Sevimlilikte Sınır Tanımayan Organize Hayvan Halleri
Kediler, köpekler, pandalar hatta kertenkeleler... Birlik olup dünyayı ele geçirebilir mi? Bu fotoğraflardaki dayanışmayı gördükten sonra insan düşünmeden edemiyor. Bir gün hayvanların dünyayı ele geçirmesi mümkün mü? Şayet bu gerçekleşirse, içinde yaşadığımız dünyadan daha iyi bir yerde yaşayabilir miyiz? Şimdilik bu soruların cevabı bekleyedursun, biz bu sevimlilik abidesi hayvanların girdiği hallere bakıp biraz tebessüm edelim.İyi eğlenceler...
Dünyanın En İnce Çerçeveli Telefonu: Serendipity S7
Çin'de ortaya çıkan Serendipity S7, hem çok ince çerçevesiyle hem de iPhone'a benzerliğiyle dikkat çekiyor.Akıllı telefonlarda çerçevelerin incelikleri giderek azalıyor ve yakında tamamen çerçevesiz akıllı telefonları da göreceğiz. Diğer taraftan bu anlamda Çin'den oldukça ince çerçeveli telefon gelmeye başladı. Mesela Çinli Meizu MX4 1.1 mm'lik çerçeve kalınlığıyla dikkatleri üzerine çekmişti . Şimdi ise yine Çin'den çok ince çerçeveye sahip bir telefon geliyor.Geçtiğimiz gün ortaya çıkan Serendipity S7 isimli telefon, sadece 0.7 mm'lik çerçeve kalınlığıyla dünyanın en ince çerçeveli telefonu olmaya hazırlanıyor. Bu cihazın ortaya çıkan fotoğraflarına baktığımızda da Serendipity S7 'nin iPhone 6'nın tasarım çizgisine sahip olduğunu görüyoruz.Diğer taraftan Serendipity S7'de , 5,5 inç büyüklüğünde Full HD ekran, Qualcomm Snapdragon 400 işlemci, 2 GB RAM , 16 GB dahili hafıza, 13 megapiksel arka kamera, 5 megapiksel ön kamera ve 2600 mAh değerinde batarya gibi özellikler yer alıyor. Bu cihazın Çin dışında satışa çıkıp çıkmayacağı ise henüz belli değil.Teknokulis
Moody's'den Merkez Bankası Açıklaması
Moody's tarafından yayımlanan raporda, TCMB üzerindeki baskının Türkiye'nin kredi notuyla uyumsuz olduğunu belirtildi.Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's tarafından yayımlanan raporda, TCMB üzerindeki baskınınTürkiye'nin kredi notuyla uyumsuz olduğunu belirtildi.Türkiye için yabancı yatırımcının psikolojisinin hala önemli olduğuna değinilen raporda, 'Türk ekonomisi yurtdışı borçlanmaya bağlı. Kurumlar üzerindeki baskı kredi notuüzerinde de baskı yaratıyor. TCMB üzerindeki baskı kredi notuile uyumlu değil' denildi.Moody's kurdaki oynaklığın artmasının finansman üzerinde risk yarattığını belirtirken, kurumların siyasileştirilmesinin yatırım ortamını olumsuz etkileyeceği yorumu yapıldı. Raporda ayrıca artan baskının altyapı projelerinin finansmanına fazla etkisi olmadığı da ifade edildi.Finans Gündem
Suriyelilere Verilecek Çalışma İzni Neleri Kapsıyor?
Türkiye’de Suriyeli mülteciler için hazırlanan yasa tasarısına göre işyerlerinde yüzde 10’luk baraj uygulanacak, turizmde çalışmalarına ise yasak getirilecek. Türkiye'de sayıları 2 milyona yaklaşan Suriyeli mültecilere çalışma izni verilmesi konusunda son aşamaya gelindi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın mültecilerin hangi sektörlerde hangi şartlarda çalışabileceklerine dair hazırladığı taslak pakette, yerli çalışanların mülteciler nedeniyle iş kaybı yaşamaması için ilginç önlemlere yer veriliyor.Pakete göre, bir işletme çalışan sayısının en fazla yüzde 10'a kadar Suriyeli çalıştırabilecek. Bu sınırlandırma özellikle tarım sektöründeki mevsimlik işlerde söz konusu olmayacak. Özellikle Antalya ve çevresinde ise Suriyelilerin turizm sektöründe çalışmaları yasaklanırken, mühendislik, sağlık ve eğitim alanında nitelikli olan Suriyelilerin bu alanlarda çalıştırılması için ise bağlı bakanlıkların izni gerekecek.Bakan Çelik: 100 bin açık iş varÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taslak pakete ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye'de yarı zamanlı ve mevsimlik işlerde 80-100 bin açık iş bulunduğunu belirterek, Suriyeli mültecilerin bu ihtiyacı karşılayabileceğini kaydetti.Suriyelilerin asgari ücretin altında çalıştırılamayacağını ve primlerinin ödeneceğini dile getiren Bakan Çelik, düzenlemenin Türk vatandaşlarının istihdam piyasasında mağdur olmasını engellemeye dönük adımlar içerdiğini vurguladı. Bakan Çelik'in bu açıklamasının arkasında, mültecilerin işgücü piyasasında düşük ücretlerle uzun saatler çalışmasının bazı sektörlerde Türk vatandaşlarının işsiz kalması ile sonuçlanmasının etkisi var.Türkiye'de işsiz sayısı giderek artıyorSayıları resmi rakamlara göre 1 milyon 600 bini aşan Suriyeli mülteciler, Türkiye'de kaçak olarak çalışıyor. Herhangi bir sosyal güvenliği olmadan ve mevcut ücretlerin yarısına hatta üçte birine çalıştırılan Suriyeliler, özellikle tarım, inşaat ve tekstil sektörlerinde iş buluyor. Son açıklanan işsizlik rakamları da Bakan Çelik'in kaygısını doğrular nitelikte.Ekim 2014 işsizlik verilerine göre istihdam edilenlerle işsizlerin oluşturduğu işgücü sayısı son bir yıllık dönemde yaklaşık 2 milyon artarak 29 milyon 153 bine ulaştı. Toplam işsizlik oranı ise yüzde 10,6'ya ulaşmış durumda. Uzmanlar, özellikle Kahramanmaraş, Adana, Şanlıurfa, Hatay gibi bölgelerde işsizlik artışında mültecilerin payı olduğuna dikkat çekiyor.“Ücretler düşüyor, çalışma saatleri uzuyor”Deutsche Welle Türkçe Servisi'ne konuşan DİSK Eğitim ve İşçi Sağlığı Daireleri Müdürü Tevfik Güneş, Suriyeli çalışanların mutlaka sosyal güvenlik kapsamına alınması gerektiğini belirterek “Ancak şu durumda mültecilerin daha düşük ücrete ve güvencesiz olarak çalıştırılmasını engellemek kolay gözükmüyor” diye konuşuyor.Suriyelilere “çalışma” denemeyeceğini ancak çalışma koşullarının iyileştirilerek istihdam piyasasını dengeye oturtmak gerektiğini vurgulayan Güneş, “Türkiye'de 90'lı yıllarda köy boşaltmalarla kentlere yüz binlerce insan göçmüş ve iş gücü piyasasındaki koşullar tepetaklak olmuştu. O yıllara benzer bir durum yaşanıyor şu an. Tarım ve inşaatta ücretler düşüyor, çalışma saatleri artıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.“Kimsenin istemediği işleri yapıyorlar”400 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Şanlıurfa'nın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Eyüp Sabri Ertekin ise Suriyelilerin iş gücü piyasasına katılmasından memnun. Kentte özellikle tarım ve inşaat sektörünün Suriyelilerin gelişi ile canlandığına dikkat çeken Ertekin, “Suriyeliler, kimsenin yapmak istemediği işleri yapıyor. O yüzden mevcut işsizliğe olumsuz katkı yapacaklarını düşünmüyorum. Örneğin bu yıl pamuk üreticileri, Suriyeli işçiler olmasaydı ürünlerini toplayacak insan bulamayacaktı” diyor.Şirketlere Suriyeliler için getirilen yüzde 10 barajını eleştiren Ertekin, “Biz bölgemizde ve kentimizde bu oranın yüzde 20'ye çıkarılmasını istiyoruz. Hem daha fazla Suriyeli iş sahibi olur hem de ekonomimiz daha hızlı kalkınır” diyor.Suriyeli mülteciler seçim malzemesi olacakSuriyeli mülteciler ve işgücü piyasalarına etkisi sadece ekonominin değil, siyasetin de ana gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Metropoll Araştırma şirketinin sahibi Prof. Dr. Özer Sencar, muhalefet partilerinin Suriyelilerin Türkiye'de yoğun olarak bulundukları kentlerde artan işsizlik ve yoksulluk üzerinden iktidarı eleştireceğini söylüyor.Bu siyasi söylemin Kahramanmaraş, Hatay, Mardin gibi kentlerde kendine destek bulabileceğini ifade eden Sencar, “Hükümetin açıkladığı çalışma izni paketi de aslında siyasi bir manevra. Anadolu'da Suriyeli mültecilerden kaynaklı sorunları gizlemek için iyi bir yöntem. Bu paketle aslında Türklere ‘merak etmeyin Suriyeliler yüzünden işsiz kalmanıza ya da az para kazanmanıza müsaade etmeyiz' deniyor. Seçim öncesi böyle bir söylem üretiliyor” değerlendirmesi yapıyor.Deutsche Welle Türkçe
'Ben Bertolt Brecht' 26 Şubat'ta Trump'ta
Genco Erkal’ın Tülay Günal’la birlikte rol aldığı, sahnelendiği ilk günden beri büyük ilgi gören ve Tiyatro Eleştirmenler Birliği tarafından da “Yılın Tiyatro Oyunu Ödülü”nü alan oyunu “Ben Bertolt Brecht” , 26 Şubat'ta Trump Kültür ve Gösteri Merkezi'nde sahnelenecek.Genco Erkal’ın Tülay Günal’la birlikte rol aldığı, sahnelendiği ilk günden beri büyük ilgi gören ve Tiyatro Eleştirmenler Birliği tarafından da “Yılın Tiyatro Oyunu Ödülü”nü alan oyunu “Ben Bertolt Brecht” , 26 Şubat'ta Trump Kültür ve Gösteri Merkezi'nde sahnelenecek.Genco Erkal Bertolt Brecht'le tanışmasını şöyle anlatıyor:'Öyle yazarlarım var ki yıllar boyu peşimi bırakmıyorlar, peşlerini bırakmıyorum. İşte Nazım Hikmet, Aziz Nesin; işte Brecht... Tanışmamız 60’lı yıllar... İlk Brecht oyunum, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Asaf Çiyiltepe’nin yönettiği 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi', yıl 1966... Bir önceki oyunuma Nazım Hikmet'le 35 yıl demiştim. Demek ki bu yıl da Bertolt Brecht'le 46 yıl diyebilirim. Gene uzun bir yolculuk...Berlin'e gidip onun tiyatrosu Berliner Ensemble'la tanışmam, Zeliha Berksoy'la birlikte sürekli doğuya geçip Brecht oyunlarını defalarca izleyişimiz, ardından Dostlar Tiyatrosu’nun kuruluşu... Mehmet Akan'la birlikte kotardığımız, Kafkas Tebeşir Dairesi'nden yola çıkarak Osmanlı dönemine, Celali isyanları ortamına uyarlanan Feleknaz Hatun ile Gülizar Kızın Analık Davası... 1978 yılında Brecht'in şiir, şarkı ve öykülerinden oluşturduğum ilk gösteri, Zeliha Berksoy'la birlikte oynadığımız Brecht Kabare... İki yıl sonra Mehmet Ulusoy'un olağanüstü yorumuyla Kafkas Tebeşir Dairesi...1983 yılında 12 Eylül karanlığını delip aydınlatan Galileo Galilei... Baskının en yoğun olduğu günlerde Baro Han'daki tiyatromuzu bir direniş merkezine dönüştüren oyun... Ardından yeniden şiirlere, şarkılara dönüş ve ilk Ben Bertolt Brecht... Ve 87 yılında Dostlar Tiyatrosu'nun son büyük Brecht yapımı olan Bay Puntila ile Uşağı Matti...1997'de Zeliha Berksoy için uyarladığım Yosma... Brecht'le olan tüm uzun yolculuğumuz boyunca Zeliha Berksoy hep yanımdaydı. Brecht'in şarkılarını Türkiye'de tanıtan, yıllar boyu Kurt Well'ların, Hans Eissler'lerin vazgeçilmez, üstün yorumcusu hep oydu. Onun tiyatromuza katkılarını unutmak mümkün değil. Yosma'dan bu yana, 'Yaşasın Savaş' adlı gösterimizdeki alıntıları saymazsak 15 yıl Brecht'siz bir tiyatro yaşamım oldu.Onun için şimdi Brecht zamanı diyorum. Marks'ın Dönüşü'nden sonra bu da Brecht'in Dönüşü olsun. Onun o sivri dilini özledik. Düşünmeyi keyfe, eğlenceye dönüştüren zekasını, gülmece dehasını özledik. İnsanın gözünü açan, ufkunu genişleten, sorduğu sorularla kışkırtan, uyaran, baştan çıkaran yazarımızı yeniden sahneye davet ediyoruz. Günümüz üstüne söyleyeceklerini dinleyelim. Bir de onun gözüyle bakalım: Nereye gidiyoruz?Brecht'in şiirleri, şarkıları epey uğraştırdı bizi. 1978'de Brecht Kabare, Ankara turnesinde yasaklandı. 12 Eylül döneminde sahnelediğimiz Nazım Hikmet, Haldun Taner ve Aziz Nesin’in yapıtlarının yanı sıra Brecht'in şiir ve şarkılarının yer aldığı 'Her Gün Yeni Baştan' yasaklandı. Bakalım bu kez Brecht usta ülkemizde nasıl karşılanacak?Hınzır yazarımız sanki bugünleri, bizleri düşünerek yazmış kimi şiirlerini. 'Baskının arttığı günlerde karar verdi bizimki/ ekmeğinden olmamak için ağzını sıkı tutacaktı' diyor. 'İnsanların nasıl alınıp satıldığını gördüm insan pazarlarında' diyor. İsyan ediyor: 'Bozuk adalet yeter artık. Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişmemiş adalet yeter. Yeter dura dura bayatlayan adalet'.'İleri Haber
Drawattention ile Dizüstü Bilgisayarınızı Yazı Tahtasına Dönüştürün
Dizüstü bilgisayarınızı kişiselleştirmek istiyor, ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, bu çıkartmalar hayatınızda “beyaz” bir sayfa açmanıza olanak sağlayabilir. Bilgisayarı yazı tahtasına çeviren bu çıkartma sayesinde dizüstü bilgisayarın kapağına istenen çizimleri yapmak ve yazı yazmak mümkün oluyor.Farklı boyutlarda satılan DrawAttention adlı çıkartmalar bilgisayara kolayca yapıştırılıyor. Daha sonrasında ise beyaz tahtalarda kullanılan kalemlerle çizim yapılabilen çıkartmalardaki çizimler yine aynı beyaz tahtalarda olduğu gibi kolaylıkla siliniyor. Bu beyaz tahtada yapabilecekleriniz hayal gücünüzle sınırlı. İsterseniz rahatsız edilmek istemediğinizi yazın, isterseniz eğlenceli çizimler yapın ve hatta sosyal medya hesaplarınızı paylaşın.Şimdilik 13 inç ve 15 inç ekrana sahip dizüstü bilgisayarlara uyumlu olan DrawAttention ‘ın ileride tabletlere uyan boyutlarda piyasaya sürüleceği belirtiliyor. Tabii bunu beklemek istemiyorsanız yapışkanı keserek tabletinize uygun hale de getirebilirsiniz. 13 inç boyutundaki çıkartmanın 12 dolar ve 15 inç boyutlarındaki çıkartmanın ise 16 dolar fiyat etiketine sahip olduğunu da belirtelim.LOG
İmdb Top 250 Listesinde Olmayan 15 Harika Film
Günümüzün en heyecan verici, bağımsız ruhlu yönetmenlerden biri olan Darren Aronofsky imzalı film, hayattan tokat yemiş hayalperestlerin ve kaybedenlerin hikayesini ele alıyor. Mickey Rourke, The Wrestler’da son yılların en çarpıcı sinema performanslarından biriyle kalbimizi fethediyor.İMDB Puanı: 7.9Oy Sayısı: 233.000
Kahvenin Aklınıza Hiç Gelmemiş 4 Kullanma Yöntemi
Eğer kahvenin içmekten başka bir işe yaramadığını düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Kahve, sadece sabahları gözlerimizi açmamıza yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda gerek evinizde gerek cildinizde ya da saçınızda mucizeler de yaratabiliyor.İşte kahvenin aklınıza hiç gelmemiş 4 kullanma yöntemi:
Sürrealizmin fotoğrafla buluşması: Manipülasyon sanatında Salvador Dali etkisi
Son yıllarda teknolojik gelişmelerin her sanat akımına olduğu gibi fotoğrafçılığa da yeni bir boyut kazandırdığını gözlemliyoruz. Sizlerle daha önce paylaştığımız birbirinden ilginç fotoğraf manipülasyonlarında, fotoğraf sanatçılarının fotoşop kullanarak ortaya çıkardıkları eserlerin en güzel örneklerini incelemiştik.Polonya’lı sanatçı Dariusz Klimczak, fotoğraf manipülasyon sanatını meslektaşlarından biraz daha farklı şekilde yorumlamış. Klimczak diğerlerinden farklı olarak, fotoğraflarında sürrealist akımın öncülerinden Salvador Dali’nin tarzına yer vermiş. Fotoğraflarda kullanılan ilginç ve abartılı oranlardaki objeler, çöl teması ve karanlık atmosfer Dali’nin tablolarını andırıyor.İşte Klimczak’ın gerçekliğin ötesindeki muhteşem fotoğraf manipülasyonları;
Retro-Fütürizm
Bildiğimiz üzere günümüzde alternatif tarih üzerine yazılar düşünceler var. 'Kennedy öldürülmeseydi nasıl olurdu?', 'İç savaşı güneyliler kazansaydı veya ABD iki parça halinde kalsaydı?', 'Hitler başarılı olsaydı?' Tabi ki çoğu spekülasyondan fazlası değil. Bu konuda konuşmayı, okumayı, yazmayı seven insanların sayısı da oldukça fazla. “Peki, ya teknolojinin ilerleyişinde değişiklikler yaşansaydı nasıl olurdu?” konusu cidden az kişinin konuştuğu bir başlık olarak kalıyor. Günümüz perspektifini, geçmişteki imkanları ve modayı sentezleyerek ortaya koyduğunuz akıma retro-fütürizm diyoruz. Karıştırılmaması gereken nokta şu; geçmişte yapılan fütüristik eserlerden ziyade günümüzde yapılan ve geçmişte gibi gözüken fütüristik kurguları ele alıyoruz. Daha iyi anlaşılması için; Jules Verne (1828-1905) dönemine göre bir fütüristtir fakat eğer bugün yaşasaydı (ve eserleri aynı olsaydı) kendisine retro-fütürist demekte bir sakınca olmazdı. Yine de bugün tekrar okumak (Henüz okumadıysanız zaten çok ayıp!) gayet tabi retro-fütürist iştahımızı giderebilir.Retro-fütürizmi tanımlarken kullandığımız kavramları biraz açalım: Öncelikle geçmişteki imkanları ve modayı ele alalım. Burada geçmişteki bazı dönemler, mevcut teknolojilerine odaklı parçalara ayrılarak kendi alt başlıklarını oluşturur. Kurgunun bahsi geçen döneme ait estetik kaygılara sadık olması oranı, o kurgunun kalitesinin bir göstergesidir. Moda ve tasarım derken kastettiğim şey tam olarak budur. Mimariden endüstriyel tasarıma, giyim-kuşama kadar her şeyi bu kaygıyla tasarlamak gerekir.Retro-fütüristik temalardan en yaygın olanları şu şekildedir: