onedio
"Hesap Sormak İçin 34 Yıl Beklemeyeceğiz"
Başbakan Erdoğan, 'Kimse Türkiye'den korkmasın, çekinmesin. Tam tersine AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardır, bu ihtiyaç bugün artmıştır' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz gerek Fransa'da, gerekse diğer Avrupa ülkelerinde bu tür konuların (1915 olayları) iç politika malzemesi yapılmasının tehlikesini her fırsatta vurguladık. İç politikada istismarla oy kazanmak uğruna, ırkçılığa, ayrımcılığa, özellikle de İslamofobi'ye kapı aralanmasının Avrupa için, Avrupa değerleri için tehdit oluşturacağını defalarca dile getirdik' dedi.Başbakan Erdoğan, Fransa'nın Lyon kentinde, Avrupalı Türk Demokratlar Birliğinin (UETD) 10. yıl etkinliğindeki Lyon Buluşmasında misafirperverlikleri için Fransa'daki yetkililere ve UETD yöneticilerine teşekkürlerini iletti.UETD'nin etkinlikleri kapsamında Almanya'nın Köln şehrinde 24 Mayıs'ta yaptığı konuşmasını hatırlatan Erdoğan, önceki gün de Viyana'da yaşayan binlerce kişiyle bir araya geldiklerini söyledi.Başbakan Erdoğan, Türkiye ile Fransa'nın diplomatik ilişkilerinin 16. yüzyıla, Kanuni Sultan Süleyman dönemine dayandığını belirterek, Osmanlı cihan devleti ile Fransa'nın birçok alanda işbirliği yaptığını, 400 yıldan fazla bu coğrafyada irtibat halinde olduklarını dile getirdi.Fransa'nın zor zamanlarında Osmanlı'nın Fransa'ya yardıma koştuğunu vurgulayan Erdoğan, 'Osmanlı ile Türkiye'ye, Fransa birçok alanda katkı vermiş, destek vermiştir. Asırlardır devam eden dostluğumuz buradaki vatandaşlarımızla artık çok farklı bir boyut kazandı. Şu anda Fransa'da 620 bin civarında vatandaşımız bulunuyor. Vatandaşlarımızın yarısı çifte vatandaş olarak Türkiye ve Fransa Cumhuriyetleri vatandaşları olarak hayatlarını idame ettiriyor. İşçi olarak geldiğiniz Fransa'da on yıllar boyunca bütün sıkıntılara tahammül ettiniz, sabrettiniz, direndiniz. Allah'a hamdolsun, emeklerinizin karşılığını alır hale geldiniz. 30 bin kardeşimiz burada kendi işini kurdu. 50 bin kişiyi istihdam eder konuma ulaştı. Son yerel seçimlerde 194 kardeşimiz çeşitli kademelerde belediye yönetimlerine seçildi. Sanatta, sporda, siyasette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları artık ağırlıklarını hissettirmeye, 'Fransa'da biz de varız' demeye başladı' diye konuştu.'Sizlerle iftihar ediyoruz'Başbakan Erdoğan, 'Türkiye'de sizin hasretinizi çektiğimiz kadar sizin başarılarınızla da gurur duyduk. 77 milyon her birimiz sizlerle gururlanıyor, sizlerle iftihar ediyoruz' dedi.Bütün zorluklara rağmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın, Türkiye'nin bir evladı olmanın asaletini yere düşürmediklerine dikkati çeken Erdoğan, onu daha da yüksek burçlara taşıdıkları için kendisini dinleyen kalabalığa şükranlarını iletti.'Engeller hakkaniyetle uyuşmuyor'Başbakan Erdoğan, Fransa ve Türkiye ile ilgili konuların iç siyasette kullanılması sebebiyle zor günler yaşadıklarına değinerek, şöyle konuştu:'Türkiye üzerinden, 1915 olayları üzerinden, buradaki vatandaşlarımız üzerinden birileri iç politikada prim sağlama gayretine girişti. Biz gerek Fransa'da, gerekse diğer Avrupa ülkelerinde bu tür konuların iç politika malzemesi yapılmasının tehlikesini her fırsatta vurguladık. İç politikada istismarla oy kazanmak uğruna, ırkçılığa, ayrımcılığa, özellikle de İslamofobi'ye kapı aralanmasının, Avrupa için, Avrupa değerleri için tehdit oluşturacağını defalarca dile getirdik. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği önüne çıkarılan engeller hakkaniyetle uyuşmuyor, ahde vefa ilkesine uymuyor. Bizim sadece Fransa'da 620 bin vatandaşımız var. Bütün Avrupa'da sayıları 6 milyona yaklaşan vatandaşımız var.''Kimse Türkiye'den korkmasın'Erdoğan, 50 yıldır Avrupa'da bulunan, çalışan, ter döken, iş kuran, hayatlarını burada büyüten vatandaşların Avrupa Birliği'ne (AB) üye olacak bir Türkiye'nin öncüleri olduğunu söyledi.'Kimse Türkiye'den korkmasın. Kimse Türkiye'den çekinmesin' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:'Tam tersine şunu herkesin bilmesini istiyorum; AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç bugün daha fazla artmıştır. AB'nin güçlü ekonomisinin Türkiye'ye ihtiyacı var. AB'nin genç, dinamik nüfusundan dolayı Türkiye'ye ihtiyacı var. AB'nin ırkçılıkla, ayrımcılıkla, antisemitizim ve İslamofobia ile mücadele için Türkiye'ye ihtiyacı var. En önemlisi de AB'nin İslam dünyasıyla, tüm Müslümanlar'la, Doğu, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar'la daha sağlıklı irtibat kurabilmesi için Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye, ilelebet kapıda bekletilecek ülke değildir. Hele hele son 12 yılda gerçekleştirdiğimiz reformlarla, büyüyen ekonomisiyle aktif dış politikasıyla Türkiye AB'nin kapısında ilelebet bekleyecek bir ülke hiç değildir.''Artık eski Türkiye yok'Reformları kararlılıkla yaptıklarını, demokratik standartları yükselttiklerini, ekonomiyi istikrarla büyüttüklerini anlatan Erdoğan, 'Yıllık ortalama yüzde 5 büyüyen bir ekonomiyle şu anda Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi konumundayız. Bunu daha da ileriye taşıyacağız. Bölgemizde ulaşabileceğimiz her yerde en güçlü şekilde hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, mazlumların elinden tutuyor, zulme karşı onurlu bir mücadele veriyoruz. Artık eski Türkiye yok. Türkiye çok değişti. Türkiye hızla değişiyor' şeklinde konuştu.'İnsanlar, sermaye, şirketler renklere ayrıldı' Erdoğan, milletin güçlü iradesi doğrultusunda son derece sağlam temeller üzerinde artık yeni Türkiye'nin yükseldiğini dile getirerek, şöyle devam etti:'1960 yılında bir askeri darbe yapıldı. Bu darbenin ardından ekonomi altüst oldu. Türkiye daha da fakirleşti. Sizler, babalarınız, dedeleriniz işte o darbenin ardından ekmek parası için, helal rızık için kalktınız buralara geldiniz. Ardından 1980 yılında bir başka darbe yapıldı. Yine demokrasi askıya alındı. Ekonominin dengeleri yine altüst oldu. Özgürlükler bir kez daha kısıtlandı. Baskı, zulüm, zorbalık bir kez daha arttı. İşte o dönemde de başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerine bir çok vatandaşımız kaçmak, sığınmak zorunda kaldı. Şairlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız, akademisyenlerimiz vatanlarını terk edip gurbete gelmek zorunda kaldı. Ardından 28 Şubat darbesi geldi. Bir kez daha devlet kendi öz vatandaşına zulm etmeye, vatandaşının haklarını kısıtlamaya başladı. Kızlarımız inançlarının gereği başörtüleriyle okullarına gidemediler. Meslek liseleri kapatıldı, imam hatip okulları kapatıldı, kapılarına adeta kilitler vuruldu. Kuran öğrenmek bir keza daha zorlaştırıldı. İnsanlar, siyasi partiler, sermaye, şirketler, sivil toplum örgütleri renklere ayrıldı. Aralarında ayrımcılık yapıldı. İşte o dönemde de başörtülü kızlarımız, imam hatipli gençlerimiz, çok sayıda vatandaşımız bir kez daha vatanını terk etti.''Ahmet Kaya o dönemin lincine uğradı''Değerli dostum, değerli sanatçımız Ahmet Kaya işte o dönemin, o atmosferin lincine uğradı' ifadesini kullanan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Geldi Paris'te, gurbette, vatan hasreti içinde hayata gözlerini yumdu. Şimdi o çok sattığını iddia eden gazetelerin köşelerinde yazan birileri İstanbul'daki ödül töreninde Ahmet Kaya'ya neler yaptıklarını bizler biliriz. Tarih buna şahit ama bunlarda utanma yok, bunlarda ar yok. 'Sanatçıdan yanayız' derler ve o dönemde neler yaptıklarını gördük. Çatalları, tabakları nasıl ona fırlattıklarını gördük ve o salondan nasıl kaçırıldığını gördük. Şu anda bunlar hala bu ülkede güya özgürlük mücadelesi veriyorlar. Güya ülkemizde bunlar hala demokrasiyi konuşuyorlar. Bunların demokrasiyi konuşmaya hakkı yok. Biz bunların cemaziyel evvelini biliriz.''Makbul-makbul olmayan vatandaş ayrımı'Erdoğan, Türkiye'de on yıllar boyunca makbul-makbul olmayan vatandaş ayrımı yapıldığını vurgulayarak, standart vatandaş üretmek istediklerini söyledi.Kendi kriterlerine uymayanların dışlandığına ve horlandığına dikkati çeken Erdoğan, inançların, değerlerin, kimlikleri ve kültürleri yok saydıklarını aktardı.'Ret, inkar ve asimilasyon politikalarını biz sonlandırdık'Erdoğan, insanlara kendi vatanlarını zindan haline getirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:'İnsanımızı öz yurdunda garip, öz vatanında parya haline getirdiler. İşte biz en başta buna son verdik. Her türlü ayrımcılığı elimizin tersiyle ittik. Her türlü yasağı, baskıyı, kısıtlamayı kaldırmanın mücadelesini verdik. Ret, inkar ve asimilasyon politikalarını biz sonlandırdık. Kardeşliğimizin, birliğimizin, tek millet oluşumuzun önündeki engelleri tek tek biz kaldırdık. Anneler evlatlarıyla kendi ana dillerinde konuşamıyorlardı. Yasaktı, horlanma sebebiydi. Buna biz son verdik. Farklı dil ve lehçelerde yayınların, propagandanın, okulların önünü biz açtık. Yıllarca ihmal edilmiş Doğu'yu, Güneydoğu'yu, Karadeniz'i, Orta Anadolu'yu yollarla okullarla, hastanelerle, üniversitelerle, yurtlar, barajlar konutlarla biz buluşturduk. İnsanımıza insan olduğunu hatırlattık. Devletle millet arasındaki mesafeyi kaldırdık. Başörtüsü üzerindeki zulme son verdik. Sadece üniversitelerde değil, artık kamuda başörtüsüne özgürlük sağladık. İmam hatip okullarının, meslek liselerinin kapılarındaki kilitleri biz kaldırdık. Artık katsayı diye bir zulüm yok. Artık eşit olarak bu yarışa girmek var. Şimdi düz liseli hangi haklara sahipse meslek lisesi mezunu da aynı hakka sahip imam hatipli de aynı hakka sahip. Bunları biz getirdik.''Vatan toprakları üzerinde operasyon yaptırmayız'Erdoğan, özellikle yurt dışına çıkarken pasaportu, parası farklı olarak değerlendirilen vatandaşların artık yurt dışına çıkarken başı öne eğik çıkmadığını, gururla 'Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım' diyebildiğini söyledi.Afyonkarahisar'dan yola çıkarken 'bu ülkede ayrımcılığa son vereceğiz' dediklerini anımsatan Erdoğan, tek bayrak, tek devlet ve tek millet vurgusunu yaptı.Türkiye'yi birleştiren en önemli unsurun bayrak olduğunu ifade eden Erdoğan, 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen vatandır' dedik. Yola böyle çıktı' diye konuştu.Erdoğan, 780 bin kilometrekareyle vatan toprakları üzerinde operasyon yaptırmayacaklarına işaret ederek, 'tek devlet' dediklerini ve bu topraklarda ikinci bir devleti hayal edenlerin boşuna hayal kurduğunu dile getirdi.'Böyle bir hayalin içine kimse girmesin' ifadesini kullanan Erdoğan, 'tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' dediklerini ve yola böyle çıktıklarını söyledi.Türkiye'de bir kısmının siyasal Kürkçülük, bir kısmının siyasal Türkçülük, bir kısmının da 'şuculuk, buculuk' yaptığını ifade eden Erdoğan, 'Bir kısmı da bakıyorsunuz ki o da kumsallarda dolaşıyor. Bir siyasi parti diyor ki 'ben Kürtlerin temsilcisiyim', öbürü 'ben Türklerin partisiyim, temsilciyim', öbürü de diyor ki 'ben kumsalların, sahillerin partisiyim'. AK Parti ne diyor 'Biz 77 milyonun partisiyiz'. Aramızdaki fark bu' diye konuştu.Alanda bulunanlardan bir ricası olduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Fransa'da 620 bin Türk var. Tamamı çifte vatandaşlık anlayışından hareketle niye müracaatını yapıp aynı zamanda Fransa vatandaşı olmuyor? Diyorum ki Fransa vatandaşı olmamış olan Türk vatandaşlarıma sesleniyorum, kesinlikle aynı zamanda Fransız vatandaşı olun. Fransa'daki siyasi hakları aynen sizler de kullanmalısınız. Bunun size faydası var zararı yok. Kim size farklı bir şey söylüyorsa, bilin ki size zarar veriyor. Siz bizim Fransa’daki elçilerimizsiniz, bunu böyle biliniz. Niye bu elçilerin sayısı 300 bin olsun. Ben istiyorum ki bu elçilerin sayısı 620 bin olsun.”3 çocuk tavsiyesini de hatırlatan Erdoğan, bu mücadelede vatandaşlarla el ele, omuz omuza vererek, Türkiye’yi çok daha farklı yerlere getireceklerini ifade etti.'34 yıl bekleyerek değil hemen hesabı sorulacak'Bu arada önemli bir şey yaptıklarını kaydeden Erdoğan, eski Türkiye’nin kapıların kapattıklarını, darbeler dönemini artık tarihe mahkum ettiklerini dile getirdi.Erdoğan, şunları kaydetti:'Darbe yapanlardan hesabının sorulması için önemli bir adım attık. 12 Eylül 2010’da Anayasayı değiştirdik ve 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına imkan sağladık. İşte yargı süreci bitti.  34 yıl sonra da olsa geç de olsa darbenin sorumluları mahkum edildi. Gençleri yaşlarını büyüterek, denge olsun diye idam ettirmişlerdi. Binlerce vatandaşa ülkelerini dar etmiş, gurbete gitmelerine sebep olmuşlardı. Yıllarca baskı rejimiyle ülkeyi yönettiler, demokrasiye, ekonomiye zarar verdiler. Yıllarca kendilerini Anayasayla korudular ama işte o dönemler geride kaldı. Darbe yapanın yanına kar kalmayacağı, artık görülmüş oldu. Geç de olsa darbe yapanlardan nihayet hesabı soruldu.Elbette bu iş burada sona ermeyecek. Bu ülkede tekrar darbe olması için, hiç kimsenin darbeye teşebbüs etmemesi için ne gerekiyorsa yapacak, mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Şu hususun altını çiziyorum. 17 ve 25 Aralık’ta milletin seçilmiş iktidarına yargı yoluyla darbe yapmaya yeltenenlerden de bunun hesabı sorulacak. Üstelik 34 yıl bekleyerek değil hemen hesabı sorulacak.'AA
Brezilya'daki Dünya Kupası Protestolarının Haklı Olabileceğini Gösteren 36 Fotoğraf
Brezilya'da yaklaşık 1 yıl önce, toplu taşıma ücretlerine yapılan zam ile başlayan protestolar bugün Dünya Kupası organizasyonuna ayrılan bütçenin büyüklüğü üzerinden tam gaz devam ediyor. Halk şaşalı stadyumlar yapan, FİFA organizasyonu için milyon dolarlar harcayan hükümetin Eğitim ve sağlık başta olmak üzere daha önemli sorunlara bütçe ayırmamasından şikayetçi. Hükümet ise eğitime ayırdıkları bütçeyi arttırdığı, sağlık reformları yaptığı ve halkın futbol sevgisinin bütün bunları aşacak güçte olduğu kanısında. Peki gerçekten böyle mi? Gerçekten Brezilya'da işler yoluna giriyor da halk mı olayı abartıyor? İşte fotoğraflarla Brezilya gerçeği
Üniversiteye Girişteki Hayallerin Suya Düştüğünü Gösteren 10 Örnek
Üniversiteye girişlerde, bütün üniversite geçmişi olanların bildiği gibi çok büyük bir heyecan ve coşku hezeyanı dimağlarımızı kasıp kavurur. Özellikle tercih zamanlarında olmakla birlikte her ne kadar mezun olduğumuz anda nasıl bir şeye benzeyeceğimizin hayalini detaylı bir şekilde kursak da okula adım atar atmaz bunu unutuverir ve kendimizi üniversiteli olmanın eğlencesine kaptırırız. Kim bilir belki de yanlış yaptığımız şey budur.
Reklam
Çevrimiçi İngilizce Kursu Lingualeo Türkiye'de
Dünyanın dört bir yanından 9 milyondan fazla üyeye sahip çevrimiçi İngilizce kursu LinguaLeo, Türkçe arayüzüyle Türkiye’de yayına geçti. LinguaLeo, kişiselleştirilmiş eğitim planı, dil öğretim tekniği ve diğer öğrencilerle sosyalleşme fırsatını bir araya getirerek en etkin İngilizce dil eğitimi modelini artık Türkiye’de de sunuyor. LinguaLeo, geniş dijital kütüphanesiyle tanınan yazarlar ve yayıncıların güvenilir içeriklerini üyelerine sunuyor ve üyelerinin kişisel zevklerine göre seçtikleri haberleri okuyarak, müzik dinleyerek ve eğlence kanallarını seyrederek İngilizce öğrenmelerine imkan sağlıyor. LinguaLeo, İngilizce öğrenme sürecinde, üyelerini oyunlaştırılmış ve kişiselleştirilmiş içerikleriyle dil öğrenim süreçlerinde motive ediyor. Bütün mobil platformlarda kullanılabilen LinguaLeo, herkese kendi seçtikleri zamanlarda evde veya dışarıda dil öğrenme imkanı veriyor. Geçen yıldan bu yana üye sayısını yüzde 96 artırarak 9 milyon üyeye ulaşan LinguaLeo, ‘freemium’ iş modeli üzerine kurulu. LinguaLeo’ya ücretsiz üye olan herkes İngilizce öğrenmeye ve geliştirmeye hemen başlayabiliyor. Ulaşılabilir fiyata üye olunan üst düzey ‘Gold’ üyelikle ise kullanıcılar öğrenme süreçlerini hızlandırabiliyor. Gold üyeler, daha geniş bir kurs portföyünden faydalanabiliyorlar. Küreselleşmenin sonucu olarak, insanların yabancı dil bilgilerini artırma ihtiyaçları, kariyerleri ve kişisel gelişimleri için İngilizce bilme zorunlulukları nedeniyle, dil öğrenmek isteyenlerin sayısı artıyor. Klasik dil kurslarının günümüz şartlarında ölçeklenebilir olmaması da, dil eğitiminde modern dünyaya uygun yeni metodları gerekli kılıyor. Misyonlarının insanların yabancı diller üzerindeki hakimiyetlerini artırmak olduğunu açıklayan LinguaLeo COO’su Dmitry Stavisky, Türkiye’nin yüksek internet penetrasyon oranıyla, hızla büyüyen bir ülke olarak gerekli internet ve mobil alt yapısına sahip olduğunu söyledi ve sözlerine devam etti; ‘Ülkenin sahip olduğu genç nüfus, dünya ekonomisine hızla entegre oluyor ve yenilikleri takip ediyor. Modern dünyada insanların vakitleri oldukça kısıtlı. LinguaLeo, dil öğrenen her yaştan ve farklı bilgi seviyesinden insanın evde veya günlük yaşamlarının içinde bir kaç dakikalarını ayırarak en etkin şekilde İngilizce öğrenmelerine yardımcı oluyor.’ dedi. Türk kullanıcılara özel fırsat LinguaLeo, 30 Haziran’a kadar platforma üye olan herkese 3 ay boyunca Gold üyelik ayrıcalığını ve bütün premium kursları ücretsiz olarak sunuyor. LinguaLeo’nun Türkiye lasmanı ile aynı zamanda başlayan Dünya Kupası’na özel de bir kurs hazırlandı; ‘Futbolca Sohbet’. LinguaLeo’nun kurucusu Aynur Abdulnasyrov, LinguaLeo’nun dil öğrenimini eğlenceli, sürükleyici ve kişiselleştirilebilir hale getirmeyi hedeflediğini söyledi ve sözlerine devam etti; ‘Güçlü oyunlaştırma ve geniş mecralı eğitim tekniklerimizle, üyelerimizin en hoşlandıkları şeyleri yaparken dil öğrenmelerini sağlıyoruz. En iyi yazarlar ve yayınevleri ile ortaklıklar kuruyor en iyi dil eğitim programları, güvenilir haber, eğlence ve profesyonel içerikleri eğitim sürecimize dahil ediyoruz. Üyelerimiz artık, kendi dil seviyeleri, hedefleri ve beğenilerine uygun kişiselleştirdikleri eğitim planlarını da takip edebiliyorlar.”stuff
30 Maddede High Point Üniversitesi'nde Öğrenci Olmak
High Point Üniversitesi, Kuzey Carolina, ABD'de çok geniş bir arazi üzerine kurulmuş özel bir üniversite. Öğrencileri için türlü imkanlar sunan, sosyal bilimlerden, güzel sanatlara, eğitim bilimlerinden, ekonomiye, sağlık eğitiminden, eczacılığa kadar çeşitli alanlarda eğitim veren bir üniversite. Gerek kampüsü, gerek eğitim standartları ve gerekse de ABD'de yıllık olarak yayınlanan Dünyadan Haberler Raporunda 2014'ün en iyi ABD üniversitesi seçilmiş olmasıyla insana çok şeyler vaadedediyor. Bakın bakalım başka neler vaadediyor?
Reklam
15 Maddede Kayseri Fen'li Olmak
Özellikle yaşlı teyzelerce sorulur bu soru. Kimse de 'Yurtta kalıyorsun madem ihtiyacın olur al yavrum' deyip harçlık vermez ama 
11 Yaşındaki Çocuklara İyi Gelin Olma Eğitimi!
Sosyal Bilgiler dersi için öğretmenlere rehber olmak üzere hazırlanan Pasifik Yayınlarına ait Öğretmen Kılavuz Kitabında, 'Kınanın gelin olacak kızın yeni evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını söyleyiniz' deniliyor.
Üniversiteden Atılma Geri Geliyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “üniversiteden atılma”nın geri getirileceği yönündeki açıklamasının ardından gözler yeni yapılacak yasal düzenlemeye çevrildi. Halen üzerinde çalışılan yeni YÖK Kanunu’na eklenmesi planlanan bir madde ile yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrencilere öğrenimlerini tamamlamak için önlisansta en fazla 4, lisansta ise en fazla 7 yıl süre tanınacak. Öğrenciler normal eğitim-öğretim süresi 5 yıl olan eczacılık, diş hekimliği gibi programları 8 yılda, 6 yıl olan tıp eğitimini ise 9 yılda tamamlamak zorunda olacak. 2011’de kaldırıldı Hükümetin 2 yıl önce çıkardığı yasa ile öğrencilerin eğitimde başarısız olmaları gerekçesiyle üniversiteyle ilişkilerinin kesilmesi uygulamasına son verilmişti. 2011’de çıkan yasa ile terör suçlarından hüküm giyenler hariç, üniversite ile çeşitli sebeplerden ilişiği kesilen tüm öğrencilere af gelmişti. YÖK’ün yeni çalışmasına göre ise “üniversiteden atılma” düzenlemesi, halen üzerinde çalışılan 2547 sayılı yeni YÖK Yasası ile yeniden yürürlüğe girecek. Buna göre, yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrencilere öğrenimlerini tamamlamak için önlisansta en fazla 4, lisansta 7 yıl süre tanınacak. Sınırsız sınav hakkı Öğrenciler normal eğitim-öğretim süresi 5 yıl olan programları 8 yılda, 6 yıl olan programları ise 9 yılda tamamlamak zorunda olacak. Bu süreler sonunda, üniversiteden mezun olabilmek için son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için biri bütünleme olmak üzere iki ek sınav hakkı verilecek. Sınavlar sonunda başarısız ders sayısını 5 derse indirenlere, 3 yarı yıl boyunca başarısız oldukları derslerden açılacak sınavlara girme hakkı tanınacak. Mezun olabilmek için tüm derslerden geçer not alan ama başarılı sayılabilmeleri için öngörülen not ortalamasını sağlayamayan son dönem öğrencilerine ise ortalamalarını yükseltmek için diledikleri son iki sınıf dersinden sınırsız sınav hakkı verilecek. Düzenlemeyle derslere devam ettikleri halde sınav yükümlülüklerini yerine getiremeyen ve bu nedenle üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilerin de sınav hakkı olacak. Sınav hakkı verilenler başvurmaları halinde üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerinin her eğitim-öğretim yılı başında açacakları sınavlara alınabilecek. Sınavların sonunda tüm dersleri başaranlar, öğrenimlerine kaldıkları yerden devam edebilecek. Aftan yararlananlar Ancak aftan yararlanarak üniversiteye dönmüş ama yeni belirlenen süre sınırına göre okuldan atılması gerekecek öğrencilerin durumunun ne olacağı ise belirsizliğini koruyor.AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU / Milliyet 
Reklam
Ders Kitaplarının İnsan Hakları Notu Kırık
Ders kitapları 11 yılda üçüncü kez insan hakları ihlalleri açısından tarandı. 245 ilk ve ortaöğretim ders kitabının incelendiği araştırmanın sonuçları Milli Eğitim Bakanlığı ve kitapların yazarlarına da gönderilecek. Ders kitapları son 11 yılda üçüncü kez insan hakları ihlalleri açısından tarandı. Birinci sınıfta öğrenciler okumayı 'Ata er ol' diyerek öğreniyor, sosyal bilgiler dersinde gelinin gerekirse 'Kocasının yoluna kurban olacağı anlatılıyor. Kürtçe seçmeli ders oldu ama Kürt kelimesi hâlâ sadece 'zararlı cemiyetler'de geçiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR) ve Tarih Vakfı’nın tarama sonuçlarına göre, ders kitapları hâlâ tek dilli, tek dinli bir vatandaşlık anlayışı üzerine kurulu. Kitaplar Türkiye’deki toplumsal değişimin gerisinde ve toplumsal barışı, demokratik vatandaşlığı güçlendirme hedefinden uzak. SEÇBİR ve Tarih Vakfı, 2012-2013 eğitim - öğretim yılında okutulan 245 ilk ve ortaöğretim ders kitabını insan hakları ölçütlerine göre taradı. Daha önce bu açıdan 2003 ve 2009 yılında taranan ders kitaplarının üçüncü tarama raporu kamoyuna açıklandı. İyi örneklerin de tespit edildiği araştırmada din, ırk ve cinsiyet ayrımcılığına dair çok sayıda örneğe yer verildi. Rapor Milli Eğitim Bakanlığı ve ders kitaplarının yazarlarına da sunulacak. 'Ders kitaplarında resmi söylemin sınırları var' Tarama sonuçlarının toplandığı “Biz' kimiz ? Ders Kitaplarında Kimlik, Yurttaşlık, Haklar” isimli kitabın yazarı Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Kenan Çayır ders kitaplarının öğrencilerin hayal gücünü geliştiren en önemli kaynaklardan biri olduğunu belirterek 'Ders kitaplarında resmi söylemin sınırlarını görüyoruz. Ders kitapları öğrencilere şunları konuşabiliriz, şunları konuşamayız algısını veriyor ' diye konuştu. 11 yıllık bir süreç içinde ders kitaplarının incelendiğini ve nasıl bir değişim yaşandığının gözlendiğini de vurgulayan Çayır şunları söyledi: Kürtçe kitabında bile Kürt kelimesi geçmiyor “2009’dan bu yana olumlu örnekler çoğaldı. Özellikle cinsiyet eşitliği konusunda olumlu örnekler çoğaldı. Milli güvenlik dersi kaldırıldı. Kürtçe, Abazaca, Lazca seçmeli ders oldu. Ancak tüm bunlara rağmen militarist değerler, ölüm hâlâ yüceltiliyor. Üstelik müzik ve İngilizce kitaplarında dahi bu oluyor. Barış süreci yürütülüyorken ders kitaplarında savaşı normalleştiren ifadeler kabul edilemez. Kürtçe seçmeli ders olabiliyor ama hâlâ kitaplarda Kürtler zararlı cemiyetlerde geçiyor. Kürtçe ders kitabında bile Kürt kelimesi geçmiyor.' Vatandaşlık sınırı Türk ve Müslümanlıkla çiziliyor Çayır konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: ' Ateistlerden ‘satanistlerle birlikte topluma zarar veren insanlardır’ diye bahsediliyor. Vatandaşlığın sınırı Türk ve Müslüman olmakla çiziliyor. Alevilerle ilgili 7. ve12. sınıf kitaplarında anlatımlar var. Ancak tarihsel birikimi yansıtmıyor. 12. sınıfa kadar Müslümanlıktan dinimiz olarak bahsedilirken,12. sınıf kitabında diğer dinlere yer vermek gerçek çoğulculuk olmuyor.” Raporda yer verilen ayrımcılık, önyargı ve militarizm içeren örneklerden bazıları şunlar : • “Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ticaret işleri yabancıların ve azınlıkların elindeydi. Türk vatanseverliği temelleri üzerine kurulan bir devlette bu durum devam edemezdi. Cumhuriyet en kısa zamanda Türk milletini ticari ilişkilerde etkin bir hale getirmeliydi. Yeni Türk Devleti’nin ve toplumun çıkarları ön plana alınmalıydı” (Ortaöğretim T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Netbil, 118). • “Vahye dayanmayan birçok inanç türü vardır. Ateizm, politeizm, satanizm bunlara örnek olarak verilebilir. Bunlar toplumda yanlış, dayanaksız, hatta zaman zaman topluma zarar veren uygulama ve inanışların ortaya çıkıp yaygınlaşmasına neden olmaktadır.” (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 9, Fem Yayıncılık, 19) Engelliler olumsuz sapma kategorisinde • “Fizik veya organik olarak sorunlu kişiler diğer bir olumsuz sapma kategorisi oluştururlar. Bunlar da toplumdaki normal yaşam görüntüsünü izleyemezler. Ancak psikolojik ve moral açıdan normal olanlardan oldukça farklıdırlar. Sağır-dilsizler, kötürümler ve kronik hastaların normal bireylerden beklenen davranışları yerine getirmeleri beklenemez.” (Sosyal Bilimler Lisesi Sosyoloji 1, MEB, 144) Mimarlar, doktorlar erkek• “Sağlam temel, sağlam evler / Sözüm size mimar beyler / Sağlam yapın her binayı / Yıkılmasın kentler, köyler” (Sosyal Bilgiler 5, 1. Kitap, MEB, 75). • “Geçen hafta okulumuza doktor amcalar geldiler ve aşı olmamız gerektiğini söylediler.” (Türkçe 4, MEB, 79). • Matematik problemlerinde de kadınlara belirli roller biçilmiş: “[Resim eşliğinde] Rafta 12 bardak vardı. Annem bardakların bir kısmını masaya götürdü. Annem masaya kaç tane bardak götürmüştür” (Matematik 1, 2. Kitap, 147). • “Emine akşam yemeği için beş kişilik bir sofra hazırladı. Tabak, çatal ve kaşıkları yerleştirdikten sonra sürahideki suyun tamamını bardaklara paylaştırdı. Sürahideki su miktarını tahmin ediniz.” (Matematik 3, 2. Kitap, 160). 'Gelin, evine, kocasına gerekirse kurban olur' • “Kız öğrencilerinizden birine gelin rolü veriniz. Diğer kız öğrencileriniz, bölgenize ait ya da ders kitabındaki (s.40) kına türküsünü seslendirsinler. Öğrencilerinizden kına türküsünü söylenirken gelinin eline kına yakılmasını canlandırmalarını isteyiniz… Öğrencilerinize, kınanın gelin olacak kızın evine bağlı kalacağını sembolize etmek üzere yakıldığını, gelinin evinin ve kocasının yoluna gerekirse kurban olacağının vurgulandığını söyleyiniz.” (Sosyal Bilgiler 5, Öğretmen Kılavuz Kitabı, Pasifik Yayınları, 83).Umay Aktaş Salman | Al Jazeera
Reklam
16 Maddede Akdeniz Üniversiteli Olmak
etiket
Girer girmez Atatürk maskının verdiği rahatlıkla 'İyi ki burayı yazmışım.' dedirten Akdeniz Üniversitesi. Burayı tercih etmeyi düşünen arkadaşlarımıza referans olması ve hala okuyan ya da mezun olan arkadaşların biraz gülümsemesi için. Antalya adeta cehenneme sınır komşusu, Türkiye'nin magmaya en yakın noktası olsa da burada yaşamanın verdiği keyfi anlatmaya kelimeler yetmez belki de. Yeniler için gelin sizleri neler bekliyor birlikte bakalım.
20 Maddede Mezun Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
İçinde bulunduğumuz günlerde bir çok üniversite çalışma hayatına hazır yüzlerce genç beyini mezun edecek. Duygu sellerinin önüne kattığını sürükleyip boğacağı kep törenleri kapıya dayanmış durumda. Burun direğinizi sızlatırken aynı zaman da yüzünüzü de gülümsetecek yirmi mısralık bir mezuniyet şiiriyle karşınızdayız;
Reklam
21 Maddede "İngiliz Dili ve Edebiyatı Okumak Ne Demektir?"
etiket
Öncelikle bir anlam karmaşasını açığa kavuşturalım: İngiliz Dili ve Edebiyatı demek İngiliz Dili ve İngiliz Dilinin Edebiyatı demek değildir, İngiliz Dili ve İngiliz Edebiyatı demektir. Peki, İngiliz Dili ve Edebiyatı okumak ne demektir? 
İş Arayanlara En Kötü 10 Tavsiye
İş başvurularıyla ilgili her okuduğunuz öneriye inanmayın. İnternet sitelerinde iş başvurularında dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili pek çok makale yayınlanıyor. Gerek haber sitelerinde gerek blog sayfalarında hem Türkçe hem de İngilizce pek çok yazı bulmak mümkün. Ancak bu bilgilerin çoğu maalesef sizi başarıya götürecek ipuçlarını taşımıyor. İşte dikkat etmeniz gereken en kötü 10 öneri. 1- Özet yapmayın Özgeçmişinizin başına kariyer hedefinizi ya da özet bölümü eklemeniz pek çok makalenin iddia ettiğinin aksine gereksiz değildir. CV’nizi okuyan kişiye sizin ne yaptığınızı ve yapmak istediğinizi bildiğinizi gösterir. Ayrıca iyi bir özet yazı yazma beceriniz konusunda fikir verebilir. 2- Herşeyi anlatın Müstakbel işvereninizin sizin hakkınızda herşeyi bilmek istediği efsanesini unutun. Moder bir özgeçmiş en fazla iki dosya kağıdını geçmemelidir. Uzun iş tecrübenizi iyi bir şekilde özetlemek sizin becerinizi de gösterir. 3- Kurumsal bir dil kullanın “Çok aşamalı eğitim aşamalarında gruplar arası takımların hedeflerinin realize edilmesi” gibi cümleler, okuyan kişide sizin ne kadar profesyonel olduğunuzu değil ne kadar kendini beğenmiş biri olduğunuz izlenimini yaratır. Bu tür cümlelerden kaçının. 4- İş telefonunu asla cevapsız bırakmayın ertelemeyin Kötü bir iş önerisi de şudur: “Duşta da olsanız kardeşinizin düğününde de iş görüşmesi için sizi ararlarsa asla meşgul olduğunuzu söylemeyin”. Gerçekten meşgul olduğunuzda yapacağınız en iyi şey iki tarafında uygun olacağı belli bir gün ve saat için randevulaşmaktır. Unutmayın sizinde bir hayatınız var ve henüz girmediğiniz bir iş için onu mahvetmeye kimsenin hakkı yok. 5- Para konuşmayın İkinci görüşmede mutlaka para beklentinizden bahsedin. İşvereniniz kararını verirken sizin emeğiniz karşılığında ne kadar para kazanacağını ve karşılığında size ne kadar ödemesi gerektiğini bilsin. 6- Özgeçmişinizi sadece iş ilanına gönderin Başarılı iş arayanlar sadece ilanlara başvurmazlar. Sonuç almak için arkadaşlarınızı, Linkedin gibi profesyonel siteleri ve hedeflediğiniz sektörde size kontak bulabilecek çevrenizi kullanmalısınız. 7- Asla kâğıt özgeçmiş göndermeyin Internet çağında e-posta yerine normal postayla gönderilen özgeçmişler çöpe gidiyor sanıyorsanız bir daha düşünün. Gönderdiğiniz e-postanın spam filtresine takılması ya da aynı gün e-postayla 200 iş başvurusunu bir çalışan tarafından okunmadan silinmesi daha yüksek olasılık. 8- Sizi aramalarını bekleyin Özgeçmişinizi gönderdikten sonra kurumların sizi aramalarını sonsuza kadar bekleyemezsiniz. Özgeçmişiniz yüzlercesiyle birlikte yatıyor olabilir, onu harekete geçirmek size kalmış. Telefon edin ve iş bşvurunuzun akıbetini öğrenin. 9- Her şeyi verin Özgeçmişinizi, başvuru mektubunuzu, telefon ve birebir görüşmeler için zamanınızı verin. Ama ortak bir yola girdiğinize inana kadar referanslarınızın listesini vermeyin. Genel müdürle görüşmek ümidiyle sayısız test ve görüşmeye girmek için de vaktinizi kaybeteyin. ikinci görüşmeden sonra sizi işe alacak kişiyle hala görüşemiyorsanız vakit kaybetmeyin. 10- Özgeçmişinizi heryere gönderin İş verenler işe alacakları çalışanları tek kaynaktan aramazlar. Çaldıkları her kapının ardından sizin çıkmanız sizin adınıza çok da iyi bir işaret değildir. İş dünyasında bu sizi fazlasıyla kolay erişilebilir, değersiz ve iş bulmak için umutsuz bir çalışan durumuna düşürebilir.
Özel Okullara Puan Sistemi Geliyor
MEB özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayıracak ve 5 yıldızlı oteller gibi yıldız verecek. Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak. Öğretmene iyi maaş + 30 puan. Dershaneden dönüşerek okullaşanların kategorisi D sınıfı. LYS’de başarıya + 35, ikramiye verene + 20 puan.Milli Eğitim Bakanlığı önümüzdeki günlerde özel okullarla ilgili önemli bir karara imza atıyor. Nuran Çakmakçı'nın Hürriyet'teki haberine göre Bakanlık, özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayırarak akredite edecek. Yani okullara 5 yıldızlı oteller gibi adeta yıldız verecek. Okullar, kriterleri e-okul üzerinden kendileri dolduracak, Bakanlık bunu valilik ve kaymakamlıklar aracılığıyla denetleyerek onaylayacak. Veliler, hangi okulun hangi kategoride olduğunu kurumun internet sayfasından görerek, karar verecek. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, yatılı lise, fen ve sosyal bilimler liseleri ile meslek liseleri buna göre gruplandırılacak. Dershaneden dönüşerek okullaşanların kategorisi şimdiden belli: D sınıfı. TUVALETTEN 70 PUAN Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak. Müdürü ulusal ve uluslararası çalışmalara katılanlar 10’ar puan alırken, öğretmen maaşı brüt 3500 TL’nin üzerinde olan okullar da 30 puan kazanacak. Maaşları zamanında ödeyen, ikramiye veren okullar da 20’şer puan alacak. TEOG (Temel eğitimden orta öğretime geçiş) için Türkiye ortalamasının üstünde puan alan her kategori için artı 10 puan, LYS’lerde başarılı olan 35 puanı kazanacak. Tuvalet temizliği ve temizlik malzemeleri istenilen şartlara uygun olan anaokulları 130, diğer okullar 70 puan alabilecek. Öğrencilerin öğrenme stillerine göre eğitim veren okullar 20 puan birden kazanacak. ÜST KATEGORİYE TEŞVİK VAR Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, karara son noktayı koymak üzere. Sayıştay ve Maliye Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler tamamlandı. Sıra kararın yayımlanmasında. Okullar; fiziki standartları, yönetim ve organizasyonları, eğitim öğretim süreçleri ve destek hizmetleri olmak üzere 4 başlıkta tasnif edilerek, kategorileştirilecek. Okullara teşvikler bu kategorilere göre yapılacak. Okulların kategorisine ait sertifikalar, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nce düzenlenecek. Yeni okul açanlar Bakanlığın belirlediği kategorilere göre okul açacak. Halen var olanlar ise talep etmeleri halinde valilik ve kaymakamlıklara başvuru yapacak. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ve Valilik, okulların gruplarının belirlenmesi amacıyla 3 kişiden oluşan ekip görevlendirecek. Ekipte okulun üyesi olduğu özel eğitim kurumları derneğinin bir temsilcisi ile Genel Müdürlük’te denetim yetkisine sahip en az 2 personel ya da 2 maarif mütfettişi yer alacak. Oluşturulan ekipten bir kişi ekip sorumlusu olacak. İnceleme ekibi en geç 30 iş günü içinde inceleme raporu doğrultusunda okullara standart alanlarına göre A, B, C veya D grubu olarak sertifika verecek. ÜST KATEGORİ İÇİN 3 AY Özel Öğretim Kurumları derneğine üye olmayanlar okulların incelemelerinde Genel Müdürlük’te görevli 2 personel veya 2 müfettişi görevlendirecek. Sertifika alanlar isterlerse 3 ay sonra standart alanlarına göre değişiklik talep ederek, sertifikalarını değiştirmek için başvuruda bulunabilecek. Ne, kaç puan Bağımsız okul binası olan anaokulları 130, ilk, orta ve liseler 120 puan Kütüphane: 50 puan Beden eğitimi salonunu: 40 puan Konferans salonu: 50 puan Yemek salonu: 20 puan Fizik, kimya ve biyoloji laboratuvarı 20’şer puan 20 yıl üzeri okullar 10 puan alırken 11-20 yıl arası olanlar 6, 1-10 yıl olanlar ise 3 puan alacak. Yüksek lisans yapmış eğitim personeli oranı yüzde 20’nin üzerinde olanlar: 20 puan Yöneticileri proje alanlar 10 puan, uluslararası projelere katılanlar 15 puan Öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlendiği çalışmalar yapan: 20 puan Öğrencilerin gelişim ve ihtiyaçları ile bireysel özelliklerini tanımaya yönelik kararlar alan: 20 puan Eğitim teknolojilerini kullanan ilkokullar 40, diğer okullar 20 puan TEOG başarısı ortaokulda Türkiye ortalamasının üstü 5 eşit kademeye ayrılarak her kademe için artı 10 puan Ölçme değerlendirme analiz rapoları: 30 puan Öğrenci gözlem formları tutan: 40 puan Öğrencilerin bilgi ve becerilerinin ortaya çıkmasına yönelik çalışma yapan: 20 puan Lisanslı sporcu öğrencisi yüzde 41 oranında olan: 20 puan Okul spor takımı 5 ve üstünde olan: 20 puan Okulda otomatik yangın söndürme sistemi olan: 12 puan Z tipi yangın merdiven sistemi olan: 10 puan 3 ve daha fazla güvenlik görevlisini 24 saat sistemine göre çalıştıran: 25 puan Okulda tam zamanlı doktor bulunduran: 25 puan Her 350 metrekare kapalı alan için bir temizlik personeli çalıştıran: 20 puan Tuvalet temizliği ve temizlik malzemeleri istenilen şartlara uygun olan anaokulunda 130, diğer okullarda 70 puan Okul servis araçlarının yüzde 70’i 5 yaş altında olan: 20 puan Gıda hizmeti sunma göreviyle çalışan personele gıda güvenirliği sağlanması, insan sağlığının korunması ve gıdaya bulaşmalarını engellenmesi amacıyla düzenleme anaokulunda 30, diğer okullarda 15 puan Her ders öğretmenin kullanabileceği alanıyla ilgili eğitim materyali olan: 25 puan HANGİ OKUL KAÇ PUAN Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından verilen fiziksel standart alanlarına göre 1 yıllık geçici süre için A, B, C ve D grubu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleniyor. 1 yıllık süre içinde bu yönergelerde belirtilenler Genel Müdürlükçe/ maarif müfettişlerince yapılan denetim sonucunda düzenlenecek rapor doğrultusunda valiliğin uygun görüşü de dikkate alınarak okullara A, B, C ve D grubu sertifikları kurum açma izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile birlikte yeniden düzenleniyor. A grubu okullar: 850-1000 puan B grubu okullar: 700-849,99 C grubu okullar: 500-699,99 D grubu okullar: 499,99 ve altında puan alanlar VERGİDE İNDİRİME GENİŞ TEŞVİK Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin çalışmayı şöyle anlattı: “Bu kategorileşme ile çeşitli kriterler önem derecesine göre puanlanarak 4 alt standart bakımından okula bir puan verilmesi ve vergi muafiyet ve indirimleri, bina destekleri ile eğitim ve öğretim desteğini de içine alacak geniş çapta bir teşvik sisteminin bu ayaklar üzerine oturtulması hedeflenmiştir. Bu şekilde yapılacak bir kategorileşme çalışması bir akredetitasyon sisteminin de ilk ayağını oluşturacak ve bu da özel okulların standartlarını yükseltme gayesi ile daha fazla çalışmaları, eğitim ve öğretim kalitesine önemli katkılar sağlamaları sonucunu doğuracaktır.”Nuran Çakmakçı | Hürriyet
Çocuğa Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir?
Anne babalar için çocuğa verilecek tuvalet eğitimi, çok zahmetli bir sürece dönüşebiliyor. Oysa mesane ve bağırsak kontrolünü sağlamak bir çocuk için yürümeyi öğrenmek gibi doğal bir süreç. Burada anne babaya düşen görev, bu süreci olabildiğince kolay ve rahatlatıcı kılmak. Bağırsak kontrolü genellikle mesane kontrolünden daha önce kazanılır. Gece dönemi mesane kontrolü en son aşamadır. Çocuğunuz hem psikolojik hem de zihinsel olarak hazır olana kadar tuvalet eğitimine başlamamanız gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar 18′inci aya gelmeden önce bu eğitime başlanmasını tavsiye etmiyor. Ne kadar erken başlarsanız o kadar uzun sürer çünkü. Çocuğa vereceğiniz tuvalet eğitimi kolaylaştırmak işinize yarar ipuçları: Çocuğunuzu lazımlık fikrine yavaş yavaş alıştırın. Çocuğunuzu lazımlık kullanma konusunda teşvik edin ama bu konuda baskı uygulamamaya özen gösterin. Günün uygun olduğunu düşündüğünüz belli başlı saatlerinde çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Lazımlık kullanımında başarı sağlayan bir çocuk, çocuklar için üretilmiş klozet kapağı yardımıyla tuvaleti kullanmaya hazır demektir.
Reklam