Rihanna'nın Instagram'ı Silindi!
Geçtiğimiz günlerde Lui Magazine adlı dergide yayınlanan çıplak fotoğraflarını kişisel Instagram hesabı @badgalriri üzerinden paylaşan Rihanna'nın hesabı an itibarıyla yok. İlgili paylaşımın ardından şarkıcı, sosyal medya ağı tarafından uyarı almış ve bunun ardından da çok konuşulan o fotoğraflarını silmişti. Ancak Instagram, Rihanna'yla baş edemeyeceğini anlamış oalcak ki şarkıcının hesabını -büyük bir olasılıkla- topyekün imha etti. Tahminler Instagram tarafından çılgın fotoğraflarla dolu bu hesabın tamamen ortadan kaldırıldığı yönünde (imha), ancak bu konuda resmi bir bilgi ya da açıklama henüz yok; yani Rihanna, Instagram hesabını kendisi askıya almış da olabilir. Bununla birlikte sosyal medya otoritelerine göre bu mümkün değil, eğlenceli kişiliği ile bilinen şarkıcının Instagram'a trip atması pek olası görülmüyor. Geri dönecek mi? Rihanna fanları seksi şarkıcının Instagram hesabını tıkladıklarında yukarıdaki sayfa ile karşılaşıyorlar. Durumun Instagram'daki çıplak fotoğraf oranında ciddi bir azalmaya neden olduğu söylenebilir. Bakalım Rihanna,Instagram hesabıyla geri dönecek mi? Shift Delete
Kitaplar Ne Diyor?
Türkiye gündemi yayıncılık sektörünü farklı şekilde etkiliyor. Raflarda yerini alan kitapların büyük kısmı ya gündeme dair ya da gündemden yola çıkarak hazırlanmış. Ortam çok sakin gibi dursa da rakamlar satışların yükseldiğini gösteriyor. Yılın tüm edebiyat etkinliklerinde konuşulan bir konu var. O da 2014’ün yayıncılık dünyası adına durgun bir yıl olup olmadığı. Genel satışlar artış gösterse de, edebiyat dünyası durgun ve bir süre daha böyle olacağa benziyor. YAYFED'e (Yayıncılık Federasyonu) göre, 2014 Mart ayında bandrollü toplam satış 26 milyon 283 bin 799 olurken, 2013 Mart ayında bu rakam 26 milyon 367 bin 729 idi. Bu yılın Mart ayı 2013'ün gerisinde kalsa da, Nisan'da, 28 milyon 946 bin 857 kitap bandrollü olarak satıldı. Bu da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10 artış anlamına geliyor. Satılan kitapların yüzde 63’ü yetişkin kitapları, çocuk ve gençlik kitapları ile inanç yayınlarından oluşuyor. Eğitim alanındaki yayınlar toplam satışın yüzde 40’ına, akademik yayınlar ise yüzde 2’sine denk geliyor. İşin mutfağındaki isimlere, Türkiye’de yayıncılık sektörü adına nasıl bir sene geçirdiğimizi sorduk. Yayınevi yöneticilerine yönelttiğimiz sorular ve yanıtları ise şöyle: 2013 yılı yayıncılık sektörü adına durgun bir yıl mı oldu, 2014 nasıl başladı?- Bilhassa yerli edebiyat yayınlarında gözle görülür bir oranda 'sayı' düşüşü var mıdır, varsa bunun temel sebebi nedir?- Bu yılın 'Türkiye'de' en çarpıcı edebiyat olayı ne oldu sizce?- Türkiye gündemi yayıncılık sektörünü 'içerik' olarak etkiliyor mu? Deniz Yüce Başarır / Doğan Kitap Yayın Direktörü 2013’ün durgun bir yıl olduğunu söylemek mümkün değil. En azından kendi yayınevimiz adına konuştuğumuzda… Biz önemli bir büyüme oranıyla kapadık 2013’ün, yılın en çok satan iki kitabını yayımladık: Yılmaz Özdil’den Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda ve Zülfü Livaneli’den Kardeşimin Hikayesi. Şu gerçeği de kabul etmek gerekir: yaz başında Gezi Direnişi’nin etkisiyle bir durulma oldu. Doğal olarak okurların gözü Gezi’deydi. Alışveriş merkezlerine tepki vardı, kitabevleri de bu süreçten etkilendi. Ama sonbaharla birlikte bu durum değişti. 2014 ise seçim gündemiyle birlikte daha sakin başladı. Ama karamsar olmak için bir neden göremiyorum. Yerli edebiyat alanında bir düşüş var mı, doğrusu ben sizin kadar emin değilim. Öne çıkan kitapların kişisel gelişim alanında olduğunu (2014 yılı için söylüyorum) söylemek mümkün. Çok satan listelerinin ilk sıralarını bu aralar hep bu tarz kitaplar kaplıyor. Ama birçok edebiyat eseri de yayımlanıyor. Hem de çok iyi tanıdığımız isimlerden. Sadece onları listelerde göremiyoruz. Böyle çarpıcı bir olay oldu mu, bilemiyorum… Elbette gündem yayıncılık sektörünü etkiliyor. Örneğin seçim öncesi herkes beklemeye başlıyor. Sadece seçim ya da propaganda konuşmaları kaplıyor hayatımızı. Ya da bir anda gündem değişiyor ve o güne uygun diye çıkardığınız bir kitap gündem dışı kalabiliyor. Aslında edebiyat eserlerinin tüm bu gündemin dışında her zaman okunması ve satın alınması gerekir. Çünkü herkesin gündemden zaman zaman uzaklaşıp, insanı anlatan, dünyayı kavratan kitaplara ihtiyacı var. Bu, gündeme de farklı bakabilme yeteneğini geliştirmemiz açısından önemli. Emine Eroğlu / TİMAŞ Yayınları Genel Yayın Yönetmeni İstatistikler bir durgunluk olmadığına işaret ediyor. Verilere göre 2013’te bandrol tüketiminde % 13’lük bir artış var. Bu da bir şeklide kitap sektörünün genişlediğini gösteriyor.. Fakat yayıncılıktaki üretim dengesi bozuldu. Ağırlık çocuk ve gençlik yayıncılığına, doğru kaydı. Bu durum, çocuk ve gençlik yayıncılığı yapmayan ya da o alanda başarılı olamayan kültür yayıncılarını zorlamaya başladı. Bir de değişen okur talepleri pazara yerli/yabancı çok fazla isim ve eserin girmesine sebep oldu. Yeni yazar ve çok satan popüler kitaplar piyasadaki eski dengeleri büyük ölçüde değiştirdi. Popüler kitaplar edebiyatı ciddi şekilde gölgeliyor. Bunu çok iyi tahlil etmek gerek. Eskiden muhafazakar kesimde seküler okurun tanımadığı çok satan yazarlar vardı. Şimdi muhafazakâr/ seküler farkı kalktı. Light maneviyat akımı var. Bu bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Bir de sosyal medya kitap satışları üzerinde belirleyici bir etki oluşturmaya başladı. Twitter cümleleri ile santimantal denemeler/ romanlar yazan genç kalemler ortaya çıktı. Yazar profili gençleştiği ve iletişim araçları yazarlığı da kolay pazarlanan bir metaa dönüştürdüğü için dünün “çok satan” yazarları bugün eskimeye başladı. Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi yazarların beklenen oranda satmaması bunun neticesi. Bu yazarların 20 yaşın altında kaç tane okuru var, sorusu “durgunluk” olarak tanımladığımız halin de bir izahatı olabilir. Beni çarpan edebiyat olayı hatırlamıyorum. En çok memnuniyet duyduğum Şule Gürbüz ve Ahmet Büke’nin yeni öykü kitapları oldu. Elbette etkiliyor. Gezi olaylarından sonra bir “gezi edebiyatı” teşekkül etti. Edebiyatta sosyal konular daha fazla işlenilir oldu. Aktüel siyaset kitapları büyük ölçüde hükümlerini yitirdi. “ulusalcı” düşünce kitapları listelerde yer tutmaya başladı. Can Öz / Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni 2013 bizim için oldukça tatsız bir seneydi. Ancak, sanıyorum yayınevinde yaptığımız değişikliklerin etkisiyle, 2014 yılı 1. çeyreği Can Yayınları tarihinin mali olarak en verimli dönemi oldu. Yayınlanan kitap sayısında ise azalma değil, artış yaşadık. Önümüzdeki dönemde de bu tempoyu düşürmeyi planlamıyorum. Ancak genel olarak sektör durgunluğunu yorumlamak gerekirse, Türkiye, tüm kurumlar ve sektörlerde bir ilke ve haysiyet iktidarsızlığı yaşamaktadır ve bu zeminsizlik ortamı elbette tüm şirketlerin uzun vade plan yapamamasına, kabuğuna çekilmesine sebep olmaktadır. Kültür yayıncılığının kendine özgün sorunlarını “memleket hali”nden izole ederek ölçümlemek şimdilik pek mümkün görünmüyor. Bunu yorumlamak için henüz çok erken. Türkiye korkutucu bir hızla değişiyor ve sarsılıyor. Bu yıpratıcı dönemin tüketim/kültür eksenindeki etkisini ancak 10 sene sonra belki sağlıklı yorumlayabileceğiz. Olgunlaşmamış düşüncelerim ise şimdilik Türkiye’nin kendini yeniye kapattığı, bilindik simaların ise daha çok kendilerini tekrarladığı üzerine; ancak bu yoruma fazla güvenmiyorum. Benim için yılın önemli edebiyat olayı Can Yayınları’ın kapak tasarımını değiştirmesidir. Hem de nasıl! Raflara bakın, önde sergilenen kitapların dörte biri gündeme dairdir. Türkiye’de gerçekleri gizlenen, kapalı kapılar ardında yürütülen, oldu bittiye getirilen, ama toplumun bilmeye talip olduğu çok fazla konu, gelişme var. Üstüne üstlük “algı yönetimi” adı altında insanlara sürekli yanlış, eksik bilgiler pompalanıyor. Bu böyle devam ettiği sürece okurların raflardan gündeme dair beklentileri yüksek kalacaktır. Bedia Ceylan Güzelce | Al Jazeera Türk
Yerli Sinemada Nefes Kesen 9 Kadın Oyuncu Performansı
Anlat İstanbul’u izleyen hemen herkesin film sonrası aklında kalan en keskin performans Yelda Reynaud’a aittir şüphesiz, zira çoğu filmde karikatürize edilmeye mahkum bırakılan trans birey ancak bu kadar gerçek ve abartıdan uzak kotarılır. Karakterin karizmatik duruşu ve hikâyesinin hezimeti bir yana, oyuncunun bu dev kadrolu yapım içinden sıyrılıp birçok festivalde ödüle uzanması da pek rastlantı değil.
Çinlilerin Yeni Garip Adeti: Lahana Gezdirmece
Çin’de garip şeyler olmaya devam ediyor, peki bu adetin sebebi ne? Çinli sanatçı Han Bing “Lahana gezdirme” isimli fotoğraf serisini Beijing Midi Müzik Festivali’nde sergileyince ortaya ilginç kareler çıktı. Sanatçı gençlerin yalnızlık ve depresyonunu gidermek amaçlı bunu keşfettiğini açıkladı.
2014 Yılı Derecelendirmesine Göre 'Dünyanın En İyi 50 Restoranı'
'Restaurant' dergisi  London's Guildhall'da  bu yılın en iyi 50 restoranı listesini açıkladı. Bir yıl ikincilik koltuğunda oturduktan sonra  René Redzepi'nin sahip olduğu  Noma (Kopenhag, Danimarka) 4. kez dünyanın en iyi restoranı seçildi. Bu yıl 12.'si düzenlenen yarışmada  900'ün üzerinde restoran sahibi, şef ve yemek eleştirmenin katıldığı ve 18 ay süren bir oylamanın sonucunda dünyada ilk 50'ye giren restoranları tebrik ediyoruz.  İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Hayal Gücünün Sınırının Olmadığını Gösteren 24 Çalışma
Avusturalya, Melbourne merkezli tasarımcı Domenic Bahmann, günlük objeleri kullanarak ortaya çok yaratıcı çalışmalar çıkartıyor ve yaptığı çalışmaları İnstagram hesabından 46.500'ü aşan takipçisiyle paylaşıyor. Özellikle son dönemlerde oldukça popüler hale gelen bu tarz çalışmalar, insanlardaki hayal gücünün gücünü gösteriyor diyebiliriz. Elbet sizin evinizde de limon vardır, kahve yapabilirsiniz misal, biraz da çizim yeteneğiniz varsa, tüm bunları hayal gücünüzle birleştirip, Bahmann kadar olmasa da ortaya harika şeyler çıkartabilirsiniz. 
Sosyal Medyada Rekor Kıran Bi' Acayip Güzellik Testi
Kadınların güzel, erkeklerin ise yakışıklı olup olmadıklarını öğrenmek için baş vurdukları testlere bir yenisi daha eklendi.Bu Test Çin’in en popüler sosyal ağı olan Weibo da şimdiden rekor kırıyor. Çin’de 200 binden fazla Weibo kullanıcısı güzelliklerini test etmek anacı ile test ettikleri fotoğraflarını paylaşıyor.Test aslında çok basit. Testi sizinde uygulamanız için, işaret parmağınızı çenenizle burnunuza eş zamanlı dokundurun. Dudaklarınız işaret parmağınıza değerse güzelsiniz, değmezse çirkinsiniz.Bu teste göre, Angelina Jolie ve Jessica Alba gibi yıldızlar güzel olmayanlar arasınde yer aldılar.
Reklam
Apple'ı Korkutan 3 Çinli!
Apple ve Samsung'a küresel ölçekte rakip olan Huawei ve Lenovo'ya internetten satışla öne çıkan Çinli Xiaomi de eklendi. Küresel operasyona başlayan şirketin hedeflediği 10 ülke arasında Türkiye de var Akıllı telefon piyasasında rekabeti belirleyen ülkelerin başında gelen Çin'de Xiaomi rüzgarı esiyor. 'Düşük fiyat, büyük ekran, güçlü ürün' stratejisiyle sadece internetten satış yapan Xiaomi, Motorola'yı satın alan Lenovo ve Huawei, Apple ve Samsung gibi devleri korkutmaya başladı. Lenovo marka, Huawei standartlar ve güçlü ürün, Xiaomi ise internet üzerinden satış ile öne çıkıyor. Xiaomi, Çin'de son çeyrekte 7.3 milyon adet ürünü piyasaya sürerek 7 milyon adede ulaşan Apple'ın hemen önünde 5'inci sırada yer alıyor. Küresel marka olmak için de harekete geçen Xiaomi, öncelikli olarak Türkiye dahil, Hindistan, Rusya, Meksika, Malezya, Vietnam, Endonezya,Tayland, Filipinler ve Brezilya gibi gelişmekte olan pazarları hedefliyor. Şirketin hali hazırda Çince'nin hakim olduğu HongKong, Tayvan ve Singapur'da operasyonları bulunuyor. AMAZON'A BENZİYOR İnternet ve sosyal medyayı çok çok iyi kullanan Xiaomi'nin stratejisi Amazon'a daha çok benziyor. Şirket, çok agresif fiyat kampanyaları ve yüksek ölçekte internetten satışla kendini farklı kılıyor. Çinli firma amiral gemisi Mi3'in fiyatlarını düşürerek küresel operasyona başlıyor. Akıllı telefon sahipliğini artırmak için yarışan operatörler genelde düşük fiyatlı ürünleri piyasaya sürüyor. Bu yüzden gelişmekte olan pazarlarda şansı yüksek görülüyor. MANTIK EVLİLİĞİ Xiaomi, Samsung ve Apple'ın üst düzey ürünlerine fiyat olarak yaklaşamayan tüketicilere marka değil, mantık evliliği öneriyor. Çinli firmaların hedefi aynı teknolojiye sahip ürünlere marka yüzünden daha fazla ödeme yapmak istemeyen gençler. Ağızdan ağıza öneri ve bayi kanalındaki inceliklerle Türkiye'de benzer bir talebi gören General Mobile mobil internet ve kamera konusundaki taleplere uygun fiyatlarla yanıt veriyor. ÇİN'DE İNTERNETTEN SATIŞLA BÜYÜYECEK Fiyat performans ile saldıracak Xiaomi, şimdilik kesesine güvenen tüketicilerin ve markaların güçlü olduğu ülkelerden uzak duruyor. Cüzdanına bakınca markaya vereceği parayı dert eden tüketiciyi hedefleyerek hareket ediyor. Çin'de iPhone 5C'nin yarı fiyata satış yapan Xiaomi'nin amiral gemisi Mi3, büyük ekranı, inceliği ve performansı ile dikkat çekiyor. Ayrıca kamerayla yapılan video ve fotoğraf çekimlerinde güçlü rakiplerini aratmıyor. Kanal yapısıyla gelen ek maliyetten de kurtulan firma düşük fiyat avantajını sonuna kadar kullanıyor. MARKA YATIRIMIYLA İDDİALI OLACAK Daha önce PC pazarına benzer bir stratejiyle IBM'in PC bölümünü alarak giren Lenovo, şimdide Motorola Mobile bölümünü Google'dan satın alarak marka yatırımını yaptı. Diğer Çinli üreticilerden farklı olarak marka yatırımına önem veren Lenovo, tüm dünyada 2014'ün ilk çeyrek rakamlarına göre, piyasaya sürülen akıllı telefon oranlarında yüzde 12.9 pazar payı ile 4'üncü sırada yer alıyor. Şirket, Motorola'yı satın aldıktan sonra Kuzey Amerika ve Avrupa'daki operasyonlarına hız verecek.İNCELİK VE PERFORMANSA ODAKLANDI Standart hastası Huawei dünyanın en ince telefonu Ascend P6 modeliyle Türkiye'de adından söz ettiren Huawei, sadece cihaz değil, altyapıyla da rakipleriyle mücadele ediyor. Çin'deki iletişim standartlarının belirlenmesinde de etkili olan firmanın cihaz yatırımları da 2011'den sonra hız kazandı. 2014'ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülen akıllı telefon rakamlarında tüm dünyada yüzde 13.7'lik pazar payıyla 3'üncü sırada yer alıyor.Timur Sırt/Sabah
Taze Kan 'Beyin Hücrelerini Yeniliyor'
ABD’li araştırmacılar yaşlanmanın bazı etkileri ile savaşmanın hatta bu etkileri geri döndürmenin yolunu şimdilik fareler üzerinde de olsa, bulmuş olabileceklerini açıkladı. Son yapılan bir araştırmaya göre, genç farelerden alınıp, yaşlı olanlara nakledilen kanın yaşlı farelerin beyin gücünü artırdığı tespit edildi. Bilim insanları şimdi de deneyleri insanlar üzerinde yapmak istiyor. Umutları bunamaya çare bulmak. Nature Medicine ’de yayınlanan araştırmaya göre, 3 aylık farelerden alınan kanın sıvı kısmı, yani plazması 18 aylık farelere nakledildi. Daha sonra bu fareler hafıza testinde kan nakli yapılmayan farelere göre daha iyi sonuçlar elde ettiler. Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Tony Wyss-Coray, “Genç farelerden alınan kanın içinde bulunan faktörler, yaşlı farelerin beynini yeniden şarj edip daha genç bir farenin beyni gibi çalışmasını sağlayabiliyor” diyor. Wyss-Coray, “Şu anda yoğun bir şekilde bu faktörlerin neler olabileceği ve tam olarak hangi dokulardan üretildikleri üzerinde çalışıyoruz” diyor. Wyss-Coray’ın söylediğine göre insanlarda durumun aynı olup olmadığı bilinmiyor ancak klinik bir deney planlanmış durumda. Birleşik Krallık Alzheimer Araştırma kurumu uygulamanın farelerde öğrenme ve hafızaya ilişkin belirli tarafları yenilediğini ancak bunun insanlar üzerinde fayda sağlayıp sağlamayacağının belirsiz olduğunu söylüyor. Kurumun yöneticisi Dr. Eric Karran, “Bu araştırma çok ilginç olmakla birlikte, Alzheimer hastalığında görülen ve yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olan bilişsel zararı incelemiyor” diyor. Bu arada başka araştırmalar genç bireylere ait kanın yaşlılara sağlayacağı faydalar konusunda başka sonuçlar elde etmiş durumda. En azından farelerde durum bu. Harvard’daki bir araştırma ekibine göre, kalp kası üzerinde yaşlanma karşıtı bir etki oluşturmuş olan genç farelerin kanında bulunan bir madde, beyin hücrelerini de yeniliyor. Science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, yaşlı farelerde beyin hücrelerinin büyümesini teşvik eden madde farelerin koku duygusunu da keskinleştiriyor. Aynı zamanda bu madde yaşlı farelerin kas gücünü de artırıyor.BBC Türkçe
Reklam
The Simpsons'ın LEGO Bölümü Yayınlandı
Amerikan ailesinin komik hallerini anlatmasıyla başlayan, ardından tüm dünyada bir fenomene dönüşen çizgi dizi The Simpsons ailesinin LEGO’lardan oluşan bölümünün haberini daha önce yapmıştık. İlk duyurulduğunda ve ilk karesi yayımlandığında yaptığımız haberlerden sonra bugün de yayımlandığının bilgisini vermek istedik. Ancak bilgisini verebiliyoruz zira ülkemizde son sezonu eş zamanlı bir kanalda yayımlanmadığı için ne zaman Türk kanallarında izleyebiliriz bilmiyoruz. İnternet içinse biraz beklemek gerekebilir çünkü bazı popüler dizilere göre The Simpsons biraz daha aşağılarda yer alıyor. Brick Like Me isimli LEGO bölümü aslında The Simpsons’ın evi ve karakterlerinden oluşan LEGO setinin bir anlamda tanıtımı diyebiliriz. 200 küsür dolara satılan (Avrupa fiyatı 240 Euro’ya geliyor) 2523 parçalık Simpsons LEGO seti geçtiğimiz aylarda satışa sunulmuştu. Bu bölümde ise hem çizgi film hem de LEGO stop motion tekniği birleştirilerek karışan hayatlar konu alınıyor. Superkarga
Jüpiter'in Uydusu Yaşam Saklıyor Olabilir
Gökbilimciler, Güneş Sistemi'nin ve Jüpiter'in en büyük uydusu Ganymede'in yeraltında yaşam saklıyor olabileceği belirtti. Uydunun yüzey altında tıpkı soğan benzeri buzul katmanları olduğu ortaya çıktı. Güneş'e en yakın gezegen Merkür'den bile büyük olan Ganymede'in, yüzeyinin altında katmanlar halinde sıvı okyanuslar saklıyor olabileceği anlaşıldı. NASA, Ganymede'in derinliklerinde bir soğan veya sandviçe benzeyen, sıvı su ve buzul katmanlar yer aldığını ortaya çıkardı. Katmanlardaki tuz oranının, derinlere inildikçe arttığı belirtildi.NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'ndan (JPL) Steve Vance, 'keşfin Ganymede için iyi bir haber olduğunu' belirtti. Vance, Ganymede'nin çok yüksek basınç altında dev okyanuslara sahip olduğunu, tuz oranının artması sayesinde sadece buzun değil, suyun da okyanus tabanının dibine indiğini belirtti. Ganymede üzerinde geçmişte hazırlanan modeller, uydunun buzul yüzey katmanı ile yeraltındaki buzla kaplı kayalık katman arasında sıvı su olduğunu öne sürmüştü. Tek bir sıvı su katmanı öne süren bu modelde, su-kaya arasındaki kimyasal etkileşim gerçekleşmediği için yaşam olasılığı düşük kabul edilmişti. Tuzun karmaşık etkilerine dayanan yeni modelde ise Ganymede'in derinliklerindeki magnezyum sülfat sıvı suyun kayalık deniz tabanının üzerine çıkmasını sağlıyor ve yaşam olasılığını artırıyor. JPL'de araştırmada yer alan Christopher Sotin, 'yüksek basınçların neden olduğu sandviç benzeri yapının ne kadar süre bozulmadan kalacağını bilmediklerini' söyledi. Sotin, buzul ve sıvı su katmanların düzenli bir yapıyı temsil ettiğini ancak çeşitli faktörlerin bu durumu etkileyebileceğini belirtti. Gökbilimciler, Ganymede için öne sürdükleri çok katmanlı modelin Güneş Sistemi'ndeki diğer buzul uydular ve hatta dış gezegenler için de geçerli olabileceğini ifade etti. Al Jazeera
Ortaçağ’da Cadılar
Günümüzde fantastik edebiyat oldukça popüler. Harry Potter, ya da Yüzüklerin Efendisi gibi yapıtlarda karşımıza çıkan büyü ve büyücüler bizi eğlendiriyor. Bugün büyü denen şeyin aslında var olmayan, yalnızca masallarda kendine yer bulabilecek bir uğraşı olduğunu biliyoruz. Ne var ki, tarihin her döneminde durum böyle değildi. Bugün bizi güldüren, eğlendiren büyücüler ya da cadılar, geçmişte insanların korkuyla sakındıkları insanlar olmuştu. Şeytanla işbirliği yaptıkları ve havada uçtukları, kötülüklerini dünyaya yaydıkları söyleniyordu. Bunlar çoğunlukla halkın cahilliğinden kaynaklanan hurafelerdi. Ne var ki, ortaçağ Avrupa’sında cehalet o kadar yaygındı ki, açıklanamayan her şey büyüye yoruluyordu. Kilisenin çeşitli amaçlarla yürüttüğü cadı avları da kısa sürede toplumsal bir histeriye neden oldu. Ortaçağda Avrupa’da cadılık ve büyücülük suçlamasıyla yüzlerce kişi canlı canlı yakıldı. Peki bütün bu histerinin ardında yatan şey neydi? Yüzyıllar boyunca ortada görülmeyen cadılar ne olmuştu da ortaçağ Avrupa’sında böylesine ortaya çıkmıştı? Kilise birdenbire cadılara neden düşman kesilmişti?Büyücü avına ilişkin yaygın kuramlardan ikisi, ağırlıklı olarak tıbbi gerekçelere dayandırılmış ve kitlesel bir çılgınlık varsayılmıştır. Savlardan ilkine göre köylü halk aklını kaçırmıştır. Yani büyücü fenomenine, elinde yanan bir meşale ile simgelenen, kana susamış köylü lümpeninin kitlesel öfkesi ve kitlesel paniğinin yarattığı bir salgın hastalık olarak bakılmalıdır. Bir diğer psikiyatrik açıklamaysa daha da inanılmayacak bir savla, bizzat büyücülerin kendilerinin, ruhsal bir bunalım içinde dünyayı tımarhaneye çevirdiği yolunda. Oysa gerçekler ne illegal bir lümpen hareketi ne de histeriye kapılmış kişilerin hezeyanları olarak açıklanabilir.Hemen hemen dünyanın her toplumunda bir çeşit cadı kavramı vardır. Ama Avrupa’nın cadı çılgınlığı, başka yerde patlak veren herhangi bir benzerinden daha canavarca, daha uzun süreli olmuş ve çok daha fazla sayıda kurban ortaya çıkmıştır. İlkel toplumlarda suçu ya da suçsuzluğu belirlemenin bir parçası olarak acı veren çok çetin deneyler kullanılmış olabilir. Ama hiçbirinde cadı olduğu düşünülen kişilere, diğer cadıların adını vermeleri için işkence yapılmamıştır. Hatta Avrupa’da bile işkence, ancak 1480 tarihinden sonra bu amaçla kullanılmıştır. MS 1000 yılından önce komşu-su tarafından sözde şeytanla görüldüğü için öldürülen hiç kimse yoktur. İnsanlar birbirini sihirbaz ya da cadı olmakla ve kötülük yapmak için kullandıkları doğaüstü güçlere başvurmakla suçlamışlardı. Havada uçabilen ve korkunç hızlarla büyük mesafeler geçen bazı kadınlar hakkında çeşitli şeyler anlatılıyordu. Ama yetkililer sözde cadıları yakalayıncaya kadar bunları kovalamak, bulmak için araştırma yapmak ve suçlarını itiraf ettirmek için işkence yapmak benzeri eylemlerle ilgilenmiyorlardı. Aslında, Katolik kilisesi başlangıçta havada uçan cadı gibi şeylerin varolmadığını ısrarla belirtmiştir. MS 1000 yılında böyle uçuşların gerçekten yapıldığına inanmak yasaklanmıştır; sonraları, 1480 yılındaysa bu uçuşların yapılmadığına inanılması yasaklanmıştır. MS 1000 yılında kilise, cadıların süpürgeye binme eylemlerini şeytanın ürettiği bir simge olarak görüyordu. Beşyüz yıl sonra kilise süpürge sopasına binme olayının yalnızca bir simge olduğunu savunanların, şeytanla birlik olduğunu resmen öne sürdü.Daha önceki görüş, Canon Episcopi denilen bir belgede düzenlenmiştir. Cadı çetelerinin geceleri uçtuklarına inanan Canon, şöyle uyarır:“Aklı imansız olan kişi bu şeylerin ruhta değil, vücutta olup bittiğini sanır. Başka deyişle, şeytan sizi ya da başkalarını geceleri uçtuğunuza inandırır, ama ne siz ne de başkaları gerçekten uçuyor olamazsınız.”“Gerçekten” sözcüğünün ne anlama geldiğinin ve gerçek sözcüğünün daha sonraki tanımlarından farkının kesin ölçüsü şu olmuştur: Sizin ya da düşçü arkadaşlarınızın, başkalarıyla havada uçtuğuna inandığınız bir kişi günah işlemiş olmakla suçlanamaz. Başkalarının orada bulunmuş olmaları yalnızca bir düştür, başkaları sizin düşlerinizde yaptıklarınızdan sorumlu tutulamazlar. Ancak, düş gören burada kötü düşünceler taşıyordur ve bu nedenle cezalandırılmalıdır. Bu ceza şekli sonradan olacağı gibi yakılmak değil, aforoz edilmekti.Devamı için..:http://mevzune.com/ortacagda-cadilar/
Reklam
19 İnanılmaz 3D Seramik Sanat Çalışması
Garip ve tuhaf seramik çalışmlarıyla ün salmış ve ödülleri olan Katharine Morling  tarafından yapılan sanat çalışmalarına ilk bakıldığından bir miktar karton kağıt ve kilden yapıldığı ibaresini veriyor. Ancak bu çalışmalar daha yakından bakıldığında hepsinde sürreal dokunuşun seramikte bıraktıkları izleri görmek mümkün oluyor.
Popüler Not Alma Uygulaması Notability İlk Kez Ücretsiz
Notability ücretli bir not alma uygulaması ve yayımlandığı 2011 yılından bu yana oldukça popüler. Kullanıcıların yalnızca yazıyla değil çizim yaparak da not almalarını sağlayan uygulama, iPhone ve iPad için ilk kez ücretsiz olarak sunuluyor. Notability’de kullanıcılar, çizim yapmanın dışında birçok farklı özellik sunuluyor. Örneğin, kopyaladığınız başka notları (yazı, link vs.) alıntılayabiliyorsunuz, ses kaydı alabiliyor, formlarınızı, kontratlarınızı uygulamaya aktarıp üzerinde çalışabiliyorsunuz. Uygulamada parmağınızla dokunarak çizim yapmanız, el yazısı kullanmanız ya da kendi metin düzenleyicisiyle yazmanız mümkün. Not alırken anlık fotoğraf çekip notunuza ekleyebiliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta App Store’da haftanın uygulaması seçilen Notability’nin Türkçe dil desteği bulunuyor ve Türkiye’de 6,49 TL’ye satın alınabiliyordu.Notability’de çizerek, yazarak ya da sesle oluşturduğunuz notlarınızı, e-mail ve Twitter gibi opsiyonların dışında popüler cloud uygulamalarıyla paylaşmanız da mümkün. Ayarlar görselinin altındaki Paylaş seçeneğinde Dropbox, Google Drive, Box ve webDAV’le paylaşabiliyorsunuz. Paylaş seçeneğinde notunuzu doğrudan yazıcıya da gönderebiliyorsunuz ya da PDF veya RTF gibi farklı formatlara da dönüştürebiliyorsunuz. GingerLabs tarafından geliştirilen Notability’yi buradan indirebilir ve kendiniz deneyebilirsiniz.webrazzi
Reklam
Tablet Bilgisayarın Atası Yenikapı'dan Çıktı
Yenikapı’daki Marmaray kazısı sırasında ortaya çıkan eserler, İstanbul’un tarihi mirasını 8 bin 500 yıl öncesine götürdü. İstanbul Üniversitesi (İÜ) tarafından yürütülen projede, replikası yapılarak yüzdürülmesi düşünülen batık gemiden çıkan ahşap defter, günümüzde tablet bilgisayarın atası kabul ediliyor. Aynı zamanda Bizans İmparatorluğunun hayvan kültürüne ilişkin çok çarpıcı bilgilere ulaşan uzmanlar, at etinden yaban eşeğine kadar pek çok hayvanın etinin tüketildiği bilgisine de kazılar sonrası ulaştı.İ.Ü tarafından yürütülen ve kazılar sonrası ortaya çıkan kalıntılar, Türkiye’deki uzmanlar kadar bütün dünyada ses getirdi. Kalıntıların organik ürünler olarak günümüze ulaşması bilim camiasında büyük yankı uyandırdı.Üniversite tarafından AB fonu desteğiyle hazırlanan proje, Yenikapı 12 isimli batığın yeniden yüzdürülmesini amaçlıyor. Batık, 2015 yılı ortalarında yeniden yüzer hale getirilecek. Replika için hazırlıklar sürerken, bölgedeki kazıları yapan ekipten Doç. Dr. Ufuk Kocabaş kalıntılara ilişkin çarpıcı bilgiler verdi. Bizans’ta Teheodasius Limanı olarak bilinen şimdiki Yenikapı bölgesinde organik ürünlere ulaşıldığını, bunun kara kazılarına oranla nadir karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi. Bulunan bir batığın yüzde 60 oranında korunmuş olarak günümüze ulaştığını anlatan Kocabaş, “Bu batık bizim için doktora tezi anlamında incelenen ilk eser oldu. Artık yapının eksik olan bölümlerinin inşası için gereken bilgilere sahip bulunuyoruz. Gemi yaş tespiti ve içinde bulundurduğu anforalar dikkate alındığında rotası olarak Karadeniz bölgesini işaret ediyor. M.S 9. yüzyıla ait olduğu düşünülen geminin Kırım’daki Kersonesos Kentinden ticaret yaptığı ve ürünleri buradan İstanbul’a taşıdığı düşünülüyor. Gemi içinden özel bir bölüm dikkatimizi çekti. Bu bölümden kaptan ya da mürettebata ait olduğu düşünülen çok ilginç eşyalara ulaşıldı.” dedi. TABLET BİLGİSAYARIN ATASI GEMİDEN ÇIKTI Kocabaş, “Ben buna 'Yenikapı’nın mucizesi' diyorum. Batıklardan birinde bizim dipdik dediğimiz, yani not defteri gibi, bugünün belki notebooku gibi bir şey çıktı. Ahşaptan ve defter gibi açılabiliyor. Birkaç sayfası var ve bunlara balmumu sürülerek üzerine notlar almak mümkün. Tablet bilgisayar gibi düşünün. Ayrıca sürgülü olan bölümünü çektiğiniz zaman da küçük ağırlıklar, kuyumcuların hassas terazi olarak kullandığı taşlar var. Küçücük bir terazi var. Yenikapı batıkları her yönüyle bir fenomen. Çıkan 37 batık gemisiyle ve bulunan organik malzemeleriyle. Çünkü organik malzemeleri diğer kazılarda bulmanız pek mümkün olmaz. Bence Yenikapı kazılarının en önemli özelliği organik malzemelerdir.” şeklinde konuştu. Kocabaş, Marmaray Sirkeci İstasyonu kazısı sırasında deniz seviyesinden 28 metre aşağıda bile arkeolojik kalıntılara ulaşıldığını belirterek, “Bu inanılmaz bir şey. Orada bir kaymanın olduğu anlamına geliyor. Rıhtımın normal su seviyesinden biraz da ha altta olduğunu söylediler. İhtimal deprem sonucu denize doğru kayma olduğunu gösteriyor. Yine lastikli araçların geçişi için planlanan güzergahın Bukaleon Sarayı’nın önünden çıkması düşünülüyor. Oradan da önemli eserler çıkabilir.” ifadelerini kullandı. EN BÜYÜK AT KOLEKSİYONU TAMAMLANDI Yenikapı’daki kazılarda hayvan kalıntılarını inceleyen ekibin başında bulunan İ.Ü’den Prof. Dr. Vedat Onar da, Bizans’a ait bugüne kadar ulaşılan en büyük at koleksiyonunun tamamladıklarını belirtti. Bölgenin tüketimi yapılan hayvan kalıtlarının atıl bölgesi olarak kullanıldığını açıklayan Onar, “Atların tüketim amaçlı olarak kesildiğini görüyoruz. Atların kesildiğini ilk kez biz bu kazı çalışmasında gördük. Roma döneminde bu et türü çok tercih edilen bir tür değildi. Ama Bizans'ta bunu gördük. Atların kullanımının çok farklı olduğunu, acıdamak gemi denilen yöntemlerle atların zarar gördüğünü gördük. 10 yaşın üzerinde ata rastlamak zor. Ömürleri kısalıyordu. 57 hayvan türünden kalıntılara ulaşıldı. Yunus ve kaplumbağa avcılığı bile vardı.” dedi. 'SANKİ BİZANS'IN HAYVANAT BAHÇESİNE GİRDİK' Prof. Dr. Onar, hayvan zenginliğinin kendilerini şaşırttığını belirterek, “Sanki Bizans’ın hayvanat bahçesine kazı yapılmış bu sonuçlar elde edilmiş gibi. Lykos Deresi boyunca alüvyonların taşıdığı bulgular da bu alana taşınmış. Sanki Bizans'ın hayvanat bahçesine kazı yapılmış bu sonuçlar elde edilmiş gibi. Tespit edilen ilginç yöntemlerden biri beyin çıkarma olayıydı. Hayvanlardan tek parça halinde beyinleri çıkarılıp tüketiliyordu. Aynı zamanda da ekonomik değeri artıyordu. Beyin tüketiminin olduğunu, sakatat tüketiminin yapıldığını gördük. Atların tüketildiği, yaban eşeklerinin, yunusların, karettaların tüketildiğini görüyoruz.” diye konuştu. Fil, kesilmiş ayı ve hatta son olarak bizon kalıntısına ulaşıldığını anlatan Onar, DNA testi ile bunun kanıtlanması durumunda bulgunun kendileri için önemli olacağının da altını çizdi. Cihan
Reklam