Kar amacı gütmeye kuruluşlar ağaçları kurtarma ya da kara mayınlarını temizleme hedeflerinde çoğu zaman uydu görüntülerini kullanmıyorlardı. Özellikle güncel görüntüler oldukça pahalı sunuluyordu. Google, yeni satın aldığı şirket Skybox ile başlattığı Skybox for Good programı ile işlerinde kullanabilmeleri için kar amacı gütmeyen şirketlere güncel uydu resimlerini ücretsiz olarak sunacak. Henüz beta aşamasında olan programda birkaç partner eğitimi kolaylaştırmak veya çevreyi korumak amacıyla yer almış bile. İşin güzel yanı ise Google ve Skybox’un bu fotoğrafları Google Maps üzerinde paylaşıyor olması, böylelikle fotoğrafların hangi amaçlar için kullanıldığı görülebiliyor. Bu linkten erişebilirsiniz.
İnternetteki maceramızın ömrü çok uzun değil. Ama yine de 56k modemin ömür çürüten yavaşlığından ortalama 8mb’lik bağlantı hızlarını yakaladığımız günümüze kadar her şey çok hızlı gelişti ve tüketildi. Peki bu zamana kadar internette neleri moda ettik ve nelerin artık işimize yaramayacağını düşünerek tarih olmasını sağladık, hatırlamak ister misiniz? İşte sizi nostaljinin derin sularında yüzdürürken kâh tebessüm ettirip kâh hüzünlendirecek modası geçmiş 12 internet çılgınlığı...Dikkat: Okurken yaşlandığınızı hissedebilirsiniz.
Güzel bir karısı ve iki çocuğu olan ama buna karşın çapkınlıkta sınır tanımayan serseri ruhlu bir reklamcı desek, Don Draper hakkında biraz fikir edinmenizi sağlayabiliriz sanırım. Şimdiyse onu karizmatik kılan 7 özelliğe geçelim.
Türkiye'de yoğun bir şekilde gelişen dizi sektörü , içerdiği müzikler ile de kimi zaman gündem yaratabiliyor. Bu şarkılar & türküler kimi zaman dizi için yaratılyor , kimi zaman ise piyasada duyuramadığı ismini diziler sayesinde duyuruyor. Bazen de eskimiş şarkıları & türküler bu sayede yeniden gündemimize geliyor..İşte size dizilerimiz ile tanıyıp sevdiğimiz bu yapıtları sunuyoruz...
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK'ın vatandaşlar için de kriptolu telefon projesi olduğunu söyledi, 'İsteyen bu kriptolu telefonu kullanabilecek ancak sivil versiyonu olacak' dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK tarafından iki aşamalı yürütülen proje kapsamında, devletin üst düzey yöneticilerinin yanı sıra vatandaşların da kriptolu telefonları kullanmasını amaçladıklarını söyledi. Işık; 'TÜBİTAK, ticari kriptolu telefon üretimiyle ilgili çağrıya çıktı. Yani vatandaşlarımız da arzu ettiği takdirde bu kriptolu telefonu kullanabilecek ancak sivil versiyonu olacak' dedi.Nevşehir Valisi Mehmet Ceylan'ı ziyaretinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Işık, kriptolu telefonları yılbaşından önce devletin üst düzey yöneticilerinin kullanımına sunmayı hedeflediklerini belirterek şunları söyledi:'Bu, tasarım ve donanım olarak çok farklı olmayacak ancak yazılımda güvenliği çok daha arttırılmış, son derece güvenli bir kriptolu telefon olacak. Bu, birinci adımımız ve şu ana kadar her şey yolunda gidiyor. İkinci aşaması ise akıllı kriptolu telefon. Ona da yılbaşından sonra başlayacağız. Bu da devletin üst düzey yöneticilerine dağıtılacak. Ayrıca TÜBİTAK, ticari kriptolu telefon üretimiyle ilgili çağrıya çıktı. Yani vatandaşlarımız da arzu ettiği takdirde bu kriptolu telefonu kullanabilecek ancak sivil versiyonu olacak.'Yerli otomobil hedefiYerli otomobil üretimine ilişkin bir soru üzerine ise Işık, 'Bu konudaki çalışmaları daha somut hale getirdik. Yerli otomobil projesinde üç farklı grupta çalışma yürütüyoruz' diye konuştu.Bu çalışmalar hakkında bilgi veren Işık, şunları söyledi:'Bunlardan bir tanesi, araştırma geliştirme, TÜBİTAK'ın önderliğinde. İkincisi, daha çok dizayn ve mühendislik alanında çalışmalar yapıyoruz. TÜBİTAK'ın da içinde olacağı ancak özel sektör ağırlıklı bir yapı öngörüyoruz. Üçüncüsü de üretim ve pazarlama. Bu da özel sektörün tamamen içerisinde olacağı ama devlet olarak da bizim teşvik ve destek vereceğimiz bir yapı öngörüyoruz. Şu anda her üç alanda da çalışmalar sürüyor. Hedefimiz, 2020 yılından önce bir Türk markasını Anadolu yollarına, daha sonra dünya piyasasına sunmak.'AA - Al Jazeera
90'lı yıllarda henüz şimdiki bar-club ortamı oluşmamışken diskoteklerimiz vardı. Gençler tüm danssal maharetleri için önce MTV - MCM gibi kanallar seyreder , oradan kaptıkları dans figürlerini de gerek parende atarak gerek yerde ötesi berisine gelmiş kaplumbağa gibi fır fır dönerek diskoteklerde sergilerlerdi. Tabii bu durum milenyumun gelişiyle değişti İşte şimdi huzurlarınızda naçizane 90'ların en hit olmuş diskotek-dans şarkıları.
‘Paris Texas’, ‘Wings Of Desire’ ve ‘Buena Vista Social Club’un yönetmeni, dünyaca ünlü belgeselci Wim Wenders, gördüklerini fotoğraflarla belgeleyen diğer bir önemli sanatçı Sebastião Salgado’nun peşine takılarak “The Salt of the Earth” adlı nefes kesen bir belgesele imza attı. Wenders ayrıca, Rachel McAdams, James Franco ve Charlotte Gainsbourg’un rol aldığı ve bir aile dramını konu alan “Everything Will Be Fine”la da birkaç yıllık aranın ardından uzun metraja geri dönüş yapıyor.Paris Match’a konuşan Wenders, Salgado ile yaşadığı deneyimi ve belgeselle kurgu arasındaki tercihini anlatıyor.Aslında ikimiz de büyük gezginiz. Sebastião’nun kim olduğunu öğrenmeden önce, sırf fotoğraflarına bakarak, o gezgin ruhunu, yolcuyu görebilmiştim. Öbür türlü bu göz kamaştırıcı fotoğrafları çekemezdi. Bu insanlarla yaşamak, madenlerin derinliklerindeki cehenneme inmek, kuzey kutbunda Eskimo’larla yaşamak anlamına geliyor… Fotoğrafları beni derinden etkiledi. Bundan neredeyse çeyrek asır önce iki tane fotoğrafını satın almıştım, oysa o zamanlar kim olduğunu bilmiyordum.Evet. Son otuz yılda gezegenimize bakışımızı, “İnsan Eli” ve “Exodus” gibi serilerle şekillendiren birinin, son on yılda yaşadığı hayatı görmek gerçekten çok enteresan. Doğa onun için yeniden bir doğuş gibi oldu. Balkanlar’da ya da Ruanda’da o kadar çok ölü görmüş ki, insanlığa olan inancı yok olmuş. Amazon ormanlarına milyonlarca ağaç dikmek ve kendi çiftliğini tekrardan ayağa kaldırmak ona hayat vermiş, yeniden yaratmış. Eşi Lelia ile kendilerine “Peki neden süreci tersine çevirip kesilen her ağaç için bir fidan dikmiyoruz ki?” diyen ilk kişi olmuşlar. Onlardan önce, Tanrı dışında, tropikal bir orman yaratmak kimsenin aklına gelmemiş.Benden çok farklı bir dünyadan geliyor. Önce ressam olmak istiyordu. Ekonomi eğitimi aldı ve Dünya Bankası’nda çalıştı. Ve 30 yaşında herşeyi bırakıp hayatına yeniden başladı. Bu bilgi zenginliği sayesinde ve dünyanın karmaşıklığını bildiği için bu kadar güzel fotoğraflar çekebildi.Bana da bu tartışma biraz patavatsız geliyor. Bazı savaş muhabirleri, uçağa biniyor, olay yerinde birkaç gün, bazen birkaç saat kalıyor ve çok tehlikeli olduğu için geri dönüyor. Salgado ise insanlarla aylarını geçiriyor. Çok farklı bir yakınlık boyutu. Aynı bir belgeselde olduğu gibi insanlar onu tanıyor, ona güveniyor. Cehennemi yaşayanlara yakınlaşarak, onlarla bir ilişki kurarak, kaybolmuş ve çalınmış haysiyetlerini geri veriyor. Bu cebinizdeki telefonla, çabucak fotoğraflar çekerek yapılacak bir şey değil. Bu bir estetik konusu da değil. Fotoğraf gerçekleri yansıttığı zaman güzel olur.Evet, montajdan çıkıyorum. 2013 ve geçtiğimiz kış ayları boyunca, bir yazarı canlandıran James Franco ve Charlotte Gainsbourg’la beraber Kanada’da “Every Thing Will Be Fine” adlı bir film çektim. On dört yıla yayılan bir aile dramı…Çok belgesel seyrediyorum. Eğer sinemada on salon kurgu film veriyorsa ve sadece bir tanesinde belgesel varsa ben belgeseli görmeye giderim! Dijital görüntüler çıktığından beri belgelsel tarzı çok gelişti, hatta baştan yaratıldı diyebiliriz. Aynı şeyi kurgu için söylemek zor. Bir filmde, yapım aşamasında, çekimlerde, beklenmedik şeylerin yaşanması hoşuma gidiyor. Bir belgeselci olarak çok sık kendimizi şaşırtıcı durumlarda buluruz. Bir kurgu yaptığınız zaman ise, çevrenizde onlarca insan olur ve herşey büyk bir makine gibi işlemektedir. Belgesel daha çok özgürlük tanır, daha fazla olasılık… Bana göre belgesel, bugün en çok yaratıcı olunabilecek sinema dalıdır. Zete
Hayvanlar alemi de tüm dünya gibi ilginçlikler ve mucizelerle dolu. Bu mucizelerin en dikkat çekici olanlarından birisi ise tırtılların kelebeğe dönüşümü olsa gerek. Bu inanılmaz değişimi gösteren 19 karşılaştırmalı fotoğraf sizlerle...İyi eğlenceler dileriz...
“Aşk-ı Memnu”nun Amerika’da yayınlanan Latin versiyonu “Pasion Prohibida”, New York’ta düzenlenecek Emmy ödül töreninde, “yabancı dilde Amerika primetime yayınları” kategorisinde yarışacak.İspanyolca yayın yapan Amerikan kanalı Telemundo’da gösterilen “Pasion Prohibida”ya ilgi büyük oldu. Başrollerini Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ, Hazal Kaya, Selçuk Yöntem ve Nebahat Çehre’nin paylaştığı “Aşk-ı Memnu”nun Latin versiyonu olan dizi, 24 Kasım’da düzenlenecek Emmy ödül töreninde de yarışacak.Telemundo Television Studios tarafından 2013 Ocak ayında başlatılan “Pasion Prohibida”nın reytingleri, Emmy komitesinin de dikkatinden kaçmadı ve yapım “yabancı dilde Amerika primetime yayınları” kategorisinde aday gösterildi. Dizide Behlül karakterini Bruno Hurtado adıyla Latin müzisyen Jencarlos Canela, Bihter’i ise Bianca Santillana de Piamonte adıyla 2004 Venezuella güzeli Monica Spear canlandırıyor.Ancak Spear’ın ülkesinde tatil yaparken vurularak öldürülmesi nedeniyle dizinin akıbeti şu an için belirsizliğini koruyor.Haberartıbir
Bazı yöresel türkülerimizin günümüz şarkıcılarının 'gel gel hiç acımayacak, bir güzellik yapsana gece bende kalsana' tadında sözleri olduğunu biliyorsunuz elbette. Bu hınzır türkülerimizden birkaç tanesini derledim, ama yörelere indikçe ne türküler çıkabilir potansiyeli tahmin edebiliyorum. Sizin oralardan garip sözleri olan türküleri yorumlara bekliyorum.
İlk tanıtıldığı yıllarda oldukça ilgi çeken insansı robot Atlas, aradan geçen aylarda yeteneklerini oldukça arttırmış gözüküyor. Dengede kalma yeteneklerinden sonra şimdi de basit engelleri aşma yeteneği kazanmış görünen robot, tüm bu işlemleri sensorları ve yapay dengesi ile başarıyor.
2001 yılında şakayla karışık başlayan 'Jedi dini' hareketi, giderek daha ciddi bir oluşuma dönüşüyor.Yıldız Savaşları (Star Wars) filmlerinde şeytani imparatorluk güçlerine karşı savaşan erdemli Jedi şövalyelerinin felsefesi gerçek hayatta birçok kişinin inancı haline geldi.Bundan 13 yıl önce İngiltere'de yapılan nüfus sayımında sorulan 'Hangi dine inanıyorsunuz?' sorusunda 390 bin kişi 'Diğer' kutusuna 'Jedizm yazmıştı.Jedi hareketi bugünlerde ise Cambridge Üniversitesi'nin post-modern dini hareketler konferansında tartışılacak kadar ciddiye alınan bir konu haline gelmiş durumda.Cambirdge Üniversitesi'nden Beth Singler, sadece İngiltere'de Jedizmi semavi dinler kadar ciddiye alarak inanan en az 2 bin kişi olduğunu tahmin ediyor.Bu sayı İngiltere'de Scientology tarikatına inananlar kadar fazla.Jedi felsefesini bir bilimkurgu filminin eğlenceli bir parçasından çok bir yaşam biçimi olarak benimseyenler filmlerdeki repliklerden de hayata dair anlamlar çıkarıyor.'Güç seninle olsun'1977 yapımı Star Wars: A New Hope filminde Alec Guinnes'in canlandırdığı Jedi Şövalyesi Obi-Wan Kenobi 'Gücü hisset' diyordu.Kenobi gücü ise şöyle tanımlıyordu: 'Güç tüm canlı varlıklar tarafından evrenin her yerinde oluşturulan bir enerji. Hepimizi sarmalıyor. İçimize işliyor. Bizi galaksiye bağlıyor.'Bu ve benzeri repliklerden mistik anlamlar çıkaranlar da artık bir popüler kültür öğesine değil, bir inanç sistemine bakmaya başlıyor.'Jedi inancı birçok farklı inancın harmanlanmasından oluşuyor' diyen Singler, 'İçinde biraz Taoizm, biraz Budizm, biraz da Samuray felsefesi var' diyor.İnancın odağında ise iyi ve kötünün -ya da Yıldız Savaşları terimleriyle aydınlık ve karanlığın- çarpışması yer alıyor.Bir dini hareket başlatmanın filmlerin yaratıcısı George Lucas'ın aklının ucundan dahi geçmediğini söyleyen Singler, 'Zaten Jedi felsefesine inananlar Lucas'ı bir guru olarak da görmüyor' diyor.Bir dini hareket başlatmanın filmlerin yaratıcısı George Lucas'ın aklının ucundan dahi geçmediğini söyleyen Singler, 'Zaten Jedi felsefesine inananlar Lucas'ı bir guru olarak da görmüyor' diyor.Jedi hareketleri de felsefeleri ve Yıldız Savaşları filmleri arasına mesafe koymaya çalışıyor. ABD'deki 'Jedi Tapınağı' inanç sisteminin üç sac ayağı üzerinde şekillendiğini söylüyor: Odaklanma, bilgi ve akıl.'Tapınağın' sözcülerinden Michael 'Akkarin' Kitchen, 'İnancımızın temelleri filmlere değil, filmlerin verdiği ilhama dayanıyor' diyor.
İsveçli tasarım firması Gray Design Batman Vs. Superman filminde Batman’in arabasından daha hafif, daha az askeri ve daha karizmatik bir araba tasarladı. Üstelik bu araç sipariş üzerine üretilecek ve yapımında Bugatti Veyron gibi üstün araçların üretiminde çalışmış uzman bir ekip görev alacak.
Grabit isimli bir şirket tarafından üretilen bu ucuz robot el örneklerinde görülmemiş bir şekilde elektrostatik çekimden faydalanarak cisimleri tutabiliyor. Bahsi geçen statik elektriği hepimiz plastik çubuğu kazağımıza sürdükten sonra kağıt parçalarını üzerine çekmesi deneyinden tanıyoruz. Grabit’in mekanik eli ise zamanla etkisi geçen statik elektriğin etkisini korumayı başarıyor. Üstelik bunu yaparken parmaklara toz yapışmasını da engelleyebiliyor.Robot el endüstride üretim bantlarında kullanılan ve cisimleri taşımak için emiş gücünden faydalanan robotların yerini almak için tasarlanmış.
Adana’da bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Tango Festivali, “Uslu Adana Platformu” tarafından “zina festivali” ilan edildi.Sosyal medya üzerinde örgütlenen ve kimlerden oluştuğu bilinmeyen platform, en son yayımladığı hakaret dolu bildiride festivalin halka açık yapılmasının engellenmesini istedi.Festivale destek veren Adana Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ’ye de “desteğinizi geri çekin” çağrısı yapıldı.Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’teki haberine göre; Adana’da 23 Ekim’de başlayan ve bugün sona erecek Uluslararası Tango Festivali’ne karşı çıkan “Uslu Adana Platformu” tarafından bir bildiri yayımlandı.“Allah’tan (c.c) korkun! Açık günaha, zinaya izin vermeyin” diye başlayan bildiride, “Müzik eşliğinde kadın - erkek arasında bedensel yakınlaşma/yapışma sağlanarak sahnede zinanın sergileneceği bir festivalin ne dinimizde ne de milli kültürümüzde yeri yoktur, olamaz. Bu yıl ‘uluslararası’ boyut kazandırılması amaçlanan ‘Tango Festivali’ iptal edilmelidir. Bu festival günahın, haramın, zinanın açıkça işlenmesine sahne olacaktır. ‘Zinanın ayakta müzikle yapılan şekli’ olan, insanları günaha davet eden bu tür erotik dansın meraklısı olabilir ama bu tür çirkinlikler toplum içinde olmamalıdır” denildi.Finans Gündem
PlayStation 4 için önümüzdeki salı günü yayınlanacak 2.0 yazılım güncellemesi, konsol tanıtıldığı zaman en heyecan uyandıran özelliği sonunda aktifleştirecek. Share Play adı verilen bu özellik oyunlarınızın geçemediğiniz bir bölümünü geçmesi için arkadaşınızdan internet üzerinden (oyununuzu oynatabileceğiniz şekilde) yardım almanıza olanak tanıyacak. Sony, teoride oldukça basit görünen bu özelliği adım adım tanıtan bir video yayınladı. Görünüşe göre DualShock 4’ün “paylaş” butonu ile aktif olacak olan özellik sadece PlayStation Plus üyelerine açık olacak. Ayrıca oyun bağlantısı 1 saat ile sınırlandırılacak.
Microsoft Nokia markasını öldürecek deniyordu ama efsane marka, yine kurtulmayı başardı!Bilindiği üzere Nokia'nın önemli bir kısmı olan cihazlar bölümü, Microsoft tarafından satın alınmış ve marka, kısa sürede önemli bir sıçrayışa imza atmayı başarmıştı. Geçtiğimiz günlerde, Microsoft'un Nokia markasını ortadan kaldırıp yerine kendi markasını kullanacağı zaten açıklanmıştı. Ama şimdi, Nokia markasının kaderi kesin olarak belli oldu.Microsoft'un telefon ve pazarlama bölümü kıdemli başkan yardımcısı Tuula Rytila'nın açıklamaları birçok detayı ortaya çıkardı. Konuşmasında; 'Yerel ve genel internet sitelerimiz, daha önce de belirttiğimiz gibi tam anlamıyla değişim sürecine girmiş bulunuyor. Bugün itibariyle kökten değişecek olan sitelerin ismi Microsoft Lumia olarak anılacak. Bu değişim sadece sitelerle de kalmayacak ve kısa süre içerisinde pekçok cihaz, paketler ve perakende ürünler bu isimle anılacak.' sözlerini sarf eden başkan yardımcısı, Microsoft'un genel satın almayı Nisan ayı itibariyle, 7 milyar dolar olarak tamamlamış olacağını da beyan etti.Açıklamada 'pek çok cihaz' denmesinin aslında önemli bir nedeni var.Rytila'nın tüm cihazlar dememesi, giriş seviyesi cihazlarda halen Nokia adının kullanılacak olmasından kaynaklanıyor. yani artık bir 'Nokia Lumia' olmayacak ama Nokia markası, Windows Phone'suz giriş seviyesi cihazlara yaşamaya devam edecek.Piyasada bulunan ve Nokia Lumia markasına sahip olan mevcut cihazlarına da tam destek vereceklerini dile getiren Rytila, giriş seviyesi telefonları için herhangi bir internet bağlantı özelliği ya da uygulamaya sahip olmayan Nokia 130'u örnek olarak gösterdi.Bu bilgilerin haricinde yeni Microsoft markalı Lumia telefonun da yakında piyasada olacağını konuşmasında dile getiren Rytila, isim değişimini 'doğal bir ilerleyiş' olarak tanımladı.