onedio
"Şaka Yapmıyorum, Milliyetçi Hareket Henüz Son Sözünü Söylemedi"
MHP lideri çözüm süreci konusunda, 'İhanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür' dediMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , çözüm sürecine ilişkin, “Allah muhafaza, ihanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür. Yeni Anayasa ısrarındaki maksatlardan birisi Erdoğan'ın Başkanlık hedefi ise diğeri özerkliğin inşasıdır. Davutoğlu, buna memur edilmiştir. Ancak Milliyetçi Hareket bu oldu-bittilere müsaade etmez. Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin. Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi derken, şaka yapmadım” dedi.Ortadoğu gazetesinden Orhan Karataş ’ın sorularını yanıtlayan Bahçeli çözüm süreci ve IŞİD hakkındaki görüşlerini aktardı. Ortadoğu’da Karataş’ın “Sözde hedef IŞİD, gizli hedef Türkiye'dir” başlığıyla yayımlanan (14 Eylül 2014) röportaj şöyle:Geçen yıl, 'PKK sınır dışına çıkacak' diyenler, Türk askerinin teröristleri görmeyeceğini, sırtını döneceklerini söylemiyorlar mıydı? TSK'nın, PKK'ya refakat etmesi için birileri el altından tezgah kurmuyor muydu? TSK, Peygamber ocağıdır, ihanete prim vermesin. Omuzları yıldızdan görülmeyen zevat şehitlerin kemiklerini sızlatmasın. Özel görevliler Anayasa gereği Başkomutanlık yapana sevimlilik yarışına girmesin, fazla da güvenmesin.Allah muhafaza, ihanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür. Yeni Anayasa ısrarındaki maksatlardan birisi Erdoğan'ın Başkanlık hedefi ise diğeri özerkliğin inşasıdır. Davutoğlu, buna memur edilmiştir. Ancak Milliyetçi Hareket bu oldu-bittilere müsaade etmez. Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin. Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi derken, şaka yapmadım.Erdoğan'ın Türkiye'ye 10 günde 1,5 milyar liralık bir ek külfet getirdiğini söyleyebiliriz. Biz 'Erdoğan'dan Cumhurbaşkanı olmaz' derken ne kadar haklı olduğumuz, zannediyorum şu kısa zaman zarfında daha iyi anlaşılmıştır. Şikâyeti biriken, üst üste yığılan toplumsal dip dalgası haksızlıklar, adaletsizlikler ve ahlaksızlar karşısında sesini mutlaka duyuracaktır. Erdoğan hiç düşündü mü acaba; insan sefalet içinde bahtiyar, refah içinde bedbaht olur mu? Anadolu'da derler ya; 'yakasız gömleğe sarılırsın bir gün, iğneden ipliğe sorulursun bir gün.'NATO, IŞİD'e karşı bu kadar hassas da, niçin PKK'ya karşı pasiftir? IŞİD için toplanan NATO, bir kere olsun PKK karşısında Türkiye'nin arkasında yer aldı mı? Bu nasıl bir müttefikliktir? IŞİD, Barzani'ye gerekli olan sözde kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi için bir bahane mi? Küresel komplo, NATO üzerinden bunu mu sağlamaya çalışıyor? Bugün peşmergeye verilen silahların yarın PKK'ya gitmeyeceğini kimse söyleyemez. Çevremizde olanlar aynı zamanda PKK'ya silah verme kurnazlığını da içeriğinde barındırıyor.Oyun büyüktür. Tuzak vahşidir. Aktörler çok fazladır. Uyarıyorum, IŞİD'le meşrulaşma koridoruna giren peşmerge ve PKK'ya altın tepsi içinde devlet olma imkanı sunmak için el altından yoğun mesai harcanmaktadır. Bu işin içinde İsrail vardır, ABD vardır, AB ülkeleri vardır. İran ve diğer bölgesel ülkelerin konumu ise şartlara göre olgunlaşacaktır. Ama bize göre açık ve sözde hedef IŞİD; gizli ve örtülü hedef Türkiye'dir.Pışpışlanan, sırtı sıvazlanan Erdoğan, NATO'nun telkinlerine karşı cemaati koz ve pazarlık konusu olarak kullanmıştır. Bu çok yanlış ve sakat bir tutumdur. Deyim yerindeyse, Erdoğan; 'ABD'ye verin Gülen'i, kullanın Türkiye'yi' demiştir. Obama'yla soğuk ilişkileri düzelten veya düzelttiğini sanan Erdoğan; ABD'nin çıkarları gereğince sıcak yaklaşımını abartmış ve bir kez daha çuvallamıştır.Genelkurmay Başkanı süreçten haberim yok diyor. 'Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gereğini yaparız' mesajı veriyor. Samimi mi sizce?Eğer Genelkurmay Başkanı bilmiyorsa felakettir, biliyor da zamana oynuyor, alt kadrolarının gazını alıyorsa daha büyük bir sorundur.Arınç diyor ki, 'MGK'da her şey konuşuldu, Özel Paşa'nın bilmemesi imkansız.' Atalay diyor ki, 'Henüz yol haritası hazırlanmadı, tamamlanınca herkes bilgilendirilecek.' Erdoğan diyor ki, 'Keşke bize söyleseydi.' Tam bir keşmekeşlik hakim. Geçen yıl, 'PKK sınır dışına çıkacak' diyenler, Türk askerinin teröristleri görmeyeceğini, sırtını döneceklerini söylemiyorlar mıydı? TSK'nın, PKK'ya refakat etmesi için birileri el altından tezgah kurmuyor muydu?TSK, Peygamber ocağıdır, ihanete prim vermesin. Omuzları yıldızdan görülmeyen zevat şehitlerin kemiklerini sızlatmasın. Özel görevliler Anayasa gereği Başkomutanlık yapana sevimlilik yarışına girmesin, fazla da güvenmesin.Süreç nereye gider? Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?Allah muhafaza, ihanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür.Eve, siyasete ve hayata dönüş parolasıyla PKK'ya af gelir, İmralı canisi dışarı çıkar.Türkiye'yi mevcut haliyle bir bütün içinde tutmak imkansızlaşır. Etnik dağılma devasa sorunlara, kayıp ve parçalanmaya ortam açar.Üniter yapı gevşer ve hatta ortadan kalkar. Yeni Anayasa ısrarındaki maksatlardan birisi Erdoğan'ın Başkanlık hedefi ise diğeri özerkliğin inşasıdır. Davutoğlu buna memur edilmiştir.Ancak Milliyetçi Hareket bu oldu-bittilere müsaade etmez. Dev gibi, dağ gibi bölünmenin karşısında Ötüken ruhuyla, Söğüt azmiyle, başkent Ankara şuuruyla dikilir.Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin.Gün gelecek, bu devrin karanlık niyetlileri inanın bana köşe-bucak kaçacak ve yaptıklarının bedelini çok ağır ödemek durumuna kalacaklardır.Mustafa Kemal, 'Ben Erzurum'dan İzmir'e sağ elimde tabanca, sol elimde sehpa öyle geldim' diyerek bir mücadele kararlılığı sergilemişti.'Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi' derken, şaka yapmadım.Recep Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıktı. Ne diyorsunuz?Yanlışınız var, Çankaya'ya çıkmadı, yeni yapılan Ak Saray'a çıktı. Erdoğan eski alışkanlıklarından kurtulamıyor. Kurtulmaya da niyetli görülmüyor.Şu işe bakınız ki, AOÇ'de kaçak ve hukuksuz sözde saraylar yaptırıyor. Çankaya'yı küçümsüyor. Buna da 'teamül değişikliği' diyor. Bunun adına teamül değil korsanlık denir.Cumhurbaşkanı Erdoğan'a özel olarak yapılan ve 150 dönüme kurulu bulunan ve adına da 'Ak Saray' denilen yeni hanedan binası için bugüne kadar 900 milyon lira harcama yapıldığı söyleniyor. Bu rakamın son zamanlarda 1,1 milyar liraya çıktığı konuşuluyor.Şimdi de Erdoğan ve ailesi için 3 katlı rezidans yapılıyormuş. Keyfe bakar mısınız?Bu yeni binanın duvar ve tavanlarının Osmanlı ve Selçuklu motifleriyle süslendiği ifade ediliyor. Yani binaya tarihi bir kılıf giydiriliyor. Yazıktır bu millete, yazıktır betonlara gömülen yetim hakkına?Erdoğan, daha önceden siparişini verdiği geniş gövdeli, uzun menzilli uçağıyla uçmaya başladı. Bu uçağın 120 milyon dolara alındığı da medyaya yansımış durumda.Cumhurbaşkanlığı için yapılan diğer masraf kalemlerini de kabaca hesaba kattığımızda Erdoğan'ın Türkiye'ye 10 günde 1,5 milyar liralık bir ek külfet getirdiğini söyleyebiliriz. Bu rakamın fazlası vardır, eksiği yoktur.Bu nasıl bir iştir? Şimdi bunu görmezden mi gelelim? Erdoğan milletin kesesinden geçiniyor. Hazine'yi emiyor, yutuyor. Bu kadar işsizimiz, yoksulumuz, dar gelirlimiz varken, bu kadar garibanımız, evsizimiz ortadayken bu olanlar hak mıdır, helal midir?Allah için milletim bunları fark etsin.Cumhurbaşkanı Türkiye'yi tapulu malı gibi görüyor. Her şeyi kendisine reva kabul ediyor.Yarı aç, yarı tok gezen emeklilerimiz; siftah yapamayan esnafımız, ümitleri tarlasında kalan çiftçilerimiz, sofrası kuruyan asgari ücretlilerimiz, ayın başını getiremeyen memurlarımız, ölüm pahasına çalışan işçilerimiz herhalde Erdoğan'ın lüks düşkünlüğüne itiraz edeceklerdir.Cumhurbaşkanı yanlış yoldadır. Biz Erdoğan'dan Cumhurbaşkanı olmaz derken ne kadar haklı olduğumuz, zannediyorum şu kısa zaman zarfında daha iyi anlaşılmıştır.Şikâyeti biriken, üst üste yığılan toplumsal dip dalgası haksızlıklar, adaletsizlikler ve ahlaksızlar karşısında sesini mutlaka duyuracaktır.Erdoğan hiç düşündü mü acaba; insan sefalet içinde bahtiyar, refah içinde bedbaht olur mu?Anadolu'da derler ya; 'Yakasız gömleğe sarılırsın bir gün, iğneden ipliğe sorulursun bir gün.'Galler'deki NATO Zirvesi'nin kamuoyuna yansıyan sonuçları hakkında yorumunuzu alabilir miyim?NATO Zirvesi'ne Ukrayna ve IŞİD'le ilgili gelişmelerin damga vurduğu anlaşılıyor. NATO, özellikle IŞİD'e karşı 10 ülkenin katılımıyla çekirdek koalisyon kurmanın peşinde. Tabii bu gönüllü bir oluşum. Çünkü NATO'nun kararları oy birliği ile alınır. Böyle bir mutabakatın olduğu da tam belli değil. Türkiye'nin ne yapacağı, hangi sözlerin verilip karşılığında nelerin alındığı henüz açıklığa kavuşmadı. Ya da biz bilmiyoruz.ABD, Ortadoğu'da AKP'den marjinal doyum noktasına kadar istifade etmek istiyor, çekim alanında tutmayı amaçlıyor. Kaldı ki bunu da düne kadar iyi yaptı. AKP, BOP kanalı, medeniyetler ittifakı ve dinler arası diyalog derken Batı'nın girdabında eridi gitti.NATO, IŞİD'e karşı bu kadar hassas da, niçin PKK'ya karşı pasiftir? Doğrudur, IŞİD bölgedeki devletleri, insanları ve inanç gruplarını tehdit etmektedir. Süratle önlem almak zorunludur. Ama aynı şey PKK için de geçerlidir. IŞİD için toplanan NATO, bir kere olsun PKK karşısında Türkiye'nin arkasında yer aldı mı? Bu nasıl bir müttefikliktir?Türkiye'nin etrafındaki gelişmeleri edilgen ve pasif şekilde izleme şansı kalmadı. NATO şemsiyesi altında bölgede operasyon yapmak veya çekirdek koalisyona katılmak sonuçları itibariyle iyi hesaplanmalı. Ortadoğu'daki her olayın, her anlaşmazlığın, her husumetin ülkemize jeopolitik yansımaları oluyor. Mezhep ve etnik çekişmeler az ya da çok bize sıçrıyor.IŞİD, aslında Türkiye'ye çevrilmiş bir namludur. Vatandaşlarımızdan bu örgüte katılımlar olduğunu değişik kaynaklardan okuyoruz. Irak'ta kurulan yeni hükümetin IŞİD'e karşı daha etkili mücadele vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte uluslararası toplumun eğilim ve tercihi de bu yöndedir.Özellikle Sincar ve çevresinden binlerce Ezidi, kafileler halinde Türkiye'ye sığındı. Ağustos itibariyle ülkemize giriş yapan Suriyeli sığınmacı sayısı 1 milyon 370 bini buldu. Türkiye, bölgesel yangından anında etkileniyor. Coğrafyamızın avantajları olduğu gibi, dezavantajları da fazla. İbn-i Haldun asırlar önce boşuna söylemiş, coğrafya kaderdir.Mazlumlara sahip çıkmak, kucak açmak insanlık vazifesidir. Ne var ki gelenler Türkiye'nin sosyal, kültürel ve ekonomik dokusuna zarar veriyorsa buna da izin vermemek asıldır. Ezidiler insandır, Hıristiyan inancına sahip olanlar insandır. Zorda kalanlara sırt dönmek bizim kültürümüzde yoktur.Şunu da önemle ifade edeyim, gözyaşı döken, canı alınan, yerinden-yurdundan edilen Türkmen kardeşlerimize gösterilmeyen yakınlığın, değişik inanç gruplarına aşırı şekilde lütfedilmesi hayret edilecek bir çifte standarttır.Bildiğiniz gibi Ortadoğu'da kan gövdeyi götürmektedir. AB, bölgeyi IŞİD'e karşı silahlandırmak için Fransa'yı görevlendirdi. Almanya ve diğer bazı ülkeler de ABD'yle danışıklı dövüş halinde peşmergeyi silahlandırıyor. IŞİD, bölgesel dinamikleri alt-üst etti. Düşününüz ki, bir terör örgütü NATO gibi bir teşkilatın gündeminde ilk sıralara çıkabiliyor.Fakat IŞİD militan takviyesini çoğunlukla Batı ülkelerinden sağlıyor.Türkiye de teröristlerin bir geçiş güzergahına döndü.AKP düne kadar radikal grupların hareketliliğine göz yumuyordu. Ancak zor oyunu bozdu. NATO, artık IŞİD'i hedef yapmış durumda.IŞİD'i besleyip büyüten küresel güç merkezleridir. Önce bunu görmemiz gerekiyor. Bu terör örgütü bir kurgudur, bir maşadır. Kimlerin kullanım ve emrine kiralandığı da açıktır.IŞİD terörü, kafa kesiyor, çarmığa geriyor, kitlesel infazlarla korku salıyor. Suriye'den Irak'a kadar terörle, klasik savaş taktikleriyle, devletleşme ve halifelik kurma hevesiyle bölgeyi karanlığa mahkûm ediyor.Türkiye'nin IŞİD'e karşı oluşturulacak koalisyona gönülsüz yaklaştığı basına sızan haberlerden görülüyor.Üç aya yaklaşan bir süredir 49 vatandaşımız IŞİD'in elindedir. Bu, hükümet için yüz karası bir ayıptır. AKP, IŞİD'e yakayı kaptırmış, eski ilişkilerinin diyetini ödemektedir.Anlayamadığım bir şey var: Bilhassa Irak, Suriye, ABD ve peşmerge IŞİD'i bombalıyor ve bu terör örgütüne karşı mücadele veriyorlar. Bu örgüt nasıl bir güce sahiptir ki, kimse başa çıkamıyor?NATO'nun devreye girmesi, Türkiye'yi de planlanan güce dahil etme niyeti ister istemez aklımıza başka ihtimalleri getiriyor.Acaba diyorum, Kürdistan'ın pilot uygulaması olan peşmerge yönetimi tam olarak mücadeleyle, rüştünü ispatlayarak Irak'tan koparılmak mı isteniyor?IŞİD, Barzani'ye gerekli olan sözde kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi için bir bahane mi? Küresel komplo, NATO üzerinden bunu mu sağlamaya çalışıyor?Bugün peşmergeye verilen silahların yarın PKK'ya gitmeyeceğini kimse söyleyemez. Çevremizde olanlar aynı zamanda PKK'ya silah verme kurnazlığını da içeriğinde barındırıyor.Bana göre IŞİD'in sahipleri, terör baronları dört parçalı Kürdistan haritası için yol ve alan açıyor. Bu, sürekli konuşulan ve gündemde tutulan yüz yıllık haritaların yeni baştan tanzim teşebbüsüdür.Gelişmeler, mücadelenin sadece IŞİD terörüyle değil, Ortadoğu'nun tümüyle yapıldığı ve yapılacağı izlenimi veriyor.AKP, PKK'nın silahlara veda edeceğini söylerken, teröristlere dört bir yandan silah yağmasının da önünü açıyor. Baksanıza, HDP Eşbaşkanı yüzsüzce Türkiye'nin PKK'ya silah yardımı yapmasını öneriyor. Garip ve kuşku verici birçok gelişme hem içimizde hem de dışımızda cereyan ediyor.Biz bunları dikkatle izliyoruz.PKK'nın Ezidiler'in ve Hıristiyan unsurların yanında yer aldığı iddiaları da siyasi bir tasarım ve Batı kamuoyunun gözünü boyamak için projelendirilmiş bir kurgudur.Oyun büyüktür. Tuzak vahşidir. Aktörler çok fazladır.Uyarıyorum, IŞİD'le meşrulaşma koridoruna giren peşmerge ve PKK'ya altın tepsi içinde devlet olma imkanı sunmak için el altından yoğun mesai harcanmaktadır.Bu işin içinde İsrail vardır, ABD vardır, AB ülkeleri vardır.İran ve diğer bölgesel ülkelerin konumu ise şartlara göre olgunlaşacaktır.Ama bize göre açık ve sözde hedef IŞİD; gizli ve örtülü hedef Türkiye'dir.NATO Zirvesi'nde Erdoğan'la Obama'nın görüştükleri biliniyor. Bu görüşmede Pensilvanya'da ikamet eden Fethullah Gülen'in iadesi birinci gündem maddesini oluşturmuş. Sizin düşüncelerinizi alabilir miyim?Cumhurbaşkanı ve yandaş medya Obama'yla yapılan görüşmeyi çok parlattı. Görüşme süresi bile bizzat Erdoğan tarafından gururla açıklandı. Pışpışlanan, sırtı sıvazlanan Erdoğan, NATO'nun telkinlerine karşı cemaati koz ve pazarlık konusu olarak kullanmıştır. Bu çok yanlış ve sakat bir tutumdur.Deyim yerindeyse, Erdoğan; ABD'ye 'Verin Gülen'i, kullanın Türkiye'yi' demiştir.Obama'yla soğuk ilişkileri düzelten veya düzelttiğini sanan Erdoğan; ABD'nin çıkarları gereğince sıcak yaklaşımını abartmış ve bir kez daha çuvallamıştır.Erdoğan, Obama'yla son bir yılı aşan sıkıntılı ilişkilerin seyrini yakın diyaloğa bırakmasını 'dün dünle gitti cancazım, şimdi yeni bir şey söylemek lazım' sözüyle müjdelemiş ve Hz. Mevlana'nın ruhunu sızlatmıştır.31 Mart 2011 tarihinde yazılı bir basın açıklaması yapmış ve bazı dava süreçlerinde Sayın Gülen cemaati etrafında süren tartışmalara değinmiştim.O tarihlerde bazı uygulamaların kasıtlı ve bilinçli şekilde bir merkezden yönetildiği, Fethullah Gülen Hoca ve cemaatinin bunların arkasında olduğu düşüncesinin yaygınlaştığını vurgulamıştım.Ve devamla bu gelişmelerin Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ve Cemaati'ni zan ve töhmet altında bıraktığını ifade etmiştim.Süregelen olaylarda Fethullah Gülen cemaatinin rolü olduğu kanaatinin giderek kök salması karşısında bazı değerlendirmelerde bulunmuştum.Ve demiştim ki, 'Eğer bu iddialarda bir hakikat payı varsa, bu durumda şu iki husus akla gelmektedir:Fethullah Gülen Hocaefendi yurtdışındadır. Türkiye'deki cemaatin bu konuda bir dahli varsa, Hocaefendi'nin cemaat üzerinde tam olarak etki ve kontrol icra edemediği, bilgisi ve iradesi dışında bazı unsurların bu işlere karışmış olacağı bir ihtimal olarak karşımızdadır.Diğer akla gelen husus ise Türkiye'deki cemaatin başka odaklar tarafından yönlendiriliyor olabileceğidir.Her iki ihtimal de çok vahimdir.Bu durum karşısında Türkiye'nin geleceği bakımından ve Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaatinin zan altında kalmaması ve yıpranmaması düşüncesiyle Hocaefendi'nin bu konuda sessiz kalmayarak insiyatif almasının ve net ve kararlı bir tavır koymasının gerekli olacağı düşünülmektedir.Hocaefendi ve cemaatinin kendilerini ilgilendiren ve hedef alan konularda nasıl hareket edecekleri, neyi yapmayı uygun görecekleri tabiatıyla kendilerinin takdir edecekleri bir husustur.Bu konuda dışarıdan fikir ve telkine ihtiyaçları bulunmadığı gibi, bizim de resen kendilerine yol gösterme görevi üstlenme durumunda olmadığımız açıktır.Ancak, bu yöndeki kuşku, tereddüt ve endişelerin derinleşerek sürmesi, hem Türkiye'ye zarar verecek hem de Hocaefendi'yi ve Gülen cemaatini bir tartışma zeminine çekecektir.Bu durum karşısında, bu tespitlere ve görüşlere katılıyorlarsa, durum bütün unsurlarıyla aydınlanana kadar Hocaefendi'nin, Gülen cemaati mensuplarının bu konularla hiçbir şekilde ilgisi olmadığını göstermek bakımından cemaatin faaliyetlerini durdurduğunu veya askıya aldığını açıklamasının yerinde ve yararlı olabileceği akla gelmektedir.'Bu görüşlerimizden sonra çok ciddi eleştiriler yapıldı. Fakat bugün ne kadar haklı olduğumuz ve isabetli yorumlarda bulunduğumuz belli olmuştur.Bugün Sayın Gülen büyük bir suçlamayla karşı karşıyadır. Kendisi itibar suikastıyla yüz yüzedir. Biz 2011'de çok samimi bir teklifte bulunmuştuk. Ama sözlerimiz başka yerlere çekildi. Şayet düşüncelerimizin altında bit yeniği aranmamış olsaydı, belki de bugünkü olumsuzlukların hiçbirisi yaşanmayacaktı.Sayın Gülen'in sınır dışı, yani deport edilme ihtimali çok gerçekçi görünmüyor. Yine de Sayın Gülen'in Türkiye'ye gelip Erdoğan'la yüzleşmesi faydalı olacaktır. O zaman Erdoğan'ın tüm maskesi düşecek, foyası ortaya çıkacaktır.T24
CHP'de Yeni MYK Belli Oldu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 5-6 Eylül'de gerçekleştirilen 18. Olağanüstü Kurultay'ın ardından, yeni seçilen Parti Meclisi (PM) üyelerinden, Merkez Yönetim Kurul'nu (MYK) belirledi.Buna göre, Mehmet Bekaroğlu Tanıtım ve Halklar İlişkiler, Enis Berberoğlu ise İletişim ve Medya İle İlişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılıklarına getirildi.Gürsel Tekin ise yeniden genel sekreter olarak görevlendirildi.Genel başkan yardımcılıklarının dağılımı ise şöyle oldu:-Tekin Bingöl: Parti Örgütü ve Örgüt Yönetimleri ve Yurt Dışı Örgütlenmeler-Haluk Koç: İdari ve Mali İşler-Bülent Tezcan: Seçim ve Hukuk İşleri-Seyhan Erdoğdu: Parti İçi Eğitim-Sezgin Tanrıkulu: İnsan Hakları-Veli Ağbaba: Yerel Yönetimler-Yakup Akkaya: Meslek Kuruluşları, İşçi Sendikaları ve Diğer Sivil Toplum Kuruluşları-Faik Öztrak: İşveren Sendikaları ve Kuruluşları-Selin Sayek Böke: Ekonomi Politikaları-Burhan Şenatalar: Sosyal Politikalardan-Şafak Pavey: Doğa Hakları-Sencer Ayata: AR-GE Bilim, Yönetim Platformu-Ercan Karakaş: Kültür, Sanat Platformu.Muhabir: Mehmet Tosun | AA
Dolar Milyarderleri Hakkında Çok Acayip 9 Bilgi
Darell West, 'Billionaires, Reflection on the Upper Crust' isimli kitabında 'Milyarlarderleri takdir etmemek mümkün değil, ancak seçimlerdeki, kurumlardaki ve kanunlardaki etkilerinden korkmak lazım' diyor.İşte yazarın kitabından ilgi çekici milyarder anekdotları;
'Avrasya Tüneli Tarihe Altın Bir İmza Olarak Geçecektir'
Başbakan Davutoğlu, Avrasya Tüneli'nin tarihe altın bir imza olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına geçeceğini söyledi.İSTANBULBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Avrasya Tüneli inşaatında incelemelerde bulundu.Davutoğlu, öğle saatlerinde Göktürk'teki evinden çıkarak, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'ne geldi.Bir süre kaldıktan sonra buradan ayrılan Başbakan Davutoğlu, incelemelerde bulunmak üzere Avrasya Tüneli inşaatına geçti.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan ile yetkililerden çalışmalar hakkında bilgi alan Davutoğlu, ardından çalışmaların devam ettiği zemine indi.Personel servis aracıyla tünele giren Davutoğlu, incelemelerde bulundu.Davutoğlu, Avrasya Tüneli inşaatında (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi) incelemelerde bulunduktan sonra yaptığı konuşmada, sadece İstanbul ve Türkiye için değil, dünya için de tarihi önemde bir projeyi bizzat görmekten gurur duyduğunu söyledi.Aslında bunun tarihi bir proje olduğunu belirten Davutoğlu, 'Çünkü 8 bin 500 yıllık tarihinde İstanbul'un birçok kereler iki kıtayı birleştirme rüyaları, idealleri oldu. Bizim iktidarlarımız döneminde bu ideal iki kez gerçekleştirildi. Birincisi, aziz gibi olmanın vasfı olarak kabul edilen, su gibi aziz anlamında kuzeyden Melen Projesi'yle kuzeyden geçiş. İkincisi Marmaray demiryolu hattı. Şimdi üçüncüsü gerçekleştiriliyor; Avrasya geçişi. Bu suretle iki katlı olarak, dünyaya örnek olacak bir proje hayata geçiriliyor' diye konuştu.Projenin tarihi olduğunu kadar insani bir proje olduğunu vurgulayan Davutoğlu, trafik yoğunluğu ve bunun getirdiği çevre problemlerini aşmanın aslında bu tür projelerle mümkün olabildiğini kaydetti.'Araçla gittik, yürüyerek geri döndük'Kazlıçeşme ve Göztepe arasındaki yaklaşık 14,5 kilometrelik mesafenin bu yolla 15 dakikaya ineceğini belirten Davutoğlu, 'İstanbul'daki trafikte rahatlama dışında küresel ölçekte bir proje. Türk mühendislik ve mimarlık tarihi, itibarı açısından da örnek bir proje. Çünkü biraz önce, dönüşte özellikle yürümeyi arzu ettim. Çünkü insanlık tarihinde herhalde kimseye nasip olmamış bir yürüyüş bu. Yaklaşık 920 metre. Her gün 8-10 metre ilerleyerek kat ediliyor tünel. Biz araçla gittik, yürüyerek geri döndük. Araçla daha sonra buradan geçecek olanlar bizim şansımıza sahip olmayacaklar. Denizin yaklaşık bazı yerlerinde 106 metre derinliğe kadar inen bir kotta toprağa değme imkanı olmayacak' dedi.3 bin 400 metresi su altında olan tünelin toplam geçiş uzunluğunun 5 bin 400 metre olduğunu ifade eden Davutoğlu, 9,2 kilometrelik bağlantı yollarıyla da muhteşem bir proje olduğunu söyledi.Firma yetkililerinden aldığı bilgiye göre tünelin mühendislik açısından dünyada bir ilk niteliği taşıyacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu derinlikte, bu basınçta, bu yoğunlukta bir geçiş, olağanüstü bir mühendislik başarısı. Her biri önemli bir parça oluşturan segmentlerin tamamıyla Türk yapımı olması, gördüğümüz şekilde bilezik şeklinde segmentlerin ilerlenen her hatta kuşatmış ve çevreleyebilecek kapasitede olması da Türk inşaat sektörünün ve Türk mühendisliğinin geldiği aşamayı gösteriyor. Bununla gurur duyuyoruz. Bu çalışmanın tümü 4 yılı biraz geçen sürede tamamlanacak ümidindeyiz. Çalışmalar bu sene ocak ayında başladı. Gelecek sene haziran ayında tünelin su altındaki kısmı tamamlanacak. İrtibat ve bağlantı yollarının bağlanmasının tamamlanması 2017 Ağustos'u olarak planlanmıştı ama biraz önce Ersin Bey ve arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde onlar Mart'a çektiler. Biz 2016 Aralık'ına çektik. Süre itibarıyla maliyetleri düşürmesi bakımından da insani boyutuyla inşallah en kısa zamanda ama güvenilir bir şekilde tamamlanması bize büyük bir mutluluk verecek.''Konfor kadar güven de önemli'Başbakan Ahmet Davutoğlu, tünelin deprem dayanıklılığı üzerinde de hassasiyetle durduğunu ifade ederek, İstanbul'un deprem bakımından riskli bir hatta olduğunu söyledi. Kendisine verilen teknik bilgilere göre yaklaşık 2 bin 400 yıllık istatistiksel verilere dayalı olarak, o şiddette bir depremin hesap edilerek tedbirler alındığını belirten Davutoğlu, yürüdüğü alanda da depremle ilgili alınan tedbirler olduğunu, bunun da kendisini sevindirdiğini anlattı.Davutoğlu, güvenliğin konfor kadar önemli olduğunu aktararak, 'Bu büyük bir konfor sağlayacak İstanbullu hemşehrilerimize ve Asya'dan Avrupa'ya, Avrupa'dan Asya'ya gidecek bütün yolculara ve bütün insanlığa. Güvenli bir proje olması önemlidir. İçeride iş güvenliği bakımından da bazı gözlemlerde bulunma imkanı oldu. İşçi kardeşlerimizle konuştuk. Bu konuda alından tedbirler dolayısıyla da teşekkür ediyorum. Her halükarda dünyanın en önemli projelerinden birinde bütün bu emeği olan kardeşlerimize, yetkililerimize teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde gerçekleşmesi hasebiyle kendilerine ve bu projede geçmişte emeği geçmiş bütün arkadaşlarımıza da bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum' diye konuştu.İstanbul'daki diğer bazı projeleri, 3. köprüyü ve 3. havalimanını da dolaşacağını ifade eden Davutoğlu, heyecan verici bir gün yaşadığını söyledi.'En derin noktaya birlikte imza atarız'Türkiye'nin ulaştığı mühendislik seviyesi, iktisadi ve ekonomik seviyenin, bu projeyi gerçekleştirme bağlamında eriştiği gücün her türlü takdirin üzerinde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:'İstanbullular bu hizmeti hak ediyor. İstanbul'un doğası ve çevre güvenliği bakımından da önemli katkılar yapacak bu proje eminim tarihe altın bir imza olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına geçecektir. Çalışmanın en kısa zamanda düşündüğümüz takvim içinde gerçekleşmesini ümit ediyorum. Bir gün, önce bu tünelden birlikte geçeceğiz, sonra da İstanbullularla birlikte bağlantı yolları bittiğinde yepyeni bir ulaşım ağına sahip olacağız. Ulaştırma Bakanımız bizzat gelişmeleri takip ediyor. Ben de bundan sonra sık sık gelerek misafiriniz olacağım. 920 metre. Belki sürpriz şekilde 1000 metreye ulaştığınızda, 106 metreye ulaştığında haber edin, bu başka bir tarihi gelişme olur. 106 metre en derin noktası. O derin noktada işçilerimizle bir Türk kahvesi içeriz. Oraya da birlikte bir imza atarız.'Davutoğlu, Türk firmasıyla birlikte projeyi gerçekleştiren Koreli firma temsilcilerine de teşekkür etti.Başbakan Davutoğlu, tünelde incelemelerde bulunurken baret takarak, yelek giydi.Muhabir: Hanife Sevinç, Halil İbrahim Başer
'Sadece Siyasi Değil Mali Özerklik de İstiyoruz'
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak , yerel yönetimleri demokrasinin temel taşı olarak gördüklerini belirterek, 'Mali konularda, yerel kaynaklar üzerinde tasarruf, görüş bildirme, maddi kaynakları geliştirme konusunda inisiyatif hakkı üzerine tartışmalıyız. Biz sadece siyasi özerklik değil mali özerklik de istiyoruz' dedi.Gültan Kışanak sivil toplum örgütlerinin 27-28 Eylül'de Van'da düzenlenecek 'Demokratik Ekonomi Konferansı'nın Diyarbakır'daki hazırlık çalıştayına katıldı.Doğan Haber Ajansı’ndan Serdar Sunar ’ın haberine göre Kışanak, yerel kamu kaynağını yerelin nasıl kullandığının tartışılması gerektiğini anlatırken, 'Diyarbakır; kamu kaynağını elinde barındıran en büyük şehirdir. Bu yerel kaynaklara karşı özel bir politika izleniyor. Bu yerel kaynaklardan kazanılan paralar nerelere harcanıyor? Bunları tartışmak gerekiyor. Bu eksik kalan bir alandır' dedi.Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, bölgeye özel ekonomi politakaları uygulandığını belirterek şöyle dedi:'Kürdistan’da işsizlik durumu giderek derinleşiyor. Bu da siyasi ve ekonomik politikalarla bağlantılıdır. Türkiye mali hükümler ile ilgili tüm maddelere çekince koyuyor. Türkiye’deki yerel yönetim ve merkezi yönetimler arasındaki ilişki tamamen bağlılık ilişkisidir. Yerel yönetimleri demokrasinin temel taşı görüyoruz. Türkiye’deki yasal mevzuatlar ise tam tersine yerelin ne yaptığına karar veren bir mekanizmadır. Biz sadece siyasi özerklik değil mali özerklik de istiyoruz.'Kapitalizmin içerisinde yaşam alanları bulabilmek için yeni yaşam alanlarının inşa edilebileceğini söyleyen Kışanak, bu konuda tek düzenleyici görevin yerel yönetimlere verilmesinin eksiklik olacağını söyledi. Böyle olursa merkeziyetçi olacağını ve yerelin devletleşeceğini belirten Kışanak, 'Halk kendi sivil inisiyatif ile komün ve kooperatifleri ile bu süreci yürütmeli ve yerel yönetimlerde destek veren bir pozisyonda olmalıdır' dedi.T24
Japonya’nın En Hızlı Otakusu
Otaku dendiğinde genel anlamda ilk akla gelen şişman, gözlüklü, sapık tiplerdir. Ancak bir koşu yıldızı olan Hashimoto Takashikyo Japonya’daki bu algıyı değiştirebilecek bir ilke imza attı. Yerel bir atletizm şampiyonasında 400 metre yarışında altın madalya kazanan Hashimoto, madalya töreninin ardından birincilik kürsüsünde seyircilere hayranı olduğu kart oyunu Kantai Collection’dan Atago karakterinin posterini takdim etti.
Reklam
Galaxy Alpha Satışa Sunuldu
Samsung’un bugüne kadar ürettiği en ince ve Android işletim sistemli ilk metal çerçeveli akıllı telefonu Galaxy Alpha eylül ayı içerisinde dünyanın birçok noktasında kullanıcılarla buluşacak. Telefonun satışına resmi olarak İngiltere’de başlandı. Samsung tarafından satışa sunulan Galaxy Alpha’nın fiyatı 549 sterlin (1.959 lira) olarak açıklandı.Galaxy Alpha İngiltere’de online teknoloji marketler tarafından da listelenmeye başladı, üstelik Samsung’un belirlediği fiyattan daha uyguna satılıyor. Unlocked-mobiles Galaxy Alpha’nın fiyatını 500 sterlin (1.785 lira) olarak belirledi. Galaxy Alpha’nın geçtiğimiz günlerde Polonya’da 2,699 PLN (yaklaşık 1.805 lira) ön siparişe açıldığını hatırlatalım. Söz konusu fiyatlar Galaxy Alpha’nın ülkemizde 2.000 lira seviyesinden satışa sunulacağını gösteriyor. Telefonun siyah, mavi, altın, gümüş ve beyaz renkleri mevcut.4.7-inç büyüklüğünde HD çözünürlüklü Super AMOLED ekran, 20nm fabrikasyon sürecinde üretim gösteren 4+4 çekirdek yapısına sahip Exynos 5430 işlemci, LTE-A desteği, 1860mAh batarya, parmak izi sensörü, 4K video kaydı gerçekleştiren 12MP arka kamera, 2.1 megapiksel ön kamera, suya karşı dirençli yapı ve Android 4.4.4 işletim sistemi Galaxy Alpha'nın öne çıkan teknik özellikleri.Teknolojioku
Üniversiteli Hem Yurtsuz Hem İşsiz, Kısacası Sahipsiz
TOKİ rant kapısı olacağına neden tüm üniversiteliye yurt yapmıyor?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde üniversite öğrencilerinin yurt sorunu ve mezunlarının işsizlik durumu hakkında bir çalışma yaptı. Üniversitelerin 2014-2015 eğitim öğretim yılına sancılı başladığını belirten Umut Oran, 'Üniversiteli gençler yurtsuz ve umutsuz. Altyapısı hazırlanmayan her ile üniversite politikası sınıfta kaldı milyonlarca genç okurken sahipsiz, yurtsuz, mezunken işsiz kaldı. 5,5 milyon öğrenci için sadece 420 bin yataklık yurt var, yani 13 öğrenciye 1 yatak düşüyor. TOKİ hükümete ve yandaşlarına rant kapısı olacağına acilen üniversitelilerin yurt sorununu çözmelidir' dedi.CHP'li Umut Oran'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle:AKP’nin yükseköğrenim politikaları popülist ve plansız. 62. Hükümet programında ve 2014-2018 10. Kalkınma Programında üniversite gençliğinin yurt ve istihdam sorunlarının çözümü ile ilgili tek bir cümle bile yok. CHP’nin daha önce dile getirdiği Başbakanlığa bağlı TOKİ yandaş müteahhitler ve havuz hesaplarla Recep Tayyip Erdoğan ve yakınlarına kentsel dönüşüm adıyla rant kapısı olup, lüks konutlar yaparak, yapı denetiminden kaçış aracı olacağına milyonlarca gencimizin ücretsiz kalacağı yurtların yapımında kullanılsın.2002’de 73 olan üniversite sayısı 2014’te 184’e ulaştı. “Her şehre üniversite” denirken adeta bakkal dükkânı açar gibi açılan üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Apartman binalarında açılan birçok “tabela” üniversitesi diploma dağıtıyor.Üniversite sayısı 12 yılda yüzde 150 arttı, ama ya akademik-bilimsel kalite? 184 üniversitemiz var, ne yazık ki dünya sıralamasında ilk 100’e giren tek bir Türk üniversitesi yok. Türk üniversitelerinin kütüphane imkânları yetersiz, bilimsel yayınları itibar görmüyor.“Her şehre üniversite” politikası diplomalı işsizler ordusu yarattı. Üniversite sayısında patlama paralelinde üniversiteli iş gücü sayısındaki artış, toplam işgücündekinin kat kat üzerinde gerçekleşti. Bunların istihdamının yetersiz kalması nedeniyle üniversite mezunu işsiz sayısı 4’e katlandı. 2000’de her 10 işsizden biri üniversite mezunuyken, gelinen noktada her 5 işsizden biri üniversite diplomalı.Son 12 yılda üniversite öğrencisi sayısı yaklaşık yüzde 227 artarak 5.5 milyona çıkarken, devlete ait yurt kapasitesindeki artış ise yüzde 60 dolayında. Yeni öğretim yılında kamu yurtlarına başvuran öğrencilerin üçte ikisi açıkta kaldı. 6 milyona yaklaşan öğrenciye karşılık, özel yurtlarla birlikte toplam 420 bin dolayında yurt kapasitesi bulunuyor. Toplam yurt kapasitesi, toplam öğrenci sayısının yüzde 10’una ulaşmıyor. Her ile üniversite açmakla övünen iktidar üniversite gençliğinin barınma sorununu çözmemiş büyütmüştür.Özerklik, araştırmacılık, bilimsel-akademik kalite gibi konularda ciddi sorunları bulunan üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına yeterli katkı veremiyor. İzlenen ekonomi politikaları istihdam yaratmıyor, üniversite mezunlarındaki artışla bunların üretim süreçlerinde yer alma oranları paralel gitmiyor. Bu koşullarda üniversite sayısındaki artış, işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmiş oluyor.Üniversitelerinin kalitesini artırıp bunu sürekli kılabilen ülkeler, geleceğin yıldızları olacak; bilgi devrimini gerçekleştirip refah düzeylerini yükseltecektir. Bizim üniversitelerimiz de ülkeyi bilgi çağına taşıyacak kaliteye erişmeli, bilgi ekonomisine uygun, çağı kavrayan, evrensel düşünen, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmelidir.Devlet yükseköğretime ayırdığı kaynakları artırmalı, ekonomik açıdan zayıf ailelerin çocukları için eğitimde fırsat eşitliği sağlamalıdır.Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu çözülmeli, devlet makul maliyetle ve nitelikli barınma koşulları sağlamalıdır.Ülkemizde 200’e yakın üniversite ile buralarda okuyan ve yeni kayıt yaptıran milyonlarca öğrenci 2014-2015 eğitim öğretim yılına başlıyor. “Her ile üniversite” açmakla övünen AKP’nin 12 yıllık iktidarında, yeterli alt yapı ve akademik birikim olmaksızın açılan çoğu tabela üniversitesi ile ülkemizde adeta bir “üniversite enflasyonu” yaşanıyor. Ancak Türkiye’nin az sayıdaki köklü ve birikimi olan üniversitesi dışında verilen eğitim, teoriden ileri gitmiyor, öğrencileri ekonomik ve sosyal yapının gereklerine, reel yaşamın pratiklerine hazırlamıyor. Bu dönemde sayıları hızla artarak 6 milyona yaklaşan üniversite öğrencisini ise alacakları eğitimin kalitesi bir yana, barınmadan ulaşıma, öğrenim maliyetlerinden burslara birçok önemli sorun bekliyor. Ailelerin gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olmaları düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için tüm imkanlarını seferber ettiği ülkemizde, üniversitede okumaya hak kazanan milyonlarca genci mezuniyet sonrası bekleyen işsizlik olgusu ise öğrencilikte yaşadıkları sıkıntılarla kıyaslanmayacak kadar büyük ve asıl önemli sorunu oluşturuyor.ÜNİVERSİTE ENFLASYONU - KALİTE EROZYONU…Türkiye’de 2002 yılında 73 olan üniversite sayısı son yıllarda yaşanan patlama ile 184’e ulaştı. Türkiye’de halen 104 devlet ve 80 de vakıf üniversite ve meslek yüksekokulu bulunuyor. Bunların büyük bölümü üç büyük ilde... Ancak AKP’nin “Her şehre üniversite” politikası ile Türkiye’de üniversitesi olmayan il kalmadı. Son yıllarda adeta bakkal dükkânı açar gibi yeni üniversiteler açıldı. Üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Beş altı katlı apartman binalarında açılan “butik” üniversiteler diploma dağıtıyor. Türkiye, üniversite sayısında Hollanda, Belçika, Norveç, Finlandiya, İsviçre, Danimarka, Portekiz gibi Avrupa ülkelerini geride bırakıyor.Özellikle 2000’li yıllarda adeta patlama yaşanan üniversite sayısı paralelinde üniversite öğrencisi ve mezunu sayısında da patlama yaşandı. 2002 yılında 1.7 milyon olan yüksek öğretim kurumlarında okuyan öğrenci sayısı, 2014’te 5.5 milyona ulaştı. Türkiye’de üniversite öğrencisi sayısı dünyada 128, Avrupa’da 11 ülkenin nüfusundan fazla...2000’de üniversiteye başvuranların yüzde 30’u yerleştirilirken, bu oran yüzde 50’ye ulaştı. Yükseköğretim kurumlarından mezun olanların 1999-2000 öğretim yılında 224 bin dolayında bulunan sayısı, 2013-2014 öğretim yılında 700 bine yaklaştı. Son 12 yıl toplamında 5 milyonun üzerinde mezun verdi. İLK 100’E GİREN TÜRK ÜNİVERSİTESİ YOKSon yıllarda yükseköğretimde nicel olarak yaşanan hızlı büyümeye karşılık, kalite ise aynı paralelde artmadı, hatta aşağılara indi. 184 Türk üniversitesinden hiçbiri, dünya sıralamasında yazık ki ilk 100’e giremiyor. The Times Higher Education World University Rankings 2013-2014 verilerine göre genel değerlendirmede dünyanın en iyi 100 üniversitesi sıralamasında ABD 45 üniversite ile başı çekiyor, bu ülkeyi 11 üniversite ile İngiltere, 8 üniversite ile Hollanda, 6 üniversite ile Almanya, 5 üniversite ile Avustralya izliyor. Genel değerlendirmede en iyi dereceye sahip Türk üniversitesi olan Boğaziçi, 199’uncu sırada.Türkiye’deki bütün üniversitelerin kütüphanelerindeki toplam kitap sayısı, sıralamada birinci olan Harvard Üniversitesi’ndekinden daha az. Türkiye’de gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadan kısa bir zaman dilimi içinde art arda açılan yeni üniversiteler nedeniyle öğretim elemanı ihtiyacı arttı. Bunu karşılamak için özellikle taşra üniversitelerine yönelik olarak akademik unvanların edinilmesi kolaylaştırıldı. Bu durum akademik kaliteyi aşağı çekti. Türk üniversiteleri, bilimsel yayın sayısında AB ülkeleriyle kıyaslandığında orta sıralarda gözükmekle birlikte yapılan atıf sayısında ise en sonlarda, örneğin Bulgaristan’ın bile gerisinde bulunuyor. Bu da yayınların bilimsel niteliğine güvensizliği gösteriyor.ÜNİVERSİTE ENFLASYONU DİPLOMALI İŞSİZLİĞİ PATLATTIAKP döneminde izlenen daha çok tüketime dayalı ekonomik büyüme modeli yeterli istihdam yaratmadığı için ülkemizin işsizlik sorununu çözemezken, üniversite diplomalıların sayısı ile üretim süreçlerinde rol alabilme oranları paralel gitmedi. Son yıllarda eğitim düzeyine göre işsizlikte en hızlı artış, açık farkla üniversite mezunlarında bulunuyor. Üniversite sayısında patlama yaşanan 2000’li yıllarda, üniversiteli iş gücü sayısındaki artış, toplam işgücündekinin kat kat üzerinde gerçekleşti. Bunların istihdamının yetersiz kalması nedeniyle üniversite mezunu işsiz sayısı ise üniversiteli işgücündekinden de toplam işsizlikten de çok daha hızlı arttı. Sonuçta her şehre üniversite politikası, ülkede bir üniversiteli işsizler ordusu yarattı.Türkiye’de 2000 yılı ortalamasında 23 milyon 78 bin kişi olan toplam iş gücünün yüzde 8.8 oranındaki 2 milyon 37 binini üniversite mezunları oluşturuyordu. Yıllık ortalama verilere göre 2013’te toplam işgücü yüzde 22.5 artışla 28 milyon 271 bin olurken, bunun içinde üniversiteli işgücü sayısı yüzde 165 artışla 5 milyon 388 bine ulaştı. Bu dönemde işgücü içinde üniversite diplomalıların payı yüzde 8.8’den yüzde 19.1’e yükseldi.Toplam işsiz sayısının yüzde 83.5 artışla 1 milyon 497 binden 2 milyon 747 bine çıktığı bu dönemde, üniversiteli işsizlerin sayısı ise yüzde 290 artışla 143 binden 557 bine yükseldi. Üniversiteli işsizlerin 2000 yılında yüzde 7 olan oranı, 2013’te yüzde 10.3’e çıktı. Toplam işsizler içinde üniversite diplomalıların oranı ise bu dönemde yüzde 9.6’dan yüzde 19’a yükseldi. Başka deyişle 2000’de her 10 işsizden biri üniversite mezunuyken, gelinen noktada her 5 işsizden biri üniversite diploması taşıyor.ÜNİVERSİTELİ “YURT”SUZ…Üniversite öğrencilerinin barınma talebinin karşılanmasında da 12 yılda yapılanlar yetersiz kaldı. Devlet, üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artış paralelinde yurt kapasitesi sağlayamadı. Bu dönemde üniversiteli sayısı yaklaşık yüzde 227 artarken, yurt kapasitesindeki artış yüzde 60 dolayında kaldı. Üniversite gençliğinin barınma sorunu çözülmedi, aksine büyüdü.Öğrenci sayısının 5.5 milyona ulaştığı 2013-2014 eğitim öğretim yılında yükseköğretim öğrencilerine yönelik 368’i kamu (YURTKUR) yurdu, 1.873’ü de özel olmak üzere toplam 2.241 yurtta barınan öğrenci sayısı 415 bin dolayında gerçekleşti. Bunların da 305 binini kamu yurtlarında, yaklaşık 110 binini de özel yurtlarda kalanlar oluşturuyor.2014-2015 eğitim öğretim yılı için 385 bin 326 öğrenci YURTKUR’a bağlı yurtlar için başvuru yaptı. Mezun olanlardan boşalan kapasiteye göre bunlardan 119 bin 59’u, yeni öğretim döneminde sayıları 384’e ulaşan bu yurtlara yerleştirilebildi. Başka deyişle devlet yurtları için başvuranların üçte ikisi açıkta kaldı.Devlet yurtlarında, deprem güçlendirmesi çalışması nedeniyle kullanımda olmayan yatakların da kullanıma alınmasıyla toplam kapasite 310 bine, halen inşa çalışmaları süren yurtların sisteme katılmasıyla da 320 bine çıkacak. Özel yurtlarla birlikte yeni öğretim yılında en fazla 430 bin dolayında bir üniversite öğrencisi yurt imkânından yararlanabilecek. Oysa yükseköğretim kurumlarına yerleşen yeni öğrenci sayısı, mezun sayısından fazla olduğu için toplam üniversiteli sayısı 6 milyona yaklaşıyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü de ailesinden ayrı, başka kentlerde üniversite öğrenimi sürdürüyor. Toplam yurt kapasitesi, toplam öğrenci sayısının yüzde 10’una bile ulaşmıyor.  17 ARALIK YURT SORUNU DA YARATTI!Bu arada özel yurtlarda kalan çok sayıda üniversite öğrencisi de devlet yurtlarına geçmek için YURTKUR’a başvurdu. Özel yurtların önemli bir bölümü, AKP hükümetinin iktidarı boyunca işbirliği yaptığı ancak 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında yolunu ayırarak “paralel devlet” adı altında tasfiye süreci başlattığı oluşuma ait bulunuyor. Bu yurtlarda kalan yoksul aile çocuklarının yeni siyasal konjonktürde kendilerini güvende görmeyerek devlet yurtlarına geçme çabasına girmesi de kapasiteyi zorlayan bir faktör. YURT AYRI DERT, KİRA AYRI DERTDevlet yurtlarının ihtiyacı karşılamaması nedeniyle, ekonomik durumu nispeten elveren aileler çocuklarını özel yurtlara yerleştirirken, bu imkânlara sahip olamayan milyonlarca genç bir araya gelerek, müşterek kiralama yoluyla, asgari konfordan yoksun evlere yüksek kiralar ödemek zorunda kalıyor. Devlet yurtlarında kalan öğrenciler ise iktidarın öngördüğü gençlik modeli doğrultusunda baskı ve dayatmalarla karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda yurtların karma özelliği ortadan kaldırılıyor, üniversite öğrencilerinin sosyal paylaşım alanlarına müdahale ediliyor. Öğrenciler, devlet yurtlarında rızası dışında dini etkinliklere yönlendiriliyor, idari personel zorunlu olarak bu etkinliklerde görevlendiriliyor.ÜNİVERSİTELER ÜLKEMİZİ BİLGİ ÇAĞINA TAŞIMALIDIR…Ülkemizin üniversite sayısının artmasından gurur duyarız. Ancak üniversiteler, yeterli alt yapıya, bilimsel birikim ve kaliteli akademik kadrolara sahip gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olarak açılmalıdır. Üniversite sadece bina ve tabela, öğretmen-öğrenci demek değildir. Üniversiteler, öncelikle ülke, toplum ve insanlık için bilim üreten, araştırma kurumlarıdır. Üniversiteler, sadece bilimin evrensel ilke ve yöntemleriyle kendilerini sınırlar. Üniversiteler, her türlü düşüncenin, hipotezin, teorinin özgürce tartışılıp araştırıldığı özgür platformlardır. Üniversiteler, herhangi bir inanç ya da ideolojinin bağnazlığına esir edilemez. Üniversiteler etnik, bölgesel ve kültürel kalıpları aşmış, özgürce sorgulayan kurumlardır.Özerklik, araştırmacılık, bilimsel düzey, akademik kalite gibi konularda ciddi sorunları bulunan, çoğu adeta “yüksek lise” konseptinde faaliyet gösteren üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına yeterli katkı veremiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmeye yarıyor.YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİ KÖKDEN DEĞİŞMELİDİR!..Üniversitelerinin kalitesini artırabilen ve bunu sürekli kılabilen ülkeler, geleceğin yıldızları olacak; bilgi devrimini gerçekleştirip refah düzeylerini artıracaktır.Bizim üniversitelerimiz de ülkeyi bilgi çağına taşıyacak bilimsel kaliteye erişmeli, bilgi ekonomisine uygun, çağı kavrayan, evrensel düşünen, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmelidir.Üniversitelerin, merkezi baskı altında tek tipleştirilmesine son verilmelidir. Üniversite özerkliği ve akademik özgürlükler genişletilmelidir.Büyük bölümü verdikleri eğitim teoriden ileri gitmeyen, özellikle birer ticarethane gibi işletilen ve öğrencilerini “müşteri” olarak gören özel üniversiteler başta Türk üniversiteleri, bilim üreten kurumlar haline getirilmelidir.Üniversitelerde tüm bileşenler için uygun ortam ve koşullar yaratılmalıdır. Bu bağlamda öğrencilerin barınma sorunu hayati önemdedir. Devlet, üniversite öğrencilerinin barınma sorununu çözmede yetersiz kaldığı için, üniversitelerin bulunduğu semtler kiralar normalin üzerinde artışlar göstermekte ve maddi imkânları kısıtlı milyonlarca üniversite öğrencisine ağır mali yük getirmektedir. Devlet bu alandaki alt yapısını hızla geliştirerek, üniversite öğrencilerine makul maliyetli ve nitelikli barınma koşulları sağlamalıdır. TOKİ hükümete ve yandaşlarına rant kapısı olacağına üniversitelilerin barınma sorunu çözecek yurtları acilen yapmalıdır.Gelir dağılımının bozuk olduğu ülkemizde, devlet ekonomik açıdan zayıf ailelerin çocuklarını gözeterek, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almalıdır.Üniversitelere ayrılan kamu kaynakları artırılmalıdır.
Reklam
Benzinde İndirim
Akaryakıt dağıtım şirketleri, benzin satış fiyatlarında litrede ortalama 8 kuruş indirim yaptı.ANKARAAkaryakıt dağıtım şirketleri, benzin satış fiyatlarında litrede ortalama 8 kuruş indirim yaptı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, indirimin ardından Ankara'da litresi 4,99 lira olan 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı 4,91 liraya satılmaya başlandı. İstanbul ve İzmir'de ise 4,99-4,98 lira arasında satılan 95 oktan kurşunsuz benzinin litresi 4,91-4,90 lira oldu.Üç büyük ilde 5,01-5 liradan satılan 97 oktan kurşunsuz benzinin litresi de indirimin ardından 4,93-4,92 lira arasında değişen fiyatlarla satılmaya başlandı.Dağıtım firmalarının belirlediği fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük çaplı değişiklikler gösteriyor.AA
'Torunlar, 10 Milyon Liralık Vergi Avantajı İçin Tapuyu Almıyor' İddiası
TOKİ, kendisiyle iş yapan müteahhit ve şirketlere imar planlarından, emsal artışına, harçlardan denetime kadar birçok alanda avantaj sağlıyor. “Torun Center”da “Tüm sorumluluğu devrettik” demesine rağmen TOKİ’nin elinde tapu olduğu için Torunlar GYO’ya sadece vergi avantajı 10 milyon lirayı geçiyor, bu yüzden TOKİ, “Tapunu al” diyor, şirket kaçıyor.İstanbul Mecidiyeköy’deki asansör faciası inşaat sektöründeki “TOKİ avantajları”nı gündeme getirdi. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile Torunlar GYO’nun hasılat paylaşımı modeliyle inşa ettiği “Torun Center”da bu avantajlardan dolayı denetimin aksadığı bunun da faciaya yol açtığı iddia edildi.Neşe Karanfil ve Gülistan Alagöz ’ün Hürriyet’teki haberine göre, bugün bir inşaat projesinde TOKİ’nin varlığı birçok alanda kalkan görevi görüyor. Bunlar hukuki süreçte, imar sıkıntılarında, vergi muafiyetlerinde ve denetimlerde kendini gösteriyor. İşte bu avantajlardan yararlanmak için de inşaat şirketleri TOKİ’nin kalkanından bir türlü vazgeçmiyor. “Torun Center” faciasında da TOKİ’nin “Mart 2013’te tüm haklarımızı devrettik” demesine rağmen tapunun hala kendilerinde olması bu kalkanın ne denli kritik olduğunu kanıtlıyor.TOKİ’nin ortak olduğu şirketler nezrinde birçok avantajı var ama en önemlisi emlak vergisi ve harç muafiyetinde yaşanıyor. 2010 yılında emlak vergisi kanunda bir değişiklik yapıldı ve TOKİ’nin arsa arazilerine emlak vergisi muafiyeti getirildi. Eğer arsa şirkette olsaydı emlak ve inşaata başlarken tapu tahsis harcı ödemesi gerekecekti. Bu da tapu harcı için binde 15, emlak vergisi için de binde 6 olacaktı. Ama Torunlar GYO hasılat paylaşımı için TOKİ ile yaptığı sözleşme kapsamında TOKİ’nin tüm muafiyetlerinden yararlanmış oldu. Muafiyet Torunlar’ın TOKİ’den tapuyu alması ile bitecek. O zaman Torunlar’ın ödemekten muaf olduğu vergi ve harcın yaklaşık 10 milyon lirayı bulacağı tahmin ediliyor.Eğer bir arsa kişinin, şirketin üzerindeyse büyükşehirlerde emlak vergisi binde 6 oranında uygulanıyor. Ali Sami Yen, Şişli Büyükdere Caddesi mevkiinde bulunuyor. Bu bölgenin 2010 yılında belirlenen metrekare değeri 8 bin 400 lira. Projenin yürütüldüğü arsanın büyüklüğü ise 33 bin 615 metrekare. Buna göre ödenmesi gereken vergi yıllık 1 milyon 694 bin liraya denk geliyor. En az 3 yıllık bir muafiyet Torunlar’a 5 milyon liralık bir vergi avantajı sağladı. Eğer bu arsa Torunlar GYO’nın olsaydı söz konusu emlak vergisini ödemek zorunda kalacaktı.Bir arsanın üstüne inşaata başlandıktan sonra bu arsa için metrekaresi üzerinden belirlenen emlak vergisi ödeniyor. İnşaat daire ya da ofislere bölünüyor, ancak inşaat tamamlanmadığı için arsa bedeli üzerinden vergisi ödeniyor. İskan alındıktan sonra konutlar ya da işyerleri için ayrı ayrı emlak vergisi değerleri uygulanıyor. Bir inşaat şirketi arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina ve tesislerin tescili için emlak vergisi değeri üzerinden tapu tahsis harcı ödemesi gerekiyor. Bu harç binde 15 oranında uygulanıyor. Ancak TOKİ yaptığı için yine harç ödenmesine gerek kalmıyor. Buradan da sağlanan avantaj 4.2 milyon lirayı buluyor. İnşaat bittikten sonra konutların satışı yapılırken konut başına binde 20 oranında harç ödenmesi gerekiyor. Bu harcı hem alıcı hem de satıcının ödemesi şartı bulunuyor. Ancak TOKİ’nin bu harçta da mufaiyeti var. TOKİ’nin sattığı konutlarda alıcı taraf tapu harcı ödüyor. Eğer şirket kendisi satsaydı satıcı olarak da o da tapu harcı ödeyecekti.Torunlar GYO’nun, TOKİ’nin “520 milyon lira alarak 2013’te projeden çekildik” dediği rezidans inşaatının tapusunu sözleşmeye göre 31 Aralık 2014 tarihine kadar alması gerekiyor.Üst düzey bir TOKİ yetkilisi, “Hasılat paylaşımı modelinde tüm sorumluluk TOKİ’dedir, ancak bizden ayrıldıkları için sorumluluk şirkete geçti. Bizden 31 Aralık’a kadar tapuyu almak zorundalar, kazalardan ve zarardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur” bilgisini verdi. Yetkili, Hürriyet’ten Erdinç Çelikkan ’a şunları söyledi:“2013 yılında projeden çıktık, bu nedenle tüm sorumluluk Torunlar’a geçiyor. Şirketin Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin işyerlerinin korunması ve sigortalanmasını düzenleyen maddesine göre; müteahhit işin devamı süresince işçilerle çevre halkının kazaya uğramasını, zarar görmesini ve işyerinde zarar oluşmasını önleyici her türlü güvenlik önlemeni almak zorundadır. İş sahasında yeterli güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden müteahhit sorumludur. Bu nedenle tazminat yükümlülüğü var. Ayrıca müteahhit kaza, zarar ve risklerin doğmaması için tüm talimatlara da uymak durumundadır. Bunun için tapuyu almasa bile yapılan sözleşme gereği işçilere eğitim vermesi, makina, araç gereç ve patlayıcı maddelerin neden olabileceği kazalar için tedbirleri uygulamakla yükümlüdür. Yüklenicinin 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 75. ve 76. maddesi uyarınca yapı işlerinde iş sağlığı hükümleriyle değişiklikleri yerine getirme sorumluluğu var. Bu nedenle kazalardan ve zararlardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur.”*TOKİ avantajları proje başlamadan imar planları ile başlıyor. TOKİ hiçbir belediyeye sormadan imar planı hazırla hakkına sahip. Özel sektör tek başına ise belediyenin planına uymak zorunda.*İnşaat projesi ile ilgili hukuku bir süreç olduğunda TOKİ adı yine kalkan görevi görüyor. Herhangi bir kişi ya da sivil toplu kuruluşu TOKİ ya da TOKİ iştiraki Emlak Konut adına plan iptal davası açarsa inşaatın durmaması için acil yeni bir plan yapılıyor ve süreç devam ediyor. Eğer özel sektör bir dava ile muhatap olursa inşaatı 2 yılı bulan sürelerde bekliyor. .*TOKİ ve Emlak Konut bir inşaat projesi için verilen emsal hakkını değiştirebiliyor. Söz gelimi belli alanlar emsal dışı ibaresini koyarak inşaat alanını 2-3 katına çıkarabiliyor. Özel sektör tek başına ise 1 emsal yere 1.01 yapamıyor ve yapmaması da gerekiyor. .*TOKİ projelerinde imar harcı, plan harcı gibi bedelleri ödenmiyor. İnşaat süresinde ödenen harçlar bir inşaat projenin toplam maliyetinin yüzde 3-4’üne denk geliyor. Milyonluk projelerde bu oranın oldukça önemli bir rakama denk geldiğine dikkat çeken inşaat sektörü temsilcileri, “Aynı lokasyonda benzer projelerin aynı fiyatla satıldığını düşünelim. Bu projelerden biri TOKİ projesiyse bilin ki TOKİ ile iş yapan müteahhit yüzde 4 fazla kazanıyor” diyor. .*Özel sektör herhangi bir şahıs ya da kurumla kat karşılığı iş yaptığında yüzde 18 KDV ödüyor. TOKİ projelerinde ise o projedeki evlerin katma değerine göre vergi oranı belli oluyor. Söz gelimi şirket 150 metrekareden küçük ev yaptıysa ve TOKİ ya da Emlak Konut projesiyse yüzde 1 KDV ödüyor. .*TOKİ projeleri Yapı Denetim Kanunu’ndan muaf. Yani TOKİ ile ortak müteahhittin şantiyesini dışardan biri denetlemiyor.
Faturasız Hatta Fazla Vergiye İade Geliyor
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Özel İletişim Vergisi Taslağı'na göre, faturasız cep telefonu hattından internet hizmeti alan yaklaşık 14 milyon kullanıcıdan alınan fazla vergilerin iade edileceğini bildirdi.Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Özel İletişim Vergisi Tebliğ Taslağı'na göre, ön ödemeli cep telefonu hattından internet hizmeti alan yaklaşık 14 milyon aboneden internet kullanımı nedeniyle fazla alınan vergiler iade edilecekÖzel İletişim Vergisi Genel Tebliğ Taslağı'nda, mevcut tebliğlerden farklı olarak, internet hizmetlerinde uygulanması gereken özel iletişim vergisi ile ön ödemeli cep telefonu abonelerinin mobil internet hizmetlerinden yararlanması durumunda kendilerine yapılacak vergi iadelerine ilişkin düzenlemeler yer alıyor.Tebliğ yürürlüğe girerse, abonelerin ön ödemeli hatlarını haberleşme hizmetlerinin yanı sıra internet erişim hizmeti için de kullanmaları halinde, fazla veya yersiz hesaplanan Özel iletişim vergisi (ÖİV), abonelere geri verilmesi koşuluyla, mobil elektronik haberleşme işletmecisine iade edilecek. Gerek mükellef gerekse abone nezdinde işlemin fazla veya yersiz ÖİV uygulanmadan önceki hale döndürülmesi esas alınacak.Bu uygulamada, GSM operatörleri, ön ödemeli hat kullanıcılarının hatlarına yaptıkları yüklemeler üzerinden yüzde 25 oranında ÖİV hesaplamaya devam edecek. Söz konusu abonelerin yüklemelerini internet erişim hizmetinde kullanmaları halinde, bu kullanım miktarına isabet eden bedel üzerinden fazla veya yersiz olarak tahsil edilmiş olan ÖİV tutarını hesaplayacak.Mobil elektronik haberleşme işletmecileri, bu şekilde internet erişimi hizmetinden yararlanan yaklaşık 14 milyon ön ödemeli hat abonesinin fazla veya yersiz ödediği vergileri takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla hesaplayarak, dönemi takip eden ayın sonuna kadar abonelere bildirecek ve abonenin tercih ettiği usule göre iade edecek. Söz konusu Kanuni düzenleme 1 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe girdiği için ilk hesaplama işleminin Mart-Eylül 2014 dönemini kapsaması uygun bulundu. Sonraki dönemlere ilişkin hesaplamalar, Ekim-Aralık döneminden başlayarak üçer aylık devam edecek.Aboneler, söz konusu verginin nakden iadesini talep edebileceği gibi hatlarına yükleme yapılması suretiyle iade edilmesini de tercih edebilecek. Aboneler, söz konusu işleme ilişkin ilk kez yapacakları tercihin sonraki dönemlerde yapılacak yüklemelerde de geçerli olmasını isteyebilecek. Bu durumda abonelerin tercih değişikliği talebi olmadığı sürece abonelere tercihlerinin yeniden sorulmasına gerek olmayacak.Abonelerin hatlarını kapattırmaları veya operatör değiştirmeleri durumunda iade işlemi nakit olarak yapılacak.Abonelerin iadeyi nakit olarak almak yerine hatlarına yükleme yapılmasını tercih etmeleri durumunda, mobil elektronik haberleşme işletmecilerince, ön ödemeli hatlara yapılan yüklemeler için normal satışlarda olduğu gibi ÖİV ve KDV hesaplanacak.Ön ödemeli hat abonelerinin, ödedikleri ÖİV’yi indirim hakkı bulunan mükelleflerden olması halinde, ilk yüklemeye ilişkin indirim konusu yaptıkları ÖİV tutarlarının yer aldığı ÖİV beyanlarını düzeltmeleri gerekecek.GSM operatörlerine yapılacak iadelerAbonelerine iade ettikleri tutarların mobil elektronik haberleşme işletmecilerine iadesi standart iade talep dilekçesi kullanılarak yapılacak. Dilekçeye mobil internet hizmetinden yararlanan ön ödemeli abone sayıları, kendisine iade yapılan abone sayıları, bu aboneler tarafından kullanılan data miktarı, bu aboneler tarafından kullanılan tarife paketlerine ilişkin detaylı bilgiler ve iade tutarının hesabını gösteren bir tablo eklenecek.İşletmecilerin kendi vergi borçları için yapacakları mahsup talepleri, teminat karşılığında veya vergi inceleme sonucuna göre yerine getirilecek. Teminat gösterilmesi halinde teminatın çözümü vergi inceleme raporu sonucuna göre yapılacak.Mükelleflerin nakit iade talepleri de teminat karşılığında veya vergi inceleme sonucuna göre gerçekleştirilecek. Teminat gösterilmesi halinde teminatın çözümü vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilecek.Öte yandan, 6518 sayılı Kanunla 6802 sayılı Kanunun 39'uncu maddesinde yapılan ve ön ödemeli hat kullanıcılarının internet servis sağlayıcılığı hizmetlerindeki ÖİV oranını yüzde 5 olarak belirleyen değişiklik 1 Mart 2014'te yürürlüğe girdiği için, yapılmış yüklemelerin bu tarihten sonra internet erişimi hizmetinde kullanması halinde ÖİV oranı yüzde 5 olarak uygulanacak.ANKARA - TAMER TOĞANAŞ | AA
Reklam
300 Yılllık Hüseyin Paşa Yalısı Restorasyon İçin Ağaoğlu'na Emanet...
Anadolu Hisarı'nda yer alan 300 yıllık İstanbul'un en eski sivil mimari örneği Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı işadamı Ali Ağaoğlu tarafından restore edilecek.Konut inşaatı yapan firmanın tarihi eser restorasyonu yapacak olması şaşkınlık veriyor. Vakıflar mülk sahibi biz değiliz derken, Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı Başkanı Ahmet Cengiz Köprülü ise “ihalede en yüksek ücreti o şirket verdi” dedi. Tarihi yalı restorasyon sonrası Ali Ağaoğlu’nun konutu mu olacak, yoksa butik otel mi yapılacak şimdilik belli değil.Ömer Erbil ’in Radikal’deki haberine göre, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı 1697 yılında inşa edildi. Boğazın hatta İstanbul’un en eski sivil mimari örneklerinden biri. Sadrazam Köprülü Fâzıl Ahmet Paşa'nın amcasının oğlu ve Sultan 2. Mustafa'nın sadrazamlarından 'Amcazâde' lakaplı, Hüseyin Paşa tarafından yaptırıldı. Tarihi yalı Osmanlı tarihinde büyük önemi olan Karlofça ve Pasarofça anlaşmasının imzalanmasına şahitlik etti. Sultan 2. Mustafa, Sultan 3. Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa da bu yalıda misafir olarak ağırlandı. Bu nedenle Pâdişah ağırlamış ender yalılardan da biri…Mülkiyeti Mülhak Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı’na ait tarihi yalı 55 dönüm araziye sahip. 2007 yılında Ağaoğlu tarafından Restore et-işlet-devret modeliyle 25 yıllığına kiralanan yalının restorasyonuna tam 7 yıldır başlanılamadı.Tabelasında Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü yazmasına rağmen, Vakıflar ‘biz sadece denetleyiciyiz, söz sahibi değiliz’ diyor. Vakıf Başkanı Ahmet Cengiz Köprülü ise, “ihalede en yüksek ücreti Ağaoğlu verdi, restorasyon projesini uygulamak zorunda aksine izin vermeyiz” diyor.Arazinin tamamının 800 dönümden 55 dönüme düştüğünü belirten Köprülü, külliyenin şuan 8 bin 711 metrekare arsaya sahip olduğunu söyledi. Yıllarca içindeki gecekonduları temizlemekle uğraştıklarını anlatan Cengiz, 2 harem binası, divanhane, meşruta ile kuzey yalısının ayağa kaldırılacağını kaydetti.Restitute, röleve ve restorasyon projelerinin bitirildiğini, Koruma Kurulu’nun restitute ve röleve projelerini onayladığını şimdi restorasyon projesi için kuruldan onay beklediklerini ifade eden Cengiz, “Ekpertiz raporunu vakıflara yaptırdık. İhaleye o zaman Koç, Sabancı, Zorlu gibi önemli gruplar katıldı. İhaleyi Ağaoğlu kazandı. 25 yıllığına kiraladık. Toplam 85 milyon lira vakfa kaynak girecek. Şuan her ay 34 bin lira kira geliri getiriyor. 7 yıldır aksatmadan kiramız ödendi” dedi.Ağaoğlu’nun normal konut inşaatı yaptığını restorasyonun özel bilgi ve beceri gerekmez mi sorumuza ise Cengiz şu yanıtı verdi:“17. Yüzyıl mimarisi restore edecek bu çaplı bir restorasyon firması var mı? Ağaoğlu ya da başka bir firma. Kim alırsa alsın ihaledeki şartımız bizim restorasyon projemizin uygulanması. Proje dışında bir uygulamaya ne biz ne kurul izin vermez. Ağaoğlu da isterseniz biz çekilelim noktasına birkaç kez geldi. Çünkü yıllardır kurul ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ndeki bürokrasiden onlarda yıldı. 17. Yüzyıl üslubuna uygun ahşap olarak yapmak zorundalar. Aksi halde sözleşmemizi feshederiz. Bilim heyetimiz var her aşamasını denetleyecek.”Yalının bugünkü değeri yaklaşık 1 milyar dolar. 1893 Rus savaşı sırasında göçmenler bu yalıya yerleştirildiklerinden, yalı tamir olmaz şekilde tahrip oldu. Fildişi kakmayla tezyin edilmiş kapı cepheleri, altın yaldızlı bordürleri, lâlelerle süslü iç mimarisi ile yalı muhteşem bir güzelliğe sahipti. 19. yy. sonunda ise harem tamamen yandı. 1972 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından yalı tamir gördü. Osmanlı devlet adamlarının yalılarının kırmızı olması geleneğine uygun olarak aşı boyalı rengiyle dikkat çekiciydi. Şimdi yalının etrafı tamamen kapatıldı. Kuruldan çıkacak onaya göre restorasyon için gün sayılmaya başlandı.Ali Ağaoğlu proje ile ilgili daha önce tarihi yalının butik otel olarak işletileceğini açıklamıştı. Yakın zamanda bir gazeteye verdiği demeçte ise kendisinin taşınacağını belirtti.T24
Makineye Bulaşık Yerleştirebilen Robotlar
Britanya Bilim Festivali'nde sergilenen bir robotun kısa süre içinde bulaşık makinesine eşya yerleştirebilecek bir aygıt olarak görülebileceği ifade ediliyor. ' Boris ' adı verilen robot, tanımadığı nesneleri insan gibi eliyle kavrama yeteneğine sahip ilk robotlardan biri.Boris, İngiltere'deki Birmingham Üniversitesi tarafından beş yılda 350 bin sterlin harcama yapılarak geliştirilmiş bir robot.Yüzü ve bileklerine yerleştirilen derinlik sensörleri, 10 saniye içinde nesnelerin biçimini tespit ederek robot parmaklarıyla uygun bir tutma yöntemi uygulamasını ve isabetli kol hareketiyle engelleri aşarak hedefe ulaştırmasını sağlıyor.Robotu geliştiren ekibin başında görev yapan Profesör Jeremy Wyatt, Boris'in 'eşya tutmak için değil, nasıl tutacağını öğrenmek için programlandığını' belirtti.Profesör ve uluslararası PacMan projesindeki ekibi, 2015'in Nisan ayına kadar bu robotu 'bulaşık makinesine eşya yerleştirebilir' hale getirmeyi hedefliyor.Profesör Wyatt, 'Mutafak tezgahında olduğu gibi eşyaları dağıtıyorsunuz ve bunları inceleyen robot birini gözüne kestiriyor, tutuyor ve bulaşık makinesine yerleştiriyor' diyerek robotun çalışma mantığını açıklıyor.Boris'e neden mutfak işlerinin verildiği sorusuna ise Wyatt gülerek şu cevabı veriyor:'Bulaşık makinesine eşya yerleştiren robotları bugün için ekonomik ve sosyal bir gereklilik olarak gördüğümden değil tabii. Ama bu, insanın yüzmilyonlarca yıl süren evrimi sonrasında geliştirdiği ve manipülatif yetenek gerektiren tipik insan işlerinden biri. Yani bu işi bir robotun yapmasını sağlayarak gelecekte robotları daha esnek kılmayı ümit ediyoruz.'Sanayi robotlarını birinci kuşak, insansız hava araçları, şoförsüz arabalar ve diğer hareketli robotları ikinci kuşak robotlar olarak değerlendiren Profesör Wyatt, Boris'in üçüncü kuşak robotları temsil ettiğini belirtiyor.Akıllı robot BobFestivalde bilim ekipleri farklı bir akıllı robot olarak Bob'u da takdim ettiler.Boris maharetli ama hareketsiz iken Bob lazerli mesafe sensörleriyle etrafındaki nesnelerin ve insanların varlığını tespit ederek tekerlekleriyle rahatça dolaşabiliyor.Bob'u programlayan ekibin başında bulunan Dr. Nick Hawes bu robotun, 'etrafındaki engellerin yerini gösteren bir ısı haritası çıkardığını' söylüyor.En zoru ise hareket halindeki insanlar. Dr. Hawes, Bob'un insan gördüğünde yavaşladığını ve onlarla arasında koyacağı sosyal mesafeyi gözeterek durduğunu belirtiyor.Bob insan müdahalesi olmadan bir hafta boyunca kapalı bir ortamı keşfedip basit gözlemler yaparak belli görevleri yerine getirebiliyor.Dr Hawes , bu robotta yeni olan şeyin 'bağımsızlık' hali olduğunu ve kısa bir süre önce güvenlik şirketi G4S'te gözetim görevlisi olarak üç haftalık bir staj yaptığını söylüyor.Festivale katılan ekipler uzun vadede bu robotların ofis, hastane, depo gibi ortamlarda insanlarla yan yana çalışmasını sağlamayı hedeflediklerini ve İngiltere'nin 'marifetli el' sahibi robot teknolojisini patentleştirdiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
Sadece TOBB ETÜ'lülerin Anlayabileceği 23 Güzide Durum
etiket
TOBB ETÜ Ailesinin güzide mensupları, uzun bir tatilin ardından hasretiyle yanıp tutuştuğumuz cağnım okulumuzun tez elden açılması şerefine, aramıza yeni katılan gencolara küçük bir fikir vermek, sizlerin de biraz olsun okul hasretini dindirmek adına hazırlanan bu 23 maddeyi huzurlarınıza gururla sunarız.
Reklam
Real Madrid'de Bir Dönem Sona Eriyor!
İspanya La Liga'da mücadele eden dünyanın en büyük ve en pahalı takımlarından Real Madrid formasını terleten süper yıldız Cristiano Ronaldo'nun da adı transfer söylentilerine karışmaya başladı.Yaz transfer sezonunda Arjantinli Angel di Maria'yı Manchester United'a, İspanyol Xabi Alonso'yu da Bayern Münih'e satan Real Madrid'de Cristiano Ronaldo'nun bundan rahatsız olduğu biliniyordu. Hatta Portekizli oyuncu bu yönde açıklamalar yaparak kulübün transfer politikasından 'kendi adına' memnun olmadığını belirtmişti. Bundan sonra İngiliz basını harekete geçti, Ronaldo'yu Premier Lig'e gönderdi, Real Madrid'e Ronaldo'nun halefini getirdi. İşte detaylar...İngiliz ekibi Manchester United'dan Real Madrid'e geçtiğinden beri tam 250 maça çıkan ve 255 gol 81 asist ile inanması güç bir istatistiğe imza atan Ronaldo, bu takımla Şampiyonlar Ligi, La Liga ve İspanya Kral Kupası şampiyonluğu madalyalyalarını da kazanmıştı. Fakat bu sezon takımdaki iyi anlaştığı arkadaşlarının ayrılması Ronaldo'yu üzmüş olsa gerek. Ayrıca The Independent Manchester United'ın bu sezon kadrosuna kattığı isimler olan Angel di Maria ve Radamel Falcao'nun istatistik canavarı Cristiano Ronaldo'dan daha fazla kazanması da yıldız oyuncunun kafa karışıklığının olmasının sebepleri arasında gösteriliyor.Hepsi bir araya geldiğinde 29 yaşındaki Ronaldo'nun Santiago Bernabau'de son sezonu bu yıl olabilir. Hatta öyle ki, Real Madrid onun alternatifini bile buldu: Eden Hazard. The Guardian'ın haberine göre, Real Madrid'in yeni ışığı Belçikalı oyuncu olacak. Şu anda 23 yaşında olan Eden Hazard, her geçen zamanda kendini geliştiren bir kanat oyuncusu. Bitiricilik anlamında Cristiano Ronaldo kadar parlak yeteneğe sahip olmasa da her yönü ile gelişime açık bir oyuncu imajı çizen Hazard, 60 milyon Sterlin'lik bedel ile Los Galacticos forması giyebilir. Hazard olmazsa ikinci seçenek ise Liverpool'un 19 yaşındaki İngiliz oyuncusu Raheem Sterling.Peki Cristiano Ronaldo'nun olası yeni takımı hangisi olabilir? Aslında maliyeti düşünüldüğünde zaten olası seçenekler ortaya çıkıyor: Chelsea ve Paris Saint-Germain. Chelsea'nin kozu Ronaldo'nun eski hocası Jose Mourinho olarak gösterilirken Paris Saint-Germain ise Portekizli yıldıza sunacağı maddi olanaklara güveniyor.
Samsung Galaxy Note 4 Teknik Özellikleri, Fiyat ve Çıkış Tarihi
Aylardır söylentisi yapılan ve merakla tanıtılması beklenen Samsung Galaxy Note 4 en sonunda tanıtıldı. Hatta Samsung bir sürpriz yaptı ve eşsiz tasarımı ile kardeşi Galaxy Note Edge’yi de Galaxy Note 4 ile birlikte bu lansmanda sergiledi.Berlin’de düzenlenen IFA 2014’te Unpacked 2014: Episode 2 etkinliği kapsamında tanıtılan Galaxy Note 4, Samsung’un QHD ekran özelliğine sahip ilk phablet telefonu oldu. Ayrıca cihaz Qualcomm’un en son ve en hızlı işlemcisi Snapdragon 805 ile güçlendirilmiş.Şık plastik yapıSamsung’un büyük ekranlı akıllı Note serisi telefonlarında ilk kez boyutu arttırılmadı. Siyah, beyaz, altın ve pembe renkleri ile gelen cihazın 5.7 inçlik ekranı büyük olsa da ince çerçeveleri sayesinde cihaz oldukça kompakt görünüyor.Galaxy Note 4 153,5 x 78,6 x 8,5 mm ölçülerine sahip. Cihaz daha iyi tasarlanmış ve geçen yıl tanıtılan Galaxy note 3’e göre daha iyi görünüyor. Bu yılki model öncekilere göre daha az plastik ve daha sağlam gibi duruyor. Arka kısımda yine deri görünümlü plastik kullanılmış ama bu sefer deseni farklılaştırılmış Alpha’da olduğu gibi cihazda metal çerçeveler bulunuyor. Daha önceki sızıntılarda da cihazın metal çerçevelere sahip olacağı iddia edilmişti.Note 4’de Galaxy S5’te olduğu gibi kalp hızı monitörü ve home tuşuna yerleştirilmiş bir parmak izi okuyucu özelliği bulunuyor. Arka kapağını kaldırınca micro SD kart yuvasına erişebiliyorsunuz ve şaşırtıcı olsa da cihaz Galaxy S5 gibi suya ve toza dayanıklı ve cihaz IP65 sertifikası ile Note serisinin ilk suya dayanıklı telefonu oldu.teknolojioku
Reklam
Çocukluğunuzu Şişeye Sığdırıp Getiren Site: Gazozcum.com
Hem koku hem tat olarak kimilerimizi çocukluğun o düşsel serüvenine götüren gazozlar bazı nesiller için nostaljik bir içecek haline geldi. Kimilerine açık hava sinemaları günlerini kimilerine oyun aralarını hatırlatan gazozlara doğru yöresel bir tad yolculuğuna çıkalım istedik.Gazozcum.com Eskişehir'den Niğde'ye uzanacak şekilde yöresel gazozları toplayan bir site. Türkiye'nin bölgelerine göre neredeyse her tip gazozun bulunduğu bu site sevilen tadı ayağınıza kadar getiriyor. Site gazozla ilgili minik tarihi bilgilere de yer veriyor. 'Dikkat! İçinden anılarınız çıkabilir' sloganı ile hizmet veren sitede anılarınızda yer eden neredeyse her marka gazoza ulaşmak mümkün. Son olarak Türkiye'nin Gazoz Hikayesi adlı mini belgesel ile üretim sürecine şahit olabilirsiniz..
Kalbinizden Geçenleri Yansıtabileceğiniz Kalp Figürlü 10 Doğum Günü Hediyesi
Gönül verdiğiniz kişiye doğum günü hediyesi alırken elbetteen iyisini almak istersiniz. Bu konuda tüm erkeklerin büyük bir özengösterdiğini biliyoruz. Bunun farkında olduğumuz için de sevgilinizin en çokseveceği doğum günü hediyelerini seçtik. Romantiklikten hoşlanan her kadınınhoşuna gideceği, kalbinizden geçenleri kalp figürlü hediyelerleyansıtabileceğiniz bu ürünlere göz atmadan doğum günü hediyesi seçmeyin. Sonradanbu hediyeleri görüp pişman olabilirsiniz J
"Prandelli'yle Tarih Yazacağız"
Galatasaray'ın Napoli'den transfer ettiği forvet oyuncusu Goran Pandev, Lig TV'ye iddialı demeçler verdi.  Galatasaray'ın Napoli'den transfer ettiği forvet oyuncusu Goran Pandev, Galatasaray'da Cesare Prandelli ile büyük başarılara imza atacaklarını söyledi. Burak Yılmaz ile oynayacak olmanın kendisi için büyük zevk olacağını ifade eden Makedon yıldız, Galatasaray taraftarlarının önüne çıkmak için sabırsızlandığını söyledi.İşte Pandev'in Lig TV'ye yaptığı açıklamalar'Makedonya’da Strumitsa’da Türk’lerin çok yoğun olduğu bir şehirde doğdum.Bu yüzden bir kaç gündür burada olmama rağmen kendimi evimde hissediyorum. Ama doğduğum yerde Türkçe çok konuşulmasına rağmen öğrenmemem benim için hata olmuş. Aynı dili konuşmasakta Türkiye benim için evimden farksız geliyor.''Bursa’daki maç benim için unutulmazdı. Çünkü ilk kez Makedonya Milli takımı formasını giymiştim. Çok heyecanlı ve çekişmeli bir maçtı. Türkiye Milli takımı da çok güçlüydü ve Bursa’da inanılmaz bir atmosfer vardı.''Benim çocukluğumda Kızılyıldız herkes için müthiş bir ekoldü. Ben de sıkı bir Kızılyıldız taraftarıydım. Sanırım solak olduğumdan Dejan Saviçeviç benim çocukluk idolümdü. Futbola onun sayesinde başladım. Makedon tarihinin en büyük golcüsü Darko Pançev de hayran olduğum diğer Kızılyıldız’lı futbolcuydu. Altın ayakkabı bile kazandı. Biz Makedonlar için Pançev gerçek bir kahramandı''13 yıl İtalya’da yaşadım orası benim ikinci evim gibi. Lazio ile önemli işler yaptık. Muslera’yla birlikte İtalya Kupası kazandık ve Şampiyonlar Ligi potasını zorladık.''SNEIJDER BÜYÜK OYUNCU''İnter’de ise kazanılabilecek bütün kupaları topladık. Sneijder, ne denli büyük bir oyuncu olduğunu o günlerde gösterdi. Adeta sihirbaz gibiydi. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmamız, o kadrodaki herkes için hayat boyu unutulmayacak bir anı oldu.''Napoli’de ise maçı sizle yaşayan tutkulu bir şehir vardı. Atmosfer Roma ve Milano’dan çok farklıydı. Napoli’de futbola dair bir şey başardığınızda dünyanın en önemli işini yapmış gibi hissediyordunuz. 2 tane İtalya Kupası kazandık. Taraftarların bizlere yaklaşımı inanılmazdı.''Cesare Prandelli de İtalya’da büyük saygı duyulan bir isim. Çok tutkulu istekli ve çalışkan olarak bilinirdi. Zaten Milli takıma kadar yükseldi. Umarım burada beraber Prandelli’yle tarih yazacağız.''GALATASARAY FENERBAHÇE REKABETİNİ BİLİYORUM''Yaşadığım mahalledeki Türklerden dolayı özellikle Galatasaray Fenerbahçe rekabetini çok yakından biliyorum. Zaten hep bu iki takımın sohbeti yapılırdı. Bence bu derbi tüm dünyada hissedilen özel bir rekabet. Avrupa’nın pek çok yerinde bu derbinin yoğunluğu hissedebilirsiniz.''Süper ligin iyi ve gelişmekte olan bir lig olduğunu biliyorum. Son yıllarda bir çok yıldız Türkiye’nin yolunu tuttu. Açıkçası buradaki yarışmayı deneyimlemek için de sabırsızım ve ligin kalitesini çok merak ediyorum.''İstanbul ise mükemmel bir kent. İlk kez İstanbul’a geldim ama çok etkilendim. Ama biraz büyük bir şehir. Beraberinde de kaosu getirebilir. Böyle büyük bir kentte yaşamak için alışmam gerekecek.''BURAK'LA OYNAMAK ZEVK'“Burak’la oynamak benim için zevk olacak. Avrupa’nın tanıdığı bir isim ve saha içinde birbirimize çok yardımcı olacağız. Dzemaili ise orta sahada olmasına rağmen mükemmel goller atabilen bir isim. Futbol bilgisi üst düzey ve bunu kısa sürede takıma yansıtacaktır.”“Sadece burada değil tüm Dünyada Galatasaray taraftarı var. Bunu doğduğum yerden İtalya’ya kadar deneyimledim. Takıma çok bağlı ve çok tutkulular. Böyle inanılmaz bir kitleyle büyük hedeflere ilerleyeceğimizi düşünüyorum.”Sporx
Stripe, Apple Pay Entegrasyonunu Duyurdu, Sırada Square ve Diğerleri Var
Apple’ın 9 Eylül’deki lansman etkinliğinde Apple Pay’i duyurmasıyla birlikte, PayPal’ın sahibi eBay’in hisselerinde yüzde 2,8 düşüş yaşandı. Mobil ödemelerde taşları yerinden oynatması beklenen Apple Pay, bu süreci endüstride hızlı bir entegrasyonla başlatıyor gibi görünüyor.Apple Pay’in duyurulmasından kısa bir süre sonra Apple Pay desteğini duyuran Stripe, entegrasyonu en hızlı gerçekleştiren girişimlerden biri oldu. Stripe kullanıcısı işletmelerin Apple Pay seçeneğini uygulamalarına eklemesinin yolunu açan şirket, müşterilerini Ekim ayında piyasaya çıkacak olan Apple Pay için de hazırlamaya çağırdı. Halihazırda Instacart, Lyft, TaskRabbit ve Spring gibi çok sayıda hizmet odaklı uygulamayla birlikte çalışan Stripe, mobil ödemelerdeki yeni akımın öncülerinden biri olmak istiyor.Bu alandaki bir diğer önemli girişim Square de Apple Pay entegrasyonunu yapacağını duyurdu. Square CEO’su Jack Dorsey, Twitter hesabında Square’i kullanan milyonlarca müşterisinin Apple Pay dahil her türlü yeni ödeme alternatifini kabul edebileceğini söyledi.İki şirketin açıklamalarının ardından rakiplerinin de kısa sürede entegrasyonu takip etmesi bekleniyor. Yakın zamanda Bitcoin kabul etmeye başlayan PayPal’ın Apple ile ödemeler konusunda birlikte çalışıp çalışmayacağı ise en çok merak edilen konulardan biri. Bunun eBay yatırımcılarını mutlu edip etmeyeceğini bekleyip göreceğiz.Webrazzi
Reklam