Türk Mucitten Cilt Kanserini 10 Saniyede Teşhis Eden Cihaz
ABD'deki MIT Üniversitesi'nden Dr. Dağdeviren, cilt kanserinin teşhisinde 10 saniyeden kısa sürede sonuç veren cihaz geliştirdi.Harvard Üniversitesi'ne 'Genç Akademi Üyesi' olarak kabul edilen ilk Türk olan Dr. Canan Dağdeviren, cilt kanserinin teşhisini kolaylaştıracak, dövme gibi vücuda yapıştırılabilen ve 10 saniyeden daha az sürede sonuç veren cihaz geliştirdi.Forbes dergisinin '30 yaşından küçük 30 bilim insanı' listesine giren Dr. Dağdeviren'in bu çalışması Nature Materials dergisinde yayımlandı. Cihazın, yapıştırıldığı deriye basınç uygulayarak derinin mekanik özelliklerini tespit ettiğini belirten Dr. Dağdeviren, 'Cihaz, bu özelliklerin kansere yakın olup olmadığını gösteriyor. Deri kanserinin mekanik özellikleri zaten belli. Bu özelliklere uyan sonuçlar çıktığı zaman biyopsi ve diğer prosedürler gerçekleştirilecek' dedi.Dr. Dağdeviren, cihazı kanser şüphesi olan hastalar üzerinde denediğini, doktorun da biyopsi yaptığını ifade ederek 'Ben kendi datalarımı yolladım. Tuhaf görünenleri kendisine söyledim. Biyopsi sonuçları iki hafta sonra çıktı ve benim söylediklerimle bire bir örtüştü. Bu yöntem hızlı, ağrısız ve de kolay bir yöntem. 10 saniyeden az bir sürede sonuç veriyor' diye konuştu. Cihazın kullanımıCihazın, dövme gibi vücuda yapıştırılabildiğini, çıkarılıp başka bölgeye de uygulanabileceğini belirten Dr. Dağdeviren, 'Vücut bunu hiç hissetmiyor, çok ince. Elektriksel bağlantılarla verileri bilgisayarda topluyoruz. Sonra bir program sayesinde vücudun mekanik özelliklerini gösteren renkli bir harita ortaya çıkıyor. Renklerle vücutta anormallik olan bölgeyi çok küçük bile olsa gösteriyor' ifadesini kullandı.
Google, Lumedyne Şirketini Satın Aldı
İnternet ve mobil pazarlarda en büyük markalardan olan Google , uzun zamandır otomobil tarafında önemli çalışmalar yürütüyor.Özellikle sürücüsüz otomobil teknolojileri için önemli yatırımlar yapan marka, kısa süre önce yine sürücüsüz otomobil alanındaki çalışmaları için önemli bir şirketi daha satın aldı.Sensör alanında önemli çalışmaları olan Lumedyne şirketini bugün itibariyle satın aldığını bildiren Google , Lumedyne için 85 Milyon Dolar ödemiş.
'Onur Haftası Sloganları Ortak Bir İsyandan Doğuyor'
1969 yılında, New York’taki Stonewall Inn adlı barda baskıya ve şiddete dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve dört gün boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapmıştı. LGBTİ mücadelenin dönüm noktalarından biri olan bugün dünyanın her yerinde Onur Haftası olarak kutlanıyor. Türkiye'de ise Onur Haftası ilk defa 'Cinsel Özgürlük Haftası' adı altında, 1993 yılında kutlanmak istendi. Ancak valiliğin izin vermemesi ve yurt dışından gelen konukların sınır dışı edilmesi sonucu etkinlikler gerçekleştirilemedi. Geçtiğimiz yıl İstiklal Caddesi'ndeki yürüyüşte 70 bin kişi özgürlük için yürüdü.Kültür- sanat haberleri sitesi Mürekkep Haber bu hafta Onur Haftası organize komitesi aktivistleriyle ile Onur Haftası konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.Türkiye'de düzenlenen Onur Haftası etkinlikleri, çeşitli aşamalardan geçti ve günümüze kadar geldi. Bu süreci bize özetler misiniz?İlk Onur Yürüyüşü, 2003 yılında 40 kişilik “kalabalık” bir grupla gerçekleştiğinde İstiklal Caddesi’ndeki insanlar “Kim bu deliler?” ya da “sapıklar” gözüyle bakmıştı bizlere. Beyoğlu’nda 2 Temmuz 1993’te ‘Cinsel Özgürlük Etkinlikleri’ adı altında yapılması planlanan ilk Onur Yürüyüşü ve üç günlük etkinlik programı, İstanbul Valiliği tarafından ‘‘Örf ve adetlerimize, toplumumuzun değer hükümlerine aykırı’’ olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. Yürüyüşten önceki gece polis, aktivistlerin kapılarını kırıp evlerini basmış, yürüyüş günü de İstiklal Caddesi’ni ablukaya almıştı. Cadde'de eşcinsel olduğundan şüphelenilenler gözaltına alınmış ve yurt dışından gelen katılımcılar sınır dışı edilmişti. İlk Onur Yürüyüşü ancak on sene sonra 2003’te, yaklaşık 40 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilecekti.Haftanın etkinlikleri de oldukça kısıtlı imkanlarla gerçekleşmişti. Hafta diyoruz lakin birkaç günlük bir etkinlik dizisi idi. İlerleyen yıllarda LGBTİ hareketi büyüyüp geliştikçe Onur Haftası etkinlikleri de hem içerik hem de katılımcılar açısından zenginleşti, kalabalıklaştı. İlkini 40 kişiyle yaptığımız bu yürüyüşün bugün 80 binden fazla insanla gerçekleşiyor olması birçok zorlukla mücadele eden hareketin tüm bu olumsuzluklara rağmen nasıl direnç gösterdiği ve bugünlere geldiğini gösteriyor. Bu süreci kısaca özetlersek; Her yıl artan katılımcı sayısı sonraki yıllardaki etkinliklerin organizasyonuna daha fazla insanın katılması ve hareketin görünürlüğünün artması Onur Haftaları'nın da daha çok duyulmasına ve daha çok insan tarafından sahiplenilmesini sağladı. Elbette ki birçok olumsuzluk yaşandı lakin geldiğimiz noktada bizler bu olumsuzluklara değil, 80 bin kişinin barışçıl bir biçimde yürüdüğü fotoğrafa bakmayı tercih ediyoruz. Peki bu süreç içerisinde ne gibi zorluklarla karşılaşıldı?En sık yaşadığımız etkinliklerimizi yapmak için mekan bulamamaktı sanırım. “Sapıklara yer yok” diyen de oluyordu, “buraya aileler geliyor” diyen de. Birçok mekan bize kapılarını açmak istemiyordu. Yürüyüş öncesi ofisi arayıp tehdit edenler oluyordu. Bu birkaç yıl sürdü sektirmeden. Lakin tehditler telefonda kaldı şükür. Kalabalıklaştıkça o telefonlar da kesildi. Maddi imkansızlıklar nedeniyle de istediğimiz her etkinliği yapamıyorduk. Yurt dışından katılımcı davet edemiyorduk, sanatçıları sahneye çıkartamıyorduk... Medyadaki sorunlu ve hedef gösterici haberler birçok kişinin etkinliklere katılmasını engelliyordu. Bu sene 22- 28 Haziran 2015 tarihleri arasında Onur Haftası gerçekleştirilecek. Bu süre zarfında ne gibi etkinlikler düzenlenecek? Hafta programımız paneller, atölyeler, forumlar, piknik ve partilerden oluşuyor. Paneller kapsamında Türkiye'deki eşcinseller, translar ve seks işçilerinin sorunlarına odaklanan iki araştırmanın sunumu olacak. LGBTİ bireylerin toplumda yaşadıkları sorunları biliyoruz ama bu sorunlar ne düzeyde ve ne gibi çözümler gerekli bu anlamda rapor sunumları çok önemli. Hapisteki LGBTİ'lerin deneyimlerinin aktarılacağı panelde 'özel' hapishaneleri konuşacağız. Türkiye'deki LGBTİ örgütlenmeleri (Kocaeli'nden Mersin'e bu örgütlerin sayısı son yıllarda arttı) bir araya geldiği forum, bu yılın Onur Haftası teması Normal'in konuşulacağı forumlarımız var.  LGBTİ bireyler olarak toplumsal normlara uyum sağlamaya çalışmıyoruz, şöyle ki toplumsal normlar kadın-erkek ikiliğine, tek cinsel yönelime yani heteroseksüelliğe, tek aile biçimine, belirli davranış, giyiniş kalıplarına dayanıyor, bunlar aracılığıyla sınıflı, heteronormativ ataerkil toplum onaylanıyor. Forumumuzda hem bu bağlamda 'normal olmayı' hem de LGBTİ hareket içinde ne gibi normlar hayatımızı şekillendiriyor ya da tek tip eşcinsel ve trans algısı dışında varoluşumuzu ifade edebiliyor muyuz, bunları konuşacağız. Atölyeler arasında, liseli LGBTİ'lerin akran zorbalığını konuşacağı buluşma, lezbiyenler için cinsel sağlık atölyesi, beden atölyesi, ruh sağlığı çalışanlarının buluşacağı atölye, pedagojiye queer yaklaşım, şiddetsizlik, lgbtiqa (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, queer, aseksüel) bireyler ve cinsel şiddet, sakatlık ve lgbti hareketi, Hiv, işaret dili konulu atölyelerimiz var. Ayrıca Onur Haftası sırasında düzenleyeceğimiz 'Nerdeen Nereye' sergisi kapsamında sergi sanatçıları, seçici kurul ve kuratörlerin katılımıyla bir buluşma gerçekleştireceğiz. 80'lerde 'Lubunya Olmak' tiyatro oyunu, 'Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim' tek kişilik gösterisi ve 'Seni Seviyorum' performansı gerçekleştirilecek. 24 Haziran Çarşamba akşamı Şişli Kent Kültür Merkezi'nde ise bu yılın homofobik, transfobiklerinin ödül olacağı 11. Hormonlu Domates Ödül Gecemiz var. Onur Haftası her yıl olduğu gibi bu yıl da kitlesel Onur Yürüyüşü ile sonlanacak. 28 Haziran Pazar günü 17.00'da hep birlikte Taksim'den Tünel'e şarkılarımız, sloganlarımızla yürüyeceğiz. Onur Haftası kapsamında bir de Onur Yürüyüşü düzenleniyor. Bu yürüyüşe sadece eşcinseller değil aynı zamanda heteroseksüel bireyler de katılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yürüyüşün eşcinsel sorunlarının anlaşılması noktasında bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz? LGBTİ hareket olarak yıllardır yalnızca LGBTİ bireylerin özgürlüğü için mücadele yürütmüyoruz; homofobiye, transfobiye, heteroseksizme, heteronormativiteye, ataerkilliğe, ırkçılığa, militarizme, milliyetçiliğe, sınıf eşitsizliğine yıllardır esaslı eleştiriler yöneltiyoruz. Sınıflı ve eşitsizliğe dayalı bir toplumda herkesi heteroseksüel olarak gören, cinselliği belirli kalıplara sıkıştıran, erkekliğin yüceltildiği, dinsel normları dayatan sistem yalnızca LGBTİ'lerin değil, herkesin sorunu. Özgürlük ve eşitlik talebimize bu nedenle sadece LGBTİ'lere değil, herkese yönelik bir çağrı olarak yöneltiyoruz. Diğer yandan kendimiz dışında ezilen, yaşam hakkı başta olmak üzere hakları baskılanan her birey ve grupla da birlikte söz üretmeye çalışıyoruz, bu nedenle yıl boyunca çeşitli etkinlikler, eylemler ve işbirlikleri yapıyoruz: Gezi direnişi konusunda LGBTİ'lerin aktif bir bileşen olması, translara yönelik şiddete karşı çıkarken polis ve devlet şiddetinin son bulmasına yönelik söz üretmemiz gibi... Dolayısıyla LGBTİ'lerin sorunlarına destek verenlerle birlikte yürümek ve söz üretmek bizim için çok önemli. Özellikle Gezi eylemleri sürecinde eşcinsel bireyler bu eylemleri destekledi. Geçtiğimiz yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü'ne ise 70 bin kişilik rekor bir katılım gerçekleşti. Eşcinsellerin Gezi sürecini desteklemesi Onur Yürüyüşü'ne olan ilgiyi arttırmış diyebilir miyiz? Onur Yürüyüşü'ne yıllardır artan bir katılım var. Gezi'den önce de katlanarak artıyordu. Gezi zamanında farklı gruplarının birbirini tanıması etken olmuş olabilir. Gezi direnişinden sonra en yakın tarihli sokağa çıkma Onur Yürüyüşüydü. Ayrıca LGBTİ hareketin diğer sosyal hareketlerle birlikte iş yapması, taleplerine destek bulması, siyasi partiler ve sosyal hareketlerde (Gezi Direnişi'nde LGBT Blok gibi) LGBTİ oluşumlarının söz söylemesi ve görünürlüğünün artması da yürüyüşün kalabalıklaşmasına etken olabilir.Türkiye'deki  Onur Haftası kutlamaları ile dünya genelinde yapılan kutlamalar arasında ne gibi farklar var? Dünya genelinde kutlanan onur haftalarıyla kıyaslayacak olursak, Türkiye’deki haftanın özellikle Batı'daki haftalardan içerik ve söylem açısından ayrıldığını söyleyebiliriz. Batı'daki haftaların birçoğu artık sponsorlarla gerçekleştiriliyor ve içerikleri sadece partilerden oluşuyor. Daha çok bir kutlama havası hakim. Türkiye’de bizim hala bir derdimiz var. Dert ettiğimiz meseleler var ve sadece lokal dertler de değil bunlar. Dünyanın birçok yerinde LGBTİ’lerin yaşadıklarını da kendi derdimiz kabul edip onlar için da bağırıyor, slogan atıyor ve kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyoruz bunları. Sermayenin ya da sistemin değil kendi bildiğimizi okuyoruz hala. İstanbul Onur Haftası eğlenceyi politikayla harmanlayarak özellikle Batı'daki haftalardan ayrılıyor.  'Velev ki ibneyiz!', 'Ayşe Fatmayı, Ahmet Mehmedi; birbirlerini sevebilmeli', 'Çürük değil eşcinsel'...Onur yürüyüşü sırasında ortaya renkli görüntüler de çıkıyor. Sanırım bunlardan en eğlencelisi sloganlar. Bu sloganlar nasıl ortaya çıkıyor? Onur Haftası başlamadan önce yürüyüş için alınan toplantılarda, slogan atölyelerinde ya da bazen kendi aramızdaki  toplaşmalarda, partilerde ortaya çıkabiliyor. 'Velev ki ibneyiz' yürüyüş öncesi bir toplantıda bir arkadaşımız tarafından ortaya atılmıştı, herkesi heyecanlandırmıştı bu slogan. 'Nerdesin aşkım?'ı ilk kez bir doğum günü partisinde uyarlayarak kullanmaya başlamıştık. Belirleyici olan hepsinin ortak bir isyandan, coşkudan çıkıp sahiplenilmesi... Bu sene temamıza uygun olarak 'Normalleşmiyoruz - Genel ahlaksız', 'Yoldan çıktım - Böyle iyiyim', 'Direnişin O biçimi - yasak ne ayol!' lolipoplarımızla yürüyüşte olacağız. Eşcinselleri düzeltmeyi, normalleştirmeyi, gizlemeyi, küçük düşürmeyi amaçlayan sözleri alıp güçlendirici bir şekilde kullanmak istedik.Onur Haftası kapsamında bir dizi etkinlik yapılıyor. Bu etkinliklerin finansmanını nasıl sağlıyorsunuz? Ya da şöyle soralım: Bu etkinlikleri kimler destekliyor? Onur Haftası, sabit bir geliri olmayan, her sene sıfırdan yapılan bir organizasyon yapısına sahip olduğu için, destekleyen kurumlar ya da bireysel yardımlar her yıl farklılık gösteriyor. Bütçemizin en önemli kısmını yürüyüşte kullandığımız bayraklar, yerel örgütlerden aramıza katılacak olan aktivistlerin ulaşım masrafları, basılı materyaller oluşturuyor. Masrafları karşılayabilmek için, bu sene geçen senelerden farklı olarak kendimiz bütçe yaratma yoluna gittik. Uluslararası fonlama sitesi İndiegogo'ya '2015 İstanbul LGBTİ Onur Haftasına Destek Ol' adında bir kampanya yükledik. Kampanya kapsamında ihtiyaçlarımızı kalem kalem yazdıp, yapılan bağış karşılığında destekçilerimize küçük hediyeler hazırladık. Ayrıca; LGBTİ hareketinin içinden açık kimlikli arkadaşlarımızın belediye meclis yönetimlerine katılması, belediyelerin Onur Haftası'na destek olmalarını sağladı. Bu sene Şişli Belediye'si ve Beşiktaş Belediye'sinin desteğini alıyoruz. Bahsettiğimiz kaynaklara ek olarak, her sene hafta başlamadan yaptığımız Pre-Pride partileriyle hem eğleniyor hem de kendimize kaynak yaratıyoruz.Peki Türkiye'de eşcinseller ne gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor?Eşcinsel bireylerin yaşadıkları sorunların başında eşcinselliği hala hastalık olarak görülüp yansıtılması (Selma Aliye Kavaf ve hükümet üyelerinin bu yönde açıklamaları mevcut, bazı doktorların ve sözde terapistlerin bunun düzeltilebilecek bir durum olarak yansıtıp 'düzelme terapileri' sunması, ailelerin kişi eşcinsel olarak açıldığında reddetmesi, şiddet uygulaması -ne yazık ki bunun ölümle sonuçlandığını da görüyoruz-, eşcinsel ve trans bireylerin yaşadıkları baskılar sonucu intihar etmesi, kişilerin açık eşcinsel kimlikleriyle iş bulmakta zorlanması ve bunu saklamak zorunda kalmaları ya da işyerinde açıldıklarında işten atılabilmeleri, toplumun eşcinsel bireylere bakışının eşcinselliği kadınlıkla ve erkekliğe ihanetle eşdeğer görmesi nedeniyle ataerkilliğin de etkisiyle sokakta karşılaşılan şiddet ve genel olarak toplumda var olan ön yargılar diyebiliriz. Son olarak Boston Erkek Eşcinsel Korosu'nun Zorlu PSM'de konseri iptal edildi. Eşcinsellerin varlığına bile tahammül edilmediği durumlarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle birçok kişi kimliğini saklamak, ilişkilerini ve hayatını gizli yaşamak zorunda kalıyor. Vahdet gibi gazeteler eşcinselliği 'sapkın' olarak niteleyip her gün nefret dilini körükleyen haberler yapılıyor ve buna müdahele edilemiyor. Bizler dayanışma ağlarımızı ve yollarımızı genişleterek tüm bunlara karşı güçlü durmaya ve yalnız olmadığımızı birbirimize söylemeye devam ediyoruz, bu konuda kamuoyu oluşturma çalışıyoruz, eylemler yapıyoruz.Trans ve interseks bireylerin sorunlarını ise ayrı olarak ele almak gerekiyor. Translık ve intersekslik çok daha görünür olduğu için trans bireyler cinsiyet geçiş sürecini çok daha zor yaşıyor, trans seks işçileri çok sık olarak şiddete maruz kalıyor, öldürülüyor, bu sayının ne yazık ki her gün arttığını görüyoruz. Trans kadın ve erkekler beden geçişi olmak için kısır olmak zorunda, 2 yıl zorunlu terapi görüyorlar. Ayrıca toplumsal normlara uygun şekilde giyinip davranarak mahkemede kendilerini kanıtlamaları gerekiyor. Kısır olma şartının kalkmasını, kişinin kendi beyanıyla kolayca cinsiyet geçişi yapabilmesini istiyoruz. İnterseks bireyler içinse kişinin kendini nasıl hissettiği ve beyanı sorulmadan aile isteğiyle zorla yapılan ameliyatlar söz konusu. Anayasada 'Cinsel yönelim' ve 'cinsiyet kimliği'ne yönelik ayrımcılık yapılamayacağına ilişkin bir düzenleme yapılmasını, böylece yaşam hakkımızın garantiye alınmasını istiyoruz. Ayrıca nefret suçlarına karşı bir yasanın çıkması talebimiz de var. Tabii en önemlisi devlet ve hükümet düzeyinde LGBTİ'lerin yaşam hakkının tanınması ve her türlü şiddet ve baskıya karşı önlem alınması, nefret ve ayrımcılık dilinden vazgeçilmesini istiyoruz.
Reklam
Turist Olarak Seyahat Etmekten Kaçınılması Gereken Dünyanın En Tehlikeli 21 Ülkesi
Her ne kadar ülke genelinde yaz havası tam olarak gelmemiş olsa da, yaz mevsimi geldi çattı! Tatil planları, rezervasyonlar yapılmaya başlandı. Özellikle kadınları diyet ve alışveriş telaşı sardı...'Gidilmesi gereken ülkelere' yönelik listeler de oluşturuluyor hâliyle! Biz de konuyu tersten ele aldık. Hani olmaz da, gitmezsiniz de, bir anlık basiret bağlanması veya aşırı maceracılık sebebiyle es kaza gitmeniz hâlinde başınızın epeyce belaya girebileceği ülkeleri sıraladık. Yani şu anda yaşamasını bir kenara bırakıyorum, bir süreliğine turist olarak bulunulması bile çok tehlikeli ülkeri... İşte karşınızda tatil seçeneği yapmamanız gereken 21 ülke...Not: Evini geçindirmek, hayatını kazanmak için ya da diplomatik/idari sebeplerle bu ülkelerde olanlara ise kolaylıklar diliyor; Allah yardımcıları olsun diyoruz....
You Now Nothing John Snow Dedirtecek Evde Makyaj Paleti Yapma Tekniği
Hepimizin baş belası farlar sağda solda her yerde, arasan istediğin rengi bulamazsın. Tamam biraz abartmış olabilirim. Belkide ekmek su gibi bir ihtiyaç değil ama olsa da güzel olur yani.. tatlı olur. Evde kendi imkanlarınızda farklarınızı düzenli bir şekilde saklayabileceğiniz pratik bir kutu nasıl yapılır? Böyle ... İzleyelim..
Reklam
3 Haziran 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Sağlıklı Bir Hayata Adım Atmak İstiyorsanız Derhal Çöpe Atmanız Gereken 18 Şey
''Bundan sonra sağlıklı yaşayacağım!'' nidaları eşliğinde verdiğimiz devrim niteliğindeki kararlar; yağı azaltılmış yiyecekler ve bol teknolojili spor kıyafetleri satın almanın ötesine geçmiyor. Aslında sahip olduklarımıza yenilerini eklemek yerine, artık ihtiyacımız olmayan şeylerden kurtulmak daha öncelikli. Birçok şeyi, onlara ihtiyacımız olmamasına rağmen çöpe atmaya kıyamıyoruz. Saklıyoruz, biriktiriyoruz... Ama sizin de bildiğiniz gibi pis ortamda sağlıklı yaşam olmaz sevgili Onedio okurları. İşte sağlıklı bir yaşama merhaba demek istiyorsanız hemen şimdi çöpe atmanız gereken şeyler...
Kamilet Vadisi'nde HES İptal Edildi, Geriye Tahribat Kaldı!
Arhavi’de çevre dostu ve HES karşıtı insanların doğa düşmanlarına karşı verdiği mücadele zaferle sonuçlandı. Ancak süreç ilerlerken şirketin durdurmadığı çalışmaları Kamilet Vadisi’nde tahribat yarattı.Artvin’in Arhavi ilçesinde Eyner Enerji Üretim A.Ş. tarafından Kamilet Vadisi’ne yapılmak istenen Taşlıkaya HES Projesi’ne karşı Artvin Doğa Koruma Platformu (ADOKOP) tarafından verilen mücadelede zafer çevre dostlarının ve Arhavi’nin oldu. ADOKOP öncülüğünde uzun süredir bir hukuk mücadelesi veriliyordu.Arhavi’deki tüm sivil toplum kuruluşlarının “Yeşil Birlik” adlı koalisyonu oluşturarak yürüttükleri mücadele ile projenin durdurulmasını sağladı. Ancak koalisyonda bulunan bazı belediye meclis üyeleri yapılacak HES projesinin imar planlarını onaylayınca proje yeniden başladı. Bunun üzerine ADOKOP üyeleri onaylanan imar planının ÇED raporu ile uyuşmadığını belirterek iptal davası açtı. Rize İdare Mahkemesi de Taşlıkaya HES’ e ait imar planını iptal etti.
Reklam
Müziğin İyileştirici Gücü: Rahatlama  ve Dinginlik Verecek, İçinize İşleyen 14 Mistik Enstrüman
'Müziğin tatlı uyumu bizi keyiflendirmenin yanı sıra birçok farklı şekilde etki eder. Solgun ruhumuzu şenlendirir, yüzümüzdeki endişeleri siler, çatılmış kaşlarımızı yumuşatır, neşelendirir; dünya üzerindeki bütün hoş şeyler içinde insan kalbini daha fazla mutlu eden ve canlandıran bir şey yoktur.' Giraldus CambrenisSes terapisinin başlangıcı binlerce yıl öncesine, mistik enstrümanların tedavi amaçlı kullanıldığı zamanlara kadar uzanır. Ses titreşimlerden ibarettir ve bildiğimiz gibi titreyen atomlar yaşamın merkez noktasıdır. Enstrümanına göre, yayılan titreşimler ile hücre seviyesinde etkilenebiliriz. Belli başlı enstrümanlarsa 'Beta Beyin Dalgası Kalıpları' (bu beyin dalgaları konsantrasyon,endişe, 'kaç ya da savaş' tepkisi ilke ilişkilidir) diye bildiğimiz durumdan 'Alfa','Teta' ve hatta 'Delta' beyin dalgalarına getirir. 'Alfa' rahatlama, 'Teta' meditasyon ve 'Delta' da trans hali durumlar ile ilişkilidir.Başka bir deyişle, beyninizi rahatlatarak daha sakin, canlı ve gençleştirici bir ruh haline müzik dinleyerek ya da o enstrümanı çalmayı öğrenerek ulaşmak mümkün.Size faydaları:* Akıl - duygu dengesi sağlanır.* Stres ve kaygı azalır.* Konsantrasyon ve hafızayı iyileştirir.* Uyku kaliteniz artar.* Bağışıklığınız güçlenir.* Daha fazla yaratıcılık sağlar.* Yükselmiş maneviyat verir.Aşağıda ses terapisinde kullanılan en iyi 14 enstrüman listelenmiştir.
İnsanı Hüzünlendiren Gerçek Bir Aşk Hikayesi: Marina Abramovic ve Ulay
70'lerde büyük aşk yaşayan, birlikte işler üreten iki performans sanatçısı; Marina Abramovic ve Ulay, 1989'da ilişkilerini ruhsal bir yolculukla bitirmeye karar verirler. Çin Seddi'nin iki ayrı ucundan yürümeye başlayıp ortada buluşurlar, birbirlerine son kez sarılır bir daha görüşmemek üzere ayrılırlar. 2010'da Marina Abramovic, Moma'da bir retrospektif sergi açar. Serginin bölümlerinden birinde Abramovic bir sandalyede otururken, masanın diğer tarafındaki sandalyede de tanımadığı kişiler 1 dakika boyunca oturur, konuşmanın olmadığı, sessizliğin paylaşıldığı bir oturuştur bu.  Ancak birden Abramovic'in hiç beklemediği bir şey olur ve karşısındaki sandalyeye Ulay gelip oturur.
Adidas Predator Serisini Giyen 10 Efsane Futbolcu
Adidas, ilk olarak 1994 yılında çıkardığı Predator serisinin üretimine son verdi. 21 yıl aradan sonra verilen bu karardan sonra artık yeni bir Predator krampon daha göremeyeceğiz. Bundan böyle sadece anılarımızda canlanacak olan Adidas Predator’ı bugüne kadar giyen 10 efsanevi futbolcuyu hatırlayalım…
Reklam
Reklam
12 Burca Göre Ev Dekorasyonu Rehberi
etiket
Burçlar karakterleri ne kadar etkiliyorsa, zevklerimizde de gözle görülür bir fark yaratabilirler. Gezegenlerin doğduğumuzdaki dizilimi, güneşin açısı ve daha birçok astrolojik olay sığınacak tek limanımız olan evimizin dekorasyonunu nasıl etkileyebilir? İşte böyle...
'Çin Malı' Algımızı Tamamen Değiştirecek 13 Sayko Teknolojik Ürün
Bu yıl Çin'de ilk kez düzenlenen CES Asia fuarında teknolojik yenilikler tanıtıldı.  Çin’in Şangay şehrinde 25-27 Mayıs tarihleri arasında yapılan fuarda en çok ilgi çeken ürün ve konular, internet, akıllı saatler, giyilebilir teknoloji cihazları, tek kişilik ulaşım araçları, insansız hava araçları, konsept otomobiller ve otomobil teknolojileri oldu.İşte o müthiş teknolojiyle üretilen ve hayatımızı kolaylaştıracak ürünler.
Reklam