarihsel gücü, saygınlığı heba edildi' Bahçeli, cumhurbaşkanlığına aday olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'ye çok şey kaybettirdiğini ileri sürerek, şöyle devam etti: 'Türkiye’nin tarihsel gücü, aday Erdoğan tarafından eritilmiştir. Türkiye’nin saygınlığı, aday Erdoğan tarafından heba edilmiştir. Türkiye’nin milli ve kültürel birikimi, aday Erdoğan’ın hışmına uğramıştır. Aday Erdoğan, tüm komşularla sıfırı tüketmiş, tüm komşularla aramızı açmıştır. Türkiye bölgesinde yalnızlaşmış, içine kapanmıştır. 'Darbeci' diye yaftalanan Sisi, Gazze’de akan kanın durması için mekik diplomasisi yürütürken, Filistin Devlet Başkanı Mısır’a umut bağlamışken, aday Erdoğan günü gün etmiş, yalan ve ikiyüzlülükle vakit geçirmiştir. Aday Erdoğan, İsrail’e önde hakaret ederken, arkada oğlu tıka basa doldurduğu gemileriyle İsrail limanına çoktan yanaşmıştır. Aday Erdoğan, İsrail’i sahnede terör devleti diye suçlarken, perde gerisinde boynundaki Yahudi Cesaret Madalyasını parlatmış, aldığı yüzbinlerce dolarlık ödülü saymıştır. Bir yandan İsrail’i en ağır şekilde eleştiren Erdoğan, diğer yanda jet yakıtı ihraç ederek bu ülkenin ölüm saçan uçaklarını havalandırmıştır. Erdoğan konuştukça batmış, meydanlara çıktıkça bitmiş, maskesi düşmüştür. Türkiye, 12 yıldır silgisi kaleminden önce biten, bir dediği diğerini tutmayan bir adamın elinde israf olmuştur. Erdoğan’da iftira vardır, yalan vardır, gıybet vardır, karartma vardır.' Başbakan Erdoğan'ın, bu süreçte kendilerini, 'İsrail’in işini kolaylaştırmakla suçladığını' hatırlatan Bahçeli, 'Bize İsrail dalkavuğu demek için bir insanın Calut’un soyundan gelmesi, Firavun’un izinden yürümesi yeterlidir. Sözüm ona biz, gündemi Gazze’den alıp başka yerlere çekmek istiyormuşuz. Hatta Türkmen kardeşlerimizi de istismar ediyormuşuz. Erdoğan hakikaten de ruh sağlığını acilen gözden geçirmelidir. İsrail’in işini kolaylaştıran, Siyonizme bekçilik yapan, büyük İsrail hedefine hizmet eden, füze savunma sistemiyle İsrail’e koruma kalkanı inşa eden kendisi değilmiş gibi konuşmaktadır. Yani yavuz hırsız ev sahibini bastırma teşebbüsündedir' ifadelerini kullandı. Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, 'geceler boyunca tek endişesinin Filistin olduğunu' söylediğine de işaret ederek, şöyle devam etti: 'Hal böyleyse Erdoğan’ın elini tutan yoktur. Önünde engel de bulunmamaktadır. Çoluğunu çocuğunu, villadaki ganimetleri gemilerinden birisine yükleyip İsrail’in izin ve icazetiyle hemen Gazze’ye iltica etmelidir. Madem tek endişesi, tek derdi Filistin’dir, o halde aday Erdoğan derhal Türkiye’yi terk etmeli, Hamas’a katılmalıdır. Dikkatinizi çekerim ki, bizim Erdoğan’dan en bariz farkımız burada ortaya çıkmaktadır. Biz de Filistin’e üzülür, sıkılır ve yanarız; fakat geceler boyunca Türkiye’yi, Türkmenleri ve Türk milletini düşünür, bunlarla ilgili kaygı taşırız. Aday Erdoğan, Gazze’yi milli mesele gördüğünü açıklamaktadır. Sanki Türkiye’nin milli meselelerini benimsemiş ve savunmuş gibi sırayı Gazze almıştır.' Başbakan Erdoğan'ıın millilikten anladığı tek şeyin, sandıkta ortaya çıkan millilik olduğunu, bir insanın milli olabilmesi için öncelikle vatana, millete ve bayrağa şaşı bakmaması gerektiğini söyleyen Bahçeli, 'Bir insanın milli olması için gayri milli unsurlara eğilip diz çökmemesi şarttır. Kozmopolit perişanlıktan millik çıkmaz, kaos tüccarına, Türk düşmanına, kimlik hasmına, Mustafa Kemal’e ayyaş diyen, TC’ye kasteden, Türklüğü etnik seviyeye indirmeye yeltenen bir şahsiyete milli değil, militanlaşmış milliyetsiz denir' ifadelerini kullandı. IMF borçlarının ödenmesi Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarında kimi zaman kendilerini itham ederek, milliyetçiliği 'IMF borçlarını ödemek, dış yükümlülüklere karışı Merkez Bankası kasasında tutulan rezerv artışı ile kimin cebine gittiği muamma olan milli gelir artışı' olarak tasvir ettiğini savunarak şunları söyledi: 'Bunları söylerken, Türkiye’yi kaçakçılara, kara paracılara, altın hırsızlarına, sıcak paracılara, ekonomik tetikçilere, para baronlarına, faiz ve rant merkezlerine teslim etmesinin ne anlama geldiğini itiraf edememektedir. Bunun adı, Türk milletinin topluca yoksullaşması, işsiz kalması ve ekmeğinden olmasıdır. Gelen sermayeden daha fazlasının çıkmasını sağlayan ekonomik sömürü düzeninin bir ucunda küresel para babaları, diğer ucunda ise aday Erdoğan ve yandaşları vardır. Şu hazin gerçeğe bakınız ki, İsrail Kürdistan’ı teşvik edip bağımsızlığını özendirirken, Erdoğan nedense hiç rahatsız olmamıştır. Çünkü aday Erdoğan, Öcalan, Anglo-Sakson komplo, Barzani ve Netanyahu, Tarihi Şark Meselesi Ligi’nin Kürdistan sahasında ter akıtan beş oyuncusudur. Erdoğan Rabia işaretindeki başparmağı da açarsa işlem tamam olacak, hem rüşvet kadrosunun, hem de Kürdistan korosunun niyet ve sayısı tam olarak deşifre olacaktır.' Mehmet Akif Ersoy'un, 'Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez' sözlerine atıfla kötülüğün kaybetmesi için iyilerin bir arada olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, 10 Ağustos'ta Türkiye'yi tarihi bir sınavın beklediğini söyledi. Bahçeli, 10 Ağustos'un, iyinin, doğrunun, temizin, güzelin, hidayet ve hikmetin belini doğrultması için çok önemli bir karar anı olacağını ifade ederek, şöyle konuştu: 'Türk milleti 12’nci Cumhurbaşkanını, aracısız seçecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin zirve noktasına yepyeni ve taptaze bir şuur gelecektir. Dileğim, bu seçimin, herhangi bir gerginliğe, herhangi bir taşkınlığa ve krize meydan vermeden demokratik olgunlukla yapılmasıdır. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’dur. Sayın İhsanoğlu, büyük bir mutabakatın sonucudur. Sayın İhsanoğlu, Türk milletinin, Türkiye’nin, 77 milyonun adayıdır ve cepheleşmeye karşı birlikte yaşamın, yasaklara karşı özgür tavrın, baskıya karşı demokrasinin, yozlaşmaya karşı milli kültürün, yolsuzluğa karşı dürüstlüğün, yandaşlığa karşı milletin ortak vicdanıdır. Sayın Cumhurbaşkanı adayımız, geniş ve samimi nitelikli söz ve ağız birliğinin sapasağlam kararıdır.' Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı'nın bulunduğu Çankaya'nın, Mustafa Kemal'in ve Kurtuluş Savaşı'nın aziz hatırası olduğunu, Konak’ta çekilen ilk bayrağın, milli mücadele yolunda sıkılan ilk kurşunun, Samsun’da atılan ilk adımın, Amasya’dan yayımlanan ilk tamimin, Erzurum’da toplanan ilk ulusal kongrenin özü ve özeti olduğunu dile getirdi. 'Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşliğimizin simgesidir' Bir kişinin cumhurbaşkanı olabilmesi için öncelikle bunu bilmesi gerektiğini savunan Bahçeli, şunları kaydetti: 'Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşliğimizin simgesidir. Milli ve üniter devlet yapımızın teminatıdır. Cumhurbaşkanı dış dünyaya dönük yüzümüz, içimize dönük birlik sancağımızdır. Çankaya’nın duvarlarında hala Sakarya Zaferi’nin sevinçleri çınlamaktadır. Büyük Taarruz ve Dumlupınar’ın sımsıcak anıları Çankaya’dan buram buram tütmektedir. Türkiye’yi kuran ve kurtaran milliyetçilerin kutlu hatıra ve mirası Çankaya’nın ruhunda toplanmıştır. Bunları bilmeyen adamdan Cumhurbaşkanı olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’ne adı konmamış savaş açan gafil ve cahile cumhurbaşkanı olmak düşmez.' Bahçeli, cumhurbaşkanı adayı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 17-25 Aralık’ta düzenlenen operasyonlarda suçüstü yakalandığını ileri sürdüğü konuşmasında, 'Aday Erdoğan, sırtında 17-25’in kamburuyla Çankaya yokuşunu çıkamayacak, 10 Ağustos’ta nefes yetmezliğinden kaybetmeye mahkum olacaktır' dedi. Başbakan Erdoğan'ın, '17-25 Aralık operasyonlarını topluma, darbe girişimi, Pensilvanya’nın Türkiye’yi susturma girişimi ve ulusal güvenliğe, milli bekaya ve sözde çözüm sürecine suikast olarak göstermeye çalıştığını, tüm bunların sorumlusu olarak da bir 'paralel yapılanmayı' işaret ettiğini' dile getiren Bahçeli, şöyle davam etti: 'Karşımızda darbe değil, rüşvetçiler ve rüşvet suçu vardır. Karşımızda tezgah, oyun, senaryo değil; yolsuzluğa çakılmış, harama sapmış hükümet durmaktadır. Erdoğan ister hakim ve savcıları kıyıma uğratsın, ister emniyetin altını üstüne getirsin. İster inlerine gireceğiz desin, ister hainler, vaiz lobisi, faiz lobisi, virüsler, haşhaşiler sözleriyle avunsun. Erdoğan, 17-25 Aralık'ın hesabını er yada geç verecektir. Bugün değilse de çok yakın zaman içinde adaletin huzuruna kuzu kuzu çıkacaktır. Erdoğan’a göre en rahat yer cezaevidir. Hatta yüce kitabımız Kuran’ın sakince okunacağı yer olarak cezaevini göstermiş, demir parmaklıkları övmüştür. Madem böyledir; Erdoğan’a önerim şimdiden kendisine bir kitap çantası hazırlaması, çıkacağı uzun yolculuk için şimdiden hazırlanmasıdır.' Bahçeli, 10 Ağustos'ta yapılacak seçimde milletin kazanacağını, milli ruhun silkinip ayağa kalkacağını ifade ederek, partililere ve seçmenlere şöyle seslendi: 'Hep birlikte sandığa gidelim, sandığa sahip çıkalım, oyumuzu mutlaka kullanalım, eşimize, dostumuza, yakınımıza oy kullandıralım. Tatil mevsiminde rehavete kapılmayalım. Şu bayram gününde, gelin ekmek için Ekmeleddin Bey’de söz keselim. İçeride huzur, dışarıda itibar için Ekmeleddin Bey diyelim. Ekmeği bütün Ekmeleddin Bey’i cumhurbaşkanı olarak seçelim. Ekmekle oynayanlara değil, ekmeği çoğaltanlara destek verelim. Ekmeğimize kan doğrayanların değil, ekmeğimizi büyütmeye aday olan Ekmel Bey’in önünü açalım. Ekmeleddin Bey varken, cumhurbaşkanlığı makamı '17-25 Erdoğan’a yakışmaz. Ekmeleddin Bey dururken, hain emeller Çankaya’ya çıkamaz. Biliniz ki 10 Ağustos’ta, ya ekmek kazanacak ya da ekmeksizler ekmek çalmaya devam edecektir. Ya doğruluk kazanacak ya da hırsızlar Çankaya’yı mesken tutacaktır. Ya millet kazanacak ya zillet sökün edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin düzlüğe çıkması, gerçek ve sağlıklı bir değişimin olması, dengeli bir dönüşümün filizlenmesi için Ekmel Bey, cumhurbaşkanı olmalıdır. Bunun için herkes, her dava arkadaşım geceyi gündüze katmalıdır.' Vatandaşlardan açıklanan anket sonuçlarına da itibar etmemelerini isteyerek, 'Siz aldanmayın algı operasyonlarına. Siz bakmayın yandaşlar ne yazmış, siz aldırış etmeyin havuz medyası ne söylemiş. Allah’ın izniyle 10 Ağustos’ta Çankaya hak eden konuğuyla tanışacaktır ve 12’inci Cumhurbaşkanımız Sayın Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu olacak, Cumhuriyet kurtulacaktır' dedi. Bahçeli, konuşmasının ardından partilerle tek tek bayramlaştı. Muhabir: Ufuk KırabalıAA
Erkeklerin Hoşlanmadığı Kadın Tipleri
Bütün erkekleri aynı kefeye koymak olmaz ancak burada bahsedeceğimiz kadın tipleri hemen hemen bütün erkekler tarafından itici bulunmuş. Bu kadınlardan bazılarına kendinizi yakın hissediyorsanız işiniz biraz zor olabilir, bizden söylemesi… Karşınızda, erkeklerin hoşlanmadığı kadın tipleri! Bakımsız Kadınlar Saçının dip boyası gelmiş, tırnağında yarısı çıkmış ojeyle dolaşan, epilasyondan hoşlanmayan kadınların erkekleri kaçırdığı bir gerçek… Özellikle kişisel hijyenden yoksun, kilosuna dikkat etmeyen ve vücuduna bakmayan kadınlardan hoşlanmıyorlar. Moda Kurbanları Ne modaysa kendilerine yakışıp yakışmamasına aldırmadan giyinip ortaya çıkan kadınlar erkeklere itici geliyor. Bihter çizmesi ve geyikli tayt gibi akımlara kapılıyorsanız dikkatli olmanızda fayda var. Erkek Fatma’lar Bol küfürlü konuşan, hitap olarak “abi” kelimesini dilinden düşürmeyen, futbol fanatiği olan ve vücut geliştirme ile ilgilenen kadınlar, erkeklere haliyle itici geliyor. Erkekler neden kendilerine benzeyen biriyle birlikte olmak istesinler değil mi? “Ben hiç anlamam” ya da “Ben hiç bilmem”ciler Bu tarz kadınlarda bilgiye karşı anlaşılmaz bir korku vardır. Ekonomi, siyaset, felsefe gibi alanlarda fikir beyan etmek şöyle dursun bu konularda bir şey öğrenmekten de korkarlar. Bu kadınların bazıları yemek yapmayı bilmemekle övünebilirler. Ancak bu tarz kadınlardan erkeklerin arkalarına bile bakmdan kaçtığı da bir gerçek. Yapma Bebekler Takma kirpik, takma saç, takma tırnak, renkli lensler, botoks, estetik ameliyatlar… Ek olarak aşırı makyaj yapan kadınlar da bu listenin başında yer alıyor. Kıskanç Sevgililer Sevgilisi erkek arkadaşlarıyla maça gittiğinde bile 10 kere arayan, ayrı olduklarında yanında kız olmadığına dair kanıt isteyen, eline geçen her fırsatta erkek arkadaşının telefonunu karıştıran “aşırı” kıskanç kadınlar da en baştan kaybediyor. “Para para para” Kadınları Bir diğer adları “zengin erkek avcısı”dır. Erkeğin parası her şeyin öncesinde gelir. Bu tarz zihniyeti olan kadınlardan erkeklerin uzak durduğu bir gerçek. Erkekler artık kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadınlardan hoşlanıyor.
Reklam
Erkekleri Mutlu Eden Kadın Özellikleri
Çekicilik Bir erkeğin sizi fark etmesini sağlayan ilk nokta dış görünüşünüzdür. Onu etkilemeniz için gereken ilk şey de haliyle biraz çekiciliktir! Bunun için olağanüstü bir çabaya gerek yok. Bakımlı ve kendinden emin bir ifadeye sahip olmanız, sizi yeteri kadar çekici kılacaktır çünkü… “Kendinden emin” tanımını kesinlikle ukalalık ya da havalı davranmak olarak algılamayın. Mesela aranızda kendinizi ifade etmenizi engellemeyecek kadar mesafe bırakın. Gizemli durmanızda ve her şeyi apaçık konuşmamanızda yarar var. İdeal vücut Karşınızdaki erkeğin sizde ikinci olarak dikkat edeceği şey vücut hatlarınızdır. Göğüsleriniz, kalçanız ya da boyunuzun uzunluğu onu cezbedebilir. İdeal vücut hatları olarak yorumladıkları 90-60-90’a yaklaşabiliyorsanız, zaten birçok rakibinizi geride bıraktınız demektir. Ancak unutmayın ki bazı erkeklerde ideal vücut anlayışı değişir. Kısa boylu, küçük göğüslü ya da çok uzun boylu olmanız tercih sebebi olabilir; o da sizin şansınıza kalmış! Güzel bir yüz Sıra geldi yüzünüze… Tanıştığınız erkeğin yavaş yavaş incelemeye başladığı yüzünüzün doğal bir güzelliğinin olması, gözlerinizin, kulaklarınızın ve burnunuzun yüzünüzle orantılı olması, sizi bu elemeden geçirecektir. Gözlerinizin ve dudaklarınızın güzelliği, bu aşamada ayrı bir önem taşır. Dudak kalınlığınız, konuşurken kullandığınız mimikler, gözlerinizin iri ya da ufak olması yine tercihleri etkileyecektir. Tutku Bunca adımdan sonra partneriniz sizden tutku ve şehvet de bekleyecektir. Kendisine pozitif yaklaşmanız, birlikte olduğunuzun her anı keyifli kılmanız iyi olur. Bu şartlar altında yanınızdaki erkek, en mutlu erkek sayılabilir. Saygı Diğer hemcinslerinin yanında onu küçük düşürecek şakalar yapmanız büyük dezajantaj! Erkekler böyle bir hareketi saygısızlık olarak yorumlar. Gözündeki değerinizin azalmasını istemiyorsanız, ona başkalarının yanında saygılı davranmalı, hatta arada bir pohpohlamalısınız. Espri anlayışı Karşınızdaki erkeğin yüzünü güldüren her şeye iyi bir tepki vermelisiniz. Eğer çok şakacı bir insan değilse, zaten bu kadar gülümsemesine saygı göstererek sizin de gülmeniz bir jesttir. Hele de yaptığı kötü esprilerde bile ona iyi tepkiler vermeniz, kendisini yanınızda rahat hissetmesini sağlayacaktır. Eğer güldüren kişi sizseniz, arkadaşlarının en sevdiği insan olabileceğinizden sizi asla yanından ayırmayacaktır. Zeka ve kendine güven Zeki kadın genellikle erkekler için problemdir, ama bu sadece kısa süreli ilişkiler için geçerlidir. Eğer karşınızdaki erkek uzun süreli bir ilişki arayışındaysa, zeki olmanız ve kendinize güvenmeniz sizi daha çekici kılacaktır. Dürüstlük ve güven Karşınızdaki adamın uzun süre yanınızda olmasını istiyorsanız, önce ona güvenmeli ve kademeli olarak dürüst olmalısınız. Bu kelimeden kasıt, eskide kalan ilişkilerinizi ve kötü anlarınızı ilk günlerde anlatmamak, birbirinizi tanıyıp ne kadar güvenebileceğinizi anladıktan sonra aşama aşama paylaşmaktır. Erkek kendine güvenen ve dürüst bir kadınla birlikte olmaktan mutlu olacak, hatta size söylemese de sizinle gurur duyacaktır. Altın gibi bir kalp Erkeklerin kötü günlerinde kadınlar genellikle gündelik planlarını uygulamaya devam ederler. “Ne, neden, niçin, neyin var” gibi soruları kullanmadan kendilerini anlayacak bir kadına ihtiyaç duyan erkekler, böyle birini bulduklarında ise asla bırakmak istemezler. Ve tabii ki aşk! Bazı erkekler ilk üç maddede mutluluğu yakalarken, çoğu erkek ise aşk arar. Kendisine sadık, çekici, tutkulu, güzel, güvenilir, şefkatli ve en önemlisi kendisine aşık bir kadın bulduklarında, aradıkları mutluluğu bulmuş olurlar. Ancak bunların hepsinin bir arada bulunduğu bir kadın bulmak oldukça zor olduğundan, genellikle karma 5 şık ile uzun süre hayatlarına devam ederler!
Fatih Akın'a Hamburg Film Festivali'nde Ödül
Yönetmen, senarist ve yapımcı Fatih Akın, Hamburg Film Festivali'nde Douglas-Sirk Ödülü 2014'e layık görüldü. Wiederspiegel, yönetmen Akın'ın sadece Almanya'daki Türkiye kökenliler için bir örnek olmadığını, özel bir ekol oluşturduğunu belirtti. Fatih Akın'ın filmlerinin ağırlıklı Hamburg'da oynadığını hatırlatan Wiederspiegel, Akın için 'Şehrimizin, sinemanın dünya haritasında yer almasını sağlıyor' ifadelerini kullandı. Douglas-Sirk Ödülü, Hamburg'da doğmuş yönetmen Douglas Sirk'in ismini taşıyor ve 1995 yılından beri film kültürüne destek sağlayan kişilere veriliyor. Hamburg doğumlu olan Fatih Akın'a, ödülü, yeni filmi 'The Cut'ın 27 Eylül'de Almanya galasında verilecek. Fatih Akın, başrollerinde Meltem Cumbul, Güven Kıraç, Sibel Kekilli ve Birol Ünel'in yer aldığı Duvara Karşı (Gegen Die Wand) isimli projesiyle 2004'te Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü'nü kazanmıştı. Fatih Akın, bu yıl 71.'si düzenlenecek olan Venedik Film Festivali'nde 'The Cut' filmi ile 'en iyi film' başta olmak üzere birçok kategoride yarışacak.Al Jazeera
Reklam
Haşmetli Devletimizden 25 Fantastik Açıklama
etiket
'TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman 'Bizim hızlı trenimiz yok, bu normal tren. Ama 'normal tren yaptık gelin binin' desek ilgi çekmezdi. Hızlandırılmış tren diyerek, yolcu ilgisi çekildi. Bunda da başarılı olundu' dedi. ' 09 Ağustos 2004 - [Haberin Tamamı]
Game of Thrones için Azor Ahai Teorileri (!!! ağır spoiler içerebilir)
       Öncelikle kitap serisinin ismi A Song of Ice and Fire Song (Buz ve Ateşin Şarkısı) olmasına rağmen insanlar arasında daha çok serinin ilk kitabının ismiyle anıldığı için başlıkta Game of Thrones ismini kullandım. Şimdi öncelikle nedir bu Azor Ahai onunla başlayalım. Azor Ahai, Aegon'un Karaya Çıkışı'ndan yaklaşık 8000 yıl önce yaşamış efsanevi bir kahramandır. Uzun Gece'nin ortasında Ötekiler'i yendiği kılıcı Işık Getiren'i kullandığı söylenir. Kralların Çarpışması kitabında Salladhor Saan Işık Getiren'in dövülme hikayesini şöyle anlatır:    ''Dünyanın karanlığa gömüldüğü zamanlardı. Karanlığın karşısına dikilecek kahramanın daha önce hiç görülmemiş emsalsiz bir kılıcı olmalıydı. Azor Ahai, otuz gün otuz gece hiç uyumadan tapınakta kaldı ve kutsal ateşte bir kılıç dövdü. Erit, döv, katla. Erit, döv, katla. Kılıç tamam olana kadar. Ama soğutmak için suya soktuğunda çelik parçalara ayrıldı.    O bir kahramandı, baştan başladı. Bu sefer tam elli gün elli gece tapınakta kaldı ve dövdüğü kılıç, ilkinden daha iyi görünüyordu. Azor Ahai bir aslan yakaladı, çeliği hayvanın kalbinde soğutacaktı ama kılıç canavarın kalbine değer değmez yine parçalara bölündü. Azor Ahai'nin kederi büyüktü, ne yapması gerektiğini bilmiyordu.    Üçüncü gün, kılıç için yüz gün yüz gece çalıştı. Kılıç, kutsal beyaz alevler içinde parlarken karısını çağırdı. 'Nissa Nissa' diye seslendi kadına, karısının adı buydu. 'Göğsünü aç ve seni bu dünyadaki her şeyden daha fazla sevdiğimi unutma.' Kadın, adamın dediğini yaptı ve Azor Ahai sıcak çeliği karısının kalbine sapladı. Kadının içindeki bütün kan, bütün cesaret, bütün güç çeliğe aktı ve Işık Getiren yaratıldı.''Kehanete göre, Asshai'nin eski kitapları uzun yaz mevsiminin ardından gelecek olan günü anlatır. O gün yıldızlar kanayacak ve soğuğun ağır nefesi dünyanın üstüne çökecek. O dehşet dolu gün geldiğinde, bir savaşçı alevlerin arasındaki kılıcı çekecek. O kılıç Işık Getiren'dir. Kahramanların Kızıl Kılıcı'nı tutan adam, Azor Ahai'nin yeniden hayata gelişi olacak ve karanlık onun ardında kalacak. Vadedilmiş Prens, Işık Getiren'i bir kez daha ellerine alacak ve Ötekiler'e karşı kullanacak eğer o yenilirse dünyada onunla birlikte düşecek. Ve yine kehanete göre bu Vadedilmiş Prens kanayan bir yıldız altında, tuz ve dumanın içinde doğacaktır.
Türkiye'de Balayına Gidilecek En İyi 10 Yer
Unutulmaz bir balayı geçirmek her yeni evli çiftin hayalidir. Genellikle çiftlerin tercihi yurt dışı olsa da yurt içinde de unutulmaz bir balayı için çok sayıda alternatif bulunuyor. İşte Türkiye'de balayı için gidilebilecek yerler;Kaynak: Birinfo - Bilgi İçerikli Medya Platformu
Startup İstanbul İçin Geri Sayım Başladı
İnternet ekosisteminin Türkiye ve dünyadaki etkili aktörlerinin katıldığı, bölgenin en önemli girişimcilik etkinliklerinden Startup İstanbul için kayıtlar ve erken bilet satışları başladı. Teknoloji ve internetle ilgili şirket kuran girişimcileri hızlandıran ve erken aşama yatırımlarını yapan Etohum, bu yıl bir kez daha dünyanın girişimcisini ve yatırımcısını Startup İstanbul çatısı altında topluyor. 30 Eylül’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi sarayında gerçekleşecek olan etkinlik, 40 ülkeden 100’ü aşkın girişimci ve 200’den fazla yatırımcıyla yaklaşık 1000’in üzerinde katılımcıyı ağırlayacak. Amerika ve Avrupa’dan yatırımcıların ve konuşmacıların katılacağı konferansta, dünyanın en büyük hızlandırıcıları olarak bilinen 500 Startups, YCombinator, Kissmetrics, Blablacar, Twitter, Udemy, Aramex, Endeavor, Wayra, Startup Wise Guys, Plan9, Flat6labs, Eleven, Microsoft Ventures gibi şirketler de, sunum ve oturumlar aracılığıyla girişimcilerle buluşacak. Startup İstanbul’un belli olan ilk konuşmacıları ise şöyle: Neil Patel – Kissmetrics Michael Seibel – YCombinator Nicolas Brusson – Blablacar Chris Chabot – Twitter Marvin Liao – 500Startups Hanan Lavy – Microsoft Ventures Fadi Ghandour – Aramex Prof. Erhan Erkut – MEF Üniversitesi Gary Stewart – Wayra Eren Bali – Udemy Vitaly Golomb – CEED Valley Ventures Mike Reiner – Startup Wise Guys Allen Taylor – Endeavor Bas Van den Beld – Stateofdigital Adam Berk – Entrepreneurial Science Steven Seggie – Özyeğin Üniversitesi Stuff
Reklam