Rihanna'nın Olay Yaratan 18 Cesur Kıyafeti
Yılın moda ikonu olan Rihanna'nın çoğu bayanın giymeye cesaret edemeyeceği kadar cesur olan kıyafet seçimlerini derledik.İşte Rihanna'nın gerek davet ve konserlerde gerekse günlük hayatında oldukça cesur olduğunu kanıtlayan 18 hali.
'Yılın Moda İkonu' Rihanna
Ünlü yıldız kıyafetleriyle magazin gündeminin ilk maddesi haline geldi. Yılın en önemli moda ödüllerinden biri olan CFDA (Council of Fashion Designers of America) Moda Ödülleri dün New Yorkta düzenlenen bir törenle sahiplerini buldu. CFDA (Amerikan Moda Tasarımcıları Konseyi) moda ödülleri dün akşam New York’ta yapılan törenle sahiplerini buldu. Moda ve sanat dünyasından birçok ünlü ismin katıldığı geceye Rihanna ışıltılarla kaplı transparan elbisesiyle damga vurdu. Moda ikonu ödülünü alan ünlü şarkıcı elbisesiyle ikon olma konusundaki iddiasını gösterdi. Gecede ödül alan isimler şöyle; Yılın Kadın Giyim Tasarımcısı: Joseph Altuzarra Yılın Erkek Giyim Tasarımcısı: Dao-Yi Chow ve Maxwell Osborne (Public School) Yılın Aksesuar Tasarımcısı: Ashley Olsen & Mary-Kate Olsen, (The Row) Kadın Giyim Swarovski Ödülü: Shane Gabier ve Christopher Peters (Creatures of the Wind) Erkek Giyim Swarovski Ödülü: Tim Coppens Aksesuar Swarovski Ödülü: Irene Neuwirth Geoffrey Beene Yaşamboyu Başarı Ödülü: Tom Ford Eleanor Lambert Kurucular Ödülü: Bethann Hardison Antoloji
9 Soruda GDO Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Dünden itibaren Türkiye’de binde 9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) içeren ürünlerin önü açıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iznin GDO’lu gıdalara ‘yeşil ışık’ anlamına gelmediğini, sadece yem amaçlı ithal edilen ürünleri kapsadığını savunuyor. Buna karşılık yaygın kaygı fiiliyatta gıdalarda binde 9′a kadar GDO’ya yeşil ışık yakıldığı yönünde. Peki nedir GDO; dünyada kullanımı nasıl; insan sağlığına zararlı mı değil mi? Dokuz Soruda… 1. GDO’lu besin nedir, nasıl elde edilir? GDO’lu besinler genetik mühendisliği tarafından geliştirilen yöntemlerle DNA’sı değiştirilen bitki türlerinden elde ediliyor. Bir organizmaya başka bir organizmadan DNA aktarılarak, o organizmanın DNA’sı ile oynanıp genetiği değiştiriliyor. Dünya çapında en çok mısır, soya, şeker pancarı, pamuk ve kanolanın genetiğiyle oynanıyor. 1994′ten beri ABD’deki süpermarketlerin raflarında yeri almaya başlayan GDO’lu besinlerin ilk örneği, Amerikalıların ‘Flavr Savr domatesleri’ dedikleri, daha geç olgunlaşması için genetiği değiştirilmiş olan domatesler. 2. GDO’lu besinin do ğ al besinden farkı nedir? İnsanoğlu binlerce yıldır hayvanların ve bitki türlerinin çaprazlama yöntemiyle üremelerini sağlıyor. Bu zaten doğal bir süreç. GDO’lu besin yaratmada kullanılan yöntem ise doğal yöntemden farklı olarak, organizmanın genetiğinde yapılan değişikliğin daha detaylı olmasına imkan veriyor. Yani hedefe yönelik değişim yapılabiliyor. Hem de doğal çaprazlama yöntemine oranla çok daha hızlı bir biçimde… 3. Neden GDO’lu besin üretiliyor? 1 numaralı neden, tarladaki mahsulün maruz kaldığı tarım ilaçlarına daha dayanıklı hale getirilmek istenmesi. Şu an itibariyle Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Arjantin, Brezilya ve Kanada. ABD’de yetiştirilen mısırın ve soyanın çoğu (yaklaşık yüzde 85) GDO’lu. 4. GDO’lu ürünler sa ğ lı ğ ımız için zararlı mı? Bazı biliminsanları genetiği değiştirilmiş organizmaların çaprazlama yöntemiyle geliştirilen organizmalardan daha zararlı olmadığını savunsa da, muhalif görüşteki biliminsanları GDO’lu besinlerin bilinmeyen tehlikeler içerdiğine işaret ediyor. Ayrıca genetiği değiştirilen organizmaların insanlar için alerji riski taşıdığını vurguluyorlar. Bu fikir ayrılığının başlıca nedeni, GDO alanında bilim dünyasının elinde yeterince veri olmaması. 5. GDO’lu ürünler çevre için zararlı mı? GDO’lu ürünlerin çevreye zararı konusunda da bilim dünyasında bir görüş birliği sağlanmış değil. Bu husus da biliminsanlarını iki ayrı gruba bölüyor. 6. Dünya çapında GDO’lu besinler nasıl denetleniyor? ABD’de GDO’lu besin üretimi Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından denetleniyor. Ancak bazı GDO karşıtları, kuralların yeterince sıkı olmadığından şikayetçi. Avrupa’da ise durum daha farklı. Avrupa ülkelerinde ABD’ye kıyasla daha az GDO’lu besin tüketiliyor ve bu konuda kurallar çok daha katı. Ürünler pazara sürülmeden önce sıkı incelemeden geçiriliyor. Türkiye’de ise GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasak. Türkiye’de GDO mevzuatı, Biyogüvenlik Kanunu ve bu Kanun kapsamında oluşturulan Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde yürütülüyor. Biyogüvenlik Kurulu geçmişte sadece yem amaçlı alarak kullanılmak üzere üç soya ve 14 mısır geninin ithalatına izin vermişti. 7. Gıda etiketlerinde GDO içerdi ğ i yazıyor mu? ABD’de bu konuda çıkan farklı sesler şu anda kesin bir yasanın oluşturulmasını engelliyor. Bu, üretici firmanın inisiyatifine bırakılıyor. Ama 64 ülkede genetiği değiştirilmiş besinlerin etiketlerinde bu bilginin yer alması hususunda zorunluluk var. Bunlardan bazıları Fransa, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda ve Avustralya. Hollanda ve Çin’de yapılan araştırmalar, etiketlendirme yasalarının tüketici alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmadığını ortaya koyuyor. 8. GDO’lu besin üretiminden kim kâr ediyor? Tabii ki pastanın en büyük dilimini ABD’deki tohum ve biyo-kimya firmaları yiyor. 9. GDO’lu besinler tüm dünyayı doyurabilmek için gerekli mi? Bu soru da dünya çapında bir münazara konusu. Genetiği değiştirilmiş organizmaların üretiminden kâr edenler, 2050 senesinde dünya nüfusunun 9.6 milyara ulaşacağını ve bu nedenle hızlı ve kesin sonuç veren GDO’lu besin üretiminin gerekli olduğunu savunuyor. Bu görüşe muhalif olanlar ise, GDO’lu besin üretimini hızlandırmak yerine, açlık sorununu, fakir ülkelerdeki çiftçilere modern tarım yöntemlerini öğreterek ve dünya çapında gıda israfını önleyerek doğal yöntemlerle azaltmayı öneriyor. (vox.com’daki GDO dosyasından yararlanılmıştır)Diken
Balık Etli Kadınlar Hakkında Bilmeniz Gereken 18 Şey
Kimi çevrelere göre ideal kadın kimi çevrelere göreyse şişman kadınların kendini avutma yöntemi. Ama gerçek olan bir şey var ki insanoğlu var olduğu günden beri balık etli, kıvrımlı, dolgun kadınları seve gelmiş. Yeri gelmiş kadın dediği avuca gelecek demiş, yeri gelmiş kemikleri batmayacak demiş, ama hep balık etli kadınlara olan sevdasını dile getirmiş. İşte size balık etli kadınlar hakkında bilmeniz gereken belli başlı hususlar.
Meyhanedeki Kadın, İntihar Ve Şeytan
Çok uzun zaman olmuştu Süper Restorant’ta bir şeyler içmediğim. Adı Ali olmasına rağmen ‘Hakkı abi’ diye seslendiğim garsonu bulunan meyhanede daha doğrusu. Bir zamanlar Semra’yla her pazartesi gelirdik oysa ki. Ama o İngiltereye taşınınca ben bu geleneği 1 ay kadar anca sürdürebildim. Son gidişimin üzerinden 3 yıl geçti. Sanırım. İçeriye girerken o ayrılığı hiç yaşamamış gibi hissettim. Sanki geçtiğimiz pazartesi oradaydım, sanki ‘Duvardaki Kadın‘ filmini dün izlemiştim. Girdiğimde direkt onunla göz göze geldim. Kimse de yoktu ondan başka zaten. 40′lı yaşlarında bir kadın. Belki de daha fazla. Önündeki çay bardağının yarısı rakı doluydu. Önünde de 4′te 3′ü kalmış büyük şişe. İstem dışı olarak kafamla selam verdim. Aynı hareketle cevap verdi bana. 2 yan masasına oturdum. Tavuk şiş ve 1 duble rakı siparişimi verdim Hakkı abiye. Yazının devamı için tıklayın
2014 Yazı İçin 5 Kısa Saç Modeli
Ünlü tasarımcı Coco Chanel‘e göre eğer bir kadın saçlarını kestirmek üzereyse aynı zamanda hayatını da değiştirmek üzeredir. Bu doğrultuda düşünecek olursak saç kesiminin kadınlar için sıradan bir konu olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.Bu makaleyi hazırlayan bir erkek olduğuna göre elbette ki kadınların bu noktada ki duyarlılığını anlamakta güçlük çeksem de en azından onlara, kendi üzerlerinde yaptıkları büyük değişikliklerden sonra destek olmak ve güzel sözler söylemek gerektiğinin farkındayım. 2014 yazı için 5 kısa saç modelini ünlü isimlerin fotoğrafları eşliğinde aşağıda bulabilirsiniz.