onedio
Hisarcıklıoğlu, DEİK Yönetiminden İstifa Etti
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Bakanlığına bağlı olarak kurulan yeni Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyeliği'nden istifa etti.Hisarcıklıoğlu, yazılı açıklamasında, Yeni DEİK'in bugün yapılacak ilk yönetim kurulu toplantısı öncesinde, 27 Eylül saat 19.00'da toplanan TOBB Yönetim Kurulunda yeni DEİK'in yönetim kurulunda yer almaması hususunda görüş birliğine vardığını bildirdi.DEİK'in yeni yapısıyla daha büyük başarılara imza atması ve Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerinde hareket alanını daha da geliştirmesi temennisinde bulunan Hisarcıklıoğlu, bugüne kadar ilgili tüm kamu kurumlarıyla eşgüdümlü çalıştıkları ve ellerinden gelen desteği verdikleri gibi bugünden sonra da yeni DEİK'e gereken desteği vereceklerini kaydetti. Torba Yasa ile feshedilen ve ekonomi bakanlığına bağlı olarak yeniden oluşturulan DEİK'in yeni yönetiminin 20 Eylül'de yayımlanan yönetmelikle Ekonomi Bakanlığı tarafından atandığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'ye gönderdiği istifa mektubunda şu ifadelere yer verdi:'Türkiye'nin 1980 sonrasında gerçekleştirdiği reformlar ve ekonominin dışa açılma hamlesinin bir parçası olarak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) 18 1986 tarihli yönetim kurulu kararıyla kurulan DEİK, 28 yılı aşan deneyimiyle Türk İş dünyasının yurt dışındaki faaliyetlerini destekleyici ana unsur olmuştur. Bu süreçte Türkiye'nin ihracatı 8 milyar dolar düzeyinden 150 milyar doların üzerine çıkmış; Türk müteahhitleri yurt dışı operasyonları ile dünyanın en büyük ikinci gücü olmuş; Türkiye, İtalya ile Çin arasındaki geniş coğrafyanın en büyük imalat gücü haline gelmiştir. DEİK de bu dönemde operasyonlarını giderek genişletmiş, Türk özel sektörünü küresel piyasalarda desteklemeyi kendisine şiar edinmiştir. Ayrıca DEİK, dış ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Dışişleri Bakanlığımız, Ekonomi Bakanlığımız, Kalkınma Bakanlığımız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız, Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızla eşgüdüm içinde birçok faaliyet yürütmüştür. Özellikle 2001 yılında TOBB Başkanı olmam sonrasında DEİK'in yapısının güçlendirilmesi ve kurumsal bir yapıya kavuşturulması için büyük bir çaba gösterdik. 2004 yılında TOBB Kanunu'nun yenilenmesi çalışmaları kapsamında DEİK'e ayrı bir tüzel kişilik kazandırılmasını sağlamak üzere, 5174 sayılı TOBB Kanunu'na DEİK'e ilişkin özel hükümler konulması önerimiz, yüce meclisimiz tarafından kabul gördü. Böylece, 1986'dan 2004'e kadar TOBB'un bir parçası olarak faaliyet gösteren DEİK, özel sektör kuruluşlarının ortaklaşa kurduğu ve yönettiği kurumsal bir yapıya kavuştu. Bu kapsamda, 2001'de TOBB dahil 9 olan Kurucu Kuruluş sayısı, 2014 itibarıyla 42'ye yükseldi. 2001 öncesi finansal sıkıntılar çeken DEİK, 2014 itibarıyla kendi ayakları üzerinde durabilen bir kurum haline geldi. 81 ilimizdeki iş insanlarımıza daha iyi hizmet verebilmek adına kurucu kuruluşların Anadolu'daki teşkilatları nezdinde 265 DEİK temsilciliği oluşturuldu. Kurucu kuruluşlarımızla gerçekleştirilen ortak etkinliklerle söz konusu kuruluşların üye tabanlarının da DEİK koordinasyonunda dışa açılmaları sağlandı. 2001'de 65 olan ikili İş Konseyi sayımız, Türkiye'nin dünya genelinde artan etkinliğine bağlı olarak Ağustos 2014 itibarıyla 119'a yükseldi. Ülkemizin hizmet ihracat kapasitesinin arttırılmasına katkı sağlamak amacıyla sağlık turizmi, eğitim ekonomisi, enerji, lojistik, uluslararası teknik müşavirlik sektörel iş konseyleri kuruldu. 26 Aralık 2007 tarihli DEİK Yönetim Kurulu kararı ile yurt dışındaki Türk iş diasporasının etkin örgütlenmesini hedefleyen 'Dünya Türk İşadamları Konseyini (DTİK)' kurduk. Türk iş insanlarının olduğu her ülkede ülke ve şehir temsilcilikleri kurularak, örgütlenmenin tabana yayılması sağladık. Yurt dışındaki Türklerin bir araya getirilmesinde, aralarında kalıcı iletişim kurulmasında, ana Vatan ile bağlarının güçlendirilmesinde oldukça önemli ve anlamlı bir görev üstlendik. Bu gelişmeler sayesinde, 2001'de yurt içi ve yurt dışında düzenlenen toplam etkinlik sayısı 113 iken, 2013'te bu rakam 792'ye yükselerek, 7 kat arttı. 15 bini aşkın yabancı iş insanının katıldığı bu etkinliklerde, 28 yabancı devlet başkanı ve başbakan ağırlandı. Bakan seviyesinde de 120'yi aşkın katılım sağlandı. Tüm bu etkinliklerimiz Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının bilgisi ve yönlendirilmesi dahilinde yapıldı. Bunları DEİK olarak tüm kurucu kuruluşlarımız, iş konseyi başkanlarımız ve üyelerimizin yanında çalışanlarımızın üstün gayretleri ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının desteğiyle başardık. Hep beraber Türkiye ekonomisinin daha da güçlenmesi, Türk iş insanlarının yurt dışında işlerinin kolaylaştırılması, muhatabımız özel sektör kuruluşları ile daha sağlıklı ve kurumsal bir ilişki kurmak adına yaptık. Türkiye'nin yazdığı başarı hikayelerinde bizim de tuzumuz olsun istedik. Geldiğimiz noktada 11 Eylül 2014'te yasalaşan 6552 sayılı Kanun ile Yüce Meclisimiz, mevcut DEİK'in kapatılmasını ve Ekonomi Bakanlığımıza bağlı yeni bir DEİK kurulmasını takdir etmiştir. 20 Eylül 2014'te Ekonomi Bakanlığımızın yayımladığı yeni yönetmelik ile de Ekonomi Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösterecek yeni DEİK'in yapısı şekillenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir parçası olarak, artık kamu gücünü ve devlet imkanlarını kullanabilecek DEİK daha fazla araç ve imkan ile donatılmış olacaktır. Tüm temennimiz DEİK'in yeni yapısıyla daha büyük başarılara imza atması, Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerinde hareket alanını daha da geliştirmesidir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak, ülkemizin başarılarının devam etmesi ve Türk özel sektörünün yurt içinde ve yurt dışında başarılarının artırılması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bugüne kadar ilgili tüm kamu kurumlarımızla eşgüdümlü çalıştığımız ve elimizden gelen desteği verdiğimiz gibi bugünden sonra da yeni DEİK'e gereken desteği vereceğiz. Yurt dışı özel sektör kuruluşları arası ilişkilerde özel sektörden özel sektöre ilişki kurulması esastır. Bu kapsamda, yeni DEİK'e desteğimizin dışarıdan sürdürülmesinin daha faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bu çerçevede, yeni DEİK'te şahsıma lütfettiğiniz görevden istifamın kabulünü saygılarımla arz ederim.'Milliyet
Çin'den Türkiye'ye 'Serbest Ticaret' Teklifi
New York'ta bulunan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi başkanlığındaki Çin heyeti, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na Türkiye ile serbest ticaret anlaşması yapılması teklifinde bulundu.New York'ta bulunan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi başkanlığındaki Çin heyeti, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na Türkiye ile serbest ticaret anlaşması yapılması teklifinde bulundu.Birleşmiş Milletler (BM) 69. Genel Kurul görüşmeler çerçevesinde New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Wang Yi ile bir araya geldi. İkili ve bölgesel ilişkilerin gündeme geldiği görüşmede, Çin tarafının Çavuşoğlu başkanlığındaki Türk Dışişleri heyetine, bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasının faydalı olacağı düşüncesini dile getirdiği belirtildi.Görüşmede, önümüzdeki dönemde yapılacak ziyaretlere değinilerek, Çin tarafının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin Halk Cumhuriyeti'ni ziyaret etme beklentisinin dile getirildiği bildirildi.Görüşmede ayıca ikili ticaretin arttırılması konusu ele alınırken, Türk tarafının BM Güvenlik Konseyi geçici adaylığı konusunda Çin'in desteğini talep ettiği belirtildi.Parlamentolararası ilişkilerin geliştirilmesinin talep edildiği görüşmede, BM ve BM kuruluşlarıyla işbirliğinin arttırılması konusunun da gündeme geldiği kaydedildi.Görüşmede, yüksek hızlı tren projesi hakkında görüş alışverişinde bulunulurken, savunma ve nükleer enerji konusunda da işbirliğinin önemine vurgu yapıldığı bildirildi.Habertürk
Emeklilere Bayram Müjdesi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, emekli, dul ve yetim aylıklarının Kurban Bayramı'ndan önce ödeneceğini açıkladı.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, emekli, dul ve yetim aylıklarının Kurban Bayramı'ndan önce ödeneceğini bildirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Çelik, Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli, dul ve yetim aylığı alanların aylıklarının Kurban Bayramından önce ödeneceğini açıkladı.Buna göre, 5434 Sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu Kapsamında emekli, dul ve yetim aylığı alanlardan ödeme günü 1 ve 2 Ekim'dekilere 29 Pazartesi; 3 Ekim'dekilere 30 Eylül Salı; 4 Ekim'dekilere 1 Ekim Çarşamba ve 5 Ekim olanlara da 2 Ekim Perşembe günü ödeme yapılacak. ANKARA - AA
'2013'te Uçak Kirasına 143 Milyon TL Harcandı'
AKP iktidarının geçen yıl uçak ve helikopter kiralama harcamalarına 143 milyon 500 bin TL harcadığı ortaya çıktı. Cumhuriyet’ten Çiğdem Toker’in yazısında yer verdiği bütçe rakamlarına göre, AKP hükümetinin son sekiz yıldaki kiralama harcamaları 317 milyon 3oo bin TL’den 1 milyar 1 milyon TL’ye çıktı. Bu harcamalarda taşıt ve uçak kiralamaya ayrılan pay ise giderek büyüdü.‘Uçma’ masrafı bir senede yüzde 38 artmışBütçedeki harcama kalemlerine göre, 2012’de taşıt kiralamaya 158.7 milyon TL harcanırken, bu rakam 2013’te 220.2 milyon TL’ye ulaşmış. Bir senede hükümetin genel ulaşım masrafları 61.5 milyon artmış.Öte yandan, taşıt kiralamada en büyük kalem olan helikopter ve uçak kiralama harcalamaları bir senede yüzde 38 artmış. Geçen yıl 104.2 milyon TL uçak ve helikopter kiralamak için kullanılırken, bu harcama 2013’te 143.5 milyon TL’ye yükselmiş.2014’te şimdiden 217 milyon TLBu senenin ilk sekiz ayında harcanan kiralama bedeliyse şimdiden 217 milyon TL’ye ulaşmış. Kamu kuruluşlarının hizmet binası için sekiz ayda 190.3 milyon TL ödenirken, uçak ve helikopter kiralamaya 81.1 milyon TL kira bedeli ödenmiş.Yepyeni bir harcama kalemi: Personel servisi kirasıSon yıllarda artan harcamalardan biriyse, ‘personel servisi kirası ‘ olmuş. Daha önceki yıllarda bütçede bu harcamalar bir kalem olarak yer almazken, kiralanan ya da şehir dışına yapılan yeni hizmet binaları sebebiyle personel servislerine 2014’ün sekiz ayında ödenen kira bedeli 270 milyon TL’ye ulaşmış.Diken
Bu Eserlere Bakmadan Geçmeyin
Miro'dan Banks'ye, Ai Weiwei'den Anish Kapoor'a, Nuri Bilge Ceylan'dan Marina Abramovic'e dünya sanatının yıldız isimlerini İstanbul'a getiren Art Intentaional sanat fuarı Haliç Kongre Merkezi'nde açıldı. Cem Erciyes, pazar günü sona erecek fuarı gezdi ve dikkat çeken eserleri yazdı.Duyarsız
Suriye Petrolü Toprağa Akıyor
Suriyeli Kürtlerin kontrolünde tuttuğu bin 200 kuyunun büyük bölümünde çatışmalar nedeniyle üretim yapılamıyor. Çıkartılan petrolün büyük bölümü yine toprağa akıyor. İç savaşın yaşandığı Suriye'de Baas rejimi, terör örgütü IŞİD ve Kürtler arasında paylaşılamayan Kamışlı ilinin Rimelan kasabası, ülkede en zengin petrol yataklarının bulunduğu bölge olarak biliniyor. Cizre (Cezire) Kantonu Ekonomi Bakanı Abdurrahman Hemo: 'Suriye'nin petrol rezervini dünya biliyor. Bunun yüzde 36'sı bölgemizde. Şu anda rezervimizin sadece yüzde 3'ünü kullanıyoruz' 'Bizde bir litre su, bir litre benzinden daha pahalıdır. Tam kapasiteyle bin 200 kuyunun işletilmesi durumunda bölgemiz ekonomik açıdan şaha kalkar'Suriye'de Baas rejimi, terör örgütü IŞİD ve Kürtler arasında paylaşılamayan Kamışlı ilinin Rimelan kasabası, ülkede en zengin petrol yataklarının bulunduğu bölge olarak biliniyor. Kürtlerin kontrolünde tuttuğu bölgedeki bin 200 kuyunun büyük bölümünde çatışmalar nedeniyle üretim yapılamıyor. Çıkartılan petrolün büyük bölümü yine toprağa akıyor.AA Suriye'de petrolün bulunduğu sahalara girdi ve 'at başı' denilen ve petrol pompalayan araçları görüntüledi.Suriye'deki petrol rezervinin yüzde 36'sı, Kürtlerin yaşadığı ülkenin kuzey bölgesinde yer alıyor. Ancak Suriyeli Kürtler, hem iç savaş hem de yeterli imkanları olmadığı için petrolü rafine edip satamıyor. Yüzlerce kuyudan çıkartılan petrolün sevk edildiği depolarda yer yok. Bu nedenle sadece yüzeye yakın petrol rafine ediliyor. Mazot ve benzin için gerekli rafine işlemi yapıldıktan sonra geri kalan tüm petrol tekrar toprağa akıtılıyor.Rimelan kasabasındaki petrol sahasının uzunluğu 100, genişliği ise 80 kilometre civarında. Bu alanın tamamında kaliteli petrol çıkıyor. Türkiye'nin Mardin ilinin Nusaybin ilçesinin hemen güneyinde yer alan Kamışlı'dan başlayan petrol sahası Deyr üz-Zor ve Irak'ın Musul iline bağlı Sincar (Şengal) ilçesi sınırlarına kadar uzuyor. Epeyce geniş olan petrol sahasında çok sayıda küçük ölçekte rafine işlemi yapılması için kurulan tesisler bulunuyor. Fakat bunların çoğu bakımsızlık nedeniyle artık iş göremiyor.Rus uzmanları ve rejim bekçileriRimelan, petrol zengini bir bölge olduğu için Baas rejimi, burasıyla özel ilgilenmiş. Yerleşim birimi, rejimin güçlü olduğu dönemde Suriye'nin gözde ilçesi olarak biliniyor. Burada petrol işinde çalışan mühendisler ve güvenliğinden sorumlu üst düzey askeri komutanlar için inşa edilen lüks siteler ve villalar bulunuyor. Söz konusu evlerde başta Rus petrol uzmanları olmak üzere rejimin bekçileri kalıyordu.Ancak dört yılı aşan iç savaş ve çatışmalar nedeniyle bölgede durum tamamıyla değişti. Artık bölge, Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) elinde. Ama petrol yönetimi, 6 partinin dahil olduğu Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) ile geçen aylarda ilan edilen, bünyesinde 14 siyasi parti ve 52 sivil toplum kuruluşunun yer aldığı Cizre (Cezire) Kantonu eliyle gerçekleştiriliyor.Kantonun ekonomiden sorumlu bakanı yüksek petrol mühendisi Abdurrahman Hemo, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kürtlerin bölgelerindeki petrolü, enerjiye ihtiyacı olan komşusu Türkiye başta olmak üzere dünya devletlerine satmak istediklerini söyledi.Bölgede kurulan Suriye Ekonomi Geliştirme Merkezi Başkanlığını da yürüten Hemo, ülkedeki petrol rezervinin yüzde 36'sına sahip olduklarını belirtti.Hemo, Suriye'nin petrol rezervine ilişkin rakamı vermek istemese de son iki yıldır kendi bölgelerinde gerçekleştirdikleri üretimle, benzin, mazot ihtiyaçlarını giderdiklerini ve bağımlılıktan kurtulduklarını ifade etti.Bin 200 petrol kuyusu'Baas rejimi 45 yıldır tüm zenginliklerimizi aldı ancak bölgemiz için bir şey yapmadı' diyen Hemo, şunları kaydetti:'Petrol zenginliğinin tamamı Suriye'nin güneyi için akıtıldı. Şu anda burası merkezi yönetimden kopmuş. Rejim de burada yok denilecek niteliktedir. Artık petrol yönetimi bizim elimizde. Petrolümüz çok temizdir. Bölgemizde hali hazırda bin 200 kuyu mevcut. Bunların tamamı faaldir. Ama biz tüm kuyuları işletmiyoruz. Sadece kendi ihtiyacımızı karşılayacak kadarını çalıştırıyoruz.'Türkiye'nin, Suriye'nin Kürt bölgesindeki tüm varlıklara ilişkin bilgi sahibi olduğunu ancak petrolün satılması için kendilerine kapıları açmamasına üzüldüklerini dile getiren Hemo, 'Türkiye ile şimdiye kadar aramızda bir gelişme olmadı' dedi.Hemo, ihtiyaçları kadar petrol çıkartıp rafine edebildiklerini belirterek, şöyle devam etti:'Rezervimizin ancak yüzde 3'ünü kullanabiliyoruz. Daha fazlasını çıkarmak şimdilik işimize gelmiyor. Şu anda mazotumuz sudan ucuz. Bir litre su 75, bir litre mazot ise sadece 35 Suriye lirasıdır. Halkımızın enerji ihtiyacını karşılıyor ve kimseye muhtaç etmiyoruz. Tam kapasiteyle bin 200 kuyunun işletilmesi durumunda bölgemiz ekonomik açıdan şaha kalkar.'Siyah göllerKereçoğ ve Gir-ziro denilen bölgedeki rafineride görev yapan petrol mühendisi Muhammed Ömer ise ayrıştırma işlemlerinin çok ilkel yöntemlerle yapıldığını ifade etti.Petrol ürünlerinin saymakla bitmediğini belirten Ömer, şimdilik ham petrolden LPG, mazot ve benzin elde ettiklerini aktardı. Petrolün diğer ürünlerinden istifade edebilmek için ise yeterli imkanlara sahip olmadıklarını aktaran Ömer, 'Şu anda Rojava'da iki çeşit benzin satılıyor. Birini biz rafine edip piyasaya sunuyoruz diğeri ise Şam'dan geliyor. Benzinimizin kalitesi düşük olduğu için ucuz. Litresi yaklaşık 70 cent. Şam'dan gelen benzinin litresiyse 2 dolardır' dedi.OPEC verilerine göre Suriye'nin petrol rezervi 2,5 milyar varil. Bunun yaklaşık 800 milyon variline Suriyeli Kürtler sahip. Suriye savaştan önce yılda 3,1 milyar dolarlık petrol ihraç ediyordu.AA
Reklam
'Aziz Yıldırım'la Birlikte Ankara'ya Gidip Statlarımızın Tapusunu İsteyeceğiz'
Fikret Orman, 'Sayın Aziz Yıldırım'la birlikte Ankara'ya gidip, statların tapusunu istediğimizi söyleyeceğiz. Parası da neyse ödeyeceğiz' dediGazetelerin ekonomi servisi yöneticileriyle bir araya gelen Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Vodafone Arena hakkında önemli açıklamalarda bulundu.Stadı, bazı takımlar gibi devlet veya belediye desteği ile yapmadıklarını belirten Orman, “Vodafone Arena kulübün kaynakları ile inşa ediliyor. Stada gelen millet, parayı harcayan millet ama biz devlete pay ödüyoruz. Ben ve Sayın Aziz Yıldırım Ankara’ya gidip, statların tapusunu isteyeceğiz. Parası neyse ödeyeceğiz. Stadın sponsor gelirlerinden yüzde 25′ini Spor Genel Müdürlüğü’ne veriyoruz. Tapuyu alıp, bu parayı ödemekten kurtulmak istiyoruz” diye konuştu. Fikret Orman, G.Saray Başkanı Ünal Aysal’ın, “Mali durumumuz, Beşiktaş ve diğer kulüplerden daha iyi” sözlerini etik bulmadığını da dile getirdi.SOSA YİNE YEDEKBursaspor maçında sonradan oyuna girip, Olcay’ın attığı galibiyet golünün asistini yapan Sosa’nın, bugünkü Eskişehirspor maçında da yedek soyunacağı öğrenildi. Bilic’in kondisyon eksiği olan Arjantinli yıldızı, gidişata göre oyuna alacağı ifade edildi.Sabah
Reklam
Dünya Mutfağından Mantıya Benzer 7 Yemek
TarifUna yumurta, tuz ve su ilave edip, kulak memesi kıvamı alana dek yoğurun. Bezelere ayırıp, merdane hamurları açın. Hamurları, geniş ağızlı su bardağı ile yuvarlaklar çıkarın. Harç için, kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz, kuru nane, pulbiber, karabiber, 1-2 çorba kaşığı su ve tuzu harmanlayın. Merdane ile tek tek açıp büyütün ve incelttiğiniz hamurların içine 1 çorba kaşığı harçtan pay edin. Yuvarlak hamurların uçlarını büzgü yaparak kapatın. Bol miktardaki kaynayan suda 10 dakika haşlayın. Dilediğiniz sosla sıcak olarak servis yapın
5 Grafikle Türkiye'de Tarım
Doğada hazır bulduğu yiyeceklerle yaşamını sürdüren insanoğlu, toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında tarımı keşfetmiştir. Bu şekilde hazır bulamadığı veya tükenen ürünleri üretmeye başlamıştır.Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda sosyal, bölgesel, kültürel, ekolojik ve sağlığın korunması konusunda büyük önem taşıyan bir toplumsal süreç olarak görülmektedir. Tarımın halkın beslenmesi , kendine yeterlilik,sanayiye hammadde temini, gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilmesi ve ekonomik değer yaratılmasının yanında toplumsal yapının, kırsal mirasın ve çevrenin korunması, kaliteli üretim aracılığıyla yaşam kalitesinin arttırılması gibi işlevleride vardır.
20 Yaşını Doldurmadan Milyoner Olabileceğinizin Kanıtı 40 Başarı Öyküsü
Hepimizin bildiği gibi bazı girişimciler kolaylıkla zengin oluyor, fakat bunu henüz daha çok genç yaşlarda başaranlar da var. Yalnızca çok az sayıda insan henüz 20 yaşını tamamlamadan milyoner olabiliyor. Genç yaşdaki insanların bir çoğu enerjilerini başlangıç seviyesi işlerde harcıyor, fakat öyle insanlar var ki genç yaşta milyonlar kazanarak başarıya ulaşabiliyor. Genç girişimcilere bu anlamda verilecek tavsiyeler bulunmasına rağmen, bir gerçek var ki, o da milyoner olmak için bir yaş sınırının olmadığıdır. Bunun en güzel örneklerini aşağıdaki 40 insanın hikayelerinde bulabilirsiniz.Genç ve milyoner insanlar hakkındaki bilgileri okuduktan sonra bir nebze de olsa kıskançlık hissedebilirsiniz. Fakat bu listeden alınacak çok önemli bir ders var: hayallerinizin peşinden koşmak için hiçbir zaman geç değil. Bu genç insanlar bize gösteriyoru ki iyi bir fikir, düzenli çalışma ve yaratıcılık ile hayallermize ulaşabiliriz.
Reklam
Efsane Hapishane Dizisi Oz'dan Dikkate Alınası 15 Hayat Dersi
Bir zamanların efsane dizisi ve kült kavramına her anlamında sahip müthiş dizisi OZ. Özel bir hapishaneyi anlatan ve sahip olduğu unutulmaz karakterlerle tv dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Dizinin anlatıcısı  ve bir karakteri olan Augustus Hill'in söyledikleri tecrübe edilecek cinsten değildir. Salt hayattır. Çünkü  Oz nefrettir, Oz merhamettir, Oz sistemdir, Oz hayatın ilikleridir.
Tüm Zamanların En İyi 100 Kitabı
Birçok kuruluş ve yayın organı kendi yöntemleriyle yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan en iyi 100 kitap listesi yayınlıyor. Listeler üç aşağı beş yukarı aynı kitaplardan oluşuyor. Ben size Norveç Kitap Kulüplerinin 54 ülkeden birçok yazarın katılımıyla belirlediği listeyi sunmak istiyorum. Norveç Kitap Kulüpleri'nin, dünyayı ele geçiren televizyon ve bilgisayara karşı klasik edebiyatı yüceltmek amacıyla belirlediği tüm zamanların en iyi yüz kitabı listesinde Salman Rüşdi, Milan Kundera, John Le Carre, John Irving, Nadine Gordimer, Carlos Fuentes gibi yazarlar bulunuyor. En çok oyu Don Kişot'un aldığı liste şöyle: Chinua Achebe / Ruhum Yeniden Doğacak Hans Christian Andersen / Masallar Jane Austen / Aşk ve Gurur Honore de Balzac / Goriot Baba Samuel Beckett / Üçleme: Molloy / Malone / Adlandırılmayan Giovanni Boccaccio / Decameron Jorge Luis Borges / Toplu Eserleri Emily Bronte / Uğultulu Tepeler Albert Camus / YabancıPaul Celan / Şiirler Louis - Ferdinand Celine / Dünyanın Sonuna Seyahat Miguel de Cervantes / Don Kişot Geoffrey Chaucer / Canterbury MasallarıJoseph Conrad / Nostromo Dante Alighieri / İlahi Komedya Charles Dickens / Büyük Umutlar Denis Diderot / Kaderci Jacques ve EfendisiAlfred Doblin / Berlin Alexanderplatz Dostoyevski / Suç ve Ceza; Budala; Ecinniler; Karamazov Kardeşler George Eliot / Middlemarch Ralph Ellison / Görünmez AdamEuripides / Medea William Faulkner / Abşalom, Abşalom!, Ses ve Öfke Gustave Flaubert / Madame Bovary Federico Garcia Lorca / Çingene Romansları Gabriel Garcia Marquez / Yüzyıllık Yalnızlık; Kolera Günlerinde AşkGılgamış Destanı Johann Wolfgang von Goethe / Faust Nikolai Gogol / Ölü Canlar Günter Grass / Teneke Trampet Joao Guimaraes Rosa / The Devil to Pay in the Backlands Knut Hamsun / Açlık Ernest Hemingway / Yaşlı Adam ve Deniz Homeros / İlyada; Odessa Henrik Ibsen / Bir Bebek Evi Kitabı Mukaddes / Eyüb'ün KitabıJames Joyce /Ulysses Franz Kafka / Bütün Öyküleri; Dava; ŞatoKalidasa / The Recognition of Sakuntala Yasunari Kawabata / Karlar Ülkesi Nikos Kazancakis / Zorba DH Lawrence / Oğullar ve AşıklarHalldor K. Laxness / Independent People Giacomo Leopardi / Bütün ŞiirleriDoris Lessing / Altın Defter Astrid Lindgren / Pippi UzunçorapLu Xun / Diary of a Madman and Other Stories MahabharataNecip Mahfuz / Cebelavi ÇocuklarıThomas Mann / Buddenbrook Ailesi;Büyülü Dağ Herman Melville / Moby Dick Michel de Montaigne / Denemeler Elsa Morante / History Toni Morrison / Sevgili Murasaki Shikibu / Genji'nin Destanı Robert Musil / Niteliksiz Adam Vladimir Nabokov / Lolita George Orwell / 1984 Ovidius / Dönüşümler Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı Edgar Allan Poe / Bütün Hikâyeleri Marcel Proust / Kayıp Zamanın İzinde Francois Rabelais / Gargantua ve Pantagruel Juan Rulfo / Pedro Paramo Mevlana / Mesnevi Salman Rüşdi / Geceyarısı Çocukları Sadi - i Şirazi / Bostan Tayyip Salih / A Season of Migration to the North Jose Saramago / Körlük William Shakespeare / Hamlet; Kral Lear; Othello Sofokles / Kral OidipusStendhal / Kırmızı ve Siyah Laurence Sterne / Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Italo Svevo / Zeno'nun Bilinci Jonathan Swift / Gulliver'in Seyahatleri Leo Tolstoy / Savaş ve Barış; Anna Karenina; Ivan Ilyiç'in ÖlümüÇehov / Seçilmiş HikâyelerMark Twain / Huckleberry Finn'in MaceralarıValmiki / Ramayana Virgil / The Aeneid Walt Whitman / Çimen Yaprakları Virginia Woolf / Mrs. Dalloway; Deniz Feneri Marguerite Yourcenar / Hadrianus'un Anıları Yanık Njall'ın Sagası Kaynak: http://www.gamlibaykussanat.com/index.php?option=com_content&view=article&id=132:tum-zamanlarin-en-iyi-100-kitabi&catid=9:kitap&Itemid=15
11 Maddede Türkiye'de Gelir Adaletsizliği Gerçeği
Herhangi bir ülke belirli bir dönem boyunca diğer ülkelerden gelir transferi veya mal ve hizmet üretimi, doğal kaynakların daha verimli bir şekilde değerlendirilmesi gibi yollarla zenginleşebilir. Ancak bu zenginleşme dönemi o ülkede yaşayan insanların toplam olarak yaşam seviyelerinin daha iyi bir noktaya geldiğini göstermez. Gelir adaletsizliği ölçütü işte böyle bir ülkede yaşayan insanların gelirleri, zenginlik ve refah durumlarının nasıl dağıldığını gösteren temel bir ekonomik veri olarak kabul ediliyor.  Yani esas önemli olan sadece bir ülkede kişi başına düşen gelirin artması değil, bu gelirin de aynı zamanda nasıl dağıldığı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hafta başında 2013 yılı Türkiye Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Bu sonuçlar çerçevesinde Türkiye'de durum nedir, neler oluyor şöyle bir bakmak istedik.
Reklam
Hiçbir İşe Yaramayan 5 Kişisel Gelişim Miti
Duygusal Zeka, İçimizdeki Çocuk, Kendini Gerçekleştirme vb. Popüler Psikolojinin iğreti dili kültürel kimliğimizin neredeyse bir parçası oldu. New Humanist'ten Stephen Briers ise bu duruma karşı çıkıyor. Neredeyse tüm süpermarketlerde bulunan kitap raflarında çok satanlar çoğunlukla 'Kişisel Gelişim' kitaplarından oluşuyor! Kişilerin gelişmesi için gerçekten bu kitapların bir yararı oluyor mu bilmiyorum. Sevmediğim bir yazın türü olduğu sanırım anlaşılmıştır. Bilimsel temelini çözemediğim bu tavsiyeleri çoğu zaman yanıltıcı bulurum. Bu tür bir kitabı okumasanız dahi içinden çıkan dahiyane sözleri duymayan yok gibidir. İşte aşağıda; Stephen Briers'in kaleminden, duymaya alıştığımız ve neredeyse doğruluğunu tartışmadığımız gerçeklerin perdesini arayabilirsiniz.İyi okumalar... NOT 1: Galeride kullanılan karikatürler Yiğit Özgür'e aittir. NOT 2: Kişisel gelişim kitaplarından hoşlanmayan sıradan bir okurun amatör hezeyanlarıyla dolu kişisel önyargılarıyla kaleme alınmıştır. Verilen linklerdeki çalışmaları okumak ve daha derin bir düşünceyle; tarihsel gerçekliğe ulaşmak adına, bilimsel sorgulamadan geçirmek daha iyi olacaktır.NOT 3: Kaynak linkteki yazıdan yapılan çevirideki kimi kısımlar ilgiyi dağıtmamak kaygısıyla özetlenmiştir. Umarım bütünlüğü sağlayabilmişimdir.
Reklam
‘Tampon’ mu, ‘Güvenli Bölgeler’ mi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye'nin IŞİD’e karşı “askeri destek verebileceğini” söylemesiyle birlikte yeni bir tartışma başladı.Bu açıklamanın hemen ardından Türk yetkililer, “tampon bölge” ya da “güvenli bölge” ve bunlara ek olarak “uçuşa kapalı bölge” olasılıklarını gündeme getirdi. Bu kapsamda Türkiye’nin, IŞİD’le mücadeleye ne kadar katkı yapacağıyla ilgili tartışmalar ise daha da büyüdü.2 Ekim Salı günü TBMM Genel Kurulu’na gelmesi beklenen Irak ve Suriye ile ilgili tezkereler de Ankara’nın gündemini oldukça meşgul etmeye başladı. Hükümet, tezkerelerin içeriğine ilişkin net açıklamalar yapmazken, ana muhalefet partisi CHP “tezkerenin içeriğine katkı yapalım” diyerek hükümete çağrıda bulundu.Özcan: Politik hedefiniz, stratejiniz olacakBBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Tezkerenin içeriği de dahil her türlü katkıya hazırız ama öncelikle hükümetin bir talebi ya da teması olması lazım” dedi.Altay, ‘IŞİD’le mücadelede, Kürtlere silah yardımı yapılması’ yönündeki kimi taleplere karşı, “O konuda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yorumu, görüşü önemli. IŞİD’le mücadele etmek için her yol da mubah değildir. İç güvenlik hassasiyetlerimizi de dikkate alarak süreci götürmek lazım” ifadesini kullandı.TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nihat Ali Özcan, ‘tampon’ ya da ‘güvenli bölgeler’in teknik tarifinin birbirinden farklı olduğunun altını çizdi.Özcan, “Tampon bölgede, daha çok sınır güvenliğiyle ilgili ve geride sizin bölgenizin güvenliğini sağlaması açısından talepte bulunuyorsunuz. Güvenli bölgede ise güvenlik kenarda kalıyor, insani amaçlarla bunu yapmak istediğiniz argümanı ön plana çıkıyor. Bu nedenle böyle bir fikri uluslararası alanda daha kolay kabul ettirebilirsiniz” dedi.‘Güvenli bölgeler doğru bir tercih mi’ sorusuna Özcan, “Bu, tek başına hiçbir şeyin çözümü değil. Sizin önce bir politik hedefiniz, onu da gerçekleştirmek için bir stratejiniz olacak. Eğer o stratejinizin bir parçası ‘tampon’ ya da ‘güvenli bölge’, ‘uçuşa yasak bölge’ ise ancak o zaman bunun bir karşılığı, anlamı olur. Yoksa tek başına böyle bir şey yapıyorsanız, ‘neden yapıyorsun’ sorusu sorulduğunda, cevap veremezsiniz. Stratejinizin parçasıyla evet, gerekçesi de kendi içinde tutarlı olur. Tüm bunları gözetmeden, ‘bu mu, bu mu’ yaparak sorunun üstesinden gelemezsiniz” yanıtını verdi.Turan: ‘Tampon’ oluşturmak birkaç yönden güçİstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlter Turan ise Türkiye’nin ‘tampon bölge’den beklediği faydayı, “Suriye’den kaynaklanan göçün bu tampon bölgede tutulması ve Türkiye’ye gelmemesi” diye açıkladı.Turan, bunu gerçekleştirmenin ise “birkaç yönden güç olduğunu” ifade etti ve “Birincisi, bir tampon bölge kurulabilmesi ve oraya yerleşecek nüfusun korunabilmesi için siz, o bölgenin saldırıdan korunmasını da temin etmek mecburiyetindesiniz. Bu da ancak sizin oraya karadan silahlı güç göndermenizle mümkün olabilecek bir şeydir. Bölgenin uçuşa yasak ilan edilmesi, oranın yeterince korunmasını sağlamaz. İkincisi, dar olması düşünülen bir tampon bölgede çok sayıda nüfusun barındırılması son derece güçtür” yorumunu yaptı.Turan ayrıca tampon bölgenin gerçekleştirilmesi için uluslararası işbirliği yapılması gerektiğini de ekledi ve Suriye’nin “böyle bir tampon bölge kurulmasını kendi egemenlik hakkının ihlali olarak göreceğini” söyledi.Kaplan: Çözüm sürecini dinamitlerHalkların Demokratik Partisi (HDP) ise ‘tampon bölge’nin “fikrine” bile karşı. HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ‘tampon bölge’ kurulması durumunda Suriye'nin kuzeyinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Rojava bölgesindeki “direnişin de kırılacağı” yorumunu yaptı ve 'Tampon bölge kurulma fikri, çözüm sürecini dinamitler' dedi.Kaplan, çözüm sürecinin, “Türkiye'deki Kürtler açısından olduğu kadar, Rojava ve Irak'taki Kürtler açısından da geçerli, birbiriyle bağlantılı bir süreç” olduğunu savundu ve “Kimin arasına tampon kuruyorsunuz? Bunların hepsi akraba' diye konuştu.Gazeteci Semih İdiz ise ‘tampon bölge kurulması yönündeki tartışmaların çözüm sürecine zarar vereceği’ ve ‘sınırın diğer tarafındaki Kürt halklarını dağıtacağı’ yönündeki yorumlar için “Bunlar biraz yakıştırma. Çünkü şimdi ilk etapta herhalde Kürt Devleti, Türkiye gibi konularla meşgul değiller. Şu anda kendilerinin halklarının güvenliklerini sağlamakla meşguller” dedi.Bu yöndeki yorumlar için “spekülatif kalıyor” ifadesini kullanan İdiz, “Şu anda bölgede sadece Kürtler değil, bir koalisyon var. Hem Özgür Suriye Ordusu, hem de ılımlı ve Batı'yla işbirliği yapan İslami Cephe var. Bu tip yorumlar mevcut durum karşısında biraz prematüre gibi geliyor bana” yorumunda bulundu.Sinan Onuş | BBC Türkçe
LPG'ye Bu Geceden İtibaren Zam
Otogaz Liquid Petroleum Gas (LPG) satış fiyatlarına 10 kuruş zam geldiİstanbul Avrupa Yakası'nda şu sıralar 2,75 lira civarından satılan otogazın litre fiyatı bu gece itibarıyla 2,85 liraya çıkacak.Cihan/ Taraf
Al Pacino Altın Portakal'a Davet Edildi
Festival Direktörü Elif Dağdeviren, Al Pacino'yla yazışmaların sürdüğünü belirtirken, Nicole Kidman'la da prensipte anlaşıldığını ancak ünlü oyuncunun 75 yaşındaki babası Anthony Kidman'ın vefatından dolayı festivale katılamayacağını söyledi.Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği (KONYSİAD) davetlisi olarak işadamlarıyla kahvaltıda bir araya gelen 51'inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Direktörü Elif Dağdeviren, 3 ay önce yönetimini devraldıkları festivalin 51 yıllık bir geçmişe sahip olmasına karşın, adı dışında hiçbir şeye sahip olmadığını söyledi. Dağdeviren, 'Son 4 yılın bütün bilgileri, verileri, arşivi hiçbir şeyi yok. Bununla ilgili bana cevap geliyor, o yüzden diye. Hiçbir önemi yok hangi yüzden olduğunun. Sonuç, yok' dedi.İSTANBUL KORTEJİ ELEŞTİRİYORBu yıl 10- 18 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Altın Portakal'ın 100 yaşını kutlayan Türk sinemasının 51 yılında var oluşuna dikkat çeken Dağdeviren, marka adından başka bir şeye sahip olmadığını belirttiği festivalin buna rağmen çeşitli gelenekleri yarattığını söyledi. Festival kortejinin bu geleneklerden biri olduğunu belirten Dağdeviren, şunları söyledi:'Ama çok eleştiri alıyoruz İstanbul'dan 'Kortej ne havai fişek de ne? Festival filmle alakalıdır. Halk festivalle, ki bu çok doğru altını çizerek söylüyorum, sinema salonunda buluşur. 'Halkın Portakalı' diye bir şey yapılmış. Çok güzel ama bu sene vaktimiz olmadığı için yetiştiremedik. Önümüzdeki sene öğrenciler üzerinden eğitimler başlayacak.'SİNEMA SEKTÖRÜ ANTALYA'YA KÜSTÜFestivalin son 3 yılında sinema sektörünün küslüğüyle de karşı karşıya kaldığını aktaran Elif Dağdeviren, bunun nedeninin organizasyon eksiklikleri olduğunu belirterek, 'Sinema sektörü Antalya'ya küstü, son iki üç senedir. Ağırlanmak istiyor insanlar. Davet edildikleri yerde düzgün bir organizasyon istiyorlar. Ağırlamada sorun yaşanmış' diye konuştu.POLİTİKA EKRANDA VARDIRBu duruma festivale sinema tarafından bakılmamasının da eklendiğini savunan Dağdeviren, 'Bir film festivalinin en önemli özelliği politika gibi konulardan uzak durmak zorunda olduğudur. Politika vardır ama ekranda. Filmi seyreder çıkar tartışırsınız. Festivale ait alanlarda o festivalin sorumlularının elinde mikrofonla politika yapmaları kadar sakıncalı bir durum olamaz. O zaman festival festivallikten çıkıyor, şov alanına dönüyor. Sinema sektörü bunların sonucunda Antalya'dan gittikçe uzaklaşmış' diye konuştu.NICOLE KIDMAN GELEMİYORYaptıkları çalışmalarla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde sinemanın odakta olduğu bir durumu yaratmayı başardıklarını kaydeden Dağdeviren, geçmişinde Kevin Spacey, Adrien Brody gibi sinemanın dünyaca ünlü isimlerini ağırlayan Altın Portakal'da uluslararası önemli isimleri ağırlamak için yazışmalar yaptıklarını söyledi. Dağdeviren, bu isimlerden birinin dünyaca ünlü Oscar'lı yıldız Al Pacino olduğunu söyledi. Al Pacino'yla görüşmelerin yazışma aşamasında olduğunu, davetin yapıldığını aktaran Dağdeviren, Nicole Kidman'ın da davetliler arasında yer aldığını fakat ünlü oyuncunun babası Anthony Kidman'ın ölümü nedeniyle gelemeyeceğini söyledi. Dağdreviren, 'Nicole Kidman'ın gelmesi için uğraştık. Prensipte tarihi uydu. Babasını kaybetti, olmadı' dedi.DHA
İstanbul Modern'de 'Yüzyıllık Aşk'
Türkiye'nin ilk sinema salonlarından bugünün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapan 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi İstanbul Modern'de açıldı.Türkiye'de sinema kültürünü ve sinema sevgisini seyircinin bakış açısıyla inceleyen, geniş bir yazılı ve görsel arşiv araştırmasıyla sinema tarihinin belleğini görünür kılan, Türkiye'nin ilk sinema salonlarından bugünün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapan 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi İstanbul Modern'de açıldı.İstanbul Kalkınma Ajansı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla İstanbul Modern tarafından Türk Sinemasının 100. yılına ithafen hazırlanan, küratörlüğünü İstanbul Modern Sinema Yöneticisi Müge Turan ve araştırmacı yazar Gökhan Akçura'nın üstlendiği serginin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Çelik, serginin Türk sinemasının 100. yılına dair en önemli etkinliklerden olduğunu söyledi.Serginin sinemaya seyirci gözünden baktığını ve bunun kavramsal olarak çok önemli olduğunu dile getiren Çelik, Türk sinemasının bir kültür-sanat faaliyeti olmanın ötesinde hafızalarını ve belleklerini oluşturan bir sektör olduğunu ifade etti.Çelik, sinemada toplumsal hayatın çeşitli evrelerinin olduğunu ve tiyatrocuların baskın olduğu dönemden Yeşilçam'ın altın çağlarına kadar çok farklı dönemlerin görüldüğünü kaydetti.Bakan Çelik, 'En önemlisi çeşitli toplumsal ve siyasi evreleri görüyoruz. Bunlar da gelenek-modernizm çatışması, siyasi merkez ve çevre çatışması, tarım toplumu ile sanayi toplumu çatışması, kır-kent çatışması gibi. Tüm bu unsurlar aslında Türkiye'yi, tarihini anlamamız için mutlaka bilmemiz, derinlemesine anlamamız gereken bütün bu unsurlar sinemamız tarafından bugüne kadar saklanmış durumda' diye konuştu.'Hasar görmüş filmleri restore edecek teknik donanımları sağladık'Bundan sonrasında akademisyenlerin, araştırmacıların Türkiye'yi anlamak için çeşitli konuları ele alırken sinemaya daha fazla eğilmesi gerekeceğini vurgulayan Çelik, İstanbul Modern'in böyle bir sergiyle kendilerinin de hafızalarını tazelediğini bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:'Ayrıca bildiğiniz gibi en önemli unsurlardan bir tanesi sinema mirasının korunması. Bugüne kadar bu mirasın iyi korunduğunu söyleyemeyiz. Birtakım toplumsal şartlar, bireysel hassasiyetlerdeki zaaflar neticesinde iyi korunamamış. Hem ihtilal dönemlerinde veya başka muhtıra dönemlerinde yakılmış sansürlenmiş. Sinema hafızamız ciddi bir şekilde hasar görmüş. Bunun korunmasıyla ilgili bir adım atıyoruz. Sinema Genel Müdürlüğümüz bünyesinde bir Sinema Arşiv Müzesi oluşturacağız. Ayrıca bu hasar görmüş filmleri restore edecek teknik donanımları sağladık. Bundan sonra korunmasıyla ilgili de tedbirler alacağız. Tüm bunlarla sinemanın 100. yılını kutluyoruz. Herkes bu sergiyi gezsin. Sinemanın gerçek sahibi sokaktaki seyircidir. Aslında bir bakıma da seyircinin gözünden Türkiye'nin geçmişini, toplumsal sıkıntılarını, çeşitli tarihi karelerini anlatan bir sergi olmuş. Emeği geçenleri kutluyorum.'Çelik, sinemanın halkın sıkıntılarını paylaşması açısından da önemli olduğuna işaret ederek, Türk halkının sinemada kendi hayatının resmini çektiğini anlattı.'Sergi, sinema ile seyirci arasındaki aşk öyküsünü gündeme getiriyor'İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı da İstanbul Modern'in benimsediği disiplinlerarası yaklaşımını, kuruluşunun 10. yılında yenilikçi projelerle görünür kılmaya devam ettiğini anlatarak, 11 Aralık 2004'te açılan İstanbul Modern'in, Türkiye'de bir müze çatısı altında hizmet veren sinema salonu ve bölümüne sahip ilk kurum olduğu bilgisini verdi.İstanbul Modern Sinema'nın, hem dünya sineması hem de Türk sinemasından örnekler sunduğunu, sıra dışı film ve belgeselleri sinemaseverlerle buluşturduğunu aktaran Eczacıbaşı, Türk sinemasının 100. yılında sinema ile seyirci arasında yüzyıldır süren aşk öyküsünü gündeme getiren ve Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen araştırma sergisine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti.Eczacıbaşı, 'Ülkemizde sinema kültürünü ve sinema sevgisini seyircinin bakış açısıyla inceleyen sergi, geniş bir yazılı ve görsel arşiv araştırmasıyla, sinema tarihimizin belleğini görünür kılıyor. Sinemanın bizi nasıl değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü yansıtarak, sayısız sosyo-kültürel dinamiği yeniden değerlendirmemize olanak sağlıyor. Yazılı ve görsel arşiv belgelerinin dijital ortama aktarılması ve hazırlanan kapsamlı sergi kataloğu sayesinde, yapılan araştırmalardan gelecek kuşakların yararlanacağını umuyorum' ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından, sergiye katkısı olanlara plaket verildi.Açılışa, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, iş adamı Ethem Sancak, ünlü oyuncu Hülya Koçyiğit, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisiİstanbul Modern'in kuruluşunun 10. yılında Türk sinemasının 100. yıl dönümüne ithafen sunduğu 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi, sinemayı yaşatan unsur olarak seyirciye odaklanıyor, sinemanın seyirciyle buluşma anlarına, bu buluşmanın yarattığı şaşırtıcı ve büyülü kolektif ve kişisel dünyalara yer veriyor.'İstanbul Kalkınma Ajansı 2014 yılı Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşlara Yönelik Küresel Turizm Merkezi İstanbul Mali Destek Programı' kapsamında desteklenen ve Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla gerçekleşen sergi, Türkiye'de ilk kez düzenleniyor.Sinema tarihinde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak, kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin belleğini görünür kılmaya çalışan sergi, seyircinin sinema ile buluşma noktası sinema salonlarını 'seyirci mabetleri' olarak değerlendirirken, Türkiye'nin ilk sinema salonlarından günün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapıyor.Sergi, seyircinin sinema ve filmlerle ilişkisini sağlayan gazete ilanları, film broşürleri, afişler gibi unsurların yanı sıra sinema seyircisinin fanatizmini de ayrı bir bölümde ele alıyor.Cikletlerden çıkan resimlerden çay tabaklarına kadar sinemaya dair her şeySinema seyircisinin 'fanatik' olduğu saptamasını yapan sergide, ciklet, çikolata gibi malzemelerden çıkan resimler başta olmak üzere, sinema konulu kitaplar, romanlar, yıldız takvimleri, Türkan Şoray resimli çay tabağı, Filiz Akın resimli cüzdan benzeri her tür sinema belgesi ve objesi yer alıyor.Sergi aynı zamanda fanatik olarak adlandırılabilecek üç kişiyi 'Sinema Seyircisi Fanatiktir' başlıklı bölümde büyüteç altına alıyor.Sergide sinema ve seyircinin 'büyülü' ilişkisi, yıldızlardan imzalı fotoğraflar, aktris Hümaşah Hiçan'a yazılmış hayran mektupları, dergi kapakları, sinema dergilerinin düzenlediği yıldız buluşmalarından örneklerle aktarılıyor.'Yüzyıllık Aşk' sergisi için 50'ye yakın filmden, Türkiye'deki sinema ve seyirci arasındaki özel ilişkiyi yansıtan sahneleri bir araya getiren özel bir çalışma hazırlandı. Bu video, 1950'li yıllardan bugüne seyircinin sinema deneyiminin tarihine dair önemli bir belge niteliği taşıyor.Aynı zamanda sergi kapsamında seyircinin film müzikleriyle kurduğu ilişkiyi, nostaljik bir deneyime dönüştüren özel bir alan tasarlandı. Ziyaretçiler Türk filmlerinde yer alan unutulmaz şarkılar arasından seçtikleri plağı dinlerken, o filmdeki sahneyi eş zamanlı izleyebiliyor.Türk sinema tarihinde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak, kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin belleğini görünür kılmaya çalışan sergi 4 Ocak 2015'e kadar görülebilecek.Muhabir: Uğur Aslanhan | AA
Reklam