Olimpiyat İstanbul Proje Yarışması
Sevgili gençler,Kabataş Erkek Lisesi öğrencileri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Olimpiyat İstanbul Proje Yarışması, sizlerden İstanbul'u daha yaşanabilir kılacak ve güzelleştirecek fikirler veya İstanbul'un tarihi ve coğrafyası hakkında araştırmalar bekliyor. Katılmak için tek koşul lise öğrencisi olmanız,Türkiye'nin neresinden olduğunuzun hiçbir önemi yok! 28 Mart'a kadar bize sadece fikirlerinizi bidirmeniz yeterli. Onaylanacak fikirler ve araştırmalar, seçkin akademisyenlerden oluşan jürilere, 14 Nisan günü Kabataş Erkek Lisesi'nde sunulacak. 15 Nisan günü ise Cemal Reşit Rey Konferans Salonu'nda her branştan başarı gösteren ilk 2 proje, harika ödüllerin sahibi olacak.Ayrıntılı bilgi için : http://www.olimpiyatistanbul.com
Dekorasyonda Rahatlatıcı Renkler
Renklerin psikoloji üzerinde bıraktığı etki bilimsel bir gerçek. Renklerin beyin üzerinde bıraktığı etkiyİ dikkate alarak evinizin renklerini seçmeniz size daha huzurlu bir ortam sağlar.  Mobilya ve duvarlarınızın renk uyumuna ve hangi renklerin hangi tonlarını kullanmanız gerektiğine gelin birlikte bakalım.
Çanakkale Denildiğinde Akla Gelen 30 Şey
I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. Çanakkale'nin her karışında bu savaşı hissedersiniz.
Ales Başvuruları Yarın Başlıyor
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, ALES 10 Mayıs'ta yapılacak, başvurular, 18-31 Mart'ta alınacak.Yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için ALES'e girmek gerekiyor. Türkiye'de bir lisansüstü eğitimi programında öğrenim görmek isteyenlerin de ALES'e girme zorunluluğu bulunuyor.Güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvarlara alınacak yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik öğrencilerinde ALES'e girme koşulu aranmayacak. Ancak, güzel sanatlar fakülteleriyle, konservatuvarlardaki doktora programlarına başvurularda üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü senatolarınca ALES puan şartı getirilebilecek.Yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı ihtiyacının karşılanması amacıyla veya kamu kurum ve kuruluşlar adına lisansüstü öğrenimi görmek üzere yurt dışına gönderilecek adayların seçiminde de bu sınavın sonuçları kullanılacak. Bu yolla yurt dışında lisansüstü öğrenim görmek isteyen adayların bu sınava girmeleri gerekiyor. Mecburi hizmet yükümlülüğü olmaksızın, kendi imkanlarıyla yurt dışında lisansüstü öğrenim göreceklerin bu sınava girme zorunluluğu bulunmuyor.Yükseköğretim Kurulu tarafından izin verilen yükseköğretim kurumlarındaki öğretmenlik sertifika programlarına öğrenci seçme ve yerleştirme işlemlerinde de ALES sonuçları kullanılacak.Sınava, bir lisans programından mezun olabilecek durumda bulunanlar, lisans programını bitirenler ile denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olanlar başvurabilecek. ALES'e yabancı uyruklular da girebilecek.Adaylar, kılavuz ile aday başvuru formuna başvuru tarihleri içinde ÖSYM'nin 'http://www.osym.gov.tr' adresinden ulaşabilecek. Kılavuz dağıtımı yapılmayacak.AA
Reklam
Bakanlık: 11 Kişi Domuz Gribinden Öldü
Sağlık Bakanlığı, 2014'ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu ölümlerden 11'ine domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Domuz gribinde toplam vaka sayısı ise 170. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; 'Herhangi bir grip salgını yok' dedi.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş grip salgınıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Gümüş, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun 5 Şubat'ta yaptığı toplantıda herhangi bir salgın olmadığı tespiti yapıldığını açıkladı.'2014'ten bu yana toplam 16 kişi gripten dolayı hayatını kaybetti. Bunlardan 11'i domuz gribi, 5'i virüsün diğer tiplerinden dolayı yaşamını yitirdi. Bilim Kurulumuz toplandı, buna göre şu anda bir salgın durumu söz konusu değil.'Gümüş'ün verdiği bilgiye göre domuz gribi nedeniyle yaşanan 11 ölümün 2'si 2014 sonu, 9'u Ocak ayı içinde gerçekleşti. 170 kişiye H1N1 virüsü yani domuz gribi teşhisi kondu. Gümüş, bu sayının 2009'daki domuz gribi vakalarının altında olduğunu açıkladı:'2009’a dönüş mü var diye soruluyor. 2009'da 1 milyon 502 bin 654 grip vakası vardı, bunların 20 bin 800’ü yatarak tedavi edildi, 2800 hasta yoğun bakımda tedavi oldu. O yıl 556 hastamızı kaybetmiştik. 2012-2013 içinde 812 domuz gribi vakası ortaya çıktı, 2013-2014'te ise 17 vaka tespit edilmişti. Şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya girmemiz sözkonusu değil.'Gümüş domuz gribinden hayatını kaybeden 9 kişinin 45 yaşın altında olduğunu, tedavi gören 5 hastanın kronik diğer bazı hastalıkları da bulunduğunu açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk bulunmuyor.Gümüş, Mersin'in Anamur ilçesinde hayatını kaybeden üç kişi için H1N1 virüsü tespiti yapıldığını söyledi, 'Etken bulamasak da viral bir hastalık pnemöniden hayatını kaybeden hastalarımız.' dedi.Risk grubundakilere tavsiyelerSağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş uzun süreli griplerde sağlık kuruluşlarına başvurulmasını istedi. Gümüş şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya gidilmeyeceğini belirterek Nisan sonuna kadar risk gruplarına yönelik tedbirleri arttıracaklarını anlattı. Gümüş, grip ilaçlarının kamu hastanelerinde hastalara ücretsiz verileceğini belirtti.Gümüş, gribe yakalananlara yatak istirahati ile sıvı, vitamin desteği tavsiyesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı hastanelerde bakımı sağlamak gerekiyor.risk grubundaki hastaların yakın takibi açısından yaşlı bakım evleri gibi yerlerde takibi de arttıracak.Çocuklar için ayrı bir risk değerlendirilmediSağlık Bakanlığı Bilim Kurulu temsilcileri de özellikle çocuklar için bu yıl diğer yıllardan farklı bir tedbir alınmasına gerek görülmediğini anlattı. Özellikle oyuncak paylaşımı nedeniyle çocuklar arasında gribin daha kolay yayıldığını belirten yetkililer aileleri, çocukların ellerini sık sık yıkamaları, mendil kullanmaları ve burun akıntısı döneminden itibaren okula göndermemeleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri risk grubundakilerin mevsimsel grip dönemi başlamadan aşılanması gerektiğini de vurguladı.Al Jazeera Turk
17 Mart 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Reklam
Kutup Martısı'nın 140 Yıl Sonra Görüldüğü Bölgeye İş Makineleri Girdi
Rize’de, göç yolundaki kuşların uğrak yeri haline gelen ve Türkiye’de 140 yıl sonra ilk kez görülen kutup martısının fotoğraflanıp kayda alındığı sahilde iş makineleri ile dere ıslahı ve kum alma çalışması başlatıldı, ağaçlar kesildi.Eminettin Mahallesi'nde bulunan alan uzun süreden bu yana göç eden kuş türlerinin uğrak yeriydi. Türkiye’de 140 yıl sonra ilk kez görülen kutup martısının geçen yıl Aralık ayı ortalarında bölgede fotoğraflanması ülkenin dört yanından kuş gözlemcilerini de kente çekmişti.
1930'da Paris'te Kurulmuş İlk Lezbiyen Bar'dan 15 İlginç Fotoğraf
1930'lar Avrupa'ya bir çok yeniliğin geldiği yıllardı. Savaş sonrası toparlanan ülkelerden biri de Fransa'ydı, aynı zamanda hak ve özgürlüklere de en çok önem veren ülkelerden biri olduğu için yaralarını biraz daha özgürleşerek sarmayı seçen ülkelerden biri oldu. Belki de bunun geldiği noktalardan biri; 1930'da Avrupa'daki ilk lezbiyen barın Paris'teki kuruluşu, ve barın müdavimlerinin kostümlerinden danslarına kadar bizi şaşırtmayı başardığı 15 fotoğrafı;
Reklam
Eskiyen Eşyalarınızı Değerlendirmenin En Şahane 21 Yolu
Eski ama bir türlü kopamadığınız eşyalarınızı atmaktan kaçınan bir yapınız varsa, tek ihtiyacınız olan şey biraz ilham olabilir. Artık hiçbir işe yaramayan eşyaları, evinizin baş köşesindeki seçkin yerini almak üzere yeniden değerlendirmenin şık ve dikkat çekici örneklerini sizin için derledik...
Doktorun Sözleri Sizi Daha Hasta Edebilir mi?
Doktorun hastaya söylediği her sözün iyileştirici ve ağırlaştırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?Rahatsızlığınızdan ötürü doktora gidip de bu ziyaretin hiç işe yaramadığını düşündüğünüz oldu mu?Doktorun herhangi bir tedavi ya da semptomla ilgili olumsuz sözlerinin hastanın kendisini daha kötü hissetmesine yol açabileceği belirtiliyor. Örneğin bir diz rahatsızlığından dolayı hastaneye giden hastaya doktor “Size kötü bir haberim var; diziniz kemik erimesi nedeniyle aşınmış. Vereceğim ilacın biraz faydası olabilir; ama o da midenize zarar verebilir,” diyorsa hasta bundan olumsuz etkilenir.Uzmanlar bunu, hastanın rahatsızlığıyla ilgili endişelerini artıran ve tedavinin yan etkilerine gereğinden fazla vurgu yapan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Araştırmalar, ilaçların yan etkisiyle ilgili yapılan bulantı, yorgunluk, baş ağrısı ishal gibi uyarıların kişilerin bu semptomları hissetme ihtimalini artırdığını, plasebo etkisi yaratmak için verilen haplarda bile (herhangi bir etken madde içermeyen teselli ilacıyla hastada iyileşme duygusu yaratılması) bu durumun ortaya çıkabildiğini gösteriyor.Hastada iyileşme beklentisi yaratan plasebo etkisi uzun zamandır tıpta biliniyor. Fakat bunun tam tersi bir işlev gören nosebo etkisinin çok daha tesirli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar nosebonun olumsuz etkisinin tıbbın birçok alanında görülebileceğini, hatta bazı durumlarda ölümcül sonuçlar bile doğurabileceğini söylüyor.Ancak bu türden akıl-beden bağlantısı yoluyla doğru bir yaklaşım tedavide çok olumlu gelişmeler de sağlayabilir. Bir araştırmada, anlayışlı bir doktor tarafından plasebo haplar verilen depresyon hastalarının, daha az anlayışlı psikiyatristlerin etkili ilaçlar verdiği hastalardan daha iyi gelişme kaydettiği görüldü.Bazı bilim insanları doktorların plasebo etkisini kullanarak hastalara daha az ilaç vermeleri gerektiğine, aradaki açığın zihin gücüyle kapatılabileceğine inanıyor. İnsanlarla etkileşim kurma yoluyla ilaç almadan kendi kendimizi iyileştirmenin mümkün olabileceği belirtiliyor.Bunu yapmanın en basit yöntemi, doktorun hastaya daha empati kurarak yaklaşması ve onun korku ve kaygılarını gözetmesidir. Tedavi için ilaç verilirken ilacın pozitif yanlarının öne çıkarılması, yan etkilerinin ve risklerinin ise korku yaratmayacak şekilde dile getirilmesi öneriliyor.Araştırmacılar, doktorların her sözünün, her bakışının önemli olduğunu, bunun ise onlar açısından ekstra bir yük getirmeyeceğini, tersine kendilerini tedavinin bir parçası olarak görmeleri gerektiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
Reklam
12 Maddede Benim Büyük Çaresizliğim: İzlanda
Bakıyorum da dünya üzerinde kurulması en gereksiz birkaç ülkeden biri, belki de birincisi İzlanda. Allah'ın unuttuğu yerde, çorak topraklar üzerinde, güneşin görülmediği, karın buzun bitmediği, yanardağ patlamalarının eksik olmadığı bir yerde 300 bin kişilik bir ülke kurmanın cidden manası yok. Tamam, vakti zamanında birileri buralara yerleşmiş olabilir ama arkadaşım o gün bir yerden bir yere gitmek 6 ay sürüyor, belki adamlar gemiyle buraya geldi sonra gemileri batınca burada kaldılar. Yani en kötü ihtimalle 1800'lerden sonra bu topraklar terk edilmeliydi. Sen 800'lü yıllarda adaya gelmiş insanların aklına uyup da ne diye bu hatada ısrarcı oluyorsun ki?
Dilek Öğretmen Gönüllerin Birincisi...
Samsun'un Kumköy İlkokulu'nda görev yapan, bir vakıf tarafından 'Dünyadaki en iyi 50 öğretmen' arasında gösterilen ilk Türk öğretmeni olan Dilek Livaneli, dün yapılan törenle yarışmayı ABD'li bir İngilizce öğretmenin kazandığını belirtti. Livaneli, 'Birinci olamadım ama ilk 50'ye giren ilk Türk öğretmen oldum. Büyük bir sevgi ve saygı kazandım. Bunun gururu bana yeter' dedi.Samsun'un Çarşamba İlçesi'ne 15 kilometre uzaklıktaki Kumköy İlkokulu'nun 'müdür yetkili' sınıf öğretmeni 33 yaşındaki Dilek Livaneli, 6 yıldır bulunduğu okulda yaptığı çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Samsun'da 2012'de 'Yılın mesleğinde fark yaratan öğretmeni' seçildi. Okulun iç donanımı ve fiziki şartlarını tamamen yenileyen Livaneli, sosyal içerikli projeler hazırlayıp 14 öğrencisine ilkleri yaşattı. Livaneli, öğrencilerini operaya, tiyatroya, sinemaya, götürüp buz pateni pistinde paten yapmalarını sağladı. Dilek öğretmen, çocuk aile arasındaki iletişimin güçlenmesini sağlamak amacıyla velilere İlçe Halk Eğitim Merkezi desteğiyle aile eğitimi kursu açtı. Veliler her hafta okulda kurs kapsamında eğitim görmeye başladı. Dilek Livaneli, ayrıca açtığı okuma-yazma kursuyla köyde okuma yazma bilmeyenlere yardımcı oldu. Öğretmenin girişimleri ardından Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün sanatçıları köye gelip köylülere özel mini konser verdi. Ayrıca yine 30 köylü kadın operaya götürülerek bu sanatı yerinde izleme fırsatı buldu. KÖY KADINLARI İÇİN ÖNCÜ OLDUDilek Livaneli, öğrencilerinin yanı sıra öğrenci anneleri içinde projeler üretti. Üç yıl önce hazırladığı proje kapsamında İşkur ve İlçe Kaymakamlığı'nın desteğiyle 'Sayacılık kursu' açıldı. 20 kadın meslek edindirme kursuna katılıp eğitim aldı. Livaneli, okulun lojmanının iki odasını atölyeye çevrildi. Köylü kadınlar eğitim sonunda sertifika aldı, bazıları da çalışmaya başladı. Daha sonra 75 bin TL'ye 180 metrekarelik bir atölyede kuruldu. Hayırseverler tarafından 15 saya makinesi gönderildi. Saya makinelerinin gelmesinin ardından İşkur desteğiyle 20 kadın için ikinci sayacılık kursu açıldı. Ayrıca ilk kursa katılan kadınlar da makinelerde saya üretimi (ayakkabının yumuşak olan üst bölümü) yapmaya başladı. Bunun dışında aynı atölyede 18 kadın da yine İşkur işbirliğiyle başlatılan yapma çiçek meslek edindirme kursuna katıldı. ABD'Lİ İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ BİRİNCİ OLDU Yaptığı çalışmalarla fark yaratan Livaneli, Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey'in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen 'Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi'nin (The Global Teacher Prize) seçtiği 'En iyi 50 öğretmen' arasında yer aldı. Livaneli, böylece dünya çapında 5 bin öğretmenin arasından ilk kez son 50'ye kalan tek Türk öğretmen oldu. Geçen ay yapılan elemede ilk 10 arasına giremedi. Dün de Vakıf tarafından Dubai'de yapılan törenle yarışmanın birincisi açıklandı. ABD'li İngilizce öğretmeni Nancie Atwell'in 1 milyon Dolar'lık ödülü de kazanarak birinci seçildi. 'MUCİZEVİ BİR OLAY'Birinci olan ve küresel öğretmen seçilen Nancie Atwell'i tebrik eden Dilek Livaneli, 'Ben yarışmada ilk 50'ye giren yaşı en küçük öğretmendim. Yarışmayı ilk 50'de yaşı en büyük olan 64 yaşındaki Nancie Atwell kazandı. Çok başarılı bir öğretmen. Bu mesleğe yıllarını vermiş. Beni yarışma komitesi 'Hep küçük yaşta büyük işler yaptı' cümlesiyle lanse etti. Sonuç olarak 49 öğretmen elendik ve bir tane birinci seçildi. Ancak ilk 50'ye girmek bile çok büyük bir şeymiş. Sonuç ne olursa olsun ilk 50'ye girmek meslek hayatım boyunca yaşayabileceğim en mucizevi olay. İlk 50'ye girince çok mutlu olmuştum ama birinci açıklandığında yapılan töreni gördüğümde, katılımcıları gördüğümde aslında bunun çok daha büyük bir olay olduğunu daha iyi anladım. Türkiye 'de 850 bin öğretmen var. Bu öğretmenler arasında rol model olarak Türkiye'yi temsil etmek ayrı bir gurur, onur. Birinci olamadım ama ilk 50'ye giren ilk Türk öğretmen oldum. Büyük bir sevgi ve saygı kazandım. Bunun gururu bana yeter. Bunun hiçbir maddi ödülle mukayesesi yok. Küçücük bir köy okulunun adını dünya duydu. Hiç bir şeyin imkansız olmadığını ispatlamış oldum. Türkiye'deki öğretmen profilini dünya ölçeğine taşımış oydum' dedi. 'ARTIK SORUMLULUĞUM DAHA FAZLA' Dünyada en iyi ilk 50 öğretmen arasına girmesinin kendisine büyük bir sorumluluk da yüklediğini dile getiren Livaneli, 'Bundan sonra insanların senden beklentisi artıyor. Bu başarı misyonu üzerine yüklendiği zaman bu vizyondan sıyrılmaman lazım. Her zaman başarılı olmak durumundasın artık. Çıtayı daha da yükseltmek ve yerinde saymamak zorundasın. Bu yarışma ve itibar insana daha fazla sorumluluk yüklüyor. Ayrıca uluslararası bir çevre edinmiş oldum. Birçok ülkeden artık meslektaş arkadaşlarım var. Bizi eğitim elçileri olarak seçtiler. Artık yaptığımız projeleri dünya genelinde tanıtımını yapabileceğiz, dünyaya duyuracağız' diye konuştu. 'YENİ PROJELERLE YENİDEN BAŞVURACAĞIM'Bütün adaylara yarışmaya tekrar başvuruda bulunmalarının bildirildiğini söyleyen Livaneli, 'Yeni projeler hazırlayıp birkaç yıl son tekrar başvuru yapmayı planlıyorum. Ben kitlelere ulaşmak istiyorum artık. İnsanlara ilham olmak için daha çok çalışacağım. Her zaman bir ana fikrim vardı ve bu fikir ile yola çıktım. Bu da 'Her şeyin daha iyisi vardır. Ve buna ulaşmak için çalışmak gerekir' Bu beni yıldırmadı daha da şevkle yoluma devam edeceğim' şeklinde konuştu.Yaprak Koçer, DHA
Reklam
Hemen Bugün Kamboçya'ya Yerleşmek İçin 20 Mantıklı Neden
etiket
Fotoğrafçı Özgür Çağdaş'ın kendi blogunda anlattığı Kamboçya izlenimlerinden yola çıkarak sizler için Kamboçya'da yaşamanın nasıl olabileceğini derledik. Gitmek isterseniz Özgür Çağdaş yardımcı olabileceğini de belirtmiş haberiniz olsun. http://www.dunyabirmasaldir.com/kambocyaya-yerlesmek-ve-aylik-400a-krala-komsu-yasamak/
Babası "Serbest Meslek" Sahibi Olan Çocuklarının Çok İyi Bildiği 12 Şey
Serbest meslek tanımının kapsamı çok geniştir. İlkokulda babası serbest meslek erbabı olan çocuklara çok imenirdik, öyle ya babası serbestti, istediği yere gidiyordu, akşama kadar geziyordu. Büyüyünce serbest meslek sahibi olmak istiyorduk, vs. Peki ya babası serbest meslek sahibi olan çocuklar neler düşünüyordu?
Eğitimin En Pahalı Olduğu 15 Ülke
Business Insider sitesinin elde ettiği verilere göre, eğitimin en pahalı olduğu ülkeler belirlendi. Eğitime ait masraflar ve ortalama bir yaşam standardı için gereken masraflar göz önünde bulundurularak hazırlanan listede Türkiye de yer aldı.
20. Yüzyılın Okunması Gereken 50 Romanı
Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder. Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır. 1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu. 2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar. 3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır. 4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur. 5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır. 6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır. 7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır. 8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder. 9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir. 10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker. 11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır. 12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor. 14. Yabancı (1942) – Albert Camus Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır. 15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur. 16. 1984 (1949) – George Orwell 1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır. 1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır. 18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir. 19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır. 20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler. 21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir. 22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir. 23. Gece (1958) – Elie Wiesel Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir. 24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir. 25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır. 26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir. 27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir. 28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır. 29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler. 30. Herzog (1964) – Saul Bellow Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar. 31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir. 32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır. 33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir. 34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır. 35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir. 36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer. 37. The Color Purple (1982) – Alice Walker Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor. 38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar. 39. Watchmen (1986) – Alan Moore Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır. 40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır. 41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin 1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır. 42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır. 43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür. 44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir. 45. Life After God (1994) – Douglas Coupland Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır. 46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar. 47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır 48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır. 49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir. 50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır. Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır. (Onlineaccredittedegrees) | Notosoloji
Reklam