onedio
Yılın Son Film Randevusu 5- 11 Aralık'ta
TÜRSAK Vakfı tarafından düzenlenen Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, 5-11 Aralık 2014 tarihleri arasında, onyedinci kez sinemaseverlere buluşacak.TÜRSAK Vakfı tarafından düzenlenen festivalin programında, Cannes, Berlin, Karlovy Vary, Sundance ve Toronto gibi dünyanın en önemli festivallerinde izleyici karşısına çıkmış filmler ve yeni keşiflerden oluşan filmlerin gösterimi ve çeşitli yan etkinliklerden oluşuyor.Festival filmleri geçen yıllarda olduğu gibi “Gala İstanbul”, “Sinema Tarihi Yazıyor”, “Film Bağımlıları için Bağımsız Filmler”, “İlk Randevu”, “Pelikül Kabuslar”, “Haklarınız için Savaşın”, belgesellerin gösterileceği “Acı Gerçek” başlıkları ve “Pembe-Kara Komedi”, “Bizden” gibi yeni eklenen başlıklar altında gösterilecek.Festival programında yer alan ellinin üzerinde film, Cinemaximum Kanyon Levent, Cinemaximum Zorlu Beşiktaş ve Beyoğlu Fransız Kültür Merkezi salonlarında gösterilecek. Cinemaximum sinemalarında gösterilecek filmler için bilet fiyatları geçtiğimiz yıl olduğu gibi gündüz seanslarında 5 TL, akşam seanslarında ise 10 TL olarak belirlendi. Fransız Kültür Merkezi’nde filmler ücretsiz olarak izlenebilecek.İzleyiciyi pek çok sürprizin beklediği, Randevu İstanbul’da yer alacak filmlerden bazılarıyla ilgili küçük ipuçları:GALA İSTANBUL Festival izleyicisinin izlemek için gün saydığı yılın en beklenen popüler uzun metraj filmlerden oluşan bu bölümde gösterilecek filmler arasında, geçtiğimiz yıllarda Randevu İstanbul’un en sevilen filmlerinden “Can Dostum”‘un (“Les Intouchables”), yönetmenleri Eric Tolendo, Olivier Nakache’nin dünya premiyerini Toronto Film Festivalinde yapan dokunaklı yeni filmi “Samba da (Hayatımın Şansı)”, başrolünde, Danimarka’nın dünya sinemasına kazandırdığı en yetenekli oyunculardan biri olan, Game of Thrones dizisinin unutulmaz oyuncusu, Nikolaj Coster’in oynadığı, Oscar ve Altın Küre ödüllü yönetmen Susan Bier’in yönettiği “A Second Chance”, Oyunları 25 dile çevrilmiş ve sinema filmlerine imza atmış, Cannes ve Obie ödülü sahibi ünlü yazar ve oyuncu Israel Horovitz’in kendi oyunundan uyarlayıp yönettiği başrollerinde Kevin Kline, Kristin Scott Thomas ve Maggie Smith’in oynadığı “My Old Lady”, ve Yönetmen Olivier Assayas’nin bir basın toplantısı sırasında Rainer Werner Fassbinder’in “The Bitter Tears of Petra Von Kant”ının “daha kompakt ve vahşi bir versiyonu” olarak tanımladığı, sadece bir değil, üç kadının (Juliette Binoche, Chloe Grace Moretz, Kristen Stewart) üzerinden kadın ruh halinin derinliklerine indiği son filmi “Clouds of Sils Maria” gibi filmler bulunuyor.BAĞIMSIZ FİLMLER Film festivallerinin varoluş nedeni olan bağımsız filmlerin takipçilerinin dört gözle bekledikleri bağımsız filmlerin yanı sıra, pek çok sürpriz yeni filmi de meraklılarıyla buluşturmayı hedefleyen bu bölümde aralarında, Variety dergisinin “İzlenmesi Gereken 10 Yönetmen” listesine aldığı, Baran Bo Odar’ın, siber-gerilim filmi,“Who am I-No System is Safe”, ünlü oyuncu Melanie Laurent’ın yönetmen koltuğuna oturduğu, iki genç kız arasındaki alternatif bir ilişkiye odaklanan Fransız yapımı , “Breathe”, Jimi Hendrix’in, Jimi Hendrix olmadan önceki halini anlatan, yönetmenliğini John Ridley’in yaptığı,başrolünde karizmatik hiphop starı (Outkast’ın yarısı) Andre Benjamin’in oynadığı “Jimi: All is by My Side” adlı filmlerin de bulunduğu pek çok bağımsız yapım yer alacak.SİNEMA TARİHİ Sinemanın geçmişe, yakın geçmişe, yazılı tarihe, sözlü tarihe dokunduğu, tarihin sinemaya dokunduğu bu bölümde, önemli tarihsel gerçeklere dikkat çeken filmler bir festival geleneği olarak bu yıl da izleyiciyle buluşturulacak. Bu başlık altında yer alacak filmlerden “Far from Men”, David Oelhoffen’in yönetmenliği ve Vigo Mortensen ve Reda Kateb’in oyunculuklarıyla, Cezayir İç Savaşı dönemini anlatan bir Albert Camus uyarlamasıyla karşımıza çıkıyor. Yüzüncü yılında 1. Dünya Savaşı’na bambaşka bir bakış açısı getiren “The Woods are Still Green” adlı Avusturya filmi de bu bölümde gösterilecek filmler arasında.İLK RANDEVU İlk filmlerini çekmiş yönetmenlerin filmlerinin gösterildiği bu bölümde, İsrail’li yönetmen Asaf Korman’ın bu yıl Haifa Uluslararası Film festivali’nde en iyi film ödülünü alan iki kız kardeşin sağlıksız ilişkisini irdeleyen çarpıcı ilk filmi “Next to Her”, Carlos Marquez Marcet’in yönettiği ve Avrupa Film Ödülleri’nin, bol ödüllü En İyi İlk Film adayı “10.000 km”, Kanadalı oyuncu Adam MacDonald ilk yönetmenlik denemesi, Toronto Film Festivali Keşif bölümünün en beğenilen filmlerinden “Backcountry” gösterilecek.PELİKÜL KABUSLAR Dünyanın çeşitli ülkelerinden, festival izleyicisinin tüylerini ürpertecek bağımsız filmler bu bölümde, 40. yılında, sinema tarihinin ilk bağımsız korku filmlerinden olan ve gösterime girdiği 1974 yılında pek çok ülkede yasaklanan, “Texas Chain Massacre: İnsan Eti” filmi için özel bir gösterim yapılacak.PEMBE-KARA KOMEDİ Güldüren, gülümseten, ağlamakla gülmek arasında bırakan, sorgulatan, ısıtan, soğutan, şaşırtan filmler bu yıl Randevu İstanbul programına bu yıl katılan Pembe-Kara Komedi Başlığı altında gösterilecek. Sinemaseverlerin Fatih Akın filmlerinden ve “Koş Lola Koş” filminden tanıdıkları, dünyaca ünlü oyuncu Moritz Bleibtreu’nun başrollerinde yer aldığı, yönetmenliğini Peter Thorwarth’ın yaptığı komedi filmi “Not my Day” ve Danimarkalı yönetmen Diederik Ebbinge’nin, mizah algılarını altüst eden “Matterhorn” ve Polonya yapımı, dünyanın önde gelen Bağımsız Film Festivallerinden Raindance’ da En İyi İlk Film Ödülü alan “Kebab and Horoscope” bu bölümde gösterilecek filmler arasında.FESTİVALDE AİLECEK RANDEVU BBC ‘nin çok sevilen aile komedi dizisi Outnumbered’ın yaratıcıları Andy Hamilton ve Guy Jenkins’in başrolünde Gone Girl yıldızı Rosemund Pike’ın oynadığı son filmleri What We Did On Our Holiday filmi festivalin ailecek izlenebilecek filmlerinden.HAKLARINIZ İÇİN SAVAŞIN Yılın en bilinen sinema etkinliklerinden biri olan Randevu İstanbul, insan haklarına odaklanan uzun, belgesel ve kısa film seçkisiyle bu bölümde.ACI GERÇEK Festivalin belgeselleri bu başlık altında Fransız Kültür Merkezi’nde gösterilecek.BİZDEN Türkiye Sinemasının 100′üncü yılında açılan bu bölümde gösterilecek filmler yabancı konuklar ve sinemaseverler için İngilizce altyazıyla gösterilecek.Zete
Film Müziği Olan 8 Efsane Rammstein Şarkısı
Matrix'ten sonra büyük-küçük herkesin ağzına takılan 'Du... Du Hast!' sözlerini hatırladınız mı? Bu sözler bildiğiniz gibi Rammstein'a ait ve bu adamların film müziği olarak kullanılan tek şarkısı bu değil.Rammstein'ın 1997'den günümüze kadar film müziği olan 8 efsane şarkısı sizler için derlendi.
Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Başladı
İkinci kez düzenlenen Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı. Festivalde 102 ülkeden filmler gösterilecek. 100 yılını geride bırakan Türk sineması'na da özel yer ayrılacak.Boğaziçi Film Festivali, bu yıl 2. kez kapılarını açtı. Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen festivale 102 ülkeden 3 bin 682 film başvurusu yapıldı.Festivalin açılış töreni, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı. Açılışa Meltem Cumbul, Janset, Belçim Bilgin ve Cansu Tosun'un da aralarında bulunduğu çok sayıda genç oyuncu ve yönetmen katıldı.Festivalde, konuk ülke Polonya'dan ve Asya filmlerinden de seçkiler yer alacak. 100 yılını geride bırakan Türk sineması da festivalde önemli bir yer alıyor. Festival 28 Kasım'a kadar devam edecek.Demokrat Haber
Zamanın ve Boyutun Ötesinde: Interstellar
Şimdiye kadar yaşadığınız tüm duyguları bir kenara bırakın. Christopher Nolan bizi hiçliğin ve yoksunluğun olduğu bir boyutta yalnız bırakıyor. Geceleri gökyüzüne baktığınızda gözlerinizde parlayan o güzelliğin zamanın geçmişinde gerçekleştiğini kabullenmek çok zor olmasa gerek.
Reklam
Hangi Diziye Başlasam Diyenlere 20 Yabancı Dizi Önerisi
Eğer izlediğiniz tüm dizilerin tüm bölümlerini bitirdiyseniz ve başlayacak dizi arıyorsanız doğru yerdesiniz! Sizin için popüler ve çok izlenen 20 tane yabancı diziyi sıraladık. İyi eğlenceler...NOT: Bu listedeki dizilerin hepsini biliyor olabilirsiniz ve daha farklı diziler de görmek istiyor olabilirsiniz. Ama şimdilik bu kadar. Tavsiyelerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.
Reklam
Fragmanı Kendisinden Daha Güzel Olan 10 Film
Seyircide büyük beklenti yaratan, adeta gün saydıran, ''En İyi Fragman'' dalında Oscar dağıtılsa kafadan aday olabilecek kadar güzel fragmanlara sahip ancak gösterime girdikten sonra seyircide hayal kırıklığı yaratan 10 filmi içeren 'subjektif' bir liste.
İsminden Bir Harf Çıkarıldığı Zaman Tamamen Değişen 23 Film
Yazar ve çizer Austin Light, geçtiğimiz günlerde kendi çizimlerinden oluşan eğlenceli çizim taslaklarını yayınladı. Taslakların içeriği ise, ünlü filmlerin isimlerinden bir harfi düşürerek, yeni ve kısa bir senaryo oluşturarak ona uygun çizimlerdi. Bu fikir reddit'de, 'bir film seç, bir harfini at ve kısa bir özetini yap' şeklinde yankı buldu.Kısa süreli olarak düşünülen bu proje popüler hale gelince Light işi bir adım öteye taşıdı ve filmlerden sahneleri çizerek hayalindeki sahneyi yarattı.
Efsane Müzikleriyle 10 Coen Kardeşler Filmi
Kült yönetmen karakterlerden bahsedildiğinde unutulmaması gereken isimlerden biri de şüphesiz Coen Kardeşler olur. The Big Lebowski'den No Country for Old Man'e kadar efsane 10 soundtrack sizler için derlendi.
Reklam
Hangi Kafayla Çekildiği Meçhul, Mide Bulandıran 22 Sapkın Film (+25)
Bu filmlerin ortak yanları 'gore splatter' tarzı çekilmiş olmaları. Kimisinde sembolik izler varken kimileri bu amaçta olmayıp sadece işkence sahnelerini vurguluyorlar. Bazıları var ki gerçek görüntülere dayanıp dayanmadığı bile meçhul. Her bünyenin kaldıramayacağı türden filmler.Bu kategoriye giren bazı filmler de burada:Sağlam Psikolojiyle Bile İzlemesi Zor 20 Rahatsız Edici FilmÖzetler IMDb, beyazperde ve TA alıntısıdır.
Reklam
Latin Sinemasından En İzlenesi 50 Nadide Eser
Brezilya'nın 1960'lı yıllarda başlayan ve 80'li yıllarda giderek tırmanan ve halen dünyanın en tehlikeli yerlerinden birisini oluşturmasının hikayesidir.Bu şehrin hikayesini anlatabilmek için şehirde yaşayan birçok insanın hayatları, bu karakterlerden biri olan Buscape'in gözünden anlatılmaktadır. Küçük, fakir ve zenci bir çocuk olan Buscape hem çok sağlıksızdır hem de çok korkmuştur. Hem diğerleri gibi suçlu biri haline gelmekten korkmakta hem de az maaşlı bir işle yetinemeyecek kadar da akıllı olduğunu bilmektedir. Oldukça vahşi bir ortamda yetişen bu çocuğa talih hiç gülmemiştir ancak gerçekleri başka bir gözle görebileceğinin farkına varmıştır.http://www.imdb.com/title/tt0317248/
'Wild' Yılın En Feminist Filmi Seçildi
Kadınların sinema sektöründeki varlığına dikkat çekmek için yapılan Bechdel Testi’nden, Oscarlı oyuncu Reese Witherspoon ’nun rol aldığı Wild filmi geçti. Bu yılın ‘En Feminist’ filmi seçilen Wilde, cesur bir kadının ABD’yi baştan başa kat eden yolculuğu anlatılıyor.Britanya’da düzenlenen Bath Film Festivali’nde yılın feminist filmleri belli oldu. Toplam 42 filmin Bechdel testine tabi tutulduğu festivalde, 17 film geçer not almayı başardı. Bechdel testi, ABD’li karikatürist Alison Bechdel tarafından 1985’te bir sinema filmine sorduğu şu sorularla hayata geçti: Bir filmde en az iki kadın karakter bulunuyor mu? Bu kadınlar, erkekler dışında farklı konularda diyalog kuruyor mu? Buna göre, Reese Witherspoon’nun başrolünde yer aldığı Wild filmi, festivalin en feminist filmi seçildi.The Guardian’da yer alan habere göre, Cherly Strayed tarafından kaleme alınan ve yazarın kendi yaşam öyküsünden kesitler sunan Wild’da, Strayed’in sancılı bir boşanma ve annesinin ölümü üzerine ABD’nin batısına doğru yürüyerek kat ettiği içsel bir yolculuk anlatılıyor.Bath Film Festivali yöneticisi Holly Tarquini, başrolünde Oscarlı oyuncu Sandra Bullock’un yer aldığı The Gravity/ Yerçekimi filminin Bechdel kriterlerine yanıt veremediğini, bu yüzden filmin festivalden elendiğini açıkladı. Tarquini, “Sandra Bullock’un güçlü bir kadın karakterine hayat verdiği The Gravity/ Yerçekimi filminde tek kadın olmasından ötürü geçer not alamadı” dedi.T24
Reklam
George Lucas’tan Animasyon Filmi Geliyor
Star Wars serisinin yaratıcısı olarak bilinen, kurduğu LucasFilm ile aynı zamanda Indiana Jones gibi efsaneye de imza atan George Lucas, sahalara geri dönüyor.LucasFilm’in Disney’e satılmasından sonra ses seda çıkmayan George Lucas, bir süredir üzerinde çalıştığı animasyon projesini ortaya çıkardı. Strange Magic isimli animasyon filmi, Lucas’ın kendisi tarafından yazıldı. Lucas, aynı zamanda filmin yürütücü yapımcılığını da yapıyor.Daha önce Pixar’da kısa filmler ve bir uzun metraj animasyon filminde yönetmenlik yapan Gary Rydstorm tarafından yönetilen film, 2015 yılında vizyona girecek. Animasyon formatındaki Strange Magic; goblinler, elfler, perilerin bulunduğu bir dünyada yaşanan hikayeyi müzikal formatta anlatacak.Süperkarga
James Bond’un Kötüsü Christoph Waltz Oldu
James Bond’un henüz adı belli olmayan 24. filmi ile ilgili son 1-2 aydır önemli bilgiler ortaya çıktı. Bu haberlerin hepsini sizlere sıca sıcağına aktardık. Genel bütün haberleri bir araya toplamak gerekirse şu ana kadar bildiklerimiz şu şekilde; Sam Mendes yönetmen olarak, Daniel Craig Bond olarak, Ralph Fienner M olarak, Ben Whishaw Q rolüyle, Naomi Harris de aynı karakterle ekibe geri dönüyor.Yeni katılanlar ise Guardians of the Galaxy’nin yıldızı Dave Bautista ile yeni Bond kızı Lea Seydoux’ydu. Bunlara önemli bir isim daha eklendi. İki Tarantino filmiyle iki Oscar sahibi olan Christoph Waltz, James Bond filminin kötü karakteri olarak anlaştı.Eski tüm Bond filmlerini incelediğimizde Waltz’un mükemmel bir kötü adam karakteri olacağını tahmin edebiliriz. Muhteşem bir karakter oyuncusu olan Christoph Waltz, yaşlanmış olarak yansıtılan yeni Bond’a karşı bir hayli kök söktürecek diyebiliriz.24. James Bond filminin henüz adı belli olmasa da Meksika, Avusturya, Fas, İtalya ve Londra’da geçeceğini belirtelim. İngiltere vizyon tarihi 2015 Ekim, diğer ülkeler içinse 2015 Kasım olarak gözükse de 2016′ya erteleneceğini söyleyen birkaç haber kaynağı bulunuyor. Gelişmeler oldukça aktaracağız.Süper Karga
Türk Sineması 100. Yaşını Kutluyor
Türk sineması, ilk Türk filmi kabul edilen 'Ayastefanos Abidesinin Yıkılışı'nın bugün 100'üncü yaşını kutluyor.Osmanlı coğrafyasının beyaz perdeyle tanışmasından tiyatro kökenli ilk dönem filmlere, 'Fransız kızlar' için uygulanan ilk sansürden bir döneme damga vuran Muhsin Ertuğrul'a ve Yeşilçam'dan milenyumla yeniden ivme kazanan yerli filmlere Türk sineması, dünyanın en eski ulusal sinemaları arasında yer alıyor.İstanbul Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Çelikcan, araştırmacı ve yazarlar tarafından başlangıç alındığı tarih dolayısıyla zaman zaman tartışmaların odağı olan Türk sinemasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Sinemanın bu topraklardaki geçmişinin çok daha eskilere dayandığını belirten Çelikcan, 'Bu yıl 100. yaşını kutladığımız sinemamızın geçmişi, İstanbul'da ilk film gösteriminin yapıldığı 1896'ya kadar uzanıyor. O yıl, Beyoğlu'nda başlayan sinema gösterimlerinin ardından geleneksel temaşa sanatının sergilendiği alanlarda film gösterimlerinin yapılmasıyla sinema seyircisi oluşuyor. Dünya sinemasının başlangıcının da Lumiere Kardeşlerin 1895'te Paris'te ilk filmlerinin seyirciyle buluşmasıyla başlatıldığı göz önüne alındığında, aslında Türk sinemasının başlangıcını da 1896 almak daha uygun olur' diye konuştu.Çelikcan, 1914'e gelene kadar Avrupalı sinemacıların Osmanlı coğrafyasına ilgisi dolayısıyla yüzyılın başından itibaren çeşitli çalışmalar yapıldığını, film çekim ve gösterimine ilişkin ilk yasal düzenlemenin hazırlandığını ve Osmanlı tebaasından Makedon asıllı Manaki Kardeşlerce 1911 yılında da belgesel filmler çekildiğini anlattı.Çelikcan, Osmanlı ordusunda görevli Fuat Uzkınay'ın 1914'teki çektiği ve günümüze ulaşan hiçbir kopyasının bulunmadığı filmin, dönemin koşulları dolayısıyla Türk sinemasının başlangıcı olarak referans alındığını söyledi.Beyaz perdeye ilk yansıma Yıldız Sarayı'ndaÖte yandan, AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, Türk sinemasının bir asrı ise şöyle:Osmanlı Devleti, dünyanın ilk kez Lumiere Kardeşler'in 1895'te çektiği bir trenin gardan hareketini gösteren filme hemen ilgi göstererek, Yıldız Sarayı'ndaki ilk gösterimle bu topraklar 'büyülü dünya' ile tanıştı. Türk sinemasının ilk adımı ise 1.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay'ın yönetmenliğinde 14 Kasım 1914'te propaganda amaçlı çekilen 'Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı' belgeseliyle atıldı. Ardından, Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle 1915'te Merkez Ordu Sinema Dairesinin (MOSD) kurulmasıyla hem Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgeselleri hem de birkaç öykülü film denemeleri yapıldı.Türk sinemasında ilk sansür 'Fransız kızları' için yapıldıDönemin sevilen tiyatro oyunu Leblebici Horhor ile 'Himmet Ağanın İzdivacı', 1916'da çekilmeye başlamasına rağmen savaş koşullarında vaktinde tamamlanamadı. Dolayısıyla Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü film, İstanbul'un işgaliyle MOSD'un sinemayla ilgili tüm malzemelerinin devredildiği Müdafaa-i Milliye Cemiyetinin Sedat Simavi'ye ısmarladığı 'Pençe' ve 'Casus' filmleri oldu. Türk sinemasında sansür ilk kez, İstanbul'un İtilaf devletlerinin işgali altında bulunduğu 1919'da çekilen 'Mürebbiye' filmine uygulandı. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın aynı adlı eserinden Fuat Uzkınay'ın yapımcılığında beyaz perdeye aktarılan sessiz film, Fransız kadınları kötü gösterdiği gerekçesiyle yasaklanmasına rağmen gizlice gösterildi.Türk sineması ilk komedi film serisine ise 1921'de gösterilen 'Bican Efendi' ile kavuştu.Sinemada 'tek adam' dönemiİlk özel yapımevi Kemal Film'in kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başladı. Muhsin Ertuğrul, yurt dışında edindiği sinema tecrübesiyle uzun yıllar 'tek adam' olarak pek çok ilki hayata geçirdi. 'İstanbul'da Bir Facia-i Aşk' filmiyle Türk sinemasına adım atan Ertuğrul, aleyhlerinde çekildiği düşüncesiyle film setinin Bektaşilerce basıldığı 'Boğaziçi Esrarı', ilk kez Türk kadınlarının rol aldığı 'Ateşten Gömlek', ilk ortak yapım (Türk-Mısır-Yunan) 'İstanbul Sokaklarında' filmlerinin de aralarında olduğu yapımlara imza attı.Türk sineması ilk uluslararası ödülünü, Ertuğrul'un 1934'te ikinci kez perdeye uyarladığı 'Leblebici Horhor Ağa'nın Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği'nde 'onur diploması'na layık görülmesiyle aldı.2. Dünya Savaşı'nın olumsuz etkisiyle 1939-1945 yıllarında çok az sayıda filmin üretildiği Türk sinemasının yerini yabancı filmlerin doldururken, 'Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nce 1948 yılında ilk kez düzenlenen yarışma sektöre canlılık getirdi.Sinemamızın 'altın çağı'Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk sineması büyük bir atılım yaptı. Sinemacı Ömer Lütfi Akad'ın 1949 yılında çektiği 'Vurun Kahpeye', sektörü yeniden şekillendirdi. Tarihi filmler, roman uyarlamaları, şehir hikayelerinin de ağırlık kazandığı 50'li yıllarda bir sinema dili oluşturulmaya başlandı. Yönetmen Akad'ın parladığı bul yıllarda, Türk sinemasının da yıldızları yükselerek Ayhan Işık, Belgin Doruk, Zeki Müren, Fikret Hakan gibi isimlere kavuştu.Film üretim verimliliğinin en üst noktaya çıktığı 1960'lı yıllarda ise sinema ulusal bir kimliğe büründü. Yapım, üretim ve dağıtım gücü bakımından 'altın çağ' kabul edilen bu dönemde, 1963'ten itibaren renkli filmler ağırlık kazandı. Türk sineması, 1966 yılında 241 film üreterek dünya uzun metraj film üretimi sıralamasında 4'üncü oldu. Memduh Ün, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Ertem Eğilmez, Halit Refiğ gibi yönetmenlerin yanı sıra Cüneyt Arkın, Hülya Koçyiğit, Kartal Tibet, Yılmaz Güney, Fatma Girik, Türkan Şoray gibi oyuncular da sinema dünyasına adım attı.İlk 'Altın Portakal' ve 'Altın Ayı' ödülleriTürk sineması uluslararası ilk büyük zaferine, 1964'te Berlin Film Şenliği'nde 'Altın Ayı'yı kazanan Metin Erksan'ın 'Susuz Yaz' filmiyle ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu yaz gerçekleştirilen 'En İyi 100 Film' anketinde halkın oymasıyla da birinci seçilen Susuz Yaz, Türk sinemasının en iyi filmi olarak yüzyıla damga vurdu. Aynı yıl Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ve Antalya Belediyesinin ortak girişimleriyle I. Antalya Film Festivali (Altın Portakal) düzenlendi.1965'ten itibaren, bir filmin 5-6 günde tamamlandığı, iç içe filmler çevrildiği 'hızlı' film furyası başladı. Günlük gazetelerde ve dergilerde yayınlanan çizgi romanlarla fotoromanların beyaz perdeye de yansıtılmasıyla başlayan avantür filmler modasıyla başta Killing olmak üzere Baytekin, Fantoma, Mandrake, Uçan Adam gibi filmler çekildi.Beyazperdede farklı türlerTelevizyonun evlere girmesinin sinemadan uzaklaşıldığı 1970'li yıllarda, bu zamana kadar çekilen melodramlar, komediler, sosyal içerikli dramlarla halkın içine giren, Ortadoğu ve Balkan ülkelerinde de izlenir hale gelen Türk sinemasının, çeşitli furyaların etkisiyle kalitesi düştü, sektör daralma sürecine girdi. Türkiye ve dünyadaki olayların etkisiyle 70'ler hem arabesk hem Almanya'ya işçi göçü dolayısıyla gurbet hem 'Karaoğlan', 'Malkoçoğlu', 'Tarkan'lı, 'Çeko', 'Zorro', 'Killing', 'Tom Miks', 'Süperman'li fantastik, avantür hem de erotik filmlerin çekildiği dönem oldu.Öte yandan, Atıf Yılmaz'ın 'Selvi Boylum Al Yazmalım', 'Kibar Feyzo', Lütfi Akad'ın 'Gelin', 'Düğün' ve 'Diyet' üçlemesi, Metin Erksan'ın 'Sensiz Yaşayamam', Erden Kıral'ın 'Kanal', Ali Özgentürk'ün 'Hazal', Yılmaz Güney'in 'Umut', 'Arkadaş' filmleri dönemin dikkat çeken yapımları arasında yer aldı.Türk sinemasında Ertem Göreç'in 'Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler'iyle ilk kez masal uyarlaması filmler görücüye çıkarken, Türker İnanoğlu'nun canlandırdığı 'Yumurcak', Menderes Utku'nun 'Afacan' filmleri de sinemada 'çocuk kahramanlar' ortaya çıkardı. Bu dönem ayrıca Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı romanından uyarlanan 'Birleşen Yollar'ın beğenilmesiyle din temalı filmler de bir biri ardına beyaz perdeye yansıdı.Sinemaya 'darbe' etkisiTürk sineması, 1980 darbesinin etkisiyle dönüşüm yaşarken, filmlerin başrol oyuncusu yerine yönetmeniyle anılmaya başlamasıyla 'Yeşilçam' dönemi sona erdi. Bunun yanı sıra 1980'lerin başlarında 70 civarında film üretilirken 1984'ten itibaren yıllık 100 filmin üzerine çıkıldı ve sanat filmlerine ağırlık verildi.Film festivallerinin kendi seyirci kitlesini oluşturmaya başladığı bu dönemde, Türk sineması Cannes Film Festivali'nin büyük ödülü 'Altın Palmiye'ye, ilk kez Şerif Gören ve Yılmaz Güney'in 'Yol' filmiyle 1982'de sahip oldu.1990'lar 'Eşkıya' ile canlandıTürk sinemasının krize girdiği 1990'lı yıllarda film üretimi sayısı yılda 10'a kadar düştü. Sinemaların kapandığı, televizyon kanallarının çeşitlendiği, VCD-DVD'lerle alternatif izleme alanlarının ortaya çıktığı dönemde Türk sineması kimlik arayışına girdi.Yönetmenlerin daha gerçekçi ve yaşamın içinden küçük öykülerin anlatıldığı yapımlara yöneldiği bu dönemde televizyon kanallarının desteğiyle de pek çok film üretildi.Yavuz Turgul'un 1996'da çektiği 'Eşkiya' filmi 90'ların en önemli yapımı olurken, Türk sinemasının yeniden zirveye çıkması için gereken ivmeyi sağladı.Sinan Çetin'in 'Berlin in Berlin', Ömer Vargı'nın 'Her Şey Çok Güzel Olacak', Mustafa Altıoklar'ın 'Ağır Roman', Derviş Zam'in 'Tabutta Rövaşata', Reha Erdem'in 'Kaç Para Kaç', Tomris Giritlioğlu'nun 'Salkım Hanımın Taneleri' dönemin dikkat çeken yapımları arasında yer aldı.Milenyumun bereketiTürk sineması tırmanışa geçtiği 2000'li yıllarda ilk önemli başarısını, Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filminin 2003'te Cannes Film Festivali'nde 'Jüri Büyük Ödülü'nü kazanmasıyla yakaladı.Özellikle 2005'ten itibaren film üretim sayısında artışın yanı sıra yerli film seyircisi de sinemaları doldurdu. Rekorların kırıldığı bu yıllarda, Türk sineması bugüne kadarki en büyük gişesine ise 7 milyonu aşkın kişinin izlediği 'Recep İvedik 4' filmiyle ulaştı.2005 yılında 30 milyona yaklaşan sinema seyircisi sayısı geçen yıl 50 milyonu geçti. Vizyon gelirinin 505 milyonu aştığı sektörün toplam büyüklüğü ise 2 milyar lirayı aştı.Sektör, 2013 yılı itibariyle 620 sinema binası, 2 bin 170 sinema perdesi ve 271 bin 250 sinema koltuğuyla sinemaseverlere hizmet veriyor.Tuğba Özgür Durmaz | AA
'Sinemanın 100. Yılı Kutlamasına Bir Daveti Çok Gördüler'
Halit Akçatepe'ye Yüzyıllık Vefasızlık! Bugün 14 Kasım. Türk Sinemasının 100. yıldönümü. Ancak yapılan kutlamalarda öyle bir vefasızlık yaşandı ki Türk sinema seyircisinin ve Yeşilçam'a gönülverenlerin gözleri yaşardı. Hababam Sınıfı'nın unutulmaz karakteri Güdük Necmi'yi (gerçekte bu karakter Rıfat Ilgaz'ın ta kendisidir) canlandıran Halit Akçatepe kutlamalara çağrılmadı. Türk sinemasının 100. yılında hiçbir etkinliğe davet edilmeyen 'Güdük Necmi' isyan etti. Halit Akçatepe'den yüzyıllık vefasızlığa sitemini “Sinemanın 100. Yılı kutlanıyor. Ama bizlere kuru bir daveti bile çok gördüler” sözleriyle dile getirdi. Odatv'den Murat Sökdü'ye konuşan Halit Akçatepe, “70 Yıldır sinemanın içindeyim.' diyen Akçatepe, 'Neden halen bizim filmler izlenme rekorları kırıyor, şimdilerde ise yeni film ve diziler ne yapıyor düşünmek gerek. Ben 5 yaşından bu yana yani toplamda 70 yıldır sinemanın içindeyim. Türk sinemasının 100. Yol etkinliklerinde bizlere bir davet bile gelmedi.' Diyen Akçatepe şöyle devam etti: 'Ne Altın Portakal ne de Adana koza film festivali bizlere unutanlara şunu hatırlatmak istiyorum. Bizler Kemal Sunal, Tarık Akan, Ferdi Merter Fosforoğlu halkın gönüllerinde taht kurduğumuza inanıyorum. Bizlerde de halkımızın ayrı bir yeri var. Ama kuru bir daveti bile esirgeyenlere çok kırgınım. Sinema festivalleri her yerde kutlanıyor bizler yola Ferdi Merter Fosforoglu beraber başladık 5 yaşından beri beraber büyüdük ama bizler unutulduk.' dedi.HALİT AKÇATEPE KİMDİR?5 yaşında sinemayla tanışan usta aktör Halit Akçatepe 124 filmde oynadı. 4 senaryo ve 1 yönetmenlik ekibinde yer alan ünlü sanatçı sinemanın 100. Yılında unutulmuş olmalarından ötürü çok kırgın olan Halit Akçetepeyi tanıyalım. 1 Ocak 1938'de Ünye'de doğan Akçatepe, ilkokulu Refik Halit Karay Mektebi'nde okur. Babası Sıtkı Bey'dir. Konservatuar eğitimi hiç almamıştır (kendisi konservatuar eğitimiyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını belirtmiştir). Zamanın film yönetmenlerinden birinin, babasına 'bize bir çocuk oyuncu lazım' dediği zaman, babası tülüatçı Sıtkı Bey oğlu Halit'i oynatmıştır. İlk filmini 1943'te 5 yaşındayken çekti. Daha sonra ilkokul sıralarında ders görmeye başladı. Saint Benoit Fransız Lisesi'nden mezun oldu. 1959'da Rasattepe'de 1,5 yıl askerlik görevini yaptı. 1972'te Tatlı Dillim filmiyle şöhreti yakaladı. 1963'te Yasak, Gündoğarken, Semaya baktım Seni Gördüm filmlerini çekti. 1975'te Hababam Sınıfı adlı filmindeki Güdük Necmi tiplemesiyle Türk sinemasına adını yazdırmıştır.Usta oyuncunun babası Sıtkı Akçatepe ve annesi Leman Akçatepe de Türk Sineması'nda birçok yapımda rol almış oyunculardır. Özellikle babası Sıtkı Akçatepe, Hababam Sınıfı film serisinde oynadığı Paşa Nuri tiplemesiyle tanınmaktadır. Babası Sıtkı Akçatepe annesi tarafından Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devri Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın torunudur.HaberAksiyon
Reklam