Açlık Hissini Yatıştırmanın Yolları
Canınız sürekli bir şeyler mi atıştırmak istiyor, özellikle hamur işleri ve şeker gibi kalori oranı yüksek yiyecekleri mi canınız istiyor,üstelik bu atıştırmaların sonucu kilo mu alıyorsunuz? Bazen fiziki bazen de duygusal sebeplerle aç hisseder ve yemek yeme isteği duyarız. Bu yüzden, açlık hissini tetikleyecek hareketlerden kaçınmamız gerekir. Peki nelere dikkat etmeliyiz? Güne Kahvaltıyla Başlayın Sıkı bir kahvaltıyla güne başlamanız demek; metabolizmanızı hızlandırıp daha az acıkmanız demek! Kahvaltı alışkanlığınız yoksa 1 kase yulaf ezmesini biraz sütle karıştırıp tüketebilirsiniz. Ekmeğinize Dikkat Edin Light ekmeklerin kalorisi düşük olabilir ama sizi tok tutmayacağından emin olabilirsiniz. Ekmeğinizi tam tahıllı ekmeklerden seçin; özellikle çavdar ekmeğini tercih edin. Şekerli İçeceklere Son Verin Gazlı içecekler, yapay meyve suları… İçlerindeki mısır şurubu sizin daha fazla acıkmanıza ve vücudunuzun yağlanmasına sebep olur. Alışverişe Tok Çıkın Açken yaptığınız market alışverişleri evinize bir çok abur cuburu taşımanıza neden olur. Bu yüzden market alışverişinizi tok karnına yapın. Spor Yapın Spor yapmak endorfin salgılamanızı sağlar, salgılanan endorfin de açlık hissi nizi giderir. Aç hissettiğinizde hafif egzersizler yapın ya da yürüyüşe çıkın. Loş Ortamlardan Kaçının Araştırmalara göre loş ortamda açlık hissi fazlalaşıyor ve ;
Doğru Oje Sürmenin 5 Püf Noktası
Bakımlı ellerin sırrı, doğru manikür ve güzel sürülmüş bir ojeden geçiyor. Peki, oje sürmekte yeterince başarılı mısınız? Kadınlive Kadın olarak, oje sürmenin 5 püf noktasını sizini çin yazdık. Bu püf noktalarıyla artık tırnak bakımınıza para ödemenize gerek kalmayacak. İşte doğru oje sürmenin 5 püf noktası.. İşte, doğru oje sürmenin püf noktaları … Tırnaklarınızı hazırlayın Oje sürmeden önce tırnaklarınıza manikür yapmayı ihmal etmeyin. Kötü duran tırnak etlerinizi temizleyin ve daha önce sürdüğünüz ojenin tırnağınızın köşe kısımlarında kalan lekelerini mutlaka çıkarın. Ne çok fazla ne çok az! Oje sürerken fırçanıza ne çok az ne de çok fazla oje gelmemesine dikkat edin. Özellikle tırnak etlerinin kıvrımlı kısımlarına çok oje sürmemeye özen gözterin. Fırçanızda fazla oje olursa, tırnak kenarlarınızdan oje taşar ve kötü bir görüntü oluşur. Tırnak etrafındaki deriye dikkat! Tırnak etrafını çevreleyen derinize oje sürmemeye dikkat edin. Fırçanızı yalnızca tırnağınızın üzerinde gezdirmeye özen gösterin ve tırnağı çevreleyen deri kısmına oje fırçasını çok yaklaştırmayın. En fazla 2 ya da 3 kat Bazı ojeleri yapıları gereği en az iki kat sürmek gerekiyor. Ancak bu sayıyı 3′ten yukarıya çıkarmamalısınız. Çünkü oje katmanları arttıkça tırnaklarınız hem daha uzun sürede kuruyacak hem de kalın olduğu için bozulması çok daha hızlı olacaktır. Ayrıca ojenizin ilk katı kurumadan 2. katı sürmeye başlamamalısınız. Parlatıcıyı unutmayın Ojeniz kuruduktan sonra daha parlak görünmesini istiyorsanız, mutlaka cila ya da şeffaf parlatıcı sürün.
En İyi Boya Uygulaması İçin Bilinmesi Gerekenler
Uygulamalar sırasında KKD(kişisel koruyucu donanım) kullanınız. Baret, toz maskesi, iş gözlüğü, eldiven, koruyucu ayakkabı vb.Boyanmasını istemediğiniz alanları koruma altına alınız. Kapı, pencere doğramalarını, parke süpürgeliklerini, elektrik prizlerini kaliteli maskeleme bandı ile kaplayınız, aksi taktirde duvar yüzeylerinde soyulma ve/veya anahtar prizlerinde zamk lekeleri kalabilir. Geniş alanları ve eşyaları koruma örtüsü ile kapatınız.Gevşek durumdaki parçaları yüzeyden uzaklaştırınız, yüzeyi tozdan, kirden arındırınız.Yüzeyde çatlak, çukur, çivi deliği gibi bozukluklar varsa, seçeceğiniz son kat boyaya ve yüzeye uygun macunlarla tamirat yapınız. Bu konuda üretici firmadan destek isteyiniz.Parlak yüzeyleri astar ve boyadan önce zımparalayınız ve hafif nemli bezle yüzeyin tozunu alınız.Kullanmadan önce astar ve boyayı iyice karıştırınız.Yüzeye uygun astar kullanınız. Bu konuda üretici firmadan destek isteyiniz.Boya seçiminde üretici firmadan destek isteyiniz.Macunlu, düzgün yüzeylerde geniş alanlarda saten rulo kullanınız.İç cephelerde boyama işlemine tavanlardan başlayın. Duvarlar ile devam edin. Sonrasında kapı-pencere ve gerekli ise radyatörleri boyayın.Duvarları boyarken öncelikle köşe noktaları, tavan-duvar birleşim noktalarını kestirme fırça ile boyayıp, sonrasında beklemeden geniş alanları rulo ile boyayınız.Ürün etiket bilgilerini mutlaka okuyunuz. Ürün inceltme, kuruma süreleri ve kullanım şartlarını etiket bilgilerine göre yapınız.Uygulama tamamlandıktan sonra uygulama araçlarını boyanın incelticisi ile temizleyiniz.Artan boyaların tekrar kullanılabilmesi için, sentetik boyaların üzerine bir-iki parmak yüksekliğinde yüzeyin hava ile temasını kesecek şekilde sentetik tiner, su ile incelen akrilik ve plastik boyaların üzerine su ilave edilip karıştırılmadan kapağı sıkıca kapatılarak saklanmalıdır.Gece boyaya ara vermek durumundaysanız, fırça ve rulolarınızı kurumaması için naylon poşetlerle veya streç filmle hava almayacak şekilde sarınız.Boya kutularının çok iyi kapandığından emin olun ve rulo kaplarını temizleyin.İç mekan boyarken, odaları bol bol havalandırmayı ihmal etmeyin. Boya yapılan alanda açık ateş bulundurmayın, sigara içmeyin. Gözlerinizi ve cildinizi dökülen boyalardan korumaya çalışın. Boyadan önce açıkta kalan teninize nemlendirici uygulamanız dökülebilecek boyanın çok daha kolay temizlenebilmesini sağlayacaktır.Boya sonrası temizliği daha çabuk bitirmek isterseniz, kabınızı boya dökmeden önce büyük bir parça alüminyum folyo ile kaplayabilirsiniz. Boyadan sonra tek yapmanız gereken folyoyu çıkarıp atmak olacaktır.Maskeleme bantlarını boya biter bitmez çıkarmayı unutmayın. Bant zamanla yapıştığı yerde kuruyacak ve sonradan çıkarılsa bile yüzeyde yapışkan kalıntılar bırakacaktır.Gün içinde ara verdiğinizde fırça ve rulolarınızı boya içinde bırakmayın. Ambalaj kapaklarını mutlaka kapatın.+5oC ile +30oC arasındaki sıcaklıklarda uygulama yapılmalıdır.Yağmurlu havalarda dış yüzeylere uygulama yapılmamalıdır. Uygulamanın 12 saat öncesinde ve sonrasında yüzeyler yağış, aşırı nem-çiğ, don etkisinden korunmalıdır. Yüzeyler tamamen kuru olmalıdır.Direkt güneş ışığı ve rüzgar esintisi olan durumlarda boya uygulanmamalıdır.Ürün etiket bilgilerinde belirtilen inceltme oranlarına uyulmalıdır. Ürünün gereğinden fazla inceltilmesi örtücülük, rulo izi, dalgalanma problemlerine neden olur. Ürünün gereğinden az inceltilmesi ise kalın uygulama riski oluşturur. Kalın uygulanan boyada ise çatlamalar olabilir.Grenli / Tekstürlü boya uygulamalarında posteki rulo ya da dış cephe rulosu ile yüzeye malzeme homojen olarak dağıtılmalı sonra mercan rulo ile desen verilmelidir.Sıcaklığın yüksek olduğu hava şartlarında gölge olan cephelerde uygulama yapılmalı, saat 11.00-16.00 arası uygulama yapılmamalıdır.
14 Ağustos 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Üstün Yaratıcılığa Sahip Kişilerde Görülen 17 Farklı Davranış Biçimi
Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır. Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor. Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok. Psikolojik açıdan bakıldığında da, yaratıcı kişilikleri belirlemek çok zordur. Zira bu kişiler genelde karmaşık ve çelişkili davranışlar sergiler ve alışkanlıklardan ya da rutin işlevlerden uzak durmaya çalışır. Bu sadece “acı çeken sanatçı” şablonu da değildir – sanatçılar belki de daha zor anlaşılan kişilerdir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor. Yaratıcılık konusunda uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalar yapan New York Üniversitesi Profesörlerinden Scott Barry Kaufmann, Huntington Post’la yaptığı söyleşide “Aslında yaratıcı kişilerin kendi kendilerini anlayabilmeleri de çok zordur. Zira yaratıcı benlik yaratıcı olmayan benlikten çok daha karmaşıktır. En belirgin şekilde ortaya çıkan özellikler, yaratıcı benliğin çelişkileri ve tutarsızlıklarıdır…. Hayal gücü yüksek olan kişilerin zihinleri daha karmaşıktır” diyor. Yaratıcı kişiliğin “tipik” bir tarifi olmasa da, üstün yaratıcılığa sahip kişilerde belli davranışlar ve karakter özellikleri görüldüğü kabul ediliyor. Bu kişilerde görülen 17 farklı davranış biçimi aşağıda yer alıyor:
Reklam
Her Durumda Ayrı Bir Gözyaşı Salgıladığınızı Kanıtlayan ''Gözyaşı Topoğrafyası'' Çalışması
Lynn Fisher farklı duygular hissedilirken akan gözyaşlarının da farklı olabileceğini düşündü ve gözyaşlarını mikroskop altında incelemeye karar verdi.  100 farklı gözyaşını inceledikten sonra  mutluluk, soğan doğrama, acı, öfke, reddedilme, azim, kahkaha, esneme, doğum ve yeniden doğum gözyaşlarının her birinin farklı bir yapısı olduğunu fark etti. Fisher bu çalışmaya ''Gözyaşı Topografyası'' adını vermiş. Smithsonian Sanat ve Bilim Üniversitesi'nden Joseph Stromberg'in bulgularına göre; Gözyaşları bilimsel olarak üçe ayrılıyor. Korneayı kaygan tutmak için düzenli olarak salgılanan bazal gözyaşı; keder ya da sevinç gibi duygusal anlarda gelen psişik gözyaşı; ve toz, soğan ya da biber gazı gibi maddelere tepki olarak salgılanan refleks gözyaşı.  Her bir kategorideki gözyaşları farklı moleküller taşıyor, örneğin psişik gözyaşları doğal bir ağrıkesici sayılan leucine enkephalin adlı protein bazlı bir hormon içeriyor. Ayrıca mikroskop altında incelenen örnekler büyük oranda kristalize tuz olduğundan gözyaşlarının kuruma ortamı da farklı şekiller doğuruyor.  İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Kırılmış Saksılarla Yaratılan 16 Muhteşem Sanat Eseri
Kırılmış saksıları atmak yerine birbirinden yaratıcı çalışmalara imza atanların yarattığı 16 sanat eseri, saksılara bakış açınızı değiştirecek. Hatta aranızda bilerek saksılarını kırmak isteyenler bile çıkacak.  Unutmayın ki; yaratıcılık içinizde!
Beklenen Motosiklet Kaskı Satışa Çıkıyor
Hızla gelişen teknolojiden motosiklet kaskları da nasibini aldı. Arkadan gelen aracı görememe sorunu motosiklet sürücülerinin en çok sıkıntı yaşadığı olaylardan biri olarak biliniyor. Her ne kadar ayna da olsa motorun çevikliğinden dolayı arkadan gelen araçlar gözden kaçabiliyor. Skully , işte tam da bu soruna çözüm getiriyor. Skully AR-1 adını taşıyan akıllı kaskı motorculara güvenli sürüş vaat ediyor. İleri teknolojiye sahip olan bu kask Indiegogo'daki bağış hedefine 30 günlük kampanya sonrasında ulaşabildi. İstenilen bağışı alan ürün nihayet 1499 dolar fiyat etiketi ile tarihinde tüketicilerin beğenisine sunulacak. Söz konusu kaskın marifetlerinden bahsetmek gerekirse; Ürün, arka tarafında barındırdığı 180 derece görüş açılı kamera sayesinde sürücülere yardımcı oluyor. Kamera yaklaşık 10 metre uzaklığı gösterebiliyor. Bu sayede sürücüler kör noktaları bile çok rahat bir şekilde görebilme fırsatı yakalıyor. GPS, hoparlör, mikrofon ve ses kontrolü gibi özellikler barındıran kask, yaklaşık dokuz saat pil ömrü sunuyor. Son olarak firmanın CEO'su Marcus Weller , bu kaskı 2011 yılında geçirmiş olduğu motosiklet kazası sonrasında yapma kararı aldığını açıkladı.teknokulis
Reklam
Reklam
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinin En Efsane 5 Hocası
2 saatlik hasta gezintisinin ardından 'köpeğin dalağını alsak koşar mı' gibi bir soru sorabilen ve karşılığında ciddi bir cevap bekleyen tuzaklarla dolu cerrahi hocası. köpeklerde dalak yokmuş.Sözlü sınavda öğrencilerin ameliyata girip girmediğini anlamak için ameliyatla ilgili bir soru sormak yerine 'ameliyathane duvarlarının rengini' sorarak öğrencilere nasıl bir belayla karşı karşıya olduklarını anında belleten hocadır aynı zamanda..
Reklam
13 Ağustos 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
'SİT Alanlarına HES'in Önü Kapatılmadı, Açıldı'
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’nin dünkü sayısında “Doğal Sit Alanlarında Planlanan Hidroelektrik Santralleri Projelerinin Gerçekleştirilmesine Yönelik İlke Kararı” yayınlandı. Haber medyada 'Doğal sit alanlarında HES izni yok' diye yer alsa da, karar gerçekte belirli istisnai kriterleri taşımayan doğal sit alanlarında HES'lerin yapılmasına izin veriyor. Yani SİT alanları yeniden derecelendirilerek, HES projelerine yeniden izin vermenin önü açılıyor. Evrensel'e konuşan Dersim'deki pek çok çevre davasının avukatlığını üstlenen Barış Yıldırım, mevcut yasalara göre sit alanlarına HES projelerine zaten izin verilmediğini ifade ederek, bu süreci ardı sıra çıkan Milli Parkları, sulak ve ormanlık alanları yapılaşmaya açan yönetmeliklerin bir devamı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Karadeniz'deki HES davalarının avukatlığını yapan Yakup Okumuşoğlu da yaptığı açıklamada, ilke kararı ile 'Doğal sit alanlarında HES yapmanın önü kapatılmış' algısı yaratıldığını söyleyerek, 'Gerçek bunun tam tersidir. Bu karar ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uzun süredir üzerinde düşündüğü doğal sit alanlarını enerji projelerine açma girişimini başlatmış oldu. HES yapılmaması için aranan ekstra özelliklerin çok sınırlı sayıdaki alanı koruyabileceğini, ilke kararı ile gelen ekstra ekosistem ve türler açısından özellik arayışına gidilirse örneğin Karadeniz de hiçbir doğal sit alanı korunamayacağını söylemek mümkün' diye konuştu. Doğa Derneği de, kararı Anadolu doğasını yok oluşa götüren mevzuat değişikliklerinin son halkası' olarak değerlendirdi. Dernek, 'Bu karar, bugüne kadar HES'lere karşı verilen birçok hukuki mücadelenin altlığını yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu karar ile, Alakır, Fırtına, Fındıklı, Papart gibi birçok vadide HES'lerin önü tamamen açılacaktır' diyerek, karara karşı hukuki mücadele başlatacaklarını ifade etti. Arkitera
Aşk Hakkında İlginç 10 Gerçek
Aşk yaşadığımız en önemli duyguların biridir. İnsan beyni doğası gereği yalnız kalmayı ve ret edilmeyi bir tehdit olarak algılar. Hem biyolojik hem de kültürel nedenlerden dolayı, çoğumuz kalıcı bir aşk ilişkisi gerekliliğine inanırız. Oysa, gerçekte ne sevgi mutlaka kalıcı ve değişmez bir durumdur ne de kendimizi dışında tutabileceğimiz bir şey değildir. Aksine, sevgi içimizde bir yerde pusu kurmuş yatar, kalbimizi açmaya her zaman hazırızdır. Uzun süreli ilişkiler ise kendiliğinden devam eden bir ilişki biçimi değildir, özveri ister ve istekli olmak gerekir. Aşkla ilgili yapılan araştırmalar ise konunun düşündüğümüzden daha karmaşık olduğunu gösterirken, ilginç sonuçlar ortaya çıkarıyor:Aşk Tutkudan FarklıdırFiziksel çekim iki kişi için mutlaka gerekli bir durum. Ancak duygusal aşk ve tutku birbirinden farklıdır. Her zaman ilk görüşte çok hoşlandığımız birisi ile uzun süreli ilişki yaşayacağımızın garantisi yoktur. Beyin üzerinde yapılan gerçek zamanlı bilimsel çalışmalar gösteriyor ki tutku ve heyecan beynin ödüllendirme ile ilgili bölümünü aydınlatırken; aşk empati ve önemseme ile ilgili bölümlerinin uyarılmasına neden olur.Aşk bir anlık duyguyu ve bir ömürlük hissi aynı anda hissettirirYeni çalışmalar gösteriyor ki aşkı bir anda ve çok yoğun bir hisle yaşıyoruz. Bu karşılıklı iki kalbin ritminin hızla artık bir süre aynı anda atması demek demek oluyor. Bu ilgin anda iki kişi sanki bir ayna karşısındaymış gibi birbirlerini jest ve mimiklerini, hareketlerini taklit eder. İlginçtir ki bu durum ağrıların azalmasına ve acıların hissedilmemesine dahi sebep olur.İyi bir takım olmakUzun süre ilişki yaşayan çiftlerin katıldığı araştırmalar gösteriyor ki çiftler davranışları ile birbirini destekler ve gelişimine pozitif katkı sağlar. Bu katkı birlikte geçirmedikleri zamanlarda aynı şekilde devam eder.Aşk, Kapasitemizi GeliştirirAşık olan çiftlerle yapılan araştırmalar beynin şefkat ve öz-sevgi bölümlerinin aşk ile birlikte kapasitesini arttırdığını ve beynin alfa dalgalarının farklı bir ritim ile yayıldığını gösterir. Aşkın Aşkın pozitif etki yaratarak beynin korku merkezine baskı yaptığı kanıtlanmıştır.Aşk Sadece Kafanızda DeğildirUzun süren çalışmalar gösteriyor ki sağlıklı bir vücut için aşk gerekli. Yalnızlık ve sosyal bağların kopuk olması sigara kadar sağlığımız üzerinde tehlikeli etkiler yaratır. Bir guruba üye olmak ve ait olma hissi bu etkiyi azaltır. Özellikle erkekler için evlilik sağlığı pozitif etkilerken, yaşam süresini uzatır. Belki de eşlerinin hazırladığı güzel yemekler ve doktor randevularını takip ederken hassas olmaları bu durumu doğuruyor olabilirEğer Aşık Olmak İstiyorsak OluruzKabul edelim ki herkes sevmek ve sevilmek ister. Aidiyet duygusu ve takdir edilme bizi geliştiren önemli etkenlerdir. Bu nedenlerden ötürü aşık olmadan yaşamak ya da aşktan uzak durmak neredeyse imkansız. Çünkü aşk psikolojik bir ihtiyaçtır.Aşk Her Zaman Aynı Yoğunlukta OlmazBirisini çok seviyor olmak başkalarını sevmeyeceğiniz anlamına gelmez. Hatta birisine aşık olduğumuz zaman bir çok insana yaklaşımınız pozitiftir ve daha sevgi doludur.Aşk Koşulsuz DeğildirSevgi de tüm davranışlarımızda olduğu gibi bazı karşılıklar bekler ve koşulsuz değildir. Emniyet ve güven duygusu aşkın ön koşuludur. Birisinden hoşlandığınız zaman beynin “savaş ya da kaç” alarmı kapanır. Geçmişinde travmalar bulunan bireyler bunun için daga farklı tepkiler de geliştirmiş olabilir. Güvende hissetmek aşk için yeterlidir.Aşk BulaşıcıdırYaşadığınız sevgi, gördüğünüz şefkat ve ilgi başka insanlar için ilham kaynağı olabilir. Hissettiğiniz duygular çevrenizdeki yalnızları da etkiler ve aşk aramaya iter. Sizin mutluluğunuz onların ilhamı olur.Aşk Her Zaman Sonsuz DeğildirAşk her zaman sonsuz değildir, ancak bunu sonsuz kılabilirsiniz. Çünkü insan bir önceki günden farklıdır ve zaman geçtikçe değişimimiz artar. Açıkçası şu klasik söz “ Sen çok değiştin” i duymak neredeyse kaçınılmazdır. Uzun süreli ilişkiler üzerinde yapılan araştırmalarda çiftlerde yaşanan değişimi beyin, yeni bir durum gibi algılayarak heyecanı ve mutluluğu tetikleyebiliyor.
Reklam