Sudan Dışişleri Bakanı Kameruddin, İsrail İle İlişkilerin Normalleştirilmesi Konusunda Anlaştıklarını Açıkladı
HARTUM - (AA) - Sudan Dışişleri Bakanı Ömer Kameruddin, geçiş hükümetinin İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesini kabul ettiğini ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesinin yasama organının yetkisinde olduğunu açıkladı.Bakan Kameruddin, Sudan resmi haber ajansı SUNA’da yer alan açıklamasında, 'Normalleşme konusunda anlaştık, onay yasama organında. Normalleşme süreci, yasama meclisinin kurulması ile anayasal yapının tamamlanmasının ardından gerçekleşecek.' ifadesini kullandı.Birçok kararın yürürlüğe girmesinin (henüz kurulmayan) yasama meclisine bağlı olduğunu belirten Kameruddin, önemli olanınsa İsrail ile normalleşme konusunda bir anlaşmaya varılması olduğunu söyledi.Kameruddin, ülkesinin normalleşmeden ekonomi, teknoloji, enerji ve altyapı alanında fayda sağlayacağını kaydetti.Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da ABD’nin Sudan’ı terörü destekleyen devletler listesinden çıkarmasının memnuniyetle karşılandığı belirtildi.Açıklamada şunlar kaydedildi:'Karar, Sudan’ın uluslararası topluma yeniden entegre olmasının önünü açan, ekonominin toparlanmasına yardımcı olacak tarihi bir adım. Eski rejimin izlediği politikalar, ülkeyi uluslararası toplumdan izole etti. Bu durum, tarihi boyunca terörizmle ilgisi olmayan Sudan halkı üzerinde zararlı etkiler bıraktı. Sudan’ın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması halkı için onur mücadelesinde zafer anlamına geliyor, demokrasiye geçişi, aşırılık ve terörizmle mücadeleyi destekliyor.' İsrail ile normalleşen son ülke Sudan olduBaşta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Körfez ülkeleri ile İsrail arasında uzun süredir perde arkasında yürütülen temas süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos'ta BAE'nin, 11 Eylül'de de Bahreyn'in İsrail ile normalleşme anlaşmasına vardığını açıklamasıyla aleni hale gelmişti.Beyaz Saray'da 15 Eylül'de düzenlenen resmi törende, İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında 'ilişkilerin normalleştirilmesine' yönelik anlaşmalar imzalanmıştı.Trump, cuma günü Oval Ofis'te yaptığı açıklamada, Sudan'ın da İsrail ile barış yapmak ve ilişkilerini normalleştirmek konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.Bunun hemen öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump'ın Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığı bildirilmişti.Söz konusu adımın Sudan'ın 'terör kurbanlarına 335 milyon dolarlık ödeme yapması'nın hemen ardından atıldığına işaret edilen açıklamada, Hartum yönetimine gösterdiği anlayış için teşekkür edilmişti.
Barış Erbil Yazio: Neden Metallica?
Metal müzik Nordik ülkeler dışında dönem dönem dünyanın her yerinde gündeme gelse de genel olarak perdeler arkasında kalmış bir müzik türü olarak kabul edilebilir. Popülarite bağlamında özellikle bu müzik türünün bir dinleyicisi değilseniz alt türlerine hâkim olup bu türleri icra eden gruplar hakkında bilgi sahibi olmanız oldukça zordur. Genel olarak protest tavırları, radikal dışavurumcu yaklaşımları ile Popüler Kültür’e oynamaktansa kendi “davalarının peşinden koşmuş metal müzik grupları aslına bakarsanız müzik tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Birçok yeni vokal, elektro gitar ve ritimsel tekniği müzik ekosistemine kazandıran bu türün gölgeler arkasında kalmasının en büyük nedenlerinden biri şüphesiz fazla radikal yaklaşımları olmuştur. Peki, hiç metal müzikle alakası olmayan birinin bile aklına gelebilecek yegâne grup kimdir? Bir çoğunuzun “Metallica” dediğini duyar gibiyim. Evet, yaptıkları müzik, kendi müzik hayatlarında aldıkları kritik kararlar ve yol ayrımlarındaki tarz değişimlerinin kendi piyasalarına oldukça olumlu yansıması sonucu hepimizin bir şekilde bildiği ve günümüzde halen aktif bir şekilde müzik yapan bir kült haline geldi Metallica. Bu kararlar nelerdi ve neden “Metallica” metal müziğin bütün icracılarının önüne geçebildi?   1981 yılında grubun kurucu davulcusu Lars Ulrich ve vokal-gitaristi – aynı zamanda da başarılı bir bir frontman olan James Hetfield tarafından kökleri oluşturuldu Metallica’nın. Ayrılıklar, duygusal buhranlar, seçiş ve vazgeçişlerle dolu seneler geçirdiler günümüze dek. Bu yazıyı şu anda okuyorsanız zaten Metallica’nın diskografisine ve tarihine az çok hakimsiniz demektir. Grubun ve üyelerinin tarihsel gelişimine dair birçok değerli kaynak bulunmakta olduğu için bu yazıda daha çok dönüm noktaları ve hangi sebeplerden ötürü Metallica’nın en tepeye yerleştiğine değineceğim. Zor ve çetrefilli yollardan ve yol ayrımlarından birçok kez geçen bu grup, dağılmanın eşiğine defalarca kez gelmiş ama her defasında küllerinden doğarak ayakta kalmayı becermişti. Burada değişen dünya ve müzik zevklerine Metallica’nın kendi janrası içinde nasıl ayak uydurduğunun özellikle önemi ortaya çıkıyor. Bütün dönüm noktalarını hem kendi dinleyicilerini küstürmeden hem de yeni dinleyici kitlelerine hitap edebilerek geçen Metallica’nın yüzleştiği dönüm noktalarını ve müziksel değişimini gelin inceleyelim.
Milli Eğitim Bakanı Selçuk'tan "Eğitimde Şehre Özgü Model" Açıklaması:
GİRESUN (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, meslek liseleri ve bulundukları şehirlerde yapılan üretimin örtüşme oranının yüzde 20'ler civarında olduğunu belirterek, 'Şimdi biz tüm ekibimizle bu bağlantıyı kuruyoruz. Şehrin ihtiyaçlarını ve buradaki üretimi dikkate alan bir model bu. Şehre özgü bir şey...' dedi.Selçuk, Giresun'da gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal'ın da katılımıyla basın mensuplarıyla bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu.Demokrasiyle ilişkilendirilmemiş, ekonomiyle bağlantısı bulunmayan bir eğitimin her zaman içe kapalı ve üretimden kopuk olduğunu belirten Selçuk, bu nedenle eğitimin her zaman çağın ve günün becerilerini dikkate alan, bu becerileri kazandırmak için de hem milli hem de evrensel eksende insan yetiştirme hedeflerini gözeten bir kurum olması gerektiğini söyledi.Selçuk, Türkiye'de meslek lisesindeki beceri setleri ile sanayi ve hizmet sektörünün ihtiyaç duyduğu beceri setlerinin örtüşmesini hedeflediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:'Bu yüzden de 50'nin üstündeki sektörle birebir toplantılar yapıp, uzun süreli çalışmalar yapıp, 'Sanayi ve hizmet sektöründe becerilerin yenilenmesine ilişkin neye ihtiyacınız varsa bizim müfredatımız odur. Öğretim programlarımız buna uyum sağlar. Çünkü bizim mezunlarımızın sizin üretimde beklediğiniz niteliklerle yüzde 100 örtüşmesi ana hedefimiz.' dedik. Bu gerçekleşti ve sektör temsilcileri kendi dijital altyapıları, otomasyon yapıları ve uluslararası birtakım standartları gözeterek... Örneğin, ayakkabıcılık sektörü, robotik alan, otomasyon alanı, turizm alanı, hangi alan olursa olsun her birisinin ihtiyacı olan beceri havuzu ortaya konuldu ve 'Biz bunları ders olarak istiyoruz.' denildi. Bu sağlandı ve bunun ötesinde de ustabaşılarının derse girebilmesinin önü açıldı. Fabrikaların içine okul açılabilmesiyle ilgili bir mevzuat düzenlemesi yapıldı.'Mesleki eğitimdeki üretimden elde edilen gelirde yüzde 15 Hazine kesintisi varken bunun yüzde 1'e indiğini anımsatan Selçuk, bu sayede meslek liselerinde üretim patlaması yaşandığını söyledi.Fabrika ve otel içerisinde okulZiya Selçuk, uzun yıllardır sanayide ve hizmet sektöründe makine parkı, dijital altyapı ve iletişim altyapısının dijitalleştiğini belirterek, otomasyonun da çok arttığına işaret etti.Okullardaki makine parkı, araç-gereçler, öğretmen nitelikleri, müfredat içerikleri ve benzeri birçok hususun mevcut gelişmelere paralel yenilenme ihtiyacı olduğunu aktaran Selçuk, şu değerlendirmelerde bulundu:'Biz şu anda bir şekilde yapabildiğimizi okullarda yapıyoruz, yapamadığımız hususlarda da özel sektörün imkanlarını değerlendiriyoruz. 'Bir otelin içerisinde okul kuralım. Zaten çalışma alanı orası, müşteri orada, orada öğrensinler ve orası okul olsun.' dedik. Turizm Bakanlığımızla iki yıl içerisinde 200 civarında bir okul açacağız, şu anda 50 civarında okulumuz var. Bunların hepsi iş öncelikli, iş garantili okullar... Tabii bu arada ekonomide, üretimdeki gelişmeleri dikkate alan bir eğitim yaklaşımı... Örneğin, savunma sanayimiz dünyada öncü noktada. O zaman savunma sanayisinin teknisyen altyapısını yetiştirmek gerekiyor. O zaman ASELSAN'ın içine okul açıyoruz. Gebze'de organize sanayi bölgesine ya da İstanbul Teknik Üniversitesi'nin teknoparkının içine lise açtık ve bunlar Türkiye'de ilk kez yüzde 1'lik dilimden öğrenci alıyor.'Selçuk, elektrikli otomobil lisesi açtıklarını anımsatarak, buna benzer neye ihtiyaç varsa artık okulun ve eğitimin o olduğunu söyledi.Türkiye'de özel sektörün meslek eğitim merkezi açabilme iznini aldığını belirten Selçuk, 'Meslek eğitim merkezi, çıraklık eğitimi demek. Mesela, Almanya'da mesleki eğitimin yüzde 85'i özel sektörün elindedir. Bizde meslek okullarının yüzde 5'i özel sektörle ilgili. Bu niye önemli? Çünkü özel sektör zaten fabrikasına, makine parkına yatırım yapıyor, güncelliyor kendini. Hazır orada imkan varken, o zaman okul orası, eğitim ortamı orası olsun, orayla beraber çalışalım. Makine parkını okula kurmak yerine orada hazır olanı kullanalım, beraber çalışalım ve ustabaşıları da derse girsin. Bunun yasal ve uygulama altyapısı hazır.' diye konuştu.Selçuk, meslek eğitim merkezlerinden mezun olanların yüzde 88'inin istihdam edildiğine dikkati çekerek, bu kapsamda çıraklık eğitimine başvuran öğrenci sayısında da önemli bir artış yaşandığını kaydetti. Üretimin gerektirdiği beceri setine yönelik eğitimMilli Eğitim Bakanı Selçuk, meslek eğitim merkezini bitirenlerin lise mezunu sayıldığını, orada zaten derslerin verildiğini söyledi.Eskiden, 'Ben lise okuyacağım, bir de çıraklık-kalfalık bitireceğim, herkes 4 sene okurken ben niye daha fazla yıl kaybedeyim?' sorununun yaşandığını ifade eden Selçuk, 'Bunu çözdük ve artık çıraklığı bitiren, kalfalığı bitiren lise mezunu sayılıyor. Erkeklerin askerlikle ilgili yaşadığı güçlükler vardı meslek okullarında. Üniversite okumuyorlarsa mezun olduktan iki yıl sonra askere gitmek zorundaydılar. Milli Savunma Bakanımızın da desteğiyle bu güçlükler ortadan kaldırıldı. Okul sonrası tecil de 2 yıldan 6 yıla çıkarıldı. Meslek lisesi mezunlarının ön lisans okuması halinde yedek astsubay olabilmesi için de bir kanun çıkartıldı.' dedi.Selçuk, bütün bunların üretimin gerektirdiği beceri setine yönelik bir eğitim anlayışıyla yapıldığını, aksi takdirde okulların sanayinin beklentilerini karşılamama durumunun ortaya çıktığını kaydetti.Bu kapsamda bir ekosistem kurduklarından bahseden Selçuk, şöyle devam etti:'Ar-Ge kısmı, okul kısmı, üretim kısmı... Bunun İstanbul'da ekosistemini kurduk. İstanbul'a plastik sanayisiyle ilgili sektörün öncülüğünde bir mükemmelliyet merkezi kurduk. Okulunu kurduk, yanında fabrikası var. Böylece daha lisedeyken daha ileri uygulamalar yapabilme konusu gündeme geldi. Meslek liselerinin önünü açabilmek için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'yle (TOBB) ortak bir çalışma yaptık ve organize sanayi bölgelerinin içinde ya da dışındaki yüzlerce okulun hamiliğini üstlendiler. Yani birebir artık okulun yönetimi sadece öğretmenler tarafından yapılmayacak, iş dünyasının temsilcileri de yönetim kurulunda olacak ve ihtiyaçları birlikte değerlendirecekler. Okulun gidişatını, dersini, içeriğini birlikte değerlendirip sektörün ihtiyacı neyse ona göre düzenleyecekler. Şöyle de bir şey getirdik; bu liselerin okul yöneticileri teknik alandan olmak zorunda. Çünkü daha önce önemli bir kısmı sosyal bilimler alanındandı ve kimileri konuya hakim değildi. Kişinin yetkinliğinden dolayı orada müdür olması konusunda bir istişare de söz konusu.'Şehre özgü okullarZiya Selçuk, her ülkenin mesleki eğitim modelinin kendine özgü olduğunu, mesleki eğitimin milli gelire bakarak yapılandırıldığını söyledi.Meslek liseleri ve bulundukları şehirlerde yapılan üretimin örtüşme oranının yüzde 20'ler civarında olduğunu belirten Selçuk, 'Şimdi biz tüm ekibimizle bu bağlantıyı kuruyoruz. Şehrin ihtiyaçlarını ve buradaki üretimi dikkate alan bir model bu.' dedi.Selçuk, savunma sanayi lisesi kurarken, 'bu alanda mühendisimiz çok ama teknisyenimiz yok' düşüncesiyle hareket ettiklerini, hangi alanda ileri gidiliyorsa oraya yönelik eksikleri gideren bir altyapı kurduklarını anlattı.Eğitimde şehre özgü okul modeline yönelik örnekler de veren Selçuk, 'Konya'da tarımla ilgili büyük bir üretim var. Orada üniversitenin içine dünyanın en gelişmiş tarım teknolojilerini içeren bir tarım lisesi açtık, dünyadaki tarım liselerine bakıp. Diyelim bir ineğin DNA'sına bakmak, gebelik testi yapmak, birtakım Ar-Ge çalışmaları yapmak... Bütün bunlarla ilgili gördüğümüz manzara şuydu; Tokat'ta ve Konya'da tarımla ilgili, Tokat'taki üniversitenin kampüsünün içine, son derece modern laboratuvarların olduğu, lise öğrencisinin bir Ar-Ge ortamını rahatlıkla görebildiği liselerden bahsediyoruz. Bu şehre özgü bir şey... Oralarda tarımın ilerlemesi, yükselmesiyle ilgili bir durum.' şeklinde konuştu.Selçuk, salgın döneminde meslek liselerinin kısa sürede dijital solunum cihazı, maske ve siperlik üretimi gerçekleştirdiğini, bunun onların üretim kapasitesinin olduğunu gösterdiğini ifade etti.Meslek liselerinin, üretimin alanlarına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Selçuk, bunun sadece kitaptan okuyarak yapılamayacağına işaret etti.'Mesleki eğitim konusunda en çok öğretmen eğitimi yapan ülkeyiz'Bakan Selçuk, Türkiye'de ahşap oyuncak konusunda ciddi bir ithalatın olduğunu gözlemlediklerini, bu kapsamda yerli ahşap oyuncak sektörünün oluşmasına öncülük ettiklerini belirterek, 'Dedik ki 'Bizde ahşap var ama okulu yok. Hemen 4 yerde okul açtık. 'Biz bunu burada üretiriz ve kendimize özgü tasarımlar yaparız.' dedik. Bunu da yaptık, şimdi artık ihracata başlıyoruz.' dedi.Faydalı model ve patent konusunda ciddi manada eğitim verdiklerini ifade eden Selçuk, meslek okullarındaki öğretmenlerin tamamının kendi alanlarındaki sektör temsilcileri tarafından eğitime alındığını söyledi.Selçuk, 'Bir taraftan Cumhuriyet tarihinin ve aynı zamanda bugünkü dünyadaki dijital beceri eğitim ve bu mesleki eğitim konusunda en çok öğretmen eğitimi yapan ülke olduk. Bunu da uluslararası kuruluşlar söylüyor. İşte bu hafta mesela EBA eğitim alanındaki dünyadaki bütün siteler içerisinde birinci sıraya yükseldi. Daha da ilerleyeceğiz, açık ara fark olacak.' diye konuştu.Öğrencilere hayatın ve sektörün ihtiyacı olan eğitimin verilmemesi halinde istihdamla ilgili bir tıkanıklık oluştuğuna işaret eden Selçuk, konuşmasını şöyle tamamladı:'(Meslek Liseleri) Buradan mezun olan yüz binlerce insan sürekli işsiz kalınca kültür burada bir kırılma yaşıyor. Diyor ki, 'Artık bunlar işe giremiyor, dolayısıyla meslek lisesi işe yaramaz.' Bu kültürü dönüştürmenin yolu da kırıldığı yerden başlamak. 'Siz buradan mezun olduğunuzda iş önceliğiniz olacak' denildiğinde kültür değişiveriyor birden. Türkiye'de şu an itibarıyla 332 bağımsız ve 295 meslek lisesi bünyesinde toplam 627 okul ve kurumda mesleki eğitim programımız var. Bizim eğitim ve ekonomi dememizin sebebi bu. Demokrasi dememizin sebebi... Bütün bu 1.000 okulu bir demokratikleştirme projesi aynı zamanda. Bu okullarımıza dijital tasarım beceri atölyelerini koyma, bahçesine spor merkezlerini koyma... Çocuğun yaşam sahnesini dönüştürmek istiyoruz ve onları büyük yazarlarla, müzisyenlerle buluşturmak, yani kültürel olarak bir dönüşümü de tetiklemek istiyoruz. Onun ötesinde de tabii bu bir fırsat adaleti sağlıyor. Mesela 8 bin 200 civarında tasarım beceri atölyesi açtık bir senede. Bunların tamamını sosyoekonomik olarak daha düşük seviyedeki bölgelerimize açtık. Niye? Baz oluşturmak için yaptık.'
Kktc Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Aa'ya Konuştu:
LEFKOŞA (AA) - MUHAMMET İKBAL ARSLAN/ŞERİFE ÇETİN - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs müzakere sürecine ilişkin 'Artık alternatif çözüm modellerinin masaya getirilmesi lazım. Egemen eşitlik temelinde, yan yana yaşayan iki devlet ve o devletlerin iş birliğini daha fazla müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim.' dedi.KKTC'nin yeni Cumhurbaşkanı Tatar, Cumhurbaşkanlığı görevi için cuma günü KKTC Cumhuriyet Meclisinde yemin etmesinin ardından ilk röportajını Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Anadolu Ajansına (AA) verdi.Tatar, Kıbrıs müzakereleri, Türkiye ile ilişkiler, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları, KKTC'nin tanıtılması, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler ve görev süresi boyunca hayata geçirmeyi planladığı politikalarla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.'Müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim'SORU: Cumhurbaşkanı olarak dün göreve başladınız? Ajandanızda hangi konular var ve hangilerine öncelik vermeyi planlıyorsunuz?CEVAP: Ben, halkın Cumhurbaşkanıyım. Bütün halkın Cumhurbaşkanı olarak her kesimi kucaklayıcı, birlik, beraberlik, toplumsal uzlaşı ve mutabakat anlayışıyla çalışmalarımı sürdürmek istiyorum. Bizdeki Cumhurbaşkanlığı makamı, yıllardır yurt dışındaki müzakere sürecine endekslenmiş durumda. Ben bunu değiştirmek istiyorum. Ekonomi, sosyal ve spor konularında KKTC ile Kıbrıs Türk halkının bütün dünyaya bir kez daha tanıtılmasında, amaçlarımızın ve hedeflerimizin anlatılmasında yoğun çaba içerisinde olacağım. Dünyanın çeşitli yerlerinde çok sayıda Kıbrıslı Türk vatandaşlarımız vardır. Bu kişilere daha fazla sahip çıkma, bağlarımızı daha fazla güçlendirme ve öz vatanları KKTC'ye onların da daha yakın ilgi göstermelerini ve buraya daha fazla gelip gitmeleri, belki yerleşmelerini temin etmek için çalışmalar yapacağım. Türkiye ile ilişkilerimizi de çok önemsiyorum. Hem devletten devlete hem de kader ve gönül birliği içerisinde KKTC ile Türkiye halkını daha da yakınlaştırmak ve aramızdaki bağların daha da güçlendirilmesi için çalışmalar içerisinde olacağım. Kıbrıs konusunda da söylediklerim ve iddialarım vardır. Artık 52 yıldır sürdürülen bu müzakere süreçlerinden herhangi bir netice alınamadı çünkü Rum tarafının niyeti açık ve nettir. Son olarak, Crans Montana'da Sayın Akıncı'nın (KKTC'nin 4. Cumhurbaşkanı) katıldığı toplantılarda, Türk tarafının her türlü iyi niyetine rağmen karşı taraftan bir iyi niyet göstergesi gelmemesi ve dolayısıyla bu şekilde bir sürecin artık kimseye fayda sağlamayacağı noktasıyla, Türkiye'nin de bizle örtüşen düşünceleri ve beklentileriyle, artık alternatif çözüm modellerinin masaya getirilmesi lazım. Egemen eşitlik temelinde, yan yana yaşayan iki devlet ve o devletlerin iş birliğini daha fazla müzakere masasına getirmek için mücadele vereceğim.SORU: Seçim kampanyanız boyunca 52 yıldır görüşülen 'federasyon tezi' yerine 'egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümü konuşacağım' ifadelerini kullanmıştınız. Bu konuda Türkiye'den de bazı açıklamalar yapılmıştı. Rum kesimi ve uluslararası toplumun sizi ikna etmesi için şartlarınız ne olacak?CEVAP: İki devletli çözüm, esas itibarıyla doğru olandır çünkü gerçek budur. Şu anda Kıbrıs'ta iki devlet vardır. Bu yapıyı isteseler de değiştiremezler, hiçbir güç de bu yapının değişmesine imkan tanımaz. Türkiye, bizim ana vatanımızdır, onun garantörlüğünde bu günlere geldik. Özellikle Doğu Akdeniz'de bütün bu zenginliklerin olduğunu ve bu süreçte uluslararası aktörlerin de pozisyon alma noktasında verdikleri mücadeleyi görüyoruz. Hiç burayla alakalı olmayan milletler buralarda üs almaya, buralarda parselleri paylaştırmaya çalışıyor ve Rum-Yunan ikilisiyle çeşitli oyunlara giriyor. Dolayısıyla biz, Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin de bu kadar önemli olduğu bir noktada asla taviz vermemeliyiz. Türkiye de 'garantörlük hakkımdan vazgeçmem' diyor. Vazgeçmeyeceğine göre, artık Kıbrıs'ta yan yana yaşayan, iş birliği içerisinde olacak iki devletten bahsetmek durumundayız. Şimdi zaten iki devlet vardır. Bu, 1974 Barış Harekatı'ndan hemen sonra federal bir yapı içerisinde çözülebilirdi çünkü o zaman daha kuzeydeki devlet tam yerleşmiş değildi, belki daha merkezi güçlü bir federal yapıyla iki tane eyalet, iki halkın da serbest dolaşacağı ve yerleşeceği üniter yapıya benzer bir yapı olabilirdi ancak olmadı, olamadı. Çünkü Rumlar, hiçbir zaman Türkleri eşit görmedi ve 'Biz daha fazlayız ve güçlüyüz. Biz her yerde olacağız dolayısıyla Kıbrıs'ın tümüne sahip çıkacağız.' diyor. Yani eski Enosis (Ada'nın Yunanistan'a bağlanması) fikri hala devam etmektedir. Bu tehlikeleri gören biri olarak ben, asla öyle bir tehlikenin altına imza atmam. Ben, her zaman KKTC halkının kendi kendini yönetmesi, geleceğini tayin etme hakkından vazgeçmemesi ve özellikle AB içerisindeki bütün tehlikelere (serbest dolaşım, yerleşim ve sermaye hareketleri) de işaret ettim. Günün birinde Türkiye buradan çekilirse, kuzeydeki yapı, Türklerin aleyhine, Rumlarına lehine olarak bambaşka bir duruma gelebilir. Çünkü herkes gelip burada mal da alabilecek, şirket de kurabilecek ve ekonomiyi de ele geçirebilecek. Türkler 1974'ten önceki gibi kurum ve kuruluşların sahipleri değil, yabancıların yanında çalışan işçi pozisyonuna getirilecektir. Oynan oyun budur. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da bunu söyledi. 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Akıncı, Rumlarla bir anlaşma yapabileceklerini söyledi, ikisi de denedi ve başaramadı. Dolayısıyla ben 5. Cumhurbaşkanı olarak, bütün tecrübe ve geçmişimle yeni bir şey söylemem gerekiyor. Bütün kampanya boyunca 'Artık Kıbrıs Türkü ayağa kalkmalı, yeni, daha güvenli ve umut verici bir gelecek için artık birtakım yeniliklere gerek vardır' dedim, bu yenilikleri söylüyoruz. KKTC'yi yıkmaya ve ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmez. Devlet kurma erdemine, onuruna ve haysiyetine erişmiş bir halk, yarım asır sonra kendi devletinin ortadan kalkmasına asla seyirci kalamaz.'Gücümüzü Türkiye'den alıyoruz'SORU: Şayet Rum kesimi, sizin ifade ettiğiniz çözüm modeline (iki devletli çözüm) yanaşmazsa tavrınız ne olacak? Böyle bir durumda, Rumlardan sizi müzakere masasına getirmeleri için ne gibi adımlar beklersiniz?CEVAP: Biz, gücümüzü Türkiye'den alıyoruz. Türkiye ile uyum içinde çalışmak bizi güçlü kılıyor. Bu siyaseti beraber belirleyeceğiz, müzakere süreçlerinde tavrımızı ortaya net bir şekilde koyacağız. İnandıklarımızdan ve Kıbrıs Türk halkının önem verdiği birtakım beklentilerden asla taviz vermeyeceğiz.SORU: Yakın zamanda BM öncülüğünde 5+1 formatında bir konferans (garantörlerin de katılımıyla) olması bekleniyor. Bu toplantıda ne gibi konular gündeme gelecektir. Yine BM ve Rum kesiminden federasyon konusunda ısrar gelirse tavrınız ne olacak?CEVAP: Biz, Türkiye ile uyum içerisinde bunlara hazırlık yapacağız ve gerekli cevapları vereceğiz. Biz 'müzakereden kaçalım, görüşmeyelim' anlayışında değiliz ancak söylediklerimiz vardır, bu söylediklerimizden de geri adım atmayacağımızı karşı tarafa net şekilde ifade etmemiz gerekir. Bunu yapacağız. 'Türkiye ile hidrokarbonlar konusunda yüzde yüz tam bir iş birliği içerisindeyiz'SORU: Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlıklar henüz neticelendirilmiş değil. Doğu Akdeniz konusunda, Türkiye ile nasıl bir iş birliği içerisinde olmayı planlıyorsunuz? CEVAP: 2011'de Eroğlu Cumhurbaşkanı iken Türkiye ile 'Türkiye-KKTC Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması' imzalanmıştı ve hala daha yürürlüktedir. Dolayısıyla Türkiye ile hidrokarbonlar konusunda yüzde yüz tam bir iş birliği içerisindeyiz. Bu coğrafyada örtüşen menfaatlerimizle ilgili olarak bu süreci, bu şekilde yönetmek durumundayız, böyle anlaşma yapma hakkına sahibiz. Türkiye'nin gücü, gemileri ve sondaj çalışma yapma becerisi vardır, dolayısıyla bunlar bizler için önemli zenginliktir. Bütün bu kavga içerisinde güney komşularımızla bir ortaklık görülmüyor ve Rumlar, 'Kıbrıs'ta çözüm sonrası size payınızı verebiliriz' diyor ancak çözüm gelmeyeceğine göre, Rumlar, bize payımızı ne zaman verecek? Türkiye ile iş birliği içerisinde bu zenginliklerin araştırılması ve günü geldiğinde, bulunduğunda payımızı almamız bizim için en güvenli yoldur.SORU: Hidrokarbon kaynaklarıyla ilgi anlaşmazlık konusunun Kıbrıs müzakerelerinin önüne geçtiği ve ilk olarak Rum kesimi ve uluslararası aktörlerle bu konunun ele alınması gerektiği konusu da gündemde. Buna katılıyor musunuz?CEVAP: Şimdi mantık bunu der fakat Rum tarafı öyle bir kompleks içerisindedir ki Kıbrıslı Türklerinin statüsünün yükseltilmemesi için her şeyi yapar. Dolayısıyla ben, o beklenti içerisinde değilim çünkü karşı taraf, Kıbrıslı Türkleri az bile tanıma noktasına gelse, 'bu bizim için bir mağduriyet, büyük bir sıkıntı yaratacak' diye hiçbir şeyi ne paylaşıyor ne de bizimle görüşme içerisine girebiliyor. Şu ana kadar Türk tarafı iyi niyetle yaklaşmıştır, 'geliniz ortak komite kuralım, bütün bu zenginliklerin araştırılmasında, başka ülke ve büyük şirketlerle beraber bütün bu anlaşmaları yapalım' demiştir ancak hiçbir zaman buna olumlu yanıt gelmemiştir. Gerçekten bu, Kıbrıslı Türkleri dışlamaktır, Kıbrıslı Türklerin haklarına tecavüz etmektir. Milyar dolarlık zenginliklerin paylaşımında, anlaşmalarda mutlaka Kıbrıslı Türklerin de onayı lazım ancak tamamen hukuki olmayan bir süreç yaşatılmıştır.'AB'den bir beklentim yok'SORU: AB de hem Doğu Akdeniz hem de Kıbrıs konusunda yaşanan krizin bir parçasıdır. Bu konularda AB'den beklentiniz nedir?CEVAP: AB'ye çok olumlu bakamıyoruz çünkü hem Yunanistan hem de Kıbrıslı Rumlar, AB içerisindedir. AB içerisinde olduğu için bütün komisyonlarda yakınları ve kendi adamları vardır, onların meselesi olduğu için o komisyonlardaki yakınlarını etkileyebiliyorlar ve bizim beğenmediğimiz birtakım sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla AB taraf olduğu için çok dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. AB'den bir beklentim yok çünkü taraftırlar. Dolayısıyla biz onlara karşı dik durmak durumundayız. Türkiye'nin tavrı ve duruşu çok önemlidir. Türkiye, kendi duruşuyla hem Türkiye'ye hem de KKTC'ye büyük bir avantaj elde etmektedir.SORU: Türkiye ile ilişkilerde Cumhurbaşkanı olarak nasıl bir rol oynayacaksınız. Malum Sayın Akıncı döneminde, devletin zirvesi anlamında geriye giden bir ilişki süreci olmuştu. Bu konuda nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?CEVAP: Kıbrıs davası, büyük bir davadır. Doğu Akdeniz'in bu önemli köşesinde, özellikle son yıllarda hidrokarbon zenginliklerinin ortaya çıkmasıyla, bunların paylaşımında ve bu zenginliklerin gelecekte bu ülke için ne kadar önemli olduğunun bilinci içerisinde biz, her daim ve koşulda Türkiye ile hareket etmek durumundayız. Zaten öyleydi, öyle de gidecek çünkü bu müşterek bir davadır. Kıbrıs Türkü zamanında burada yalnızken yanında Türkiye vardı ve var olmaya devam ediyor. Müşterek bir davayı başarılı şekilde ileri götürebilmek, hak ve çıkarlarımızı koruyabilmek için mutlaka Türkiye ile uyum içinde çalışmak lazım. Benim cumhurbaşkanlığım dönemimde bu olacaktır. Türkiye'ye hem gönül bağım hem de büyük sevgi ve saygım var. O bakımdan uyum içerisinde çalışmak zaten başlı başlına bize güç vermektedir. Hem devletler arası hem de iki halk arasındaki gönül bağlarının daha da güçlenmesi için çalışmalar yapacağım. Zaten benim seçilmemle Türkiye ile KKTC arasındaki gönül bağları bir kez daha güçlenmiştir. KKTC'de herkes Türkiye'yi seviyor ve Türkiye'nin bize olan yakın ilgi ve alakasının ne kadar önemli olduğunu biliyor. SORU: Cumhurbaşkanlığı için ekibinizi oluşturdunuz mu? Hangi isimlerle çalışmak istediğiniz belli midir? Daha çok müzakereci geçmişi olan isimler mi çalışma ekibinizde olacak?CEVAP: Ekip arkadaşlarımız bellidir, isimleri daha sonra açıklanır ama tecrübe çok önemlidir. Kıbrıs davası, yılların davasıdır. Yeni kişilerin kolay kolay elbette öğrenebilecekleri bir şey değildir. Zaman içerisinde dosyaları ve geçmişte yaşananları hazmetmek lazım. Dolayısıyla geçmişi ve tecrübesi olanlar önde geleceklerdir ama yeni insanları da bu ekiplere katmak önemlidir. Bizim ekiplerimizde her türlüsü olacaktır. 'Diplomatik tanıma BM'nin engeli ve Rumların vetosuyla olmuyor'SORU: Kampanyanızda KKTC'yi tanıtmak istediğinizi de ifade etmiştiniz, bu konudaki planlarınız nedir? Bu noktada yurt dışında lobicilik faaliyetlerine de ağırlık verecek misiniz?CEVAP: Tanıtmadan önce Kıbrıs gerçeğinin kabul edilmesi lazım, Kıbrıs'ta iki ayrı halk ve devlet vardır. Bütün bunları dünyaya anlatmaya devam ediyoruz, zaten dünya bunun farkında. KKTC'de 100'den fazla ülkeden öğrenci vardır. KKTC çok daha fazla ülke ile ticaret yapıyor. KKTC'nin diplomatik tanınması eğer bugün olmuyorsa, BM'nin engeli ve Kıbrıslı Rumların vetosuyla olmuyor. Doğasına bıraksanız çoğu ülke bizi zaten tanıyor, diplomatik anlamda da tanıyacaktır. Ben bu konuyu önemsiyorum ama buna bağlı kalmak da doğru değil. Hayat devam ediyor, günü geldiğinde o da olacak. Önemli olan Türkiye ile uyum içerisinde çeşitli ülkelerle temas kurabilmek ve onlara gerçeği anlatabilmektir. Şu anda esas gündem maddesi, kültürel, ekonomik ve siyasi her türlü iş birliği içerisinde temasları yoğun şekilde sürdürmektir. Gelecekte belki diplomatik tanınmayı da sağlayabiliriz. Ambargo ve kısıtlamaları aşabilmek gündemimizde olacaktır. Günümüzde KKTC'ye direkt uçuş olmaması insan haklarının ayıbıdır. Bunların mücadelesini de vermek gündemimizde olacaktır.SORU: İngiltere ve diğer ülkelerle direkt uçuş ve ticaret gibi çalışmalarınız olacak mı?CEVAP: Zaten oluyor, bilahare lobicilik faaliyetlerimiz var. Direkt temas kurabileceğimiz İngiliz milletvekili, bakanlar ve lordlar var. Bunlar üzerinden sürekli çalışmalarımızı zaten yapıyoruz. Şimdi AB'den ayrılmalarıyla bu biraz kolaylaşır fakat şu an İngiltere, nasıl ayrılacağıyla ilgili pazarlık halinde. Çok da rahat bir durum yok şu anda ama gelecekte olacaktır diye düşünüyorum. 'Kasım ayında gayriresmi bir görüşme olacaktır'SORU: Sizin Başbakanlığınız döneminde, Kapalı Maraş'ın açılması, pandemi hastanesi gibi konularda atılımlar olmuştu. Bu konularda da takipçi olacak mısınız? Yoksa bu gibi devam eden politikaları hükümetlere mi bırakacaksınız?CEVAP: Türkiye'de başkanlık sistemi var. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın muhatabı olarak görüşmeleri devam ettireceğiz. Ben, bunu Sayın Cumhurbaşkanı ile zaten görüştüm. Onun muhatabı olduğum için o düzeyde toplantılara benim de iştirakim söz konusu olacak. Dolayısıyla büyük projeler ve önemli meselelerde Türkiye Cumhurbaşkanı'nın muhatabı olarak ben de devrede olacağım. Benim bu ülkede önemli meselelere liderlik yapmam, Türkiye ile temaslarda, dışa açılma noktasında ve KKTC'yi dünyaya tanıtma noktasında yapacağım faaliyetler çok önemli. Onun için Türkiye'nin desteğine mutlaka ihtiyacım vardır. Bu desteği de mutlaka alacağıma inanıyorum. Bütün bu çalışmalar halkın önünü açmak içindir. Halkın önünü açtığında, elbette hükümetlerle istişare ederek birlikte çalışmak en doğalı ve doğrusudur. Orada da bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.SORU: 26 Ekim'de ilk resmi ziyaretinizi Türkiye'ye yapacağınızı açıklamıştınız? Ne gibi konular gündemde olacak?CEVAP: Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, davet için Türkiye'ye teşekkür ediyorum. Eşimle birlikte Ankara'ya resmi temas için gidiyorum. Bu ziyarete fevkalade önem veriyorum. Bu kabul, inanıyorum ki dünyaya da bir mesaj verecektir, 'KKTC'yi tanıyoruz, onun yeni seçilen Cumhurbaşkanı'nı hem tanıyoruz hem ona önem veriyoruz. Dolayısıyla ilk ziyaretini Ankara'ya yapıyor.' mesajı verilecek. Ankara'da gösterilecek olan ilgi bütün dünyaya da mesaj verilmesine vesile olacaktır. Şu anda ilk resmi ziyaret olduğu için esas bir gündem maddesi yok fakat çeşitli konular elbette görüşülecektir.SORU: Rum lider Nikos Anastasiadis ile gayriresmi bir görüşme yapacağınız gündemde, onun için tarih belirlediniz mi?CEVAP: Kasım ayında gayriresmi bir görüşme olacaktır.
Kuyumcudan 7,2 Kilogram Altın Çaldığı Öne Sürülen 2 Şüpheli Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Fatih'te bir kuyumcu atölyesinin çelik kasasındaki 7,2 kilogram altını ve bir miktar dövizi çaldıkları öne sürülen 2 şüpheli yakalandı.Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, 5 Ekim'de Nişanca Mahallesi Çobançavuş Medresesi Sokak'taki bir kuyumcu atölyesindeki çelik kasadan 7,2 kilogram altın, 6 bin dolar ve 1650 avronun çalınması olayına ilişkin çalışma başlattı.İş yeri ve çevresindeki güvenlik kamera görüntülerini inceleyen ekipler, şüphelilerin kimliklerini tespit etti.Polis, 16 Ekim'de şüpheli Abdullah B. (24) ve R.B'yi (49) yakaladı.Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramada 1 kilo 650 gram altın ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Abdullah B. tutuklanırken R.B. adli kontrol şartıyla salıverildi.
Reklam
Reklam
Haftanın Tarihine Bakış
ANKARA (AA) - Cumhuriyet, 29 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) 'Yaşasın' nidalarıyla kabul edildi.İlk toplantısını 23 Nisan 1920'de yapan TBMM'nin kabul ettiği 1921 Anayasası'nın ''Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'' olan birinci maddesi, açıkça belirtilmese de ''Cumhuriyet'' rejiminin habercisiydi. Ancak ''Cumhuriyeti kabul etmek', 16 Nisan 1923'te görevini tamamlayan Birinci Meclise değil, 11 Ağustos 1923'te toplanan İkinci Meclise nasip olacaktı.İkinci Meclis, Başkanlığa Mustafa Kemal Paşa'yı, ikinci başkanlığa Ali Fuat (Cebesoy) Paşa'yı seçti; başbakanlığa Ali Fethi (Okyar) getirildi. Mecliste oluşan muhalif grubun eleştirilerinin yoğunlaşması üzerine Mustafa Kemal başkanlığında 25 Ekim'de toplanan Bakanlar Kurulu, istifa etmeyi ve yeni hükümette hiçbir görev almamayı benimsedi.Bakanların istifaları 27 Ekim'de Meclis'te okundu. Meclis, yeni Bakanlar Kurulu için oluşturulan listeler üzerinde anlaşma sağlayamadı. Uzun süredir ''Cumhuriyet'' düşüncesini içinde barındıran Mustafa Kemal, bu siyasi bunalım üzerine zamanın geldiğine karar verdi. Yakın çalışma arkadaşlarını, 28 Ekim akşamı Çankaya'da yemeğe çağıran Mustafa Kemal, onlara ''Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.'' dedi.Mustafa Kemal ve yemekten sonra kalmasını istediği İsmet (İnönü) Paşa, Cumhuriyet'in ilanına ilişkin anayasa değişikliği üzerinde çalıştı.Halk Fırkası, 29 Ekim'de yaptığı toplantıda, Mustafa Kemal'i hükümet bunalımını çözmekle görevlendirdi. Mustafa Kemal de Cumhuriyet'in ilanına yönelik anayasa değişikliği önergesini açıkladı.Meclis Grubu'nda ve sonra TBMM Genel Kurulu'nda Anayasa'nın 1, 2, 10, 11, ve 12'nci maddelerinin değiştirilmesinin kabul edilmesiyle ''Cumhuriyet'' resmen ilan edildi. ''Yaşasın Cumhuriyet!'' nidaları, TBMM Genel Kurulu'nun duvarlarında yankılandı.Belli başlı öteki olaylar:26 Ekim1461- Trabzon Rum İmparatorluğu, Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Osmanlı güçlerine teslim oldu.1730- Osmanlı'da ayaklanma başlatan Patrona Halil ve arkadaşları idam edildi.1863- Uluslararası Kızıl Haç organizasyonu İtalya'nın Cenova kentinde kuruldu.1905- Kuzey Avrupa ülkeleri Norveç ve İsveç ayrıldı.1922- İsmet İnönü, Lozan Konferansı öncesinde dışişleri bakanlığı görevine getirildi.1923- Türk Milli Futbol Takımı, ilk maçında Romanya ile 2-2 berabere kaldı.1924- Kazım Karabekir Paşa, Birinci Ordu Müfettişliğinden ayrıldı; artık milletvekili olarak çalışacağını bildirdi.1932- ''Yo yo'' oyuncağı İstanbul'da büyük ilgi uyandırdı.1933- Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla Genel Af Kanunu çıkarıldı.1936- 16 yaşındaki ressam Turgut Cansever, ilk resim sergisini açtı.1938- Du Pont, ilk sentetik naylon fibere adını verdi.1961- Cemal Gürsel, cumhurbaşkanı seçildi.1966- Kuzey Atlantik Konseyi, NATO karargahını Brüksel'e taşımayı kararlaştırdı.1967- Şair ve yazar Ali Cenap Yöntem, 80 yaşında vefat etti.1974- Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Fahrettin Altay, 94 yaşında İstanbul'da vefat etti.1975- Enver Sedat, ABD'ye resmi ziyarette bulunan ilk Mısır Devlet Başkanı oldu.1984- Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir bakan azledildi. Maliye ve Gümrük Bakanı Vural Arıkan, istifa etmeyince Başbakan'ın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından görevden alındı.1994- İsrail İle Ürdün arasındaki 46 yıllık savaşa son veren tarihi barış anlaşması, iki ülke arasındaki sınırda 5 bin kişinin katıldığı gösterişli bir törenle imzalandı.2008- Türk Hava Yolları, 1991 Körfez Savaşı'nda durdurduğu Bağdat seferlerine 17 yıl aradan sonra tekrar başladı ve THY uçağı, uluslararası Bağdat Havaalanı'na indi.2013- Pakistan-İran sınırında çıkan çatışmada 14 İran askeri öldürüldü.2015- Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle Koza İpek Holding ve bünyesindeki şirketlere kayyum atanmasına karar verdi.2016- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) eski başkanlarından Basın Şeref Kartı sahibi Nail Güreli hayatını kaybetti.2017- Dünya Sağlık Örgütünün yayımladığı rapora göre, salgının ortaya çıktığı 27 Nisan'dan bu yana Yemen'de kolera nedeniyle 2 bin 180 kişi hayatını kaybetti.2018- Gazeteci Cemal Kaşıkçı soruşturmasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 18 şüphelinin iadesi için hazırlanan talepname, Adalet Bakanlığı tarafından Suudi Arabistan'a gönderilmek üzere Dışişleri Bakanlığına iletildi.27 Ekim1492- Kristof Kolomb, Küba'yı keşfetti ve İspanya adına el koydu.1913- Mustafa Kemal, Sofya Ataşemiliterliği görevine atandı.1922- Müttefikler, Ankara ve İstanbul hükümetlerine Lozan'da konferans toplanması çağrısı yaptı.1960- Milli Birlik Komitesi, 147 profesör, doçent ve asistanı görevden aldı.1978- Nobel Barış Ödülü'nü Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin paylaştı.1982- Çin, nüfusunun 1 milyarı aştığını açıkladı.1996- Yeni Trafik Kanunu yürürlüğe girdi.1999- Parlamento oturumu sırasında otomatik silahlı kişilerce yapılan saldırıda Ermenistan Başbakanı Vazgen Sarkisyan ve 8 üst düzey yetkili öldü.2005- Tiyatro sanatçısı 48 yaşındaki Şefik Kıran, Bakırköy'de oturduğu apartmanın boşluğunda ölü bulundu.2006- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Milletvekili Seçimi Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yasa'yı onayladı. Milletvekili seçilme yaşı 30'dan 25'e indirildi.2006- Karikatürist Semih Balcıoğlu, 78 yaşında vefat etti.2010- Eski Arjantin Devlet Başkanı Nestor Kirchner, 60 yaşında öldü.2013- Formula-1 Dünya Şampiyonası'nda sezonun 16. yarışı Hindistan Grand Prix'sinde bu yılki 10. galibiyetini kazanan Red Bull-Renault'nun Alman pilotu Sebastian Vettel, sezonun bitimine 3 yarış kala üst üste 4. şampiyonluğunu ilan etti.2016- BM, Irak'ta terör örgütü DEAŞ'ın elinde tuttuğu Musul'u kurtarma operasyonunun onuncu gününde 10 bin 500'den fazla kişinin yerinden edildiğini açıkladı.2017- İspanya'nın Katalonya özerk yönetimi parlamentosu tek taraflı bağımsızlık ilan etti.2017- FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Sahil Güvenlik Komutanlığındaki eylemlere ilişkin görülen ve 28 kişinin yargılandığı davada ikisi ağırlaştırılmış olmak üzere 25 sanığa müebbet hapis cezası verildi. Sanıklardan 3'ünün beraat ettiği davada eski Sahil Güvenlik Komutanı Hakan Üstem müebbet hapisle cezalandırıldı.2018- Bursa'nın Yıldırım Belediyesince Cumhuriyet'in ilanının 95'inci yıl dönümünü dolayısıyla hayata geçirilen proje kapsamında 1923 kadın 20 milyon ilmekten oluşan Türk bayrağı hazırladı.28 Ekim1886- Özgürlük Anıtı, Fransızların armağanı olarak New York'ta dikildi.1923- Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde ''Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.'' dedi.1927- Türkiye'de ilk nüfus sayımı yapıldı. Nüfusun 13 milyon 648 bin 270 kişi olduğu açıklandı.1937- Başbakan İsmet İnönü, Ankara'da paraşüt kulesinin açılışını yaptı.1938- Ankara Radyosu hizmete girdi.1962- Küba Füze Krizi: Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev, Küba'daki füze üslerini kaldıracaklarını açıkladı.1977- Karikatürcü ve çizgi roman çizeri Ratip Tahir Burak, 73 yaşında İstanbul'da öldü.1993- Hakkari Üzümlü Jandarma Sınır Bölüğü'ne saldıran teröristlerden 57'si öldürüldü. Çatışmada 10 er şehit oldu.1998- Esenboğa Havalimanı, tarihinde ilk kez aynı gün 13 cumhurbaşkanı ağırladı. Yabancı ülke cumhurbaşkanları, Cumhuriyet'in 75'inci Yılı törenleri için başkente geldi.2012- Myanmar yönetimi, Birleşmiş Milletler'e, ülkenin batısında Bangladeş sınırındaki Arakan (Rakhine) eyaletindeki şiddet olayları nedeniyle çoğu Müslüman 22 binden fazla kişinin evini terk etmek zorunda kaldığı bilgisini verdi.2013- Tiyatro ve sinema sanatçısı Tomris Oğuzalp, 80 yaşında İstanbul'da vefat etti.2013- Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, müzik alanında Ahmet Kaya'ya verildi.2015- İçişleri Bakanlığı, Terörle Mücadele Kanunu Kapsamına Giren Suçların Faillerinin Yakalanmasına Yardımcı Olanlara Verilecek Ödül Hakkında Yönetmelik kapsamında aranan teröristlerin isimlerinin yer aldığı bir internet sitesi hazırladı.'www.terorarananlar.pol.tr' adresinde 'Aranan Terörist' başlığıyla yayımlanan listede teröristlerin isimleri, kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve gri kategorilere ayrıldı. Fetullah Gülen, Cemil Bayık, Murat Karayılan, İlhami Balı ve Duran Kalkan kırmızı kategoride bulundu.2016- Milli Savunma Bakanlığı kararıyla FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığından 195 personelin orduyla ilişiği kesildi.29 Ekim1863- İsviçreli Henri Dumant, Kızılhaçı kurdu.1911- Ünlü Amerikalı gazeteci Joseph Pulitzer, Güney Carolina'da öldü.1923- Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Paşa, cumhurbaşkanı seçildi.1924- Milletler Cemiyeti Konseyinde Türk-Irak sınırı, Musul'u Irak'ta bırakacak biçimde saptandı.1927- Irak'ta yapılan kazılarda, Ur kenti yakınlarında 5 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen bir molekül takımı bulundu.1930- Ankara'daki Cumhuriyet Bayramı törenlerine Yunanistan Başbakanı Venizelos da katıldı.1933- Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, coşkuyla kutlanan Cumhuriyet'in 10'uncu yılında ünlü Nutuk'u okudu.1954- Dr. Hikmet Kıvılcımlı Vatan Partisini kurdu.1961- İlk Türk yapımı otomobil ''Devrim'', Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e armağan edildi. ''Devrim''in deneme sürüşü, yetersiz benzin konulması yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı.1987- Cumhuriyet'in 64'üncü yılında yerli yapım F-16 uçağı uçtu.1992- Türkiye ile Irak'ın kuzeyi arasında stratejik öneme sahip Sinhat Boğazı, TSK'nın eline geçti. Çatışmalarda 90 terörist öldürüldü.1992- Kazakistan ve Türkmenistan, ilk büyükelçiliklerini Ankara'da açtı.1998- ABD'li astronot John Gleen 36 yıl aradan sonra 77 yaşında, Discovery mekiğiyle yeniden uzaya gitti.2006- Brezilya'da solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, seçimlerin ikinci turunda yeniden başkan seçildi.2007- Dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus A-380, İstanbul Atatürk Havalimanı'na indi.2008- ''Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri''ne edebiyat dalında yazar Yaşar Kemal, mimari dalında Turgut Cansever ve müzik dalında da Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça layık görüldü.2013- Asya ile Avrupa arasında denizin altından kesintisiz demir yolu ulaşımını sağlayacak, dünyanın alanındaki önemli projelerinden Marmaray, törenle açıldı.2013- Suudi Arabistan, hacca gelen Kürt hacılar için ilk defa Kürtçe Kur'an-ı Kerim meali hazırladı.2013- Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, 29 Ekim'den önce askeri hizmet kanunu çerçevesinde işlenen suçları kapsayan genel af ilan etti.2015- Tüberküloz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından artık AIDS hastalığının yanı sıra dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri ilan edildi.2018- İstanbul'un üçüncü havalimanının ilk fazının uçuşlara açılması dolayısıyla düzenlenen tören, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşti.30 Ekim1757- Sultan III. Mustafa tahta çıktı.1873- Teodor Kasap tarafından çıkarılan mizah gazetesi ''Hayal'' yayımlanmaya başlandı.1905- Aspirin ilk kez satışa sunuldu.1918-Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti ile galip devletler arasında Mondros Mütarekesi imzalandı.1918- Çekoslovakya'da cumhuriyet ilan edildi.1923- Mustafa Kemal Paşa, başbakanlığa İsmet (İnönü) Paşa'yı atadı.1937- Ankara Gar binası törenle açıldı.1956- İngiltere ve Fransa, İsrail ve Mısır'a Süveyş Kanalı'nı 12 saat içinde terk etmelerini bildirdi.1973- Boğaziçi Köprüsü, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından açıldı.1974- Boksör Muhammed Ali yeniden ağır sıklet şampiyonu oldu.1980- Bülent Ecevit, CHP Genel Başkanlığından istifa etti.1983- Erzurum ve Kars'ta meydana gelen depremde bin 330 kişi öldü, 534 kişi yaralandı.1984- Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Mürted'de uçak fabrikasının (TAI) temelini attı.1993- Eski Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı Ömer Asım Aksoy, 95 yaşında öldü.2011- Kırgızistan'da Almazbek Atambayev cumhurbaşkanı seçildi.2013- Nevşehir Üniversitesinin adını 'Nevşehir Hacı Bektaş Veli', Siirt'in Aydınlar ilçesinin adını 'Tillo' olarak değiştiren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.2015 - Karaciğer yetmezliği nedeniyle İstanbul'da tedavi gören eski dünya kıtalararası ağır sıklet boks şampiyonu Sinan Şamil Sam yaşamını yitirdi.2016- Terör soruşturması kapsamında gözaltına alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve DBP'li Meclis Üyesi Fırat Anlı tutuklandı.2016- Saadet Partisi 6'ncı Olağan Kongresi'nde 891 delegenin 871'inin oyunu alan Temel Karamollaoğlu genel başkan seçildi.2018- Başkentin ilk, Türkiye'nin ikinci alışveriş merkezi olan ve kulesi ile Ankara'nın sembolü haline gelen Atakule'nin yenilenmesinin ardından açılışı gerçekleştirildi.31 Ekim1517- Martin Luther, Protestanlığı ilan etti.1661- Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa öldü.1831- Takvim-i Vekayi yayına başladı.1919- Sütçü İmam, Kahramanmaraş'ta Fransız işgalcilere ilk kurşunu attı.1922- Mussolini, İtalya Başbakanı oldu.1952- ABD, ilk hidrojen bombası denemesini Marshall Adaları'nda yaptı.1963- Askeri Yargıtay, Talat Aydemir, Fethi Gürcan, Osman Deniz ve Erol Dinçer'in idamını onayladı.1963- 50'nci kez milli formayı giyen Fenerbahçeli futbolcu Lefter Küçükandonyadis'e şeref madalyası verildi.1967- Kıbrıs Türklerinin, Rum çetelerinin saldırılarına maruz kaldığı günlerde, Rauf Denktaş gizlice adaya girdi.1984- Hindistan Başbakanı İndira Gandhi, Sih muhafız tarafından öldürüldü.1989- Turgut Özal, TBMM'de yapılan oylamada Türkiye'nin Sekizinci Cumhurbaşkanı seçildi.1992- Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak'ın kuzeyindeki terör üssü Haftanin kampını ele geçirdi.1992- Vatikan, dünyanın güneşin çevresinde döndüğünü söyleyen Galileo'nun haklılığını teslim etti.1993- İtalyan yönetmen Federico Fellini öldü.1993- Türkiye'de modern edebiyat eleştirisinin öncülerinden olarak anılan yazar Berna Moran, 72 yaşında hayatını kaybetti.1997- Milli Güvenlik Kurulu toplantısında 18 Kasım 1992 tarihli belge yerine kaim olmak üzere, yeniden düzenlenen Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi uygun bulundu.2007- YSK, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören Anayasa değişikliği teklifine ilişkin 21 Ekim'de yapılan halk oylamasının resmi sonuçlarını açıkladı. Buna göre 28 milyon 819 bin 319 kişi oy kullandı ve bu oylardan 28 milyon 167 bin 661'i geçerli sayıldı. Halk oylamasında 19 milyon 422 bin 714 seçmen ''evet'' (yüzde 68,95), 8 milyon 744 bin 947 seçmen ise ''hayır'' oyu (yüzde 31,05) kullandı.2007- İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün oğlu, eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Erdal İnönü, 81 yaşında ABD'de tedavi gördüğü hastanede vefat etti.2011- UNESCO Genel Konferansı'nda Filistin'in üyelik başvurusu kabul edildi. ABD, bu karar üzerine UNESCO'ya verdiği mali desteği kesti.2013- AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı, Kahramanmaraş Milletvekili Sevde Beyazıt Kaçar, Denizli Milletvekili Nurcan Dalbudak ve Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, TBMM Genel Kurulu çalışmalarına başörtülü olarak katıldı.2013- Kamerun'un kuzeyinde patlak veren sıtma salgınında yaklaşık 800 kişi öldü, 12 binden fazla kişi ağır hastalandı.2015- Ege Denizi'ne açılan, çoğu Afganistan uyruklu kaçakları taşıyan 3 şişme bot, Midilli Adası açıklarında olumsuz hava koşulları nedeniyle battı, 3'ü çocuk 4 kişi hayatını kaybetti.2015- Romanya'nın başkenti Bükreş'te gece kulübünde çıkan yangında 61 kişi hayatını kaybetti.2015- Sina Yarımadası'nda Rusya'ya ait yolcu uçağının düşmesi sonucu 224 kişi öldü. Şarm El Şeyh-St. Petersburg seferini gerçekleştiren uçakta 17'si çocuk 217 yolcu ve 7 kişilik mürettebat bulunuyordu. DEAŞ'a biat ettiğini duyuran Sina Vilayeti, uçağın kendilerince düşürüldüğünü ileri sürdü.2016- 15 Temmuz şehit ve gazileri anısına bastırılan hatıra para, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'a takdim edildi.2016- İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri İyad Medeni görevinden istifa etti.2018- İstanbul Havalimanı'ndan ilk yurt dışı tarifeli seferi KKTC'ye gerçekleştirildi.2019- Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mustafa Ateş Amiklioğlu, Ankara'da tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında hayatını kaybetti. 1 Kasım1604- William Shakespeare'in trajedisi ''Othello''nun ilk gösterimi Londra Whitehall Palace'da yapıldı.1922- Saltanat ve halifelik makamları birbirinden ayrıldı ve saltanat kaldırıldı.1927- Mustafa Kemal Paşa ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi.1928- Yeni Türk harfleri kabul edildi.1929- Ankara'da ''Anadolu Halk Bilgisi Derneği'' kuruldu. Derneğin 124 sayı çıkan ''Halk Bilgisi Haberleri'' adlı dergisi de yayımlanmaya başlandı.1934- Ankara Kızılay'da Güven Anıtı açıldı.1936- Ankara Devlet Konservatuvarı öğretime başladı.1951- Cezayir Ulusal Özgürlük Cephesi, Fransa'ya karşı gerilla savaşı başlattı.1954- Cezayir bağımsızlığını kazandı.1958- Şair Yahya Kemal Beyatlı, 74 yaşında İstanbul'da öldü.1959- Cumhuriyet döneminin ilk Türk kadın tiyatro sanatçısı olan Halide Pişkin, 53 yaşında İstanbul'da öldü.1962- Sovyetler Birliği, Mars'a ilk roketi fırlattı.1993- Cumhuriyet tarihinin ilk din şurası toplandı.1995- Eski Yugoslavya devletleri ile Bosna Barış Görüşmeleri başladı.1998- İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK) 14'üncü Toplantısı İstanbul'da başladı.2001- Çin'in Ukrayna'dan satın aldığı yüzer kütle Varyag, İstanbul Boğazı'ndan geçti. Varyag, 2 Kasım'da da Çanakkale Boğazı'ndan Ege'ye çıktı.2006- Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, ''halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ve aşağılamaktan'' yargılandığı davada beraat etti.2007- Japonya'nın Hiroşima kentine atom bombası atan B-29 uçağının komutanı ve pilotu Paul Tibbets, 92 yaşında öldü.2010- Numan Kurtulmuş'un genel başkanlığındaki Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) kuruldu.2011- İstanbul'daki KCK operasyonu kapsamında gözaltına alınan Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu'nun da aralarında bulunduğu 44 kişi tutuklandı.2011- Çernobil'deki nükleer patlamanın çayda radyasyona yol açmadığını göstermek için kamera önünde çay içen dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, İstanbul'da 84 yaşında vefat etti.2012- Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi ve Özel Kalem Müdürü Ahmed Kahtan, ikinci kez gıyabında idam cezasına çarptırıldı.2013- Sanatçı Ajda Pekkan'a, Fransa'da 'Chevalier de l'Ordre des Arts et des Lettres' sanat ve edebiyat şövalyelik nişanı verildi.2015- Milletvekili seçimi gerçekleştirildi. AK Parti, 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimi'nde birinci olarak, üst üste girdiği 5 genel seçimden de birinci çıkma başarısını gösterdi, 317 milletvekili çıkararak tek başına hükümet kurma çoğunluğunu elde etti. Üç dönem kuralına takıldığı için 7 Haziran seçiminde aday gösterilmeyen 70 AK Parti'liden 23'ü, 1 Kasım Genel Seçimi'nde milletvekili oldu. Meclis'te CHP 134, HDP 59, MHP 40 sandalye kazandı.2015- Sırbistan'ın başkenti Belgrad'ın ev sahipliğinde yapılan Dünya Kick Boks Şampiyonası'nda mücadele eden Türk sporcular, 16 madalya kazandı. Milli Takım, şampiyonayı 3 altın, 6 gümüş ve 7 bronz madalyayla tamamladı.2016- Gültan Kışanak'ın, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 30 Ekim'de sevk edildiği mahkemece tutuklanmasının ardından Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ankara'nın Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla görevlendirildi.2019- 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yönetmenliğini Ali Özel'in yaptığı 'Bozkır', en iyi film seçildi. Film, en iyi yönetmenin de aralarında bulunduğu 10 ödüle layık görüldü. Festivalde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü 'Aşk, Büyü vs.' filmindeki rolüyle Selen Uçer'e verildi. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü de 'Küçük Şeyler' filmindeki rolüyle Alican Yücesoy ve 'Bozkır' filmindeki rolüyle Mücahit Koçak paylaştı.2019- Anadolu Ajansının (AA) 100. kuruluş yıl dönümü kapsamında haber dilinden yeni haber formatlarına, haber yayın mecralarını çeşitlendirmekten yeni teknolojik gelişmeleri habere uyarlamaya kadar birçok yeniliği içeren '100. Yıl Haber Vizyon Belgesi', Genel Müdürlük'te düzenlenen programla tanıtıldı.
Reklam
Azerbaycan'da Şehit Askerlerin Kredi Borçları Silinecek
BAKÜ (AA) - Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'da topraklarını işgalden kurtarmak için yürüttüğü operasyonda şehit düşen askerlerin ve Ermenistan'ın saldırılarında hayatını kaybeden sivillerin kredi borçlarının silineceği bildirildi.Azerbaycan Bankalar Birliğinden yapılan açıklamaya göre, ülkedeki tüm bankaların aldığı ortak karar gereği operasyonlarda şehit olan askerlerin kredi borçları faizleriyle birlikte silinecek. Karara göre, operasyonlarda yaralanan askerlerin kredi borçlarına 27 Eylül'den itibaren faiz hesaplanmayacak. Ermenistan'ın saldırılarında hayatını kaybeden sivillerin de kredi borçlarının faizleriyle birlikte silineceğinin belirtildiği açıklamada, operasyonlarda şehit düşen banka çalışanlarının ailelerine şehidin yıllık maaşı tutarında ödeme yapılacağı kaydedildi.Azerbaycan ordusu, Dağlık Karabağ'da 27 Eylül'de başladığı operasyonda, 3 kent merkezi, 3 kasaba ve 130'dan fazla köy ile bazı önemli tepeleri Ermenistan'ın işgalinden kurtarmıştı.
İsrail, Bae'nin Milyarlarca Dolarını Kazanmak İçin Zamanla Yarışıyor
RAMALLAH (AA) - IYAD EN-NABLUSİ - Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail'in ağustos ayında açıklanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasını diplomatik düzeyde bırakmayıp kısa sürede çeşitli ekonomik alanlarda çok sayıda anlaşmaya imza atmaları dikkati çekiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 'Bu anlaşmalar diplomatik barışla ekonomik barışı birleştirecek ve yatırımlar İsrail ekonomisine milyarlar pompalayacak.' şekindeki sözleri, BAE ile İsrail arasındaki normalleşme anlaşmasını özetler nitelikte.Normalleşme sonrasında bir aydan kısa bir süre içinde İsrail, BAE ile çok sayıda anlaşma yaptı.Bu anlaşmalar ülkenin ana gelir kaynağı olan petrol fiyatlarındaki düşüş ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının turizme vurduğu darbe nedeniyle Abu Dabi ile Dubai emirlikleri başta olmak üzere BAE'de yaşanan mali krize rağmen imzalandı.Normal şartlarda günde ortalama 3 milyon varille dünya çapında önemli bir petrol üreticisi olan ve ham petrol rezervleri bakımından dünyada altıncı sırada yer alan BAE, bu yıl birçok nedenle harcamaları için gereken likiditeyi sağlamak amacıyla tahvil ihraç ederek dış borç piyasasına yöneldi.Mısır 1979'da, Ürdün 1994'te İsrail ile barış anlaşmaları imzalamasına rağmen, BAE'nin aksine Tel Aviv yönetimiyle ticari ve ekonomik anlaşmalarda bu tür bir ivme kaydetmedi.Normalleşme anlaşması ilk meyvesini hemen üç gün sonra verdiABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos'ta İsrail ile BAE'nin 'ilişkilerini tamamen normalleştirmek' için anlaşmaya vardıklarını duyurmasından hemen üç gün sonra normalleşme ilk meyvesini verdi. BAE'nin APEX Ulusal Yatırım Şirketi, İsrail Tera Grup'la Kovid-19'la ilgili araştırma geliştirme çalışmaları için ticari anlaşma imzaladı.Normalleşme anlaşmasının ardından 16 Ağustos'ta BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile İsrailli mevkidaşı Gabi Aşkenazi telefon görüşmesi gerçekleştirdi. BAE ile İsrail arasında ilk ticari uçuş Ayrıca 31 Ağustos'ta iki ülke arasındaki ilk ticari uçuş Tel Aviv'den Abu Dabi’ye yapıldı. Uçağın Suudi Arabistan hava sahasını kullanması sonucu Tel Aviv-Abu Dabi hattındaki uçuş süresi 7 saatten yaklaşık 3,5 saate düştü. Eylül ayının başında İsrail heyetinin Abu Dabi ziyareti sırasında BAE ve İsrail yatırım ofisleri ortak bir açıklama yaparak, ortak yatırımları teşvik etmek için iş birliği konusunda anlaştıklarını duyurdu.Suudi Arabistan da 2 Eylül'de İsrail ile BAE arasında yapılacak uçuşlarda hava sahasının kullanılmasına izin verdiğini açıkladı. BAE ile İsrail arasında imzalanan anlaşmalar BAE'nin en büyük bankası First Abu Dhabi Bank (FAB) 2 Eylül'de İsrail finansal kurumlarıyla iş birliği için görüşmelere başlayacağını bildirdi. İsrail'in en büyük bankalarından Bank Leumi, BAE'nin en büyük bankası FAB'ın yanı sıra Dubai'de bulunan Emirates NBD Bank ve Abu Dabi İslami Bankası ile de anlaşmalar imzaladı.İsrail'in önde gelen bankalarından Bank Hapoalim ile Emirates NBD Bank arasında iş birliği anlaşması imzalandı.BAE'nin gümrük işletmeleri konusunda en büyük şirketi DP World ve Dubai Customs, 16 Eylül'de İsrail'deki muhtemel iş fırsatları için DoverTower şirketi ile ön anlaşmaya vardı. BAE Altyapı ve Enerji Bakanı Suheyl el-Mezrui ile İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, 23 Eylül'de video konferans yoluyla düzenledikleri toplantıda, iki ülke arasında başta yenilenebilir enerji olmak üzere enerji alanında iş birliği konusunu ele aldı. Dubai Dünya Ticaret Merkezi, 5 Ekim'de İsrail İhracat Kurulu ile büyük uluslararası konferanslara ve sergilere katılmak amacıyla iş birliği anlaşması imzaladı. Tel Aviv'de temsilcilik açan Abu Dabi Yatırım Ofisi (ADIO), 6 Ekim'de İsrail İhracat Enstitüsü ile karşılıklı ticaret fırsatını artırmak için anlaşma yaptı. ADIO'dan yapılan açıklamada, çeşitli sektörlerdeki 85'ten fazla İsrailli şirketle Abu Dabi'de iş yapma konusunda görüşmelerde bulunulduğu belirtildi. Abu Dabi Ulusal Fuar Şirketi (ADNEC) tarafından düzenlenen IDEX Uluslararası Savunma Fuarı ile İsrail Savunma Ekipmanları Fuarı (ISDEF) arasında 7 Ekim'de Abu Dabi'deki fuara İsrail'in de katılması konusunda anlaşmaya varıldı.Tel Aviv Borsası 8 Ekim'de Abu Dabi Borsası ile aralarındaki olası iş birliğini tartışmak için görüşmelere başladı. BAE ve İsrail Maliye bakanlıkları 18 Ekim'de karşılıklı olarak yatırım yapacaklar için teşvik ve koruma anlaşmasına vardı.İsrail, ilk kez bir Arap ülkesiyle vize muafiyeti anlaşması imzaladıBAE'den İsrail'e 20 Ekim'de yapılan ilk üst düzey ziyarette iki ülke arasında vize muafiyeti, havacılık, ekonomik iş birliği ve yatırımların korunması olmak üzere 4 anlaşmaya imza atıldı.Böylece İsrail, ilk kez bir Arap ülkesiyle vize muafiyeti anlaşması imzalamış oldu.ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu CEO'su Adam Bonner de aynı gün İsrail ile BAE'nin ortaklığıyla çeşitli alanlarda yatırımlar yapmak amacıyla Abraham Kalkınma Fonu kurulduğunu duyurdu.Üç milyar dolar sermayeli Abraham Kalkınma Fonu'nun Orta Doğu bölgesi ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerinde bazı yatırımları hayata geçirmeyi hedeflediğini aktaran Bonner, Fon'a yatırım yapmak isteyen uluslararası ortakları da memnuniyetle karşılayacaklarını ifade etti.BAE'nin petrolünü Avrupa'ya İsrailli firma taşıyacak Ayrıca 20 Ekim'de İsrail'e ait Asya-Avrupa Boru Hattı Şirketi (EAPC) BAE petrolünün Avrupa'ya taşınması için MED-RED Land Bridge mutabakat zaptı imzaladı.Söz konusu mutabakat zaptıyla BAE petrolünün İsrail'in güneyindeki Eilat Aşkelon Boru Hattı üzerinden Akdeniz'e, oradan da Avrupa'ya ulaştırılması hedefleniyor.BAE petrolünün gemi veya Suudi Arabistan topraklardan geçecek bir boru hattıyla Kızıldeniz kenarında yer alan Eilat kentine ulaştırılmasının planlandığı belirtiliyor. Böylece BAE petrolünün daha kısa sürede ve daha az maliyetle Avrupa pazarına aktarılacağı ifade ediliyor.İsrail, BAE petrolünün Suudi Arabistan üzerinden taşınmasını istiyorİsrail ekonomi gazetesi Globus'ta 16 Eylül'de yayınlanan haberinde, Tel Aviv'den bir heyetin Abu Dabi yönetiminden Suudi Arabistan'ı BAE petrolünün İsrail üzerinden Batı pazarına taşınmasında bir boru hattını kullanmasına izin vermesi için ikna etmesini istediği bilgisine yer verildi.Haberde, İsrail ve Körfez ülkelerini birbirine bağlayan bir kara boru hattı aracılığıyla Avrupa'ya petrol ihraç etmenin, Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı'nın tehlikeli ve pahalı nakil yollarından kurtulmaya yardımcı olacağı belirtildi.Silikon Vadisi İsrail'de Başbakan Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Makor Rishon gazetesi, Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Fleur Hassan-Nahoum'un geçen hafta BAE'yi ziyaret ettiğini ve BAE'nin İsrail'in Kudüs'te inşasını planladığı Silikon Vadisi isimli projesini finanse etmesi konusunu görüştüğünü yazdı.Nahoum'un, görüşme sırasında oteller, modern teknoloji enstitüleri ve İsrail ekonomik tesislerinin inşasını içeren projenin Doğu Kudüs'teki Filistinliler için de faydalı olacağını söylediği aktarıldı.Ancak Filistinli yetkililer, Filistinlilere ait 120'den fazla araba tamir atölyesi ve dükkanın enkazı üzerine inşa edilecek projenin İsrail'in şehri Yahudileştirme çabalarının bir parçası olduğunu ve şehrin dokusunu değiştireceğini belirtiyor.
İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Hergueta: "Doğu Akdeniz'deki Anlaşmazlıklar Diğer İlişkileri Zehirlememeli"
ANKARA (AA) - İspanya'nın yeni Ankara Büyükelçisi Fransisco Javier Hergueta Garnica, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkların diğer ilişkileri zehirlememesi ve Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.Hergueta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güven mektubunu sunmasının ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu. İspanya'nın hem Yunanistan hem de Türkiye'nin yakın dostu olduğuna dikkati çeken Hergueta, 'Ülkeler arasındaki farklı tutumları anlıyoruz. Ancak önemli olan husus, bunlara müzakere edilmiş bir çözüm bulunması.' değerlendirmesinde bulundu.Hergueta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 75. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na hitabında Doğu Akdeniz'deki sorunların çözümü için tüm kıyıdaş ülkeler arasında bölgesel konferans düzenlenmesine yönelik önerisinin 'çok iyi bir öneri' olduğunun altını çizerek, katılımcıların da ciddi bir şekilde dikkatini çektiğini ifade etti. Söz konusu önerinin Avrupa Birliği (AB) nezdinde de ele alındığını kaydeden Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel, son görüşmelerinde de bölgesel konferans konusunu ele aldı ve bu olasılık üzerinde çalışmaya mutabık kaldı. Hayal gücümüzü yüksek tutarsak, ilerleme kaydedebiliriz.' diye konuştu. 'Biz yaptırımlara inanmıyoruz'Hergueta Türkiye-AB ilişkilerine dair ise mevcut AB Konseyi Dönem Başkanı Almanya'yla Türkiye'ye yönelik 'yapıcı politika' üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Hergueta 'Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar diğer ilişkileri zehirlememeli. Ayrı bir şekilde ele alınmalı ve hükümetiniz de ifade ettiği üzere, bu sorunlar Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmeli. Biz bu çabaları destekliyoruz. Biz yaptırımlara inanmıyoruz. Türkiye'ye, birliğe yaklaşımına dair bir perspektif sunmamız gerektiğini düşünüyoruz.' dedi.Büyükelçi Hergueta, AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in Konsey tarafından buna ilişkin çalışma yürütmesi için görevlendirildiğini anımsattı. Hergueta, vize serbestisi, göç meselesi ve Gümrük Birliği anlaşması gibi alanlardaki müzakerelerin tekrar başlatılması ve hızlandırılması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği anlaşmasının ekonomik ilişkileri geliştirmek için hem Türkiye hem de AB ülkeleri için büyük önem taşıdığına işaret eden Büyükelçi Hergueta, birçok İspanyol şirketin de anlaşmadan faydalandığına dikkati çekti. Hergueta, 'Daha fazla İspanyol şirket Türkiye'ye gelerek ya fabrika kuruyor ya da Türk şirketlerle sözleşme imzalıyor. Örneğin, Inditex ve Mango gibi tekstil grupları üretim için yaklaşık 400 Türk şirketiyle çalışıyor. Bu olağanüstü bir şey.' değerlendirmesinde bulundu. 'Türkiye dünyanın fabrikası olabilir'İspanyol şirketlerin Türkiye'de üretim imkanlarının aynı fiyatlarla Çin'den daha etkili olduğunu farkettiğini belirten Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dediği gibi bu Türkiye için çok büyük bir fırsat, Türkiye dünyanın fabrikası olabilir. Bu Türkiye'yi çok zengin yapar. Bizi de daha rekabetçi hale getirir, çünkü buradan ihracat yapabiliriz.' diye konuştu. Hergueta, bunun Türkiye ve İspanya açısından 'önemli bir ortak alan' olduğuna dikkati çekerek, 'Daha fazla yabancı yatırım, Türkiye'de daha büyük endüstriyel üretim anlamına gelir ve bu hepimiz için kazan-kazan durumu oluşturur.' ifadesini kullandı. 'Türkiye-İspanya ilişkileri mükemmel düzeyde'Türkiye ve İspanya arasındaki ilişkilerin ise 'mükemmel düzeyde' olduğuna işaret eden Hergueta, bu nedenle ilişkileri iyileştirme anlamında çok fazla alan bulunmadığını kaydetti. Hergueta, 'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) son bulduğu anda, planımız Türk pazarının sağladığı imkanları tanıtmak için getirebildiğimiz kadar İspanyol şirketi ülkenize getirmek. 'dedi. İspanyol şirketlerin halihazırda Türkiye'de bulunan fabrikaları da görmesinin önem taşıdığının altını çizen Hergueta, böylelikle yatırım imkanlarını keşfedebileceklerini belirtti. Hergueta, Türkiye'deki İspanyol şirketlerinin çok olumlu deneyimlere sahip olduğunu kaydederek, yeni İspanyol yatırımcıların iki ülkeye de fayda sağlayacağını ifade etti. Büyükelçi Hergueta, 'Birbirimizi tamamlayabiliriz. Ekonomi alanında daha da fazla ilerleme kaydedebiliriz. Salgının ne kadar süreciğini henüz bilmiyoruz ancak Kovid-19'un etkisi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri, ilk etapta korktuğumuz kadar etkilemeyebilir.' değerlendirmesinde bulundu. 'Hayatımın en iyi tayini'Türkiye'ye büyükelçi olarak atanmasını ise Hergueta şu sözlerle tanımladı:'Türkiye'ye büyükelçi pozisyonunu teklif ettiklerinde çok mutlu oldum çünkü bunu hayatımın tayini olarak değerlendiriyorum. Türkiye'ye daha önce birkaç kez geldim. Türkiye'yi iyi biliyorum. Türk tarihini çok çalışıyorum. İstanbul'u çok iyi tanıyorum. Birçok kez aile tatilimizi bu şehirde geçirdik çünkü İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri.'Hergueta, Türkiye'yi 1980'li yıllardan beri ziyaret ettiğini, ülkelinin özellikle altyapı bakımından son yıllarda önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti. 'Türkiye'de her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz'Büyükelçi Hergueta, 'Ankara ve İstanbul'da gördüğüm üç-dört yollu otobanları Avrupa'da görmedim. Aynı şekilde köprüleri. Türkiye'de hükümetin çabalarından çok etkilendim, bu Türkiye'nin bir amacı olduğunu gösteriyor. Altyapı geliştirilmesi konusundaki kararlılığı her yerde görüyorsunuz ve bunu mükemmel bir şekilde yapıyorlar. Etrafınızda her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz.' değerlendirmesinde bulundu. Kovid-19'un İspanya'yı vurduğu ilk dalga döneminde Türkiye'nin solunum cihazı gönderdiğini anımsatan Hergueta, 'İspanya bu alanda eksiklik çekiyordu ve Türkiye kendisi de zor durumda olmasına rağmen bizim için hayati öneme sahip olan bu makinaları gönderdi. Hükümetinize bu nedenle çok teşekkür ediyoruz.' diye konuştu. 'Büyükelçilik faaliyetlerimiz çok verimli'Türk ve İspanyol halklarının birbirini yakından tanıdığını kaydeden Hergueta, Türkiye'den İspanya'nın farklı şehirlerine çok sayıda uçuş bulunduğuna dikkati çekti. Hergueta, uçuşların sadece Madrid'e değil aynı zamanda Valencia, Bilbao, Barselona ve Malaga gibi şehirlere gerçekleştiğini, birçok İspanyol'un Türkiye'ye tatile ve sağlık tedavisine geldiğini söyledi. 'İspanyollar Türkiye'de, Türkler de İspanya'da kendini çok iyi hissediyor.' diyen Hergueta, büyükelçiliğin de çok sayıda etkinlik düzenlediğini bildirdi.Salgının bu açıdan fırsata çevrilebileceğine dikkati çeken Hergueta, 'Ortalama iki günde bir etkinlik düzenliyoruz, bu da her ay yaklaşık 14 etkinliğe tekabül ediyor. Gelecek ay sanırım 20'den fazla etkinliğimiz olacak. Faaliyetlerimiz çok verimli ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde de tanınmamıza olanak sağlıyor.' bilgisini paylaştı. Hergueta, büyükelçiliğin Türkiye'yle olan deneyim ve ilişkilerini anlatmaları için meşhur kişileri getirmek istediğini, Türkiye'deki Latin Amerika toplumlarıyla da etkinlik hazırlıkları yürüttüklerini duyurdu.
Reklam
Saraybosna'nın "Sporu Sanatla Buluşturan" Olimpiyat Müzesi Küllerinden Yeniden Doğdu
SARAYBOSNA (AA) - LEJLA BİOGRADLİJA - Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da 28 yıl sonra kapılarını yeniden ziyaretçilerine açan Olimpiyat Müzesi, sporu sanatla buluşturma misyonuna kaldığı yerden devam edecek.Saraybosna'nın Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptığı 1984 yılında açılan müze, Bosna'daki savaşta gördüğü hasar nedeniyle 1992 yılında kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Bölgedeki 'tek olimpiyat şehri' Saraybosna'nın sembol yapılarından biri olan müze, kapsamlı bir restorasyon çalışmasının ardından adeta küllerinden yeniden doğdu.1984 Kış Olimpiyatları'nın düzenlendiği döneme dair fotoğrafların, spor aletlerinin, fotoğrafların, sporculara ait özel giysilerin ve tarihe tanıklık etmiş daha birçok özel eşyanın sergilendiği müze, ziyaretçilerini adeta geçmişte yolculuğa çıkarıyor.Lozan'daki Olimpiyatlar Müzesi örnek alındıMüze danışmanı Edin Numankadic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Olimpiyat Müzesi'nin oyunlarla aynı gün, 8 Şubat 1984'te açıldığını aktararak, savaşta hasar gören ilk kurumsal yapılardan biri olan müzenin 7 Nisan 1992'ye kadar faal olduğunu anlattı.Müzenin hasara uğraması nedeniyle içindeki eserlerin başka bir yere aktarıldığını söyleyen Numankadic, olimpiyatların 20. yıl dönümünde ise bu eserlerin yine olimpiyatlar vesilesiyle inşa edilmiş 'Zetra' Spor Salonu'nda sergilenmeye başladığını belirtti.Çek mimar Karlo Parzik tarafından 1903 yılında tasarlanmış tarihi müze binasının kapsamlı bir restorasyon sonrası 28 yıl sonra yeniden kapılarını açtığını dile getiren Numankadic, 'Saraybosna'daki müze, Lozan'daki Olimpiyatlar Müzesi örnek alınarak tasarlandı. Bir başka ifadeyle, burası sporun sanatla buluştuğu bir müze oldu.' diye konuştu.'Sporu sanatla buluşturan' tablolar da sergileniyorMüzede Saraybosna'nın ev sahipliği yaptığı 14. Kış Olimpiyatları'na hazırlık sürecinin de sergilendiğine aktaran Numankadic, dünyaca ünlü birçok ressamın sporu sanatla buluşturduğu tablolarının da ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu söyledi.Numankadic, müzenin hafta içi her gün ziyarete açık olduğunu belirterek, müzedeki en büyük ilgiyi olimpiyatların efsane isimlerinden Yugoslav Jure Franko'nun kayak takımlarının gördüğünü ifade etti.Müzede ayrıca, dönemin Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanlığını yürüten Juan Antonio Samaranch'ın giydiği montun da sergilendiğini kaydeden Numankadic, ziyaretçilerin müzede eski kayak takımlarından madalyalara ve akreditasyonlara kadar birçok özel eşyayı yakından görme imkanı bulacağını söyledi.'Olimpiyat şehri Saraybosna dünyayı selamlıyor'Saraybosna'nın, altın çağını yaşadığı dönemi Kış Olimpiyatları ile taçlandırdığı günleri anlatan müzede, ahşap kayak takımlarından sporcuların giydiği kıyafetlere kadar birçok eşyayı görmek mümkün.Müzenin ilk katında birçok ressamın sporun çeşitli dallarını fırça darbeleriyle tuvale yansıttığı tablolar dikkati çekerken, 'Olimpiyat şehri Saraybosna dünyayı selamlıyor' manşetiyle yayımlanan dönemin gazeteleri de bir başka detay olarak ön plana çıkıyor.İkinci katta ise Bosna Hersek'teki savaş zamanında (1992-1995) hasar gören müzeden çıkartılan yanmış bir altın madalya da sergilenirken, 1984'teki olimpiyatlara dair çok sayıda görsel de yer alıyor.
KYK Borcu da Dahil Vergi Borçlarına Af: Peşin Ödemede Faizin Yüzde 90'ı Silinecek
İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin torba yasa teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Teklife eklenen maddeyle, vergi, prim dahil, kamuya olan borçların yapılandırılarak 18 taksitle ödenmesinin yolu açıldı. Teklif kamuoyunda 'varlık barışı' olarak adlandırılan düzenlemeyle, yurt içi veya yurtdışındaki döviz, altın gibi menkullerini kayıt altına aldıranlara vergi muafiyeti getirilmesini de öngörüyor.
Reklam
Küçükçekmece'de Hırsızlık Yaptığı İddia Edilen 2 Şüpheli Tutuklandı
İSTANBUL (AA) - Küçükçekmece'de aynı binada iki daireye girerek yaklaşık 25 bin lira değerinde altın çaldığı iddia edilen 2 şüpheli tutuklandı.Cennet Mahallesi Alparslan Caddesi'nde 5 Ekim'de bulunan bir binadaki iki dairede 2 televizyon, 2 tablet ve 25 bin lira değerinde altın çalınması olayı üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı.Güvenlik kamera kayıtlarını inceleyen ekipler, şüpheliler Eyüb A. ve Eser A'yı gözaltına aldı.Şüphelilerin 'evden hırsızlık', 'terör örgütünün propagandasını yapmak', 'mala zarar verme' gibi suçlardan kayıtlarının olduğu öğrenildi.Emniyetteki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen 2 şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Öte yandan şüphelilerin hırsızlık anı güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde şüphelilerin binaya girdikleri, bir süre sonra çarşafa sardıkları televizyonlarla çıktıkları ve bir taksiye bindikleri görülüyor.
Fukuşima'daki Radyoaktif Suya Yönelik Karar Ertelendi
TOKYO (AA) - Japonya'da, 2011'de meydana gelen deprem ve tsunamide zarar gören Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'nde bulunan radyoaktif özellikteki suyun bertaraf edilmesine yönelik 27 Ekim'de açıklanması beklenen kararın ertelendiği bildirildi.Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Kajiyama Hiroşi, düzenlediği basın toplantısında, Fukuşima'daki yaklaşık 1,2 milyon ton işlenmiş suyun akıbetine ilişkin salı günü duyurulması planlanan karara henüz varılamadığını belirtti. İlgili bakanlık ve ajanslarla incelemelerin derinleştirilmesi gerektiğini söyleyen Kajiyama, 'Muhafaza edilen suyun akıbetine yönelik özel bir zaman dilimi duyurabilecek konumda değiliz. Meseleye itinayla yaklaşmak istiyoruz. Hükümet olarak sorumlu bir şekilde ve doğru zamanda neticeye ulaşmalıyız.' dedi.Eylül ayında göreve gelmesinin ardından santral bölgesini ziyaret eden Başbakan Suga Yoşihide, işlenmiş suyun bertaraf edilmesine ilişkin en yakın zamanda karar verilmesi gerektiğini dile getirmişti.Ulusal basına yansıyan haberlerde, kabinenin, santraldeki suyun akıbetine ilişkin kararını kasım sonrasına bıraktığı kaydediliyor.Günde 170 ton su birikiyor Santralde zarar gören reaktörleri soğutmaya yarayan saf su içinde oluşan radyoaktif maddeler, Gelişmiş Sıvı İşleme Sistemi ile trityum materyali haricinde ayrışıyor.Tesislerde muhafaza edilen ve günde yaklaşık 170 ton artış gösteren ayrışmış suyun, Fukuşima kompleksinin su depolama tankı kapasitesini 2022 yazında doldurması bekleniyor.
Lübnan'da Ekonomik Kriz Nedeniyle 6 Hastane Hizmete Ara Verecek
BEYRUT (AA) - Lübnan'da ekonomik kriz nedeniyle 6 üniversite hastanesinin hasta kabulüne ara vereceği bildirildi.Saint George, Notre Dame des Secours, Hotel Dieu, Cebel Lübnan, Beyrut Amerikan ve Lübnan-Amerikan Üniversitesi hastanelerinden yapılan ortak açıklamada, gerekli finansal imkan kalmadığından hizmete ara verileceği belirtildi.Açıklamada, sağlık hizmetlerinin bedelinin nakit para yerine çek veya banka havaleleriyle alınabildiği, buna karşın ilaç ve tıbbi malzeme firmalarının hastanelerden alacaklarını nakit olarak tahsil etmekte ısrarcı oldukları ifade edildi.Hastanelerdeki ilaç, tıbbi ve cerrahi malzemelerin giderek azaldığı belirtilerek, sağlık ve ekonomi yönetimi başta olmak üzere ülkedeki tüm yetkililere, sağlık sektöründe bir çöküntüye yol açabilecek bu boşluğa düşmeden gerekli adımların atılması çağrısında bulunuldu.Lübnan'da Tıbbi Cihaz ve Malzeme İthalatçıları Sendikası, birkaç gün önce hastanelere, yeni ürünlerin alınabilmesi için borçların yüzde 85'inin yerel para birimiyle, yüzde 15'inin de döviz olacak şekilde nakit ödenmesi şartı koşmuştu.Tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşayan Lübnan'da yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen eski Başbakan Saad Hariri, dün yaptığı açıklamada, 'Ülkenin tüm sektörleri krizden etkilenmiş durumda. Bizim bundan kurtulmamız için zamana ihtiyacımız var ancak uzun süredir hayata geçirmemiz gereken reformlara odaklanmalıyız. Tek kurtuluş yolu, bu reformları Uluslararası Para Fonunun programı doğrultusunda hayata geçirecek hükümetin bir an önce kurulmasıdır.' ifadelerini kullanmıştı.
Reklam