Soma Yırca’da 6 bin zeytin ağacının mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen köklenmesi Türkiye’nin gündemine otururken Çanakkale Biga Yarımadası’nda ormanlık alanlara kurulmak istenen termik santrallar 360 bin ağacı tehdit ediyor.Biga Yarımadası’nın kuzey sahillerinde ormanlık alanlara termik santral inşa etmek için yapılan 6 başvuruya bakanlık onayı çıkması durumunda kesilecek ağaç sayısı toplam 361 bin 924 olarak hesaplandı.Cumhuriyet'ten Aykut Küçükkaya ’nın haberine göre, termik santrallar 4 bin 700 dönümden daha büyük bir orman alanını kalıcı olarak tahrip edecek. Termik santralların yapılması yalnızca ormanları değil, tüm dünyada koruma altına alınan Akdeniz foklarını da tehdit edecek. Marmara’da kalan son birkaç Akdeniz foku mağarasının üzerine yapılmak istenen termik santral limanları bu fokların sonsuza dek Marmara’da yok olmasına neden olacak. Termik santralların yapılmak istendiği bölge 2013 yılında Akdeniz Foku Araştırma Grubu tarafından hazırlanan rapora göre “Önemli Akdeniz Foku Yaşam Alanı” olarak belirlenmiş. Akdeniz Fokları, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan “Kırmızı Liste”de soyu kritik derecede tehdit altında olan tür olarak sınıflandırıyor.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yapılan ÇED başvuruları şirketlerin bölgede ağaç kıyımına hazırlandığını gösteriyor. Filiz Kirazlıdere Elektrik Üretim AŞ, Sarıkaya Karaburun Elektrik Üretim AŞ, DD Elektrik Üretim ve Enerji Yat. A.Ş., Biga Enerji Elektrik Üretim AŞ, Naren Enerji Elektrik Üretim AŞ’nin birer ikişer termik santralı için yaptıkları başvurulara önümüzdeki süreçte onay çıkması durumunda yüzbinlerce ağacın katledileceği hesaplandı. Karabiga Belediye Başkanı Muzaffer Karataş, geçen hafta termik santral inşa etmek isteyen şirketler tarafından tehdit edildiğini açıklamıştı. Karataş termik santral kurmak isteyen şirket sahiplerinin kendisine “Ya siz bununla ilgili bir plan yapın ya da biz zaten daha üstten bununla ilgili planları yapar önünüze koyarız” dediklerini söylemişti.Cumhuriyet
Ünlü futbolcular FIFA'nın organize ettiği 'Ebola'ya karşı 11' kampanyasına destek verdi.Futbolcular kamera karşısına geçerek, uzmanların hazırladığı Ebola'dan korunma yollarını 11 basit sağlık kuralı şeklinde anlattılar.
Omuzlara yüklenmek yalnızca iş hayatında ilerleme kaydetmek anlamına gelen bir metafor değildir. Aynı zamanda bir iş görüşmesinde iyi bir beden dili sergileyebilmek için uygun bir yoldur.İş görüşmeleri, kötü şöhretleriyle bilinen ip cambazlıklarıdır. Kendinden emin görünmek istersiniz ama çok da rahatsız edici olmak değil, zeki ama çok bilmiş değil. Dengeyi bulmaya çalışmak, bir yandan da işi neden hak ettiğinizi açıklamaya çalışmak yeterince zor bir iş. Peki ya beden diliniz bu konuda size yardım edebilirse?Kariyer uzmanları, vücut hareketini bir kişinin karakterini belirleme konusunda bir yol olarak uzun zamandır analiz ediyor. Hangi tip hareketlerin iş görüşmelerinde önemli olduğunu belirlemek adına beden dili uzmanı olan Dr. Lillian Glass (kitabı Vücut Dili Avantajı’nda bu tip taktiklere değinmektedir), bir beden dili uzmanı ve SNAP- İlk İzlenimlerden Yararlanmak, Vücut Dili ve Karizma’nın yazarı Patti Wood ve en son kitabı Flörtleşmenin Beden Dili 2012’de yayımlanan beden dili uzmanı Tonya Reiman ile konuştuk.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) 2014 yılı 'Dünya Nüfusunun Durumu Raporu'na göre, Türkiye'de her yıl 91 bin çocuk anne oluyor.Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın (TOG) 10 yıldır uygulayıcı ortağı olduğu UNFPA'nın '1,8 milyarın gücü: Ergenler, gençler ve geleceğin dönüşümü' başlıklı 2014 yılı raporu, dünya ile eşzamanlı olarak bir basın toplantısıyla açıklandı.Dünya Nüfusunun Durumu Raporu'na göre; dünyada hayatta olan genç nüfus sayısı 1,8 milyara ulaşırken, milyonlarca genç okula gitmiyor, gitse de öğrenme için gerekli asgari kritik seviyelere dahi ulaşamıyor. Gelişmekte olan bölgelerde gençlerin yüzde 60'a kadarı çalışamıyor ya da sadece düzensiz işlerde çalışıyor ve okuyamıyor. 500 milyondan fazla genç, günde 2 doların altında hayatta kalmaya çalışıyor. Yoksul ülkelerdeki gençler, giderek derinleşen dijital uçurumlardan dolayı modern ekonomilerde iş yapabilmek için gerekli teknolojik olanakların dışına itiliyor.Gençler, kendi ihtiyaçlarının en iyi şekilde nasıl karşılanabileceğine dair karar alma süreçlerinin dışında kalıyor. Yüksek yoksulluk riskiyle karşı karşıya olmalarına rağmen gençler, her üç ülkeden 2'sinde ulusal yoksulluk azaltma stratejileri ve kalkınma planları hazırlanırken, sürecin tamemen dışında bırakılıyor. Her gün 18 yaş altı 39 bin kız çocuğu evlendiriliyor.'15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 28 doğum düşüyor'Türkiye, 76,6 milyonluk nüfusunun dörtte birini oluşturan gençlerle (19 milyon) Avrupa'nın en genç nüfuslu ülkesi konumunda bulunuyor. Genç nüfusun yüzde 14,2'si evli. Türkiye'de geçen yıl boşanan genç erkeklerin yüzde 53,1'i, genç kadınların ise yüzde 35,3'ü, ilk yılında evliliklerini bitirdi.Ülkede, 19 yaşın altındaki evli 6 gençten ancak biri etkili gebeliği önleyici yöntem kullanırken, Türkiye'de 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 28 doğum düşüyor.'Genç kadınlar internete daha az erişiyor'Rapora göre, Türkiye'de genç kadınlar internete daha az erişebiliyor. Her 5 genç erkekten 4'ü internet kullanırken, bu oran genç kadınlarda yüzde 55 seviyesinde bulunuyor.
Günümüzde, kadın diyetlerinin kalp hastalıkları ve belirli kanser türleri ile benzeri birçok sorunu içeren kronik rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olduğunu kanıtlayan, kadınlara odaklanmış pek çok yeni çalışma bulunuyor. USA Rice Federation, yapılan araştırmalar sonucunda pirincin, her yaştan kadının sağlığı için büyük önem taşıyan folik asit ve demir gibi besin öğelerini içeren lifli bir besleyici diyet içeriği olduğu bildiriyor.Beslenme araştırmacıları, düşük karbonhidrat diyeti modasının, kadınların folat düzeylerindeki düşüşün olası nedenlerinden biri olduğuna işaret ediyor. Kadınlar, aynı zamanda vücuttaki demir azlığının neden olduğu demir eksikliği anemisine de yatkın. Yeterli demir olmadığında, vücut kırmızı kan hücreleri için yeterli hemoglobini üretemiyor. Aneminin bu en yaygın biçimi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kadınların yaklaşık beşte birini ve hamile kadınların yarısını etkilemekte ve yorgunluk ve güçsüzlükten nefes darlığına, baş ağrılarına ya da konsantrasyon kaybına kadar çeşitlenen semptomlara neden oluyor.Amerikan Diyet Derneği'nin Kadın Sağlığı ve Üreme Beslenmesi başkanı, tescilli diyetisyen Jeanne Blankenship 'ABD'deki kadınların çoğunluğu hala günlük demir ve folik asit gereksinimlerini karşılamıyor ki, bunlar kadınlar için kritik önem taşıyan iki besin öğesidir,' diyor. Ve şöyle devam ediyor: 'Pirinç, kadınlara folik asit alımı için harika bir yol. Pirinç, yağsız et ve az yağlı süt ürünlerinden, meyvelere, kuruyemişlere ve sebzelere kadar eşlik ettiği birçok yemeğe besin öğeleri, kıvam ve lezzet katar.'Yaşam Döngüsünde Folik AsitFolik asit aynı zamanda, bazı araştırmalar tarafından kalp krizi ve beyin kanaması dahil kalp hastalıklarında bir risk faktörü olduğunu gösterilen kan homosistein düzeylerini düşürmeye de yardımcı oluyor. Amerikan Kalp Derneği'nin yayını Circulation'da yayımlanan araştırma, folik asit zenginleştirmesinin beyin kanamasından kaynaklanan ölümleri azaltmaya yardımcı olduğunu da kanıtlıyor. Daha yakın tarihli araştırmalar ise, folik asidin Yumurtalık kanseri ve Alzheimer da dahil belirli kanser tiplerini önlemeye yardımcı olduğunu ileri sürüyor.
Büyük volkanları, patlayan gayzerleri, buzulları, ve görkemli şelaleleriyle İzlanda, gezegenimizin en ilgi çekici bölgelerinden birisi. Bir çok fotoğrafçının çok özel fotoğraflar çekebilmek için mutlaka ziyaret ettiği bu seyrek nüfuslu İskandinav ülkesi son yılların en popüler turizm odağı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Sıra dışı bir şeyler görmek istiyorsanız gitmeniz gereken adres kesinlikle İzlanda...İyi eğlenceler dileriz...
Manisa CBÜ Tıp Fakültesi üroloji Anabilim Dalı Öğrenim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen ve ereksiyon bozukluğu yaşayan erkeklere yapılan operasyonla takılan penil protezin, Amerika ve Avrupa Birliği'nden sonra Türkiye'de de sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmaya başlandığını söyledi.Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, erektil disfonksiyon hastalarına uygulanan farklı tedavilerin sonuç vermemesi durumda penil protez operasyonlarının SGK tarafından ödenmeye başladığını belirtti. Prof. Gümüş; Amerika, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından karşılanan penil protezin, Türkiye'de de SGK kapsamına alınmasıyla erkekler arasında sık görülen bir sağlık sorunun çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Erektil disfonksiyon hastalığında tedavi yöntemlerinden birinin de penil protez operasyonları olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Medikal tedavilere cevap vermeyen, diabetik hastalara, pelvik cerrahi geçiren ve ereksiyon problemi yaşayan hastalara uygulanan penil protezleri SGK tarafından karşılanmaya başlandı' dedi.YAŞ SINIRI YOKPenil protez için herhangi yaş sınırı olmadığını belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, uygun endikasyonu taşıyan ve protezi kullanabilecek olan hastalara operasyonun başarıyla gerçekleştirildiğini vurguladı. Özellikle orta yaş grubu hastaların (55-65) operasyonu daha çok talep ettiğini belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Cinsel hayatının kötüleştiğini ifade eden hastaların psikolojik durumlarında da bozulmalar olmaktadır. Ereksiyon bozukluğu yaşayan hastada, gerginlik, öfkelenme, kendine güven kaybı ve depresyon sorunları sıkça rastlanmaktadır. Buna karşılık depresyonda olan hastaların ortalama yüzde 70'inde cinsel hayatlarında azalma ve çeşitli derecelerde bozulmalar meydana gelmektedir' diye konuştu.EGELİLER CİNSEL KONULARDA DAHA HASSASCinsel aktivitelerinde azalma ve bozulma olan her hastanın doğru tedavi uygulamalarından faydalanması için bir uzmandan yardım almasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, 'Türkiye'de hastalar çoğunlukla sosyal yaşam ve evlilik hayatlarındaki kötüleşmenin seviyesine göre doktora gitme ihtiyacı duyuyor. Ayrıca, ülkemizde doktora başvuru durumu sosyokültürel seviyeyle paralel orantıda ilerliyor. Bu anlamda doktora başvuru bakımdan Ege bölgesi oldukça iyi durumda. Türkiye'de cinsel sorunlarda en çok Ege Bölgesi'nde yaşayanlar doktora başvuruyor' dedi. SGK tarafından ödenen mutluluk çubuklarının 15 bin lira olduğu belirtilirken, uygulamanın iki ürolog ve bir endikronoloji uzmanının vereceği raporla 3'üncü Basamak Üniversite hastanelerinde yapıldığı belirtildi.DHA
Yüzleri ve isimleri hatırlamak için beynimizin aynı şekilde çalıştığını düşünürüz; fakat uzmanlar bu iki sürecin birbirinden tümüyle farklı işlediğini belirtiyor.“Yüzleri çok iyi hatırlarım ama isimler konusunda çok kötüyüm” cümlesini sık sık duyarız. Fakat yaygın kullanılan bu ifade ne kadar doğru? Hafıza psikolojisine ufak bir yolculuk yapıp yüzler ve isimlerle ilgili hafızanın nasıl çalıştığına bir bakalım.İnsanların yüz tanıma konusunda uzman olduğu doğrudur. Birçoğumuz binlercesini tanırız ve bu işi otomatiğe bağlanmışçasına yaparız. Nörologlar bunu zor bir işin kolaymış gibi görünmesi olarak değerlendirir. Çünkü beyinde bu görev için ayrılmış çok sayıda mekanizma vardır.Beynimizde yüz tanıma görevini yerine getiren bir bölüm vardır; kısaca FFA olarak adlandırılan bu bölüm kulaklarımızın arkasında bulunan temporal lop bölgesinde yer alır. Bu bölgede herhangi bir hasar meydana gelmesi halinde, görmenizde bir sorun olmasa bile insanları yüzlerinden değil, ancak seslerinden ve giysilerinden tanıyabilirsiniz. Beynin bu bölgesindeki zayıflığın kalıtsal olması da söz konusu. Prospagnozi adı verilen ve yüz körlüğü olarak tanımlanabilecek bu durumda tüm aile fertleri, birbirlerinin yüzleri de dahil hiçbir yüzü tanıyamaz.Fakat ne ilginçtir ki isimleri hatırlamak için benzer bir alan yoktur beynimizde. Sadece kelimeleri hatırlama göreviyle yükümlü bölgeler vardır; isimler de zaten özel kelimelerdir. Bu bölgelerde meydana gelen bir hasar sonucunda isimleri de kelimeleri de hatırlamakta zorluk çekeriz. Örneğin muzu tanır, onun lezzetini bilir, hatta muzlu pasta tarifi bile yapabilir, ama adını hatırlamayız.Yüzleri tanımak ve isimleri hatırlamak için kullanılan hafıza işlemi birbirinden farklıdır. Yani iki farklı psikolojik işlem devreye girer: Tanımak ve hatırlamak.Örneğin bir partide konukların yüzlerine bakarken biriyle göz göze geldiğinizde “Bu kişiyi tanıyor muyum?” diye kendinize sorduğunuzda buna yüz tanıma işlemi denir ve vereceğiniz cevap ya “evet, tanıyorum” ya da “hayır, tanımıyorum” olacaktır.Daha sonra bir tanıdığınızla konuşurken onu başkalarıyla tanıştırmanız gerektiğinde hafızanın isim hatırlama kısmı devreye girecek, gördüğünüz bir şeyi tanımak değil, daha önce öğrenmiş olduğunuz bir şeyi hatırlamak söz konusu olacaktır. Burada basit “evet/hayır” yanıtı işe yaramayacak, bizzat ismin ne olduğunu hatırlamanız gerekecektir.Yani şöyle de diyebiliriz: Yüzler verili bir bilgidir; baktığımızda orada görürüz; yapmamız gereken tek şey onları daha önce görmüş olup olmadığımızı bilmektir. Oysa isimler hafızada saklıdır ve onlarla ilgili daha zor bir psikolojik işlem yapmamız, arayıp bulmamız gerekir.İsimleri hatırlama konusunda iyi değilseniz uygulayabileceğiniz bazı yöntemler vardır. Hafızayla ilgili deneyler, kendinizi zorlayarak hatırlamaya çalışmanın işe yaramadığını göstermiştir. Hatırlamaya çalıştığınız şeyi tekrarlamak ve onunla ilgili bağlantılar kurmak daha yararlı olacaktır.Yani isimleri hatırlamak istiyorsanız, biriyle ilk tanıştığınızda konuşma içinde ismini sık sık tekrarlamanız gerekir. İsmini mutlaka hatırlamanız gereken biri varsa onlarla ilgili bir özelliği tespit edip isimleriyle birlikte bu özelliği zihninizde çarpıcı bir görsel imgeyle birleştirmek yararlı olacaktır. Örneğin Jennifer isimli bir kadınla tanışıp onun Alaska’dan geldiğini öğrendiyseniz ve o bölge soğukluğuyla ünlüyse onu kar içinde kürk giymiş bir halde hayalinizde canlandırabilirsiniz (kürk İngilizce ‘fur’ demektir, yani JenniFUR bağlantısı). Böylece bir daha kimsenin ismini hatırlamadığınız için utanmanız gerekmeyecektir.BBC Türkçe
Arkeoloji okumasanız da derslerden vizelerden fırsat buldukça gezinilesi bir yapı; Tarihe meydan okumuş, dimdik ayakta kalan bu yapıların arasında gezerken kendinizi arkeolog gibi hissedeceksiniz. Keşfettikçe daha derine inme isteğine kapılacaksınız.
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Sevgili bas gitarist kardeşim, yanlış anlama sakın, seni çok seviyoruz. Ama caps’lere konu olan yalnızlığının da farkındayız. Sence neden olmuyor? Vokalist, gitarist ve davulcu çifter çifter sevgili bulurken sen neden bulamıyorsun? Hiç düşünmedin mi?
İstanbul, görmek isteyene o kadar çok güzellikler sunuyor ki, günlük hayatımızda yer etmiş koşuşturmadan, telaştan, şehrin güzelliklerinin keyfini yeteri kadar süremiyoruz. Biraz açımızı değiştirirsek belki faydası olur diye düşündük. Sizler için İstanbul'u kuş bakışı izleyebileceğiniz 10 bar ve restaurant'ı listeledik. Şimdiden iyi seyirler;
Avustralya merkezli insan hakları kuruluşu Walk Free tarafından yayımlanan 'Küresel Kölelik Endeksi'nde Türkiye 105'nci sırada yer aldı. 167 ülkenin yer aldığı raporda Türkiye'de 190 bin kadar kişinin kölelik koşullarında çalıştırıldığı öne sürüldü.Örgütün araştırması, modern dünyada 'köleliğin' hâlâ devam ettiğine işaret ediyor.Kuruluşun yayımladığı raporda, insan haklarına aykırı çalışma koşullarına gönderme yapılarak, dünya genelinde yaklaşık 36 milyon kişinin 'köle' olarak çalıştırıldığı belirtildi. Bu sayı, dünya nüfusunun bin'de beşine karşılık geliyor.
Dövmesi olan ya da dövme yaptırmayı düşünenlerin bunu neden yaptıklarını merak ediyor musunuz? Dövme yaptırdıktan sonra oluşan mahalle baskısından sıkılıp 'Beni de anlayan var mı?' diye mi düşünüyorsunuz? İşte o zaman bu liste tam size göre. 20 Maddede dövmenin hayatla ne kadar içli dışlı olduğunun kanıtı bu listede.Keyifli seyirler!..
Vizyona girmesine ramak kala yayınlanan 'Grinin Elli Tonu' filminin yeni fragmanı cesur sahneleri ile dikkat çekti. Filmin ana karakterleri Anastacia Steele (Dakota Johnson) ve Christian Grey'in (Jamie Dornan) arasındaki ateşin yeteri kadar hissedilmediği, bu nedenle seks sahnelerin tekrar çekildiği belirtildi. Sevişme sahneleri için yeniden sete dönmek zorunda kalan oyuncuların yeni görüntüleri kısa sıra önce yayınlanan yeni fragmana yansıdı. 14 Şubat 2015 Sevgililer Günü'nde vizyona girecek olan filmin fragmanı karşınızda.