Birkaç gün önce size Facebook’un “Rooms” isimli uygulamasını anlatmıştık. Bu uygulama, kendinize özel bir Nickname alarak çeşitli odalar kurma ve bu odalara istediğiniz kriterlere uygun kişileri davet edebileceğiniz özellikleri bünyesinde barındırıyordu. Fakat Facebook’un bu projesi, aynı isim ve projeyle farklı bir firma tarafından önceden yapılmış.Room Inc.’nin ortağı ve CTO’su olan Damien Rottemberg, “Facebook gibi bir firma, nasıl oluyor da hem isim olarak hem de uygulamanın içeriği olarak ürettiğimiz bir projeyi piyasaya çıkarır, doğrusu anlayamadık. Biz böyle bir şeyin olmasına asla izin vermeyeceğiz: Hem kendimiz hem de fikirleri çalınan fikir ve vizyon sahibi girişimciler adına” dedi.Bu, Facebook’un ilk vukuatı değil. Daha önce “Paper” isimli bir uygulama çıkarmışlardı, fakat aynı isimde bu uygulamaya sahip olan FiftyThree de durumdan oldukça rahatsız olmuştu. (Bana kalırsa Facebook,Google gibi imajını zedeleyecek işlere karışmadan, projeleri başka firmalar tarafından yapılmışsa, direkt satın alma yoluna gitmeli. Hem ismi hem de içeriği aynı olacak? Biraz garip geldi bana)Aşağıdaki görselde, sol tarafta Facebook'un Rooms uygulaması, sağ tarafta ise Room Inc'nin uygulaması karşılaştırılmış.
Sony’nin yeni nesil oyun konsolu PlayStation 4 çıkış tarihinin üzerinden 1 sene geçmeden hacker’lara yenik düştü.PlayStation 4 ’te, PS Vita’ daki gibi bir webkit açığı bulan internet korsanları, cihazın hacklenebileceğini de bir anlamda ispatlamış oldular. Bu açık şuan sadece 1.76 firmware olan cihazlarda mevcut. Bu açıktan yola çıkarak hackerların herhangi bir yere varmaları şimdilik zor gibi görünmekte. Hackerlar daha önceki senelerde PS Vita ’da açık bulmuş fakat bir sonuç elde edememişti.Oyun korsanlarının Sony PlayStation 3 ‘ü kırmak için yıllarca süren çabaları boşa çıkmamıştı. Sony PlayStation 3 satışından yıllar sonra korsanların elinden kurtulamadı. PlayStation 3 kopya oyun oynamaya elverişli bir hale gelmişti. Öte yandan PlayStation 3 ‘ün kırılmasından sonra Sony PlayStation 4’ü satışa çıkararak pazar payını korudu. Oyun üretici şirketlerin finansal yapısına da zarar gelmesini engellemiş oldu.
Hızlı ve Öfkeli serisinin yedinci filmi olacak Hızlı ve Öfkeli 7’nin resmi adı belli oldu. Öfkeli 7 (Furious 7) olarak adlandırılacak filmin posteri de yayınlandı. Geçtiğimiz yıl Paul Walker’ın trafik kazası sebebiyle hayatını kaybetmesi Hızlı ve Öfkeli 7’nin ertelenmesine neden olmuştu. Walker’ın vefatından önce 11 Temmuz 2014’te vizyona gireceği söylenen film ünlü oyuncunun beklenmedik ölümü sebebiyle 10 Nisan 2015 tarihine ertelenmiş; Hızlı ve Öfkeli’nin resmi Twitter hesabından paylaşılan bir tweet’le bu tarihin de değiştiği açıklanmıştı. Hem aksiyon tutkunları hem de serinin fanatikleri tarafından sabırsızlıkla beklenen film, 3 Nisan 2015′te vizyona girecek. Produksiyon ekibi Walker’ın ölümünden önce aksiyon ve drama sahnelerini tamamlandığını, geri kalan sahnelerde Walker’ın kardeşlerinin yer alacağını açıklamıştı. Vin Diesel, Dwayne Johnson, Michelle Rodriguez, Kurt Russell ve daha birçok ünlü oyuncunun yer alacağı Öfkeli 7′yi ilk Testere filmini yöneten James Wan yönetecek.LOG
İşler iyi de gitse kötü de gitse her zaman yanımda olan biri var. Beraber büyüdük onunla. Aynı okullara gittik. Aynı teneffüsleri bekledik. El ele tutuştuk karşıdan karşıya geçerken. Hâlâ birbirimizi kollarız yaya geçitlerinde. Sabah kalkarım başımda bekler. Yüzünde sanki başka bir dünyadan gelmiş gibi duran acayip tebessümüyle. Bence hiç çıkma o yataktan der, dışarıda berbat bir hava var. Pazardan dönen sinirli teyzeler var. Havada uçuşan serseri kurşunlar var. Ayrıca bütün şoförler yerli yersiz kornaya basıyor.Arkadaşlarla otururken gelir bazen. Bir parça uzakta durur. Benden başka seveni yok çünkü. Biz güldükçe kollarını kavuşturup küskün bakar. Büyük bir bilmişlikle de vardır o bakışlarında. Yine bana kalacaksın nasılsa der gibi başını sallar.Kuyrukta beklerken muhabbet ederiz genellikle. Kuyrukta beklemekten zevk alan tek insan diyebilirim. En son Üsküdar’da iki kilometrelik bir iftar çadırı kuyruğunda gördüm onu. Oruç tutmamasına rağmen.Kaleciye geri pasın serbest olduğu zamanlardan beri maça gidiyoruz beraber. Gelme, uğursuzsun diyorum, gene de geliyor. Kaç sefer yakaladım gol yediğimizde çaktırmadan sevindiğini. Takım tutmuyorum diyor ama biliyorum kimle oynasak onları tutuyor. Felaketlerden zevk alan bir mizacın mı var diye sormuştum bir seferinde. Gerçeklere tahammül edebilecek gücüm var demişti.Onunla ortak bir şeyler yapmanın da imkânı yok. Ben film seyretmek istiyorum o eski fotoğraflara bakmak istiyor. Sürekli eski günlükleri karıştırıyor. Tam bir şimdiki zaman düşmanı. On beş dakika öncesini bile özlüyor.Omzumun üstünden bakıyor yazarken. Dudak büküyor. Berbat bir yazarsın diyor. Neden diyorum. Maziye saygın yok diyor. İstikbalden haberin yok. Ayrıca üslubun berbat. On beş yaşında bir kızın anlayabileceği kadar bayağısın. Hiç Proust okumadın mı Allah aşkına? Ya ciddi bir şeyler yaz artık ya da bırak bu işleri bir kuruyemişçi açalım.Ne zaman berbat bir birahanenin önünden geçsek koluma giriyor, gel şurada oturalım diye ısrar ediyor. İstemiyorum, işim gücüm var diyorum ama dinlemiyor, kolumdan çekiyor. Paldır küldür giriyoruz içeri, iki bira söylüyorum mecburen. Ben içmeyeyim sağ ol diyor. İçmeyeceksen niye getirdin beni buraya diyorum. Lütfen garsonun önünde tartışmayalım diyor. Kafayı bulunca cep telefonumu elimden alıyor, kimseyi arama böyle güzel diyor. Nefret ediyorum yalnız ve sarhoş olmaktan. Hiç kimse yalnızken tam anlamıyla sarhoş olamaz, şahit gerekir sarhoşluk için. O zaman gel onu arayalım diyor. Benim hiç gururum yok mu, nasıl istersin böyle bir şeyi benden diyorum. Seni sevmeyen birini sarhoşken arayamazsın. Seni sevmeyen birini gece yarısından sonra arayamazsın. Seni sevmeyen birini öğleden sonra bile arayamazsın. Belki akşamüstü mesaj çekersin. Olsun yine de arayalım diye tutturuyor. Olmaz diyorum. Herkesin içinde çocuk gibi ağlamaya başlıyor. Ağzını kapatıyorum. Elimi ısırıyor. Şişeyle vuruyorum kafasına o zaman. Küsüp gidiyor. Birkaç gün gözükmüyor ortalıkta. Sonra ansızın çıkıp geliyor yine, hiçbir şey olmamış gibi sarılıyoruz.Neredeydin diyorum nasılsın iyi misin? Seni özledim diyor. Kalbini kırdıysam özür dilerim kardeşim diyorum. Önemli değil diyor, zaten kalbini İkea’dan almış, söküp takabiliyormuş. Ayrıca yalanlara inanmaya ihtiyacı varmış. Bütün çaresiz insanlar gibi. Bütün hasta yakınları gibi. Dağılan bir okul gibi.Hüzünlü piç diyorum ona ismini bilmediğimden. O da bana acemi piç diyor. Yok dünyadan haberin. Bir fabrika paydos ederken ortalığa çöken hüznü bilmiyorsun. Bilmiyorsun suya bırakılmış kâğıttan kayıkların gerçek anlamını. Rüzgârda uçuşan torbaları. Moloz dökülmüş arsaları. Bu hızla ölmeye devam edersek bütün dünya mezarlık olacak. Ama sen hâlâ ölümü kişisel bir şey olarak algılıyorsun. Herkes uzmanı olduğu konunun zalimi olmuş. Ben de mi diye soruyorum. Sen de diyor. Ama üzülme. Hiçbir şey bırakmayacağız arkamızda. Çekip giderken sırtımıza saplanacak bir çift göz olmayacak. Enkazımızı toplayıp öyle gideceğiz. Asgari centilmenlik toz olmayı bilmeyi gerektirir.Acılarımız da birbirine benziyor artık. Birbirine benzeyen parmaklar gibi ama. Her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta. Ama fısır fısır konuşmaya başlıyor yine kulağımın dibinde, hiç susmuyor, ağlamama asla müsaade etmiyor. Her şey affedildi diyor, hiç ayrılmayacağız diyor. Keşke kadın olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyor o da bana. Söylediği her şeye inanıyorum o zaman. Gözlerimi kapatıyorum her yer bembeyaz oluyor. Yine el ele tutuşuyoruz iki çocuk gibi. Sessizce söz veriyoruz birbirimize. Sessizce verilen sözlere kim inanmaz.Emrah SerbesTwitter: https://twitter.com/KamyonDergiFacebook: https://www.facebook.com/KamyonDergiE-mail: kamyondergi@gmail.comWeb: http://kamyon.co/
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, bir mühendisin geliştirdiği güneş enerjisiyle yüzde 50 yakıt tasarrufu sağlayan otomobil projesini inceledi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, bir mühendisin geliştirdiği güneş enerjisiyle yüzde 50 yakıt tasarrufu sağlayan otomobil projesini inceledi, otomobilin sürücü koltuğuna geçti. Işık, “Arkadaşlarımız çok iyi bir çalışma yapmışlar. Testlerin yapılması gerekiyor, onları TÜBİTAK ile buluşturacağız. İddia edilen değerler çıkarsa, Türkiye için çok önemli bir kazanım olacak” dedi.Güneş enerjisi kullanımıyla yüzde 50 yakıt tasarruf sağlayan otomobil geliştiren Hakan Kır isimli bilgisayar mühendisi, projesini Nevşehir'de hafta sonu çeşitli temaslarda bulunan Bakan Işık'a tanıttı. Karayoluyla seyahat eden Işık'ı durduran Kır, projesini Işık'a anlattı. Otomobilin sürücü koltuğuna geçen Işık, bir süre aracı kullandı. Sürüşün ardından TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak'ı arayan Işık, gerekli testlerin yapılması için talimat verdi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, 'Arkadaşlarımız çok iyi bir çalışma yapmışlar. Testlerin yapılması gerekiyor, onları TÜBİTAK ile buluşturacağız. İddia edilen değerler çıkarsa, Türkiye için çok önemli bir kazanım olacak' diye konuştu.Projeye ilişkin Kır'a çeşitli sorular yönelten Işık, 'Sen arabayı al, Gebze'ye gel' dedi.'Tasarruf oranı yüzde 80'e çıkabilir'Hakan Kır, güneş enerjisiyle yüzde 50 yakıt tasarrufu sağlayan otomobil projesine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, güneş enerjisiyle hem yakıt kalitesinin zenginleştirildiğini hem de petrol türevi yakıtlardan tasarruf sağlandığını söyledi. Kır, sistemin hidrojen gazının üretiminde şimdiye kadar kullanılmış tekniklerden farklı olarak daha ucuz ve daha verimli olduğunu ifade etti.Projede tasarruf oranının yüzde 80'lere kadar yükseltilebildiğine işaret eden Kır, şunları kaydetti:'Yüzde 80 tasarruf, içten yanmalı motorlarda motor ömrünü kısalttığı için bu oranı motor cinsine göre yüzde 40-50'lere kadar azalttık. Sistem emisyon oranlarında da yüzde 20 civarında azalma sağlıyor. Bu proje, günde ortalama 1 saatlik çalışmayla 3 yılda ortaya çıktı. Ar-Ge çalışmalarına 135 bin lira harcadık. Sistem bin silindir motor için yaklaşık bin 500 dolar gerektiriyor. Aracın motor silindir hacmine göre, bu bedel 10-12 bin doları bulabiliyor. Şirketimiz, tasarruf oranlarını günlük kullanım testleriyle kaydetti. Sayın Bakanımıza, aracımızın tasarruf tespitlerini yaptıracak yetkili bir merci bulamadığımızı ilettiğimizde, muazzam bir ilgi ve alaka gösterdi.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yerli otomobil vurgusunun, çalışmalarına ilham verdiğini ve Bakan Işık'ın desteklerinden cesaret bulduğunu dile getiren Kır, projenin yaygın kullanılmasıyla Türkiye'nin ulaşım ve enerji alanındaki hedeflerini yakalamasına katkıda bulunmayı amaçladığını söyledi.AA
Güneş Batarken Bile Büyük oyunuyla ile ilgili başlayan sansür tartışmaları nedeniyle görevinden istifa eden Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'un ardından İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünü yürüten Şakir Gürzumar da görevinden istifa etti.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 'Güneş Batarken Bile Büyük' oyununda geçen sözleri sansürlemek istemesinin ardından Mustafa Kurt’un Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nden istifa etmesi sonrasında söz konusu göreve Nejat Birecik’in atanmasıyla kurum içinde başlayan huzursuzluk DT’den gelen istifalarla giderek artıyor.Bir istifa haberi de bugün geldi. 2009'dan bu yana İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğünü yürüten Şakir Gürzumar bu sabah Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne istifasını sundu. Son istifayla birlikte istifa sayısı 7'ye yükselmiş oldu.Şakir Gürzumar, konservatuardan mezun olduğu 1979 yılından beri Devlet Tiyatrosu'nda çeşitli görevlerde çalışmış, DT bünyesinde Sanat Yönetmenliği ve müdürlükler yapmıştı. 8 Temmuz 2009'dan bu yana İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü ve Sanat Yönetmenliği görevini sürdüyordu.Yönettiği oyunlarla iki defa Kültür Bakanlığının verdiği 'En İyi Reji' ödülünü alan sanatçı ayrıca 1997 Avni Dilligil 'En İyi Yapım Ödülü'nü ve 2005 Afife Tiyatro 'Yılın En Başarılı Yönetmeni' ödülünü kazanmıştı.'Oyun sahnelemeyeceğim'Mustafa Kurt’un istifasından sonra DT Genel Müdür vekili olarak dizi oyuncusu Nejat Birecik atandı. Devlete bağlı sanat kurumlarının özelleştirilmesini öngören TÜSAK'a yakınlığı ile bilinen Birecik’in atanması tepki çekmiş, Ankara DT Müdürü Şekip Taşpınar ve Müdür Yardımcısı Serdar Kayaokay ile Başrejisör Ali Hürol da istifa ettiklerini açıklamışlardı. Yönetmen Yücel Erten’de kişisel sosyal medya hesaplarından yayınladığı bir açıklama ile, Biricik’in atanmasına tepki gösterek, bu dönemde DT’nda oyun sahnelemeyeceğini açıkladı.SoL Haber
WSJ’dan Samsung’u düşündürecek bir rapor geldi: iPhone 6 ve iPhone 6 Plus Kore’de Galaxy Note 4’ün satışlarını katlıyor.Yeni iPhone’lar için ilk birkaç gündeki ön sipariş rakamları 100.000’i bulurken Galaxy Note 4’te bu oran sadece 30.000 civarındaydı. IBK Securities’den analizci Lee Seung-woo iPhone 6 ve 6 Plus’un satışlarının Galaxy S5 ve Note 4’ün satışlarını 5’e katlamasını beklediklerini söyledi. Oldukça ilgi çeken Galaxy Note 4’ün ekran ile kasanın arasında ufak bir boşluk bulunması gibi basit ama kullanıcıyı rahatsız edebilecek bir üretim hatası bulunuyordu.
Film yapımcısı Cassey Neistat Avrupa’da yaptığı gezisini Google Glass inceleme videosuna dönüştürdü. Klasik teknik incelemelerden oldukça farklı olan bu videoya mutlaka göz atın.
Güney Kore elektronik devi Samsung, yurt dışındaki LED pazarından çekileceğini duyurdu.Samsung, piyasanın zayıf olması nedeniyle, yurt dışındaki LED pazarından çekilme kararını aldığını açıkladı. Kuzey Amerika ve Avrupa'daki ortaklarına, konuyla ilgili ön bilginin verildiğini kaydeden Samsung yetkilisi, yurt içi LED biriminin ise kapatılmayacağını belirtti.Öte yandan, firmanın yurt içi birimlerinin daha çok bilgisayar çipi ve ambalajı ile dijital kamera için parça üretimine ağırlık vereceği açıklandı.Haber Türk
Yılların eskitemediği popüler FPS oyunu Counter Strike (Türkçesiyle 'kantır'), 90'lı yıllardan bu yana halâ hayatımızda ve asla unutamayacağımız şeyler arasında yer alıyor. Eski maceraları hatırlamaya hazır mısınız?
Teknolojinin yaygınlaşmasıyla hepimiz yanımızda en az bir adet ekran taşır hale geldik. Birden fazla telefon veya tablet taşıyanlarımız da olabiliyor. Bu durum ofise gittiğimizde etrafta dolaşan pek çok ekran görmemize sebep oluyor. MIT’den araştırmacılar tüm bu ekranları tek bir devasa çoklu dokunmatik ekrana dönüştürebilen bir yazılım geliştirdiler, üstelik masa üzerinde belli bir dizilim şartı da gerekmiyor.Gereken tek ekstra donanım bir masanın üzerine yerleştirilecek ve tüm ekranların pozisyonunu takip edebilecek bir “masa lambası”. Bu “lambadan” tabii ki bildiğimiz lamba değil, derinlik ölçebilen bir kamera takılmış bir lamba. Yazılım bu araçtan aldığı verileri işleyerek her bir elektronik aletin ekranını bir bütünde toplayabiliyor.Araştırma grubu maalesef kurulumu sadece bir uygulama kurmak kadar kolay olmayan düzeneğin detaylarını ve açık kaynaklı kodunu paylaşıyor. Düzenek lambasız çalışır hale getirilebildiğinde şüphesiz çok faydalı olacaktır.
Pek çoğumuzun evinde veya ofisinde akıllı telefona takılmak üzere hazır beklenen kablolar bulunuyor. Canımızı sıkacak şekilde sağa sola kaçan, düğümlenen, fırsat buldukça yere düşen bu kablolar bazılarımızı yaratıcı olmaya iterek kendilerini masaya sabitlememiz için yeni yöntemler keşfetmemizi sağladı. Fakat Native Union isimli grup, yeni Night Cable adını verdikleri ürünle bu problemin üzerinden daha da akılcı gelmeyi hedefliyor.Arkasındaki fikir oldukça basit olan Night Cable, 3 metreye kadar uzunluğu ve düğümlenme önleyici yapısı sayesinde problemlerin ilk kısmını çözüyor. Ek uzunluğun ek ağırlık getirdiğini ve bunun da yerinde durmayı sevmeyen bir kablo oluşturduğunu gören grup bu sorunu da ayarlanabilir bir “düğüm” ile çözmüş. Kablonun istenilen yerine getirilebilen bu düğüm kabloyu nereye koyarsanız orada kalmasını sağlıyor.Fiyatı da rakiplerine göre ucuz olan kablonun tek eksisi ise uzun kablo ile beraber düşen şarj performansına çözüm getirememiş olması.
Dizüstü bilgisayarlar günümüzde çok kullanışlı istediğiniz yere götürebilirsiniz, elektrikler kesildiğinde hala (şarj dayanabilecek durumdaysa) komşulardan birinin wifi'sini kullanarak internete giriş yapabilirsiniz. Ancak bizi dizüstü bilgisayarlardan soğutan bazı durumlar da var.
Selam yüce dostum! Warcraft, Wheel of Time, Lord of the Rings hatta Adventure Time'ın bile kendi evreni var. Onlara bakıp 'Ben de kendi evrenimi oluşturmak istiyorum!' diyorsan doğru yerdesin! Yaklaşık 6 yıldır bu işle uğraşıyorum ancak ben de daha çok acemiyim. Bu yüzden başka bir kaynaktan aldığımı Türkçe'ye çevirmek istiyorum.
Ebola.com internet alan adı geçtiğimiz günlerde hayli ciddi miktarda paraya el değiştirdi.İşadamı Jon Schultz, 2008 yılında “ebola.com” ismini 13,500 dolar ödeyerek satın almıştı. Ebola virüsünün son günlerde tekrar Dünya gündemine yerleşmesiyle birlikte bu domain adını satışa çıkaran Schultz, en azından 150,000 dolara satmayı umuyordu. Ancak beklediği fiyattan biraz daha fazlasını aldı ve ebola.com adresi 200,000 dolara el değiştirdi.Ebola.com adının yeni sahipleri Weed Growth Fund adında bir Rus firması ve adından da anlaşılabileceği üzere tıbbi amaçlı marihuana üretimi üzerine çalışıyorlar. Firmanın bu alan adını alma sebebi olarak, Ebola virüsüyle ilgili olarak yaptıkları tıbbi araştırmalar gösteriliyor. Ancak tabii ki bunların ne olduğu pek söylenmiyor.Jon Schultz ise satış karşılığında 50,000 dolar nakit para almış, geri kalan 150,000 doları ise hisse senedi şeklinde tahsil etmiş. Schultz’un Ruslardan aldığı hisseler ise Amerika’da faaliyet gösteren Cannabis Sativa adlı şirkete ait. Ve yine adından ne üzerine çalıştığını tahmin edebilirsiniz. Nevada kökenli bu şirketin hisselerinin, Amerikan eyaletlerinde marihuana kullanımı yasallaşmaya devam ettiği sürece değer kazanacağı tahmin ediliyor.Peki ama Jon Schultz neden 2008 yılında birden bire kalkıp “ebola.com” adresini satın alma gereğini görmüş? Outbreak adlı Hollywood filmini seyreden Schultz, film bittikten sonra Ebola adına yatırım yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşündüğünü söylüyor. Filmin aslında 1995 yapımı olduğunu düşünürseniz, Schultz’un sinemayı pek de günü gününe takip etmediğini tahmin edebilirsiniz.Technopat
Gün geçtikçe SIM kart gerektirmeyecek teknolojilere daha çok yakınlaşıyoruz ve belki çok kısa süre sonra, artık piyasaya çıkan telefonlarda bir SIM kart yuvası olmayacak. Ancak geçmişi de unutmamak gerekiyor, daha düne kadar farklı hatlar için yanında iki telefon taşıyan, hatta bir zamanlar sayıları oldukça çok olan ve piyasada halen bulunabilen çift SIM kartlı telefonların varlığına şahit olduk, olmaya da devam ediyoruz.İngiltere merkezli Swytch adlı girişimin yeni piyasaya çıkartacağı bir uygulama, akıllı telefonunuzda farklı hatları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Nisan ayında kurulan girişim, tek SIM kart üzerinden farklı numaralarınızı kullanmanızı sağlayacak bir uygulamayı piyasaya çıkartmaya hazırlanıyor.Swytch, bulut tabanlı çalışan bir uygulama ve birden fazla hattı bulunan kullanıcıları bundan böyle telefon değiştirmek, birden fazla telefon taşımak ya da SIM kartları değiştirmek gibi dertlerden kurtarmayı hedefliyor. Uygulama, bir akıllı telefonun en temel fonksiyonu olan aramayı özelleştiriyor ve birisini aradığınızda, o kişiyi hangi hattınızdan aramak istediğinizi size soruyor.Örnek vermek gerekirse Swytch uygulaması üzerinden işinizle ilgili görüşme yapacaksınız, uygulama üzerinden iş hattınızı seçebilir ve aramayı böyle gerçekleştirebilirsiniz. Aynı şekilde özel konuşmalarınızı da iş hattınıza yansıtmak zorunda kalmayacaksınız. Böylece iş ve özel hayatınızı aynı telefon üzerinde ayırmak mümkün olacak.Swytch‘in paylaştığı bilgilere göre uygulama neredeyse hazır ve girişim şu anda beta versiyonları finalize ediyor. Son olarak Swytch’in iOS ve Android platformları için geleceğini belirtelim.Webrazzi
Mühendis John De Cristofaro tarafından üretilen saat, 1980’li yılların teknolojisi olan ve parlak mavi ışıklar gösterebilen vakum floresan ekranları kullanıyor. Bir “kostüm” projesi olan saat bu sebepten ötürü AA pil ile 6 ile 10 saat arasında ömür sunuyor. Ekranın zarar görmesini engellemek için küçük bir kafes de tasarlayan De Cristofaro aynı zamanda saati kontrol edebilmek için üç buton ile kontrol edilen bir devre de tasarlamış ve yakın zamanda yapım klavuzunu da paylaşmayı planlıyor.
Kendini park eden ve sürücüsüz hareket edilebilen araçların arkasındaki şirket Tesla’nın başındaki isim Elon Musk, yapay zekanın sahip olduğu potansiyelin kendisini ürküttüğünü söyledi. MIT’nin düzenlediği bir sempozyumda konuşan Musk, “Yapay zeka ile bir nevi şeytan çağırmış gibi oluyoruz. Hani hikayelerde pentagramlarla, kutsal su ile şeytanı çağırıp kontrol edebileceğini düşünenler olur da işler beklediği gibi gitmez ya..” diye konuştu. Musk geçtiğimiz Haziran ayında yapay zeka ile uğraşan firmalara bu teknolojiyi izleyebilmek için yatırım yaptığını açıklamıştı. Ardından Ağustos ayında attığı bir tweette yapay zekanın nükleer silahlardan daha tehlikeli olduğunu savunmuştu. Birkaç hafta önce de şakayla karışık bir şekilde spam ile savaşmak için görevlendirilmiş yapay zekanın spamı bitirmenin en iyi yolunun insanları yok etmek olacağını düşünebileceğini dile getirmişti. Musk son yaptığı açıklamanın devamında “aptalca bir şey yapmadığımızdan emin olmak için ulusal veya uluslararası düzeyde denetlemeler yapmak gerekebilir” dedi.