onedio
Trabzonspor'da Constant Kadro Dışı Bırakıldı İddiası
Trabzonspor Kulübü'ne İtalyan devi Milan'dan transfer edilen Kevin Constant'ın kadro dışı bırakıldığı bildirildi. Constant, birkaç gün önce twitter hesabından 'Benim burada ne işim var?' şeklinde bir açıklama yapmıştı.Konuyla ilgili 61saat.com'un ulaştığı Trabzonspor yöneticileri, Constant'ın kadro dışı bırakıldığı haberlerini doğruladı.Constant'ın, Perşembe günü oynanan Napoli maçının ardından Cuma günü kadro dışı bırakıldığını ifade eden isminin yayınlanmasını istemeyen Trabzonsporlu yönetici 'Hocamız, Başkanımız ile görüştü. Kadro dışı bırakılması kararı hocamızın kendi tasarrufu. Cuma gününden beri takımla çalışmalara alınmıyor. Ancak bundan sonra yine nasıl bir gelişme olur ona hocamız karar verecek. Konudan başkanımızın da haberi var. Ancak ilerleyen günlerde oluşacak gelişmelere göre affedilip yeniden takıma dahil edilebilir' dedi. Fanatik
Marsel İlhan Kariyerinin Zirvesinde
Tek erkekler dünya sıralamasında 77'nci basamağa yükselen milli tenisçi Marsel İlhan, kariyerinin en iyi derecesine ulaştı.Profesyonel Tenisçiler Birliği (ATP) tarafından açıklanan dünya sıralamasında, son olarak Dubai Tenis Şampiyonası'nda çeyrek final oynayan ve Novak Djokovic'e elenen Marsel İlhan, 27 basamak çıkarak 77'nciliğe yerleşti.Bu yıl Dubai ile birlikte ATP takvimindeki altı turnuvada boy gösteren 27 yaşındaki Marsel İlhan, Montpellier ve Avustralya Açık'a ilk turda veda etmiş, Brisbane, Rotterdam ve Marsilya'da elemeleri geçememişti.Profesyonel tenis kariyerine 2006'da başlayan Marsel İlhan, daha önce dünya sıralamasında 17 Ocak 2011'de 87 numarada yer almıştı.AA
Galatasaray'ın Antrenörleri Fenerbahçe Derbileri Öncesi Buluştu
Galatasaray takımlarında antrenörlük yapan Hamza Hamzaoğlu, Ergin Ataman ve Ekrem Memnun Florya Metin Oktay Tesisleri'nde bir araya geldi.Galatasaray'ın bir hafta içinde Fenerbahçe derbilerine çıkacak futbol, erkek ve kadın basketbol takımlarının teknik adamları, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde buluştu.Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe ile deplasmanda karşılaşacak futbol takımının teknik direktörü Hamza Hamzaoğlu, Türkiye Basketbol Ligi'nde Fenerbahçe Ülker'i konuk edecek Galatasaray Liv Hospital'ın başantrenörü Ergin Ataman ve FIBA Kadınlar Avrupa Ligi çeyrek finalinde Fenerbahçe'ye karşı yarı finale çıkma mücadelesi verecek Galatasaray Odeabank'ın çalıştırıcısı Ekrem Memnun, derbi karşılaşmaları öncesi birlikte GSTV'nin yayınına katıldı.Hamzaoğlu: İnşallah centilmenlikten ödün verilmeden mücadele edilirFenerbahçe ile farklı kulvarlarda yapılacak derbi müsabakalarının centilmenlik içinde geçmesi temennisinde bulunan Hamza Hamzaoğlu, şunları kaydetti:'İnşallah derbi haftasında, her şeyin spor çerçevesi içinde kalması kaydıyla gülen taraf biz oluruz. Tüm maçlar önemlidir ama derbiler bu işin rengidir, güzelliğidir. İnşallah her iki takım taraftarları da centilmenlikten asla ödün vermeden, bu rekabetin aslında dostluğu daha çok pekiştirdiğini unutmadan tribünde olurlar. Bizler burada tek yürek olduk. Taraftarlarımız da tribünlerde yerlerini alarak takımlarımıza gereken desteği vermelerini istiyoruz.'Ataman: 'İnşallah gelecek hafta kutlama yaparız'Galatasaray Liv Hospital Başantrenörü Ergin Ataman, derbi haftasının kendileri adına iyi sonuçlarla biteceğine inandığını söyledi.Güzel bir derbi haftası olacağını ve tüm taraftarların da büyük bir heyecan içinde olacaklarına inandığını dile getiren Ataman, şu ifadeleri kullandı:'Herkesin kalpleri güzel bir hafta olması için atıyor. Biz de burada bir araya geldik. Teknik adamlar ve sporcular olarak bizim kalplerimiz de güzel bir hafta için atacak. İnşallah Türkiye'deki ezeli rekabetin güzelliklerine yakışır bir hafta olur. Her şey sporun içinde kalır ve sonunda hak eden kazanır. Bizler, kazanmayı hak ettiğimize inanarak mücadele edeceğiz. Hem Hamza Hamzaoğlu hocaya hem de Ekrem Memnun hocaya başarılar diliyorum. İnşallah önümüzdeki hafta bir daha toplanıp kutlama yaparız.'Memnun: 'Tek yürek olduk ve heyecanla bekliyoruz'Galatasaray Odeabank Başantrenörü Ekrem Memnun, futbol ve basketbolda oynanacak derbiler öncesi güzel bir buluşma gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, kendisinin çok heyecanlı olduğunu aktardı.Teknik adamlar olarak uzun zamandır bir araya gelemediklerini söyleyen Memnun, 'Maçlarla ilgili oturup sohbet etme şansımız oldu. Eski maçlardan, derbilerden konuşuldu. Açıkçası ben heyecanlıyım. Bildiğim kadarıyla uzun zamandır üst üste bu kadar derbi olmadı. Tek yürek olduk ve heyecanla bekliyoruz. Umut ediyorum sonuçlar hep istediğimiz gibi gelişecek' şeklide konuştu.Bu derbiler nedeniyle Türk sporunun da bir festival haftası geçireceğini kaydeden deneyimli teknik adam, 'Türk sporunun en önemli markalarından iki tanesi birbiriyle mücadele edecek. Müthiş heyecanlı mücadeleler olacağını düşünüyorum ve her şeyin sportmenlik içinde geçmesini temenni ediyorum' değerlendirmesinde bulundu.Açıklamaların ardından üç teknik adam, basketbol ve futbol topunu ellerine alarak birlikte fotoğraf çektirdi.AA
"Tecrübeli Olsaydık, Şampiyonluğun En Büyük Adayı Olurduk"
Bursaspor Başkanı Recep Bölükbaşı, takımda çok güzel bir hava olduğunu belirterek, “Belki biraz daha tecrübeli olsaydık, belki de şampiyonluğun en büyük adayı biz olurduk.” dedi.Bölükbaşı, kulübün resmi televizyonunda yer alan açıklamasında, ligde önceki akşam oynanan ve 10 kişi kalmalarına rağmen 2-1 kazandıkları maçı değerlendirdi. Hakemin verdiği kırmızı kart ve penaltı kararını eleştiren Bölükbaşı, “Televizyondan bir kez daha detaylı izlemek lazım. Hakem iyi yönetti ama zaman zaman kaçırdı sonra toparladı. Mersin İdmanyurdu iyi bir takım. Puanlarından da durumları belli. Taraftarımız da çok iyiydi. Onlara çok teşekkür ediyorum. Taraftarlarımızı maçlarımıza bekliyoruz. Taraftarımızı çarşamba günü oynayacağımız Türkiye Kupası maçına bekliyoruz.” diye konuştu.“BİRAZ DAHA TECRÜBELİ OLSAYDIK”Ligde ve kupada iyi durumda olduklarını belirten Bölükbaşı, şunları kaydetti:“Teknik heyetten, malzemecimize, masörümüzden çimcimize kadar herkesi tebrik ediyorum. Çok güzel bir hava var. Belki biraz daha tecrübeli olsaydık, belki de şampiyonluğun en büyük adayı biz olurduk. Önümüzdeki sezon stadyumumuz ile berabere kadromuzu koruyacağız. Kiralık olan oyuncularımız ile devam edeceğiz.”Cihan
Fenerbahçe Kulübü'nden TFF'ye Son Dakika Başvurusu
Fenerbahçe Kulübü, pazar günü spor toto süper lig'de oynanacak Galatasaray derbisi öncesi Türkiye Futbol Federasyonu 'na sürpriz bir başvuruda bulundu.İki takımın bu hafta Ziraat Türkiye Kupası'nda oynayacağı maçların tarihlerine dikkat çeken sarı lacivertliler, 'Galatasaray salı günü kendi evinde Manisaspor'la, biz ise çarşamba günü deplasmanda Mersin İdman Yurdu ile oynayacağız. Bu, bizim adaletsiz bir durum oluşturuyor. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Ziraat Türkiye Kupası maçlarının aynı gün oynanmasını talep ediyoruz. Pazar günü oynanacak derbi maç öncesi biz en az iki gün dezavantajlı konumda olacağız' dediler.Sarı lacivertlilerin resmi başvurusuna TFF’nin ne yanıt vereceği merakla bekleniyor.HTSPOR
Reklam
"Gökhan Töre Türkiye'de İlk 3'e Girer"
Rıdvan Dilmen, Beşiktaş'ın Ankara'da ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor ile 2-2 kaldığı karşılaşmanın ardından tespitlerde bulundu.NTV ve NTVSpor'da yayınlanan '%100 Futbol' programının yorumcusu olan Rıdvan Dilmen, Beşiktaş'ın Ankara'da ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor ile 2-2 kaldığı karşılaşmanın ardından tespitlerde bulundu. İşte Dilmen'in tespitleri...Beşiktaş kaçtı, Balıkesirspor kovaladı 1-1 oldu. Bir kez daha kaçtı ve Balıkesirspor yine kovaladı. İki kez kaçıp yakalanırsanız 3. golü atmak zor oluyor. Futbolda fiziğin ne kadar önemli olduğunu bu maçın son 15 dakikasında gördü. Beşiktaş'ın kadrosu hemen hemen muhtemel kadrosuydu. Liverpool'un Manchester City'yi yendiği kadroda en az 4,5 oyuncu değişmiştir.Aslında en rahat takımla oynadı Beşiktaş ama Balıkesirspor çok rahat oynadı bugün. Hatta son 15 dakikalık bölümde galibiyeti kaçıran taraf Balıkesirspor'du. Slaven Bilic, Tolgay'ı alıp orta sahayı tutayım dedi ama olmadı. 3. golü atamayınca da rakibiniz daha ümitli oynuyor. Bundan sonra 3 büyük takımın da puan kayıpları olacaktır. Artık aynı ortalamada puanları kazanamayacaklar.Beşiktaş, ilk defa hafta içini boş Beşiktaş - Sivasspor maçının Pazar günü oynanması gerekir. Sivas'ın da bu konuda anlayışlı olacağını düşünüyorum. Bu maçların tarihleri daha önceden belli değil mi? Olası tur atlanması durumunda maç tarihleri de belli. Kulüplerin bu konuda çalışan profesyonelleri yok mu?Balıkesirspor'un bugün puan alması normaldir. Lig artık normale döndü bence. Fenerbahçe'nin Akhisar'a kaybetmesi sürpriz, Konya beraberliği normaldir. Galatasaray kazanırsa büyük avantaj yakalar. Bundan sonra artık atılacak olan her golün büyük önemi var. Erken konuşmayalım ama lig bence ikili averaja doğru gidiyor.Opare iki maçtır çok iyi oynadı ama şu an için müthiş bir oyuncu diyemem, bekleyeceğiz daha. Ne kadar genç oyuncu olursa olsun, son 6 ayda sadece 2 maç oynadı. Birisi Liverpool ve bugün de Balıkesirspor. Beşiktaş takımı bu maçı ciddiye almadı, nasılsa kazanırız dedi. Telafisi zor, önemli bir puan kaybetti. Galatasaray 7 günde 16 puan kazandı.Oyuncular kompakt oynamadığı zaman defoları da ortaya çıkıyor. Pedro Franco, kırmızı kart pozisyonunda Sercan'ı düşürmekle doğru yaptı. Milosevic'in tarak kemiği sakatlığı zor geçen bir sakatlık. Benimki 8 ayda geçti. Bu sezon Milosevic'ten bir şey beklememek lazım. Forvet oyuncuları kolay penaltı yapar. Forvet oyuncusunun dezavantajı da bu.Gökhan Töre en iyi yerlilerden birisiEn iyi yerlilerden birisi. Türkiye'de ilk 3'e koyacağım derecede yetenekli bir oyuncu. Allah göstermesin sakatlanabilir. Rakiplerine çok yakın temasta oynuyor. Hem kuvvetine hem ayağına çok güveniyor. Eksiklerini gidermesi lazım. Topsuz kaleye koşularda yok. Topu hep ayağına istiyor. Hep çizgiye iniyor. Sıfıra girmeyi yavaş yavaş öğrendi. Oyun disiplinine de sadık bir oyuncu. Kendi geleceği için stoper ve bek arasına koşu yapması lazım.Beşiktaş, bu maçın 3. dakikası ile 15. dakikası arası ve maçın son 15 dakikada da pozisyonlar verdi. Eskişehirspor maçında da aynı problemler oldu. Oyuncular ve teknik adam Liverpool maçı ile Eskişehirspor-Balıkesirspor maçların farklı gördüler. Bilic, bugün maçı ciddiye aldı ama Tolgay ile başlaması gerekirdi. Kötü oynamadı ama Veli'yi bugün dinlendirebilirdi.Beşiktaş, Sivas'ta çok rahat bir maç oynamayacak. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor ile deplasmanda oynayacak. Bu deplasmanlara rahat gidebilmeleri için Balıkesirspor maçları gibi maçları kazanması gerekiyor. Mesela; Galatasaray, çok favori olduğu maçları pat, pat, pat, pat gitti. Fenerbahçe ile Beşiktaş puan kaybetti.Çok açık söyleyeyim eğer arada Liverpool maçı olmasaydı Beşiktaş, hem Eskişehirspor maçında rotasyon yapmazdı ve bu iki maçta da çok zor puan kaybederdi. Beşiktaş, özellikle Beşiktaşlıları ve tabiki hepimizi mutlu etti ama Liverpool, Beşiktaş'a elenirken Beşiktaş'a lig yarışında büyük darbe vurdu.Milliyet
'Kadıköy'ü Güvenli Bulmuyorum'
Sarı kırmızılı kulübün ikinci başkanı Fenerbahçe derbisine gitmeyeceğini açıkladı.Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat'ın aksine kulübün ikinci başkanı Hamdi Yasaman , Fenerbahçe ile hafta sonu oynayacakları derbiyi izlemek için Şürkü Saracoğlu'na gitmeyeceğini açıkladı.Hürriyet gazetesine açıklamalarda bulunan Yasaman, 'Kadıköy'e gitmeyi düşünmüyorum. Orayı güvenli bulmuyorum. Galatasaray'a kötü tezahürat yapılacağını biliyorum. Bu can sıkıcı ortama niye gideyim?' dedi.Sorunun iki kulüp arasında yaşanan bir durumdan çok toplumsal bir vaka olduğunu sözlerine ekleyen Yasaman, 'Siyasette de sporda da nefretten besleniyoruz. Önce bunu düzeltmemiz gerekiyor.' ifadelerini kullandı.Yasaman, Yarsuvat'ın derbiye gitmesini ise 'Aziz Yıldırım ile tokalaşıp maçı beraber izlerlerse iyi bir görüntü oluşur. Bunlar olması gereken şeyler.' şeklinde konuştu.Hürriyet
Reklam
Sinan Gümüş: 'Hayatım Yüzde 100 Futbol'
Galatasaray’ın genç futbolcusu Sinan Gümüş, Fenerbahçe ile oynadıkları derbi atmosferinin muhteşem olduğunu söyledi.Tam Saha Dergisi’ne açıklamalarda bulunan genç oyuncu, kendisine sorulan sorulara şu cevapları verdi:-Almanya’dan gelip Galatasaray’ın A2 takımında oynadığı maç sayısından fazla gol atan, A takımla çıktığı ilk maçında ağları sarsan ve geleceğine umutla bakılan Sinan Gümüş’ü daha yakından tanımak istiyoruz.1994 yılında Almanya’nın Pfullendorf kentinde dünyayla geldim. Babam da annem de Rize kökenli. Önce Kocaeli’ye yerleşmişler, oradan da Almanya’ya gitmişler. Dört kardeşiz. İki ablam, bir abim var. Babam 30 yıldır işçi olarak çalışıyor. Annem ise adeta hayatını çocuklarına adamış bir kadın. Bildim bileli dört çocuğunun peşinden koşuyor.-Ailende senin dışında futbol oynayan birileri var mı?Futbola abimle birlikte başladım. Aynı takımda oynadık. Yaşadığımız şehre beş dakika mesafede küçük bir kulüp olan Aach-Linz’de iki yıl birlikte eğitim aldık. O dönemde ben henüz 4-5 yaşlarındaydım. Yaşımız küçük olduğu için mevkiler çok önemi değildi ama yine de ben santrfor, abim de benim arkamda oynuyordu. Onun verdiği paslarla çok sayıda gol atmıştım. Hatta o dönemde bir sezonda 90 gol attığım için bana bir de kupa vermişlerdi.-Oldukça süratli bir oyuncusun. Küçükken atletizm yapmış mıydın?Hayır, futbolun dışında sadece hentbol oynadım. 10 yaşına kadar futbolla hentbolu birlikte götürüyordum. O dönemde Cumartesi günleri hentbol, Pazar günleri ise futbol oynuyordum. Ama daha sonra günler çakışmaya başlayınca birinden birini tercih etmek durumuyla karşı karşıya kaldım ve futbolu tercih ettim.-Futbolu tercih etmenin nedeni bu branşın daha popüler olması mıydı?Futbol oynamak bana daha zevkli geliyordu. Arkadaşlarımın çoğu da futbol oynuyordu ve onlardan ayrılmayı da istemedim. Zaten futbolu o kadar çok seviyordum ki, evde de sürekli top oynuyordum. Abimle birlikte neredeyse evdeki bütün eşyaları kırmıştık.-Acaba baban evdeki eşyaları kurtarmak için mi sizi futbola gönderdi?(Gülüyor) Hayır, hayır… O dönemde bizi spor yapmamız ve sokaktaki tehlikelerden uzak kalmamız için spora yönlendirmişlerdi. Zaten annem, babam ve ablalarım her zaman arkamda oldu ve beni destekledi. Bugünlere gelmemde onların büyük payı olduğunu söylemem gerek.-Futbolla okulu nereye kadar sürdürdün?Aach-Linz’deki iki yıllık eğitimimin ardından yaşadığımız şehrin takımı Pfullendorf’a gelmiştim ve orta dereceli liseyi de orada bitirdim. Daha sonra Stuttgart’a transfer oldum. Kulübün anlaşmalı olduğu okula devam ettim. Ancak daha sonra Stuttgart’ın ikinci takımına yükselince bir tercih yapmak zorunda kaldım; okulu bırakıp futbolu tercih ettim. Zaten bu kararı da kulüple birlikte verdik. Bana yeteneğim olduğunu, 3. Lig’de oynayacağımı ve kendimi gösterebileceğimi söylediler. Ben de futbolda önümün açık olduğunu görünce sadece futbola konsantre olabilmek için böyle bir karar verdim. Çünkü bir yola çıktığınız zaman yüzde 100’ünüzü o yola vermeniz gerekir. Ben de yüzde 100 futbola konsantre olmak için bu kararı aldım.-Stuttgart’a transferinden söz açılmışken, bize bu transferin nasıl gerçekleştiğini anlatır mısın?Pfullendorf’ta oynarken Stuttgart’ın U17 takımıyla bir lig maçı yapmıştık. O maçta iyi oynamış ve bir de gol atmıştım. Maçın ardından Stuttgart’ın hocası yanıma gelerek “Seni idmanlarımıza çağırmak ve orada görmek istiyoruz” demişti. Zaten iki-üç hafta sonra sezon bitiyordu. Stuttgart’ın idmanlarına çıktım ve bir-iki antrenmandan sonra bana transfer teklifinde bulundular. Ben de Stuttgart’ın Almanya’daki en iyi altyapılardan birine sahip olduğunu göz önünde bulundurarak bu teklifi seve seve kabul ettim.-Ailenden ayrılıp başka bir şehirde yaşamak senin için zor olmadı mı? Böyle bir zorluğu göze alırken aklından neler geçiyordu? Tamamen futbola mı kilitlenmiştin?Stuttgart’a ilk gittiğimde kulüp benim tesislerde kalmamı istedi. O yaşta bir çocuğa kulübün ev vermesi söz konusu değildi. Ancak ben de tesislerde kalmak istememiştim. Bunun üzerine şehirdeki bir ailenin yanında kalmam konusunda anlaştık. 6 ay boyunca bir İtalyan ailenin yanında kaldım. 18 yaşına girince eve çıkmak istediğimi söyledim, kabul ettiler. Kalan 1.5 yılımı kendi evimde geçirdim. Elbette benim için kolay bir süreç değildi. Teklif geldiğinde ailemle oturup konuşmuştum zaten. Dediğim gibi bu yola yüzde yüz baş koymuştum. Sonradan pişmanlıklar yaşamak, “Keşke şunu şöyle yapsaydım” demek istemiyordum. Stuttgart’a ilk gittiğimde yeni bir şehirle karşılaştığım için çevremi tanımak için gezdim, dolaştım. Ama akşamları değil. Futboldan arta kalan vakitlerimde şehirle ilgili merakımı giderdim. Zaman zaman ailemi özlesem de izin günlerimde yanlarına gittim, bazen onlar benim yanıma geldi. Trenle iki saatlik bir mesafede bulundukları için bu gidiş-gelişler zor olmadı.-Ailen maçlarına geliyor muydu?Ailemin bana verdiği destek inanılmazdı. Ben ve abimin dışında iki ablam da spor yapıyordu ve annem hepimize yetişiyordu. Evlâtları için müthiş bir fedakârlıktı onunkisi. Stuttgart’a gittiğimde de ailem maçlarımda hep yanımda olmayı sürdürdü ve ben onların varlığıyla hep güven duydum. Stuttgart’ta başlangıçta şehri tanıma amaçlı gezilerimin dışında hayatım okul, antrenman ve maçlar arasında geçti. Bunu zaten biliyordum. Arkadaşlarımla gezip dolaşamayacağımı, geceleri dışarı çıkamayacağımı hep hesap etmiştim. Beş yıl sonra geriye dönüp “Keşke şöyle yapmasaydım” demek istemiyordum ve bu nedenle kendimi sadece futbola verdim. Tam anlamıyla futbola konsantre olmuştum. Galatasaray’da da aynı durum devam ediyor. Burada da sadece “futbol, futbol, futbol” diyorum ve hep daha fazlasını istiyorum. İstanbul’un çok güzel bir şehir olduğunu biliyorum ama sadece futbola odaklandığım için henüz şehri tanımaya bile zaman ayıramadım. Bir işi yapacaksanız doğru yapmalısınız.-İtalyan ailenin yanında kaldığında onların dilini öğrenebildin mi?Hayır. Çünkü onlar da evde Almanca konuşuyordu. Ancak Almancanın dışında o kadar olmasa da İngilizce konuşabiliyorum. Yabancı oyuncularla ya da yabancı bir hocayla konuşup anlaşabilecek kadar İngilizcem var.-Almanya’dayken ciddi bir sakatlık yaşadığını biliyoruz. Kendini bu kadar futbola odaklamış bir insan olarak o sakatlığı yaşadığında “Acaba futbola dönemezsem?” gibi bir endişe yaşadın mı?Dediğiniz gibi üç ay boyunca idmanlardan uzak kaldığım bir sakatlık geçirdim. Stuttgart’a yeni transfer olmuştum. U19 takımındaki son senem olacaktı ve takımın başında Tayfun Hoca vardı. Onunla birlikte her şey çok güzel gidiyordu. Tayfun Hoca takımdan ayrıldıktan sonra bu sakatlığı yaşadım. Hem sevdiğim bir hocanın ayrılması hem de yaşadığım bu sakatlık nedeniyle gerçekten de çok zor günler geçirdim. Ama kendi kendime, “Sinan neyin varsa futbola vermelisin ve geri dönmelisin” dedim. Çünkü orada başarabilirsem daha iyi yerlere gelebileceğimi biliyordum. Başaramazsam neler olabileceğinin de farkındaydım. Bu motivasyonla sakatlığı atlatıp kendimi çabuk toparlamayı başardım.-Daha iyi yerler derken Stuttgart’ın A takımını mı kastediyorsun?Elbette Stuttgart’ın A takımında oynamayı hayal ediyordum. Başlangıçta Türkiye’de oynamak gibi bir niyetim yoktu. Ama Stuttgart’ın 3. Lig takımında oynamaya başladığımda Türkiye’deki büyük takımlara da gidebileceğimi düşünmüştüm. Zaten orada gösterdiğim performansla Galatasaray’dan teklif aldım.-Neden Bundesliga’da ilerlemek yerine Galatasaray’ın teklifini kabul ettin? Kendine orada bir gelecek mi görmedin, yoksa Galatasaray’dan gelen teklif mi çok cazipti?Geçen sezon Stuttgart’la sözleşmem bitiyordu. Bana sözleşme uzatma teklifini yaptılar ancak bu teklif A takım kadrosunda yer alıp idmanlara çıkmak, maçları ise ikinci takımla oynamak şeklindeydi. Bir sezon sonra ise A takımda yer alabileceğimi söylemişlerdi. Bu şartlarda Galatasaray’ın teklifini daha cazip buldum. Çünkü “Burada kendini gösterirsen ilk sezonunda A takımda oynayabilirsin” demişlerdi. Ailemle konuşup bu teklifi değerlendirmeye karar verdim.-Bu arada Türkiye’den başka teklifler de aldın mı? Bazı mecralarda Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın da bir önceki sezon sana talip olduğu hakkında bilgiler var…Açıkçası benim bundan haberim yok.-Tayfun Korkut’un senin üzerindeki emeğinden söz edersek, Almanya’da bir Türk teknik adamla çalışmak senin için avantaj olmalı…Stuttgart’taki ilk senemdi ve siz de bilirsiniz ki o yaştaki genç bir oyuncu için başka bir şehirde yeni bir kulübe alışmak hiç de kolay değildir. Üstelik küçük bir kulüpten büyük bir kulübe gelmiştim ve idman dozajı çok daha üst düzeydeydi. Tayfun Hoca bu süreçte elini üzerimden hiç çekmedi. Benimle her gün konuşur, “Nasılsın, iyi misin, yorgun musun?” diye sorar, yorgun olduğumda dinlenmeme izin verirdi. Çünkü küçük bir kulüpten geldiğimi ve Stuttgart’ın ağır idman temposunda başlangıçta zorlandığımı biliyordu. Bana her zaman “Arkanda duruyorum, sen yeter ki performansını yükseltmeye çalış” derdi. Stuttgart’taki başlangıç dönemimde Tayfun Hocanın varlığı ve bana verdiği destek büyük bir nimet gibiydi.-Birçok Türk oyuncu, Almanlarla girdikleri rekabette eşit olsalar bile tercih edilmediklerini söylüyor. Sen Almanya’da Türk oyuncu olmanın zorluğunu yaşadın mı?Ben böyle bir sıkıntı yaşamadım. Kendi kendime “Performansın iyiyse hoca mutlaka seni oynatır. Gollerini atmaya devam edersen takımdaki yerini korursun” dedim ve gerçekten de böyle oldu. Bu konuda fazla yorum yapmak istemiyorum ama bir oyuncu rekabette geriye düştüğünde, bahsettiğiniz argümanı kullanabiliyor. Benim açımdan bakıldığında iyi olduğum zaman mutlaka tercih edildiğimi gördüm.-Biraz önce bahsettiğin küçük takımdan büyük takıma gelmenin zorlukları üzerinde biraz duralım. Stuttgart’taki antrenmanlar gerçekte de o kadar farklı mıydı?Stuttgart’a geldiğimde küçük yaş gruplarının idmanlarını izledim ve şaşırdım, çünkü ben hayatımda hiç böyle bir antrenman yapmamıştım. Çok genç yaşta yoğun idmanlara başlıyorlar. Haftada iki gün antrenman yapıyorlardı ama topla çalışmalar, teknik çalışmaları, sprintler, koşular her şey vardı antrenman programlarında. 15 yaşından itibaren de fitness çalışmaya başlıyorlar. Hatta fitnesse ilk girdiğimde yanımda küçük bir çocuğun olduğunu gördüm ve “Bravo, çalışmaya devam et” diyerek onu teşvik ettim.-Bugün oldukça fit görünüyorsun. Stuttgart’a ilk gittiğinde nasıl bir durumdaydın?Stuttgart’a ilk gittiğimde çelimsiz bile sayılabilirdim. Ama orada yaptığım antrenmanlar sayesinde bugünkü durumuma geldim. Özellikle de üç aylık sakatlık döneminde yaptığım çalışmalar çok işime yaradı. Dediğim gibi tamamen futbola odaklanmış bir oyuncu olarak çalışmayı da seviyorum. Bugün de sürdürdüğüm bir alışkanlığım var. Kendimi ne zaman iyi hissetsem, ya antrenmandan önce ya antrenmandan sonra ekstra çalışmalar yapıyorum. Her gün küçük küçük bir şeyler yapsanız bu size yeter. İnsanlar benim her gün saatlerce fitness yaptığımı zannedebilir ama öyle değil. Bir gün göğüs, bir gün bacak, bir gün karın çalışıyorum ve yaptığım bu parça parça parça çalışmalar da beni sürekli geliştiriyor.-Transfer olurken sana Galatasaray’ın nasıl bir kulüp olduğunu, tarihini, camiayı anlattılar mı? Florya’ya ilk geldiğinde dikkatini en fazla çeken şey ne oldu?Galatasaray’ın nasıl bir kulüp olduğunu, büyüklüğünü zaten biliyordum. Florya’ya ilk geldiğimde ise tesislerin büyüklüğü ve kalitesi beni çok etkiledi. Evet, Almanya’da da kulüplerin tesisleri var ama bu kadar güzel bir tesisi ilk defa Florya’da gördüm. Menajerimiz Cenk Ergün bana tesisleri gezdirdi ve kulüp hakkında da bilgiler verdi. Zaten tesisleri gezerken de Galatasaray’ın ne kadar büyük bir camia olduğunu fark ediyorsunuz.-Galatasaray tarihindeki hangi oyuncu gibi anılmak isterin?Metin Oktay var, Hakan Şükür var. İkisi gibi de anılmak ve Galatasaray tarihine bu iki büyük golcü gibi geçmek isterim. Bir de benim evimde Mario Jardel ve Gheorghe Hagi’nin formaları var. Hatta ablam geçen gün Hagi formasının fotoğrafını çekip bana göndermiş.-Futbola başladığın dönemde idollerin var mıydı?Liverpool’un kaptanı Stevan Gerrard benim ilk idolümdü. Uzun yıllar bir büyük kulübün formasını giymesi ve performansını koruyabilmesi benim açımdan çok etkileyiciydi. Daha sonra ise kendi oynadığım pozisyona göre Arjen Robben’e hayranlık duymaya başladım. Robben gerçekten de çok büyük bir forvet oyuncusu. Adeta bir fırtına diyebiliriz.-Seni iki kanatta, forvet arkasında ya da santrfor olarak izleyebiliyoruz. Sen futbol karakterini en iyi hangi mevkide ifade ettiğini düşünüyorsun?En sevdiğim pozisyon kanatlar. Hızımı kullanmayı ve birebirleri çok seviyorum. Ama değiniz gibi hücum hattının her bölgesinde oynayabiliyorum. Solak olduğum için sağ kanatta oynamak beni gole daha çok yaklaştırıyor. İçeri girip şut da atabiliyorum. Solak olmama rağmen sağ ayağımı da iyi kullanabiliyorum ve bunun da bir forvet için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Sağ ayağımı geliştirebilmek için çok çalıştım. Stuttgart’taki hocalarım bu konunun üzerinde özellikle durmuş ve sağ ayağımı geliştirmemi sağlamıştı.-Galatasaray’a gelirken beklentilerin nelerdi? İlk sezonunda hemen oynamayı umuyor muydun?Zor olacağın biliyordum çünkü büyük bir takıma gelmiştim ve kanatlarda da büyük bir rekabet vardı. Ama çok çalışırsam bir gün bana da şans geleceğini ve o güne hazır olmam gerektiğini de biliyordum. Nitekim A2 maçlarında iyi performans göstererek bu şansı yakaladım ve Allah’a şükürler olsun ki bana şans verenleri de utandırmadım.-Prandelli döneminde hiç oynama şansı bulamamışken Hamza Hamzaoğlu’nun göreve gelmesinin ardından A takımla maçlara çıkmaya başladın. Bize iki hocayla ilişkilerinden söz eder misin?Prandelli aslında benimle ilgileniyordu. Yaptığımız konuşmalarda, “Çalışmalarından memnunum ve sana bir gün şans vereceğim” diyordu. Genç bir oyuncu için bu bile önemli bir motivasyon kaynağıdır. Onun bu sözleri sayesinde her geçen gün artan bir performansla çalışmayı sürdürdüm. Bu sayede de Hamza Hamzaoğlu Hocamız geldiğinde beni hazır buldu ve oynattı.-Galatasaray formasıyla ilk çıktığın maçta gol atmayı başardın. Bize o maçta ve öncesinde neler yaşadığını anlatır mısın?Balçova Yaşamspor’la oynayacağımız Ziraat Türkiye Kupası maçı öncesinde yaptığımız idmanın ardından asılan kadroda ismimi gördüm ve çok sevindim. Benim için bir hayal gibiydi. Oynayıp oynamayacağımı bilmiyordum ama kadroda yer almak bile beni müthiş heyecanlandırmıştı. Koray’la da konuşmuştuk ve “Eğer oynarsam inşallah gol atıp kendimi gösterebilirim” demiştim. Çünkü A2 maçlarında attığım goller nedeniyle herkes benden bahsediyordu ve benim de A takımla sahaya çıktığımda onlara Sinan’ın nasıl bir oyuncu olduğunu ifade edebilmem gerekiyordu. İkinci yarının başlarında Bruma’nın yerine oyuna girdim ve 10 dakika sonra da golümü attım. Öyle büyük bir sevinç yaşadım ki gözümden yaşlar aktı. O mutlulukla Koray Günter’e koştum ve “Sana gol atacağımı söylemiştim” dedim.-Gözünden yaşların geldiği anlar unutulmazdı gerçekten de… Attığın golü seni sevinçten ağlatacak kadar önemli kılan şey neydi?Almanya’daki bütün arkadaşlarımın o maçta beni izlediğini biliyordum. Maçtan önce hepsi de “Seni takip edeceğiz, iyi oyna” diye mesaj atmıştı bana. Keza ailem de maçı izliyordu. Golü atınca aklıma onlar geldi ve sevinç gözyaşlarımı tutamadım.-O maçın ardından futbolculuk hayatında neler değişti? Senin için bir dönüm noktasıydı diyebilir miyiz?Dönüm noktasıydı denilebilir, çünkü kamuoyunun büyük kısmı beni o maçla ve attığım o golle tanıdı. Ama benim açımdan değişen bir şey olmadı. Ben yine aynı Sinan’ım. O maçın ve golün getirdiği bir avantaj tabiî ki var. İdmanlarda olsun, maçlarda olsun abilerimden benimle ilgili olumlu geri dönüşler almak istiyorum. Onlar da bana “Sinan iyi yoldasın, sana inanıyoruz. Yeteneğin var. Bu yeteneğini sergileyebilirsen müthiş bir futbolcu olursun” diyor. Bu sözler de özgüvenimi ve çalışma azmimi artırıyor.-Takımda seninle en çok ilgilenen usta oyuncular hangileri?Hamit abinin desteğini hep yanımda hissettim. Bana her zaman, “Sen iyi bir oyuncusun, zamanın gelecek, pes etme” diyerek destek verdi, yanımda durdu. Ama sadece Hamit abi de değil. Takımdaki bütün abilerin desteğini arkamda hissettim, hepsi benimle ilgilendi, moral verdi. Hatta Sneijder bile “Yeteneğin inanılmaz. Onu doğru yerlerde kullanırsan çok iyi bir futbolcu olacaksın” dedi. Bunları Sneijder gibi çok özel bir oyuncudan duymak insana gerçekten de büyük bir güç veriyor. Bugüne kadar abilerimden hep güzel ve olumlu geri dönüşler aldım. Takım içinde çok sevildiğimi hissediyorum.-Bunu neye bağlıyorsun peki, iyi bir oyuncu olmana mı?Hayır, hayır. Kendi kendime hep “Hiçbir zaman insanlığımı kaybetmeyeyim” diyorum. Herkese aynı şekilde davranmaya çalışıyorum. Kimsenin kötülüğünü istemiyorum. Kimseyle bir kavgam, sürtüşmem yok. Sanırım bu yüzden herkesle diyaloğum çok güzel.-Ben bir forvet oyuncusu olsam Sneijder’le oynamak isterim. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?Sneijder kariyeri ve yetenekleri belli bir oyuncu. Oyunu okuması da inanılmaz. Elbette böyle bir oyuncuyla birlikte oynamak büyük bir avantaj. Bazen sizin bile düşünemeyeceğiz pasları atıyor. Hele Fenerbahçe derbisinde attığı o goller var ki, unutmak mümkün değil. Hiç kimsenin beklemediği anda ve hiç kimsenin beklemediği yerlerden öyle şutlar atıyor ki, bunu yapabilmek için ancak Sneijder olmak gerekiyor.-Galatasaray’ın tarihinde unutulmaz oyuncular var. Galatasaray’a aslan lâkabını veren Nihat Bekdik, sonrasında Gündüz Kılıç, Metin Oktay, Cüneyt Tanman, Bülent Korkmaz takıma hep 20’li yaşların altında gelip kaptanlığa yükselmiş oyuncular. Senin de gelecekle ilgili böyle bir hayalin var mı?Bugüne kadar böyle bir şeyi düşünmedim. Önüme hep maçtan maça ve yıldan yıla bakıyorum. Şimdilik 40 maçtan 20’sine çıkarsam iyi olur diye düşünüyorum. Önümüzdeki sezon bu maçların sayısını giderek artırmaya çalışacağım. Ama eğer bir gün Galatasaray’a kaptan olabilirsem bu benim için büyük bir gurur vesilesi olur.-Hamza Hamzaoğlu’nu daha önce çalıştığın teknik adamlardan ayıran en önemli özelliği nedir?Hamza Hoca oyuncunun ismine değil idman performansına bakıyor ve iyiysen forma şansını veriyor. Takımda çok büyük oyuncular varken hiç kimsenin tanımadığı bana bu şansı verdi mesela. Oyuncusuyla sürekli diyalog halinde olan ve eksiklerini söyleyerek kendisini geliştirmesini isteyen bir hoca. Mesela bana da kafa toplarında kendimi biraz daha geliştirmem gerektiğini söylüyor ve antrenmanlardan sonra özel çalışmalar yapmamı istiyor. Çok iyi bir ilişkimiz olduğunu söyleyebilirim. Zaten kış transferi döneminde takımdan gitmemi de istemedi. Bana “Bizimle kalacaksın, seni çok daha iyi bir duruma getireceğim” diyerek güvenini ortaya koydu. Ben de Hamza Hocayla çalışmaktan çok memnunum. Hocanız size iyi olduğunuzu söylediği zaman kendinize güveniniz artıyor, çalışma azminiz kuvvetleniyor.-Türkiye’de izlemekten keyif aldığın takımlar, beğendiğin oyuncular var mı?İlk zamanlar Beşiktaş çok iyi futbol oynadı. Onları izlemekten gerçekten de keyif alıyordum. Çok beğendiğim futbolcular ise Wesley Sneijder, Burak Yılmaz ve Beşiktaş’tan DembaBa. Trabzonspor’da Mehmet Ekici de gerçekten çok iyi oynuyor.-Galatasaray-Fenerbahçe maçlarının çok farklı bir havası var. Sana bu havayı ve rekabeti anlattılar mı?Bu atmosferi statta bizzat yaşadığım için ne kadar inanılmaz olduğunu biliyorum. Kelimelerle anlatmak kolay değil. Almanya’da Stuttgart’la Bayern Münih arasında oynanan maçlar da derbi sayılır. Karlsruhe maçları da öyledir. Ama o maçların atmosferiyle Galatasaray-Fenerbahçe maçının atmosferi kıyas bile kabul etmez. Ben Fenerbahçe maçındaki atmosfere inanamadım. Kendi kendime “Acaba neredeyim?” diye sordum. Hele Sneijder’in attığı iki golle oluşan havayı anlatabilmek mümkün değil.-Millî Taktım tercihine gelirsek, Almanya’nın U20 takımında oynadın. Bu tercihin sebebi neydi? O dönemde Türkiye’den bir teklif almamış mıydın?Evet, Almanya’dan teklif almıştım ve bu nedenle Almanya adına oynadım. Ama hâlâ bir tercih yapma hakkım var. Almanya’da doğup büyümüş olsam da ben bir Türküm. Türkiye’den bir teklif aldığımda tabiî ki Türkiye’yi seçerim.-Türkiye’nin maçlarını izlerken, “Ben de burada olabilirim” diye bir hayalin var mı?Tabiî ki böyle bir hayalim var. Ama öncelikle bu büyük kulüpte başarılı olmam gerektiğini biliyorum. Öncelikli hedefim de bu. Zaten Galatasaray’da başarılı olursam Millî Takımda otomatik olarak gelir.-Bu sezon kaç maça çıkarsan kendini hedefine ulaşmış sayacaksın?Elbette her maçta oynamak isterim. Ama benim için önemli olan takımımızın dördüncü yıldızı takması. Bu hedefe yürürken ne kadar katkı sağlayabilirsem kendimi o kadar başarılı addederim. Takımda dördüncü yıldızı takmak için inanılmaz bir istek var. Her idmana çıkarken aynı şeyi konuşuyoruz. Her maça şampiyonluk ışığını önümüzde görerek çıkıyoruz. Takımımızda Sneijder dâhil “Ben bu takımın en iyisiyim” deyip boş verecek oyuncu yok. Herkes birbirine yardım ederek, birbirine destek vererek takım için elinden geleni yapmaya çalışıyor.-A2 Ligi’nde inanılmaz bir gol yüzdesiyle oynuyorsun. Oynadığın maçtan daha fazla gol attın. O ligin sana hafif geldiğini mi düşünüyorsun?Böyle söylemek yanlış olur. Biz o lige göre çok iyi bir takımız ve bu nedenle ben de daha zayıf rakiplere karşı çok sayıda gol atabiliyorum. A takımda oynayıp sonra A2’ye gitmek benim için bir problem oluşturmuyor. Zaten hocama da “Eğer A takım kadrosunda olmayacaksam A2’de oynamayı istiyorum” diyorum. Benim için önemli olan maç tecrübemi artırmak. A2 Ligi’ni de bu açıdan önemli bir fırsat olarak görüyorum ve seve seve oynuyorum.-Türkiye ile Almanya’yı kıyaslarsan burada ne eksik, ne fazla…Almanya daha disiplinli bir ülke. Söylenen her şey zamanında yapılır. Burada ise işler biraz zamana yayılıyor. Burada Almanya’ya göre fazla olan şey ise arabaların sayısı. İşin yakası bir yana Türkiye’nin fazlası insanlarının sıcakkanlılığı. Burada Almanya’da bulamayacağınız yakınlığı ve yardımseverliği kolayca görebilirsiniz.Cihan
"Oklahoma'ya Geldiğim İçin Çok Mutluyum"
Enes Kanter, NBA'de dün gece oynanan Oklahoma'nın Lakers'ı 108 -101 mağlup ettiği maçın sonrasında çok özel açıklamalarda bulundu.Açıklamalarına transferi ile alakalı başlayan Enes Kanter 'Takas olmayı çok istiyordum ve bunu medya aracılığı ile dile getirmiştim. Takasların son günü hatta son dakikalarında Oklahoma'ya takas oldum. NBA'in en iddialı takımlarından birisine geldiğim için çok mutluyum' şeklinde konuştu. Oklahoma City Thunder ile bu sene ki hedeflerinin playofflara kalmak olduğunu belirten Kanter' Hedefimiz kesinlikle play-offlar. Şuan için bazı yıldız oyuncularımız sakat, yakında takıma dönecekler. Play-offlara kalırsak ben çok başarılı olacağımıza inanıyorum . Bu yaz serbest oyuncu olacağım, burada kalıp şampiyonluk yaşamayı çok isterim.' dedi.Scott Brokks: Enes bize çok güç kattıOklahoma City Thunder'in Baş Antrenorü Scott Brooks ise Enes'in performansından ve takıma katkısından dolayı çok mutlu olduğunu dile getirdi. Brooks 'Enes'in takıma katılması bizi ofansif ve defansif yönden daha güçlü yaptı. Enes çok iyi bir karaktere sahip bir oyuncu. Kendisi ve takım arkadaşları ile çabuk kaynaştılar. Pota altı olsun,orta şutlar, serbest atışlar ve reboundlarda çok etkili oyunu çok yönlü oynayabilen bir oyuncu. Onun gibi bir oyuncuya sahip olduğumuz için çok mutluyuz' ifadelerini kullandı.Eurosport
Trabzonspor Başkanı Hacıosmanoğlu Takıma Cezayı Kesti!
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, başarı gelmeyince kesenin ağzını kapattı. Hacıosmanoğlu, “Sezon bitene kadar prim yok” diyerek takıma gözdağı verdiBelki de tarihinin en hareketli transfer dönemini geride bırakan, gerek sezon başında gerekse devre arasında birçok oyuncuyu kadrosuna katan Trabzon beklenen başarıya bir türlü ulaşamadı. Transfere milyonlarca Euro harcayan ve büyük özveri göstererek takımın tüm ihtiyacına koşan başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, Karabük maçı öncesi önemli bir karar aldı. 3 kulvarda da elde edilen sonuçlardan rahatsız olan başkan Hacıosmanoğlu, galibiyet primlerinin kaldırıldığını açıkladı.Yönetim kurulu ile bu konuyu değerlendiren ve böyle bir karar alan Trabzonspor Başkanı, bu haftadan itibaren futbolculara prim ödenmeyeceğini ifade etti. Son dönemdeki futboldan oldukça rahatsız olduğu öğrenilen Hacısomanoğlu, “Sezon bitene kadar prim diye bir şey yok. Şampiyonlar Ligi’ne gidersek bir şeyler düşünürüz. Ama kaybedilen her puan için bundan sonra para cezası gelecek. Ona göre herkes kendine çeki düzen versin” uyarısında bulundu.HTSPOR
Reklam
Sporun Manşetleri | 2 Mart 2015
Spor gazetelerinin manşetlerinde ve gazetelerin spor sayfalarında bugün hangi haberler var? Spor manşetlerine 1 dakikada göz atın. İşte sporun gündemi...
G.Saray'dan Sert Açıklama: "İstifa Et"
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Ural Akuzum, Anadolu Efes maçının ardından GSTV'ye açıklamalarda bulundu.Anadolu Efes maçında başantrenör Ergin Ataman'a iki kez teknik faul çalınmasını eleştiren Akuzum, TBF Başkanı Turgay Demirel'i istifaya davet etti.Galatasaray Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cem Kınay da 25 Şubat'ta GS TV'de yayınlanan Günün Manşeti adlı programında açıklamalarda bulunarak Turgay Demirel'i istifaya davet etmişti.İŞTE O AÇIKLAMALAR'Dün gece Ergin Ataman, ben ve Ural Aküzüm toplantı yaptık. Ergin hoca, TBF'den aldığı ceza yüzünden çok üzgündü. Basketbol Federasyonu tarihinde olmayan bir ceza vermiştir. Çok yüksek bir ceza. Futbolda da böyle cezalar yok. Bunun arkasında yatan bir sebep var. Sakin kafayla bunu düşüneceğiz. Ergin hocanın arkasındayız. Başkanım defalarca söyledi. Ergin hocaya büyüğü olarak nasihatler verdim. Başkan da onunla bir toplantı yaptı. Hayatımızdaki birini kaybetmek kolay. Turgay Demirel artık dönemini doldurdu. Harun aday. O adaylığını açıkladıktan sonra kendisine mesaj attım. Turgay Demirel vaktini doldurdu. Genç arkadaşlara görevi teslim etmesi lazım. Galatasaray'a ve Ergin Ataman'a haksızlık yapmaya devam ediyor. Tokat konusunu küçümsemiyorum ama buna artık bir son verelim. Üzerini kapatmaya çalıştığım sakın söylenmesin. Ergin hoca da gerekli açıklamaları yapacak. Yoğun maç trafiği var.'Sporx
Reklam
Ataman: "Konuşunca Olay Oluyor O Yüzden Susuyorum"
Türkiye Basketbol Ligi’nin 20. haftasında Anadolu Efes ile karşı karşıya gelen Galatasaray Liv Hospital’da koç Ergin Ataman diskalifiye olarak oyun dışı kaldı.Anadolu Efes mücadelesinde iki teknik faul alarak diskalifiye olan Ergin Ataman mücadelenin son bölümünde oyun dışı kaldı. Maç sonunda açıklamalarda bulunan Ergin Ataman “Ribaundu aldığında Erceg’e üst üste iki tane faul yapılmasından dolayı itirazlarım yüzünden sportmenlik dışı faul aldım. Son topa kadar Avrupa’nın en iyi takımına, en iyi Koç’una karşı mücadelemizi yazmazsınız ama ‘Ergin Ataman atıldı’ yazarsınız. Maçta ter döken yedi oyuncum ile gurur duyuyorum. Aslanlar gibi mücadele ettiler. Maçı herkes seyretti, konuştuğum zaman ise olay oluyor. O yüzden susuyorum” ifadelerini kullandı.Ergin Ataman ayrıca “Anadolu Efes bu sezon herkesin desteğini alan, gençlerle oynayan bir takım. Efesli gençleri kutluyorum. Çok güzel maç oldu. Biz Galatasaray takımı olarak; bu sezon olumsuzluklara rağmen son topa kadar mücadele ettik. Oyuncularımdan gurur duyuyorum” dedi.Ajans Basketbol
Nefes Kesen Derbi Efes'in
Anadolu Efes, büyük bir heyecana olan karşılaşmada Galatasaray Liv Hospital'ı 77-75 mağlup etti.Maça iyi başlayan taraf konuk Galatasaray Liv Hospital oldu ve sarı kırmızılılar ilk çeyreği 21-17 önde tamamladı. İkinci çeyrek de Galatasaray'ın 39-37 üstünlüğü ile tamamlandı.Müthiş bir rekabete sahne olan üçüncü çeyrekte de Galatasaray Liv Hospital, rakibine yakalanmadı ve son bölüme 64-62 önde girdi. Özellikle son iki dakikası nefes kesen dördüncü çeyrekte daha az hata yapan Anadolu Efes, salondan 77-75 galip ayrıldı.Kaynak: AA
Reklam
Denizli: "Herkes Beşiktaş'a Teşekkür Etsin"
Spor Toto Süper Lig'in 22. hafta mücadelesinde, hafta arasında Liverpool zaferi yaşayan Beşiktaş, Balıkesirspor ile 2-2 berabere kaldı.Lig Tv'de yorumculuk yapan Mustafa Denizli, Beşiktaş'ın Avrupa'da kazandığı puanlara dikkat çekti.Denizli açıklamasında, 'Şu an Balıkesir'e puan kaybeden ve eleştirdiğimiz Beşiktaş Türkiye'nin 2 senesini kurtardı. Herkesin teşekkür borcu var' sözlerini kullandı.Siyah-beyazlıların yeni transferlerinden Opare hakkında ise, 'Opare, Beşiktaş'ta zorunluluğun ortaya çıkarttığı bir isim' şeklinde konuştu.Eurosport
Pedro Franco Yine Aynı Kırmızı Kartı Gördü
Süper Lig'in 22. haftasında Balıkesirspor ile 2-2 berabere kalan Beşiktaş'ta Pedro Franco maçın son dakikalarında direkt kırmızı kartla oyundan atıldı.Süper Lig'de gördüğü kırmızı kartlar yüzünden uzun süre problemler yaşayan Beşiktaş, uzun bir aradan sonra bir kez daha kırmızı kart gördü.Ligde bugüne kadar çıktığı maçlarda 8 kırmızı kart gören Beşiktaş'ta bu sayı Balıkesirspor maçında 9'a yükseldi.En son 26 Ocak'ta oynanan Gençlerbirliği maçında kırmızı kart gören siyah-beyazlılar, 4 hafta sonra bir kez daha maçı 11 kişi tamamlayamadı.Pedro'dan benzer kırmızı kartBeşiktaş'ın en son kırmızı kart gördüğü lig maçında oyundan atılan futbolcu yine Pedro Franco olmuştu. Serdar Kurtuluş'un geri pasında topun kontrolünü sağlayamayan Kolombiyalı futbolcu, Gençlerbirliği oyuncusu Berat'a topu kaptırınca rakibini arkadan yaptığı müdahale ile indirmiş ve direkt kırmızı kartla oyundan atılmıştı.Bu akşam yine benzer bir şekilde geriden gelen Sercan Yıldırım'a geçilerek topu kaptıran Franco, son adam olmasına rağmen rakibini arkadan müdahalesiyle yerde bıraktı ve yine direkt kırmızıyla oyundan atıldı.Halis Özkahya'nın hakemlik kariyerinde en çok kırmızı kart gösterdiği takım olan Beşiktaş'a karşı çıkardığı kırmızı kart sayısı bu maçla 8'e yükseldi.Eurosport
Opare: "Özel Bir Performans Gösterdiğimi Düşünmüyorum"
Beşiktaş’ın Liverpool maçındaki etkili isimlerinden Opare, bugün de Balıkesirspor’a karşı bir gol attı. Genç futbolcu, 2-2 biten karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulundu.Özel bir performans göstermediğini belirten Opare şöyle konuştu;“Bugün benim için iyi değildi. Buraya 3 puan için gelmiştik. Çok özel bir performans da gösterdiğimi düşünmüyorum. Sahaya çıkıyorum ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum.Benim için sağ veya sol bek oynamak önemli değil. Öğreniyorum… Ben buraya Beşiktaş için oynamaya geldim. Savunmada her yerde oynayabilirim. Boyum kısa ama iyi zıplayabilirim.”Açık Mert Korkusuz
Bilic: "1 Puan Aldığımız İçin Şanslıyız"
Spor Toto Süper Lig'de Balıkesirspor ile 2-2 berabere kalan Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic maçın ardından açıklamalarda bulundu.Balıkesirspor karşısında hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade eden Hırvat teknik adam, 'Bu maçla ilgili ciddi endişelerim vardı, 3 gün önce oynadığımız Liverpool maçında fiziki olarak yorulduk. Kötü oynadık ancak buna rağmen de 2 kez öne geçtik ama bir türlü skoru koruyamadık. Balıkesirspor 2-2'yi bulduktan sonra kazanabilirdi, 1 puan aldığımız için şanslıyız ve tırnak içerisinde mutluyuz' dedi.Şampiy10
Reklam