onedio
ABD Açık Başlıyor
İlk kez 1881 yılında düzenlenen, sezonun dördüncü ve son 'grand slam' tenis turnuvası ABD Açık'ın ana tablo maçları yarın (25 Ağustos Pazartesi) TSİ 18.00'de ABD'nin New York kentinde başlayacak. Avustralya Açık, Fransa Açık (Roland Garros) ve Wimbledon ile tenis sezonunun en önemli dört turnuvasından biri olan ABD Açık, bu yıl 25 Ağustos-9 Eylül tarihlerinde 134. kez organize edilecek.2014 ABD Açık'ta toplam 38 milyon 251 bin 760 dolar ödül dağıtılacak. Turnuvanın, 7 Eylül'de yapılacak tek kadınlar ve 9 Eylül'de oynanacak tek erkekler finalini kazananlara verilecek para ödülü, 2,6 milyondan, 3 milyon dolara yükseldi. DJOKOVIC 8. ZAFER İÇİN KORTA ÇIKACAK Kariyerinin ABD Açık'taki tek şampiyonluğunu 2011 yılında kazanan erkekler dünya sıralamasının 1 numarası Sırp Novak Djokovic, 8'inci 'grand slam' şampiyonluğu için korta çıkacak. Bu yıl Wimbledon'da zafere ulaşan Sırp tenisçi, ilk turda 22 yaşındaki dünya 80'incisi Arjantinli Diego Schwartzman'ın rakibi oldu. FEDERER ÜST ÜSTE 5 KEZ KAZANDI Turnuvayı 2004-2008 arasında üst üste 5 kez kazanan 2 numaralı seribaşı İsviçreli Roger Federer, ilk maçını, dünya sıralamasının 77. basamağındaki Avustralyalı Marinko Matosevic ile oynayacak. 2012'den bu yana 'grand slam' şampiyonluğuna hasret kalan 'Fedex', Wimbledon'da çok yaklaştığı 18. 'grand slam' zaferi için ilk olarak çeyrek finaldeki muhtemel rakibi 7 numaralı seribaşı Grigor Dimitrov'u elemek zorunda. KADINLARDA FAVORİ ÇOK Tek kadınlarda son 2 yılın şampiyon ve 1 numaralı seribaşı Serena Williams, bu yıl hiçbir 'grand slam'de son 8'e kalmayı beceremese de seyircisi önünde sezonu şampiyonlukla kapatmanın planlarını yapıyor. Buraya Cincinnati Turnuvası'nı kazanarak gelen ABD'li sporcu, ilk turda 18 yaşındaki dünya 103'üncüsü vatandaşı Taylor Townsend ile eşleşti. HALEP KAZANIRSA ŞAŞIRMAYIN Kariyerinin 'altın' yılını yaşayan 22 yaşındaki 2 numaralı seribaşı Simona Halep, Fransa Açık'ta çok yaklaştığı ilk 'grand slam' şampiyonluğunun peşinde olacak. Rumen tenisçi, 2014 ABD Açık serüvenine, evsahibi ülkeden Danielle Collins karşısında başlayacak. MARIA, MARIA'YA KARŞI 2006 şampiyonu ve 5 numaralı seribaşı Maria Sharapova, ilk karşılaşmasını vatandaşı Maria Kirilenko ile yapacak. Sharapova, çeyrek finale kadar yükselmesi durumunda büyük ihtimalle karşısında Halep'i bulacak. Halep gibi bu yıl gösterdiği performansla dikkatleri üzerine çeken 7 numaralı seribaşı Eugenie Bouchard da ilk turda Belaruslu Olga Govortsova'nın rakibi oldu. NADAL VE LI KATILMIYOR Tenisseverler, bu yılki ABD Açık'ta erkekler dünya sıralamasının 2 numarası İspanyol Rafael Nadal'ı izlemekten mahrum kalacak. Kadınlarda ise bu yıl Avustralya Açık'ı kazanarak sezona iyi bir başlangıç yapan dünya 3 numarası Çinli Li Na, sağ dizindeki sakatlık nedeniyle Flushing Meadows'a gelemeyecek. ABD AÇIK'IN 'EN'LERİGeçen yıl tek erkeklerde İspanyol Rafael Nadal, tek kadınlarda ise ABD'li Serena Williams'ın şampiyon olduğu ABD Açık'ta, tek erkeklerde ABD'li Richard Sears, Bill Tilden ve Bill Larned 7'şer kez şampiyonluğa ulaşırken, tek kadınlarda Norveç ile ABD vatandaşı Molla Bjurstedt Mallory 8 kez kupayı kaldırdı.Aksam
Hürriyet'in Yeni Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin Oldu
Enis Berberoğlu 'nun yaklaşık 5 yıl sürdürdükten sonra 8 Ağustos'ta istifa ettiği Hürriyet Genel Yayın Yönetmenliği'ne, gazetenin yazarlarından Sedat Ergin getirildi. Hürriyet yönetiminin duyurmaya hazırlandığı kararla Genel yayın Yönetmenliği'ne getirilen Sedat Ergin'in Hürriyet'teki ilk görevi Washington Temsilciliği olmuştu. Daha sonra Hürriyet Ankara Temsilciliği'ne getirilen Ergin, 2005 yılına kadar bu görevi sürdürdü. Ergin, Ekim 2000'de Milliyet Genel Yayın Yönetmenliği'ni üstlenen Mehmet Y. Yılmaz 'ın, Hanzade Doğan Boyner ile görüş ayrılığı yaşaması üzerine Nisan 2005'te bıraktığı bu göreve getirildi. Ergin'in Milliyet Genel yayın Yönetmenliği görevinden, yaklaşık 4,5 yıl sonra, 2009 Eylül ayı sonunda alındı. Milliyet gazetesi Doğan grubu bünyesindeyken yapılan bu oprerasyonun ardından tekrar Hürriyet'e dönen Ergin, köşe yazarlığını sürdürdü. Son kararla; Sedat Ergin, Hürriyet Ankara Temsliciliği görevinde selefi olan Berberoğlu'nun Hürriyet Genel yayın Yönetmenliği görevinde halefi olmuş oldu. Hem Enis Berberoğlu, hem de Sedat Ergin, T24 yazarı Hasan Cemal 'in Cumhuriyet Genel yayın Yönetmenliği görevi sırasında Cumhuriyer Ankara Bürosu'nda ekonomi ve diplomasi muhabiri olarak çalışmışlardı. Ergin, Cemal'in Cumhuriyet Ankara Temsilciliği sırasında Cumhuriyet gazetesi Ankara Bürosu'nda çalışmaya başlamıştı.T24
Ankara Girişimcilik Ekosisteminde Neler Olduğunu Anlamak İçin Takip Edilmesi Gereken 6 Kurum !
“Connection Raiser”, Ankara Girişimcilik Ekosistemi'nde bulunan çeşitli oyunculardan oluşan girişimci, öğrenci ve kurumsal çalışan yani bu işe gönül vermiş herkesin bulunabileceği bir yapıdır. Connection Raiser ekibi, ortak bir akılla oluşturulan aksiyon planları çerçevesinde yaptıkları 'Coffee Talks' ve 'Startup Hour' gibi etkinliklerle  Ankara Girişimcilik Ekosistemi'ni kalkındırmayı amaçlamaktadır. Web: http://www.connectionraiser.com/Facebook: https://www.facebook.com/connectionraiserTwitter: https://twitter.com/connectionraisr
Türkiye, Silah ve Teknoloji'de Dünya Sekizincisi Oldu
Dünyanın en güçlü orduları, silah teknolojileri, insan güçleri ve daha birçok etkenlerin yer aldığı dünya sıralamasında Türkiye 8.sırada yer aldı. Dünyada ekonominin en temel güçlerinden birisi ağır sanayinin alanlarından olan savunma sanayisidir. Birçok ülkenin kendi ülkesinin güvenliğini sağlamak amacı ile bu teknolojilerden faydalanarak kendi savunma ve saldırı sanayilerini oluşturuyorlar. Özellikle gelişmiş olan ülkeler asker sayılarında sürekli olarak küçültmeler sağlayarak Hava Kuvvetleri ve Donanma sanayilerine çok büyük bütçeler ayırıyorlar. Hal böyle olunca dünyada yer alan teknolojilerin ve bütçelerin ülkelerin sıralamalarına ne kadar katkıda bulunduğunu çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Türkiye’nin 8.sırada yer aldığı dünyada yayınlanan resmi açıklamalara göre Türkiye’nin en az bütçe ile diğer ülkelere nasıl kafa tuttuğu görülebiliyor. EN AZ BÜTÇE İLE TÜRKİYE 8.SIRADA YER ALIYOR Yayınlanan listede ABD ‘nin birinci olduğu, Rusya’nın ise hemen ardından ikinci olduğu listede Türkiye ise 8.sırada yer alıyor. Fakat bu sıralamada yer alan Türkiye’nin en büyük özelliği ve dikkat çeken yanı, en az bütçe ile birlikte bu şekilde ilk 10 içerisinde yer aldığı görülüyor. PCHOCASI
Öğrenciler Süper Kahramanlar Tasarladı
İEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Tasarım Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKOTAM) tarafından İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü desteğiyle gerçekleştirilen ve 66 farklı katılımcının yer aldığı yarışmada, birinciliği Vali Vecdi Gönül Anadolu Lisesi Öğrencisi S. Dilara Vollack kazandı. Yarışmada, ikinciliği Bayraklı Ali Osman Konakçı Kız Teknik ve Meslek Lisesi’nden Gamze Akbulak, üçüncülüğü de Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi’nden Kadri Demircan Kaçel aldı. Gençler, kuraklık ve radyoaktiviteyi önleyecek, çevre dostu kahramanlar üzerinde durdu.EKOTAM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Can Özcan, düzenledikleri yarışma ile gençlerin kendi bakış açıları ve hayalleriyle tasarım dünyasına ilk adımlarını attıklarını ifade etti. Özcan, gençlerin sosyal sorumluluk duygusuyla dünyayı daha yaşanabilir kılmak adına tasarımın gücünü kullanmalarının önemine dikkat çekti.-Haziran
Reklam
Focus Dergisi: 'Almanya, Türkiye'yi 1976’dan Beri Dinliyor'
Focus Dergisi, Almanya Federal Haber Alma Teşkilatı BND’nin Türkiye’yi 1976’dan beri dinlediğini yazdı. Dinlemelerin nedeni ise insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve terörizm... Dergi'nin haberine göre, BND dönemin başbakanı Helmut Schmidt’in izniyle Türkiye’yi dinlemeye almış. Bugünkü dinlemelere ise meclis komisyonunca karar verildiğini belirten Focus, dinleme iznini veren komisyonun Başbakanlık, Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ekonomi bakanlığı uzmanlarından oluştuğunu belirtti.Meclisteki Birlik Partilerinin (CDU/CSU) iç politika uzmanı Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Milletvekili Hans-Peter Uhl “BND’nin Türkiye’yi dinlemek için yeterli nedenleri var” derken, ‘insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve terörizmi’ nedenler olarak saydı. Uhl, “AB adayı Türkiye’den bize neler gelebileceğini mutlaka bilmek zorundayız” dedi.Milliyet
Yeni Kabine Nasıl Oluşacak,  Kimin Yerine Kim Gelecek?
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ’nun AKP Genel Başkanlığı adaylığının ilanının ardından gözler yeni kabineye çevrildi. Kulislerde, seçimlerin zamanında yapılması halinde 10 ay işbaşında kalacak yeni hükümetin, partide olası bir ‘ak saçlılar-gençler’ krizine yol açmaması için ‘denge kabinesi’ olacağı belirtiliyor. Çözüm süreci ve ekonomi yönetimleri korunurken, yer değişiklikleri de dahil 4-8 isimle sınırlı bir değişiklikten söz ediliyor. Nuray Babacan ve Turan Yılmaz ’ın Hürriyet’teki haberine göre, yeni kabine için Davutoğlu’nun görüştüğü isimlerden Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay ve Ali Babacan’ın görevlerine devam edebileceği, Bülent Arınç ile adı Başbakanlık kulislerinde öne çıkan eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın durumlarının ise belirsizliğini koruduğu öne sürülüyor. Başbakan Yardımcısı olarak adı geçen Binali Yıldırım’ın ise yeni kabinede yer almaya sıcak bakmadığı konuşuluyor. Basın toplantısında bu konudaki soruları geçiştiren Yıldırım’ın seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ni üstlenebileceği belirtiliyor. AKP’deki genç-yaşlı tartışmalarının odağında olan Erdoğan’ın Siyasi Başdanışmanı ve Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın kabinede yer alıp almayacağı da merak konusu oldu. Arınç ve Yıldırım’ın bakan olmaması halinde Akdoğan’ın ‘denge unsuru’ olarak dışarıda kalabileceği belirtilirken, kabineye girmesi halinde ise hükümet sözcülüğüyle birlikte hükümet-parti grubu ilişkileri görevlerini de üstlenebileceği savunuluyor. Görevini sürdürmesine kesin gözüyle bakılan İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’ın dışarıdan bakan olarak atanabileceği de kulislerde dillendirilen iddialar arasında. Buna karşın, milletvekilleri arasında bir sıkıntıya yol açmamak için dışarıdan bakan sayısının en fazla 2 isimle sınırlı tutulacağı da belirtiliyor. Kulislerde, Kurtulmuş’un kısa süreli bir bakanlığa sıcak bakmadığı, Fidan’ın ise çözüm süreci ve Ortadoğu’daki kritik gelişmeler nedeniyle bu dönem de görevinde kalıp önümüzdeki seçimlerde milletvekili yapıldıktan sonra kabineye alınabileceğinden bahsediliyor. Kulislerde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in değiştirilebileceği, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfü Elvan, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın ise yerlerinin değiştirilebileceği savunuluyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın adı da değiştirilebilecek isimler arasında geçerken, kabine dışı kalması halinde Kayseri’den Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın yeni kabineye girebileceği vurgulanıyor. Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Mahir Ünal ile Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop’un adı da yeni kabine kulislerinde geçiyor. Erdoğan’ın, adı Adalet Bakanlığı için geçen Şentop’u önümüzdeki seçimleri de dikkate alarak Seçim İşleri Başkanlığı’nda tutabileceği de öne sürülüyor. Kongreden sonra istifalarını Davutoğlu’na vermeleri beklenen parti yönetiminde de değişikliğe gidilerek, Genel Başkan Yardımcıları Salih Kapusuz, Hüseyin Çelik, Nükhet Hotar ve Ekrem Erdem’in yerine yeni isimlerin getirilebileceği belirtiliyor. Kulislerde Fazilet Dağcı Çığlık, Hamza Dağ, Mehmet Muş, Mustafa Akış ve Zeynep Karahan Uslu’nun adları da geçiyor.T 24
Reklam
17 Bin TL'ye Bedelli Askerlik
Bedelli askerlik, yaklaşık 600 bin gencin umudu oldu. Yapılan anket ise beklentiyi ortaya koydu: Yasal düzenlemeyi bekleyenlerin ortalama yaşı 27. Ödeyebilecekleri en fazla bedel ise 17 bin lira Yaklaşık 600 bin genci bedelli askerlik heyecanı sardı. Müjdeli haber ise Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'dan geldi. Bakan Yılmaz, Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan'ın görevini devralır devralmaz ilk ele alacağı konulardan birinin bedelli konusu olacağını bildirdi. Bu açıklama umutları yeşertti. Bedelli Askerlik Platformu ise 'Bedellide yaş ve bedel anketi' düzenledi. 18-19 Ağustos tarihlerinde www.bedelliaskerlik.biz sitesinde online olarak yapılan ankete, Türkiye'nin 81 ilinden 6 bin 354 kişi katıldı. Katılımcıların 6 bin 304'ünün bedelli askerlik düzenlemesinden yararlanmak istediği belirlendi. Bedelli bekleyenlerin ortalama yaşının ise 27 olduğu, bu kişilerin ödeyebilecekleri ortalama bedelin ise 17 bin lira olduğu tespit edildi. Araştırmayla yasal düzenleme bekleyenlerin yaş dağılımı da belirlendi. Buna göre, 25 yaş ve üstü için yapılacak yasal düzenlemeden bedelli askerlik için bekleyenlerin yüzde 93.8'inin, 26 yaş ve üzeri için yüzde 72.1'inin, 27 yaş ve üzeri için yüzde 61.9'unun, 28 yaş ve üzeri için yüzde 48.4'ünün, 29 yaş ve üzeri için yüzde 34'ünün, 30 yaş ve üstü için de yüzde 22.5'inin yararlanabileceği kaydedildi. Ankete katılanların yüzde 49.1'i, yeni bedelli askerlik düzenlemesi için verebileceği en fazla bedelin 15 bin lira olduğunu belirtti. Anket sonuçlarını değerlendiren Bedelli Askerlik Platformu Kurucusu Uzm. Dr. Özgür Niflioğlu, taleplerinin bir an önce 25 yaş ve üzeri için 15 bin TL bedele yeni bir bedelli askerlik uygulamasının torba yasa ile birlikte uygulamaya girmesi olduğunu açıkladı. Niflioğlu, '25 yaş ve ortalama 17 bin TL'lik bir bedelli askerlik uygulaması, yasayı bekleyenlerden yüzde 93.8'ini kapsıyor. Böyle bir düzenleme, yurt içi ve yurt dışı bedelli askerlik bedeli eşitsizliğini ortadan kaldıracaktır' ifadesini kullandı.Acunn
İnternetten Para Kazanmak İçin 10 Pratik Yol
İnternet ekonomisi gün geçtikçe büyüyor. Bu büyümeyle birlikte insanlar için de internetten para kazanma yollarına hergün bir yenisi ekleniyor. İnternetten para kazanma yollarını sizin için listeledik.Kaynak: http://www.birinfo.com/Haber/Habergoster/%C4%B0nternetten%20Para%20Kazanmak%20%C4%B0%C3%A7in%2010%20Pratik%20Yol/36
Reklam
Ryan Gosling' ten Cadılar Bayramına İthafen: Dead Man's Bones
Hayaletlerle korkunçlu kadınlarla kafayı bozan Ryan Gosling, kankası  Zach Shields 'ide yoluna ortak edip,2009 yılında Dead man's bones' u altın tepside önümüze sundu. Gotik/gospel olarak tanımladıkları grupları, çoluklu çocuklu konserleriyle nice cadılar bayramını tadından yenmez kıldı.Gece korkudan ayağa dikilip ezan sesini duyuncaya kadar yatamayanlara ithafen şarkılarını bağrımıza basıyoruz.
15 Madde ile Ahmet Davutoğlu Kimdir?
Türkiye'nin 12. cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin yeni genel başkanlığı ve Türkiye'nin 26. başbakanlığına aday olan ismi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olarak açıkladı.  İşte Türkiye'nin yeni başbakanı olmaya aday Ahmet Davutoğlu'nun hayatı ve bilinmeyenleri...
Reklam
12 Adımda Dünden Bugüne Türkiye'de Futbol
Modern futbol, Türkiye'de 19. yüzyılın başlarında oynanmaya başlandı. Dönemin anlayışına göre, futbol İslam gelenekleriyle bağdaşmadığından bu spor dalının öncüleri Müslümanolmayan azınlık mensuplarıydı. Özellikle İzmir ve Selanik'deki Rum, Ermeni, İngiliz ve İtalyan asıllılar, kendi aralarında kurdukları takım ve kulüplerde futbol oynamaya başladılar. 1875 yılında Selanik'te, 1877'de İzmir'de futbol, azınlıkların oynadığı, Müslümanların da seyrettiği bir oyun olarak dikkati çekti. İzmir'de Giraud, Chernaud ve Whittal aileleri futbolun öncüleri oldu.
Çağdaş Türk Edebiyatını Eşsiz Kılan 40 Unsur
'Notos’un 5. Büyük Soruşturması (Şubat 2011), çağdaş Türk edebiyatının yaklaşık yüz yıllık geçmişi içinde yarattığı değerlere günümüzden bir ayna tutuyor. Tam 181 yazarın yaptığı seçimler, yaşayan edebiyatımızın eğilimini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey, olumlu değerlerin üst üste koyduğu taşlarla örülen bir yüzakı duvarı gibi yükseliyor.' Notosoloji'nin yaptığı bu değerli soruşturmayı biz de size ulaştırmak istedik. İşte o 40 şey:
Reklam
Almanya, Türkiye'yi Nasıl Dinledi?
Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi Berlin Ankara hattında gerilime neden olurken, Radikal yazarı Serdar Kuzuloğlu , dinlemenin nasıl gerçekleştiğini yazdı. Kuzuloğlu, ABD’nin Almanya’yı dinlediğinin ortaya çıkmasını hatırlatarak, “Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonundan yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı” dedi. Sedar Kuzuloğlu yazısında, “Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik” ifadesine yer verdi. Serdar Kuzuloğlu'nun Radikal'de yayınlanan 'Elektronik casusluğun ürperten boyutları' başlıklı yazısı şöyle: Doksanlı yıllarda internetten tanışıp evlenenlerin haberlerini yapardık. Bugün internetin bir yerinden dokunmadığı evlilik; hatta ilişki var mıdır bilmiyorum. İnternet yüzünden boşananların haberleri bile fazlasıyla sıradan artık. Doymak bilmez bir iştahla içinde yüzdüğümüz bu elektronik denizin paralel evren olduğu dönem hissettirmeden son buldu. Milyonlar için ekranlardaki bu hayat gerçeğin ta kendisi. Biz kullanıcıların içini dolduran heves ve heyecanın misliyle fazlasını pek de akla gelmeyen bir zümrenin yaşadığını Edward Snowden adlı Amerikalı bir sistem yöneticisinden öğrendik. ABD’nin yurtdışı istihbaratını yürüten kurum NSA’in altın çocuklarından Snowden’ın vicdanı içinde çalıştığı kozmik derecede gizli projenin yükünü taşıyamayınca yıllar boyu bir komplo teorisi olarak dilden dile dolaşan iddianın gerçekliği anlaşıldı: ABD (neredeyse) herkesi, her ortamda -yasadışı yöntemleri de kullanarak- takip ediyor. Snowden dünya istihbarat tarihinin en büyük ihbarının bedelini güç bela sığındığı Rusya’daki sürgün hayatıyla ödüyor. Akıbeti belirsiz. Anavatanında devlet bilgilerini çalma, casusluk yapma ve ulusal güvenliği ilgilendiren belgeleri sızdırma suçlamasıyla en az 10 yıl hapis istemiyle -gıyaben- yargılıyor. Ülkesine dönüp mahkemeye katılmama gerekçesi casusluk davalarının halka kapalı, savunma imkanı vermeyen ve jürisiz görülmesi. ABD ise suikast seçeneği dahil bütün yöntemleri kullanarak sürek avına devam ediyor. Ele geçirdiği ABD’nin diplomatik istihbarat arşivini sızdırarak gündeme bomba gibi düşen (ve ilginç bir şekilde hızla unutulan) Julian Assange ve Wikileaks meselesini de eminim az-çok hatırlıyorsunuzdur. Assange’ın ekibiyle açığa çıkardığı bilgi ve belgelerin ödülü ise Londra’da sığındığı Ekvador Büyükelçiliği’nde 2 yıldır süren ev hapsi oldu. 5 gün önce verdiği bir röportajda ilerleyen kalp rahatsızlığının tedavisi için büyükelçiliği terk edeceğini açıkladıysa da bunun kolay olmayacağının gayet farkında. İngiltere kaçma riskine karşı elçiliğin etrafında resmi / sivil polisler ve istihbarat ajanlarından oluşan bir duvar örmüş durumda. 24 saat aralıksız süren bu gözetimin ülkeye maliyeti 2 milyon paundu aşıyor. Snowden ya da Assange’ın kişisel durumları elbette önemli ama ortaya çıkardıkları bilgiler çok daha büyük öneme sahip. Şu ana kadar sızan bilgiler ışığında NSA’in elektronik casuslukla yapabildiklerini hızlıca özetlediğimde eminim siz de hak vereceksiniz: NSA, en az 10 yıldır kriptolama / şifreleme sistemlerine kolayca sızabilmek için arka kapılar (Truva atları) yerleştiriyor. Chat, eposta ve web ziyaretlerinin tamamını takip ederek arşivliyor. Online oyunlardaki sesli ve yazılı iletişimi gözlüyor. Blackberry, iPhone ve Android tabanlı tüm akıllı cep telefonlarındaki bilgilere erişebiliyor. Yüklü uygulamalara kadar sızma yeteneğine sahip. Günde 200 milyon SMS’i arşivliyor ve inceliyor. Cep telefonu operatörlerinin abonelerine ait bütün bilgilere sahip. Google, Facebook, Microsoft ve Apple başta olmak üzere bütün büyük teknoloji şirketlerinin sistemlerine sızarak bütün bilgilere erişebiliyor (profilimize kim bakmış sorsak mı acaba?). Sosyal ağlarda yarattığı sahte profillerle hedeflediği kişilerin hayatına sızabiliyor. Web kameraları üstünden haberiniz olmadan fotoğraf ve video kaydı yapabiliyor. Online otel rezervasyonlarının tamamını takip ediyor. Ağ donanımları (router, switch, vs) ve yazılımlarına erişip bilgi çekebiliyor. Takip edilen kurumlar arasında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Komisyonu başta olmak üzere ülke liderlerinden gazetecilere kadar sonu gelmeyen bir liste var (uluslararası katılımın olacağı etkinliklerde bilgi toplama amacıyla içine casus yazılım yerleştirilmiş bilgisayarlardan oluşan sahte internet kafeler açmak, bağlandığı telefondaki bilgileri emen ücretsiz şarj istasyonları yerleştirmek gibi kadar akla hayale gelmedik yöntemler kullanılmış). Sahte wifi erişim noktaları ve baz istasyonları yaratarak bağlanan cihazların bilgilerini emebiliyor. NSA dijital takip için akıllara durgunluk veren çeşitlilikte özel donanımlar üretmiş. USB kablosundan birkaç milimetre boyutunda devrelere kadar uzayan bir listeden söz ediyoruz. ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı denizaltılarla yürütülen gizli operasyonlarda okyanus altından geçen ve kıtaları birbirine bağlayan fiber internet hatlarına saplama yapan NSA bütün iletişimi takip edebilir hale gelmiş. Radyo dalgaları aracılığıyla internete bağlı olmayan bilgisayarlara dahi sızılmış. Bu yöntemle dünya genelinde 100 binden fazla bilgisayara yerleşmiş durumdalar. Banka hesaplarını ve kredi kartıyla yapılan işlemleri takip edebiliyor. Bilgi sızdırılan ülkelerin bir kısmını bizzat NSA’in özel sayfasından takip etmek mümkün (NSA bunun için Boundless Informant adlı özel bir büyük veri işleme yazılımı kullanıyor). Takip yeteneklerini genişletmek için kimi ülkelerin istihbarat kurumlarına yüz milyonlar değerinde bağışlar yaparak altyapı kurdurmuş. Geriye yönelik yürütülen bir soruştumada NSA personelinin sadece 2012’de toplam 2 bin 776 kere yasadışı / izinsiz dinleme yaptığı ortaya çıktı. NSA’in bu yapıyı kurmak için harcadığı para 52,6 milyar doları geçiyor! CIA, FBI gibi ABD kökenli diğer istihbarat kuruluşlarını da hesaba katarsak elektronik takip aşkı neredeyse Ay’a ulaşmak kadar heyecan vermiş anlayacağınız. Bu öyle bir hırs ki 35 dünya lideri bu kurum tarafından bizzat, hedef gözeterek takip edilmiş. En çok ses getireniyse Almanya Başbakanı Angela Merkel olmuştu hatırlarsınız. Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonundan yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı. Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik (takip edilenler arasında ABD’li bakanlar John Kerry ve Hillary Clinton da var ama Alman yetkililer onun ‘kazara’ olduğunu söylüyor. Yersen...) Almanya’nın mükemmel bir diplomatik perdelemeyle kabullendiği bu elektronik takibin neyi, kimi kapsadığı henüz muamma. Fakat Oslo görüşmelerinden 17 ve 25 Aralık süreçlerinde sızan kayıtların kaynağı konusunda bir şüpheli daha yarattığı kesin. Türkiye’nin bu elektronik istihbarat yarışındaki çaba ve konumuna da başka bir yazıda bakarız.T24
Ziraat Bankası, Bank Asya'yı Satın Almayacağını Açıklayarak Görüşmeleri Sonlandırdı
Katılım bankası kurma çalışmaları yapan Ziraat Bankası, Bank Asya ile yaptığı resmi olmayan satın alma görüşmelerini bankanın öncelikleriyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle sonlandırma kararı aldı. Ziraat Bankası’ndan KAP’a yapılan açıklamada, “Bilindiği üzere Ziraat Bankası A.Ş, bir süredir katılım bankası kurma çalışmalarını sürdürmektedir. Diğer taraftan da, Asya Katılım Bankası A.Ş’nin, banka ortaklık yapısının değişimi yönünde yatırımcılarla görüşmekte olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede söz konusu katılım bankası ile Bankamızca da resmi olmayan görüşmeler yapılmış olmakla birlikte Bank Asya’nın imtiyazlı hisselerinin satın alınmasına ilişkin resmi sürecin başlatılmasının bu aşamada bankamız öncelikleri ile uyumlu olmadığı sonucuna varılmış, görüşmelerin bugün itibariyle sonlandırılmasına karar verilmiştir” denildi. Borsa İstanbul 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Bank Asya’nın hisselerini bankanın ortaklık yapısındaki belirsizlik netleşene kadar kapalı kalacağını açıklamıştı.  REUTERS, ZETE
Geleceğimiz Parmaklıklar Ardında mı?
Toplumun suçlu damgasını vurduğu, demir parmaklıklar arkasında çocuklarımız var. Suça itiliyorlar, suç işliyorlar. Yasalar bırakmıyor yakalarını: 'Suçlusun' diyor, ıslahevine gönderiyor. Çocuklar hakkında büyükler karar veriyor. Bütün suç büyüklerde değil, elbet. Ama bütün suç çocuklarda mı acaba? Medyada sürekli okuyoruz; çocuk cinayet işliyor, hırsızlık yapıyor, gasp ediyor, uyuşturucu ticareti yapıyor. Suça itilmiş çocuk diyoruz. Peki çocuğu suça iten nedenler nedir? Bir toplumun sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, toplumun geleceği olan çocukların gelişimi, eğitilmesi ve korunması konularında duyarlı bir tavır içerisinde olmayı gerektirmektedir. Ancak, toplumumuzda son yıllarda çocukların işlediği suçların giderek artması, bahsi geçen hususlarda yeterli hassasiyetin sergilenmediğini göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar, 2013” istatistiklerini yayımlamıştır. Sonuçlar incelendiğinde işin vahametinin anlaşıldığını belirten CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşegül İslam’a yazılı soru önergesi sundu: 1-   2013 yılında güvenlik birimlerine getirilen veya gelen çocuk sayısı, 2012 yılına göre yüzde 11,6 oranında artmış mıdır? 2-   Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile güvenlik birimine getirilen “suça sürüklenmiş çocuk” sayısında 2012 yılına oranla yüzde 14,5 artış olduğu doğru mudur? 3-   Hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunan çocuk sayısında aynı dönemde yüzde 30, mağdur çocuk sayısında ise yüzde 8,8 artış olmuş mudur? 4-   Suça sürüklenen çocuklar en çok hangi suç isnadı ile güvenlik birimlerine getirilmiştir? 5-   Suça sürüklenen çocuklar açısından soruşturma, kovuşturma aşamalarının her birinde kendisine müdafii tayini ve psikolojik danışman eşliğinde dinlenilmesi usulü hassasiyetle gerçekleştirilmekte midir? 6-   Çocukların yaşadığı sorunlarla mücadele, politik, ekonomik ve sosyal platformlarda ve çocuklara dönük ceza hukuku alanında olması gerektiği derecede yapılmakta mıdır? 7-   Türkiye’de, çocuklar hakkında uygulanan yaptırımların onları eğitmek, onları topluma yeniden kazandırmaktan çok cezalandırmak, intikam almak üzerine kurulu olması ile amaçlanan nedir? Suç, çocuklar için söz konusu olduğunda, çocuğun içinde bulunduğu somutluklar ne derece ele alınmaktadır? 8-   Suç isnadı ile haklarında tedbir kararı alınan çocukların korunmasına, bakımına ve rehabilitasyonuna yönelik çocuk koruma merkezleri oluşturulmuş mudur? 9-   Suça sürüklenen çocukların profili incelendiğinde, ne tür ailelerden gelirse gelsinler ya da ne tür tasnife tabi tutulursa tutulsunlar, bu çocuklarhakkındaki ortak bulgu onların; şehre entegre olmamış kesimlerden geldikleri midir? Bu uyum sorununun en temel nedeni “göç” müdür? 10-   Göçün temel nedenlerinin ekonomi ve terör olduğu açık olduğundan, Türkiye’nin ekonomi ve milli güvenlik politikalarındaki başarısızlığın bedeli çocuklara ödetilmekte değil midir? 11-   Bahse konu çocukların suça itilmelerinin bir nedeni de aile içi şiddet midir? 12-   Çocuk-aile ve çocuk-toplum arasındaki bu çatışmaların, gün geçtikçe daha trajik boyutlara ulaşarak çocuğun daha fazla mağdur edilmesine sebep olmaması için Bakanlığınızca herhangi bir girişimde bulunulmuş mudur? 13-   Aileler çocuk eğitimi ile ilgili yeteri kadar bilinçlendirilmekte midir? Aileilişkilerini güçlendirici, aileye yönelik öğrenim programları düzenlenmesi, aile planlamasının öneminin vatandaşlara anlatılması gibi konularda Bakanlığınızın yaptığı bir faaliyet var mıdır? Böyle bir faaliyette bulunulmuyorsa, Türkiye’nin çocukları gözden çıkartılmış mıdır? En az üç çocuk yapmaya ikna edilen ailelerle nasıl olsa genç ve dinamik nüfusta azalma olmayacağı düşünülerek nitelikten ziyade niceliğe mi önem verilmektedir? 14-   Devletin, eğitim ve sağlık gibi “sosyal harcamaları” azalırken, “sosyal yardım harcamaları” nın (eğitim, sağlık vb) artmasını göz önüne alarak, vatandaşın en doğal hakları göz ardı edilirken bu haklardan birkaç kırıntı eline serpiştirilmekte ve bu iş “yardım” adı altında yapılmakta, adeta “lütuf” olarak gösterilmeye çalışılmakta değil midir? 15-  Bir toplumun gönenç ve gelişmişlik düzeyini belirlerken kullanılabilecek en temel kriterlerden biri, o toplumdaki çocukların sosyal statüsü olduğundan, Türkiye’nin gelişmişlik düzeyinin en aşağı noktalarda olduğunu kabul etmek gerekmekte değil midir?
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bu öyle bir hırs ki 35 dünya lideri bu kurum tarafından bizzat, hedef gözeterek takip edilmiş. En çok ses getireniyse Almanya Başbakanı Angela Merkel olmuştu hatırlarsınız. Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonunden yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı. Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik (takip edilenler arasında ABD’li bakanlar John Kerry ve Hillary Clinton da var ama Alman yetkililer onun ‘kazara’ olduğunu söylüyor. Yersen...)
Reklam