onedio
Yanlışlıkla Çıkan 7 İcat
Tarih tekerrürden, bilim tesadüften ibarettir. Peki hiç yanlışlıkla ortaya çıkan icatları merak ettiniz mi ? Bilim, hayatımızın kolaylaşması açısından olmazsa olmazlardan bir tanesidir. İnsanlığa yapılan katkılar ve sorunlar karşısında sunulan çözümler hep daha iyi ve güzel bir yaşam amaçlanarak tasarlanmaya çalışılmaktadır. Ama kimi zaman bilim insanlığın yararına değil zararına da çalışabiliyor. PENİSİLİN İCADI Bir bilim adamı olan Sir Alexander Fleming , aslında penisilini bulduğu sırada ironik bir şekilde hastalıkları iyileştirecek mucizevi bir ilaç arıyordu. İşin garip tarafı ise Fleming’in bu ilacı deneylerini bir kenara attıktan sonra ortaya çıkmış olması. 1928 yılında Fleming bir gün attığı kirli bir Petri kabının içerisinde etrafındaki tüm bakterileri çözebilen bir küfün oluştuğunu görür. Bu küfü kendisi üretmeye kalktığında da Fleming küfün içerisinde frengiden bademcik iltihabına kadar pek çok hastalığı yok eden antibiyotik olan penisilini keşfeder. COCA COLA İCADI 1880 yılında Atlanta’da yaşayan eczacı John Pemberton, o zamanlarda “ Pemberton’ın Fransız Şarap Kokası ” adını verdiği ve şaraptan yapılma bir şurup ile koka özünün karışımından oluşan ilacı satıyordu. Bu ilaç baş ağrıları ve sinirsel hastalıklar karşısında oldukça etkiliydi. 1885 yılında ise Atlanta’da alkol satışı yasaklandı ve Pemberton’da tamamen koka tabanlı bir şurup hazırlayarak bunu karbonatlı su ile karıştırıp gazoz niyetine içmeye başlar. Sonuç ise her güne ve koşula ayak uydurabilen Coca Cola ortaya çıkar. Fakat günümüzdeki Coca Cola ‘nın o zamanlar ile arasında büyük dağlar var. PARÇA ÇİKOLATALI KURABİYE İCADI Tool House Inn’in sahibi Ruth Wakefield ‘in tek amacı sadece daha fazla çikolatalı kurabiye üretmekti. 1930 yılında Wakefield birkaç kurabiyeyi birleştirirken bir baktı ki düzenli olarak kullandığı çikolatadan kalmaz. O da bakkallardan satılan sıradan bir çikolatayı küçük parçalara ayırdı ve kurabiye hamurunun içine attı. Beklentisi çikolatanın eriyip hamura karışayacağı yönündeydi ama ortaya çok daha güzel bir sonuç çıkarak parça çikolatalı kurabiye meydana geldi. X IŞINLARI İCADI Her ne kadar X ışınları oluşturulamayan bir madde olsa da 1895 yılında Alman fizikçi Wilheim Roentgen , yaptığı bir deney sonucunda bu madde ile tanışır. Katot ışınları ile yaptığı rutin bir deney sırasında floresan özellikli bir kartın odanın diğer ucunda parladığını farkeder. Katot yayıcı ile radyasyonlu kartın arasında kalın bir ekran yerleştiren Roentgen, ışık partiküllerinin katı cisimlerin içinden geçebildiğini fark eder. Bunun sonucunda ise doğan röntgen cihazı da ilk olarak karısının elini çeken fizikçi cihaza kendi soyadını verir. KALP PİLİ İCADI John Hopps bir elektrik mühendisi olarak çalışırken, hipotermi yani vücut ısısının düşmesi sorununa karşılık bir araştırma içerisindeydi. Araştırmalarda vücut ısısını geri kazanabilmek için radyo dalgalarının ışınları kullanılıyordu. Deneyler esnasında kalbin sıcaklık düşüşü nedeni ile durması halinde onu yapay bir uyarı ile tekrardan çalıştırılabileceğini fark etti. Böylece 1951 yılında kalp pili icat edilmiş oldu. ANESTEZİ İCADI Anestezinin tam olarak kim tarafından bulunduğu henüz bilinmiyor fakat illa ki birilerine teşekkür etmek gerekiliyorsa o zaman o isimler Crawford Long , Wiliam Morton, Charles Jackson ve Horace Wells olacaktır. 1800′lü yıllarda ether ya da nitröz oksit karıştırılmış maddeler eğlence ve rahatlama amacı ile düzenlenen partilerde kullanılmaktaydı. 1884 yılında Horace Wells’in de katıldığı bir partide adamın birisi gülme gazının etkisindeyken bacağının kesildiğini fark eder. Lakin adam o sırada hiçbir acı hissetmezken, bu farkındalıktan sonra Wells bileşimi dişini çekerken kullanır. İşte o andan sonra anestezi Wells, Morton ve Jackson tarafından dişçilik işlerinde kullanılmaya başlanır. Crawford Long ise bu maddeyi ufak ameliyatlarda kullanmaya başlarken patlar gider. DONDURMA KÜLAHI İCADI Yıllar boyu tabaklarda sunulan dondurmalar 1904 yılında Dünya Fuarı’nda külahlara geçiş yapıldı. Fuarındaki bir dondurmacı oldukça yoğun iş yaparken yanındaki Waffle satıcısı sinek avlıyordu. Dondurmacının yoğun işi yüzünden bir süre sonra tabaklar tükendi. Bunun üzerine iki satıcı bir araya gelerek dondurmaları huni şekilde getirip, Waffle’ın üzerine koyarak satmaya başlar. Ardından dondurma külahı olarak tarihe geçmiş olur.
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Su Altında Fotoğraf Çekme İpuçları
Sosyal medyayı aktif kullanan insanlar tatil fotoğraflarını paylaşmaktan keyif alıyor. Öyle ki artık insanlar, arkadaşlarının tatil karelerini sosyal medyada anlık olarak takip edebiliyor. Bu yıl tatil fotoğraflarının en trend pozu ise su altında video ya da fotoğraf çekmek. Su altında fotoğraf çekmenin riskleri nedeniyle güzel karelerden mahrum kalanlar için Mobilcadde uzman ekibi, en iyi su altı pozları için önemli ipuçlarını listeledi.Aktif sosyal medya kullanımı ile birlikte tatilde fotoğraf çekmek ayrı anlam taşıyor. Sosyal medyanın etkisiyle de insanlar en iyi tatil pozunu yakalamak için çabalıyor. Bu noktada denize ya da havuzda çekilen fotoğraflar ön plana çıkıyor. İnsanların yanından ayırmadığı akıllı telefonları, tatilde deniz, fotoğraf ve sosyal medyada üçgenini birleştiriyor. Peki su altında fotoğraf çekmek için su geçirmez cep telefonuna sahip olmak şart mı? Elbetteki hayır. Suya dayanıklı olmayan telefonlarla ya da fotoğraf makineleriyle en ilginç su altı pozlarını yakalamak mümkün.Telefonunuzu su geçirmez kılıfa emanet edinDalış yaparken, yüzerken , suyun altında bir kare yakalarken su geçirmez kılıf sayesinde telefonunuzla rahatça fotoğraf veya video çekebilirsiniz. Bunun için telefonu su geçirmez kılıf içerisine yerleştirip, klipsli kısımları sıkıca kapatmak gerekiyor. Titremeyen çekimler için kılıf askısı kullanınSu altında telefona basınç uygulanacağı için, çekimleri kontrol etmek zorlaşacaktır. Titremeyen çekimler için isteğe göre boyun askısı ya da kol bandı kısmı yardımıyla cihazınızı suyun altında yanınızda taşıyabilirsiniz. Bu sayede hem telefonu doğabilecek risklere karşı korur, hem de bulanık olmayan kareler yakalarsınız. Ayrıca her telefon ile uyumlu su geçirmez kılıflar boşluklu olacağından fotoğraf çekimleri netliğinde sıkıntı yaşabilirsiniz. Telefon modelinize özel su geçirmez kılıfı seçerseniz en verimli sonucu alırsınız.Çekimleri beş dakikalık aralarla yapınSuyun altında kılıfın buhar alma ihtimali yüksek olduğu için, 5 dakikadan fazla su altında bulundurmanız hem fotoğrafların bulanık çıkmasına hem de herhangi bir su sızıntısına sebep olabilir. O nedenle çekimleri beşer dakikalık aralarla yapmak daha sağlıklı olacaktır.Su geçirmez cep telefonu kılıfları, en ilginç su altı pozları için yardıma koşuyor. Dünyaca bilinen Griffin markası iPhone 5 için özel tasarladığı su geçirmez kılıfı ile mükemmel kareler yakalamanıza imkan sunuyor. Yüksek miktarlarda mali değeri bulunan telefonları bu tarz korumalar olmadan riske atılmamalıdır. Su geçirmez özelliğe sahip bir telefon dahi, uzun süre su altında kalmaktan kaynaklı sorunlar çıkabileceğini belirten mobilcadde, bu tür riskli kullanımlarda dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Telefonunuz su geçirmez olsun ya da olmasın, bu kılıflar sayesinde gönül rahatlığıyla su altı fotoğraf ve videoları çekebilirsiniz.
Samsung Yeni Bir Telefon Serisi Çıkartacak
Samsung, Galaxy Alpha piyasaya girdiği zaman büyük başarı elde edeceğini tahmin edilerek yeni bir seri ortaya çıkarması bekleniyor.Samsung bu seriye daha çok A serisi adını koymak istiyor. Eğer piyasada başarı elde ederse Galaxy Alpha‘dan sonra 3 tane daha telefon ortaya çıkması bekleniyor. Galaxy Alpha bu serinin ilk telefonu olacak. Diğer telefonların seri kodları SM-A300, SM-A500ve SM-A700 olacakmış. Bir ihtimal de Galaxy Alpha’nın mini, mega şeklinde farklı modelleride ortaya çıkacağı söyleniyor. A300 öğrenilen bilgilere göre giriş seviyesindeki bir telefon olacağı yönünde. 960×540 piksel çözünürlüklü bir ekrana sahip olacakmış. Diğer iki telefonumuz ise HD düzeyde ekranlara sahip olacakmış. Yayınlanan bir rapora göre telefonlar metal kasalı olacakmış. Galaxy Alpha benzer tasarımıyla, ön kamerası daha iyi bir çözünürlükte olacağını ( büyük ihtimalle 3.7MP ). Gelecek ay Berlin’de düzenlenecek olan IFA‘da tanıtılacak. Samsung yeni A serisinde, Galaxy S serisinde yapılan tasarımlardan uzaktan yakından bir ilgisi olmayacağı söyleniyor. Samsung’un farklı bir strateji denemeyi çalışıyor. Bu stratejisi yeni telefonlarında yeni tasarımlar olması bekleniyor.Teknolopi
Yeni iPhone 6 Görüntüleri Sızdırıldı
Apple'ın iPhone 6'yı Eylül ayında tanıtması bekleniyor. Bu konuda Apple tarafından halen resmi bir açıklama yapılmış olmasa da firmanın son dönemde iPhone lansmanlarını Eylül ayında yaptığı düşünüldüğünde bu tarih öne çıkmaktadır. Söylentiye göre Apple 24 Eylül'de yeni telefonunu tanıtacak ve Ekim ayı başında da 1. Bölge pazarlarında (Amerika, Kanada, İngiltere ve Japonya) telefonunu satışa sunacak. iPhone 6 ile ilgili şimdiye kadar birçok görüntü paylaştık ama bu gün sızdırılan görüntüler tek kelimeyle oldukça 'gerçek' görünüyor. Kutu tasarımı ve telefonun tasarımının ortaya konduğu bu görüntüler hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Bu telefon gerçek iPhone 6 olabilir mi?Teknolojioku
Reklam
Kavisli Ekranlı Akıllı Saat: Gear S
Güney Koreli elektronik devi Samsung, kavisli ekrana sahip yeni akıllı saat modeli Gear S'i tanıttı. Akıllı saat, üzerindeki SIM kart yardımı ile telefona ihtiyaç duymadan arama yapabiliyor ve 3G özelliğine sahip. Giyilebilir teknolojilerin giderek yaygınlaştığı günümüzde birçok firma bu alanda yeni ürünlerini piyasaya sürüyor. Bu pazara en fazla yatırım yapan markalardan biri olan Samsung ise yeni akıllı saati Gear S'i tanıttı. Kavisli bir tasarıma sahip olan akıllı saatin 2 inçlik 360x480 piksellik Super AMOLED bir ekranı bulunuyor. Samsung tarafından geliştirilen Tizen işletim sistemini kullanan akıllı saat, üzerindeki SIM kart yuvası ile 3G desteği sunuyor. Akıllı saat aynı zamanda telefon araması yapabiliyor ve gelen aramaları cevaplayabiliyor. Bunu bağlandığı telefon üzerinden yapabildiği gibi, SIM kart yuvası ile telefon almadan kendisi de yapabiliyor. Suya ve darbeye dayanıklı olan cihaz IP67 sertifikasına sahip. Yani kısmen suya dayanıklı bir gövdesi bulunuyor. Barometre, Jiroskop, Pusula, bütünleşik GPS ve kalp ritmi algılayısı bulunan akıllı saat 300 mAh'lik pili ile 2 günlük bir kullanım sunuyor. Üzerindeki SIM kart yuvası ile akıllı telefonlara ihtiyaç duymadan kullanım imkanı sunan Gear S'in ekim ayından itibaren piyasaya sürüleceği açıklandı. Cihazın fiyatı ile ilgili bir açıklama yapılmadı. Gear Circle da duyuruldu Samsung aynı zamanda yeni Bluetooth kulaklığı Gear Circle'ı da tanıttı. Bluetooth teknolojisini kullanan yeni kulaklık telefon yardımı ile müzik dinleme imkanı sunuyor. Mıknatıslı bir tasarıma sahip olan kulaklık bir kolye gibi boyuna takılarak kullanılıyor. Kaynak: Samsung
Leonard Cohen'den Yeni Şarkı: 'Almost Like The Blues'
Bu sene 80. yaş gününü kutlayacak olan Kanadalı sanatçı Leonard Cohen, yeni albümünü 23 Eylül’de Sony Music etiketiyle yayımlayacağını duyurmuştu. Leonard Cohen’in 13. stüdyo albümü olma özelliği taşıyan albüm “Popular Problems” ismiyle yayımlanacak. Albümün yapımcılığını, daha önce de beraber çalıştığı Patrick Leonard üstleniyor.Albümden “Almost Like The Blues” isimli şarkı geçtiğimiz dinleyicilerin beğenisine sunuldu.Albümün şarkı listesi ise;SlowAlmost Like The BluesSamson In New OrleansA StreetDid I Ever Love YouMy Oh MyNevermindBorn In ChainsYou Got Me SingingSüper Karga
Reklam
60 Saniyede İstanbul
İstanbul dediğimiz kısım tarihi yarım adadan oluşmaktadır. 13 saat aralıksız İstanbul'u dolaşarak 105 video klip çekildi. Bu 105 video klip'ten 64 tanesi kullanılarak bu video hazırlandı.  Video çekimi Canon 600D ile yapıldı ve Lens olarak 18-55mm ve 50mm'lik lensler kullanıldı. Çekimler Burak Bayram ve Furkan Çınar tarafından yapıldı. Video Düzenleme ise Burak Bayram tarafından gerçekleştirildi. Arkaplanda kullanılan müzik telif hakkı olmayan bir müziktir ve ismi, SirensCeol - Coming Home [NCS Release]'dır.
Ülkemizde Ölmeden Önce Gidilmesi Gereken 7 Yer
1-Olympos ÇıralıAntik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılanmeşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, M.Ö. 168-78 yıllarında basılan Likya Konfederasyon sikkelerinde adı geçmektedir. İktisadi bir birlik olan Likya Konfederasyonu konseyinde, Olympos?un üç oy hakklı olduğu bilinmektedir.
Reklam
Lawrence, Tarantino'nun 'The Hateful Eight' Filminde Rol Alabilir
Jennifer Lawrence, Tarantino’nun yeni western projesi “The Hateful Eight”te yer alabilir “Açlık Oyunları”yla tanınan Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence’ın Quentin Tarantino’nun yeni filmi “The Hateful Eight”te rol alma ihtimali konuşuluyor. Collider’ın haberine göre yıldız oyuncuyla görüşmeler sürüyor. Tarantino’nun çekip çekmeyeceği uzun süre tartışıldıktan sonra yakın zamanda gerçekleşeceği netleşen projesi “The Hateful Eight”, 19.yy’da tutsakların naklini Wyoming eyaletinden geçerek gerçekleştiren ödül avcılarının hikayesini anlatıyor. Lawrence’ın hangi rol için konuşulduğu henüz bilinmiyor. Collider’ın haberine göre Lawrence’ın adı yalnızca Tarantino’nun çalışmak istediği oyuncular listesinde geçmiyor, görüşmeler aktif olarak devam ediyor. “The Hateful Eight”in senaryosunun taslağı Ocak ayında internete sızmış ve ünlü yönetmeni kızdırmıştı. Tarantino bu olay üzerine projenin iptalini gündeme getirse de, şimdi filmin çalışmaları ilerliyor gibi görünüyor ve 2015 yılında vizyona girmesi bekleniyor. Nisan ayında Los Angeles’ta senaryonun okuması yapıldığında, ana kadın karakterler Daisy ve Six Horse Judy’nin bölümleri Tarantino’nun bir önceki filmi “Zincirsiz”de de yer alan Amber Tamblyn ve “Kill Bill” de dahil yönetmenin birçok filminde çalışan başarılı aktris ve dublör Zoe Bell tarafından okunmuştu. Senaryoya yeni kadın karakterler eklenmiş veya Lawrence bu ikiliden birinin yerini almış olabilir. Filmde rol alacağı konuşulan diğer isimler ise Bruce Dern, Kurt Russell, Michael Madsen, James Remar, Walton Goggins ve Samuel L Jackson. Milliyet Sanat
Yeni Volvo XC90 Ödün Vermeden Geliyor
Üç yıllık bir çalışmanın ve 11 milyar dolarlık bir yatırım programının sonunda yeni XC90, Volvo tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı iddiasıyla dünya prömiyeri yaparak yola çıktı. Geleceğin tasarımını yakalamak için kendi sınıfına özel yeni teknolojiler içeren ve yeni Ölçeklenebilir Ürün Mimarisi (SPA) teknolojisini kullanan XC90′nın dünya prömiyerinde konuşan Volvo Cars Başkanı ve CEO’su Hakan Samuelsson “Bu tarihimizdeki en önemli günlerden biri. Biz sadece bir otomobili lanse etmiyoruz, markamızı yeniden lanse ediyoruz. Bugün şirketimiz için yeni bir çağı simgeliyor. XC90, önümüzdeki senelerde gelecek olan heyecan verici yeni otomobillerin yolunu açıyor” dedi. 2015’in 2. çeyreğinde Türkiye’de satışına başlanacak Yeni XC90, ilk aşamada D5 AWD 2.0 lt dizel motor, 8 ileri şanzıman ile birlikte “Momentum” olarak adlandırılacak yüksek donanım seviyesi ile sunulacak. Segmentinin üzerinde bir içeriğe sahip olacak Momentum donanım seviyesi, tamamen LED farlar kısa ve uzun aktif farlar, 12,3 inch dijital gösterge paneli, 4 bölgeli elektronik klima, ısıtmalı, elektrikli ve hafızalı sürücü ve yolcu koltuğu, deri döşemeler, 3 koltuk sırası ile birlikte 7 adet koltuk, elektrikli bagaj kapağı, otomatik fren kapasiteli geliştirilmiş City Safety – Şehirde Güvenlik Sistemi, şerit değiştirme uyarısı, park pilot asistanı ile birlikte ön ve arka park sensörleri ve 19″ Momentum aluminyum jantlar gibi birçok özellik içerecek. Yüksek donanımıyla kullanıcılarını memnun edecek olan Yeni XC90 D5 AWD Momentum için tavsiye edilen anahtar teslim fiyatı ise 305.150 TL olacak. Yeni XC90, Volvo’nun 87 yıllık tarihinde yer alan bu tarihi günün bir sembolü olarak, firmanın göze daha çok çarpan yeni logosunu, yani ızgaranın üzerinde çapraz olarak duran eğik çizgiyle uygun bir şekilde hizalanmış olan ikonik oku, taşıyan ilk otomobili olacak. Yeni logo, T şeklindeki “Thor’un Çekici” DRL-gündüz farları ile birlikte, Volvo’nun yeni jenerasyon otomobillerinin yeni, seçkin ve kendine güvenen yüzünü temsil ediyor. XC90’ın yeni bir topografiye sahip geniş kaputu, dövme şeklindeki yeni yan farlara bağlanan bel çizgisi ve keskin omuzları bu seride gözlemlenebilen diğer önemli tasarım imzalarını oluşturuyor. Yanlardan bakınca daha kaslı bir görünüm elde etmek için XC90’ın lastikleri 22 inç’e kadar çıkıyor. Volvo Cars Tasarımdan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Thomas Ingenlath “Otomobilin hem iç, hem de dışarıdan genel izlenimi geniş alan, ışığın kutsanması ve iyi yaşama odaklanma gibi İsveç yaşam tarzını yansıtan önemli elementlerle güçlü bir bağa sahip” diyor. XC90 Volvo-by-Volvo stratejisinin en sağlam kanıtını oluşturuyor. XC90’ın sunduğu lüks, ferahlık, çok yönlülük, verimlilik ve güvenliğin muhteşem kombinasyonu SUV sınıfını yeni bir boyuta taşıyor. Tıpkı mevcut XC90’ın ilk günlerinde taşıdığı gibi. Volvo Cars Ar-Ge Kıdemli Başkan Yardımcısı Peter Mertens, “SPA bize dünyanın ilk ödün vermeyen SUV’unu yaratma fırsatı sağladı” diyor. “Çok daha küçük ve alçak bir otomobilin çevikliğine ve konforuna, her şeye hâkim olduğunuz hissine ve cömert bir iç kabine sahip olacaksınız. Güç ve düşük emisyon oranlarını bir araya getiren rakipsiz bir güç aktarım sistemi size gerçek sürüş keyfi sağlayan bir adrenalin akışı sunacak. Ve Volvo amblemi taşıdığı için XC90’da dünya standartlarında bir güvenlik anlayışı standart olacak” diye ekliyor. Yeni XC90, her biri performans ve yakıt verimliliğinin olağanüstü bir kombinasyonuna sahip, bir dizi iki litrelik, dört silindirli Drive-E motor seçeneği sunuyor. XC90’ın türünün en iyi örneği olan “Twin Engine” motoru, 2 litrelik, 4 silindirli supercharged ve turbo benzinli bir motoru elektrikli bir motor ile bir araya getiriyor ve yaklaşık 400 HP ve yaklaşık 60 g/km (NEDC sürüş döngüsü) karbondioksit (CO2) emisyonuyla rakipsiz bir güç ve temizliğin kombinasyonu sunuyor. XC90, otomotiv endüstrisindeki en kapsamlı ve teknolojik olarak en üst seviyedeki standart güvenlik paketini sunuyor. Pakette her biri dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan iki güvenlik teknolojisi yer alıyor: Yoldan çıkma koruma paketi ve çarpışma anında otomatik fren özelliği. Yeni XC90, yoldan çıkma durumunda ne olup bittiğini saptıyor ve ön emniyet kemerleri yolcuların pozisyonlarını sabitlemek için sıkılaşıyor. Koltuk ve koltuk çerçevesi arasındaki enerji emilim özelliği otomobil sert bir zemine düşüş yapınca ortaya çıkabilecek dikey güçleri yastıklıyor ve böylece omurga yaralanmalarını engellemeye yardım ediyor. XC90, sürücü bir araçla aniden karşı karşıya gelince otomatik fren yapma teknolojisine sahip dünyadaki ilk otomobil. Bu, hız limitlerinin yüksek olduğu otobanlarda ve yoğun şehir kavşaklarında sıkça karşılaşılabilecek bir durum. Volvo Cars’ın tüm otomatik frenleme fonksiyonlarını kapsayan City Safety-Şehirde Güvenlik Sistemi, yeni XC90’da standart olarak yer alıyor. Sistem, şimdi hem gündüz, hem de gece, otomobilin önündeki araçları, bisikletlileri ve yayaları kapsıyor. Dr.Mertens, “Bu yeni teknolojiler bizi, 2020 yılında içerisinde hiç kimsenin ciddi bir şekilde yaralanmayacağı ya da hayatını kaybetmeyeceği bir Volvo otomobil oluşturma vizyonumuza bir adım daha yaklaştırıyor” diyor. “Güvenlik konusundaki başlangıç noktamız 90 yıl önce şirket kurulduğunda ne ise bugün de aynı: gerçek yaşam durumları. Verileri inceliyoruz. Sayıları bir araya getiriyoruz. Yeni buluşlar geliştiriyoruz. Sonuç, bugüne kadar yapılmış en sağlam otomobillerden biri.” diye ekliyor. Volvo Cars’ın 2020 vizyonuna ulaşmasına üç odak alanı yardım ediyor: güvenlik, bağlanabilirlik ve bağımsız sürüş. Volvo Cars Ürün Strateji ve Araç Hattı Yönetimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Lex Kerssemakers, “XC90 ile kendi kendini süren otomobillere doğru ilk adımı atıyoruz. Aracı dur-kalk trafikte otomatik olarak izleyen yeni bir fonksiyon büyük ölçüde basitleştirilmiş, yarı özerk bir sürüş deneyimi sağlayacak” diyor. XC90’ın içi Volvo için bugüne kadar tasarlanmış en lüks kabin. Bu kabinin en çarpıcı özelliği ise tamamen yeni olan bu araç içi kontrol sisteminin kalbini oluşturan tablet benzeri bir dokunmatik konsolu. Bu sistem hiçbir buton içermiyor ve sürücülere araç kontrolü ve bir dizi internet tabanlı ürün ve hizmete erişmek için tamamen yeni bir yol sunuyor. Ayrıca modern, geniş ve derli toplu bir kabin oluşturulmasına da yardım ediyor. Ingenlath, “Yeni kabin mimarimiz sade ve düzenli, bununla birlikte hâlâ lüks SUV müşterilerinin beklediği sofistike güven ve formaliteyi yansıtıyor. Yalınlık, İskandinav tasarım mirasımızla mükemmel uyum sağlıyor. Bize cömert bir alan açıyor ve modern ve lüks bir iç kabin mimarisi oluşturmamıza fırsat sağlıyor” diyor. Yeni XC90’ın kabini yumuşak deri ve ahşap gibi materyalleri, ünlü İsveçli cam üreticisi Orrefors yapımı kristal vites kolu ve start/stop butonu ile ses kontrolü için elmas kesim kontroller gibi el yapımı detaylarla bir araya getiriyor. İnce işçilik, tüm çalışmaların en önemli odağını oluşturuyor. Gerçek yedi koltuklu, yenilikçi bir şekilde tasarlanmış koltuklar sunuyor, bu koltuklar aynı zamanda hem ikinci hem de üçüncü sıradaki yolcular için araç içi alan sağlıyor. Üçüncü sıradaki koltuklar ise, boyları 170 cm’ye kadar olan iki yolcu için sınıfında lider konfor vaat ediyor. Volvo Cars ses uzmanları ünlü İngiliz ses ekipmanları şirketi Bowers &Wilkins’daki meslektaşları ile güçlerini birleştirdikten sonra, XC90 otomotiv dünyasında yer alan en üst düzey ses sistemlerinden birine sahip oldu. XC90’da yer alan sınıfın en iyisi ses sistemi, 19 adet Bowers &Wilkins hoparlör ve 1400 watt’lık D sınıfı bir amfiden oluşuyor. Sistemde ayrıca bir otomobile entegre edilmiş ilk hava soğutmalı subwooferlardan biri de bulunuyor. Otomobilin gövdesine monte edilen bu sistem tüm iç kabini dev bir subwoofer’a çeviriyor. Hoparlörlerin koordinasyonunda ve zamanlamada son sistem bir ses işlem yazılımı kullanılıyor. Böylelikle otomobilin içerisinde dünya standartlarında bir canlı performans deneyimi hissiyatı sağlanıyor. Yeni XC90, sahibinin otomobili gerçek anlamda kişiselleştirmesine imkan sağlayan bir dizi aksesuara sahip. Dış görünüm için iki ayrı ana tema bulunuyor. • Urban Luxury-Şehir Konforu paketi bir renk koordinasyonlu gövdeyi, ön dekor çerçeveler, yan ve arka koruma plakaları, yan koruyucu plakalar gibi cilalı paslanmaz çelikten detaylarla birleştiriyor.21 inçlik seçkin cilalı jantlar elegant görünümü tamamlıyor. • Rugged Luxury Kit-Dayanıklı Konfor Kit ise tech mat siyah dış makyaj, paslanmaz çelik yan plakalar, aydınlatmalı marşpiyeller ve entegre egzoz boruları gibi ayrıntılarla XC90’ın dayanıklılığını ön plana çıkartıyor. Bu versiyon, eşsiz 22 inçlik jantlarla tamamlanıyor. 2015’in ikinci çeyreğinde Türkiye’de satışına başlanacak Yeni XC90, ilk aşamada D5 AWD 2.0 lt dizel motor, 8 ileri şanzıman ile birlikte “Momentum” olarak adlandırılacak yüksek donanım seviyesi ile sunulacak. Segmentinin üzerinde bir içeriğe sahip olacak Momentum donanım seviyesi, tamamen LED farlar kısa ve uzun aktif farlar, 12,3 inch dijital gösterge paneli, 4 bölgeli elektronik klima, ısıtmalı, elektrikli ve hafızalı sürücü ve yolcu koltuğu, deri döşemeler, 3 koltuk sırası ile birlikte 7 adet koltuk, elektrikli bagaj kapağı, otomatik fren kapasiteli geliştirilmiş City Safety – Şehirde Güvenlik Sistemi, şerit değiştirme uyarısı, park pilot asistanı ile birlikte ön ve arka park sensörleri ve 19″ Momentum aluminyum jantlar gibi birçok özellik içerecek. Yüksek donanımıyla kullanıcılarını memnun edecek olan Yeni XC90 D5 AWD Momentum için tavsiye edilen anahtar teslim fiyatı ise 305.150 TL olacak.
Öyle Hissetmeseniz Bile Aslında Hayatta Başarılı Olduğunuzun 20 Kanıtı
Bazen bu hayatta sadece 'başarısız' olduğunuz şeyleri görebilirsiniz. Sadece kara bulutlar dolanabilir etrafınızda. Bu normal bir histir, ama bambaşka açılardan bakmaya başlamanızın tam zamanıdır artık. 'Küçük şeyler'i sakın göz ardı etmeyin, bir malikanede yaşamıyor olabilirsiniz, milyoner olmayabilirsiniz, arabanız eski model olabilir, işsiz bile olabilirsiniz, bu demek değildir ki siz bir 'başarısız'sınız. Tam aksine, işte ne kadar başarılı olduğunuzun 20 kanıtı.
Reklam
Bir Blogger'a Göre En Sevilesi 15 Bebek Keçi
Keçiler hakkında ilginç yazılar ve detaylar yazan “babygoatsandfriends” lakaplı blogger 15 sevilmelik yavru keçiyi incelemiş. Ortaya biraz garip bolcada sevimlilik içeren bir liste çıkarmış. Haberin devamı için tıklayın
Reklam
Freedom House'tan Sert Rapor: Türkiye, İnternet Özgürlüğü İçin Savaş Alanı
Freedom House, bu kez de Türkiye’ye özel bir internet raporu yayınladı. Raporda Türkiye internet özgürlüğü için ‘savaş alanı ‘ olarak tanımlandı. Eylülde İstanbul’da düzenlenecek İnternet Yönetişimi Forumu vesilesiyle Freedom House’da program sorumlusu Nate Schenkkan, eski CHP milletvekili ve bilişim uzmanı Osman Coşkunoğlu ve Bilgi Üniversitesi’nden Profesör Aslı Tunç’un hazırladığı raporun geniş özetinde öne çıkan kısımları şöyle: Daha ilk paragrafta, Türkiye’nin 2012′de Rusya ve Çin’le birlikte, internet yönetişiminde daha fazla devlet rolüne yönelik yeni ‘Uluslararası Telekomunikasyon Düzenlemeleri (ITRs) ’ destekleyen üç OECD ülkesinden biri olduğu belirtildi. Raporda, Türkiye’nin ülke içindeki internet politikalarının ‘ daha taraflı ’ olduğu belirtilip, şu ifadeler kullanıldı: ‘ ’2013 yılından önce dahi, Türkiye geniş ve şeffaf olmayan bir sistemle internet sitelerini engelledi. Son 15 ayda, internet dışında ifade özgürlüğünü kısıtlamak için uygulanan geleneksel yöntemler giderek internet ortamına taşındı. Ve yeni yasanın hükümetin içerik düzenleme kapasitesini artırmasıyla, Türkiye interneti kontrol altına alma adına ileri teknoloji uygulamaya başladı. ” Yeni basın kanunu ve yolsuzluk soruşturmasına ilişkin ses kayıtlarına tepki olarak getirilen Twitter yasağı da raporda eleştirildi: ”Bir Meclis komitesinde görüşülen yeni Basın Kanunu, tanımı çok geniş bir biçimde yapılan ‘haber siteleri’nin sahipleriyle yazarlarının isimlerini kayıt altına aldırmasını zorunlu hale getiriyor. Bu yasa, Rusya’da 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren yasaya benziyor. Twitter’ı martta engelleyen hükümet, sosyal medya şirketlerine karşı mahkeme kararlarını giderek daha fazla kullanmaya başladı ve Twitter’dan içerik kaldırmada da daha başarılı hale geliyor.’’ Türkiye’nin niçin ‘ olduğu, raporda şöyle açıklanıyor: ‘ ‘Salıncak’ sıfatı, iki partili Amerikan sisteminde her iki tarafa da oy verebilecek eyaletler için kullanılır. Belki de daha uygun bir metafor, ‘savaş alanı’ olur. İnternet yönetişimi açısından Türkiye savaş alanı olan bir devlet: Genç bir nüfus, gelişen teknoloji ve uluslararası bağlantılar dünyanın imrenebileceği özgürlükte bir internet ortamına da yol açabilir, hükümetin taktikleri canlı bir internet ortamının nasıl kapatılacağına dair bir model sunacak hale de gelebilir.” Rapor, Türkiye’nin internet özgürlüğü konusunda çelişkili davrandığına da dikkat çekti: ” OECD, G-20 ve NATO üyesi, AB’ye de üye adayı olarak Türkiye’nin ortaya koyacağı örnek, internette ifade özgürlüğü konusunda benzer sorunlar yaşayan ülkelerce yakından izlenecektir. Şu an Türkiye’nin BM’de söyledikleriyle ülke içinde yaptıkları arasındaki çelişki, uluslararası kuralların ihtiyaç duyulduğunda ülke içindeki özgürlükleri engellemek için manipüle edilebileceğine dair inancı pekiştimekten başka bir işe yaramıyor. ” Freedom House, Türkiye konusunda umutlu olsa da raporda ‘tek adam’ uyarısı da yapıldı: ” Türkiye’deki internet kontrolünün Rusya ya da Azerbaycan’daki kadar sertleşmeyeceğini umut etmek için yapısal sebepler var. Anayasa Mahkemesi ve Anayasa’nın kendisi gibi ulusal kurumlar, yerleşik otokrasilere kıyasla Türkiye’de daha güçlü. Sivil toplum daha çeşitli, sesi yüksek çıkıyor ve uluslararası ağlarla bağlantılı. Bütün yetkileri elinde tutan bir yönetici henüz devlete hakim değil.” Kuruluş, Türkiye ekonomisinin yatırım açısından Batı’ya neredeyse bağımlı olduğuna ve sansrün altyapı yatırımlarına olumsuz etki edeceğine de dikkat çekti. Geniş özetin son kısmında şu sonuca varıldı: ‘ ‘Bu faktörlerin, ülkedeki internet politikalarında veya iç siyasi dinamiklerin sebep olduğu yol açtığı daha geniş kapsamlı olumsuz eğilimlerde ani bir değişime yol açması muhtemel değil. Fakat söz konusu faktörler, otoriterliğin pekiştirilmesini yavaşlatacağı gibi medyadaki özgür ve bağımsız seslerin daha da gelişip serpilmesi için alan açacaktır. Türkiye’de son 20 yılda güçlenen liberalizmin ve çeşitliliğin korunmasına yardımcı olacak tek şey, bu seslerdir.” Raporda yer alan bazı yorumlar şöyle: Ocak-Şubat 2014′te Meclis 5651 sayılı kanuna hızla değişik yaparak, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nı (TİB)’i güçlendirdi. İnternet sunucuları artık kullanıcı bilgilerini bir ila iki yıl tutmak zorunda. TİB, engelleme emirlerini kendi başına gönderebiliyor ve erişim sağlayacıları bu emirleri dört saat içinde yerine getirmek zorunda. Yeni MİT yasası, istihbarat teşkilatının kurumlardaki bilgi, belge veya kayıda ulaşımını hızlandırdı. 2004′ten bu yana sadece telekom kurumları değil, medya ve kamu ihaleleri alanları da dahil, düzenleyici kurumların bağımsızlığındaki azalma dikkat çekici. Türkiye’de internet altyapı ve telekomunikasyon servislerindeki büyüme potensiyelinin karşılanabilmesi için öncelikle ve özellikle atılması gereken adım, siyasi müdahelenin ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye’de 32 milyonu aşkın Facebook kullanıcısı ve 11 milyonu aşkın Twitter kullanıcısı var. Aralık 2012 itibarıyla Türkiye, Avrupa’da internette en çok zaman geçirilen ikinci ülke. 15-64 yaşı arasındaki nüfusun yüzde 90’ının Facebook hesabı var. Yüzde 70’i Twitter’da. İlhan Tanır | Diken
Reklam